Türk Medeni Kanunu 27. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 27- Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir.
(Değişik ikinci fıkra:14/11/2024-7532/12 md.) Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan olunur. Bu ilanda; hükmü veren mahkeme, kararın verildiği tarih, dosyanın esas ve karar numarası ile adının değiştirilmesine karar verilen kişinin nüfusa kayıtlı olduğu yer, doğum tarihi, ana ve baba adı, önceki adı ve soyadı, mahkeme kararıyla verilen yeni adı ve soyadı yer alır.[1]
Ad değişmekle kişisel durum değişmez.
Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir.
C. Kişiliğin başlangıcı ve sonu
I. Doğum ve ölüm
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
31 karar eşleşti
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi, 2009/8358 E., 2009/11197 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
4721 sayılı Türk Medeni Yasasının 27. maddesi hükmüne göre adın ve soyadın düzeltilmesi haklı nedenlere dayanılarak hakimden istenebilir.
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2009/8358 E. , 2009/11197 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili, dava dilekçesinde davacının baba adının ve soyadının değiştirilmesini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacı ...'nın 1950 yılında ... tarafından evlat edinildiğini, davacının o tarihten bu yana baba adının "..." soyadının "..." olarak geçtiğini, yıllarca "..." soyadını kullandığından yaşadığı çevrede "..." soyadı ile tanındığını belirterek, davacının nüfus kaydında ... olan baba adının "..." ... olarak geçen soyadının da "..." olarak değiştirilmesini istemiştir. Mahkemece, davacının gerçek babasının adının ... olduğu dolayısı ile değiştirilmesi için herhangi bir neden olmadığı, yine evlatlık olması nedeni ile evlatlık alan ailesinin soyadı olan ... soyadını kullandığı, daha önce evlatlık olduğu kişinin soyadının ... olduğu ancak değiştirilmesi için haklı bir neden olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Ergin olan kişi soyadının değiştirilmesini isteyebilir. Alınması istenen soyadının davacıyı ilk kez evlatlık alan kişinin soyadı olması bu değişikliğe engel olmaz. 4721 sayılı Türk Medeni Yasasının 27. maddesi hükmüne göre adın ve soyadın düzeltilmesi haklı nedenlere dayanılarak hakimden istenebilir. Somut olayda davacı yanın dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar dosyada toplanan kanıtlar dikkate alınarak ve varsa davacı yanın bu konudaki tanıkları dinlenerek soyadının değiştirilmesine ilişkin davanın Türk Medeni Kanununun 27. maddesi kapsamında incelenip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
6. Hukuk Dairesi, 2023/1833 E., 2024/1433 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Ancak TMK.'nun 27. maddesinde belirtilen hükümsüzlük hallerinden birisinin bulunması halinde taraf iradesine değer verilmez ve hükümsüz kabul edilir.
6. Hukuk Dairesi 2023/1833 E. , 2024/1433 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1668 E., 2022/2129 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/280 E., 2021/183 K.
Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerine dayalı alacağının tahsili istemiyle başlatılan takibe yapılan işlemiş faize ve asıl alacaktan damga vergisi kesintisine yönelik itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın satın aldığı hizmet ve malzeme için 29 adet fatura ile toplam 1.598.374,00 TL borçlu olduklarını, borcun vadesinde ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8384 sayılı dosyası ile takip dosyasında, davalı borçlu tarafından, damga vergisi, faiz ve TBK m.100 uygulamasına itiraz edildiğini, davalı tarafından yapılan rızai ödeme olmadığından alacaklıdan damga vergisi kesme hak ve yetkisi bulunmadığını, davalı tarafın itiraz dilekçesinde beyan ettiği "vadesinde ödeme yapılmaz ise faiz istenmeyeceğine" dair sözleşme hükmünün, TBK 20 ve devamı maddelerine göre genel işlem koşulu sayılacağını ve geçersiz olduğunu, ayrıca TBK 100. maddenin uygulanması gerektiğini ve bu hususa ilişkin itirazın haksız olduğunu ileri sürerek; alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan 139.905,34-TL lik kısım için itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 1 no'lu ekindeki tablonun 4/1.a bendinde idarenin binde 8,25 oranında damga vergisi kesintisi yapma, 4/1.d bendinde icra dairelerinin ise binde 6,6 oranında damga vergisi kesintisi yapma hakkının bulunduğunu, kurumun mahsup edeceği damga vergisi ile İcra Müdürlüğünün mahsup edeceği damga vergisi arasında hazine aleyhine binde 1,65 oranında fark bulunduğundan, damga vergisini mahsup ederek ödeme yapılmak istenmesinde yasaya aykırılık bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin 12.1, 5.2, 12.2.3. maddelerinde yer alan " idare tarafından döner sermaye bütçe imkanları nedeniyle vade tarihinde ödeme yapılamaması halinde yüklenici tarafından idareden faiz talep edilemeyecektir" hükmü gereği davalı idareden takip öncesi ve takip sonrası için faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını, davalı tarafın yapmış olduğu itirazların her birinin yasal dayanağı mevcut olduğundan takibi durdurma amacı taşımayacağını ve bu sebeple icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 13.392,92 TL lik damga vergisi kesintisi yapmasının haksız olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan faiz istenmeyeceği yönündeki düzenlemenin de MK 2 maddesinde yazılı dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kabul edilen asıl alacak üzerinden davalının %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 1 no.lu ekindeki tablonun 4/1.a bendinde idarenin binde 8,25 oranında damga vergisi kesintisi yapma, 4/1.d bendinde icra dairelerinin ise binde 6,6 oranında damga vergisi kesintisi yapma hakkının bulunduğunu, kurumun mahsup edeceği damga vergisi ile İcra Müdürlüğünün mahsup edeceği damga vergisi arasında hazine aleyhine binde 1,65 oranında fark bulunduğundan, damga vergisini mahsup ederek ödeme yapılmak istenmesinde yasaya aykırılık bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin 12.1, 5.2, 12.2.3. maddelerinde yer alan " idare tarafından döner sermaye bütçe imkanları nedeniyle vade tarihinde ödeme yapılamaması halinde yüklenici tarafından idareden faiz talep edilemeyecektir" hükmü gereği davalı idareden takip öncesi ve takip sonrası için faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını, icra inkar tazminatının ancak asıl alacağa ilişkin yapılan itiraz sonrası yasal şartlar gerçekleştiğinde talep edilebilecek bir tazminat olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'na ekli (1) sayılı tablosunun "IV.Makbuzlar ve diğer kağıtlar" başlıklı bölümün 1-a ve 1-d maddeleri dikkate alındığında taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmelerine dayalı takip konusu yapılan alacağa ilişkin, davalı borçlu tarafından icra dairesine yapılacak ödeme sırasında açık mevzuat hükmü gereği, damga vergisi kesintisinin icra müdürlüğünce yapılacağının kabulü gerektiği, takip konusu asıl alacak miktarından yasal kesintiler yapılmadan brüt tutar üzerinden takip başlatılmayacağına yönelik itirazın iptaline dair verilen mahkeme hükmünde bir isabetsizlik bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre; muayene ve mal kabul işlemleri yapılan malzemelerin bedeli işlem fişinin/hakediş raporunun düzenlenmesine müteakip sözleşmede kararlaştırılan sürede ödeneceği, döner sermaye bütçe imkanlarının uygun olmaması nedenine bağlı olarak idare tarafından vade tarihinde ödeme yapılamaması halinde, gecikme nedeniyle yüklenici tarafından idareden faiz talep edilemeyeceğine dair sözleşmede hükümler bulunduğu ancak, döner sermaye bütçe imkanlarının ödeme yapmaya uygun olması halinde ise ödeme yapmakta gecikilen gün karşılığı temerrüt faizinin talep edebilmesi gerektiği aksinin kabulü halinde, davalı üniversite aleyhine temerrüt hükümlerinin uygulanmaması sonucunun doğacağı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasından hizmet alım sözleşmelerine dayalı alacağın tahsili istemiyle başlatılan takibe yapılan işlemiş faize ve asıl alacaktan damga vergisi kesintisine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri
3-Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki damga vergisi kesintisine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Taraflar arasındaki eldeki uyuşmazlığın çözümünde sözleşme serbestisi ilkesi uyarınca tarafların imzaladıkları hizmet alım sözleşmelerinin esas alınması gerekmektedir. Taraflar arasında imzalanan 27.01.2015 tarihli (İhale Kayıt No:2014/172152) Hastane Bilgi Sistemi Donanımı 2015 Yılı Parça Dahil Hizmet Alımına Ait Sözleşmenin haricinde, 2015/170806 ihale kayıt numaralı Hastane Bilgi Sistem Donanımı 2016 Yılı Bakım Onarımı Hizmet Alımına ait tarihsiz Sözleşmenin 12.2.3. maddesinde, 03.08.2016 tarihli (İhale Kayıt No:2016/182082) Hastane Bilgi Yönetim Sistemi (HBYS) Felaket Kurtarma Merkezi İçin Sunucu ve Veri Depolama Sistem Alımı Mal Alımına Ait Sözleşmenin 12.2.3 maddesinde, 19.08.2016 tarihli (İhale No:250963) PACS Veri Depolama Alanlarının Kapasite Arttırımı İçin Veri Depolama Ünitesi Mal Alımına Ait Sözleşmenin 12.2.3. maddesinde, 24.02.2017 tarihli (İhale Kayıt No:2016/579811) HBYS Donanımı 2017 Yılı Bakım Onarımı Hizmeti Alımına Ait Sözleşmenin 12.1. maddesinde, 19.06.2017 tarihli (İhale Kayıt No:2017/03078) Doğrudan Temin Usulü İle Mal Alımlarında Teklif Birim Fiyat Sözleşmesinin 5.2. maddesinde, 27.12.2017 tarihli (İhale Kayıt no:2017/570815) HBYS Veri Depolama Sistem Alımı Malımına Ait Sözleşme 12.1 maddesinde, "...İdare tarafından Döner Sermaye Bütçe imkanları nedeniyle vade tarihinde ödeme yapılamaması halinde, Yüklenici tarafından idareden faiz talep edilmeyecektir." düzenlemesi yer almaktadır. Bu kapsamda, yukarıda yer verilen hükümler ile idareden faiz talep edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Mahkemece de taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine atıf yapılarak davacının faiz talep edemeyeceği tespitine yer verilmekle birlikte MK 2 maddesinde yazılı dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı gerekçesiyle faiz talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2.1- Somut olayda, davacı ve davalı arasında ihale şartları kabul edilerek imzalanan sözleşmelerin hükümlerine göre davacının idareden faiz talep edemeyeceği anlaşılmaktadır. Sözleşmede tarafların iradesi esastar. Ancak TMK.'nun 27. maddesinde belirtilen hükümsüzlük hallerinden birisinin bulunması halinde taraf iradesine değer verilmez ve hükümsüz kabul edilir. Alacağa faiz işletilmemesi yönündeki irade de bu kapsamda değerlendirilemeyeceğinden tarafları bağlar. Dolayısıyla Medeni Kanunun 2. maddesi hükmünün somut olayda uygulanması mümkün değildir. Kaldı ki davacı bir tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğünde olup, 2014-2017 yılları arasında birden çok ihaleye girerek davalı tarafla sözleşmeler imzalamıştır. Bu nedenle, mahkemece, 27.01.2015 tarihli (İhale Kayıt No:2014/172152) Hastane Bilgi Sistemi Donanımı 2015 Yılı Parça Dahil Hizmet Alımına Ait Sözleşmede, idareden faiz talep edilmeyeceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, sadece bu sözleşmeye dayalı alacak miktarları için işlemiş faize yönelik itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2.2.-Öte yandan itirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla borç miktarının Kanunda gösterilen orandan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmedilemez. Alacağın likit olması şartıyla itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. İcra inkar tazminatı, asıl alacak bakımından söz konusu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir. Davalı idare, 13.392,92-TL tutarında damga vergisi kesintisini, asıl alacaktan mahsup edemeyeceğinden, mahkemece itiraza konu asıl alacak miktarı 13.392,92-TL üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, asıl alacağa işlemiş faiz de dahil edilerek bulunan miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi21. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2016/14356 E., 2019/422 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde TMK 27/1. maddesi gereğince ölen kişinin taraf ehliyeti son bulacağından ölü kişi adına hüküm kurulamaz.
4. Hukuk Dairesi 2016/14356 E. , 2019/422 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Asıl ve birleşen davada davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 28/02/1996 gününde verilen dilekçeler ile kurum zararı nedeniyle alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davada davalılardan ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne dair verilen 03/07/2012 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılardan ... ve ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Asıl ve birleşen dava, kurum zararı nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davada davalılardan ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı, davalılardan ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl davada davacı, davalıların 1988-1990-1991-1992-1993 ve 1995 yıllarında muhtelif tarihlerde ... Boğaz Komutanlığı'na bağlı birimlerde çalışan işçilerin özlük haklarına ilişkin istihkakların tarh tahakkuk ve ödeme safhalarında görev aldıklarını, ... Boğaz Komutanlığı'na bağlı birimlerde çalışan işçilerin maaş mutemedi davalılardan ...'in işçi ücreti bordrolarının alt yekunlerini çoğaltmak suretiyle 1994 yılında yersiz bütçe giderine yol açtığının tespit edildiğini, bunun üzerine bu usulsüz ödemenin geçmiş yıllarda da yapılmış olabileceği dikkate alınarak geniş bir soruşturma başlatıldığını, Defterdarlık Muhasebe Kontrol Bürosu Başkanlığı'nca düzenlenen rapor münderecatına göre davalıların ayrı ayrı tarihlerde ve ayrı ayrı miktarlarda idareye haksız surette zarar verdiklerinin ortaya çıktığını belirterek oluşan kurum zararının giderilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı, davalıların görevleri esnasında Onarım Destek Komutanlığı ile İkmal Destek Komutanlığı işçi aylıklarına ait işçi ücret bordrolarının istihkaklar kısmına ait genel toplam sütununun yekunu şişirilmek suretiyle bütçeye gider yazıldığının, buna karşılık şişirilen miktardan da bordronun ödemeler kısmına ait gelir vergisi, damga vergisi ve ele geçen sütunların şişirme suretiyle aradaki farklar kadar her ay bütçeden fazla ödeme yapıldığının ve bu fazlalıkların mutemetler üzerinde kaldığının anlaşıldığını, davalıların 1988- 1990- 1991- 1992 - 1993- 1993 - ve 1995 yıllarında idareye verdikleri zarar için dava açıldığını, 1987- 1989 - 1994 yıllarında verdikleri idari zararlarıyla 1991 yılında gelir vergisinden gerek damga vergisinden sebebiyet verdikleri bütçe giderine yine 1994 yılında gerek gelir vergisinden gerekse damga vergisinden dolayı verdikleri bütçe gideri nedeniyle de zarar oluştuğunu belirterek oluşan kurum zararının giderilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda asıl davada davalılardan ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; yargılama devam ederken davalılardan ...’ın 20/02/2010 tarihinde, ...’in 05/03/2004 tarihinde, ...’ın 03/11/2006 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde TMK 27/1. maddesi gereğince ölen kişinin taraf ehliyeti son bulacağından ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalara ise ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Şu durumda mahkemece, adı geçen davalılar yargılama aşamasında ölmüş olmakla mirasçılarının tespit edilerek usulüne uygun şekilde davaya katılımları ve bu şekilde taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilip esasa ilişkin hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04/02/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2017/110 E., 2017/472 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesi, haklı sebebin varlığı halinde adın değiştirilmesine ve bu değişikliğin nüfus siciline kaydedilmesine imkan vermekte ise de;
8. Hukuk Dairesi 2017/110 E. , 2017/472 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Nüfus Kaydındaki Baba Adının Değiştirilmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı dava dilekçesinde, murisi babası ...'in nüfus kaydında ... olarak görünen ... olarak düzeltilmesini istemiş, Mahkemece, Gerze ilçesinde 1956 yılında çıkan yangından dolayı nüfus kayıtlarının yandığı, nüfus kayıtlarının yangından sonra yersel yazımda davacının babasının ... olan adının sehven ... olarak yazıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, davacının dedesi ...'ın 1903 doğumlu olup 1956 yılında tescil edilmiş, 1957 yılında ölmüştür. Yine davacının babası ... babası hanesinde kayıtlı olup 1926 yılında doğmuş, 1956 yılında tescil edilmiş ve 1992 yılında vefat etmiştir. Davacının dedesi ... yaşamı boyunca nüfus kaydındaki adının değiştirilmesini istememiş,bu isimle yaşayıp ölmüştür. ... olarak baba hanesinde kayıtlı bulunan ... de baba hanesinin değiştirilmesi konusunda bir istemde bulunmamıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesi, haklı sebebin varlığı halinde adın değiştirilmesine ve bu değişikliğin nüfus siciline kaydedilmesine imkan vermekte ise de; birinci fıkradaki ifadeden bu değişikliği isteme hakkının ilgili kişiye ait olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu itibarla, ölü olduğu da anlaşılan babanın baba adının değiştirilmesine ilişkin davanın aktif husumet ehliyeti yönünden reddedilmesi gerekirken, babası ... hanesinde düzgün nesepli olarak kayıtlı bulunan davacının babası ...'in, aradaki nesep bağını da koparır biçimde baba adının değiştirilmesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 19/01/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2017/6486 E., 2017/16413 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Türk Medeni Kanunu'nun 27.maddesi, haklı sebebin varlığı halinde adın değiştirilmesine ve bu değişikliğin nüfus siciline kaydedilmesine imkan vermekte ise de;
8. Hukuk Dairesi 2017/6486 E. , 2017/16413 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Nüfus Kaydının Düzeltilmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş davalı ... Müdürlüğünün tavzih istemi de 03.12.2015 günlü kararla reddedilmiş olup hükmün davalı ... Müdürlüğü tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanı ile; ...'dan göçmen geldiklerini, ... kütüğünde doğum tarihinin 31/12/1977, doğum yerinin ... ve baba adının İliyaz olarak geçtiğini, Türkiye'ye geldiğinde Türk makamlarının doğum tarihini 01/07/1977, doğum yerinin ise ...ve baba adının da ... olarak nüfus kütüğüne kaydının yapıldığını ileri sürerek doğum tarihinin 31/12/1977, doğum yerinin ..... ve baba adının da İliyaz olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemiş; mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı ... müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı ... idaresinin 0.11.2015 gün 50633 sayılı dilekçesi mahiyeti itibari ile temyiz istemine ilişkin olup dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay'a gönderilmesi gerekirken, dilekçenin tavzih talebi kabul edilerek reddine karar verilmesi doğru olmadığından tavzih isteminin reddine dair kararın kaldırılmasına,
2-Davalı ... idaresinin temyiz istemi sadece hükümde baba adının değiştirilmesine yönelik olup temyiz incelemesi bu durum esas alınarak yapılmıştır.
Celp ve tetkik edilen nüfus aile kayıt tablosunda, davacının babası 01.07.1952 doğumlu halen sağ olarak görünen ... ... olarak geçmektedir. Dava dilekçesinde, davacı, babasının "..." olan adının "...." olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulü yönünde karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 27.maddesi, haklı sebebin varlığı halinde adın değiştirilmesine ve bu değişikliğin nüfus siciline kaydedilmesine imkan vermekte ise de; birinci fıkradaki ifadeden bu değişikliği isteme hakkının ilgili kişiye ait olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu itibarla, sağ olduğu da anlaşılan baba ...'ın adının değiştirilmesine ilişkin davanın (davada soybağının reddinin de istenmediği dikkate alındığında) aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle reddedilmesi gerekirken, işin esasına girilerek kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMKnın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMKnın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 07.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
Nüfus kütüğündeki kişisel durum kayıtlarında (örneğin doğum tarihi, adı, soyadı) bir yanlışlık yapıldığı iddiasıyla açılacak olan "Kayıt Düzeltme Davası" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Kayıt düzeltme davası, kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılır.
B) Haklı sebeplerin varlığı halinde, aynı konuya ilişkin kayıt düzeltme davası birden fazla kez açılabilir.
C) Nüfus müdürlüğü memurları, sicildeki maddi hatalar dışındaki yanlışlıkları mahkeme kararı olmadan kendiliğinden düzeltemezler.
D) Dava, Cumhuriyet savcısı tarafından da açılabilir.
E) Kayıt düzeltme davalarında zamanaşımı süresi 1 yıldır.
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.