İcra ve İflas Kanunu 31. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 31/a – (Ek: 14/1/2011-6103/41 md.)
Bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemilere ve bunlarla ilgili aynî haklara ilişkin kararlar, kesinleşmedikçe icra edilemez.
Sicile kayıtlı Türk gemilerine ve bunlarla ilgili aynî haklara ilişkin davalarda davacının lehine hüküm verilirse, mahkeme, davacının istemine gerek kalmaksızın, hükmün tefhimi ile birlikte özetini gemi sicili müdürlüğüne bildirir. Hüküm, gemi siciline şerh edilir. Davada verilen karar ileride davacının aleyhine kesinleşirse, mahkeme, bu hükmün özetini de gemi sicili müdürlüğüne derhal bildirir. Sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün yabancı bayraklı gemiler bakımından mahkeme, bu fıkrada öngörülen bildirimleri, geminin bayrağını taşıdığı devletin en yakın konsolosluğuna yapar. Hükmün gemi siciline şerh edilmesinden sonra geminin zilyetliğini elde eden kişi aleyhine yeni bir ilâm alınmasına gerek olmadan, üçüncü fıkraya göre işlem yapılır.
Bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bir geminin tahliye ve teslimine ilişkin ilâm, icra dairesine verilince icra müdürü, bir icra emri tebliği suretiyle borçluya yedi gün içinde o geminin teslimini emreder. İcra emrinde; alacaklı ve borçlunun ve varsa temsilcilerinin adları ve soyadları ile yerleşim yerleri, hükmü veren mahkemenin ismi ile tahliye ve teslimine hükmolunan geminin kimliği, ilâmın tarih ve numarası ve icra mahkemesinden veya istinaf ya da temyiz yahut iadei muhakeme yoluyla görülmekte olduğu mahkemeden icranın geri bırakılması hakkında bir karar getirilmedikçe cebrî icraya devam olunacağı yazılır.
Borçlu, gemiye zilyet olduğu hâlde bu emri yerine getirmezse, ilâmın hükmü zorla tenfiz olunur. Borçlu geminin zilyedi değilse, alacaklı aşağıda yazılı seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Alacaklı, geminin ilâmda yazılı değerinin alınmasını isteyebilir. Borçlu bu değeri ödemezse ayrıca icra emri tebliğine gerek kalmaksızın, söz konusu değer kendisinden haciz yoluyla tahsil olunur. Geminin değeri, ilâmda yazılı olmadığı ve taraflar bu değer üzerinde anlaşamadıkları takdirde, icra müdürü tarafından seçilecek bilirkişi heyetine tespit ettirilir. Bilirkişi heyeti geminin kıymet takdiri sırasındaki değerini esas alır.
2. Alacaklı, gemiye zilyet olan üçüncü kişiye karşı borçlunun sahip olduğu hakları kullanabilir. Şu kadar ki, üçüncü kişi, davadan sonra ve hükümden önce gemi siciline tescil edilmiş bir sözleşmeye dayanarak gemiye zilyet ise (1) numaralı bent hükmü uygulanır.
Alacaklıya teslim olunan gemiye haklı bir sebep olmaksızın tekrar giren borçlu veya üçüncü kişi, ayrıca hükme gerek kalmadan zorla çıkarılır.
Gemide bulunup da ilâma dahil olmayan eşya, çıkarılarak borçluya teslim ve bu kişi hazır değilse vekiline tevdi olunur. Bunlardan hiçbiri bulunmazsa mezkûr eşya, masrafı ileride borçluya ödetilmek üzere peşin olarak alacaklıdan alınıp emin bir yerde veya alacaklının yedinde hıfzettirilir ve icra dairesince hemen yapılacak tebligat üzerine borçlu eşyanın bulunduğu mahalde ise beş, değil ise otuz gün içinde eşyayı almaktan veya masrafı ödemekten kaçınırsa yahut gerek görülürse, icra müdürü, icra mahkemesinin kararıyla bunları satıp tutarından masrafı öder; fazlası kalırsa borçlunun adına, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikte nitelikleri belirlenen bankalardan birine yatırır.
Sicile kayıtlı Türk gemileri üzerinde ipotek veya intifa hakkının kurulmasına veya kaldırılmasına ilişkin ilâm, icra dairesine verilince, icra müdürü, üçüncü fıkrada yazılı şekilde yedi günlük bir icra emri gönderir. Borçlu emri yerine getirmezse, ilâmın hükmü zorla icra olunur.
Gemiye ilişkin bir işin yapılmasına veya yapılmamasına dair olan ve önceki fıkra hükümlerine girmeyen ilâmların icrası hakkında 30 uncu madde uygulanır.
II. Para ve Teminat Verilmesi Hakkındaki İlamların İcrası:
İcra emri ve muhtevası:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
4 karar eşleşti
7. Ceza Dairesi, 2020/6759 E., 2023/10651 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
za Mahkemesinin (Çocuk Mahkemesi Sıfatıyla) 17.07.2020 tarihli ve 2020/531 Esas, 2020/254 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları, 5237 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci fıkrası, 5607 sayılı Ka
7. Ceza Dairesi 2020/6759 E. , 2023/10651 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/531 E., 2020/254 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, suçta kullanılan nakil vasıtasının müsadere talebinin reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Suça sürüklenen çocuk hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2020 tarihli ve 7-2016/107880 sayılı iade yazısı ile 7242 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik nedeniyle lehe değerlendirme yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmesi sonrası kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Hopa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.01.2016 tarihli ve 2015/455 Esas, 2016/1 Karar sayılı kararıyla suça sürüklenen çocuk hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun)
muhalefet suçundan, aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci ve onuncu fıkraları, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci fıkrası, 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ve 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi gereği erteli 1 yıl 8 ... hapis ve 60,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine ve suçta kullanılan nakil aracının müsadere talebinin reddine, araç üzerindeki şerhin karar kesinleştiğinde kaldırılmasına karar verilmiştir.
2.Verilen kararın sanık ve katılan ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2020 tarihli ve 7-2016/107880 sayılı yazıları ile dosyanın 15.04.2020 tarih ve 2020/31100 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 61 inci ve 62 nci maddeleriyle değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü ve 5 inci maddelerinde yapılan değişiklikler uyarınca yeniden değerlendirme yapılması için mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
3.Hopa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin (Çocuk Mahkemesi Sıfatıyla) 17.07.2020 tarihli ve 2020/531 Esas, 2020/254 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları, 5237 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci fıkrası, 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ve 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi gereği erteli 10 ... hapis ve 20,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine ve suçta kullanılan nakil aracının müsadere talebinin reddine, araç üzerindeki şerhin karar kesinleşmesi beklenmeden kaldırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz talebi, suça sürüklenen çocuğa alt sınırdan ceza tayin edildiğine, verilen hapis cezasının ertelendiğine ve suçta kullanılan nakil vasıtasının müsadere talebinin reddine ilişkin verilen kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay tutanağına göre, inceleme dışı sanık Ramis Kartal'ın sevk ve idaresindeki, suça sürüklenen çocuk ...' ın da muavin olduğu 61 S 5209 plakalı yolcu otobüsünün ülkemize giriş yapmak için ... Gümrük Kapısına geldiği ve aracın X-Ray'e sevk edilerek motorun üstünde ve arka koltuk ayak basma yerinde bulunan kapak altındaki boşlukta toplam 205 karton kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.
2.Suça sürüklenen çocuğun aşamalardaki savunmasında özetle, Gürcistan'da otobüsün temizliğini yaparken tanımadığı iki kişinin yanına gelerek sigaraları Türkiye'ye geçirmesi karşılığında para teklif ettiğini kendisinin de kabul ettiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
3.Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası ve araç ruhsat bilgileri dava dosyasında bulunmaktadır.
4.Ele geçen kaçak sigaralara yönelik alınan kaçak eşyaya mahsus tespit varakasına göre belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Hopa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin (Çocuk Mahkemesi Sıfatıyla) 17.07.2020 tarihli ve 2020/531 Esas, 2020/254 Karar sayılı kararında; olay tutanağı, suça sürüklenen çocuğun savunması ve tüm dosya kapsamına göre, inceleme dışı sanık Ramis Kartal'ın sevk ve idaresindeki, suça sürüklenen çocuk ...'ın da muavin olduğu yolcu otobüsünde yapılan aramada toplam 205 karton kaçak sigara ele geçirilen olayda, kaçak sigaranın miktar itibarıyla ticari miktar ve mahiyette olduğunun anlaşılması karşısında suça sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında ve suçta kullanılan nakil aracının müsadere talebinin reddine, araç üzerindeki şerhin karar kesinleşmesi beklenmeden kaldırılmasına dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak;
Suça konu kaçak sigaraların 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine kararı verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ve 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi uyarınca müsadere kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuş, söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Hopa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin (Çocuk Mahkemesi Sıfatıyla) 17.07.2020 tarihli ve 2020/531 Esas, 2020/254 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün kaçak sigaraların müsaderesine ilişkin bendi çıkarılarak yerine '' Suça konu kaçak sigaraların 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine,'' ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.12.2023 tarihinde karar verildi.
Diğer kararlar (3)
11. Hukuk Dairesi, 2014/8961 E., 2014/17989 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL (KAPATILAN) ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET
tam metni aç
sı hükümler dışında bankalar dahil diğer şahıslar ve tüzel kişiler bakımından eşitlik ilkesine aykırı biçimde hüküm kurulamayacağı, ihtiyati haciz işlemine ilişkin işlemler bakımından ihtiyati hacizin koşulları ve teminatla ilgili hükümler İİK'da düzenlenmiş olmakla birlikte yargısal bir kısım içtihatlarda 5230 sayılı 31/07/2004 tarihli Yasa'nın 11. maddesi gereğince her ne kadar ihtiyati tedbir v
11. Hukuk Dairesi 2014/8961 E. , 2014/17989 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET
MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/11/2013
NUMARASI : 2013/291-2013/291 D.İŞ
İstanbul (Kapatılan) Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/11/2013 tarih ve 2013/291-2013/291 D.İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz talep eden banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler elektronik ortamda okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Alacaklı banka vekili, müvekkili bankanın kamu bankası olduğunu, borçluların kredi nedeni ile müvekkiline 99.849,85TL borçlandıklarını, borç süresinde ödenmediğinden ihtiyati hacize başvurulduğunu, mahkemece hazırlanan ihtiyati haciz kararı için teminat olarak borç miktarının %15'inin teminat olarak istendiğini, müvekkilli bankanın kamu bankanın kamu bankası olduğu için her türlü ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartının aranamayacağını ileri sürerek, teminata ilişkin karardan rücu edilerek ihtiyati haciz kararının teminatsız olarak verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, istem sahibi bankaya tanınmış olduğu iddia edilen muafiyetin adeta bir imtiyaz niteliği taşıyan şekilde uygulanamayacağı, istem sahibi bakımından uygulanabilecek muafiyetin harçtan muafiyet olarak öngörüldüğü, Anayasa'nın 90. maddesi yollamasıyla İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6. maddesi ve en önemlisi Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan eşitlik ilkesinin çerçevesi dışına çıkılamayacağı, İİK 257 kapsamında ve İİK 259 kapsamında ihtiyati haciz bakımından teminat alınması yönündeki yasal düzenlenmede HMK'da yer alan hükümlerin uygulanacağı, HMK incelendiğinde teminatın alınamayacağına ilişkin ayrıksı hükümler dışında bankalar dahil diğer şahıslar ve tüzel kişiler bakımından eşitlik ilkesine aykırı biçimde hüküm kurulamayacağı, ihtiyati haciz işlemine ilişkin işlemler bakımından ihtiyati hacizin koşulları ve teminatla ilgili hükümler İİK'da düzenlenmiş olmakla birlikte yargısal bir kısım içtihatlarda 5230 sayılı 31/07/2004 tarihli Yasa'nın 11. maddesi gereğince her ne kadar ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz tedbirlerinde teminat aranmayacağı hükmü var ise de alınan hükmün anayasa eşitlik ilkesine de aykırı olduğu, ihtiyati haciz istemi bakımından özel kanun niteliğindeki bu düzenlemeye HMK ve İİK'nın hükümleri karşısında ve anayasanın eşitlik ilkesi karşısında ayrı bir önem verilemeyeceği, devletin taraf olduğu davalar bakımından dahi böyle bir ayrıcalığın tanınmadığı göz önüne alındığında İİK ve HMK'daki düzenlemeler kapsamında ve 4603 sayılı Yasa'nın geçici 4. maddesin de öngörülen süre itibariyle de yapılandırma surecini tamamlamış bir bankanın istek sahibi olduğu gerekçesi ile teminat alınması yönündeki karara itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı ihtiyati haciz talep eden banka vekili temyiz etmiştir.
Talep, teminat alınmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir.
4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye ... Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye ...Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanunun 1. maddesinde, “Bu Kanunun amacı, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye ... Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye ... Bankası Anonim Şirketi'nin (bankalar) çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerine göre çalışmalarını ve özelleştirmeye hazırlanmalarını sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılmaları ile hisse satışlarına ilişkin düzenlemelerin ve hisselerin tamamına kadarının özel hukuk hükümlerine tabî gerçek ve tüzel kişilere satışının gerçekleştirilmesidir” şeklinde düzenleme olduğu, yine aynı Kanun'un 2/2. maddesinde ise “Yeniden yapılandırma işlemlerinin tamamlanmasını müteakiben bankaların hisse satış işlemleri 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri çerçevesinde sonuçlandırılır. Yeniden yapılandırma ve hisse satış işlemleri bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren üç yıl içinde tamamlanır. Bakanlar Kurulu bu süreyi bir defaya mahsus olmak üzere yarısı kadar uzatabilir” hükmünün bulunduğu anlaşılmıştır.
5230 sayılı Pamukbank Türk Anonim Şirketinin Türkiye ... Bankası Anonim Şirketine Devri ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 11. maddesinde ise “4603 sayılı Kanuna tâbi bankalarca yeniden yapılandırma sürecinde açılmış veya açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2, 23 ve 29 uncu maddeleri ile 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun'un 1'inci maddesi hükümleri uygulanmaz, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz taleplerinde teminat şartı aranmaz. Bankaların mahkeme ilâmını alması ve tebliğe çıkartması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmiş olması şartı da aranmaz” hükmününü düzenlendiği belirlenmiştir.
Bakanlar Kurulu tarafından 12.10.2010 tarih, 2010/964 sayılı Kamu Bankalarının Yeniden Yapılandırılması ve Hisse Satış İşlemlerine İlişkin Sürenin Uzatılmasına Dair Karar ile “15.11.2000 tarihli ve 4603 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu bankalarının yeniden yapılandırılması ve hisse satışı işlemlerine ilişkin süre 25.11.2010 tarihinden geçerli olmak üzere 5 yıl uzatılmıştır.”
Tüm bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere, 4603 sayılı Yasa gereği yeniden yapılandırma süreci içindeki ihtiyati haciz isteminde bulunan Türkiye Ziraat Bankası A.Ş'nin yeniden yapılandırma süresini uzatma yetkisinin Bakanlar Kurulu'na verildiği, Bakanlar Kurulu'nun da yeniden yapılandırmaya ilişkin süreyi 25.11.2010 tarihinden itibaren 5 yıl uzattığı, ihtiyati haciz kararı talebinin bu 5 yıllık süre içinde yapıldığı, 5230 sayılı Yasa'nın 11. maddesine göre yeniden yapılandırma sürecinde ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmayacağı belirlendiğine göre, ihtiyati haciz talebinde bulunan banka lehine kanuna dayalı olarak teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken, %15 teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesi ve bu karara vaki itirazın reddi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden muteriz banka vekili yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz talep eden banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün ihtiyati haciz talep eden banka yararına BOZULMASINA, 19/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
maddesiyle İİY.na eklenen özel nitelikteki 336/a maddesi hükmüne uymakla birlikte; 2004 sayılı İİY.da değişiklik yapan 31.05.2005 gün ve 5358 sayılı Yasanın 23. maddesi uyarınca İİY.nın 336/a maddesi yürürlükten kaldırılmış ve bu hüküm 01.06.2005 günlü ve 25832 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olmakla, İcra ve İflas Yasası uygulamasından doğan yedieminlik yükümlülüğüne uymama suçları 5237 sayılı
Ceza Genel Kurulu 2006/4-115 E., 2006/123 K.
Ceza Genel Kurulu 2006/4-115 E., 2006/123 K.
- HAFİF HAPİS VE HAFİF PARA CEZALARININ İDARİ PARA CEZASINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ
- MAHKEMENİN KARAR VERME YETKİSİ- 4949 S. İCRA VE İFLAS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA ... [ Madde 93 ]
- 5252 S. TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ ... [ Madde 7 ]
- 5326 S. KABAHATLER KANUNU [ Madde 24 ]
- 647 S. CEZALARIN İNFAZI HAKKINDA KANUN (MÜLGA) [ Madde 6 ]
- 647 S. CEZALARIN İNFAZI HAKKINDA KANUN (MÜLGA) [ Madde 4 ]
- 647 S. CEZALARIN İNFAZI HAKKINDA KANUN (MÜLGA) [ Madde 5 ]
"İçtihat Metni"
Tehdit suçundan sanık G.... E..... 'un, TCY.nın 191/2, 51/1, 647 sayılı Yasanın 4, 5 ve 6. maddeleri uyarınca sonuçta 981.468.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, bu cezasının 20 eşit taksitte alınmasına ve ertelenmesine ilişkin Ordu/Ulubey Asliye Ceza Mahkemesince 27.02.2003 gün ve 4-6 sayı ile verilen kararın sanık ile üst C.savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 19.07.2005 gün ve 23760-9376 sayı ile;
"Sanığın, iddianamede açıklanan, teslim aldığı hacizli malı/malları isteğe rağmen icra dairesine vermeme biçimindeki eyleminin, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 4949 sayılı Yasanın 93. maddesiyle İİY.na eklenen özel nitelikteki 336/a maddesi hükmüne uymakla birlikte; 2004 sayılı İİY.da değişiklik yapan 31.05.2005 gün ve 5358 sayılı Yasanın 23. maddesi uyarınca İİY.nın 336/a maddesi yürürlükten kaldırılmış ve bu hüküm 01.06.2005 günlü ve 25832 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olmakla, İcra ve İflas Yasası uygulamasından doğan yedieminlik yükümlülüğüne uymama suçları 5237 sayılı TCY.nın 289. maddesi kapsamına alınmış ise de, 18.05.2005 gün ve 25819 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5349 sayılı Yasayla değişik 04.11.2004 tarih ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7. maddesi uyarınca kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüş olması karşısında, sözü edilen yasal düzenlemeler ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 24. maddesi gözetilerek sanığın hukuksal durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu" gerekçesiyle hükmün diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 27.03.2006 gün ve 195650 sayı ile;
"Sanık hakkında açılan davanın, kararın ve tebliğname kapsamı ve temyiz istemi tehdit suçuna yönelik olmasına nazaran Yüksek Dairece yedieminlik yükümlülüğüne uymama suçundan karar verildiği, bu nedenle tehdit suçundan karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir" görüşüyle itiraz yoluna başvurarak Özel Daire kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
İncelenen dosya içeriğine göre;
Sanık hakkında, silahla ölümle tehdit suçundan açılan kamu davasının yargılaması sonunda eylemi sabit görülerek cezalandırılmasına karar verilmiş olup, bu hüküm sanık ve üst C.savcısı tarafından temyiz edilmiştir.
Özel Dairece yapılan temyiz incelemesinde ise, sanığın eylemi yedieminlik yükümlülüğüne aykırı davranma olarak nitelendirilerek yasa bozması yapılmıştır. Görüldüğü gibi bozma kararı dosya kapsamı ile uyumlu değildir.
Bu itibarla haklı nedenlere dayanan Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne ve dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle,
1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2-Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 19.07.2006 gün ve 23760-9376 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 18.04.2006 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
maddesinde belirtilen İİK.nun 30 ve 31. maddelerine muhalefet etmek suçuna yönelik olduğu, şikayete konu ihtiyati tedbir kararı olup bu karara muhalefet etmek suçundan Bağcılar Asliye Ce-za Mahkemesinde ayrıca dava açılıp davanın devam ettiği, ilam niteliğinde bulunmayan mah-keme kararına m
Ceza Genel Kurulu 2004/16.HD-102 E., 2004/127 K.
Ceza Genel Kurulu 2004/16.HD-102 E., 2004/127 K.
- İTİRAZ YOLU
- SUÇUN UNSURLARININ ARANMASI- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 113 ]
- 1412 S. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) [ Madde 253 ]
- 1412 S. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) [ Madde 257 ]
"İçtihat Metni"
İcra İflas Yasasının 343. maddesine aykırı davranmak suçundan sanıklar Aydın D..... ve Eren G........'in beraetlerine ilişkin İstanbul 5. İcra Tetkik Merciince verilen 5.5.2003 gün ve 5459-1984 sayılı hüküm, şikayetçiler vekili tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Hukuk Dairesince 31.3.2004 gün ve 1922-5065 sayı ile;
"Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, yapılan yargılama ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığına ve sanıklar hakkındaki şikayetin İİK.nun 343. maddesinde belirtilen İİK.nun 30 ve 31. maddelerine muhalefet etmek suçuna yönelik olduğu, şikayete konu ihtiyati tedbir kararı olup bu karara muhalefet etmek suçundan Bağcılar Asliye Ce-za Mahkemesinde ayrıca dava açılıp davanın devam ettiği, ilam niteliğinde bulunmayan mah-keme kararına muhalefetin İİK.nun 343. maddesinde yazılı suçu oluşturmayacağı mahkemece doğru olarak değerlendirilip belirlendiğine göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün İİK. 366. maddesi uyarınca onanmasına" karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığınca 11.5.2003 gün ve 130195 sayı ile; 12.08.2002 tarihli şikayet dilekçesinde, şikayetçiler aleyhine Milliyet Gazetesinde yayınlanan haberler nedeniyle İstanbul 2.Asliye Hukuk Mahkemesince 18.03.2002 tarih 2002/46 D. İş no ile yayınların durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verildiği, kararın İstanbul 2.İcra Müdürlüğünün 2002/4573 E. sayılı dosyası ile infaza konulduğu, Bağcılar 1. İcra Müdürlüğünün 2002/1783 talimat sayılı icra dos-yası ile 18.03.2002 tarihinde tebliğ olunduğu, tebliğ edilmesine rağmen, sonraki gazete nüshala-rında yayın yapılarak İİK. 343. maddesine aykırı davranışta bulunulduğu, eylemin mahkeme ta-rafından verilen ihtiyati tedbir kararına aykırı davranış niteliğinde olduğu iddiasıyla icra ceza mahkemesine şikayette bulunularak sanıkların İİK.nun 343. maddesi uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir.
CMUK.nun 257. maddesine göre; "hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibarettir. Fiili takdirde mahkeme iddia ve müdafalarla bağlı değildir." Şikayet dilekçesinde; " bu eylem açıkça mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir kararına ay-kırı davranış niteliğindedir." denilerek eylemin ihtiyati tedbire muhalefet olduğu beyan edilmiş, hükmün gerekçesinde de "şikayetin dayanağının 2.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen tedbir kararı olduğu tedbir kararına aykırı hareketin ise HUMK. nun 113/A maddesiyle cezalandı-rıldığı" kabul edilmiştir. Şikayet dilekçesi ve hükmün gerekçesiyle eylemin ihtiyati tedbire mu-halefet kabul edilmesine rağmen, ilam hükümlerine muhalefet suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi doğru değildir. Bu takdirde CMUK.nun 257. maddesindeki mahkemenin eylemle bağlı olduğuna, vasıflandırma ile bağlı olmadığına ilişkin kural ihlal edil-miş olmaktadır.
CMUK. nun 253/3. maddesine göre " aynı konuda aynı sanık için evvelde verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava var ise davanın reddine karar verilir.". Yerel Mahkeme ve Özel Dairece sanık hakkında ihtiyati tedbir kararına aykırı davranış nedeniyle Bağcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı kabul edilmiş ise de; sanık hakkında bu suçtan açılmış bir kamu davası bulunmamaktadır. Açılmış kamu davasının varlığı halinde mağduru sanığı ve ey-lemi aynı olan olayla ilgili olarak verilen beraat kararının onanması o dava açısından kesin hüküm oluşturur. Aynı konuda aynı sanık hakkında Yargıtay tarafından onanmış bir beraat kararı ile karşılaşan Asliye Ceza Mahkemesi, suçun unsurları oluşsa bile sanığı cezalandıramayacaktır. Yani ihtiyati tedbire muhalefet eyleminden dolayı verilen beraat kararının onanması diğer mah-keme için bağlayıcı olacaktır.
Somut olayımızda şikayete konu eylem ihtiyati tedbir kararına muhalefettir. Mahkeme eylem ile bağlı olup şikayet dilekçesindeki vasıflandırma ile bağlı değildir. İlam hükümlerine muhalefet suçundan verilen beraat kararı aynı suçtan açılan yada açılacak olan dava için kesin hüküm oluşturur. İlam hükümlerine muhalefet suçu ile ihtiyati tedbir kararına muhalefet suçlarının yargılama usulleri farklıdır. Şikayet ihtiyati tedbir kararına muhalefet olduğuna göre, ka-mu davası olarak iddianameyle açılması gereken bir davanın şikayet dilekçesi ile açılması mümkün olmadığından CMUK.nun 359. maddesi uyarınca usul muamelelerinin durdurulmasına karar verilmelidir," gerekçeleriyle itiraz yasa yoluna başvurularak Özel Daire Onama kararının kal-dırılıp, Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi isteminde bulunulmuştur.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelere göre;
Şikayetçiler M. Melih S......... ve Güngör S......... tarafından İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesine başvurularak aleyhlerine D..... grubuna ait (Hürrriyet, Milliyet, Posta vs.) gazeteleri ile Sabah grubuna ait (Sabah, Günaydın vs.) gazetelerinde kişilik haklarına saldırı teş-kil eden yayınların tedbiren durdurulması isteminde bulunulması üzerine, anılan Mahkemece 18.3.2002 gün ve 46 D. İş sayı ile 4721 sayılı Yasanın 24 ve 25. maddeleri uyarınca, Hürriyet, Milliyet, Sabah ve Günaydın gazetelerinde, davacıların kişilik haklarına tecavüz niteliğindeki yayınların tedbiren durdurulmasına karar verildiği, kararın Milliyet Gazetecilik A.Ş. sorumlu ya-zı işleri müdürü Eren G........'e ve Hürriyet Gazetecilik A.Ş.inde görevli danışma memuru Cihan Taşçı'ya 18.3.2002 tarihinde tebliğ edildiği,
Aynı nitelikteki yazıların Hürriyet Gazetesinde devam ettiği iddiasıyla, şikayetçiler vekili tarafından Hürriyet gazetesi sorumluları ve imtiyaz hakkı sahipleri Aydın D....., Hasan K....., Tufan T......, Erol T....... ve D..... Satmış haklarında Bağcılar C.Başsavcılığına yapılan şikayet üzerine, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Hasan K..... hakkında 14.5.2002 gün ve 103 sayılı iddianame ile ihtiyati tedbir kararına aykırılık suçundan 5680 sayılı Yasanın 16/2 ve HUMK.nun 113/A maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle Bağcılar 2. Asliye Ceza Mah-kemesine 2002/1319 esas sayılı kamu davasının açıldığı,
Yargılamaya konu olaydaki şikayetin ise, bu davadan sonra 2.8.2002 tarihli Milliyet Gazetesinin 1 ve 15. sayfalarında yayınlanan yazılar nedeniyle, bu gazetenin sahip ve sorumlu yazı işleri müdürü hakkında olduğu,
Yerel Mahkemece de, eylemin HUMK.nun 113/A maddesine uygun olduğu, ilam niteliğinde bulunmayan mahkeme kararı nedeniyle İİY.nın 343. maddesindeki suçun unsurlarının oluşmayacağı gerekçesiyle sanıkların beraetlerine karar verildiği anlaşılmaktadır.
CYUY.nın 253. maddesinde; "beraet", "mahkumiyet", "davanın reddi" veya "düşmesi" ve "muhakemenin durması"na dair kararların hüküm olduğu, aynı konuda, aynı sanık için evvelce verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava var ise davanın reddine, kovuşturmanın ve dolayısiyle muhakemenin yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın gerçekleşmediği anlaşılırsa, gerçekleşmesini beklemek üzere, muhakemenin durmasına, Ceza Kanununun birinci kitabının dokuzuncu babında davanın düşmesi sebebi olarak gösterilen, sanığın ölümü, genel af, vazgeç-me, af veya zamanaşımı hallerinden biri varsa veya muhakeme şartının gerçekleşmeyeceği anla-şılırsa davanın düşmesine karar verileceği, aynı Yasanın 263. maddesinde, sanığa yüklenen su-çun, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya görevi dışında kaldığının saptanması halin-de, bir kararla işin görevli mahkemeye gönderileceği, 359. maddesinde ise; "Davanın tahkik ve tetkikinden sonra mahkeme sabit addedilen vakıaların bu fasılda münderiç muhakeme usulü tat-bik olunmayacak suçlardan bulunduğunu görürse bu sebepten dolayı usule ait muamelelerin dur-durulmasına hükmeder ve dava evrakını Cumhuriyet Müddeiumumiliğine verir." Hükümlerine yer verilmiştir.
Somut olayda, dilekçe ile İcra Tetkik Merciine yapılan şikayet üzerine, mahkemece eylemin HUMK.nun 113/A maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir kararına aykırılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle, aynı eylem nedeniyle kesin yargı oluşturacak şekilde beraet kararı veril-miştir.
HUMK.nun 113/A maddesinde düzenlenen, ihtiyati tedbir kararına aykırılık suçu, Asliye Ceza Mahkemesinin görevine girmekte olup, bu suçtan yargılama yapılabilmesi için iddianame ile kamu davasının açılması gerekmektedir. Mahkemeler ancak görevleri kapsamında bulunan ve usulüne uygun olarak açılmış davalarda, CYUY.nun 253. maddesindeki hükümleri verebilirler, somut olayda usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından, mahkemece, mahkumi-yet, beraet, davanın reddi, davanın düşmesi veya yargılamanın durmasına karar verilemez, yine aynı şekilde usulünce açılmış bir dava bulunmadığından görevsizlik kararı verilmesi de olanak-sızdır.
Bu itibarla Yerel Mahkemece, şikayet dilekçesi ile açılan davada CYUY.nın 359. mad-desi uyarınca usule ait işlemlerin durdurulmasına ve dava evrakının C.Başsavcılığına gönde-rilmesine karar verilmesi gerekirken, aynı eylem nedeniyle kesin yargı oluşturacak şekilde beraet kararı verilmesi, Özel Dairece de, konuları farklı olduğu halde, aynı eylem nedeniyle dava açılıp derdest bulunduğu kabul edilmek suretiyle hükmün onanmasına karar verilmesi isabetsiz olup, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜ-NE, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 31.3.2004 gün ve 1922-5065 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, Yerel Mahkeme hükmünün açıklanan nedenle BOZULMASINA, dos-yanın yerine gönderilmek üzere, Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 8.6.2004 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
Aşağıdaki mahkeme kararlarından (ilamlarından) hangisinin icraya konulabilmesi için kesinleşmiş olması şarttır?
A) Kiralanan taşınmazın tahliyesine ilişkin ilamlar
B) Taşınır teslimine ilişkin ilamlar
C) Nafaka ödenmesine ilişkin ilamlar
D) Tapu iptali ve tescil davası sonucunda verilen ilamlar
E) Ticari davalarda verilen para alacağı ilamları
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.