2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 277

İcra ve İflas Kanunu 277. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 277 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) İptal davasından maksat 278, 279 ve 280 inci maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu davayı aşağıdaki şahıslar açabilirler: 1 – Elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı, 2 – İflas idaresi yahut 245 inci maddede ve 255 inci maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hallerde alacaklıların kendileri. İvazsız tasarrufların butlanı:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

72 karar eşleşti
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 277 ]
17. Hukuk Dairesi 2010/10689 E., 2010/11025 K. 17. Hukuk Dairesi 2010/10689 E., 2010/11025 K. - İSTİHKAK DAVASI - TARAF TEŞKİLİ - TASARRUFUN İPTALİ- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 96 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 277 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 280 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 282 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı-karşı davalı (3. kişi) A... Tur. Tic. Ltd. Şti. vekilince istenmiş olmakla, temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü. Davacı 3. kişi vekili, İzmir Onuncu İcra Müdürlüğü'nün 2007/2866 Esas sayılı dosyasından, 23.11.2009 tarihinde davacıya ait "T... S..." isimli işyerinde bulunan taşınır malların haczedildiğini, işyerini sahibinden boş olarak kiraladığını, borçlu şirketten sadece Turizm Bakanlığı'ndan verilen Turizm İşletme Belgesinin alındığını belirterek, İİK'nın 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir. Davalı alacaklı vekili, davacı şirketin borçlu şirket yetkilileri ve ortakları tarafından, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile kurdurulduğunu, her iki şirketin işçi ve mesul müdürlerinin aynı şahıslar olduğunu belirterek, istihkak davasının reddini ve davacı ve borçlu arasındaki mal kaçırma amacı ile yaptıkları işletme devri, ruhsat devri, yeni şirket üzerinden başka hesapları açma işlemleri gibi işlemlere yönelik tasarrufların iptali istemi ile İİK'nın 277-280 maddeleri gereğince açtığı karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacı şirketin ortak ve temsilcilerinin borçlu şirketin eski çalışanları olması, mesul müdürlerinin aynı şahıs olduğu ve borçlu unvanı île faaliyete devam edildiği, davacı şirket temsilcisinin istihkak iddiasında bulunmayacaklarını beyan etmesi ve mahalde borçlu şirkete ait pek çok belgenin bulunması olgularının davacı şirketin alacaklılardan mal kaçırma amacı ile kurulduğunu gösterdiğinden 3. kişinin İstihkak davasının reddine, danışıklı olarak borçlu şirkete ait İşletme davacı şirket üzerine geçirildiğinden ve yeni şirket adına turizm işletme belgesi tanzim edildiğinden ve ruhsat çıkarıldığından davacı tarafından yapılan danışık amaçlı bu işlemlerin ve tasarrufun iptaline ilişkin olarak açılan tasarrufun iptali davasının kabulü ile işletme devir, ruhsat devir, yeni şirket üzerinden açılan banka hesaplarına ilişkin hesap açma işlemleri gibi işlemlerin iptali ile mal kaçırma amaçlı yapılan her türlü tasarrufların iptaline karar verilmiş; hüküm davacı-karşılık davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 3. kişinin İİK'nın 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davası ile alacaklının İİK'nın 277-280. maddesine dayalı karşılık dava olarak açtığı tasarrufun iptali davasına ilişkindir. İİK'nın 282. maddesi hükmüne göre, borçlu ve borçlu île hukuki işlemde bulunan kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Somut olayda, borçlu T... S... Turizm Ticaret ve Sanayi Ltd. Şirketi davada taraf gösterilmemiştir. Taraf teşkili davanın görülebilme koşullarından olup, re'sen nazara alınması gerekir. Bu durumda, mahkemece anılan borçlu şirkete tasarrufun iptaline yönelik dava dilekçesinin tebliğ edilmek sureti ile davaya katılımı sağlanmalı ve taraf delilleri toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu hususların gözardı edilmesi sureti ile taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı-karşılık davalı 3. kişi vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulü ile bozma nedenine göre sair hususlar incelenmeksizin hükmün (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı k.davalı 3. kişiye geri verilmesine 14.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

17. Hukuk Dairesi, 2018/3916 E., 2020/1693 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır.
17. Hukuk Dairesi         2018/3916 E.  ,  2020/1693 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki BK.nun 19. maddesine dayalı iptal davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...’dan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine ... 11. İcra Müdürlüğü’nün 2011/4 sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun adına kayıtlı gayrımenkulünü mal kaçırma gayesi ile kardeşi ...'e devrettiğini beyan ederek, taşınmazın tapusunun iptali ile davalı borçlu ... adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davalılar arasındaki annelerinden kalan mallara yönelik imzalanan protokolde davalı borçlunun hissesine düşen malları davalı ...'a devrettiği, ancak davalı ...'ın borçluya devretmediği, bedel farkının olması, davalı borçlunun davacının takibinden sonra gayrımenkulü devretmesi gerekçesi ile davanın kabulü ile ... 11. İcra Müdürlüğünün 2011/4 sayılı dosyası ile ilgili olarak dava konusu ... ili, ... İlçesi, Denizli Mahallesi, 613 parsel sayılı taşınmazın tamamı 1/2'şer hisseli olarak davalılar ... ve ... adına kayıtlı iken davalı ...'ın 1/2 olan kanuni hissesinin tamamının davalı ...'e devrine ilişkin 13/03/2012 tarih ve 1531 yevmiye nolu satış işleminin muvazaa nedeniyle iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu tasarrufun danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı, işlemin iptali istemine ilişkindir. Dava dilekçesindeki açıklamalara ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla TBK'nın 19.maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davası olduğu açık olup mahkemenin bu açıklığa rağmen İİK'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılan tasarrufun iptali davası olarak nitelemesi isabetli değildir. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3.kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. 3.kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere,muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde ise iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1,2 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazlarının haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. Ancak bu tür davaların görülebilmesi içinde diğer dava koşullarının yanında yasadan doğan (örneğin miras hakları gibi) bazı hakların veya davacıların borçlulardan alacaklı olmaları yani hukuki yararlarının olması gerekir. Somut olayda mahkemece tüm bu maddi hukuki olgular dikkate alınmadan BK 19 maddesi hükmü değerlendirilmeksizin hatalı tespit ve eksik incelemeye dayalı olarak İİK 277 maddesine göre değerlendirme yapılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gibi, mahkemece davanın nitelendirmesi İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali davası olması durumunda ise İİK.nun 105. maddesi kapsamında geçici aciz vesikası veya kesin aciz vesikası ibraz edilmediğinden davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre de davalı ... ve Işıl vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... ve Işıl vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar ... ve ...'e geri verilmesine 19.02.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi, 2012/3410 E., 2012/10286 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Davalı (alacaklı) vekili, istihkak davasının reddi ile tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuş, karşı dava olarak; davacı 3.kişi ile borçlu arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik tasarrufun İİK.nun 277.vd. maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi         2012/3410 E.  ,  2012/10286 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVACI (3.kişi) :... DAVALI (Alacaklı) :1-... ... Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine Pendik 2.İcra Müdürlüğünün 2009/1931 ve 2009/2179 sayılı dosyasından yürütülen takipte uygulanan 10.4.2009 tarihli haciz işleminde borçlu ile ilgisi bulunmayan davacıya ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Davalı (alacaklı) vekili, istihkak davasının reddi ile tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuş, karşı dava olarak; davacı 3.kişi ile borçlu arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik tasarrufun İİK.nun 277.vd. maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı (borçlu)cevap vermemiştir. Yargılama sırasında davacı alacaklının İİK.nun 277.vd. maddelerine dayalı olarak açtığı tasarrufun iptali davası eldeki asıl davadan tefrikle ayrı esasa kaydına karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir. Mahkemece, haczin davacı 3.kişinin işyeri adresinde yapıldığı, borçlunun daha önceki tarihte adresini naklettiği, mülkiyet karinesinin davacı 3.kişi lehine olduğu, aksinin davalı alacaklı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile ilgili takip dosyalarında 10.4.2009 tarihinde haczedilen mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. ../... -2- 2012/3410 2012/10286 Uyuşmazlık 3. kişinin İİK.nun 96 ve onu izleyen maddelerine dayalı istihkak davası ile alacaklının İİK. nun 97/17 maddesine dayalı karşılık tasarrufun iptali davasına ilişkindir. 1-) Kural olarak, İİK.nun 277 vd.maddelerine dayalı olarak doğrudan açılan tasarrufun iptali davaları dava konusunun değerine göre genel mahkemelerde görülür. (İİK.md.281) Ancak, 3.kişi hacze dayalı istihkak davası açmışsa (İİK.md.97/6-9) davalı takip alacaklısı geçici veya kesin aciz belgesi sunmak zorunda olmaksızın, bu davaya karşı, karşılık tasarrufun iptali davası açabilir. (İİK.md.97/17) Bu durumda, karşılık tasarrufun iptali davası istihkak davasına bakan icra mahkemesinde incelenerek karara bağlanır. Gerçekten İİK.'nun 97/17. maddesinde, istihkak davasına karşı haczi yaptıran alacaklının bu kanunun 11. babı hükümlerine dayanarak geçici veya kesin aciz belgesi ibrazına mecbur olmaksızın karsılık dava olarak iptal davası açabileceği, her iki davada tarafların gösterecekleri tüm delillerin hakim tarafından serbestçe değerlendirileceği yazılıdır. Somut olayda; davalı alacaklı tarafından açılan tasarrufun iptali davası 02.9.2009 tarihli dilekçe ile "karşılık dava" olarak açılmıştır. 24.2.1954 günü E.2, K:7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da ayrıca vurgulandığı gibi, karşılık dava olarak acılan tasarrufun iptali davası Tetkik Merciince görülür. Öte yandan; bu davalar dava konusu malın aynına ilişkin olmayıp, şahsi nitelikte olduğundan; istihkak davasının kabulü, tasarrufun iptali davasında yargılama yapılmasına engel teşkil etmeyeceğinden, davalı alacaklının delillerinin serbestçe değerlendirilerek oluşacak sonuca göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karşılık davanın asıl davadan tefrikine (görev yönünden) ve ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. 2-) Davacı 3.kişinin istihkak davası yönünden kabule göre de; dava konusu haczin takip talebi ve takip dayanağı çekte gösterilen, borçlunun ticaret sicilde kayıtlı olup, 02.2.2009 tarihine kadar ticari faaliyetini sürdürdüğü adreste yapılması, borcun doğumu ve takip tarihine çok yakın bir tarihte borçlunun adresini nakletmesi, bu tarihten çok kısa bir süre sonra 25.3.2009'da 3.kişinin aynı yerde ticari ../... -3- 2012/3410 2012/10286 faaliyete başlaması, İİK.nun 8.maddesi uyarınca aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağı içeriğine göre, haczin borçlunun eski çalışanları huzurunda yapılıp, borçlu etiketini/amblemlerini taşıyan koliler ve borçluya ait evraklar bulunması, 3.kişinin bilgisayarında borçluya ait kayıtlara ulaşılması, borçlu ile 3.kişinin aynı iş kolunda, yakın tarihlerde ve aynı adreslerde faaliyette bulunmaları, Dairece aynı tarihte temyiz incelemesi yapılan mahkemenin 2009/708 E.,2011/372 K. sayılı dosyasındaki bilgi ve belgelere göre, daha önce aynı borçluya ait olan işyerlerinin birleştirilerek (işyeri kapı numaraları farklı görünse de) ticari faaliyete devam edilmiş olması karşısında, İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olup olmadığı, borçlu ile 3.kişi arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler ve devirler yapılıp yapılmadığı, muvazaa yoksa bile borcun doğumundan sonra yapılan bu nitelikteki devirlerin İİK.nun 44.ve B.K.nun 179.maddeleri gereğince alacaklının haklarını etkilemeyeceği, 3.kişinin ibraz ettiği, borcun doğumuna çok yakın ve takipten sonraya ilişkin belgelerin (vergi kaydı, bayilik sözleşmesi, kira sözleşmesi, faturalar vs.) her zaman temini ve düzenlenmesi mümkün nitelikteki belgelerden olup, yasal mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli olup olmadığı mahkemece etraflıca tartışılıp değerlendirilmeden, 3.kişinin istihkak davasının kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması da isabetli değildir. O halde, temyiz eden alacaklı vekilinin bu yönleri amaçlayan itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun görülmeyen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 1.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi, 2012/2454 E., 2012/12116 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
borç davacı banka ile davalı borçlu arasında imzalanan 19.7.2007 tarihli kredi sözleşmesi ile başladığından borcun doğum tarihinin 19.7.2007 tarihli kredi sözleşmesi olduğu kabul edilerek işin esasının incelenmesi ve dava konusu tasarrufun İİK 277, 278, 279 ve 280. maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken borcun doğumunun 30.9.2009 tar
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi         2012/2454 E.  ,  2012/12116 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalı borçlu ...'ın alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı taşınmazın 1/8 hissesini 19.3.209 tarihinde kardeşi davalı ...'na sattığını belirterek tasarrufun iptalini dava ve talep etmiştir. Davalı borçlu vekili, dava konusu taşınmazın müvekkkilinin 248.000 TL'lik borcunun davalı kardeşi Emel tarafından ödenmesi karşılığı devredildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ..., tasarruf tarihinin borçtan önce olduğunu, dava konusu taşınmazın babadan miras yoluyla intikal eden ve 1/8 hissesinin kendisine ait olduğunu, davalıya ait 1/8 hissenin de 248.000 TL ödenerek alındığını, borçlu kardeşinin ekonomik durumunu bilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre,19.7.2007 tarihli kredi sözleşmesinin hesap kat'inin 30.9.2009, tasarruf tarihinin ise 19.3.2009 olması nedeniyle iptali istenen tasarrufun hesap kat'inden önce yapılmış olması nedeniyle davalı borçlunun henüz doğmamış bir borçtan dolayı altıbuçuk ay önce muvazaalı bir satış gerçekleştirdiğinin düşünülmesinin mümkün olmadığı, davalı ...'in eşi olan ... tarafından davalı borçlunun ... Bankasına olan borçlarının tasarruf tarihinden önce başlanmak üzere ödendiği ve satış işleminin bu ödemeler karşılığında tamamlanmak üzere gerçekleştirildiği, taraflar kardeş ise de tasarrufun borcun doğumundan önce gerçekleşmiş olması nedeniyle iptali mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İİK.nun 277. ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilme koşullarından biri mahkemenin de kabulünde olduğu gibi iptali istenen tasarrufun takip konusu borcun doğumundan sonra yapılmış olmasıdır.Somut olayda takip konusu borç davacı banka ile davalı borçlu arasında imzalanan 19.7.2007 tarihli kredi sözleşmesi ile başladığından borcun doğum tarihinin 19.7.2007 tarihli kredi sözleşmesi olduğu kabul edilerek işin esasının incelenmesi ve dava konusu tasarrufun İİK 277, 278, 279 ve 280. maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken borcun doğumunun 30.9.2009 tarihli hesap kat'i olduğunun kabulü isabetli görülmemiştir. Mahkemenin ikinci red gerekçesi yaptığı tasarrufun 3. Kişi...'in eşi ...'e olan borca karşılık yapılmış olmasının İİK.nun 279/2 maddesine aykırı olması ve ayrıca tarafların kardeş olması nedeniyle aralarındaki tasarrufun İİK 278/3-1 kapsamında iyiniyet ve bedel farkına bakılmaksızın bağışlama hükmünde olup iptale tabi olması, İİK 280/1-2 madde kapsamında da davalı ...'in borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olması nedeniyle iptale tabi tasarruf olması nedeniyle isabetli görülmemiştir. O halde, mahkemece borcun doğum tarihinin 19.7.2007 tarihli kredi sözleşmesi olduğu kabul edilerek diğer dava koşullarının mevcut olup olmadığı belirlendikten sonra tasarrufun İİK.nun 277, 278, 279 ve 280.maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığını belirlemekten ibarettir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 6.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2021/16759 E., 2024/2137 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
si için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir.
4. Hukuk Dairesi         2021/16759 E.  ,  2024/2137 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/361 E., 2021/459 K. ... DAVA TARİHİ : 08.03.2016 HÜKÜM/KARAR : Red/ Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/576 E., 2020/516 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ..., hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, davalı borçlunun dava konusu taşınmazlarını 26.05.2015 tarihinde mal kaçırma amacı ile davalı üçüncü kişi ...'a sattığını belirterek, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin taşınmazları alabilecek ekonomik gücü olduğunu, yatırım yapmak amacı ile aldığını ve halen kullanmakta olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar arasındaki arkadaş ya da tanış olma durumunun soyut beyanların ötesinde herhangi bir somut delil ya da delil başlangıcı ile kanıtlanamadığı, dolayısıyla dava konusu taşınmazların alacaklıya zarar verme kastıyla yapıldığının davacı tarafça ispatlanamadığı, davalı ... vekili tarafından taşınmazların krediyle alındığına dair evrakların ibraz edildiği, bir kısım taşınmazların kiraya verildiği, bir kısmının davalı ... tarafından kullanıldığı, kiraya verilen taşınmazlara ilişkin kira kontratlarının davalı ... vekili tarafından ibraz edildiği, bir kısım taşınmazların aidatlarının davalı ... tarafından ödendiği, tüm bu emarelerin yapılan satışın gerçek bir satış olduğunu gösterdiği, dosya kapsamında dinlenen tanıkların da satışın gerçek bir satış olduğu yönünde beyanda bulundukları, ayrıca yapılan keşif ve bilirkişi incelemesiyle taşınmazların değerinin tespit edildiği, tespit edilen değerler ile yapılan satış arasında bir farkın bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde, Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafça dosyaya sunulan belgelerden, davalının söz konusu taksitli kredilerinin bitiş tarihinin 2015 iken halen daha nasıl ödeme yapıldığının anlaşılamadığını, bu durumu beyan dilekçelerinde de belirttiklerini, ancak mahkemece dikkate alınmadığını, dosya kapsamında dinlenen davalı tanığı ...’ın beyanında “dava konusu gayrimenkuller için 1.000,000 ile 1.100,000 TL arasında pazarlık yapıldığı ve bu rakam üzerinden ödeme” yapıldığının tutanakta yer aldığını, dava konusu gayrimenkuller için yapılan ödeme ile gayrimenkullerin değerleri arasında misli fark olduğunu, davalıların çok yakın arkadaş olduklarını ve birbirlerinin durumundan haberdar olduklarını, taşınmazı devretmesine rağmen davalı borçlu ...’ün halen taşınmazda ikamet ettiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile HMK’nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri tekrar ederek, aynı gün Ordu ilinin muhtelif yerlerinden 6 adet taşınmazın aynı resmi senetle alınmasının yaşam deneyimlerine aykırı olduğunu, borçluya ait şirketin faaliyette bulunduğu şirketin adresinin, üçüncü kişinin eşine ait eczane ile bitişik olduğunu, davalıların sosyal medyadan samimi arkadaş olduklarını, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince davalılar arasındaki arkadaş ya da tanış olma durumunun soyut beyanların ötesinde herhangi bir somut delil ya da delil başlangıcı ile kanıtlanamadığı, dolayısıyla dava konusu taşınmazların alacaklıya zarar verme kastıyla yapıldığının davacı tarafça ispatlanamadığı, davalı ... vekili tarafından taşınmazların krediyle alındığına dair evrakların ibraz edildiği, bir kısım taşınmazların kiraya verildiği, bir kısmının davalı ... tarafından kullanıldığı, kiraya verilen taşınmazlara ilişkin kira kontratlarının davalı ... vekili tarafından ibraz edildiği, bir kısım taşınmazların aidatlarının davalı ... tarafından ödendiği, tüm bu emarelerin yapılan satışın gerçek bir satış olduğunu gösterdiği, dosya kapsamında dinlenen tanıkların da satışın gerçek bir satış olduğu yönünde beyanda bulundukları, ayrıca yapılan keşif ve bilirkişi incelemesiyle taşınmazların değerinin tespit edildiği, tespit edilen değerler ile yapılan satış arasında bir farkın bulunmadığı,gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Dosya kapsamından, dava konularından 1451 parsel 5 nolu bağımsız bölüm borçlu tarafından 26.05.2015 tarihinde davalı üçüncü kişiye satılmış olmasına rağmen, 02.08.2015 tarihinde yapılan site yönetim kurulu toplantısına borçlu bizzat iştirak etmiş, yine aynı gün satışı yapılan dava konusu 4543 parsel 1-6-9 nolu bağımsız bölümlerden 1 nolu bağımsız bölümde borçlu işyeri hemen yanında ise üçüncü kişinin eşi , Güllü Ergül'ün eczanesinin bulunduğu, yani işyeri komşusu oldukları, tarafların birbirlerinin arkadaşı olduklarının dosya kapsamı ile sabit olduğu, buna göre davalı 3.kişi ...'ın İİK'nun 280/1 maddesi kapsamında borçlunun mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

Borçlunun malvarlığının, alacaklıların tüm alacaklarını karşılamaya yetmediği durumlarda, alacaklıya verilen "borç ödemeden aciz belgesi" (veya aciz belgesi hükmündeki haciz tutanağı), aşağıdaki davalardan hangisinin açılabilmesi için **özel dava şartı** olarak aranır?

A) İstihkak davası
B) Menfi tespit davası
C) Tasarrufun iptali davası
D) İtirazın iptali davası
E) İstirdat davası

Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol