4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 201

Türk Medeni Kanunu 201. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 201 - Evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemler konusunda yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Eşlerin yerleşim yerleri farklı ve her ikisi de önlem alınması isteminde bulunmuş ise, yetkili mahkeme ilk istemde bulunanın yerleşim yeri mahkemesidir. Önlemlerin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılması konusunda yetkili mahkeme, önlem kararını veren mahkemedir. Ancak, her iki eşin de yerleşim yeri değişmişse, yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yeni yerleşim yeri mahkemesidir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM EŞLER ARASINDAKİ MAL REJİMİ BİRİNCİ AYIRIM GENEL HÜKÜMLER A. Yasal mal rejimi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

7 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2018/4714 E., 2019/2387 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
Açıklanan sebeplerle aile konutu ile ilgili malik olmayan eş yararına getirilen korumanın malik eşin ölümünden sonra (TMK m. 240,652) devam edeceği de nazara alınarak (YHGK esas 2017/2-2906, karar 2017/1723, tarih 13.12.2017) açık rıza alınmadan Türk Medeni Kanunu'nun 194/1.maddesi hükmüne aykırı olarak tesis edilen iptoğin kaldırılmasına karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğ
2. Hukuk Dairesi         2018/4714 E.  ,  2019/2387 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVALILAR : DAVA TÜRÜ : İpoteğin Kaldırılması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması isteğine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu şerhi “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırılmıştır. Sınırlandırma, aile konutu şerhi konulduğı için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu sebeple tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşır. Zira dava konusu taşınmaz şerh konulmasa dahi aile konutudur. Eş söyleyişle şerh konulduğu için aile konutu olmamakta, aksine aile konutu olduğu için şerh konulabilmektedir. Bu nedenle aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh “kurucu” değil “açıklayıcı” şerh özelliğini taşımaktadır. Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, “emredici” niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak “belirli olan” bir işlem için verilebilir. Türk Medeni Kanunu'nun 193. maddesi hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte Türk Medeni Kanunu'nun 194. madde hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırılmıştır. Buna göre, eşlerden biri diğer eşin “açık rızası bulunmadıkça” aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu cümleden hareketle, aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun ipotek edilmesi gibi “tek başına” bir ayni hakla sınırlandıramaz. Bu sınırlandırma “ancak diğer eşin açık rızası alınarak” yapılabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi yetkili eşin izni için bir geçerlilik şekli öngörmemiştir. Bu nedenle söz konusu izin bir şekle tabi olmadan, sözlü olarak dahi verilebilir. Ancak maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere, iznin "açık” olması gerekir. Her ne kadar ipotek doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin kötüniyetli ve muvazaalı işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle ipotek işlemine diğer eşin “açık rızası” şarttır. Somut olayda, davalı ...Ş ipotek tesisine davacı eşin muvafakatinin alındığını ileri sürmüş, davacı ise sunulan muvafakatnamedeki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek muvafakatnameyi kabul etmemiştir. Bilirkişi raporlarıyla da muvafakatnamedeki imzanın davacının eli ürünü olduğu tespit edilememiştir. Açıklanan sebeplerle aile konutu ile ilgili malik olmayan eş yararına getirilen korumanın malik eşin ölümünden sonra (TMK m. 240,652) devam edeceği de nazara alınarak (YHGK esas 2017/2-2906, karar 2017/1723, tarih 13.12.2017) açık rıza alınmadan Türk Medeni Kanunu'nun 194/1.maddesi hükmüne aykırı olarak tesis edilen iptoğin kaldırılmasına karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 07.03.2019 (Prş.)

Diğer kararlar (4)

20. Hukuk Dairesi, 2018/4556 E., 2018/6142 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde kalmakta iken vefat ettiği, müteveffanın nüfus kayıt sistemine göre yerleşim yeri adresinin bulunmadığı anlaşılmış olup, her ne kadar Türk Medeni Kanununun 22. 2018/4556 - 2018/6142 maddesinde bakım ve sağlık kurumuna konulmanın yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmayacağı belirlenmişse de, kısıtlının yerleşmek niyetiyle bakımevinde kaldığı ve
20. Hukuk Dairesi         2018/4556 E.  ,  2018/6142 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Terekenin teslimi istemine ilişkin olarak açılan davada ... 1. Sulh Hukuk ve ... ... 13. Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile dosyada son karar Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonra verilmiş ise de iki farklı Bölge Adliye Mahkemesinin yargı çevresinde kalan mahkemelerce karşılıklı olarak yetkisizlik kararı verilmiş olması ve 5235 sayılı Kanunun 36/3. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemeleri hukuk dairelerinin görevinin yargı çevresi içerisinde bulunan adlî yargı ilk derece hukuk mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek olduğundan yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tereke teslim istemine ilişkindir. ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesince, "...Mevcut delil durumu, tüm dosya kapsamına göre müteveffanın MERNİS adresinin "... Mah. ... Sk. No:... İç Kapı No:... .../..." olduğu anlaşılmış olmakla, mahkememizin yetkisizliğine, yetkili mahkemenin ... ... (...) Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna ve dosyanın yetkili ... ... ... Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi..." gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. ... ... 13. Sulh Hukuk Mahkemesince ise, "...Müteveffa ...'in ölmeden önceki ikametinin "...Mah. ... Sk. No:... İç Kapı No:... .../..." adresi bildirilmiş ise de; yapılan kolluk araştırmasında müteveffanın tanınmadığı, kaldı ki Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2017/8211 Esas - 2017/6839 Karar sayılı ilamı gözönüne alındığında müteveffanın ölüm tarihine kadar huzurevinde yaşadığı anlaşılmaktadır. Tereke teslimine ilişkin davalarda yetki kamu düzeninden olup mahkemece re'sen gözönüne alınmış, müteveffanın ölüm tarihine kadar ikamet adresi mahkemesi olan ... Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesinin bu davada yetkili olduğu anlaşılmış ve yetkisizlik kararı verilerek..." gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. Türk Medeni Kanununun 589. maddesinde "Miras bırakanın yerleşim yeri sulh hakimi, istem üzerine veya re’sen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır." Aynı Kanunun 19. maddesinde de "Bir kimsenin yerleşim yeri, yerleşmek niyeti ile oturduğu yerdir." hükümlerine yer verilmiştir. Türk Medeni Kanununun 22. maddesinde de bakım ve sağlık kurumuna konulmanın yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmayacağı hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, murisin ... Valiliği ... Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde kalmakta iken vefat ettiği, müteveffanın nüfus kayıt sistemine göre yerleşim yeri adresinin bulunmadığı anlaşılmış olup, her ne kadar Türk Medeni Kanununun 22. 2018/4556 - 2018/6142 maddesinde bakım ve sağlık kurumuna konulmanın yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmayacağı belirlenmişse de, kısıtlının yerleşmek niyetiyle bakımevinde kaldığı ve sürekli bakım ve gözetiminin bakımevinde gerçekleştirildiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 01/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2012/13262 E., 2012/18616 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAİLE MAHKEMESİ
tam metni aç
Mahkemeleri yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.TMK'nun 19/1.maddesinde "yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir." hükmü getirilmiştir.TMK'nun 201/1 maddesinde de;
3. Hukuk Dairesi         2012/13262 E.  ,  2012/18616 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davada; davalı eşin davacıyı gezme bahanesi ile götürdüğü ...'da bulunan baba evine bırakıp gittiği, bırakıp gittikten sonra da arayıp sormadığı bu nedenle davacının baba evine sığındığı, böylece ayrı yaşamaya başladıkları ileri sürülerek ayrı yaşamda haklılık iddiasına dayanılarak davacı eş için aylık 600 TL tedbir nafakasına hükmolunması talep ve dava edilmiştir.Davalı, süresi içerisinde verdiği cevabında; ikametgahının İstanbul/Kartal'da bulunduğunu, .../... Mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürerek yetki itirazında bulunmuştur.Mahkemece; her iki tarafın da dava tarihinde mernis adres kayıtlarına göre .../...'da ikamet ettiği, bu nedenle yetkili mahkemenin .../... Mahkemeleri yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.TMK'nun 19/1.maddesinde "yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir." hükmü getirilmiştir.TMK'nun 201/1 maddesinde de; " evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemler konusunda yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir" hükmü yer almaktadır,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih 2007/2-331 E-2007/332 K.sayılı ilamında; TMK'nun 168.maddesindeki boşanma ve ayrılık davalarındaki yetki ile ilgili olarak; boşanma davası öncesinde tarafların ayrı yaşadığı dönemde davacı kadının sığındığı baba evindeki ikamet adresinin bağlı bulunduğu yer Aile Mahkemesinde de boşanma davası açabileceği kabul edilmiştir. Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 09.04.2007 tarih, 2007/5139 E-2007/5403 karar sayılı kararında da; davacı kadının ayrı yaşamda haklılık iddasına dayalı olarak açtığı tedbir nafakasında sığındığı baba evindeki ikamet adresinin bağlı bulunduğu yer mahkemesinde de dava açabileceği kabul edilmiştir.Somut olayda; davacı Malatya'da bulunan baba evine sığınarak eldeki davayı açmış olup, davada Malatya Mahkemeleri yetkilidir. Davanın esasına girilerek sonucu dairesinde hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2012/2778 E., 2012/6325 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAİLE MAHKEMESİ
tam metni aç
TMK'nun 201/1 maddesinde de;
3. Hukuk Dairesi         2012/2778 E.  ,  2012/6325 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada; davalı eşin bağımsız konut temin etmediğini ve davacı eşini evden kovduğunu, bu nedenle davacının baba evine sığındığını, böylece ayrı yaşamaya başladıkları ileri sürülerek ayrı yaşamda haklılık iddiasına dayanılarak davacı eş için aylık 750 TL tedbir nafakasına hükmolunması talep ve dava edilmiştir.Davalı, süresi içerisinde verdiği cevabında; ikametgahının ...'da bulunduğunu, ... Mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürürek yetki itirazında bulunmuştur.Mahkemece; davalının .../...'de ikamet ettiğini, bu nedenle yetkili mahkemenin .../...Mahkemeleri yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.TMK'nun 19/1.maddesinde "yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir." hükmü getirilmiştir. TMK'nun 201/1 maddesinde de; " evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemler konusunda yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir" hükmü yer almaktadır,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih 2007/2-331 E-2007/332 K.sayılı ilamında; TMK'nun 168.maddesindeki boşanma ve ayrılık davalarındaki yetki ile ilgili olarak; boşanma davası öncesinde tarafların ayrı yaşadığı dönemde davacı kadının sığındığı baba evindeki ikamet adresinin bağlı bulunduğu yer Aile Mahkemesinde de boşanma davası açabileceği kabul edilmiştir.Yargıtay 3.Hukuk dairesinin 09.04.2007 tarih, 2007/5139 E-2007/5403 karar sayılı kararında da; davacı kadının ayrı yaşamda haklılık iddasına dayalı olarak açtığı tedbir nafakasında sığındığı baba evindeki ikamet adresinin bağlı bulunduğu yer mahkemesinde de dava açabileceği kabul edilmiştir.Somut olayda; davacı ...'da baba evine sığınarak eldaki davayı açmış olup, davada ... Mahkemeleri yetkilidir. Davanın esasına girilerek sonucu dairesinde hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,12.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2012/12940 E., 2012/18304 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
tam metni aç
nun 185/2, 186/3 ve 197/2 maddelerine dayalı olarak tedbir nafakası istemi ile açılmıştır.Temyize konu edilen tedbir nafakası davaları için TMK. nun 201. maddesinde özel yetki kuralı konulmuştur.
3. Hukuk Dairesi         2012/12940 E.  ,  2012/18304 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı, hastalığı nedeni ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi gördüğünü, davalı eşinin ise hastalığını ve tedavi sürecini bahane ederek müşterek konutu terk ettiğini ileri sürerek; lehine 500 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; tarafların müşterek konutunun ...’da bulunması nedeniyle yetki itirazında bulunmuştur.Mahkemece; yasa koyucunun TMK. nun 197/2 maddesine göre açılan davalarda özel bir yetki kuralı koymadığı, bu nedenle yetkili mahkemenin 6100 sayılı HMK. nun 6. maddesi gereğince davalı eşin yerleşim yeri olan ... Aile Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetki itirazı kabul edilerek yetkisizlik kararı verilmiştir. Dava, TMK. nun 185/2, 186/3 ve 197/2 maddelerine dayalı olarak tedbir nafakası istemi ile açılmıştır.Temyize konu edilen tedbir nafakası davaları için TMK. nun 201. maddesinde özel yetki kuralı konulmuştur. Buna göre, “Evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemler konusunda yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir”. Yerleşim yeri ise; anılan kanunun 19. maddesinde “… bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer…” olarak belirlenmiştir.Somut olayda, davacı ile davalının 2005 yılında ...’ye yerleştiği, 2011 yılında davacı eşin hastalığı nedeniyle en yakın üniversite hastanesinde tedavisine başlandığı, bir süre sonra davalı eşin müşterek konutu terk ederek ...’ya yerleştiği anlaşılmaktadır. Buna göre, davacı eş davasını yerleştiği yerde açtığına göre; ... Aile mahkemesi davada yetkili mahkemedir.O halde mahkemece; davacının yerleşim yerinde açtığı bu davanın esasına girilerek sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemler konusunda yetkili mahkeme neresidir?

A) Sadece davalının yerleşim yeri mahkemesi
B) Sadece davacının yerleşim yeri mahkemesi
C) Eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesi
D) Aile konutunun bulunduğu yer mahkemesi
E) Ankara veya İstanbul Aile Mahkemeleri