Türk Medeni Kanunu 725. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 725- Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmazın bütünleyici parçası olur.
Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.
3. Üst hakkı
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
62 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2024/1103 E., 2024/2118 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
Uyuşmazlık; çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkin olup, davalı savunma yoluyla Türk Medeni Kanunu'nun 725 inci maddesi uyarınca taşkın bölüm bakımından temliken tescil isteminde bulunmuştur.
7. Hukuk Dairesi 2024/1103 E. , 2024/2118 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/47 E., 2023/590 K.
DAVA TARİHİ : 18.06.2007
KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve yıkım; davalı tarafça cevap dilekçesiyle ileri sürülen temliken tescil istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, temliken tescil isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ...; murisi...’a ait 2209 ada 13 parsel sayılı taşınmaza, komşu 5 parsel sayılı taşınmaz maliki olan davalının taşkın yapı yapmak suretiyle müdahalede bulunduğunu ileri sürerek; davalının çekişme konusu 13 parsel sayılı taşınmaza yönelik el atmasının önlenmesini ve taşkın kısmın yıkımını talep etmiş; çekişmeli taşınmazda elbirliği halinde malik olan diğer paydaşlar yargılama sırasında davaya muvafakat etmişler ve dahil edilmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı; dava konusu binanın kendisi tarafından yapılmadığını, 32 yıl önceki maliklerince inşaa edildiğini, öncelikle davanın reddedilmesi gerektiğini, öte yandan yıkım isteğinin binaya zarar vereceğini, bu nedenle tecavüzün saptanması halinde iyiniyetli olması nedeniyle tecavüzlü kısmın bedeli karşılığında adına tescilini, temliken tescil isteği olduğundan diğer paydaşların da davaya dahil edilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.12.2020 tarihli ve 2018/537 Esas, 2020/242 Karar sayılı kararıyla; davanın temliken tescil istemi yönünden kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 10.12.2020 tarihli ve 2018/537 Esas, 2020/242 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 26.04.2022 tarih ve 2021/4120 Esas, 2022/3153 Karar sayılı ilamında;
"...Savunma yolu ile temliken tescil isteyen davalı, dava konusu binanın kendisi tarafından yapılmadığını, 32 yıl önceki maliklerince inşaa edildiğini, yıkım isteğinin binaya zarar vereceğini ve iyiniyetli olduğunu ileri sürmüş ise de, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmediğini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine rağmen bilebilecek durumda olmadığını ispatlayamadığı, bu durumda iyiniyetin varlığı kabul edilemeyeceğinden TMK'nın 725 inci maddesindeki temliken tescil koşullarının gerçekleşmediği, elatmanın önlenmesini isteyen davacılara ait 13 parsel sayılı çaplı taşınmaza bina yapılmak suretiyle tecavüzde bulunulduğu anlaşıldığından, elatmanın önlenmesi ve kâl isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesinin doğru görülmediği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararında;
"...Savunma yolu ile temliken tescil isteyen davalının elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmediğini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine rağmen bilebilecek durumda olmadığını ispatlayamadığı, bu durumda iyiniyetin varlığı kabul edilemeyeceğinden TMK'nın 725 inci maddesindeki temliken tescil koşullarının gerçekleşmediği, davacıların davasında haklı olduğu kabul edilerek davalının temliken tescil talebinin reddi gerektiği; düzenlenen 12.03.2008 tarihli rapor ve krokide "B" harfi ile gösterilen ve kömürlük ve bahçe olarak el atıldığı tespit edilen 53.55 m2 kısmın yargılama sırasında kaldırıldığı, bu kısma yapılan müdahalenin son bulduğu, bu kısım yönünden davanın konusuz kaldığı, dosya kapsamına göre, davalının binası nedeniyle davacıların taşınmazının 47,30 m2'lik bölümüne yönelik müdahalenin devam ettiği ve davacıların davalarında haklı oldukları..." gerekçesiyle;
-Asıl davanın kısmen kabulüne;
-Dava konusu İstanbul ili, Pendik ilçesi, ... Mahallesi, 2209 ada 13 parselde kayıtlı taşınmazın fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 02.01.2012 tarihli rapor ve krokisinde yeşil renk ve "A" harfi ile gösterilen 47,30 m2lik bölümüne davalının elatmasının önlenmesine ve bu kısım içinde yer alan binanın kal'ine (sökülüp kaldırılmasına),
-Fen bilirkişisince düzenlenen 12.03.2008 tarihli raporda "B" harfiyle gösterilen kısım yönünden; konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
-Davalının temliken tescil talebinin reddine; karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; bozma üzerine verilen ikinci kararda, taşınmazı tapu kaydına güvenerek üzerindeki iki buçuk katlı bina ile 23.06.1998 tarihinde satın aldığı ve o günden beri kesintisiz kullandığı belirlenmek suretiyle müvekkilinin iyiniyetini dava tarihine kadar koruduğunun anlaşıldığını, yabancı uyruklu olup Türkçeyi dahi zor konuşması sebebiyle davacıya ait taşınmaza tecavüz ettiğini bilmesinin müvekkilinden beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin iyiniyetinin neden ispat edilememiş olduğuna ilişkin mahkemece yeterli bir gerekçe belirtilmediğini, oysaki tüm dosya kapsamıyla müvekkilinin iyiniyetinin ispatlanmış olduğunu, yıllarca oturduğu halde davacılardan hiçbir şikayet duymayan, olumsuz bir bildirimde bulunmayarak oturmasına zımnen izin verilen müvekkilinden bu duruma vakıf olmasının beklenemeyeceğini, tüm bu vasıtalarla iyiniyetin ispatlanmış olduğunu, çekişme konusu yapıda ise herhangi bir zarar ve eksilme olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkin olup, davalı savunma yoluyla Türk Medeni Kanunu'nun 725 inci maddesi uyarınca taşkın bölüm bakımından temliken tescil isteminde bulunmuştur.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” kenar başlıklı 683 üncü maddesinin 2 inci fıkrası hükmüne göre; “Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”
2. Yasal ayrıcalıklar dışında, TMK’nın 684/1 ve 718/2 inci maddeleri hükümlerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar TMK’nın 725 inci maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş, böylece muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine bazı koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.
Bunun için, tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçası yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır.
Taşkın inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkın yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arazi malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arazinin her malikine karşı kullanabilir. Yeni malikler de Türk Medeni Kanununun 725 inci maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur.
Bu tür davalarda taşkın yapıyı yapan kişinin taşınmazı lehine, taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkı yoksa durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde taşkın yapıyı yapan kimse, taşan kısım için uygun bir bedel karşılığında irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.
TMK’nın 725 inci maddesine dayanılarak tescil talebinde bulunulabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;
a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.
TMK’nın 725 inci maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşkın yapının bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3 üncü maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur.
Bu kural; taşkın inşaatı yapan kimsenin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da taşkın inşaat yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
İyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan taşkın inşaat sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir.
İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
7. Hukuk Dairesi, 2021/4120 E., 2022/3153 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkin olup, davalı savunma yoluyla Türk Medeni Kanununun 725. maddesi uyarınca taşkın bölüm bakımından temliken tescil isteğinde bulunmuştur.
7. Hukuk Dairesi 2021/4120 E. , 2022/3153 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar tarafından, davalı aleyhine 18.06.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal talebi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davalının taşınmazı satın aldığı tarih itibariyle iyiniyetli olduğu kabul edilerek 2209 ada 13 parselde kayıtlı taşınmazda fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 02.01.2012 tarihli rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 47,30 m2'lik yerin ifrazı ile davalıya ait taşınmaza eklenmesine, davalı adına tapuya kayıt ve tesciline, mahkeme veznesine yatırılan 18.920,00 TL bedelin tüm getirileriyle birlikte davacılara payları oranında ödenmesine dair verilen 10.12.2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkin olup, davalı savunma yoluyla Türk Medeni Kanununun 725. maddesi uyarınca taşkın bölüm bakımından temliken tescil isteğinde bulunmuştur.
Davacı ..., mirasbırakanı ...’a ait 2209 ada 13 parsel sayılı taşınmaza, komşu 5 parsel sayılı taşınmaz maliki olan davalının taşkın yapı yapmak suretiyle müdahalede bulunduğunu ileri sürerek davalının çekişme konusu 13 sayılı parsele yönelik el atmasının önlenmesini ve taşkın kısmın yıkımını istemiş, yargılama sırasında çekişmeli taşınmazın diğer paydaşları davaya dahil edilmiştir.
Davalı, dava konusu binanın kendisi tarafından yapılmadığını, 32 yıl önce önceki malikler tarafından inşa edildiğini, öncelikle davanın reddedilmesi gerektiğini, öte yandan yıkım isteğinin binaya zarar vereceğini, bu nedenle tecavüzün saptanması halinde iyiniyetli olması nedeniyle tecavüzlü kısmın bedeli karşılığında adına tescilini, temliken tescil isteği olduğundan diğer paydaşların da davaya dahil edilmesini istemiştir.
Mahkemece, (ilk kararda) dava konusu 13 sayılı parselin 12/01/2012 tarihli raporda "A" harfi ile gösterilen 47,30 m²'lik kısmının ifrazı ile davalının maliki olduğu 5 sayılı parsel ile tevhidine ve davalı adına tesciline, depo edilen 18.920,00 TL’nin davacılara payları oranında ödenmesine, el atmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinin ise reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 06.06.2017 tarih, 2014/20401 E. - 2017/3199 K. sayılı ilamı ile; ‘‘...Somut olaya gelince; öncelikle davalının iyiniyetli olup olmadığı hususu üzerinde durulmadan salt yıkımın fahiş zarar doğuracağından bahisle temliken tescile karar verilmesi doğru değildir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklandığı üzere yapı yapan kişinin iyi niyetli olmaması aşırı zarar bulunup bulunmadığına bakılmaksızın taşan kısmın yıkılması sonucunu doğuracağından, iyiniyet üzerinde önemle durulması, olaylar, karineler, tüm taraf delillerinin bir arada özenle değerlendirilmesi, davalının ( yapıyı yapan önceki malikler dahil ) iyiniyetli olup olmadığının tespit edilmesi, daha sonra diğer koşulların aranması gerekir iken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. ... ’’ gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda dava konusu 2209 ada 13 parselin 02/01/2012 tarihli raporda “A” harfi ile gösterilen 47,30 m²'lik kısmının ifrazı ile davalıya ait taşınmaza eklenmesine ve davalı adına tapuya tesciline, depo edilen 18.920,00 TL’nin tüm getirileriyle birlikte davacı ve dahili davacılar adına payları oranında ödenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 2209 ada 13 sayılı parselin 27/09/1978 tarihinde davacıların mirasbırakanı ... adına tescil edildiği, çekişmeli binanın inşa edildiği komşu 2209 ada 5 sayılı parselin ise 23/06/1998 tarihinde davalı adına tescil edildiği, yapılan keşif neticesinde 5 sayılı parsel üzerine inşa edilen binanın 47,30 m2’lik kısmın dava konusu 13 sayılı parsele taşkın olduğu kayden sabittir.
Yasal ayrıcalıklar dışında, TMK’nın 684/1 ve 718/2 maddeleri hükümlerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar TMK’nın 725. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş, böylece muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine bazı koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.
Bunun için, tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçası yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır.
Taşkın inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkın yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arazi malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan, inşaat maliki hakkını taşılan arazinin her malikine karşı kullanabilir. Yeni malikler de Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur.
Bu tür davalarda taşkın yapıyı yapan kişinin taşınmazı lehine, taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkı yoksa durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde taşkın yapıyı yapan kimse, taşan kısım için uygun bir bedel karşılığında irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.
TMK’nın 725. maddesine dayanılarak tescil talebinde bulunulabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;
a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.
TMK’nın 725. maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşkın yapının bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur.
Bu kural, taşkın inşaatı yapan kimsenin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da taşkın inşaat yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
İyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14/02/1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan taşkın inşaat sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul)
b) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşılan arazi parçasının değerinden açıkça fazla olmasıdır.
TMK’nın 725. maddesinde "durum ve koşulların haklı kılması" şeklinde ifade edilen husus uygulama ve doktrinde inşaatın yıkılması ile inşaat sahibinin uğrayacağı zarar veya yıkılmaması halinde arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybının karşılaştırılması şeklinde değerlendirilmektedir. Kastedilen değer sadece taşılan arazinin değerinden ibaret değildir. Bu değerin içinde arazi sahibinin taşılan kısım dışında kalan arazisinin uğrayacağı değer kaybı da vardır. Arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybı uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle TMK’nın 4. TBK’nın 50. maddesi uyarınca ve aynı zamanda sebepsiz zenginleşmeyi önleyecek biçimde dava tarihine ve objektif esaslara göre tespit ve takdir edilmelidir. (Objektif koşul)
c) Üçüncü koşul ise taşkın inşaat yapanın, taşınmaz malikine bu bedeli ödemesidir.
Taşkın inşaatın yıkılması gerekmiyorsa, mahkemece yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda belirlenecek bedel arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmelidir.
d)Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, mahkemece iptal ve tescile karar verilebilmesi için taşkın yapının zeminindeki arazi parçasının ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; savunma yolu ile temliken tescil isteyen davalı, dava konusu binanın kendisi tarafından yapılmadığını, 32 yıl önce önceki malikler tarafından inşa edildiğini, yıkım isteğinin binaya zarar vereceğini ve iyiniyetli olduğunu ileri sürmüş ise de elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmediğini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine rağmen bilebilecek durumda olmadığını ispatlayamamıştır. Bu durumda iyiniyetin varlığı kabul edilemeyeceğinden TMK'nın 725. maddesindeki temliken tescil koşulları gerçekleşmemiştir. Elatmanın önlenmesini isteyen davacılara ait dava konusu 13 parsel sayılı çaplı taşınmaza, bina yapılmak suretiyle tecavüzde bulunulduğu anlaşıldığından elatmanın önlenmesi ve kal isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/04/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2019/3870 E., 2020/4446 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TMK’nin 725. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş, böylece muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine bazı koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı
14. Hukuk Dairesi 2019/3870 E. , 2020/4446 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.04.2014 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ecrimisil ve kal, karşı davada temliken tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 07.05.2019 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl dava, elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil; karşı dava temliken tescil istemine ilişkindir.
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin maliki olduğu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 4477 parsel sayılı taşınmazına, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 4478 parsel maliki davalının müdahale ettiğini ileri sürerek taşınmaza vaki elatmanın önlenmesine, yıkıma ve ecrimisile hükmedilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, asıl davanın reddini ve iki katlı binanın taşan kısmının tapusunun iptali ile müvekkili adına tescil edilmesini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulüne dair verilen hükmün, davalı-karşı davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemiz'in 2016/4082 Esas, 2018/6828 Karar sayılı ilamıyla özetle "...mahkemece, asıl dava ile karşı davanın her biri hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken karşı dava hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmaması ve infazda tereddüt uyandıracak biçimde karar verilmesi doğru görülmemiş..." gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; mahekemece, asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Yasal ayrıcalıklar dışında, TMK’nin 684/1 ve 718/2 maddeleri hükümlerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. TMK’nin 725. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş, böylece muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine bazı koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.
Bunun için, tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçası yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır.
Taşkın inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkın yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arazi malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arazinin her malikine karşı kullanabilir. Yeni malikler de TMK'nin 725. maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur.
Bu tür davalarda taşkın yapıyı yapan kişinin taşınmazı lehine, taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkı yoksa durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde taşkın yapıyı yapan kimse, taşan kısım için uygun bir bedel karşılığında irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.
TMK’nin 725. maddesine dayanılarak tescil talebinde bulunulabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır:
a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.
TMK’nin 725. maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşkın yapının bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nin 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur.
Bu kural, taşkın inşaatı yapan kimsenin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da taşkın inşaat yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
İyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan taşkın inşaat sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir.
İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. (Sübjektif koşul)
b) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşılan arazi parçasının değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul)
c) Üçüncü koşul ise taşkın inşaat yapanın, taşınmaz malikine bu bedeli ödemesidir.
d) Bu üç koşulun yanısıra, mahkemece iptal ve tescile karar verilebilmesi için taşkın yapının zeminindeki arazi parçasının ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
Somut olaya gelince; uyuşmazlık ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 4477 ve 4478 numaralı parsellerin bulunduğu yere ilişkindir. Bu parseller ifraz edilmeden önce ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 47 parsel olarak Safiye Akkaya adına 1961 yılında tescil edilmiştir. Daha sonra 1992 yılında ... tarafından ifraz ettirilerek 4477 ve 4478 numaralı parsellere gitmiştir.
Temliken tescil talep eden davalı-karşı davacı ... 1980 yılında kayıt malikinin muvafakati ile şu an 4478 parsel üzerinde kalan iki katlı binayı inşa etmiş, 1992 yılında yapılan ifraz sonucu 19.11.2014 havale tarihli bilirkişi raporunda gösterildiği şekilde iki katlı binanın bir kısmı 4477 numaralı parsele tecavüzlü hale gelmiştir. Temliken tescil talep eden ...'ün dosya kapsamına göre taşınmazın malikinin muvafakati ile iki katlı binayı inşa ettiği sabit olduğundan iyiniyetli kabul edilmesi gerekmektedir.
O halde; yukarıda açıklanan temliken tescil şartlarına ilişkin diğer hususların da incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırmayla hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.07.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2017/1023 E., 2020/7711 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Dava, TMK’nın 725. maddesine dayalı tapu iptali tescil isteğine ilişkindir.
14. Hukuk Dairesi 2017/1023 E. , 2020/7711 K.
"İçtihat Metni"
14. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17/09/2014 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın dava şartı yokluğundan reddine dair verilen 22/06/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
\_ K A R A R \_
Dava, TMK’nın 725. maddesine dayalı tapu iptali tescil isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddine, davalıya ait ... ili, ... ilçesi, ... Kasabası ... Mevkinde kain, 3820 parselde kayıtlı, harita mühendisi ...'ın 29/03/2016 tarihli raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 14,50 m2'lik kısmın tapu kaydının iptali ile bu kısmın davacı adına temliken tesciline, davalıya ait ... ili, ... ilçesi, ... Kasabası, ... Mevkinde kain, 3820 parselde kayıtlı, harita mühendisi ...'ın 29/03/2016 tarihli raporuna ekli krokide B harfi ile gösterilen 39,83 m2'lik depo kısım için davanın şartları oluşmadığından reddine, karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Yasal ayrıcalıklar dışında, TMK’nın 684/1 ve 718/2 maddeleri hükümlerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar TMK’nın 725. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş, böylece muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine bazı koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.
Bunun için, tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçası yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır.
Taşkın inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkın yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arazi malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arazinin her malikine karşı kullanabilir. Yeni malikler de Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur.
Bu tür davalarda taşkın yapıyı yapan kişinin taşınmazı lehine, taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkı yoksa durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde taşkın yapıyı yapan kimse, taşan kısım için uygun bir bedel karşılığında irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.
TMK’nın 725. maddesine dayanılarak tescil talebinde bulunulabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;
a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.
TMK’nın 725. maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşkın yapının bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur.
Bu kural, taşkın inşaatı yapan kimsenin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da taşkın inşaat yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
İyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan taşkın inşaat sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul)
b) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşılan arazi parçasının değerinden açıkça fazla olmasıdır.
TMK’nın 725. maddesinde “durum ve koşulların haklı kılması” şeklinde ifade edilen husus uygulama ve doktrinde inşaatın yıkılması ile inşaat sahibinin uğrayacağı zarar veya yıkılmaması halinde arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybının karşılaştırılması şeklinde değerlendirilmektedir. Kastedilen değer sadece taşılan arazinin değerinden ibaret değildir. Bu değerin içinde arazi sahibinin taşılan kısım dışında kalan arazisinin uğrayacağı değer kaybı da vardır. Arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybı uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle TMK’nın 4., TBK’nın 50. maddesi uyarınca ve aynı zamanda sebepsiz zenginleşmeyi önleyecek biçimde dava tarihine ve objektif esaslara göre tespit ve takdir edilmelidir. (Objektif koşul)
c) Üçüncü koşul ise taşkın inşaat yapanın, taşınmaz malikine bu bedeli ödemesidir.
Taşkın inşaatın yıkılması gerekmiyorsa, mahkemece yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda belirlenecek bedel arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmelidir.
d)Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, mahkemece iptal ve tescile karar verilebilmesi için taşkın yapının zeminindeki arazi parçasının ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince;
Mahkemece davalı tarafın kabul beyanı da dikkate alınarak, bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen yerin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmişse de; yukarıda açıklandığı üzere bu yerin davalıya ait taşınmazdan ifraz edilebilmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmadan hüküm kurulmuştur.
O halde; mahkemece bilirkişiye ek rapor hazırlanması için görev verilerek A harfi ile gösterilen yerin davalıya ait 3820 parsel sayılı taşınmazdan ifrazının mümkün olup olmadığının bildirilmesinin istenmesi, bilirkişi tarafından ifrazın mümkün olduğunun bildirilmesi halinde ise hazırlanan ifraz krokisinin onaylanması için il idare kuruluna gönderilmesi, onay makamı tarafından izin verildiği takdirde tescil hükmü kurulmasına karar verilmesi gerekirken yazıl şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
24/11/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2020/1660 E., 2020/4646 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TMK’nin 725. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş, böylece muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine bazı koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı
14. Hukuk Dairesi 2020/1660 E. , 2020/4646 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.12.2014 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil ve 2. kademede tazminat talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 03.05.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, temliken tescil ve ikinci kademede tazminat talebine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin 582 parselde ev yaptığını, parselin muris kayınpederi ... üzerine kayıtlı olduğunu, kayınpederinin evin yapımına icazet verdiğini, davalıların murisin mirasçıları olduğunu, taşınmaz üzerindeki bu evin kendi malzemeleriyle yapıldığını ve burada oturmakta olduğunu belirterek öncelikle binanın müvekkili adına temliken tescilini aksi halde şimdilik 2.000 TL tazminatın binanın yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılardan ... ve ..., davacının taşınmazda malik olmadığını, dolayısıyla taraf sıfatının bulunmadığını, evin yapımında davacının herhangi bir katkısının olmadığını, zira davacının bu evi yapacak ekonomik bir gücünün bulunmadığını, muris babalarının davacıya taşınmazı hibe etmediğini, davacının babalarını kandırdığını, ilmuhaber altında babasına ait olduğu iddia edilen imzanın sahte olduğunu, ilmuhabere sonradan eklendiğini, ayrıca davacı ile murislerinin 12.05.2015 tarihinde bina hakkında adi yazılı gayrimenkul kati satış senedi yaptıklarını, davacının binayı murislerine satmış olduğunu ve bu senetteki imza ile muhtarlık ilmuhaberindeki imzanın birbirine uymadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yasal ayrıcalıklar dışında, 4721 sayılı TMK’nin 684/1 ve 718/2 maddeleri hükümlerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. TMK’nin 725. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş, böylece muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine bazı koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için, tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçası yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır.
Taşkın inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkın yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arazi malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arazinin her malikine karşı kullanabilir. Yeni malikler de TMK'nin 725. maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur.
Bu tür davalarda taşkın yapıyı yapan kişinin taşınmazı lehine, taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkı yoksa durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde taşkın yapıyı yapan kimse, taşan kısım için uygun bir bedel karşılığında irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.
TMK’nin 725. maddesine dayanılarak tescil talebinde bulunulabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır:
a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.
TMK’nin 725. maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşkın yapının bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nin 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur.
Bu kural, taşkın inşaatı yapan kimsenin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da taşkın inşaat yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
İyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan taşkın inşaat sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur.
Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir.
İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. (Sübjektif koşul)
b) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşılan arazi parçasının değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul)
c) Üçüncü koşul ise taşkın inşaat yapanın, taşınmaz malikine bu bedeli ödemesidir.
d) Bu üç koşulun yanısıra, mahkemece iptal ve tescile karar verilebilmesi için taşkın yapının zeminindeki arazi parçasının ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
Somut olaya gelince; davaya konu 582 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında malik olarak görülen muris ...’in muvafakatiyle bu taşınmaz üzerinde bina yaptığını iddia eden davacı, kendisinin iyi niyetli olduğunu iddia ederek bu doğrultuda dosya içerisinde bulunan 12.01.2010 tarihli “ilmuhaber” başlıklı tutanağı delil olarak göstermesine rağmen davalılar tutanak altındaki imzanın murislerine ait olmadığını savunmuşlardır.
Tüm bu nedenlerle mahkemece yapılması gereken iş, tutanak üzerindeki imzanın murise ait olup olmadığının tespiti amacıyla murise ait tüm imza örneklerini toplamak, elde edilen örnekler üzerinden inceleme yapılmak üzere tutanak aslının Adli Tıp Kurumu Başkanlığına göndermek, imzanın adı geçen murise ait olup olmadığı yönünde rapor almak ve murisin davacıyı taşınmazın maliki gibi kullanmasında muvafakat edip etmediğini ve davacının iyi niyetli olup olmadığını tespit etmek olmalıdır.
Kabule göre de; davacının terditli talebi olan tazminat talebi hakkında mahkemece olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle; mahkemece, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 07.09.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
İnşaat şirketi (A), kendi mülkiyetindeki arsa üzerine kat mülkiyetine tabi bir apartman inşa ederken, kadastral ölçümlerdeki bir hata sebebiyle yapının balkon ve cephe kaplamalarının bir kısmı, komşu parsel maliki (B)'nin arazisine tecavüz etmiştir. Tecavüz eden kısmın sökülüp kaldırılmasının yapıya aşırı zarar vereceği anlaşılmaktadır. İnşaat şirketi (A)'nın bu durumu bilmediği ve iyiniyetli olduğu, arsa maliki (B)'nin ise durumu öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı tespit edilmiştir. Durum ve koşulların da haklı gösterdiği bu olayda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre (A)'nın, (B)'ye karşı ileri sürebileceği talep aşağıdakilerden hangisidir?
A) Taşan kısmın arazi maliki (B) için taşıdığı en az değer üzerinden tazminat ödenmesini talep etmek
B) Yapının değerinin arazinin değerinden açıkça fazla olduğunu ispat ederek, (B)'nin arazisinin tamamının mülkiyetinin kendisine devrini talep etmek
C) Uygun bir bedel karşılığında, taşkın kısmın kapladığı alan için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini talep etmek
D) Sadece taşkın kısmın sökülmesi masraflarını karşılayarak zararı gidermek ve (B)’den herhangi bir talepte bulunamamak
E) Taşan kısmın (B)'nin arazisinin bütünleyici parçası haline geldiğini ve bu nedenle sadece malzeme bedelinin kendisine ödenmesini talep etmek
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.