İcra ve İflas Kanunu 275. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 275 – (Değişik: 18/2/1965-538/112 md.)
İtiraz vukuunda kiralıyan icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir.
Tahliye talebi noterlikçe res’en tanzim veya tarih ve imzası tasdik edilmiş yahut ikrar olunmuş bir mukaveleye müstenit olup da kiracı kiranın yenilendiğine veya uzatıldığına dair aynı kuvvet ve mahiyette bir vesika gösteremezse itiraz kaldırılır.
Aksi takdirde itirazın kaldırılması talebi reddolunur.
İtirazın kaldırılması üzerine tahliye ve teslim icra edildikten veya kaldırılma talebi reddolunduktan sonra kiracının veya kiralıyanın umumi hükümlere göre mahkemeye müracaat hakları saklıdır.
(Değişik: 9/11/1988-3494/52 md.) Mahkemede açılan davada icra takibi sırasında inkar olunan imzanın kendisine ait olduğu anlaşılan kiracı veya kiralayan yüzbin liradan beşyüzbin liraya kadar para cezasına mahküm edilir.
Kiralanan taşınmazda üçüncü şahıs bulunursa:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
3 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2014/24460 E., 2014/26824 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi
İİK'nun 272-275. madde hükümleri konut ve çatılı iş yeri dışındaki kiralarda, taşınmazların tahliyesi için tam uygulanır.
12. Hukuk Dairesi 2014/24460 E. , 2014/26824 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/03/2014
NUMARASI : 2014/124-2014/289
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 18/06/2014 tarih, 2014/15413-17812 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair karar düzeltme nedenleri yerinde değilse de;
Alacaklı tarafından yazılı kira sözleşmesi ile kiralanan taşınmazın kira süresinin bitmesi nedeniyle tahliyesi talebiyle ilamsız icra takibine başlanıldığı, borçluya örnek 14 numaralı tahliye emri tebliğ edildiği, borçlunun kiralanan yerin 6570 Sayılı Kanun'a tabi olduğunu, İİK 272 ve devamı maddelerine göre tahliye emri gönderilemeyeceğini ileri sürerek takibin ve ödeme emrinin iptali istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
6570 sayılı Kanun’un uygulama alanını düzenleyen 1. maddesinde, Kanun’un kapsamına girecek taşınmazlar için belediye sınırları içerisinde olma ile belediye sınırları dışında kalmakla birlikte iskele, liman ve istasyonlarda bulunma şartı aranmaktaydı 6570 sayılı kanunun, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki kanunun 10. maddesi ile 01.07.2012 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. 6098 sayılı Kanunun 339. maddesinde, 6570 sayılı Kanunu’nun 1. maddesinden farklı olarak, kiralananın bulunduğu yer açısından bir ayrıma gidilmemiş ve tüm konut ve çatılı işyeri kiraları Türk Borçlar Kanunu’nun kapsamına alınmıştır.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nda yer verilmeyen, ancak 6570 sayılı Kanun’un 7. maddesinde düzenlenen tahliye sebepleri ise, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile birlikte yeniden gündeme gelerek, konut ve çatılı işyeri kiralarında kira sözleşmesinin sona erme sebepleri olarak düzenlenmiştir.
Kiralanan taşınmazın niteliğine ilişkin olarak 6570 sayılı Kanun’un 1. maddesinde aranan musakkaf olma (çatılı, üstü örtülü ve duvarları bulunan) şartı da, 6098 sayılı Kanun’da konut ve çatılı işyeri olarak değiştirilmiştir. Ancak gerek konut kavramına gerekse çatılı işyeri kavramına ilişkin kanun maddesinde ve madde gerekçesinde herhangi bir açıklama getirilmemiştir.
6098 sayılı Kanunda işyerleri için açıkça “çatılı işyeri kirası” kavramı kullanıldığından, musakkaf olma şartının Türk Borçlar Kanunu’nda da arandığı sonucuna varılacaktır.
İİK'nun 272-275. madde hükümleri konut ve çatılı iş yeri dışındaki kiralarda, taşınmazların tahliyesi için tam uygulanır. Konut ve çatılı iş yeri kiralarında ise kiracı belirli süreli işlemlerin süresinin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmadıkça sözleşme aynı koşullarda bir yıl için uzatılmış sayılır. Türk Borçlar Kanunu'nun 347/1. fıkrası hükmüne göre kiraya veren sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Bunun için anılan kanunun 339. vd. maddeleri uyarınca borçludan tahliye taahhüdü almış olması gerekir. Buna göre de kiraya veren yazılı tahliye taahhüdü olmadan yalnız kira sözleşmesine dayanarak İİK'nun 272-279. madde hükümlerine göre kira süresinin bitmesi nedenine dayalı olarak ilamsız tahliye takibi yapamaz. Yaparsa icra dairesinin takip talebini reddetmesi gerekir. İcra dairesi kiracıya tahliye emri gönderir ise kiracı takibin iptali için süresiz şikayet yoluna gidebileceği gibi tahliye emrine karşı icra dairesinde itiraz da edebilir(Kuru, Baki, İcra ve İflas Hukuk. El Kitabı, Ankara 2013 s. 870).
Somut olayda taraflar arasındaki kira sözleşmesine konu olan yerin İstanbul ..... Mahallesi, Yeni ........ üzerinde kain tapuda pafta; 69/1, ada;819, parsel;744 sayılı tahtında kayıtlı 2.719 metre kareden ibaret, üzerinde ........Petrol Sanayi Pazarlama ve Ticaret A.Ş. akaryakıt satış ve servis istasyonu hizmet üniteleri bulunan arsa nitelikli arazi parçası ile bu arazi parçası üzerinde mevcut akaryakıt satış ve servis istasyonu olduğu, sözleşmenin başlangıç tarihinin 01.07.2002, bitiş tarihin ise 01.07.2012 olup 10 yıllık süreye tabi olduğu görülmektedir.
Şikayetçinin ilamsız tahliye takibine konu edilen taşınmazın TBK'nun 339. ve devamı maddelerinde düzenlenen konut ve çatılı iş yeri kirası niteliğinde olduğu ve dolayısıyla tahliye taahhüdü olmadan başlatılan takibin iptalini talep ettiğine göre, mahkemece yapılacak iş, mahallinde keşif yapılarak kira sözleşmesi tarihi itibariyle kiralanan taşınmazın satılık iş yeri kirası niteliğinde olup olmadığını tespit ederek sonucuna göre karar vermektir. Mahkemenin takibin iptaline ilişkin kararının belirtilen araştırma yapılmadan karar vermesi nedeniyle bozulması gerekirken, Dairemizce istemin borca itiraz olduğu ve şikayet yoluyla takibin iptalinin istenemeyeceği gerekçesiyle bozulması yanılgıya dayalı olup borçlunun karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Borçlunun karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile Dairemizin 18.06.2014 tarih ve 2014/15413 Esas - 17812 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 11.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (2)
12. Hukuk Dairesi, 2023/1762 E., 2023/2773 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 272 inci ve 275 inci maddeleri.
12. Hukuk Dairesi 2023/1762 E. , 2023/2773 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi
Alacaklı tarafından düzenleme şeklinde tahliye taahhütnamesine dayalı olarak başlatılan (ör 14) takipte tahliye emrinin tebliğ üzerine borçlu tarafından tahliye taahhütnamesinin yasal şartları taşımadığı, kiralanan taşınmazın nev'i ve adresinin doğru belirtilmediği, tahliye taahhütnamesinin dayanağı olan sözleşmenin de takip talebine eklenmediği ileri sürülerek itiraz edilmiştir. Daha sonra taraflar arasındaki itirazın kaldırılması ve tahliye davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı kiracı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kiracı tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı kiralayan vekili dava dilekçesinde; davacının ... 11. Noterliği'nin 13.09.2019 tarihli ve 15395 yevmiye numaralı tahliye taahhütnamesi ile müvekkiline ait kiralananı tahliye etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalı günü geldiği halde kiralananı tahliye etmediği için aleyhine tahliye talepli icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, itirazında tahliye emrindeki adresin açık olmadığını ileri sürdüğünü, ancak aralarında tek bir kira sözleşmesi mevcut olduğunu ve kira sözleşmesindeki adresin tahliye taahhüdünde de aynen yer aldığını belirterek davalının itirazının kaldırılmasına, mecurdan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kiralayan cevap dilekçesinde; her ne kadar davacı tarafın dava dilekçesinde ... 1. İcra Müdürlüğü 2021/6549 Esas sayılı dosyasında kira sözleşmesi ve ikale sözleşmesinin ifade etse de, mevcut icra dosyasında kira sözleşmesi ve ikale sözleşmesinin yer almadığını, ... 1. İcra Müdürlüğü'nün 2021/6549 E. sayılı dosyasına sundukları itiraz dilekçesinde açıkça dayanak belgelerin icra dosyasında olmadığını belirttiklerini, taraflar arasında 07.01.2022 tarihli kira sözleşmesi akdedilmiş olup, buna ilişkin ihtiyati tedbir talepli kiracılık sıfatının tespiti ve muarazanın giderilmesi davasının ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/95 Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, bu sebeple tahliyeye ilişkin değerlendirmenin genel yetkili Mahkemelerce yapılması gerektiğini, tahliye emrinin konusunu oluşturan tahliye taahhütnamesinde kiralanan taşınmazın nevi ve adresinin doğru olarak belirtilmediğini, bu sebeple geçersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip dayanağı tahliye taahhütnamesinin ... 11. Noterliği tarafından onaylanmış olduğu, imzaya ve borca itiraz edilmediği, borçlu tarafından kiranın yenilendiği veya uzatıldığına dair aynı kuvvet ve mahiyette belge sunulmadığı, tahliye taahhütnamesinin 6098 sayılı TBK'nun 352/1 maddesi uyarınca geçerlilik şartlarına haiz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın kaldırılarak takibin devamına, mecurun tahliyesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kiralayan vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinin tekrar edildiği, takip dayanağı tahliye taahhütnamesinin taşınmazın nevi ve adresini açık ve net olarak belirtmediğini, bu sebeple yasal şartları taşımadığını ve geçersiz olduğunu, icra dosyasında bulunmayan ve sunulmayan delillere muvafakatleri olmadığını, kira sözleşmesi ve ikale sözleşmesinin takip dosyasında olmadığını, ihtiyati tedbir talepli kiracılık sıfatının tespiti ve muarazanın giderilmesi davasının ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/95 Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, bu sebeple tahliyeye ilişkin değerlendirmenin genel yetkili Mahkemelerce yapılması gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kiralayan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
İstinaf dilekçesinin tekrar edildiği görülmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 272 inci ve 275 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı kiralayan vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanunun 364/2 inci fıkrası göndermesiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- İCRA TAKİBİNE İTİRAZ**- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 275 ]
6. Hukuk Dairesi 2009/9878 E., 2009/10526 K.
6. Hukuk Dairesi 2009/9878 E., 2009/10526 K.
- HUSUMET
- İCRA TAKİBİNE İTİRAZ- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 275 ]
"İçtihat Metni"
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık kira borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı tarafından 28.1.2009 tarihinde başlatılan icra takibi ile aylık 360 TL den 2008/9-10-11-12.aylar ile 2009/1.ayların kirası olan toplam 1.800 TL nin tahsili istenilmiştir. Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçlu tarafından takibe itiraz edilmemiş ve borcun da ödenmemesi üzerine davacı alacaklı İcra mahkemesinden tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece takibe dayanak gösterilen 1.10.2003 başlangıç tarihli sözleşmede davacının yer almadığından bahisle husumet nedeniyle istemin reddine karar verilmiş ise de, dosya kapsamından davacının taşınmazı 29.7.2008 tarihinde satın alarak 18.8.2008 keşide 27.8.2008 tebliğ tarihli ve 11.9.2008 keşide 17.9.2008 tebliğ tarihli ihtarnameler ile durumu davalı kiracıya bildirerek kiraların ödeneceği hesabın belirtildiği anlaşılmaktadır. Taşınmazı satın alarak durumu ihtarla kiracıya bildirmiş olan davacı, kiraya verenin haklarına halef olacağından ödenmeyen kira borcu nedeniyle icra takibi yapmasında ve tahliye isteminde bulunmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Kaldı ki davalı tarafından icra takibine itiraz edilmemiş olmakla esasen taraflar arasındaki kiracılık ilişkisinin kesinleştiğinin de kabulü gerekir. Mahkemece taraf delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 3.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
Alacaklı (A), borçlu (B) aleyhine ilamsız icra takibi başlatmış; ödeme emrine süresi içinde itiraz eden (B) borcun esasına karşı çıkmıştır. Bunun üzerine (A), icra mahkemesine başvurarak itirazın kesin kaldırılmasını talep etmiş, ancak mahkeme, (A)’nın dayandığı belgenin İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesinde aranan nitelikte olmaması sebebiyle talebi reddetmiştir. Bu durumda, icra mahkemesi kararının hukuki niteliği ve tarafların genel mahkemelerde dava açma hakkı bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) İcra mahkemesinin ret kararı, borcun mevcut olmadığına dair maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiğinden, alacaklının aynı alacak için genel mahkemede dava açması mümkün değildir.
B) Alacaklı, itirazın kaldırılması talebinin reddi kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmak zorundadır; bu süreyi geçirirse genel hükümlere göre alacak davası açma hakkını da kaybeder.
C) Alacaklının genel mahkemede açacağı alacak davasında mahkeme, icra mahkemesinin 'belgenin İİK m. 68 kapsamında olmadığı' yönündeki tespitine bağlıdır ve bu belgeyi delil olarak değerlendiremez.
D) İcra mahkemesinin itirazın kaldırılması talebine ilişkin kararları, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden, alacaklı genel hükümlere göre alacak davası açarak alacağının varlığını ispat etme imkânına sahiptir.
E) İcra mahkemesinin itirazın kaldırılması talebini esastan reddetmesiyle alacaklı kötü niyetli kabul edildiğinden, borçlu lehine hükmedilecek tazminatın tahsili için açacağı davayı beklemek zorundadır.
Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.