2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 286

İcra ve İflas Kanunu 286. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 286- (Değişik: 28/2/2018-7101/14 md.) Borçlu, konkordato talebine aşağıdaki belgeleri ekler. a) Borçlunun borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli malî kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren konkordato ön projesi. b) Borçlunun malvarlığının durumunu gösterir belgeler; borçlu defter tutmaya mecbur kişilerden ise Türk Ticaret Kanununa göre hazırlanan son bilanço, gelir tablosu, nakit akım tablosu, hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan ara bilançolar, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri ile elektronik ortamda oluşturulan defterlere ilişkin e-defter berat bilgileri, borçlunun malî durumunu açıklayıcı diğer bilgi ve belgeler, maddi ve maddi olmayan duran varlıklara ait olup defter değerlerini içeren listeler, tüm alacak ve borçları vadeleri ile birlikte gösteren liste ve belgeler. c) Alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren liste. d) Konkordato ön projesinde yer alan teklife göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak gösteren tablo. e) (Değişik:6/12/2018-7155/13 md.) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından Türkiye Denetim Standartlarına göre yapılacak denetim kapsamında hazırlanan ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence veren denetim raporu ile dayanakları. (Mülga fıkra:6/12/2018-7155/13 md.) Borçlu, konkordato sürecinde mahkeme veya komiser tarafından istenebilecek diğer belge ve kayıtları da ibraz etmek zorundadır. (Ek fıkra:6/12/2018-7155/13 md.) Birinci fıkranın (e) bendi kapsamında düzenlenecek raporlar ve bu raporlara dayanak olacak denetimlerde, denetim kuruluşlarının faaliyetleri, hak ve yükümlülükleri, raporların inceleme ve denetimleri, bu raporlar sebebiyle doğacak idari ve hukuki sorumluluk ile diğer hususlar hakkında 26/9/2011 tarihli ve 660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanır. (Ek fıkra:6/12/2018-7155/13 md.) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Geçici mühlet:[87]

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

16 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2024/3717 E., 2025/1008 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
aksidi, kredi kartı borcu gibi mevcut borçları ve mal varlıklarının beyan edilmediği, talep edenin kefalet borçları dışında şahsi borçları olmadığı belirtildiği, davacının kaynak yaratamadığı, şirketin projesinin başarısına bel bağlandığı, İİK'nın 285. maddesindeki şartları taşımadığı, 286. maddesinde aranan şartları karşılayan belgeleri sunamadıkları, ret sebebine göre, davacının tacir kaydı olma
6. Hukuk Dairesi         2024/3717 E.  ,  2025/1008 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1293 E., 2024/1450 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/678 E., 2024/655 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı talep eden vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. TALEP Konkordato talep eden vekili dilekçesinde; ...'ın, İdeal Ecza Deposu ... Ltd. Şti'nin ortağı olduğunu, şirketin bankalardan kullandığı bütün kredilere tüm malvarlığı ile şahsen kefil olduğunu ve şirketinin riskini de şahsen paylaştığını, bankalara kefil olduğu borçların toplam tutarının 57.900.268,63 TL olduğunu, şirketin ödeme gücünü yitirmesi ve borçların vadelerinde ödenememesi sebebiyle ...’ın faktoring şirketlerine şahsi gayrimenkullerinin ipotek edilmesi ile verdiği kefaletten dolayı sorumluluğunun ödenmesi gereken muaccel borca dönüştüğünü, şirket açısından rehinle temin edilmiş olan banka borçlarının şirketin konkordatosunda rehinli alacaklar statüsünde konkordatoya tabi olmayan alacaklar ise de ...’ın kefalet borcu rehinle temin edilmemiş olduğundan, kefil olunan tüm bankaların Şirketten alacaklarının, ...’ın şahsi konkordatosu bakımından konkordatoya tabi alacak statüsünde olduğunu, ...’ın kefaletten doğan borçlarının, fer’i niteliği gereği, kefil olduğu şirketin konkordatosu ve İİK'nın m. 308/h çerçevesinde rehinli alacaklılarla müzakere ve yeniden yapılandırma anlaşmaları çerçevesinde, Şirket tarafından ödeme yapıldıkça azalacağını, dolayısıyla ...’ın borçluluğunun, kefil olduğu şirketin ödemelerine bağlı olduğunu, şirketin konkordatosu başarılı olduğunda ve borçlar ödendiğinde, ...’ın borçlarının da sona ereceğini belirterek talep eden ...’ın İcra ve İflas Kanunu'nun 285 ve devamı maddeleri gereğince konkordato talebinin kabulü ile konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir. II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile talep eden gerçek kişi şirket ortağı tarafından sunulan kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermeyen tamamen borçlu şirketin konkordato ön projesi üzerine temellendirilmiş konkordato ön projesinin uygulanabilir olmadığı, gerçek kişiler yönünden de en azından kendi şahsi alacaklılarını, borçlu oldukları miktarları tevsik eden belgelerle birlikte sunmaları, hedef belirtmeleri, gösterdikleri hedefe göre denetime elverişli bir kaynak yaratmalarının şart olduğu, talep edenin kira, özel okul taksidi, kredi kartı borcu gibi mevcut borçları ve mal varlıklarının beyan edilmediği, talep edenin kefalet borçları dışında şahsi borçları olmadığı belirtildiği, davacının kaynak yaratamadığı, şirketin projesinin başarısına bel bağlandığı, İİK'nın 285. maddesindeki şartları taşımadığı, 286. maddesinde aranan şartları karşılayan belgeleri sunamadıkları, ret sebebine göre, davacının tacir kaydı olmadığı gibi, tacir sayılan kimselerden de olmadığı, İİK'nın 292. maddesinde sayılan iflasın açılmasın gerektiren koşulların oluşmadığı tespit edilmekle, talebin reddine, iflas kararı verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. III. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde konkordato talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Konkordato talep eden vekili temyiz dilekçesinde: konkordato talep eden gerçek kişinin, şirketin borçları için verdiği kefalet sebebiyle ekonomik yönden mahvına engel olunabilmesinin tek yolunun konkordato yapabilmesi olduğu, şirket hakkındaki konkordato tedbiri hasebiyle haczedilemeyen malların, gerçek kişi yönünden mahkemenin tedbirleri kaldırması sonrasında 3. kişilerce istihkaklı olarak haczedildiği, bu durumun şirket hakkında verilen konkordato projesinin de uygulanabilmesini engellediğini, borcun ödenmesi için ek kaynak gösterilmediği değerlendirmesinin hatalı olduğunu, uzmanlarca yapılan değerlemede, şirketin 400 milyon TL'yi aşkın bir değeri olduğu tespit edildiğini, talep edenin %10-%15 oranındaki hissesinin bedelinin kefalet tutarlarını karşıladığını, aksi yöndeki değerlendirmelerin hukuka aykırı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Konkordato talep eden gerçek kişi, hissedarı olduğu İdeal Ecza Deposu .. Ltd. Şti. ile birlikte konkordato talebinde bulunmuş, verilen geçici mühletin sonunda konkordato komiser heyeti tarafından rapor sunulmuş, gerçek kişi ... yönünden dosyanın tefrikine karar verilerek, talebi reddedilmiştir. Konkordato isteminde bulunan her bir talep eden için ayrı ayrı konkordato ön projesi sunulmalı, İİK’nın 305. maddesinde konkordatonun tasdiki için aranan şartlar her bir talep eden yönünden ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Somut olayda talep edenin, konkordato projesinin konkordato talep eden şirketin ön projesi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, talebin vade konkordatosu olduğu, talepte bulunan şirketin borçlarının ödenmesi ile birlikte kendi kefaletlerinin ve ipoteklerinin de sona ereceği, bu sayede konkordato talep eden ortak olarak mal varlığının bütünlüğü korunarak faaliyetine devam etmesinin sağlanacağı belirtilmiştir. Dosyanın tetkikinden, talep eden gerçek kişinin projesinin mali dayanağının hissedarı olduğu şirketin borcunu ödemesine, şirketin konkordato projesinin başarılı olmasına bağlandığı, konkordato ilan eden şirketin projesi uygulanırsa gerçek kişi talep edenin de borcu ödeyebileceğinin tespit edildiği anlaşılmaktadır. Konkordato talep eden projesini sunarken konkordatoya tabi olan borçları için ayrı bir kaynak, mal varlığı ve özgün proje sunamamıştır. Bu durumda ilk derece ve bölge adliye mahkemesinin kararında isabetsizlik görülmemiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, yargılama şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, konkordato talep eden vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

Hukuk Genel Kurulu, 2023/1045 E., 2024/139 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Konkordato talep eden borçlu veya iflâsını isteyebileceği borçlusu hakkında konkordato talep eden alacaklı, bir nüsha olarak düzenlenen dilekçe, konkordato ön projesi, ayrıntılı bilanço, gelir tablosu ve 2004 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinde sayılan diğer belgeler ile birlikte asliye ticaret mahkemesine başvurarak üç aylık geçici konkordato mühleti verilmesi ister (2004 sayılı Kanun md.
Hukuk Genel Kurulu         2023/1045 E.  ,  2024/139 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1409 E., 2023/442 K. KARAR : Davanın kabulüne ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 19.10.2022 tarihli ve 2022/3601 Esas, 2022/4819 Karar sayılı BOZMA kararı Konkordato isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince talep eden Er-Ne Çocuk Giyim ve Araç Gereçleri Konfeksiyon Tekstil Itriyat Paz. San. ve Tic. A.Ş.nin konkordato tasdik talebinin kabulüne karar verilmiştir. Kararın alacaklılar Veta Dış Ticaret A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş., Garanti Bankası A.Ş., Türkiye Halk Bankası A.Ş. ve QNB Finans Faktöring A.Ş. vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda alacaklı QNB Finans Faktöring A.Ş. vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin reddine, diğer alacaklılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklılar Veta Dış Ticaret A.Ş., Sürat Kargo Lojistik A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. ve Türkiye İş Bankası A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı alacaklılar Veta Dış Ticaret A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş., Türkiye Halk Bankası A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş. ve Emir Varlık Yönetim A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. TALEP Konkordato talep edenler vekili dilekçesinde; müvekkili şirketin çocuk ve bebek mağazası konusunda faaliyet gösterdiğini, sattığı malların döviz cinsinden ve yurt dışından ithal edildiğini, 2018 yılında dövizin aşırı değerlenmesinin ve faiz artışlarının sektörde daralmaya neden olduğunu, şirketin gelir gider ve nakit akışı dengesinin bozulduğunu, ekonomik sıkıntılar nedeniyle ödemelerde güçlük çektiğini, AVM kiralarının yüksek olması nedeniyle şubelerin zarar ettiğini, müvekkili ...’in ise şirketin sahibi olduğunu, şirket için şahsi kefalet verdiğini, sunulan konkordato projesi kapsamında borçların ödenebileceğini ileri sürerek 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 285 ve devamı maddeleri gereğince teklif edilen konkordato projesinin tasdikine karar verilmesini talep etmiştir. II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.05.2021 tarihli ve 2019/91 Esas, 2021/562 Karar sayılı kararı ile; Talep eden ... yönünden, teklif edilen konkordatonun tasdik şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle konkordato talebinin reddine, Er-Ne Çocuk Giyim ve Araç Gerekçeleri Konfeksiyon Tekstil Itriyuat Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden, talep eden şirketin 2021 ile 2027 yılları arasında 5.000.000,00 TL’den başlayarak artan grafikle en sonunda 13.000.000,00 TL satış rakamlarını hedeflediği, şirketin konkordatodan önceki dönemlerde 2021-2022-2023 yıllarında hedeflenen satış rakamlarına ulaşabildiğinin görüldüğü, talep eden şirket her ne kadar 2016-2017 yıllarındaki satış rakamlarına rağmen 2016 yılında zarar 2017 yılında ise düşük bir kâr elde etmiş ise de bunun nedenlerinin 2016 yılında davacının Nilüfer mağazasının kuruluşunda yapılan yatırım tutarının yüksekliği ve faaliyette olan AVM mağazalarının yüksek giderleri olduğu, 2018 yılında da AVM kiralarındaki dövizden kaynaklı artışların etken olduğu, konkordatoya girilen süreçten sonra şirketin AVM’de bulunan mağazasının kapatıldığı ve kira maliyetinden kurtulduğu, yine Nilüfer mağazasının da kapatılarak bu şekilde maliyetlerin en aşağı seviyeye çekildiği, şirketin çocuk giyimi ve konfeksiyon dışında mühlet içerisinde mobilya satışına da ağırlık verdiği, mobilya satışının kâr marjı %30-35 civarında olup henüz mal teslim edilmeden müşteriden peşin alınan belirli bir kısmın şirketin finansmanına olumlu yönde etki ettiği, bu nedenle şirketin 2021-2027 yılları arasındaki satış rakamları ve kârlılık tablolarında gösterilen tutarlara ulaşabileceği, şirketin konkordato dönemi içerisinde pandemi nedeniyle tedbir ve yasaklardan dolayı satış rakamlarının etkilendiği, komiserden bu hususla ilgili aylar itibariyle ayrıntılı gösteren tabloları raporunda yer vermesinin istendiği, bu tablodan da anlaşılacağı üzere tam kapanmanın veya hafta sonu kapanmalarının olduğu dönemlerde satış rakamlarının etkilendiği, ancak kapanmanın olmadığı dönemlerde ise satış rakamlarının önemli ölçüde arttığının görüldüğü, kapanmanın olmadığı süreçlerdeki satış tutarları dikkate alındığında şirketin 2021-2027 arası dönemde hedeflenen kârlılık ve satış rakamlarına ulaşabileceğinin kabul edildiği, konkordato projesinin 2004 sayılı Kanun’un 305 inci maddesindeki diğer tasdik şartlarını sağladığı gerekçesiyle talep eden şirketin konkordato projesinin tasdik talebinin kabulü ile konkordatoya tabi olan ve faiz içermeyen asıl alacağa ilişkin borcun ilk taksiti, tasdik kararından itibaren sekiz ay sonra başlamak üzere ilk yıl borcun %5'lik, borcun ikinci yıl %10'luk, üçüncü yıl %15'lik, dördüncü yıl %20'lik, beşinci yıl %25'lik ve altıncı yıl %25'lik kısmının alacaklılara garameten ödenmesine karar verilmiştir. III. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklılar Veta Dış Ticaret A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş., Garanti Bankası A.Ş., Türkiye Halk Bankası A.Ş. ve QNB Finans Faktöring A.Ş. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 28.04.2022 tarihli ve 2022/561 Esas, 2022/622 Karar sayılı kararı ile; 1. Alacaklı QNB Finans Faktöring A.Ş. yönünden, süresinde istinaf talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle istinaf başvuru dilekçesinin reddine, 2. Alacaklı Veta Dış Ticaret A.Ş. yönünden, alacaklı vekilinin süre tutum dilekçesi verdiği ancak gerekçeli istinaf dilekçesinin sunulmadığı, istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle yapılacağı, kararda kamu düzenine aykırı durum da bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine, 3. Diğer alacaklılar yönünden ise, İlk Derece Mahkemesince verilen tasdik kararında esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle alacaklıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklılar Veta Dış Ticaret A.Ş., Sürat Kargo Lojistik A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. ve Türkiye İş Bankası A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 19.10.2022 tarihli ve 2022/3601 Esas, 2022/4819 Karar sayılı kararı ile, "....Dava, İİK’nın 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ve konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir. Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu, piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkanları da korunmuş olur. Konkordato projesinin kabule değer olup olmadığının değerlendirilmesinde, borçlunun proje kapsamında borçlarını öngördüğü plan çerçevesinde ödeyebilme imkanının olup olmadığı hususu mahkemece değerlendirilecektir. Konkordato talepleri yargılama sırasında değişen ekonomik parametrelere göre değerlendirilebileceğinden, bu haliyle dava teorisinden ayrılır. Komiser raporları ve atanmış kayyım raporları çerçevesinde konkordato tasdiki sonrası gelişmeler de dahil olmak üzere borçlunun davranışları verilecek karar üzerinde etkili olacaktır. Projede; kaynak olarak gösterilen 2020-2027 yılları arasında 5 milyondan başlayarak artan grafikle en sonunda 13 milyonluk satış kârı hedeflenmiştir. Bilirkişinin hedeflenen satış rakamlarına ulaşılabileceği tespiti, soyut kalmıştır. Kaldı ki davacı şirket, 2020-2021 döneminde 2 milyon satış rakamına ancak ulaşabilmiştir. Bu halde proje uygulanabilir ve gerçekçi değildir. Bu şartlarda konkordato projesinin tasdikinin mümkün olmadığına karar vermek gerekir. Bu durumda, mahkemece davacı şirketin rapor tarihi itibariyle rayiç değerlere göre borca batık olup olmadığının tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenerek borca batık ise iflasına, değil ise konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, eksik ve hatalı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında şirketin konkordato süreci içerisinde pandemi dönemini yaşadığı, tedbir ve yasaklardan dolayı satış rakamlarının etkilendiği, tam kapanmanın veya hafta sonu kapanmalarının olduğu dönemlerde şirketin satış rakamlarının etkilendiği, şirketin faaliyet alanı düşünüldüğünde sokağa çıkma yasaklarının olduğu ve toplumda salgın kaygısının bulunduğu dönemde insanların zorunlu ihtiyaçlarına yönelerek bunun dışındaki ihtiyaçlarını ertelediği, bu durumun satış rakamlarına yansıdığı, tam kapanma dönemlerindeki satış tutarlarının işletmenin gerçek durumunu yansıtmadığı, bu da pandemi sona erdiğinde şirketin gerçek satış rakamlarının projenin uygulanabilirliğine olanak verdiğini gösterdiği, şirketin işletme giderlerinin ana nedeninin 2016 yılında davacının Nilüfer mağazasının kuruluşunda yapılan yatırım tutarının yüksekliği ve faaliyette olan AVM mağazalarının yüksek giderleri olduğu, konkordatonun uygulanmasından itibaren mahkeme denetiminde işletme giderlerine neden olan olguların değiştirilerek azaltıldığı, tüm bu hususlar dikkate alınarak şirketin projedeki taahhüdünü yerine getirebileceği tespit edilerek konkordatonun tasdik edildiği, talep eden şirketin alacaklı çoğunluğunun %59,2'si ve alacak çoğunluğunun %56,76'sı ile konkordato projesinin alacaklılar tarafından kabul edilmiş olmasına rağmen alacaklarını proje kapsamında tahsil ederek tamamına kavuşmak isteyen alacaklıları onların yararına olmadığı belli olan iflas tasfiyesine maruz bırakmanın doğru olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde alacaklılar Veta Dış Ticaret A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş., Türkiye Halk Bankası A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş. ve Emir Varlık Yönetim A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Alacaklı Veta Dış Ticaret A.Ş. vekili, talep eden şirketin pandeminin etkilerinin tamamen bitmesinden sonra dahi borca batıklık miktarında çok az azalma olduğunu, şirketin tasdik kararından sonra dahi hedeflenen satış rakamlarına ulaşamadığını, şirketin ilerleyen dönemde ödemesi gereken borç miktarı artacağından bu miktarda ödemeleri yapmasının mümkün olmadığını, tasdik kararından sonra kayyım tarafından düzenlenen raporlarda soyut değerlendirmelerin yer aldığını, teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olmadığını, borcun bu kadar uzun dönem içerisinde ödenmesine karar verilmesinin borçlu ile alacaklılar arasındaki menfaat dengesine zarar verdiğini, ödeme planının faiz içermemesi nedeniyle uzun vadede alacaklıların aleyhine olduğunu ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Alacaklı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili, müvekkili bankanın alacak miktarının konkordato nisabında eksik hesaplandığını, komiser tarafından düzenlenen nihai raporda talep eden şirketin borca batık olduğunun belirlendiğini, şirketin sunduğu projenin gerçekçi ve uygulanabilir olmadığını, projenin tasdik edilmesinin alacaklıların zararına neden olacağını ileri sürerek direnme kararının bozulması talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, talep eden şirket yönünden proje kapsamında borçlarını öngördüğü plan çerçevesinde ödeyebilme imkânının olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre İlk Derece Mahkemesince talep eden şirketin tasdik talebinin kabulüne karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 285 ilâ 308 inci maddeleri. 2. Değerlendirme A) Alacaklılar Türkiye Halk Bankası A.Ş. ve Emir Varlık Yönetim A.Ş. vekillerinin temyiz itirazları yönünden yapılan değerlendirmede: 1. Hukuki yarar dava şartı olduğu gibi, temyiz istemi için de gerekli bir şarttır. İlk Derece Mahkemesince verilen ilk karar alacaklı Türkiye Halk Bankası A.Ş. vekilince istinaf edilmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmemiş, Özel Dairenin 19.10.2022 tarihli ve 2022/3601 Esas, 2022/4819 Karar sayılı kararı ile diğer bir kısım alacaklılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince verilen ilk karar alacaklı Türkiye Halk Bankası A.Ş. tarafından temyiz edilmediğinden ve direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmadığından temyiz itirazının hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir. 2- İlk Derece Mahkemesince verilen ilk karar alacaklı Emir Varlık Yönetim A.Ş. vekili tarafından istinaf ve temyiz edilmemiş, Özel Dairenin 19.10.2022 tarihli ve 2022/3601 Esas, 2022/4819 Karar sayılı kararı ile diğer bir kısım alacaklılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince verilen karar alacaklı Emir Varlık Yönetim A.Ş. tarafından temyiz edilmediğinden ve direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmadığından temyiz itirazının hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir. B) Alacaklı Türkiye İş Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan değerlendirmede: 1. Alacaklı Türkiye İş Bankası A.Ş. vekili 23.10.2023 tarihinde verdiği dilekçe ile temyiz isteminden feragat etmiştir. 2. Dosyaya sunulan vekâletname kapsamından alacaklı Türkiye İş Bankası A.Ş. vekilinin temyiz isteminden feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır. 3. O hâlde, alacaklı Türkiye İş Bankası A.Ş. vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. C) Diğer alacaklılar vekillerinin temyiz itirazları yönünden yapılan değerlendirmede: 1. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konkordatoya ilişkin açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır. 2. Konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen ya da herhangi bir borçlunun, borcun belirli koşullarda ödenmesi için alacaklılarıyla anlaştığı ve yetkili ticaret mahkemesinin onayı ile geçerlilik kazanan hukuki çözüm işlemidir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 709). 3. Konkordato 2004 sayılı Kanun'da tanımlanmamış ise de; öğretide konkordato, dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi borçlarının alacaklılar tarafından kanunda gösterilen nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi ve yetkili makamın (mahkemenin) onayı ile gerçekleşen ve borçlunun borcun bir kesiminden kurtulmasını ve/veya ödeme şeklinin borçlu yararına değişmesini sağlayan, haciz ve iflâs gibi klasik ve borçlu bakımından sert cebri icra yöntemlerinin yerine ikame edilmiş bir kolektif icra biçimidir (Baki Kuru, İcra İflas Hukuku, C. IV, İstanbul 1997, s. 3585; Süha Tanrıver, Adnan Deynekli, Konkordatonun Tasdiki, Ankara 1996, s. 29; Serdar Kale, Sorularla Konkordato (İflas Dışı ve İflas İçi Adi Konkordato), İstanbul 2017, s. 2; Hakan Pekcanıtez, Güray Erdönmez, 7101 Sayılı Kanun Çerçevesinde Konkortado, İstanbul 2018, s. 4; Sümer Altay, Ali Eskiocak, Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku, İstanbul 2019, s. 10, 15). 4. Konkordato kurumu ile ilgili farklı ayrımlar yapılmaktadır. Bunlardan ilki, mahkeme dışı ve mahkeme içi konkordato ayrımıdır. Mahkeme içi konkordato içeriğine göre vade, tenzilat ve karma konkordato olarak ayrılmaktadır. Sözü geçen sınıflandırmaya göre, borçlunun borcunu tam olarak ödemeyi vaat etmesi ve bunun için alacaklıların borçluya ödeme süresi tanımaları veya borcun itfasını takside bağlamaları hâlinde vade konkordatosu; borçlunun borçlarının belli bir yüzdesini ödemeyi taahhüt ettiği ve alacaklıların da kalan alacaklarından vazgeçtiği durumda tenzilat konkordatosu; tenzilat ve vade konkordatosunun bir araya getirilmesiyle teşekkül eden konkordatoya ise karma (bileşik) konkordato denilmektedir. Yapıldığı zamana göre ise; iflâsa tâbi olmayan borçlular ile iflâsa tâbi borçlulardan henüz iflâsına karar verilmeyenlerle yapılan konkordatoya iflâs dışı konkordato; müflisin teklif ettiği konkordatoya ise iflâs içi konkordato denilmektedir. 5. Konkordato konusunda yapılan diğer bir ayrım ise, adi (alelade) konkordato ve mal varlığının terki suretiyle konkordatodur. Mal varlığının terki suretiyle konkordato türünde, borçlunun mali durumunun iyileşmesi ve işletmenin faaliyetine devam etmesi amaçlanmaz. Mal varlığının terki suretiyle konkordatonun iki şekilde yapılacağı kabul edilmektedir. Bunlardan ilki, borçlunun mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisini alacaklılara bırakması ve alacaklıların da borçlunun mal varlığını satarak ele geçen paradan alacaklarını tahsil etmeleridir. Mal varlığının terki suretiyle konkordatonun diğer bir görünüm şekli ise, belirli vadelerde alacaklılara ödeme yapması kaydıyla, mal varlığının tamamının ve bir kısmının üçüncü kişiye devredilmesidir. Bu ihtimalde, alacaklılar alacaklarını borçlunun mal varlığının üçüncü kişiye devrinden elde edilen parayla tahsil etmektedirler. Mal varlığının terki suretiyle konkordatoda borçlu borçlarını belli şartlar dâhilinde ödemeyi değil, mal varlığının aktifi üzerindeki tasarruf yetkisini alacaklılara (veya üçüncü kişiye) devretmeyi teklif etmektedir. Mal varlığının terki suretiyle konkordatoya niteliğine aykırı düşmedikçe adi konkordatonun hükümleri (2004 sayılı Kanun md. 285 ilâ 308/g) uygulanır (Pekcanitez/Erdönmez s. 6 vd.). 6. Mahkeme içi adi konkordato 2004 sayılı Kanun'un 285 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş ve konkordatoya başvurabilecek kişiler 2004 sayılı Kanun'un 285 inci maddesinde “herhangi bir borçlu” denilerek açıklanmıştır. Kanunun bu ifadesi karşısında tüzel kişiler ile tacir olup olmadığına bakılmaksızın bütün gerçek kişilerin konkordatoya başvurabileceği anlaşılmaktadır. 2004 sayılı Kanun'un 285/2 inci maddesindeki düzenleme uyarınca konkordatoya başvuru imkânı sadece borçluya tanınmamıştır. İflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı da gerekçeli bir dilekçe ile borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir. 7. Konkordato talep eden borçlu veya iflâsını isteyebileceği borçlusu hakkında konkordato talep eden alacaklı, bir nüsha olarak düzenlenen dilekçe, konkordato ön projesi, ayrıntılı bilanço, gelir tablosu ve 2004 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinde sayılan diğer belgeler ile birlikte asliye ticaret mahkemesine başvurarak üç aylık geçici konkordato mühleti verilmesi ister (2004 sayılı Kanun md. 285-287). Asliye ticaret mahkemesi 286 ncı maddede sayılan belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu belirlediği takdirde borçluya derhâl geçici üç aylık mühleti verir ve bir veya işin kapsamına göre üç kişiden oluşan komiser veya komiserler kurulu oluşturulur (2004 sayılı Kanun md. 287). 8. Borçlu, konkordato mühletinin kapsadığı ve mühlet hükümlerinin devam ettiği dönem içerisinde komiserin denetimi altında 7101 sayılı Kanun ile değişik 2004 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin öngördüğü sınırlamalar içerisinde mal varlığı üzerinde tasarrufta bulunmak imkânını kural olarak muhafaza eder. 9. Asliye ticaret mahkemesi komiserin veya borçlunun makul sebeplere dayalı talebi üzerine geçici mühleti en fazla iki ay daha uzatarak, geçici mühlet süresini beş aya yükseltebilir. 10. Geçici mühletin ilanı ve ilgili kurumlara bildirilmesinden itibaren, alacaklılar ilândan başlayarak yedi gün içerisinde borçluya kesin mühlet verilmesini gerektiren durum bulunmadığını delilleri ile birlikte ileri sürerek konkordato talebinin reddini isteyebilirler (2004 sayılı Kanun md. 288). 11. Geçici mühlet içinde mahkeme borçluyu ve varsa konkordato talep eden alacaklıyı duruşmaya davet eder. Bu süreçte geçici komiser duruşmadan önce raporunu mahkemeye ibraz eder. Mahkeme yapacağı değerlendirmede itiraz eden alacaklıların dilekçelerinde ileri sürdükleri itiraz sebeplerini de dikkate alır (2004 sayılı Kanun md. 289/2). 12. Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün görülmesi hâlinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir (2004 sayılı Kanun md. 289/3). Gerekiyorsa geçici komiser veya komiserler değiştirilerek yeni bir görevlendirme yapılabilir veya geçici komiserlerin görevine devam etmesine karar verilerek dosya komisere teslim edilir. 13. Konkordatonun geçici mühlet içerisinde başarıya ulaşmayacağına kanaat getirilmişse, borçluya kesin mühlet verilmez ve konkordato talebinin reddi doğrultusunda karar oluşturulur. Kesin mühlet verilmesine, kesin mühletin uzatılmasına ve kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine dair kararlar 2004 sayılı Kanun'un 288 inci maddesi uyarınca ilân edilir ve ilgili yerlere bildirilir. 14. Güçlük arz eden özel durumlarda kesin mühlet, komiserin bu durumu açıklayan gerekçeli raporu ve talebi üzerine mahkemece altı ay daha uzatılabilir (2004 sayılı Kanun md. 289/5). 15. Mahkemece, kesin mühlet içinde uygun görülecek bir zamanda yedi alacaklıyı geçmemek, herhangi bir ücret takdir edilmemek ve tek sayıda olmak koşuluyla ayrıca bir alacaklılar kurulu oluşturulabilir. Bu durumda, alacaklıları hukukî nitelik itibariyle birbirinden farklı alacaklı sınıfları ve varsa rehinli alacaklılar, alacaklılar kurulunda hakkaniyete uygun şekilde temsil edilir. Bu konuda komiserin de görüşü alınır (2004 sayılı Kanun md. 289/4). 16. Kesin mühlet içerisinde komiser, konkordatonun hazırlanmasına ilişkin işlemleri gerçekleştirir. Kısaca belirtmek gerekirse, bunlar aktif ve pasifin tespit edilerek aktif defterlerinin tutulması ve değerlerinin takdiri, alacakların bildirilmesi için 2004 sayılı Kanun'un 288 inci maddesine göre ilân yapılması, borçlunun yazdırılan alacaklara tamamen veya kısmen kabul veya red şeklinde beyanlarının alınması (2004 sayılı Kanun md. 299), çekişmeli alacaklar hakkında dosyanın asliye ticaret mahkemesine sunularak bu alacaklar hakkında konkordato oylamasına katılıp katılmayacakları bakımından karar alınması, rehinli alacak müzakerelerinin yapılması, alacaklılar toplantısı ve oylamaların tutanakla tespiti (2004 sayılı Kanun md. 302), alacakların geçerli ve sağlıklı olup olmadıklarının borçlunun ticari defterlerinin incelenmesi suretiyle tespiti ve bu konuda oluşan kanaatin ticaret mahkemesine sunulan raporda belirtilmesi ve konkordato mühleti içerisinde dosyanın asliye ticaret mahkemesine konkordatonun tasdiki veya reddine karar verilmek üzere sunulması ve sonuçta asliye ticaret mahkemesinin duruşma günü ilân ederek, komiseri dinleyerek, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırarak, tasdik veya red kararı vermesidir. Bununla birlikte belirtmek gerekir ki, borçlu iflâsa tabi ise, konkordatonun reddi ve doğrudan iflâs sebeplerinin varlığı hâlinde borçlunun iflâsının açılmasına da karar verilecektir. 17. Konkordatonun tasdiki için aranan şartlar 2004 sayılı Kanun'un 305 inci maddesinde belirtilmiş olup, buna göre; konkordato projesinin 2004 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinde öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş olması (kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını veya kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşan çoğunluk) ile birlikte teklif edilen tutarın borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması, konkordatoda teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması, 2004 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin 1 inci fıkrasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması ve konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın tasdik kararından önce mahkeme veznesine depo edilmesi gerekir. 18. Konkordatonun tasdikine ilişkin karar İİK’nın 288 inci maddesi uyarınca ilan edilecek ve kesin ödeme projesinin tasdik ilânı gereğince onun yönetiminde uygulanması için bir kayyım atanabilecektir (2004 sayılı Kanun md. 306). 19. Asliye ticaret mahkemesince kabul edilerek tasdik edilen konkordato, konkordato prosedürüne katılmayanlar (alacak kaydı yaptırmayanlar) da dâhil olmak koşuluyla tüm alacaklıları bağlar. Bu temel ilke “konkordatonun bütün alacaklılar için kural olarak zorunlu olması” şeklinde de ifade edilmektedir. Ancak rehinli alacaklarla bazı imtiyazlı ve kamusal alacaklar ve komiserin izniyle mühletten sonra doğan alacaklar bu kuralın istisnasını teşkil etmektedir (2004 sayılı Kanun md. 308/c-III). Bu kategoriye giren alacaklar konkordatodan kesinlikle etkilenmeyip tümüyle ödenmesi gerekir. Çünkü Kanun, konkordatonun borçlu ile alacağı rüçhanlı olmayan alacaklılar arasında akdedilebileceğini öngörmüş, rüçhanlı alacaklıları konkordatodan istisna tutmuştur. 20. Konkordatonun taraflar için bağlayıcı hâle gelmesi, geçici mühlet kararından önce başlamış takiplerde konulan ve henüz paraya çevrilmemiş olan hacizleri hükümden düşürür (2004 sayılı Kanun md. 308/ç). Borçlu mühletten önce doğan borçlarını, mahkemece tasdik edilen konkordato projesinde öngörülen ödeme planı çerçevesinde ödemek imkânına kavuşur. Bu itibarla konkordato, borcun yenilenmesini gerektirmemekte, ancak ödeme şekil ve şartlarında önemli değişiklikler meydana getirmektedir. Bu değişikliğin şeklini ve içeriğini, asliye ticaret mahkemesince tasdik edilerek kesinleşen konkordato ödeme projesi belirler. Bu açıklamalara göre borçlu, mühletten önce doğan borçları için artık takip edilmemekte ve borçlarını ödeme konusunda fevkalâde elverişli bir hukuki statüye kavuşmaktadır. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki, mühletten sonraki dönemde komiserin onayı olmadan borçlunun üstlendiği borçlar da konkordatoya tâbidir [(2004 sayılı Kanun md. 308/c-II) Altay/Eskiocak s. 44 vd.]. 21. İcra ve İflas Kanunu’nun 305 inci maddesinde belirtilen konkordatonun tasdiki için aranan şartların yanında mahkemece Kanun’un öngördüğü iki ilkenin de dikkate alınması gerekmektedir. Bu ilkelerden birincisi 2004 sayılı Kanun'un 308/d maddesinde belirtilen ve borçlu tarafından alacaklılardan birine konkordato projesinde öngörülenden fazla olarak yapılan vaatlerin hükümsüz olmasıdır. Bu düzenleme alacaklılar arasında eşitlik ilkesinin dayanağını oluşturmaktadır [Kuru, s. 3818; Üstündağ, Saim: İflas Hukuku (İflas, Konkordato, İptal Davaları), İstanbul 2009, s. 261; Pekcanıtez/Erdönmez, s. 159; Altay/Eskiocak, s. 15]. 22. Hükümsüzlük için borçlunun alacaklılarından birisini ya da bir kısmını konkordato projesine göre daha iyi konuma getirmeyi taahhüt etmesi gereklidir. Bunun klasik görünümü borçlu tarafından alacaklılarından birine konkordato projesinde öngörülenden fazla veya daha önce ödeme yapılacağı yönündeki vaat şeklinde gerçekleşir. Bu hükmün konuluş nedeni konkordatoda tüm alacaklılara eşit davranılması ve alacaklıları borçlunun mallarından alacaklarını eşit olarak tahsil edebilmelerini teminat altına almaktır (Pekcanıtez/Erdönmez, s. 159). Alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesi uyarınca hiçbir alacaklı diğerinin aleyhine öncelik veya ayrıcalık elde edemeyecek, bu şekilde konkordatonun nisabında oyların manipüle edilmesinin önüne geçilmiş olacaktır. 23. Konkordatonun tasdiki sırasında mahkemece dikkate alınması gereken bir diğer ilke ise, konkordatonun kötüniyetle sakatlanmamasıdır. 2004 sayılı Kanun'un “ konkordatonun tamamen feshi” başlıklı 308/f maddesinde her alacaklının kötüniyetle sakatlanmış konkordatonun feshini tasdik kararını vermiş olan mahkemeden isteyebileceği düzenlenmiştir. Buna göre konkordatonun tasdikinden sonra kötüniyetin anlaşılması hâlinde konkordatonun feshi mümkün olup, bu durumda mahkemece konkordato isteminde bulunanın, tasdik aşamasında da iyiniyetli davranıp davranmadığı denetlenmeli, istemde bulunanın tasdik aşamasında kötüniyetli davranış içerisinde bulunduğunun tespit edilmesi durumunda mahkemece konkordato tasdik edilmemelidir. 24. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 11.10.2023 tarihli ve 2023/6-591 Esas, 2023/940 Karar, 03.03.2022 tarihli ve 2021/(15)6-772 Esas, 2022/240 Karar sayılı kararlarında da değinilmiştir. 25. Somut uyuşmazlıkla ilgili olarak konkordatonun tasdiki için aranan şartları düzenleyen 2004 sayılı Kanun'un 305/1-b maddesinde belirtilen "teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması" şartına değinmek gerekmektedir. 26. 4949 sayılı Kanun'la değişiklikten önce bu şart "borçlunun serveti ile mütenasip bulunmak" şeklindeydi ve bu durumda en az iflâsı hâlinde elde edebileceği meblağı teklif etmiş olması şartı aranmaktaydı. Serveti (mevcudu ile) orantılı olma şartı yerine kaynakları ile orantılı olma şartı getirildiğinden ve kaynak kavramı ödeme araçları ve temin edilebilecek her türlü finansal kaynağı ifade ettiğinden, teklifin borçlunun finansal kaynakları ile orantılı olup olmadığının araştırılması gerekir. 27. Burada belirtilen "orantılılık" şartı ile borçlunun mali imkânlarıyla, tüm alacaklıların alacaklarına adil ve uygun zamanda kavuşmalarını sağlamak amaçlanmaktadır. Konkordato talebi ile birlikte mühlet hükümlerinin devreye girmesi ve bu süreçte alacaklıların alacaklarını tahsil edememeleri nedeniyle katlandıkları sürecin karşılığı olarak borçlunun da mümkün olan surette kaynakları ile borçlarını ödemesi beklenmektedir. 28. Borçlunun alacaklılara daha kısa zamanda ve daha fazla miktarda ödeme yapma imkânı varken, alacaklıların aleyhine bir ödeme planının tasdiki uygun değildir. Nitekim konkordato kurumu, borçlunun faaliyetlerine devamını sağlamak ile birlikte alacaklıların da tatmini yolu olup, borçluya konkordatonun amacı dışında bir finansman enstrümanı niteliğinde projenin tasdik edilmesi mümkün değildir. 29. Bununla birlikte borçlunun vade konkordatosu talep ederken de büyük bir hareket alanına sahip olduğundan söz edilemez. Borçluya vade konkordatosu yoluyla da olsa uzun yıllar faizden kurtulmasını sağlayacak biçimde konkordato imkânının tanınmayacağı açıktır. 30. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince, Er-Ne Çocuk Giyim ve Araç Gereçleri Konfeksiyon Tekstil Itriyat Paz. San. ve Tic. A.Ş. tarafından teklif edilen konkordato talebi üzerine talep eden şirketin konkordato projesinin tasdik talebinin kabulü ile konkordatoya tabi olan ve faiz içermeyen asıl alacağa ilişkin borcun ilk taksiti, tasdik kararından itibaren sekiz ay sonra başlamak üzere ilk yıl borcun %5'lik, borcun ikinci yıl %10'luk, üçüncü yıl %15'lik, dördüncü yıl %20'lik, beşinci yıl %25'lik ve altıncı yıl %25'lik kısmının alacaklılara garameten ödenmesine karar verilmiş olup, tasdik edilen konkordato projesi tenzilat ve vade konkordatosunun bir araya getirilmesiyle teşekkül eden karma (bileşik) konkordato niteliğindedir. 31. Dosya içerisinde yer alan projeye göre talep eden şirketin 2020-2027 yılları arasında 5.000.000,00 TL'den başlayarak her yıl beklenen satış rakamları yükseltilerek nihayetinde 2027 yılında 13.000.000,00 TL'lik satış rakamı belirlenmiş ise de nihai raporda bu rakamlara ulaşılabileceğine dair somut tespitlere yer verilmediği gibi, tasdik edilen projenin faiz içermemesi, projede hem sekiz ay ödemesiz dönem kararlaştırılması hem de ödemelerin altı yıl gibi uzun vadeye yayılması dikkate alındığında, konkordato talebinden sonra mühlet hükümlerinin sağladığı hukuki korumadan faydalanan borçlunun yeni bir süreden yararlandırılması anlamında olup yerinde olmadığı gibi tespit edilen ödeme süresi alacaklıları mağdur edecek ve konkordatonun amacı dışında finansman türü niteliğinde görülmekle söz konusu projesinin tasdikine karar verilmesi de doğru olmamıştır. 32. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince talep eden şirketin borca batık olup olmadığı belirlendikten sonra 2004 sayılı Kanun'un 308 inci maddesi uyarınca şirketin borca batık olması hâlinde iflasına, aksi hâlde konkordato talebinin reddine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken tasdik talebinin kabul edilmesi yerinde değildir. 33. Hâl böyle olunca direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-A) bendinde (§1-2) belirtilen nedenlerle alacaklılar Türkiye Halk Bankası A.Ş. ve Emir Varlık Yönetim A.Ş. vekillerinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 2-B) bendinde (§1-3) belirtilen nedenlerle alacaklı Türkiye İş Bankası A.Ş. vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle REDDİNE, 3-C) bendinde (§1-33) belirtilen nedenlerle diğer alacaklılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2023/1291 E., 2023/1582 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 286 ıncı maddesi ve devamı.
6. Hukuk Dairesi         2023/1291 E.  ,  2023/1582 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1494 E., 2022/1286 K. DAVACILAR : ... vekili Avukat ... 2-... Motorlu Araçlar Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi 3-... Otomotiv İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi 4-... Turizm Otomotiv Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi 5-... 6-... vekili Avukat ... FER'Î MÜDAHİLLER : 1-... vekili Avukat ... 2-... Metal San. Ve Tic. A.Ş. Yetkilisi ... ve diğer 73 müdahil DAVA TARİHİ : 19.03.2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : Burhaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/100 E., 2021/66 K. ... olarak konkordato davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin otomotiv faaliyet gösterdiğini, zaman içinde ekonomik durumlarının bozulduğunu, sunulan konkordato projesi kapsamında borçlarını ödeyeceğini ileri sürerek konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiş, 15.04.2021 havale tarihli dilekçeyle davadan feragat etmiştir. II. CEVAP Müdahil alacaklı vekilleri sundukları müdahale dilekçeleri ile davaya müdahil olmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin vekaletnamesinde feragat yetkisi bulunduğu ve davacı şirketlerin borca batık olmadığı gerekçeleriyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde alacaklı ... Metal A.Ş. istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Alacaklı vekili istinaf dilekçesinde; adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek verilen kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacaklının adli yardım talepli istinaf başvurusu yönünden adli yardım talebinin yerinde görülmediği, kararın itiraz üzerine kesinleştiği, bunun üzerine fer'i müdahil tarafından ilk derece mahkemesince istinaf harç ve giderlerinin kesin sürede yatırılmasına ilişkin ihtarının yerine getirilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı ... Metal San. Tic. A.Ş. Yetkilisi temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Alacaklı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki sebepleri ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, konkordatonun tasdiki davasında talep edilen adli yardım talebi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 286 ıncı maddesi ve devamı. 3. Değerlendirme 1.Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır. (HMK 336/3) Bu hüküm istinaf veya temyiz başvurusundan önce adli yardım kararı verilmeyen hallerde uygulanacaktır. Öncesinde verilmiş bir adli yardım kararı var ise bu hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinden (HMK 335/3), istinaf veya temyiz başvurusu sırasında yeniden adli yardım talebinde bulunulması gerekmeyecektir. Ancak daha önce verilmiş bir adli yardım kararı yok ise istinaf başvurusu nedeniyle yapılan adli yardım talebi bölge adliye mahkemesince, temyiz başvurusu nedeniyle yapılan adli yardım talebi ise Yargıtay tarafından incelenecektir. 2. Adli yardımdan yararlanacak kişileri başlığını taşıyan HMK 334. maddenin 1. fıkrasında; Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler (HMK 334/1). Bu fıkrada, gerçek kişi tüzel kişi ayrımı açıkça yer almasa da, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürme unsuruna yer verildiğinden gerçek kişileri kapsayan bir düzenleme olduğu açıkça anlaşılmaktadır Aynı maddenin 2. fıkrasında, tüzel kişiler için adli yardımdan yararlanma koşullarını belirleyen özel bir hükme yer verilmiş olduğundan tüzel kişilerin adli yardımdan yararlanıp yararlanamayacağının bu özel hükme göre belirlenmesi gerekir. Bu fıkradaki düzenlemeyle; "kamuya yararlı dernek ve vakıflar, iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda oldukları takdirde adli yardımdan yararlanabilirler." hükmü getirilmiştir. Maddede sınırlı sayma yoluyla tüzelkişiler bakımından sadece kamuya yararlı dernek ve vakıflar için adli yardımdan yararlanma olanağı getirildiğinden bu kapsamda olmayan sermaye şirketleri dahil diğer tüzel kişilerin adli yardımdan yararlanması mümkün değildir. 3. Somut olayda kanun yolu aşamasında adli yardım talebinde bulunan ... Metal A.Ş. sermaye şirketi olup HMK 334/2. maddede sayılan adli yardımdan yarralanabilecek tüzel kişilerden değildir. Bu durumda adli yardım isteminin kabulü mümkün görülmemiş, reddi gerekmiştir. 4.6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'nın 434/III. maddesinde temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödeneceği, bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek 7 günlük kesin süre içinde tamamlanması gerektiği, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususunun temyiz edene yazılı olarak bildirileceği, verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Alacaklının temyiz itirazlarının incelenebilmesi için HUMK'nın 434/III. maddesine göre işlem yapılarak temyiz ve harçlarının tamamlatılması gerekmektedir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; alacaklı ... Metal A.Ş’nin adli yardım talebinin reddine, kararın alacaklı vekiline tebliğine, temyiz harç ve giderlerinin tamamlatılması için 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken aynı yasanın 344. maddesi uyarınca işlem yapılmasına, gerekli işlemler tamamlandıktan sonra dairemize gönderilmesi için dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine GERİ ÇEVİRİLMESİNE, 02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2023/1995 E., 2023/2291 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 286 ıncı maddesi ve devamı.
6. Hukuk Dairesi         2023/1995 E.  ,  2023/2291 K. "İçtihat Metni" ... MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2393 E., 2023/366 K. ... ... ... HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/466 E., 2022/529 K. Hasımsız olarak konkordato davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın bir kısım alacaklılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım alacaklılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; kuru üzüm ticareti ve hayvan besiciliği alanlarında faaliyet gösterdiğini, zaman içinde ekonomik durumlarının bozulduğunu, sunulan konkordato projesi kapsamında borçlarını ödeyeceğini ileri sürerek konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiş olup daha sonra açılan 03.10.2022 tarihli dilekçeyle davadan feragat etmiştir. II. CEVAP Müdahil alacaklı vekilleri sundukları müdahale dilekçeleri ile davaya müdahil olmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davadan feragat ettiği ve borca batık olmadığından iflas koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde bir kısım alacaklılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Alacaklılar vekilleri istinaf dilekçelerinde ayrı ayrı, davacının kötü niyetli olduğunu ve borca batıklık hususunun usulünce araştırılmadan karar verildiğini ileri sürerek verilen kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım alacaklılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Bir kısım alacaklılar vekilleri temyiz dilekçelerinde; istinaf dilekçesindeki sebepleri ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 286 ıncı maddesi ve devamı. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup bir kısım alacaklılar tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Müdahil SGK harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Alınması gereken harçlar peşin olarak yatırıldığından müdahiller ..., Alternatif Bank A.Ş., Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş.'den harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2023/2033 E., 2023/2541 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 nci maddesi, İİK’nın 276, 286 , 302, 305, 308. maddeleri.
6. Hukuk Dairesi         2023/2033 E.  ,  2023/2541 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/17 E., 2023/403 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 4. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki konkoradto davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, davacıların iflasına karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ...'ın tekstil işletmesi, ...'ın ise Köfte işletmesi bulunduğunu, işletmelerinin aile işletmesi şeklinde olduğunu, müvekkillerinin ekonomik güçlük içinde bulunduğunu, sunulan konkordato projesinin tasdiki ile borçlarını ödeyebileceklerini ileri sürerek, konkordato projelerinin tasdikini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım alacaklılar vekilleri müdahale dilekçelerinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mühlet içerisinde düzenlenen komiser raporlarından ve tüm bilgi ve belgelerden davacıların ilk proje ve revize projelerine göre konkordatonun başarıya ulaşması ihtimalinin bulunduğunun somut verilere dayalı olarak ispatlanamadığı, işletmelerin kar projeksiyonuna göre hedeflenen karın zamanla daha da düştüğü, mühlet içerisinde davacılar her ne kadar bir kısım çekleri iade olarak almış olsalar da mali kayıtlarına göre ödeme kabiliyetlerinin giderek düştüğü, bu hale göre projenin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı, davacıların, alacaklı ... Tekstil firmasının alacağının bir kısmını reddetteği, daha sonra yaklaşık 4.500.000,00 TL borcu proje dışında yaptıkları anlaşma ile kabul ettikleri, bu miktar alacak kabulünün diğer alacaklıların haklarını açıkça zarara uğratacak olduğu, davacı borçluların konkordato komiserinin ve mahkemenin talimatlarına uymadığı gerekçesiyle konkordato projesinin tasdiki talebinin reddine tacir olan davacıların ayrı ayrı iflaslarına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; geçici mühlet süresinin 3 ay verilmesi gerekirken 2 ay verildiğini, konkordato komiserinin süresinde alacak kayıt başvurusu yapan alacaklıları belirlemediğini, sadece ticari defterde mevcut olan ve proje kapsamında olmayan alacaklılara yönelik sorgu işlemi yapıldığını, satışı yapılan minibüs hattının satış bedelinin alıcılardan tahsil edilmesine rağmen araç ve hattın devrinin yapılmadığını, alıcıların ödediği bedelin taraflara iade edilemediğini, konkordato komiserinin İİK madde 290 kapsamında görevlerini yerine getirmediğini, müvekkillerin bilonçolarının ayrı ayrı değerlendirilmesine rağmen, iki müvekkilin borç miktarının birlikte kabul edilerek her ikisininde iflasına karar verilmesi hukuka uygun olmadığını, ilk derece mahkemesinin alacaklıları zarara uğratma hareketlerinin olduğuna dair gerekçesi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ... tekstil ile yapılan taahhütnamenin müvekkilin ceza infaz kurumuna alınması baskısı altında vermek zorunda kaldığını, konkordato komiserine bu hususta bilgi verilmesine rağmen bu durumu görmezden geldiğini, borç toplamının yarısının müvekkillerin tasdik duruşmasından önce 7 aylık kesin mühlet süresi içerisinde tasfiye edildiğini, iflas kararı verilmesinin usul ve esasa uygun olmadığını istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; konkordato komiserinin yazılı raporu ile konkordatonun başarıya ulaşamayacağının belirtildiği, iflas kararı verilebilmesi için şirketin borca batıklık şartının aranmasına gerek olmadığı, İİK 292/ son fıkrası gereğince davacıların beyanlarının alındığı, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesindeki hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 nci maddesi, İİK’nın 276, 286 , 302, 305, 308. maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Fazla yatırılan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Borçlarını vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan bir anonim şirket, yetkili asliye ticaret mahkemesine başvurarak konkordato talebinde bulunmuştur. İcra ve İflas Kanunu'nun 286. maddesi uyarınca, borçlunun bu talebine eklemesi zorunlu olan belgelere ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını ve gerekli mali kaynağın sermaye artırımı gibi yöntemlerle nasıl sağlanacağını gösteren bir konkordato ön projesi.
B) Tüm alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz durumunu ayrıntılı olarak gösteren bir liste.
C) Konkordato teklifine göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflası hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak gösteren tablo.
D) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanan ve konkordato ön projesindeki teklifin gerçekleşeceğine dair tam güvence veren denetim raporu.
E) Türk Ticaret Kanununa göre hazırlanan son bilanço, gelir tablosu, nakit akım tablosu ve hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan ara bilançolar.

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol