İcra ve İflas Kanunu 60. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 60 – (Değişik: 18/2/1965-538/31 md.)
(Değişik birinci fıkra: 2/7/2012-6352/10 md.) İcra müdürü takip talebinin bu Kanunda öngörülen şartları içerdiğine karar verirse ödeme emri düzenler. Talebin kabul edilmemesi halinde verilen karar tutanağa yazılır.
Emir:
1. (Değişik: 2/7/2012-6352/10 md.) Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58 inci maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtları,
2. (Değişik: 2/7/2012-6352/10 md.) Borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesine ait ödeme emrinde yazılı olan banka hesabına ödenmesi, borç, teminat verilmesi mükellefiyeti ise teminatın bu süre içinde gösterilmesi ihtarını,
3. Takibin dayandığı senet altındaki imza kendisine ait değilse yine bu yedi gün içinde bu cihetin ayrıca ve açıkça bildirilmesi; aksi halde icra takibinde senedin kendisinden sadır sayılacağı,
Senet altındaki imzayı reddettiği takdirde icra mahkemesi önünde yapılacak duruşmada hazır bulunması; buna uymazsa vakı itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verileceği,
Borcun tamamına veya bir kısmına yahut alacaklının takibat icrası hakkına dair bir itirazı varsa bunu da aynı süre içinde beyan etmesi,
İhtarını,
4. Senet veya borca itirazını bildirmediği takdirde yukarda yazılı yedi günlük süre içinde 74 üncü maddeye göre mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapisle tazyik olunacağı; mal beyanında bulunmaz veya hakikate aykırı beyanda bulunursa ayrıca hapisle cezalandırılacağı ihtarını,
5. Borç ödenmez veya itiraz olunmazsa cebri icraya devam edileceği beyanını,
İhtiva eder.
Ödeme emri iki nüsha olarak düzenlenir. Bir nüshası borçluya gönderilir, diğeri icra dosyasına konulur. Alacaklı isterse kendisine ayrıca tasdikli bir nüsha verilir. Nüshalar arasında fark bulunduğu takdirde borçludaki muteber sayılır.
Alacaklıya verilen nüsha hiçbir resim ve harca tabi değildir.
2 – Ödeme emrinin tebliği:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
26 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2023/4918 E., 2023/5357 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Uyuşmazlık, çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde imzaya itiraz ile borca ve faiz oranına itiraz ve İİK'nın 60. maddesi kapsamında ödeme emrinde icra müdürlüğü banka hesap numarasının bulunmaması nedeniyle takibin iptali istemine ilişkindir.
12. Hukuk Dairesi 2023/4918 E. , 2023/5357 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde, borçlunun takibe konu çek altındaki imzanın eli ürünü olmadığı ve sair itirazları üzerine yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddi ile imzaya itirazın kabulü ile davacı ... yönünden takibin durdurulmasına, yasal şartları oluşmadığından davalı alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığı ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın temlik alacaklısı bankalar tarafından istinaf edilmesi üzerine,Bölge Adliye Mahkemesince davalılar Türkiye Halk BankasıA.Ş. ve Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.'nun istinaf başvurularının esastan, T.C. ... A.Ş. tarafından süresinde istinaf başvurusunda bulunulmadığından İİK'nın 363 ve 365.maddeleri gereğince istinaf başvurusunun reddine hükmedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı T. Vakıflar Bankası T.A.O. tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.İTİRAZ
Borçlu itiraz dilekçesinde; aleyhine davalı tarafından ... İcra Müdürlüğünün 2018/3936 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe konu çekteki imzanın eli ürünü olmadığını, takip alacaklısı davalıya herhangi bir borcu bulunmadığından, tüm borca ve fer'ilerine itiraz ettiklerini, takipte uygulanan faiz oranının fahiş ve hatalı olduğunu, işletilen faizin yanlış hesaplandığını, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu takipte borçluya gönderilecek ödeme emrinde borcun ve takip masraflarının on gün içinde ödeme emrinde yazılı olan icra dairesine ait banka hesabına ödenmesi ihtarının, icra müdürlüğü banka hesap numarasının ve alacaklı veya vekiline ait hesap numarasının ödeme emrine yazılmasının yasal zorunluluk olduğunu, şikayete konu ödeme emrinde banka hesap numarasının yazılı olmadığını belirterek, takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; takip konusu çekte davacının avalist olarak imzasının bulunduğunu, bu imzanın davacıya ait olmadığı yönündeki iddianın somut dayanağının bulunmadığını, önceki tarihlerde de davacı tarafından avalist sıfatıyla imzalanan ve itiraza uğramaksızın tahsil edilen çekler bulunduğunu, davacının borçlu olmadığı iddiasının genel mahkemede açacağı menfi tespit davasında değerlendirilebileceğini, takipte istenen faizin hukuka uygun olduğunu, davacının itiraz ederken olması gereken faiz miktarını dahi göstermediğini, davacıya tebliğ edilen ödeme emrinde icra müdürlüğüne ait banka hesap numarası bulunduğunu, bir an için aksi düşünülse dahi, bu eksikliğin her zaman ikmal edilebilir nitelikte olması nedeniyle ödeme emrinin veya takibin iptalini gerektirmeyeceğini belirterek, davanın reddine, davacı aleyhine takip konusu alacağın %10'u oranında para cezasına ve %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının imza incelemesine esas imza örneklerinin ilgili kurumlardan toplandığını ve takibe konu senetteki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda Söke Jandarma Bölge Kriminal Laboratuvar Amirliğinden bilirkişi raporu alındığını, 26.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda; takibe konu senetteki imza ile davacıya ait incelemeye esas imzaların karşılaştırılması sonucunda, senetteki imzanın davacı ... eli ürünü olmasının kuvvetle muhtemel olduğu kanaatine varıldığının rapor edildiğini, somut olayda, alınan bilirkişi raporunun kesin kanaat içermediği, ispat yükü kendisinde olan davalı alacaklının son aldırılan rapora itirazı bulunmadığı gibi, raporu kabul ederek yeniden rapor aldırılması talebinin de olmadığı (... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Esas: 2018/1086 Karar no: 2018/2351) dosyada mevcut bilirkişi raporu ve delillerle takip dayanağı senetteki imzanın davacı borçluya ait olduğunun ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; imzaya itirazın kabulü ile ... İcra Müdürlüğünün 2018/3460 Esas sayılı dosyasında davacı ... yönünden takibin durdurulmasına, yasal şartları oluşmadığından davalı alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına, şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde temlik alacaklısı Türkiye Halk Bankası A.Ş., T.Vakıflar Bankası T.A.O. Ve T.C. ... A.Ş. istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
T.Vakıflar Bankası T.A.O. istinaf dilekçesinde; banka alacağınınT.C. ... A.Ş.'ye temlik edildiğini, davada taraf sıfatlarıının kalmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Türkiye Halk Bankası A.Ş. istinaf dilekçesinde; davacının ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/362 Esas sayılı dosyası ile konkordato talep eden Keskinoğlu Tavukçuluk ... A.Ş.'nin yetkilisi ve pay sahibi olduğunu, temlik eden davalı ... ... A.Ş. ile Keskinoğlu firması arasındaki ticari faaliyet kapsamında, muhtelif çeklerin keşide edildiğini, davacının bu konuda itiraz ileri sürmediğini, davacının icra takibine dayanak çeklerdeki imzanın kendisine ait olmadığı yönündeki iddiasının herhangi bir somut dayanağı bulunmadığını, davacının kötü niyetli olarak borcunu inkar etmeye çalıştığını, yerel mahkeme tarafından eksik inceleme ile karar verildiğini, davacının imza örneğinin bulunduğu belgelerin toplanmadığını ve yeterli inceleme yaptırılmadığını, Keskinoğlu firması yetkililerine ait imza sirkülerine bakıldığında, çekteki imzanın davacıya ait olduğunun çıplak gözle dahi çok net bir şekilde anlaşıldığını, dava konusu takip haricinde ... İcra Dairesinin 2018/3460 Esas sayılı dosyası kapsamında ihtiyati haciz kararının icrası sırasında tutulan haciz tutanağında çek üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunun açık bir şekilde ortaya konulduğunu, yargılama aşamasında Söke Jandarma Bölge Kriminal Laboratuvar Amirliğinden alınan 26.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda takibe konu senetteki imza ile davacıya ait incelemeye esas imzaların karşılaştırılması sonucunda, senetteki imzanın davacı ... eli ürünü olmasının kuvvetle muhtemel olduğu kanaatine varıldığının beyan edildiğini, bilirkişi raporu ile dahi, davaya konu çekteki imzanın davacıya ait olduğunun ispat edildiğini, davacının takibe dayanak senetle ilgili borcu olmadığı yönündeki iddiasının da asılsız olduğunu, bu hususun İcra Mahkemesinin inceleme alanına da girmediğini, İcra Mahkemesinin çek üzerinde yapacağı inceleme sınırlı olup, borcun olup olmadığı yönünde bu Mahkeme tarafından tespit yapılmasının mümkün olmadığını, icra takibine konu faizin hukuka uygun olduğunu, bu dava kapsamında incelenmesinin dahi gerekmediğini, davacının iddiasının aksine, davacıya tebliğ edilen ödeme emrinde ... İcra Müdürlüğüne ait banka hesap numarasının bulunduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf incelemesine konu edilen kararın davalı T.C. ... A.Ş. vekilinin yüzüne karşı verilmesine rağmen, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla, İİK'nın 363 ve 365. maddeleri gereğince istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerektiği, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalılar Türkiye Halk Bankası A.Ş. ve Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. vekillerinin istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine aykırı bir yön de bulunmadığı gerekçesiyle HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca adı geçen davalıların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde temlik alacaklısı T.Vakıflar Bankası T.A.O temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Temlik alacaklısı banka istinaf dilekçesindeki hususları tekrar etmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde imzaya itiraz ile borca ve faiz oranına itiraz ve İİK'nın 60. maddesi kapsamında ödeme emrinde icra müdürlüğü banka hesap numarasının bulunmaması nedeniyle takibin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK md 160, 169/ a , 170 inci madde hükümleri
İİK md.60
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temlik alacaklısının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
6219 sayılı Türkiye Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı Kanunu'na 696 sayılı KHK ile eklenen geçici 5. maddesi gereğince, davacı konumunda olan bankanın harçtan muaf olması nedeniyle harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İHÖ/AK
Diğer kararlar (4)
12. Hukuk Dairesi, 2013/26442 E., 2013/35867 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
acaklı tarafından idari para cezası nedeniyle genel haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, idari para cezasının 6183 sayılı kanuna göre tahsil edilebileceği, takibe konu edilen idari para cezasının kesinleşmediği ve ödeme emrinin İİK'nun 60. maddesinde sayılan muhtevaya haiz olmadığı, ödeme emrine takip dayanagı belgelerin eklenip kendisine tebliğ edilmediğini belirterek ödeme emrinin ip
12. Hukuk Dairesi 2013/26442 E. , 2013/35867 K.
* İŞ KANUNUNDA ÖNGÖRÜLEN İDARİ PARA CEZALARININ TAHSİLİ
* KAMU ALACAKLARININ TAHSİLİ USULÜ
* GENEL HACİZ YOLU
* BORCA İTİRAZ
* İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 60
* İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 62
* İŞ KANUNU (4857) Madde 30
* İŞ KANUNU (4857) Madde 101
* İŞ KANUNU (4857) Madde 106
* İŞ KANUNU (4857) Madde 108
* KABAHATLER KANUNU (5326) Madde 17
"İçtihat Metni"
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından idari para cezası nedeniyle genel haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, idari para cezasının 6183 sayılı kanuna göre tahsil edilebileceği, takibe konu edilen idari para cezasının kesinleşmediği ve ödeme emrinin İİK'nun 60. maddesinde sayılan muhtevaya haiz olmadığı, ödeme emrine takip dayanagı belgelerin eklenip kendisine tebliğ edilmediğini belirterek ödeme emrinin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 108.maddesine göre, aynı yasanın 101 ve 106.maddeleri kapsamındaki idari para cezaları hariç diğer para cezalarının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürünce verileceği belirtilmiştir. 02/11/2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 665 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname”ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlükleri lağvedilerek, illerde bulunan İş Kur İl Müdürlüklerinin ismi Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü olarak değiştirildiğinden bakanlık bölge müdürlükleri tarafından yürütülen iş ve işlemler de dahil bakanlığın mevzuattan kaynaklanan ve taşrada yürütülmesi gereken görevlerini artık bu il müdürlükleri yürütecektir. Dolayısıyla 4857 sayılı İş Kanununda öngörülen para cezalarının tümü Türkiye İş Kurumu ilgili müdürlüklerince verilecek ve madde gerekçesinde belirtildiği üzere Türkiye İş Kurumu 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanuna tabi olmadığından ve bu kanuna göre takip ve tahsil yetkisi bulunmadığından verilen idari para cezaları genel esaslara göre tahsil edilecektir.
Somut olayda, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 92.maddesine aykırılık nedeniyle aynı yasanın 107/a. maddesi gereğince Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Bursa Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından 02/10/2012 tarihinde borçlu hakkında idari para cezası uygulanmış ve aynı yasanın 108.maddesi gereğince de para cezasının genel esaslara göre tahsili için genel haciz yoluyla icra takibi yapılmıştır.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, Türkiye İş Kurumunun ilgili müdürlükleri tarafından 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında verilen idari para cezalarının 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanuna göre tahsili mümkün olmadığından alacaklı kurumun genel esaslar çerçevesinde genel haciz yoluyla icra takibi yapmasında yasaya uymayan bir yön yoktur.
O halde, Mahkemece, idari para cezasının kesinleşmediği yönündeki iddia, borca itiraz niteliğinde olup, takip şekline göre İİK.nun 62/1.maddesi gereğince icra müdürlüğüne yapılması gerekeceğinden, borçlunun bu hususlardaki istemleri reddedilerek, borçlunun ödeme emrinin İİK'nun 60. maddesinde sayılan muhtevaya haiz olmadığı ve ödeme emrine dayanak belgenin eklenerek kendisine tebliğ edilmediğine yönelik şikayetinin esası incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile borçlu tarafından başvuru dilekçesinde ödeme emrinin iptali istendiği halde HMK.nun 26.maddesine aykırı olarak talep de aşılmak suretiyle takibin iptaline hükmedilmesi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2023/3908 E., 2024/1574 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2-İİK'nın 60. maddesi uyarınca, ödeme emrinin takip talebine uygun olarak düzenlenmesi zorunludur.
6. Hukuk Dairesi 2023/3908 E. , 2024/1574 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1451 E., 2023/1370 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çarşamba İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/88 E., 2022/165 K.
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın şikayet olunan vergi dairesi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayet olunan vergi dairesi vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
I. ŞİKAYET
Şikayetçi vekili şikayet dilekçesinde özetle; Çarşamba İcra Müdürlüğü'nün 2012/1012 Esas sayılı takip dosyasında tanzim edilen 07.03.2022 tarihli sıra cetveline ipotek ile temin edilmiş olan alacağının eksik yazıldığını ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve şikayet etmiştir.
II. CEVAP
Şikayet olunan ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; şikayette kendilerine husumet yöneltilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
Şikayet olunan vergi dairesi vekili; şikayetin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, şikayetçi alacağının sıra cetveline eksik ve hatalı bildirildiğinin sabit olduğu belirtilerek, şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde şikayet olunan vergi dairesi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayet olunan vergi dairesi vekili; uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, şikayetin hak düşürücü süre içerisinde yapılmadığını, sıra cetvelinde hesap hatası bulunmadığını, şikayetçinin takip talebi ile icra emri arasında faiz oranları bakımından fark bulunduğundan 07.03.2022 tarihli müzekkerenin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve şikayetin reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sıra cetveli tanzim edilirken ... İcra Müdürlüğü'nün 2017/32409 Esas sayılı dosya borcunun eksik ve hatalı bildirildiği belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde şikayet olunan vergi dairesi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayet olunan vergi dairesi vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sıra cetvelinde şikayetçi alacağının miktarına itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16, 60 ve 141 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, şikayet olunan vergi dairesi vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-İİK'nın 60. maddesi uyarınca, ödeme emrinin takip talebine uygun olarak düzenlenmesi zorunludur.
Somut olayda; şikayetçi ipotek alacaklısının takip dosyasına ibraz edilen takip talebi ile asıl alacağa yıllık %49,50 oranından az olmamak üzere artan oranlardaki cari faiz oranında temerrüt faizi işletilmesi talep edilmiş ancak icra müdürlüğünce tanzim edilerek borçluya tebliğ edilen ödeme emrinde, yıllık %9 oranından az olmamak üzere artan oranlardaki cari faiz oranında temerrüt faizi istenmiştir. Şikayetçi alacaklı tarafından, takip talebine aykırı şekilde tanzim edilerek borçluya tebliği yapılan, bu ödeme emrine karşı aynı yasanın 16. maddesi uyarınca şikayet yasa yoluna başvurulmadığından, bahsi geçen ödeme emrinin şikayetçi bakımından da kesinleştiğinin kabulü gerekir.
Bu durumda mahkemece; şikayetçi takip dosyasından talep edilen alacak tutarına takip tarihinden itibaren, itiraza uğramayan ödeme emri nedeniyle kesinleşen, yıllık %9 oranından az olmamak üzere artan oranlardaki cari faiz uygulanarak, 09.11.2021 olan satış tarihi itibariyle şikayetçi alacak miktarının hesap edilmesi ve akabinde 23.02.2010 tarihli ipotek senedinde belirlenen limit de dikkate alınarak, şikayetçiye sıra cetveli kapsamında ayrılması gerekli payın belirlenmesi ile neticeten, şikayet konusu sıra cetvelinin usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediğinin tespiti ve oluşacak uygun sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
VI. KARAR
1-Şikayet olunan vergi dairesi vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2022/8675 E., 2023/1752 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Söz konusu raporda imzanın şikayetçi borçlu eli ürünü olup olmadığı konusunda İİK'nın 170/3 maddesinin göndermesi ile İİK'nın 60/a maddesinin 4.
12. Hukuk Dairesi 2022/8675 E. , 2023/1752 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki itiraz ve şikayet uyuşmazlığından dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Şikayetçi borçlu şikayet dilekçesinde; yetkilisi olduğu şirketinin resmi ve özel kurumlardaki işleri için dilekçeye dönüştürülmek suretiyle kullanılması amacıyla açığa imza atılan boş kağıtların avukat olan alacaklıya verildiğini, boş kağıtlardan birinde bulunan imzanın görüntüsünün alacaklı tarafından veriliş amacına aykırı olarak bilgisayar ortamında kopyalanarak kullanıldığını, senet içeriğinin de bilgisayar ortamında sahte bir şeklide oluşturulduğunu, bu nedenle senetteki keşideciye atfen atılmış imzaya itiraz ettiğini, sahte senetten dolayı borcu olmadığını bu nedenle borca, imzaya, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiğini belirterek takibin İİK’nın 170/3 hükmü gereğince durdurulmasına ve alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; imzaya açık bir itiraz olmadığını, senet üzerindeki yazı ve imzanın borçluya ait olduğunu, aynı senedin daha önce icra takibine konu edildiğini borçlunun bu takipte imzaya itiraz etmediğini bu nedenle imza itirazında bulunamayacağını, kabul anlamına gelmemek üzere imzanın açığa atıldığının kabulü halinde dahi imzanın kötüniyetli kullanıldığına dair aynı kuvvetle yazılı delil sunulması gerektiğini belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesin talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; senet aslı sahtecilik ve grafoloji konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilerek yaptırılan inceleme neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporuna göre, senetteki keşideci imzasının doğrudan kalemle atılmış ıslak imza olduğunun belirtildiği gerekçesiyle davanın ve takip durdurulmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi borçlu istinaf dilekçesinde; mahkemece alınan raporda senette fulaj izi bulunmadığı tespit edildiği halde çelişkili bir biçimde keşideci imzasının ıslak imzalı olduğu sonucuna varıldığını, senet altındaki imzanın sahte olarak düzenlenip düzenlenmediği, fulaj izinin olup olmadığı, ıslak imza olup olmadığı hususlarında inceleme yapılması için ATK’dan rapor alınmasını talep etmelerine rağmen mahkemece taleplerinin kabul edilmediğini, raporun çelişkili olup hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmadığını, bilirkişinin rapor içeriğinden senette ıslak imza olmadığının açıkça anlaşıldığını, açığa atılan imzanın alacaklı tarafından veriliş amacına aykırı kullanılması ve senedin sahte bir şekilde oluşturulması nedeniyle itiraz ettiklerini, şikayetçi asile ait imzanın görüntüsünün bilgisayar ortamında kopyalanarak sahte bir senet oluşturulduğunu, imzanın borçlunun ıslak imzası olmadığını, alacaklı hakkında sahte senet düzenlemekten çok sayıda iddianame hazırlandığını ve mahkumiyet kararları verildiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve imzaya, borca, faiz oranına, tüm ferilerine itirazlarının kabulü ile takibin İİK 170/3 hükmü gereğince durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 18.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda, bonodaki imzanın kalemle atılmış ıslak imza olduğunun belirtildiği, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bu rapora göre takip dayanağı senedin düzenleyenin imzası ile birlikte TTK'nın 776-(1) maddesinde sayılan yasal ve zorunlu unsurları içeren kambiyo senedi vasfına haiz olduğu, davacı borçlunun icra mahkemesine başvurusunda imzaya açıkça itiraz ettiği halde icra mahkemesince itiraza konu imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı konusunda herhangi bir inceleme yaptırılmadığı, ancak davacı borçlunun istinaf başvurusunda imza itirazı ile ilgili herhangi bir istinaf sebebi ileri sürmediği, kamu düzenine ilişkin olmayan bu hususta değerlendirilme yapılamayacağı, belirtilen bu gerekçeye göre ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu ve ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi borçlu temyiz dilekçesinde; tüm aşamalarda imzaya itiraz ettikleri halde istinaf mahkemesince istinaf dilekçesinde imza itirazı ile ilgili istinaf nedeni olmadığına dair değerlendirmesinin gerçeğe aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, itiraza konu imzanın borçlu eli ürünü olup olmadığı konusunda herhangi bir inceleme yaptırılmamasının hukuka aykırı olduğunu, raporun çelişkili ve hükme elverişli olmadığını, açığa atılan imzanın alacaklı tarafından veriliş amacına aykırı kullanılması ve senedin sahte bir şekilde oluşturulması nedeniyle itiraz ettiklerini, şikayetçi asile ait imzanın görüntüsünün bilgisayar ortamında kopyalanarak sahte bir senet oluşturulduğunu, imzanın borçlunun ıslak imzası olmadığını, alacaklı hakkında sahte senet düzenlemekten çok sayıda iddianame hazırlandığını ve mahkumiyet kararları verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık bonoya dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte borca itiraz ve kambiyo vasfına yönelik şikayete ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK'nın 170/a ve ilgili madde hükümleri, TTK 776. maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(M)
Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı :
Şikayetçi borçlunun, icra mahkemesine verdiği dilekçede, kambiyo senetlere özgü haciz yolu ile takibe dayanak olan bonoda kendisine atfen atılı bulunan imzanın sahte olduğunu, bonodan kaynaklı bir borcunun olmadığını ileri sürerek imzaya ve borca itiraz ettiği, İİK'nın 170/3 maddesi gereğince takibin durdurulmasını ve takip miktarı olan 120.000 Amerikan Dolarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Borçlu vekili dilekçesinde, takip öncesinde müvekkilinin avukatı konumunda olan alacaklıya, münferiden sahibi ve yetkilisi olduğu Noyan Giysi Üretim Ticaret Limited Şirketinin resmi ve özel kurumlardaki işleri için dilekçeye dönüştürmek suretiyle kullanılması amacı ile açığa imza atılmak sureti ile verilen boş kağıtlardan birinde bulunan müvekkiline ait imzanın görüntüsünün davalı avukatı tarafından kötüniyetli bir şekilde, veriliş amacına aykırı olarak bilgisayar ortamında kopyalanarak kullanıldığını, senet içeriğinde bilgisayar ortamında sahte bir şekilde doldurulup oluşturulan 20.08.2018 tarih, 15.06.2019 vadeli 715.000 USD (Amerikan Doları) bedelli senetteki keşideciyi atfen atılmış imzaya karşı itirazda bulunmuştur.
Borçlu itirazında hem takibe konu bonoda imzasının bulunmadığı hem de başka amaçlarla atılan imzasının kopya olarak bilgisayar ortamında doldurulup bono haline getirildiğini, borçlunun borçlanma iradesinin bulunmadığını beyan ederek borca ve imzaya itiraz etmektedir.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 18.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda tetkiki istenen husus başlığı altında "Tetkik konusu 20.08.2018 tanzim tarihli senetteki keşideci imzasının ıslak olup olmadığı, renkli fotokopi olmadığının tespiti" olarak belirtilmiştir. Raporda (a-1) başlığı alında "Grafolojik incelemelerde görüldüğü üzere hakiki ucunda kalem bulunan bilgisayar destekli aparatlar marifeti ile sahte imzalar oluşturmak mümkün olabilmektedir. Ancak bu tür olgularda imzaların başlangıç ve bitiriliş noktalarında naturel olmayan küt oluşumlar yer almakta, imza hatlarında doğal olarak yer alması gereken presyon varyantları görülmemekte, imza hatlarının monoton ve tek düze olduğu izlenmekte, imzaların işlerlik ve suret ögelerinin düşük seviyede olduğu belirtilmektedir." şeklinde bir açıklama yapıldıktan sonra tetkik konusu imzanın, fotokopi olmadığı, senetteki keşideci imzasının doğrudan kalemle atılmış ıslak imza olduğu kanaatine varılmıştır.
Söz konusu raporda imzanın şikayetçi borçlu eli ürünü olup olmadığı konusunda İİK'nın 170/3 maddesinin göndermesi ile İİK'nın 60/a maddesinin 4. fıkrasına göre bir inceleme yapılmamıştır. Öte yandan imzanın borçlunun eli mahsulü olduğunun tespiti halinde borçlanma iradesi olmaksızın başka amaçlarla atılan imzanın bono haline getirildiği konusunda bono üzerinde bir bulgu olup olmadığının da incelenmesi gereklidir. Bilirkişinin bu raporunda böyle bir kanaate varması halinde bononun unsurlarından olan kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediği, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği ve bu konuda ispat yükü kendisine ait olan davalının alacağını yerel mahkemelerde ispat etmesi gerektiğinden takibin İİK'nın 170/a maddesi kapsamında iptaline karar verilmesi gereklidir. Bu halde herkese karşı ileri sürülebilen senedin hükümsüzlüğü defi söz konusu olmaktadır.
Bilirkişi raporunda sadece imzanın borçluya ait olduğunu tespit etmiş, başka amaçlarla atılan imzanın bono haline getirildiği konusunda bir saptama yapmamış ise bu durumda açığa imza söz konusu olacağından, bononun antlaşmaya aykırı doldurulduğunu borçlu tarafından yazılı delile ispatlanması gerekmektedir.
Şikayetçi borçlu rapora itirazlarında takip dayanağı bonodaki imzanın hileli yollarla elde edildikten sonra sahte olarak düzenlenip düzenlenmediği fulaj izinin olup olmadığı, ıslak imza olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep etmiştir.
Mahkemece raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu keşideci imzasının ıslak imza olduğu kanaatine varıldığı gerekçesi ile yeniden rapor alınıması talebi reddedilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı İstinaf yoluna giden borçlu vekili borca ve imzaya itirazlarını tekrarlayarak, raporda imzanın arka yüzünde fulaj izi görülmediği tespit edildiği halde bu saptama ile çelişkili olarak ıslak imza olmadığı kanaatine vardığı, sahte olarak oluşturulan imzanın müvekkili borçlunun ıslak imzası olmadığını bu konularda yeniden rapor alınması gerektiğini beyan etmiştir.
Aynı istinaf dilekçesinde alacaklının benzer bir olayda resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılıktan yargılanıp, ... ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/46 Esas sayılı dosyasında 21.04.2021 de verilen karar ile sahtecilikten 3 yıl, dolandırıcılıktan 8 yıl hapis ve para cezasına mahkum olduğu da beyan edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda açıkça imzaya itiraz ettiğinin belirtildiği ve mahkemece imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı konusunda herhangi bir inceleme yapmadığı tespit edildiği halde, borçlunun istinaf başvurusunda imza itiazı ile ilgili bir istinaf sebebi ileri sürülmediği ve kamu düzenine ilişkin olmayan bir hususta dairemizce değerlendirme yapılamayacağı gerekçeleri ile HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince dosya üzerinde istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmektedir.
Bölge Adliye mahkemesinin bu kararı borçlu vekilince temyiz edilmiş, temyiz dilekçesinde bölge adliye mahkemesinin bu gerekçesinin gerçeğe aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu istinaf dilekçesinde defalarca itiraz edildiği dilekçenin hem konu hem de neticesi talep kısmında imzaya ve borca ve ferilerine itiraz ettiğini belirtmiştir.
Gerçekten de borçlu vekili hem rapora itiraz, hem de istinaf dilekçesinde aynı itirazlarını tekrarlamış borca ve imzaya itiraz etmiştir.
Bu konudaki beyanlarında özetle borçluya ait imzanın görüntüsü, bilgisayar ortamında kopyalanarak kullanılmak sureti ile kendisine atfen sahte olarak oluşturulan imzanın borçlunun ıslak imzası olmadığı ileri sürülmüştür. Bu itiraz hem imzanın ıslak imza olmadığını, ıslak imza olduğu anlaşılsa dahi imzanın kendisine ait olmadığı itirazlarını kapsar. Dolayısı ile imzanın ıslak imza olduğu kanaatine varılması bu imza konusunda usulüne inceleme yapılmaksızın imzanın borçluya atfen atılı imza olduğunun kabulünü gerektirmez. Kaldı ki hükme esas alınan rapor metni ile ıslak imza olmadığı sonucuna varılması çelişkilidir.
O halde mahkemece yapılması gereken ... bonoda borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçlunun eli mahsulü olup olmadığının usulünce araştırılması, imzanın borçluya ait olduğunun tespiti halinde borçlunun iradesi ile atılıp atılmadığı konusunda bilirkişi tarafından senet üzerinde inceleme yapılması, raporda imzanın hileli yollarla elde edilmesi sonrasında sahte olarak düzenlendiği sonucuna varılır ise takibe konu belge İİK'nın 688/2 maddesinde belirtilen "Kayıtsız ve şartsız bir bedel ödemek vaadini içermeyeceğinden ve dolayısı ile bono niteliği olmadığından takibin İİK'nın 170/a maddesi uyarında iptaline karar verilmesi gerekmektedir.
Borçlunun istinaf dilekçesinde takibe konu senet altında borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçlunun eli mahsulü olmadığı şeklinde imza itirazını ve yukarıda ayrıntılı açıklandığı şekilde borca itirazını sürdürdüğü tespit edildiğinden Bölge Adliye Mahkemesinin ve istinaf başvurunda imza itirazı ile ilgili herhangi bir istinaf sebebi ileri sürülmediği gerekçesi somut olayla örtüşmemektedir.
Öte yandan HMK'nın 355. maddesinde "İnceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırı gördüğü takdirde bunu re'sen gözetir." hükmü hukuki sebeplerle ilgili olmayıp maddi vakıalarla ilgilidir. Bu madde ile istinaf isteminde bulunan yeni bir maddi vakıa ileri sürmez ise istinaf (bölge adliye) mahkemesinin istinaf dilekçesinde ileri sürmese bile kamu düzenine ilişkin maddi vakıaları da re'sen gözeteceği açıklanmaktadır.
İstinaf incelemesi hukuki denetim bakımından temyiz aşaması ile eşdeğerdir. Temyizde ileri sürülen sebeplerle sınırlı olmaksızın inceleme yapılması kuralının kaynağı, hakimin hukuku re'sen uygulaması görevi (HMK m. 33) olması ile de uyumludur. Bu kural istinaf ve ilk derece mahkemesinde de aynen geçerlidir. Ancak istinaf mahkemesinde yapılan vakıa denetimi, hakimin hukuku re'sen uygulama görevinden ziyade, tarafların vakıa ve delillere ilişkin usul yükleri ile ilgilidir ve bu konulardaki denetim de taraflarca ileri sürüldüğü ölçüde yapılabilir. İstinaf ve temyiz denetimimin sınırları bu şekilde yorumlanarak her iki derece arasındaki uyum da sağlanmaktadır.
Uyuşmazlık ile ilgili incelenebilecek konular üst dereceye çıktıkça azalmalı artmamalıdır. Tüm bu nedenlerle gerek istinaf gerekse temyiz aşamasında hukuka aykırılık kapsamındaki hususların re'sen incelenebilmesi sureti ile çözüme gidilmesinin kanunun anlam ve amacına daha uygun olduğu kanaatindeyim.
Öte yandan istinaf aşamasında ileri sürülen ve bölge adliye mahkemesi tarafından hatalı olarak reddedilen veyahut incelenmeyen istinaf sebeplerinin temyiz aşamasında ve temyiz sebebi teşkil ettiği ölçüde incelenebileceğinden şüphe etmemek gerekir. Kuşkusuz bölge adliye mahkemesi ileri sürülen istinaf sebebini ret etmede hatalı olsa dahi ilgili sebep temyiz incelemesinin usul hukukuna ve maddi hukuka ilişkin kapsamı gözetildiğinde bozma kararı verilebilecek bir husus teşkil etmelidir. Ayrıca istinaf aşamasında açıkça ileri sürülmemiş olsa dahi, o aşamada kendiliğinden incelenmesi gereken hukuka aykırılık denetimi kapsamında kalan hususlarda temyiz inceleme konusu yapılabilir. (..., Medeni Usul Hukukunda Temyiz İncelemesinin Kapsam ve Sınırları. ... 2022 s. 251 ve devamı). Bu açıklanan nedenlerle istinaf dilekçesinde imza itirazı ve ilgili bir sebep gösterilmese dahi istinaf mahkemesi hukuka aykırılık kapsamında imza incelemesi yapmakla görevlidir.
Yukarıda açıkladığımız nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.16.03.2023
12. Hukuk Dairesi, 2022/9988 E., 2023/2855 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddesine göre alacağın Türk parası ile tutarının takip talepnamesinde gösterilmesinin zorunlu olduğu, aynı zorunluluğun İİK'nın 60/1. maddesi gereğince ödeme emri için de söz konusu olduğu, yine İİK'nın 41.
12. Hukuk Dairesi 2022/9988 E. , 2023/2855 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Usulden Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki takibin iptali isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile şikayetçi borçlu yönünden takibin iptaline karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı tarafından (katılma yoluyla) istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince şikayetçi borçlunun istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, davalı alacaklının katılma yolu ile istinaf başvurusunun HMK'nın 348/2. maddesi dikkate alınarak reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Borçlu şikayet dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından yabancı para cinsi üzerinden hükmedilen katılma alacağının tahsiline ilişkin Ör. 4-5 ilamlı takipte, takip talebi ve icra emrinde İİK’nın 58/3. maddesine uygun olarak yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediğini, alacağın hangi tarihteki kur karşılığının talep edildiğinin anlaşılmadığını, ilamda hükmedilen alacaklardan farklı miktarların talep edildiğini, işlemiş faiz miktarının nasıl hesaplandığının anlaşılamadığını ve fahiş olduğunu, işleyecek faiz tür ve oranının ilama aykırı olduğunu, ödeme emrinin açıklama kısmında her aya isabet eden tam miktarın belirtilip üst kısımda kısmi ödeme talebinin bulunduğunu, ancak kısmi taleplere ilişkin dayanak belge sunulmadığını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; takip talebinde alacakların tahsil tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden tahsilinin talep edildiğini, faiz oran ve miktarlarının usulüne uygun olduğunu, alacak kalemlerinin ilama uygun olduğunu savunarak şikayetin reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Borçlar Kanunu'nun 83. maddesine 3678 sayılı kanunla eklenen son fıkraya göre yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklının bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk Parası ile ödenmesini isteyebileceği, ancak İİK'nın 58/3. maddesine göre alacağın Türk parası ile tutarının takip talepnamesinde gösterilmesinin zorunlu olduğu, aynı zorunluluğun İİK'nın 60/1. maddesi gereğince ödeme emri için de söz konusu olduğu, yine İİK'nın 41. maddesi delaletiyle anılan hükmün ilamlı icra takiplerinde de uygulanacağı, İİK'nın 58/3. maddesi hükmüne göre düzenlenmeyen icra emrinin iptalinin gerektiği, şikayete konu icra takibine dayanak olan İstanbul ... 13. Aile Mahkemesinin 2014/558 E. - 2021/328 K. sayılı kararında belirtilen 597.241,52 Euro katılma alacağı ve işlemiş faiz kalemi ile 59.622,29 USD ve işlemiş faiz kalemi alacağının bulunduğu, USD ve Euro yabancı paranın harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığının takip dosyasında gösterilmediği, bu hususun mahkemece re'sen değerlendirilmesi gerektiği kanaati ile şikayetin kabulü ile şikayetçi borçlu yönünden takibin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı (katılma yoluyla) istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi borçlu istinaf dilekçesinde; her ne kadar takibin iptali ile lehine karar verilmiş ise de, şikayet nedenleri ile değil re'sen yapılan değerlendirme sonucu bu kararın verilmesinin gerekçeli karar hakkı ve taleple bağlılık ilkelerinin ihlali niteliğinde olduğunu, şikayet nedenlerinin gerekçede değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı katılma yoluyla istinaf başvurusunda; şikayetçi borçlunun istinafının kötüniyetli olduğunu, şikayetçi borçlu lehine karar verildiğinden istinaf yoluna başvurmakta hukuki yararının bulunmadığını, mahkemece taleple bağlılık ilkesi ile çelişen ve sınırlı inceleme yetkisi bulunmasına rağmen re'sen inceleme yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, fiziki dosyada yer alan takip talebi ve icra emrinde harca esas değerin gösterildiğini, Uyap kayıtlarındaki belgelere itibar edilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki bu eksiklik nedeniyle icra emrinin iptali ile yetinilmesi gerekirken takibin tümden iptalinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayetçi borçlunun, şikayet dilekçesinde takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkemece kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken sebeple takibin iptaline karar verildiği, bu nedenle mahkemece şikayet dilekçesinde takibin iptali sebebi olarak ileri sürülen nedenlerin gerekçelendirilmesine gerek olmadığı gibi, şikayetçinin bu taleple istinaf başvurusunda bulunmasında da hukuki yararının bulunmadığı, davalı alacaklı katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunmuş ise de, şikayetçinin istinaf istemi usulden reddedildiğinden HMK'nın 348/2. maddesi dikkate alınarak davalının katılma yoluyla yapılan istinaf başvurusunun da reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile şikayetçi borçlunun istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, davalı alacaklının katılma yolu ile istinaf başvurusunun HMK'nın 348/2. maddesi dikkate alınarak reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi borçlu temyiz dilekçesinde; her ne kadar takibin iptali ile lehe karar verilmiş ise de, şikayet nedenleri ile değil resen yapılan değerlendirme sonucu bu kararın verilmesinin gerekçeli karar hakkı ve taleple bağlılık ilkelerinin ihlali niteliğinde olduğunu, şikayet nedenlerinin gerekçede değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, zarara uğramasına neden olabileceğinden hukuki yararının bulunduğunu ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı temyiz başvurusunda; şikayetçi borçlunun temyiz başvurusunun kötüniyetli olduğunu, borçlu lehine karar verildiğinden istinaf yoluna başvurmakta hukuki yararının bulunmadığını, mahkemece taleple bağlılık ilkesi ile çelişen ve sınırlı inceleme yetkisi bulunmasına rağmen re'sen inceleme yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, fiziki dosyada yer alan takip talebi ve icra emrinde harca esas değerin gösterildiği, Uyap kayıtlarındaki belgelere itibar edilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki bu eksiklik nedeniyle icra emrinin iptali ile yetinilmesi gerekirken takibin tümden iptalinin hatalı olduğunu ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yabancı para alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamlı takipte, takibin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16., 41. ve 58/3. Maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 348/2. maddesi ve sair yasal mevzuat
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun'un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90'ar TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenlerden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
Kira bedelinin ödenmemesi sebebiyle yapılan takipte, ödeme emrinde "mal beyanında bulunma ihtarı" yer alır mı?
A) Evet, her durumda yer alır.
B) Hayır, bu takip yolunda mal beyanında bulunma ihtarı yer almaz.
C) Sadece konut kiralarında yer alır.
D) Sadece işyeri kiralarında yer alır.
E) Alacaklı talep ederse yer alır.
Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.