2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 41

İcra ve İflas Kanunu 41. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 41 – Kanunun bu ikinci babında yazılı hükümlere mugayir olmıyan diğer hükümleri ilama müstenit takiplerde de cereyan eder. ÜÇÜNCÜ BAP İlamsız takip I. TAKİBİN MUHTELİF TARZLARI: Para borcu ve teminat için takip:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

8 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2022/9988 E., 2023/2855 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
maddesi gereğince ödeme emri için de söz konusu olduğu, yine İİK'nın 41. maddesi delaletiyle anılan hükmün ilamlı icra takiplerinde de uygulanacağı, İİK'nın 58/3.
12. Hukuk Dairesi         2022/9988 E.  ,  2023/2855 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi HÜKÜM/KARAR : Usulden Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki takibin iptali isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile şikayetçi borçlu yönünden takibin iptaline karar verilmiştir. Kararın şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı tarafından (katılma yoluyla) istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince şikayetçi borçlunun istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, davalı alacaklının katılma yolu ile istinaf başvurusunun HMK'nın 348/2. maddesi dikkate alınarak reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Borçlu şikayet dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından yabancı para cinsi üzerinden hükmedilen katılma alacağının tahsiline ilişkin Ör. 4-5 ilamlı takipte, takip talebi ve icra emrinde İİK’nın 58/3. maddesine uygun olarak yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediğini, alacağın hangi tarihteki kur karşılığının talep edildiğinin anlaşılmadığını, ilamda hükmedilen alacaklardan farklı miktarların talep edildiğini, işlemiş faiz miktarının nasıl hesaplandığının anlaşılamadığını ve fahiş olduğunu, işleyecek faiz tür ve oranının ilama aykırı olduğunu, ödeme emrinin açıklama kısmında her aya isabet eden tam miktarın belirtilip üst kısımda kısmi ödeme talebinin bulunduğunu, ancak kısmi taleplere ilişkin dayanak belge sunulmadığını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; takip talebinde alacakların tahsil tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden tahsilinin talep edildiğini, faiz oran ve miktarlarının usulüne uygun olduğunu, alacak kalemlerinin ilama uygun olduğunu savunarak şikayetin reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Borçlar Kanunu'nun 83. maddesine 3678 sayılı kanunla eklenen son fıkraya göre yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklının bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk Parası ile ödenmesini isteyebileceği, ancak İİK'nın 58/3. maddesine göre alacağın Türk parası ile tutarının takip talepnamesinde gösterilmesinin zorunlu olduğu, aynı zorunluluğun İİK'nın 60/1. maddesi gereğince ödeme emri için de söz konusu olduğu, yine İİK'nın 41. maddesi delaletiyle anılan hükmün ilamlı icra takiplerinde de uygulanacağı, İİK'nın 58/3. maddesi hükmüne göre düzenlenmeyen icra emrinin iptalinin gerektiği, şikayete konu icra takibine dayanak olan İstanbul ... 13. Aile Mahkemesinin 2014/558 E. - 2021/328 K. sayılı kararında belirtilen 597.241,52 Euro katılma alacağı ve işlemiş faiz kalemi ile 59.622,29 USD ve işlemiş faiz kalemi alacağının bulunduğu, USD ve Euro yabancı paranın harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığının takip dosyasında gösterilmediği, bu hususun mahkemece re'sen değerlendirilmesi gerektiği kanaati ile şikayetin kabulü ile şikayetçi borçlu yönünden takibin iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı (katılma yoluyla) istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Şikayetçi borçlu istinaf dilekçesinde; her ne kadar takibin iptali ile lehine karar verilmiş ise de, şikayet nedenleri ile değil re'sen yapılan değerlendirme sonucu bu kararın verilmesinin gerekçeli karar hakkı ve taleple bağlılık ilkelerinin ihlali niteliğinde olduğunu, şikayet nedenlerinin gerekçede değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı alacaklı katılma yoluyla istinaf başvurusunda; şikayetçi borçlunun istinafının kötüniyetli olduğunu, şikayetçi borçlu lehine karar verildiğinden istinaf yoluna başvurmakta hukuki yararının bulunmadığını, mahkemece taleple bağlılık ilkesi ile çelişen ve sınırlı inceleme yetkisi bulunmasına rağmen re'sen inceleme yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, fiziki dosyada yer alan takip talebi ve icra emrinde harca esas değerin gösterildiğini, Uyap kayıtlarındaki belgelere itibar edilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki bu eksiklik nedeniyle icra emrinin iptali ile yetinilmesi gerekirken takibin tümden iptalinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayetçi borçlunun, şikayet dilekçesinde takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkemece kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken sebeple takibin iptaline karar verildiği, bu nedenle mahkemece şikayet dilekçesinde takibin iptali sebebi olarak ileri sürülen nedenlerin gerekçelendirilmesine gerek olmadığı gibi, şikayetçinin bu taleple istinaf başvurusunda bulunmasında da hukuki yararının bulunmadığı, davalı alacaklı katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunmuş ise de, şikayetçinin istinaf istemi usulden reddedildiğinden HMK'nın 348/2. maddesi dikkate alınarak davalının katılma yoluyla yapılan istinaf başvurusunun da reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile şikayetçi borçlunun istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, davalı alacaklının katılma yolu ile istinaf başvurusunun HMK'nın 348/2. maddesi dikkate alınarak reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Şikayetçi borçlu temyiz dilekçesinde; her ne kadar takibin iptali ile lehe karar verilmiş ise de, şikayet nedenleri ile değil resen yapılan değerlendirme sonucu bu kararın verilmesinin gerekçeli karar hakkı ve taleple bağlılık ilkelerinin ihlali niteliğinde olduğunu, şikayet nedenlerinin gerekçede değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, zarara uğramasına neden olabileceğinden hukuki yararının bulunduğunu ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı alacaklı temyiz başvurusunda; şikayetçi borçlunun temyiz başvurusunun kötüniyetli olduğunu, borçlu lehine karar verildiğinden istinaf yoluna başvurmakta hukuki yararının bulunmadığını, mahkemece taleple bağlılık ilkesi ile çelişen ve sınırlı inceleme yetkisi bulunmasına rağmen re'sen inceleme yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, fiziki dosyada yer alan takip talebi ve icra emrinde harca esas değerin gösterildiği, Uyap kayıtlarındaki belgelere itibar edilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki bu eksiklik nedeniyle icra emrinin iptali ile yetinilmesi gerekirken takibin tümden iptalinin hatalı olduğunu ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yabancı para alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamlı takipte, takibin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16., 41. ve 58/3. Maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 348/2. maddesi ve sair yasal mevzuat 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun'un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken 179,90'ar TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenlerden tahsiline, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 41 ]
12. Hukuk Dairesi 2008/24059 E., 2009/5604 K. 12. Hukuk Dairesi 2008/24059 E., 2009/5604 K. - ALACAK SENETLERİ - İCRANIN GERİ BIRAKILMASI - İLAMLI İCRA- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 72 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 33 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 366 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 38 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 41 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 237 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 428 ] - 1581 S. TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ VE BİRLİKLERİ KANUNU [ Madde 12 ] "İçtihat Metni" Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklının ilamlı icra takibi yapabilmesi için eda hükmü içeren ilamın olması gerekir. Mahkeme ilamından başka bazı belgeler ilam niteliğinde kabul edilmiştir. Bu belgeler ya İcra ve İflas Kanununun 38.maddesinde veya özel kanunlarda belirtilmiştir. Kanun koyucu ilam niteliğindeki belgeleri sadece icra edilebilirlik açısından ilamlarla aynı hukuki rejime tabi tutmuştur (Süha Tanrıver, İlamlı İcra Takibinin Dayanakları ve İcranın İadesi s.83). İlamların ilke olarak maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip olmasına karşılık, ilam niteliğindeki belgeler bu özellikten yoksundur. İlamlı icra takibinde İİK'nun 33/4 fıkrasında borçlunun sadece istirdat davası açabileceği belirtilmiştir. Bu hükümden ilamlı icrada menfi tespit davası açılamayacağı sonucuna varılamaz. İİK'nun 41.maddesinin yollaması ile İİK'nun 72.maddesi ilamlı icra takiplerinde de uygulama alanı bulur. Ancak, ilama dayalı ilamlı icra takiplerinde borçlu, ilamın verildiği tarihten önceki dönemde borcun itfa edilmiş veya zamanaşımına uğramış olduğunu ileri sürerek istirdat veya menfi tespit davası açamaz. Aksi halin kabulü HUMK'nun 237.maddesinde belirtilen maddi anlamda kesin hükme aykırı düşer (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı s.817 ve 818). Buna karşılık, ilam niteliğindeki belge, maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip olmadığından bu belge tarihinden önceki itfa ve zamanaşımı iddialarına dayalı istirdat veya menfi tespit davaları açılabilir. Somut olayda, alacaklı kooperatif, 1581 sayılı Tarım ve Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununun 12.maddesine göre ilam niteliğindeki belge sayılan senetlere dayalı olarak ilamlı icra takibi başlatarak borçluya örnek 4-5 icra emri göndermiştir. Borçlu vekili geçerli bir kefaletinin olmadığını iddia ederek icra mahkemesinden takibin ve icra emrinin iptalini talep etmiştir. Mahkemece 16.06.2008 tarihli duruşmada Meriç Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/18 esas sayılı dosyası incelenmiştir. Bu dosyadan borçlu E… …. T… ….'un alacaklı kooperatife karşı, itiraza konu Meriç İcra Müdürlüğünün 2008/206 esas sayılı dosyası ile takibe konu alacakla ilgili borcunun bulunmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasının açıldığı 16.06.2008 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği görülmüştür. İİK'nun 72/5 fıkrası hükmüne göre menfi tespit ilamının kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Bu nedenle icra takibinin iptali için menfi tespit davasının kabul kararının kesinleşmesi gereklidir. Kesinleşmeyen menfi tespit ilamına dayalı olarak borçlu E… …. T… …. yönünden takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 17.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2022/7940 E., 2023/1077 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 41. maddesinde ''Haciz tutanağında, alacaklı ve borçlunun adı ve soyadı, alacağın miktarı, haciz tarihi ve saati, haczin nerede ve kimin huzurunda yapıldığı, haczedilen mallar ve takdir edilen kıymetleri, yediemine teslim edilmişse yedieminin adı ve soya
12. Hukuk Dairesi         2022/7940 E.  ,  2023/1077 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki İcra Müdürlüğü işleminin şikayeti nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulüne ve takip dosyasında 28.12.2020 tarihli icra memur muamelesinin iptali ile borçlu adına kayıtlı taşınmazlara konulan hacizlerin kaldırılmasına ve bakiye borç muhtırasının iptaline karar verilmiştir. Kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Borçlu şikayet dilekçesinde; İcra Müdürlüğünce alacaklının talebi doğrultusunda borçluya ait olduğu iddiasıyla meçhul bir adreste 6 adet at haczedildiği, ancak borçlunun ... ilçesinde hiç bir atı olmadığından haczedilen atlarla borçlunun bir ilgisi bulunmadığı, atların kime ait olduğunun da belli olmadığı, söz konusu tutanakta haciz yapılan yerin açık adresine yer verilmediği, bu haliyle söz konusu haczin nerede yapıldığının anlaşılamadığı, dolayısı ile haczedilen atların cinsine, kimliklerine ve sahiplerine ilişkin ayırt edici açıklamalara yer verilmediği, ayrıca taşınır malların hacizle birlikte muhafaza altına alınması veya bir yediemine teslim edilmesinin yasal zorunluluk olmasına rağmen somut olayda bu işlemlerin uygulanmayarak atların haczedilip mahallinde bırakıldığı haczin usule aykırı olduğu, öte yandan; 26 ZF 679 plakalı motosikletin de borçlunun bildiği kadarıyla ... isimli şahsa ait olduğu, Trafik Tescil'de de bu şahıs üzerine kayıtlı olduğu, söz konusu motorsikletin o gün için haciz yapılan adreste geçici olarak bulunan bir araç olduğu ve borçluya ait olmadığı, kaldı ki anılan adresin, borçluya değil ... Tarım Ürünleri Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait olduğu, motorsiklet dışında haczedilen malların da bu şirkete ait olduğu şikayeti ile davanın kabulü ile 28.01.2019 tarihinde 6 adet atla ilgili olarak yapılan haciz işleminin iptaline ve 28.01.2019 tarihinde ... Mah. ... Cad. No:96/A .../... adresinde, 1 adet...plakalı motorsiklet ile detayları ve miktarları haciz tutanağında belirtilen ezme çuvalı, gübre, tohum ilacı, hidrofer, şekerpancarı tohumu (tarım ilaç ve gübre malzemeleri) ile ilgili olarak yapılan haciz işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; borçlunun açmış olduğu ... bu davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiği, borçlunun açmış olduğu davada 3. kişilerin hakkını savunmasının mümkün olmadığı, borçlunun mevcut icra dosyaları olan ... İcra Müdürlüğü 2018/410E. sayılı dosyasına kardeşi olan ... ...'a istihkak iddiasında bulunduğu ve sürecin devam ettiği, borçlunun mal kaçırma çabasına girdiği, davaya konu ettiği atların, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Yüksek Komiserler Kuruluna yazılan 27.11.2018 tarihli haciz müzekkeresi ile cevaben gelen 12.12.2018 tarihli 94307197-643.01.01 Sayılı yazısı ila haciz konduğu, gelen müzekkere cevabında da görüleceği üzere satışını istedikleri atların kimlik bilgileri ana- baba adı cinsi dahi yaşı yazmakta olup borçlu adına kayıtlı olduğunun aşikar olduğu, davacının kötü niyetli olduğu, davaya konu ... Mah. ... Cd. No:96/A .../... adresinde yapılan hacizde, haciz mahaline bulunduğu yerin muhtarının çağrıldığı, haciz mahalinin kapılarının açık, içeride elektrikli soba yanar vaziyette iken haciz yapıldığı, haciz mahalinde bulunduğu ancak görevlileri görünce haciz mahalini terkettiği açık olan borçlunun haciz yapılmadan önce aranmış olduğu, daha evvelinde de haciz için farklı alacaklılarca ... İcra Müdürlüğünce mevcut adrese gelinmiş olup haczedilen ürünlerin daha evvelinde farklı alacaklılarca haczedildiği iddiaları ile davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İİK haciz tutanağı tanzimi başlıklı 102. maddesindeki düzenlemeye göre, haciz yapılan adresin tutanakta yer almasına dair bir ibareye yer verilmediği, ancak yönetmeliğin 41. maddesinde düzenlendiği, haciz yapılan atlara ilişkin haciz tutanağında haczin yapıldığı yer yazılmamış olsa da, haciz yapan memurun duruşmada alınan beyanında haciz yapılan yerin adresinin bilinen bir yer olmadığı, alacaklı vekilinin yer göstermesiyle gittikleri, boş bir yer olduğu, adres tespitinin mümkün olmadığını beyan ettiği, kaldı ki Yargıtay 29.04.2005 tarihli, 5912/9244 sayılı kararında haciz saati ve borç miktarının tutanakta yer almamasının sonradan tamamlanabileceğinden haczi geçersiz kılmayacağına dair daire görüşü ve diğer tüm hususlar bir arada değerlendirildiğinde söz konusu haciz tutanağında adresin yer almamasının haczin geçerliliğine etki etmeyeceği, haciz yapılan atların borçluya ait olmadığının anlaşılması karşısında mülkiyet sahibinin itiraz edilebileceği anlaşılmakla davacının iddialarının yersiz olduğu, borçlunun söz konusu haczedilen atların, tarım aletlerinin, motorsikletin kendisine ait olmadığı yönündeki iddiasının ise istihkak iddiası niteliğinde olduğu ve dinlenemeyeceği, hukuki yararının da bulunmadığı, borçlunun tarım aletlerinin ... Tarım Ürünleri Mad. San. Ve Tic. A.Ş'ye ait olduğu, haciz yapılan adresin yine bu şirkete ait olduğu iddiasına yönelik olarak asıl icra dosyası içerisinde bulunan söz konusu şirkete ait imza sirkülerinde şirket yetkilisinin davacı borçlu olduğu, söz konusu istihkak iddiasının şirket adına ileri sürülmesi gerektiği, dosya içerisine göre de şirket adına istihkak iddiasında bulunulmuş olduğu görülmekle, yapılan itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Borçlu istinaf dilekçesinde; şikayet dilekçesini tekrarla, ayrıca Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Yüksek Komiserler Kurulunun 12.12.2018 tarihli yazısı ile borçluya ait atlara haciz uygulandığı belirtilse de haczedilen atların yazı cevabındaki atlarla aynı olup olmadığının anlaşılamadığı, yazıda belirtilen atların bazılarının öldüğü, kalan kısmının da ... ilçesinde bulunmadığı, yazıda yer verilen atların cins ve sayı bilgileri ile haczedilen atlara ilişkin tutanakta yer verilen cins ve sayı bilgilerinin de birbirini tutmadığı, haczedilen menkullerin muhafaza altına alınması ya da yediemine teslimi gerekirken bu işlemlerin yapılmadığı iddiasının mahkemece değerlendirilmediğinden bahisle mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 28.01.2019 tarihli saat: 10:40'da yapılan hacze ilişkin tutanak başlığında "... Mahallesi ... Caddesi No:96/A .../..." adresine yer verilmiş ise de gerek tutanak içeriğinden gerekse 14.01.2020 tarihli duruşmada dinlenen tanığın, alacaklı asil tarafından haciz mahalline götürüldükleri, ancak buranın boş bir alan olduğu, adresi tespite yarar bilgi ve belge bulunmadığı, alacaklı asilin talebi doğrultusunda gösterdiği atların haczedildiği, etrafta araştırma yapılabilecek kimse bulunmadığı, şeklindeki beyanından haciz mahalline ilişkin bir adres tespiti yapılmadığının anlaşıldığı, diğer yandan, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Yüksek Komiserler Kuruluna gönderilen müzekkere ile kayden borçlu adına kayıtlı atlara haciz uygulanmış ise de, kayden haczedilen atlar ile fiilen haczedilen atların aynı olup olmadığının haciz tutanağında ayırt edici özelliklere yer verilmediğinden tespitinin de mümkün olmadığı dolayısı ile haczin yapıldığı adresin yazılmamasının sonradan tamamlanabilecek nitelikteki bir eksiklik olmadığı gerekçesiyle mahkemece bu hacze ilişkin şikayetin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddinin doğru görülmediği, öte yandan borçlunun 28.01.2019 tarihli ... Mahallesi ... Caddesi No:96/A .../... adresinde saat:11:50'de gerçekleştirilen hacze ilişkin iddiasının incelenmesinde ise; hacze konu mallar bakımından haczin geçerliliğinin muhafaza işlemi yapılmasına bağlı olmadığı, bu nedenle belirtilen adreste uygulanan haciz işleminde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle borçlunun sözü edilen hacze yönelik iddialarına itibar edilmediği, şu halde, mahkemece borçluya ait olduğu iddiasıyla atların haczinin geçersizliğine ilişkin şikayet kabul edilerek haciz işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin tümden reddi isabetli görülmemiş ve borçlunun istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, 28.01.2019 tarihinde saat: 10:40-11:30 arasında gerçekleştirilen altı adet atın haczi işleminin iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Alacaklı temyiz dilekçesinde; borçlunun hacze konu atları haciz işleminden kaçırmaya çalıştığı fakat başarılı olamadığı, işbu atların borçlu adına kayıtlı olduğu, mahkemece Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Yüksek Komiserler Kuruluna yazılan 27.11.2018 tarihli haciz müzekkeresine ve cevabı yazı dikkate alınmadan eksik inceleme ile hüküm oluşturulduğu, borçlunun açmış olduğu davada hukuki yararın mevcut olmadığı, kötü niyetli olduğu ve davanın reddi gerektiği iddiası ile kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık 28/01/2019 tarihli haciz işlemlerinin iptali istemine ilişkin şikayettir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, İİK 16, İİK Yönetmelik 41. ve sair ilgili madde hükümleri 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 41. maddesinde ''Haciz tutanağında, alacaklı ve borçlunun adı ve soyadı, alacağın miktarı, haciz tarihi ve saati, haczin nerede ve kimin huzurunda yapıldığı, haczedilen mallar ve takdir edilen kıymetleri, yediemine teslim edilmişse yedieminin adı ve soyadı, sıfatı ve yerleşim yeri adresi, kendisine takdir edilen ücret miktarı, ücret takdir edilmemişse sebebi, varsa borçlunun ve üçüncü kişilerin iddiaları, başvurulmuşsa kıymeti takdir eden bilirkişinin adı, soyadı, mesleği, adresi, kendisine takdir edilen ücret miktarı, başka alacaklıların iştiraki ve bu sebeple yapılan ilâve hacizler, haciz taşınmaza ilişkin ise cinsi, niteliği, sınırları, kıymeti ve gerekli diğer hususlar yazılır. Tutanağın altı, haczi yapan memur, hazır bulunan alacaklı, varsa temsilcisi veya vekili, borçlu, varsa temsilcisi, vekili veya haciz sırasında hazır bulunan diğer kişiler, yediemin ve bilirkişi tarafından imzalanır. Ayrıca, haczedilen mal daha önce ihtiyaten haczedilmişse ihtiyatî haciz sahibinin iştirak hakkı ile haczedilebilen malların değeri alacağı karşılamazsa veya borçlunun haczedilebilir malı bulunmazsa, bu durum tutanağa yazılır. '' şeklinde düzenleme yapılmıştır. Somut olayda, temyize konu 28.01.2019 tarih 10:40-11:30 saatleri arasında gerçekleştirilen altı adet atın haciz işlemine ilişkin tutanağın incelenmesinde, hacze gidilen adres yazılı olduğu gibi yukarıda belirtilen Yönetmelik maddesi gereğince uygulanması gereken şekil kurallarına riayet edildiği ve yine haciz tutanağında yazılı adresten başka bir adrese alacaklının talebi üzerine gidilmesinin de hukuka uygun olduğu dolayısı ile anılan haciz tutanağında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı görülmekle ve yine bahsi geçen iddiaların ancak istihkak davasında değerlendirilebileceği görülmekle temyize konu haciz tutanağı yönünden de şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2009/2404 E., 2009/10486 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa 6. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İcra mahkemesince, İİK.nun 41.maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı kanunun 276/son maddesi hükmü gereğince alt kiracı Ü.
12. Hukuk Dairesi         2009/2404 E.  ,  2009/10486 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 18/11/2008 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Akde aykırılık nedeni ile sulh hukuk mahkemesince verilen tahliye kararına istinaden kiracı Osmangazi Belediye Başkanlığı aleyhinde ilamlı takip yapılmaktadır. İnfaz sırasında taşınmazda bulunan üçüncü kişi Ü. S..'in kiracının kiracısı (alt kiracı) olduğunu iddia etmesi üzerine icra dosyası İİK.nun 276.maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere icra mahkemesine gönderilmiştir. Tahliye ilamına konu taşınmazı, kiracı belediyenin 1.3.2006 tarihli kira sözleşmesi ile Ü. S..'e kiraladığı taraflar arasında çekişmesizdir. Kira sözleşmesine aykırı olarak taşınmazın kiralanması nedeni ile kiracının tahliyesine karar verildiği dayanak sulh hukuk mahkemesi ilamından anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kiracı aleyhine alınmış tahliye ilamı ile alt kiracı Ü. S..'in tahliye edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Kiracı, BK.nun 259.madde hükümleri uyarınca kiralananı, tamamen veya kısmen başkasına kiraya verebilir. Alt kiracının kiracılık ilişkisi kiracıya bağlı olarak devam eder. Kiralayan ile kiracı arasındaki kira ilişkisi herhangi bir nedenle son bulduğunda alt kiracının da kiracılığı sona erer. Zira, alt kiracının kiralayana karşı ileri sürebileceği herhangi bir talep hakkı bulunmamaktadır.(HGK.nun 10.10.2001 tarih, 2001/6-942 E. - 696 K.sayılı ilamı) Kiraya veren ile kira ilişkisi takibe konu sulh hukuk mahkemesinin tahliye ilamı ile sona erdiğinden, alt kiracı Ü. S..'in de kiracılığı, kiracı borçluya bağlı olarak sona ermiştir. İcra mahkemesince, İİK.nun 41.maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı kanunun 276/son maddesi hükmü gereğince alt kiracı Ü. S..'in borçluya tebaen mecurda oturduğu anlaşıldığından üçüncü kişi sayılmayacağı da gözetilerek; tahliyesinin emredilmesi gerekirken,  kiraya veren alacaklı Vakıflar Genel Müdürlüğüne 7 gün içinde mahkemeye müracaat etmesi için süre verilmesi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle icra mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ :Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 12/05/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Bunun yanında, ilamın icra dairesince infazı özellikle ilama aykırı ise, borçlu ilama aykırı infaz işleminin iptali veya düzeltilmesi için icra mahkemesine şikayet yoluna başvurabilir (İİK.nun 41, 16.maddeleri).
Hukuk Genel Kurulu         2012/12-603 E.  ,  2013/211 K. * İCRA DAİRESİNİN, İLAMLARIN HÜKÜM BÖLÜMÜNÜ AYNEN İNFAZLA GÖREVLİ OLMASI * İCRA DAİRESİNİN VE SINIRLI YETKİLİ İCRA MAHKEMESİNİN HÜKÜMDE YER ALMAYAN BİR HUSUSU YORUM YOLUYLA İLAMA EKLEYEMEMESİ * İCRA VE İFLAS KANUNU (2004) Madde 16 * İCRA VE İFLAS KANUNU (2004) Madde 41 "İçtihat Metni" Şikayet kanun yoluna başvuru nedeniyle yapılan yargılama sonunda; İstanbul Anadolu 3.İcra Hukuk Mahkemesi'nce şikayetin kabulüne dair verilen 27.01.2010 gün ve 2009/1070 E-2010/15 K.sayılı kararın incelenmesi karşı taraf davalı (alacaklı)-kiralayan vekili tarafından istenilmesi üzerine, karar önce Yargıtay 12.Hukuk Dairesi'nin 27.01.2010 gün ve 2010/9205 E–2010/22482 sayılı ilamıyla onanmış; karşı taraf-kiralayan vekilinin karar düzeltme istemi üzerine Yargıtay 12.Hukuk Dairesi'nin 07.06.2011 gün ve 2010/31028-2011/11942  sayılı ilamı ile karar düzeltme istemi kabul edilerek; (...Alacaklının 10.07.2008 tarihli tahliye taahhüdüne dayalı olarak başlattığı takibe itiraz üzerine, Pendik Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 23.12.2008 tarih ve 2008/1849-2656 sayılı kararı ile "itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takip talebinde belirtilen İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı Dış Hatlar Terminali market ve kafeteryaları zemin kat A ve B holü gidiş adresindeki taşınmazlardan tahliyesine" karar verilmiş, verilen karar Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 17.09.2009 tarih ve 2009/7096-7354 sayılı kararıyla onanmıştır. HGK.nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E. 1997/776 K. Sayılı kararında vurgulandığı üzere ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. O nedenle sınırlı yetkili icra mahkemesince ilamın infaz edilecek kısmı yorum yoluyla belirlenemez. Somut olayda, alacaklı Pendik Sulh Hukuk Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kesinleşen kararında, marketin de tahliyesine karar verildiğinden yetkisi sınırlı olan icra mahkemesi artık burasının kira sözleşmesinde yer almadığı gerekçesiyle tahliyesine yönelik işlemin iptaline karar veremez. İcra mahkemesi icra dairesinde yapılan infazın ilama uygun yapılıp yapılmadığını denetleyebileceği gibi gerektiğinde mahallinde keşif yapmak suretiyle ilama uygun infazın yapılmasını da sağlayabilir. Mahkemece kesinleşen ilama uygun infaz yapılmasını teminen kararın bozulmasına karar vermek gerekirken, kararın sehven onandığı görülmekle alacaklının karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Alacaklının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 07.10.2010 tarih ve 2010/9205-22482 sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428.maddeleri uyarınca bozulmasına...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: İstek, icra memuru işleminin şikayet kanun yolu ile iptali istemine ilişkindir. Pendik 1.İcra Müdürlüğü'nün 2008/6938 Esas sayılı dosyasında (tahliye taahhüdüne dayalı); alacaklı-kiralayan vekili tarafından 24.07.2008 tarihinde borçlu-kiracı hakkında başlatılan icra takibinde; Sabiha Gökçen Hava Alanı Dış Hatlar Market ve Kafeteryaları (Zemin kat A ve B Holü Gidiş) adresindeki gayrimenkulün tahliyesi ve boş olarak teslimi istenilmiştir. Borcun sebebi “26.12.2005 başlangıç tarihli ve 24 ay süreli yazılı kira sözleşmesi, 10.07.2008 tarihli tahliye taahhüdü” gösterilmiştir. Takibe dayanak gösterilen 10.07.2007 tarihli tahliye taahhüdünde, kiracının, Sabiha Gökçen Uluslararası Havaalanı Dış Hatlar Terminalinde işletmecisi olduğu kafeterya alanlarını (A Holü 140 m²; B Holü 140 m²)  10.07.2008 tarihinde tahliye edeceği yazılıdır. Tahliye emri, borçlu-kiracıya 30.07.2008 tarihinde tebliğ edilmiş, anılan borçlu-kiracı şirket vekili tarafından 30.07.2008 havale tarihli dilekçesiyle takibe itiraz üzerine, Pendik Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 23.12.2008 tarih ve 2008/1849-2656 sayılı kararı ile "İtirazın iptaline, takibin devamına, davalının takip talebinde belirtilen İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı Dış Hatlar Terminali market ve kafeteryaları zemin kat A ve B holü gidiş adresindeki taşınmazlardan tahliyesine" karar verilmiştir. Anılan kararın davalı-kiracı tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 17.09.2009 gün ve E:7096, K:7354 sayılı ilamıyla onanmasına karar verildiği, davalı-kiracı tarafın karar düzeltme isteminin aynı Daire'nin 11.2.2010 gün ve 13474 E-1329 K. sayılı ilamıyla reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Alacaklı-kiralayan vekili tarafından yukarıda belirtilen mahkeme ilamı ile Yargıtay onama ilamı gereğince borçlu-kiracının mecurdan tahliyesi talep edilmiş, memurlukça talebin yerinde görülmesi üzerine, kiracının A ve B holündeki kafeteryalardan tahliye edildiği, bu arada mini marketin de tahliyesinin istenildiği, ancak gecenin ilerleyen saati ve gerekli elemanın bulunamaması nedeniyle marketin tahliyesine ilişkin infazın talep üzerine ertelenmesine karar verildiği, dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Şikayetçi-kiracı vekili, eldeki şikayeti ile; Pendik Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 23.12.2008 tarih ve 2008/1849-2656 sayılı kesinleşen ilamının kapsamına 15.03.2006 başlangıç tarihli kira sözleşmesine konu olan mini marketin girmediğini, bu nedenle icra memurunun bu yerden de tahliye işleminin yapılmasına yönelik kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Karşı taraf-kiralayan vekili, şikayetin reddini dilemiştir. Mahkemece, “...İncelenen takip dosyasında takip talepnamesinde dayanak kira sözleşmesi ve takipte itirazın iptali ile ilgili Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/1849 E., 2008/2656 sayılı kararının, 26.12.2005 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde kiralanan yer ile ilgili olup, davacı tarafın şikayet dilekçesinde bahsedilen 8,63 m² büyüklüğündeki mini market 15.03.2006 tarihli  sözleşme ile kiralanan yer olup, takip konusu yerle ilgisi olmadığı...” gerekçesiyle şikayetin kabulüne karar verilmiştir. Karşı taraf-kiralayan vekilinin temyizi üzerine, karar önce onanmış; karşı taraf-kiralayan vekilinin karar düzeltme istemi üzerine bu istem kabul edilerek Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde yazılı gerekçeyle karar bozulmuştur. Yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü karşı taraf-kiralayan vekili, temyiz etmiştir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Pendik Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 23.12.2008 tarih ve 2008/1849-2656 sayılı kesinleşen ilamına uygun infaz yapılması gerekip gerekmediği, noktasında toplanmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, ilamların infazı sırasında icra müdürlüklerince ilamın hüküm kısmı dikkate alınarak kararların infazının yapılması gereklidir. İcra dairesi, ilamların hüküm bölümünü aynen infazla görevlidir. Sınırlı yetkili icra mahkemesinin hükümde yer almayan bir hususu yorum yoluyla ilama eklemesi ya da var olan bir hususu çıkarması olanağı yoktur. Bu bakımdan takibe konu ilamın hüküm kısmı ilamlı icranın şeklini de belirler. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.12.2005 gün ve E:2005/12-730, K:769; 25.6.2008 gün ve E:2008/12-451, K:453; 17.6.2009 gün ve E:2009/12-239, K:2009/268 sayılı ilamları). Bunun yanında, ilamın icra dairesince infazı özellikle ilama aykırı ise, borçlu ilama aykırı infaz işleminin iptali veya düzeltilmesi için icra mahkemesine şikayet yoluna başvurabilir (İİK.nun 41, 16.maddeleri). Şikayeti inceleyecek icra mahkemesinin yetkisi ise sınırlıdır. Bu nedenledir ki, yerleşik yargısal uygulamada, ilamların infaz edilecek kısmının, hüküm bölümü olduğu, hükmün içeriğinin aynen infazı gerektiği ve gerek icra dairesi ve gerekse sınırlı yetkili icra mahkemesinin ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip olmadığı kabul edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.10.1997 gün ve E:1997/12-517, K:1997/776; 22.03.2006 gün ve E:2006/12-92, K:2006/85; 25.06.2008 gün ve E:2008/12-451, K:2008/453; 03.03.2010 gün ve E:2010/12-124, K: 2010/110 sayılı ilamları). Nihayet, şikayeti inceleyecek icra mahkemesinin yetkisi dar ve sınırlı ise de, icra dairesince yapılan infazın ilama uygun yapılıp yapılmadığını denetleyebileceği gibi gerektiğinde mahallinde keşif yapmak suretiyle ilama uygun infazın yapılmasını da sağlayabilir. Somut olaya gelince: Yerel Mahkemece, “...İncelenen takip dosyasında takip talepnamesinde dayanak kira sözleşmesi ve takipte itirazın iptali ile ilgili Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/1849 E., 2008/2656 sayılı kararının, 26.12.2005 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde kiralanan yer ile ilgili olup, davacı tarafın şikayet dilekçesinde bahsedilen 8,63 m² büyüklüğündeki mini market 15.03.2006 tarihli  sözleşme ile kiralanan yer olup, takip konusu yerle ilgisi olmadığı...” gerekçesiyle şikayetin kabulüne dair kararı, ilama ait dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin yorumlanması sonucu verildiğini göstermektedir. Yukarıda vurgulandığı üzere, dar yetkili icra mahkemesinin, takibe konulan ilamı genişletecek veya daraltacak şekilde yorumlama yetkisi bulunmamakta ise de, icra dairesince yapılan infazın ilama uygun yapılıp yapılmadığını denetleyebileceği gibi gerektiğinde mahallinde keşif yapmak suretiyle ilama uygun infazın yapılmasını da sağlayabilir. Şikayetçi-kiracı vekili, eldeki şikayetinde; Pendik Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 23.12.2008 tarih ve 2008/1849-2656 sayılı kesinleşen ilamına uygun infazın icra memurunca yapılmadığını ileri sürdüğüne göre, mahkemece, infazın ilama uygun yapılıp yapılmadığını denetleyebilmek için mahallinde keşif yapmak suretiyle ilama uygun infazın yapılmasını sağlayabileceği yerde, eksik inceleme ve yetersiz araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Diğer taraftan, Özel Daire bozma ilamında geçen “...Alacaklı Pendik Sulh Hukuk   Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kesinleşen kararında, marketin de tahliyesine karar  verildiğinden yetkisi sınırlı olan icra mahkemesi artık burasının kira sözleşmesinde yer   almadığı gerekçesiyle tahliyesine yönelik işlemin iptaline karar veremez.” şeklideki cümlesi diğer açıklamalarla çeliştiği, sehve dayalı olduğu kabul edilmiş; bu cümlenin ilamdan  çıkarılması gerekmiştir. Şu durumda, Hukuk Genel Kurulu’nca da, az yukarıda vurgulanan cümlenin bozma ilamından çıkartılması suretiyle benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. S O N U Ç : Karşı taraf-kiralayan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; direnme kararının, Özel Daire bozma ilamından “...Alacaklı Pendik Sulh Hukuk Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kesinleşen kararında, marketin de tahliyesine karar verildiğinden yetkisi sınırlı olan icra mahkemesi artık burasının kira sözleşmesinde yer almadığı gerekçesiyle tahliyesine yönelik işlemin iptaline karar veremez.” cümlesinin çıkartılması suretiyle, Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na 5311 sayılı Kanunun 29.maddesi ile eklenen "Geçici Madde 7" atfıyla uygulanmakta olan aynı Kanun'un 366/III.maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.02.2013 gününde  oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.