İcra ve İflas Kanunu 62. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 62 – (Değişik: 18/2/1965-538/33 md.)
İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (Değişik ikinci cümle: 17/7/2003-4949/13 md.) İtiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine yapıldığı takdirde bu daire gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir; alınmayan masraftan memur şahsen sorumludur.
(Değişik fıkra: 17/7/2003-4949/13 md.) Takibe itiraz edildiği, 59 uncu maddeye göre alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir.
(Ek fıkra: 17/7/2003-4949/13 md.) Borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere borçluya ait yurt içinde bir adresi itirazla birlikte bildirmek zorundadır. Adresini değiştiren borçlu yurt içinde yeni adres bildirmediği ve tebliğ memurunca yurt içinde yeni adresi tespit edilemediği takdirde, takip talebinde gösterilen adrese çıkarılacak tebligat borçlunun kendisine yapılmış sayılır.
Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısman cihet ve miktarını açıkca göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır.
(Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.)
Borçlu takibin müstenidi olan senet altındaki imzayı reddediyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmelidir. Aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır.
Borçluya, itiraz eylediğine dair bedava ve pulsuz bir belge verilir.
2 – İtiraz sebepleri:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
79 karar eşleşti
7. Ceza Dairesi, 2022/16628 E., 2023/3477 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
beşinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ...
7. Ceza Dairesi 2022/16628 E. , 2023/3477 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/289 E., 2022/368 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi
TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tekirdağ 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2020 tarihli ve 2020/361 Esas, 2020/517 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delaleti ile 3 üncü maddesinin
beşinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ... hapis cezası ve 1.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Tekirdağ 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 13.04.2022 tarihli ve 2021/28123 Esas, 2022/7529 Karar sayılı ilâmıyla; "...5237 sayılı TCK’nun 51. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; sanığın daha önce üç aydan fazla hapis cezası ile cezalandırılmamış olması koşulu ve (b) bendinde; suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işleyemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması hükmü getirilmiş olmakla, adli sicil kaydına göre ertelemeye engel sabıkası olmayan sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşup oluşmamasına göre hapis cezasının ertelenmesine karar verilip verilmeyeceğinin tartışılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Tekirdağ 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2022 tarihli ve 2022/289 Esas, 2022/368 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delaleti ile 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 ... maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca erteli 10 ... hapis cezası ve 1.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve sanığın 1 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebebi; 5237 sayılı Kanun'un 51 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hapis cezasının ertelenmesi müessesesinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
2.Sanık müdafiin temyiz sebebi; sanığın mahkûmiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil olmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre; kolluk görevlilerince sanığın ve temyiz dışı sanık Mehmet Ekel'in telaşlı bir şekilde araçlara poşetler koyduklarının görüldüğü, poşetlerde ne olduğu sorulunca ''kaçak içki ve sigara'' olduğunu beyan etmeleri üzerine yapılan aramada... plakalı nakil aracından 101 şişe ve ikametinden 1.012 şişe kaçak içki ele geçirildiği anlaşılmıştır.
2.Sanığın aşamalarda üzerine atılı suçu ikrar ettiği belirlenmiştir.
3.Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği saptanmıştır.
IV. GEREKÇE
1.Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarının uygulanmayacağının gözetilmemesi Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün
görülmekle isabetli bulunmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tekirdağ 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli ve 2022/289 Esas, 2022/368 Karar sayılı sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılmak suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.03.2023 tarihinde karar verildi.
Diğer kararlar (4)
Hukuk Genel Kurulu, 2017/1152 E., 2017/1405 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İcra Mahkemesince takibin genel haciz yoluyla icra takibi olduğu, ödeme emrinin her iki borçluya da 08.04.2013 tarihinde tebliğ edildiği ve takibin türüne göre İcra ve İflas Kanunu’nun (İ.İ.K) 62. maddesinde öngörülen 7 günlük süre içinde 08.04.2013 tarihinde her iki borçlunun itirazda bulunduğu ve icra dairesince 14.01.2014 tarihinde de süresinde usulünce itiraz nedeniyle İcra ve İflas Kanunu’nun
Hukuk Genel Kurulu 2017/1152 E. , 2017/1405 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Şikâyetçi-alacaklı tarafından “memur işleminin şikayet yolu ile iptali” istemiyle yapılan şikâyetten dolayı yapılan yargılama sonunda Bursa 2. İcra (Hukuk) Mahkemesince şikâyetin reddine dair verilen 30.01.2014 gün ve 2014/61 E., 2014/63 K. sayılı kararın şikâyetçi-alacaklı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 14.04.2014 gün ve 2014/8905 E., 2014/10756 K. sayılı kararı ile;
“...Alacaklı tarafından genel haciz yoluyla başlatılan takibe karşı, borçluların itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının, itirazın süresinde olmadığından durma kararının iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Borçlulara ödeme emrinin 08/04/2013 tarihinde tebliğ edildiği, alacaklı vekilinin 31/05/2013 tarihli talebinin kabulü ile haciz yazıları yazıldığı, borçluların itiraz dilekçelerinin 14/01/2014 tarihli karar ile 08/04/2013 tarihli oldukları belirtilerek tutanağa geçirildiği görülmektedir.
İİK. nun 8. ve İcra İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 22/2. maddesi gereğince, icra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra müdürü veya muavini veya katibi tarafından imzalanır. Buna göre, itiraz, icra tutanağına geçirildiği tarihte yapılmış sayılır. Bu tutanakların aksi ancak aynı nitelikte bir belge ile ispatlanabilir.
Somut olayda, mahkemece bu kuralı tersine işletecek şekilde, 8 ayı aşkın bir süre önceki olayı belgelemek üzere İcra Müdürlüğünce tutulan tutanak esas kabul edilerek bu doğrultuda karar verildiği anlaşılmıştır.
O halde mahkemece, şikayetin kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir…”
gerekçesi ile karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Talep memur işleminin şikâyet yolu ile iptali istemine ilişkindir.
Şikâyetçi-alacaklı vekili müvekkili adına borçlular hakkında icra takibine başlandığını, takibin kesinleştiğini ve borçluların gayrimenkullerine haciz şerhi konulduğunu, borçluların gayrimenkul haczi için yapılan tebligattan sonra takibe itirazda bulunduklarını, bunun üzerine icra dairesince haciz şerhinin kaldırılarak itiraz nedeni ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, ancak borçluların itirazının süresinde olmadığını, icra dairesi işleminin yasal olmadığını belirtip, takibin durdurulması kararının kaldırılmasına ve haczin devamına karar verilmesini şikâyet yolu ile talep etmiştir.
İcra Mahkemesince takibin genel haciz yoluyla icra takibi olduğu, ödeme emrinin her iki borçluya da 08.04.2013 tarihinde tebliğ edildiği ve takibin türüne göre İcra ve İflas Kanunu’nun (İ.İ.K) 62. maddesinde öngörülen 7 günlük süre içinde 08.04.2013 tarihinde her iki borçlunun itirazda bulunduğu ve icra dairesince 14.01.2014 tarihinde de süresinde usulünce itiraz nedeniyle İcra ve İflas Kanunu’nun (İ.İ.K) 66. maddesine göre takibin durdurulduğu, bu işlemde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, süresinde itiraz üzerine takip durduğundan, yapılan haciz işlemlerinin yok hükmünde olduğu, bu işlemlerin alacaklı lehine hak doğurmayacağı, bu nedenlerle şikâyetçi-alacaklının icra dairesinin 14.01.2014 tarihli işlemine yönelik yerinde görülmeyen şikâyetinin reddine karar verilmiştir.
Şikâyetçi-alacaklı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.
Mahkemece önceki gerekçeler tekrar edilerek direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı şikâyetçi-alacaklı vekili tarafından temyize getirilmektedir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, tutanağa geçirilmemiş itiraz dilekçesindeki havale tarihinin, icra müdürü tarafından aksi yönde tutulan tutanak karşısında dikkate alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır.
İcra ve İflas Kanununun (İ.İ.K) “tutanaklar” kenar başlıklı 8'inci maddesinin birinci fıkrasına göre “İcra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vakı talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra memuru veya yardımcısı veya katibi tarafından imzalanır”. Aynı maddenin son fıkrası ise “İcra ve iflas dairelerinin tutanakları, hilafı sabit oluncaya kadar muteberdir” düzenlemesini getirmiştir.
Aleyhine genel haciz yolu ile icra takibi yapılan borçlu, borçlu olmadığı kanaatinde ise ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine vereceği bir dilekçe ile borca (ya da yetkiye) itiraz edebilir. Bu itiraz üzerine takip durur (İİK.m.66). Takibe bu süre içinde itiraz edilmemişse alacaklı haciz isteme yetkisini kullanabilir.
Kendisine bir dilekçe sunulan icra memuru, bu dilekçeyi havale ederek icra dosyasına koyar ve icra tutanağına da bu durumu kaydeder.
Somut olayda şikâyet olunan-borçlular ... ve ... aleyhine icra takibi yapılmış ve ödeme emri borçlulara 08.04.2013 günü tebliğ edilmiştir. Borçlu olmadığı kanısında bulunan şikâyet olunanların bu aşamada yapması gereken iş, yasal yedi günlük süre dolmadan itiraz dilekçesini icra dairesine havale ettirmek suretiyle teslim etmek ve dilekçenin dosyaya konulduğu hususunda icra tutanağının düzenlenmesini istemekten ibarettir. Oysa dosyanın incelenmesinde alacaklı vekilinin 31/05/2013 tarihli talebinin kabulü ile haciz yazıları yazılmış, İcra Dairesince 14.01.2014 tarihli karar ile borçluların itiraz dilekçelerinin 08/04/2013 tarihli oldukları belirtilerek tutanağa geçirilmiştir. 14.01.2014 tarihli karar ile borçluların itiraz dilekçelerinin 08.04.2013 tarihli olduğu konusunu destekleyecek hiçbir delil ve emareye dosyada rastlanmamıştır. İcra ve İflas Kanununun (İ.İ.K) 8. ve İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 22/2. maddesi gereğince itiraz, icra tutanağına geçirildiği tarihte yapılmış sayılır. Bu tutanakların aksi ancak aynı nitelikte bir belge ile ispatlanabilir.
Hâl böyle olunca mahkemece icra dairesi tarafından tutulan tutanak esas kabul edilerek şikâyetin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında memur işleminde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, itirazın süresinde yapıldığı yönündeki yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüşse de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
Burada açıklanan nedenlerle direnme kararının bozulması gerekir.
SONUÇ: Şikâyetçi-alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde temyiz ilam harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.11.2017 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Dava, memur işleminin şikayet yoluyla iptaline ilişkindir.
Şikayetçi; icra takibinin kesinleşip haciz işlemi uygulandıktan sonra takibe itiraz edilmesine rağmen sanki itiraz süresindeymiş gibi işlem yapılarak takibin durdurulduğunu, hacizlerin kaldırıldığını bu işlemin yasal olmadığını belirterek takibin durdurulması kararının kaldırılarak haczin devamına karar verilmesini istemiştir.
İcra Hukuk Mahkemesince dosya üzerinden inceleme yapılarak, borçluların 8.4.2013 tarihinde süresi içinde itirazda bulundukları, icra memurunun işleminde usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
Bu kararın temyizi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi “ İİK'nın 8. ve Yönetmeliğin 22/2. M. gereğince, icra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra müdürü veya muavini veya katibi tarafından imzalanır. Buna göre, itiraz, icra tutanağına geçirildiği tarihte yapılmış sayılır. Bu tutanakların aksi ancak aynı nitelikte bir belge ile ispatlanabilir. ..Somut olayda 8 ayı aşkın bir süre önceki olayı belgelemek üzere İcra Müdürlüğünce tutulan tutanak esas kabul edilerek karar verilmesi” ni doğru bulmayarak kararı bozmuş, Yerel Mahkemece önceki grekçelerle direnme kararı verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; tutanağa geçirilmemiş itiraz dilekçesindeki havale tarihinin icra müdrürü tarafından aksi yöndeki tutulan tutanak karşısında dikkate alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Ödeme emri 8.4.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Borçluların itiraz dilekçeleri üzerindeki icra müdürü havalesi 8.4.2013 tarihlidir. İcra Müdürlüğü 14.1.2014 tarihli “Karar Tensip Tutanağı” başlıklı tutanak düzenleyerek “ Borçlulardan ...’nın müracaatı üzerine ele alınan dosya incelendi;
Karar: 1- Borçlular ... ve ...’ya ödeme emirleri 8/4/2013 tarihinde tebliğ edildiği, ve her iki borçlu aynı gün dilekçelerini tevdi ederek süresinde itiraz ettikleri anlaşılmakla, borçluların yasal süresi içerisinde ve yasanın öngördüğü şekilde uygun itirazlarının KABULÜ İLE İİK 66/1 maddesi gereği her iki borçlu yönünden İLAMSIZ İCRA TAKİBİNİN DURDURULMASINA,
2- Süresinde yapılmış itiraza rağmen sehven takibin durdurlmadığı ve alacaklı vekilinin talebi üzerine takip kesinleştirilerek haciz uygulandığı anlaşılmakla, uygulanan tüm hacizlerin ve bu yönde verilmiş tüm kararların kaldırılmasına,
3- Tebligat masrafı alınarak durdurma kararı ve itiraz dilekçelerinin bir örneğinin alacaklı/vekiline tebliğe gönderilmesine karar verildi. 14.1.2014” diyerek bu hususları tespit etmiştir.
Bundan başka aynı icra müdürlüğü bozmadan sonra 23.5.2014 tarihli tutanak ile olayları baştan sona belgeye bağlamış, “ Dosyayı inceledim ve içerisinde ; tarih kaşe ve imzası tarafıma ait ve hatta dikkat çekmesi için “itiraz” kelimesi ibaresini içerir kaleme havale etmiş olduğum dilekçeleri gördüm....haciz talebi sırasında bu dilekçeler dosyada olduğu halde müdür yardımcısının dikatinden mi kaçtığı veya dosyaya konulmayıp evrak sepetinde mi kaldığı veya içerisinden çekilip haciz talebinde mi bulunulduğu vs. nasıl ve ne olduğu konusunda bir yorum ve kanaat yapmak mümkün değil. Ancak bir gerçek var ki o da borçluların 8.4.2013 tarihinde havalesini yaptırdıkları itirazları mevcuttur...” diyerek itirazın süresinde yapıldığı hususunda ısrarcı olmuştur.
Söz konusu itiraz dilekçeleri uyap ortamına 14.1.2014 tarihinde taranmıştır.
İİK’nın 8. maddesi İcra ve İflas dairelerinin kendilerine yapılan müracaatlar hakkında bir tutanak düzenleyeceklerini, verilen kararların gerekçeli olarak tutanağa geçirileceğini, bu tutanakların hilafı sabit oluncaya kadar muteber olduğunu hüküm altına almıştır,
Diğer yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 204. maddesi de “...yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.” şeklinde düzenlenmiştir.
Resmi belgede sahtecilik suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 204. maddesi bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen kamu görevlisinin üç yıldan sekiz yıla kadar cezalandırılacağını, bu belgenin aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olması halinde cezanın yarı oranında arttırılacağını hüküm altına almıştır.
Somut olaya döndüğümüzde; itiraz dilekçesi üzerinde icra müdürünün havalesi bulunmaktadır. Yine aynı icra müdürlüğünce itirazın süresinde yapıldığı tutanak altına alınmış, aynı tarihte uyap ortamına aktarılmıştır. Bununla da yetenilmemiş olayların nasıl geliştiği tekrar tutanağa bağlanmıştır.
Bu durumda icra memuru, İİK 8. maddesinin emrettiği şekilde tutanak düzenlemiştir. Bu tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerdir. İtiraz dilekçesinin uyap ortamına aktarılması icra memur ve çalışanlarının görevleri içindedir.
Tutanakların doğru olmadığı, İcra müdürlüğünce havalenin önceki tarihle yapıldığı yönünde şüphesi bulunan özel daire öncelikle bu yönde suç duyurusunda bulunmalı, yapılan yargılama sonucunda olayın oluşuna ilişkin somut gerçeklik ortaya çıktıktan sonra itirazın süresinde olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerin doğru olmadığı kanaatinde olan Yargıtay Özel Dairesi tarafından bu yönde bir suç duyurusunda bulunulmadığı gibi Hukuk Genel Kurulunca da bu şekilde bir işlem yapılma ihtiyacı duyulmamıştır. Bu durumda İcra Müdürlüğü tarafından tutulan tutanakların doğruluğunu kabul etmek yasaların emredici kurallarındandır.
Bunlar yapılmadığına göre tutanakların doğru ve itirazların süresinde olduğunun kabulü gerekecektir. Aksi düşünce hukuk yargılamasında keyfiliği öne çıkaracak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6., T.C. Anayasası'nın 36., Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılanma, hak arama ve hakka ulaşma güvenliğini zedeleyecektir.
Açıklanan bu nedenlerle Yerel Mahkeme kararının isabetli olduğu düşüncesiyle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyorum.
KARŞI OY
Somut olayda ödeme emrinin her iki borçluya 8/4/2013 tarihinde tebliği edildiği, takibin türüne göre 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 62. maddesinde öngörülen 7 günlük süre içinde borçlu asiller tarafından süresinde aynı gün itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin icra memurunca havale edilmesine rağmen tutanağa işlenmediği gibi UYAP'a süre geçtikten sonra 14/01/2013 kaydedildiği konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
İlk Derece Mahkemesi ile Daire arasındaki uyuşmazlık, tutanağa geçirilmeyen, UYAP'a geç kaydedilmekle birlikte imzası icra memurunca inkar edilmeyen itiraz dilekçesindeki havale tarihinin itiraz tarihi olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
2004 sayılı İcra İflas Kanununun 8. ve Yönetmeliğin 22. maddelerine göre borçlu tarafından itiraz edildiğinde tutanak tutma ve Uyap'a kaydetme yükümlüsü icra müdürlüğüdür. İcra memuru Yönetmeliğin 40. maddesi uyarınca ödeme emrine karşı yapılacak her türlü itiraz halinde borçluya dosya numarası; borçlunun adı soyadı; itirazın niteliği ve tarihini içerir bedava ve pulsuz belge vermek zorundadır. Bu belge icra müdür veya yardımcısı tarafından imzalanıp onaylandıktan sonra diğer nüshası dosyaya konulur. 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 8/1 fıkranın ikinci cümlesine göre ''Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra memuru veya yardımcısı veya katibi tarafından imzalanır''. Uygulamada itiraz dilekçesinin havale edilmesiyle ikinci cümle uyarınca hukuki işlem- somut olayda itiraz işlemi - tesis edilmiş olmaktadır. İcra memurunun imzasını içeren havale işlemi 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 66 maddesi uyarınca itirazın süresinde yapılıp yapılmadığına ilişkin inceleme ile Yönetmeliğin 40 maddesi uyarınca verilecek belge yerine geçmektedir. 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 66 maddesinde süresinde yapılan itirazın takibi durduracağı hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda; Kanımızca borçlu asiller tarafından verilen itiraz dilekçesinin icra memuru tarafından havale edilmesiyle 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca işlem hukuka uygun şekilde tesis edilmiştir. İcra tutanaklarının aksini kanıtlamak kural olarak şekle bağlı değildir ( 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ...7/2). Fakat icra tutanağı bir hukuki işlemi onaylıyorsa M.K. 7/1 uyarınca resmi belgelerin belgeledikleri olayın doğruluğuna kanıt oluşturması hükmünden yola çıkılarak tutanağın aksini kanıtlamak ancak aynı nitelikte belge ile mümkündür. İcra memurunun Uyap'a geç kayıt yapması ve tutanağa işlememesi ile Yönetmeliğin 40 maddesi uyarınca belge vermemesi başka ifade ile hatalı ve eksik işlemi borçlular aleyhine yorumlanamaz. Yüksek Daire benzeri bir olayda; icra memurunun muhabere numarası koymakla yetinip, havale yazısının altını imzalamamış olmasının borçlu aleyhine yorumlanamayacağını kabul etmiştir. (12. Hukuk Dairesi 18/10/1983 tarih ve 6625 esas, 7630 karar sayılı ilamı). Kaldı ki, somut olayda itiraz dilekçeleri borçlu asiller tarafından verilmiş olup UYAP kullanma yetkileri de bulunmamaktadır. İcra memuru hakkında ceza soruşturması yapılmamış herhangi sahtecilik iddiası ileri sürülmemiştir. Hal böyle olunca icra memurunun eksik ve hatalı işleminin borçlu aleyhine yorumlanamayacağını; bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının onanması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
12. Hukuk Dairesi, 2016/12319 E., 2016/16224 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde İİK'nun 62. maddesi hükmüne göre;
12. Hukuk Dairesi 2016/12319 E. , 2016/16224 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı şikayet yoluyla icra mahkemesine yaptığı başvuruda; borçlu şirket hakkında başlattığı genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine karşı borçlunun yasal süresi içinde borca itiraz etmediğini ileri sürerek icra müdürlüğünün takibin durdurulmasına yönelik verdiği kararın iptali isteğinde bulunmuştur.
Genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde İİK'nun 62. maddesi hükmüne göre; borçlunun itirazını ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren yedi günlük süresi içerisinde icra dairesine bildirmesi halinde İİK'nun 66. maddesi uyarınca icra müdürü takibi durdurur.
İİK'nun 8. ve İcra İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 22/2. maddesi gereğince ise; "İcra ve iflas daireleri, yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları, ilgililer ve icra müdürü veya muavini veya katibi tarafından imzalanır.''
Buna göre; ödeme emrine itiraz dilekçesinin, icra memuruna havale ettirilip icra tutanağına yazdırılmış olması gerekir. Çünkü ödeme emrine itiraz tarihi, itiraz dilekçesindeki tarih olmayıp, bu dilekçenin icra tutanağına geçirildiği tarihtir (HGK. 13.5.2009 tarih ve 2009/12-185 E.-2009/182 K.). İcra müdürlüğünce, itiraz dilekçesi tarihinin, önceki bir tarih olarak bildirilmesine itibar edilemez. Tutanağa geçirilmeyen dilekçeler tanık beyanı ile de ispat edilemez.
Ayrıca, İİK'nun 8/a maddesinde de, icra ve iflas dairelerince yapılacak her türlü icra ve iflas işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminin kullanılacağı, her türlü veri, bilgi, belge ve kararın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla işlenerek kaydedileceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde borçluya örnek 7 numaralı ödeme emrinin 04.06.2014 tarihinde tebliğ edildiği, alacaklı vekilinin 12.06.2014 tarihli talebi üzerine icra müdürlüğünce borçlu şirket hakkındaki takibin kesinleştiğinden bahisle aynı tarihte haciz işlemlerinin uygulandığı, bilahare, borçlu vekilinin bila tarihli dilekçesi ile icra müdürlüğüne başvurarak takibe yasal süresi içinde itirazda bulunulduğunu bildirip, 05.06.2014 tarihini taşıyan ve icra müdür yardımcısı tarafından 05.06.2014 tarihinde havale edilip imzalanan itiraz dilekçesinin ibraz edildiği ve bunun üzerine icra müdürlüğünün
18.06.2014 tarihli kararıyla borçlu yönünden takibin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. Ne var ki borçlunun itiraz dilekçesinin ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi günlük süre geçirildikten sonra 18.06.2014 tarihinde icra tutanağına kaydedildiği ve yine 18.06.2014 tarihinde UYAP sistemine kaydının yapıldığı dosya kapsamıyla sabittir. Ayrıca, her ne kadar, borçlu vekilince cevap dilekçesinde, itiraz dilekçesine ekli sunulan vekaletnamenin 05.06.2014 tarihinde harçlandırıldığı ifade edilmiş ise de; icra dosyasında vekalet harcı yatırıldığına dair bir belge bulunmadığı gibi icra müdürlüğünce de; 05.06.2014 tarihinde borçlu vekili tarafından vekalet harcının yatırılmadığının cevabi yazıyla bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar uyarınca, itiraz dilekçesinin üzerinde yazılı tarihin itiraz tarihi olarak kabulüne imkan bulunmadığı ve itiraza esas olan tarihin anılan dilekçenin icra tutanağına geçirilip UYAP sistemine işlendiği 18.06.2014 tarihi olduğu açıktır. Öyleyse, belirtilen tarih nazara alındığında borçlu tarafından İİK'nun 62. maddesinde öngörülen yasal yedi günlük süre içinde yapılmış bir itirazın varlığından söz edilemeyeceğinden, icra müdürlüğünün takibin durdurulması yönündeki kararının yasaya uygun bulunduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
O halde, mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2014/27237 E., 2015/1958 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Genel haciz yoluyla takipte, İİK.nun 62. maddesi uyarınca borçlunun 7 günlük sürede itiraz etmesi halinde aynı kanunun 66.
12. Hukuk Dairesi 2014/27237 E. , 2015/1958 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi.... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından, borçlu hakkında genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibinde, alacaklı itirazın kaldırılması istemiyle icra mahkemesine başvurmuştur.
Genel haciz yoluyla takipte, İİK.nun 62. maddesi uyarınca borçlunun 7 günlük sürede itiraz etmesi halinde aynı kanunun 66. maddesi gereğince takip durur.
İİK.nun 8. ve İcra İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 22/2. maddesi gereğince, icra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra müdürü veya muavini veya katibi tarafından imzalanır.
Buna göre ödeme emrine itiraz dilekçesinin icra memuruna havale ettirilip icra tutanağına yazdırılmış olması gerekir. Çünkü ödeme emrine itiraz tarihi, itiraz dilekçesindeki tarih olmayıp, bu dilekçenin icra tutanağına geçirildiği tarihtir (HGK.13.5.2009 tarih ve 2009/12-185 E.-2009/182 K).
Somut olayda, icra dosyasında, borçlu ... tarafından 08/02/2013 tarihli itiraz dilekçesi mevcut ise de, bu itiraz dilekçesinin verildiğine ilişkin icra tutanağında bir kayıt olmadığı gibi, uyap sitemine kaydedilmiş bir itiraz dilekçesine de rastlanmamıştır. Bu durumda İİK'nun 62/1. maddesinde belirtilen yasal sürede borçlu tarafından yapılmış bir itiraz bulunmamaktadır.
Kaldı ki, dilekçe üzerindeki 08/02/2013 tarihi itiraz tarihi olarak kabul edilse dahi, ödeme emrinin tebliğ tarihi 31/01/2013 olduğundan, itiraz 7 günlük süreden sonradır.
Bu durumda, borçlu tarafından süresinde yapılmış bir itirazdan söz edilemeyeceğinden alacaklının itirazın kaldırılmasını istemekte hukuki yararı yoktur.
O halde mahkemece, itirazın kaldırılması talebinin süresinde yapılmış bir itiraz bulunmadığından istemin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde itirazın kaldırılmasına karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- ŞİKAYET**- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 62 ]
12. Hukuk Dairesi 2008/17859 E., 2008/21328 K.
12. Hukuk Dairesi 2008/17859 E., 2008/21328 K.
- ERMAYE ŞİRKETLERİ İLE KOOPERATİFLERİN İFLASI
- İTİRAZ
- ŞİKAYET- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 62 ]
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 179 ]
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 366 ]
"İçtihat Metni"
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 179/b maddesinin birinci paragrafına göre; "erteleme kararı üzerine borçlu aleyhinde 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşürücü müddetler işlemez."
Somut olayda borçlu vekili ilamsız icra takibine karşı İcra Mahkemesinde anılan iflas erteleme kararı nedeniyle usulsüz yapılan takibin iptalini talep etmektedir. Bu talep İİK.nun 16.maddesi hükmünde öngörülen şikayet niteliğinde olup, borçlunun takibin iptalini istemesi mümkün ve bunda hukuki yararı vardır.
O halde, Mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde İİK.nun 62.maddesi gereğince ilamsız takipte her türlü itirazın icra dairesine yapılması gerektiği nedeniyle itiraz ve şikayetin reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 01/12/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
Bir adi senede dayanan takipte, borçlu imzayı reddetmek istiyorsa bunu nasıl yapmalıdır?
A) "İtiraz ediyorum" demesi yeterlidir.
B) "Borcum yoktur" demesi yeterlidir.
C) Ayrıca ve açıkça imzayı inkar etmelidir.
D) Noterden ihtarname çekmelidir.
E) Menfi tespit davası açmalıdır.
Bu maddeyle ilgili 10 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.