2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 25

İcra ve İflas Kanunu 25. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 25/b- (Ek: 17/7/2003-4949/7 md.) (Mülga:24/11/2021-7343/32 md.) Taşınmaz tahliye ve teslimi: 1 – Borçlunun elinde ise:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2024/292 E., 2025/275 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle değişik 364/1.
Hukuk Genel Kurulu         2024/292 E.  ,  2025/275 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2035 E., 2023/2032 K. 1.Taraflar arasındaki şikâyet isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin reddine dair verilen kararın şikâyetçi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikâyetin kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2. Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonrasında gereği düşünüldü: 3. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle değişik 364/1. maddesi "Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen ve miktar ve değeri 10.000 lirayı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir." hükmünü içermektedir. 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 6763 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle “onbin lirayı” ibaresi “kırk bin Türk lirasını” şeklinde değiştirilmiştir. 20.02.2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle “kırk bin” ibaresi “elli sekiz bin sekiz yüz” şeklinde değiştirilmiştir. 4. 2004 sayılı Kanun'un 20.02.2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değişik Ek 1/1. maddesinde 364. maddesindeki parasal sınırın 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesine göre her yıl tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması öngörülmüş ve 01.01.2023 tarihinden itibaren bu miktar 238.730,00 TL olarak belirlenmiştir. 5. 2004 sayılı Kanun'un 20.02.2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle değişik Ek 1/1. maddesinde aynı Kanun'un 363 ve 364. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır. 6. Belirtilmelidir ki bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken, temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı, karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise ona bağlı kalınmalıdır. Buradaki “karar” teriminin, Bölge Adliye Mahkemesinin Özel Daire bozmasına karşı verdiği direnme kararını da kapsayacağında duraksama bulunmamaktadır. 7. 2004 sayılı Kanun'un 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değişik 364/2. maddesinde ise temyiz yoluna başvurma ve incelemesinin 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (1086 sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılacağı belirtilmiştir. 8. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 447/2. maddesi "Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır." hükmünü içermektedir. 9. Somut olayda; şikâyetçi icra mahkemesine başvurusunda sıra cetvelinde ikinci sırada alacaklı olduğunu, sıra cetveline itiraz davalarının reddedildiğini ve sıra cetvelinin kesinleştiğini, dosyada satış sonucu elde edilen paranın nemalandırılmış olduğunu, icra müdürlüğünden nemanın kendisine ödenmesini talep ettiğini ancak icra müdürlüğünce nema faizinin sıra cetveli alacaklısına ödenmesi talebinin reddine karar verildiğini ileri sürerek 03.06.2021 tarihli memurluk işleminin iptalini talep etmiştir. Şikâyetçiye sıra cetvelinde ayrılan 709.474,81 TL 04.06.2021 tarihinde ödenmiştir. İcra dosyasında 27.08.2019 ile 27.05.2021 tarihleri arasında elden edilen nema bedeli ise toplam 83.617,08 TL’dir. 10. Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararının verildiği 27.09.2023 tarihinde temyiz edilebilirlik (kesinlik) sınırı 238.730,00 TL'dir. Bu durumda uyuşmazlık konusu değerin (83.617,08 TL) 2004 sayılı Kanun'un 364/1. maddesinde belirtilen kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti yoktur. 11. O hâlde Hazine vekilinin temyiz başvurusunun 2004 sayılı Kanun'un 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değişik 364. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun’un 352. maddesi uyarınca miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Hazine vekilinin temyiz başvurusunun 2004 sayılı Kanun'un 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değişik 364. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun’un 352. maddesi uyarınca miktardan REDDİNE, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Diğer kararlar (3)

yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- ŞİKAYET**- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 25 ]
12. Hukuk Dairesi 2009/4318 E., 2009/12326 K. 12. Hukuk Dairesi 2009/4318 E., 2009/12326 K. - İLAMLARIN İCRASI - ŞİKAYET- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 25 ] "İçtihat Metni" Mahalli mahkemece verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine, bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü: Takip dayanağı (Küçükçekmece İkinci Aile Mahkemesi) nin 2007/ 854 esas, 2008/755 karar sayılı 30.07.2008 karar tarihli ilamı ile boşanmaya, küçüğün velayetinin babaya bırakılmasına ve şikayetçi anne ile küçük arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. İİK'ya 4949 sayılı Kanunla eklenen 25/b maddesine göre "Çocukların teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların icrası, icra müdürüyle birlikte Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından görevlendirilen sosyal çalışmacı, pedagog, psikolog veya çocuk gelişimcisi gibi bir uzmanın, bunların bulunmadığı yerlerde bir eğitimcinin hazır bulunması suretiyle yerine getirilir". Bu maddeye ilişkin hükümet gerekçesinde; "Çocuğun Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmede öngörülen yüksek yararı ve Sözleşmenin 9. maddesinde yer alan ilkelere uyum sağlanması amacıyla çocuk teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamların icrasında icra müdürünün yanında hazır bulunabilecekler belirtilerek, çocuğun psikolojik yönden rahatsız edici unsurlardan etkilenmesinin önlenmesi amaçlandığı" açıklanmıştır. 11.12.1994 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 09.12.1994 tarih ve 4058 sayılı Kanunla kabul edilen Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 9. maddesinde, yetkili makamlarca uygulanabilir yasa ve usullere göre ve temyiz yolu açık olarak, ayrılığın çocuğun yüksek yararına olduğu yolunda karar verilmedikçe, çocuğun; ana-babasından, onların rızası dışında ayrılmamasının güvence altına alınacağı, ancak, ana-babanm birbirinden ayrı yaşaması nedeniyle çocuğun ikametgahının belirlenmesi amacıyla karara varılması gerektiğinde, bu tür bir ayrılık kararı verilebileceği ve ana-babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yafarına aykırı olmadıkça, ana-babanm ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 25/b maddesine ilişkin hükümet gerekçesi ve gerekçede atıf yapılan Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi birlikte değerlendirildiğinde; çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamların icrasında icra müdürünün yanında sosyal çalışmacı, pedagog, psikolog veya çocuk gelişimcisi gibi bir uzmanın bulundurulmasına, velayetin kendisine bırakılandan çocuğunalınıp, şahsi münasebet için diğer tarafa verilmesi sırasında çocuğun psikolojik yönden etkilenmemesini amaçlandığı anlaşılmaktadır. Boşanma ilamı ile mahkemece velayeti babaya verilen küçüğün anneyle kişisel ilişki kurması uygun görüldüğüne göre, görevi infaz işlemi sırasında yalnızca küçüğe psikolojik yardımda bulunmak olan uzmanın beyanına itibar edilerek infaz işleminin yapılmaması ilam hükmünü ortadan kaldırır nitelikte olduğu gibi, hükümet gerekçesinde atıf yapılan Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 9. maddesinde yer alan; "yetkili makamlarca uygulanabilir yasa ve usullere göre ve temyiz yolu açık olarak, ayrılığın çocuğun yüksek yararına olduğu yolunda karar verilmedikçe" ve "çocuğun ana-babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterileceği" hükümlerine de aykırıdır. Bir diğer ifade ile küçüğün anne veya babası ile kişisel ilişki kurmamasına ancak mahkemece karar verilebilir. Bu nedenle İcra Müdürlüğünce, infazın çocuğu psikolojik açıdan olumsuz etkileyeceğine yönelik uzman beyanına itibar edilerek, çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamın yerine getirilmemesi yasaya aykırıdır. O halde, mahkemece şikayetin kabul edilerek icra müdürünün işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yolunda hüküm tesisi isabetsizdir. S o n u ç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK'nın 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 09.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2015/2807 E., 2017/3873 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK'nun 25/b maddesinde düzenlenen, "Çocukların teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilâmların icrası, icra müdürü ile birlikte Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından görevlendirilen sosyal çalışmacı, pedagog, psikolog veya çocuk gel
8. Hukuk Dairesi         2015/2807 E.  ,  2017/3873 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Borçlu vekili, vekil edeni aleyhine başlatılan çocuk teslimine ilişkin takipte, icra emri ile birlikte dayanak ilam ve takip talebinin tebliğ edilmemesi nedeniyle tebliğin usulsüz olduğunu, ilamda infaz usulüne ilişkin yeterli açıklama bulunmadığından infaz şeklinin Mahkemece belirlenmesi gerektiğini, takip giderlerinden kişisel ilişki kurulmasını isteyen tarafın sorumlu olduğunu ileri sürerek icra emrinin tebliğ tarihinin 30.05.2014 olarak düzeltilmesini, ilamın infaz şeklinin belirlenmesini, icra emrindeki takip giderlerinin borçlu tarafından ödenmesine yönelik ihtar ve hukuki neticelere ilişkin ibarelerin iptal edilmesini istemiştir. Mahkemece şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm, borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre borçlu vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-) Borçlu vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; İİK'nun 25/b maddesinde düzenlenen, "Çocukların teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilâmların icrası, icra müdürü ile birlikte Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından görevlendirilen sosyal çalışmacı, pedagog, psikolog veya çocuk gelişimcisi gibi bir uzmanın, bunların bulunmadığı yerlerde bir eğitimcinin hazır bulunması suretiyle yerine getirilir" hükmü, İcra Müdürlüğü'nce ilamın infazı aşamasında dikkate alınacak bir düzenleme olup, şikayete konu icra takip dosyasında henüz ilamın infazına ilişkin bir işlem yapılmadığı görülmektedir. Takip dayanağı ilamda, "Küçük ile baba arasında her ayın ilk Cumartesi 09.00 ile takip eden Pazar günü 18.00 arasında, her yıl dini bayramların 2. Günü aat 09.00-18.00 arasında ve her yıl 1-15 Temmuz tarihleri arasında görüştürülmeleri suretiyle şahsi münasebet tesisine" karar verildiği, borçlu vekili tarafından, temmuz ayındaki görüşmenin, teslim alınma-teslim edilme saatlerine yani infaz usulüne ilişkin bir açıklama bulunmadığı ileri sürülerek ilamın infaz şeklinin belirlenmesi talep edildiğine göre; Mahkemece, temmuz ayındaki görüşmeye ilişkin olarak ilamın infazına yönelik şikayet değerlendirilerek, oluşacak kanaate göre bir karar verilmesi gerekirken, İİK'nun 25/B maddesi dayanak gösterilerek, bilirkişi incelemesi yapılmasının zorunlu olduğu yönündeki belirleme ile bilirkişi ücretinin yatırılmadığından bahisle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle borçlu vekilinin temyiz itirazları kısmen yerinde görüldüğünden kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, borçlu vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 20.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2008/27649 E., 2009/7955 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varPendik İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
kte Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından görevlendirilen sosyal çalışmacı, pedagog, psikolog veya çocuk gelişimcisi gibi bir uzmanın, bunların bulunmadığı yerlerde bir eğitimcinin hazır bulunması suretiyle yerine getirilir (İİK md.25/b).
12. Hukuk Dairesi         2008/27649 E.  ,  2009/7955 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Pendik İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 21/11/2008 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Çocukların teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların icrası, icra müdürü ile birlikte Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından görevlendirilen sosyal çalışmacı, pedagog, psikolog veya çocuk gelişimcisi gibi bir uzmanın, bunların bulunmadığı yerlerde bir eğitimcinin hazır bulunması suretiyle yerine getirilir (İİK md.25/b). Çocuk teslimi hakkındaki ilamın veya ara kararının gereğini yerine getirmeyen veya yerine getirilmesini engelleyen kişinin, lehine hüküm verilmiş kimsenin şikayeti üzerine, altı aya kadar tazyik hapsine karar verilir (İİK md.341). Somut olayda çocuk teslimi sırasında icra müdürlüğünce pedagog hazır edilmiş, ancak pedagogun, babayı bu halde görmelerinin çocukları ruhsal olarak olumsuz yönde etkileyeceğini beyan etmesi, ayrıca çocukların da istememesi nedeni ile ilamın gereği yerine getirilmemiştir. Takip dayanağı ilamda, mahkemece babanın tutukluluk hali dikkate alınarak kişisel ilişki tesis edilmiştir. Bir mahkeme ilamı ancak başka bir ilamla ortadan kaldırılır. İcra müdürlüğü, mahkeme ilamını yorumlayıp aksi uygulamalar yapamaz. İcra müdürlüğünce yapılacak iş, uzman yardımı ile ilamın yerine getirilmesidir. Bu nedenle, şikayetin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi doğru bulunmamıştır. SONUÇ  : Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 13.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.