2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 64

İcra ve İflas Kanunu 64. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 64 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) İtiraz, alacaklıya mahsus ödeme emri nüshasına kaydedilir. İtiraz vakı olmazsa bu husus dahi işaret olunur. Bu nüsha itirazdan sonra veya itiraz müddetinin bitmesi üzerine alacaklıya verilir. 4 – Gecikmiş itiraz:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

22 karar eşleşti
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
Bunlardan birisi İİK 150/a maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesi ipotekle (limit-üst sınır) teminat altına alınmışsa alacaklının krediyi kullandırdığını belgelemesi halinde İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) inceleme yapılması;
Hukuk Genel Kurulu 2008/12-72 E., 2008/36 K. Hukuk Genel Kurulu 2008/12-72 E., 2008/36 K. - İCRANIN GERİ BIRAKILMASI - İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİP - İTİRAZ - KAYITSIZ ŞARTSIZ BORÇ İKRARI- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 68 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 149 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 150 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 33 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki "itirazın kaldırılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Üsküdar Birinci İcra Hukuk Mahkemesi)'nce davanın reddine dair verilen 08.03.2007 gün ve 2007/24-247 sayılı kararın incelenmesi davacı/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Onikinci Hukuk Dairesi'nin 21.06.2007 gün ve 2007/10220-12759 sayılı ilamı ile; (...Alacaklının takip dayanağı ipotek akit belgesine dayanarak başlattığı takipte borçlu borcun bir kısmına itirazla takibin o miktar için durmasını sağlamıştır. Alacaklı takibini İÎK'nın 149/b madde koşullarında başlatmış, borçluya icra emri değil, ödeme emri tebliğ edilmiştir. Mahkemece anlaşmazlığın İÎK'nın 150/a madde koşullarında çözümlenmesi gerekirken somut olayda İİK'nın 150/ı maddesinin uygulama yeri bulunmadığı gözardı edilerek yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Temyiz Eden: Davacı/alacaklı vekili Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Davacı/alacaklı kooperatif, 11.08.2006 tarihinde dava dışı borçlular ile davalı ipotek borçlusu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişerek 20.000,00 YTL tutarında asıl alacağın icra gideri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek %57 yıllık faiz ile tahsilini istemiş; fazlaya ilişkin ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talep haklarını saklı tuttuklarını bildirmiş; takibini, S.S. Ü... Esnaf Kooperatifine ait, vadesi gelmiş 2005 Aralık, 2006 Mart, Haziran senetleri ile sözleşme gereği muaccel olan 4 adet senet ana para ve kredi faizi, temerrüt faizi borcuna ve bunların teminatı olarak verilen teminat ipotek akit belgesine dayandırmıştır. Borçlulara 11.08.2006 tarihli "İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takipte Ödeme Emri" gönderilmiştir (İİK 149/b). Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı/Celal I. yasal sürede itiraz ederek; kısmi itiraz ettiğini, tahakkuk edilen borcun hangi nedenle talep edildiğinin açıkça anlatılmadıgını, borcun mahiyetinin belirsizlik içinde olup, detaylı olarak açıklanmadığını, gerçek borçlunun Nazike olup, borçlu adına 13.350 YTL miktarında kefaleti nedeniyle borca mukabil kendisine ait taşınmazın ipotek edildiğini, mevcut borcun 3.077.35 YTL'sinin ödenip, makbuzların ekli olduğunu, geriye kalan 10.500 YTL borcun taksit mukabilinde borçlu tarafından ödeneceğini, bu nedenle fazlaya ait olan borca itiraz ettiğini; mal beyanı olarak da kefaleti nedeniyle ipotek etmiş olduğu taşınmazı, bildirmiştir. İtiraz dilekçesi alacaklı tarafa ayrıca tebliğ edilmemiş; itirazın kaldırılması konulu eldeki dava 17.01.2007 tarihinde açılmıştır. ( Mahkemece duru şma açılarak icra dosyası getirtilmiş ve ilk celse, İİK m. 150/a, 150/ı gereği hesabın kat edilmesine ilişkin noter aracılığı ile hesap özeti gönderilmediği ve söz konusu belgelerin İİK m. 68/1'de belirtilen belgelerden olmadığı gerekçesiyle borcun 9.500,00 YTL kısmına yapılan itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı/alacaklı yanın temyizi üzerine Özel Daire'ce "Alacaklının takibini İİK'nın 149/b maddesi koşullarında başlattığı, borçluya ödeme emri gönderildiği, mahkemece anlaşmazlığın İİK m. 150/a madde koşullarında çözümlenmesi gerekirken somut olayda İİK'nın 150/ı maddesinin uygulama yeri bulunmadığının gözardı edilerek gidilen sonucun doğru olmadığı" gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkeme, "kararda İİK'nın 150/ı maddesinin maddi hatayla yer aldığı, ancak kararın diğer dayanaklarında ısrar ettiği, itirazın kaldırılması talebinin İİK'nın 150/a göndermesi ile 68/b maddesi hükümlerine göre çözüldüğü, hesap özetinin 68b/l. maddesine göre noter aracılığı ile borçluya gön-derilmeyip, 68b/2. maddesine göre borçluya banka nezdinde itiraz imkanı verilmediğinden borçlunun İİK'nın 68b/3. maddesi hükmüne göre hesap özetini itirazsız kabul etmiş sayılamayacağı, keza İİK'nın 68b/3. maddesine göre alacaklı belgelerinin de 68/1. maddede belirtilen belgelerden sayıla-madığı, rücu alacaklısı olarak takip başlatan alacaklı asıl alacaklının haklarına halef olduğundan fazlasına sahip olamayacağı, sonuca hiçbir etkisi olmayan maddi hatanın bozma sebebi yapılmasının hadisenin yorumunu ve anlaşılabilirliğini güçleştireceği" gerekçesiyle önceki kararında direnmiş; hükmü temyize davacı/alacaklı vekili getirmiştir. Mahkemece, İİK'nın 150/ı maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı, maddi hata sonucu kararda yer aldığı ifade edilmekle, bu husus uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmıştır. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; alacaklı tarafından İİK 149/b maddesi koşullarında başlatılarak borçluya ödeme emri tebliğ edilen icra takibinde; ipotek borçlusu/davalının itirazının kaldırılmasına ilişkin alacaklı talebinin yasal dayanaklarının ne olduğu ve inceleme yönteminin nasıl olması gerektiği; bu cümleden olarak borçluya dava dışı banka tarafından hesap özeti borcunun gönderilmemesinin alacaklının belgelerinin İİK'nın 68/1. maddesinde sayılan belgelerden kabul edilmemesi ve dolayısıyla talebinin reddi sonucunu doğurup doğurmayacağı, noktasında toplanmaktadır. Öncelikle, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe ilişkin düzenlemeler ve taşıdığı özelliklerin ortaya konulmasında yarar vardır. Bilindiği üzere ipotek, halen mevcut (doğmuş) veya ileride doğacak ya da ileride doğması muhtemel olan bir alacağın temini için tesis edilebilir. İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte kesin borç (karz) ipoteğine dayanılmış ise; eş söyleyişle, doğmuş bir alacağın temini için düzenlenen ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcunu ihtiva ediyorsa başvurulacak yol, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takiptir ve bu durumda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK'nın) 149. maddesi gereği borçluya ve taşınmaz sahibi üçüncü şahsa birer icra emri gönderilir. Aynı Kanun'un 149/a maddesine göre, ilamların icrasına ilişkin aynı Kanun'un 33/1, 2, 3. maddeleri hükmünce, icranın durdurulması kararı alınmazsa da taşınmaz satılır. Nitekim bu husus, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İcra emri" başlığını taşıyan 149. maddesinde; "İcra memuru, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir. Bu icra emrinde borcun otuz gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez ve icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmezse, alacaklının taşınmazın satışını isteyebileceği bildirilir." Şeklinde düzenlenmiştir. Buna karşılık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte teminat (üst sınır-limit) ipoteğine dayanılmışsa, kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilip edilmemesine göre uygulama yapılarak; a) Kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilmiş ise; İİK'nın 150/ı maddesine göre yukarıda açıklanan şekilde icra emri gönderilmeli; şikayet vukuunda icra mahkemesince, ihtarnameye 8 gün içinde itiraz edilmesi halinde krediyi kullandıran tarafın alacağını İİK 68/b kapsam ında diğer belgelerle ispatlaması halinde şikayet reddedilmeli; eğer ihtarnameye 8 gün içinde itiraz edilmemişse de İİK'nın 149. maddesine göre ilamlı takibe ilişkin işlem yapılarak ve İİK 149/a maddesi göndermesi ile ilamların icrasına ilişkin İİK'nın 33/1, 2, 3. maddeleri hükmü uygulanmalı; icranın durdurulması kararı alınmazsa da taşınmaz satılmalıdır. b) Kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilmemiş ise; bu durumda ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip yoluna başvurulmalı; borçluya İİK 149/b maddesine göre ödeme emri gönderilmelidir. Konuya ilişkin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Ödeme emri" başlıklı 149/b maddesi; "149. maddede yazılı haller dışındaki muaccel alacaklar için icra memuru, borçluya ve varsa taşınmaz sahibi üçüncü şahsa aşağıdaki kayıtlara uygun olmak üzere 60. maddeye göre birer ödeme gönderir. 1- Ödeme müddeti otuz gündür. 2- Yedi gün içinde itiraz olunmaz ve 1 numaralı bentte yazılı müddet içinde borç ödenmezse alacaklının taşınmazın satışını isteyebileceği bildirilir." Hükmünü içermektedir. Bu durumda borçlu veya üçüncü şahıs aynı Kanun'un 150. maddesi hükmü gereği ödeme emrine itiraz edebilir. Bu husus "Ödeme emrine itiraz" başlıklı 150. maddede; "Borçlu veya üçüncü şahıs ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabilirler. Ancak, rehin hakkı itiraz konusu yapılamaz. İpoteğin iptali hakkında dava açılması halinde 72. madde hükümleri kıyasen uygulanır." Şeklinde ifade olunmuştur. Açıklanan şekilde İİK'nın 150. maddesine göre itiraz edilip, icra mahkemesinden bu itirazın kaldırılması istenirse de; mahkeme, İİK 150/a maddesi göndermesi ile İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre inceleme yapmalıdır. 2004 say ılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İncelenmesi Usulü ve Hükümleri" başlıklı 150/a maddesinde: "Ödeme emrine itiraz hakkında 62'den 72. maddeye kadar olan hükümler uygulanır. Ancak; 1. ipotek, bir cari hesap veya işleyecek kredi vesaire gibi bir mukavelenin teminatı olarak verilmişse, icra mahkemesi bu mukavele ve bununla ilgili sair belge ve makbuzları 68. maddedeki esaslara göre incelemek yetkisini haizdir..." Denilmekte; Bu maddede atıf yapılan aynı Kanun'un "İtirazın kesin olarak kaldırılması" başlıklı 68. maddesinde ise; "(Değişik fıkra: 17.07.2003 - 4949 S.K./16. md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilamsız takip yapılamaz. Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse, icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir. İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur. Borçlu murisine ait bir alacak için takip edilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse, bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz. (Değişik fıkra: 09.11.1988 - 3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar. Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde, vekil müteakip oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmeyen alacaklı, borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır. (Ek fıkra: 06.06.1985 - 3222/6 md.; Değişik fıkra: 09.11.1988 - 3494/2 md.), (Değişik cümle: 17.07.2003 - 4949 S.K./16. md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde kırktan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar." Şeklinde yer alan hüküm ile de incelemede esas alınacak yöntem düzenlenmektedir. Hemen burada İfade edilmelidir ki, kural olarak, cari hesap-kredi sözleşmeleri yukarıda metni aynen alınan İİK'nın 68. maddesinde yazılı belgelerden değildir ve alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenemez. Ne var ki, bu kuralın iki istisnası vardır; Bunlardan birisi İİK 150/a maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesi ipotekle (limit-üst sınır) teminat altına alınmışsa alacaklının krediyi kullandırdığını belgelemesi halinde İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) inceleme yapılması; diğeri de İİK'nın 68/b maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesine dayanılarak noter aracılığıyla hesap özeti tebliğ edilip; buna 1 aylık sürede itiraz edilmemesi halinde İİK 68. maddede yer alan belge sayılarak, incelemenin yine bu maddedeki esaslara g öre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmesidir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında; Alacaklı kooperatif takibini, ipotek akit belgesine dayandırarak, İİK'nın 149/b madde koşullarında başlatmış; borçluya icra emri değil, yine İİK'nın 149/b maddesine göre ödeme emri tebliğ ettirmiştir. Borçlu, İİK'nın 150. maddesine dayanarak borca kısmi itirazda bulunmuş; takip itiraz edilen miktar yönünden durmuştur. Alacaklı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde ödeme emrine itirazın incelenmesine ilişkin İİK'nın 150/a maddesine dayanarak borçlunun bu kısmi itirazının kaldırılmasını istemiştir. Şu durumda mahkeme, İİK'nın 150/a maddesi göndermesi ile İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre inceleme yapmak durumundadır. Bu esaslar gözetildiğinde, mahkemece yapılacak iş; kredinin kullandırıldığına dair borçluyu ilzam edecek gerekli belgeler (dahili çek, kasa tediye fişi vs) istenip, borçlunun İİK'nın 68. maddesindeki koşulları taşıyan ödeme belgesi varsa bunların da ibrazının istenmesi ile, gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırmak ve ipotek limitinin aşılmayacağı da gözönünde bulundurularak sonuca gitmek olmalıdır. Aksine ve somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilip, bu kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. Sonuç: Davacı/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nın 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA), istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 30.01.2008 gününde, oybirliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Bunlardan birisi İİK 150/a maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesi ipotekle (limit-üst sınır) teminat altına alınmışsa alacaklının krediyi kullandırdığını belgelemesi halinde İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) inceleme yapılması;
Hukuk Genel Kurulu 2008/12-72 E., 2008/36 K. Hukuk Genel Kurulu 2008/12-72 E., 2008/36 K. - İCRANIN GERİ BIRAKILMASI - İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİP - İTİRAZ - KAYITSIZ ŞARTSIZ BORÇ İKRARI- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 68 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 149 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 150 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 33 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki "itirazın kaldırılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Üsküdar Birinci İcra Hukuk Mahkemesi)'nce davanın reddine dair verilen 08.03.2007 gün ve 2007/24-247 sayılı kararın incelenmesi davacı/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Onikinci Hukuk Dairesi'nin 21.06.2007 gün ve 2007/10220-12759 sayılı ilamı ile; (...Alacaklının takip dayanağı ipotek akit belgesine dayanarak başlattığı takipte borçlu borcun bir kısmına itirazla takibin o miktar için durmasını sağlamıştır. Alacaklı takibini İÎK'nın 149/b madde koşullarında başlatmış, borçluya icra emri değil, ödeme emri tebliğ edilmiştir. Mahkemece anlaşmazlığın İÎK'nın 150/a madde koşullarında çözümlenmesi gerekirken somut olayda İİK'nın 150/ı maddesinin uygulama yeri bulunmadığı gözardı edilerek yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Temyiz Eden: Davacı/alacaklı vekili Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Davacı/alacaklı kooperatif, 11.08.2006 tarihinde dava dışı borçlular ile davalı ipotek borçlusu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişerek 20.000,00 YTL tutarında asıl alacağın icra gideri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek %57 yıllık faiz ile tahsilini istemiş; fazlaya ilişkin ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talep haklarını saklı tuttuklarını bildirmiş; takibini, S.S. Ü... Esnaf Kooperatifine ait, vadesi gelmiş 2005 Aralık, 2006 Mart, Haziran senetleri ile sözleşme gereği muaccel olan 4 adet senet ana para ve kredi faizi, temerrüt faizi borcuna ve bunların teminatı olarak verilen teminat ipotek akit belgesine dayandırmıştır. Borçlulara 11.08.2006 tarihli "İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takipte Ödeme Emri" gönderilmiştir (İİK 149/b). Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı/Celal I. yasal sürede itiraz ederek; kısmi itiraz ettiğini, tahakkuk edilen borcun hangi nedenle talep edildiğinin açıkça anlatılmadıgını, borcun mahiyetinin belirsizlik içinde olup, detaylı olarak açıklanmadığını, gerçek borçlunun Nazike olup, borçlu adına 13.350 YTL miktarında kefaleti nedeniyle borca mukabil kendisine ait taşınmazın ipotek edildiğini, mevcut borcun 3.077.35 YTL'sinin ödenip, makbuzların ekli olduğunu, geriye kalan 10.500 YTL borcun taksit mukabilinde borçlu tarafından ödeneceğini, bu nedenle fazlaya ait olan borca itiraz ettiğini; mal beyanı olarak da kefaleti nedeniyle ipotek etmiş olduğu taşınmazı, bildirmiştir. İtiraz dilekçesi alacaklı tarafa ayrıca tebliğ edilmemiş; itirazın kaldırılması konulu eldeki dava 17.01.2007 tarihinde açılmıştır. ( Mahkemece duru şma açılarak icra dosyası getirtilmiş ve ilk celse, İİK m. 150/a, 150/ı gereği hesabın kat edilmesine ilişkin noter aracılığı ile hesap özeti gönderilmediği ve söz konusu belgelerin İİK m. 68/1'de belirtilen belgelerden olmadığı gerekçesiyle borcun 9.500,00 YTL kısmına yapılan itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı/alacaklı yanın temyizi üzerine Özel Daire'ce "Alacaklının takibini İİK'nın 149/b maddesi koşullarında başlattığı, borçluya ödeme emri gönderildiği, mahkemece anlaşmazlığın İİK m. 150/a madde koşullarında çözümlenmesi gerekirken somut olayda İİK'nın 150/ı maddesinin uygulama yeri bulunmadığının gözardı edilerek gidilen sonucun doğru olmadığı" gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkeme, "kararda İİK'nın 150/ı maddesinin maddi hatayla yer aldığı, ancak kararın diğer dayanaklarında ısrar ettiği, itirazın kaldırılması talebinin İİK'nın 150/a göndermesi ile 68/b maddesi hükümlerine göre çözüldüğü, hesap özetinin 68b/l. maddesine göre noter aracılığı ile borçluya gön-derilmeyip, 68b/2. maddesine göre borçluya banka nezdinde itiraz imkanı verilmediğinden borçlunun İİK'nın 68b/3. maddesi hükmüne göre hesap özetini itirazsız kabul etmiş sayılamayacağı, keza İİK'nın 68b/3. maddesine göre alacaklı belgelerinin de 68/1. maddede belirtilen belgelerden sayıla-madığı, rücu alacaklısı olarak takip başlatan alacaklı asıl alacaklının haklarına halef olduğundan fazlasına sahip olamayacağı, sonuca hiçbir etkisi olmayan maddi hatanın bozma sebebi yapılmasının hadisenin yorumunu ve anlaşılabilirliğini güçleştireceği" gerekçesiyle önceki kararında direnmiş; hükmü temyize davacı/alacaklı vekili getirmiştir. Mahkemece, İİK'nın 150/ı maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı, maddi hata sonucu kararda yer aldığı ifade edilmekle, bu husus uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmıştır. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; alacaklı tarafından İİK 149/b maddesi koşullarında başlatılarak borçluya ödeme emri tebliğ edilen icra takibinde; ipotek borçlusu/davalının itirazının kaldırılmasına ilişkin alacaklı talebinin yasal dayanaklarının ne olduğu ve inceleme yönteminin nasıl olması gerektiği; bu cümleden olarak borçluya dava dışı banka tarafından hesap özeti borcunun gönderilmemesinin alacaklının belgelerinin İİK'nın 68/1. maddesinde sayılan belgelerden kabul edilmemesi ve dolayısıyla talebinin reddi sonucunu doğurup doğurmayacağı, noktasında toplanmaktadır. Öncelikle, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe ilişkin düzenlemeler ve taşıdığı özelliklerin ortaya konulmasında yarar vardır. Bilindiği üzere ipotek, halen mevcut (doğmuş) veya ileride doğacak ya da ileride doğması muhtemel olan bir alacağın temini için tesis edilebilir. İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte kesin borç (karz) ipoteğine dayanılmış ise; eş söyleyişle, doğmuş bir alacağın temini için düzenlenen ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcunu ihtiva ediyorsa başvurulacak yol, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takiptir ve bu durumda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK'nın) 149. maddesi gereği borçluya ve taşınmaz sahibi üçüncü şahsa birer icra emri gönderilir. Aynı Kanun'un 149/a maddesine göre, ilamların icrasına ilişkin aynı Kanun'un 33/1, 2, 3. maddeleri hükmünce, icranın durdurulması kararı alınmazsa da taşınmaz satılır. Nitekim bu husus, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İcra emri" başlığını taşıyan 149. maddesinde; "İcra memuru, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir. Bu icra emrinde borcun otuz gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez ve icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmezse, alacaklının taşınmazın satışını isteyebileceği bildirilir." Şeklinde düzenlenmiştir. Buna karşılık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte teminat (üst sınır-limit) ipoteğine dayanılmışsa, kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilip edilmemesine göre uygulama yapılarak; a) Kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilmiş ise; İİK'nın 150/ı maddesine göre yukarıda açıklanan şekilde icra emri gönderilmeli; şikayet vukuunda icra mahkemesince, ihtarnameye 8 gün içinde itiraz edilmesi halinde krediyi kullandıran tarafın alacağını İİK 68/b kapsam ında diğer belgelerle ispatlaması halinde şikayet reddedilmeli; eğer ihtarnameye 8 gün içinde itiraz edilmemişse de İİK'nın 149. maddesine göre ilamlı takibe ilişkin işlem yapılarak ve İİK 149/a maddesi göndermesi ile ilamların icrasına ilişkin İİK'nın 33/1, 2, 3. maddeleri hükmü uygulanmalı; icranın durdurulması kararı alınmazsa da taşınmaz satılmalıdır. b) Kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilmemiş ise; bu durumda ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip yoluna başvurulmalı; borçluya İİK 149/b maddesine göre ödeme emri gönderilmelidir. Konuya ilişkin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Ödeme emri" başlıklı 149/b maddesi; "149. maddede yazılı haller dışındaki muaccel alacaklar için icra memuru, borçluya ve varsa taşınmaz sahibi üçüncü şahsa aşağıdaki kayıtlara uygun olmak üzere 60. maddeye göre birer ödeme gönderir. 1- Ödeme müddeti otuz gündür. 2- Yedi gün içinde itiraz olunmaz ve 1 numaralı bentte yazılı müddet içinde borç ödenmezse alacaklının taşınmazın satışını isteyebileceği bildirilir." Hükmünü içermektedir. Bu durumda borçlu veya üçüncü şahıs aynı Kanun'un 150. maddesi hükmü gereği ödeme emrine itiraz edebilir. Bu husus "Ödeme emrine itiraz" başlıklı 150. maddede; "Borçlu veya üçüncü şahıs ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabilirler. Ancak, rehin hakkı itiraz konusu yapılamaz. İpoteğin iptali hakkında dava açılması halinde 72. madde hükümleri kıyasen uygulanır." Şeklinde ifade olunmuştur. Açıklanan şekilde İİK'nın 150. maddesine göre itiraz edilip, icra mahkemesinden bu itirazın kaldırılması istenirse de; mahkeme, İİK 150/a maddesi göndermesi ile İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre inceleme yapmalıdır. 2004 say ılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İncelenmesi Usulü ve Hükümleri" başlıklı 150/a maddesinde: "Ödeme emrine itiraz hakkında 62'den 72. maddeye kadar olan hükümler uygulanır. Ancak; 1. ipotek, bir cari hesap veya işleyecek kredi vesaire gibi bir mukavelenin teminatı olarak verilmişse, icra mahkemesi bu mukavele ve bununla ilgili sair belge ve makbuzları 68. maddedeki esaslara göre incelemek yetkisini haizdir..." Denilmekte; Bu maddede atıf yapılan aynı Kanun'un "İtirazın kesin olarak kaldırılması" başlıklı 68. maddesinde ise; "(Değişik fıkra: 17.07.2003 - 4949 S.K./16. md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilamsız takip yapılamaz. Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse, icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir. İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur. Borçlu murisine ait bir alacak için takip edilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse, bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz. (Değişik fıkra: 09.11.1988 - 3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar. Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde, vekil müteakip oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmeyen alacaklı, borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır. (Ek fıkra: 06.06.1985 - 3222/6 md.; Değişik fıkra: 09.11.1988 - 3494/2 md.), (Değişik cümle: 17.07.2003 - 4949 S.K./16. md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde kırktan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar." Şeklinde yer alan hüküm ile de incelemede esas alınacak yöntem düzenlenmektedir. Hemen burada İfade edilmelidir ki, kural olarak, cari hesap-kredi sözleşmeleri yukarıda metni aynen alınan İİK'nın 68. maddesinde yazılı belgelerden değildir ve alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenemez. Ne var ki, bu kuralın iki istisnası vardır; Bunlardan birisi İİK 150/a maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesi ipotekle (limit-üst sınır) teminat altına alınmışsa alacaklının krediyi kullandırdığını belgelemesi halinde İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) inceleme yapılması; diğeri de İİK'nın 68/b maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesine dayanılarak noter aracılığıyla hesap özeti tebliğ edilip; buna 1 aylık sürede itiraz edilmemesi halinde İİK 68. maddede yer alan belge sayılarak, incelemenin yine bu maddedeki esaslara g öre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmesidir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında; Alacaklı kooperatif takibini, ipotek akit belgesine dayandırarak, İİK'nın 149/b madde koşullarında başlatmış; borçluya icra emri değil, yine İİK'nın 149/b maddesine göre ödeme emri tebliğ ettirmiştir. Borçlu, İİK'nın 150. maddesine dayanarak borca kısmi itirazda bulunmuş; takip itiraz edilen miktar yönünden durmuştur. Alacaklı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde ödeme emrine itirazın incelenmesine ilişkin İİK'nın 150/a maddesine dayanarak borçlunun bu kısmi itirazının kaldırılmasını istemiştir. Şu durumda mahkeme, İİK'nın 150/a maddesi göndermesi ile İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre inceleme yapmak durumundadır. Bu esaslar gözetildiğinde, mahkemece yapılacak iş; kredinin kullandırıldığına dair borçluyu ilzam edecek gerekli belgeler (dahili çek, kasa tediye fişi vs) istenip, borçlunun İİK'nın 68. maddesindeki koşulları taşıyan ödeme belgesi varsa bunların da ibrazının istenmesi ile, gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırmak ve ipotek limitinin aşılmayacağı da gözönünde bulundurularak sonuca gitmek olmalıdır. Aksine ve somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilip, bu kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. Sonuç: Davacı/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nın 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA), istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 30.01.2008 gününde, oybirliği ile karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
G.D: Borçlu ödeme emrinin 27.06.2005 tarihinde tebliğ edildiği, itirazın ise 30.06.2005 tarihinde yapıldığı, takibin ilamsız takip olduğu, itirazın süresinde yapıldığı anlaşılmakla , itirazın kabulüne, İİK.nun 62-66 maddeleri uyarınca alacaklı vekili tarafından takibin devamına dair bir karar getirilinceye kadar TAKİBİN DURDURULMASINA, dilekçe ve kararın masraf yatırıldığında ilgilisine tebliğine”
Hukuk Genel Kurulu         2006/12-568 E.  ,  2006/542 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Tarsus İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/03/2006 Taraflar arasındaki “şikayet” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tarsus İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 31.08.2005 gün ve 2005/ 283-277 sayılı kararın incelenmesi Şikayetçi/takip alacaklısı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 24.10.2005 gün ve 2005/21453-20717 sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekili Tarsus Belediye Başkalığı aleyhine genel haciz yolu ile başlatılan takipte anılan belediye başkanlığı adına Tarsus Belediye Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdür vekilinin takibe itiraz ettiğini bu itirazın geçersiz olduğundan iptalini ve İcra Memurunun hukuka aykırı olarak verdiği takibin durdurulması kararının iptalini şikayet yolu ile talep etmiştir. İcra takibi borçlu Tarsus Belediye Başkanlığı hakkında başlatıldığından, belediyenin taraf olduğu bu takipte belediyeyi 5393 Sayılı Belediye Kanununun 38/c maddesi uyarınca Belediye Başkanı temsil eder. Belediye Başkanı kanundan doğan bu yetkisini kullanması için bir vekil atayabilir. Takip işlemi Avukatlık Kanunun 35. maddesi uyarınca adli işlem niteliğini taşıdığından bu vekilin baroda yazılı avukat olması gerekir. Belediye Başkanı bu yetkisini herhangi bir sözleşme veya yönetmelik ile su ve kanalizasyon işleri müdürüne devredemez. Takibe itiraz eden kişinin avukat (Belediye vekili) olmadığı anlaşılmakla Tarsus Belediye Başkanını temsil yetkisi bulunmadığından adı geçen tarafından icra müdürlüğüne yapılan itirazda geçersizdir. Mahkemece şikayetin kabulü ile icra müdürünün 1.7.2005 tarihli işleminin iptaline karar vermek gerekirken, aksi düşüncelerle şikayetin reddine karar verilmesi isabetsiz olup kararın bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ EDEN : Şikayetçi/Takip alacaklısı vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. S O N U Ç : Şikayetçi/takip alacaklısı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 20.09.2006 gününde, oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Şikayetçi alacaklı Alman şirketi (PWT) tarafından TASKİ’nin borçlu olarak yer aldığı 22.07.2003 tarihli faturaya dayanılarak bu faturanın geç ödendiği iddiasıyla birikmiş faiz alacağı ve bu alacak asıl alacak kabul edilerek bunların işlemiş faizlerinden oluşan (takip talebi ve ödeme emrinin arkasında yer alan hesap tablosuna göre) alacak için 13.06.2005 tarihinde takip borçlusu “Tarsus Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü” aleyhine Tarsus 2. İcra Müdürlüğü’nde ilamsız icra takibi başlatılmıştır. 27.06.2005 tarihinde ödeme emri takip borçlusu olarak yine “Tarsus Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü” adresine tebliğ edilmiş; TASKİ Genel Müdürlüğü antetli ancak İtiraz eden kısmında Tarsus Belediye Başkanlığı yazan 30.06.2005 tarihli dilekçe ile TASKİ Müdür Vekili N.. G.. imzasıyla ödeme emrine itiraz edilmiştir. İcra Müdürlüğünün 01.07.2005 tarihli kararıyla takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Şikayetçi/alacaklı taraf; “Takip borçlusu Tarsus Belediye Başkanlığı’nı temsil yetkisi bulunmayan TASKİ Müdür Vekili N.. G.. tarafından Tarsus Belediye Başkanlığı adına yapılan itiraz geçersiz olduğundan, Tarsus İcra Mahkemesinde İcra Memurunun hukuka aykırı olarak verdiği takibin durdurulması kararının iptaline ve takibin devamına karar verilmesi” istemiyle eldeki şikayette bulunmuştur. Tarsus İcra Mahkemesi, 31.08.2005 tarih, 2005/274 E. ve 2005/268 K. sayılı ilamı ile takibin TASKİ aleyhine yapıldığı, Belediyeye bağlı işletme durumundaki TASKİ’nin husumet ehliyeti olmadığı, itiraz edenin bu konuda yetkilendirildiği, icra müdürlüğü işleminin yerinde olduğu, vs. gerekçesiyle şikayetin reddine karar vermiş; bu karar şikayetçi/alacaklı tarafın temyizi üzerine Özel Dairece 24.10.2005 tarih, 2005/21439 E. ve 2005/20708 K. sayılı kararı ile bozulmuştur. Bozma gerekçesinde takip borçlusu Belediye Başkanlığını temsil yetkisinin Belediye Başkanında olup ya bizzat ya da Avukatlık Kanunu hükümleri gereği avukatla kendini temsil ettirebileceği, itiraz edenin sıfatı bulunmadığı, bu nedenle itirazın geçersiz olduğu, şikayetin kabulü ile icra müdürünün 01.07.2005 tarihli işleminin iptaline karar vermek gerektiği ifade edilmiştir. Tarsus Belediye Başkanlığı vekillerinin tashih-i karar başvurusu Özel Dairece reddedilmiş;Tarsus İcra Hukuk Mahkemesince önceki kararda direnilerek şikayetin reddine karar verilmiştir. Şikayetçi /Alacaklı vekili direnme kararını temyize getirmektedir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; icra takibinin Tarsus Belediye Başkanlığı aleyhine mi yoksa TASKİ ( Tarsus Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü) aleyhine mi yapıldığı; TASKİ’nin hukuki statüsü gereği hakkında takip yapılma olanağı bulunup bulunmadığı ve takibe itiraz eden vekil TASKİ Müdürünün bu itirazının hukuken geçerli olup olmadığı; sonuçta; icra müdürlüğünün 01.07.2005 tarihli işleminin hukuka uygun bulunup bulunmadığı, noktasında toplanmaktadır. Öncelikle ; takip alacaklısının takip talebinden itibaren işlemleri ile eldeki dosyadaki beyanlarının ve borçlu sıfatıyla takibe yapılan itirazın birlikte irdelenmesinde yarar vardır. Emsal dosyaların tümünde takip alacaklısı şirket tarafından; “Tarsus Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşletmesi-TASKİ Tarsus-İçel-Türkiye” borçlu olarak gösterilen açık faturalara dayalı olarak ilamsız takip yapılmış; genel haciz yoluyla başlatılan takipte gerek takip talebinde gerekse ödeme emrinde “Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı soyadı ve yerleşim yerindeki adresi, alacaklı tarafından biliniyorsa vergi kimlik numarası” bölümünde aynen “Tarsus Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü, Cengiz Topel Cad. Belediye İşhanı, 33410 Tarsus-İÇEL” ibarelerine yer verilmiştir. Sadece tek bir ödeme emri “Tarsus Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü, Cengiz Topel Cad. Belediye İşhanı, 33410 Tarsus-İÇEL” şeklinde çıkarılarak, “aynı işyerinde birlikte çalışan daimi Su ve Kanalizasyon Müd. Kalem memuru Ümit Dulda imzasına tebliğ edilmiştir. Antedinde “T.C.Tarsus Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü” yazan İtiraz eden kısmında ise “Tarsus Belediye Başkanlığı” yazılı bulunan “TASKİ Müdür Vekili Nuri G..” imzalı dilekçe ile takibe itiraz edilmiş; itiraz metninde aynen “ alacaklı yukarıdaki dosya numarası ile belediyemiz aleyhine ilamsız icra takibi yapmış olup; ilamsız takiplere ilişkin ödeme emri 27.06.2005 tarihinde kurumumuza tebliğ edilmiştir. Alacaklı belediyemizin atık su arıtma tesisinin işletmesini yapmış olup; takip konusu alacaklı tarafından kurumumuza kesilen fatura bedeli alacaklı firmaya 31.07.2003 tarihinde ödenmiştir. Dolayısıyla alacaklıya fatura bedelinden dolayı hiçbir borcumuz kalmamıştır. Ayrıca alacaklı icra takibinde asıl alacak gibi görünen miktarın faiz alacağı olduğunu ödeme emrinin arka yüzünde belirtmiş olup, yine ödeme emrinde bu faiz alacağına da faiz talep etmiştir ki, bu yasal değildir. Yine geç ödemeyi kabul etmemekle birlikte icra takibinde talep edilmekte olan faiz oranları da olması gereken faiz oranlarının çok üstündedir. Açıkladığımız nedenlerle borcun tamamın itirazlarımızın kabulü ile icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini arz ve talep ederim” ifadelerine yer verilmiştir. İcra Müdürlüğü bu dilekçe üzerine 01.07.2005 tarihli kararıyla aynen; “ Borçlu Tarsus Belediye Başkanlığı TASKİ Müdür vekili N..G. Tarafından verilen ..tarihli dilekçe okundu, dosyasına konuldu.Dilekçe ve dosya incelendi. G.D: Borçlu ödeme emrinin 27.06.2005 tarihinde tebliğ edildiği, itirazın ise 30.06.2005 tarihinde yapıldığı, takibin ilamsız takip olduğu, itirazın süresinde yapıldığı anlaşılmakla , itirazın kabulüne, İİK.nun 62-66 maddeleri uyarınca alacaklı vekili tarafından takibin devamına dair bir karar getirilinceye kadar TAKİBİN DURDURULMASINA, dilekçe ve kararın masraf yatırıldığında ilgilisine tebliğine” karar vermiştir. Eldeki şikayet takip/alacaklısı tarafından bu karara karşı yapılmış; takibin devamı istenmiştir. Şikayet yargılamasında takip alacaklısı aşamalardaki dilekçelerinde takibi sadece Tarsus Belediyesine yönelik yaptıklarını diğer bilgileri ise “adres bilgisi” olarak yazdıklarını, itiraz edenin belediyeyi temsile yetkili olmadığını ifade etmektedir. Yeri gelmişken, takibin kim ya da kimler aleyhine yapıldığı irdelenmelidir. Yukarıya da aynen aktarılan takip talebi, ödeme emri ve ödeme emri tebligatı içeriği “Tarsus Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü, Cengiz Topel Cad. Belediye İşhanı, 33410 Tarsus-İÇEL” şeklindedir. Bu yazılış biçimi itibariyle, Belediye’ye” bağlı bir kuruluşun “Belediye’nin” adresi olarak yazılmış olması kabul edilebilir ve hayatın olağan akışına uygun bir uygulama olamaz. Buradan anlaşılmaktadır ki, Tarsus Belediyesine bağlı bir kuruluş olan TASKİ’nin ambleminde de yer aldığı üzere bağlı bulunduğu Tarsus Belediyesi de belirtilmek suretiyle takip TASKİ aleyhine yapılmıştır ve açıklanan adres te yine TASKİ’ye aittir. Nitekim, ödeme emri tebligatı da “Tarsus Belediye Başkanlığı” ibaresini takiben “Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü, Cengiz Topel Cad. Belediye İşhanı, 33410 Tarsus-İÇEL” adresine gönderilmiş ve yine bu adreste, adı geçen işletmenin evrak memuru imzasına tebliğ olunmuştur. Ayrıca, borç ilişkisinin kaynağını teşkil eden sözleşmede ve fatura kapsamında da sadece “Tarsus Belediyesi” değil ona bağlı bir kuruluş olan ancak bazı işler için özerk yapıya kavuşturulduğu ifade edilen “TASKİ” taraftır. TASKİ’nin tek başına husumet ehliyeti bulunmadığı yerel mahkemenin de Özel Dairenin de kabulündedir ve bu kuruluş aleyhine yapılan icra takibi geçerli kabul edilemez. Buna karşın, alacaklının iddiasının aksine sadece “TASKİ” taraf kılınarak takibe girişilmiş ve ödeme emri tebliği de yine açıklandığı şekilde sadece “TASKİ” adresine yapılmıştır. Bir an için, Tarsus Belediyesi aleyhine de ayrıca takip talebinde bulunulduğu kabul edilse dahi Tarsus Belediyesine usulünce gönderilmiş bir ödeme emri ve dolayısıyla temsile yetkili Belediye Başkanınca takibe karşı yapılmış bir itiraz da bulunmamaktadır. Şu durumda sadece TASKİ aleyhine gönderilmiş ve tebliğ olunmuş ödeme emrine de yine bu ödeme emrine muhatap kuruluş tarafından itiraz edilmiş olması doğaldır. Hakkında takip yapılma olanağı bulunmayan, husumete ehil olmayan kuruluş adına Tarsus Belediye Başkanlığınca itiraz edilmesi de beklenemez. Sonuçta; Belediyeye bağlı bir kuruluş olup, tek başına husumet ehliyeti bulunmadığı halde aleyhine takibe girişilen TASKİ’nin, baştan beri geçersiz olan bu takibe yetkili kişisinin itirazı ve bu itiraz üzerine de icra müdürlüğünce baştan beri geçersiz bulunan takibin durdurulmuş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkemenin, “Takip alacaklısının İcra Müdürlüğünün işlemini şikayet isteminin reddi” ne ilişkin direnme kararı yerinde olup, saygıdeğer çoğunluğun görüşüne katılamadığımdan verilen kararın onanması görüşündeyim. 20.09.2006
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
G.D: Borçlu ödeme emrinin 27.06.2005 tarihinde tebliğ edildiği, itirazın ise 30.06.2005 tarihinde yapıldığı, takibin ilamsız takip olduğu, itirazın süresinde yapıldığı anlaşılmakla , itirazın kabulüne, İİK.nun 62-66 maddeleri uyarınca alacaklı vekili tarafından takibin devamına dair bir karar getirilinceye kadar TAKİBİN DURDURULMASINA, dilekçe ve kararın masraf yatırıldığında ilgilisine tebliğine”
Hukuk Genel Kurulu         2006/12-576 E.  ,  2006/550 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Tarsus İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/03/2006 Taraflar arasındaki “şikayet” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tarsus İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 31.08.2005 gün ve 2005/ 291-285 sayılı kararın incelenmesi Şikayetçi/takip alacaklısı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 24.10.2005 gün ve 2005/21448-20696 sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekili Tarsus Belediye Başkalığı aleyhine genel haciz yolu ile başlatılan takipte anılan belediye başkanlığı adına Tarsus Belediye Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdür vekilinin takibe itiraz ettiğini bu itirazın geçersiz olduğundan iptalini ve İcra Memurunun hukuka aykırı olarak verdiği takibin durdurulması kararının iptalini şikayet yolu ile talep etmiştir. İcra takibi borçlu Tarsus Belediye Başkanlığı hakkında başlatıldığından, belediyenin taraf olduğu bu takipte belediyeyi 5393 Sayılı Belediye Kanununun 38/c maddesi uyarınca Belediye Başkanı temsil eder. Belediye Başkanı kanundan doğan bu yetkisini kullanması için bir vekil atayabilir. Takip işlemi Avukatlık Kanunun 35. maddesi uyarınca adli işlem niteliğini taşıdığından bu vekilin baroda yazılı avukat olması gerekir. Belediye Başkanı bu yetkisini herhangi bir sözleşme veya yönetmelik ile su ve kanalizasyon işleri müdürüne devredemez. Takibe itiraz eden kişinin avukat (Belediye vekili) olmadığı anlaşılmakla Tarsus Belediye Başkanını temsil yetkisi bulunmadığından adı geçen tarafından icra müdürlüğüne yapılan itirazda geçersizdir. Mahkemece şikayetin kabulü ile icra müdürünün 1.7.2005 tarihli işleminin iptaline karar vermek gerekirken, aksi düşüncelerle şikayetin reddine karar verilmesi isabetsiz olup kararın bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ  EDEN  : Şikayetçi/Takip alacaklısı vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici  nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. S O N U Ç :  Şikayetçi/takip alacaklısı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 20.09.2006 gününde, oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Şikayetçi alacaklı Alman şirketi (PWT) tarafından TASKİ’nin borçlu olarak yer aldığı 22.07.2003 tarihli faturaya dayanılarak bu faturanın geç ödendiği iddiasıyla birikmiş faiz alacağı ve bu alacak asıl alacak kabul edilerek bunların işlemiş faizlerinden oluşan (takip talebi ve ödeme emrinin arkasında yer alan hesap tablosuna göre) alacak için 13.06.2005 tarihinde takip borçlusu “Tarsus Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü” aleyhine Tarsus 2. İcra Müdürlüğü’nde ilamsız icra takibi başlatılmıştır. 27.06.2005 tarihinde ödeme emri takip borçlusu olarak yine “Tarsus Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü”  adresine tebliğ edilmiş; TASKİ Genel Müdürlüğü antetli ancak İtiraz eden kısmında Tarsus Belediye Başkanlığı yazan 30.06.2005 tarihli dilekçe ile TASKİ Müdür Vekili N.. G.. imzasıyla ödeme emrine itiraz edilmiştir. İcra Müdürlüğünün 01.07.2005 tarihli kararıyla takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Şikayetçi/alacaklı taraf; “Takip borçlusu Tarsus Belediye Başkanlığı’nı temsil yetkisi bulunmayan TASKİ Müdür Vekili N..G.. tarafından Tarsus Belediye Başkanlığı adına yapılan itiraz geçersiz olduğundan, Tarsus İcra Mahkemesinde İcra Memurunun hukuka aykırı olarak verdiği takibin durdurulması kararının iptaline ve takibin devamına karar verilmesi” istemiyle eldeki şikayette bulunmuştur. Tarsus İcra Mahkemesi, 31.08.2005 tarih, 2005/274 E. ve 2005/268 K. sayılı ilamı ile takibin TASKİ aleyhine yapıldığı, Belediyeye bağlı işletme durumundaki TASKİ’nin husumet ehliyeti olmadığı, itiraz edenin bu konuda yetkilendirildiği, icra müdürlüğü işleminin yerinde olduğu, vs. gerekçesiyle şikayetin reddine karar vermiş; bu karar şikayetçi/alacaklı tarafın temyizi üzerine Özel Dairece 24.10.2005 tarih, 2005/21439 E. ve 2005/20708 K. sayılı kararı ile bozulmuştur. Bozma gerekçesinde takip borçlusu Belediye Başkanlığını temsil yetkisinin Belediye Başkanında olup ya bizzat ya da Avukatlık Kanunu hükümleri gereği avukatla kendini temsil ettirebileceği, itiraz edenin sıfatı bulunmadığı, bu nedenle itirazın geçersiz olduğu, şikayetin kabulü ile icra müdürünün 01.07.2005 tarihli  işleminin iptaline karar vermek gerektiği ifade edilmiştir. Tarsus Belediye Başkanlığı vekillerinin tashih-i karar başvurusu Özel Dairece reddedilmiş;Tarsus İcra Hukuk Mahkemesince önceki kararda direnilerek şikayetin reddine karar verilmiştir. Şikayetçi /Alacaklı vekili direnme kararını temyize getirmektedir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; icra takibinin Tarsus Belediye Başkanlığı aleyhine mi yoksa TASKİ ( Tarsus Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü) aleyhine mi yapıldığı; TASKİ’nin hukuki statüsü gereği hakkında takip yapılma olanağı bulunup bulunmadığı ve takibe itiraz eden vekil TASKİ Müdürünün bu itirazının hukuken geçerli olup olmadığı; sonuçta; icra müdürlüğünün 01.07.2005 tarihli işleminin hukuka uygun bulunup bulunmadığı, noktasında toplanmaktadır. Öncelikle ; takip alacaklısının takip talebinden itibaren işlemleri ile eldeki dosyadaki beyanlarının ve borçlu sıfatıyla takibe yapılan itirazın birlikte irdelenmesinde yarar vardır. Emsal dosyaların tümünde takip alacaklısı şirket tarafından; “Tarsus Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşletmesi-TASKİ  Tarsus-İçel-Türkiye” borçlu olarak gösterilen açık faturalara dayalı olarak  ilamsız takip yapılmış; genel haciz yoluyla başlatılan takipte gerek takip talebinde gerekse ödeme emrinde “Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı soyadı ve yerleşim yerindeki adresi, alacaklı tarafından biliniyorsa vergi kimlik numarası” bölümünde aynen “Tarsus Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü, Cengiz Topel Cad. Belediye İşhanı, 33410 Tarsus-İÇEL” ibarelerine yer verilmiştir. Sadece tek bir ödeme emri “Tarsus Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü, Cengiz Topel Cad. Belediye İşhanı, 33410 Tarsus-İÇEL” şeklinde çıkarılarak, “aynı işyerinde birlikte çalışan daimi Su ve Kanalizasyon Müd. Kalem memuru Ümit Dulda imzasına tebliğ edilmiştir. Antedinde “T.C.Tarsus Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü” yazan  İtiraz eden kısmında ise “Tarsus Belediye Başkanlığı” yazılı bulunan “TASKİ Müdür Vekili Nuri G..” imzalı dilekçe ile takibe itiraz edilmiş; itiraz metninde aynen “ alacaklı yukarıdaki dosya numarası ile belediyemiz aleyhine ilamsız icra takibi yapmış olup; ilamsız takiplere ilişkin ödeme emri 27.06.2005 tarihinde kurumumuza tebliğ edilmiştir. Alacaklı belediyemizin atık su arıtma tesisinin işletmesini yapmış olup; takip konusu alacaklı tarafından kurumumuza kesilen fatura bedeli alacaklı firmaya 31.07.2003 tarihinde ödenmiştir. Dolayısıyla alacaklıya fatura bedelinden dolayı hiçbir borcumuz kalmamıştır. Ayrıca alacaklı icra takibinde asıl alacak gibi görünen miktarın faiz alacağı olduğunu ödeme emrinin arka yüzünde belirtmiş olup, yine ödeme emrinde bu faiz alacağına da faiz talep etmiştir ki, bu yasal değildir. Yine geç ödemeyi kabul etmemekle birlikte icra takibinde talep edilmekte olan faiz oranları da olması gereken faiz oranlarının çok üstündedir. Açıkladığımız nedenlerle borcun tamamına itirazlarımızın kabulü ile icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini arz ve talep ederim” ifadelerine yer verilmiştir. İcra Müdürlüğü bu dilekçe üzerine 01.07.2005 tarihli kararıyla aynen; “ Borçlu Tarsus Belediye Başkanlığı TASKİ Müdür vekili N..G. Tarafından verilen ..tarihli dilekçe okundu, dosyasına konuldu.Dilekçe ve dosya incelendi. G.D: Borçlu ödeme emrinin 27.06.2005 tarihinde tebliğ edildiği, itirazın ise 30.06.2005 tarihinde yapıldığı, takibin ilamsız takip olduğu, itirazın süresinde yapıldığı anlaşılmakla , itirazın kabulüne, İİK.nun 62-66 maddeleri uyarınca alacaklı vekili tarafından takibin devamına dair bir karar getirilinceye kadar TAKİBİN DURDURULMASINA, dilekçe ve kararın masraf yatırıldığında ilgilisine tebliğine” karar vermiştir. Eldeki şikayet takip/alacaklısı tarafından bu karara karşı yapılmış; takibin devamı istenmiştir. Şikayet yargılamasında takip alacaklısı aşamalardaki dilekçelerinde takibi sadece Tarsus Belediyesine yönelik yaptıklarını diğer bilgileri ise “adres bilgisi” olarak yazdıklarını, itiraz edenin belediyeyi temsile yetkili olmadığını ifade etmektedir. Yeri gelmişken, takibin kim ya da kimler aleyhine yapıldığı  irdelenmelidir. Yukarıya da aynen aktarılan takip talebi, ödeme emri ve ödeme emri tebligatı içeriği “Tarsus Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü, Cengiz Topel Cad. Belediye İşhanı, 33410 Tarsus-İÇEL” şeklindedir. Bu yazılış biçimi itibariyle, Belediye’ye” bağlı bir kuruluşun “Belediye’nin” adresi olarak yazılmış olması kabul edilebilir ve hayatın olağan akışına uygun bir uygulama olamaz. Buradan anlaşılmaktadır ki, Tarsus Belediyesine bağlı bir kuruluş olan TASKİ’nin ambleminde de yer aldığı üzere bağlı bulunduğu Tarsus Belediyesi de belirtilmek suretiyle takip TASKİ aleyhine yapılmıştır ve açıklanan adres te yine TASKİ’ye aittir. Nitekim, ödeme emri tebligatı da  “Tarsus Belediye Başkanlığı” ibaresini takiben “Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü, Cengiz Topel Cad. Belediye İşhanı, 33410 Tarsus-İÇEL” adresine gönderilmiş ve yine bu adreste, adı geçen işletmenin evrak memuru imzasına tebliğ olunmuştur. Ayrıca, borç ilişkisinin kaynağını teşkil eden sözleşmede ve fatura kapsamında da sadece “Tarsus Belediyesi” değil ona bağlı bir kuruluş olan ancak bazı işler için özerk yapıya kavuşturulduğu ifade edilen “TASKİ” taraftır. TASKİ’nin tek başına husumet ehliyeti bulunmadığı yerel mahkemenin de Özel Dairenin de kabulündedir ve bu kuruluş aleyhine yapılan icra takibi geçerli kabul edilemez. Buna karşın, alacaklının iddiasının aksine sadece “TASKİ” taraf kılınarak takibe girişilmiş ve ödeme emri tebliği de yine açıklandığı şekilde sadece “TASKİ” adresine yapılmıştır. Bir an için, Tarsus Belediyesi aleyhine de ayrıca takip talebinde bulunulduğu kabul edilse dahi Tarsus Belediyesine usulünce gönderilmiş bir ödeme emri ve dolayısıyla temsile yetkili Belediye Başkanınca takibe karşı yapılmış bir itiraz da bulunmamaktadır. Şu durumda sadece TASKİ aleyhine gönderilmiş ve tebliğ olunmuş ödeme emrine de yine bu ödeme emrine muhatap kuruluş tarafından itiraz edilmiş olması doğaldır. Hakkında takip yapılma olanağı bulunmayan, husumete ehil olmayan kuruluş adına Tarsus Belediye Başkanlığınca itiraz edilmesi de beklenemez. Sonuçta; Belediyeye bağlı bir kuruluş olup, tek başına husumet ehliyeti bulunmadığı halde aleyhine takibe girişilen  TASKİ’nin, baştan beri geçersiz olan bu takibe yetkili kişisinin itirazı ve bu itiraz üzerine de icra müdürlüğünce baştan beri geçersiz bulunan takibin durdurulmuş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkemenin, “Takip alacaklısının İcra Müdürlüğünün işlemini şikayet isteminin reddi” ne ilişkin direnme kararı yerinde olup, saygıdeğer çoğunluğun görüşüne katılamadığımdan verilen kararın onanması görüşündeyim. 20.09.2006
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
G.D: Borçlu ödeme emrinin 27.06.2005 tarihinde tebliğ edildiği, itirazın ise 30.06.2005 tarihinde yapıldığı, takibin ilamsız takip olduğu, itirazın süresinde yapıldığı anlaşılmakla , itirazın kabulüne, İİK.nun 62-66 maddeleri uyarınca alacaklı vekili tarafından takibin devamına dair bir karar getirilinceye kadar TAKİBİN DURDURULMASINA, dilekçe ve kararın masraf yatırıldığında ilgilisine tebliğine”
Hukuk Genel Kurulu         2006/12-577 E.  ,  2006/551 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Tarsus İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/03/2006 Taraflar arasındaki “şikayet” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tarsus İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 31.08.2005 gün ve 2005/ 292-286 sayılı kararın incelenmesi Şikayetçi/takip alacaklısı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 24.10.2005 gün ve 2005/21437-20710 sayılı ilamı ile; (...Alacaklı vekili Tarsus Belediye Başkalığı aleyhine genel haciz yolu ile başlatılan takipte anılan belediye başkanlığı adına Tarsus Belediye Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdür vekilinin takibe itiraz ettiğini bu itirazın geçersiz olduğundan iptalini ve İcra Memurunun hukuka aykırı olarak verdiği takibin durdurulması kararının iptalini şikayet yolu ile talep etmiştir. İcra takibi borçlu Tarsus Belediye Başkanlığı hakkında başlatıldığından, belediyenin taraf olduğu bu takipte belediyeyi 5393 Sayılı Belediye Kanununun 38/c maddesi uyarınca Belediye Başkanı temsil eder. Belediye Başkanı kanundan doğan bu yetkisini kullanması için bir vekil atayabilir. Takip işlemi Avukatlık Kanunun 35. maddesi uyarınca adli işlem niteliğini taşıdığından bu vekilin baroda yazılı avukat olması gerekir. Belediye Başkanı bu yetkisini herhangi bir sözleşme veya yönetmelik ile su ve kanalizasyon işleri müdürüne devredemez. Takibe itiraz eden kişinin avukat (Belediye vekili) olmadığı anlaşılmakla Tarsus Belediye Başkanını temsil yetkisi bulunmadığından adı geçen tarafından icra müdürlüğüne yapılan itirazda geçersizdir. Mahkemece şikayetin kabulü ile icra müdürünün 1.7.2005 tarihli işleminin iptaline karar vermek gerekirken, aksi düşüncelerle şikayetin reddine karar verilmesi isabetsiz olup kararın bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ  EDEN  : Şikayetçi/Takip alacaklısı vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici  nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. S O N U Ç :  Şikayetçi/takip alacaklısı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 20.09.2006 gününde, oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Şikayetçi alacaklı Alman şirketi (PWT) tarafından TASKİ’nin borçlu olarak yer aldığı 22.07.2003 tarihli faturaya dayanılarak bu faturanın geç ödendiği iddiasıyla birikmiş faiz alacağı ve bu alacak asıl alacak kabul edilerek bunların işlemiş faizlerinden oluşan (takip talebi ve ödeme emrinin arkasında yer alan hesap tablosuna göre) alacak için 13.06.2005 tarihinde takip borçlusu “Tarsus Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü” aleyhine Tarsus 2. İcra Müdürlüğü’nde ilamsız icra takibi başlatılmıştır. 27.06.2005 tarihinde ödeme emri takip borçlusu olarak yine “Tarsus Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü”  adresine tebliğ edilmiş; TASKİ Genel Müdürlüğü antetli ancak İtiraz eden kısmında Tarsus Belediye Başkanlığı yazan 30.06.2005 tarihli dilekçe ile TASKİ Müdür Vekili Nuri Gazi imzasıyla ödeme emrine itiraz edilmiştir. İcra Müdürlüğünün 01.07.2005 tarihli kararıyla takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Şikayetçi/alacaklı taraf; “Takip borçlusu Tarsus Belediye Başkanlığı’nı temsil yetkisi bulunmayan TASKİ Müdür Vekili N..G.. tarafından Tarsus Belediye Başkanlığı adına yapılan itiraz geçersiz olduğundan, Tarsus İcra Mahkemesinde İcra Memurunun hukuka aykırı olarak verdiği takibin durdurulması kararının iptaline ve takibin devamına karar verilmesi” istemiyle eldeki şikayette bulunmuştur. Tarsus İcra Mahkemesi, 31.08.2005 tarih, 2005/274 E. ve 2005/268 K. sayılı ilamı ile takibin TASKİ aleyhine yapıldığı, Belediyeye bağlı işletme durumundaki TASKİ’nin husumet ehliyeti olmadığı, itiraz edenin bu konuda yetkilendirildiği, icra müdürlüğü işleminin yerinde olduğu, vs. gerekçesiyle şikayetin reddine karar vermiş; bu karar şikayetçi/alacaklı tarafın temyizi üzerine Özel Dairece 24.10.2005 tarih, 2005/21439 E. ve 2005/20708 K. sayılı kararı ile bozulmuştur. Bozma gerekçesinde takip borçlusu Belediye Başkanlığını temsil yetkisinin Belediye Başkanında olup ya bizzat ya da Avukatlık Kanunu hükümleri gereği avukatla kendini temsil ettirebileceği, itiraz edenin sıfatı bulunmadığı, bu nedenle itirazın geçersiz olduğu, şikayetin kabulü ile icra müdürünün 01.07.2005 tarihli  işleminin iptaline karar vermek gerektiği ifade edilmiştir. Tarsus Belediye Başkanlığı vekillerinin tashih-i karar başvurusu Özel Dairece reddedilmiş;Tarsus İcra Hukuk Mahkemesince önceki kararda direnilerek şikayetin reddine karar verilmiştir. Şikayetçi /Alacaklı vekili direnme kararını temyize getirmektedir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; icra takibinin Tarsus Belediye Başkanlığı aleyhine mi yoksa TASKİ ( Tarsus Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü) aleyhine mi yapıldığı; TASKİ’nin hukuki statüsü gereği hakkında takip yapılma olanağı bulunup bulunmadığı ve takibe itiraz eden vekil TASKİ Müdürünün bu itirazının hukuken geçerli olup olmadığı; sonuçta; icra müdürlüğünün 01.07.2005 tarihli işleminin hukuka uygun bulunup bulunmadığı, noktasında toplanmaktadır. Öncelikle ; takip alacaklısının takip talebinden itibaren işlemleri ile eldeki dosyadaki beyanlarının ve borçlu sıfatıyla takibe yapılan itirazın birlikte irdelenmesinde yarar vardır. Emsal dosyaların tümünde takip alacaklısı şirket tarafından; “Tarsus Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşletmesi-TASKİ  Tarsus-İçel-Türkiye” borçlu olarak gösterilen açık faturalara dayalı olarak  ilamsız takip yapılmış; genel haciz yoluyla başlatılan takipte gerek takip talebinde gerekse ödeme emrinde “Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı soyadı ve yerleşim yerindeki adresi, alacaklı tarafından biliniyorsa vergi kimlik numarası” bölümünde aynen “Tarsus Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü, Cengiz Topel Cad. Belediye İşhanı, 33410 Tarsus-İÇEL” ibarelerine yer verilmiştir. Sadece tek bir ödeme emri “Tarsus Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü, Cengiz Topel Cad. Belediye İşhanı, 33410 Tarsus-İÇEL” şeklinde çıkarılarak, “aynı işyerinde birlikte çalışan daimi Su ve Kanalizasyon Müd. Kalem memuru Ümit Dulda imzasına tebliğ edilmiştir. Antedinde “T.C.Tarsus Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü” yazan  İtiraz eden kısmında ise “Tarsus Belediye Başkanlığı” yazılı bulunan “TASKİ Müdür Vekili Nuri G..” imzalı dilekçe ile takibe itiraz edilmiş; itiraz metninde aynen “ alacaklı yukarıdaki dosya numarası ile belediyemiz aleyhine ilamsız icra takibi yapmış olup; ilamsız takiplere ilişkin ödeme emri 27.06.2005 tarihinde kurumumuza tebliğ edilmiştir. Alacaklı belediyemizin atık su arıtma tesisinin işletmesini yapmış olup; takip konusu alacaklı tarafından kurumumuza kesilen fatura bedeli alacaklı firmaya 31.07.2003 tarihinde ödenmiştir. Dolayısıyla alacaklıya fatura bedelinden dolayı hiçbir borcumuz kalmamıştır. Ayrıca alacaklı icra takibinde asıl alacak gibi görünen miktarın faiz alacağı olduğunu ödeme emrinin arka yüzünde belirtmiş olup, yine ödeme emrinde bu faiz alacağına da faiz talep etmiştir ki, bu yasal değildir. Yine geç ödemeyi kabul etmemekle birlikte icra takibinde talep edilmekte olan faiz oranları da olması gereken faiz oranlarının çok üstündedir. Açıkladığımız nedenlerle borcun tamamına itirazlarımızın kabulü ile icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini arz ve talep ederim” ifadelerine yer verilmiştir. İcra Müdürlüğü bu dilekçe üzerine 01.07.2005 tarihli kararıyla aynen; “ Borçlu Tarsus Belediye Başkanlığı TASKİ Müdür vekili N.. G. Tarafından verilen ..tarihli dilekçe okundu, dosyasına konuldu.Dilekçe ve dosya incelendi. G.D: Borçlu ödeme emrinin 27.06.2005 tarihinde tebliğ edildiği, itirazın ise 30.06.2005 tarihinde yapıldığı, takibin ilamsız takip olduğu, itirazın süresinde yapıldığı anlaşılmakla , itirazın kabulüne, İİK.nun 62-66 maddeleri uyarınca alacaklı vekili tarafından takibin devamına dair bir karar getirilinceye kadar TAKİBİN DURDURULMASINA, dilekçe ve kararın masraf yatırıldığında ilgilisine tebliğine” karar vermiştir. Eldeki şikayet takip/alacaklısı tarafından bu karara karşı yapılmış; takibin devamı istenmiştir. Şikayet yargılamasında takip alacaklısı aşamalardaki dilekçelerinde takibi sadece Tarsus Belediyesine yönelik yaptıklarını diğer bilgileri ise “adres bilgisi” olarak yazdıklarını, itiraz edenin belediyeyi temsile yetkili olmadığını ifade etmektedir. Yeri gelmişken, takibin kim ya da kimler aleyhine yapıldığı  irdelenmelidir. Yukarıya da aynen aktarılan takip talebi, ödeme emri ve ödeme emri tebligatı içeriği “Tarsus Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü, Cengiz Topel Cad. Belediye İşhanı, 33410 Tarsus-İÇEL” şeklindedir. Bu yazılış biçimi itibariyle, Belediye’ye” bağlı bir kuruluşun “Belediye’nin” adresi olarak yazılmış olması kabul edilebilir ve hayatın olağan akışına uygun bir uygulama olamaz. Buradan anlaşılmaktadır ki, Tarsus Belediyesine bağlı bir kuruluş olan TASKİ’nin ambleminde de yer aldığı üzere bağlı bulunduğu Tarsus Belediyesi de belirtilmek suretiyle takip TASKİ aleyhine yapılmıştır ve açıklanan adres te yine TASKİ’ye aittir. Nitekim, ödeme emri tebligatı da  “Tarsus Belediye Başkanlığı” ibaresini takiben “Su ve Kanalizasyon İşletmesi Müdürlüğü, Cengiz Topel Cad. Belediye İşhanı, 33410 Tarsus-İÇEL” adresine gönderilmiş ve yine bu adreste, adı geçen işletmenin evrak memuru imzasına tebliğ olunmuştur. Ayrıca, borç ilişkisinin kaynağını teşkil eden sözleşmede ve fatura kapsamında da sadece “Tarsus Belediyesi” değil ona bağlı bir kuruluş olan ancak bazı işler için özerk yapıya kavuşturulduğu ifade edilen “TASKİ” taraftır. TASKİ’nin tek başına husumet ehliyeti bulunmadığı yerel mahkemenin de Özel Dairenin de kabulündedir ve bu kuruluş aleyhine yapılan icra takibi geçerli kabul edilemez. Buna karşın, alacaklının iddiasının aksine sadece “TASKİ” taraf kılınarak takibe girişilmiş ve ödeme emri tebliği de yine açıklandığı şekilde sadece “TASKİ” adresine yapılmıştır. Bir an için, Tarsus Belediyesi aleyhine de ayrıca takip talebinde bulunulduğu kabul edilse dahi Tarsus Belediyesine usulünce gönderilmiş bir ödeme emri ve dolayısıyla temsile yetkili Belediye Başkanınca takibe karşı yapılmış bir itiraz da bulunmamaktadır. Şu durumda sadece TASKİ aleyhine gönderilmiş ve tebliğ olunmuş ödeme emrine de yine bu ödeme emrine muhatap kuruluş tarafından itiraz edilmiş olması doğaldır. Hakkında takip yapılma olanağı bulunmayan, husumete ehil olmayan kuruluş adına Tarsus Belediye Başkanlığınca itiraz edilmesi de beklenemez. Sonuçta; Belediyeye bağlı bir kuruluş olup, tek başına husumet ehliyeti bulunmadığı halde aleyhine takibe girişilen  TASKİ’nin, baştan beri geçersiz olan bu takibe yetkili kişisinin itirazı ve bu itiraz üzerine de icra müdürlüğünce baştan beri geçersiz bulunan takibin durdurulmuş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkemenin, “Takip alacaklısının İcra Müdürlüğünün işlemini şikayet isteminin reddi” ne ilişkin direnme kararı yerinde olup, saygıdeğer çoğunluğun görüşüne katılamadığımdan verilen kararın onanması görüşündeyim. 20.09.2006

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.