2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 23

İcra ve İflas Kanunu 23. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 23 – (Değişik: 14/1/2011-6103/41 md.) Bu Kanunun uygulanmasında; 1. “İpotek” tabiri ipotekleri, ipotekli borç senetlerini, irat senetlerini, eski hukuk hükümlerine göre tesis edilmiş taşınmaz rehinlerini, taşınmaz mükellefiyetlerini, bazı taşınmazlar üzerindeki hususî imtiyazları ve taşınmaz eklenti üzerine rehin muamelelerini, 2. “Taşınır rehni” tabiri, teslime bağlı rehinleri, Türk Medenî Kanununun 940 ıncımaddesinde öngörülen rehinleri, ticarî işletme rehnini, hapis hakkını, alacak ve sair haklar üzerindeki rehinleri, 3. Sadece “Rehin” tabiri, “ipotek” ve “taşınır rehni” tabirlerine giren bütün taşınır ve taşınmaz rehinlerini, ihtiva eder. Açıkça öngörülen istisnalar dışında, bayrağına ve bir sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemiler hakkında bu Kanunun taşınırlara ilişkin hükümleri uygulanır. Bu Kanun uyarınca gemi siciline verilecek şerhler, Türk Ticaret Kanununun 977 nci maddesi hükmüne tâbidir. İKİNCİ BAP İlamların İcrası I. Para ve Teminattan başka Borçlar Hakkında İlamların İcrası: Taşınır teslimi:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

14 karar eşleşti
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi, 2011/6326 E., 2011/10299 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
Verilen ikinci hüküm, Dairemizin 15.07.2010 gün, 8159–6740 sayılı ilamı ile somut olayda üçüncü kişi lehine İİK’nun 23/2. maddesinin uygulanma koşullarının gerçekleşmediği, ancak sunulan 20.09.2003 günlü faturanın mahcuzlara uygunluğu yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı ve 2003 yılına ait irsaliyelerin bulunması da dikkate alınarak malların teslim edilip edilmed
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi         2011/6326 E.  ,  2011/10299 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı (üçüncü kişi) vekili, İzmir 13.İcra Müdürlüğü’nün 2005/2418 sayılı takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, Pendik 1. İcra Müdürlüğü’nün 2005/801 Talimat sayılı dosyasında yapılan 11.04.2005 günlü hacze konu klimaları borçlu şirkete sattıklarını, ancak borçlu hakkında başlattıkları ve hacizden önce kesinleşen icra takipleri nedeni ile alacaklı oldukları için satılan malları teslim etmediklerini ve TMK’nun 950. maddesi uyarınca hapis haklarını kullanarak depolarında tuttuklarını belirterek buna yönelik başvurularının reddi ile ilgili icra müdürlüğü işleminin iptaline, İİK’nun 99. maddesi uyarınca alacaklı tarafa dava açılması için süre verilmesine, mahcuzların rehin hakkı ile yükümlü olarak haczedilmiş sayılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı (alacaklı) vekili, davanın süresinde açılmadığını, borçlu hakkında yürüttükleri icra takibi sırasında davacının başka dosyadan haczettirdiği mahcuzlar üzerine iştirak haczi koydurduklarını, bu dosyada icranın geri bırakılması kararı verilip haczin düşmesi üzerine iştirak haczine karşı hapis hakkını ileri sürdüklerini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı (borçlu), davacı şirketle aralarında rehin sözleşmesinin olmadığını, rehinle teminat altına alınmış alacakları olsaydı ihtiyati haciz kararı almalarının mümkün olmadığını, mahcuzları satın aldıkları halde haksız olarak depolarında bulundurup teslim etmediklerini, zamanaşımına uğrayan icra takipleri nedeni ile yaptıkları hacizler düşünce hapis hakkını ileri sürdüklerini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece toplanan delillere göre: “davanın haczi öğrenme tarihine göre 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde açılmadığı” gerekçesi ile süre aşımından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay yüksek 21. Hukuk Dairesi’nin 19.03.2007 gün, 8078–4740 sayılı ilamı ile öğrenme tarihine göre davanın süresinde açıldığının kabulü ile işin esasına yönelik karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozma kararı verilmiş, Mahkemece bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama sırasında işin esasına girilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve toplanan delillere göre: “mahcuzların davacı şirket tarafından borçluya satıldığı, ancak henüz teslim alınmadan birçok dosyada haczedildiği, bu dosyaya konu icra takibi sırasında da 11.04.2005 günlü iştirak haczinin konulduğu, davacının hacizden haberdar olmaması nedeni ile açılan davanın süresinde kabul edilmesi gerektiği, borçluya satılan mallar üzerinde davacının, kendi deposunda ve yedinde haczi nedeni ile hapis hakkının bulunduğu, bunun rehin hakkı niteliği taşıdığı“ gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilerek haczin, davacının 332.097,46.-TL rehin hakkının bulunduğu belirlenerek yapılmış sayılmasına ve satış bedelinin de buna göre ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı ve borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. Verilen ikinci hüküm, Dairemizin 15.07.2010 gün, 8159–6740 sayılı ilamı ile somut olayda üçüncü kişi lehine İİK’nun 23/2. maddesinin uygulanma koşullarının gerçekleşmediği, ancak sunulan 20.09.2003 günlü faturanın mahcuzlara uygunluğu yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı ve 2003 yılına ait irsaliyelerin bulunması da dikkate alınarak malların teslim edilip edilmediği, mülkiyetin borçluya geçip geçmediği konularının araştırılıp değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuş, Mahkemece uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda: “dava konusu mahcuzlarla ilgisi olmayan icra takiplerine konu alacaklar üzerinden hapis hakkı bulunduğunun kabul edilemeyeceği, üçüncü kişinin İİK’nun 23/2. maddesinden yararlandırılmasının mümkün olmadığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, uyulan bozmaya göre; davacı üçüncü kişi vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 3.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi, 2009/8159 E., 2010/6740 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK’nun 23/2. maddesi gereğince, hapis hakkı taşınır rehni deyimi kapsamındadır.
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi         2009/8159 E.  ,  2010/6740 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı ve borçlu tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı (üçüncü kişi) vekili, İzmir 13. İcra Müdürlüğü’nün 2005/2418 Esas sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca,Pendik 1.İcra Müdürlüğü’nün 2005/801 Talimat sayılı dosyasında yapılan 11.04.2005 günlü hacze konu menkulleri borçlu şirkete sattıklarını, ancak borçlu hakkında başlattıkları ve hacizden önce kesinleşen icra takipleri nedeni ile alacaklı oldukları için satılan klimaları teslim etmediklerini ve TMK’nun 950. maddesi uyarınca hapis haklarını kullanarak depolarında tuttuklarını, belirterek buna yönelik başvurularının reddi ile ilgili icra müdürlüğü işleminin iptaline, İİK’nun 99. maddesi uyarınca alacaklı tarafa dava açılması için süre verilmesine, mahcuzların rehin hakkı ile yükümlü olarak haczedilmiş sayılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı (alacaklı) vekili,davanın süresinde açılmadığını, borçlu hakkında yürüttükleri icra takibi sırasında davacının başka dosyadan haczettirdiği mahcuzlar üzerine iştirak haczi koydurduklarını, bu dosyada icranın geri bırakılması kararı verilip haczin düşmesi üzerine iştirak haczine karşı hapis hakkını ileri sürdüklerini, belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı (borçlu), davacı şirketle aralarında rehin sözleşmesinin olmadığını, rehinle teminat altına alınmış alacakları olsaydı ihtiyati haciz kararı almalarının mümkün olmadığını, mahcuzları satın aldıkları halde haksız olarak depolarında bulundurup teslim etmediklerini, zamanaşımına uğrayan icra takipleri nedeni ile yaptıkları hacizler düşünce hapis hakkını ileri sürdüklerini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece toplanan delillere göre: “davanın haczi öğrenme tarihine göre 7 günlük yasal Hak düşürücü süre içinde açılmadığı” gerekçesi ile süre aşımından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiş, Yüksek Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 19.03.2007 gün,8078-4740 sayılı ilamı ile öğrenme tarihine göre davanın süresinde açıldığının kabulü ile işin esasına yönelik karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozma kararı verilmiş; Mahkemece bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama sırasında işin esasına girilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılarak toplanan delillere göre: “mahcuzların davacı şirket tarafından borçluya satıldığı,ancak henüz teslim alınmadan bir çok dosyada haczedildiği,bu dosyaya konu icra takibi sırasında da 11.04.2005 günlü iştirak haczinin konulduğu, davacının hacizden haberdar olmaması nedeni ile açılan davanın süresinde kabul edilmesi gerektiği,borçluya satılan mallar üzerinde davacının, kendi deposunda ve yedinde haczi nedeni ile hapis hakkının bulunduğu,bunun rehin hakkı niteliği taşıdığı“ gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilerek haczin, davacının 332.097,46.TL rehin hakkının bulunduğu belirlenerek yapılmış sayılmasına ve satış bedelinin de buna göre ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı ve borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1.Dosya içindeki bilgi ve belgelere, uyulan bozma ilamına göre, haczin daha önce öğrenildiğinin kanıtlanamaması karşısında, davanın 7 günlük yasal süresi içinde açıldığı yönündeki kabul usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davalı (alacaklı) vekilinin buna yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2.Dava, üçüncü kişinin hapis hakkına dayalı olarak İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir. İİK’nun 23/2. maddesi gereğince, hapis hakkı taşınır rehni deyimi kapsamındadır. Yasada bahsi geçen hapis hakkı TMK’nun 950. maddesinde yer alan düzenlemedir ve bundan yararlanabilmek için; a)Borçluya ait taşınır bir malın ya da kıymetli evrakın rızası ile üçüncü kişiye verilmesi, b)Borcun muaccel olması, c)Niteliği gereği üzerinde hapis hakkı kullanılmak istenen eşya ile alacak arasında bir bağlantı bulunması şartlarının hepsi bir arada olmalıdır. Örneğin tamir için bırakılan eşyanın onarımının tamamlanmasından doğan masrafların ödenmemesi, vb. durumlarda borçlunun rızası ile teslim ettiği eşya ile ilgili doğan alacağın varlığından söz edilebilir. Bunun dışında eşya ile ilgisi bulunmayan alacaklar için, hatta satış bedelinin ödenmemesi halinde dahi hapis hakkı kullanılabileceğini öngören yasal bir düzenleme mevzuatımızda yer almamaktadır. Bu nedenlerle somut olayda davaya konu 50 adet klima üzerinde, bu eşyalarla ilgisi olmayan icra takiplerine konu alacakların toplamı üzerinden hapis hakkı bulunduğunun kabulü ile üçüncü kişinin İİK’nun 23/2. maddesinden yararlandırılması doğru değildir. Öte yandan, davacının sunduğu 20.9.2003 gün AC 360275 numaralı faturanın mahcuzlara uygunluğu yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, 2003 yılına ilişkin düzenlenen irsaliyeler de bulunduğu halde klimaların alıcı sıfatı ile davalı borçluya teslim edilip edilmediği, mülkiyetin borçluya geçip geçmediği üzerinde de durulmamıştır. Fatura tarihinden haciz tarihine kadar yaklaşık 2 yıl süre ile teslimatın yapılmamış olması da ticari teamüllere uygun değildir. BK’nun 182 ve TMK. 763/1.maddesi hükümlerine göre mülkiyetin borçluya geçip geçmediği irdelenmeden işin esasına girilerek eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmesi isabetli değildir. SONUÇ :Davalı (alacaklı) vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davanın süresinde açılmadığına yönelik temyiz itirazlarının reddine,(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar (alacaklı) ... ve (borçlu) ... Dayanıklı Tüketim Malları Ltd.Şti. vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklı ve borçluya geri verilmesine 15.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- ESER SÖZLEŞMESİ**- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 23 ]
15. Hukuk Dairesi 2006/7750 E., 2007/882 K. 15. Hukuk Dairesi 2006/7750 E., 2007/882 K. - DELİL SÖZLEŞMESİ - ESER SÖZLEŞMESİ- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 23 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 355 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 287 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 23 ] "İçtihat Metni" Mahalli mahkemesinden verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü: Dava, yanlar arasında adi yazılı şekilde yapılan 24.12.1994 tarihli sözleşmeye dayalı olarak açılmış olup; davada, elektrolitik bakır fiyatlarının sözleşmede belirtilen koşullara uygun olarak belirlenmemiş ve dolayısıyla yüksek fiyat gösterilmiş olması sonucu davalıya (60.000,00) YTL fazla ödeme yapıldığı ileri sürülerek, fazlaya ilişkin hak da saklı tutularak (1.000,00) YTL'nin davalıdan tahsili istenmiştir. Davalı vekili, tahsil edilen iş bedelinin yanlar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olarak belirfendiğini; davacıya tebliğ olunan ve Türk Ticaret Kanunu'nun 23/2. maddesinde öngörülen sekiz günlük süresi içinde de davalı yanca itiraza uğramadığından kapsamı kesinleşen faturalarda gösterildiğini ve fazla iş bedeli tahsil olunmadığını; yapılan işin bedelinin de asıl iş sahibi şirketten davacı tarafından tahsil edildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yanlar arasında adi yazılı şekilde yapılan ve Borçlar Kanunu'nun 355. maddesinde tanımlandığı üzere; niteliğince bir "eser" sözleşmesi olan 24.12.1994 tarihli sözleşme ve eklerinin kapsamının doğruluğu tarafların da kabulündedir. Bu sözleşme gereğince, yüklenici davacının yapımını yüklendiği Antalya bölgeleri santral sahalarında telefon şebekesi yapımı işi kapsamındaki "telefon kablolarının" imali ve davacıya teslimini alt yüklenici sıfatıyla davalı yüklenmiştir. Sözleşmenin "kablo eskalasyon formülü" başlıklı ekinin (B) maddesinin 2. fıkrasında; elektrolik bakır fiyatının hangi şirketlerin fiyatlarına göre belirlenmesi gerektiği açıklanmış olup; içeriği ise "Dahili piyasadan temin olunması halinde ise, ihale tarihindeki R... veya S... A.Ş.'nin elektrolitik bakır fiyatı, Petkim Yarımca teslimi PE-PVC ve dolgu maddesi fiyatları, Nasaş'ın fabrika teslimi alüminyum şerit fiyatı, çelik halat tel sanayinin fabrika teslimi çelik askı teli fiyatı esas alınacaktır" şeklindedir. Sözleşmenin bu maddesi hükmü ile yurt içinden temin edilerek imalatta kullanılması halinde "elektrolitik bakır fiyatının" belirlenmesi hususu yanlarca kararlaştırılmış olduğuna göre, bu madde hükmü, HUMK'nın 287. maddesi gereğince "delil sözleşmesi" niteliğindedir ve belirtilen uyuşmazlığın çözümünde anılan madde hükmünün uygulanması zorunludur. O halde, uyuşmazlık konusu işin bedeli, taraflar arasındaki sözleşmenin belirtilen hükmüne göre ve ayrıca sözleşmenin diğer şartları ve özellikle eskalasyon uygulaması koşulları da ayrıca gözetilerek saptanması gerekir. Türk Ticaret Kanunu'nun 23/2. maddesi gereğince; faturayı alan kimsenin, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde kapsamı hakkında itirazda bulunmaması sonucu fatura kapsamını kabul etmiş sayılabilmesi için, faturanın yanlar arasındaki yazılı sözleşme şartını değiştirecek içerikli olmaması gerekir. Çünkü, yanlar arasında bir yazılı sözleşme mevcut ise, taraflardan birisi tek yanlı olarak sözleşme hükümlerini değiştiremez. Ancak, taraflar arasında bir yazılı sözleşme yoksa, fatura kapsamına sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması halinde, fatura bir yazılı delil niteliği kazanmış ve karşı tarafın susması sonucu olarak da "sözlü" sözleşmenin koşulunun değiştirilmesi hususunda taraf iradeleri birleşmiş olur. Somut olayda ise, az yukarıda açıklandığı üzere; delil sözleşmesine uygun olarak, bedeli uyuşmazlık konusu olan işin fiyatının belirlenmediği davacı tarafça ileri sürülmektedir. İş bedeli delil sözleşmesine göre belirlenmemişse, fatura kapsamına süresinde itiraz etme zorunluluğu yoktur. Yanlar arasındaki sözleşmenin Özel Şartlar bölümünün 4/2. maddesinde, 31.12.1995 tarihine kadar geçerli olduğu yazılıdır. Dava dosyası kapsamındaki faturalar incelendiğinde ise, taraflar arasındaki iş ilişkisinin 1995 ve 1996 yıllarını kapsadığı anlaşılmaktadır. Sözleşme 1996 yılı içinde yanlarca yürürlükte tutulmuşsa, başka bir anlatımla 1996 yılı içinde uygulama süresi, tarafların açık ya da örtülü olarak bileşen iradeleri sonucu uzatılmış ise, 1995 ve 1996 yılları içinde yapılan işlerin, sözleşme konusu işler olarak kabulü gerekecektir. Aksi halde, sözleşmenin geçerliliği süresi dışındaki işler, ya sözleşme dışı iş veya yapılmış ise "sözlü" sözleşme konusu iş olacaktır. O halde, 24.12.1994 günlü yazılı sözleşmenin kapsamındaki işlerden olan "elektrolitik bakır" işinin fiyatı, yukarıda belirtilen sözleşme hükmüne göre belirlenmesi; sözleşme dışı işlere ise sözleşme hükümleri uygulanamayacağından ve ayrıca sözlü sözleşme yapılmış ise o sözleşme konusu işlere de yazılı sözleşme uygulanamayacağı açıkça bilinmesi gereken bir husus olduğundan, bunlara göre yaptırılan işlere ilişkin fatura kapsamları, İİK'nın 23/2. maddesi gereğince kesinleşmiş olması durumunda da mahkemece dikkate alınması gerekmektedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca da mahkemece yapılacak iş; delil sözleşmesi niteliğindeki ve içeriği yukarıda belirtilen sözleşme hükmünde kararlaştırılan şirketlerden S... A.Ş.'nin elektrolitik bakır fiyatının bedelin tespitinde esas alındığı bildirilmiş ve fiyat listelerinin de bu şirket tarafından dosya kapsamına sunulmuş olmasına karşın davacı taraf, bu listelerin gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek itirazda bulunmuş olmasına göre; HUMK'nın 333 ila 336. maddeleri hükümleri uygulanarak, üçüncü kişi durumundaki S... A.Ş.'nin ticari defter ve belgeleri; yanlar arasındaki yazılı sözleşme kapsamında kalan uyuşmazlık konusu işin fiyatlarının belirlenmesine yönelik olarak oluşturulacak inceleme konusunu işi bilir üç kişilik bilirkişi kuruluna, anılan şirketin mahkemeye sunduğu 05.12.1999 tarihli yazı da gözetilerek, HUMK'nın 227/2. maddesi gereğince gerektiğinde yetki verilmek suretiyle incelettirilmesi ve ayrıca İstanbul Ticaret Odası'na sözleşme konusu işlerin belirlenmesi gereken tarihler itibariyle uyuşmazlık konusu işin yapımında kullanılan bakır fiyatlarını S... A.Ş.'nin bildirip bildirmediğinin sorulup tespiti ve bildirilmiş ise fiyat listelerinin istenerek bilirkişi kuruluna sunulmasıyla bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınarak varılacak sonucuna göre bir karar vermekten ibaret olmalıdır. Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden, eksik inceleme sonucu verilen karar doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir. Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeple temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacı yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 14.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 23 ]
12. Hukuk Dairesi 2008/22953 E., 2009/4625 K. 12. Hukuk Dairesi 2008/22953 E., 2009/4625 K. - HAPİS HAKKI - İSTİHKAK İDDİASI - REHNİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİP- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 96 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 99 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 145 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 150 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 23 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 940 ] "İçtihat Metni" Mahalli mahkemece verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine, bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü: Davalı alacaklılar, kira alacağından dolayı hapis hakkına dayanarak kiralanan işyerindeki menkul malların tespitini talep etmişler, 16.04.2008 tarihli tespit sırasında; kiracı şirket yetkilisi Pınar, satışa sunulan araçların A... Otomotiv San. Tic. A.Ş.'ye ait olduğunu ileri sürmüştür. Söz konusu menkullerin tespitinden sonra alacaklılar vekili, 29.04.2008 tarihinde rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmiştir. Hapis hakkı, kanundan doğan bir tür rehin hakkıdır. İİK'nın 23/2. maddesine göre menkul rehni "... alacak vs. haklar üzerindeki rehinleri de" ifade eder. Taşınır rehni tabiri, teslime bağlı rehinleri, TMK'nın 940. maddesinde öngörülen rehinleri, ticari işletme rehnini, hapis hakkını, alacak ve sair haklar üzerindeki rehinleri de kapsar. Bu nedenle alacaklı, kendisine tanınan hakkı kullanarak taşınır rehninin paraya çevrilmesine ilişkin yolla İİK'nın 145 ve devamı maddeleri uyarınca takip yapabilir. Nitekim alacaklı, borçluya karşı hapis uygulanan menkuller için menkul rehninin paraya çevrilmesi yoluyla 29.04.2008 tarihinde takibe geçmiştir. İstihkak iddiası, hacizli mala istihkak davası hakkındaki hükümlere tabidir (İİK m. 96-99, 150/g). Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipte, haciz aşaması olmadığı için, istihkak iddiaları paraya çevirme aşamasında (rehinli malın satışının istenmesinden sonra) incelenir (İİK m. 150/g). Somut olayda şikayet tarihi (24.04.2008) itibariyle henüz rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlamamış, dolayısıyla paraya çevirme aşamasına da geçilmediği için bu aşamada istihkak iddiasının incelenmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle mahkemece şikayetin reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabul şekline göre de; borçlu kiracıya ait menkuller (bilgisayar, TV, masa, sandalye vs.) üzerindeki hapis hakkının da kaldırılması doğru görülmemiştir. Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK'nın 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 05.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2024/3517 E., 2025/770 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
davalı icra müdürlüğünün satış işlemi yapamadığını, araçların uzun süre otoparkta bağlı kaldığını, bu yüzden ekonomik ömürlerini yitirdiğini, firmaları yediemin hakkından doğan alacağına mahsuben 10.06.2015 tarihinde BK'nın 482-267 ve yine İİK'nın 270,23 maddeleri uyarınca hapis hakkına istinaden araçların satışını talep ettiğini, ...İcra Müdürlüğü'nün 2015/719 Esas, 2015/723 Esas numaralı dosyala
6. Hukuk Dairesi         2024/3517 E.  ,  2025/770 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/50 E., 2021/27 K. ŞİKAYETÇİLER : 1- ... 2- ... Otopark Hizmetleri İnşaat Taahhüt Gıda Temizlik Tekstil Turizm Nakliyat İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi ŞİKAYET OLUNANLAR : 1- ... 2- ...Vergi Dairesi 3- ... vekilleri Avukat ... İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar şikayet olunanlar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. ŞİKAYET Şikayetçi şirket temsilcisi dilekçesinde, ...İcra Müdürlüğü'ne bağlı olarak yediemin dopusu işletmekte olduğunu, ...Trafik Tescil Bürosu ekipleri tarafından..., ... plaka sayılı araçlar işletmekte olduğu yediemin deposunda tarafından muhafaza altına alındığını, bu araçlar üzerinde fiili hacizler yapıldığı halde alacaklı ve dolayısı ile davalı icra müdürlüğünün satış işlemi yapamadığını, araçların uzun süre otoparkta bağlı kaldığını, bu yüzden ekonomik ömürlerini yitirdiğini, firmaları yediemin hakkından doğan alacağına mahsuben 10.06.2015 tarihinde BK'nın 482-267 ve yine İİK'nın 270,23 maddeleri uyarınca hapis hakkına istinaden araçların satışını talep ettiğini, ...İcra Müdürlüğü'nün 2015/719 Esas, 2015/723 Esas numaralı dosyaları ile araçların satışının talep edildiğini, satışa başka bir kişinin girmemesinden dolayı araçların alacağa mahsuben taraflarına iade edildiğini, icra müdürlüğünün depolarında bulunan araçlara ilişkin olarak hesaplanan yedieminlik ücretini, araçların depoya getirildiği tarihten hesaplamayıp, satışın talep edildiği tarihten hesaplamakla, kendilerine rüçhanlı olarak ödemesinden sonra: kalanı sıra cetveline tabi tutmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek sıra cetvellerinin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Şikayet olunanlar, şikayete cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.02.2016 tarihli ve 2015/264 Esas, 2016/43 Karar sayılı kararı ile yedieminlik ücretinin satış tarihi ile ihale tarihi arasındaki süre için rüçhanlı alacak olarak kabul edildiği; kalan süreye tekabül eden alacak için ise sıra cetveli düzenlenmesine yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde şikayetçi şirket temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 14.11.2019 tarihli ve 2016/4268 Esas, 2019/4759 Karar sayılı kararıyla; şikayetçinin yediemin alacağının İİK'nın 138/2. maddesi uyarınca bütün alacaklıları ilgilendiren masraflardan olması nedeniyle bedeli paylaşıma konu araçların yediemine bırakıldığı tarihten satış tarihine kadar Adalet Bakanlığı'na bağlı depo ve garajlarda muhafaza edilen mahcuz mallar için alınacak ücret tarifesi hakkındaki tebliğin 3 ve 4. maddeleri uyarınca ücret belirlenerek sıra cetvelinin bu şekilde düzenlenmesi için sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle şikayetin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda, şikayetin kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Şikayet olunanlar vekili temyiz dilekçesinde; yedieminlik ücreti satış tarihi ile ihale tarihi arasındaki süre için rüçhanlı alacak olarak kabul edildiğini, bu nedenle şikayetin reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın açılmasına sebebiyet verilmeyen müvekkil kurumlar aleyhine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini, müvekkil kurumların harçtan muaf olduğunu, üç ve dört numaralı hüküm fıkralarında harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınması yönündeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılama şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz istemlerinin incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre şikayet olunanlar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.1. Sıra cetvelinde şikayette, şikayetin haklı bulunması halinde şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptali ile yetinilmesi gerekir. Bu nedenle mahkeme gerekçesinde belirtilmesine rağmen hüküm kısmında ‘şikayetçinin yediemin alacağının İİK'nın 138/2 maddesi uyarınca bütün alacaklıları ilgilendiren masraflardan olması sebebiyle bedeli paylaşıma konu araçların yediemine bırakıldığı tarihten satış tarihine kadar Adalet Bakanlı'na bağlı depo ve garajlarda muhafaza edilen mahcuz mallar için alınacak ücret tarifesi hakkındaki tebliğin 3. ve 4. maddeleri uyarınca ücret belirlenerek sıra cetvellerinin bu şekilde düzenlenmesine’ şeklinde hüküm kurulması bozmayı gerektirir. 2.2. Bilindiği üzere HMK'nın 326. maddesi gereğince yargılama giderleri, aleyhine karar verilen taraftan alınır. Şikayet olunan harçtan muaf ve şikayet kabul edilmişse şikayet eden tarafından yatırılan peşin harç iade edilir. Diğer yandan temyiz yoluna başvuru ve nispi harca gelince temyize konu kararın bozulması halinde alınan peşin harcın iadesine karar verilmelidir. Nitekim bozma kararı ile iade edilmiştir. Hal böyle olunca bu harcın da tekrar iadesine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 nci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Şikayet olunanlar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Şikayet olunanlar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin ikinci paragrafının hükümden çıkartılarak yerine, " ...İcra Müdürlüğü'nün 2015/719 ve 2015/723 Esas sayılı dosyalarında düzenlenen 30.11.2015 tarihli sıra cetvellerinin iptaline" fıkrasının eklenmesine; hüküm fıkrasının (3) numaralı bendi çıkartılarak yerine "Davacı tarafça yatırılan 27,70 TL peşin harcın, davacı tarafa iadesine" ibarelerinin yazılmasına, hüküm fıkrasının (4) numaralı bendi çıkartılarak yerine "Davacı tarafça yapılan 202-TL yargılama giderinin (202,00 TL posta masrafı) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine" ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

Gemi siciline kayıtlı olmayan bir gemi üzerinde rehin hakkı varsa, hangi hükümler uygulanır?

A) Taşınmaz rehni hükümleri.
B) Taşınır rehni hükümleri.
C) Ticari işletme rehni hükümleri.
D) Deniz ticareti kanunu özel hükümleri.
E) Hapis hakkı hükümleri.

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol