Türk Medeni Kanunu 512. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 512- Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir.
Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer.
Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.
IV. Borç ödemeden aciz sebebiyle mirasçılıktan çıkarma
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
7 karar eşleşti
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
- MİRASTAN İSKAT**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 512 ]
2. Hukuk Dairesi 2007/8036 E., 2008/6856 K.
2. Hukuk Dairesi 2007/8036 E., 2008/6856 K.
- İSPAT KÜLFETİ
- MİRASTAN İSKAT- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 512 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 560 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir. Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer. Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta betirtilmemişse, tasarruf mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur (4721 s. TMK m. 512). Bu halde mirasçının hissesi saklı payına indirilir. Mirasçılıktan çıkarmanın iptali kademelidir. Öncelikle mirasbırakanın apaçık yanılıp yanılmadığı araştırılır (4721 s. TMK m. 512/son). Eğer bu hal yoksa, davalı mirasçılıktan çıkarma sebebini ispat edememişse, davacının alacağının belirlenmesi için davaya tenkis davası gibi devam edilmesi gerekir (4721 s. TMK m. 560).
Mirasbırakan vasiyetnamesinde çıkarma sebebini açıklamıştır. Ancak gösterilen sebep mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalılar tarafından kanıtlanamamıştı (4721 s. TMK m. 512/3). Davacı tenkis davası açtıklarını ve derdest olduğunu da belirtmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 512/son
maddesi uyarınca iptalin saklı pay miktarı dışında geçerli olacağı düşünülmeden yazılı şekilde tasarrufun tamamının iptal edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA), temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 12.05.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
1. Hukuk Dairesi, 2024/594 E., 2025/857 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
koyduğu iradesinin korunması, başka bir ifade ile ölenin son arzusuna tasarruf nisabı dahilinde kalan kısım için geçerlilik tanınması, bunun dışında kalan bölüm (saklı pay) ile sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken (TMK.md.512/2) tasarrufun tümünün iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan
1. Hukuk Dairesi 2024/594 E. , 2025/857 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/116 E., 2022/896 K.
Mahkeme kararı asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı; mirasbırakan ... ...'ın adına kayıtlı taşınmazlarını mirastan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak davalı kızlarına devrettiğini, taşınmazların tespiti için tespit davası açtıklarını ileri sürerek tapu kayıtlarının saklı payı oranında iptal edilerek adına tesciline karar verilmesini istemiş, 06.03.2006 tarihli ıslah dilekçesinde ise, mirasbırakanın Pendik'te 714 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki iki adet bağımsız bölümünü, Tuzla ilçesindeki 327, 6489 (5893/1), 6454, 6456, 6457, 6490, 6475, 6465, 6488 sayılı parseller ile, aynı ilçedeki dört taşınmazını 03.05.1994 tarihinde ölünceye kadar bakma akdiyle davalılara muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptaliyle miras payı oranında adına tesciline, olmazsa tenkise karar verilmesini istemiş, davacının talebinin açıklanmasına ilişkin 10.06.2013 tarihli dilekçesinde, Tuzla ilçesindeki 327, 6489 (5893/1), 6454, 6456, 6457, 6490, 6475, 6465, 6488, 6467 ve 6482 parsel sayılı taşınmazların dava konusu olduğunu belirtmekle, mirasbırakandan davalılara devredilen taşınmazların tapu kayıtlarının saklı payı oranında iptali ile adına tescile, 3. kişilere devredilen taşınmazlar için saklı payı oranında bedele, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini talep etmiştir.
Birleştirilen davada aynı davacı; Kartal 7. Noterliğince düzenlenen 12.03.1986 tarihli ve 8731 yevmiye nolu düzenleme şeklinde vasiyetname ile annesi ... ... tarafından miras hakkından ıskat edildiğini öğrendiğini, bu vasiyetnamenin daha önce kendisine tebliğ edilmediğini, ancak mirastan ıskat sebeplerinin gerçekleşmediğini ileri sürerek ıskatın iptaline karar verilmesini istemiş; davalılar davanın süresinde açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Davanın kabulü ile vasiyetnamenin iptaline ilişkin olarak verilen karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesince “...Mirasbırakan, vasiyetnamesinde mirasçılıktan çıkarma sebebini göstermiştir. Sebebin varlığı ispat edilmemiştir. Mahkemece de mirasçılıktan çıkarma nedenlerinin gerçekleşmediği kabul edilmiştir. Bu durumda çıkarma nedeni bulunmasa da, mirasbırakanın tasarruf nisabı için ortaya koyduğu iradesinin korunması, başka bir ifade ile ölenin son arzusuna tasarruf nisabı dahilinde kalan kısım için geçerlilik tanınması, bunun dışında kalan bölüm (saklı pay) ile sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken (TMK.md.512/2) tasarrufun tümünün iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile vasiyetnamenin davacının saklı payı ile sınırlı olarak iptaline ilişkin olarak verilen karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesince "...Mahkemece de uyulan Dairemizin 23.02.2010 tarihli bozma kararında, ıskata ilişkin tasarrufun davacının saklı payı dışında yerine getirileceği, saklı pay oranında bu tasarrufun geçersiz olduğu benimsendiğine göre, davaya tenkis davası olarak devam edilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, vasiyetnamenin davacının saklı payı ile sınırlı olarak iptaline şeklinde karar tesisi doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında dosyanın eldeki dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 05.07.2018 tarihli ve 2005/894 Esas, 2018/303 Karar sayılı kararı ile; asıl davada temliklerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 714 ada 2 parseldeki 12 nolu bağımsız bölüm, 327, 6454, 6488, 6490, 5893 ada 1, 6482 ve 6467 parseller yönünden davacının miras payı oranında tapu iptali ve tescile, birleştirilen dava yönünden ise tenkis şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkeme kararının davalılar ... ve Birsen vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece; "...Somut olaya gelince, mirasbırakanın davacıyı vasiyetname düzenlemek suretiyle mirasından ıskat ettiği ve malvarlığının önemli bir kısmını davalılara temlik ettiği, adına kayıtlı başka taşınmaz kalmadığı açık olup dinlenen tanık beyanları ile anılan bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde temlikin mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı sonucuna varılmaktadır. Ancak asıl dava yönünden davacı, dava ve beyan dilekçeleri ile temyize cevap dilekçesinde açıkça talebinin saklı pay oranında iptal-tescil olduğunu belirtmiş olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi gözetilmeksizin talep aşılarak tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan, dava konusu 6482 ve 6467 parsel sayılı taşınmazlar dava tarihinde önce dava dışı 3. kişilere devredilmiş olup davada taraf olmayan kişilerin tapu kayıtlarının iptal edilerek davacı adına tesciline karar verilmesi de isabetsizdir. Birleştirilen dava yönünden ise davacı mirastan ıskatın iptalini talep etmiş olup HMK’nın 297/2. maddesi uyarınca olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken değinilen husus üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru değildir. Kabule göre, dava konusu 5893 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yerine maddi hata neticesinde 593 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında hüküm tesisi de isabetsizdir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davanın kabulü ile 714 ada 2 parseldeki 12 nolu bağımsız bölüm ile 327, 6454, 6488, 6490 ve 5893 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden taleple bağlı kalınarak davacının saklı payı oranında tapu iptal-tescile, 3. kişiye devredilen 6482 ve 6467 parseller yönünden tazminata, asıl davada dahili davalı ... mirasçıları yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleştirilen davada mirastan ıskat ve tenkis isteğinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili; mirasçılardan ... ... mirasçılarının babalarının mirasını reddetmeleri nedeniyle mirasbırakan ... ...'ın veraset ilamının yeniden alınıp davacının saklı payının yeniden belirlenmesi gerektiğini, önceki bozma kararında temliklerin muvazaalı olduğunun sabit olduğunu ve davacının saklı payının ihlal edildiğinin belirlendiğini, mirasbırakanın oğlu olan dahili davalı ...'a hibe ettiği taşınmazlardaki payların da mirasçılarının mirasını reddetmesi nedeniyle davacı ve davalılara aktarılması gerektiğini, bozma kararından sonra 3. kişiye devredilen 6482 ve 6467 parseller yönünden açılan tazminat davasının eldeki davayla önce birleştirilip sonra tefrik edilerek derdestlik nedeniyle reddedilmesinin doğru olmadığını, 3. kişiye devredilen 6482 ve 6467 parsel sayılı taşınmazlar yönünden mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla tespit edilen değere hükmedilmesinin doğru olmadığını, en yakın güncel değere hükmedilmesi gerektiğini, birleştirilen dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilip davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis; birleştirilen dava mirastan ıskatın iptali isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1921 doğumlu mirasbırakan ... ...’ın 11.12.2004 tarihinde ölümü ile geriye ilk eşi ... ...’ten olma çocukları davacı ... ve dahili davalı ... ile ikinci eşi ...’dan olma çocukları davalılar ... ve ...’ün mirasçı olarak kaldığı, dava konusu 714 ada 2 parsel sayılı taşınmazda bulunan 12 nolu bağımsız bölümün 2/8 payı mirasbırakan adına kayıtlı iken 11.06.1991 tarihinde intifa hakkını üzerinde tutarak çıplak mülkiyetini eşit oranda davalılara satış suretiyle devrettiği, 03.05.1994 tarihli ölünceye kadar bakma akdi ile dava konusu 6482 parsel sayılı taşınmazı ...’ya, 6467 parsel sayılı taşınmazı ...’e, 327 parsel sayılı taşınmazın 12/100 payı ile 6490, 6454, 6489 (yeni 5893 ada 1 parsel), 6488 parsel sayılı taşınmazlardaki 48/100 payını davalılara eşit olarak temlik ettiği, davalı ...’nın 6482 parsel sayılı taşınmazı 09.06.1994 tarihinde dava dışı ... ...’a, davalı ...’ün 6467 parsel sayılı taşınmazı 16.09.1994 tarihinde dava dışı ... Yıldıran’a devrettiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, önceki bozma kararında da değinildiği üzere asıl dava yönünden temliklerin muvazaalı olduğu saptanarak davanın kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı ancak muris muvazaası iddiasına dayalı asıl dava kabul edildiğine göre birleştirilen davada tenkis isteği yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken tenkis davasının reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Öte yandan, 3. kişiye devredilmesi nedeniyle saklı pay oranında tazminat talep edilen asıl davada dava konusu 6482 ve 6467 parseller bakımından, 6482 parselin dava tarihindeki değeri olan 179.100,00 TL üzerinden davacının saklı payına (1/8) isabet eden 22.387,50 TL'ye; yine 6467 parselin dava tarihindeki değeri olan 216.000,00 TL üzerinden davacının saklı payına (1/8) isabet eden 27.000,00 TL'ye hükmedilmesi gerekirken oran ve hesaplama hatası yapılarak sırasıyla 11.193,75 TL ve 13.500,00 TL eksik tazminata hükmedilmiş olması isabetsizdir.
Ayrıca, harç hususu kamu düzenine ilişkin olup re'sen gözetilmesi gerektiğinden, asıl davada 6482 ve 6467 parsel sayılı taşınmazlar bakımından yeni belirlenen tazminat miktarları gözetilerek karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekmektedir.
Ne var ki, anılan hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Davacı vekilinin birleştirilen davada yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Mahkemenin 05.07.2018 tarihli önceki kararında birleştirilen davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş olup bu karar davacılar tarafından temyiz edilmediğine göre Mahkemece bozma sonrasında davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek birleştirilen davada yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmış olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekilinin değinilen yönlerden temyiz itirazlarının kabulü ile;
Hükmün A-1-b bendinde yer alan "11.193,75 TL" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine; "22.387,50 TL" ibaresinin yazılmasına;
Hükmün A-1-b bendinde yer alan “13.500,00 TL” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine; "27.000,00 TL" ibaresinin yazılmasına;
Hükmün A-2 bendinde yer alan “Karar tarihi itibariyle alınması gereken 6.395,43 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 4.144,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.251,13 TL harcın davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına" cümlesinin hükümden çıkarılarak yerine; "Karar tarihi itibariyle alınması gereken 7.966,38 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 4.144,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.822,08 TL harcın davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına" cümlesinin yazılmasına,
Hükmün B-1 bendinde yer alan “Mirastan ıskat ve tenkis davasının REDDİNE” cümlesinin hükümden çıkarılarak yerine, "Mirastan ıskatın iptali davasının reddine, tenkis davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına" cümlesinin yazılmasına, kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacıya iadesine,
Dosyanın İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2019/2431 E., 2021/3054 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
koyduğu iradesinin korunması, başka bir ifade ile ölenin son arzusuna tasarruf nisabı dahilinde kalan kısım için geçerlilik tanınması, bunun dışında kalan bölüm (saklı pay) ile sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken (TMK.md.512/2) tasarrufun tümünün iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan
1. Hukuk Dairesi 2019/2431 E. , 2021/3054 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar ...ve ...vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 03.06.2021 Perşembe günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen davalı ...,... ve diğerleri gelmedi, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Asıl dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis, birleştirilen dava mirastan ıskatın iptali isteklerine ilişkindir.
Asıl davada davacı, mirasbırakan ... adına kayıtlı taşınmazlarını mirastan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak davalı kızlarına devrettiğini, taşınmazların tespiti için tespit davası açtıklarını ileri sürerek tapu kayıtlarının saklı payı oranında iptal edilerek adına tesciline karar verilmesini istemiş, 06.03.2006 tarihli ıslah dilekçesinde ise, mirasbırakanın Pendik'te 714 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki iki adet bağımsız bölümünü, Tuzla ilçesindeki 327, 6489(5893/1), 6454, 6456, 6457, 6490, 6475, 6465, 6488 taşınmazını, aynı ilçede dört taşınmazını da 03.05.1994 tarihinde ölünceye kadar bakma akdiyle davalılara muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptaliyle miras payı oranında adına tesciline, olmazsa tenkise karar verilmesini istemiş, davacının talebinin açıklanmasına ilişkin 10.06.2013 tarihli dilekçesinde, Tuzla ilçesindeki 327, 6489(5893/1), 6454, 6456, 6457, 6490, 6475, 6465, 6488, 6467 ve 6482 parsel sayılı taşınmazların dava konusu olduğunu belirtmekle, mirasbırakandan davalılara devredilen taşınmazların tapu kayıtlarının saklı payı oranında iptali ile adına tescile, 3. kişilere devredilen taşınmazlar için saklı payı oranında bedele, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalılar, davacının talebinin açık olmadığını, temliklerde muvazaa bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Birleştirilen davada davacı, Kartal 7. Noterliğince düzenlenen 12.03.1986 tarihli ve 8731 yevmiye nolu düzenleme şeklinde vasiyetname ile annesi ... tarafından miras hakkından ıskat edildiğini öğrendiğini, bu vasiyetnamenin daha önce kendisine tebliğ edilmediğini, ancak mirastan ıskat sebeplerinin gerçekleşmediğini ileri sürerek ıskatın iptale karar verilmesini istemiş, davalılar davanın süresinde açılmadığını belirterek da davanın reddini savunmuşlardır. Davanın kabulü ile vasiyetnamenin iptaline ilişkin olarak verilen karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesince “...Mirasbırakan, vasiyetnamesinde mirasçılıktan çıkarma sebebini göstermiştir. Sebebin varlığı ispat edilmemiştir. Mahkemece de mirasçılıktan çıkarma nedenlerinin gerçekleşmediği kabul edilmiştir. Bu durumda çıkarma nedeni bulunmasa da, mirasbırakanın tasarruf nisabı için ortaya koyduğu iradesinin korunması, başka bir ifade ile ölenin son arzusuna tasarruf nisabı dahilinde kalan kısım için geçerlilik tanınması, bunun dışında kalan bölüm (saklı pay) ile sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken (TMK.md.512/2) tasarrufun tümünün iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile vasiyetnamenin davacının saklı payı ile sınırlı olarak iptaline ilişkin olarak verilen karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesince "...Mahkemece de uyulan Dairemizin 23.02.2010 tarihli bozma kararında, ıskata ilişkin tasarrufun, davacının saklı payı dışında yerine getirileceği, saklı pay oranında bu tasarrufun geçersiz olduğu benimsendiğine göre, bu halde davaya tenkis davası olarak devam edilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, vasiyetnamenin davacının saklı payı ile sınırlı olarak iptaline şeklinde karar tesisi doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, dosyanın eldeki dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, temliklerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, tenkis şartları oluşmadığı gerekçesiyle birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan 1921 doğumlu ...’ın 11.12.2004 tarihinde ölümü ile geriye...’ten olan çocukları ...,...,ve davacı ..., ...’dan olma çocukları davalılar ..., ve ...,’ün mirasçı olarak kaldığı, dava konusu 714 ada 2 parsel sayılı taşınmazda bulunan 12 nolu bağımsız bölümün 2/8 payı mirasbırakan adına kayıtlı iken 11.06.1991 tarihinde intifa hakkını üzerinde tutarak çıplak mülkiyetini eşit oranda davalılara satış suretiyle devrettiği, 03.05.1994 tarihli ölünceye kadar bakma akdi ile dava konusu 6482 parsel sayılı taşınmazı Hülya’ya, 6467 parsel sayılı taşınmazı ...’e, 327 parsel sayılı taşınmazın 12/100 payı ile 6490, 6454, 6489(yeni 5893 ada 1 parsel), 6488 parsel sayılı taşınmazlardaki 48/100 payını davalılara eşit olarak temlik ettiği, davalı ...’nın 6482 parsel sayılı taşınmazı 09.06.1994 tarihinde dava dışı ...’a, davalı ...’ün 6467 parsel sayılı taşınmazı 16.09.1994 tarihinde dava dışı Hüseyin Yıldıran’a devrettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince, mirasbırakanın davacıyı vasiyetname düzenlemek suretiyle mirasından ıskat ettiği ve malvarlığının önemli bir kısmını davalılara temlik ettiği, adına kayıtlı başka taşınmaz kalmadığı açık olup, dinlenen tanık beyanları ile anılan bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde temlikin mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı sonucuna varılmaktadır.
Ancak, asıl dava yönünden, davacı dava ve beyan dilekçelerinde, temyize cevap dilekçesinde açıkça talebinin saklı pay oranında iptal-tescil olduğunu belirtmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi gözetilmeksizin, talep aşılarak tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, dava konusu 6482 ve 6467 parsel sayılı taşınmazlar dava tarihinde önce dava dışı 3. kişilere devredilmiş olup, davada taraf olmayan kişilerin tapu kayıtlarının iptal edilerek davacı adına tesciline karar verilmesi de isabetsizdir.
Birleştirilen dava yönünden ise; davacı mirastan ıskatın iptalini talep etmiş olup, HMK’nın 297/2 maddesi uyarınca olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken değinilen husus üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru değildir.
Kabule göre; dava konusu 5893 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yerine maddi hata neticesinde 593 ada 1 parsel sayılı taşınmazda hakkımda hüküm tesisi de isabetsizdir.
Davalılar vekilinin değinilen yön itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 24.11.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 3.050.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2017/13279 E., 2017/10560 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin TMK 510-512 maddesi uyarınca vasiyetnamenin iptali, mümkün olmaması halinde tenkis talebine ilişkin olup, karar taraflarca her iki talep bakımından da temyiz konusu yapılmıştır.
3. Hukuk Dairesi 2017/13279 E. , 2017/10560 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin TMK 510-512 maddesi uyarınca vasiyetnamenin iptali, mümkün olmaması halinde tenkis talebine ilişkin olup, karar taraflarca her iki talep bakımından da temyiz konusu yapılmıştır.
Davanın niteliğine göre, inceleme görevi Yargıtay 14. Hukuk Dairesinindir. Bu itibarla dosyanın gerekli inceleme yapılmak üzere Yüksek 14. Hukuk Dairesine gönderilmesine 20.06.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2008/17637 E., 2010/3210 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varPendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
koyduğu iradesinin korunması, başka bir ifade ile ölenin son arzusuna tasarruf nisabı dahilinde kalan kısım için geçerlilik tanınması, bunun dışında kalan bölüm (saklı pay) ile sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken (TMK.md.512/2) tasarrufun tümünün iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Hukuk Dairesi 2008/17637 E. , 2010/3210 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Pendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :19.06.2008
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan 23.02.2010 günü temyiz eden davalılar vekili ... ile davalı ... Ve karşı taraf davacı vekilleri ... ve ... geldi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Mirasbırakan, vasiyetnamesinde mirasçılıktan çıkarma sebebini göstermiştir. Sebebin varlığı ıspat edilmemiştir. Mahkemece de mirasçılıktan çıkarma nedenlerinin gerçekleşmediği kabul edilmiştir. Bu durumda çıkarma nedeni bulunmasa da, mirasbırakanın tasarruf nisabı için ortaya koyduğu iradesinin korunması, başka bir ifade ile ölenin son arzusuna tasarruf nisabı dahilinde kalan kısım için geçerlilik tanınması, bunun dışında kalan bölüm (saklı pay) ile sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken (TMK.md.512/2) tasarrufun tümünün iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, duruşma için taktir olunan 750.00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.23.02.2010 (Salı)
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Mirasbırakan (M), vasiyetnamesinde oğlu (O)'yu mirasçılıktan çıkardığını belirtmiş ancak buna ilişkin herhangi bir gerekçe sunmamıştır.
Bu işlemin geçerliliği ve sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Mirasbırakanın beyanı yeterlidir, sebep gösterilmesi zorunlu değildir.
B) Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir.
C) Sebep belirtilmese dahi oğlu (O) hiçbir şekilde mirastan pay alamaz.
D) Mirasçılıktan çıkarma her durumda mutlak butlan ile batıldır.
E) Sebebin gösterilmemesi durumunda miras doğrudan Devlete geçer.
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.