İcra ve İflas Kanunu 6. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 6 – (Değişik: 6/6/1985-3222/2 md.)
İcra dairesine tevdi veya bu dairece tahsil olunan veya muhafaza altına alınan paraların, ilgili memur tarafından zimmete geçirilmesi halinde, zimmete geçirilen miktar, cezai takibat sonucu beklenmeden ve tazmin yolunda bir hükme hacet kalmaksızın hazine tarafından derhal icra veznesine yatırılır. Devletin asıl sorumlulara rücu hakkı saklıdır.
Zarar ve ziyan davasının zamanaşımı:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
50 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2014/1763 E., 2014/2381 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi
talebi ile ilgili İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. ve 61. maddelerinde belirlendiği şekilde satış avansının yatırıldığına ilişkin bir belgeye rastlanılmadığı, 03.10.2008 tarihinde yapılan satış talebiyle birlikte satış avansının dosyaya yatırıldığı ancak satış talebinin yine İcra Müdürlüğü'nce, satış safhasın
23. Hukuk Dairesi 2014/1763 E. , 2014/2381 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/11/2012
NUMARASI : 2012/77-2012/123
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Şikayetçi vekili, sıra cetveline konu taşınmazlar ile ilgili olarak şikayet olunanın tüm satış taleplerinin, icra müdürlüğünce yasal şartları taşımadığından bahisle reddedildiğini, red kararlarına karşı şikayet yoluna başvurulmadığından kararların kesinleştiğini, dolayısıyla ortada geçerli bir satış talebi bulunmadığından şikayet olunanın taşınmazlar üzerindeki haczinin düştüğünü, ayrıca şikayet olunanın dosyasında bir çok tahsilat yapıldığını, çok cüz'i bir alacağı kaldığı halde, bakiye alacak miktarının hesaplanmadığını ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir.
Şikayet olunan vekili, süresinde satış avansını yatırarak satış talebinde bulunduklarını savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şikayet olunanın haciz tarihinin 21.04.2005 olduğu, ilk olarak 03.11.2006 tarihinde satış isteyip avans yatırdığı, yasal sürede satış talebi yapılıp avans yatırıldığından haczin devam ettiği, bundan sonra her hangi bir geri alma talebi bulunmadığı ve dolayısı ile yenilemeye de gerek olmadığı, satış işlemlerinin yürütüldüğü ve yasal prosedürün işlediği, bu esnada alacaklının 30.10.2008 ve 04.12.2009 tarihlerinde de talebini tekrar ederek avanslarını yatırdığı, 2006 yılından itibaren avansın sürekli dosyada var olduğu, sıra cetvelinin düzenlenmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle, şikayetin reddine karar verilmiştir
Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir.
1) Şikayet, haciz sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir.
İİK'nın 106. maddesi "alacaklı haczolunan mal taşınır ise bir sene, taşınmaz ise iki sene içinde satılmasını isteyebilir." hükmünü; İİK'nın 59. maddesi "bir talepte bulunan taraf bununla ilgili masrafları peşin olarak verir" hükmünü; İİK'nın 110. maddesi "bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya takip geri alınıp da bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar." hükmünü içermektedir. Haciz düşse dahi icra takibi ayakta kalmaya devam eder.
Somut olayda, şikayet olunanın alacaklı olduğu İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün 2012/5263 E. sayılı dosyasının incelenmesinden, alacaklı tarafından sıra cetveline konu taşınmazlar üzerine 11.05.2005 ve 08.11.2006 tarihlerinde olmak üzere iki ayrı tarihte haciz konulduğu, alacaklının ilk haciz tarihinden sonra 03.11.2006 tarihinde satış talebinde bulunduğu, bu satış talebinin İcra Müdürlüğü'nce, kıymet takdirinin diğer alacaklılara tebliğ edilmediği gerekçesiyle reddedildiği, daha sonra yeniden16.02.2007 tarihinde satış talebin de bulunulduğu, talebin İcra Müdürlüğü'nce infazına karar verilmiş ise de, dosyada her iki satış
talebi ile ilgili İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. ve 61. maddelerinde belirlendiği şekilde satış avansının yatırıldığına ilişkin bir belgeye rastlanılmadığı, 03.10.2008 tarihinde yapılan satış talebiyle birlikte satış avansının dosyaya yatırıldığı ancak satış talebinin yine İcra Müdürlüğü'nce, satış safhasına gelinmediği gerekçesiyle reddedildiği, 24.08.2009 tarihinde mevcut satış avansının kullanılması istenerek satış talebinde bulunulduğu, talebin İcra Müdürlüğü'nce satış şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de, şikayet olunanın cevap dilekçesi ve dosyada bulunan İzmir 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/600 E. 358 K. sayılı ilamından, bu satış talebi üzerine 13.01.2010 tarihinde verilen satış talimatıyla satışın yapıldığı ancak düştüğünün anlaşıldığı, bunun üzerine alacaklı vekilinin yeniden 16.03.2012, 02.04.2012 ve 04.12.2010 tarihlerinde satış avanslarını yatırarak satış taleplerinde bulunduğu ancak tüm taleplerinin İcra Müdürlüğü'nce dosyanın satış safhasında olmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İİK'nın 106. maddesi ile alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amaçlanmıştır. Bu amaca uygun olarak alacaklı tarafından satış taleplerinde bulunulmuş, bir kısım taleplerle birlikte avans da yatırılmıştır. Satış taleplerini ret gerekçesi kıymet takdirinin diğer alacaklılara tebliğ edilmemiş olması ile dosyanın satış safhasına gelmemiş olmasıdır. Bu ret kararının, anılan yasal düzenlemeye uygun olan satış talebindeki haklılığı ortadan kaldıran bir karar niteliğinde bulunmadığını kabul etmek gerekir. Zira, İİK'nın 106. maddesinde satış istenmesinden söz edildiği, bu talebin İcra Müdürlüğü tarafından reddedilmesi halinde talebin geçerliliğini kaybedeceğine ilişkin hiç bir yasa hükmü bulunmadığı gibi, İİK'nın 106. maddesinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklara ilişkin Yargıtay 12. Hukuk Dairesince alınan yargısal kararların da bu yönde olduğu, 2 yıllık süre içerisinde alacaklının bir an evvel satışa yönelik iradesini icra dosyasına yansıtmak zorunda olduğu ve isteğini İcra Müdürlüğü'ne iletip İİK'nın 59. madde karşısında gereğini yerine getirmesi halinde geçerli bir satış talebinin doğduğu, bundan sonra satışın da aynı 2 yıllık süre içerisinde yapılması yönünde bir zorunluluk bulunmadığı, söz konusu haczin de geçerliliğini kaybettiğinden söz edilemeyeceği kabul edilmelidir. Aynı Kanun'un 59. maddesi uyarınca, bir işlemin yapılmasını isteyen taraf, o işlemin yapılması için gerekli masrafları avans olarak (peşin) yatırmalıdır. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. maddesine göre, bu masrafların, tahsilat makbuzu karşılığında para olarak alınması gerekir. Aksi takdirde talep yapılmamış sayılır. Cüz’i de olsa satış avansının yatırılmış olması, usulüne uygun bir satış talebinin bulunduğu anlamına gelir. Yatırılan masrafın yetmeyeceği sonradan anlaşılırsa, bunun tamamlanması istenebilirse de, masraf hiç yatırılmamışsa geçerli bir talebin varlığından söz edilemez.
Kıymet takdiri kesinleşmeden satış yapılmamakla birlikte, kıymet takdiri yapılmadan da satış istenebilir. Diğer bir anlatımla, kıymet takdirinin yapılmaması sadece satışın yapılmasına engel olur. İcra Müdürünün ret kararının ayrıca İcra Hakimliğince iptalinin talep ve dava edilmesine gerek dahi olmadan mahkemece re'sen nazara alınması anılan madde hükümlerine uygun olacaktır.
Diğer yandan, İİK'nda, süresinde satış istendikten sonra haczi ve satışı düşüren sebepler öngörülmemiş, sadece aynı Kanun'un 129/son maddesinde, ikinci ihalede alıcı çıkmazsa ''satış talebinin'' düşeceği düzenlenmiştir. İİK'nın 106 ve 110. madde hükümleri alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amacıyla getirilmiş olup, bu amaca uygun olarak anılan şikayet olunan tarafından İİK'nın 106. maddesindeki 2 yıllık süre içerisinde İİK'nın 59. maddesine uygun olarak satış talep edilerek avansı yatırılmış olmakla, bir daha satış istemesine gerek kalmaksızın, haczi ve satışının ayakta olduğunun kabulü gerekir. Satışın da aynı iki yıl içinde yapılmasının zorunlu olduğu, aksi halde haczin düşeceği
yönünde yasada bir hüküm bulunmamaktadır. Alacaklıya yüklenen görev, süresinde satış isteyerek avansı yatırmaktır. İİK'nın 123. maddesinde satış görevi, icra dairesine yüklenmiş olup, satış ne zaman yapılırsa yapılsın, haciz ve satış talebi ayaktadır. Dairemizin son uygulaması bu yöndedir. İİK'nın kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri yapılamayacağını öngören 128/a-3 fıkrası, varılan bu sonucu bertaraf eden bir düzenleme değildir. Dairemizin 12.06.2012 tarih ve 2868 E, 4131 K, 26.03.2012 tarih ve 1020 E, 2296 K, 27.09.2013 tarih ve 4460 E, 5835 K sayılı ilamları bu yöndedir.
İki yıllık satış isteme süreci içinde taşınmaz başka bir dosyadan satılmış ise haciz düşmeyecektir. İlmi ve yargısal inançların bu yolda olduğu açıktır. (M.Oskay- C.Koçak İİK şerhi 7 cilt, Ank.sh. 3046; Y.19 H.D. 04.12.2001 gün ve 8906 Esas 8078K.)
Mahkemece, şikayet olunanın alacaklı olduğu dosyada 21.04.2005 tarihli talep üzerine konulan 11.05.2005 tarihli ilk hacizden sonra 03.11.2006 tarihinde satış avansı yatırılarak satış talebinde bulunulduğu tespit edilmiş ise de, geri çevirme kararı üzerin getirtilen şikayet olunanın icra dosyası fotokopilerinden bu satış talebine yönelik satış avansının yatırıldığına ilişkin herhangi bir belgeye rastlanılmamıştır. Yine İstanbul 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/600 E.- 358 K sayılı ilamında açıklanan 24.08.2009 tarihli satış talebi üzerine 13.01.2010 tarihinde verilen satış talimatıyla yapılan ancak düştüğü anlaşılan satışa ilişkin talimat dosyası Dairemizce 27.11.2013 tarihli geri çevirme kararıyla istenmiş ise de, mahkemece geri çevirme kararı yerine getirilmemiş, geçerli son satışa ilişkin talimat dosyası gönderilmekle yetilmiştir.
O halde mahkemece, şikayet olunanın alacaklı olduğu İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün 2012/5263 E. sayılı dosyasının tüm belgeleri içerir aslı ile şikayet olunanın cevap dilekçesi ile İstanbul 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/600 E.- 358 K sayılı ilamında açıklanan 24.08.2009 tarihli satış talebi üzerine 13.01.2010 tarihinde verilen satış talimatıyla yapılan ancak düştüğü anlaşılan satışa ilişkin talimat dosyası getirtilerek, öncelikle şikayet olunanın 03.11.2006 16.02.2007 tarihli satış talepleri ile ilgili İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. ve 61. maddelerinde belirlendiği şekilde satış avansı yatırıp yatırmadığı net olarak tespit edildikten sonra, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda uyuşmazlığın esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Öte yandan HMK'nın 297/2. maddesi '' Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.'' hükmünü içermektedir. Mahkemece, şikayetçi tarafça, şikayet olunanın alacaklı olduğu dosyada tahsilatlar bulunmasına rağmen bu hususun sıra cetvelinde dikkate alınmadığına ilişkin yapılan şikayetle ilgili herhangi bir değerlendirme yapılamaması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayetçi yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
23. Hukuk Dairesi, 2014/5599 E., 2014/4814 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara 5. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Somut olayda, şikayet olunan alacaklı tarafından bedeli paylaşıma konu taşınmazın haciz tarihinden itibaren iki yıllık kanuni süre içinde satış istendiği, satış avansının İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. ve 61. maddesinde belirlendiği şekilde para olarak yatırıldığı, satış talebi üzerine icra memurunun satış şartlarının oluşmadığını gerekçe göstererek satış talebini reddettiği dosya kapsamı
23. Hukuk Dairesi 2014/5599 E. , 2014/4814 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara 5. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/04/2013
NUMARASI : 2012/857-2013/310
Taraflar arasındaki sıra cetveline itirazın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayet olunan vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Şikayetçi vekili, Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2008/8813 Esas sayılı dosyasında dava dışı borçlunun maliki bulunduğu taşınmazın 07.06.2012 tarihinde 40.000,00 TL bedelle satıldığını, satış tarihi itibariyle taşınmaz üzerinde şikayet olunanın alacaklı bulunduğu Ankara 14. İcra Müdürlüğü'nün 2008/9510 E. (22. İcra Müdürlüğü'nün 2011/481 E.) sayılı dosyasından da haciz bulunduğundan ve satış bedeli tüm alacaklılara yetmediğinden sıra cetveli düzenlendiğini, sıra cetvelinde, satış bedelinin şikayetçi ve şikayet olunan arasında garameten paylaştırılmasına karar verildiğini ancak, sıra cetvelinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, şikayet olunanın dosyasından konulan haczin İİK'nın 106 ve 110. maddelerine uygun satış talebi olmadığından düştüğünü, bu nedenle satış tarihi itibariyle geçerli bir haciz bulunmadığını, satışa hazırlık işlemlerinden hiçbirinin yapılmadığını, şikayet olunanın geçersiz satış talebinde bulunurken sadece 60,00 TL masraf yatırdığını, satış talebinin yetkisiz ve görevsiz İcra Müdürlüğü'nde yapıldığından geçersiz olduğunu, ayrıca satış giderleri müvekkili tarafından yapılmasına rağmen, İİK'nın 138. Maddesinin 2.fıkrasına aykırı olarak satış bedelinden satış giderlerini ayırmadan, tüm satış bedelinin paylaşıma konu edildiğini ileri sürerek, 05.11.2012 tarihli sıra cetvelinin iptali ile Ankara 14.İcra Müdürlüğü'nün 2008/9510 Esas sayılı dosyasında mahcuz taşınmaz üzerine konulan haczin düşmüş olması nedeniyle sıra cetvelinde bulunmasına yer olmadığına karar verilmesini şikayet ve talep etmiştir.
Şikayet olunan vekili, müvekkilinin haczinin ayakta olduğunu, şikayetçinin ikinci ihalede alıcı çıkmaması üzerine satış talebinin, dolayısıyla haczinin düştüğünü savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şikayet olunanın haczinin düşmüş olduğu, hacze garameten iştirakinin mümkün bulunmadığı, satış bedelinin tamamının şikayetçiye ödenmesi gerektiği, İİK'nın 138. maddesi gereğince, paranın paylaştırılmasında; haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları ilgilendiren masrafların önce satış tutarından alınıp, artan para üzerinden yapılmasının zorunlu olduğu, buna göre şikayetçinin paraya çevirme için yaptığı masrafların da mahsup edilmesinden sonra kalan miktarın dağıtıma tabi tutulması gerektiği, bilirkişi raporu ile şikayetçi tarafından paylaşıma konu satış için yapılan masraflar toplamının 2.489,49 TL, satış bedelinden düşülecek diğer kalemlerin 2.212,18 TL ve masraflar düşüldükten sonra şikayetçiye ödenecek tutarın 35.298,30 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle, şikayetin kabulü ile "Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2008/2955 Esas sayılı dosyasından hazırlanan 05.11.2012 tarihli sıra cetvelinin iptaline, 40.000,00 TL satış bedelinin,2.212,18 TL'lik kısmının taşınmazın aynından kaynaklanan vergi borcu, tellaliye ve tapu harcı için kesileceği, 2.489,49 TL'lik kısmının bu satış için yapılan masraf olarak satışın yapıldığı dosya alacaklısı şikayetçiye ödeneceği, kalan 35.298,30 TL kısmın da yine satış tarihi itibariyle devam eden Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2008/2955 Esas sayılı dosyasına ödenmesine, şeklinde sıra cetvelinin hazırlanmasına" karar verilmiştir.
Kararı, şikayet olunan vekili temyiz etmiştir.
1- Şikayet, sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir. İİK'nın 142. maddesinde, cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklının takibin icra edildiği mahal makhemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel münderecatına itiraz edebileceği düzenlenmiş olup, bu madde hükmü ile sıra cetveline itiraz hakkı takip alacaklılara tanınmış ise de her alacaklı bu hakkı haiz değildir. YHGK'nın 05.03.2008 tarih ve 19-161 Esas, 213 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, sıra cetveline itiraz eden alacaklının icra takibinin ve buna bağlı olarak geçerli bir haciz işleminin bulunması gerekir. Sıra cetveline yönelik itirazda bulunma yetkisi, bu itiraz üzerine düzenlenecek yeni sıra cetveline girme hakkı bulunan alacaklılara tanınmıştır. Bir diğer ifade ile bedeli paylaşıma konu mal üzerinde haczi ya da rehni bulunmayan alacaklının, sıra cetvelinin iptalini istemekte de hukuki yararı yoktur. Sıra cetveli bedeli paylaşıma konu mal üzerinde, satış tarihi itibariyle haczi bulunan alacaklılar dikkate alınarak düzenlenir. Aksi halde satış bedelinden pay ayrılamayacağından, adı geçenlerin sıra cetvelinin iptalini istemekte hukuki yararı bulunmamaktadır.
Somut olayda, şikayetçinin alacaklı olduğu Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2008/2955 Esas (Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2008/8813 E.) sayılı dosyasında ihtiyati haciz kararına dayalı olarak 29.07.2008 günü mesai saati bitiminde kambiyo senetlerine mahsus yolla takibe başlandığı, aynı gün bedeli paylaşıma konu taşınmazın tapu kaydına ihtiyati haciz uygulandığı, ödeme emrinin 31.07.2008 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, ihtiyati haczin 10 günlük ödeme süresi sonu olan 10.08.2008 günü mesai saati bitiminde kesin hacze dönüştüğü, alacaklı vekilinin 01.12.2009 tarihinde satış isteyip, 03.12.2009 tarihinde avans yatırdığı, İcra Müdürlüğü'nce eksiklikler giderildiğinde ve satış talebinin yenilenmesi halinde satış hususunun düşünülmesine şeklinde karar verildiği, alacaklı vekilince 27.04.2010 tarihinde yeniden satış talebinde bulunulduğu, 21.10.2010 tarihli ikinci ihalede alıcı çıkmadığından İİK'nın 129/son maddesi hükmü uyarınca 27.04.2010 tarihli satış talebinin düştüğü, alacaklı vekilince 31.10.2011 tarihinde 3. kez, 12.03.2012 tarihinde 4. kez satış istenildiği, taşınmazın 07.06.2012 tarihinde satılmış olduğu anlaşılmaktadır. 27.04.2010 tarihinden itibaren 2 yıllık yeni bir satış isteme süresi işlemeye başlamaz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin Dairemizce de benimsenen 19.04.2008 tarih ve 1951 E., 3977 K; 18.04.2008 tarih ve 2612 E., 4149 K; 12.02.2009 tarih ve 2008/10544 E., 2009/948 K; 14.04.2010 tarih ve 532 E., 4363 K. sayılı ilamları ile Dairemizin 17.11.2011 tarih ve 751 E., 1822 K. sayılı ilamı da bu yöndedir. Mahkemenin aksi yöndeki gerekçesinin hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece, şikayetçinin 27.04.2010 tarihli satış talebinin 2. ihalede alıcı çıkmaması sebebiyle İİK'nın 129/son maddesi uyarınca düştüğü, 3. satış talebinin ise, kesin haciz tarihi olan 10.08.2008 tarihinden itibaren başlayan İİK'nın 106. maddesindeki 2 yıllık satış isteme süresi içerisinde yapılmadığı, buna göre şikayetçinin hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca şikayetin usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Kabule göre, şikayet olunanın alacaklı olduğu Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2011/481 Esas (Ankara 14. İcra Müdürlüğü'nün 2008/9510 E.) sayılı dosyada bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 30.07.2008 tarihinde haciz konulduğu, ödeme emrinin 15.07.2008 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, alacaklı tarafından 17.03.2010 tarihinde İİK'nın 106. maddesindeki iki yıllık süre içerisinde satış talep edilip avans yatırıldığı, İcra Müdürlüğü'nce şartlar oluşmadığından satış talebinin reddedildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, şikayet olunanın satış talebinin reddi üzerine şikayet yoluna gidilmediği ve 2 yıllık sürenin dolduğu 30.07.2010 tarihinden sonra 06.02.2011 tarihinde tekrar satış talebinde bulunduğu, ancak 2 yıllık süre dolduğundan haczin düştüğü gerekçesiyle sonuca varılmıştır.
İİK'nın 106. maddesi, "Alacaklı haczolunan mal taşınır ise bir sene, taşınmaz ise iki sene içinde satılmasını isteyebilir." hükmünü; İİK'nın 59. maddesi, "bir talepte bulunan taraf bununla ilgili masrafları peşin olarak verir" hükmünü; İİK'nın 110. maddesi, "Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya takip geri alınıp da bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar." hükmünü içermektedir. Haciz düşse dahi icra takibi ayakta kalmaya devam eder.
Somut olayda, şikayet olunan alacaklı tarafından bedeli paylaşıma konu taşınmazın haciz tarihinden itibaren iki yıllık kanuni süre içinde satış istendiği, satış avansının İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. ve 61. maddesinde belirlendiği şekilde para olarak yatırıldığı, satış talebi üzerine icra memurunun satış şartlarının oluşmadığını gerekçe göstererek satış talebini reddettiği dosya kapsamı ile sabittir.
İİK'nın 106. maddesi ile alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amaçlanmıştır. Bu amaca uygun olarak alacaklı tarafından satış talebinde bulunulmuş, avans da yatırılmıştır.
Satış talebinin ret gerekçesi satış şartlarının oluşmadığıdır. Burada icra memurunun ret kararının sadece satışın fiilen yapılamayacağına yönelik bir tesbitten ibaret olduğunu, anılan yasal düzenlemeye uygun olan satış talebindeki haklılığı ortadan kaldıran bir karar niteliğinde bulunmadığını kabul etmek gerekir. Zira, İİK'nın 106. maddesinde satış istenmesinden söz edildiği, bu talebin İcra Müdürlüğü tarafından reddedilmesi halinde talebin geçerliliğini kaybedeceğine ilişkin hiç bir yasa hükmü bulunmadığı gibi, İİK'nın 106. maddesinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklara ilişkin Yargıtay 12. Hukuk Dairesince alınan yargısal kararların da bu yönde olduğu, 2 yıllık süre içerisinde alacaklının bir an evvel satışa yönelik iradesini icra dosyasına yansıtmak zorunda olduğu ve isteğini İcra Müdürlüğü'ne iletip İİK'nın 59. maddesi uyarınca gereğini yerine getirmesi halinde geçerli bir satış talebinin doğduğu, bundan sonra satışın da aynı 2 yıllık süre içerisinde yapılması yönünde bir zorunluluk bulunmadığı, söz konusu haczin de geçerliliğini kaybettiğinden söz edilemeyeceği kabul edilmelidir. Aynı Kanun'un 59. maddesi uyarınca, bir işlemin yapılmasını isteyen taraf, o işlemin yapılması için gerekli masrafları avans olarak (peşin) yatırmalıdır. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. maddesine göre, bu masrafların, tahsilat makbuzu karşılığında para olarak alınması gerekir. Aksi takdirde talep yapılmamış sayılır. Cüz’i de olsa satış avansının yatırılmış olması, usulüne uygun bir satış talebinin bulunduğu anlamına gelir. Yatırılan masrafın yetmeyeceği sonradan anlaşılırsa, bunun tamamlanması istenebilirse de, masraf hiç yatırılmamışsa geçerli bir talebin varlığından söz edilemez.
İcra Müdürünün ret kararının ayrıca İcra Hakimliğince iptalinin talep ve dava edilmesine gerek dahi olmadan mahkemece re'sen nazara alınması anılan madde hükümlerine uygun olacaktır.
Şikayet olunanın satış talebi, yukarıda belirtilen ilke çerçevesinde usulüne uygun bir satış talebi olup, eksik masraf avansının İcra Müdürlüğü'nce her zaman tamamlatılması da esasen mümkündür.
Diğer yandan, İİK'nda, süresinde satış istendikten sonra haczi ve satışı düşüren sebepler öngörülmemiş, sadece aynı Kanun'un 129/son maddesinde, ikinci ihalede alıcı çıkmazsa ''satış talebinin'' düşeceği düzenlenmiştir. İİK'nın 106 ve 110. madde hükümleri alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amacıyla getirilmiş olup, bu amaca uygun olarak anılan şikayet olunan tarafından İİK'nın 106. maddesindeki 2 yıllık süre içerisinde İİK'nın 59. maddesine uygun olarak satış talep edilerek avansı yatırılmış olmakla, bir daha satış istemesine gerek kalmaksızın, haczi ve satışının ayakta olduğunun kabulü gerekir. Satışın da aynı iki yıl içinde yapılmasının zorunlu olduğu, aksi halde haczin düşeceği yönünde yasada bir hüküm bulunmamaktadır. Alacaklıya yüklenen görev, süresinde satış isteyerek avansı yatırmaktır. İİK'nın 123. maddesinde satış görevi, icra dairesine yüklenmiş olup, satış ne zaman yapılırsa yapılsın, haciz ve satış talebi ayaktadır. Dairemizin son uygulaması bu yöndedir. İİK'nın kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri yapılamayacağını öngören 128/a-3 fıkrası, varılan bu sonucu bertaraf eden bir düzenleme değildir. Dairemizin 12.06.2012 tarih ve 2868 E, 4131 K; 26.03.2012 tarih ve 1020 E, 2296 K; 19.09.2013 tarih ve 4536 E., 5532 K; 27.09.2013 tarih ve 4460 E, 5835 K. sayılı ilamları bu yöndedir.
İki yıllık satış isteme süreci içinde taşınmaz başka bir dosyadan satılmış ise haciz düşmeyecektir. İlmi ve yargısal inançların bu yolda olduğu açıktır. (M.Oskay- C.Koçak İİK şerhi 7 cilt, Ank.sh. 3046; Y.19 H.D.'nin 04.12.2001 gün ve 8906 E, 8078 K. sayılı ilamı)
Öte yandan, İcra Müdürlüğü'nün satış talebinin reddi kararı, alacaklının yasa ile doğan hakkın özünü ortadan kaldıran bir karar olması nedeniyle süresiz şikayete tabi olan bu karara yönelik şikayetin işbu şikayet sırasında savunma yolu ile yine şikayete bakmakla görevli İcra Mahkemesi'nin önüne getirildiğinin de kabulü gerekir. Bu durumda, anılan ret kararının takip hukuku bakımından kesinleştiği sonucuna varılmamalıdır.
Şikayet konusu işlemin bir hakkın yerine getirilmesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı ve kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı yapılacak şikayetlerin süresiz bulunduğu hususunun somut olayımızda uygulama yeri olmasına göre icra müdürünün işleminin doğru olmadığı işbu şikayet sırasında şikayet olunan tarafından savunulmuş olup, ret kararının da bu şikayet sırasında ele alınıp değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Yargıtay uygulamalarına (örneğin Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 15.12.2003 gün ve 2126/24743 sayılı ilamına) göre en önemli kriter, tarafların, üçüncü kişilerin ve kamunun menfaatinin korunması için konulmuş emredici(amir) hükümlerine aykırılık teşkil etmesi olup, bu nitelikteki icra müdürünün işleminin süreye bakılmaksızın incelenmesi gerekecektir. (Bkz: M.Oskay-C.Koçak, İİK şerhi Ank.sh.140,141 )
Belirtilen bu nedenlerle süresiz şikayet hakkına sahip olan şikayet olunanın, aleyhindeki bu karara karşı İİK'nın 16. maddesine göre süreli şikayet yoluna gitmemesi nedeniyle icra müdürünün kararını iptal ettirilmemiş olmasının, hakkın özü olan İİK'nın 59, 106 ve 110. maddelerine uygun olarak süresinde yaptığı satış talebinin ona sağladığı hukuki sonuçları ortadan kaldırdığı sonucuna varılamaz.
Bu durumda, İİK'nın 106. maddesi uyarınca iki yıl içinde satış talebinde bulunan, 59. maddesi uyarınca masrafını yatıran şikayet olunan alacaklı, yasa ile kendisine yüklenen işlemleri yerine getirdiğinden, haczinin ayakta olduğunun kabulü gerekir. İcra memurunun satış isteme talebinin reddi kararına karşı süreli şikayet yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle, haczin düştüğü sonucuna varılması, anılan yasal düzenlemelerle ve hakkaniyetle bağdaşmadığından doğru olmamıştır.
Öte yandan, sıra cetveline yönelik şikayetlerde İcra Mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, gerekçede yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirlemesi, diğer bir anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, cetvelin hukuka uygun olmayan kısımlarını göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat vermesi (İİK. m.17/1.) gerektiğinden, iptal nedenleri gerekçede gösterilmeli ve hüküm fıkrasında HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca gerekçeye ait bir söz tekrar edilmeksizin sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinmeli ve eda hükmü kurmamalıdır.
Haciz yolu ile takiplerde kıyasen uygulanması gereken İİK'nın 235/3. maddesi uyarınca alacağın esas ve miktarına yönelik sıra cetveline itiraz davalarının kabulü halinde ise davanın taraflarının sırasının değiştirilmesine karar verilemeyeceğinden, mahkemece sıra cetvelinin iptaline değil, davalıya ayrılan payın yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacı alacağının karşılanmasının tahsisine, artan kısmın davalıya ödenmesine karar verilmesi gerekir. Sıra cetveline itiraz davaları sonunda verilen hüküm,
sadece davanın tarafları bakımından sonuç doğurur ve verilen kabul kararı ile durumun tespiti ile yetinilmeyip, eda hükmü kurulmalıdır.
Somut olayda, mahkemece, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve hüküm fıkrasında gerekçe tekrar edilmeden sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinilmesi gerekirken, gerekçede yer alması gereken hususlara hüküm fıkrasında yer verilmesi, özel olarak İİK'nın 17/1. maddesine ve genel olarak ta hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olduğu gibi, icra müdürünün yerine geçilmek suretiyle mahkemece sıra cetvelinin düzenlenmesi anlamına da geldiğinden doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, şikayet olunan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayet olunan yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2014/7050 E., 2014/6213 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYalova İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İcra Müdürlüğü'nün 2013/3101 E.sayılı (Eski 2009/6319 Esas) dosyasında, alacaklı tarafından haciz tarihinden itibaren iki yıl içinde bedeli paylaşıma konu taşınmazın satışının talep edilip İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. ve 61. maddelerinde belirlendiği şekilde satış avansının yatırıldığı, İcra Müdürlüğü'nce taşınmazın kıymet takdirinin yapılmadığı gerekçesiyle satış talebinin reddine kara
23. Hukuk Dairesi 2014/7050 E. , 2014/6213 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Yalova İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/11/2013
NUMARASI : 2013/338-2013/438
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayet olunan vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Şikayetçi vekili, şikayet dışı borçlunun taşınmazının satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde, şikayet olunanın taşınmaz üzerindeki haczinin düşmesine rağmen, birinci sırada yer verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptal edilerek yeniden sıra cetveli hazırlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Şikayet olunan vekili, 28.09.2009 tarihinde tapu kaydına haciz konulduğunu, 10.08.2011 tarihinde de satış talebinde bulunarak, satış avansı yatırdıklarını, avansın yetersiz olmasının haczin düşmesine neden olmayacağını savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; şikayet olunanın alacaklı olduğu Yalova 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/3101 Esas sayılı dosyasında borçluya ait taşınmaza 23.09.2009 tarihinde haciz uygulandığı, alacaklı vekili tarafından 10.08.2011 tarihinde satış talep edildiği ve aynı tarihte 100,00 TL satış avansının yatırıldığı, ancak icra müdürlüğünün aynı tarihli kararı ile kıymet takdiri yapılmadığı için satış talebinin reddine karar verildiği, satışın reddine ilişkin icra müdürlüğünün bu kararına karşı şikayet olunan tarafça şikayet yoluna gidilmemesi nedeniyle kararın kesinleşmiş olduğu, bu haliyle geçerli bir satış talebinden söz edilmesinin mümkün bulunmadığı, şikayet olunanın haczinin geçerli bir satış talebi bulunmadığı için düşmüş olduğu, bu nedenle sıra cetvelinde davalı alacağına ilk sırada yer verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle; şikayetin kabulü ile sıra cetveline konu olan 12.418,00 TL'nin yargılama gider ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacının Yalova 1. İcra Müdürlüğü'nün 2011/4860 Esas sayılı dosyasına konu olan alacağının karşılanmasının tahsisine, kalan kısım olması halinde davalıya bırakılmasına karar verilmiştir.
Kararı, şikayet olunan vekili temyiz etmiştir.
1-Şikayet, haciz sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir.
İİK'nın 106. maddesi "Alacaklı haczolunan mal taşınır ise bir sene, taşınmaz ise iki sene içinde satılmasını isteyebilir." hükmünü; İİK'nın 59. maddesi "Bir talepte bulunan taraf bununla ilgili masrafları peşin olarak verir" hükmünü; İİK'nın 110. maddesi "Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya takip geri alınıp da bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar." hükmünü içermektedir. Haciz düşse dahi icra takibi ayakta kalmaya devam eder.
Somut olayda, şikayet olunan M.. B..'un alacaklı olduğu Yalova 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/3101 E.sayılı (Eski 2009/6319 Esas) dosyasında, alacaklı tarafından haciz tarihinden itibaren iki yıl içinde bedeli paylaşıma konu taşınmazın satışının talep edilip İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. ve 61. maddelerinde belirlendiği şekilde satış avansının yatırıldığı, İcra Müdürlüğü'nce taşınmazın kıymet takdirinin yapılmadığı gerekçesiyle satış talebinin reddine karar verildiği dosya kapsamıyla sabittir.
İİK'nın 106. maddesi ile alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amaçlanmıştır. Bu amaca uygun olarak alacaklı tarafından satış talebinde bulunulmuş, avans da yatırılmıştır. Satış talebinin ret gerekçesi kıymet takdirinin yapılmamış olmasıdır. Bu ret kararının, anılan yasal düzenlemeye uygun olan satış talebindeki haklılığı ortadan kaldıran bir karar niteliğinde bulunmadığını, sadece satışın fiilen yapılamayacağına yönelik bir tespitten ibaret olduğunu kabul etmek gerekir. Zira, İİK'nın 106. maddesinde satış istenmesinden söz edildiği, bu talebin İcra Müdürlüğü tarafından reddedilmesi halinde talebin geçerliliğini kaybedeceğine ilişkin hiç bir yasa hükmü bulunmadığı gibi, İİK'nın 106. maddesinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklara ilişkin Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nce alınan yargısal kararların da bu yönde olduğu, 2 yıllık süre içerisinde alacaklının bir an evvel satışa yönelik iradesini icra dosyasına yansıtmak zorunda olduğu ve isteğini İcra Müdürlüğü'ne iletip İİK'nın 59. maddesi gereğini yerine getirmesi halinde geçerli bir satış talebinin doğduğu, bundan sonra satışın da aynı 2 yıllık süre içerisinde yapılması yönünde bir zorunluluk bulunmadığı, söz konusu haczin de geçerliliğini kaybettiğinden söz edilemeyeceği kabul edilmelidir. Aynı Kanun'un 59. maddesi uyarınca, bir işlemin yapılmasını isteyen taraf, o işlemin yapılması için gerekli masrafları avans olarak (peşin) yatırmalıdır. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. maddesine göre, bu masrafların, tahsilat makbuzu karşılığında para olarak alınması gerekir. Aksi takdirde talep yapılmamış sayılır. Cüz’i de olsa satış avansının yatırılmış olması, usulüne uygun bir satış talebinin bulunduğu anlamına gelir. Yatırılan masrafın yetmeyeceği sonradan anlaşılırsa, bunun tamamlanması istenebilirse de, masraf hiç yatırılmamışsa geçerli bir talebin varlığından söz edilemez.
Kıymet takdiri kesinleşmeden satış yapılmamakla birlikte, kıymet takdiri yapılmadan da satış istenebilir. Diğer bir anlatımla, kıymet takdirinin yapılmaması sadece satışın yapılmasına engel olur. İcra Müdürünün ret kararının ayrıca İcra Hakimliği'nce iptalinin talep ve dava edilmesine gerek dahi olmadan mahkemece re'sen nazara alınması anılan madde hükümlerine uygun olacaktır.
Şikayet olunan M.. B..'un satış talebi, yukarıda belirtilen ilke çerçevesinde usulüne uygun bir satış talebi olup, avansın kıymet takdiri aşamasında kullanılmasının sorumluluğu alacaklıya yüklenemeyeceği gibi, eksik masraf avansının İcra Müdürlüğü'nce her zaman tamamlatılması da esasen mümkündür.
Diğer yandan, İİK'nda, süresinde satış istendikten sonra haczi ve satışı düşüren sebepler öngörülmemiş, sadece aynı Kanun'un 129/son maddesinde, ikinci ihalede alıcı çıkmazsa ''satış talebinin'' düşeceği düzenlenmiştir. İİK'nın 106 ve 110. maddeleri hükümleri alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amacıyla getirilmiş olup, bu amaca uygun olarak anılan şikayet olunan tarafından İİK'nın 106. maddesindeki 2 yıllık süre içerisinde İİK'nın 59. maddesine uygun olarak satış talep edilerek avansı yatırılmış olmakla, bir daha satış istemesine gerek kalmaksızın, haczi ve satışının ayakta olduğunun kabulü gerekir. Satışın da aynı iki yıl içinde yapılmasının zorunlu olduğu, aksi halde haczin düşeceği yönünde yasada bir hüküm bulunmamaktadır. İİK'nın 123. maddesi hükmüne göre satış talebinden itibaren iki ay içinde yapılması gereken taşınmaz satışı, bu süreden ya da satışı isteme süresi geçtikten sonra yapılsa da geçerlidir ve alacaklı satış bedelinden alacağını alır. Süresinde satış istenmemesi ile yalnız haciz kalkar, icra takibi düşmüş olmaz, icra takibi derdest kalmaya devam eder. Ödeme emrinin tebliğine gerek kalmadan, alacaklı yeniden haciz isteyebilir. (Bkz: Prof Dr. Baki Kuru, İcra ve Uflas Hukuku, El Kitabı, 2. Baskı, 2013, sh 607) Alacaklıya yüklenen görev, süresinde satış isteyerek avansı yatırmaktır. İİK'nın 123. maddesinde satış görevi, icra dairesine yüklenmiş olup, satış ne zaman yapılırsa yapılsın, haciz ve satış talebi ayaktadır. Dairemizin son uygulaması bu yöndedir. İİK'nın kesinleşen
kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri yapılamayacağını öngören 128/a-3 fıkrası, varılan bu sonucu bertaraf eden bir düzenleme değildir. Dairemizin 12.06.2012 tarih ve 2868 E., 4131 K., 26.03.2012 tarih ve 1020 E., 2296 K., 27.09.2013 tarih ve 4460 E., 5835 K.; 23.06.2014 tarih ve 5599 E., 4814 K. sayılı ilamları bu yöndedir.
İki yıllık satış isteme süreci içinde taşınmaz başka bir dosyadan satılmış ise haciz düşmeyecektir. İlmi ve yargısal inançların bu yolda olduğu açıktır. (M.Oskay- C.Koçak İİK şerhi 7 cilt, Ank.sh. 3046; Y.19 H.D. 04.12.2001 gün ve 8906 E., 8078 K.)
Öte yandan; icra müdürlüğünce satış talebinin reddi kararı, alacaklının yasa ile doğan hakkın özünü ortadan kaldıran bir karar olması nedeniyle, süresiz şikayete tabi olan bu karara yönelik şikayetin işbu dava ile yine şikayete bakmakla görevli İcra Mahkemesi'nin önüne getirildiğinin de kabulü gerekir. Bu durumda; anılan ret kararının takip hukuku bakımından kesinleştiği sonucuna varılmamalıdır.
Şikayet konusu işlemin bir hakkın yerine getirilmesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı ve kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı yapılacak şikayetlerin süresiz bulunduğu hususunun somut olayımızda uygulama yeri olmasına göre icra müdürünün işleminin işbu davada savunma yolu ile ayrıca şikayet te edilmesine göre, ret kararının da bu davada ele alınıp değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Yargıtay uygulamalarına (örneğin Y.12. HD'nin 15.12.2003 gün ve 2126/24743 sayılı ilamı) göre en önemli kriter, tarafların, üçüncü kişilerin ve kamunun menfaatinin korunması için konulmuş emredici (amir) hükümlerine aykırılık teşkil etmesi olup, bu nitelikteki icra müdürünün işleminin süreye bakılmaksızın incelenmesi gerekecektir. (Bkz: M.Oskay-C.Koçak, İİK şerhi Ank. sh.140,141)
Belirtilen bu nedenlerle süresiz şikayet hakkına sahip olan şikayet olunanın, aleyhindeki bu karara karşı İİK'nın 16. maddesine göre süreli şikayet yoluna gitmeyerek icra müdürünün kararını iptal ettirmemiş olmasının, hakkın özü olan İİK'nın 59, 106 ve 110. maddelerine uygun olarak süresinde yaptığı satış talebinin ona sağladığı hukuki sonuçları ortadan kaldırdığı sonucuna varılmaz. Dairemizin 19.09.2013 tarih ve 4536 E., 5532 K.; 30.09.2013 tarih ve 4685 E., 5861 K.; 23.06.2014 tarih ve 5599 E., 4814 K. sayılı ilamları bu yönden olup, mahkemenin gerekçesinde dayandığı YHGK'nın kararı, Dairemiz çoğunluğu tarafından benimsenmemektedir.
Bu durumda, İİK'nın 106. maddesi uyarınca iki yıl içinde satış talebinde bulunan, 59. maddesi uyarınca masrafını yatıran şikayet olunan M.. B.. yasa ile kendisine yüklenen işlemleri yerine getirdiğinden, haczinin ayakta olduğunun kabulü gerekir. İcra müdürünün satış isteme talebinin reddi kararına karşı süreli şikayet yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle haczin düştüğü sonucuna varılması, anılan yasal düzenlemelerle ve hakkaniyetle bağdaşmadığından kararın, şikayet olunan lehine bozulması gerekmiştir.
2-Kabule göre; sıra cetveline yönelik şikayetlerde İcra Mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, düzenlenecek yeni sıra cetvelinde sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirtmesi, diğer anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, hukuka uygun olmayan kısımları göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat vermesi (İİK'nın m.17/I) gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi, hüküm fıkrasında HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca gerekçeye ait bir söz tekrar edilmeksizin sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi ve eda hükmü kurulmaması gerekir.
Haciz yolu ile takiplerde kıyasen uygulanması gereken İİK'nın 235/3. maddesi uyarınca alacağın esas ve miktarına yönelik sıra cetveline itiraz davalarının kabulü halinde ise davanın taraflarının sırasının değiştirilmesine karar verilemeyeceğinden, mahkemece sıra cetvelinin iptaline değil, davalıya ayrılan payın yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacı alacağının karşılanmasının tahsisine, artan kısmın davalıya ödenmesine karar verilmesi gerekir. Sıra cetveline itiraz davaları sonunda verilen hüküm, sadece davanın tarafları bakımından sonuç doğurur ve verilen kabul kararı ile durumun tespiti ile yetinilmeyip, eda hükmü kurulmalıdır.
Somut olayda, mahkemece, iptal nedenleri gerekçede belirtilmiş ise de, hüküm fıkrasında sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinilmesi gerekirken, genel mahkemelerce muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında kurulması gereken hüküm şekline uygun olarak eda hükmü kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, şikayet olunan M.. B.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayet olunan M.. B.. yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 02.10.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
- KARŞI OY YAZISI -
Dava; şikayete konu edilen derece kararının 1. sırasında yer alan Yalova 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/3101 esas sayılı dosyasında borçlulara ait taşınmaza 23.09.2009 tarihinde haciz konulduğu, ve 10.08.2011 tarihinde satış talebinde bulunulmuş ise de; bu taleplerin İcra Müdürlüğü'nce reddedildiği, yapılan şikayet üzerine ret kararının kaldırılmadığı, bu nedenle geçerli bir satış talebinin bulunmadığı ve haczin düştüğü iddiası ile sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
İcra hukuku bir talep hukukudur. İcra takibinin tüm aşamalarında tarafların (alacaklı ve borçlunun) talepte bulunması ve icra müdürünün bu kapsamda işlem yapması gerekir.
Kanun bazı işlemleri icra müdürünün kendiliğinden yapacağını öngörmüştür. Ancak satış talebi alacaklı tarafından yapılması gereken işlemlerden biridir. Alacaklı satış talebi ile birlikte gerekli masrafları İİK'nın 59. maddesi uyarınca avans olarak yatırmak zorundadır. Aksi takdirde İİK'nın 110. maddesi gereğince mahcuz üzerindeki haciz düşer. Sicil üzerinde haczedilmiş bir motorlu aracın elde olmaması, mahcuz taşınmazın kıymet takdirinin yapılmamış olması, satış talebine engel değildir. Bu işlemler satışa hazırlık işlemleri niteliğinde olduğundan, satış talebinden sonra da yakalama, kıymet takdiri vb. eksikliklerin tamamlanması mümkündür.
Geçici hacze (İİK.108) veya borçlu ve alacaklı arasında satış talebinden evvel borcun taksitlendirilmesinin (İİK'nın 111.) yapılması halinde, satış talebi icra müdürünce yasal engeller bulunması nedeni ile reddedilecektir. Gerek yasal, gerekse yasal olmayan nedenlerle satış talebi icra müdürlüğünce reddedilmesi halinde, bu kararın İcra Hakimi tarafından İİK'nın 16. maddesi uyarınca şikayet yolu ile huzuruna getirilmesi halinde uyuşmazlığın yasaya uygun olup olmadığını incelenip karara bağlaması gerekmektedir. Aksi halde icra müdürünün reddettiği bir kararın yasal olduğunu kabul etmek demek, icra mahkemelerinin kuruluş amacına ters düşer. Öğretide de; yasal süresi içerisinde şikayet yoluna gitmeyen ilgilinin kanuna uygun verilmeyen icra müdürünün kararını kabul ettiği varsayılmaktadır. Uygulamada da; HGK'nın 13.10.2010 gün, 19-507 E, 140 K, 19 Hukuk Dairesi'nin 24.03.2010 gün 9534-3280 K., 05.06.2008 gün, 4756 E. - 6197 K., 23. Hukuk Dairesi'nin 05.11.2012 gün 4479 - 6395 K sayılı ilamları bu yöndedir.
Açıklanan nedenler karşısında; şikayete konu sıra cetvelinde 1. sırada yer alan Yalova 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/3101 Esas sayılı dosyasında alacaklı olduğunu iddia eden tarafça 10.08.2011 tarihinde satış talebinde bulunulduğu ancak talebinin icra müdürlüğünce reddedilmesi, şikayet üzerine İcra Hakimliği'nce ret kararının kaldırılmaması sonucunda geçerli bir satış talebinin varlığından sözedilemeyeceğinden ve süresinde geçerli bir satış talebi de olmadığından usul ve yasaya uygun olan davanın kabulüne dair mahkeme ilamının onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne açıklanan nedenlerle katılamıyorum. 02.10.2014
6. Hukuk Dairesi, 2023/2889 E., 2024/1877 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. maddesine göre, bu masrafların, tahsilat makbuzu karşılığında para olarak alınması gerekir.
6. Hukuk Dairesi 2023/2889 E. , 2024/1877 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2215 E., 2023/581 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 5. İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/96 E., 2022/452 K.
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın şikayet olunan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayet olunan vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ŞİKAYET
Şikayetçi vekili şikayet dilekçesinde özetle; icra dairesi tarafından düzenlenen sıra cetvelinde şikayetçinin 11. sırada yer aldığını, ilk 10 sırada yer alan şikayet olunanın haczinin kesin hacze dönüşmediğini, şikayetçinin ilk sırada yer alması gerektiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Şikayet olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan tasarrufun iptali davası sonucu haczinin kesin hacze dönüştüğünü, sıra cetvelinin usulüne uygun olduğunu savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şikayet olunan tarafından açılan tasarrufun iptali davasının 08.05.2019 tarihinde kabulüne karar verildiği ve bu tarihte şikayet olunan haczinin kesinleştiği, ancak bu tarihten sonra 13.09.2019 tarihinde satış avansı yatırılmış ise de, paranın celbinin talep edilmediği, 6 ay içerisinde satış istenmediği ve şikayet olunanın haczinin düştüğü gerekçesi ile şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde şikayet olunan vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayet olunan vekili istinaf dilekçesinde özetle; satış avansının yatırıldığını ve bu nedenle satış istenmese dahi bu avans kabul edildiğinden haczin düşmeyeceğini beyan ederek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde şikayet olunan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayet olunan vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesi içeriğini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK’nın 142 ve 106. maddeleri.
3. Değerlendirme
1- Haciz tarihi itibariyle yürürlükte bulunan, İcra İflas Kanunu'nun 106 ve 110. maddelerine göre taşınır haczini izleyen 6 ay içerisinde satış istenmezse o mal üzerindeki haciz düşer. Aynı Kanun'un 59. maddesi uyarınca, bir işlemin yapılmasını isteyen taraf, o işlemin yapılması için gerekli masrafları avans olarak (peşin) yatırmalıdır. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. maddesine göre, bu masrafların, tahsilat makbuzu karşılığında para olarak alınması gerekir. Aksi takdirde, talep yapılmamış sayılır. Cüz’i de olsa satış avansının yatırılmış olması, usulüne uygun bir satış talebinin bulunduğu anlamına gelir. Alacaklı tarafça yasal süre henüz dolmadan satış talep edilmiş ve buna ilişkin satış avansı yasal süre dolmadan yatırılmış ise, haczin düşmediğinin kabulü gerekir. Satış avansını yatıranın satış talebinde bulunmuş olduğu da kabul edilmelidir.
Somut olayda mahkemenin de kabulünde olduğu üzere şikayet olunan vekili tarafından alacaklı olunan her bir dosyaya haczin kesinleştiği tarih olan 08.05.2019 tarihinden itibaren 6 aylık satış isteme süresi içerisinde 13.09.2019 tarihinde 500’er TL satış avansı yatırıldığı sabittir. Hal böyle olunca şikayetçinin haczinin ayakta olduğunun kabulü ile şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1- Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Şikayet olunanın temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2022/11942 E., 2023/4008 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İcra Müdürlüğünün 03.05.2019 tarihli “ yapılan haczin İİK’nın 96-97 yapılmış sayılmasına karar verilmiştir. İİK 96-97 maddelerine göre yapılmış sayılmasına karar verilen haciz işlemleri için istihkak iddiasında bulunan üçüncü şahıs ...
12. Hukuk Dairesi 2022/11942 E. , 2023/4008 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2067 E., 2022/311 K.
HÜKÜM/KARAR : Kaldırma/Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/412 E., 2020/599 K.
Taraflar arasındaki icra memur muamelesine şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikayetin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Üçüncü kişi vekili dilekçesinde; ... İcra Müdürlüğünün 2019/9782 Esas sayılı dosyasından yazılan talimat üzerine Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2019/299 talimat sayılı dosyasında müvekkiline ait olan adreslerde haciz işlemi uygulandığını, haciz yapılan adreslerin borçlu şirket ile bağlantısının bulunmadığını, müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ bulunmadığını, borçlu şirket ile müvekkili şirketin tek ortak yanlarının aynı binada faaliyet göstermeleri olup müvekkili şirketin birinci ve ikinci katta borçlu şirketin ise üçüncü katta faaliyette bulunduğunu ileri sürerek müvekkili şirketin adresinde yapılan haczin İİK'nın 99. maddesine göre yapılmış sayılmasına ve ... İcra Müdürlüğünün 03.05.2019 tarihli “ yapılan haczin İİK’nın 96-97 yapılmış sayılmasına karar verilmiştir. İİK 96-97 maddelerine göre yapılmış sayılmasına karar verilen haciz işlemleri için istihkak iddiasında bulunan üçüncü şahıs ... Ltd. Şti. vekili Av....’un istihkak iddiasının bildirilmesine ilişkin varaka ile birlikte dosyamız alacaklı ile borçluya tebliğe gönderilmiş, dosyamız alacaklı vekili müdürlüğümüze sunmuş bulunduğu 19.04.2019 tarihli dilekçe ile üçüncü şahsın istihkak iddiasını kabul etmediklerini beyan etmiştir. Av. ...’un istihkak iddiası hakkında bir karar verilmek üzere İİK 97/2 maddesi gereğince dosyamız yazımız ekinde gönderilmiştir” içeriğindeki kararının iptaline, talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; işyeri komşularının beyanlarına göre haciz yapılan adresin borçluya ait olduğunun belirtildiğini, ticaret sicil kayıtlarına göre de ....Bu Tekstil...Ltd. Şti.'nin şu anki adresinin borçlu adresi olduğunu, haciz sırasında borçlu şirkete ait birçok evrakın bulunduğunu, şikayet eden şirket yetkilisi ...'nin 19.09.2013-05.06.2018 tarihleri arasında borçlu şirketin ortağı olduğunu, şikayet eden tarafından dosyaya sunulan belgelerin adi nitelikte olduğunu her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğunu beyan ederek talebin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... İcra Müdürlüğünün 2019/9782 Esas sayılı dosyasında alacaklı Elif İplik.... Ltd. Şti tarafından borçlu Rol Tekstil... Ltd. Şti aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, 15.04.2019 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiği adrese haciz için gidildiği, adresin kapalı olması sebebiyle kapının çilingirce açıldığı ve haciz işleminin yapıldığı, takip sürecinde Bakırköy İcra Müdürlüğüne talimat yazılarak davacı şirketin adreslerinde haciz uygulanmasının istendiği, Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2019/299 talimat sayılı dosyasında davacı üçüncü kişi şirket adresinde haciz yapıldığı, şikayet eden üçüncü kişinin iddiaları doğrultusunda hacze konu adreste hangi şirketin faaliyette bulunduğu ile ilgili kolluğa yazılan müzekkereye cevaben Güngören İlçe Emniyet Müdürlüğü'nce yapılan araştırmaya göre, ......,Mah. Fidan sok. No: 25/G Güngören/İstanbul adresinde yapılan araştırmada adreste Moda Bu Tekstil Tic. ve San. Ve Ltd. Şti.'nin faaliyette bulunduğu,......, Mah. Kayacık Sokak No:19/1 Kat:3 Güngören/İstanbul adresinde yapılan araştırmada 6-7 ay önce Rol Tekstil Toptan ve Perakende Gıda Tedarik Hiz. Ltd. Şti. faaliyette oludğu şu anda adreste faaliyette olmadığı şirketin ve yetkilisinin adresi terk ederek gittiği yeni adresini bilen olmadığı, şeklinde cevap verildiği, Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre de Moda Bu.... Ltd. Şti. 'nin adresi "M.Nesih Özmen Mh. Fidan Sk. No:25 /G Güngören" yetkililerinin ise Mehmet Derici, ... olduğu, Rol Tekstil .... Ltd. Şti'nin adresi "Keresteciler Sit. ......, Mah. Kayacık Sok. No:19 K:3 Merter/Güngören" yetkilisinin ise Mykhaılo Kolchin olduğu bildirildiği, her ne kadar haciz yapılan adres ile ödeme emrinde yazılı olan adresler farklı ise de şikayet eden üçüncü kişi, borçlu şirketin eski ortağı olması, faturaların ve irsaliyelerin ..... Tekstil.... Ltd. Şti. ve Moda Bu.... Ltd. Şti adına kesilmiş olması sebebiyle iki şirket arasında organik bağ olabileceğinden İİK'nın 96-97. maddelerine göre icra müdürlüğü kararında hukuka aykırı bir durum olmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı üçüncü kişi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Haciz işlemi sırasında müvekkili şirket yöneticisinin ... olması, borçlu şirketle aralarında organik bağın olduğunu göstermeyeceğini, borçlu şirket ile aynı binanın farklı katlarında faaliyette bulunduklarını, komşu beyanlarına göre adreste haciz yapılmışsa da, aynı binada faaliyette bulunan şirketleri ortak addetmek kabul edilebilir bir yanılgı olabileceğini, borçlu şirket ile aralarında geçmişte ticari ilişki olduğunu bunun dışında herhangi bir bağın olmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün 2019/299 talimat sayılı dosyasında 17.04.2019 günü saat 10:40'da ......, Mah. .....,Sok. No:19/1 Güngören/İstanbul adresine haciz için gidildiği, haciz sırasında icra memurunca, haciz zaptına " mahalde ... bir adet sevk irsaliyesi yazan içi boş üzerinde sadece....., Tekstil yazan bir sayfasında sadece evrak bulundu. Üstünde Somer (okunmuyor) Kumaş yazıyor. ..." şeklinde ifadelerin yazıldığı, bu haciz sırasında haciz mahalinde bir kısım menkullerin haczedildiği, haczin saat 12:00'da bitirildiği, sonrasında aynı gün 17.04.2019 günü 12:05'de ......,Mah. .....,Sok. No:25/G Güngören/İstanbul adresine haciz işlemi için gidildiği, haciz zaptına icra memurunca "borçlu firma adına herhangi bir evraka rastlanmadı ..." şeklinde ifadenin yazıldığı, yine bu haciz sırasında da bir kısım menkullerin haczedilmiş olduğu, asıl icra müdürlüğü olan ... İcra Müdürlüğünün 2019/9782 Esas sayılı dosyası üzerinden haciz işlemi yapılan adreslerden ......, Mah. ....Sok. No:19/1 adresinin takip talebi ve ödeme emrinde yazılı bulunan adres olması, haciz işlemi esnasında dosyaya alınan.... Tekstil ... Ldt. Şti ve .... Bu ismi yazılı çeşitli tarihlerdeki tahsilat makbuzları ile yine Rol Tekstil .. Ltd. Şti. ismi ile Moda Bu ismi yazılı irsaliye faturalarının haciz işlemi yapılan adreste bulunmalara sebebiyle yapılan haczin İİK'nın 96-97 maddelerine göre yapılmış sayılmasına karar verildiği, ilk yapılan haciz sırasında borçlu şirkete ait evrak bulunması nedeni ile haciz işleminin İİK 96-97 maddelerine göre yapılmış sayılmasına ilişkin icra müdürlüğü kararının kanuna uygun olduğu, ancak ikinci adreste yapılan haciz sırasında haciz mahallinde borçluya ait evrak bulunmaması, borçlunun adreste bulunmaması ve ödeme emri tebliğ adresi ile haciz adresinin farklı olması nedeni ile İcra Müdürlüğünce haczin İİK 96-97 maddelerine göre yapılmış sayılmasına ilişkin kararının kanuna uygun olmadığı, bu haciz işleminin İİK 99. maddesine göre yapılmış sayılması gerektiğinden istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK 353/1-b-2 gereğince, ... İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/412 Esas 2020/599 Karar sayılı ve 19.11.2020 tarihli kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, ... İcra Müdürlüğünün 2019/9782 esas sayılı dosyasından yazılan talimat ile Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2019/299 talimat sayılı dosyasından 17.04.2019 günü 12:05'de ....., Mah. .... Sok. No:25/G Güngören/İstanbul adresinde yapılan haczin İİK 99. maddesine göre yapılmış sayılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
İşyeri komşularının beyanlarına göre haciz yapılan adresin borçluya ait olduğunun belirtildiğini, ... Bu... Ltd. Şti'nin şu anki adresinin ....Tekstil.... Ltd. Şti'nin önceki adresi olduğu, icra dosyasına sundukları irsaliye ve makbuzlardan görüleceği üzere bu iki şirketin aynı şirket olduğunu, haciz sırasında borçlu şirkete ait birçok evrakın bulunduğunu, şikayet eden şirket yetkilisi ...'nin 19.09.2013-05.06.2018 tarihleri arasında borçlu şirketin ortağı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra memur muamelesine şikayet ile haczin İİK'nın 99. maddesine göre yapılmış sayılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK'nın 96, 97 ve 99. maddeleri
3. Değerlendirme
1-Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı alacaklı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
Borçlu Demir'in iş yerinde yapılan haciz işlemi sırasında, kasada bulunan 50.000 TL nakit para haczedilerek tutanakla muhafaza altına alınmıştır. Ancak daha sonra bu paranın, işlemi yapan İcra Memuru Yasin tarafından zimmetine geçirildiği tespit edilmiştir. Yasin hakkında ceza kovuşturması başlatılmıştır.
**İcra ve İflas Kanunu'na göre, zimmete geçirilen bu paranın akıbeti ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?**
A) Borçlu Demir, İcra Memuru Yasin'e karşı haksız fiil hükümlerine göre tazminat davası açmalıdır.
B) Alacaklı, Adalet Bakanlığı aleyhine idari yargıda tam yargı davası açmalıdır.
C) Ceza mahkemesinin vereceği hüküm kesinleşmeden paranın ödenmesi mümkün değildir.
D) Devlet (Hazine), ceza davasının sonucunu beklemeden parayı icra veznesine yatırmak zorundadır.
E) Zarar gören taraf, İcra Mahkemesi'ne başvurarak memurun mallarının haczini istemelidir.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.