İcra ve İflas Kanunu 333. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 333/a- (Ek: 17/7/2003-4949/90 md.; Değişik: 31/5/2005-5358/4 md.)
Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastıyla ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde, bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması hâlinde, alacaklının şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
Birinci fıkradaki suç taksirle işlendiği takdirde, alacaklının şikâyeti üzerine, fail hakkında zararın ağırlığına göre ikibin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
Konkordatoda veya sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılmasında yetkili kimseleri hataya düşüren ya da konkordato veya uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma koşullarına uymayan borçlunun cezası:[126]
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
38 karar eşleşti
19. Ceza Dairesi, 2015/17986 E., 2017/4211 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Ceza Mahkemesi
2-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 333/a maddesine ilişkin kurulan hükme yönelik incelemede;
19. Ceza Dairesi 2015/17986 E. , 2017/4211 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre,
1-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 337/a maddesine ilişkin kurulan hükme yönelik incelemede;
Borçlu şirketin kayıtlı olduğu Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden en son beyanname örnekleri getirtilerek ve bilirkişi raporu da dikkate alınarak sonucuna göre hukuki durumunun takdir edilmesi gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de ;
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin aynı Kanun'un 337/a maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaşma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaşmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK'nın 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
2-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 333/a maddesine ilişkin kurulan hükme yönelik incelemede;
Şikayetçi vekilinin şikayet dilekçesinde sırf borcun ödenmemesi nedeniyle ve ticaretin terk edildiğinden bahisle şikayetçi olduğunun anlaşılması karşısında, bu suç yönünden suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
a-02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin aynı Kanun'un 333/a maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaşma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaşmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK'nın 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
b-İİK'nın 333/a maddesinde düzenlenen suçun yaptırımı "altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası" olmasına rağmen mahkemece sadece hapis cezasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
15. Ceza Dairesi, 2013/15161 E., 2015/29920 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBandırma Ağır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
i belgede sahtecilik, İİK 333/A maddesine muhalefet
15. Ceza Dairesi 2013/15161 E. , 2015/29920 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bandırma Ağır Ceza Mahkemesi
i belgede sahtecilik, İİK 333/A maddesine muhalefet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK'nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu'nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri, aynı Kanun'un 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Katılanın İstanbul'da mali müşavir olarak çalıştığı, Anpak Gıda A.Ş. isimli şirketinin raporlarını hazırladığını, bu iş karşılığında 36.800 TL alacaklı olduğunu, bu alacağına karşılık S.. T.. Karalar'ın kendisine senet verdiğini, senedin bedeli ödenmeyince icra takibinde bulunduğu, icra takibi sırasında sanık S.. T.. Karalar'ın şirketi temsile yetkili olmadığını belirterek takibin durdurulması için dava açtığını, daha sonra davanın takip edilmemesi sebebiyle davanın düştüğü, yapılan araştırmada sanık S.. T.. Karalar'ın şirketin genel merkezini temsile yetkili olmadığını, Karacabey Şubesi yetkilisi olmasına rağmen kendisini şirketin genel temsilcisi gibi göstererek senet imzaladığını ve bu şekilde sahte evrak düzenlediği, sanık Y.. P..'ın icra takibinde haczedilen malları satın alıp daha sonra sanık S.. T.. Karalar'a devrettiğini, sanık C.. K..'ın ise sanık S.. T.. Karalar ile evlilik sözleşmesi yaptığını, icra takibi sırasında evlilik sözleşmesini ileri sürerek evlerindeki eşyaların şahsi eşyası olduğunu beyan ederek istihkak iddiasında bulunduğunu, böylece sanık S.. T.. Karalar'ın resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık diğer sanıkların ise İİK'nın 333/A maddesine muhalefet suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; katılanın sanık S.. T.. Karalar'ın senedi düzenlerken şirket yetkilisi olmadığını bildiğini beyan etmesi, diğer sanıkların ise eylemlerinin tamamen hukuki olması karşısında sanıkların üzerlerine atılı suçlar yönünden haklarında kurulan beraat hükümlerinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 13/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
16. Hukuk Dairesi, 2009/4978 E., 2009/6454 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varPENDİK İCRA MAHKEMESİ
tam metni aç
hakkında İİK’nun 333/a maddesine muhalefet etmek suçuna yönelik kurulan hükmün temyiz incelemesi sonucunda ise;
16. Hukuk Dairesi 2009/4978 E. , 2009/6454 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : PENDİK İCRA MAHKEMESİ
Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçundan sanıklar ... ve ...’nın ayrı ayrı beraatlerine, ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastiyle ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödememesi suçundan sanık ... hakkında müştekinin şikayet hakkının İİK’nun 347.maddesi gereğince düşürülmesine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının onama ve bozma istemli tebliğnamesiyle dosya daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sanık ... hakkında ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçuna yönelik kurulan hükmün temyiz incelemesi sonucunda;
Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, yapılan yargılama ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün İİK.’nun 366. maddesi uyarınca istem gibi ONANMASINA,
Sanık ... hakkında ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçuna yönelik kurulan hükmün temyiz incelemesi sonucunda;
Sanığa isnat edilen suçun oluşabilmesi için tacirin fiili olarak ticareti terk etmesi ve bu durumu onbeş günlük süre içerisinde kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirmemesi gerekmektedir. Sanığın yöneticiliğini yaptığı şirketin ticareti gerçekten terk edip etmediği yönünde zabıta araştırması yaptırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir edilmesi gerekirken eksik inceleme ile sanığın beraatine karar verilmesi isabetsiz olduğundan temyiz itirazları yerinde görülmekle hükmün istem gibi BOZULMASINA,
Sanık ... hakkında İİK’nun 333/a maddesine muhalefet etmek suçuna yönelik kurulan hükmün temyiz incelemesi sonucunda ise;
Sanığa isnat edilen suç İİK’nun 333/a maddesinde, “Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastiyle ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde, bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması hâlinde, alacaklının şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlendiği dikkate alındığında; atılı suçun oluşabilmesi için, tebliğ edilen ödeme/icra emrinde borcu ödemesi için tanınan son gün itibariyle ticari işletmenin borcu ödeyebilecek ekonomik güce sahip olması ve yönetim yetkisine sahip olan sanıkların kasıtlı olarak ticari işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara sokmaları gerekmektedir. Dolayısıyla suç tarihinin de bu kriterlere göre hesaplanması neticesinde şikayetin süresinde yapıldığının kabulü gerektiği gözetilmeksizin müştekinin şikayet hakkının İİK’nun 347.maddesi gereğince düşürülmesine karar verilmesi,İsabetsiz olduğundan temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün istem gibi BOZULMASINA, 12.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
19. Ceza Dairesi, 2018/5936 E., 2019/857 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Ceza Mahkemesi
tam metni aç
I) İİK’nun 333/a maddesine aykırılık suçundan kurulan hükümle ilgili yapılan incelemede;
19. Ceza Dairesi 2018/5936 E. , 2019/857 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
ŞİKAYETÇİ :.... Elektrik Perakende Satış A.Ş.
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Beraat, Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanık hakkında İİK'nın 332. maddesine aykırılıktan cezalandırılması içinde şikayette bulunulduğu halde, bu suçtan hüküm kurulmamışsa da mahallinde zamanaşımı süresi içerisinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, yapılan incelemede;
I) İİK’nun 333/a maddesine aykırılık suçundan kurulan hükümle ilgili yapılan incelemede;
Şikayet dilekçesinde borçlu şirketin faaliyetine son verdiği ve borca batık olduğunun belirtilmesi ve aynı dilekçede borçlu şirketin iflasını istememesi nedeniyle yetkililerinin İİK’nın 345/a maddesi ile cezalandırılmaları isteminde bulunulduğu dikkate alındığında, borçlu şirketin takibin kesinleştiği tarih itibariyle borcu ödeme gücünün olmadığı, alacaklı tarafın da bunu bildiğinin kabulü gerektiğinden sanığın beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de,
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin aynı Kanun'un 333/a maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK'nun 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
./..
II) İİK’nun 345/a maddesine aykırılık suçundan kurulan hüküm bakımından;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin aynı Kanun'un 345/a maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK'nun 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve şikayetçi vekili ile sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 24/01/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
19. Ceza Dairesi, 2016/15422 E., 2018/7084 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Ceza Mahkemesi
tam metni aç
müdafi ile sanık ...'ın İİK 333/a maddesine aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
19. Ceza Dairesi 2016/15422 E. , 2018/7084 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
ŞİKAYETÇİ : ...
SUÇLAR : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
SUÇ TARİHLERİ : 18/10/2014, 08/12/2014, 07/01/2015,
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, Beraat
TEMYİZ EDENLER : Sanık ... Müdafi, Sanık ..., Şikayetçi Vekili
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
I-Şikayetçi vekilinin sanıklar hakkında İİK 338. maddesine aykırılık suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Eylemlere ve yükletilen suçlara yönelik şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
II-Şikayetçi vekili, sanık ... Müdafi ile sanık ...'ın İİK 331. maddesine aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Şikayet dilekçesinde borçlu şirketin hangi malvarlığının eksiltildiği somut olarak belirtilmemiş olup İİK'nın 351. maddesindeki şikayetçinin dilekçe veya beyanında göstermiş olduğu delillerle bağlı olduğuna ilişkin düzenleme nedeniyle hakimin re'sen araştırma zorunluğunun bulunmadığından sanıkların beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre ise;
1-02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin aynı Kanun'un 331/1. maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanıklar hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK'nın 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
2-Sanıklar hakkında, TCK' nın 50/1-a maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezasından seçenek yaptırımlara çevrilen adli para cezası ile TCK' nın 52/2 maddesi uyarınca doğrudan verilen adli para cezalarının toplanması sureti ile hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş ve Şikayetçi vekili ile sanık ... Müdafi ve sanık ...'ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN,5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
III-Şikayetçi vekili ile sanık ... Müdafi ile sanık ...'ın İİK.'nın 337/a maddesine aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin aynı Kanun'un 337/A maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanıklar hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK'nın 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
Kabule göre ise;
Sanıklar hakkında, TCK'nın 50/1-a maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezasından seçenek yaptırımlara çevrilen adli para cezası ile TCK'nın 52/2 maddesi uyarınca doğrudan verilen adli para cezalarının toplanması sureti ile hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş ve şikayetçi vekili ile sanık ... müdafi ve sanık ...'ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN,5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
IV-Şikayetçi vekili ile sanık ... müdafi ile sanık ...'ın İİK 332. maddesine aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Şikayet dilekçesinde İİK'nın 332. maddesi açısından hangi eylemleriyle aczine sebebiyet verdiği somut olarak belirtilmemiş olup, İİK'nın 351. maddesindeki, şikayetçinin dilekçe veya beyanında göstermiş olduğu delillerle bağlı olduğuna ilişkin düzenleme dikkate alındığında, Hakimin re'sen araştırma zorunluğunun bulunmadığı gerekçesiyle sanıkların beraatine karar verilmesi gerekirken sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre ise;
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin aynı Kanun'un 332. maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanıklar hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK'nın 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve şikayetçi vekili ile sanık ... müdafi ve sanık ...'ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN,5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
V-Şikayetçi vekili ile sanık ... müdafi ile sanık ...'ın İİK 333/a maddesine aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
İİK'nın 351. maddesindeki, şikayetçinin şikayet dilekçesinde veya beyanında gösterdiği delillerle bağlı olduğuna yönelik düzenleme çerçevesinde, şikayet dilekçesi incelendiğinde; şikayetçi vekilinin şirketin son mevcudunun borçları karşılamaya yetmediği, şirketin mal varlığının bulunmadığı ve şirketin iflas edip sanıkların iflas istememe yükümlülüklerini yerine getirmediğine yönelik beyanları dikkate alındığında, şikayetçi tarafın borçlu şirketin borcu ödeme gücünün olmadığını bildiğinin kabulüyle sanığa isnat edilen suçun oluşmadığı anlaşılması karşısında sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi yerine sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre ise;
1-02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin aynı Kanun'un 333/A maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanıklar hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK'nın 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
2-Sanıklar hakkında, TCK'nın 50/1-a maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezasından seçenek yaptırımlara çevrilen adli para cezası ile TCK'nın 52/2 maddesi uyarınca doğrudan verilen adli para cezalarının toplanması sureti ile hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş ve şikayetçi vekili ile sanık ... müdafi ve sanık ...'ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
VI-Şikayetçi vekili ile sanık ... müdafi ile sanık ...'ın İİK.'nın 345/a maddesine aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 75. maddesinin birinci fıkrası uyarınca uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adli para cezası gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçlar önödemeye tabi olup, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 345/a maddesinde öngörülen suçun cezasının üst sınırının üç ay hapis cezası olduğu ve suç tarihi itibariyle uzlaşma kapsamında bulunmadığı gözetilerek, sanıklar hakkında önödeme ihtaratında bulunulup, sonucuna göre hukuki durumun tayini gerekirken anılan ihtarat yapılmadan mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş ve şikayetçi vekili ile sanık ... müdafi ve sanık ...'ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN,5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 11/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.