4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 691

Türk Medeni Kanunu 691. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 691- İşletme usulünün veya tarım türünün değiştirilmesi, adî kiraya veya ürün kirasına ilişkin sözleşmelerin yapılması veya feshi, toprağın ıslahı gibi önemli yönetim işleri için pay ve paydaş çoğunluğuyla karar verilmesi gerekir. Olağan yönetim sınırlarını aşan ve paylı malın değerinin veya yarar sağlamaya elverişliliğinin korunması için gerekli bakım, onarım ve yapı işlerinde de aynı çoğunluk aranır. Pay ve paydaşların eşitliği hâlinde hâkim, paydaşlardan birinin istemi üzerine bütün paydaşların menfaatini gözeterek hakkaniyete uygun bir karar verir; gerekli gördüğü işlerin yapılması için paydaşlar arasından veya dışarıdan bir kayyım atayabilir. d. Olağanüstü yönetim işleri ve tasarruflar

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

9 karar eşleşti
1. Hukuk Dairesi, 2010/13023 E., 2010/13804 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varPENDİK 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Davacılar, 5 parsel sayılı taşınmazın toplam ½ pay maliki olduklarını, Türk Medeni Kanununun 691. maddesi gereğince önemli yönetim işlerinden olan kiraya verme işlemi için pay ve paydaş çoğunluğu gerektiğini, aralarında kira sözleşmesi bulunmayan davalıya taşınmazı boşaltması için ihtar çektikleri halde, davalının taşınmazı boşaltmadığını ile
1. Hukuk Dairesi         2010/13023 E.  ,  2010/13804 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : PENDİK 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/09/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, 5 parsel sayılı taşınmazın toplam  ½ pay maliki olduklarını, Türk Medeni Kanununun 691. maddesi gereğince önemli yönetim işlerinden olan kiraya verme işlemi için pay ve paydaş çoğunluğu gerektiğini, aralarında kira sözleşmesi bulunmayan davalıya taşınmazı boşaltması için ihtar çektikleri halde, davalının taşınmazı boşaltmadığını  ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil  istemişlerdir. Davalı, taşınmazı en son 01.09.2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile maliklerden olan dava dışı Hikmet Sözbir'den kiraladığını, işgalinin haksız olmaması sebebi ile ecrimisile de hükmedilemeyeceğini, kaldı ki taşınmazın bahçesini davacıların otopark olarak  çalıştırdıklarını  belirtip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar  verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi   raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davalının kiracılık savunmasına değer verilerek, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu, davacıların taşınmazda toplam ½ pay sahibi oldukları, davalının taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı ve taşınmazı, ¼ pay sahibi olan dava dışı paydaş Hikmet'ten kiralamak sureti ile kullandığı anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki; Türk Medeni Kanunun 691. maddesi hükmü uyarınca, geçerli bir kira aktinin varlığının kabul edilebilmesi için, aktin, pay ve paydaş çoğunlunca gerçekleştirilmesi zorunludur. Somut olaya bu kural çerçevesinde bakıldığında, davalının kiracılık savunmasına ilişkin dayanağı sözleşmenin pay ve paydaş çoğunluğunca gerçekleştirilmediği bu nedenle davacıları bağlamayacağı açıktır. Kaldı ki; böylesi bir sözleşmeye Borçlar Kanununun 38. maddesi hükmü uyarınca  icazet verildiği de iddia ve ispat edilmiş değildir. Öyleyse; davacıları bağlayıcı nitelikte bir kira ilişkisinin bulunmadığı gözetilerek, belirlenecek ecrimisille birlikte davanın kabul edilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle  HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,  22.12.2010  tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- PAYLI MÜLKİYET**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 691 ]
14. Hukuk Dairesi 2008/2641 E., 2008/4238 K. 14. Hukuk Dairesi 2008/2641 E., 2008/4238 K. - KOMŞU HAKKI - PAYLI MÜLKİYET- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 691 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 737 ] "İçtihat Metni" Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.08.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 1294 ve 1296 parsel sayılı taşınmazların maliki RA'dan kiraladığını, davalının 1463 parselde kavak ağacı yetiştirdiğini, ağaçların 1294 ve 1296 parsellerde yetiştirdiği mısır bitkisini gölgelediğini, meydana çıkan zararın ağaçların kesilmesi suretiyle ortadan kaldırılmasını istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde; zarar saptandığından 1463 parseldeki 71 adet kavak ağacının kesilerek kal'i suretiyle istem hüküm altına alınmıştır. Hükmü, davalı temyiz etmiştir. Davada ürün kirası ilişkisine dayanılmıştır. Kira ilişkisi sahibine şahsi hak kazandırır. Bu özelliği nedeniyle de şahsi hak sözleşmenin karşı tarafına ileri sürülebilir. Gerçekten, 1294 ve 1296 parseller tapuda dava dışı kişiler adına paylı mülkiyet rejimine tabi olarak kayıtlıdır. Davacının kiralayan olarak ismini bildirdiği Remzi Ay taşınmazda 3/9 pay sahibidir. Diğer paylar ise, başka kişiler adınadır. Türk Medeni Kanunu'nun 691. maddesi hükmünce taşınmazın işletme usulünün veya tarım türünün değiştirilmesi adi kiraya veya ürün kirasına ilişkin sözleşmelerin yapılması veya feshi, toprağın ıslahı gibi önemli yönetim işleri için pay ve paydaş çoğunluğunun karar vermesi gerekir. Kısaca söylemek gerekirse paydaşlardan RA'la olan kira ilişkisinin varlığı kanıtlansa dahi bu kişi taşınmazı pay ve paydaş çoğunluğu olmaksızın davacıya kiraya veremez. Davacı, geçersiz olan sözleşmeye dayanarak Türk Medeni Kanunu'nun 737. maddesinin korumasından yararlanamayacağından davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi yerine istemin esasının incelenerek yazılı olduğu şekilde hükme bağlanması doğru değildir. Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 28.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2017/2188 E., 2021/1667 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Paydaşların malı nasıl yönetecekleri hususu TMK’nın 690 ila 692. maddeler arasında düzenlenmiştir.
Hukuk Genel Kurulu         2017/2188 E.  ,  2021/1667 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “maddi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı dava dilekçesinde ve dilekçenin açıklanmasına yönelik 23.12.2011 tarihli celse verdiği beyanında; dava konusu müşterek mülkiyete konu olan 724 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın kendisine ve davalılara miras olarak kaldığını, bu yeri 1995 yılında 15.000 USD harcayıp restore ederek kullanmaya başladığını, bu kullanıma o tarihte sağ olan babası ile davalı ...’in babasının karşı çıkmadığını ve herkesin rıza gösterdiğini, 2000 yılında soğuk hava deposuna çevrilen yeri aralarındaki anlaşmaya göre 2015 yılına kadar kendisinin kullanılacağının kararlaştırılmasına rağmen izinsiz girilerek binaya ve eşyalarına zarar verildiğini, eylem nedeniyle Akçakoca Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/1486 soruşturma numaralı dosyasının bulunduğunu ileri sürerek 35.000TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; olayla bir ilgisinin bulunmadığını, iddiaları kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 6. Uyulan ilk bozma kararı gereği dava dilekçesi ile birlikte ekli belgeler kendisine tebliğ edilen davalı ... duruşmadaki beyanında; dava konusu taşınmazın ve üzerindeki barakanın miras yolu ile Sabri, Bahadır ve kendisine kaldığını, barakayı yeğenlerine kullanmaları amacıyla verdiklerini, davayı kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemenin Birinci Kararı: 7. Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.01.2013 tarihli ve 2011/463 E., 2013/50 K. sayılı kararı ile; davacı haksız fiile dayandığından davanın haksız fiili yapana karşı açılması gerektiği, davacı tanıklarının görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı, davalı tanıklarından ...’un da dava dilekçesinde yer alan tadilat işlemlerini bizzat kendisinin gerçekleştirdiğini beyan ettiği, davacının, söz konusu haksız fiili davalının yaptığını ispatlayamadığı gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı: 8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı (asıl) temyiz isteminde bulunmuştur. 9. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 19.03.2014 tarihli ve 2013/8155 E., 2014/4655 K. sayılı kararı ile; “…Davacı tarafından mahkemeye verilen 29/09/2011 günlü dava dilekçesinde ... ve ... davalı olarak gösterilmiştir. Mahkemece sadece davalı ... Mutioğluna dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilip, bu kişi ile ilgili yargılama yapılarak karar verilmiş, kararda diğer davalı ...'nun adı yazılmamıştır. Mahkemece davanın iki kişiye karşı açıldığı gözetilmeden tek bir kişiye karşı açılmış gibi kabul edilerek karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Mahkemenin İkinci Kararı: 10. Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.01.2015 tarihli ve 2014/255 E., 2015/16 K. sayılı kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılamada önceki gerekçeye ilave olarak bozma kararında değinilmediğinden davacı tarafın yeniden keşif yapılması yönündeki talebinin reddedildiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı: 11. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 12. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.11.2015 tarihli ve 2015/13239 E., 2015/13222 K. sayılı kararı ile; “…1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının davalı ...'na yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir. 2- Davacının davalı ...'na yönelik temyiz itirazlarına gelince; … Dosyadaki bilgi ve belgelerden, tarafların müştereken malik bulundukları taşınmazda ahşap yığma bina şeklinde yapılan iki bölmeli depoyu diğer hissedarların rızası ile davacının 2005 yılına kadar işyeri olarak kullandığı, 2005 yılından 2010 yılına kadar boş kaldığı, 2010 yılında taşınmazda diğer maliklerin rızası alınmadan tadilata başlanması ve taşınmaza bitişik hazine arazisine kazıkların çakılması üzerine Akçakoca Kaymakamlığı İdare Kurulu Bürosu'nun 04/10/2010 gün ve 2010/06 sayılı kararı ile davalı ...'nun hazineye ait taşınmaza tecavüzünün men'ine karar verildiği, davalı ...'nun idari tahkikat sırasında dava konusu taşınmazda emlakçı bürosu açmak için tadilata başladığına ilişkin beyanda bulunduğu, izinsiz yapılan tadilat nedeniyle 12/10/2010 tarihinde il özel idaresi tarafından yapı tatil tutanağı düzenlendiği anlaşılmaktadır. Paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi veya paylı malın tamamı üzerinde tasarruf işlemlerin yapılması, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bütün paydaşların kabulüne bağlıdır (TMK m. 692/1). Dava konusu somut olayda, davalı ...'nun müşterek mülkiyete konu taşınmazda emlak bürosu açmak için diğer maliklerin rızasını almadan tadilat işlemlerine başladığı ve taşınmazın mevcut çatısını yıkmış olduğu sabittir. Yıkılan çatı nedeniyle davacı babasının payından dolayı miras hissesi oranında zarara uğramıştır. Davacının, taşınmaza verilen zararının ve diğer zararlarının kapsamının belirlenerek hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 13. Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.04.2016 tarihli ve 2016/65 E., 2016/209 K. sayılı kararı ile; davacılar tanığı ...'un beyanına göre davaya konu taşınmaz üzerindeki yapının yıllardır atıl durumda bulunması nedeniyle burayı kendisine kiraya vermesi hususunda dayısı olan davalı ...'dan talepte bulunduğu, davalı ...'in kendisinden yaşça büyük olan paydaş amcası, diğer davalı ...'na tanık ...'un talebini ilettiği ve talebe her iki davalının da rıza gösterdikleri görüldüğünden davaya konu taşınmaza 1/4 pay ile malik olan Bahadır Mutioğlu'nun olay tarihinde hayatta olmaması, ölü paydaş Bahadır Mutioğlu'nun mirasçılarından kızı Melahat Koç’un (Mutioğlu) da olay tarihinde hayatta olmaması nedeniyle, ölü mirasçı Melahat Koç’un (Mutioğlu) yasal mirasçısı tanık ...'un taşınmazdan faydalanmak amacıyla diğer paydaşlar olan davalılardan izin alması ve davalıların paydaş olarak yapı değişikliğine izin vermeleri nedeniyle davalıları -şayet meydana gelen herhangi bir zarar mevcut ise- bu zararlardan sorumlu tutmanın hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağı, zira davaya konu taşınmaz üzerindeki yapının çatısını bizzat yıktığını ve yapıyı kendisinin kullanacağını beyan eden tanık ...'un, tüm paydaşların değil yalnızca davalıların muvafakatini aldığı, tanığın da ölü paydaş Bahadır Mutioğlu'nun hayattaki yasal mirasçısı olması nedeniyle sorumluluğun kendisine ait olduğu, davanın tanık olarak dinlenen ...'a karşı açılmasının gerektiği, tanık ... beyanlarının davalılar beyanları ile davalı tanık beyanları ile de örtüştüğü, davacı tanıklarının ise görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı, davacı ile tanıklarının davalılar ile aralarında husumet bulunduğu, davacının husumeti dava dilekçesine de yansıttığı anlaşılmakla; davalı ...'nun sadece 24.09.2010 tarihli idari tahkikat tutanağında olayı kendisi yapmış gibi anlatarak tanık ...'tan bahsetmemesinin gerçeği değiştirmeyeceği, zira yargılamanın her aşamasında davalılar ile davalı tanıklarının alınan beyanlarının birbirleri ile örtüştüğü, idari işleme dayalı 24.09.2010 tarihli tutanağın yargılama faaliyetleri üzerinde tutulmasının hukukun üstünlüğünü zedeleyeceği, kaldı ki tanık ...'un kendisine husumet yöneltilerek dava açılmasına sebebiyet verecek nitelikte beyanda bulunmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 14. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 15. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; müşterek mülkiyete konu olan taşınmaz üzerindeki binada ve üzerindeki taşınmazda davalı ...’in davacıya yönelik olarak haksız eylemde bulunduğunun ispatlanıp ispatlanamadığı ve buradan varılacak sonuca göre davacının maddi zararının kapsamı belirlenip sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplamaktadır. III. GEREKÇE 16. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili yasal mevzuatın ve ilgili kavramların irdelenmesinde fayda bulunmaktadır. 17. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 688. maddesinde paylı (müşterek) mülkiyet; birden çok kimsenin maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belirli paylarla malik olmaları biçiminde ifade edilmiştir. Bu tanıma göre paylı mülkiyetin söz konusu olabilmesi için birden fazla kişinin bir mala paylı malik bulunması ve bu malın malikleri arasında maddi olarak paylaşılmamış olması gerekir. Paylı mülkiyette, mülkiyet hakkına sahip birden ziyade kişi olmasına rağmen, belirlilik ilkesi gereğince eşya üzerinde tek bir mülkiyet hakkı mevcut bulunur. Eşya üzerindeki bu tek mülkiyet hakkı malikler arasında paylı mülkiyet birliği meydana getirir. Her paydaş mülkiyet hakkının belirli bir payına sahip olur. Paylı mülkiyet hukukî işlem, yetkili idari makamın işlemi, mahkeme kararı veya Kanun gereği meydana gelir. 18. Paydaşların malı nasıl yönetecekleri hususu TMK’nın 690 ila 692. maddeler arasında düzenlenmiştir. “Olağanüstü yönetim işleri ve tasarruflar” başlıklı 692 maddenin 1. fıkrasına göre; paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi veya paylı malın tamamı üzerinde tasarruf işlemlerinin yapılması, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bütün paydaşların kabulüne bağlıdır. 19. Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; tarafların müştereken malik bulundukları taşınmazda ahşap yığma bina şeklinde yapılan iki bölmeli depoyu diğer hissedarların rızası ile davacının 2005 yılına kadar işyeri olarak kullandığı, yapının 2005 yılından 2010 yılına kadar boş kaldığı, taşınmazın kullanılabilmesi için 2010 yılında diğer maliklerin rızası alınmadan şikâyet edilen hissedarlardan ... ve ... tarafından çatı sökülmek suretiyle tadilata başlanması ve taşınmaza bitişik hazine arazisine kazıkların çakılması üzerine Akçakoca Kaymakamlığı İdare Kurulu Bürosunun 04.10.2010 tarihli ve 2010/06 sayılı kararı ile müdahele edilen hazineye ait taşınmaza tecavüzünün men'ine, taşınmazda üstün hak iddiasında bulunan tarafların görevli mahkemeye müracaat haklarının olduğuna karar verildiği, davalı ...'nun idari tahkikat sırasında dava konusu taşınmazda emlak bürosu açmak için tadilata başladığına ilişkin beyanda bulunduğu, izinsiz yapılan tadilat nedeniyle 12.10.2010 tarihinde il özel idaresi tarafından yapı tatil tutanağı düzenlendiği anlaşılmaktadır. Söz konusu kararlar ile tüm dosya kapsamından davalı ...'nun müşterek mülkiyete konu taşınmazda emlak bürosu açmak için diğer maliklerin rızasını almadan tadilat işlemlerine başladığı ve taşınmazın mevcut çatısını yıktığı, yıkılan çatı nedeniyle davacının babasının payından dolayı miras hissesi oranında zarara uğradığı sabit olduğundan, davacının taşınmaza verilen zararının ve diğer zararlarının kapsamı belirlenerek hüküm altına alınması gerekmektedir. 20. Diğer taraftan her ne kadar dava tarihi “29.09.2011” olmasına rağmen, direnmeye esas gerekçeli kararın başlığında “24.02.2016” olarak hatalı gösterilmiş ise de, bu husus mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olup, esasa etkili olmadığından ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır. 21. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 22. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun'un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2010/4037 E., 2010/5051 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varALANYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
arasında bir kira sözleşmesi düzenlenmiş ise de, sözleşmenin düzenlendiği tarihte davalı S.’ın taşınmazdaki payı gözetildiğinde 26.05.1955 tarih, 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve Türk Medeni Kanununun 691. maddesi hükmü uyarınca pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmadan yapılan kira sözleşmesine değer verilmeyeceği de açıktır.
1. Hukuk Dairesi         2010/4037 E.  ,  2010/5051 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ALANYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/03/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, kayden paydaşı bulundukları 5 parsel sayılı taşınmazı davalıların haksız kullandıklarını, diğer paydaş davalı S.ın yeri davalı A.K.Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.ne kiraya vermek suretiyle çekişme yarattığını, pay ve paydaş çoğunluğunu içermeyen kira sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürüp elatmanın önlenmesine, yapıların yıkımına, kira sözleşmesinin iptaline ve çekişmenin giderilmesine karar verilmesini istemişler, yargılama sırasında davalı S. hakkındaki davalarından feragat etmişlerdir. Davalı S., dava konusu taşınmazda paydaş olup herhangi bir tasarrufunun bulunmadığını, diğer davalılar ile kira sözleşmesi yapmadığını, çekişmeli yerle babasının ilgilendiğini belirtip davanın reddini savunmuştur. Diğer davalılar, davayı kabul etmediklerini savunmuşlardır. Mahkemece, davalı S. aleyhine açılan davadan feragat edildiği, diğer davalıların taşınmazı yapılanmak suretiyle haksız kullandıkları, pay ve paydaş çoğunluğu içermeyen kira sözleşmesinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalılar A.U.ve A.K. Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla,duruşma günü olarak saptanan 22.12.2009 Salı günü saat 9.20 de daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi .raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, Yıldızhan tarafından çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kira sözleşmesinin iptali isteklerine ilişkin olarak açılmış, bilahare davalı S. hakkındaki davadan feragat edilmiş, birleşen dava ise, A. A.ve Y.tarafından aynı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkin olarak açılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 137 ada 5 parsel sayılı taşınmazın Y.A.ve S. Ö. adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı iken, davalı S.’ın payını birleşen davanın davacısı A.A.E.’e; asıl ve birleşen davanın davacısı Y.ın ise 2823/5000 payını dava dışı D. A.E.e satış yoluyla temlik ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı Y.’ın aktif dava ehliyetinin sona erdiği kuşkusuzdur. Öte yandan, her ne kadar davalılar S.ile A. K.Turizm İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında bir kira sözleşmesi düzenlenmiş ise de, sözleşmenin düzenlendiği tarihte davalı S.’ın taşınmazdaki payı gözetildiğinde 26.05.1955 tarih, 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve Türk Medeni Kanununun 691. maddesi hükmü uyarınca pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmadan yapılan kira sözleşmesine değer verilmeyeceği de açıktır. Hal böyle olunca; aktif dava ehliyeti kalmadığından asıl dava ile birleşen davanın davacısı Y.bakımından reddine, birleşen davanın sadece davacı A.A. bakımından kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Davalılar A.U.ve A. K.Turizm İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2009/7134 E., 2009/8445 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKÜÇÜKÇEKMECE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyet üzere olan bir şeyde geçerli bir kira sözleşmesinin kabul edilebilmesi için Türk Medeni Kanununun 691.maddesi ve 06.05.1955 tarih 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince aktin pay ve paydaş çoğunluğunca gerçekleştirilmesi zorunludur.
1. Hukuk Dairesi         2009/7134 E.  ,  2009/8445 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : KÜÇÜKÇEKMECE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/11/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden paydaşı olduğu  8067 parsel sayılı taşınmazda payına özgülenen bölüme davalıların haksız olarak müdahale ettiklerini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur. Davalı S... davaya yanıt vermemiş, diğer davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi   raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davalı S... hakkındaki davanın husumet nedeniyle, diğer davalılar hakkındaki elatmanın önlenmesi isteğinin esastan reddine, ecrimisil isteğinin kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 8067 parsel sayılı taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu, S...dışındaki davalılar ile davacının ve dava dışı kişilerin taşınmazda paydaş oldukları, taşınmazda yer alan kat irtifakı ve kat mülkiyeti  kurulmamış binadaki çekişmeye konu edilen 2 nolu daireyi davalılar K.. ve D..’in diğer davalı S..’a kiraladıkları ve bu sebeple S...’ın tasarruf ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekten de, çekişmeli taşınmaz üzerindeki binalar yönünden kat irtifakı veya kat mülkiyeti tesis edilmediği, paylı mülkiyet üzere olduğu, davalı S..’ın ise kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı sabittir. Öte yandan, çekişmeli taşınmazda tüm paydaşlar arasında harici bir taksim yapılmadığı gibi, yine tüm paydaşları kapsar şekilde taşınmazın tasarrufu bakımından fiili durumun yaratılmadığı da dosya kapsamı ile tartışmasızdır. Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyet üzere olan bir şeyde geçerli bir kira sözleşmesinin kabul edilebilmesi için Türk Medeni Kanununun 691.maddesi ve 06.05.1955 tarih 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince aktin pay ve paydaş çoğunluğunca gerçekleştirilmesi zorunludur. Oysa, çekişmeli 2 nolu  daire, paydaşlardan K.. ve D... tarafından diğer davalı S..’a kiraya verilmiştir. Öyle ise, geçerli bir kira akdinin varlığından söz edilemez. Anılan kira ilişkisine icazette verilmediğine göre, davacı bakımından bu kira sözleşmesinin hüküm ifade etmeyeceği de açıktır. Buna göre, davalılar Kaniye ve D...’in diğer davalı S...’la kira ilişkisi kurmaları, paydaş olan davacı bakımından muaraza çıkarmak anlamında değerlendirilmelidir. O halde, davalı S...’ın taşınmazda fuzuli şagil olmadığı söylenemez. Öyle ise, diğer davalılarla birlikte Serap’ın da haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisilden sorumlu tutulması ayrıca, 21.06.1944 tarih 13/24 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince  S...’ın mutlak olarak elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Davalı S...dışındaki tarafların temyiz itarazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.07.2009  tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Ali ve Burcu, babalarından miras kalan bir apartman dairesine 1/2'şer payla maliktir. Dairedeki kiracının sözleşme süresi dolmak üzereyken; Ali, mevcut piyasa rayicinin altında kalmaması için kira sözleşmesinin yenilenmesini, Burcu ise dairenin satılmasını planladığından sözleşmenin feshedilerek kiracının tahliye edilmesini istemektedir. Pay ve paydaş sayısındaki bu eşitlik nedeniyle, önemli bir yönetim işi olan kira sözleşmesinin akıbeti hakkında bir karara varılamamaktadır. Olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Kira sözleşmesinin feshi veya yenilenmesi paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi niteliğinde olduğundan, olağanüstü yönetim işi sayılır ve bu konuda karar alınabilmesi için paydaşların oybirliği şarttır.
B) Paydaşlar arasında noterlikçe onaylanmış ve tapuya şerh edilmiş bir yönetim anlaşması bulunmadığından, hâkimin kanunun genel hükümlerine müdahale ederek kayyım atama yetkisi bulunmamaktadır.
C) Ali'nin öncelikle ortaklığın giderilmesi davası açması gerekir; kayyım atanması ancak bu dava içerisinde, taşınmazın satışı veya paylaşımı gerçekleşene kadar yönetimi sağlamak amacıyla bir tedbir olarak talep edilebilir.
D) Paydaşlardan birinin istemi üzerine hâkim, bütün paydaşların menfaatini gözeterek hakkaniyete uygun bir karar verebilir ve gerekli gördüğü işlerin yapılması için paydaşlar arasından veya dışarıdan bir kayyım atayabilir.
E) Hâkim, paydaşlar arasındaki bu tür bir uyuşmazlıkta ancak TMK m. 693 uyarınca taşınmazın yararlanma ve kullanma şeklini belirleyebilir; yönetimsel bir kriz olan kira sözleşmesinin akıbetine karar vermek veya bu amaçla bir kayyım atamak yetkisi dışındadır.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol