Türk Medeni Kanunu 323. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 323- Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.
2. Sınırları
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
133 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2024/4242 E., 2024/7322 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
yor, beni dövüyor, kafama vuruyor şeklinde ifade vermeye zorladığını, çocuğun babası ile görüşmek istemediğini söylediğini, babası ile yaşadığı olaylar sebebiyle çocuğun psikolojisinin bozulduğunu, destek almaya devam ettiğini iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 323 üncü maddesi gereğince davasının kabulüne kurulan kişisel ilişkinin kaldırılmasına karar verilmesini ta
2. Hukuk Dairesi 2024/4242 E. , 2024/7322 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/364 E., 2024/459 K.
DAVA TARİHİ : 31.01.2023
KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bafra Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/100 E., 2023/865 K.
Taraflar arasındaki kişisel ilişkinin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin tarafların istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de; kişisel ilişki kurulmasına yönelik karara ilişkin verilen kararların Yargıtayda duruşmalı olarak inceleneceğine ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde hüküm bulunmadığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile 2012 yılında boşandıklarını, velâyetin anneye verildiğini, baba ile kişisel ilişki kurulduğunu, Mahkeme kararı ile kurulan kişisel ilişki düzenlemesine göre yarı yıl tatilinde bir hafta babasının evinde kaldığını, ancak bu görüşmede davalının çocuğa yönelik bir ebeveynden beklenmeyecek davranışlarda bulunduğunu, çocuğa sürekli olarak annesini kötülediğini, annesine yönelik olarak hakaret içerir konuşmalar yaptığını, senin annen bir orospu, sen orospu çocuğusun dediğini, Mert'in kafasına vurarak boş kafa, aptal diyerek çocuğa fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını, davalının Mert'e bilgisayarında çıplak kadın resimleri göstererek bu kadınlar senin annenden güzel, senin annen çirkin, ben bunlarla evleneceğim, senin annen bu kadınlardan olacak şeklinde söylemleri olduğunu, ayrıca senin annenin önceden K. T. isimli evli bir adamla ilişkisi vardı. Annenin okulundaki müdür Y. K. ile de ilişkisi var. diyerek asılsız iddialarda bulunduğunu, Mert'in davalı babası ile olan en son görüşmesinde Mert'in iradesi dışında Samsun Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine götürüldüğünü, Dr.A. hanıma annem beni tuvalete kapatıyor, beni dövüyor, kafama vuruyor şeklinde ifade vermeye zorladığını, çocuğun babası ile görüşmek istemediğini söylediğini, babası ile yaşadığı olaylar sebebiyle çocuğun psikolojisinin bozulduğunu, destek almaya devam ettiğini iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 323 üncü maddesi gereğince davasının kabulüne kurulan kişisel ilişkinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çocuk ile baba arasındaki kişisel ilişkiyi engelleme gayreti içerisinde olduğunu, çocuğun babada kalmak istediğini beyan ettiğini, davacının bu durum sebebiyle adeta çılgına döndüğünü ve bunun üzerine asılsız iddialara başladığını, bu sebeple yıpratma düşüncesiyle davacının davalıya onlarca asılsız iddia ile davalar açtığını, çocuğu uzun süre davalıdan kaçırdığını,çocukla baba arasındaki manevî bağı yok etme gayreti içerisinde olduğunu, Mert'in annesinin yanında gördüğü baskı ve şiddeti psikiyatri Dr.A. hanıma anlattığını, Mert'in de anne ile kalmak istemediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yaşı itibarıyla idrak çağında olduğu anlaşılan ortak çocuğun sosyal inceleme raporu ile sabit beyanlarında baba yanında yaşadıkları bazı vakıalar sebebiyle baba ile görüşmek istemediği, babadan uzaklaştığı, her ne kadar çocuk babayı görmek istemese de çocuğun ilerleyen yaşamında üstleneceği rol ve sorumluluklar düşünüldüğünde olumlu bir baba profiline ve bu rolü üstlenecek kişiyle daha çok vakit geçirmeye ihtiyaç duyacağı, baba ve çocuk arasında sosyal inceleme raporundaki tespitler de dikkate alınarak kişisel ilişki tesisinin tamamen kaldırılmasının yerinde olmayacağı, mevcut şartlarda sosyal inceleme raporundaki öneriler doğrultusunda sınırlı şekilde ve yatısız olacak biçimde kişisel ilişki tesis edilmesinin bu aşamada çocuğun yüksek menfaatine olacağı, ayrıca yine sosyal inceleme raporundaki öneriler ışığında ebeveynler ve çocuğu kapsayacak şekilde haklarında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince danışmanlık tedbiri uygulanarak sağlıklı ebeveynlik tutumları, boşanma sonrasında yaşanan çatışmalardan kaynaklı oluşan duygu ve düşüncelerin çocuğa bilinçli ve bilinçsiz şekilde yansıtılmasının çocuk üzerinde bıraktığı olumsuz etki hakkında ebeveynlerin bilinçlendirilmesinin ve farkındalık düzeylerinin artırılmasının, baba ve çocuk arasındaki iletişim sorununun çözümüne katkı sağlayabileceği gerekçesi ile 4721 sayılı Kanun’un 323 üncü maddesi gereğince davanın kısmen kabulüne, Samsun 3.Aile Mahkemesi 16.01.2013 tarih, 2012/57 Esas ve 2013/24 Karar sayılı İlamı gereğince hükmedilen çocuk ... ile baba ... arasındaki kişisel ilişki tesisinin; "her ayın son haftası cumartesi günleri saat 10.00'dan aynı gün saat 19.00'a kadar, tek haneli yıllarda dini bayramların 2. günü saat 10.00'dan aynı gün saat 19.00'a kadar, çift haneli yıllarda dini bayramların 3. günü saat 10.00'dan aynı gün saat 19.00'a kadar, her yıl temmuz ayının 1. günü saat 10.00'dan 15. günü saat 19.00'a kadar masrafların baba tarafından karşılanması suretiyle çocuğun baba tarafından alınmak suretiyle baba ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisine," şeklinde değiştirilmesine ayrıca danışmanlık tedbirinin uygulanmasına; baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aşamalardaki beyanları tekrarlamakla birlikte çocuğun görüşüne itibar edilmediğini, çocuğun yüksek yararına aykırı olacak şekilde yatılı kişisel ilişki kurulmasının hatalı olduğu ileri sürerek kararın tümü yönünden kaldırılmasını, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aşamalardaki beyanlarını tekrarlamakla birlikte, babalık duygularını tatmine elverişli olmayan şekilde kişisel ilişkinin azaltılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın tümü yönünden kaldırılmasına yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan roparda çocuk ...’nın davalı hakkında olumsuz iddialarının olduğu, çocuğun bu iddialar doğrultusunda ÇİM'de ifadesinin alındığının öğrenildiği, söz konusu iddiaların göz ardı edilemeyeceği, çocuğun yaşam güvenliğini ve sağlıklı gelişimini olumsuz etkileyebilecek hususlar olduğu, çocuğun davalı ile görüşmeyi istemediği, davalı hakkında tümden olumlu duyguları reddedip olumsuz durumları kabul ettiği, yaş gelişim dönemi olarak istek ve beklentilerinin dikkate alınabileceği ancak davranışlarında ve görüşlerinde tutarsızlıkların olduğu, bu durumun ebeveynleri arasında çatışma bulunması ve çocuğun çekinik kişilik yapısından kaynaklandığı, çocuğun ergenlik döneminde bulunduğu bu dönemde sağlıklı sosyal ve duyuşsal gelişiminin tamamlanması için baba figürüne ihtiyaç duyulduğu, davalı ile görüşme yapılarak düzenlenen raporda davalının çocuk ile görüşme hususunda motivasyonunun yüksek olduğunun ve çocukla her sene düzenli olarak görüştüğünün belirtildiği, tüm bu durumlar bütüncül bir bakış açısı ile değerlendirildiğinde davalı ile çocuk arasındaki kişisel ilişki tesisinin tümden kaldırılmasına gerek olmadığı, saatli ve yatısız olacak şekilde kişisel ilişki tesis edilebileceği şeklindeki belirlemeler ve kişisel ilişki düzenlemesinin değişen koşullara göre her zaman talep edilebileceği nazara alınarak çocuk ile davalı arasında kişisel ilişki tesisinin saatli ve yatısız olacak şekilde hüküm kurulması çocuğun yüksek menfaatine olacağı gerekçesi ile 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle; kararın 1 nolu bendinin kaldırılmasına, yerine aşağıdaki şekilde yeni bent oluşturulmasına, yerine yeni bent oluşturulmasına karar verilen kısımları dışındaki hüküm fıkralarının aynen muhafazasına, "1- Davanın KISMEN KABULÜ İLE; müşterek çocuk ... ile baba ... arasında Samsun 3.Aile Mahkemesinin 2012/57 Esas ve 2013/24 Karar Sayılı İlamı ile kurulan şahsi münasebet tesisinin; "her ayın son haftası cumartesi günleri saat 10.00'dan aynı gün saat 19.00'a kadar, tek haneli yıllarda dini bayramların 2. Günü saat 10.00'dan aynı gün saat 19.00'a kadar, çift haneli yıllarda dini bayramların 3. Günü saat 10.00'dan aynı gün saat 19.00'a kadar masrafların baba tarafından karşılanması suretiyle çocuğun baba tarafından alınıp süre sonunda anneye teslim edilmesi suretiyle baba ile çocuk arasında şahsi münasebet tesisine" şeklinde değiştirilmesine, davacı tarafın kişisel ilişkinin kaldırılması talebinin REDDİNE," davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer itirazlarına konu istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesini tekrarlamakla birlikte, kişisel ilişkinin sınırlandırılmasının çocuğun yüksek yararına aykırı olduğunu, aynı zamanda ebeveynlik haklarını da ihlal ettiğini, çocuğun sürekli babaya karşı tepkili olmasına neden olacağını, yabancılaşmasına neden olacağını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının tümü yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, açılan kişisel ilişkinin kaldırılması davasında çocuk ile baba arasındaki kişisel ilişkinin yeniden düzenlemesinin çocuğun yüksek yararına aykırı olup olmadığı ile babalık duygularını tatmine elverişli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 323 üncü maddesi. 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü madde, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 3 üncü maddesi. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 9 uncu ve 12 nci maddesi. Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesi 3 üncü, 4 üncü ve 6 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
2. Hukuk Dairesi, 2023/9802 E., 2024/1843 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
insel istismar olmak üzere ceza davası açıldığını, baba ile çocuk arasında psikolog ya da pedagog uzman eşliğinde görüşülmek üzere kişisel ilişki kurulmasına karar verildiğini, bu ceza davasında beraat kararının kesinleştiğini iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 323 üncü ve 324 üncü maddesi gereğince davasının kabulüne çocukla davacı baba arasındaki kişisel ilişki kar
2. Hukuk Dairesi 2023/9802 E. , 2024/1843 K.
"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2271 E., 2023/2235 K.
DAVA TARİHİ : 23.02.2022- 09.03.2022
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 6. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/143 E., 2023/410 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı açılan kişisel ilişki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine, çocukla baba arasında kurulan kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı- davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı- davalı vekili dava ve karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; Konya 3. Aile Mahkemesinin 2013/489 Esas sayılı dosyasında tarafların boşanmalarına karar verilirken çocuğun velâyetinin davalı anneye verildiği, davacı hakkında Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde 2014/38 Esas sayılı dosya kapsamında suç konusu cinsel istismar olmak üzere ceza davası açıldığını, baba ile çocuk arasında psikolog ya da pedagog uzman eşliğinde görüşülmek üzere kişisel ilişki kurulmasına karar verildiğini, bu ceza davasında beraat kararının kesinleştiğini iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 323 üncü ve 324 üncü maddesi gereğince davasının kabulüne çocukla davacı baba arasındaki kişisel ilişki kararının yeniden düzenlenmesine, pedagog veya psikolog eşliğinde görüşün kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı- davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; erkeğin beraat kararının delil yetersizliğinden olduğunu, fiilin fail tarafından işlenmediğinin sübut bulmadığını, çocuğun baba ile görüş günlerinden döndükten sora içine kapanık, düşünceli, iştahı kesilmiş vaziyette olduğunu, okuldaki öğretmenlerinin anneye ayın belirli günleri çocuğun derslere katılmadığını, suskun olduğunu, arkadaşlarından uzaklaştığını bildirdiklerini ileri sürerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı ve 337 nci maddeleri gereğince adli yardım talebinin kabulüne, 4721 sayılı Kanun’un 424 üncü maddesi gereğince asıl davanın reddine, davasının kabulüne, kişisel ilişkinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sosyal inceleme heyet raporunda her ne kadar ortak çocuk davacı baba ile kişisel ilişki kurmak istemediğini beyan etse de, yapılan görüşme ve gözlemler neticesinde ortak çocuk ve davacı baba arasında kişisel ilişki kurulmasına engel olabilecek bir nedene rastlanmadığı, davacı babanın bu husustaki motivasyonunun yüksek olduğu, ortak çocuk ve davacı baba arasında daha önce kurulan kişisel ilişkilerde olumsuz bir duruma rastlanmadığı, görüş sürelerinde çocuğun bakımında herhangi bir aksaklık yaşanmadığı, davacının ailesinin de davacıya desteklerinin bulunduğu, ortak çocuk ile yapılan görüşmede davacı ve ailesiyle olumlu bir ilişki ve iletişimde bulunduğundan bahsettiği, müşterek çocuğun babası ve babasının ailesi ile bağ kurması ve paylaşımda bulunmasının çocuğun psiko-sosyal gelişimine olumlu katkıları olacağı, davacı hakkında açılan çocuğa yönelik cinsel istismar dosyasında davacının beraat ettiği ve beraat kararının Yargıtay'da onandığımevcut aşamada çocuğun baba ile ilişkisini kısıtlanmasını gerektirecek olumsuz bir nedenin olmadığı gerekçesi ile 4721 sayılı Kanun’un 323 ve 324 üncü maddeleri gereğince karşı davanın reddine, asıl davanın kabulüne, Konya 3. Aile Mahkemesinin 2013/489 Esas, 2015/608 Karar sayılı dosyasında psikolog yada pedagog uzman eşliğinde kişisel ilişki tesisi yönündeki kararın kaldırılmasına, dava süresince tedbiren karar kesinleştikten sonra hükmen her ayın 2. ve 4. hafta sonu Pazar günü saat 09.00'dan aynı gün saat 18.00'a kadar, dini bayramların 2. günü saat 09.00'dan aynı gün saat 18:00'a kadar, her yıl babalar gününde saat 09.00'dan aynı gün saat 18.00'a kadar kişisel ilişki kurmalarına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı- davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; çocukla arasında yatılı şahsi ilişkiye karar verilmemesini hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kişisel ilişkinin şekli yönünden kaldırılmasını, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı- davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın çocuğun yüksek menfaatine olmadığını, değerlendirmenin hatalı olduğunu, asıl davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, çocuğun baba ile görüşmek istemediğini, çocuğun görüşüne itibar edilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın iki dava yönünden kaldırılmasına yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı ve toplanan deliller, sosyal inceleme raporu birlikte değerlendirildiğinde, boşanma davasının yargılaması sırasında baba hakkındaki cinsel istismar iddiası nedeniyle açılan davada beraat kararı verildiği, istismarın gerçekleştiğine dair herhangi bir delilin dosyaya yansımadığı, çocukla babanın uzun süredir görüşmedikleri, çocuğun baba ile görüşmeyi istemediği ancak babanın şahsi ilişki kurulmasına dair motivasyonunun yüksek olduğu önceki ilişkilerde olumsuz bir duruma rastlanmadığı, babanın ailesinin bu konuda babayı desteklediği, çocuğun baba ve ailesiyle bağ kurmasının psikososyal gelişimine olumlu katkı sağlayacağı, çocuğun menfaati bu yönde bir düzenlemeyi gerekli kılmadıkça uzman aracılığı veya gözetiminde kişisel ilişki tesisi bundan beklenen amaca aykırı düşeceği, çocuğun baba ile görüşmek istememesi ve uzun süredir kişisel ilişkinin kurulmaması çocuğun babaya alışma süreci birlikte değerlendirilerek; pedagog eşliğinde kurulan şahsi ilişki kararının kaldırılması, yatılı olmayacak şeklide şahsi ilişki kurulması isabetli olduğu gerekçesi ile tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı- davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; çocuğun idrak çağında olduğunu ve ısrarla baba ile görüşmek istemediğini söylediğini, buna karşın kişisel ilişki kurulmasının çocuğun yüksek yararına olduğunun düşünülmesinin imkansız olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının her iki dava yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kurulan kişisel ilişki süresinin çocuğun yüksek yararına uygun olup olmadığı ile, kişisel ilişkinin tamamen kaldırılmasını gerektiren olguların varlığının ispatlanıp ispatlanmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 6 ncı ve 323 üncü maddesi. 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı, 194 üncü, 352 inci madde , 353 üncü madde, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 3 üncü, 9 uncu ve 12 nci maddeleri, Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin 3 üncü, 4 üncü ve 6 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı- davacı kadın vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Adli yardımdan yararlanması sebebi ile başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/10001 E., 2024/1842 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
tam metni aç
let memuru olarak görevi gereği Antakya iline taşındığını, babanın çocuğu göremediğini, arandığında davalı annenin telefonları açmadığını, çocuğun baba ile kişisel ilişki kurmaya ihtiyacı olduğunu, davalının bunu engellediğini iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 323 üncü maddesi gereğince davasının kabulüne, çocukla kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesini talep v
2. Hukuk Dairesi 2023/10001 E. , 2024/1842 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/210 E., 2023/1994 K.
DAVA TARİHİ : 13.09.2019
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 22. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2019/151 E., 2022/561 K.
Taraflar arasındaki kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, çocuk ile baba arasında yeniden kişisel ilişki düzenlemesine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 24.05.2019 tarihinde İzmir 15. Aile Mahkemesinin 2019/265 Esas 2019/421 Karar sayılı ilamıyla anlaşmalı olarak boşandıklarını, anlaşma protokolü gereği ortak çocuğun velâyetinin anneye verildiğini, çocuk ile baba arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verildiğini, davalı annenin devlet memuru olarak görevi gereği Antakya iline taşındığını, babanın çocuğu göremediğini, arandığında davalı annenin telefonları açmadığını, çocuğun baba ile kişisel ilişki kurmaya ihtiyacı olduğunu, davalının bunu engellediğini iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 323 üncü maddesi gereğince davasının kabulüne, çocukla kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının İzmir'de babasının evinde ikamet ettiğini, kendine ait bir evinin olmadığını, ortak çocuğun henüz 4 yaşında olduğunu, annesinin yanında maddî ve manevî tüm ihtiyaçlarının karşılandığını, davacının açtığı dava ile müvekkilinin huzursuz etmek istediğini, çocuk üzerinden müvekkiline baskı kurmayı amaçladığını, talep yönünde kişisel ilişki tesis edilmesi halinde çocuğun eğitim hayatının aksayacağını, çocuğun sık sık şehirler arası yolculuk yapmak için yaşının küçük olduğunu, davalının çocuğu görme konusunda her hangi bir sıkıntı yaşamadığını, çocuğun görmek istediğinde Antakya'ya gidebileceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile boşanma ilamında baba ile çocuk arasında her Çarşamba sabah 09.00 dan aynı gün 19.00 kadar, resmi dini bayramların ikinci günü sabah 09.00 dan ikinci gün 19.00'a kadar kişisel ilişki tesis edildiği, çocuk ile babası arasında yatılı olacak şekilde bir kişisel ilişki tesis edilemediği, zira 2015 doğum tarihli çocuğun karar tarihi itibariyle yaklaşık 4 yaşında olduğu ancak iş bu karar tarihi itibariyle çocuğun ilk okul çağına gelmiş olduğu, çocuğun yaşı itibariyle baba ile yatılı olacak şekilde kişisel ilişki kurabilecek yaşta ve olgunluk düzeyinde olduğu ve eğitim çağı içerisinde bulunması sebebiyle İzmir 15. Aile Mahkemesi tarafından kurulan kişisel ilişkinin kaldırılarak çocuk ve baba arasında ayda 2 kez yatılı olacak şekilde ayrıca okulların tatil olduğu dönemlerde ise 15 güne kadar yatılı şekilde kişisel ilişki kurulmasında çocuğun yüksek menfaatinin bulunduğu gerekçesi ile 4721 sayılı Kanun’un 323 üncü maddesi gereğince davanın kabulüne, çocukla baba arasında her ayın 1. ve 3. hafta sonunda Cumartesi sabah saat 10.00'dan takip eden Pazar günü akşam saat 17.00'a kadar, sömestr tatillerinde tatilin ilk haftası Cumartesi günü sabah saat 09.00'dan takip eden cuma günü akşam saat 17.00'a kadar, yaz tatilinde Temmuz ayının 1. günü sabah saat 09.00'dan Temmuz ayının 15. günü saat 17.00'a kadar, dini bayramların 2. günü sabah saat 10.00'dan ertesi gün akşam saat 17.00'a kadar yatılı olarak baba ile kişisel ilişki tesisine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; üç ayrı rapor arasında çelişki bulunduğunu, çelişkinin giderilmediğini, hangi rapora göre karar verildiğinin gerekçeye yazılmadığını, çocuğun anne yanında ayrılmaya hazır olmadığını, çocuğun üstün menfaatinin dikkate alınmadığını, babayla görüşmek istemediğini ileri sürerek kararın tümü yönünden kaldırılmasına yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İzmir 15. Aile Mahkemesinin 2019/265 Esas, 2019/421 Karar sayılı dosyası ile tarafların boşanmalarına karar verildiği, kararın 28.05.2019 tarihinde kesinleştiği, bu karar ile ortak çocuğun, babası ile arasında her Çarşamba sabah 09.00 dan aynı gün 19.00 kadar, resmi dini bayramların ikinci günü sabah 09.00 dan ikinci gün 19.00'a kadar kişisel ilişki tesis edildiği, kararın kesinleşmesinden yaklaşık 4 ay sonra, annenin başka bir ile tayinin çıkması üzerine çocukla baba arasında değişen bu şartlara uyumlu yeni kişisel ilişki düzenlenmesinin istenmesi çocuğun menfaatine uygun olduğu, alınan bilirkişi raporları birbiriyle çelişkili olmayıp birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olduğu, bu raporlardaki çocuğun davranış şekli, beyanları, çocuğun yaşı, alınan tüm birbirini tamamlayan sosyal inceleme raporları ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, mahkemenin de gerekçesinde açıkladığı üzere talebin kabul edilerek karadaki gibi yeni bir kişisel ilişki düzenlenmesi usul ve kanuna ve çocuğun yüksek menfaatine uygun oldu gerekçesi ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesini tekrarlamakla birlikte, raporlar arasında çelişki olduğunu, çocuğun kendi beyanı ile baba ile görüşmek istemediğini, baba yanına gittiğinde tanımadığı babanın kız arkadaşı ile kaldığını ve bunun da çocuğu kötü etkilediğini, ara kararla kurulan kişisel ilişki sonrası çocuğun bu görüşmelerden nasıl etkilendiğinin tespitinin uzmanlarca yapılmadığı ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının tümü yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çocuğun yaşı gözönüne alındığında kurulan kişisel ilişki süresinin ve şeklinin çocuğun yüksek yararına olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 323 üncü maddesi. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2024/4244 E., 2024/7330 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
; tarafların evlilik dışı birlikteliğinden, ortak çocuk ...’in doğduğunu, müvekkilinin çocuğu tanıdığını, müvekkilinin gemi kaptanı olması sebebiyle en az 6-7 ay denizde olduğunu, davalı ile sağlıklı bir iletişim kurulmadığını iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 323 üncü maddesi gereğince davasının kabulüne, çocuğu ile kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesini tale
2. Hukuk Dairesi 2024/4244 E. , 2024/7330 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/164 E., 2024/520 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/266 E., 2023/862 K.
Taraflar arasındaki kişisel ilişki kurulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davalı tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de; kişsel ilişkiye yönelik karara ilişkin verilen kararların Yargıtayda duruşmalı olarak inceleneceğine ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde hüküm bulunmadığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların evlilik dışı birlikteliğinden, ortak çocuk ...’in doğduğunu, müvekkilinin çocuğu tanıdığını, müvekkilinin gemi kaptanı olması sebebiyle en az 6-7 ay denizde olduğunu, davalı ile sağlıklı bir iletişim kurulmadığını iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 323 üncü maddesi gereğince davasının kabulüne, çocuğu ile kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çocukla ilgilenmediğini, kürtaj için zorladığını, ortak çocuktan cinsel obje olarak bahsettiğini, mesajda çocuğu görmek istemediğini belirtiğini, çocuğa maddî yardımda bulunmadığını, çocuğun babayı tanımadığını, 2 yaşında olduğunu, öz bakımını yapamayacağınıileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ilişkiden dünyaya gelen çocuğun baba tarafından tanıma yolu ile tanındığı, tarafların hali hazırda ayrı yaşadıkları, çocukla baba arasında kişisel ilişkinin devamı için bir kişisel ilişki tesisinin gerektiği, her ne kadar davalı cevap dilekçesinde davacının cinsel eğilimleri sebebiyle çocukla tek başına görüştürmek istemediğini beyan edilmiş ise de aşamalarda bu yönde bir beyanda bulunmadığı, alınan Sosyal İnceleme Raporunda böyle bir durumdan bahsetmediği, böyle bir iddiada bulunmadığı, çocuk ile babanın görüşmesini desteklediğinin belirttiği, aşamalarda çocuğa yönelik bir cinsel istismardan bahsetmediklerini beyan ettikleri, düzenlenen 05.07.2022 tarihle sosyal inceleme raporu, dinlenene tanık beyanları ile yine tarafların karşılıklı iddiaları uyarınca tarafların kısıtlanmasını gerektirir bir hususu olup olmadığı yönünde alınan raporlar uyarınca , kısıtlanmalarını gerektirir bir hususu bulunmadığı bildirilmekle, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisinin çocuğun her iki ebeveynle birlikte iletişim halinde büyümesi menfaatine olacağı gerekçesi ile 4721 sayılı Kanun’un 323 üncü maddesi gereğince davanın kabulüne, baba ile çocuk arasında her ayın her ayın 1. ve 3. haftası Cumartesi günü saat 10.00 ile aynı gün saat 14.00 arasında, dini bayramların 1. günü saat 10.00 ile aynı gün saat 14.00 arasında babanın yanında olacak şeklinde kişisel ilişki tesisine, daha öne Mahkemece verilen danışmanlık tedbirinin üç ay süre ile devamına, buna ilişkin kararın Antalya Kepez Sosyal Hizmet İl Müdürlüğüne gönderilmesine, davacı baba ile çocuk arasında davanın kesinleşme tarihine kadar her ayın 1. ve 3. haftası Cumartesi günü saat 10.00 ile aynı gün saat 12.00 arasında tedbiren kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; eksik incelemeyle karar verildiğini, çocuğun gözlemci olmadan uzun süre baba ile ilişki kurmasının çocuğun üstün yararına olmadığını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin yüklenmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın tümü yönünden kaldırılmasına yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, çocuğun baba tarafından tanındığı, çocuğun velâyetinin annede olduğu, sosyal inceleme raporunda, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisinin çocuğun yararına olacağının mütalaa edildiği çocuk ile baba arasında kişisel ilişki kurulmasının çocuğun menfaatine olduğu, kişisel ilişkinin çocuğun bedensel ve ruhsal gelişimini olumsuz etkileyeceğine dair dosya içerisinde yeterli delil bulunmadığı, uzman aracılığı veya gözetiminde kişisel ilişki tesisi koşullarının oluşmadığı, davanın kabulüne karar verildiğine göre vekâlet ücreti ile yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesinin doğru olduğu gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz başvuru dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesini tekrarlamakla birlikte, çocuğun yaşı gereği uzun süreli görüşmenin yüksek yararına aykırı olduğunu, babanın yazdığı mesajların çocukla yalnız görüşmesine sakınca oluşturacağını gösterdiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının tümü yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çocuk ile baba arasında kurulan kişisel ilişki süresinin ve şeklinin çocuğun yüksek yararına uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 323 üncü maddeleri, 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü madde, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 3. maddesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 9 uncu ve 12 nci maddesi, Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesi 3 üncü, 4 üncü ve 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/8919 E., 2024/103 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
uz video izlettiğini davalının çocuklarla olan kişisel ilişki kurma bağını kötüye kullandığın iddia ederek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı ve 337 nci maddeleri gereğince adli yardım talebinin kabulüne, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 323 üncü ve 324 üncü maddesi gereğince davasının kabulüne, boşanma hükmü ile kurulan kişisel ilişkinin kald
2. Hukuk Dairesi 2023/8919 E. , 2024/103 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/138 E., 2023/1541 K.
DAVA TARİHİ : 21.05.2021
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bergama 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2021/235 E., 2022/674 K.
Taraflar arasındaki davacı vekili tarafından açılan çocukla kişisel ilişkinin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların Bergama 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 2020/233 Esas, 2020/463 Karar sayılı dosyasında verilen karar ile boşandıklarını, velâyetin anneye bırakıldığını, davalının çocuklara annen başka adamlarla görüşüyor, erkek arkadaşı var, oğlum diyeceksin ki annemi başka adamlarla yakaladım, ben de sizin velâyetinizi alacağım diyerek annelerini kötülediğini, hakaret ve cinsel içerikli sözler söylediğini, çocukların bu olaylara tanık olduğunu, 13.05.2021 tarihinde çocukların davalının yanından döndükten sonra annelerine, babasının uygunsuz video izlettiğini davalının çocuklarla olan kişisel ilişki kurma bağını kötüye kullandığın iddia ederek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı ve 337 nci maddeleri gereğince adli yardım talebinin kabulüne, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 323 üncü ve 324 üncü maddesi gereğince davasının kabulüne, boşanma hükmü ile kurulan kişisel ilişkinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çocukların yanında çıplak dolaştığını ve hatta ortak çocuk Muhammed Efe'nin davacıyı başka bir adamla birlikte gördüğünü söylediği, bu olaydan sonra çocukların bir daha böyle durumla karşılaşırsa kardeşiyle evden çıkmalarını söylediğini, çocukların babalarını çok sevdiklerini bu yüzden davacının kötü niyetli iftiralarla bu davayı açtığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının çocuklarına karşı ilgili olduğu, davalının cinsel içerikli video izlettirdiğine dair görgüye dayalı bir durumun olmadığı, çocuğun babasının yanına giderken severek gittiği, çocuğun celsede alınan beyanında, davalının çocukla ilgilendiğinin beyan edildiği, çocuk babasının kendisine cinsel içerikli bir video izlettiğini ifade etmiş olsa da bu durum sadece bir kere olmakla kişisel ilişkinin kaldırılması için yeterli olmayacağı, davalı babanın çocuğuna karşı dosyada herhangi bir istismarı, şiddet vb bir durumda söz konusu olmadığı, üçlü heyetten aldırılan son sosyal inceleme raporunda, babanın video izletme eyleminden pişman olduğu, bu durumdan sonra davalı baba ile çocuklar arasında herhangi bir sorun olmadığı, ergenlik dönemine gelen çocuklar için baba otoritesi, disiplinin çocuğun gelişiminde sağlıklı olacağı, her türlü duruma karşı çocukların hem anne hem de baba ilgisi ile büyümesinin iyi olacağı, daha önce aldırılan sosyal inceleme raporunun da bu durumu doğruladığı, kişisel ilişkinin devamının çocukların yararına olacağı ilişkinin kısıtlanması ya da kaldırılmasını gerektirecek bir somut durum dosyaya yansımadığı gerekçesi ile 4721 sayılı Kanun’un 323 üncü ve 324 üncü maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı babanın çocukları olumsuz etkilediği, psikolojilerini bozduğu sabit olmasına karşın takdiri delil niteliğinde olan bilirkişi raporlarının hükme esas alındığını ileri sürerek kararın tümü yönünden kaldırılmasını, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içinde mevcut birbiriyle çelişmeyen sosyal inceleme raporlarından en son alınan heyet raporunun sonuç kısmında baba ile Muhammed Efe arasında yaşanan video izletme olayından sonra çocuk Muhammed Efe'nin psikolojik olarak olumsuz etkilendiği, baba ...'nın yaptığı davranışın hata olduğunun farkına vardığı ve pişmanlık hissettiği, video izletme olayından sonra çocukların baba ile olan kişisel ilişkilerinde herhangi bir sorunun olmadığı ancak çocukların anne ve babaları arasında olan çatışmalı ilişkiden etkilendikleri ve arada kaldıklarının anlaşıldığı, bu bağlamda ortak çocuklar ve baba arasında kurulan kişisel ilişkinin iptal edilmemesinin ve var olan şekli ile devam ettirilmesinin; özellikle ergenlik dönemine yaklaşan erkek çocuklarının baba disiplini, danışmanlığı ve otoritesi ile büyümeye devam etmesinin sağlıklı bir ergenlik geçirmelerinde fayda sağlayacağı, ölüm, kaza veya hastalık durumları da göz önünde bulundurulduğunda ortak çocukların sadece bir ebeveyne bağlı olmamaları ile gelişimleri açısından her iki ebeveyni ile iletişim kurmalarının sağlıklı bir karar olacağının değerlendirildiği, baba ile küçükler arasındaki kişisel ilişkinin kaldırılmasının reddine ilişkin verilen kararda usul ve kanuna aykırı bir yön görülmediği gerekçesi ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin (1) inci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarının takdiri delil niteliğinde olduğunu, Mahkemece sadece bu raporlara dayanılmaksızın somut durumun değerlendirilmesinin gerektiği Mahkeme aşamasında tanık olarak dinlenilen davacının annesi Sevtaç D.’nin ifadesi, davalı babanın ortak çocuklar üzerinden davacıya yönelik baskı kurma eğilimi içerisinde olduğunu ve bunu yaparken çocukların psikolojisini düşünmediğini, davalının olumsuz davranışlarını birden fazla kez sürdürdüğünü ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının tümü yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, baba ile ortak çocuklar arasında Mahkeme kararı ile kurulan kişisel ilişkinin kaldırılmasına karar verilmesinin gerekip gerekmediği ile bunun çocukların yüksek yararına olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 323 üncü ve 324 üncü maddesi, 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Adli yardımdan yararlanması sebebiyle başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
Boşanma sonucunda velayetin düzenlenmesinde hakim, çocuğun üstün yararını gözeterek karar verir. Hakim velayeti kendisine bırakmadığı taraf (örneğin baba) ile çocuk arasında, çocuğun gelişimi ve menfaati için uygun bir iletişim düzeni kurar. Bu ilişkiye ne ad verilir?