2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 40

İcra ve İflas Kanunu 40. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 40 – (Değişik birinci fıkra: 2/3/2005-5311/7 md.) Bir ilâmın bölge adliye mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulması icra muamelelerini olduğu yerde durdurur. (Değişik ikinci fıkra: 2/3/2005-5311/7 md.) Bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur. Ancak üçüncü şahısların hüsnü niyetle kazandıkları haklara halel gelmez. Umumi hükümler:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

28 karar eşleşti
5. Hukuk Dairesi, 2022/13666 E., 2023/2122 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası olduğunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesi ile düzenlenen icranın iadesi talebinin seçimlik bir yol olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
5. Hukuk Dairesi         2022/13666 E.  ,  2023/2122 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 15. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen kesinleşmemiş kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasında verilen ilâma dayalı olarak icra marifetiyle tahsil edilen paranın istirdadı davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince bir kısım davacılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına, davacı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde; idareye karşı davalılar tarafından açılan kamulaştırmasız el atma davasında ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/175 Esas, 2012/100 Karar sayılı kararıyla idare aleyhine hüküm verildiğini, Pendik 1. İcra Müdürlüğünün 2012/6522 Esas ve 2012/6520 Esas sayılı ilâmlı takipler üzerine hüküm altına alınan bedellerin davalıya haricen ödendiğini, tashih-i karar sonucu ilâmın 23.12.2013 tarihinde göreve ilişkin dava şartı nedeniyle Yargıtayca bozulduğunu, yeni esas üzerinden mahkemece devam eden yargılama sonucu verilen görev nedeniyle davanın reddine ilişkin kararının 22.12.2015 tarihinde kesinleşmesi sonucu davalılara ödenen toplam 602.460,44 TL bedelin ödeme gününden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte müvekkil idareye ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki ve zaman aşımı itirazında bulunarak huzurdaki dava ile haczen tahsil edilen 602.460,44 TL'nin haczen tahsil tarihi olan 22.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte iadesinin talep edilmesine karşın, davacı tarafça Pendik 1. İcra Müdürlüğünün 2012/6522 Esas sayılı dosyasına 567.708,44 TL ödeme yapıldığını, 39.092,40 TL tahsil harcı, 11.354,10 TL cezaevi harcı, 3.781,00 TL damga vergisi düşüldükten sonra tahsil edilen bedelin 482.887,94 TL olduğunu, Pendik 1. İcra Müdürlüğünün 2012/6520 Esas sayılı dosyasına ise, 34.752,00 TL ödeme yapıldığını, 2.278,80 TL tahsil harcı, 695,00 TL cezaevi harcı düşüldükten sonra tahsil edilen bedelin 31.778,20 TL olduğunu, davayı kabul etmemekle birlikte taraflarına net olarak ödenen bedelin talep edilmesi gerektiğini, aradaki farkın uhdelerinde olmadığını, davacı tarafından tahsil edilen bedelin 602.460,44 TL olmadığını, borçlu tarafça fazla ödenen paranın iadesi için öncelikle talepte bulunulması gerektiğini, böyle bir talep gönderilmediğinden faiz talebinin yerinde olmadığını, yani temerrüt olgusunun gerçekleşmediğini beyanla, davanın reddine, faiz talebinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarındaki davanın 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 inci maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, davalı ... aleyhine açılan davanın hukukî yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası olduğunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesi ile düzenlenen icranın iadesi talebinin seçimlik bir yol olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesi gereği hukuki yarar dava şartı olduğu, 2004 sayılı Kanun'un 5311 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile değişik 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası gereği de borçlu, icra dairesinden (daha önce yapılmış olan ilâmlı icra takibi dosyası üzerinden) icranın tamamen veya kısmen eski hâline iade edilmesini isteyebileceği ve icranın eski hâline iade edilebilmesi için borçlunun bir ilâmlı icra takibi yapmasına ve alacaklıya icra emri gönderilmesine gerek olmadığı, bu nedenle borçlunun, bu hâlde icra dairesinden icranın iadesini isteyeceği yerde ayrı bir dava açmasında hukukî yararı bulunmadığından dolayı davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının kabulü ile davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz itirazında bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz itirazında bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kesinleşmemiş kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasında verilen ilâma dayalı olarak icra marifetiyle tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı Kanun'un 5311 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile değişik 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; davalılar tarafından, İstanbul ili, ... ilçesi, ... köyü 5 pafta 1018 parsel sayılı taşınmaz için ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/175 Esas sayılı dosyasında, kamulaştırmasız el etmadan kaynaklanan tazminat davası açıldığı, ilgili dosyada 23.12.2013 tarihli ve 2012/100 Karar sayılı kararla tazminata hükmedilerek, tapunun iptali ile idare adına tesciline karar verildiği, kararın, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 02.07.2012 tarihli ve 2013/21017 Esas, 2013/23580 Karar sayılı kararıyla, davanın idarî yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu, bozma ilâmı uyarınca, yeniden yapılan yargılamada, Mahkemenin 11.03.2014 tarihli ve 2014/62 Esas, 2014/104 Karar sayılı kararla görevsizlik kararı verildiği, görevsizlik kararının 06.04.2015 tarihinde kesinleştiği, işbu dosyanın davacılar vekili tarafından, bozmadan önceki ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/175 Esas, 2012/100 Karar sayılı ilâmın icrası için Pendik 1. İcra Müdürlüğünde takip başlatıldığı, davacı idare tarafından icra dosyalarına, 567.708,44 TL ve 34.752,00 TL olmak üzere toplam 602.460,44 TL ödeme yapıldığı, icra dosyalarının konusunu oluşturan mahkeme ilâmının bozulması ve sonuç olarak dosyada görevsizlik kararı verilmesi sebebiyle, sebepsiz hâle gelen ödemenin faiziyle birlikte davalıdan tahsili için eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. 3. Bilindiği üzere 2004 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında "Bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." hükmü yer almaktadır. 4. Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre; davanın yargı yolu nedeniyle usulden reddi kararı, 2004 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen, “hiç veya o kadar borcu bulunmadığına” dair esasa yönelik kesin bir ilâm olmadığından ve 2004 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin olayda uygulama yeri olmadığı göz önünde bulundurulduğunda davacı idarenin hiç ya da takip miktarı kadar borçlu bulunmadığı kesin bir ilâmla esastan çözülmediğinden, bu durumda da ilâmlı takiple ödenen bedelin iade şartının gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın hukukî yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi sonucu itibarıyla doğrudur. 5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

12. Hukuk Dairesi, 2015/5475 E., 2015/11900 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
nın iadesi işleminin iptaline karar verilmesi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu; mahkemece şikayetin kısmen kabulü ile muhtıranın asıla tebliği gerektiğinden bahisle şikayetçi vekiline çıkarılan muhtıranın iptali ile icra müdürlüğünce İİK’nun 40. maddesi gereğince yeniden asıl ...’a muhtıra çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
12. Hukuk Dairesi         2015/5475 E.  ,  2015/11900 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:Şikayetçi vekilinin; kesinleşen ihale ve sonrasında düzenlenerek itiraz sonucu kesinleşmiş sıra cetveline göre payına düşen ve haciz alacaklısı müvekkiline ödenen paranın icra takip dosyasına iadesi için gönderilen muhtıranın vekil olarak kendisine değil, asıla tebliği gerektiğini, ödemeyi yapan ... 4. İcra Müdürlüğü yerine sıra cetvelini yapan ... 31. İcra Müdürlüğü tarafından muhtıra gönderilmesinin de doğru olmadığını, muhtıra ile iadesi istenen tutarın gerçeği yansıtmadığını, haksız ödenen bir para da olmadığını ileri sürerek muhtıra tebliği ve paranın iadesi işleminin iptaline karar verilmesi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu; mahkemece şikayetin kısmen kabulü ile muhtıranın asıla tebliği gerektiğinden bahisle şikayetçi vekiline çıkarılan muhtıranın iptali ile icra müdürlüğünce İİK’nun 40. maddesi gereğince yeniden asıl ...’a muhtıra çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. İİK’nun 40/2 maddesi gereğince; ”Bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur.” Bu madde hükmü, ilamlı takiplerde uygulanabilen bir hüküm olup, uyuşmazlık konusu olayda takip, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatıldığından bu takip bakımından anılan maddenin uygulama yeri bulunmamaktadır. İİK’nun 361. maddesi ise; ”İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır.” şeklinde emredici bir düzenlemeyi içermektedir.Belirtilmelidir ki; 361. madde hükmü, ilamlı veya ilamsız tüm icra takiplerinde, her ne sebeple olursa olsun, borçludan fazla para tahsil edilen her durumda uygulama yeri ve alanı bulunan, özel bir hükümdür. Buna göre, icra daireleri, hesaplama sonucunda fazladan tahsil edildiği ortaya çıkan tutarları, ayrı bir mahkeme hükmüne gerek olmaksızın, borçluya geri vermekle yükümlüdürler. Açıktır ki, burada, icra müdürüne kanun tarafından verilmiş, özel bir görev ve daha da önemlisi cebri icra gücünün kullanılması kapsamındaki bir yetki söz konusudur: İcra Müdürü, dayanağı ve şekli ne olursa olsun, girişilmiş bir icra takibinde, borçludan tahsil edilen paranın, tahsili gerekenden daha fazla olduğunun ( veya yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğunun) hesap sonucunda belirlediği durumlarda, cebri icra gücünü kullanarak, fazla tahsilatı borçluya geri verecektir (HGK’nun 2009/17-242 E., 2009/290 K. ve 24.06.2009 tarihli kararı) . Mahkeme ve İcra dosyalarının incelenmesinde, ihalenin feshi davasının ...İcra Hukuk Mahkemesi’nin 11.07.2006 Tarih 2005/490 E., 2006/637 K. Sayılı kararı ile reddedilerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Sıra cetveline itiraz davası da ...1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2008/650 E., 2008/1035 K. Sayılı karar ile kabul edilmiş bu karar 19. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleşmiştir. Bu aşamadan sonra, şikayetçinin satılan taşınmazdaki haczi sebebi ile kesinleşen ilam gereğince payına düşen tutar olan 9.910,28 TL şikayetçiye ... 4. İcra Müdürlüğü’nün 2001/4974 Esas No’lu takip dosyasından ödenmiştir. ... 31. İcra Müdürlüğü’nün 1999/7437 Esas no’lu icra takip dosyasından düzenlenen ve iptali istenen 03.07.2014 tarihli muhtırada; satılarak paraya çevrilen taşınmazın ... 6.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/512 Esas 2013/13 Karar sayılı ve 20.09.2013 günü kesinleşen ilamı ile borçlu adına olan 30/393 payının iptaline karar verildiği; ihalesi yapılan taşınmaz için satışı yapan ... 10.İcra Müdürlüğü tarafından tescil belgesi verilmediğinden ve satışı yapılan borçluya ait taşınmazın borçluya ait hissesi iptal edildiğinden İİK.nu 40. Madde gereğince sıra cetveli sonunda ödenen bu bedelin muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde takip dosyasına ödenmesinin istendiği görülmektedir. Bu durumda, paranın iadesi talebinin gerekçesi, mahkemece taşınmazın borçlu adına olan hissesinin tapusunun iptaline karar verilmesi ve bu nedenle de icra dairesinin ihalesi yapılan taşınmaz hakkında ihale alıcısına taşınmazın tapuya tescili hususunda belge vermemesi olup, İİK’nun 361. maddesi koşullarının oluşmadığı açıktır. Dolayısı ile bu madde gereğince de şikayetçiye ödenen paranın geri alınması imkanı yoktur.İhalenin feshi kararının kesinleşmesi ile alıcının ihale ile iktisap ettiği mülkiyet hakkı geçmişe etkili olarak son bulur ve hissedarlara geri döner. (Prof Dr. Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku El Kitabı 2013 Basım s. 723.) Ne var ki, somut olayda ihale kesinleştiğine ve ihalenin feshine karar verilmedikçe ihalenin sonuçları ortadan kalkmayacağına göre; kesinleşen sıra cetveli uyarınca şikayetçiye ödenen paranın iadesi istenemez. O halde mahkemece; açıklanan bu maddi ve hukuki olgular ile yasal düzenlemeler karşısında şikayetin kabulü ile muhtıranın iptaline karar verilmesi gerekirken şikayetçinin bu husustaki isteminin reddine ve somut olayda uygulanması mümkün olmayan İİK’nun 40. maddesi uyarınca yeniden muhtıra çıkarılmasına yönelik hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ :Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2009/1155 E., 2009/9315 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varPendik İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK.nun 40/2.maddesi gereğince "Bir ilam hükmü icra edildikten sonra bozulduğunda aleyhine icra yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kati bir ilamla belirlenirse ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen, eski haline iade olunur
12. Hukuk Dairesi         2009/1155 E.  ,  2009/9315 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Pendik İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 07/11/2008 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki her iki taraf vekilleri tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : 1-Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre borçlu vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE; 2-Borçlu vekilinin temyiz itirazlarına gelince; İİK.nun 40/2.maddesi gereğince "Bir ilam hükmü icra edildikten sonra bozulduğunda aleyhine icra yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kati bir ilamla belirlenirse ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen, eski haline iade olunur." Faizin başlangıç tarihi, ödeme tarihi değil, icra müdürünün paranın istenmesine ilişkin kararının tebliğ tarihidir. Somut olayda Kadiköy 5. İcra Müdürlüğünün 2006/9160 esas sayılı dosyasına dayanak yapılan 5.5.2006 tarihli ilamda, karşı davayla ilgili olarak 35.091 YTL ye karar verildiği halde, bozma sonrası 26.6.2007 tarihli ilamda 31.543,58 YTL ye hükmedildiği ve böylece 3,548,22 YTL nin fazladan istendiği sabit olup, ..... A.Ş. nin bu miktarı aynı dosyadan İİK.nun 40.maddesi hükmü çerçevesinde iadesini talep etmesi gerekirken, Pendik 1. İcra Müdürlüğünün 2007/4711 esas sayılı dosyası üzerinden, .... Ltd aleyhinde 3,548,22 YTL asıl alacak, 3,045,64 YTL ilam vekalet ücreti ve 6,376,15 YTL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12,970,01 YTL üzerinden takip başlatıldığı anlaşılmaktadır. İİK.nun 40.maddesi gereğince yukarıda zikredilen ilkelere göre, fazla ödemelerin tahsili için ayrı bir takip yapılması mümkün değil ise de, borçlu vekili sadece işlemiş faize itiraz ettiğinden, bu yön bozma sebebi yapılmamıştır. Dairemizin süregelen içtihatlarında da belirtildiği üzere, iadesi gereken parayla ilgili muhtıranın alacaklıya tebliğinden itibaren faiz yürütülebileceğine göre, iadesi gereken 3,548,22 YTL asıl alacağa takip öncesinde işlemiş faiz istenmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ancak takipte yer alan 3.045,64 YTL ilam vekalet ücretine ilam tarihinden itibaren faiz istenilmesi mümkündür. Mahkemece yukarıda zikredilen ilkeler uyarınca bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 28.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2015/20149 E., 2018/4865 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
sayılı ilamında da belirtildiği üzere, İcra ve İflas Kanunun 40. maddesi hükmü, kendisine dayalı olarak tahsilatın yapıldığı ilamın sonradan bozulması ve borçlunun daha az miktarda borçlu olduğunu yahut hiç borcu bulunmadığını gösteren başka bir kesinleşmiş ilamın alınmış olması halinde uygulamaya sahip bir düz
10. Hukuk Dairesi         2015/20149 E.  ,  2018/4865 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, davalı tarafından açılan rücu davası sonucunda aleyhine hükmedilen miktarı icra dairesine ödediğini, kararın bozulduğunu, bozma ilamı üzerine yapılan yargılamada kesinleşen ilamda, daha az bir miktara hükmedilmesi nedeniyle, cebri icra tehdidi altında ödediği, 15.638,32 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir. Dava, icra dairesine ödenen rücuen tazminatın, dayanak ilamın Yargıtay'ca bozulması nedeniyle yersiz tahsil edilmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, konunun yasal mevzuat açısından incelenmesinde; İcra İflas Kanunu'nun 40. maddesinin 2. fıkrasında ; “(Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./7.mad) Bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur.” hükmü yer almaktadır. Hukuk Genel Kurulu'nun 14.11.2007 tarih ve 2007/13-848 E., 2007/840 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, İcra ve İflas Kanunun 40. maddesi hükmü, kendisine dayalı olarak tahsilatın yapıldığı ilamın sonradan bozulması ve borçlunun daha az miktarda borçlu olduğunu yahut hiç borcu bulunmadığını gösteren başka bir kesinleşmiş ilamın alınmış olması halinde uygulamaya sahip bir düzenlemeyi içermektedir. Diğer taraftan, açılmış bir davanın esasının incelenebilmesi (davanın mesmu, yani dinlenebilir olabilmesi) bazı şartların tahakkukuna bağlı olup, bunlara dava şartları denir. Dava şartlarından bir kısmı olumlu (varlığı mutlaka gerekli); diğer bir kısmı da, olumsuz (yokluğu mutlaka gerekli) niteliktedir. Hakim, önüne gelen bir davada, dava şartlarının mevcut olup olmadığını re'sen gözetmelidir. Olumlu dava şartlarından biri de, davacının o davayı açmakta hukuki yararının bulunmasıdır. Açılmasında davacısı yönünden hukuki yarar bulunmayan bir dava, dava şartının yokluğundan dolayı reddedilmelidir. Dava konusu somut olayda da; davacının, İİK 40. maddesi uyarınca, icra dairesine başvurarak, icranın eski hale iadesini talep etmesinin mümkün bulunması nedeniyle, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açılanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
12. Hukuk Dairesi, 2012/3044 E., 2012/21171 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varPendik 1. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK.nun 40. maddesi gereğince;
12. Hukuk Dairesi         2012/3044 E.  ,  2012/21171 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Pendik 1. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/10/2011 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: İİK.nun 40. maddesi gereğince; "bir ilamın nakzı icra muamalelerini  olduğu  yerde  durdurur." Aynı maddenin 2. fıkrasında  ise; "bir ilam hükmü icra edildikten sonra nakzedilip de aleyhinde  icra takibi yapılmış olan  kimsenin hiç veya o kadar  borcu olmadığı kat’i bir ilamla tahakkuk ederse ayrıca hükme hacet  kalmaksızın  icra tamamen  veya kısmen eski haline  iade olunur." Bu nedenle borçlunun icranın iadesini  isteyebilmesi  için (İİK.nun 40/2. maddesi gereğince) bozmadan  sonra verilecek  hükmün  kesinleşmesi  zorunludur. İlamın bozulması durumunda takip olduğu yerde duracağından daha önceden  haciz suretiyle yapılan tahsilatların muhtıra tebliği suretiyle alacaklıdan istenmesi mümkün değildir. Somut  olayda Yargıtay  5. Hukuk Dairesinin bozma kararından sonra kat’i hüküm niteliğinde bir karar oluşmadığının dosya içeriğinden anlaşılmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun mahkeme kararının İİK.nun 366. ve HUMK.nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 18,40 TL onama harcının mahsubuna bakiye 2,75 TL harcın temyiz edenden alınmasına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

İcranın iadesi prosedüründe, alacaklıdan tahsil edilen paranın veya malın borçluya geri verilmesi için ne gerekir?

A) Borçlunun ayrı bir dava açması gerekir (Sebepsiz zenginleşme).
B) Borçlunun tazminat davası açması gerekir.
C) Ayrıca bir hükme gerek kalmaksızın icra dairesince eski hale iade edilir.
D) Alacaklının rızası gerekir.
E) Adalet Bakanlığı'nın izni gerekir.

Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol