İcra ve İflas Kanunu 61. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 61 – (Değişik: 18/2/1965-538/32 md.)
Ödeme emri borçluya takip talebinden itibaren nihayet 3 gün içinde tebliğe gönderilir. Takip belgeye dayanıyorsa, belgenin tasdikli bir örneği ödeme emrine bağlanır.
Müşterek borçlular aynı zamanda takip ediliyorlarsa hepsinin veya bir kısmının bir mümessil tarafından temsil edilmeleri hali müstesna olmak üzere her birine ayrı ayrı ödeme emri tebliğ edilmek lazımdır.
Bir borçlu hakkında aynı günde birden ziyade takip talebi varsa icra dairesi bunların ödeme emirlerini aynı zamanda tebliğe gönderir.
Kanunen eklenmesi gereken müddetler saklıdır.
Borçlu hakkında bir icra dairesinde ayrı ayrı günlerde birden ziyade takip talebinde bulunulmuş ise bunlardan hiçbirinde kendisinden daha eski olan talepten önce ödeme emri tebliğe gönderilemez.
İTİRAZ
1 – Süresi ve şekli:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
12 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2014/1763 E., 2014/2381 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi
talebi ile ilgili İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. ve 61. maddelerinde belirlendiği şekilde satış avansının yatırıldığına ilişkin bir belgeye rastlanılmadığı, 03.10.2008 tarihinde yapılan satış talebiyle birlikte satış avansının dosyaya yatırıldığı ancak satış talebinin yine İcra Müdürlüğü'nce, satış safhasın
23. Hukuk Dairesi 2014/1763 E. , 2014/2381 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/11/2012
NUMARASI : 2012/77-2012/123
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Şikayetçi vekili, sıra cetveline konu taşınmazlar ile ilgili olarak şikayet olunanın tüm satış taleplerinin, icra müdürlüğünce yasal şartları taşımadığından bahisle reddedildiğini, red kararlarına karşı şikayet yoluna başvurulmadığından kararların kesinleştiğini, dolayısıyla ortada geçerli bir satış talebi bulunmadığından şikayet olunanın taşınmazlar üzerindeki haczinin düştüğünü, ayrıca şikayet olunanın dosyasında bir çok tahsilat yapıldığını, çok cüz'i bir alacağı kaldığı halde, bakiye alacak miktarının hesaplanmadığını ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir.
Şikayet olunan vekili, süresinde satış avansını yatırarak satış talebinde bulunduklarını savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şikayet olunanın haciz tarihinin 21.04.2005 olduğu, ilk olarak 03.11.2006 tarihinde satış isteyip avans yatırdığı, yasal sürede satış talebi yapılıp avans yatırıldığından haczin devam ettiği, bundan sonra her hangi bir geri alma talebi bulunmadığı ve dolayısı ile yenilemeye de gerek olmadığı, satış işlemlerinin yürütüldüğü ve yasal prosedürün işlediği, bu esnada alacaklının 30.10.2008 ve 04.12.2009 tarihlerinde de talebini tekrar ederek avanslarını yatırdığı, 2006 yılından itibaren avansın sürekli dosyada var olduğu, sıra cetvelinin düzenlenmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle, şikayetin reddine karar verilmiştir
Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir.
1) Şikayet, haciz sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir.
İİK'nın 106. maddesi "alacaklı haczolunan mal taşınır ise bir sene, taşınmaz ise iki sene içinde satılmasını isteyebilir." hükmünü; İİK'nın 59. maddesi "bir talepte bulunan taraf bununla ilgili masrafları peşin olarak verir" hükmünü; İİK'nın 110. maddesi "bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya takip geri alınıp da bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar." hükmünü içermektedir. Haciz düşse dahi icra takibi ayakta kalmaya devam eder.
Somut olayda, şikayet olunanın alacaklı olduğu İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün 2012/5263 E. sayılı dosyasının incelenmesinden, alacaklı tarafından sıra cetveline konu taşınmazlar üzerine 11.05.2005 ve 08.11.2006 tarihlerinde olmak üzere iki ayrı tarihte haciz konulduğu, alacaklının ilk haciz tarihinden sonra 03.11.2006 tarihinde satış talebinde bulunduğu, bu satış talebinin İcra Müdürlüğü'nce, kıymet takdirinin diğer alacaklılara tebliğ edilmediği gerekçesiyle reddedildiği, daha sonra yeniden16.02.2007 tarihinde satış talebin de bulunulduğu, talebin İcra Müdürlüğü'nce infazına karar verilmiş ise de, dosyada her iki satış
talebi ile ilgili İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. ve 61. maddelerinde belirlendiği şekilde satış avansının yatırıldığına ilişkin bir belgeye rastlanılmadığı, 03.10.2008 tarihinde yapılan satış talebiyle birlikte satış avansının dosyaya yatırıldığı ancak satış talebinin yine İcra Müdürlüğü'nce, satış safhasına gelinmediği gerekçesiyle reddedildiği, 24.08.2009 tarihinde mevcut satış avansının kullanılması istenerek satış talebinde bulunulduğu, talebin İcra Müdürlüğü'nce satış şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de, şikayet olunanın cevap dilekçesi ve dosyada bulunan İzmir 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/600 E. 358 K. sayılı ilamından, bu satış talebi üzerine 13.01.2010 tarihinde verilen satış talimatıyla satışın yapıldığı ancak düştüğünün anlaşıldığı, bunun üzerine alacaklı vekilinin yeniden 16.03.2012, 02.04.2012 ve 04.12.2010 tarihlerinde satış avanslarını yatırarak satış taleplerinde bulunduğu ancak tüm taleplerinin İcra Müdürlüğü'nce dosyanın satış safhasında olmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İİK'nın 106. maddesi ile alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amaçlanmıştır. Bu amaca uygun olarak alacaklı tarafından satış taleplerinde bulunulmuş, bir kısım taleplerle birlikte avans da yatırılmıştır. Satış taleplerini ret gerekçesi kıymet takdirinin diğer alacaklılara tebliğ edilmemiş olması ile dosyanın satış safhasına gelmemiş olmasıdır. Bu ret kararının, anılan yasal düzenlemeye uygun olan satış talebindeki haklılığı ortadan kaldıran bir karar niteliğinde bulunmadığını kabul etmek gerekir. Zira, İİK'nın 106. maddesinde satış istenmesinden söz edildiği, bu talebin İcra Müdürlüğü tarafından reddedilmesi halinde talebin geçerliliğini kaybedeceğine ilişkin hiç bir yasa hükmü bulunmadığı gibi, İİK'nın 106. maddesinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklara ilişkin Yargıtay 12. Hukuk Dairesince alınan yargısal kararların da bu yönde olduğu, 2 yıllık süre içerisinde alacaklının bir an evvel satışa yönelik iradesini icra dosyasına yansıtmak zorunda olduğu ve isteğini İcra Müdürlüğü'ne iletip İİK'nın 59. madde karşısında gereğini yerine getirmesi halinde geçerli bir satış talebinin doğduğu, bundan sonra satışın da aynı 2 yıllık süre içerisinde yapılması yönünde bir zorunluluk bulunmadığı, söz konusu haczin de geçerliliğini kaybettiğinden söz edilemeyeceği kabul edilmelidir. Aynı Kanun'un 59. maddesi uyarınca, bir işlemin yapılmasını isteyen taraf, o işlemin yapılması için gerekli masrafları avans olarak (peşin) yatırmalıdır. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. maddesine göre, bu masrafların, tahsilat makbuzu karşılığında para olarak alınması gerekir. Aksi takdirde talep yapılmamış sayılır. Cüz’i de olsa satış avansının yatırılmış olması, usulüne uygun bir satış talebinin bulunduğu anlamına gelir. Yatırılan masrafın yetmeyeceği sonradan anlaşılırsa, bunun tamamlanması istenebilirse de, masraf hiç yatırılmamışsa geçerli bir talebin varlığından söz edilemez.
Kıymet takdiri kesinleşmeden satış yapılmamakla birlikte, kıymet takdiri yapılmadan da satış istenebilir. Diğer bir anlatımla, kıymet takdirinin yapılmaması sadece satışın yapılmasına engel olur. İcra Müdürünün ret kararının ayrıca İcra Hakimliğince iptalinin talep ve dava edilmesine gerek dahi olmadan mahkemece re'sen nazara alınması anılan madde hükümlerine uygun olacaktır.
Diğer yandan, İİK'nda, süresinde satış istendikten sonra haczi ve satışı düşüren sebepler öngörülmemiş, sadece aynı Kanun'un 129/son maddesinde, ikinci ihalede alıcı çıkmazsa ''satış talebinin'' düşeceği düzenlenmiştir. İİK'nın 106 ve 110. madde hükümleri alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amacıyla getirilmiş olup, bu amaca uygun olarak anılan şikayet olunan tarafından İİK'nın 106. maddesindeki 2 yıllık süre içerisinde İİK'nın 59. maddesine uygun olarak satış talep edilerek avansı yatırılmış olmakla, bir daha satış istemesine gerek kalmaksızın, haczi ve satışının ayakta olduğunun kabulü gerekir. Satışın da aynı iki yıl içinde yapılmasının zorunlu olduğu, aksi halde haczin düşeceği
yönünde yasada bir hüküm bulunmamaktadır. Alacaklıya yüklenen görev, süresinde satış isteyerek avansı yatırmaktır. İİK'nın 123. maddesinde satış görevi, icra dairesine yüklenmiş olup, satış ne zaman yapılırsa yapılsın, haciz ve satış talebi ayaktadır. Dairemizin son uygulaması bu yöndedir. İİK'nın kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri yapılamayacağını öngören 128/a-3 fıkrası, varılan bu sonucu bertaraf eden bir düzenleme değildir. Dairemizin 12.06.2012 tarih ve 2868 E, 4131 K, 26.03.2012 tarih ve 1020 E, 2296 K, 27.09.2013 tarih ve 4460 E, 5835 K sayılı ilamları bu yöndedir.
İki yıllık satış isteme süreci içinde taşınmaz başka bir dosyadan satılmış ise haciz düşmeyecektir. İlmi ve yargısal inançların bu yolda olduğu açıktır. (M.Oskay- C.Koçak İİK şerhi 7 cilt, Ank.sh. 3046; Y.19 H.D. 04.12.2001 gün ve 8906 Esas 8078K.)
Mahkemece, şikayet olunanın alacaklı olduğu dosyada 21.04.2005 tarihli talep üzerine konulan 11.05.2005 tarihli ilk hacizden sonra 03.11.2006 tarihinde satış avansı yatırılarak satış talebinde bulunulduğu tespit edilmiş ise de, geri çevirme kararı üzerin getirtilen şikayet olunanın icra dosyası fotokopilerinden bu satış talebine yönelik satış avansının yatırıldığına ilişkin herhangi bir belgeye rastlanılmamıştır. Yine İstanbul 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/600 E.- 358 K sayılı ilamında açıklanan 24.08.2009 tarihli satış talebi üzerine 13.01.2010 tarihinde verilen satış talimatıyla yapılan ancak düştüğü anlaşılan satışa ilişkin talimat dosyası Dairemizce 27.11.2013 tarihli geri çevirme kararıyla istenmiş ise de, mahkemece geri çevirme kararı yerine getirilmemiş, geçerli son satışa ilişkin talimat dosyası gönderilmekle yetilmiştir.
O halde mahkemece, şikayet olunanın alacaklı olduğu İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün 2012/5263 E. sayılı dosyasının tüm belgeleri içerir aslı ile şikayet olunanın cevap dilekçesi ile İstanbul 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/600 E.- 358 K sayılı ilamında açıklanan 24.08.2009 tarihli satış talebi üzerine 13.01.2010 tarihinde verilen satış talimatıyla yapılan ancak düştüğü anlaşılan satışa ilişkin talimat dosyası getirtilerek, öncelikle şikayet olunanın 03.11.2006 16.02.2007 tarihli satış talepleri ile ilgili İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. ve 61. maddelerinde belirlendiği şekilde satış avansı yatırıp yatırmadığı net olarak tespit edildikten sonra, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda uyuşmazlığın esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Öte yandan HMK'nın 297/2. maddesi '' Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.'' hükmünü içermektedir. Mahkemece, şikayetçi tarafça, şikayet olunanın alacaklı olduğu dosyada tahsilatlar bulunmasına rağmen bu hususun sıra cetvelinde dikkate alınmadığına ilişkin yapılan şikayetle ilgili herhangi bir değerlendirme yapılamaması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, şikayetçi yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
7. Ceza Dairesi, 2021/32031 E., 2024/11405 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
2.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına ekle
7. Ceza Dairesi 2021/32031 E. , 2024/11405 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/95 E., 2021/182 K.
SUÇ : 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; suç tarihinde otobüs muavini olarak görev yaptığını, sigaraların kendisine ait olduğunu bilmediğini, hakkında verilen cezada alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm tesis edilmesi ve re'sen nazara alınacak nedenler ile hükmün bozulması talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Olay günü yolcu otobüsünde önleme araması kararı uyarınca yapılan aramada; aracın bagaj bölümünde bulunan siyah renkli poşetler içerisinden toplam 455 karton gümrük kaçağı sigaranın ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanığın hazırlıkta ve mahkemece alınan savunmalarında; olay günü arama yapılan otobüste muavin olarak çalıştığını, otobüs hareket etmeden önce otogarda ismini bilmediği bir şahsın yanına gelerek suça konu sigaraları Bursa iline götürmesi karşılığı 200,00 TL vereceğini söylediğini kabul ederek sigaraları otobüsün bagajına koyduğunu, yolda suça konu sigaraların yakalandığını; bozma ilamı üzerine alınan savunmasında ise; ele geçen sigaralar ile ilgisinin bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür.
Dosyada mevcut kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirtilen gümrüklenmiş değerlerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "hafif değer" aralığında olduğu tespit edilmiştir.
Sanığın gümrük kaçağı sigarayı naklederken yakalanması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun (4733 sayılı Kanun) ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının yollamasıyla aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu, yirmiüçüncü fıkraları ile 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken karma uygulama yapılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi,
2.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin, söz konusu maddenin 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun'da hüküm altına alınması nedeniyle ancak anılan Kanun uyarınca belirlenecek temel cezaya tatbik edilebileceği gözetilmeden, suç tarihinde yürürlükte bulunan 4733 sayılı Kanun'a göre belirlenen temel cezadan sonra uygulanması suretiyle karma uygulama yapılması,
3.15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sanığın kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık müessesesinden yararlanabilmesi için mahkemece kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında yer alan dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar tutarı hüküm verilinceye kadar ödemesi hususunda ihtarat yapılması ve ödeme yapılması halinde, soruşturma aşamasında 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca daha önce sanığa bu aşamada da yeterli açıklamayı içerir bir ihtarat yapılmamış olduğu gözetilerek cezasında 1/2 oranında indirim yapılacağının bildirilmesi gerektiği cihetle; bahse konu yasal düzenleme ve sonuçları sanığa açıklanmadan sanık hakkında ilgili hükümlerin uygulanmaması,
4.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 51/7. maddesi gereğince sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirileceği ihtarında uygulama maddelerinin gösterilmemesi ve 5237 sayılı Kanun'un 51/8. maddesi gereğince denetim süresinin iyi halli olarak geçirildiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılacağı ihtarının yapılmaması suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 232/6. maddesine aykırı davranılması,
5.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz" hükmüne aykırı olarak, sanık hakkında erteli 6 ay 20 gün hapis cezasına hükmolunduğu halde 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına hükmedilmesi,
6.İddianamede müsaderesi talep edilen ve Gümrük İdaresine teslim edilen sigaraların müsaderesi hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
7.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla suçtan zarar gören ve davaya katılmasına karar verilen ... lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, gerekçeli karar başlığında ... ve Gümrük İdaresinin katılan olarak gösterilmesi ve hangi katılan kuruma vekâlet ücreti verildiğinin hükümde açıkça gösterilmemesi nedenleri hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 10.12.2024 tarihinde karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2016/6624 E., 2020/1108 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. ve 61. maddesine göre, bu masrafların, tahsilat makbuzu karşılığında para olarak alınması gerekir.
23. Hukuk Dairesi 2016/6624 E. , 2020/1108 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetvelindeki sıraya şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Şikayetçi vekili, Denizli 9. İcra Müdürlüğünün 2013/4158 Esas sayılı takip dosyasından tanzim edilen 14.11.2014 tarihli sıra cetvelinde, şikayetçi takibinin 1. sırada yer alması gerekirken 2. sıraya yazılarak bedelden pay verilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve şikayet etmiştir.
Şikayet olunan vekili, şikayetin reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şikayetçi takip dosyasında son uygulanan ve geçerli 24.07.2014 tarihli haczin, şikayet olunan takip dosyasından konulan 01.04.2014 tarihli hacizden sonra olduğu, sıra cetvelinde şikayetçi dosyasının şikayet olunan dosyasından sonraki sıraya konulması ve para yetmediğinden dolayı pay ayrılmamış olmasında yasa ve mevzuata aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle, şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir.
Şikayet, sıra cetvelinde sıraya ilişkindir.
İİK'nın, 6352 Sayılı Yasa'nın 21. maddesi ile değişik, 106. maddesi; "Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir." hükmünü içermektedir. 6352 Sayılı Yasa, 05.07.2012 tarihli 28344 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olup, Yasanın yürürlüğüne ilişkin 106. maddesi hükmü uyarınca, anılan 21. madde yayım tarihinden altı ay sonra 05.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Aynı Yasanın 38. maddesiyle İİK'ya eklenen geçici 10. maddesiyle, bu Kanunun ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılan takip işlemleri hakkında, değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edileceği hükmü getirilmiştir. Getirilen bu hükümden, 6352 Sayılı Yasa değişikliğinin, takip tarihinden itibaren değil, haciz, satış gibi başlatılan her bir takip işlemi tarihi esas alınarak uygulanacağı anlaşılmaktadır. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12.02.2013 tarihli ve 2012/28045 E. 2013/3913 K. sayılı ilamı da bu yöndedir)
Bir işlemin yapılmasını isteyen taraf, o işlemin yapılması için gerekli masrafları avans olarak (peşin) yatırmalıdır. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. ve 61. maddesine göre, bu masrafların, tahsilat makbuzu karşılığında para olarak alınması gerekir. Aksi takdirde talep yapılmamış sayılır. Cüz’i de olsa satış avansının yatırılmış olması, usulüne uygun bir satış talebinin bulunduğu anlamına gelir. Yatırılan masrafın yetmeyeceği sonradan anlaşılırsa, bunun her zaman tamamlanması mümkündür.
Somut olayda, şikayetçinin alacaklısı olduğu Fethiye 1. İcra Müdürlüğünün 2014/37 Esas sayılı takip dosyası kapsamında; kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takip nedeniyle ve alınan ihtiyati haciz kararına dayalı olarak bedeli paylaşıma konu araç üzerine 07.01.2014 tarihinde ihtiyati haciz konulmuş olup bu haciz ödeme emrinin tebliğ edildiği 15.01.2014 tarihini takip eden 10 günlük ödeme süresi sonunda yani 25.01.2014 günü mesai saati bitiminde kesinleşmiştir. Kesinleşmenin ardından şikayetçi tarafından 12.03.2014 tarihinde satış talebinde bulunulmuş ve 59,00 TL satış avansı yatırılmıştır.
Bu durumda mahkemece, şikayetçinin 07.01.2014 tarihli haczinin ayakta olduğu dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün şikayetçi yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının talep halinde temyiz edene iadesine,
kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2015/10989 E., 2015/22548 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Vesayet altına alınma kararından sonra başlatılan takipte, yukarıda açıklanan istisnai durumların varlığı iddia ve ispat edilmediğine göre, kısıtlıyı vasisi temsil edeceğinden ve onun adına itiraz ve şikayet haklarını kullanacağından İİK.nun 61. maddesi kapsamında çıkarılan ödeme emrinin vasiye tebliği zorunludur.
12. Hukuk Dairesi 2015/10989 E. , 2015/22548 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vasisi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından, bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, borçlu vasisinin ödeme emrinin kısıtlıya tebliğ edilmesinin geçersiz olduğunu belirterek imzaya, borca itiraz ettiği ve hacizlerin kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava ve takip ehliyeti, kişinin kendisinin veya temsilcisi aracılığıyla bir davada veya takipte usul veya takip işlemlerini yapabilme ehliyetidir. Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan bütün gerçek veya tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar bazı istisnai (kişiye sıkı surette bağlı haklarını kullanmada; TMK.nun 453, 462/7; TMK.nun 359, 455.maddelerindeki) hallerde dava ve takip ehliyetine sahiptirler. Bu durumlar dışında ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlıların dava ve takip ehliyeti yoktur. İstisnai haller dışındaki dava ve takiplerde kanuni temsilcileri tarafından temsil olunurlar.
Somut olayda, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 20.08.2009 tarih ve 2009/1295 E.-2009/1697 K. sayılı kararı ile borçlunun TMK.nun 405.maddesi gereğince vesayet altına alındığı, takibin vesayet kararından sonra 04.11.2011 tarihinde başlatıldığı, ödeme emrinin 21.11.2011 tarihinde kısıtlıya tebliğ edildiği görülmektedir.
Vesayet altına alınma kararından sonra başlatılan takipte, yukarıda açıklanan istisnai durumların varlığı iddia ve ispat edilmediğine göre, kısıtlıyı vasisi temsil edeceğinden ve onun adına itiraz ve şikayet haklarını kullanacağından İİK.nun 61. maddesi kapsamında çıkarılan ödeme emrinin vasiye tebliği zorunludur. Bu husus, kamu düzenine ilişkin olup, her zaman ileri sürülebilir. Kaldı ki, daha önce vasiye çıkarılmış bir tebligatta bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece, kısıtlıya yapılan ödeme emri tebliği işleminin iptaline ve takip henüz kesinleşmediğinden hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken olaya uygun düşmeyen yazılı gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu vasisinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/09/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2015/5800 E., 2015/6860 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. ve 61. maddesine göre, bu masrafların, tahsilat makbuzu karşılığında para olarak alınması gerekir.
23. Hukuk Dairesi 2015/5800 E. , 2015/6860 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Şikayetçi vekili, Tarsus 1.İcra Müdürlüğü'nün 2012/3299 Esas sayılı dosyasından düzenlenen 28.05.2014 tarihli sıra cetvelinde 1. sırada bulunan şikayet olunan alacaklının haczinin düştüğünü ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve şikayet etmiştir.
Şikayet olunan vekili, şikayetin reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, ve tüm dosya kapsamına göre, şikayet olunan vekili tarafından 14.01.2013 tarihli hacizden sonra 1 yıl içerisinde mahcuz taşınmazların kıymetinin takdir edilmesinin ve satışının 25.09.2013 tarihinde talep edildiği, kendisine icra müdürlüğünce 28.10.2013 tarihli yazıda bildirilen 500.00 TL kıymet takdir avansının da İİK'nın 110. maddesi uyarınca bildirim tarihinden itibaren 15 günlük süre içerisinde 31.10.2013 tarihinde depo edildiği, talebin usulüne uygun bir satış talebi olduğu, icra müdürünün kıymet takdiri ve satış avansını eksik bildirmiş olması nedeniyle eksik avansın icra müdürlüğünce her zaman tamamlatılmasının mümkün olduğu gerekçesiyle, şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir.
Aksaray 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/436 Talimat sayılı dosyasından düzenlenen 12.11.2013 tarihli Gayrimenkul Kıymet Takdir Tutanağında; 500,00 TL kıymet takdiri avansından, 100,00 TL kadastro bilirkişisi ücreti, 120,00 TL inşaat bilirkişisi ücreti, 40,00 TL araç ve şoför ücreti ve 56,85 TL harç olmak üzere toplam 316,85 TL'nin harcandığı anlaşıldığından, kalan kısmın satış avansı olarak yatırılmış olduğunun kabulü gerekmektedir. Şikayet olunan satış talebine rağmen satış avansı yatırmamış olup, buna rağmen icra müdürünün, İİK'nın 110. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle 28.10.2013 tarihli yazıda satış avansı da istemesi ya da yeni bir yazıyla satış avansı istemesi gerekirken bu yapılmamıştır. Yasa değişikliğinden önceki dönemde Dairemizin "Aynı Kanun'un 59. maddesi uyarınca, bir işlemin yapılmasını isteyen taraf, o işlemin yapılması için gerekli masrafları avans olarak (peşin) yatırmalıdır. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. ve 61. maddesine göre, bu masrafların, tahsilat makbuzu karşılığında para olarak alınması gerekir. Aksi takdirde talep yapılmamış sayılır. Cüz’i de olsa satış avansının yatırılmış olması, usulüne uygun bir satış talebinin bulunduğu anlamına gelir. Yatırılan masrafın yetmeyeceği sonradan anlaşılırsa, bunun tamamlanması istenebilirse de, masraf hiç yatırılmamışsa geçerli bir talebin varlığından söz edilemez." şeklindeki uygulamasının yasa değişikliği karşısında devamı mümkün değildir. Anılan önceki uygulamaya göre yapılan temyiz itirazı isabetsizdir.
Bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, şikayetçi vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan İcra Mahkemesi kararının İİK’nun 366.maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
İcra ve İflas Kanunu'na göre, icra dairesi takip talebini aldıktan sonra en geç kaç gün içinde ödeme emri düzenleyip göndermek zorundadır?
A) Derhal
B) 3 gün
C) 5 gün
D) 7 gün
E) 10 gün
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.