4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 849

Türk Medeni Kanunu 849. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 849- Taşınmaz maliki değişirse yeni malik, başka bir işleme gerek bulunmaksızın taşınmaz yükünün yükümlüsü olur. Yüklü taşınmazın bölünmesinin taşınmaz yüküne etkisi hakkında irat senedine ilişkin hükümler uygulanır. İKİNCİ BÖLÜM TAŞINMAZ REHNİ BİRİNCİ AYIRIM GENEL HÜKÜMLER A. Koşullar I. Taşınmaz rehninin türleri

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
- TAVİZ BEDELLERİNİN ÖDENMESİ, FAİZ, TASFİYE MÜDDETİ**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 849 ]
6. Hukuk Dairesi 2009/5304 E., 2009/9430 K. 6. Hukuk Dairesi 2009/5304 E., 2009/9430 K. - MUKATAALI VE İCARETEYNLİ VAKIF MALLAR - TAVİZ BEDELLERİNİN ÖDENMESİ, FAİZ, TASFİYE MÜDDETİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 849 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 26 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 27 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 28 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 29 ] "İçtihat Metni" Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davacılar-davalılardan İ… … Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava bir adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece satış suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalılardan Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davalının temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava konusu taşınmazın tapu kaydında M… …... Celilesi A… … Hanım Vakfından mukatalıdır şerhi bulunmakta olup mahkemece satış bedelinden %10 taviz bedeli Vakıflar Genel Müdürlüğüne ödendikten sonra artanın ortaklara mirasçılık belgesindeki payları oranında verilmesine karar verilmiştir. Taviz bedeli, eski vakıflar hukuku açısından "rakabe" kuru mülkiyet hakkı karşılığı, tasarruf (intifa-yararlanma-kullanma) hakkıbedeli, icare ve mukataa (kira) karşılığı anlamına gelmekte olup vergi niteliğinde değildir. Mukataalı ve icareytenli taşınmazların serbest tasarrufa terki için alınan bir bedeldir. 2762 Sayılı V.K.'nun 26. maddesi gereğince vakıf taşınmaz malların icareteynli ve mukataalı olarak kiraya verilmesi yasaklanmış, daha önce verilenlerin ise 2762 Sayılı Kanunun 27 ve 28. maddelerini değiştiren 4103 Sayılı Yasa ile tasfiyesi öngörülmüştür. 2762 Sayılı Vakıflar Kanununun 29/1 maddesinde on yıl içinde bu kanun hükümlerine göre taviz vermek yolu ile icareteyn veya mukataa kayıtları terkin edilmiş olan taşınmazların mülkiyetinin on yıl sonunda kendiliğinden mutasarruflarına geçeceği ve vakfın hakkınında ivaza dönerek taşınmazın tamamının bu ivaz karşılığı birinci derece ve birinci sırada ipotekli sayılacağı açıklanmıştır. Maddede açıklanan ve taviz bedeli olarak isimlendirilen ivaza (bedele) dönüştürülen vakıf alacağının icare ve mukataa bedeli olduğu şüphesizir. Anılan kanun hükmüne göre taviz bedeli bir gayrimenkul mükellefiyetidir. Türk Medeni Kanununun taşınmaz yükünün (mükellefiyetinin) niteliğini düzenleyen 849. maddesinde taşınmaz malikinin değişmesi halinde yeni malikin başka bir işleme gerek bulunmaksızın taşınmaz yükünün yükümlüsü olacağı belirtilmiştir. Bu nedenle taşınmaz mükellefiyeti niteliğini alan taviz bedelinden, yeni malikin sorumlu tutulması gerekir. Öte yandan 20.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 Sayılı Vakıflar Kanununun 18. maddesinde taviz bedelinin paydaşlığının giderilmesi davasının sonucu satışına karar verilen taşınmazın satışından elde edilecek bedel üzerinden hesaplanacağı, taviz bedelinin tamamı vakıf adına ödenmedikçe taşınmaz üzerindeki temliki tasarrufların tapu dairelerince tescil olunmayacağının düzenlenmesi karşısında taviz bedelinin sorumlusunun yeni malik olduğu açıkca anlaşıldığından taviz bedelinden paydaşlığın giderilmesi davasının tarafları sorumlu tutulamaz. Açıklanan bu hukuki olgu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 2. bentte yazılı nedenle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 5.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi, 2010/6836 E., 2010/7300 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine ve özellikle dava konusu 1714 ada 10 parsel sayılı taşınmazın ifraz öncesi tapu kaydında Etibank lehine irtifak hakkı tesis edilmiş olup Türk Medeni Kanununun 848 ve 849. maddeleri gereğince yasal takyit olarak yeni maliki bağlayacağından davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2010/6836 E.  ,  2010/7300 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki irtifak hakkına müdahalenin önlenmesi ve kal davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 14.03.2008 gün ve 2008/2138 - 3222 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı ... vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, Türk Medeni Kanununun 727. maddesi uyarınca tapudaki irtifak hakkına elatmanın önlenmesi, 41 ve 42 no'lu plonlar arasında kalan davalı adına kayıtlı 238 ada 10 parsel sayılı taşınmaz üzerine yapılan binanın Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğine göre tehlike arzeden kısımlarının yıkılması isteğinde bulunmuştur. Davalı vekili, tapuda irtifak hakkı bulunmadığını, enerji nakil hattında belirli bir yüksekliği geçecek şekilde değişiklik yapılması gerektiğini beyanla sıfat ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır. Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine ve özellikle dava konusu 1714 ada 10 parsel sayılı taşınmazın ifraz öncesi tapu kaydında Etibank lehine irtifak hakkı tesis edilmiş olup Türk Medeni Kanununun 848 ve 849. maddeleri gereğince yasal takyit olarak yeni maliki bağlayacağından davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Ancak; mahkemece elatmanın önlenmesi ve kal kararı ile birlikte 15 gün içinde davalının kal işlemini yapmadığı takdirde 4.636,80 YTL kal masraflarının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafından kal'ine karar verilmiştir. İrtifak hakkına dayalı olarak dava konusu binanın yıkım ve nakliyesi için gerekli masraf kal kararının infazı için istenilebilecek miktardır. İcra İflas Kanununun 30. maddesinde bir işin yapılmasına dair ilamların icrası düzenlenmiştir. Elatmanın önlenmesi ve kal kararında da davalı yanın haksız kullanıma son vermesi ve kal'e konu şeyin yıkılması hüküm altına alınmaktadır. Bu ilamlar da anılan madde uyarınca infaz edilir. Davalı, taşınmazı kullanmaktan vazgeçmez ve kal konusu şeyi yıkmaz ise, anılan maddenin 2.fıkrası hükmü gereğince bilirkişilere gideri hesaplattırıldıktan sonra, alacaklı onay verirse, ileride hükme gerek kalmaksızın borçludan alınmak üzere ondan peşin alınarak, onay vermez ise borçlunun yeterli miktarda malı haciz ve paraya çevrilerek ilam gereği yerine getirilir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeksizin davalının hüküm gereğini kendiliğinden yerine getirme olasılığı da gözetilmeden, kal bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi hüküm fıkrasında da dava konusu taşınmazın tapu kaydının ada numarasının ve bilirkişi raporunun havale tarihinin hatalı yazılması yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/VII. maddesi gereğince hükmün bu yönden düzeltilerek onanması gerektiği halde sehven onandığı anlaşılmış olup bu sebeple davalı vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilerek hükmün aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca Dairemizin 14.03.2008 tarih 2008/2138 Esas, 2008/3222 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA ve hüküm fıkrasının 2. satırında yazılı "238 ada" rakamının çıkartılarak yerine "1714 ada" rakamının yazılmasına, yine hüküm fıkrasının 2. paragrafında yazılı "10.04.2007 havale tarihli" şeklindeki cümlenin çıkartılarak yerine "10.04.2006 havale tarihli" cümlesinin yazılmasına, yine hüküm fıkrasının 1. paragrafında yazılı davalı müdahalesinin men'ine kelimesinden sonra gelen "...15 gün içerisinde tecavüzlü kısımların davalıca kal'ine, 15 gün içinde davalının kal yapmadığı takdirde 4.636,80 YTL kal masraflarının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafından kal'ine..." sözcük dizisinin hükümden çıkartılmasına, yerine "tecavüzlü kısımların kal'ine" kelime dizisinin yazılmasına ve hükmün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 28.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi, 2007/13081 E., 2007/14516 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Diğer taraftan, davalı banka kayıt üzerine haczi diğer davalının borcu nedeniyle ve kayıt onun adına iken koydurduğundan Türk Medeni Kanununun 849 maddesi hükmünce şerhin terkini isteğinin reddedilmiş olmasında da yasaya aykırılık yoktur.
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2007/13081 E.  ,  2007/14516 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 6.8.2004 gününde verilen dilekçe ile davalı ... Tarhan aleyhine açılan davada temliken tescil istemine dayalı tapu iptali ve tescil, davalı .... aleyhine istihkak davası açılarak haczin kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali tescil davasının kabulüne, istihkak davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, haczin kaldırılması talebinin reddine dair verilen 21.6.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava şahsi hakka dayalı taşınmaz mülkiyetinin geçirilmesi ve taşınmaz kaydındaki diğer davalı banka yararına olan haciz şerhinin terkini istemleriyle açılmıştır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 724.maddesinde öngörülen kazanma koşulları davacı yararına gerçekleştiğinden 160 m2 den ibaret 6707 ada 12 parselin davacı adına tesciline, haciz şerhinin terkini istemi ile açılan davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü davacı temyiz etmiştir. 6707 ada 12 parsel sayılı taşınmaz 378 ada 5 parselin imar uygulaması sonucu oluşmuştur. Açıkçası 6707 ada 12 parselin evveliyatı da tapuludur. Davacı her ne kadar taşınmazdaki mülkiyeti malik olan davalı ...’un harici satışı ile kazandığını ileri sürmüşse de bu iddiasını kanıtlamış değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 724.maddesi hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin Türk Medeni Kanunun 3.maddesinde hükme bağlanan subjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşın bilebilecek durumda olmamasını, ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. Malzeme malikinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarih 17/1 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü, bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. Somut olayda, dava konusu taşınmazın öncesinin de tapulu olmasından dolayı davacının iyiniyeti kanıtlanmamış iken taşınmazın davacı adına tescili yasaya uygun düşmemiştir. Ne var ki, kayıt malikinin hükmü temyiz istemi olmadığından bu husus bozma sebebi yapılmamış düşülen yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir. Diğer taraftan, davalı banka kayıt üzerine haczi diğer davalının borcu nedeniyle ve kayıt onun adına iken koydurduğundan Türk Medeni Kanununun 849 maddesi hükmünce şerhin terkini isteğinin reddedilmiş olmasında da yasaya aykırılık yoktur. Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 19.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Türk Medeni Kanunu'nun taşınmaz yükünün (mükellefiyetinin) niteliğini düzenleyen 849. maddesinde taşınmaz malikinin değişmesi halinde yeni malikin başka bir işleme gerek bulunmaksızın taşınmaz yükünün yükümlüsü olacağı belirtilmiştir.
6. Hukuk Dairesi 2010/12800 E., 2011/572 K. 6. Hukuk Dairesi 2010/12800 E., 2011/572 K. - TAVİZ BEDELİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 489 ] - 5737 S. VAKIFLAR KANUNU [ Madde 18 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 26 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 27 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 28 ] - 2762 S. VAKIFLAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 29 ] "İçtihat Metni" Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılardan Saniye tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava alacaklı tarafından açılan bir adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece satış suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalılardan Seniye tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, kararın dayandığı gerekçelere, paydaş sayısı, pay durumu ve taşınmazın yüzölçümüne göre aynen taksimi mümkün olmayan taşınmazın satış suretiyle paydaşlığının giderilmesine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davalının satış parasının %10'unun taviz bedeli olarak Vakıflar Bölge Müdürlüğü'ne ödenmesine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; taviz bedeli, eski vakıflar hukuku açısından "rakabe" kuru mülkiyet hakkı karşılığı, tasarruf (intifa-yararlanma-kullanma) hakkı bedeli, icare ve mukataa (kira) karşılığı anlamına gelmekte olup, vergi niteliğinde değildir. Mukataalı ve icareteynli taşınmazların serbest tasarrufa terki için alınan bir bedeldir. 2762 saytlı VK'nın 26. maddesi gereğince vakıf taşınmaz malların icareteynli ve mukataalı olarak kiraya verilmesi yasaklanmış, daha önce verilenlerin ise 2762 sayılı Kanun'un 27 ve 28. maddelerini değiştiren 4103 sayılı Yasa ile tasfiyesi öngörülmüştür. 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 29/1. maddesinde on yıl içinde bu Kanun hükümlerine göre taviz vermek yolu ile icareteyn veya mukataa kayıtları terkin edilmiş olan taşınmazların mülkiyetinin on yıl sonunda kendiliğinden mutasarrıflarına geçeceği ve vakfın hakkının da ivaza dönerek taşınmazın tamamının bu ivaz karşılığı birinci derece ve birinci sırada ipotekli sayılacağı açıklanmıştır. Maddede açıklanan ve taviz bedeli olarak isimlendirilen ivaza (bedele) dönüştürülen vakıf alacağının icare ve mukataa bedeli olduğu şüphesizdir. Anılan Kanun hükmüne göre taviz bedeli bir gayrimenkul mükellefiyetidir. Türk Medeni Kanunu'nun taşınmaz yükünün (mükellefiyetinin) niteliğini düzenleyen 849. maddesinde taşınmaz malikinin değişmesi halinde yeni malikin başka bir işleme gerek bulunmaksızın taşınmaz yükünün yükümlüsü olacağı belirtilmiştir. Bu nedenle taşınmaz mükellefiyeti niteliğini alan taviz bedelinden, yeni malikin sorumlu tutulması gerekir. Öte yandan 20.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 18. maddesinde taviz bedelinin paydaşlığının giderilmesi davasının sonucu satışına karar verilen taşınmazın satışından elde edilecek bedel üzerinden hesaplanacağı, taviz bedelinin tamamı vakıf adına ödenmedikçe taşınmaz üzerindeki temliki tasarrufların tapu dairelerince tescil olunmayacağının düzenlenmesi karşısında taviz bedelinin sorumlusunun yeni malik olduğu açıkça anlaşıldığından taviz bedelinden paydaşlığın giderilmesi davasının tarafları sorumlu tutulamaz. Açıklanan bu hukuki olgu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, mahkemece Vakıflar lehine taviz bedelinin tahsiline ilişkin hüküm kurulması da hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir. Sonuç: Yukarıda 2. bentte yazılı nedenle hükmün (BOZULMASINA), istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.