Türk Medeni Kanunu 21. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 21- Velâyet altında bulunan çocuğun yerleşim yeri, ana ve babasının; ana ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa, çocuğun kendisine bırakıldığı ana veya babanın yerleşim yeridir. Diğer hâllerde çocuğun oturma yeri, onun yerleşim yeri sayılır.
Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir.
4. Kurumlarda bulunma
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
26 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2023/3825 E., 2024/1144 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki karşılıklı olarak açılan boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kadının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 161 ncı, 162 inci, 163 üncü, 164 üncü maddeleri gereğince açtığı boşanma davalarının reddine;
2. Hukuk Dairesi 2023/3825 E. , 2024/1144 K.
"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/86 E., 2023/232 K.
DAVA TARİHİ : 20.08.2020
KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 8. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/438 E., 2021/770 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı olarak açılan boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kadının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 161 ncı, 162 inci, 163 üncü, 164 üncü maddeleri gereğince açtığı boşanma davalarının reddine; 166 ncı maddesi gereğince açılmış asıl ve karşı davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir.
Kararın davalı- davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun nafakaların ve tazminatların miktarı yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümleri kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, sair istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı-davacı kadın tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı-davacı kadının istinaf başvurusu, nafakaların ve tazminatların miktarı yönünden kabul edilmiş, sair yönlerden ise esastan reddedilmiştir. Hâl böyle iken İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan ... erkeğin esastan reddedilen yönlere dair Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; ... erkeğin kusur belirlemesi ile tazminatların ve nafakaların kabulü şartlarına yönelik temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir.
... erkeğin reddedilmeyen yönlere ilişkin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
... erkek vekili dava ve karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; kadının, müvekkilini sürekli azarlandığını, küçük düşürdüğünü, watsapp mesajları ile müvekkiline psikolojik baskı uyguladığını, müvekkilinin kök ailesi ile görüşmek istemediğini, iyi bir anne ve eş olamadığını, her fırsatta davacının ailesi ile arasını bozmaya çalışıp onu ailesine ve arkadaş çevresine karşı rezil edeceğini beyan ederek tehdit ettiğini, psikolojik şiddet, hakaret vs. pek kötü onur kırıcı davranışları uygulamaya devam ettiğini iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine, maddî ve manevî zararlar için tazminata hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; erkeğin düzenli olarak işe gitmediğini, alkol ve uyuşturucu kullanması nedeniyle borçlandığını, hafta tatili olan pazar günlerini evde geçirmediğini, sık sık eve gelmediğini, evlilik birliğinin üzerine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediğini, tarafların erkeğin ailesinin alt katında bulunan konutta yaşadıklarını, bu haliyle erkeğin bağımsız konut temin etmediğini, ekonomik şiddet uyguladığını, sürekli yalan söylediğini, ortak çocukla ilgilenmediğini, ortak çocuk kaza geçirmesine rağmen çocuğu görmeye gelmediğini, kadına hakaret ettiğini ve psikolojik şiddet uyguladığını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/2543 soruşturma sayılı dosyası ile "Kullanmak için Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ve Kullanmak" suçunu işlediğinin sabit olduğunu, başka bir kadınla karı - koca hayatı yaşadığını iddia ederek erkeğin davasının reddini istemiş, karşı davanın kabulü ile; tarafların 4721 sayılı Kanun'un 161 inci, 162 inci, 163üncü, 164 üncü maddeleri ve 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesine, ortak çocuk yararına aylık 2.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 3.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, yasal faiziyle birlikte 150.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin bir başka kadınla cinsel ilişkiye girdiği kesin veya güçlü karineyle ispatlanmadığından zina sebebiyle açılmış boşanma davasının reddine, Hayata Kast, Pek Kötü Veya Onur Kırıcı Davranış Sebebi ile boşanma talebinde bulunulmuş ise de; erkeğin davranışın boşanma sebebi oluşturması için, eşin vücut bütünlüğüne veya sağlığına yönelmesi ve bu davranışın zulüm veya işkence boyutunda olması gerektiğinden şartları oluşmadığından bu sebebe dayalı boşanma talebinin reddine, erkek eşin işlediği suç sebebiyle evlilik birliğinin çekilmez hal aldığına yönelik iddiası dinlenen tanık beyanlarının, erkeğin işlediği suç sebebiyle evlilik birliğinin çekilmez hal aldığına dair beyanda bulunmadığı, bu haliyle davacı kadının 4721 Sayılı Kanunun 163 üncü maddesi gereğince boşanmaya karar verilmesi için delillerin yeterliliği konusunda vicdani kanaat oluşmadığı, 164 üncü maddedeki şartlar oluşmadığı, erkek eşe usulüne uygun ihtar çekilmediğinden terk nedenine dayalı boşanma davasının reddine karar verildiği, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri taraflardan beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının, erkeğe hakaret ettiği, sinkaflı küfürlü söylemlerde bulunduğu, "sen ne biçim kocasın, çingene gibisin, ayyaş, varoş" şeklinde sözler söyleyerek aşağıladığı, erkek eşin ise borç içinde olduğu, kadından sürekli para istediği, evin bakım ve iaşesi ile ilgilenmediği, eşi ve ortak çocuğuna karşı üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği, ortak çocuk hastalandığında veya yaralandığında çocukla ilgilenmediği, eve geç saatlerde geldiği veya günlerce eve hiç uğramadığı, nerede olduğu konusunda yalanlar söylediği, kadın ile yatağını ayırdığı, başka bir kadınla dışarıda samimi bir şekilde görüldüğü bu sebeple güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, psikolojik şiddet uyguladığı, hakaret ve küfür ettiği, yaklaşık üç yıl kadar önce evi terk ederek ayrı yaşamak suretiyle eşini yalnız bıraktığı evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında erkeğin ağır kusurlu; kadının ise az kusurlu olduğu, boşanma sebebiyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen ve kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği, ağır kusurlu erkeğin tazminata hak kazanamayacağı, kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesinin üstün yararlarına olacağı ve velâyet kendisine verilmeyen eşin çocukların bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlü olduğu gerekçesi ile; her iki davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk ile baba arasında kişisel ilişki kurulmasına, çocuk için aylık 350,00 TL tedbir nafakasının karar tarihi itibariyl aylık 450,00 TL'ye çıkarılmasına, aylık 450,00 TL iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 400,00 TL tedbir nafakasının karar tarihi itibariyle aylık 500,00 TL'ye çıkarılmasına, aylık 500,00 TL yoksulluk nafakasına, kadın yararına kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte 15.000,00 TL maddî, 10.000,00 TL manevî tazminata ve erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı-davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, hükmedilen tazminatlar ve nafakaların miktarı yönlerinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda ... erkeğin ağır, davalı-davacı kadının ise az kusurlu olduğu, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizliğin mevcut ve sabit olduğu, 4721 Sayılı Kanunun 166 ıncı maddesinin ikinci fıkrası koşullarının erkek lehine oluştuğu, erkeğin davasının kabulü ile boşanmaya karar verilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince asıl davada verilen boşanma kararının ve evlilik birliğinin sarsılmasında erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna ilişkin kusur belirlemesinin isabetli olduğu, kadının 161 inci, 162 nci, 163 üncü ve 164 üncü maddelerine dayalı boşanma talepleri yönünden kadının iddialarını ispatlayamadığından verilen ret kararının isabetli olduğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurları, kişilik haklarına yapılan saldırı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında kadın yararına takdir edilen tazminatların miktarının az olduğu, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine ve günün ekonomik koşullarına göre kadın yararına takdir edilen tedbir ve yoksulluk nafakası ile ortak çocuklar yararına takdir edilen tedbir ve iştirak nafakası miktarlarının az olduğu gerekçesi ile; kadının eşin tazminatlar ile tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakalarının miktarına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ilgili bentleri kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle ortak çocuk için boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren aylık 1.000,00 TL iştirak nafakasına, kadın yararına boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren aylık 1.200,00 TL yoksulluk nafakasına, kadın yararına 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata ve davalı-davacı kadının sair istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiştir
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
... erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, tazminatların ve nafakanın kabulü ve miktarı yönlerinden kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tazminatların ve nafakaların miktarı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu, 174 üncü, 175 inci, 182 nci ve 330 uncu maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup ... erkek vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.... erkeğin kusur belirlemesi ile tazminatların ve nafakaların kabulü şartlarına yönelik temyiz dilekçesinin istinaf edilmeyen yön temyiz edilemeyeceğinden REDDİNE,
2.... erkeğin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
5. Hukuk Dairesi, 2023/12497 E., 2024/3229 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
4721 sayılı Kanun’un “Yasal yerleşim yeri” başlıklı 21 inci maddesinin 1 inci fıkrası şöyledir:
5. Hukuk Dairesi 2023/12497 E. , 2024/3229 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/624 Esas, 2023/668 Karar
I. YARGI YERİ BELİRLENMESİNE KONU KARARLAR
A. Çaycuma 2. Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesinin 07.07.2022 Tarihli ve 2022/374 Esas, 2022/417 Karar Sayılı Kararı
Velinin dava dilekçesinde bildirilen adresinin Kemalettin Mah. Nilay Sok. Özboru Apt. Blok No: 9 İç Kapı No: 1 .../ Tekirdağ olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
B. Çorlu 1. Aile Mahkemesinin 20.10.2022 Tarihli ve 2022/418 Esas, 2022/435 Karar Sayılı Kararı
Küçük çocuklar ve velinin adresinin Zonguldak ili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
C. Zonguldak 2. Aile Mahkemesinin 13.11.2023 Tarihli ve 2023/624 Esas, 2023/668 Karar Sayılı Kararı
Annenin vefatı üzerine Nüfus Müdürlüğü tarafından çocuk mallarının korunması için Çorlu 3. Aile Mahkemesi'nin 2022/140 Esas sayılı dosyasına ihbarda bulunulduğu, ilgili dosyada da velinin adresinin .../Tekirdağ olarak tespit edildiği, aynı şekilde veli hakkında çocuklara karşı "Aile Hukukundan Kaynaklı Yükümlülüğün İhlali, Yaralama ve Hakaret" suçlarından kurum tarafından suç duyurusunda bulunulduğu, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/10496 Soruşturma sayılı dosyasında velinin 02.09.2023 tarihinde .../Tekirdağ adresi itibari ile ifadesinin alındığı, velinin aktif cep telefonu hatlarının alınması sırasındaki adresinin de .../Tekirdağ olduğu, 17.08.2022-31.10.2022 tarihleri arasındaki iş yeri adresinin ... /Tekirdağ olduğu, bu itibarla velinin yerleşim yerinin Çorlu Aile Mahkemesi'nin yetki alanı içinde kaldığı gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
II. GEREKÇE
A. Uyuşmazlık
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 352 vd. maddeleri uyarınca çocuk mallarının korunması istemine ilişkindir.
B. İlgili Hukuk
1. Farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresinde kalan ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarının giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemelerdir.
2. 4721 sayılı Kanun’un “Yasal yerleşim yeri” başlıklı 21 inci maddesinin 1 inci fıkrası şöyledir:
"Velâyet altında bulunan çocuğun yerleşim yeri, ana ve babasının; ana ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa, çocuğun kendisine bırakıldığı ana veya babanın yerleşim yeridir. Diğer hâllerde çocuğun oturma yeri, onun yerleşim yeri sayılır."
3. 4721 sayılı Kanun’un Velâyet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün "Çocuk mallarının korunması" başlıklı 4 üncü maddesinin 1inci fıkrası şöyledir:
Ana ve babadan birinin ölümü halinde nüfus memuru veya evliliğin mahkeme kararı ile sona ermesi halinde kararı veren mahkeme, sağ kalan veya velayet kendisine verilen eşin yerleşim yeri aile mahkemesine, yoksa Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun belirlediği mahkemeye durumu derhâl bildirir. Mahkeme, belirleyeceği süre içinde, sağ kalan veya velayet kendisine verilen eşten çocuğun varsa, mal varlığının dökümünü gösteren bir defter vermesini ve bu mal varlığında veya yapılan yatırımlarda gerçekleşecek önemli değişiklikleri de bildirmesini ister.
C. Değerlendirme
Dosya kapsamından, velinin yerleşim yeri adresinin .../Tekirdağ olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın Çorlu 1. Aile Mahkemesince çözümlenmesi gerekmektedir.
III. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
6100 sayılı Kanun’un 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Çorlu 1. Aile Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/2063 E., 2024/1526 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
tam metni aç
nmaz bedelinin dava konusu taşınmazın edinilmesinde kişisel malı olarak hesaba katılmaması gerektiği zira önceki taşınmazın satımı ile davaya konu taşınmazın edinilmesi arasında uzun süre geçtiğine ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) "kişisel malları" düzenleyen 220 inci maddesinin ikinci bendine göre mal rejiminin başlangıcında eşlerden
2. Hukuk Dairesi 2023/2063 E. , 2024/1526 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1953 E., 2022/2227 K.
DAVA TARİHİ : 27.11.2014 - 29.12.2014
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2014/851 E., 2019/181 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı katılma alacağı, ziynet alacağı, ev eşyası alacağı davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı-karşı davalı kadın vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince her iki dava yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince başvurunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusunun reddedilmesi halinde başvurusu reddedilen tarafın ve kararın kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle, istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı-karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuş, davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmamış ve Bölge Adliye Mahkemesince davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Hâl böyle iken, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinafa başvurmayan davalı-karşı davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını bu yönden temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz dilekçesinin tümü ile reddine karar vermek gerekir.
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre karşı davada kadın aleyhine hükmedilen miktarı 25.250,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu hale göre davacı-karşı davalı kadın vekilinin karşı davaya yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacı-karşı davalı vekilinin reddedilen yön dışındaki yönlerden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-karşı davalı vekili dava ve cevaba cevap (karşı davada cevap) dilekçelerinde özetle; tarafların 15.02.2003 tarihinde evlendiğini ve İzmir 13. Aile Mahkemesinin 2014/38 Esas, 2014/562 Karar sayılı kararı ile boşandıklarını, davacı-karşı davalı kadının evlendiği tarihten bu yana çalıştığını, yüksek gelire sahip olduğunu, davalı-karşı davacı erkeğin ise kuyumcu olduğu, düğünde kadına takılan ziynet eşyaları ve paraların davalı-karşı davacı erkek tarafından kadının rızası olmadan alındığını ve iade edilmediğini, iş yeri açabilmek için sermaye olarak kullanıldığını, taraflar arasında fiili ayrılık başlamadan önce 17.02.2011 tarihinde İzmir İli Konak İlçesi 2. Karantina Mahallesi 6779 ada 28 parsel ikinci kat 4 numaralı bağımsız bölümün satın alındığını ve davalı-karşı davacı erkek adına tescil edildiğini, yine evlilik birliği içerisinde 35 AZH 15 plaka sayılı araba ve "Azizim" isimli teknenin satın alındığını, bu malların da davalı-karşı davacı erkek adına tescil edildiğini, belirtilen bu mallar üzerinden kadının mal rejiminden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, karşı dava dilekçesinde dayanılan vakıaların gerçeği yansıtmadığını, davalı-karşı davacının kendisine ait olan evini 2009 yılında sattığını ve bu evin satım bedelinin iş yeri için sermaya olarak kullanıldığını, karşı dava konusu olan aracın davacı-karşı davalı kadına ait olduğunu, yine karşı davanın konusunu oluşturan ev eşyalarının bir kısmının davacı-karşı davalı kadının çeyiz eşyası olduğunu, bir kısmının ise tarafların evlilik birliği içerisinde satın alındığını, karşı dava dilekçesinde dayanılan vakıaların gerçeği yansıtmadığını, davalı-karşı davacı erkeğe ait olan evin satımı ile bu davanın konusunu oluşturan evin alımı arasında bir buçuk sene olduğunu, satmış olduğu evin parasını iş yerine sermaye olarak kullandığını, toptan altın satın aldığını, dava konusu taşınmazın alımı ile bir ilgisinin olmadığını iddia ederek davanın kabulü ile ziynet eşyalarının aynen iadesini, aynen iadenin mümkün olmaması durumunda ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 33.235,00 TL ziynet alacağı bedelinin yasal faizi ile birlikte yine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile dava konusu edilen mallar yönünden şimdilik 152.500,00 TL katılma alacağının yasal faizi ile birlikte davalı-karşı davacı erkekten alınarak davacı-karşı davalı kadına verilmesini, karşı davanın ise reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından sunulan 18.12.2018 tarihli dilekçede özetle; katılma alacağı yönünden taleplerini toplam 204.485,00 TL olarak ıslah ettiklerini ve bu bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı vekili cevap, karşı dava dilekçesinde özetle; asıl davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu taşınmazın, davalı-karşı davacı erkek tarafından evlenmeden önce satın aldığı İzmir İli Konak İlçesi 2. Karantina Mahallesi 1751 ada 8 numaralı parsel üç numaralı bağımsız bölümün satılması ve erkeğin ailesinin katkıları ile satın alındığını, davalı-karşı davacı erkeğin kişisel mal olduğunu, kadının katılma alacağı hakkı bulunmadığını, yine araç ve teknenin de kişisel mal olduğunu ve kadının herhangi bir alacak hakkı bulunmadığını, ziynet eşyalarının ise ortak konutta kadına ait olan kasanın içerinde bulunduğunu, erkek tarafından alınmadığını, ortak konutta bulunan eşyaların hepsinin davalı-karşı davacı erkek tarafından satın alındığını, tamamı erkeğe ait olan ev eşyalarının kadın tarafından alındığını ve iade edilmediğini, yine Hundai Accent marka araç üzerinde erkeğin katılma alacağı hakkı bulunduğunu iddia ederek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile araç yönünden şimdilik 40.000,00 TL, ev eşyaları yönünden ise 44.800,00 TL'nin davacı-karşı davalı kadından alınarak davalı-karşı davacı erkeğe verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl dava yönünden yapılan incelemede; dava konusu İzmir İli Konak İlçesi İkinci Karantina Mahallesi 6779 ada 28 parsel iki numaralı bağımsız bölümün, 17.02.2011 tarihinde satış hukuki sebebiyle erkek adına tescil edildiği ve taşınmazın edinilmiş mal olduğu, dava konusu taşınmazın, davalı-karşı davacı erkek tarafından tarafların evlilik tarihinden önce 18.08.2000 tarihinde satın alınan İzmir İli Konak İlçesi İkinci Karantina Mahallesi 1751 ada 8 parsel üç numaralı bağımsız bölümün 22.10.2009 tarihinde 90.000,00 TL bedelle satılması suretiyle alındığı, alınan bilirkişi raporu uyarınca dava konusu taşınmazın sürüm değerinin 280.000,00 TL olduğu, davalı-karşı davacı erkeğin kişisel malı ile dava konusu taşınmazın alımına katkısının %50,72 TL olduğu, 280.000,00 TL \* %50,72 =142.016,00 TL olup edinilmiş malın yarısı olan 71.008 TL davacı-karşı davalı kadının katılma alacağı hakkı olduğu, davalı-karşı davacı erkek adına 15.07.2011 tarihinde tescil edilen 35 AZH 15 plaka sayılı araç yönünden yapılan değerlendirmede ise bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere sürüm değerinin 27.500,00 TL olduğu, bu değerin yarısı olan 13.750,00 TL üzerinden davacı-karşı davalı kadının katılma alacağı hakkı olduğu, "Azizim" isimli 1561053 gemi numarası ile davalı-karşı davacı erkek adına kayıtlı tekne yönünden yapılan incelemede, teknenin sürüm değerinin 35.000,00 TL olduğu, yarısı olan 17.500,00 TL üzerinde davacı-karşı davalı kadının katılma alacağı hakkı olduğu, asıl davada ziynet alacağı talebi yönünden yapılan incelemede; davacı-karşı davalı kadına, 14 adet 22 ayar takı bileziği (11.900,00 TL), 1 adet 14 ayar set takım (2.505,00 TL), 1 adet yarım altın (286,00 TL), 21 adet çeyrek altın (3.003,00 TL), nakit takı para (105,00 TL), 1 adet inci gerdanlık (650,00 TL) takıldığı, damada ise 2 adet yarım altın (572,00 TL), 11 adet çeyrek altın (1.573,00 TL), 40 Amerikan Doları (88,40 TL), 50 İngiliz Sterlini (174,00TL), 145,00 TL nakit para takıldığı, bu ziynet eşyalarının davalı-karşı davacı erkek tarafından iş yerinde bulunan kasada saklandığı, sonrasında sermaye yapmak üzere bozdurulduğu ve davacı-karşı davalı kadına iade edilmediği ve kadının ziynet alacağı davasını açmakta haklı olduğu gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulü ile dava konusu İzmir İli Konak İlçesi İkinci Karantina Mahallesi 6779 ada 28 parsel 24/144 arsa paylı 2 nci kat, 4 numaralı bağımsız bölüm dolayı davacı-karşı davalı kadının 71.008.00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faiziyle erkekten alınıp kadına verilmesine, fazla talebin reddine, dava konusu 35 AZH 15 plakalı Renault Symbol marka araç yönünden davacı-karşı davalı kadının 13.750,00 TL olan katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faiziyle erkekten alınıp kadına verilmesine, dava konusu olan 1561053 gemi numaralı Azizim isimli tekneden dolayı 17.500,00 TL katılma katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faiziyle erkekten alınıp kadına verilmesine, karşı dava yönünden yapılan incelemede ise karşı dava konusu 35 ENM 555 plaka sayılı aracın 03.01.2012 tarihinde kadın adına tescil edildiği, edinilmiş mal olduğu, sürüm değerinin ise 28.000,00 TL olduğu ve yarısı olan 14.000,00 TL üzerinde davalı-karşı davacı erkeğin katılma alacağı hakkı olduğu, Silverline Ankastre 3 set (1.750,00 TL), Arçelik iki kapılı buzdolabı (1.500,00 TL) Bosh bulaşık makinesi (1.000,00 TL), muhtelif marka mutfak eşyaları (1.000,00 TL), Simbo marka 2.000 wat, Arçelik marka elektrik süpürgesi (300,00 TL), 82 ekran CLC marka TV (750,00 TL), salon takımı iki berjer, bir ikili bir üçlü krem renkli (3.500,00 TL), 24 butt Vestel marka klima (1.500,00 TL) Sony marka müzik ve sinema sistemi (1.500,00 TL), evin perdeleri, salon mutfak ve oturma odası (1.500,00 TL), Bosch Logix marka çamaşır makinesi (1.500,00 TL), Tronic 9 butt klima (750,00 TL), Carter marka 9 but klima (750,00 TL), siyah beyaz renkli yatak odası takımı, gardırop, şifonyer (3.500,00 TL), 70 ekran tüplü TV (200,00TL), Toshiba marka 24 butt duvar tipi klima (1.500,00 TL) olmak üzere toplam 22.500,00 TL değerindeki ev eşyalarının mevcut olduğu, söz konusu ev eşyalarının eşlerden hangisine ait olduğunun ispat edilemediği ve bir eşin bütün mallarının aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edileceği, ev eşyalarının yarı değeri olan 11.250,00 TL erkeğin katılma alacağı olduğu gerekçesiyle karşı davanın da kısmen kabulü ile ... plakalı Hyundai Akcent Blue marka araçtan dolayı 14.000,00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faiziyle kadından alınarak davalı- karşı davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, ziynet alacağı davasında hesaplamanın hatalı yapıldığı, dava tarihi itibariyle hesaplama yapılmasının hatalı olduğu, güncel değerinin hesaplanması gerektiği, davacı-karşı davalı kadına takılan ziynet eşyalarının daha fazla olduğu, katılma alacağının eksik hesaplandığı, dava konusu taşınmazda davalı-karşı davacı erkeğin kişisel malı ile yaptığı bir katkının olmadığı, karşı davanın kabulü yönünden kurulan hükmün hatalı olduğu, reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek; katılma alacağı davası yönünden değer tespiti, ziynet alacağı davasının kısmen kabulü ve karşı davanın kabulü yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Ziynet ve takı parası yönünden bedellere dava tarihinden itibaren değil güncel ve günün ekonomik şartlarına uygun olarak altındaki değer artışı da hesaplanarak hüküm kurulması ve takıların daha fazla olduğuna ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; başlangıçta ziynetlerin bedelinin dava tarihindeki bedel üzerinden istendiği hatta ıslah dilekçesinde de bu hususun aynı şekilde belirtildiği, ziynetlerin fiili ödeme, teslimi gibi tarihlere göre bedeline ilişkin infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulamayacağı gibi 6100 sayılı Kanunu'nun 26 ncı maddesi sebebiyle taleple bağlılık ilkesi de dikkate alındığında ve ayrıca sunulan CD ve fotoğraflara göre bilirkişi tarafından mevcudiyetleri ispatlanan eşyalara karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, başkaca ziynetlerin mevcudiyetlerinin ve akibetlerinin ispatlanamadığı, bu istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davaya konu taşınmazın tamamının edinilmiş mal sayılması, diğer tarafa ait önceki taşınmaz bedelinin dava konusu taşınmazın edinilmesinde kişisel malı olarak hesaba katılmaması gerektiği zira önceki taşınmazın satımı ile davaya konu taşınmazın edinilmesi arasında uzun süre geçtiğine ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) "kişisel malları" düzenleyen 220 inci maddesinin ikinci bendine göre mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan mal varlığı değerlerinin kişisel mal olarak kabul edildiği, aynı maddenin dördüncü bendine göre de kişisel mallar yerine geçen değerlerin de kişisel mal sayılacağı ve kişisel maldan tasfiyeye konu mala yapılan katkının miktarı hesaplanması gerektiği, kalan kısmın ise aksi kanıtlanamadığından edinilmiş mal kabul edilerek hüküm tesis edilmesi gerektiği, somut olayda; her ne kadar erkeğin 2000 yılında evlilik ve 4721 sayılı Kanun öncesi edindiği taşınmazın satışı ile evlilik birliği içerisinde ve 4721 sayılı Kanun sonrası dava konusu taşınmazın alımı arasında 16 aya yakın süre geçmiş ise de davalı-karşı davacı erkeğin kuyumcu olarak çalıştığı, davacı-karşı davalı kadının, davalı-karşı davacı erkek adına ilk taşınmazın satış bedeli ile toplu altın aldığı ve o bedelin bu şekilde kullanıldığının iddia edildiği, iddia yerinde görülse dahi neticeten davalı-karşı davacı erkeğin kişisel mal niteliğindeki ilk taşınmazını satarak mesleği sebebiyle altın aldığı ve bu altınların ticareti ilerde edinilmiş mal olan dava konusu taşınmaz satın alınmış böylece edinilmiş malın edinilmesinde kişisel malından yukarıda açıklanan ikame kuralı kapsamında katkı yaptığı, avacı-karşı davalı kadının davaya konu taşınmazın alımında başkaca bir katkısını da ispatlayamadığı, bu sebeple İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporundaki "...dava konusu taşınmaza erkeğin kişisel malı niteliğinde bulunan taşınmazın satımı ile katkıda bulunularak edinildiği kabul edilirse..." şeklindeki hesaplama ve yapılan ilk olasılığa göre karar verilmesinin yerinde olduğu, davacı-karşı davalı kadın vekilinin istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davaya konu taşınmazın bedel tespiti ile karar tarihi arasında uzun zaman geçtiği, bedelin karar tarihine yakın tespit edilmesi gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; davacı-karşı davalı kadın vekilinin ıslah talebini tespit edilen bedele göre yaptığı ve ıslah tarihi ile karar tarihi arasında uzun zaman geçmediği, bu istinaf talebinin yerinde olmadığı, karşı davada davalı-karşı davacı erkeğin ev eşyalarını başlangıçta kişisel mal olarak talep etmiş iken katılma alacağına hükmedildiği, bir kısmını davacı-karşı davalı kadının çeyiz eşyası olarak getirdiğinin ispatlandığı, talep edilenlerin tamamının edinilmiş mal sayılmasının doğru olmadığı, talep edilen eşyalar ile keşifte belirlenen eşyaların bir kısmının örtüşmediği şeklindeki istinaf sebeplerinin incelenmesinde ise davalı-karşı davacı erkek vekilinin 06.12.2018 tarihli dilekçesinde ev eşyaları ile ilgili talebini edinilmiş mallar kapsamında katılma alacağı olarak açıkladığı ve ıslah niteliğindeki açıklamasının da keşfen belirlenen eşyalar yönünden gerçekleştirdiği, tanıklar Günselin, Gülten ve Tuğba'nın beyanlarına göre de tarafların erkek adına olan ilk ev satıldıktan sonra bir süre kirada oturduğu, 6-7 ay kadar ayrı yaşadıkları, tekrar bir araya geldiklerinde tüm eşyaları yeniledikleri, bu nedenle davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesine göre kararda belirtilen eşyaların edinilmiş mal sayılması ve bu kapsamda yapılan bilirkişi hesaplaması doğrultusunda karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davacı-karşı davalı kadın vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının hatalı olduğu belirtilerek; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle her iki dava yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
2.Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğu, delillerin toplanmadan karar verildiği, karşı davanın tümü ile karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, asıl davanın ise reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek; her iki dava yönünden temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve hukuki nitelendirme
Asıl dava, ziynet eşyalarının aynen, mümkün olmaması halinde bedelinin iadesi ile katılma alacağı istemine ilişkin olup uyuşmazlık; istinaf incelemesinin duruşmalı yapılıp yapılmayacağı, kişisel mal savunması, ispatı, değer tespitinin usulüne uygun olarak yapılıp yapılamadığı, dava konusu malların değerlerinin güncelliğini yitirip yitirmediği, ziynet alacağı değerinin belinlenmesinde hangi tarihin esas alınacağı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 26 ıncı maddesi, 33 üncü maddesi, 190 ıncı maddesi, 353 üncü maddesi, 356 ncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Kanunu'nun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası, 6 ncı maddesi, 179 uncu maddesi, 202 nci maddesi, 219 uncu maddesi, 220 nci maddesi, 222 nci maddesi, 225 inci maddesinin ikinci fıkrası, 229 uncu maddesi, 230 uncu maddesi, 231 inci maddesi, 235 inci maddesinin birinci fıkrası, 236 ıncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine göre usul ve kanuna uygun olup davacı-karşı davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Davalı-karşı davacı erkek vekilinin temyiz dilekçesinin istinaf edilmeyen yön temyiz edilemeyeceğinden REDDİNE,
2.Davacı-karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
3.Davacı-karşı davalı vekilinin reddedilen yön dışındaki temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
5. Hukuk Dairesi, 2023/1965 E., 2023/3291 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
4721 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi gereğince ...'ın yerleşim yerinin Bucak olarak kabul edilmesi gerektiği, bakım merkezine konulmanın yeni yerleşim yeri edinme sonucu doğurmayacağı, Bucak Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından 4721 sayılı Kanun'un 462 nci maddesinin 14 üncü bendi
5. Hukuk Dairesi 2023/1965 E. , 2023/3291 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
I. YARGI YERİ BELİRLENMESİNE KONU KARARLAR
A. Bucak Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.07.2021 Tarihli ve 2021/270 Esas, 2021/726 Karar Sayılı Kararı
Kısıtlı ..., 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 405 inci maddesi gereğince kısıtlanmış ve kendisine ...'nin vasi olarak atanmasına karar verilmiştir.
Vasi, 23.09.2022 tarihli dilekçesi ile kısıtlının ... bulunan ... Bakım ve Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezine 18.08.2022 tarihinde nakil olduğunu ve kısıtlının parasının nakil olarak gitmiş olduğu Müdürlük adına kayıtlı ... Bankası ... Şubesi hesabına çocuk harçlığı açıklaması ile yatırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, 25.11.2022 tarihli ek karar ile kısıtlı adayının yerleşim yeri adresinin ... Ermenek ... Bakım Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
B. Ermenek Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.01.2023 Tarihli ve 2023/19 Esas, 2023/12 Karar Sayılı Kararı
4721 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi gereğince ...'ın yerleşim yerinin Bucak olarak kabul edilmesi gerektiği, bakım merkezine konulmanın yeni yerleşim yeri edinme sonucu doğurmayacağı, Bucak Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından 4721 sayılı Kanun'un 462 nci maddesinin 14 üncü bendi kapsamında yerleşim yeri değişikliğine ilişkin verilmiş bir kararın bulunmadığı gibi buna ilişkin bir talebin de olmadığı gerekçeleriyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
II. GEREKÇE
A. Uyuşmazlık
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 405 inci maddesi uyarınca vasi atanan kısıtlının vesayet dosyasının takibi istemine ilişkindir.
B. İlgili Hukuk
1. Farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresinde kalan ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarının giderilmesi isteminin hukukî dayanağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemelerdir.
2. 4721 sayılı Kanun’un “Yerleşim yeri” başlıklı 19 uncu maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.”
3. 4721 sayılı Kanun’un “Vesayet işlerinde yetki” başlıklı 411 inci maddesi şöyledir:
“Vesayet işlerinde yetki küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir.”
4. 4721 sayılı Kanun’un “Yerleşim yerinin değişmesi” başlıklı 412 nci maddesi şöyledir:
“Vesayet makamının izni olmadıkça vesayet altındaki kişi yerleşim yerini değiştiremez.
Yerleşim yerinin değişmesi hâlinde yetki, yeni vesayet dairelerine geçer. Bu takdirde kısıtlama yeni yerleşim yerinde ilân olunur.
C. Değerlendirme
Kısıtlının yerleşim yeri değişikliğine izin verilmesine ilişkin vesayet makamı olan Bucak Sulh Hukuk Mahkemesince 4721 sayılı Kanun’un 412 nci maddesinin birinci fıkrasına göre verilmiş bir izin kararı olmadığından konu ile ilgili karar vermekte Bucak Sulh Hukuk Mahkemesi yetkilidir.
III. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
6100 sayılı Kanun’un 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Bucak Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2022/11550 E., 2023/1605 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 301 inci, 302 nci, 303 üncü, 304 üncü maddeleri.
2. Hukuk Dairesi 2022/11550 E. , 2023/1605 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/960 E., 2022/1507 K.
DAVA TARİHİ : 27.01.2017
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Salihli 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2017/52 E., 2020/664 K.
Taraflar arasındaki babalık davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ...'ın bir kısım mirasçılarının vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ...'ın bir kısım mirasçılarının vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babasının davalıların murisi olan ... olduğunu iddia ederek babalığın hükmen tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; babasının müteveffa ... olmadığını ileri sürerek soybağının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı ... bir kısım mirasçıları vekili cevap dilekçesinde; davacının annesinin ortak murisleri ile evliliği öncesi ve sonrasında başka kişilerle birlikteliği olduğunu, müteveffanın sağlığında boşanma davası açtığını, müteveffanın vefatından sonra boşanma davasının duruşmasına katılan davacının annesinin hamileliği konusunda herhangi bir beyanda bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
2. Asıl davada diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
3. Birleşen davada davalılar davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müteveffa ...'ın elde edilen sonuçlara göre davacı ...'nun %99.99 ihtimal ile biyolojik babası olabileceğinin tespit edildiği, asıl ve birleşen davanın kabulü gerektiği gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın kabulüne, soybağının reddi ile babalığın hükmen tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...'ın bir kısım mirasçılarının vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ...'ın bir kısım mirasçıları vekili, Adli Tıp Biyoloji İhtisas Dairesi'nden alınan rapora itiraz edilmesine rağmen itirazları dikkate alınmadan ve bu konuda bir karar verilmeden sözlü yargılama aşamasına geçilmesinin usule aykırı olduğunun, davacının müteveffanın oğlu olması için hamilelik süresinin 11 ay 10 gün olması gerektiğini, davacının iddiasının doğru olması halinde ise bu kez hamileliğin 7 ay olacağını, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, fethi kabir işlemi yapılmasının da usulsüz olduğunu, babalık davasının reddi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesinin görüşü, bilirkişi raporu niteliğinde olması sebebiyle takdiri delil niteliğinde olduğu, tarafların buna itiraz hakları mevcut ise de salt "kötü niyetli hareket edilmiş ya da maniple edilmiş olma ihtimali" gerekçesiyle yapılan itirazın delil olma niteliğini ortadan kaldıran bir sebep olarak kabul edilemeyeceği, Mahkemece raporun taraflara tebliğ edilip iki haftalık itiraz süresi beklenmeden tahkikat duruşmasının bitirildiğinin anlaşıldığı ancak bir kısım davalılar vekilinin rapora yönelik itirazlarının takip eden sözlü yargılama duruşmasında değerlendirilip yeniden rapor alınması talebinin reddine karar verildiği, bu nedenle eksikliğin sonuca etkili olmadığı, bir kısım davalılar tarafından kuşku ve kaygılarının giderilmesi için müteveffanın kardeşlerinden de DNA örneği alınıp yeniden DNA incelemesi yapılması istendiği ancak kötü niyetli hareket veya manipüle edilmiş olma ihtimali somut bir gerekçe olmadığı gibi kamera kaydı ile de kayda alınan mezar açma işlemiyle müteveffanın kemik ve dokularından alınan numunelerdeki DNA örnekleri üzerinden yapılan inceleme esas alınarak rapor düzenlendiği, uyuşmazlığın çözümünü sağlayacak nitelikte olduğu konusunda kanaat oluşturan bir rapor mevcut iken ayrıca müteveffanın kardeşlerinden de örnek aldırılarak yeni bir rapor alınmasının usul ekonomisi ilkesine de aykırı olacağı, annenin doğum yaptığı hastaneden gelen cevaba göre davacının yaşının düzeltilmesi amacıyla her zaman dava açılmasının da mümkün olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... bir kısım mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... bir kısım mirasçıları vekili, Adli Tıp Biyoloji İhtisas Dairesi'nden alınan rapora itiraz edilmesine rağmen itirazları dikkate alınmadan ve bu konuda bir karar verilmeden sözlü yargılama aşamasına geçilmesinin usule aykırı olduğu, davacının müteveffanın oğlu olması için hamilelik süresinin 11 ay 10 gün olması gerektiğini, davacının iddiasının doğru olması halinde ise bu kez hamileliğin 7 ay olacağını, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, fethi kabir işlemi yapılmasının da usulsüz olduğunu Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, babalığın hükmen tespiti birleşen dava soybağının reddi istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, babalık davasının kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı, hak düşürücü süre içinde dava açılıp açılmadığı, Adli Tıp Kurumu raporunun hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı, davacının doğum tarihinin davanın kabulüne engel olup olmayacağı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 301 inci, 302 nci, 303 üncü, 304 üncü maddeleri. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 30 uncu, 369 uncu, 370 inci ve 371 inci maddeleri. Adli Tıp Kurum Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 13 üncü ve 19 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... bir kısım mirasçıları vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
Velayet ve vesayet altındaki kişilerin yasal yerleşim yerleri ile ilgili olarak, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?
A) Velayet altındaki çocuğun yerleşim yeri: Kendi seçtiği yerdir.
B) Vesayet altındaki kişinin yerleşim yeri: Vasinin yerleşim yeridir.
C) Velayet altındaki çocuğun yerleşim yeri: Okulunun bulunduğu yerdir.
D) Vesayet altındaki kişinin yerleşim yeri: Bağlı olduğu vesayet makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi'nin) bulunduğu yerdir.
E) Velayet altındaki çocuğun yerleşim yeri: Nüfusa kayıtlı olduğu yerdir.
Bu maddeyle ilgili 6 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.