4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 29

Türk Medeni Kanunu 29. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 29- Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat etmek zorundadır. Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır. 2. İspat araçları a. Genel olarak

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

23 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2023/1714 E., 2024/1846 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 29, 30, 496, 499, 598 inci maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2023/1714 E.  ,  2024/1846 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2249 E., 2023/202 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/96 E., 2021/537 K. Taraflar arasındaki mirasçılık belgesinin iptali, yeni mirasçılık belgesi verilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 08.03.2013 günlü ve 2013/267 Esas, 2013/284 sayılı mirasçılık belgesinde tarafların murisi ...'ın ölüm tarihinde evli olmasına rağmen bekarmış gibi mirasçıların miras paylarının tespit edildiğini iddia ederek dosya üzerinde yapılacak inceleme ile mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi düzenlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yazılı usule tabi olduğunu, dosya üzerinden karar verilmesi isteminin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2021 günlü ve 2021/96 Esas, 2021/537 sayılı Kararı ile nüfus kayıtlarının incelenmesinde murisin 2013 yılında evli ve çocuklu öldüğü, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 499 uncu maddesinde sağ kalan eşin mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa miras payının dörtte bir olacağı düzenlemesinin bulunduğu, dava konusu iptali talep edilen mirasçılık belgesinin hukuka uygun düzenlenmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Bir kısım davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; iptali talep edilen mirasçılık belgesinin davacı ... tarafından alındığını, müvekkilleri tarafından alınan ve dosyaya ibraz edilen Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.04.2013 günlü 2013/419 Esas, 2013/502 sayılı mirasçılık belgesinin doğru olduğunu, davanın açılmasına müvekkillerinin sebebiyet vermediğini, davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti yüklenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilleri lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 25.01.2023 günlü ve 2021/2249 Esas, 2023/202 sayılı kararı ile; iptali istenilen mirasçılık belgesindeki mirasçıların davalı olarak gösterildiği, davanın hasımlı olarak açıldığı, yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalıların sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırılık bulnmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek temyiz isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 29, 30, 496, 499, 598 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup bir kısım davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

7. Hukuk Dairesi, 2023/5792 E., 2024/2201 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 29, 30, 497, 501 ve 598 inci maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2023/5792 E.  ,  2024/2201 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1389 E., 2023/1053 K. DAVA TARİHİ : 16.12.2014 KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/92 E., 2022/519 K. Taraflar arasındaki mirasçılık belgesinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; miras bırakan ... Olgun'un 20.05.1974 tarihinde evli ve çocuklu olarak öldüğünü, müvekkillerinin muris ... Olgun'un eşi ... baba bir anne ayrı kardeşi...'in torunları olduğunu, Karşıyaka 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.12.2012 tarihli ve 2011/1836 Esas, 2012/1586 Karar sayılı mirasçılık belgesinde davalı Hazinenin mirasçı olarak gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek mirasçılık belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili; duruşmalardaki beyanlarında davanın reddini savunmuştur. 2. Bir kısım davalılar cevap dilekçelerinde özetle; iddianın gerçek olmasının düşünülemeyeceğini, davanın muhatabının Hazine olduğunu, aleyhe yargılama gideri yüklenmemesi gerektiğini belirtmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.10.2022 tarihli ve 2021/92 Esas, 2022/519 Karar sayılı kararında; "iddianın ispat edilemediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarına ilaveten nüfus kayıtları, tanık beyanı, dosyada mevcut mirasçılık belgelerinin dikkate alınmadığını, eksik araştırma ile karar verildiğini ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.06.2023 tarihli ve 2023/1389 Esas, 2023/1053 Karar sayılı kararında; "Uyuşmazlığın konusunun muris ...'in eşi ... üst soyundan mirasçısı olup olmadığı konusunda toplandığı, kök muris ...'in ... ile evliyken 20.5.1974 tarihinde öldüğü, ..., kök muris ...'in ölümünden sonra ... ... ile evlendiği, ... 30.1.1991'de, eşi ...'nin ise 8.7.1996 tarihinde öldüğü, davacıların murisi ...'nun annesinin adının ... olduğu, ...'nun nüfus kaydına göre baba adının..., anne adının ... olduğu, ... baba adının... anne adının ise ... olduğu, ... ile ...'in baba bir anne ayrı kardeş olduklarına dair nüfus kayıtlarında bağlantı bulunmadığı, Dikili Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.12.1969 tarih, 1969/163 Esas 1969/289 sayılı kararında ... ve...'in baba bir anne ayrı kardeş olduklarının açıkça yazılı olduğu, Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1995/7 Esas, 1995/637 Karar sayılı mirasçılık belgesinde muris ...'in 30.1.1991 tarihinde ölümü ile, mirası 2 pay kabul edilerek 1 payının eşi ...'ye, 1 payının da baba bir anne ayrı kız kardeşi...'in oğlu ...'na verilmesine karar verildiği, ... ili, ... ilçesi, 125 ada 2 parsel sayılı taşınmazda... kızı ... ve ... oğlu...'nün paydaş oldukları, tapu kayıt fotokopisinde de...'nün annesi... ile ... baba bir kardeş olduğunun yazılı olduğu, tanık ... yeminli beyanında; ...'in oğlu ...'nun teyzesinin ... olduğunu beyan ettiği, ... ile...'in baba bir anne ayrı kardeş olduğunun belirlendiği, iptali istenilen mirasçılık belgesinde Devlete miras payı verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle davanın kabulü ile mirasçılık belgesinin iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının doğru olduğunu, davalı ...'in murisin eşi ... kimsesiz olarak öldüğünü beyan ettiğini, davalı ...'e kayyım tayin edilmediği halde kayyım yönünden davanın reddine karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 29, 30, 497, 501 ve 598 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2022/2755 E., 2023/11 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
2.1.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 29. maddesi hükmünde;
7. Hukuk Dairesi         2022/2755 E.  ,  2023/11 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ..., 06.05.1963’te vefat eden muris ...’na ait Rize Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/872-778 E. K., Kadıköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1444-1562 E. K. sayılı mirasçılık belgeleri arasında çelişkinin bulunduğunu belirterek aradaki çelişkinin giderilerek yeni mirasçılık belgesi verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde, murisin ... ile 20.02.1926’da, ... ile de 20.07.1934’te evlendiğini, Medeni Kanuna göre iki evliliğin mümkün olmamasına rağmen murisin iki evliliğinin de resmi olduğunu, murisin emekli maaşının ...’na bağlandığını, Kadıköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1444-1562 E. K. sayılı mirasçılık belgesinin doğru olduğunu beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.11.2019 tarihli ve 2017/49 Esas, 2019/334 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesince; mahkemece hiç bir araştırma yapılmadan denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verildiği mahkemece, murisin ... ile 20.02.1926’da, ... ile de 20.07.1934’te gerçekleştirdiği evlilik kayıtlarının, kişiler arasında boşanmaya ilişkin kayıt olup olmadığının ilgili nüfus müdürlüğünden gerekirse Nüfus ve Vatandaşlış İşleri Genel Müdürlüğünden sorulması gerekir. Tüm yazı cevapları mirasçılık belgeleriyle birlikte titizlikle incelenmeli, tarafların ileri sürdüğü deliller toplanmalı, re'sen araştırma ilkesi gereğince bütün araştırmalar yapılmalı, gerektiğinde konusunda uzman bilirkişiden denetime elverişli, rapor alındıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; muris ...'nun iki evlilik yaptığı ve nüfus kaydında Yasime ve Fatuli'nin halihazırda murisin eşleri olarak gözüktüğü ve aralarında herhangi bir boşanma kaydı olmadığı, murisin iki evliliğinden de çocukları olduğundan; muris Osman'dan eşe geçecek 1/4 payın 2'ye bölünerek 1/8 pay Yasime'ye, 1/8 pay Fatuli'ye ait olmak üzere murisin mirasçılarının ve miras paylarının belirlenmesi ve davalı ...'ın biyolojik anne ve babası davacı ... ve ... olduğundan evlatlığın biyolojik ailesindeki mirasçılığı da devam edeceğinden; hem Hasan Basri ve Saniye'ye mirasçı olacağı hemde ...(muris Osman'ın oğlu Ahmet Kadir eşi) tarafından evlat edinilmesi nedeniyle ...'ndan evlatlık olarak miras payı alacağına dikkat edilmesi suretiyle rapor tanzim edildiği, muris Osman'ın 20.02.1926 yılında Yasime ile yaptığı evlilik geçerli ve arada herhangi bir boşanma kaydı yok iken Fatuli ile 20.07.1934 yılında resmi bir evlilik yapması mümkün değil ise de evliliklerin çok eski yıllara dayalı olduğu da gözetilerek bir şekilde gerçekleşmiş ve iptal davası açılmamış ve iptal edilmemiş 2. evliliğin mevcut resmi kayıtlara göre geçerli olduğu (zira TMK 156 gereğince mutlak butlan halinde bile evlenme, hakimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur) anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerine dağıtılan miras payının hükme esas alınan bilirkişi raporunda gösterilenden daha fazla olması gerektiğini ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2.1.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 29. maddesi hükmünde; bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimsenin iddiasını ispat etmek zorunda olduğu; TMK'nın 30. maddesinde doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunabileceği, nüfus kütüklerinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde gerçek durumun her türlü delille kanıtlanabileceği açıklanmıştır. Hukukumuzda çekişmeli yargıya tabi davalarda "taraflarca hazırlama ilkesi" geçerlidir. Hakim tarafların talepleriyle bağlı olup talepte bulunan tarafın iddia ettiği olaylar ve ileri sürdüğü deliller ile yetinerek karar vermek zorundadır. Çekişmesiz yargıya tabi davalarda ise re'sen araştırma ilkesi egemendir. Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir. 2.2.Mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davada irs ilişkisi kural olarak nüfus kayıtları ile ispat olunur. Nüfus kayıtları belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça herhangi bir şekle tabi değildir. (TMK md.7) Hakim çekismesiz yargıda re'sen araştırma ilkesi uyarınca, davanın ispatı için gerekli bütün delillere başvurabilir. 2.3.Borçlar Hukukumuzda, hukuki işlemlerin geçerlilik şartlarından, kamu düzenini ilgilendirecek düzeyde olanların eksikliği halinde, anılan işlemin butlanından söz edilir ki, bu durum, işlemin, kendiliğinden ve baştan itibaren (geçmişe etkili olarak) geçersiz olmasına, hiç bir hüküm ve sonuç doğuramamasına yol açar. İşlemin geçersiz olması için herhangi bir dava açmaya gerek bulunmayıp, işlem taraf iradesi ile yahut belirli bir sürenin geçmesiyle de geçerlilik kazanmaz. Ancak, taraflar isterlerse işlemin batıl olup olmadığını bir tespit davası ile tespit ettirebilirler. Öte yandan, kural olarak, mahkeme, herhangi bir işlemin batıl olduğunu tespit ederse; bu karar ileriye etkili (ex nunc) olduğu kadar geçmişe de etki eder (makable de şamil olur). Yani, böyle bir işlem, hiç bir zaman yapılmamış sayılır. Ne var ki, “Aile Hukuku'nda, “Borçlar Hukuku”ndaki bu kuraldan ayrık ve özel bir düzenleme getirilmiştir. Şöyle ki: Geçerli şekilde kurulmayan evlilikler yok hükmündedir. Buna karşılık, butlan hallerinde, evlilik kurulmuştur, fakat geçerli bir şekilde kurulmamıştır. Geçersiz şekilde kurulan evlilik kendiliğinden sonlanmamaktadır. Bunun için, mutlaka bir mahkeme kararı gereklidir. 2.4.Eş anlatımla, evlenmenin batıl olduğu hallerde evlenme, bu geçersizliğe rağmen kurulmuştur; sonradan bir dava ile ortadan kaldırılmadıkça varlığını sürdürür. Batıl bir evlilik, hâkim kararı ile ortadan kaldırılıncaya kadar, geçerli bir evliliğin doğurduğu hukuki sonuçları tümüyle doğurur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)’nun 156. maddesinde: “Mutlak butlan halinde bile evlenme, hâkim kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur.” düzenlemesi yer almakta; mutlak butlanın söz konusu olduğu halde dahi hakim kararına kadar, bu evliliğin geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğuracağı açıkça kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesinin (IV/B)’de sayılan gerekçesi ile birlikte muris Osman’ın Yasime ve Fatuli ile gerçekleştirdikleri evliliklerde boşanma kaydının bulunmaması, bir şekilde gerçekleştirilmiş olan bu iki evliliğin (V/C/2/2.3-2.4)’de açıklanan nedenlerle mutlak butlana tabi bulunsa da mahkeme kararı ile iptal edilmediği sürece geçerli bir evliliğin hüküm ve sonuçlarının doğuracağı açık olduğu gibi mahkemece hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna dayanarak miras paylarının dağıtılmasına karar verilmesinde hukuka ve yasaya aykırılık görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Uyulan bozma kararı gereğince tesis edilmiş İlk Derece Mahkemesi kararında hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik olmamasına göre yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2021/1473 E., 2021/2921 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 29. maddesinde bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren tarafın iddiasını ispat etmek zorunda olduğu, 30.
14. Hukuk Dairesi         2021/1473 E.  ,  2021/2921 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, 26/05/2015 gününde verilen dilekçe ile mirasçılık belgesi verilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18/05/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 594. maddesine dayalı mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Davacı Hazine vekili, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1535 parsel sayılı taşınmazda hissedar görünen, Köseoğlu İbrahim mirasçılarının tespit edilemediğinden bahisle Türk Medeni Kanununun 594. maddesi uyarınca Maliye Hazinesi’nin mirasçılığına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, HMK’nın 114/1. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-ı maddesinde aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte (derdest) olmaması da dava şartları arasında düzenlenmiştir. Derdestlik; dava açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biridir. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte ise, aynı konunun yeni bir dava konusu yapılması mümkün değildir. Çünkü; aynı konuda iki dava açılmasında davacının korunmaya layık bir menfaati yoktur. Daha önce Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m.187/4'de bir ilk itiraz olarak nitelenen bu husus Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114/1-ı hükmü ile dava şartı haline getirilmiştir. Burada anılan dava şartlarından maksat, davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için varlığı ya da yokluğu hakim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilen ve taraflarca da noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülebilen hallerdir. Aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması konusu eş söyleyişle derdestlik iddiası bir olumsuz dava şartı haline getirilmiş ve bu suretle derdestlik itirazı ilk itiraz olmaktan çıkartılıp; dava şartına ilişkin usuli bir itiraza dönüştürülmesi sağlanmıştır. Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukuki korunma sürecini başlatmıştır. Artık onun aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı kalmamıştır; bu bağlamda hukuken korunma ihtiyacı içinde bulunmadığından ve onun yapacağı iş davanın sonucunu beklemektir. Davayı açmaktaki yarar hukuki olmalıdır; ideal veya ekonomik yarar tek başına yeterli değildir. Derdestlik itirazının korunmasının temelinde aynı davanın tekrar açılıp görülmesinin sağlanmasında davacının hiçbir hukuki yararının bulunmadığı düşüncesi yatmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 598. maddesine göre, başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir. 501. maddesine göre ise, mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası devlete geçer. Türk Medeni Kanununun 594. maddesi ile “Mirasbırakanın mirasçısı bulunup bulunmadığı veya mirasçıların tamamı bilinmiyorsa, sulh hakimi uygun araçlarla ve bir ay ara ile iki defa ilan yapıp hak sahiplerini son ilandan başlayarak en geç bir yıl içinde mirasçılık sıfatlarını bildirmeye çağırır. İlan süresinde kimse başvurmazsa ve sulh hakimi de hiçbir mirasçı tespit edememişse, miras sebebiyle istihkak davası açma hakkı saklı kalmak üzere miras Devlete geçer.” düzenlemesi getirilmiştir. Mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davada irs ilişkisi kural olarak nüfus kayıtları ile ispat olunur. Nüfus kayıtları belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça herhangi bir şekle tabi değildir (TMK md.7). Hakim çekişmesiz yargıda re'sen araştırma ilkesi uyarınca, davanın ispatı için gerekli bütün delillere başvurabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 29. maddesinde bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren tarafın iddiasını ispat etmek zorunda olduğu, 30. maddesinde ise doğum ve ölümün öncelikle nüfus sicilindeki kayıtlarla, nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa her türlü delille kanıtlanabileceği belirtilmiştir. Somut olayda; davacı, 1535 parsel sayılı taşınmaz maliklerinden Köseoğlu İbrahim'e yönelik mirasçılığın tespitini talep etmiş, derdest olduğu söylenen ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/133 esas sayılı dosyasında ise aynı yer, aynı parselde malik görünen ... yönünden tespit talebinde bulunmuştur. Farklı tapu kayıt maliklerine yönelik olarak açılmış her iki davada, dava konuları farklı olduğundan derdestlik oluşmaz. Mahkemece, davacının talebi hakkında, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.04.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2017/822 E., 2021/234 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 29. maddesinde bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren tarafın iddiasını ispat etmek zorunda olduğu, 30.
14. Hukuk Dairesi         2017/822 E.  ,  2021/234 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Talep eden vekili tarafından, 12.01.2016 gününde verilen dilekçe ile mirasçılık belgesi verilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.07.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi talep eden vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Talep, mirasçılık belgesi verilmesi isteğine ilişkindir. Talep eden ... vekili, Viranşehir Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/973 Esas sayılı dosyadaki kamulaştırma davası nedeniyle ara karar gereği kendisine verilen yetkiye istinaden ... ağa oğlu ...’in mirasçılık belgesini verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, talep eden vekili temyiz etmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 598. maddesine göre, başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir. TMK'nın 30. maddesinde doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunabileceği, nüfus kütüklerinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde gerçek durumun her türlü delille kanıtlanabileceği açıklanmıştır. TMK'nın 594. maddesi ile “Mirasbırakanın mirasçısı bulunup bulunmadığı veya mirasçıların tamamı bilinmiyorsa, sulh hakimi uygun araçlarla ve bir ay ara ile iki defa ilan yapıp hak sahiplerini son ilandan başlayarak en geç bir yıl içinde mirasçılık sıfatlarını bildirmeye çağırır. İlan süresinde kimse başvurmazsa ve sulh hakimi de hiçbir mirasçı tespit edememişse, miras sebebiyle istihkak davası açma hakkı saklı kalmak üzere miras Devlete geçer.” düzenlemesi getirilmiştir. Mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davada irs ilişkisi kural olarak nüfus kayıtları ile ispat olunur. Nüfus kayıtları belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça herhangi bir şekle tabi değildir. (TMK md.7) Hakim çekişmesiz yargıda re'sen araştırma ilkesi uyarınca, davanın ispatı için gerekli bütün delillere başvurabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 29. maddesinde bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren tarafın iddiasını ispat etmek zorunda olduğu, 30. maddesinde ise doğum ve ölümün öncelikle nüfus sicilindeki kayıtlarla, nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa her türlü delille kanıtlanabileceği belirtilmiştir. Somut olayda; talep eden ... köyü 60 parsel sayılı taşınmazda kamulaştırma yapılması nedeniyle ... ağa oğlu ...’in mirasçılık belgesinin verilmesini talep etmiştir. Taşınmazın, 1970 yılında yapılan tapulama tutanağında, tutanakta adı yazılı muhtar ve bilirkişilerin beyanları doğrultusunda ... ağa oğlu ...’in tasarrufunda olduğu beyan edilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında mahkemece; 60 parsel sayılı taşınmazın tedavüllü güncel tapu kaydı, kadastro tutanağı varsa ekiyle birlikte, dayanak tapu ve vergi kayıtları, taşınmaza ait tüm dayanak bilgi ve belgeleri ile birlikte ilgili tapu sicil müdürlüğünden getirtilmelidir. Tapulama tutanağında adı geçen bilirkişi ve muhtar olarak görev yapan kişilerin hayatta olup olmadıkları ilgili kolluk kuvveti aracılığıyla tespit edilmeli, hayatta olduklarının anlaşılması halinde yapılacak keşifte dinlenerek kayıt malikinin nüfus kimlik bilgileri ve ölmüş ise mirasçıları sorulmak suretiyle beyanlarına başvurulmalıdır. Bu kişilerin hayatta olmadıklarının anlaşılması halinde taşınmazın evveliyatını, kullanımını vs. bilen, görgüye ya da duyuma dayalı bilgisine başvurulabilecek köyün yaşlı kişilerinin tespiti sağlanıp keşifte tanık olarak dinlenilmelidir. Eksiklikler giderilmeksizin karar verilmiş olması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırına iadesine, 25.01.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.