Türk Medeni Kanunu 595. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 595- Mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamesinin, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hâkimine teslim edilmesi zorunludur.
Vasiyetnameyi düzenleyen veya muhafaza eden görevli ya da mirasbırakanın arzusu üzerine saklayan veya başka surette ele geçiren ya da ölenin eşyası arasında bulan kimse, ölümü öğrenir öğrenmez teslim görevini yerine getirmekle yükümlüdür; aksi takdirde bu yüzden doğacak zarardan sorumludur.
Sulh hâkimi, teslim edilen vasiyetnameyi derhâl inceler, gerekli koruma önlemlerini alır; olanak varsa ilgilileri dinleyerek terekenin yasal mirasçılara geçici olarak teslimine veya resmen yönetilmesine karar verir.
II. Vasiyetnamenin açılması
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
5 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2017/12553 E., 2019/1218 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TMK'nun 595.maddesi gereğince;
3. Hukuk Dairesi 2017/12553 E. , 2019/1218 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptal tescil (vasiyetnamenin tenfizi) davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın davalılar... yönünden karar verilmeye yer olmadığına, davalı ..., ... yönünden reddine, davalılar ...,... yönünden kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davada, muris ... Dere tarafından noterde düzenlenen 20.07.1977 tarih ve 977/2774 sayılı vasiyetnamenin tenfizi talep edilmiştir.
Mahkemece; bir kısım davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına,bir kısım davalılar yönünden reddine,bir kısım davalılar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiş,hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK'nun 595.maddesi gereğince; mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hakimine teslimi zorunlu olup, vasiyetname teslimden başlayarak bir ay içinde açılır ve ilgililere okunur. Vasiyetname usulünce açılıp, okunma kararının kesinleşmesinden sonra vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Vasiyetnamenin iptali davasında öncelikle dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı araştırılarak vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihli şerhini içerir onaylı sureti getirtilerek, dosya içine konulması gerekir.
Somut olayda; muris ... Dere'ye ait 20.07.1977 tarihli vasiyetnameye ilişkin, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1992/136 E.-1992/184 K. sayılı dosyası ile söz konusu vasiyetnamenin açılmasına karar verilmiş ise,dosyada kesinleşme şerhinin bulunmadığı anlaşılmakla bu hali ile açılma dosyası derdest dava hükmündedir.
O halde mahkemece, vasiyetnamenin açılması dosyasının kesinleştirilmesinin yapılabilmesi için dosyanın mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 18.02.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
3. Hukuk Dairesi, 2015/1878 E., 2016/413 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
TMK'nun 595.maddesi gereğince;
3. Hukuk Dairesi 2015/1878 E. , 2016/413 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali ve tenkis davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davada, muris ... tarafından noterde düzenlenen 26.02.1995 tarih ve 592 sayılı vasiyetnamenin iptali talep edilmiştir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
TMK'nun 595.maddesi gereğince; mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hakimine teslimi zorunlu olup, vasiyetname teslimden başlayarak bir ay içinde açılır ve ilgililere okunur. Vasiyetname usulünce açılıp, okunma kararının kesinleşmesinden sonra vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Vasiyetnamenin iptali davasında öncelikle dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı araştırılarak vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihli şerhini içerir onaylı sureti getirtilerek, dosya içine konulması gerekir.
Somut olayda; ... tarafından noterde düzenlenen 26.02.1995 tarih ve 592 sayılı vasiyetnameye ilişkin, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/50E sayılı, vasiyetnamenin açılması dosyasının dava tarihinde derdest olduğu anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece; vasiyetnamenin açılması dosyasının kesinleşmesi bekletici mesele yapılarak, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihli şerhini içerir onaylı sureti ilgili mahkemeden getirtildikten sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususa dikkat edilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2015/13412 E., 2015/16727 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSKENDERUN 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
TMK'nun 595.maddesi gereğince;
3. Hukuk Dairesi 2015/13412 E. , 2015/16727 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSKENDERUN 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/02/2014
NUMARASI : 2012/359-2014/136
Taraflar arasında görülen vasiyetnamenin tenfizi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili ile davalı S.. S.. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin murisi S.S.'ın, İskenderun ........ Noterliğince düzenlenen 05.07.1999 tarih ve ........ yevmiye numaralı vasiyetnamesi ile İskenderun İlçesi Alakop Köyü 393 parsel numaralı taşınmaz üzerinde bulunan 130,00 metrekarelik birinci katta yer alan daireyi ve buna isabet eden arsa payının tamamını müvekkili davacıya vasiyet ettiğini; işbu vasiyetnamenin, İskenderun Sulh Hukuk Mahkemesince açılıp mirasçılara okunduğunu ve bu suretle kesinlik kazandığını belirterek, dava konusu vasiyetnamenin tenfizi ile ......... İlçesi ...... Köyü ......... parsel numaralı taşınmazın 140,00 metrekarelik kısmının tapusunun iptali ve davacı adına tesciline ve bu taşınmaz üzerinde bulunan binanın birinci katında yer alan 140,00 metrekarelik dairenin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı A.. S.., cevap dilekçesinde; davayı kabul ettiğini belirtmiştir.
Davalı S.. S.. vekili, cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, ayrıca İskenderun Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/743-E. Sayılı dosyası ile vasiyetnamenin açılıp okunduğunu, davacının da diğer mirasçılarla birlikte vasiyetnameden bu suretle haberdar olduğunu ve vasiyetname içeriğine herhangi bir itirazda bulunmadığını, böylece vasiyetnamenin kesinleştiğini, bu aşamadan sonra davacının bu vasiyetnameye dayalı olarak talepte bulunmasının hukuken imkansız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, dava konusu vasiyetnamenin kısmen tenfizine, Hatay İli, ........... ilçesi ........... köyü, ........... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan Fen bilirkişinin 02/05/2013 tarihli raporunda E1 ile gösterilen 2 katlı binanan zemin üzeri 2. Katın bulunduğu brüt 140 m2 kullanım alanlı yerin davacıya ait olduğunun tespitine, vasiyetnamenin tapuya tesciline, davacının dava konusu taşınmazın 140,00 metrekarelik kısmının davacı adına tescili isteminin ise reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı S.. S.. vekillerince temyiz edilmiştir.
TMK'nun 595.maddesi gereğince; mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hakimine teslimi zorunlu olup, vasiyetname teslimden başlayarak bir ay içinde açılır ve ilgililere okunur. Vasiyetname usulünce açılıp, okunma kararının kesinleşmesinden sonra vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar.
Vasiyetnamenin iptali davasında öncelikle dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı araştırılarak vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihli şerhini içerir onaylı sureti getirtilerek, dosya içine konulması gerekir. Yine vasiyetnamenin yerine getirilebilmesi (tenfizi) için ise her şeyden önce vasiyetnamenin açıldığının ve iptali için yasada öngörülen sürenin geçtiğinin belirlenmesi gerekir.
Somut olayda ise; dava konusu vasiyetname, İskenderun Sulh Hukuk Hakimliği'nin 2006/743 esas, 2006/1128 karar sayılı ilamı ile açılıp okunmuş ise de hüküm taraflara tebliğ edilmemiş olup bu hali ile vasiyetnamenin açılması dosyası henüz derdest dava hükmündedir ve kesinleşmemiştir.
O halde mahkemece; vasiyetnamenin açılması dosyasının kesinleşmesi bekletici mesele yapılarak, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihi şerhini içerir onaylı sureti ilgili mahkemeden getirtildikten sonra, mirasçılar tarafından yasal süre içerisinde iptal davası açılıp açılmadığı da belirlenerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2015/15035 E., 2015/18269 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBOLU 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
TMK'nun 595.maddesi gereğince;
3. Hukuk Dairesi 2015/15035 E. , 2015/18269 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : BOLU 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/02/2015
NUMARASI : 2015/9-2015/51
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davada, muris Naciye tarafından noterde düzenlenen 31.10.1995 tarih ve 23245 sayılı vasiyetname ile 29.07.1997 tarih ve 15162 sayılı vasiyetnamenin iptali talep edilmiştir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK'nun 595.maddesi gereğince; mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hakimine teslimi zorunlu olup, vasiyetname teslimden başlayarak bir ay içinde açılır ve ilgililere okunur. Vasiyetname usulünce açılıp, okunma kararının kesinleşmesinden sonra vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Vasiyetnamenin iptali davasında öncelikle dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı araştırılarak vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihli şerhini içerir onaylı sureti getirtilerek, dosya içine konulması gerekir.
Somut olayda; Naciye tarafından noterde düzenlenen 31.10.1995 tarih ve 23245 sayılı vasiyetname ile 29.07.1997 tarih ve 15162 sayılı vasiyetnameye ilişkin, Bolu 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/958E sayılı, vasiyetnamenin açılması dosyasının dava tarihinde derdest olduğu anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece; vasiyetnamenin açılması dosyasının kesinleşmesi bekletici mesele yapılarak, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihli şerhini içerir onaylı sureti ilgili mahkemeden getirtildikten sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususa dikkat edilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 595 ]
Hukuk Genel Kurulu 2008/21-235 E., 2008/248 K.
Hukuk Genel Kurulu 2008/21-235 E., 2008/248 K.
- MİRAS BIRAKANIN ÖLÜMÜ
- ÖLÜM AYLIĞI
- SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 595 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 599 ]
- 506 S. SOSYAL SİGORTALAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 68 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki "itirazın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Aydın Birinci İş Mahkemesî)'nce davanın reddine dair verilen 31.05.2006 gün ve 521-259 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Yirmibirinci Hukuk Dairesi'nin 07.06.2007 gün ve 12740-9318 sayılı ilamı ile, (...Davacı SSK, davalılar murisi Adem'e sağlığında eşi Fatma'dan dolayı ölüm aylığı bağlandığını, Adem'in 29.05.1996 tarihinde yeniden evlenmesi nedeniyle eski eşi Fatma'dan bağlanan aylığının kesilmesi gerektiğini, 11.07.1997 tarihinde yeniden boşanmış ise de yeniden aylık talebinde bulunmadığını ileri sürerek 23.06.1996-24.12.2003 yersiz ödenen aylıklar ile ilgili icra takibine yönelik davalıların itirazlarının iptali ile %40 icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirttiği şekilde ölüm geliri ödemeleri terekeye dahil olmadığından isteğin reddine karar vermiştir.
Davacılar murisine eşinden dolayı bağlanan ölüm aylığının 506 sayılı Yasa'nın 68/V maddesine göre yeniden evlenmesi halinde kesileceği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, murisin yersiz olarak aldığı bu aylıkların mirasçılardan talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan Tük Medeni Kanunu'nun ölüm tarihinde yürürlükte bulunan 539. maddesine göre; mirasçılar mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumludurlar.
Medeni Kanun'un 545. maddesi uyarınca "müteveffanın vefatı anında terekenin borca müstegrak olduğu şayi veya sabit olmuşsa miras reddedilmiş olur." Şayet mirasın açıldığı sırada terekenin pasifi aktifinden fazla ise tereke borca batık sayılır. Diğer yönden borca batıklığın tespiti dava yoluyla istenebileceği gibi açılmış bir davada itiraz olarak da ileri sürülebilir. Somut olayda, davalıların bu nitelikte def'ilerî bulunmamaktadır.
Davacılar murisinin evlenme tarihinden boşandığı 11.07.1997 tarihine kadar yersiz aldığı aylıklar nedeniyle SSK'ya borçlu bulunduğu ve bu borcun terekeye dahil olduğu gözardı edilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Uyuşmazlık; sigortalı ilk eşin ölümü nedeniyle davalılar murisine bağlanan, yeniden evlenmesine karşın alınmaya devam edilen ölüm aylıkları dolayısıyla oluşan Kurum zararının (alacağının) terekeye dahil olup olmadığı; diğer bir ifadeyle, davalı mirasçıların, mirasbırakanın sebepsiz zenginleşmesinden sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 599. maddesi uyarınca; "Mirasçılar, mirasbırakanın Ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar ... mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar..."
Kural olarak, bir kimsenin ölümü ile malvarlığının bir bütün olarak mirasçılarına geçmesini ifade eden külli halefiyet gereğince, mirasbırakanın kişisel özelliklerinin ağır bastığı, düşünsel ve bedeni özellik ve yetenekleri gözönünde bulundurularak yapılmış, borcun bizzat mirasbırakan tarafından yerine getirilmesi gereken şahsi edim borçları dışında, malvarlığından ifa durumunda olunan maddi edim borçları mirasçılara intikal eder.
Mirasbırakanın borçları, ölümünden önce yaptığı hukuki işlemlerden, işlediği haksız fiillerden, malvarlığında meydana gelen sebepsiz zenginleşmeden ve ölüm anına kadar oluşan birtakım olgular nedeniyle doğrudan doğruya kanundan doğabilir.
Mirasçıların sorumluluğu bakımından borcun kaynağı Önemli değildir. Bu sorumluluk, mirasın kesin olarak kazanılması ile başlar, borcun esası ile sınırlı olmayıp, işlemiş ve işleyecek faizlerini de kapsar.
Takibe konu alacak, mirasbırakanın sebepsiz zenginleşmesinden kaynaklanmakta olup, ölümünden sonra mirasçılarına karşı ileri sürülmesinde yasaca bir engel bulunmamaktadır; mirasbırakanın malvarlığına ve terekesine dahildir.
Sebepsiz zenginleşen kişi, malvarlığında sebepsiz yere meydana gelen artışı iade ile yükümlüdür. İade yükümlülüğünün konusu ve kapsamı ise BK 63. maddede hükme bağlanmıştır. Bu maddeye göre; "Haksız olarak bir şeyi istifa eden kimse, onun istirdadı zamanında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği miktar nispetinde red ve iade ile mükellef değildir.
Şu kadar ki kabız, o şeyi suiniyet ile elden çıkarmış yahut onu elden çıkarır iken bilahare red ve iadeye mecbur olacağına vâkıf bulunmuş olursa red ve iadeye mecburdur."
Görüldüğü gibi, maddede, iade borcu zenginleşen kişinin iyi veya kötüniyetli olmasına göre farklı şekilde ele alınmıştır.
Haklı bir sebebe dayanmaksızın zenginleşen kimse kötüniyetli ise iade borcu zenginleşmenin tamamını kapsar. Diğer bir ifadeyle, kötüniyet halinde iade borcu, geri verme zamanındaki zenginleşme miktarıyla sınırlı değildir. Anılan maddeye göre, sebepsiz zenginleşen kimse o şeyi kötüniyetle elden çıkarmış veya onu elden çıkarırken sonradan geri vermek zorunda kalacağını bilmek durumunda ise, iadeyle yükümlüdür. Zenginleşmeyi iade edeceğini ve dolayısıyla zenginleşmenin haklı bir sebebe dayanmadığını bilen veya gerekli özeni gösterdiği takdirde bilebilecek durumda olan kişi, kötüniyetli zenginleşen konumundadır.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 68. maddesinin (I/A) bendinde; ölen sigortalının dul eşine ölüm aylığı bağlanacağı, (V). bendinde ise; sigortalının dul eşinin yeniden evlenmesi halinde aylığının kesileceği, aylığın kesilmesine yol açan evlenme son bulunca aylığın yeniden bağlanacağı hüküm altına alınmıştır. Mirasbırakan, zenginleşmenin haklı bir sebebe dayanmadığını, geri vermekle yükümlü olduğunu bilecek durumdadır. Dolayısıyla, iade borcu zenginleşmenin tamamını kapsamaktadır.
Yukarıda belirtilen maddi ve yasal olgular dikkate alındığında. Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nın 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 12.03.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Vasiyetnamenin açılması usulü ile ilgili olarak; mirasbırakanın ölümünden sonra vasiyetnamenin teslim edileceği makam ve izlenecek yol hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Vasiyetname, mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi tarafından, tesliminden itibaren yaklaşık 1 ay içinde açılır ve ilgililere okunur.
B) Vasiyetname sadece mirasçıların tamamı noter huzurunda toplandığında açılabilir.
C) Vasiyetnamenin açılması için mirasın açılmasından itibaren en az 5 yıl geçmesi zorunludur.
D) El yazılı vasiyetnameler, resmi bir belge olmadıkları için mahkemece açılmasına gerek duyulmaz.
E) Vasiyetnameyi elinde bulunduran kişi, mirasbırakanın ölümünü öğrendiğinde bu belgeyi doğrudan vergi dairesine teslim etmelidir.