4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 744

Türk Medeni Kanunu 744. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 744- Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla, su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür. Mecra geçirilmesinin kamulaştırma kurallarına bağlı olması hâlinde, bu Kanunun mecralara ilişkin komşuluk hükümleri uygulanmaz. Mecrayı geçirme hakkı, hak sahibinin istemi üzerine ve giderleri ödemesi koşuluyla tapu kütüğüne tescil edilir. b. Yükümlü taşınmaz malikinin menfaatinin korunması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

7 karar eşleşti
14. Hukuk Dairesi, 2015/1558 E., 2016/8854 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca “Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı
14. Hukuk Dairesi         2015/1558 E.  ,  2016/8854 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.07.2013 gününde verilen dilekçe ile su geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.11.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, mecra irtifakı isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir. Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca “Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.” Mecra irtifakı kurulmasına ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine mecra hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına mecra hakkı kurulması istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Mecra irtifakı kurulmasına ilişkin davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da mecra hakkı kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir. Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalar, özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle yapılacak araştırma ve incelemede, öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan “fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi” uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir. İrtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır. Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı 426 ada 4 no’lu parsel içerisinde yer alan ve Ağlasun Belediyesi’nin kontrolü altında olduğu ifade edilen sulama sistemine bağlantı yapmak için mecra irtifakı kurulmasını istemektedir. Mahkemece 04.04.2014 tarihli bilirkişi raporu ve ekindeki krokide 4. tercih olarak belirtilen A-B-C harfleri ile gösterilen güzergahtan su geçit hakkı tesisine karar verilmiştir. Yukarıda açıklamalarda belirtildiği üzere mecra irtifakı kurulacak taşınmazlar hakkında mecra irtifakının kesintisiz olması gerekir. Hükme esas alınan rapor içeriğine göre karar verilmiş ise de mecra irtifakının dere yatağına kadar getirildiği dere yatağı ve devamı 426 ada 4 nolu parselle ilgili mecra irtifakı kurulmadığı kesintisizlik ilkesinin gözardı edildiği görülmüştür. Kesintisiz mecra irtifakı kurulmaması nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.10.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

14. Hukuk Dairesi, 2014/5739 E., 2014/10689 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYenice(Çanakkale) Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Somut olaya gelince; TMK’nın 744. maddesi uyarınca tesis edilecek geçit için öngörülen koşullar arasında, kurulacak geçitin bir genel yola bağlantısının sağlanması da bulunmaktadır.
14. Hukuk Dairesi         2014/5739 E.  ,  2014/10689 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Yenice(Çanakkale) Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 14/01/2014 NUMARASI : 2013/21-2014/13 Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.03.2013 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.01.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir. Davacı 888 parsel sayılı taşınmazı yararına, davalıya ait .. parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı temyiz etmiştir. Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. Somut olaya gelince; TMK’nın 744. maddesi uyarınca tesis edilecek geçit için öngörülen koşullar arasında, kurulacak geçitin bir genel yola bağlantısının sağlanması da bulunmaktadır. Ana yola erişimi olmayan bir geçitin yola ihtiyacı olan taşınmazın bu ihtiyacını giderdiğinden söz edilemez. Somut olayda, mutlak geçit ihtiyacı içinde bulunan taşınmazın kesintisiz olarak genel bir yola bağlanmadığı görülmektedir. Bu itibarla mahkemece, davacının maliki olduğu taşınmazların kesintisiz biçimde genel yola bağlantısını sağlayan uygun seçenekler belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2014/5652 E., 2014/10397 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nın "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ila 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ila 761.
14. Hukuk Dairesi         2014/5652 E.  ,  2014/10397 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 12/12/2013 NUMARASI : 2010/149-2013/247 Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.04.2010 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırılık nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın K.. B.. ve S.. T.. yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine dair verilen 12.12.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı K.. B.. vekili ve davalı S.. T.. tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteğinin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, komşuluk hukukuna aykırılık nedeniyle tazminat isteğine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin gıda marketi işletmeciliği yaptığını, işyerinin bitişiğinde bulunan davalılardan S.. T..'a ait bina ile marketin üzerindeki daire sahibi K.. B.. ve marketin bitişiğindeki Y.. K..'a ait kahvehanenin müşterek kullandıkları kanalizasyon belediye çalışanlarınca doğru bağlanmaması sebebiyle giderlerinin tıkandığını, bu tıkanmanın sonucu geriye tepen suların kendilerine zarar vermemesi için bodrumdan geçen kanalizasyon borularının davalılar K.. B.. ve S.. T.. tarafından söküldüğünü, bu suretle boşa akan kanalizasyon suyunun davalıların bodrumunu doldurduğunu, buradan da S.. T..'a ait delikli tuğlalarla örülmüş sıvasız duvardan kendi deposuna sızarak zarara neden olduğunu ileri sürerek tespit edilen 11.274,16 TL'lik zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı Belediye Başkanlığı vekili, idarenin bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı K.. B.. vekili, zararın fahiş hesaplandığını, zararın oluşmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Y.. K.. vekili, kanalizasyon boruları ile dükkanı arasında bağlantı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece,davalı K.. B.. ve S.. T..'a ait pissu giderinin parsel bacasına bağlanmadan önceki bölümde tıkanması nedeni ile geri tepen pis suların, önce S.. T..'a ait depoya ve oradan da davacının deposuna geçmesi sonucu zarar meydana geldiği, diğer davalıların sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle 11.274,16 TL maddi zararın davalılar K.. B.. ve S.. T..'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davanın Belediye Başkanlığı ve Y.. K.. yönünden reddine karar verilmiştir. Hükmü, davalılar K.. B.. vekili ve davalı S.. T.. temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı K.. B.. vekili ve davalı S.. T..'ın aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-Davalılar K.. B.. vekili ve davalı S.. T..'ın diğer temyiz itirazlarına gelince; TMK’nın 683. maddesindeki "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir. Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nın "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ila 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ila 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir. Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat isteğine ilişkindir. Komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat davalarında öncelikle davacının uğramış olduğu zararın miktarının bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi, tazminatın bu zarara göre tayin ve takdir edilmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, tazminat miktarı hiçbir zaman zararı aşamaz. Ancak, davacının zararın artmasında kusuru varsa, tazminat miktarı 818 sayılı Borçlar Kanununun 44. maddesine göre indirilmeli veya tamamen ortadan kaldırılmalıdır. TMK’nın 737 ve 730. maddelerinden doğan sorumluluk kusura bağlı bir sorumluluk olmadığından, davalının kusursuz olması tazminat miktarının düşürülmesinde etkili olamaz. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; Mahkemece tazminat miktarının belirlenmesine ilişkin olarak yapılan araştırma ve incelemeler hüküm kurmaya yeterli değildir. Yerinde yapılan keşif sonucu alınan uzman bilirkişi ve tespit raporları ve tanık beyanlarında, davalı S.. T.. tarafından kullanılan deponun yaklaşık olarak 50 m2, davacı tarafından kullanılan deponun ise yaklaşık olarak 120 m2 olduğu, her iki deponun arasının delikli tuğla duvarla davacı tarafından örüldüğü, iki depo arasındaki sıvanmamış delikli duvardan pissuyun sızdığı, davalılardan S.. T.. ve K.. B..'a ait atıksu giderinin müşterek olarak kanalizasyona bağlandığı, parsel bacasına bağlantıdan önceki bölümde oluşan tıkanma nedeni ile geri tepen pis suların önce S.. T..'ın kullandığı depoya ve oradan da davacının deposuna geçmesi sonucu zararın meydana geldiği, pissu borusunun yerinden çıkarılması ve bitişik depoya dolarak oradan da davacının kullandığı depoya sızması nedeniyle bu iki davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu tespit edilmiştir. Ancak, davacının market ürünlerini koymak suretiyle depo olarak kullandığı kısmın projede kalorifer ve kazan dairesi olduğunun ileri sürüldüğü, bilirkişi raporlarına göre davalı S.. T.. tarafından kullanılan depo ile davacı tarafından kullanılan depo arasında sıva yapılmamış delikli tuğla bulunması nedeniyle pissu geçişi olduğu bu durumun davacının zararının artmasına neden olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının bölüşük (müterafik) kusuru sebebiyle tazminat miktarından 818 sayılı Borçlar Kanununun 44. maddesine göre uygun bir indirim yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, belirtilen husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1). bentte yazılı nedenlerle davalı K.. B.. vekili ve davalı S.. T..'ın diğer temyiz itirazlarının reddine, (2). bentte yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2014/211 E., 2014/4302 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var.1. Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TMK’nın 744. maddesi uyarınca tesis edilecek geçit için öngörülen koşullar arasında, kurulacak geçitin bir genel yola bağlantısının sağlanması da bulunmaktadır.
14. Hukuk Dairesi         2014/211 E.  ,  2014/4302 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :.1. Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.09.2012 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.11.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_K A R A R\_ Davacı, maliki olduğu 37 ve .. parsel sayılı taşınmazların genel yolla bağlantısı bulunmadığını, genel yol ile taşınmazları arasında davalı...’a ait b..; davalı Hazine’ye ait .. parsel sayılı taşınmazların bulunduğunu ileri sürerek, davalılara ait taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Davalı Hazine, davanın reddini istemiş, dahili davalı F..., b.. seçeneklerin bulunduğunu, kendi taşınmazından kurulacak geçit hakkının ekonomik olmayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, fen bilirkişi rapununun eki krokide (C) ile gösterilen .. ve (D) ile gösterilen .. parsel sayılı taşınmazlardan geçit kurulmasına karar verilmiştir. Hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir. Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir. Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Türk Medeni Kanununun 747/2. maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Somut uyuşmazlıkta, davacıya ait .. ve .. parsel sayılı taşınmazların genel yola bağlantısı bulunmadığından mutlak geçit ihtiyacı içinde bulundukları açıktır....Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/1-5 sayılı kararı ile dava dışı 26 sayılı parsel yararına .. ve .. parsellerden geçit hakkı kurularak 52 sayılı parselin batı sınırında bulunan yola kesintisiz bağlantı sağlanmıştır. Hükme esas alınan 25.06.2013 günlü fen bilirkişi raporunun eki krokide, (C) ile gösterilen davacıya ait 37 ve (D) ile gösterilen bir kısım davalıların murisi İlyas’a ait 36 parsel sayılı taşınmazlardan kurulan geçit...Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/1-5 sayılı kararı ile kurulan geçite bağlanmıştır. TMK’nın 744. maddesi uyarınca tesis edilecek geçit için öngörülen koşullar arasında, kurulacak geçitin bir genel yola bağlantısının sağlanması da bulunmaktadır. Ana yola erişimi olmayan bir geçitin yola ihtiyacı olan taşınmazın bu ihtiyacını giderdiğinden söz edilemez. Somut olayda, mutlak geçit ihtiyacı içinde bulunan taşınmazların kesintisiz olarak genel bir yola bağlanmadığı görülmektedir. Bu itibarla mahkemece, davacının maliki olduğu taşınmazların kesintisiz biçimde genel yola bağlantısını sağlayan uygun seçenekler belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 01.04.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi, 2009/4825 E., 2009/5601 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Dava, Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması istemi ile açılmıştır.
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2009/4825 E.  ,  2009/5601 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalılar aleyhine 30.03.2007 gününde verilen dilekçe ile mecra tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.12.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması istemi ile açılmıştır. Davalı ..., davanın reddini savunmuş,davalı ... davayı kabul etmiştir. Mahkemece, davacının 774 sayılı parseli lehine, 772 ve 773 sayılı parsellerden krokide kırmızı ile gösterilen güzergah üzerinde 0.80 metre genişliğinde su yolu mecrası kurulmasına karar verilmiştir. Hükmü, davalı 772 sayılı parsel maliki ... temyiz etmiş,davalı ...’nın maliki olduğu 773parsel lehine ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/90-2008/203 sayılı dosyası ile 778 ve 779 sayılı parsellerde mecra irtifakı kurulduğu mahkemece bu hususun gözardı edildiğinden bahisle bozma istemiştir. Davacı maliki bulunduğu 774 sayılı parsel numaralı taşınmazının sulanabilmesi için yörede DSİ tarafından açılan kanallardan su alması gerektiğini ve bu nedenle komşu taşınmazlardan mecra hakkı tesisine ihtiyacı bulunduğunu ileriye sürerek 773 ve 772 sayılı parsel sahiplerine husumet tevcih ederek bu parsellerden mecra hakkı tesisine karar verilmesi istenmiştir. Yol, su, elektrik hattı gibi ihtiyaçların karşılanması için zaruret halinde komşu taşınmazlardan irtifak tesisi yasa ile tanınan haklardandır. Uygun yerden mecra geçirilmesinden amaç davalılar bakımından en az külfet yükleyen yerin seçilmesi demektir. Bu nedenle mecra için davacının katlanacağı külfet az yukarıdaki ilkeden sonra düşünülür, seçim yapılırken olası tüm seçenekleri birlikte değerlendirmek gerekir. Geçit ve mecra hakları zorunluluk halinde komşuların birbirlerine katlanması için birine hak diğerine sorumluluk olarak sonuç doğurucu haklardandır. Bu haklar tesis edilirken, somut olayda olduğu gibi, tarımsal kullanımın azami ölçüde korunması ilkesini de gözden uzak tutmamak gerekir. 779 sayılı parselin kuzey sınırı boyunca 773 sayılı parsel yararına tesis edilmiş, boyutları genişlik ve derinlik olarak 0.80metre olan mecranın açıktan geçirildiği anlaşıldığına göre, bu kanaldan davacı parseline taşınacak su için de yararlanma mümkün olacaktır. Bu yararlanma 773 sayılı parsel için oluşturulan yararlanmayı kısıtlamayacaksa, davacı parsel yararına kurulacak mecra için, 2.6.2008 tarihli ... ve ... ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun ekinde bulunan krokide 779 sayılı parselde ... ile gösterilen kanal yeri ve 773 sayılı parselde kırmızı ile gösterilen yeri birleştirmek suretiyle davacının su yolu geçit istemi karşılanabilecektir. Mecranın yukarıda açıklandığı şekilde tesisi hakkaniyete daha uygun düşeceğinden, 779 sayılı parsel maliki ... İğneci aleyhine harcı verilen dilekçe ile husumet yönetilmeli ya da açılacak ayrı bir dava ile eldeki dava birleştirilerek mahkemece ziraatçi bilirkişiden 779 sayılı parselde ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/90-2008/203 sayılı kararı ile kurulan mecra yerinin, 773 ve 774 sayılı parsellere sulama amaçlı akıtılacak suya yeterliliği hususunda rapor alınmalı, bilirkişice uygun görülmesi halinde, 779 sayılı parsel malikinin katlanacağı artı yüküm için bir bedel belirlenmelidir. Açıklandığı şekilde araştırma ve değerlendirmeler yapılmalıdan hüküm tesisi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...’nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 05.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Bay (K), kendi arazisindeki tarımsal faaliyetler için gerekli olan elektrik hattını, komşusu Bay (L)’nin arazisinin üzerinden geçirmek zorundadır. Başka bir güzergâhın kullanılması aşırı maliyetli ve teknik olarak imkansızdır. Bu durumda Bay (K)’nin sahip olduğu hukuki imkanlarla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Bay (K), komşusunun rızası yoksa hiçbir şekilde bu hattı geçiremez.
B) Bay (K), uğranılacak zararın tamamını önceden ödemek koşuluyla hattın geçirilmesine katlanılmasını isteyebilir.
C) Komşu Bay (L), hiçbir bedel talep etmeden bu duruma katlanmakla yükümlüdür.
D) Bu hak sadece su yolları için geçerlidir, elektrik veya gaz hatlarını kapsamaz.
E) Bay (K), hattı geçirdikten sonra mülkiyetin kendisine devredilmesini talep edebilir.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol