4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 16

Türk Medeni Kanunu 16. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 16- Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar. IV. Hısımlık 1. Kan hısımlığı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

60 karar eşleşti
8. Hukuk Dairesi, 2014/10702 E., 2014/13282 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
ından 25’er m2 lik dere mutlak koruma bandı ve benzeri hususlarda göz önünde bulundurularak dava konusu ve kabulüne karar verilen taşınmaz bölümlerinin derenin aktif yatağında, taşkın alanında ya da koruma bandı kapsamında kalıp kalmadığı, TMK'nun 715, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/C maddesi kapsamında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve TMK'nun 999.
8. Hukuk Dairesi         2014/10702 E.  ,  2014/13282 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 06/09/2012 NUMARASI : 2009/518-2012/416 E.. S.. Yağ Gliserin Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Hazine, İstanbul Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve D.. M.. ve Şişli Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.09.2012 gün ve 518/416 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekilleri dava dilekçelerinde; davacı Şirketin kendisine ait ve nolu parsellerinin arasında kalan ancak henüz tapu kütüğünde kayıtlı olmayan ve dava dilekçesine eklenen krokide A ve B harfleriyle işaretlenen taşınmaz bölümlerinin önceki zilyetleri olan E.. A.. ve S.. A..’dan İstanbul 25. Noterliği'nin 16.10.1996 tarih ve yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki satış vaadi senediyle satın aldıklarını, vekil edeni şirketin malik sıfatı ile zilyet olduğunu, TMK'nun 713. maddesinde açıklanan kazanmayı sağlayan zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiğini, her ne kadar satış sözleşmesinde 9135 ve 5202 m2 olarak belirtilmiş ise de taşınmazların niteliği yeri ve sınırları ve yüzölçümünün Mahkemece görevlendirilecek teknik bilirkişiler aracılığıyla tespit edilmesi gerektiğini açıklayarak 30 yılı aşkın bir süreden beri vekil edeni ile önceki zilyetlerin tasarrufunda bulunan krokide A ve B harfleriyle işaretlenen taşınmaz bölümlerinin vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, Kayıthane Deresi'nin ıslahı ve dere taşkın risk haritasının yeniden belirlenmesi çalışmalarının İSKİ tarafından yapılmakta olduğunu, dava konusu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunduğunu, bu nedenle Hazine adına tescile karar verilmesi gerektiğini belirterek davacının davasının reddine, taşınmaz bölümlerinin Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı Ş.. B.. vekili davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini istemiştir. Dahili davalı DSİ vekili; Kağıthane Deresi'nin ıslahı ve dere taşkın risk haritasının yeniden belirlenmesi çalışmalarının yapılmakta olduğunu, 04.08.1975 tarih ve 7/10454 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile dava konusu yerin 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu kapsamına alınarak ilan edildiğini, uyuşmazlık konusu yapılan yerlerin taşkın alanı içinde bulunduğunu, İstanbul Kağıthane dere ıslah çalışmalarının 5216 sayılı Kanun kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile İSKİ Genel Müdürlüğü'nce devam edildiğini, bu nedenle dava konusu yerin özel mülkiyete konu olacak yerlerden bulunmadığını belirtmek suretiyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Dahili davalı İSKİ Genel Müdürlüğü vekili ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilleri Kağıthane Deresi'nin ıslah, temizlik ve işletmesinin İSKİ tarafından yapıldığını, Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın davada hasım durumunun olamayacağını, dava konusu edilen alanların kısmen dere yatağında kısmen planlanan ıslah güzergahında ve kısmen de dere koruma alanında kalmakta olduğunu, dere taşkın sınırlarını belirleninceye kadar dere duvarından itibaren derenin sağında ve solunda 25 ‘er metre olmak üzere toplam 50 m'lik alanın dere mutlak koruma bandı olarak değerlendirildiğinde, dere mutlak koruma bandı olarak belirlenen bu alanın imar planında dere ıslahı, servis yolları ve yeşil alan olarak mutlaka ayrılması gerektiğini, bölgenin imar plan çalışmalarının henüz tamamlanmamış olması nedeniyle söz konusu alanların taşkın riskine maruz olması bakımından dava konusu isteğin reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece, “… kazanma koşulları ve süresinin davacı şirket yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile karara ekli krokide A1 harfiyle işaretlenen 2529, A 2 ile belirlenen 455 ve B harfiyle işaretlenen 5767 m2'lik yüzölçümlü taşınmaz bölümlerinin aynı adanın son parsel numaraları ile davacı şirket adına tapuya kayıt ve tesciline” karar verilmesi üzerine hüküm davalılardan Ş.. B.., İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İSKİ Genel Müdürlüğü, DSİ Genel Müdürlüğü ve Hazine vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Dava, kadastroda tespit dışı bırakılan taşınmaz bölümlerinin kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TKM'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan tescil davasıdır. Mahkemece, kazanma koşullarının davacı şirket yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi taşınmazın özel mülkiyete konu olacak yerlerden olup olmadığı bakımından da duraksama söz konusudur. Taşınmazın niteliğinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde araştırılıp belirlenmesi zorunludur. TMK'nun 713/1 fıkrasına dayalı olarak açılan davalar kamu düzeni ağırlıklı davalar olduğundan bir bakıma mahkemece her türlü araştırma ve incelemenin kendiliğinden yapılması zorunludur. Taşınmaz bölümlerine komşu tapulamanın ve sayılı parsellerinin tespitleri 1969 yılında yapılmış olup, bu tarihten kabulüne karar verilen taşınmaz bölümlerinin tapulama sırasında tespit dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki söz konusu taşınmaz bölümlerinin ne niteliğiyle tespit dışı bırakıldığı Mahkemece Kadastro Müdürlüğü'nden sorulmamış ve bu konu üzerinde durulmamıştır. Bu nedenle teknik bilirkişiler O.. Ş.., N.. P.., R.. E.. ve N.. Ş..’ün rapor ve ekindeki krokinin onaylı örnekleri eklenmek suretiyle ½ ölçekli krokide sarıya taralı A1, A2 ve B harfleriyle işaretlenen taşınmaz bölümlerinin hangi tarihte ve ne niteliğiyle kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığının ilgili kadastro müdürlüğünden sorulması, yazı cevabının dosyaya eklenmesi, bundan ayrı taşınmazlara komşu 3 pafta ve sayılı parsellere kadastro çalışmaları sırasıyla revizyon gören 22.12.1966 tarih ve yine 22.12.1966 tarih sıra nolu tapu kayıtlarının ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm geldi ve gittileriyle kayıt maliklerini ve pay oranlarını, iktisap sebeplerini gösterir biçimde ilgili tapu müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, öncesinin Osmanlıca olup Türkçeye çevrilmemiş ise bunların Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı'ndan istenmesi, davacı şirketin kazanmayı sağlayan zilyetlikle taşınmaz edinme olanağının olup olmadığının saptanması açısından Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan şirket ana sözleşmesinin ilgili ticaret sicil memurluğundan getirtilerek dosya ile birleştirilmesi, bundan ayrı 06.11.2009 tarihinde davanın açıldığı gözetilerek bu tarihten geriye doğru en az 20 yıl öncesine ait (1979-1989 arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise ilgili kadastro müdürlüğünden getirtilerek dosyaya eklenmesi, konunun uzmanı jeodezi ve fotogrametri uzmanı 3 harita mühendisi ile yerel bilirkişiler ve tanıklar aracılığıyla komşu parsellere ait tapu kayıtları, hava fotoğrafları ve kadastro müdürlüğünden istenen haritalar, uygulanmak suretiyle taşınmaz bölümlerinin hava fotoğraflarının çekildikleri ve kadastro paftalarının düzenlendikleri tarihlere göre kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar ve ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı ya da hangi nitelikte bulundukları konularında uzman harita mühendislerinden gerekçeli denetime açık ve önceki raporları eleştirir biçimde rapor istenmesi, komşu parsellere tapu kayıtlarının taşınmazı yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişilere krokileri üzerinde işaret ettirilmesinin sağlanması, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14/1. maddesi gereğince zilyetlik maddi olaylardan olup, yerel bilirkişi, tanık ve her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğu sadece davacı tarafın gösterdiği 2 tanığın yetersiz beyanlarına dayanılarak ve mahkemece yerel bilirkişi seçilmesi yoluna gidilmeyerek davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gözetilerek yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nun 243 ve 244. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmazlara ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri (HMK.m.259) beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nun 261. maddesi gereğince yüzleştirilmek suretiyle beyanlar arasındaki aykırılığın giderilmesi gerekmektedir. Bundan ayrı, konunun uzmanı jeoloji biliminin değişik dallarından seçilecek 3 jeoloji mühendisi aracılığıyla keşif yerinde inceleme yaptırılması, dahili davalı DSİ vekilinin cevap dilekçesine ekli Çevre ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 14. Bölge Müdürlüğü'nün acele ve günlüdür başlıklı 20.01.2010 tarih 120/6426 sayılı taşkından koruma ve kontrol konulu yazı cevapları ekindeki Bakanlar Kurulu'nun 04.08.1975 tarih ve 7/10454 sayılı kararının kapsamı ve bu karara ekli İstanbul-Kağıthane deresi taşkın sahasını gösterir vaziyet planı (kroki) aynı yazıya ve Bakanlar kurulu Kararına ekli paftanın jeoloji mühendisleri ile harita mühendisleri tarafından birlikte zemine uygulanması, DSİ vekili ile dahili davalı İski vekilinin cevap dilekçelerinde açıkladıkları hususlar ve savunmaları ile derenin her tarafından 25’er m2 lik dere mutlak koruma bandı ve benzeri hususlarda göz önünde bulundurularak dava konusu ve kabulüne karar verilen taşınmaz bölümlerinin derenin aktif yatağında, taşkın alanında ya da koruma bandı kapsamında kalıp kalmadığı, TMK'nun 715, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/C maddesi kapsamında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve TMK'nun 999. maddesi gereğince özel mülkiyete konu yapılabilecek yerlerden olup olmadığı dere ya da derelerin kar ve yağmur sularını taşıyan, taşkınlıkları ve sel felaketlerini önleyen doğal bir görevlerinin bulunup bulunmadığı hususlarında anılan bilirkişilerden gerekçeli, denetime açık ve taşınmazın niteliğini belirleyen hususlarda rapor alınması, TMK'nun 715, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/C ve TMK'nun 999. maddeleri kapsamında kalan yerlerin kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilmelerinin mümkün olmadığının düşünülmesi, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması dava konusu taşınmaz bölümlerinin kenarında bulunduğu dereler açısından ıslah çalışmalarının yapılıp yapılmadığının sedde çekilip çekilmediğini, seddelerin hangi tarihte ve hangi kurum ya da kurumlar tarafından yapıldığının bu seddelerin hangi tarihte tamamlandığını aynı zamanda ilgili kurumlardan sorularak yazı cevaplarının dosyaya eklenmesi, uyuşmazlığın çözümünde bu hususların gözönünde bulundurulması gerekir. Öte yandan, davacı şirketin belgesizden taşınmaz edinip edinmediğini kadastro ve tapu müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıkları hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarının tapu sicil müdürlüğünden zilyetliğe dayalı olarak açılan tescil davaların ise bulundukları mahkemelerden getirtilerek dosyayla birleştirilmesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunun'un 14. maddesinde yer alan sınırlamalar bakımından değerlendirmeye alınması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken taşınmazın niteliği gözardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır. Davalılar Ş.. B.., İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İSKİ Genel Müdürlüğü, DSİ Genel Müdürlüğü ve Hazine vekillerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılardan Ş.. B..na, İSKİ Genel Müdürlüğü'ne, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na ve DSİ'ye ayrı ayrı iadelerine, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

8. Hukuk Dairesi, 2012/5003 E., 2012/8803 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bu nitelikle tespit dışı bırakılan bir yer kural olarak; TMK.nun 715 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddelerinde düzenlenen Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden sayılır.
8. Hukuk Dairesi         2012/5003 E.  ,  2012/8803 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi Davacı-karşı davalı ... ile davalı-karşı davacı Hazine ve davalı DSİ Genel Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi davasının reddine dair Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 28.04.2011 gün ve 632/240 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili, duruşmasız olarak incelenmesi ise davalı-karşı davacı Hazine vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı birleşen dosyada davalı vekili Avukat ... ve karşı taraftan davalı birleşen dosyada davacı Hazine vekili Avukat Buket Çağlar geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili, mirasen intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları belirtilen taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı Belediye Başkanlığı, yargılama oturumlarına katılmamış, cevap ve delil bildirmemiştir. Birleştirilen dava dosyasında; davacı Hazine vekili, dava konusu taşınmaza davalı ...’in elatmasının önlenmesine, boş olarak Hazineye teslimine, bu yerin Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, davalı vekili ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, asıl davanın kabulüne, teknik bilirkişinin 12.07.2004 günlü krokili raporunda A ve B harfleri ile gösterilen toplam 23767,74 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline, birleştirilen davanın reddine ilişkin hüküm, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairenin 22.05.2006 tarih 2006/2510 Esas 2006/3520 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, hüküm davacı-birleşen dosyanın davalısı ... vekili ile davalı-birleşen dosyanın davacısı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Asıl dava tapuya tescil, birleştirilen dava ise elatmanın önlenmesi ve tescil isteğine ilişkindir. Dairenin bozma ilamında kısaca, dava konusu taşınmazın davacıya miras bırakan babası ...’ten kaldığının yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiği, taksim hakkında da bir açıklama yapılmadığı, davacının miras bırakanına ait mirasçılık belgesinin getirtilerek ölüm tarihi itibariyle tereke elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğundan davacıdan başka mirasçı bulunması halinde mirasçılardan birinin taşınmazın tamamının, bölünebilir bir parçasının veya belli bir payının adına tescilini isteyemeyeceğini, bu şekilde açılmış bir davaya diğer mirasçıların katılmalarının sağlanması, muvafakatlarının alınması ya da miras ortaklığına bir temsilci tayini suretiyle davanın yürütülmesinin de mümkün olamayacağının gözönünde tutulması, diğer yandan dava konusu yerin hangi tarihte ve nedenle tespit dışı bırakıldığının Kadastro Müdürlüğünden sorularak açıklığa kavuşturulması, davaya sınırdan geçen DSİ kanalı nedeniyle DSİ Genel Müdürlüğünün dahil edilmesi ve mahallinde yerel, teknik ve jeolog bilirkişi kurulu aracılığı ile keşif yapılarak yapılan ıslah çalışmalarının Deliçay Deresi yatağında daralma meydana getirip getirmediğinin belirlenmesi gerektiği açıklanmıştır. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davacı-birleşen dosyada davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı-birleşen dosyada davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Mersin Kadastro Müdürlüğü tarafından, dava konusu yerin 1962 yılında yapılan tapulama çalışmalarında “dere yatağı” niteliğiyle tespit dışı bırakıldığı bildirilmiştir. Bu nitelikle tespit dışı bırakılan bir yer kural olarak; TMK.nun 715 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddelerinde düzenlenen Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden sayılır. Böyle bir yerin zamanaşımı yoluyla kazanılması ve özel mülkiyet şeklinde tapuya tesciline karar verilebilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesindeki koşullar altında imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirilmiş olması ve bu olgunun tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar kazanma koşullarının geçmiş olması gerekir. Mahallinde yapılan keşifler sonunda alınan beyanlar; jeolog uzman bilirkişi raporları ve DSİ Genel Müdürlüğünün dava konusu yerin durumu ile ilgili bilgiler içeren 31.03.2008 tarihli yazı cevabı ile dosya kapsamına göre dava konusu yerin Deliçay Deresi yatağı olduğu, Deliçay Deresi ile ilgili DSİ tarafından kısmen ıslah çalışmaları yapılmış ise de dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde herhangi bir ıslah çalışması yapılmadığı, sınırda makine ile dere çakıllarının yığılması ile oluşturulan yapay bir set bulunduğu, taşınmazın toprak yapısının taşkın malzemeden oluştuğu, sonradan dere yatağının çekilmesi ile meydana geldiği anlaşılmakta olup bu nedenle henüz imar ihyasının tamamlanmış olduğundan ve dere yatağı niteliğinden kurtulduğundan söz edilemez. Belirlenen bu nitelik karşısında TMK.nun 715. maddesi kapsamında kalan ve aynı Kanunun 999. maddesi uyarınca tapuya tescili ve özel mülkiyete konu yapılması mümkün olmayan dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya tescilini içeren isteğinin reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle davacı-birleşen davada davalı ... vekili ile davalı-birleşen dosyanın davacısı Hazine vekilinin tescil isteği ile ilgili temyiz itirazlarının reddiyle her iki dava ile ilgili esasların ONANMASINA, Ancak, birleşen dosyada davacı Hazine vekili tarafından ayrıca dava konusu taşınmaza birleşen dosyanın davalısı ... tarafından müdahale edildiği açıklanarak elatmasının önlenmesi de istenmiştir. Yukarıdaki açıklamalar karşısında TMK.nun 715, 999 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddesi kapsamında kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve özel mülkiyete konu olabilecek biçimde tapuya tescili mümkün olmayan yerlere vaki tecavüz durumunda Hazine tarafından elatmanın önlenmesine ilişkin dava açılması ve tecavüzün tesbiti halinde mütecavizin elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerektiğinde duraksamamak gerekir. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu belirlenen dava konusu taşınmazın tapuya tescilinin mümkün olmadığının belirlenmesi Hazinenin elatmanın önlenmesi talebinde bulunmasını engellemez. Bu nedenle dosya kapsamı, toplanan deliller, alınan beyanlar ve bilirkişi raporları karşısında dere yatağı niteliğinden kurtulmadığı belirlenen dava konusu taşınmaza birleşen dosyanın davalısı ... tarafından ağaç dikmek, bahçe olarak kullanmak şeklindeki müdahale edildiği tesbit edildiğine göre birleşen dosyada davacı Hazinenin elatmanın önlenmesine ilişkin isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu isteğin de reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Bu durumda elatmanın önlenmesi davası ile ilgili kendisini yargılama oturumlarında vekille temsil eden Hazine lehine vekalet ücreti takdiri gerekeceğinin de dikkate alınması gerekir. Davalı-birleşen dosyanın davacısı Hazine vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan yerel mahkeme hükmünün birleşen dosyadaki elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin olarak 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 900 TL avukatlık ücretinin davacı-karşı davalı ...'ten alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Hazineye verilmesine ve HUMK.nun 388/4 (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı ...'e ait 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 09.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2011/6557 E., 2012/2869 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ya arasında bulunan fotoğraflar ile diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın tepenin eteğinde yer aldığı, üst kısmının kayalık niteliğinde bulunduğu saptandığına göre taşınmazın bu nitelikleri itibariyle TMK.nun 715 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddesinde yer alan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunun, zilyetlikle edinilecek y
8. Hukuk Dairesi         2011/6557 E.  ,  2012/2869 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine ve ... Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 26.05.2011 gün ve 64/209 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve Hazine vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde; mevki ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, dava konusu yerin 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerlerden olduğunu açıklayarak dava konusu yerin 8/a maddesi gereğince Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, "davacının davasının reddine, dava konusu 595,26 m2'lik yerin kargir bina vasfıyla Hazine adına tesciline, teknik bilirkişi Ramazan Solak ve Şahin İnce’nin 4.11.2011 tarihli krokisinde gösterilen 138,38 m2 miktarındaki kargir binanın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine" karar verilmesi üzerine, hüküm davalı Hazine ve davacı vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, dava konusu yerin Turizm Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerlerden olduğu gerekçesiyle davacının davasının reddine ve dava konusu yerin kargir bina niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiştir. ... Kadastro Şefliğinin 12.11.2008 tarih ve 90 sayılı karşılık yazılarında, taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan kadastro çalışmalarına ilişkin tutanakların 04.09.1974 tarihinde kesinleştiği, dava konusu taşınmazın taşlık niteliğiyle tespit dışı bırakıldığı açıklanmıştır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişiler, davacı ve eşinin yaklaşık 40 yıl önce taşınmazın üzerinde ev yaptıklarını, daha önceleri kadınların, küçük çocukların altında kullanılmak üzere buradan toprak taşıdıklarını, daha önceleri buraların taşlık ve kayalık niteliğinde bulunduğunu beyan etmişlerdir. Her ne kadar keşifte dinlenen uzman bilirkişiler ve jeoloji mühendisi dava konusu yerin kültür arazisi niteliğinde bulunduğunu açıklamış iseler de, dosya arasında bulunan fotoğraflar ile diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın tepenin eteğinde yer aldığı, üst kısmının kayalık niteliğinde bulunduğu saptandığına göre taşınmazın bu nitelikleri itibariyle TMK.nun 715 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddesinde yer alan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunun, zilyetlikle edinilecek yerlerden olmadığının TMK. nun 999. maddesi gereğince özel mülkiyete konu olabilecek şekilde tapu kütüğüne tescili mümkün olmayan taşınmazlardan sayıldığının kabulü gerekir. Saptanan bu olgu karşısında davacı vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddi ile hükmün esasının ONANMASINA, Davacı vekilinin dava konusu yerin kargir bina niteliğiyle Hazine adına tesciline yönelik temyiz itirazlarına gelince: Dava dilekçesi ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davacı vekili sadece dava konusu taşınmazın yani binanın üzerinde oturduğu yerin (zeminin) tesciline, Hazine vekili de, 8.5.2008 tarihli yargılama oturumunda tescili istenen taşınmazın 2634 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Her iki tarafında yerin kargir bina niteliğiyle tescili yolunda bir dava ve istekleri bulunmamaktadır. Bundan ayrı hüküm fıkrasının 3 nolu bendinde teknik bilirkişilerin rapor ve krokilerinde 138,38 m2 miktarındaki kargir binanın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine yönelik bir istek ve davada bulunmamaktadır. Öte yandan taşınmazın kargir bina niteliğiyle Hazine adına tescili ile mülkiyetin tespitine ilişkin hüküm fıkraları birbirleriyle çelişmektedir. Mahkemenin bu yöndeki kabulü ve görüşü bu bakımdan yerinde görülmemiştir. Dava konusu taşınmaz az yukarıda açıklandığı biçimde TMK.nun 715, 999 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddeleri kapsamında bulunduğuna ve özel mülkiyete konu olacak biçimde tapuya tescili olanaklı olmadığına göre böyle bir yerin üstündeki binayla birlikte Hazine adına tesciline karar verilmesi de doğru değildir. Bundan ayrı dava konusu yerin kargir bina vasfıyla Hazine adına tescili taşınmaz üzerindeki binanın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti yönündeki hüküm fıkraları da HUMK.nun 74. (HMK.m.26) maddesine aykırı düşmektedir. Hakim, istekle bağlı olup, ondan fazlasına ve başka bir şeye karar veremez. Davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Davalı Hazine vekilinin, taşınmaz üzerindeki binanın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine ilişkin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüştür. Davalı Hazine vekilinin tescil isteğinin açıklanan nedenlerle reddine karar verilmelidir. Davacı vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca Hazine adına yerin kargir bina vasfıyla tesciline ve 138,38 m2 miktarındaki kargir binanın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine ilişkin hüküm fıkraları bakımından BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2,75 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına 16.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2011/7598 E., 2012/4204 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
mazın yüzölçümünün 62366 m2 olduğu, üzerinde mera bitki örtülerinin yer aldığı, kayalık, taşlık, bor alanlardan ibaret bulunduğu, dava dosyası ile 1997/102 değişik işler sayılı dosya kapsamlarıyla sabit bulunduğundan, taşınmazın bu haliyle TMK. nun 715 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddesi kapsamında kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan özel mülkiyete konu olabilecek nitelikt
8. Hukuk Dairesi         2011/7598 E.  ,  2012/4204 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine ve Oluklu Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının reddine dair Yeşilyurt (Malatya) Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 10.06.2011 gün ve 128/70 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı yaklaşık 70 dönüm kadar alanın kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığını, taşınmazın 30 – 40 yıldan beri zilyetliğinde olduğunu, imar ve ihya ederek tarım arazisi haline getirdiğini, arpa ve nohut ektiğini, sondaj vurduğunu ve taşınmazı suladığını açıklayarak dava konusu yerin adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, 3.7.2009 havale tarihli cevap dilekçesinde; “..davacının dava konusu olan yerde zilyetliğinin olmadığını, taşınmaz üzerinde Yeşilyurt Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/102 değişik işler sayılı dosyasıyla Hazine Avukatlığınca tespit yaptırıldığını, alınan zirai bilirkişi raporunda; söz konusu yerin %35 – 40 meyile sahip olduğunu, mera niteliğini gösterdiğini, taşlık, kayalık ve bor olan alanlardan olduğunun belirtildiğini, tespit yapılan ana kadar tarımsal amaçlı olarak kullanılmadığını, raporda açıkça belirtildiğini, mera bitkileriyle örtülü olup, zilyetlikle edinilecek yerlerden bulunmadığını, iktisap süresinin de dolmadığını açıklayarak davacının davasının reddine, TMK.nun 713/6. fıkrası hükmü gereğince dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacı ...’ın davasının reddine, dava konusu taşınmazın Hazinenin özel mülkü olarak tapuya tesciline, bu konuda tapu sicilinin oluşturulmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme, toplanan tüm deliller, keşif tutanakları kapsamları ile dosya içerisinde bulunan Yeşilyurt Asliye Hukuk Mahkemesine ait 1997/102 değişik işler sayılı tespit dosyasının içerisindeki belgeler ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın taşlık, kayalık niteliğiyle kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığı, tespitin yapıldığı 1997 yılına kadar tarımsal amaçlı olarak yerin kullanılmadığı %50 meyile sahip olduğu, toprak et kalınlığının olmadığı, humusça çok fakir olduğu, mera vasfını gösteren taşlık, kayalık, bor olan alanlardan bulunduğu, bitki deseni mera bitkileriyle örtülü görüldüğü, 1997/102 değişik işler sayılı tespit dosyasında bulunan zirai bilirkişi raporuyla saptandığı, eldeki dava dosyası bakımından yapılan keşifteki bilgi ve belgeler ile yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının da bu somut olguyu doğruladığı anlaşıldığından davacı ...’ın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün esasının ONANMASINA, Davacı ...’ın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin hüküm fıkrasına dair temyiz itirazlarına gelince; az yukarıda da açıklandığı gibi, dava konusu taşınmazın yüzölçümünün 62366 m2 olduğu, üzerinde mera bitki örtülerinin yer aldığı, kayalık, taşlık, bor alanlardan ibaret bulunduğu, dava dosyası ile 1997/102 değişik işler sayılı dosya kapsamlarıyla sabit bulunduğundan, taşınmazın bu haliyle TMK. nun 715 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddesi kapsamında kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte bulunmayan taşınmazlardan olduğunun kabulü gerekir. Bu tür taşınmazların TMK.nun 999. maddesi gereğince özel mülkiyete konu olabilecek biçimde tapuya kayıt ve tesciline karar verilemez. Bir yerin Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi için o yerin özel mülkiyete konu olabilecek nitelikteki taşınmazlardan olması gerekir. Somut olayda, taşınmaz mera niteliğinde olduğuna göre özel mülkiyete konu yapılması olanaksızdır. Taşınmazın mera olarak bırakılmasında aynı köy halkından sayılan davacı ...’ın hukuki yararı bulunduğundan, buna yönelik temyiz itirazlarının da incelenmesi gerekmektedir. Meraların mülkiyeti Hazineye ait olup, yararlanma hakkı ise sınırları içerisinde bulunduğu köy ve belde halkına ait bulunmaktadır (4342 sayılı Mera Kanunun m.4 ve devamı). O halde, Hazinenin TMK. nun 713/6. maddesi uyarınca kendi adına tescile karar verilmesi yönündeki isteğinin açıklanan nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmiş bulunması TMK. nun 715, 999 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddesine aykırıdır. Davacı ...’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2,75 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına 14.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- MAĞDUR İLE ŞİKÂYETÇİNİN HAKLARI**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 16 ]
4. Ceza Dairesi 2009/17715 E., 2011/19718 K. 4. Ceza Dairesi 2009/17715 E., 2011/19718 K. - AYIRT ETME GÜCÜNE SAHİP KÜÇÜKLER VE KISITLILAR - MAĞDUR İLE ŞİKÂYETÇİNİN HAKLARI- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 16 ] - 5320 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ... [ Madde 8 ] - 1412 S. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) [ Madde 317 ] "İçtihat Metni" Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Mağdur İ… …. Ç… …'ın, 28.09.2006 tarihli duruşmada sanık hakkında şikayetinden vazgeçtiğini ifade etmesi, şikayetinden vazgeçtiği tarih itibariyle 16 yaşında olması, dosyada bulunan rapora göre şikayetten vazgeçme hakkını kullanacak erginlikte olduğunun açıklanması karşısında; 15.04.1942 tarih ve 14/9 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı ile TMK'nun 16. maddesine göre kişiye sıkı şekilde bağlı şikayet hakkından feragat edilmesi nedeni ile mahkemenin, CMK 234 madde gereğince mağdura atanan zorunlu vekilin katılma isteminin reddine karar vermesinde isabetsizlik olmadığı Anlaşıldığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CYY.nın 317.maddesi uyarınca mağdur İ...... C.. vekilinin tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE, 31.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

17 yaşındaki (Ç), ayırt etme gücüne sahiptir. (Ç), annesi (A) ile babası (B)'nin menfaatine olarak, komşuları (K) ile bir hukuki işlem yapmak ve bu işlemle borç altına girmek istemektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, bu işlemin geçerli olabilmesi için aşağıdakilerden hangisi gereklidir?

A) Sadece (A) ve (B)'nin rızası yeterlidir.
B) (Ç) ayırt etme gücüne sahip olduğu için işlem doğrudan geçerlidir.
C) Bir kayyımın katılması ve hâkimin onayı gereklidir.
D) İşlem, (A) ve (B)'nin menfaatine olduğu için doğrudan geçerlidir.
E) (Ç) ergin olana kadar bu işlemi yapamaz.

Bu maddeyle ilgili 13 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol