İcra ve İflas Kanunu 5. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 5 – (Değişik: 6/6/1985-3222/1 md.)
İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Devletin, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır.
Zimmet:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
42 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2024/2728 E., 2025/2662 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
özleşmesinin tarafı olmadığını, satıştan haberi olsa idi taşınmazlarının yok pahasına satışını engellemek için borçlunun kredi borcunu kapatabileceğini ileri sürerek; belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 5. maddesine göre 10.000,00 TL zararın ihale tarihi olan 10.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal fa
3. Hukuk Dairesi 2024/2728 E. , 2025/2662 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/589 E., 2024/789 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/948 E., 2022/100 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip kapsamında Almanya’da ikamet eden davacıya ait taşınmazların talimat dosyası üzerinden 10.10.2011 tarihinde yapılan ihale ile alacağa mahsuben satıldığını, davacının satış işleminden 2019 yılı Ağustos ayında haberdar olduğunu, esas icra dosyasında ve talimat dosyasında yapılan icra emri, taşınmaz kıymet takdiri ve satış ilanına ilişkin tüm tebligat işlemlerinin geçersiz olduğunu, tebligatlarda davacının yurtdışında yaşadığı beyan ve şerh edildiği halde yurt dışı adresinin araştırılmadığını ve usulsüz olarak Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapıldığını, davacıya ait taşınmazların bedelinin çok altında %40 oranında bedel ile itirazsız olarak cebri icra yoluyla satıldığını, davacının icra takibi dosyasında asıl borçlu olmadığını, ipotek konusu taşınmazların maliki olduğunu, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki kredi sözleşmesinin tarafı olmadığını, satıştan haberi olsa idi taşınmazlarının yok pahasına satışını engellemek için borçlunun kredi borcunu kapatabileceğini ileri sürerek; belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 5. maddesine göre 10.000,00 TL zararın ihale tarihi olan 10.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; yetki itirazında bulunarak davanın kısmi dava olarak açılamayacağını, alacaklı Vakıfbank tarafından borçlular ... ve ... İnş. Teks. Gıd. Ltd. Şti.ye karşı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığını, satış işlemlerin esas icra dairesinin gönderdiği talimat ve yazılara göre yapıldığını, tebligatların usule ve yasaya uygun olarak kesinleştirildiğini, bildirilen son adrese tebligat yapıldıktan sonra tapu müdürlüğünden adres araştırması yapılarak bildirilen adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapıldığını, tebligat işlemlerinde bir usulsüzlük bulunmadığını ve alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ipotek işlemine ilişkin resmi senette davacının adresine yer verilmediği, 2004 sayılı Kanun’un 21/2 maddesindeki yasal tanımlamanın mefhum-u muhalifinden ipotek senedinde hiç belirtilmeyen adresin değiştirilmesi de söz konusu olmayacağından ipotek verene Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapılamayacağı, tapunun 07.06.2020 tarihli yazısı ile esas icra dairesine bildirdiği adresin ipotek işlemine ilişkin resmi senedin imzası sırasında tapuya bildirilen adres olmadığı, 2004 sayılı Kanun’un 148/a maddesinin uygulanabilir olmadığı, tüm tebligat parçalarında açıkça muhatabın (davacının) ‘yurt dışında yaşadığı’ şerhinin yazıldığı, esas ve talimat icra dairelerince yapılan tebligatların geçersiz olduğu, davalının sorumluluğu kusursuz sorumluluk niteliğinde olmakla birlikte, esas ve talimat icra daireleri icra müdür yardımcılarının kusurları sebebiyle davalının davacının zararından 2004 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca kusursuz sorumlu olduğu, davacının uğradığı maddi zararın, taşınmazların cebri icra yoluyla satış tarihi olan 10.10.2011 tarihindeki gerçek (rayiç) değeri olan 325.476,64 TL tutarında olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile toplam 325.476,64 TL tazminatın 10.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının cevap süresi içerisinde zaman aşımı itirazında bulunduğu, mahkemece bu hususta olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmadan davanın esasına geçilerek karar verildiği, davacıya ait taşınmazın cebri satışına ilişkin ihalenin 10.10.2011 tarihinde gerçekleştiği, taşınmazın dava dışı banka adına 15.11.2011 tarihinde tescil edildiği, davacı borçlunun icra dosyasının fotokopisini 08.10.2018 tarihinde aldığı, davacının ihaleyi ve satışı bu tarihte öğrendiği, dava tarihi itibariyle bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, usulsüz tebligatla ilgili görevi kötüye kullanma/ görevi ihmal için ceza zaman aşımı süresinin de olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıl olduğu, davanın açıldığı tarihte uzamış zaman aşımı süresinin de dolduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davacının satış işleminden 2019 yılının Ağustos ayında haberdar olduğunu, dosya fotokopisi alınması hususunda bir talepte bulunmadığını, bu hususa ilişkin söz konusu belge üzerinde yazı ve imza incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, usulsüz satış işlemi nedeniyle davacının zarara uğradığını ve zamanaşımı süresinin dolmadığını ileri sürerek; kararın bozulması talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, 2004 sayılı Kanun'un 5. maddesi gereğince icra memurunun kusurundan kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2004 sayılı Kanun'un "Sorumluluk" başlıklı 5. maddesi "İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Devletin, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır. " hükmünü içerir. Yine Kanunun "Zarar ve ziyan davasının zamanaşımı" başlıklı 7. maddesi "Zarar ve ziyan davası, mutazarrır olan tarafın zararı öğrendiği günden bir sene ve her halde zarar ve ziyanı mucip fiilin vukuundan on sene geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki zarar ve ziyan cezayı mucip bir fiilin neticesi olupta ceza kanunları bu fiili daha uzun bir müddetle zamanaşımına tabi tutmakta ise hukuk davasında da ceza zamanaşımı cari olur." hükmü ile icra ve iflas dairesi görevlilerinin kusurundan kaynaklı tazminat alacağı için zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her halde zararın meydana gelmesinden itibaren on yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Sahtelik incelemesi" başlıklı 211. maddesi "(1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir:
a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir.
b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir." hükmünü içerir. Herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır.
Somut olayda; davacıya ait taşınmazın, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip sonucunda 10.10.2011 tarihinde ihale ile satıldığı, davanın 25.12.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince davacının icra dosyasının fotokopisini 08.10.2018 tarihli dilekçesi ile müracaat ederek aldığı, ihaleyi ve satışı bu tarihte öğrendiği, davanın bir yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekili temyizinde, davacının icra dosyasında bu yönde bir talepte bulunmadığını, satış işleminden 2019 yılı Ağustos ayında haberdar olduğunu beyan etmekle bahsi geçen dilekçe üzerindeki imza ve yazıya itirazda bulunmuştur.
Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince; 6100 sayılı Kanun'un 211. maddesinde yazılı usul izlenip, inkar edilen imzanın atıldığı tarihe mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen ve karşılaştırma yapmaya elverişli imzaları içerir belgeler celp edilerek, icra dosyasına davacı adına sunulduğu görülen 08.10.2018 tarihli dilekçedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu alınması ve ulaşılacak sonuca göre davalı tarafın zamanaşımı def'i hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371/1 maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
Hukuk Genel Kurulu, 2024/292 E., 2025/275 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle değişik 364/1.
Hukuk Genel Kurulu 2024/292 E. , 2025/275 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2035 E., 2023/2032 K.
1.Taraflar arasındaki şikâyet isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin reddine dair verilen kararın şikâyetçi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikâyetin kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonrasında gereği düşünüldü:
3. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle değişik 364/1. maddesi "Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen ve miktar ve değeri 10.000 lirayı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir." hükmünü içermektedir. 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 6763 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle “onbin lirayı” ibaresi “kırk bin Türk lirasını” şeklinde değiştirilmiştir. 20.02.2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle “kırk bin” ibaresi “elli sekiz bin sekiz yüz” şeklinde değiştirilmiştir.
4. 2004 sayılı Kanun'un 20.02.2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değişik Ek 1/1. maddesinde 364. maddesindeki parasal sınırın 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesine göre her yıl tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması öngörülmüş ve 01.01.2023 tarihinden itibaren bu miktar 238.730,00 TL olarak belirlenmiştir.
5. 2004 sayılı Kanun'un 20.02.2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle değişik Ek 1/1. maddesinde aynı Kanun'un 363 ve 364. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.
6. Belirtilmelidir ki bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken, temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı, karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise ona bağlı kalınmalıdır. Buradaki “karar” teriminin, Bölge Adliye Mahkemesinin Özel Daire bozmasına karşı verdiği direnme kararını da kapsayacağında duraksama bulunmamaktadır.
7. 2004 sayılı Kanun'un 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değişik 364/2. maddesinde ise temyiz yoluna başvurma ve incelemesinin 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (1086 sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılacağı belirtilmiştir.
8. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 447/2. maddesi "Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır." hükmünü içermektedir.
9. Somut olayda; şikâyetçi icra mahkemesine başvurusunda sıra cetvelinde ikinci sırada alacaklı olduğunu, sıra cetveline itiraz davalarının reddedildiğini ve sıra cetvelinin kesinleştiğini, dosyada satış sonucu elde edilen paranın nemalandırılmış olduğunu, icra müdürlüğünden nemanın kendisine ödenmesini talep ettiğini ancak icra müdürlüğünce nema faizinin sıra cetveli alacaklısına ödenmesi talebinin reddine karar verildiğini ileri sürerek 03.06.2021 tarihli memurluk işleminin iptalini talep etmiştir. Şikâyetçiye sıra cetvelinde ayrılan 709.474,81 TL 04.06.2021 tarihinde ödenmiştir. İcra dosyasında 27.08.2019 ile 27.05.2021 tarihleri arasında elden edilen nema bedeli ise toplam 83.617,08 TL’dir.
10. Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararının verildiği 27.09.2023 tarihinde temyiz edilebilirlik (kesinlik) sınırı 238.730,00 TL'dir. Bu durumda uyuşmazlık konusu değerin (83.617,08 TL) 2004 sayılı Kanun'un 364/1. maddesinde belirtilen kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti yoktur.
11. O hâlde Hazine vekilinin temyiz başvurusunun 2004 sayılı Kanun'un 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değişik 364. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun’un 352. maddesi uyarınca miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Hazine vekilinin temyiz başvurusunun 2004 sayılı Kanun'un 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değişik 364. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun’un 352. maddesi uyarınca miktardan REDDİNE,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
7. Ceza Dairesi, 2022/16060 E., 2024/194 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
e değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ile sonradan yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası delaletiyle 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları ile 5 inci maddesinin ikinci fıkrası ayrı ayrı uygulanarak lehe Kanun'un tespiti yerine, 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fı
7. Ceza Dairesi 2022/16060 E. , 2024/194 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/422 E., 2021/285 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî bozma
... temyizi yönünden; suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen, davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmayan ... vekilinin vaki temyiz inceleme isteğinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Turgutlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2014 tarihli ve 2014/3 Esas, 2014/112 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 11 ... hapis ve 1660,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Anılan kararın sanık ... katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 22.06.2020 tarihli ve 2019/4277 Esas, 2020/7797 Karar sayılı ilâmıyla; 7242 sayılı Kanun değişiklilerinin değerlendirilmesi zorunluluğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Turgutlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2021 tarihli ve 2020/422 Esas, 2021/285 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kamun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci ve yirmikinci fıkraları ile 5237 sayılı Kanunu'nun 62 nci maddesi uyarınca erteli 1 yıl 5 ... 15 gün hapis ve 820,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve ele geçen kaçak eşyaların müsaderesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz sebepleri, kamu zararını gidermediği anlaşılan sanığa eksik ceza verildiğine, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın re'sen gözetilecek sebeplerle bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay tarihinde sanığın iş yerinde kaçak sigara satıldığı ihbarı üzerine Cumhuriyet savcısının arama kararı ile sanığın iş yerinde yapılan aramada 268 paket, ikametinde yapılan aramada 2810 paket kaçak sigara ele geçirilmiştir.
2.Sanık savunmasında sigaraları dükkânında satacağını beyan etmiştir.
3.Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dosyada mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A. ... Vekilinin Temyizi Yönünden;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen, davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmayan ... vekilinin temyiz talebinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.
B.Katılan ... İdaresi Vekilinin Temyizi Yönünden;
Turgutlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2021 tarihli ve 2020/422 Esas, 2021/285 Karar sayılı kararında; olay tutanağı, sanığın ikrarı ve tüm dosya kapsamına göre, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak;
1.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının, yirmiüçüncü fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek; 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı
Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin, 6545 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun'da hüküm altına alınması nedeniyle, suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ile sonradan yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası delaletiyle 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları ile 5 inci maddesinin ikinci fıkrası ayrı ayrı uygulanarak lehe Kanun'un tespiti yerine, 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasına göre belirlenen temel cezayla birlikte 7242 sayılı Kanun ile değiştirilen 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası uygulanması suretiyle karma uygulama yapılması,
2.5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmalık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı ... Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmalık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanığa ödeme ihtaratında indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken, yazılı şekilde 1/3 olarak bildirilerek sanığın yanıltılması ve hakkında ödemediğinden bahisle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. ... Vekilinin Temyizi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle ... vekilinin temyiz isteğinin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B.Katılan ... İdaresi Vekilinin Temyizi Yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Turgutlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2021 tarihli ve 2020/422 Esas, 2021/285 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2024 tarihinde karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2018/2704 E., 2019/2833 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
4. Hukuk Dairesi 2018/2704 E. , 2019/2833 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 23/10/2012 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 05/02/2018 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, İİK'nun 5. maddesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, icra müdür yardımcısı olan davalı tarafından, ... 4. İcra Müdürlüğünün 2003/49 esas sayılı takip dosyasında haczedilen... plaka sayılı araç hakkında üçünçü kişi tarafından istihkak iddiasında bulunulması üzerine ... İcra Tetkik Mercii Hakimliğinin 2003/1602 esas sayılı dava dosyasında görülen istihkak davasının sonucu beklenmeden araç üzerindeki haczin kaldırılması nedeniyle icra takip alacaklısı ...tarafından idare aleyhine alacağını elde edemediği ve zarara uğradığı gerekçesiyle ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/855 esas ve 2010/1682 karar sayılı dava dosyasında tazminat davası açıldığını ve açılan davada davacı idarenin kusursuz sorumluluğu benimsenerek tazminat ödemeye mahkum edildiğini belirterek, davalı icra müdür yardımcısının kusuru nedeniyle ödemiş olduğu tazminatın davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ise, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, icra hukuk mahkemesi kararının uygulanması için kesinleşmesinin gerekip gerekmediği hususunun tartışmalı olduğu, aynı konuda açık düzenlemenin de bulunmadığı, davalının haciz kaldırma işlemini hatalı olarak gerçekleştirdiğini bildiği veya bilmesi gerektiği yönünde her hangi bir bulguya ulaşılamadığı, bu yönde bir iddia ve delil de ileri sürülmediği ve davaya konu olayda davalının kusursuz olduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde; ... 4. İcra Müdürlüğünün 2003/49 esas sayılı takip dosyasında, dava dışı alacaklı...tarafından dava dışı borçlu.... aleyhine icra takibi yapıldığı, takip sırasında, borçlu adına kayıtlı ...ılı araç hakkında haciz işlemi yapıldığı ve aracın 3. kişi...'da yakalanması üzerine 3. kişi... tarafından istihkak iddiasında bulunulduğu ve ... İcra Tetkik Mercii Hakimliğinin 2003/1602 esas ve 2003/1920 karar sayılı dava dosyasında açılan istihkak
davasında istihkak iddiasının kabulüne karar verildiği, fakat bu kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2004/3870 esas sayılı ilamı ile istihkak iddiasının yerinde olmadığı bu nedenle reddi gerektiği belirtilerek bozulması üzerine mahkemece bozma ilamına uyularak istihkak davasının reddine karar verildiği, davalı icra müdür yardımcısı tarafından istihkak davasının sonucu beklenmeden araç üzerindeki haczin kaldırılması yönünde yazı yazılması üzerine dava konusu araç üzerindeki haczin kaldırıldığı ve aracın el değiştirdiği, bunun üzerine takip alacaklısı ... tarafından davacı idare aleyhine İİK'nın 5. maddesi uyarınca çalışanı icra müdür yardımcısının kusurlu eylemi nedeniyle alacağına kavuşamadığı iddiası ile ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/855 esas ve 2010/1682 karar sayılı dava dosyasında tazminat davası açıldığı ve mahkemece hacizli araçtaki haczin talep tutanağa geçirilmeksizin icra mahkemesinin istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına dair karar kesinleşmeksizin müzekkere yazılmak suretiyle hacizin kaldırılarak aracın istihkak iddiasında bulunan 3.şahsa onun tarafından da başkasına devredilmesi sonucu davacı alacaklının alacağına kavuşmasının hukuken ve fiilen önlendiği, davacı alacaklının zarar gördüğü, davalı idarenin memuru olan icra müdür yardımcısını İİK'nın 7. ve 363. maddelerinde düzenlenen kurallara riayet etmediği, onun hukuka aykırı eylem ve işleminden dolayı istihdam eden sıfatıyla davalı idarenin verilen zarardan kusursuz sorumluluğunun bulunduğu sonucuna varılarak davacı davasının kabulüne karar verildiği ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 19/04/2011 gün, 2011/6199 esas ve 2011/6689 karar sayılı ilamı ile hükmün onandığı anlaşılmaktadır.
Şu durumda, davalı icra memurunun kusuru nedeniyle davacı Bakanlık aleyhine ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/855 esas ve 2010/1682 karar sayılı dava dosyasında davalı icra memurunun istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına dair karar kesinleşmeksizin müzekkere yazmak suretiyle araç üzerindeki haczi kaldırarak dava dışı alacaklının zarar görmesine hukuka aykırı eylem ve işlemi ile neden olduğunun kabulü ile davalı icra müdürünün kusurunun benimsendiği ve söz konusu istemin kabulüne ilişkin kararın Yargıtay ilgili Dairesinin denetiminden geçerek kesinleştiği gözetildiğinde davalının yukarıda anılan gerekçeyle kusursuz olduğu benimsenerek davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Mahkeme gerekçesinde dava dışı takip alacaklısının, aracın yeniden haczini talep etme imkanı varken bunu yapmadığı, haczin kaldırılması yönündeki müdürlük kararının iptali için şikayet yoluna başvurmadığı, temyiz yoluna başvurduğunu icra dairesine bildirmediği yönündeki tespiti ise dava dışı alacaklının bölüşük kusuru nedeniyle davalı yararına indirim nedeni olabilir. Açıklanan nedenlerle verilen karar usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 15/05/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2019/733 E., 2019/5551 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Dava, İİK'nun 5. maddesinde düzenlenen icra memurunun kusurlu davranışı nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
4. Hukuk Dairesi 2019/733 E. , 2019/5551 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 28/11/2008 gününde verilen dilekçe ile icra memurunun kusuru nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30/01/2018 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, davalı ... vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalı ve fer'i müdahilin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının ve fer'i müdahilin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, İcra İflas Kanunu kapsamında icra memurunun sorumluluğundan kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; müvekkili ile dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti ile Bilecik Konut Yapım inşaat işinin C tipi tünel kalıp ve işçilik işini taşeron olarak üstlenip sözleşme yaptıklarını, müvekkilinin bir süre çalıştıktan sonra ekonomik ve zeminden kaynaklanan nedenlerle inşaatın durdurulduğunu, tünel kalıpların ise inşaat alanında bırakıldığını, bu sırada ... Ltd. Şti.'nin borcundan dolayı alacaklısı Bilecik Hazır Beton İnşaat Ltd.Şti.'nin icra takibine geçerek inşaat alanında gerek müteahhide gerekse müvekkiline ait C tipi tünel kalıp malzemelerini haczettirdiğini, hacizden haberdar olan müteahhit ...' Ltd. Şti.'nin avukatı aracılığı ile 19/07/2006 tarihinde hacze itiraz ve 3. kişi Gündoğan Mühendislik lehine istihkak iddiasında bulunulduğunu, ancak Bilecik İcra Müdür Yardımcısının istihkak prosedürünü işletmeyip satış prosedürünü işleterek haczedilen menkul malların muhafaza ve satış işlemlerini gerçekleştirdiğini, icra müdürünün hatalı işlemleri ile zarara uğramasına neden olduğunu belirterek zararın tazminini talep etmiştir.
Davalı, ... icra memurunun usulsüz bir işleminin söz konusu olmadığını, söz konusu zararla eylem arasında illiyet bağının bulunmadığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haczedilerek satışı yapılan menkul malların bedeli ile davacının haczedilen malların dava dışı bir başka şirkete kiralanması nedeniyle kira kaybı alacağının da zarar kapsamında bulunduğu gerekçesi ile tespit edilen 204.500,00 TL miktardan 50.000,00 TL hakkaniyet indirimi yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
a-Davacı tarafından dosyaya sunulan 27/01/2007 tarihli sözleşmenin kiraya veren sıfatı ile davacı ... Mühendislik-... olduğu, kiracının ise dava dışı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu kira sözleşmesine göre dava konusu menkullerin dava dışı şirkete kiralanması sebebiyle kira kaybının da dava konusu zarar kalemlerinden olduğu ileri sürülmüştür. Dosyaya ibraz edilen kira sözleşmesi adi yazılı nitelikte olup her zaman düzenlenmesi mümkün olan belgelerdendir. Zira, adi nitelikte bir sözleşme her zaman (bu arada geçmişe dönük olarak da) düzenlenebilir. Hal böyle olunca; yerel mahkemece bu talep yönünden istemin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
b-Yapılan haciz nedeniyle istihkak iddiasında bu iddia ile ilgili İİK.nun 97 ve 99. Maddelerinin uygulanmasına dair karar, asıl takibin yapıldığı icra dairesince verilir. Davaya konu olayda ise; 14/07/2006 ve 15/07/2006 tarihlerinde Bilecik talimat icra dairesi tarafından haciz işlemlerinin yapıldığı tartışmasızdır. Ancak Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2008/24 sayılı talimat evrakında, dava dışı ... inşaat şirketi vekili Avukat Mevlüt Şener'in ifadesinde, her ne kadar mal beyanı ile yapılan hacze itirazlarını içerir dilekçenin Ankara İcra Müdürlüğü kanalıyla Bilecik talimat icra dairesine gönderildiği beyan edilmiş ise de; 19/07/2006 tarihli dilekçesinin aynı gün Bilecik İcra Dairesi tarafından alınarak işleme konulduğu, havale işlemlerinin de 93870 sicil numaralı icra müdür yardımcısı ... tarafından yapıldığı anlaşıldığından söz konusu dilekçenin doğrudan Bilecik İcra Dairesine sunulduğunun kabulü gerekir. Şu durumda; dava konusu olayın gerçekleşme biçimi, işlemi gerçekleştiren icra müdürünün olaydaki kusur durumu düşünüldüğünde %25 oranındaki hakkaniyet indirimi az olup somut olayın özelliğine uygun düşmemiştir. Daha üst seviyede bir hakkaniyet indirimi yapılması gerekir. Temyiz edilen kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda (2/a-b) numaralı bentlerde gösterilen nedenlerle davalı ve fer'i müdahil yararına BOZULMASINA, davacının tüm, davalı ve fer'i müdahilin diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve fer'i müdahilden peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/11/2019 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, İİK'nun 5. maddesinde düzenlenen icra memurunun kusurlu davranışı nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
İİK'nun 79. maddesi uyarınca haczedilecek mallar başka yerde ise, esas icra dairesi haczin yapılması için malların bulunduğu yerdeki icra dairesine talimat yazar. Talimat icra dairesinin görevi, asıl icra dairesinin talimatı doğrultusunda haciz işlemini yapmak ve varsa istihkak iddialarını tutanağa geçirmektir. Yapılan haciz nedeniyle istihkak iddiasında bulunulursa bu iddia ili ilgili İcra İflas Kanunu'nun 97 ve 99. maddelerinin uygulanmasına dair karar, asıl takibin yapıldığı icra dairesince verilir. Zira anılan işlem İİK'nun 79. maddesi kapsamında değildir. Talimat icra dairesinin haczi tamamladıktan ve istihkak iddialarını tutanağa geçirdikten sonra sözü edilen istihkak iddiası hakkında karar verilmek üzere asıl icra dairesine göndermesi gerekir. (12 H.D 2017/5925 E 2018/6531 K) Ayrıca İİK'nun m. 96/2 de açıkça yazılı olduğu gibi, istihkak iddiası yalnız alacaklıya ve borçluya bildirilir. Borçlu tarafından ileri sürülecek istihkak iddiasının 3. kişiye bildirilmesine gerek yoktur. (Baki Kuru İcra İflas el kitabı sayfa 472)
Somut olayda Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2006/7506 esas sayılı takip dosyasında yazılan talimat üzerine Bilecik İcra Müdürlüğünün 2006/319 talimat dosyasında yapılan haciz sırasında borçlu ... Ltd. Şti vekili tarafından 19/07/2006 tarihli dilekçe ile 3. kişi Gündoğan Mühendislik Şti lehine istihkak iddiasında bulunulduğu, icra müdür yardımcısının istihkak iddiasına ilişkin dilekçenin verildiğinin tutanağa geçirildiği, sonrasında ise talimat evrakının asıl icra dairesi olan Ankara 17. İcra Müdürlüğüne gönderildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere istihkak iddia edilen menkullerin talimat yoluyla haczedilmesi halinde asıl takibin yapıldığı icra dairesi istihkak iddiasını alacaklıya ve borçluya bildirmesi gerekir. (İİK 96/2) Yani İİK'nun m. 96 ve m. 97/1 dahi işlemler, talimatı yazan icra dairesi tarafından gerçekleştirilmelidir. Bu maddeye göre istihkak iddiasının ilgili kişilere bildirilmesindeki amaç istihkak davasının açılmasını sağlamaktır.
Mevcut olayda borçlu tarafından 3. kişi konumunda bulunan Gündoğan firması lehine yapılan istihkak iddiasından sonra, 3. kişi 07/02/2007 tarihinde bizzat Ankara 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/88 esas sayılı dosyasında istihkak davası açılmıştır. İstihkak iddiasında bulunan 3. kişi, alacaklı ve borçluyu taraf olarak göstererek istihkak davası açtığına göre icra müdürünün ihmali sonucu dava süresini kaçırma gibi bir hak kaybı söz konusu değildir. Kaldı ki, davacı tarafından daha önce açılan önce açılan ihalenin feshi davasının sonucu beklemiş ve bu davanın reddine karar verildiği için menkullerin satışına ilişkin işlem kesinleşmiştir. Bu ret kararı ile davacının istihkak iddiasında haksız çıkardığı da sabit olmuştur.
Talimat haczini gerçekleştiren ve kusurlu olduğu iddia edilen icra müdür yardımcısı ... hakkında görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma suçundan Bilecik Cumhuriyet Başsavcılığının "Koğuşturmaya yer olmadığına" dair kararının eksik soruşturmaya ve değerlendirmeye dayalı olarak verildiği, yapılan itirazın Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yeterli yasal gerekçe gösterilmeksizin reddedilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle ... Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16/06/2014 tarihli Kanun yararına bozma talebi ise Yargıtay 5. Ceza Dairesinin araştırmaya yönelik bozmasından sonra suç zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı da anlaşılmaktadır.
Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk karar Dairemizce onanmış, davacı tarafça karar düzeltme talebinde bulunulmuş ve Dairemizce icra müdür yardımcısı hakkında açılan ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiğinden bahisle karar düzeltme talebi kabul edilerek, onama kararı kaldırılarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Gerek 5. Ceza Dairesinin kanun yararına bozma kararı, gerekse Dairemizce verilen bozma kararları araştırmaya yönelik bozma niteliğinde olup, maddi olguyu tespit eden bağlayıcı ve usuli kazanılmış hak oluşturan kararlar değildir.
Dava hukuki niteliği itibariyle İİK'nun 5. maddesine dayalı tazminat davası olup, devletin objektif (kusursuz) sorumluluğunu gerektiren bir davadır. Fakat bu davada devletin (Adalet Bakanlığının) sorumluluğuna gidilebilmesi için icra müdür ya da yardımcılarının kusurlu davranışları ile zarara sebebiyet vermesi gerekir. Somut olayda Ankara 17. İcra Müdürlüğünün talimatı uyarınca Bilecik İcra Müdürlüğünce haciz yapılmış ve borçlunun 3. kişi yararına yaptığı istihkak iddiası da İİK'nun 96. maddesindeki prosedüre uygun şekilde tutanağa geçirilmiş, talimat evrakı da esas icra dairesine gönderilmiştir. İİK'nun 96/11'de açıkça yazılı olduğu gibi, istihkak iddiası alacaklıya ve borçluya bildirilir. Borçlu tarafından ileri sürülmüş olan istihkak iddiasının üçüncü kişiye bildirilmesine gerek yoktur. Bu konuda talimat icra dairesi üzerine düşen görevi yerine getirmiş olup, kusuru bulunmamaktadır. Asıl takibin yapıldığı icra dairesinin kusuruna gelince; davacı icra takibinde ve hacizden haberi olan üçüncü kişidir. Davacı haciz işleminden sonra kendisi lehine yapılan istihkak iddiasını istihkak davasına dönüştürmüş 07/02/2007 tarihinde Ankara 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2007/96 esas sayılı dosyasında istihkak davası açmış, bunula da yetinmeyerek Bilecik İcra Hukuk Mahkemesinin 2007/37 esas sayılı dosyasında ihalenin feshi konusunda dava açmış ve her iki dava da aleyhine sonuçlanmıştır. Şu durumda davacı takip hukukundan doğan bütün haklarını kullanmış ve bu konuda icra memurlarının yaptığı işlemler neticesinde bir kısıtlamaya maruz kalmamıştır. Dolayısıyla icra memurlarının kusurlu olduğundan söz edilemez. Kaldı ki icra memurlarının işlemlerinin icra hakimliğince iptali için dava açma (şikayet) yoluyla düzeltilmesi de mümkündür. Esasen somut olayda, icra memurlarının kusurlu eylemlerinin ne olduğu ve bu eylemler ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunduğu kanıtlanamamıştır. Bu nedenle davacının talebinin kabul edilmesinin yasaya aykırı olduğu ve davanın tümden reddine karar verilmesi düşüncesiyle çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 25/11/2019
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Mehmet Bey, bir kamu kurumunda görev yaparken yetkilerini kötüye kullanmış ve haksız bir işlem tesis ederek vatandaş Selim Bey'in ağır maddi zarara uğramasına neden olmuştur. Selim Bey, uğradığı bu zararın tazmini için hukuki yollara başvurmak istemektedir.
Anayasa'nın 129/5 maddesi ve idarenin mali sorumluluğu ilkeleri uyarınca bu davanın seyri nasıl olmalıdır?
A) Selim Bey, doğrudan ilgili memur Mehmet Bey aleyhine adli yargıda tazminat davası açmalıdır.
B) Dava, ancak memur Mehmet Bey ve idareye karşı müştereken (birlikte) açılabilir.
C) Selim Bey, davayı ancak ilgili idare aleyhine açabilir; memur kişisel olarak doğrudan dava edilemez.
D) İdare, mahkemece hükmedilen tazminatı ödedikten sonra suçlu olan memura rücu edemez.
E) Memurun kişisel kusuru olsa dahi devletin sorumluluğu hiçbir durumda doğmaz.
Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.