4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 729

Türk Medeni Kanunu 729. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 729- Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır. Ağaçlar ve ormanlar üst hakkına konu olamaz. V. Taşınmaz malikinin sorumluluğu

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

30 karar eşleşti
14. Hukuk Dairesi, 2016/8555 E., 2019/2076 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.01.2015 gününde verilen dilekçe ile TMK'nın 729. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda;
14. Hukuk Dairesi         2016/8555 E.  ,  2019/2076 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.01.2015 gününde verilen dilekçe ile TMK'nın 729. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.06.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanununun 729. maddesi gereğince temliken tescil isteğine ilişkindir. Davacı, maliki olduğu tapuda bağ vasfıyla kayıtlı 1901 parsel sayılı taşınmazı üzerine yaklaşık 30 yıl önce iyiniyetli olarak diktiği fıstık ağaçlarından bir kısmının davalıya ait komşu 1907 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kaldığının tespit edildiğini ileri sürerek uygun bir bedel karşılığında davalıya ait taşınmazda yaklaşık 12-13 adet ağacın bulunduğu kısmın tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, tapuya kayıtlı taşınmazlarda iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Türk Medeni Kanununun 718/2 maddesine göre, arazi üzerindeki mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Türk Medeni Kanununun 729. maddesi bu kuralın istisnalarından birisini düzenlemiş, zemin ile üzerindeki bitkiler arasındaki bağlantıyı kesmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde ise bitki sahibine üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için, tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerine menkul niteliği taşımayan (meyve ağaçları, asma yani bağ fidanları gibi) bitkiler dikilmiş olmalıdır. TMK’nın 729. maddesinde başkasının arazisine... kimseye tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup,... ve onun külli halefleri tarafından, fidan dikilirken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir. Malzeme sahibinin TMK’nın 729. maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır; a) Birinci koşul, başkasının arazisine... kimsenin iyiniyetli olmasıdır. TMK’nın 729. maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin fidanları diken kimseye verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural,... kimsenin elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. ... kimsenin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki 5.7.1944 tarihli ve 12/26 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan kimsenin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. (Sübjektif koşul) b) İkinci koşul, başkasının arazisine fidan dikmek suretiyle yetiştirilen ağaçların taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. Bu koşul dava tarihine ve objektif esaslara göre saptanmalı, fazlalık ilk bakışta da kolayca anlaşılmalıdır. Ağaçların kapladığı alanın ifrazı mümkün ise arsa değeri yalnız bu kısma göre, aksi halde tamamının değerine göre bulunmalıdır. (Objektif koşul) c) Üçüncü koşul ise... kimsenin taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir. Uygun bedel hak ve yarar dengesi kurulması suretiyle hesaplattırılmalı, iptale konu zemin bedeli arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar ödenecek bedelden mahsup edilmelidir. d) Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, ağaçların yetiştirildiği arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; her ne kadar mahkemece, tapulu taşınmazlarda iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, özellikle davalı adına kayıtlı olduğu belirtilen 1907 parsel sayılı taşınmazın tedavüllü tapu kaydı ile kadastro tutanağı getirtilip davacının iyiniyetli olup olmadığı gerektiği şekilde incelenmeksizin ve dava konusu ağaçların bulunduğu kısım yönünden temliken tescile karar verilebilmesi için gerekli tüm yasal şartların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmaksızın hüküm kurulması isabetsizdir. Bu durumda mahkemece, TMK'nın 729. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil için gerekli yasal şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin, tarafların tüm delilleri de toplanıp birlikte değerlendirilerek belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş; bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 07.03.2019 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. (Muhalif) KARŞI OY Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.

Diğer kararlar (4)

14. Hukuk Dairesi, 2014/14232 E., 2015/10798 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Dava, Türk Medeni Kanununun 729. maddesi gereğince temliken tescil isteğine ilişkindir.
14. Hukuk Dairesi         2014/14232 E.  ,  2015/10798 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 12.12.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil olmazsa tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tazminat isteminin kabulüne dair verilen 07.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_ K A R A R \_ Dava, Türk Medeni Kanununun 729. maddesi gereğince temliken tescil isteğine ilişkindir. Davacılar vekili, davacıların, davalı ile birlikte paydaş oldukları taşınmazın ortaklığının giderilmesi için dava açtıklarını, ortaklığın taksim yoluyla giderildiğini, 1099 sayılı parselin davalı adına tescil edildiğini, bir bölümünde davacının dikip yetiştirdiği portakal ağaçlarının kaldığını ağaçların değerinin arsa değerinden fazla olduğunu ileri sürerek, bu bölümün adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temliken tescil isteminin objektif unsur gerçekleşmediğinden reddine, tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, taraf vekilleri temyiz etmişlerdir. Türk Medeni Kanununun 718/2 maddesine göre, arazi üzerindeki mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Türk Medeni Kanununun 729. maddesi bu kuralın istisnalarından birisini düzenlemiş, zemin ile üzerindeki bitkiler arasındaki bağlantıyı kesmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde ise bitki sahibine üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için, tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerine menkul niteliği taşımayan (meyva ağaçları, asma yani bağ fidanları gibi) bitkiler dikilmiş olmalıdır. TMK’nın 729. maddesinde başkasının arazisine fidan diken kimseye tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, fidan diken ve onun külli halefleri tarafından, fidan dikilirken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir. Malzeme sahibinin TMK’nın 729. maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır; a) Birinci koşul, başkasının arazisine fidan diken kimsenin iyiniyetli olmasıdır. TMK’nın 729. maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin fidanları diken kimseye verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, fidan diken kimsenin elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. Fidan diken kimsenin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki 5.7.1944 tarihli ve 12/26 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan kimsenin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. (Sübjektif koşul) b) İkinci koşul, başkasının arazisine fidan dikmek suretiyle yetiştirilen ağaçların taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul) c) Üçüncü koşul ise fidan diken kimsenin taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir. d) Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, ağaçların yetiştirildiği arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; 1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davacıların ağaçları ifrazen davalı adına tapu kaydı oluştuktan sonra dikmiş oldukları, arzın değerinin ağaçların değerinden fazla olduğu, temliken tescilin objektif ve sübjektif koşulunun gerçekleşmediği anlaşıldığından davacıların tüm, davalının aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-Hükme esas alınan 04.12.2013 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu 1099 sayılı parselin 1949 m2'lik bölümüne davacılar tarafından 25-30 yaşlarında 50 adet portakal ağacı dikilip yetiştirildiği, ağaçların rayiç değerinin 9.184,50 TL olduğu bildirilmiştir. Davacıların, davalının çaplı taşınmazına elattıkları, davalı tarafça açılan ve lehine kesinleşen elatmanın önlenmesi davası sonucunda verilen karar, ayrıca mahkemece yapılan araştırma inceleme sonucunda iyiniyetli olmadıkları kabul edildiğinden, ağaçların rayiç değerine değil, odun değerine (asgari levazım bedeline) hükmedilmelidir. Mahkemece, bilirkişi kurulundan ek rapor alınmak suretiyle, ağaçların odun değeri tespit edilerek hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıran davalı tarafa iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.11.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi, 2009/8830 E., 2009/12056 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Karşı davada, Türk Medeni Kanununun 724. ve 729. maddelerine dayanılarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunulmuştur.
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2009/8830 E.  ,  2009/12056 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVACI-K.DAVALI : ... DAVALI-K.DAVACI : ... Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.01.2006 gününde verilen dilekçe ile çaplı taşınmaza müdahalenin meni, kal ve ecrimisil, karşı davada davacı ... tarafından 15.02.2006 günlü dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 07.04.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı/karşı davacı ... ile duruşmasız temyizi davacı/karşı davalı tarafından istenilmekle, tayin olunan 03.11.2009 günü için yapılan tebligat üzerine gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Asıl dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemlerine ilişkindir. Karşı davada, Türk Medeni Kanununun 724. ve 729. maddelerine dayanılarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunulmuştur. Mahkemece karşı dava reddedilmiş, asıl davanın kabulü ile 06.03.2007 tarihli ek raporda (A) ile gösterilen kırmızı renkle boyalı olan 21 m2, (B) ile gösterilen, mavi renge boyanan 13.86 m2, (C) ile gösterilen yeşil renkle boyalı 821,65 m2 yere davalının elatmasının önlenmesine, bu yerler üzerindeki besi damı ve samanlığın kal’ine, 2.463,70 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hükmü, taraflar temyiz etmiştir. Türk Medeni Kanunu m. 684. ve 718 hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki ./.. 2009/8830 - 2009/12056 -2- taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi Türk Medeni Kanununun 722, 723. ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir. Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir. Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiası ileri sürülebilir. Malzeme sahibinin Türk Medeni Kanununun 724. ve 729. maddelerine dayanılarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır. Öncelikli koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır; Türk Medeni Kanununun 724. ve 729.madde hükümlerinden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin Türk Medeni Kanununun 3.maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. Somut olayda, gerek 590 ve gerekse 597 sayılı parseller çapa bağlı olduğundan, karşı davacının çap kapsamı dışına çıkarak bir başkasının mülkiyetindeki çapa bağlı taşınmazda bazı faaliyetlerde bulunması onun iyi niyetini değil aksine kötü niyetini gösterir. ./.. 2009/8830 - 2009/12056 -3- Hal böyle olunca, karşı davadaki temliken tescil isteminin reddi sonuç olarak doğrudur. Asıl davanın konusu olan ve bilirkişinin bulduğu ecrimisil miktarı ise yöntemine uygundur. Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriği ile yukarıda yazılan gerekçeye göre tarafların bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalı/k.davacı ...'a yükletilmesine, 03.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. ...
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi, 2007/10773 E., 2007/12643 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Birleştirilen davada malzeme sahibi davacı, Türk Medeni Kanununun 729. maddesine dayanarak temliken tescil isteminde bulunmuştur.
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2007/10773 E.  ,  2007/12643 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi, kal ve temliken tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 1.5.2007 gün ve 2007/191-4783 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı (davacı) ... tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanununun 683.maddesine dayalı elatmanın önlenmesi ve ıslah yolu ile kal (yıkım) taleplerine ilişkindir. Birleştirilen davada malzeme sahibi davacı, Türk Medeni Kanununun 729. maddesine dayanarak temliken tescil isteminde bulunmuştur. Mahkemece elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne, kal ve birleştirilen davadaki taleplerin ise reddine karar verilmiştir. Hükmü taraflar temyiz etmiş, yerel mahkeme kararı Dairemizce; "Türk Medeni Kanununun 683.maddesi hükmünce eşyaya malik olan kimse malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı haksız elatmanın önlenmesini dava edebileceğinden, 374 parselin mülkiyet ... sahibi davacının, çap kapsamında kaldığı saptanan birleştirilen davanın konusu taşınmaz bölümüne yönelik davalının haksız elatmasının önlenmesine dair isteminin kabulüne karar verilmesinde yasaya aykırılık yoktur. Diğer taraftan; Türk Medeni Kanunun 729.maddesine dayanılarak açılan temliken tescil davalarında da davanın kabulü için aranan en önemli unsur Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde olduğu gibi ... sahibinin iyiniyetli olmasıdır. Buradaki iyiniyetten kastedilenin Türk Medeni Kanununun 3.maddesinde hükme bağlanan subjektif iyiniyet olduğunda kuşku yoktur. Bu kural ağaç malikinin elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesi veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşı bilebilecek durumda olmamasını yada başkasının arazisine ağaç dikerken haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. 14.2.1951 tarih ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere olay ve karinelerden durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özenin göstermeyen kimsenin iyiniyetli malzeme maliki olduğunu kabule olanak yoktur. Somut olayda, birleştirilen davanın davacısı, maliki olduğu 373 parseli çapa bağlı olarak satın almış bulunduğundan mülkiyet hakkının kapsamı Türk Medeni Kanununun 719.maddesince 373 parselin çap kapsamı ile sınırlıdır. 373 parselin çap kapsamı dışındaki mülkiyet ... sahibi davacıya ait 374 parselin çap kapsamına elatan malzeme maliki iyiniyetli kabul edilemeyeceğinden temliken tescil davasının reddedilmesinde de yasaya aykırılıktan söz edilemez. Öte yandan, bilirkişi raporları ile ağaçların sökülüp kaldırılması halinde fahiş zarar meydana gelebileceği saptanmıştır. Türk Medeni Kanununun 724 veya 729.maddeleri ile mülkiyet hakkına getirilen sınırlamaların nedeni kişilerin çıkarlarını ve var olan ekonomik değerleri korumaktır. Ağaçların kal’i halinde aşırı zarar meydana geleceği saptandığından davacının kal talebinin karşılanması için malzeme sahibinin iyiniyetli veya kötüniyetli olmasına göre ve özellikle Türk Medeni Kanununun 4.maddesinin ... tanıdığı takdir yetkisi kullanılarak belirlenecek ağaç bedelinin mülkiyet ... sahibi tarafından malzeme malikine ödenmek üzere depo edilmesi gerekir. Mülkiyet ... sahibi ağaçlar bedelini depo etmediğinden mahkemenin elatmanın önlenmesi davasını kabul ederek kal istemini reddetmesi de doğrudur..." gerekçeleriyle onanmıştır. Bu kez davalı-k.davacı ... karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dairemiz onama ilamı, yerel mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve dosya içeriğine uygun olup düzeltilmesini gerektirir bir yön bulunmadığından, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440.Maddesindeki nedenlerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, H.U.M.K.’nun 440. maddesinde öngörülen hususlardan hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, aynı Yasanın 442/son ve 4421 sayılı Kanunun 2 ve 4/b-1 maddeleri delaleti ile takdiren, 160 YTL para cezası ile 27.00 YTL karar düzeltme harcının düzeltme isteyenden tahsiline, 25.10.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2012/4890 E., 2012/9371 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Davacı, TMK’nun 724 ve 729. maddelerine dayalı olarak temliken tescil 25.10.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile ikinci kademede TMK’nun 723.
14. Hukuk Dairesi         2012/4890 E.  ,  2012/9371 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.01.2011 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil, ıslah ile ikinci kademede tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tazminat isteminin kabulüne dair verilen 27.12.2011 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 10.07.2012 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. ... ile karşı taraftan davacı asil ve vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, TMK’nun 724 ve 729. maddelerine dayalı olarak temliken tescil 25.10.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile ikinci kademede TMK’nun 723. maddesi gereğince taşınmaz üzerindeki muhdesatların bedelinin faizi ile birlikte davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur. Davalı, 5542 parsel numaralı taşınmazı 1952 yılında satın aldığını, taşınmaz üzerindeki tüm muhdesatların bedellerinin kendisince karşılandığını, İstanbul’da yaşaması nedeniyle davacı oğlunun sadece çalışan işçilerin başında bulunduğunu, 11.04.2006 tarihli sözleşmeden de dava konusu taşınmaz ve üzerindeki evin kendisine ait olduğunun her iki tarafın imzaları ile kabul edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temliken tescil isteminin reddine, muhdesat bedeline ilişkin istemin kabulü ile 100.180,77 TL’nin ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Türk Medeni Kanununun 724. maddesi hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin Türk Medeni Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşın bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. Malzeme malikinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli, 17/1 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü, bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. Türk Medeni Kanununun 729. maddesinin yaptığı gönderme sebebiyle burada da Yasanın 722, 723 ve 724. maddelerinin uygulanması gerekecektir. Türk Medeni Kanununun 723. maddesi uyarınca ödenecek olan tazminatın tutarı malzeme malikinin iyiniyetli olup olmamasına göre değişir. Üzerine inşaat yaptığı veya ağaç diktiği arazinin kendisine ait olmadığını bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen kişi kural olarak iyiniyetlidir. Bunun gibi inşaatı arazi sahibinin açık veya örtülü muvafakatı ile yapan malzeme sahibi de iyiniyetli sayılır. Buna karşılık, üzerinde inşaat yaptığı arazinin kendisine ait olmadığını bilen veya bilmesi gereken kişi kötüniyetlidir (Prof.Dr.Kemal T.Gürsoy, Fikret Eren, Erol Cansel.Türk Eşya Hukuku.Ankara 1978.sh.610). Malzeme maliki iyiniyetli ise malzeme sahibine muhik bir tazminat ödenmelidir. Muhik tazminatın tespit ve takdiri hakime ait bir görevdir. Olayın özelliğine göre malzemenin dava tarihindeki değeri gözetilerek takdir edilir. Malzeme sahibi kötüniyetli ise arsa sahibi malzemenin kendisi yönünden taşıdığı en az değeri ödemesi gerekir. Bu değer muhdesat nedeniyle taşınmazda meydana gelen objektif değer artışı oranı olmayacağından burada da olayın özelliğine göre hakimin geniş takdir yetkisi bulunmaktadır. (TMK m 4). Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Davacı, davalı babası tarafından taşınmazın 25-30 yıl önce kendisine verildiğini, malik sıfatıyla taşınmazın kendine ait olduğuna inanarak ve tamamen iyi niyetle kendi olanakları ile taşınmaz üzerine bir ev yapıp ağaçlar dikerek araziye değer kazandırdığını, muhdesatların değerinin arazi değerinden fazla olduğunu belirterek, arazinin uygun bedel karşılığında adına tescilini, ıslah ile de bu mümkün olmadığı takdirde söz konusu gayrimenkul ve ağaçlar sebebi ile davalının sebepsiz zenginleşeceği gerekçesiyle bilirkişi raporu ile tespit edilen 100.180,77 TL tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir. Mahkemece, de doğru şekilde tespit edildiği üzere olayda temliken tescil isteminin, zorunlu koşullarından olan sübjektif unsur gerçekleşmemiştir. Davacının ikinci kademedeki tazminat istemi ise TMK’nun 723. maddesi, BK'nun 61. ve devamı Maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmenin özel bir halidir. Davacının, dava dilekçesine ekli olarak sunduğu taraflar arasındaki 11.04.2006 tarihli adi yazılı sözleşme ile davalının “…dava konusu taşınmazdaki evi ile tarlasının 3.300 m2’lik kısmını davacı oğluna bıraktığı…” belirtilmektedir. Gerek davalının beyanları, gerekse taraflar arasındaki sözleşme, davacının taşınmazın maliki değil zilyedi olduğunu göstermektedir. Davacı ancak, 11.04.2006 tarihli adi yazılı sözleşmeden sonra arazinin sözleşmede belirtilen 3.300 m2’lik kısmının kendisine ait olduğunu düşünerek iyiniyetli olarak yaptığı muhdesat ve faydalı masrafları isteyebilir. Bütün bu anlatılanlardan sonra mahkemece, taşınmazın bulunduğu yerde yeniden uzman bilirkişiler marifetiyle keşif yapılarak, 5542 sayılı parselin 11.04.2006 tarihli sözleşmede belirtilen 3.300 m2’lik kısmı üzerine bu tarihten sonra davalı tarafından yapılan muhdesat ve faydalı masraflar tespit edilerek yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda arazi maliki davalının sebepsiz zenginleştiği bedelin tazminine hükmedilmesi gerekirken taşınmaz üzerindeki tüm muhdesatların davacıya ait olduğu ispatlanmış gibi yazılı şekilde tazminat isteminin kabulü doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 900 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine 10.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.