İcra ve İflas Kanunu 63. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 63 – (Değişik: 17/7/2003-4949/14 md.)
İtiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında, itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez.
3 – Alacaklıya verilecek nüsha:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
35 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2022/13312 E., 2023/1327 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
maddesi gereğince kira sözleşmesinin ve kira bedelinin kesinleştiği, öte yandan İİK'nın 63. maddesi gereğince borçlunun icra müdürlüğüne yaptığı itirazla bağlı olup icra mahkemesinde yapılan inceleme aşamasında itirazlarını genişletemeyeceği belirtilerek takip konusu kira sözleşmesinin İİK'nın 68/1.
12. Hukuk Dairesi 2022/13312 E. , 2023/1327 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki itirazın kaldırılması ve tahliye uyuşmazlığından dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince istemin kabulü ile borçlunun itirazın kaldırılmasına ve takibin devamına, borçlu aleyhine takip konusu asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve borçlunun takip konusu taşınmazdan tahliyesine karar verilmiştir.
Kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle istemin reddine hükmedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. TALEP
Alacaklı, taraflar arasında bir tür hasılat kirası olan rödovans sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre üretime geçilmesinden sonra üretilen cevherin %10'unun borçlu tarafından hasılat kirası olarak alacaklıya ödeneceğinin, üretim yapılmasa dahi kiranın ödenmesi gerektiğinin kararlaştırıldığını, ancak 08.01.2020'den 01.01.2021 tarihine kadar olan kiraların borçlu tarafından ödenmediğini, borçlunun İcra Müdürlüğüne yaptığı borca itirazda sözleşmesel ilişkinin kabul edildiğini ileri sürerek, borçlunun itirazının kaldırılması ile takip konusu taşınmazdan tahliyesini ve borçlu aleyhine takip konusu alacağın en az % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Borçlu cevap dilekçesinde; takip talebi ile ödeme emrinde haciz ve tahliye talebi bulunmadığını, sözleşme konusu maden sahasının alacaklı tarafından kullanıma elverişli şekilde borçluya teslim edilmediğini, borçlunun üretim için gerekli izinleri alması maksadıyla yapılan başvuruların alacaklı tarafından iptal ettirilmesi nedeniyle bu sahada üretim yapmasının hukuken mümkün olmadığını, bu nedenlerle kira borcunun da doğmadığını, ayrıca borçlu tarafından taşınmaza yapılan zorunlu ve faydalı giderler nedeniyle sözleşmesinin 11. maddesi gereğince borçlunun ödemeden kaçınabileceğini, pandemi nedeniyle Maden İşleri Genel Müdürlüğünce 01.4.2020 ile 30.6.2020 tarihleri arasında mücbir sebep ilan edilmesinden ötürü bu tarihlerin öncesi ve sonrasında pandeminin etkilerinin devam ettiğini belirterek sözleşmenin 20. maddesi gereğince üretim yapılmasının mümkün olmaması nedeniyle de kira borcunun doğmadığını, takipte istenen tutara ilişkin yapılan hesaplamanın sözleşmeye aykırı ve fahiş olduğunu ileri sürerek, istemin reddi ile alacaklı aleyhine takip konusu alacağın en az %20'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlunun İcra Müdürlüğüne yaptığı borca itirazında, kiracılık ilişkisine ve talep edilen kira bedeline ayrıca ve açıkça itiraz etmemesi nedeniyle, İİK'nın 269/2. maddesi gereğince kira sözleşmesinin ve kira bedelinin kesinleştiği, öte yandan İİK'nın 63. maddesi gereğince borçlunun icra müdürlüğüne yaptığı itirazla bağlı olup icra mahkemesinde yapılan inceleme aşamasında itirazlarını genişletemeyeceği belirtilerek takip konusu kira sözleşmesinin İİK'nın 68/1. maddesi anlamında belgelerden olduğu ve borçlunun itirazını aynı kuvvette belgeyle ispat edemediği, takipten sonrası için talep edilen yasal faizin yerinde olduğu gerekçeleri ile, istemin kabulüne ve borçlunun itirazının kaldırılması ile temerrüt şartları oluştuğundan takip konusu taşınmazdan tahliyesine karar verilmekle birlikte, borçlu aleyhine takip konusu alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Borçlu istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmekle birlikte, İİK'nın 63. maddesinde senet metninden anlaşılan itirazların icra mahkemesinde yapılan inceleme sırasında ileri sürülebileceğinin belirtildiğini ve kira bedelinin de takip konusu sözleşmeye göre belirlenebilir bir miktar olmadığını, bu nedenle icra mahkemesince kira bedelinin belirlenmesi konusunda inceleme yapılması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takip konusu rödovans sözleşmesi hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamakla birlikte, takip talebi ve ödeme emrinde takip konusu alacağın sözleşmenin 5.7'inci maddesine dayandırıldığı ve bu maddeye göre de kira bedelinin tespitinin yargılamayı gerektirdiğinden bahisle, borçlunun istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle istemin reddine hükmedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Alacaklı temyiz dilekçesinde; takip konusu sözleşmenin kira bedeline ilişkin 5.7'inci maddesinde kiranın bir şarta bağlanmadığını, üretim yapılmasa dahi kiranın ödeneceğinin ve kira bedelinin asgari tutarının belirlenmiş olduğunu, bu suretle kira bedelinin tespite muhtaç olmadığını, kaldı ki alacaklı tarafından takip talebinde minimum birim fiyatları üzerinden yapılan hesaplamayla alacağın istendiğini, borçlu tarafından icra müdürlüğüne yapılan itirazda kira bedeline dair bir itirazın bulunmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; adi kiraya ve hasılat kiralarına ilişkin icra takibinde itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK md. 63., 68., 269/2.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi Kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz incelemesinin murafaalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK'nın 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun'un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- TEMERRÜT**- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 63 ]
6. Hukuk Dairesi 2008/11333 E., 2008/13269 K.
6. Hukuk Dairesi 2008/11333 E., 2008/13269 K.
- KİRA SÖZLEŞMESİ
- TEMERRÜT- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 63 ]
- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 101 ]
"İçtihat Metni"
İcra mahkemesince verilmiş bulunan karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 101.321 YTL kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine vaki itiraz üzerine davacı, icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece 81.321 YTL kira alacağı üzerinden itirazın kaldırılmasına, temerrüt nedeniyle davalının kiralanandan tahliyesine, karar altına alınan alacak miktarı üzerinden %40 oranında icra inkar tazminatının davacıya verilmesine, karar verilmesi üzerine karar, davacı alacaklı ve davalı borçlu tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere ve kararın dayandığı gerekçeye göre davacının ve davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının tahliyeye yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacının 05,10.2001 tarihli sözleşmeye dayanarak yapmış olduğu takipte, davalıya 7/30 ihtarlı ödeme emri tebliğ edilmiştir. Taraflar arasında ihtilaflı olmayan sözleşmede kiralananın kaynak suyu olduğu belirtilmiş olup, 05.10.2001 tarihli kira sözleşmesi Borçlar Kanunu'nun hasılat kirası hükümlerine tabidir. Her ne kadar davalı takibe vaki itirazında açıkça belirtmemiş ise de, yargılama sırasında hasılat kirasının varlığını ileri sürmüştür. İİK'nın 63. maddesinde senet metninden anlaşılan hususların her aşamada ileri sürülebileceği hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, kira sözleşmesini nitelemek ve uygulanacak yasa hükmünü belirlemek hakime aittir. Kira sözleşmesi incelendiğinde. Borçlar Kanunu'nun hasılat kirası hükümlerine tabi olduğu sonucuna varılmakla, mahkemece davalı borçluya altmış günlük ödeme süresi verilmesi gerekirken, yazılı şekilde otuz günlük süre verilmek suretiyle temerrüt oluştuğundan bahisle tahliyeye karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davacının icra inkar tazminatı yönünden temyiz itirazlarının İncelenmesinde: Davacı alacaklı 22.10.2007 tarihinde yapmış olduğu icra takibinde 101.321 YTL kira alacağının tahsilini istemiştir. Mahkemece 06.02.2008 tarihinde 20.000 YTL olarak yasal otuz günlük ödeme süresinden sonra bankaya yapılan ödeme miktarı indirilerek bulunan miktar üzerinden tazminata karar verilmiştir.
Davalı 05.11.2007 tarihinde yapılan ödeme emri tebliği üzerine yapmış olduğu itirazında, borcum yok demekle takibin tümüne karşı koymuştur. Böylece davacının 101.321 YTL'den takip yapmakta haklı olduğunun kabulü gerektiğinden, mahkemece bu miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatı verilmesi gerekirken 81.321 YTL üzerinden icra inkar tazminatı verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle davacı ve davalının temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile davacı yararına tazminat yönünden, 3 no'lu bentte yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile davalı yararına tahliye yönünden kararın (BOZULMASINA) ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 27.11.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Bunlardan birisi İİK 150/a maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesi ipotekle (limit-üst sınır) teminat altına alınmışsa alacaklının krediyi kullandırdığını belgelemesi halinde İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) inceleme yapılması;
Hukuk Genel Kurulu 2008/12-72 E., 2008/36 K.
Hukuk Genel Kurulu 2008/12-72 E., 2008/36 K.
- İCRANIN GERİ BIRAKILMASI
- İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİP
- İTİRAZ
- KAYITSIZ ŞARTSIZ BORÇ İKRARI- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 68 ]
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 149 ]
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 150 ]
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 33 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki "itirazın kaldırılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Üsküdar Birinci İcra Hukuk Mahkemesi)'nce davanın reddine dair verilen 08.03.2007 gün ve 2007/24-247 sayılı kararın incelenmesi davacı/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Onikinci Hukuk Dairesi'nin 21.06.2007 gün ve 2007/10220-12759 sayılı ilamı ile; (...Alacaklının takip dayanağı ipotek akit belgesine dayanarak başlattığı takipte borçlu borcun bir kısmına itirazla takibin o miktar için durmasını sağlamıştır. Alacaklı takibini İÎK'nın 149/b madde koşullarında başlatmış, borçluya icra emri değil, ödeme emri tebliğ edilmiştir. Mahkemece anlaşmazlığın İÎK'nın 150/a madde koşullarında çözümlenmesi gerekirken somut olayda İİK'nın 150/ı maddesinin uygulama yeri bulunmadığı gözardı edilerek yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı/alacaklı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacı/alacaklı kooperatif, 11.08.2006 tarihinde dava dışı borçlular ile davalı ipotek borçlusu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişerek 20.000,00 YTL tutarında asıl alacağın icra gideri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek %57 yıllık faiz ile tahsilini istemiş; fazlaya ilişkin ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talep haklarını saklı tuttuklarını bildirmiş; takibini, S.S. Ü... Esnaf Kooperatifine ait, vadesi gelmiş 2005 Aralık, 2006 Mart, Haziran senetleri ile sözleşme gereği muaccel olan 4 adet senet ana para ve kredi faizi, temerrüt faizi borcuna ve bunların teminatı olarak verilen teminat ipotek akit belgesine dayandırmıştır.
Borçlulara 11.08.2006 tarihli "İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takipte Ödeme Emri" gönderilmiştir (İİK 149/b).
Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı/Celal I. yasal sürede itiraz ederek; kısmi itiraz ettiğini, tahakkuk edilen borcun hangi nedenle talep edildiğinin açıkça anlatılmadıgını, borcun mahiyetinin belirsizlik içinde olup, detaylı olarak açıklanmadığını, gerçek borçlunun Nazike olup, borçlu adına 13.350 YTL miktarında kefaleti nedeniyle borca mukabil kendisine ait taşınmazın ipotek edildiğini, mevcut borcun 3.077.35 YTL'sinin ödenip, makbuzların ekli olduğunu, geriye kalan 10.500 YTL borcun taksit mukabilinde borçlu tarafından ödeneceğini, bu nedenle fazlaya ait olan borca itiraz ettiğini; mal beyanı olarak da kefaleti nedeniyle ipotek etmiş olduğu taşınmazı, bildirmiştir.
İtiraz dilekçesi alacaklı tarafa ayrıca tebliğ edilmemiş; itirazın kaldırılması konulu eldeki dava 17.01.2007 tarihinde açılmıştır.
( Mahkemece duru şma açılarak icra dosyası getirtilmiş ve ilk celse, İİK m. 150/a, 150/ı gereği hesabın kat edilmesine ilişkin noter aracılığı ile hesap özeti gönderilmediği ve söz konusu belgelerin İİK m. 68/1'de belirtilen belgelerden olmadığı gerekçesiyle borcun 9.500,00 YTL kısmına yapılan itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı/alacaklı yanın temyizi üzerine Özel Daire'ce "Alacaklının takibini İİK'nın 149/b maddesi koşullarında başlattığı, borçluya ödeme emri gönderildiği, mahkemece anlaşmazlığın İİK m. 150/a madde koşullarında çözümlenmesi gerekirken somut olayda İİK'nın 150/ı maddesinin uygulama yeri bulunmadığının gözardı edilerek gidilen sonucun doğru olmadığı" gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkeme, "kararda İİK'nın 150/ı maddesinin maddi hatayla yer aldığı, ancak kararın diğer dayanaklarında ısrar ettiği, itirazın kaldırılması talebinin İİK'nın 150/a göndermesi ile 68/b maddesi hükümlerine göre çözüldüğü, hesap özetinin 68b/l. maddesine göre noter aracılığı ile borçluya gön-derilmeyip, 68b/2. maddesine göre borçluya banka nezdinde itiraz imkanı verilmediğinden borçlunun İİK'nın 68b/3. maddesi hükmüne göre hesap özetini itirazsız kabul etmiş sayılamayacağı, keza İİK'nın 68b/3. maddesine göre alacaklı belgelerinin de 68/1. maddede belirtilen belgelerden sayıla-madığı, rücu alacaklısı olarak takip başlatan alacaklı asıl alacaklının haklarına halef olduğundan fazlasına sahip olamayacağı, sonuca hiçbir etkisi olmayan maddi hatanın bozma sebebi yapılmasının hadisenin yorumunu ve anlaşılabilirliğini güçleştireceği" gerekçesiyle önceki kararında direnmiş; hükmü temyize davacı/alacaklı vekili getirmiştir.
Mahkemece, İİK'nın 150/ı maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı, maddi hata sonucu kararda yer aldığı ifade edilmekle, bu husus uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmıştır.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; alacaklı tarafından İİK 149/b maddesi koşullarında başlatılarak borçluya ödeme emri tebliğ edilen icra takibinde; ipotek borçlusu/davalının itirazının kaldırılmasına ilişkin alacaklı talebinin yasal dayanaklarının ne olduğu ve inceleme yönteminin nasıl olması gerektiği; bu cümleden olarak borçluya dava dışı banka tarafından hesap özeti borcunun gönderilmemesinin alacaklının belgelerinin İİK'nın 68/1. maddesinde sayılan belgelerden kabul edilmemesi ve dolayısıyla talebinin reddi sonucunu doğurup doğurmayacağı, noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe ilişkin düzenlemeler ve taşıdığı özelliklerin ortaya konulmasında yarar vardır.
Bilindiği üzere ipotek, halen mevcut (doğmuş) veya ileride doğacak ya da ileride doğması muhtemel olan bir alacağın temini için tesis edilebilir. İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte kesin borç (karz) ipoteğine dayanılmış ise; eş söyleyişle, doğmuş bir alacağın temini için düzenlenen ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcunu ihtiva ediyorsa başvurulacak yol, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takiptir ve bu durumda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK'nın) 149. maddesi gereği borçluya ve taşınmaz sahibi üçüncü şahsa birer icra emri gönderilir. Aynı Kanun'un 149/a maddesine göre, ilamların icrasına ilişkin aynı Kanun'un 33/1, 2, 3. maddeleri hükmünce, icranın durdurulması kararı alınmazsa da taşınmaz satılır.
Nitekim bu husus, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İcra emri" başlığını taşıyan 149. maddesinde;
"İcra memuru, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir.
Bu icra emrinde borcun otuz gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez ve icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmezse, alacaklının taşınmazın satışını isteyebileceği bildirilir."
Şeklinde düzenlenmiştir.
Buna karşılık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte teminat (üst sınır-limit) ipoteğine dayanılmışsa, kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilip edilmemesine göre uygulama yapılarak;
a) Kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilmiş ise; İİK'nın 150/ı maddesine göre yukarıda açıklanan şekilde icra emri gönderilmeli; şikayet vukuunda icra mahkemesince, ihtarnameye 8 gün içinde itiraz edilmesi halinde krediyi kullandıran tarafın alacağını İİK 68/b kapsam ında diğer belgelerle ispatlaması halinde şikayet reddedilmeli; eğer ihtarnameye 8 gün içinde itiraz edilmemişse de İİK'nın 149. maddesine göre ilamlı takibe ilişkin işlem yapılarak ve İİK 149/a maddesi göndermesi ile ilamların icrasına ilişkin İİK'nın 33/1, 2, 3. maddeleri hükmü uygulanmalı; icranın durdurulması kararı alınmazsa da taşınmaz satılmalıdır.
b) Kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilmemiş ise; bu durumda ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip yoluna başvurulmalı; borçluya İİK 149/b maddesine göre ödeme emri gönderilmelidir.
Konuya ilişkin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Ödeme emri" başlıklı 149/b maddesi;
"149. maddede yazılı haller dışındaki muaccel alacaklar için icra memuru, borçluya ve varsa taşınmaz sahibi üçüncü şahsa aşağıdaki kayıtlara uygun olmak üzere 60. maddeye göre birer ödeme gönderir.
1- Ödeme müddeti otuz gündür.
2- Yedi gün içinde itiraz olunmaz ve 1 numaralı bentte yazılı müddet içinde borç ödenmezse alacaklının taşınmazın satışını isteyebileceği bildirilir."
Hükmünü içermektedir.
Bu durumda borçlu veya üçüncü şahıs aynı Kanun'un 150. maddesi hükmü gereği ödeme emrine itiraz edebilir.
Bu husus "Ödeme emrine itiraz" başlıklı 150. maddede;
"Borçlu veya üçüncü şahıs ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabilirler. Ancak, rehin hakkı itiraz konusu yapılamaz. İpoteğin iptali hakkında dava açılması halinde 72. madde hükümleri kıyasen uygulanır."
Şeklinde ifade olunmuştur.
Açıklanan şekilde İİK'nın 150. maddesine göre itiraz edilip, icra mahkemesinden bu itirazın kaldırılması istenirse de;
mahkeme, İİK 150/a maddesi göndermesi ile İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre inceleme yapmalıdır.
2004 say ılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İncelenmesi Usulü ve Hükümleri" başlıklı 150/a maddesinde:
"Ödeme emrine itiraz hakkında 62'den 72. maddeye kadar olan hükümler uygulanır.
Ancak; 1. ipotek, bir cari hesap veya işleyecek kredi vesaire gibi bir mukavelenin teminatı olarak verilmişse, icra mahkemesi bu mukavele ve bununla ilgili sair belge ve makbuzları 68. maddedeki esaslara göre incelemek yetkisini haizdir..."
Denilmekte;
Bu maddede atıf yapılan aynı Kanun'un "İtirazın kesin olarak kaldırılması" başlıklı 68. maddesinde ise;
"(Değişik fıkra: 17.07.2003 - 4949 S.K./16. md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilamsız takip yapılamaz.
Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse, icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir.
İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur.
Borçlu murisine ait bir alacak için takip edilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse, bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz.
(Değişik fıkra: 09.11.1988 - 3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar.
Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde, vekil müteakip oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmeyen alacaklı, borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır.
(Ek fıkra: 06.06.1985 - 3222/6 md.; Değişik fıkra: 09.11.1988 - 3494/2 md.), (Değişik cümle: 17.07.2003 - 4949 S.K./16. md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde kırktan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar."
Şeklinde yer alan hüküm ile de incelemede esas alınacak yöntem düzenlenmektedir.
Hemen burada İfade edilmelidir ki, kural olarak, cari hesap-kredi sözleşmeleri yukarıda metni aynen alınan İİK'nın 68. maddesinde yazılı belgelerden değildir ve alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenemez.
Ne var ki, bu kuralın iki istisnası vardır;
Bunlardan birisi İİK 150/a maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesi ipotekle (limit-üst sınır) teminat altına alınmışsa alacaklının krediyi kullandırdığını belgelemesi halinde İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) inceleme yapılması; diğeri de İİK'nın 68/b maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesine dayanılarak noter aracılığıyla hesap özeti tebliğ edilip; buna 1 aylık sürede itiraz edilmemesi halinde İİK 68. maddede yer alan belge sayılarak, incelemenin yine bu maddedeki esaslara g öre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmesidir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında;
Alacaklı kooperatif takibini, ipotek akit belgesine dayandırarak, İİK'nın 149/b madde koşullarında başlatmış; borçluya icra emri değil, yine İİK'nın 149/b maddesine göre ödeme emri tebliğ ettirmiştir.
Borçlu, İİK'nın 150. maddesine dayanarak borca kısmi itirazda bulunmuş; takip itiraz edilen miktar yönünden durmuştur.
Alacaklı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde ödeme emrine itirazın incelenmesine ilişkin İİK'nın 150/a maddesine dayanarak borçlunun bu kısmi itirazının kaldırılmasını istemiştir.
Şu durumda mahkeme, İİK'nın 150/a maddesi göndermesi ile İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre inceleme yapmak durumundadır.
Bu esaslar gözetildiğinde, mahkemece yapılacak iş; kredinin kullandırıldığına dair borçluyu ilzam edecek gerekli belgeler (dahili çek, kasa tediye fişi vs) istenip, borçlunun İİK'nın 68. maddesindeki koşulları taşıyan ödeme belgesi varsa bunların da ibrazının istenmesi ile, gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırmak ve ipotek limitinin aşılmayacağı da gözönünde bulundurularak sonuca gitmek olmalıdır.
Aksine ve somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilip, bu kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nın 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA), istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 30.01.2008 gününde, oybirliği ile karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Bunlardan birisi İİK 150/a maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesi ipotekle (limit-üst sınır) teminat altına alınmışsa alacaklının krediyi kullandırdığını belgelemesi halinde İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) inceleme yapılması;
Hukuk Genel Kurulu 2008/12-72 E., 2008/36 K.
Hukuk Genel Kurulu 2008/12-72 E., 2008/36 K.
- İCRANIN GERİ BIRAKILMASI
- İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİP
- İTİRAZ
- KAYITSIZ ŞARTSIZ BORÇ İKRARI- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 68 ]
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 149 ]
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 150 ]
- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 33 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki "itirazın kaldırılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Üsküdar Birinci İcra Hukuk Mahkemesi)'nce davanın reddine dair verilen 08.03.2007 gün ve 2007/24-247 sayılı kararın incelenmesi davacı/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Onikinci Hukuk Dairesi'nin 21.06.2007 gün ve 2007/10220-12759 sayılı ilamı ile; (...Alacaklının takip dayanağı ipotek akit belgesine dayanarak başlattığı takipte borçlu borcun bir kısmına itirazla takibin o miktar için durmasını sağlamıştır. Alacaklı takibini İÎK'nın 149/b madde koşullarında başlatmış, borçluya icra emri değil, ödeme emri tebliğ edilmiştir. Mahkemece anlaşmazlığın İÎK'nın 150/a madde koşullarında çözümlenmesi gerekirken somut olayda İİK'nın 150/ı maddesinin uygulama yeri bulunmadığı gözardı edilerek yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı/alacaklı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacı/alacaklı kooperatif, 11.08.2006 tarihinde dava dışı borçlular ile davalı ipotek borçlusu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişerek 20.000,00 YTL tutarında asıl alacağın icra gideri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek %57 yıllık faiz ile tahsilini istemiş; fazlaya ilişkin ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talep haklarını saklı tuttuklarını bildirmiş; takibini, S.S. Ü... Esnaf Kooperatifine ait, vadesi gelmiş 2005 Aralık, 2006 Mart, Haziran senetleri ile sözleşme gereği muaccel olan 4 adet senet ana para ve kredi faizi, temerrüt faizi borcuna ve bunların teminatı olarak verilen teminat ipotek akit belgesine dayandırmıştır.
Borçlulara 11.08.2006 tarihli "İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takipte Ödeme Emri" gönderilmiştir (İİK 149/b).
Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı/Celal I. yasal sürede itiraz ederek; kısmi itiraz ettiğini, tahakkuk edilen borcun hangi nedenle talep edildiğinin açıkça anlatılmadıgını, borcun mahiyetinin belirsizlik içinde olup, detaylı olarak açıklanmadığını, gerçek borçlunun Nazike olup, borçlu adına 13.350 YTL miktarında kefaleti nedeniyle borca mukabil kendisine ait taşınmazın ipotek edildiğini, mevcut borcun 3.077.35 YTL'sinin ödenip, makbuzların ekli olduğunu, geriye kalan 10.500 YTL borcun taksit mukabilinde borçlu tarafından ödeneceğini, bu nedenle fazlaya ait olan borca itiraz ettiğini; mal beyanı olarak da kefaleti nedeniyle ipotek etmiş olduğu taşınmazı, bildirmiştir.
İtiraz dilekçesi alacaklı tarafa ayrıca tebliğ edilmemiş; itirazın kaldırılması konulu eldeki dava 17.01.2007 tarihinde açılmıştır.
( Mahkemece duru şma açılarak icra dosyası getirtilmiş ve ilk celse, İİK m. 150/a, 150/ı gereği hesabın kat edilmesine ilişkin noter aracılığı ile hesap özeti gönderilmediği ve söz konusu belgelerin İİK m. 68/1'de belirtilen belgelerden olmadığı gerekçesiyle borcun 9.500,00 YTL kısmına yapılan itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı/alacaklı yanın temyizi üzerine Özel Daire'ce "Alacaklının takibini İİK'nın 149/b maddesi koşullarında başlattığı, borçluya ödeme emri gönderildiği, mahkemece anlaşmazlığın İİK m. 150/a madde koşullarında çözümlenmesi gerekirken somut olayda İİK'nın 150/ı maddesinin uygulama yeri bulunmadığının gözardı edilerek gidilen sonucun doğru olmadığı" gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkeme, "kararda İİK'nın 150/ı maddesinin maddi hatayla yer aldığı, ancak kararın diğer dayanaklarında ısrar ettiği, itirazın kaldırılması talebinin İİK'nın 150/a göndermesi ile 68/b maddesi hükümlerine göre çözüldüğü, hesap özetinin 68b/l. maddesine göre noter aracılığı ile borçluya gön-derilmeyip, 68b/2. maddesine göre borçluya banka nezdinde itiraz imkanı verilmediğinden borçlunun İİK'nın 68b/3. maddesi hükmüne göre hesap özetini itirazsız kabul etmiş sayılamayacağı, keza İİK'nın 68b/3. maddesine göre alacaklı belgelerinin de 68/1. maddede belirtilen belgelerden sayıla-madığı, rücu alacaklısı olarak takip başlatan alacaklı asıl alacaklının haklarına halef olduğundan fazlasına sahip olamayacağı, sonuca hiçbir etkisi olmayan maddi hatanın bozma sebebi yapılmasının hadisenin yorumunu ve anlaşılabilirliğini güçleştireceği" gerekçesiyle önceki kararında direnmiş; hükmü temyize davacı/alacaklı vekili getirmiştir.
Mahkemece, İİK'nın 150/ı maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı, maddi hata sonucu kararda yer aldığı ifade edilmekle, bu husus uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmıştır.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; alacaklı tarafından İİK 149/b maddesi koşullarında başlatılarak borçluya ödeme emri tebliğ edilen icra takibinde; ipotek borçlusu/davalının itirazının kaldırılmasına ilişkin alacaklı talebinin yasal dayanaklarının ne olduğu ve inceleme yönteminin nasıl olması gerektiği; bu cümleden olarak borçluya dava dışı banka tarafından hesap özeti borcunun gönderilmemesinin alacaklının belgelerinin İİK'nın 68/1. maddesinde sayılan belgelerden kabul edilmemesi ve dolayısıyla talebinin reddi sonucunu doğurup doğurmayacağı, noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe ilişkin düzenlemeler ve taşıdığı özelliklerin ortaya konulmasında yarar vardır.
Bilindiği üzere ipotek, halen mevcut (doğmuş) veya ileride doğacak ya da ileride doğması muhtemel olan bir alacağın temini için tesis edilebilir. İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte kesin borç (karz) ipoteğine dayanılmış ise; eş söyleyişle, doğmuş bir alacağın temini için düzenlenen ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcunu ihtiva ediyorsa başvurulacak yol, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takiptir ve bu durumda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK'nın) 149. maddesi gereği borçluya ve taşınmaz sahibi üçüncü şahsa birer icra emri gönderilir. Aynı Kanun'un 149/a maddesine göre, ilamların icrasına ilişkin aynı Kanun'un 33/1, 2, 3. maddeleri hükmünce, icranın durdurulması kararı alınmazsa da taşınmaz satılır.
Nitekim bu husus, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İcra emri" başlığını taşıyan 149. maddesinde;
"İcra memuru, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir.
Bu icra emrinde borcun otuz gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez ve icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmezse, alacaklının taşınmazın satışını isteyebileceği bildirilir."
Şeklinde düzenlenmiştir.
Buna karşılık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte teminat (üst sınır-limit) ipoteğine dayanılmışsa, kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilip edilmemesine göre uygulama yapılarak;
a) Kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilmiş ise; İİK'nın 150/ı maddesine göre yukarıda açıklanan şekilde icra emri gönderilmeli; şikayet vukuunda icra mahkemesince, ihtarnameye 8 gün içinde itiraz edilmesi halinde krediyi kullandıran tarafın alacağını İİK 68/b kapsam ında diğer belgelerle ispatlaması halinde şikayet reddedilmeli; eğer ihtarnameye 8 gün içinde itiraz edilmemişse de İİK'nın 149. maddesine göre ilamlı takibe ilişkin işlem yapılarak ve İİK 149/a maddesi göndermesi ile ilamların icrasına ilişkin İİK'nın 33/1, 2, 3. maddeleri hükmü uygulanmalı; icranın durdurulması kararı alınmazsa da taşınmaz satılmalıdır.
b) Kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilmemiş ise; bu durumda ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip yoluna başvurulmalı; borçluya İİK 149/b maddesine göre ödeme emri gönderilmelidir.
Konuya ilişkin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Ödeme emri" başlıklı 149/b maddesi;
"149. maddede yazılı haller dışındaki muaccel alacaklar için icra memuru, borçluya ve varsa taşınmaz sahibi üçüncü şahsa aşağıdaki kayıtlara uygun olmak üzere 60. maddeye göre birer ödeme gönderir.
1- Ödeme müddeti otuz gündür.
2- Yedi gün içinde itiraz olunmaz ve 1 numaralı bentte yazılı müddet içinde borç ödenmezse alacaklının taşınmazın satışını isteyebileceği bildirilir."
Hükmünü içermektedir.
Bu durumda borçlu veya üçüncü şahıs aynı Kanun'un 150. maddesi hükmü gereği ödeme emrine itiraz edebilir.
Bu husus "Ödeme emrine itiraz" başlıklı 150. maddede;
"Borçlu veya üçüncü şahıs ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabilirler. Ancak, rehin hakkı itiraz konusu yapılamaz. İpoteğin iptali hakkında dava açılması halinde 72. madde hükümleri kıyasen uygulanır."
Şeklinde ifade olunmuştur.
Açıklanan şekilde İİK'nın 150. maddesine göre itiraz edilip, icra mahkemesinden bu itirazın kaldırılması istenirse de;
mahkeme, İİK 150/a maddesi göndermesi ile İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre inceleme yapmalıdır.
2004 say ılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İncelenmesi Usulü ve Hükümleri" başlıklı 150/a maddesinde:
"Ödeme emrine itiraz hakkında 62'den 72. maddeye kadar olan hükümler uygulanır.
Ancak; 1. ipotek, bir cari hesap veya işleyecek kredi vesaire gibi bir mukavelenin teminatı olarak verilmişse, icra mahkemesi bu mukavele ve bununla ilgili sair belge ve makbuzları 68. maddedeki esaslara göre incelemek yetkisini haizdir..."
Denilmekte;
Bu maddede atıf yapılan aynı Kanun'un "İtirazın kesin olarak kaldırılması" başlıklı 68. maddesinde ise;
"(Değişik fıkra: 17.07.2003 - 4949 S.K./16. md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilamsız takip yapılamaz.
Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse, icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir.
İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur.
Borçlu murisine ait bir alacak için takip edilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse, bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz.
(Değişik fıkra: 09.11.1988 - 3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar.
Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde, vekil müteakip oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmeyen alacaklı, borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır.
(Ek fıkra: 06.06.1985 - 3222/6 md.; Değişik fıkra: 09.11.1988 - 3494/2 md.), (Değişik cümle: 17.07.2003 - 4949 S.K./16. md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde kırktan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar."
Şeklinde yer alan hüküm ile de incelemede esas alınacak yöntem düzenlenmektedir.
Hemen burada İfade edilmelidir ki, kural olarak, cari hesap-kredi sözleşmeleri yukarıda metni aynen alınan İİK'nın 68. maddesinde yazılı belgelerden değildir ve alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenemez.
Ne var ki, bu kuralın iki istisnası vardır;
Bunlardan birisi İİK 150/a maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesi ipotekle (limit-üst sınır) teminat altına alınmışsa alacaklının krediyi kullandırdığını belgelemesi halinde İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) inceleme yapılması; diğeri de İİK'nın 68/b maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesine dayanılarak noter aracılığıyla hesap özeti tebliğ edilip; buna 1 aylık sürede itiraz edilmemesi halinde İİK 68. maddede yer alan belge sayılarak, incelemenin yine bu maddedeki esaslara g öre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmesidir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında;
Alacaklı kooperatif takibini, ipotek akit belgesine dayandırarak, İİK'nın 149/b madde koşullarında başlatmış; borçluya icra emri değil, yine İİK'nın 149/b maddesine göre ödeme emri tebliğ ettirmiştir.
Borçlu, İİK'nın 150. maddesine dayanarak borca kısmi itirazda bulunmuş; takip itiraz edilen miktar yönünden durmuştur.
Alacaklı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde ödeme emrine itirazın incelenmesine ilişkin İİK'nın 150/a maddesine dayanarak borçlunun bu kısmi itirazının kaldırılmasını istemiştir.
Şu durumda mahkeme, İİK'nın 150/a maddesi göndermesi ile İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre inceleme yapmak durumundadır.
Bu esaslar gözetildiğinde, mahkemece yapılacak iş; kredinin kullandırıldığına dair borçluyu ilzam edecek gerekli belgeler (dahili çek, kasa tediye fişi vs) istenip, borçlunun İİK'nın 68. maddesindeki koşulları taşıyan ödeme belgesi varsa bunların da ibrazının istenmesi ile, gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırmak ve ipotek limitinin aşılmayacağı da gözönünde bulundurularak sonuca gitmek olmalıdır.
Aksine ve somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilip, bu kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nın 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA), istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 30.01.2008 gününde, oybirliği ile karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2023/3585 E., 2023/3867 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
tam metni aç
örevli olduğu, nispi harç alınmasına ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı, borçlunun itiraz dilekçesinde kira ilişkisine açıkça karşı çıkmaması ve aylık kira bedelini belirtmek suretiyle kira bedeline açıkça itiraz etmemesi nedeniyle İİK'nın 63. maddesi de nazara alınarak, İİK'nın 269/2.
12. Hukuk Dairesi 2023/3585 E. , 2023/3867 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Marmaris İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki adi kiraya ve hasılat kiralarına ait 13 örnek nolu takibe vaki itirazın kaldırılması ve tahliye istemi üzerine yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince istemin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Alacaklı icra mahkemesine başvurusunda; ödenmeyen 2020 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim ayları kira bedelleri için başlatılan takibe itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın kaldırılmasına, borçlunun taşınmazdan tahliyesine ve borçlu aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı, itirazın iptali ve tahliye davalarında sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, buna göre harç yatırılması gerektiğini, takibe konu 2020 yılı Ağutos 70.800,00 TL, Eylül 70.800,00 TL ve Ekim 70.800,00 TL olarak gösterilen kira kontratına imza atmadığını, böyle bir kira kontratı olmadığını, talep dilekçesinin deliller kısmında belirtilen kira kontratı ve ek kira kontratına bakıldığında ödeme şekli ve tarihi belirtilen kısımda talep konusu aylara ilişkin 70.800,00 TL'lik bir ödeme olmadığını, bu miktarda kira bedeli olduğuna ilişkin belge sunulması gerektiğini, Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/493 Esas sayılı dosyasında kira bedelinin uyarlanması davası açıldığını, davanın kısmen kabul edildiğini, istinaf aşamasında olduğunu ileri sürerek istemin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. Gerekçe ve Sonuç
Borçlu tarafından itiraz dilekçesinde açıkça ve ayrıca imzaya itiraz edilmediği, kira sözleşmesinin halen ayakta ve yürürlükte olduğu, yargılamayı gerektirir bir durum bulunmadığı, borçlu tarafından kira bedeline itiraz edilmiş ise de takipte istenebilecek aylık kira miktarının ne kadar olduğu gösterilmediğinden takip talebinde belirtilen kira miktarının kesinleştiği, bundan sonra borçlunun kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini İİK’nın 269/c maddesinde belirtilen belgelerle kanıtlamak durumunda olduğu, kira bedelinin uyarlanmasına ilişkin Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/493 Esas sayılı dosyasında dava tarihi 21.07.2020 tarihli olup takip tarihinden önce olduğu anlaşılsa da, uyarlama talebinin 2021 yılı kirası için kabul edildiği, 2020 yılı kirası için davanın reddine karar verildiği, söz konusu ilam kesinleşmediğinden uyarlama dosyasının eldeki takip dosyasına etki etmesinin düşünülemeyeceği, bundan başka dar yetkili icra mahkemesinin vereceği kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden, genel mahkemelerde derdest olan dosyaların ve savcılık dosyalarının bekletici mesele yapılması olanağı bulunmadığı, bu dosyada ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğünün incelenemeyeceği, bu hususun şikayet konusu edildiğine ilişkin delile rastlanmadığı, kira bedellerinin ödendiğinin veya sair bir sebeple istenemeyeceğinin İİK'nın 269/c maddesinde belirtilen belgelerle ispatlanamadığı gerekçesi ile itirazın kaldırılması ile takibin devamına, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden % 20 oranında hesaplanan 42.480,00 TL icra inkar tazminatının borçludan alınarak alacaklıya verilmesine, borçlunun kiralanandan tahliyesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Borçlu, sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, buna göre de nispi harç alınması gerektiğini, kira bedelinin açıkça bildirilmesi ve harcın tamamlanmasına ilişkin taleplerinin değerlendirilmediğini, alacaklının alacaklının aylık 70.800,00 TL kira alacağını belgelendirmesi ve ispatlaması gerektiğini, kira bedelinin kira sözleşmesinde görülemediğini, buna dair kira kontratının sunulması gerektiğini, kira ödemelerinin yapıldığı hesap numarası dökümanları istenmeden hüküm kurulduğunu, alacaklının hesabına 2019 yılı Kasım ayında 2020 yılı otel kirası açıklamalı 100.000,00 TL ve İkiaslan Ltd. Şti. hesabına Aralık ayında 100.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu şirket ile alacaklı şirketin aynı kişilerden oluştuğunu, yapılan bu ödemelerin takibe konu aylar kirası olduğunu, kira bedelinin uyarlanması için açılan davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, damga vergisi yatırılmadan tahliye kararı verilemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
C.1.Gerekçe ve Sonuç
Alacaklının istemi talep dilekçesinde "itirazın iptali" olarak belirtilmiş ise de, HMK'nın 33. maddesi uyarınca hukuki tavsif hakime ait olup, alacaklının başvurusunun bu hali ile İİK'nın 269/c maddesine dayalı itirazın kaldırılması ve tahliye istemi olduğu, icra mahkemesinin görevli olduğu, nispi harç alınmasına ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı, borçlunun itiraz dilekçesinde kira ilişkisine açıkça karşı çıkmaması ve aylık kira bedelini belirtmek suretiyle kira bedeline açıkça itiraz etmemesi nedeniyle İİK'nın 63. maddesi de nazara alınarak, İİK'nın 269/2. maddesi gereğince kira ilişkisinin ve aylık kira miktarının kesinleştiği, takipte istenen kiraların ödendiği İİK'nın 269/c maddesinde belirtilen belgelerle kanıtlanamadığından, istemin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, uyarlama talebinin takip tarihinden önceki alacaklara ilişkin olduğu, takip dosyasına bir etkisi olmayacağı, genel mahkemede görülmekte olan dosyanın icra mahkemesince bekletici mesele yapılamayacağı, icra mahkemesinde ileri sürülemeyeceği gerekçesi ile borçlunun istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Borçlu, istinaf dilekçesi içeriğini aynen tekrarlamış bundan başka; kira sözleşmesinde ödeme tarihlerine göre kira bedellerinin belli olduğunu, kira sözleşmesinde kira artışına ilişkin bir hüküm bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, adi kiraya ve hasılat kiralarına ait 13 örnek nolu takibe vaki itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK'nın 269 maddesi.
3. Değerlendirme
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK 269/2 maddesinde, "ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde itiraz sebeplerini 62. madde hükümleri dâhilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak red etmez ise akdi kabul etmiş sayılır" hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, borçlu takibe itirazında açıkça ve ayrıca kira ilişkisine karşı çıkmamış ise de karşı taraf şirket ile 15.10.2018 tarihinde yapılan kira sözleşmesinin 3. bendinde kira bedeli başlığı altında ödeme meblağları ve tarihlerinin belirlendiğini, bu ödeme meblağları ve tarihlerine bakıldığında 2020 yılı Ağustos, Eylül, Ekim aylarına ilişkin aylık 70.800,00 TL gibi bir ödeme görülmediğini ileri sürmüş olup, buna göre borçlunun sözleşmedeki kira bedellerini gösterek takipte istenen aylık kira bedeline itiraz ettiğininin kabulü gerekir.
O halde, İlk Derece Mahkemesince kesinleşen kira ilişkisi ve tarafların kabulünde olan sözleşme hükümleri dikkate alınarak itirazın kaldırılması ve tahliye istemi incelenip oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, aylık kira bedeline itiraz edilmediğine ilişkin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararının (KALDIRILMASINA), İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
Borçlu Deniz, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı icra dairesine verdiği itiraz dilekçesinde hiçbir sebep göstermeden sadece "Borca itiraz ediyorum" demiştir. Daha sonra alacaklı, İcra Mahkemesi'nde "itirazın kesin kaldırılması" talebinde bulunmuştur.
**İcra ve İflas Kanunu'na göre, İcra Mahkemesi'ndeki duruşmada borçlu Deniz aşağıdaki savunmalardan hangisini ileri sürebilir?**
A) Borcu itfa ettiğini (ödediğini)
B) Alacağın zamanaşımına uğradığını (Senet metninden anlaşıldığı varsayılarak)
C) Malın ayıplı olduğunu
D) Alacağın takasla sona erdiğini
E) Senedin hatır senedi olduğunu
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.