Türk Medeni Kanunu 165. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 165- Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.
VI. Evlilik birliğinin sarsılması
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
64 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2022/9903 E., 2023/400 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
fakasının karar tarihi itibariyle aylık 550,00 TL'ye çıkartılmasına, boşanma kararı kesinleştikten sonra nafakanın yoksulluk nafakası olarak devamına, kadın yararına 25.000,00 TL maddî, 15.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesine, erkeğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun (4721 sayılı kanun) 165 inci maddesi gereğince açtığı davasının ve terditli 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesine dayalı davası
2. Hukuk Dairesi 2022/9903 E. , 2023/400 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/523 E., 2022/1255 K.
DAVA TARİHİ : 15.02.2018 - 27.03.2019
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2018/136 E., 2021/35 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine; erkeğin akıl hastalığına dayalı olmadığı takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davasının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı- davacı erkek vekili tarafından tümüyle istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-davalı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 1980 tarihinden itibaren evli olduklarını, davalının müvekkiline psikoljik ve fiziksel şiddet uyguladığını en son 2017 tarihinde çiftliğe gelen haciz nedeniyle tartıştıklarını davalının fiziksel şiddet uygulayarak müvekkilinin parmağını kırdığını, hastaneye giden müvekkiline merdivenden düştüğünü söylemesi ve şikayetçi olmaması hususunda baskı yaptığını- tehdit ettiğini, davalının psikolojik ve fiziksel şiddeti nedeniyle müvekkilinin psikolojisinin bozulduğunu ilaç kullandığını, maddî ve manevî olarak oğlunun yanına sığındığını iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılmasın nedenine dayalı olarak boşanmalarına, müvekkili lehine 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminat ile aylık 1.500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-davacı erkek vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; kadın için akıl hastalığı teşhisi konulduğunu, ilaç kullanmaya başladığını, evden kaçtığını ve bazı günler gece vakti mezarlıkta kaldığını, davalı kadının yüzünde morarmalar olduğunu ve daha çok konuştuğunu, en son olayda müvekkilinin davalı kadının davranışlarında değişiklik farkettiğini, hastahaneye gitmek için jandarma ve ambulansı aradığı sırada kadının sobanın maşası ile müvekkilinin başına vurduğunu müvekkilinin evden ayrılmak için kapıya yöneldiğini ancak kadının müvekkilinin arkasından giderken merdivenlere takılarak düştüğünü, müvekkilinin bir şey oldu mu diye kadının yanına gittiğinde kadının müvekkiline soda şişesi fırlattığını, müvekkilinin muhtara giderek olanları anlattığını daha sonra ambulans ve jandarma geldiğini, kadının tedavi edildiğini ve sakinleşmesi sonucu tutanak tutularak köyden ayrıldıklarını, kadının elinin şişmesi üzerine hastaneye gittiklerini, müvekkilinin eşinin yanında refakatçi olarak kaldığını, müvekkili eve eşya almaya gitmişken kadının oğlu ile hastaneden çıkış işlemlerini yaptığını ve oğlunun yanına gittiklerini, ertesi gün jandarmanın arayarak beyanını değiştirdiğini ve şikayetçi olduğunu söylediğini, müvekkilinin evlilik süresince zor durumlarda kaldığını, kadının hastalığını sineye çektiğini, kadının boşanma davası açmasını anlamlandıramadığını iddia ederek öncelikle özel boşanma sebebi olan akıl hastalığı nedeniyle boşanmalarına karar verilmesini olmadığı taktirde terditli olarak evliliğin temelinden sarsılması nedenine dayalı olarak boşanmalarına ve müvekkili lehine 100.000,00 TL maddî 100,000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin kadına zaman zaman şiddette bulunduğu, hakaret ve tehdit ettiği, tarafların anlaşamadıkları, kadına bipolar bozukluğu tanısı konulduğu, yedi yıldır hastalığının nüksetmediği, remisyonda olduğunu, hastalığın evliliği çekilmez kıldığının kanıtlanmadığı, kadının sağlık kurulu raporunda vesayeti gerektirir hastalığının bulunmadığının bildirildiği, akıl hastalığına dayalı davanın koşulları oluşmadığı, tarafların tarla ve maddî konular nedeniyle tartıştıkları, birbirlerine hakarete varır sözler söyledikleri, erkeğin kadını darp ettiği, kadının parmağının kırıldığı, hastane sürecinde kadını yalnız bıraktığı, bir daha bir araya gelmedikleri son olaya kadar taraflar evliliği devam ettirdiklerinden birbirlerini affettikleri, bu durumun kusurda değerlendirilmeyeceği, kadının kusurlu sayılabilecek başka bir olayın olmadığı, davalı erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesi ile; asıl davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile boşanmalarına, davacı-davalı lehine takdir edilen tedbir nafakasının karar tarihi itibariyle aylık 550,00 TL'ye çıkartılmasına, boşanma kararı kesinleştikten sonra nafakanın yoksulluk nafakası olarak devamına, kadın yararına 25.000,00 TL maddî, 15.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesine, erkeğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun (4721 sayılı kanun) 165 inci maddesi gereğince açtığı davasının ve terditli 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesine dayalı davası ile maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı-davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından verilen hükmün, kusur tespit ,davacı-davalı kadının kabul edilen boşanma davası ve davalı -davacı erkeğin rededilen boşanma davası, kadın lehine hükmedilen nafaka ve tazminatların kabulü ve ATK 'dan rapor aldırılması yönünden istinaf talebinde bulunarak kararın kaldırılmasını ve asıl davanın reddine, kendi boşanma davasının ve maddî ve manevî tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesinin 17.01.2019 tarihli raporunda davacı kadının muayenesi sonucu bipolar bozukluk rahatsızlığının olduğu, beş seneden beridir hastalığının remisyonda olduğu, akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmadığı, ayırt etme gücüne sahip olduğu, vesayet altına alınmasını gerektirecek nitelikle aktif psikopatolojinin saptanmadığının belirtildiği, Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesinin 20.07.2020 tarihli raporunda davacı kadının bipolar bozukluk tanısının bulunduğu, 30 yıldır hastalığının devam ettiği, üç kez yatarak tedavi gördüğü, ilaç tedavisi ve tam iyilik haliyle taburcu edildiği, yedi yıldır hastalığının remisyonda olduğu, bu haliyle hastalığının ortak hayatı çekilmez kılacak nitelikte olmadığının belirtildiği, mevcut raporların usul ve yasaya uygun olduğu, dosyada dinlenen tanık beyanları ve delillere göre davacı-davalı kadının kusurlu davranışlarının tespit edilemediği, bu nedenle akıl hastalığı sebebine dayalı boşanma davası ile evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yönelik açılan boşanma davalarında Mahkemece verilen red kararının doğru olduğu, kadının davasının kabulünde ve kusur belirlemesinde, boşanmakla eşinin desteğinden yoksun kalacak, kişilik haklarına saldırı oluşan davacı-davalı kadın lehine maddî - manevî tazminat verilmesinde ve ev hanımı olup boşanmakla yoksulluğa düşecek olan kadına tedbir-yoksulluk nafakası verilmesinde ve miktarlarında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davalı-davacı erkeğin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı -davacı erek tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-davacı erkek vekilinin temyiz dilekçesinde: davacının akıl hastalığının devam ettiğini, hastaneden alınan raporu kabul etmediklerini yargılama aşamasında itiraz olarak bildirdiklerini istinaf talebinde adli tıptan yeniden rapor alınması gerektiğini beyan etmelerine rağmen taleplerinin değerlendirilmediğini, müvekkiline yüklenen şiddet ve kusuru kabul etmediklerini cünkü en son yaşanılan olayda davacı-davalı kadının atak geçirdiğini ve tanık beyanları ispatlanmış olmasına rağmen ilk derece ve bölge adliye mahkemesince beyanlarının dikkate alınmadığını ve itirazlarını karşılar nitelikte rapor tanzimine gidilmeyerek eksik rapor doğrultusunda hüküm kurulduğunu, bu nedenlerle davacının nafaka ve tazminat talepleri ile boşanma davasının reddine karar verilerek birleşen davadaki boşanma ve tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflarca açılan karşılıklı boşanma davasında taraflar asında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kadının boşanma davasının kabulü, maddî ve manevî tazminat ile kadın lehine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve miktarları, roparların hüküm vermeye elverişli olup olmadığı, eksik inceleme bulunup bulunmadığı, erkeğin akıl hastalığı nedenine dayalı boşanma davasının ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması davasının reddinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci ve 371 inci maddesi hükümleri; 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 6 ncı ve 165 inci maddeleri, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 165 inci maddesi, 185 inci maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Akıl hastalığı sebebiyle 4721 sayılı Kanun'un 165 inci maddesi gereğince boşanmaya karar verilebilmesi için, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi ve akıl hastalığının ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirmesi gerekir. İlk Derece Mahkemesi'nce Osman Gazi Tıp Fakültesinin 17.01.2019 ve 20.07.2020 tarihli sağlık kurulu raporlarında davacı-davalı kadının hastalığının geçmesine olanak bulunup bulunmadığı yönünde herhangi bir açıklama bulunmadığı bu nedenle raporun 4721 sayılı kanunun 165 inci maddesi kapsamı karşısında yetersiz olup hüküm vermeye elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. O halde davacı-davalı kadın hakkında tam teşekküllü devlet hastanesi veya üniversite hastanesinden 4721 sayılı Kanununun 165 inci maddesi gereğince, davacı-davalı kadının akıl hastalığı olup olmadığı, mevcut bir hastalık varsa bu hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığı konusunda sağlık kurulundan rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup; bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
2. Hukuk Dairesi, 2022/10601 E., 2023/297 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 165 inci maddesine göre eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eşin boşanma davası açabileceği, davalı ta
2. Hukuk Dairesi 2022/10601 E. , 2023/297 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki boşanma ve ziynet alacağı davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince boşanma ve ziynet alacağı davalarının kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı katılma yoluyla iştirak nafakası miktarı yönünden davacı kadın vekili tarafından; boşanma ve ziynet alacağı davaları yönünden davalı erkek tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen boşanma ve ziynet alacağı davalarının kabulüne dair karara karşı davalı erkek vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı erkek vekilinin istinaf başvurusu da esastan reddedilmiştir. Hâl böyle iken İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan davacı kadının, davalı erkeğin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacı kadın vekilinin iştirak nafakası miktarına yönelik katılma yoluyla temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmiş olup incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı erkek vekili tarafından istenilmekle 21.09.2022 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalı ... vasisi ... vekili Av. ... ve karşı taraf temyiz eden davacı ... vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra ve davalı erkek vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya Bipolar Duygulanım Bozukluğu teşhisi konulduğunu, bu nedenle davalının vesayet altına alındığını, davalının düzenli ilaçlarını kullandığı ve tedavi olduğu takdirde iyileşme gösterebileceği için davalarını terditli açtıklarını, davalının sürekli borçlandığını bu nedenle icra takibi başladığını, söz konusu borçları müvekkilinin ziynet eşyalarını bozdurarak müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, davalının evliliğin ilerleyen dönemlerinde akıl ve mantık dışı hareketlerde bulunduğunu, davalının akıl hastalığı olduğu tespit edilerek 3 kez atak süreci yaşadığını, davalının gerçek dışı hikayeler anlattığını, davalının yaptıklarının önü alınmaz hale geldiğini iddia ederek tarafların akıl hastalığı sebebiyle boşanmalarına, bu mümkün olmadığı takdirde evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanmalarına; çocukların velâyetlerinin müvekkiline verilmesine, Tefe-Tüfe oranında artırılmak üzere çocuklar için ayrı ayrı 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, müvekkili için 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 200.000,00 TL maddî ve 200.000,00 TL manevî tazminata; ziynet eşyalarının aynen iadesine, bunun mümkün olmaması halinde bedelinin ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davacı kadın vekili; 06.05.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile ziynet alacağı davasının 86.170,00 TL üzerinden ıslah ettiklerini belirtmiş ve ıslah harcını yatırmıştır.
II. CEVAP
Davalı erkek vekili süresinde verdiği cevap dilekçesinde; davacının iddialarının asılsız ve yersiz olduğunu beyanlarını kabul etmediklerini, davacının lüks düşkünü ve savurgan kişiliğinin olduğunu, davacı ziynetlerini bozdurarak kendi babasının kredi kartı borçlarını ödediğini bu borçların müvekkil ve ailesine ait olmadığını, müvekkilinin akıl hastası olduğu dönemde yaptığı fiillere kusur yüklenemeyeceğini, davacının haksız ve hukuka aykırı açmış olduğu boşanma davasının reddine karar verilmesini, müşterek çocukların velâyetlerinin müvekkiline verilmesini aksi takdirde müvekkil ile müşterek çocuklar arasında kişisel ilişki kurulmasını, müvekkili lehine 250.000,00 TL maddî ve 250.000,00 TL manevî tazminat hükmedilmesini; davacının ziynetleri bir kısmını bozdurarak babasının kredi kartını ödemesi ve davacı işyeri kurması ve şirketin iflas etmesi ziynetlerin bir kısmının kurduğu şirketin borçlarına harcanması nedeni ile davacının ziynet eşyası talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 165 inci maddesine göre eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eşin boşanma davası açabileceği, davalı taraf hakkında düzenlenen ... Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 16.03.2021 tarih ve 4270 sayılı sağlık kurulu raporunda davalıda "Bipolar Affektif Bozukluk" denilen hastalığın mevcut olduğu, hastalığın doğası gereği iyileşme ve ataklar halinde seyrettiği, mevcut hali ile iyilik döneminde olduğu, evliliği çekilmez hale getirmeyeceği ancak atak döneminde evliliği diğer eş için çekilmez hale getirebileceği, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının ifade edildiği, ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/6 Esas ve 2017/829 Karar sayılı kararı ile davalının 4721 sayılı Kanun'un 405 inci maddesi gereğince kısıtlanmasına karar verildiği, kendisine vasi tayin edildiği, belirtilen rapor, kısıtlama kararı ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde davacının akıl hastalığı sebebine dayalı olarak açtığı boşanma davasını ispat ettiği belirtilerek tarafların 4721 sayılı Kanun'un 165 inci maddesi uyarınca akıl hastalığı sebebiyle boşanmalarına, ortak çocukların velâyetlerinin anneye verilmesine, baba ile çocuklar arasında kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuklar yararına ayrı ayrı 200,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, iştirak nafakalarının her yıl TÜİK tarafından açıklanan ÜFE oranında arttırılmasına, davacının yoksulluk nafakası talebinin reddine, tarafların maddî tazminat ve manevî tazminat taleplerinin reddine; davacının akıl hastalığı sebebine dayalı boşanma talebinin kabulü yönünde karar verilmiş olması nedeni ile evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı boşanma davası hakkında karar verilmesini yer olmadığına karar verilmiş; davacı kadının ziynet eşyalarının düğünde kendisine takıldığını ve de davalı tarafından bozdurulup harcandığını, bir daha da kendisine geri verilmediğini ispat ettiği belirtilerek davacının ziynet eşyalarına ilişkin davasının kabulü ile, her biri 20'şer gram 22 ayar olan 6 adet burma bileziğin, her biri 20'şer gram 22 ayar olan 2 adet bileziğin, 65 gram 22 ayar olan bir adet setin, 30 adet çeyrek altının, 2 adet yarım altının, davalıdan alınarak, davacıya aynen iadesine, bunun mümkün olmaması halinde 86.170,00 TL'nin 1.000,00 TL 'sinin dava tarihinden itibaren, 85.170,00 TL'sinin ıslah tarihi olan 06.05.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı erkek vekili; İlk Derece Mahkemesince yeniden rapor alınması taleplerine rağmen yeniden rapor alınmaksızın ... Şehir Hastanesinden aldırılan çelişkili rapora dayanılarak akıl hastalığına dayalı boşanma davasının kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, sağlık kurulu raporunda hastalığın atak döneminde evliliği diğer eş için çekilmez hale getirebileceğinden bahsedilmiş ise de atak döneminde evliliğin diğer eş için çekilme hale getirip getirmediği değerlendirilmeden sadece rapor ve vasilik kararından bahsedilerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, velâyetlerin babaya verilmesi gerektiğini, davacının tedbir ve iştirak nafakası taleplerinin reddi gerektiğini, miktarların yüksek olduğu, davacının evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı boşanma davasının da reddine karar verilmesinin gerektiğini, müvekkilinin tazminat taleplerinin doğru olmadığını, davacının tüm ziynet eşyalarının kendisi tarafından bozdurularak müvekkilinin borçlarını ödediğine dair iddiasını ispat edemediğini, davacının dava dilekçesinde kendi isteği ile geri iade talebi olmaksızın ziynet eşyalarının kendisinin bozdurduğunu açıkça ikrar ettiğini, ziynet alacağı davasının reddi gerektiğini belirterek; kadının kabul edilen akıl hastalığı sebebine dayalı boşanma davası, kadının evlilik birliğinin sarsılmasına sebebine dayalı boşanma davasının reddedilmemesi, boşanmanın fer'îleri, ziynet alacağı davasının kabulü yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile davalı erkek vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde her iki taraf vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı erkek vekili; istinaf başvurusunun reddi kararının hatalı olduğunu belirterek istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadının kabul edilen akıl hastalığı sebebine dayalı boşanma davası, kadının evlilik birliğinin sarsılmasına sebebine dayalı boşanma davasının reddedilmemesi, boşanmanın fer'îleri, ziynet alacağı davasının kabulü yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı kadın vekili katılma yoluyla; iştirak nafakasının miktarı yönünden temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; kadın tarafından açılan davanın kabulü şartlarının oluşup oluşmadığı, akıl hastalığı sebebine dayalı boşanma davası yönünden denetime elverişli sağlık kurulu raporu alınıp alınmadığı, fer'i talepler ile ziynet alacağı davasında infaza elverişli hüküm tesis edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 165 inci maddesi, 169 uncu maddesi, 220 inci, 222 nci ve 226 ncı maddeleri, 6100 sayılı Kanun’un 297 nci maddesi, 298 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi, 371 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.... 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/6 Esas ve 2017/829 Karar sayılı ilamı ile davalı erkeğin 4721 sayılı Kanun'un 405 inci maddesi gereğince kısıtlanarak vesayet altına alındığı görülmüştür. Dosya kapsamında bulunan ve davalı erkek hakkında düzenlenen ... Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 16.03.2021 tarih ve 4270 sayılı 3 erişkin ruh sağlığı uzmanından oluşan sağlık kurulu raporunda, davalı erkekte "Bipolar Affektif Bozukluk" denilen hastalığın mevcut olduğu, hastalığın doğası gereği iyileşme ve ataklar halinde seyrettiği, mevcut hali ile iyilik döneminde olduğu, evliliği çekilmez hale getirmeyeceği ancak atak döneminde evliliği diğer eş için çekilmez hale getirebileceği, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı belirtilmiştir. Alınan rapor Yargıtay denetimine elverişli ve yeterli görülmemiştir. Gerçekleşen bu duruma göre İlk Derece Mahkemesince eldeki dava dosyası, kısıtlama dosyası ve varsa daha önceki tedavi evrakları ile birlikte davalı erkeğin Adli Tıp Kurumuna sevki sağlanarak akıl hastası olup olmadığı, hastalığı var ise hastalığının geçmesine olanak bulunup bulunmadığı yönünde 4721 sayılı Kanun'un 165 inci maddesine uygun şekilde ilgili İhtisas Kurulundan rapor alınıp, sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin ikinci fıkrasında; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği; aynı Kanunun 298 inci maddesinin ikinci fıkrasında da gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen kısa kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda; hüküm altına alınan ziynet eşyalarının ayar, cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden kadının ziynet alacağı davasında hükmedilen ziynetlerin değerleri ayrı ayrı gösterilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı kadın vekilinin iştirak nafakası miktarlarına yönelik katılma yoluyla temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2.Davalı erkek vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a) Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
b)Yukarıda (2) ve (3) numaralı paragraflarda belirtildiği üzere İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Duruşma için takdir olunan 8.400,00 TL' lik vekâlet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2014/23261 E., 2014/23257 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
tam metni aç
Dava, Türk Medeni Kanununun 165. maddesi uyarınca akıl hastalığı hukuki sebebine dayalı olarak açılmıştır.
2. Hukuk Dairesi 2014/23261 E. , 2014/23257 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
VASİ :...
DAVA TÜRÜ :Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı (koca) vasisi tarafından, tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, Türk Medeni Kanununun 165. maddesi uyarınca akıl hastalığı hukuki sebebine dayalı olarak açılmıştır. Akıl hastalığı nedeniyle boşanma kararı verilebilmesi için, akıl hastalığının ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi şarttır (TMK md. 165). Mahkemece vesayetin değiştirilmesi dosyasında yer alan davalı (koca)'nın psikiyatrik bozukluğu olduğu belirtilen ... Askeri Hastanesince düzenlenen sağlık kurulu raporuyla yetinilmiş, Türk Medeni Kanununun 165. maddesinde belirtilen hususları içeren bir rapor alınmamıştır. Söz konusu 26.08.1999 tarihli raporda davalı (koca)'nın akıl hastalığının geçmesine olanak bulunmadığı yönünde herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. O halde, mahkemece davalı (koca)'nın vesayet altına alınmasına karar verilen ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/42 esas, 1998/65 sayılı vesayet dosyası da getirtilip dosya içerisine alınarak, davalı (koca) hakkında tam teşekküllü devlet hastanesi veya üniversite hastanesinden Türk Medeni Kanununun 165. maddesi gereğince sağlık kurulu raporu alınarak, davalı (koca)'nın akıl hastası olup olmadığı, mevcut bir hastalık varsa bu hastalığın diğer eş yönünden çekilmezlik unsuru taşıyıp taşımadığı ve hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığı konusunda sağlık kurulundan rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 12.11.2014 (Çrş)
2. Hukuk Dairesi, 2013/17177 E., 2013/29701 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBabaeski Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
tam metni aç
Dava, Türk Medeni Kanununun 165. maddesi uyarınca akıl hastalığı hukuki sebebine dayalı olarak açılmıştır.
2. Hukuk Dairesi 2013/17177 E. , 2013/29701 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Babaeski Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ : 15.01.2013
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, Türk Medeni Kanununun 165. maddesi uyarınca akıl hastalığı hukuki sebebine dayalı olarak açılmıştır. Akıl hastalığı nedeniyle boşanma kararı verilmesi için, akıl hastalığının ortak hayat diğer eş için çekilmez hale getirmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi şarttır (TMK. md. 165). Mahkemece vasi tayini dosyasında yer alan ve "davalının vesayet altına alınması uygundur" ibaresi bulunan Kırklareli Devlet Hastanesince düzenlenen sağlık kurulu raporuyla yetinilmiş, Türk Medeni Kanununun 165. maddesinde belirtilen hususları içeren bir rapor alınmamıştır. Söz konusu 20.09.2011 tarihli raporda davalı kadının akıl hastalığının geçmesine olanak bulunmadığı yönünde herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. O halde, mahkemece davalı kadının Türk Medeni Kanununun 165. maddesi gereğince sağlık kurulu raporu alınarak, evliliğin çekilmez hale gelip gelmediği yönünde tarafların gösterdikleri tanıklarda dinlenerek gerçekleşecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.16.12.2013 (Pzt.)
2. Hukuk Dairesi, 2011/14560 E., 2012/31551 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKadıköy 3. Aile Mahkemesi
tam metni aç
Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir (TMK.md.165).
2. Hukuk Dairesi 2011/14560 E. , 2012/31551 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadıköy 3. Aile Mahkemesi
TARİHİ :04.05.2011
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 25.12.2012 günü duruşmalı temyiz eden davacı K.P.ile vasisi S. P.vekili Av. ... ve karşı taraf temyiz eden davalı M. P. vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir (TMK.md.165). Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere, akıl hastalığı hukuki sebebine dayalı boşanma davası, akıl hastası olmayan eş tarafından akıl hastası olan eşe karşı açılabilir. Davacının kendisindeki akıl hastalığına dayanarak bu madde gereğince boşanma talebinde bulunması hukuken mümkün değildir. Bu açıklamalar karşısında davacı kocanın Türk Medeni Kanununun 165. maddesine dayalı olarak açtığı boşanma davasının reddine, davacı kocanın dava dilekçesinde Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi hukuki sebebine dayalı boşanma talebi de bulunduğu dikkate alınarak delillerin bu çerçevede değerlendirilip ve gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraf vekilleri duruşmaya geldiklerinden duruşma için taktir olunan 900 TL. vekalet ücretinin M.den alınıp K.verilmesine ve 900. TL. vekalet ücretinin de K.den alınıp M.'e verilmesine, temyiz peşin harcının istek yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 25.12.2012 (Salı)
KARŞI OY YAZISI
Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davası açma hakkı, akıl hastası olan eşe değil, diğer eşe aittir (TMK md. 165). Olayda akıl hastası olan davacı olduğuna göre, tarafların "akıl hastalığı sebebiyle" boşanmalarına karar verilemez. Ne var ki davacı, bu sebebin yanında "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" (TMK md. 166/1) sebebine de dayandığına göre, toplanan delillerin bu hukuki sebep çerçevesinde değerlendirilerek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir. Sayın çoğunlukla aramda bu hususlarda bir görüş ayrılığı yoktur. Ayrılık şu noktadadır. Sayın çoğunluk, bozma kararında "...Türk Medeni Kanununun 165. maddesine dayalı olarak açılan boşanma davasının reddine ..." karar verilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Oysa, ortada iki boşanma davası değil, birden fazla hukuki sebebe dayalı tek bir boşanma davası vardır. Başka bir ifade ile talep sonucu tektir. Dayanılan her hukuki sebep için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmez. Sebeplerden birinin şartları gerçekleşmemiş ise, bu hususun gerekçede belirtilip, dayanılan diğer sebeple boşanma kararı verilebilecek ise, bu yönde bozma yapılması yeterli olacaktır. Sayın çoğunluk, bozma kararına "Türk Medeni Kanununun 165. maddesine dayanan davanın reddi gerektiğini" yazmakla, bu hususta yerel mahkemeye " ret kararı ver" demektedir. Başka bir ifade ile her hukuki sebep için ayrı ayrı hüküm kur demektedir. Bu ise usule aykırıdır. Hüküm; talep sonucunda davacı neyi istemiş ise ona münhasıran verilir. Bu bakımdan iki ayrı hüküm tesis edilmesi gerektiği görüşünde olan sayın çoğunluğa katılmıyorum
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Eşi (B)'nin son yıllarda ağırlaşan psikolojik sorunları nedeniyle evlilik birliği temelinden sarsılan (A), hem boşanma davası açmayı hem de (B)'nin hukuki ve mali işlerinin korunması için gerekli yasal yollara başvurmayı düşünmektedir. (B)'ye konulan teşhis, iyileşme olanağı bulunmayan bir akıl hastalığıdır. Bu hukuki durum ve (A)'nın başvurabileceği yollarla ilgili 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?
A) A'nın, B'nin akıl hastalığına dayanarak boşanma davası açabilmesi için, bu hastalık sebebiyle ortak hayatın kendisi için çekilmez hâle geldiğini ispat etmesi gerekir.
B) Boşanma kararının verilebilmesi için, hastalığın iyileşmesinin olanaksız olduğunun tam teşekküllü bir resmi sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi zorunlu bir dava şartıdır.
C) Hakim, B'nin akıl hastalığının varlığını ve iyileşme olanağının bulunmadığını raporla tespit ettikten sonra, ortak hayatın çekilmez hale gelip gelmediğini ayrıca araştırmaksızın boşanmaya karar verir.
D) B'nin akıl hastalığı nedeniyle işlerini görememesi halinde, A'nın talebi üzerine sulh hukuk mahkemesi tarafından kısıtlanarak kendisine bir vasi atanması mümkündür.
E) Zina veya hayata kast gibi sebeplere özgü hak düşürücü süreler, akıl hastalığına dayalı boşanma davası için öngörülmemiştir; koşullar varlığını sürdürdüğü müddetçe bu dava açılabilir.
Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.