Türk Medeni Kanunu 730. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 730- Bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını bu hakkın yasal kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesi ile karşılaşan kimse, durumun eski hâline getirilmesini, tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava edebilir.
Hâkim, yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan zararların uygun bir bedelle denkleştirilmesine karar verebilir.
B. Taşınmaz mülkiyetinin kısıtlamaları
I. Genel olarak
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
14 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2023/178 E., 2024/1114 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 706 ncı ve 730 uncu maddesi, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 237 nci maddesi, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ncı vd.
7. Hukuk Dairesi 2023/178 E. , 2024/1114 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1871 E., 2022/1578 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/522 E., 2021/194 K.
Taraflar arasındaki harici senede dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının 584 parsel sayılı taşınmazı davalı ...'ya vekaleten ...'den satın aldığını, ... tarafından Adana 6. Noterliğinin 12563 yevmiye sayılı vekaletnameye dayalı olarak işlem yapıldığını ve bu işlem karşılığında 8.000,00 TL bedel ödendiğini, davacının taşınmazın tapuda devrini almak istediği dönemde ...'nın vefat ettiğini, ... mirasçılarının da taşınmazın devrine yanaşmadıklarını belirterek; 584 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tesciline, olmadığı takdirde 8.000,00 TL'nin 20.06.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili, davanın husumetten reddini savunmuştur.
2. Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili, davacı tarafından dosyaya sunulan satış sözleşmesinin mahkemeyi yanıltmaya yönelik, gerçeği yansıtmayan muvazaalı bir sözleşme olduğunu, sözleşmenin 2.maddesi ile ...'nın maliki olduğu dava konusu taşınmazın satışının vaat ve taahhüt edildiği, sözleşmenin düzenleme tarihinin 20.02.2009 olduğunu, sözleşmenin dayandığı ... tarafından verilen vekaletname tarihinin 09.06.2009 olduğunu, satış sözleşmesinin düzenlendiği tarihte henüz vekaletnamenin yapılmadığını, bu nedenle sözleşmenin kabul edilemeyeceğini, yine sözleşmenin süresi geçtikten sonra mahkemeye sunulduğunu, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın ... mirasçıları ..., ... ve ... yönünden pasif husumetten reddine, tapu iptal tescil davasının reddine, 18.223,67 TL'nin davalılar , ..., ..., ..., ..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili; mahkeme tarafından davalılar ... mirasçıları yönünden hukuki yanılgıya düşerek pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup, hukuka aykırı ve hatalı olan kararın kaldırılması gerektiğini, öncelikle tapunun iptal edilerek müvekkili adına tesciline karar verilmesi gerekirken, müvekkili tarafından ödenen paranın iadesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, hüküm tarihinden 8 ay önceki rapora göre karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili; davacı tarafın dava dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi ve delil dilekçesinde dayanak yaptığı sözleşmeyi dosyaya sunmadığını, dosya içerisinde davacı tarafından ödeme yapıldığına ilişkin sözleşme olmadığı gibi paranın ödendiğine ilişkin belge bulunmadığını, duruşmada davacı tarafa dosyayaya dayanak gösterdiği sözleşmeyi ibraz etmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiğini, verilen süre geçtikten sonra 15.09 2020 tarihli duruşmada davacı vekilinin sözleşmeyi sunduğunu, sözleşmeden sonra verilen vekaletnamenin yapıldığını, sözleşmede vekaletnamenin yevmiye numarasının yer almasının sözleşmenin daha sonradan düzenlendiğinin kanıtı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin ve bir kısım davalılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 706 ncı ve 730 uncu maddesi, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 237 nci maddesi, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ncı vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosya içeriğine göre, dava vekaleten yapılan harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacının tapu iptal ve tescil davasının reddine,18.223,67 TL'nin davalılar ..., ..., ...,... , ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilen toplam miktar 18.223,67 TL olup, bu miktar karar tarihi itibarıyla geçerli olan 107.090,00 TL temyiz kesinlik sınırının altında kaldığından, bir kısım davalılar vekilinin temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmış, bu nedenle temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Bir kısım davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
5. Hukuk Dairesi, 2023/3471 E., 2023/9199 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
tam metni aç
umaralı dairede de dış cepheden ve binanın ortak temiz su tesisatındaki kaçaktan kaynaklanan rutubetlenmelerin bilirkişilerce gerçekleştirilen yerinde incelemeler sonucunda görüldüğünü meydana gelen zararda kusur sorumluluğu bulunmadığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 730 uncu maddesi kapsamında tazminat davası mülkiyet hakkının ...
5. Hukuk Dairesi 2023/3471 E. , 2023/9199 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2792 Esas, 2022/2914 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/1050 Esas, 2020/636 Karar
Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi, eski hale getirme ve hakimin müdahalesi davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 127 pafta, 1134 ada 148 parselde tapuya kayıtlı taşınmazda 4 numaralı bağımsız bölümün maliki olduğunu, aynı taşınmazda 6 nolu bağımsız bölümün malikinin davalı ... olduğunu, davalının maliki olduğu bağımsız bölümde onaylı mimari projeye aykırı tadilat ve değişiklikler yaptığını, ön balkonun kapatıldığını, bu bölümde mutfak yapıldığını, arka taraftaki yatak odasına ebeveyn banyosu yapıldığını, yapılan bu tadilatlar sonucunda su tesisatında sorunlar olduğunu ve 2008-2018 yılları arasında davacının evine onlarca kez su baskını olduğunu, son su basma olayının 18.01.2018 tarihinde olduğunu, kombi kaçağı nedeniyle 6 nolu bağımsız bölümden 4 nolu bağımsız bölüme su geldiğini, arızanın davalı tarafa bildirilmesine rağmen 5 gün boyunca onarım yapılmadığını, yukarda açıklanan nedenlerle bağımsız bölümde oluşan hasar bedelinin ve onarım süresinin tespitini ve mimari projeye aykırı olarak yapılan tadilatların eski haline getirilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; su baskınına ilişkin sorunun binanın genel tesisatından kaynaklandığını, müvekkilin dairesinden olduğuna ilişkin delil olmadığını, müvekkilin daireyi 2012 yılında satın aldığını, su baskınlarının bu tarihten önce 2008 yılından beri tekrar etmesinin binanın ortak tesisatından olduğunu ispat ettiğini, müvekkilin 2012 yılında daireyi mevcut haliyle satın aldığını, sonradan tadilat ve değişiklik yapmadığını, davanın zarar veren eylemi gerçekleştiren kişiye açılması gerektiğini, davacının sigorta şirketinden zararını tazmin ettiğini, aynı zarar için iki kez bedel isteyemeyeceğini, ortak alan kapsamında olan su tesisatının müvekkil tarafından onarıldığını, eski haline getirme talebinin reddedilmesi gerektiğini, davacının hasar tutarını kalemler halinde ve faturalarla ispat etmesi gerektiğini, davalı müvekkilin de evini su basması nedeniyle ilgisiz davranmasının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; binada 20'den fazla su baskını yaşandığını, binanın 45 yılı aşkın süredir kullanıldığını, ortak alan kapsamındaki ana tesisat hatlarında kullanılan eski malzemelerin kullanım ömrünü tamamladığı ve olayın ana tesisat sistemi sebebiyle vuku bulduğunu, 6 nolu dairenin müvekkili tarafından 2012 yılında alındığını, daireyi bugünkü kullanım şekliyle satın alındığını, mutfak vs düzenlemelerin 2006 yılında yapıldığını, dava konusu su sorunun apartmanın ortak su tesisatından kaynaklandığını, sadece davacının değil, aynı şekilde müvekkilinin maliki olduğu 6 numaralı dairede de dış cepheden ve binanın ortak temiz su tesisatındaki kaçaktan kaynaklanan rutubetlenmelerin bilirkişilerce gerçekleştirilen yerinde incelemeler sonucunda görüldüğünü meydana gelen zararda kusur sorumluluğu bulunmadığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 730 uncu maddesi kapsamında tazminat davası mülkiyet hakkının ... kullanılması sebebiyle meydana gelen zararın tazmini için zararı veren malike karşı davanın açılması gerektiğini, zarar verici taşkınlıktan sonra malik değişmişse yeni malikin bundan sorumlu tutulamayacağını, “...Kat Mülkiyeti Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasında da kat maliklerinden birinin anagayrimenkulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesis yapması diğer kat maliklerinin rızasının bulunması koşuluna bağlanmış, kendi bağımsız bölümlerinde ise anayapıya zarar vermemek kaydı ile diğer kat maliklerinin rızasına gerek olmadan onarım, tesis ve değişiklik yapması mümkün kılınmıştır...”(Y. 20. H. D. 2017/3323 E. 2018/8286 K.) bağımsız bölümde plana aykırı olarak yapılan tadilat varsayımında dahi anayapıya zarar vermesi durumundan müvekkili değil, dairenin eski malikinin sorumluluğu bulunduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan imalatların ana gayrimenkulün mimari projesine aykırı olduğunun tespit edildiği böylece mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulduğunu, istinaf taleplerinin incelenmediğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tarafların kat maliki oldukları ana gayrimenkulde mimari projeye aykırı imalatların eski hale getirilmesi ve müdahalenin önlenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun (634 sayılı Kanun) 19 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu ana gayrimenkulde mimari projeye aykırı imalatlar dolayısı ile ortak alana müdahalede bulunulduğu, yapılan müdahaleye ilişkin herhangi bir tadilat projesi yahut kat maliklerinin muvafakat verdiğine ilişkin belgenin dosyaya sunulamadığı anlaşılmaktadır.
3. 634 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi uyarınca her kat maliki ana gayrimenkulün mimari durum ve güzelliğini korumaya mecbur olup, dosya kapsamı ile aksinin ispatlanamadığı ve yapılan müdahalenin ortak alanlardaki kat maliklerinin mülkiyet hakkı aleyhine olduğu gözetildiğinde mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.
4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
17. Hukuk Dairesi, 2018/1846 E., 2020/2701 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Taşınmaz malikinin sorumluluğu Türk Medeni Kanununun (TMK) 730. maddesinde düzenlenmiştir.
17. Hukuk Dairesi 2018/1846 E. , 2020/2701 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline sigortalı konutun üst katında bulunan davalıya ait konuttan sızan suların sigortalı konutta hasara sebebiyet verdiğini, bu hasar sebebi ile sigortalıya 4.178,00 TL ödendiğini açıklayıp ödenenin rücuan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, meydana gelen zararda müvekkilinin kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulü ile 4.178,00 TL'nin tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, konut sigorta sözleşmesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkiline sigortalı konuta davalının maliki olduğu daireden su sızması nedeni ile hasar meydana geldiğini açıklayıp ödenenin rücuan tahsili istemi ile eldeki davayı açmış, davalı vekili savunmasında; zararın meydana geldiği tarihte müvekkiline ait konutun dava dışı kiracı tarafından kullanıldığını, kiracının eylemleri nedeni ile zarar meydana geldiğini, bu sebeple meydana gelen zarar ile müvekkilinin kusursuz sorumluluğu
arasındaki illiyet bağının kesildiğini ileri sürmüş, mahkemece; davacıya sigortalı konutun üst katında bulunan davalıya ait konutta açık unutulan musluklardan gelen suyun aşağı sızması suretiyle zararın gerçekleştiği, bu nedenle davalı kat malikinin zarardan sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda davalının taşınmaz maliki olduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Taşınmaz malikinin sorumluluğu Türk Medeni Kanununun (TMK) 730. maddesinde düzenlenmiştir. Taşınmaz maliki, mülkiyet hakkının sınırlarını aşarak başkalarına zarar verir veya zarar verme tehlikesi yaratırsa zarara uğrayan kişiler, zararlarının parasal olarak giderilmesini ve eski hale getirilmesini veya zarar tehlikesi bulunduğu hallerde bunun önlenmesini dava yoluyla isteyebilirler.
Taşınmaz malikinin sorumluluğu kusura dayanmayan, yasanın emrettiği özen gösterme borcunun ihlaline dayanan bir kusursuz sorumluluk hali olup bu sorumlulukta kurtuluş kanıtına yer verilmemiştir.
Taşınmaz malikinin sorumlu tutulabilmesi için taşınmazın kullanılması ile zararlı sonuç arasında “nedensellik bağı” bulunmalı ve bu bağ, zarar görenin veya üçüncü kişinin kusuruyla ya da önlem alınsa dahi karşı konulamaz doğa olayı ile (mücbir sebeple) kesilmemiş bulunmalıdır.
Bina veya diğer yapı malikinin sorumluluğunu, diğer kusursuz sorumluluk hallerinden ayıran en önemli fark, malike geniş ve ağır bir sorumluluk yüklenmesi olup kurtuluş kanıtı getirme imkanı tanınmamış olmasıdır. Ancak malik, malik sorumluluktan kurtulmak için zararın eserin yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden kaynaklanmadığını ya da illiyet bağını kesen durumlardan -mücbir sebep, üçüncü kişinin sorumluluğu- birinin varlığını ispatlamak zorundadır.
Davalı vekili, zarar tarihinde taşınmazın dava dışı kiracının kullanımında olduğunu ileri sürerek kira sözleşmesinin bulunduğunu sunmuş, zararlandırıcı eylemin kiracı tarafından gerçekleştiğinden müvekkilinin sorumlu olmadığını ileri sürmüştür. Kiracı ... dava ihbarı talep edilmiştir. Ayrıca somut olayda zararlandırıcı eylemin muslukların açık bırakılması sonucu gerçekleştiği mahkeme kararı ile sabit olduğu gibi bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık da yoktur. Bu durumda zararlandırıcı eylemin yani muslukların açık bırakılması olayının eserin yapım bozukluğu veya bakım
eksikliği ile ilgisi olmadığı açıktır. Bu durumda zarar, yapı malikinin sorumluluğu kapsamında kalmayıp haksız fiil kapsamında kalmaktadır. Buna göre davalının yapı maliki olarak sorumluluğuna gidilemeyecektir. Kaldı ki davalı vekili, üçüncü kişinin kusur sebebi ile de zarar ile müvekkili arasındaki illiyet bağının da kesildiğini iddia etmiştir. Bu durumda davalı ancak haksız fiil faili olarak sorumlu tutulabilecektir. Bu kapsamda ise davalının haksız fiil faili olup olmadığı, muslukların açık bırakılması konusunda bir kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması gereklidir.
Tekrarlanacak olursa; zararlandırıcı eylem musluğun açık bırakılması olarak tespit ve kabul edildiğine göre, musluğun açık bırakılması ile ortaya çıkan zarar; yapının bakım eksikliği veya yapımındaki bozuklukla ilgili olmayıp davalının yapı maliki olarak bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Böyle olduğuna göre davada uygulanacak yasa maddeleri, yapı malikinin sorumluluğuna ilişkin kurallar olmayıp haksız fiile ilişkindir.
Bu durumda yapılacak iş; davalının, zararlandırıcı eylemin gerçekleşmesinde -musluğun açık bırakılmasında- kusuru olup olmadığının yukarıda anlatılan hususlar doğrultusunda araştırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'e geri verilmesine 05/03/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
15. Ceza Dairesi, 2015/4987 E., 2015/29752 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var.Asliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Türk ceza yargısında olmayan bu kavram sadece Türk Medeni Kanunu'nun 730, 738 ve 740. maddelerinde yan taşınmaza sarkan ağaç dallarının sahibine haber verilerek tecavüz edilen taşınmaz sahibi tarafından kaldırılması hususundadır.
15. Ceza Dairesi 2015/4987 E. , 2015/29752 K.
"İçtihat Metni"
.
MAHKEMESİ : .Asliye Ceza Mahkemesi
.
SUÇ : Mala zarar verme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanıkla katılanın, aynı site içinde evlerinin bulunduğu, katılanın, kendi evinin bulunduğu bölümde kayma olduğu gerekçesiyle evin önüne istinat duvarı yaptığı, sanığın da, söz konusu duvarın site yönetiminin kararı olmadan yapıldığını, katılanın, tek başına böyle bir tasarrufta bulunamayacağını, yapılan bu duvar nedeniyle, kendi evine geçişin kapandığını, bu nedenle duvarın bir kısmını yıktığını belirttiği, böylece sanığın mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, katılan aleyhine, site sakinlerinden biri tarafından 25/11/2010 tarihinde açılan Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/1387 Esas sayılı men-i müdahale dosyasında, söz konusu duvarın yıkılması ve müdahalenin önlenmesinin talep edildiği, sanığın da, suç işleme kastıyla hareket etmeden ve kendi evine giden yolu kullanmak amacıyla duvarı yıktığı dikkate alınarak, suçun manevi unsurunun oluşmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır ve bu nedenlerle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 12/10/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Karşı oy;
Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.01.2013 tarih ve 2012/233 E, 2013/50 K nolu ilamı ile mala zarar vermek suçundan sanık ......'nın beraatine ilişkin kararın müdahil tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza dairesinin 12.10.2015 tarih ve 2015/4987 -2015/29752 E.K sayılı kararı ile onanmasına ilişkin kararda çoğunluk ile aramda olan hukuki anlaşmazlık, kişilerin mahkemeye müracaatları gerekirken ihlal edilen haklarını kendilerinin alıp alamayacağı hususudur.
İnsanların toplumlaşmasından itibaren, şahıslar arasında çeşitli sorunların meydana gelmesi doğaldır. Çünkü farklı inanç, eğitim ve karaktere sahip insanların birbirlerinden ayrı davranması mümkündür. Bu davranışların meydana gelmesi sonucu hak, hukuk ve adalet kavramları ortaya çıkmıştır. Bu kavramların ortaya çıkması sonucu meydana gelen toplumsal düzensizliklerin giderilmesi görevini de devlet cihazı üstlenecektir. Bu üstlenme de; kişilerin hukuki güvenceye sahip olacakları şekilde olacaktır. Bunun temel şekli yasalardır. Aksi taktirde kişilerin kendi hukuki güvencelerini sağlamaya çalışması toplumsal karışıklıklara ve düzensizliklere sebep olacaktır. Bu itibarla kişiler hak arama hürriyetini devlet nezdinde arayacaklardır.
Türk hukukunda da hak arama hürriyeti kanunlarla teminat altına alınmıştır. Türk ceza yargısı incelendiğinde eski deyimle ihkakı-hak kavramı mevcut değildir. Türk ceza yargısında olmayan bu kavram sadece Türk Medeni Kanunu'nun 730, 738 ve 740. maddelerinde yan taşınmaza sarkan ağaç dallarının sahibine haber verilerek tecavüz edilen taşınmaz sahibi tarafından kaldırılması hususundadır. Tek istisna budur.
Somut olaya gelindiğinde;
Sanığın annesi ile katılan arasında taşınmazlarının sınırları konusunda ihtilaf mevcuttur. Katılan ortak kullanılan yolun bir kısmının fazladan kendi taşınmazından alındığını düşünerek, bahçesinin sınırlarını genişleterek duvar örmüştür. Sanığın annesi olan ....... bu konuyla ilgili mahkemede men'i müdahale ve kâl davası açmıştır. Ancak sanık bu dava sonucunu beklemeden olay tarihinde temin ettiği iş makineleri ile katılanın yaptırdığı duvarı yıktırmış, yıkma sonucu meydana çıkan molozları katılanın bahçesine atarak zarar vermiştir. Burada hukuki sorun, sanığın annesine ait ve kesinleşmeyen dava konusu bir hakkı kendisi devlete müracaat etmeden alabilecek midir. Eğer alabilecekse devlet kurumlarına ve mahkemelere gerek kalmamaktadır.
Yukarıdaki izahat ışığında, sanık, katılanın kendi imkanları ile kendi arazisi olduğunu düşünerek yapmış olduğu duvarın, hukuki olarak katılan ile gayrimenkulle ilgili ortak hiç bir ilişkisi olmayan sanık tarafından yıkılması ve yıkım sonucu katılana ait bahçeye zarar verilmesi, mala zarar vermek suçunu oluşturmaktadır.
Bu itibarla sanığın cezalandırılması amacıyla kararın bozulması gerektiği düşüncesi ile çoğunluk görüşüne karşıyım.
14. Hukuk Dairesi, 2014/3889 E., 2014/9128 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varŞanlıurfa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TMK'nın 737 ve 730. maddelerinden doğan sorumluluk kusura bağlı bir sorumluluk olmadığından, davalının kusursuz olması tazminat miktarının düşürülmesinde etkili olamaz.
14. Hukuk Dairesi 2014/3889 E. , 2014/9128 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Şanlıurfa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/06/2013
NUMARASI : 2011/80-2013/317
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.07.2011 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.06.2013 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı G... A.Ş. vekili ile duruşmasız olarak davalı M... Ltd. Şti. vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 03.06.2014 günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden davalı G... A.Ş. vekilleri Av. Ü.. E.. ve Av. M. V. M. ile karşı taraftan davacılar vekili Av. M. A. ve K..... Belediye vekili Av. A.. K.. geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
\_ K A R A R \_
Davacılar, davalıların tedbirsiz ve dikkatsiz davranmaları sonucu 27.06.2011 günü akaryakıt istasyonunda LPG patlaması nedeniyle malik oldukları 1 parsel sayılı taşınmazda bulunan bağımsız bölüm ve araçlarında zarar oluştuğunu, davalı gaz dağıtım şirketinin de denetim görevini gereği gibi yapmadığını ileri sürerek şimdilik 10.000 TL tazminatın, ıslah dilikçesiyle 197.000 TL tazminatın alınmasını istemişlerdir.
Davalı M... Petrol San. Tic. A.Ş., patlamanın LPG patlaması nedeniyle meydana geldiğini, akaryakıt sağlayıcısı olduğundan kendisine husumet yöneltilemeyeceğini; davalı N... Ltd. Şti. istasyonun maliki olduğunu ancak davalı M... Ltd. Şti. tarafından işletildiğini, LPG bağlantılarının davalı G... A.Ş. tarafından yapıldığını, G... elemanlarınca gaz kaçağı bulunmadığına ilişkin 21.06.2011 günü tutanak düzenlendiğini, kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Davalı M... Ltd. Şti., istasyonun kiracısı olup, LPG tankından sızan gaz nedeniyle patlama olduğunu, G... elemanlarınca gaz kaçağı bulunmadığına ilişkin 21.06.2011 günü tutanak düzenlendiğini, kusuru bulunmadığını; davalı G... A.Ş.,Patlamanın LPG tankında olmadığını, usulsüz olarak açılan istasyon altındaki perdecide olduğunu, bayileri denetim yetkisinin bulunmadığını, işletmede sorumlu müdür bulundurulması gerektiğini, kontrolün yardım amaçlı olduğunu, yüklenebilecek kusuru bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemişlerdir. Dahili davalılar da davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulü ile tazminatın kusur oranlarına göre davalılar G... A.Ş., N... Ltd. Şti. ve M.. Ltd. Şti.'den alınmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı G.. A.Ş. vekili ile davalı M... Ltd. Şti vekili temyiz etmiştir.
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat isteğine ilişkindir.
Komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat davalarında öncelikle davacının uğramış olduğu zararın miktarının bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi, tazminatın bu zarara göre tayin ve takdir edilmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, tazminat miktarı hiçbir zaman zararı aşamaz. Ancak, davacının zararın artmasında kusuru varsa, tazminat miktarı 6098 sayılı Borçlar Kanununun 52. maddesine göre indirilmeli veya tamamen ortadan kaldırılmalıdır. TMK'nın 737 ve 730. maddelerinden doğan sorumluluk kusura bağlı bir sorumluluk olmadığından, davalının kusursuz olması tazminat miktarının düşürülmesinde etkili olamaz.
Somut uyuşmazlıkta, davalı N... Ltd. Şti.'nin mülkiyetinde ve lisasında bulunup davalı M.... Ltd. Şti. tarafından işletilen akaryakıt istasyonunda meydana gelen patlama nedeniyle oluşan zararın tazmini istenmiştir. Tesisteki patlamanın LPG sızıntısı nedeniyle meydana geldiği bilirkişi raporlarından anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan inşaat mühendisi, hukukçu ve sigorta uzmanı bilirkişi kurulunun 09.10.2012 havale günlü raporunda davalı N... Ltd. Şti’nin istasyonda teknik sorumlu müdür bulundurmadığı, ruhsata aykırı kiralama yaptığı, ilave dükkanı belediyeye bildirmediği gerekçesiyle % 20 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Anılan raporda ayrıca davalı M.... Ltd. Şti’nin istasyonda teknik sorumlu müdür bulundurmadığı, ilave dükkanı belediyeye bildirmediği ve gaz kaçağını köpükle yapılan teste bağlı kalarak sonuca bağladığı gerekçesiyle % 20 tadilat izni almadan ilave dükkan yapan perde işletmecisinin % 20 ve G... A.Ş.'nin de gaz kaçağını köpükle yapılan test dışında kontrol etmediği, gaz kaçağınının bulunmadığına ilişkin tutanak tuttuğu gerekçesiyle % 40 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Hükme dayanak alınan bu bilirkişi raporunda kusur oranlarının hangi mevzuaata dayanarak belirlendiği açıklanmamıştır. Bu hali ile bilirkişi raporu denetlebilir nitelikte değildir. Ayrıca, HMK’nın 281. maddesi uyarınca tarafların bilirkişi raporuna karşı yaptığı itirazları ek rapor alınmak suretiyle değerlendirilmemiştir.
Bu nedenlerle, akaryakıt istasyonunda LPG patlaması sonucu meydana gelen patlamada taraflara yüklenebilecek kusur oranlarının dayanağının ilgili kanun, yönetmelik, tebliğ ve genelgelere atıfta bulunularak belirlenmesi için mümkünse üniversitede görevli veya konusunda uzman makine mühendisi, yangın uzmanı, iş güvenleği uzmanı, kimya mühendisi, petrol mühendisi bilirkişilerinden oluşan bir bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak rapor alınmalıdır. Alınacak bu raporda, tarafların daha önceki bilirkişi raporuna itirazları da karşılanmalı, kusur oranlarının yasal dayanağı denetime açık biçimde gösterilmelidir. Tarafların kusur oranlarının belirlenmesinden sonra, dosya içerisindeki tespit dosyaları ile Şanlıurfa Cumhuriyet Savcılığı hazırlık dosyasından da faydalanılarak davacıların taşınmazlarında oluşan zararları dava tarihi itibariyle saptanarak, kimin ne oranda sorumlu olduğu belirlenmelidir.
Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda gerekli araştırmalar yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bu sebeple kararın bozulması geremiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1.100 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak temyiz eden davalılara verilmesine, peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 08.07.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Malik (A), mülkiyeti kendisine ait arsa üzerindeki, komşusu (B)’nin taşınmazına gölge yapan ve mimari açıdan eski bir yapıyı, yerine daha modern ve işlevsel bir yapı inşa etmek amacıyla yıkmak istemektedir. Bu durumu öğrenen komşu (B), yıkım sırasında oluşacak gürültü ve toz gibi kaçınılmaz taşkınlıkların yanı sıra, eski yapının sağladığı gölgelikten mahrum kalacağını ve mülkiyet hakkından doğan huzurunun bozulacağını ileri sürerek, yıkımın tedbiren durdurulması ve önlenmesi için dava açmıştır. Bu olayda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde malik (A)’nın hukuki durumuyla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
A) Malik (A), mülkiyet hakkının bir gereği olan tasarruf yetkisi kapsamında, hukuk düzeninin sınırları içinde kalmak kaydıyla yapıyı yıkma hakkına sahiptir ve bu hak, komşunun menfaatleri karşısında kural olarak üstündür.
B) Komşu (B)’nin mülkiyet hakkı, komşuluk hukukundan doğan yasal bir kısıtlama teşkil ettiğinden, (B)’ye zarar verecek veya zarar tehlikesi yaratacak her türlü eylemden kaçınma yükümlülüğü altında olan (A), yapıyı yıkamaz.
C) Yapının (B)’nin taşınmazına gölge sağlaması, (B) lehine fiili bir yararlanma durumu oluşturduğundan, bu durumun ortadan kaldırılması TMK m. 683 anlamında haksız bir elatma teşkil eder ve (B) elatmanın önlenmesini talep edebilir.
D) TMK m. 718 uyarınca yapılar arazinin bütünleyici parçası olduğundan, malik (A) yapı üzerinde ancak kullanma ve yararlanma yetkilerine sahip olup, yapının özüne dokunan yıkım gibi tasarruflarda bulunabilmesi için komşusunun rızasını alması gerekir.
E) Yıkım eylemi, yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklara yol açacak olsa dahi, TMK m. 730 uyarınca hâkimin uygun bir bedelle denkleştirmeye karar verebileceği zararlar doğuracağından, (B) yıkımın tamamen durdurulmasını isteyebilir.
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.