2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 69

İcra ve İflas Kanunu 69. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 69 – (Değişik: 18/2/1965-538/40 md.) İtirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verilir ve ödeme emrindeki müddet geçmiş bulunursa alacaklının talebi ile borçlunun malları üzerine muvakkat haciz konur. İtirazın muvakkaten kaldırılması kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde borçlu, takibin yapıldığı mahal veya alacaklının yerleşim yeri mahkemesinde borçtan kurtulma davası açabilir. Bu davanın dinlenebilmesi için borçlu­nun dava konusu alacağın yüzde 15 ini ilk duruşma gününe kadar mahkeme veznesine nakden depo etmesi veya mahkemece kabul edilecek aynı değerde esham ve tahvilat veya banka teminat mektubu tevdi etmesi şarttır. Aksi takdirde dava reddolunur. Borçlu yukarda yazılı müddet içinde dava etmez veya davası reddolunursa itirazın kaldırılması kararı ve varsa muvakkat haciz kesinleşir. Davanın reddi hakkındaki karara karşı istinaf yoluna başvuran borçlu, ayrıca 36 ncı madde hükümlerini yerine getirmek şartiyle, icra dairesinden mühlet istiyebilir.[33] (Değişik: 9/11/1988-3494/5 md.) Borçtan kurtulma davasında haksız çıkan taraf, dava veya hükmolunan şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere münasip bir tazminatla mahkum edilir.[34] Karar ve müddet

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

13 karar eşleşti
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
Bunlardan birisi İİK 150/a maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesi ipotekle (limit-üst sınır) teminat altına alınmışsa alacaklının krediyi kullandırdığını belgelemesi halinde İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) inceleme yapılması;
Hukuk Genel Kurulu 2008/12-72 E., 2008/36 K. Hukuk Genel Kurulu 2008/12-72 E., 2008/36 K. - İCRANIN GERİ BIRAKILMASI - İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİP - İTİRAZ - KAYITSIZ ŞARTSIZ BORÇ İKRARI- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 68 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 149 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 150 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 33 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki "itirazın kaldırılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Üsküdar Birinci İcra Hukuk Mahkemesi)'nce davanın reddine dair verilen 08.03.2007 gün ve 2007/24-247 sayılı kararın incelenmesi davacı/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Onikinci Hukuk Dairesi'nin 21.06.2007 gün ve 2007/10220-12759 sayılı ilamı ile; (...Alacaklının takip dayanağı ipotek akit belgesine dayanarak başlattığı takipte borçlu borcun bir kısmına itirazla takibin o miktar için durmasını sağlamıştır. Alacaklı takibini İÎK'nın 149/b madde koşullarında başlatmış, borçluya icra emri değil, ödeme emri tebliğ edilmiştir. Mahkemece anlaşmazlığın İÎK'nın 150/a madde koşullarında çözümlenmesi gerekirken somut olayda İİK'nın 150/ı maddesinin uygulama yeri bulunmadığı gözardı edilerek yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Temyiz Eden: Davacı/alacaklı vekili Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Davacı/alacaklı kooperatif, 11.08.2006 tarihinde dava dışı borçlular ile davalı ipotek borçlusu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişerek 20.000,00 YTL tutarında asıl alacağın icra gideri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek %57 yıllık faiz ile tahsilini istemiş; fazlaya ilişkin ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talep haklarını saklı tuttuklarını bildirmiş; takibini, S.S. Ü... Esnaf Kooperatifine ait, vadesi gelmiş 2005 Aralık, 2006 Mart, Haziran senetleri ile sözleşme gereği muaccel olan 4 adet senet ana para ve kredi faizi, temerrüt faizi borcuna ve bunların teminatı olarak verilen teminat ipotek akit belgesine dayandırmıştır. Borçlulara 11.08.2006 tarihli "İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takipte Ödeme Emri" gönderilmiştir (İİK 149/b). Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı/Celal I. yasal sürede itiraz ederek; kısmi itiraz ettiğini, tahakkuk edilen borcun hangi nedenle talep edildiğinin açıkça anlatılmadıgını, borcun mahiyetinin belirsizlik içinde olup, detaylı olarak açıklanmadığını, gerçek borçlunun Nazike olup, borçlu adına 13.350 YTL miktarında kefaleti nedeniyle borca mukabil kendisine ait taşınmazın ipotek edildiğini, mevcut borcun 3.077.35 YTL'sinin ödenip, makbuzların ekli olduğunu, geriye kalan 10.500 YTL borcun taksit mukabilinde borçlu tarafından ödeneceğini, bu nedenle fazlaya ait olan borca itiraz ettiğini; mal beyanı olarak da kefaleti nedeniyle ipotek etmiş olduğu taşınmazı, bildirmiştir. İtiraz dilekçesi alacaklı tarafa ayrıca tebliğ edilmemiş; itirazın kaldırılması konulu eldeki dava 17.01.2007 tarihinde açılmıştır. ( Mahkemece duru şma açılarak icra dosyası getirtilmiş ve ilk celse, İİK m. 150/a, 150/ı gereği hesabın kat edilmesine ilişkin noter aracılığı ile hesap özeti gönderilmediği ve söz konusu belgelerin İİK m. 68/1'de belirtilen belgelerden olmadığı gerekçesiyle borcun 9.500,00 YTL kısmına yapılan itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı/alacaklı yanın temyizi üzerine Özel Daire'ce "Alacaklının takibini İİK'nın 149/b maddesi koşullarında başlattığı, borçluya ödeme emri gönderildiği, mahkemece anlaşmazlığın İİK m. 150/a madde koşullarında çözümlenmesi gerekirken somut olayda İİK'nın 150/ı maddesinin uygulama yeri bulunmadığının gözardı edilerek gidilen sonucun doğru olmadığı" gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkeme, "kararda İİK'nın 150/ı maddesinin maddi hatayla yer aldığı, ancak kararın diğer dayanaklarında ısrar ettiği, itirazın kaldırılması talebinin İİK'nın 150/a göndermesi ile 68/b maddesi hükümlerine göre çözüldüğü, hesap özetinin 68b/l. maddesine göre noter aracılığı ile borçluya gön-derilmeyip, 68b/2. maddesine göre borçluya banka nezdinde itiraz imkanı verilmediğinden borçlunun İİK'nın 68b/3. maddesi hükmüne göre hesap özetini itirazsız kabul etmiş sayılamayacağı, keza İİK'nın 68b/3. maddesine göre alacaklı belgelerinin de 68/1. maddede belirtilen belgelerden sayıla-madığı, rücu alacaklısı olarak takip başlatan alacaklı asıl alacaklının haklarına halef olduğundan fazlasına sahip olamayacağı, sonuca hiçbir etkisi olmayan maddi hatanın bozma sebebi yapılmasının hadisenin yorumunu ve anlaşılabilirliğini güçleştireceği" gerekçesiyle önceki kararında direnmiş; hükmü temyize davacı/alacaklı vekili getirmiştir. Mahkemece, İİK'nın 150/ı maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı, maddi hata sonucu kararda yer aldığı ifade edilmekle, bu husus uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmıştır. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; alacaklı tarafından İİK 149/b maddesi koşullarında başlatılarak borçluya ödeme emri tebliğ edilen icra takibinde; ipotek borçlusu/davalının itirazının kaldırılmasına ilişkin alacaklı talebinin yasal dayanaklarının ne olduğu ve inceleme yönteminin nasıl olması gerektiği; bu cümleden olarak borçluya dava dışı banka tarafından hesap özeti borcunun gönderilmemesinin alacaklının belgelerinin İİK'nın 68/1. maddesinde sayılan belgelerden kabul edilmemesi ve dolayısıyla talebinin reddi sonucunu doğurup doğurmayacağı, noktasında toplanmaktadır. Öncelikle, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe ilişkin düzenlemeler ve taşıdığı özelliklerin ortaya konulmasında yarar vardır. Bilindiği üzere ipotek, halen mevcut (doğmuş) veya ileride doğacak ya da ileride doğması muhtemel olan bir alacağın temini için tesis edilebilir. İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte kesin borç (karz) ipoteğine dayanılmış ise; eş söyleyişle, doğmuş bir alacağın temini için düzenlenen ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcunu ihtiva ediyorsa başvurulacak yol, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takiptir ve bu durumda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK'nın) 149. maddesi gereği borçluya ve taşınmaz sahibi üçüncü şahsa birer icra emri gönderilir. Aynı Kanun'un 149/a maddesine göre, ilamların icrasına ilişkin aynı Kanun'un 33/1, 2, 3. maddeleri hükmünce, icranın durdurulması kararı alınmazsa da taşınmaz satılır. Nitekim bu husus, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İcra emri" başlığını taşıyan 149. maddesinde; "İcra memuru, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir. Bu icra emrinde borcun otuz gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez ve icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmezse, alacaklının taşınmazın satışını isteyebileceği bildirilir." Şeklinde düzenlenmiştir. Buna karşılık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte teminat (üst sınır-limit) ipoteğine dayanılmışsa, kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilip edilmemesine göre uygulama yapılarak; a) Kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilmiş ise; İİK'nın 150/ı maddesine göre yukarıda açıklanan şekilde icra emri gönderilmeli; şikayet vukuunda icra mahkemesince, ihtarnameye 8 gün içinde itiraz edilmesi halinde krediyi kullandıran tarafın alacağını İİK 68/b kapsam ında diğer belgelerle ispatlaması halinde şikayet reddedilmeli; eğer ihtarnameye 8 gün içinde itiraz edilmemişse de İİK'nın 149. maddesine göre ilamlı takibe ilişkin işlem yapılarak ve İİK 149/a maddesi göndermesi ile ilamların icrasına ilişkin İİK'nın 33/1, 2, 3. maddeleri hükmü uygulanmalı; icranın durdurulması kararı alınmazsa da taşınmaz satılmalıdır. b) Kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilmemiş ise; bu durumda ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip yoluna başvurulmalı; borçluya İİK 149/b maddesine göre ödeme emri gönderilmelidir. Konuya ilişkin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Ödeme emri" başlıklı 149/b maddesi; "149. maddede yazılı haller dışındaki muaccel alacaklar için icra memuru, borçluya ve varsa taşınmaz sahibi üçüncü şahsa aşağıdaki kayıtlara uygun olmak üzere 60. maddeye göre birer ödeme gönderir. 1- Ödeme müddeti otuz gündür. 2- Yedi gün içinde itiraz olunmaz ve 1 numaralı bentte yazılı müddet içinde borç ödenmezse alacaklının taşınmazın satışını isteyebileceği bildirilir." Hükmünü içermektedir. Bu durumda borçlu veya üçüncü şahıs aynı Kanun'un 150. maddesi hükmü gereği ödeme emrine itiraz edebilir. Bu husus "Ödeme emrine itiraz" başlıklı 150. maddede; "Borçlu veya üçüncü şahıs ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabilirler. Ancak, rehin hakkı itiraz konusu yapılamaz. İpoteğin iptali hakkında dava açılması halinde 72. madde hükümleri kıyasen uygulanır." Şeklinde ifade olunmuştur. Açıklanan şekilde İİK'nın 150. maddesine göre itiraz edilip, icra mahkemesinden bu itirazın kaldırılması istenirse de; mahkeme, İİK 150/a maddesi göndermesi ile İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre inceleme yapmalıdır. 2004 say ılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İncelenmesi Usulü ve Hükümleri" başlıklı 150/a maddesinde: "Ödeme emrine itiraz hakkında 62'den 72. maddeye kadar olan hükümler uygulanır. Ancak; 1. ipotek, bir cari hesap veya işleyecek kredi vesaire gibi bir mukavelenin teminatı olarak verilmişse, icra mahkemesi bu mukavele ve bununla ilgili sair belge ve makbuzları 68. maddedeki esaslara göre incelemek yetkisini haizdir..." Denilmekte; Bu maddede atıf yapılan aynı Kanun'un "İtirazın kesin olarak kaldırılması" başlıklı 68. maddesinde ise; "(Değişik fıkra: 17.07.2003 - 4949 S.K./16. md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilamsız takip yapılamaz. Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse, icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir. İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur. Borçlu murisine ait bir alacak için takip edilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse, bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz. (Değişik fıkra: 09.11.1988 - 3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar. Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde, vekil müteakip oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmeyen alacaklı, borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır. (Ek fıkra: 06.06.1985 - 3222/6 md.; Değişik fıkra: 09.11.1988 - 3494/2 md.), (Değişik cümle: 17.07.2003 - 4949 S.K./16. md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde kırktan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar." Şeklinde yer alan hüküm ile de incelemede esas alınacak yöntem düzenlenmektedir. Hemen burada İfade edilmelidir ki, kural olarak, cari hesap-kredi sözleşmeleri yukarıda metni aynen alınan İİK'nın 68. maddesinde yazılı belgelerden değildir ve alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenemez. Ne var ki, bu kuralın iki istisnası vardır; Bunlardan birisi İİK 150/a maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesi ipotekle (limit-üst sınır) teminat altına alınmışsa alacaklının krediyi kullandırdığını belgelemesi halinde İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) inceleme yapılması; diğeri de İİK'nın 68/b maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesine dayanılarak noter aracılığıyla hesap özeti tebliğ edilip; buna 1 aylık sürede itiraz edilmemesi halinde İİK 68. maddede yer alan belge sayılarak, incelemenin yine bu maddedeki esaslara g öre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmesidir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında; Alacaklı kooperatif takibini, ipotek akit belgesine dayandırarak, İİK'nın 149/b madde koşullarında başlatmış; borçluya icra emri değil, yine İİK'nın 149/b maddesine göre ödeme emri tebliğ ettirmiştir. Borçlu, İİK'nın 150. maddesine dayanarak borca kısmi itirazda bulunmuş; takip itiraz edilen miktar yönünden durmuştur. Alacaklı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde ödeme emrine itirazın incelenmesine ilişkin İİK'nın 150/a maddesine dayanarak borçlunun bu kısmi itirazının kaldırılmasını istemiştir. Şu durumda mahkeme, İİK'nın 150/a maddesi göndermesi ile İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre inceleme yapmak durumundadır. Bu esaslar gözetildiğinde, mahkemece yapılacak iş; kredinin kullandırıldığına dair borçluyu ilzam edecek gerekli belgeler (dahili çek, kasa tediye fişi vs) istenip, borçlunun İİK'nın 68. maddesindeki koşulları taşıyan ödeme belgesi varsa bunların da ibrazının istenmesi ile, gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırmak ve ipotek limitinin aşılmayacağı da gözönünde bulundurularak sonuca gitmek olmalıdır. Aksine ve somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilip, bu kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. Sonuç: Davacı/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nın 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA), istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 30.01.2008 gününde, oybirliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Bunlardan birisi İİK 150/a maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesi ipotekle (limit-üst sınır) teminat altına alınmışsa alacaklının krediyi kullandırdığını belgelemesi halinde İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) inceleme yapılması;
Hukuk Genel Kurulu 2008/12-72 E., 2008/36 K. Hukuk Genel Kurulu 2008/12-72 E., 2008/36 K. - İCRANIN GERİ BIRAKILMASI - İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİP - İTİRAZ - KAYITSIZ ŞARTSIZ BORÇ İKRARI- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 68 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 149 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 150 ] - 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 33 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki "itirazın kaldırılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Üsküdar Birinci İcra Hukuk Mahkemesi)'nce davanın reddine dair verilen 08.03.2007 gün ve 2007/24-247 sayılı kararın incelenmesi davacı/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Onikinci Hukuk Dairesi'nin 21.06.2007 gün ve 2007/10220-12759 sayılı ilamı ile; (...Alacaklının takip dayanağı ipotek akit belgesine dayanarak başlattığı takipte borçlu borcun bir kısmına itirazla takibin o miktar için durmasını sağlamıştır. Alacaklı takibini İÎK'nın 149/b madde koşullarında başlatmış, borçluya icra emri değil, ödeme emri tebliğ edilmiştir. Mahkemece anlaşmazlığın İÎK'nın 150/a madde koşullarında çözümlenmesi gerekirken somut olayda İİK'nın 150/ı maddesinin uygulama yeri bulunmadığı gözardı edilerek yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Temyiz Eden: Davacı/alacaklı vekili Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Davacı/alacaklı kooperatif, 11.08.2006 tarihinde dava dışı borçlular ile davalı ipotek borçlusu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişerek 20.000,00 YTL tutarında asıl alacağın icra gideri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek %57 yıllık faiz ile tahsilini istemiş; fazlaya ilişkin ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talep haklarını saklı tuttuklarını bildirmiş; takibini, S.S. Ü... Esnaf Kooperatifine ait, vadesi gelmiş 2005 Aralık, 2006 Mart, Haziran senetleri ile sözleşme gereği muaccel olan 4 adet senet ana para ve kredi faizi, temerrüt faizi borcuna ve bunların teminatı olarak verilen teminat ipotek akit belgesine dayandırmıştır. Borçlulara 11.08.2006 tarihli "İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takipte Ödeme Emri" gönderilmiştir (İİK 149/b). Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı/Celal I. yasal sürede itiraz ederek; kısmi itiraz ettiğini, tahakkuk edilen borcun hangi nedenle talep edildiğinin açıkça anlatılmadıgını, borcun mahiyetinin belirsizlik içinde olup, detaylı olarak açıklanmadığını, gerçek borçlunun Nazike olup, borçlu adına 13.350 YTL miktarında kefaleti nedeniyle borca mukabil kendisine ait taşınmazın ipotek edildiğini, mevcut borcun 3.077.35 YTL'sinin ödenip, makbuzların ekli olduğunu, geriye kalan 10.500 YTL borcun taksit mukabilinde borçlu tarafından ödeneceğini, bu nedenle fazlaya ait olan borca itiraz ettiğini; mal beyanı olarak da kefaleti nedeniyle ipotek etmiş olduğu taşınmazı, bildirmiştir. İtiraz dilekçesi alacaklı tarafa ayrıca tebliğ edilmemiş; itirazın kaldırılması konulu eldeki dava 17.01.2007 tarihinde açılmıştır. ( Mahkemece duru şma açılarak icra dosyası getirtilmiş ve ilk celse, İİK m. 150/a, 150/ı gereği hesabın kat edilmesine ilişkin noter aracılığı ile hesap özeti gönderilmediği ve söz konusu belgelerin İİK m. 68/1'de belirtilen belgelerden olmadığı gerekçesiyle borcun 9.500,00 YTL kısmına yapılan itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı/alacaklı yanın temyizi üzerine Özel Daire'ce "Alacaklının takibini İİK'nın 149/b maddesi koşullarında başlattığı, borçluya ödeme emri gönderildiği, mahkemece anlaşmazlığın İİK m. 150/a madde koşullarında çözümlenmesi gerekirken somut olayda İİK'nın 150/ı maddesinin uygulama yeri bulunmadığının gözardı edilerek gidilen sonucun doğru olmadığı" gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkeme, "kararda İİK'nın 150/ı maddesinin maddi hatayla yer aldığı, ancak kararın diğer dayanaklarında ısrar ettiği, itirazın kaldırılması talebinin İİK'nın 150/a göndermesi ile 68/b maddesi hükümlerine göre çözüldüğü, hesap özetinin 68b/l. maddesine göre noter aracılığı ile borçluya gön-derilmeyip, 68b/2. maddesine göre borçluya banka nezdinde itiraz imkanı verilmediğinden borçlunun İİK'nın 68b/3. maddesi hükmüne göre hesap özetini itirazsız kabul etmiş sayılamayacağı, keza İİK'nın 68b/3. maddesine göre alacaklı belgelerinin de 68/1. maddede belirtilen belgelerden sayıla-madığı, rücu alacaklısı olarak takip başlatan alacaklı asıl alacaklının haklarına halef olduğundan fazlasına sahip olamayacağı, sonuca hiçbir etkisi olmayan maddi hatanın bozma sebebi yapılmasının hadisenin yorumunu ve anlaşılabilirliğini güçleştireceği" gerekçesiyle önceki kararında direnmiş; hükmü temyize davacı/alacaklı vekili getirmiştir. Mahkemece, İİK'nın 150/ı maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı, maddi hata sonucu kararda yer aldığı ifade edilmekle, bu husus uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmıştır. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; alacaklı tarafından İİK 149/b maddesi koşullarında başlatılarak borçluya ödeme emri tebliğ edilen icra takibinde; ipotek borçlusu/davalının itirazının kaldırılmasına ilişkin alacaklı talebinin yasal dayanaklarının ne olduğu ve inceleme yönteminin nasıl olması gerektiği; bu cümleden olarak borçluya dava dışı banka tarafından hesap özeti borcunun gönderilmemesinin alacaklının belgelerinin İİK'nın 68/1. maddesinde sayılan belgelerden kabul edilmemesi ve dolayısıyla talebinin reddi sonucunu doğurup doğurmayacağı, noktasında toplanmaktadır. Öncelikle, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe ilişkin düzenlemeler ve taşıdığı özelliklerin ortaya konulmasında yarar vardır. Bilindiği üzere ipotek, halen mevcut (doğmuş) veya ileride doğacak ya da ileride doğması muhtemel olan bir alacağın temini için tesis edilebilir. İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte kesin borç (karz) ipoteğine dayanılmış ise; eş söyleyişle, doğmuş bir alacağın temini için düzenlenen ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcunu ihtiva ediyorsa başvurulacak yol, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takiptir ve bu durumda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK'nın) 149. maddesi gereği borçluya ve taşınmaz sahibi üçüncü şahsa birer icra emri gönderilir. Aynı Kanun'un 149/a maddesine göre, ilamların icrasına ilişkin aynı Kanun'un 33/1, 2, 3. maddeleri hükmünce, icranın durdurulması kararı alınmazsa da taşınmaz satılır. Nitekim bu husus, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İcra emri" başlığını taşıyan 149. maddesinde; "İcra memuru, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir. Bu icra emrinde borcun otuz gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez ve icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmezse, alacaklının taşınmazın satışını isteyebileceği bildirilir." Şeklinde düzenlenmiştir. Buna karşılık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte teminat (üst sınır-limit) ipoteğine dayanılmışsa, kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilip edilmemesine göre uygulama yapılarak; a) Kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilmiş ise; İİK'nın 150/ı maddesine göre yukarıda açıklanan şekilde icra emri gönderilmeli; şikayet vukuunda icra mahkemesince, ihtarnameye 8 gün içinde itiraz edilmesi halinde krediyi kullandıran tarafın alacağını İİK 68/b kapsam ında diğer belgelerle ispatlaması halinde şikayet reddedilmeli; eğer ihtarnameye 8 gün içinde itiraz edilmemişse de İİK'nın 149. maddesine göre ilamlı takibe ilişkin işlem yapılarak ve İİK 149/a maddesi göndermesi ile ilamların icrasına ilişkin İİK'nın 33/1, 2, 3. maddeleri hükmü uygulanmalı; icranın durdurulması kararı alınmazsa da taşınmaz satılmalıdır. b) Kredi sözleşmesi-cari hesap ilişkisi nedeniyle hesap özeti-ihtarname tebliğ edilmemiş ise; bu durumda ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip yoluna başvurulmalı; borçluya İİK 149/b maddesine göre ödeme emri gönderilmelidir. Konuya ilişkin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Ödeme emri" başlıklı 149/b maddesi; "149. maddede yazılı haller dışındaki muaccel alacaklar için icra memuru, borçluya ve varsa taşınmaz sahibi üçüncü şahsa aşağıdaki kayıtlara uygun olmak üzere 60. maddeye göre birer ödeme gönderir. 1- Ödeme müddeti otuz gündür. 2- Yedi gün içinde itiraz olunmaz ve 1 numaralı bentte yazılı müddet içinde borç ödenmezse alacaklının taşınmazın satışını isteyebileceği bildirilir." Hükmünü içermektedir. Bu durumda borçlu veya üçüncü şahıs aynı Kanun'un 150. maddesi hükmü gereği ödeme emrine itiraz edebilir. Bu husus "Ödeme emrine itiraz" başlıklı 150. maddede; "Borçlu veya üçüncü şahıs ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabilirler. Ancak, rehin hakkı itiraz konusu yapılamaz. İpoteğin iptali hakkında dava açılması halinde 72. madde hükümleri kıyasen uygulanır." Şeklinde ifade olunmuştur. Açıklanan şekilde İİK'nın 150. maddesine göre itiraz edilip, icra mahkemesinden bu itirazın kaldırılması istenirse de; mahkeme, İİK 150/a maddesi göndermesi ile İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre inceleme yapmalıdır. 2004 say ılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İncelenmesi Usulü ve Hükümleri" başlıklı 150/a maddesinde: "Ödeme emrine itiraz hakkında 62'den 72. maddeye kadar olan hükümler uygulanır. Ancak; 1. ipotek, bir cari hesap veya işleyecek kredi vesaire gibi bir mukavelenin teminatı olarak verilmişse, icra mahkemesi bu mukavele ve bununla ilgili sair belge ve makbuzları 68. maddedeki esaslara göre incelemek yetkisini haizdir..." Denilmekte; Bu maddede atıf yapılan aynı Kanun'un "İtirazın kesin olarak kaldırılması" başlıklı 68. maddesinde ise; "(Değişik fıkra: 17.07.2003 - 4949 S.K./16. md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilamsız takip yapılamaz. Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse, icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir. İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur. Borçlu murisine ait bir alacak için takip edilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse, bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz. (Değişik fıkra: 09.11.1988 - 3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar. Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde, vekil müteakip oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmeyen alacaklı, borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır. (Ek fıkra: 06.06.1985 - 3222/6 md.; Değişik fıkra: 09.11.1988 - 3494/2 md.), (Değişik cümle: 17.07.2003 - 4949 S.K./16. md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde kırktan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar." Şeklinde yer alan hüküm ile de incelemede esas alınacak yöntem düzenlenmektedir. Hemen burada İfade edilmelidir ki, kural olarak, cari hesap-kredi sözleşmeleri yukarıda metni aynen alınan İİK'nın 68. maddesinde yazılı belgelerden değildir ve alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenemez. Ne var ki, bu kuralın iki istisnası vardır; Bunlardan birisi İİK 150/a maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesi ipotekle (limit-üst sınır) teminat altına alınmışsa alacaklının krediyi kullandırdığını belgelemesi halinde İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) inceleme yapılması; diğeri de İİK'nın 68/b maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesine dayanılarak noter aracılığıyla hesap özeti tebliğ edilip; buna 1 aylık sürede itiraz edilmemesi halinde İİK 68. maddede yer alan belge sayılarak, incelemenin yine bu maddedeki esaslara g öre (İİK 62 ilâ 72. maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmesidir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında; Alacaklı kooperatif takibini, ipotek akit belgesine dayandırarak, İİK'nın 149/b madde koşullarında başlatmış; borçluya icra emri değil, yine İİK'nın 149/b maddesine göre ödeme emri tebliğ ettirmiştir. Borçlu, İİK'nın 150. maddesine dayanarak borca kısmi itirazda bulunmuş; takip itiraz edilen miktar yönünden durmuştur. Alacaklı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde ödeme emrine itirazın incelenmesine ilişkin İİK'nın 150/a maddesine dayanarak borçlunun bu kısmi itirazının kaldırılmasını istemiştir. Şu durumda mahkeme, İİK'nın 150/a maddesi göndermesi ile İİK'nın 68. maddesindeki esaslara göre inceleme yapmak durumundadır. Bu esaslar gözetildiğinde, mahkemece yapılacak iş; kredinin kullandırıldığına dair borçluyu ilzam edecek gerekli belgeler (dahili çek, kasa tediye fişi vs) istenip, borçlunun İİK'nın 68. maddesindeki koşulları taşıyan ödeme belgesi varsa bunların da ibrazının istenmesi ile, gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırmak ve ipotek limitinin aşılmayacağı da gözönünde bulundurularak sonuca gitmek olmalıdır. Aksine ve somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilip, bu kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. Sonuç: Davacı/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nın 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA), istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 30.01.2008 gününde, oybirliği ile karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2018/2384 E., 2020/3240 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Şikayetçi vekili, bedeli paylaşıma konu araçların satışı üzerine düzenenen sıra cetvelinde, İİK’nın 69. maddesi hükmü uyarınca, ilk haciz sahibi olması nedeniyle, müvekkili kuruma öncelikli olarak pay ayrılması gerekirken, yasaya aykırı bir biçimde, satış bedelinin kamu idareleri arasında garameten pay edildiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptal
23. Hukuk Dairesi         2018/2384 E.  ,  2020/3240 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikayetçi vekili, bedeli paylaşıma konu araçların satışı üzerine düzenenen sıra cetvelinde, İİK’nın 69. maddesi hükmü uyarınca, ilk haciz sahibi olması nedeniyle, müvekkili kuruma öncelikli olarak pay ayrılması gerekirken, yasaya aykırı bir biçimde, satış bedelinin kamu idareleri arasında garameten pay edildiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini istemiştir. Şikayet olunan banka vekili, rehin alacaklısı olan müvekkili bankaya ve MTV alacaklısı vergi dairesine, şikayetçi kurumdan önce pay ayrılmasının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, şikayetin reddini istemiştir. İcra mahkemesince, rehin alacaklısı olan şikayet olunan bankaya öncelikli olarak pay ayrılmasının usul ve yasaya uygun olduğu, sıra cetveline yönelik şikayetin yerinde olmadığı gerekçesiyle, şikayetin reddine karar verilmiştir. Kararı, şikayetçi SGK vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, şikayetçi vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan İcra Mahkemesi kararının İİK’nın 366. maddesi uyarınca ONANMASINA, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca harç alınmasına yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2016/4634 E., 2017/632 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İcra Müdürlüğü'nün 2011/13120 esas sayılı dosyasından yapılan haczin hem tarih hem de ödeme emrinin tebliğ tarihi itibariyle ilk haciz olduğunu, İİK'nın 69. maddesi gereğince borca itirazın satıştan başka hiçbir icra işlemini durdurmayacağını savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
23. Hukuk Dairesi         2016/4634 E.  ,  2017/632 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikayetçi vekili, borçlu ...’nın hisseleri üzerine hacizler uyguladığını, borçlunun haczedilen şirket hisselerinin 745.000,00 TL bedelle satışı sonrasında, İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün 2011/13120 esas sayılı dosyasından 21.01.2013 tarihli sıra cetveli düzenlendiğini, tüm satış bedelinin işbu dosyaya aktarıldığı, ancak haczin kesinleşmediğini, borçlunun takibe itiraz ettiğini, sıra cetvelinin düzenlendiği tarih itibariyle ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmediğini, bu dosyadan konulan ihtiyati haciz tarihinin 08.12.2012 olduğunu, kendilerinin ilk ihtiyati haciz tarihinin 09.12.2012 olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve şikayet etmiştir. Şikayet olunan vekili; İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün 2011/13120 esas sayılı dosyasından yapılan haczin hem tarih hem de ödeme emrinin tebliğ tarihi itibariyle ilk haciz olduğunu, İİK'nın 69. maddesi gereğince borca itirazın satıştan başka hiçbir icra işlemini durdurmayacağını savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; şikayete konu sıra cetvelinin İstanbul 22. İcra Müdürlüğü’nün 2011/13120 esas sayılı dosyasından düzenlenmesi gerektiği, bu dosyadan 08.12.2011 tarihinde ihtiyaten haczedilen borçlunun senede bağlanmamış hisseleri üzerindeki ihtiyati haczin, 19.12.2011 tarihinde kesin hacze dönüştüğü, şikayetçinin ihtiyati haczinin ise 16.01.2012 tarihinde kesin hacze dönüştüğü, sıra cetvelinin doğru olduğu, şikayetçinin alacaklarının İİK'nın 100. maddede belirtilen koşulları taşıyan nitelikte belgelere dayalı bir alacak olmadığı gerekçesiyle, şikayetin reddine karar verilmiştir. Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, şikayetçi vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan İcra Mahkemesi kararının İİK’nın 366. maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2014/12760 E., 2014/14269 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bu durumda, borçlu, bononun boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğuna ilişkin iddiasını, takip dayanağı bonoya açıkça atıf yapılan İİK. nun I69/a-1.maddesinde belirtilen nitelikte yazılı bir belge ile ispat edemediğinden, mahkemece, şikayetin reddi yerine olayda uygulama yeri bulunmayan yazılı gerekçe ile kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup kararın bu gerekçe ile bozulması gerekir.
12. Hukuk Dairesi         2014/12760 E.  ,  2014/14269 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 23/01/2014 NUMARASI : 2013/1216-2014/45 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Sahtelik iddiasının imza itirazı dışındaki bir nedene (yazıda sahtelik) dayanması halinde Dairemiz, İcra Ve İflas Kanunu'nda bir düzenleme bulunmadığından HMK'nun 209. maddesinin uygulanması gerektiği görüşünde iken, daha sonra içtihat değişikliğine gidilerek, senet üzerinde bulunan yazıdaki sahtelik iddiasının borca itiraz niteliğinde olup, bu konunun da İİK'nun 169/a maddesinde düzenlenmiş olması nedeniyle, HMK'nun 209. maddesinin bu yönden de uygulama yerinin olmadığı görüşü benimsenmiştir. Somut olayda borçlunun icra mahkemesine başvurarak, takibe konu senetlerin cebir ve tehditle tanzim edildiğini ve borçlu olmadığını, bu nedenle soruşturma başlatıldığını belirterek borca itiraz ettiği ve takibin iptalini istediği, mahkemece HMK'nun 209. maddesi gereğince sahtecilik iddiası sonuçlanıncaya kadar borçlu hakkındaki takibin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. Borçlu, senetlerin cebir ve tehdit yoluyla elde edildiğini açık bir şekilde ifade etmiş olup, borçlu tarafından yapılan bu itiraz, borca itiraz niteliğindedir. Bu itirazın incelenmesi İİK'nun 169 ve 169/a maddelerinde özel olarak düzenlendiğinden, HMK'nun 209. maddesi uygulanamaz. Öte yandan zor ve tehditle senet imzalatıldığı iddiası HMK 209 kapsamında bir sahtelik iddiası değildir. O halde mahkemece borca itirazın İİK'nın 169/a maddesi uyarınca incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.05.2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi. Karşı Oy Yazısı: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 08.12.1982 günlü 1982/4 Es. ve 1982/4 Ka. sayılı kararına göre ''Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 142. maddesi hükmüne göre, mahkemelerin görevleri kanunla düzenlenir. Öte yandan, 5 Aralık 1977 tarihli, 4/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere,mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgili olup kıyas veya yorum ile genişletilmesi yahut değiştirilmeleri mümkün bulunmamaktadır.Şayet kanunda açıklık yoksa,görev genel mahkemelere aittir.'' Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2014 tarihli 2013/12-1310 Es. ve 2014/532 Ka. sayılı ilamına göre icra mahkemesinin yetkisi sınırlıdır. TC. Anayasası'nın 6. maddesine göre ''Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.'', 36. maddesine göre; ''Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.'', 37. maddesine göre; ''Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.'', 142. madesine göre; ''Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.'' Hükümlerinin mahiyeti itibariyle herkese veya her olaya uygulanması mümkün olan kanunlara genel kanun, belli kişilere veya belli olaylara uygulanan kanunlara ise özel kanun denilmektedir. İcra ve İflas Kanunu özel, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ise genel kanundur. Kambiyo senetlerinde İİK.'nun 169/a maddesi gereğince dar yetkili icra mahkemesi imza inkarı dışındaki sahtecilik iddiasını inceleyemez. Çünkü bu maddede incelenebilecek itiraz sebepleri; a)İtfa, b)İmhal, c)Zamanaşımı ve d) İmzaya itiraz olmak üzere sınırlı olarak sayılmıştır. Senette sahtecilik iddiasını inceleme görevi genel yetkili mahkemelere aittir.İmza itirazı da borca iitrazdır. Yasa koyucu imza itirazının inceleme şeklini ayrıntılı olarak İİK.'nun 170.maddesinde düzenlediği halde sahtecilik itirazının incelenme şeklini İİK.'nda düzenlememiştir. Yasa koyucunun böyle bir iradesi olsa idi sahtecilik itirazının incelenme şeklini de belirlerdi. Takip hukukunda düzenlenmeyen bir konuda yorum yolu ile icra mahkemelerinin görevli olunduğunu söylemek Anayasa'ya, İİK.'nuna ve İçtihadı birleştirme kararına açıkça aykırılık oluşturmaktadır. İcra ve İflas Kanunu icra takip hukuku açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre özel kanun olup, takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle İcra ve İflas Kanunu hükümlerinin, bu kanunda hüküm bulunmayan durumlarda ise anılan kanuna aykırılık teşkil etmemek koşuluyla genel nitelikte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir. Sahtelik iddiasının imza inkarı dışında bir nedene dayanması durumunda İcra ve İflas Kanunu'nda özel bir düzenleme bulunmadığından sorunun çözümü için 6100 Sayılı HMK. nun 209.maddesinin uygulanması gerekeceğinden bu maddenin amir hükmü gereğince icra takibi olduğu yerde durur. Bunun için sahtelik iddiasının ileri sürüldüğü mahkemece ayrıca tedbir kararı verilmesi gerekmez. Borçlu tarafından icra dairesine başvurulması halinde icra müdürlüğünce anılan madde uyarınca sahtelik davası sonuna kadar icra takibinin durdurulması gerekir. İcra müdürünün kararının taraflarca İİK.nun 16/2.maddesi uyarınca süresiz şikayet konusu yapılabileceği tabidir. Öte yandan borçlu tarafından doğrudan icra mahkemesine başvurulmasına da yasal engel olmadığından hakim, 6100 Sayılı HMK.nun 209/1.maddesini re’sen nazara almalıdır. Pek tabidir ki mahkemece sahtelik iddiasının imza inkarı dışındaki bir nedene dayandığının belirlenmesi halinde takip hukukunun özelliği ve acele karar verilmesi gerekliliğinin bir sonucu olarak, sahtelik davası bekletici mesele yapılmadan, sahtelik davasında karar verilinceye kadar icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi gerekir. Yukarda belirttiğim gerekçelerle çoğunluğun görüşünün icra mahkemelerinin görev alanını yorum yolu ile genişletecek şekilde olduğu, bu görüşün Anayasaya, HMK.'ya, İİK.'na, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun kararına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararına aykırı olduğunu düşündüğüm için takip hukukunda HMK.'nun 209/1. maddesinin uygulanmayacağına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Somut olayda; borçlunun takibe konulan senetlerdeki imzanın cebir ve şiddet kullanılarak attırıldığını iddia ettği görülmüştür. Dairemizin isrikrar kazanmış uygulamalarına göre; Senedin takibe konulduğu tarih iribarı ile yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK.nun 690. maddesinin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanan aynı Kanun'un 592. maddesi uyarınca, tamamen doldurulmamış olan bononun tedavüle çıkarılırken doldurulması mümkün olup, bunun anlaşmalara aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı belge ile kanıtlanması halinde geçerlilik kazanması mümkündür. Somut olayda takip dayanağı bononun tanzim ve vade tarihlerinde her hangi bir tahrifat iddiası mevcut değildir. Bu kısımların anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu, İİK.nun 169/a-1.maddesinde belirtilen nitelikte yazılı bir belge ile ispatlanmalıdır. Bu durumda, borçlu, bononun boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğuna ilişkin iddiasını, takip dayanağı bonoya açıkça atıf yapılan İİK. nun I69/a-1.maddesinde belirtilen nitelikte yazılı bir belge ile ispat edemediğinden, mahkemece, şikayetin reddi yerine olayda uygulama yeri bulunmayan yazılı gerekçe ile kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup kararın bu gerekçe ile bozulması gerekir.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

Hakkında itirazın geçici kaldırılması kararı verilen borçlu (B), bu kararın tefhim veya tebliğinden itibaren kaç gün içinde hangi davayı açarsa geçici haczin kesin hacze dönüşmesini engelleyebilir?

A) 7 gün içinde - Menfi tespit davası
B) 7 gün içinde - Borçtan kurtulma davası
C) 3 gün içinde - İstirdat davası
D) 1 yıl içinde - Menfi tespit davası
E) 10 gün içinde - İmzaya itiraz davası

Bu maddeyle ilgili 11 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol