4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 994

Türk Medeni Kanunu 994. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 994- İyiniyetli zilyet, geri vermeyi isteyen kimseden şey için yapmış olduğu zorunlu ve yararlı giderleri tazmin etmesini isteyebilir ve bu tazminat ödeninceye kadar şeyi geri vermekten kaçınabilir. İyiniyetli zilyet, diğer giderler için tazminat isteyemez. Ancak, şeyin geri verilmesinden önce kendisine bu giderler için bir tazminat önerilmezse, kendisi tarafından o şeyle birleştirilen ve zararsızca ayrılması mümkün bulunan eklemeleri o şeyi geri vermeden önce ayırıp alabilir. Zilyedin elde ettiği ürünler, yaptığı giderler sebebiyle doğan alacaklarına mahsup edilir. 2. İyiniyetli olmayan zilyet bakımından

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

8 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2021/6202 E., 2023/674 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var...Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Türk Medeni Kanununun 994 üncü maddesi sebepsiz zenginleşmeyi önleyen özel bir düzenleme olup, her iki davada da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 994 ve 995 inci maddelerinin uygulanması mümkündür.
7. Hukuk Dairesi         2021/6202 E.  ,  2023/674 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki adi istihkak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 06.04.1976 tarihinde vefat eden tarafların mirasbırakanı ...’ın imar ve ihya ettiği 845 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışması ile dava dışı Maliye Hazinesi adına tescil edildiğini, Maliye Hazinesinin taşınmazı daha sonra dava dışı üçüncü kişilere devrettiğini, davalının taşınmazı kendisinin imar ve ihya ettiği iddiası ile dava dışı Maliye Hazinesine karşı açtığı .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/12 Esas sayılı davasının sonucunda 2013/69 sayılı kararı ile, dava dışı Hazine’nin davalıya 2.243.000,00 TL tazminat ödemesine karar verildiğini, kararın infazı için...İcra Müdürlüğünün 2012/8056 sayılı dosyasında 5.181.789,33 TL bedelli takip başlatıldığını, taşınmazın mirasbırakan ...'tan intikal ettiğini ve davalının Maliye Hazinesinden tahsil ettiği tazminat bedelinde müvekkilinin mirasçı olması nedeniyle 3/20 oranında miras payı bulunduğunu ileri sürerek 777.268,00 TL bedelin faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin geçtiğini, taşınmazın imar ve ihya ile edinildiğini, taşınmazı mirasçıların kendisine bıraktığını, kesin delil niteliğindeki .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/12 Esas, 2013/69 Karar sayılı kararıyla taşınmaz bedelinin tarafına ait olduğuna karar verildiğini, davacının talep ettiği miktarın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.11.2013 tarihli duruşmadaki ara kararı ile davalının zamanaşımı definin yerinde olmadığına karar verilmiş; yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının bedelini tahsil ettiği taşınmazın mirasbırakan tarafından imar ve ihya edilmiş olması gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf başvurusunda, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, davacının taşınmazın bedelinde hakkı olmadığını, zamanaşımı süresinin geçtiğini, zamanaşımı definin değerlendirilmediğini, taşınmazın zilyedinin müvekkili olduğunu, tanık beyanlarının da savunmalarını doğruladığını, bedelin ve faiz başlangıcının hatalı belirlendiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/12 Esas, 2013/69 Karar sayılı davasına konu olan taşınmazın imar ve ihyasının mirasbırakan tarafından başlatılarak tamamlandığı ve taşınmazın mirasbırakandan kaldığı dolayısıyla davalı tarafından tahsil edilen taşınmaz bedelinde davacının miras payı oranında hakkı bulunduğu hususları sabit görülmüş; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 29.02.2016 günlü bilirkişi ek raporunda davalının icra dosyasında yaptığı tahsilattan davacının miras payına denk gelen 714.027,44 TL bedele hak kazandığına ilişkin tespiti ve davanın açılmasından sonra tahsil edilen miktara tahsil tarihinden itibaren faiz yürütülmesi yerinde bulunarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz başvurusunda, zamanaşımı definin değerlendirilmediğini, davacı lehine hükmedilen tazminat bedelinin asıl alacağa işletilen faiz miktarını, müvekkilinin tahsil etmediği vergileri, müvekkili tarafından sarf edilen vekalet ücretlerini ve masrafları içerdiğini, hesaplanan tazminatın hatalı ve fahiş miktarda olduğunu, tazminata hükmedilecek olması halinde dahi ana para alacağı olan 2.243.600 TL'den müvekkili tarafından yapılan masrafların indirilerek bulunacak miktarın hüküm altına alınması gerekeceğini, mahkemece hükmedilen tazminatın müvekkilinin icra takibinde tahsil ettiği meblağdan davacının miras payına denk gelen miktardan bile daha yüksek olduğunu, müvekkilinin kendi vekiline ödediği 885.000,00 TL vekalet ücretinin davacı lehine hükmedilen tazminattan indirilmediğini, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, 18.03.2016 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinin dikkate alınmadığını, davacı tarafından ilgili tazminat dosyasının hiçbir külfetine katlanılmadan bütün nimetlerinden yararlanıldığını, müvekkilinin yıllarca davayı takip ederek tazminatı elde ettiğini, davanın Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci ve 3 üncü maddelerine aykırı olduğunu, mirasbırakanın ölümünün üzerinden 37 yıl geçtiğini, davacının kendisinden beklenen özeni göstermediğini, tanıkların da taşınmaz zilyetliğinin kendisinde olduğunu belirttiklerini, mirasçılar arasında taksim yapıldığını, müvekkilinin taşınmazdaki zilyetliğini kendi adına sürdürdüğünü, ilgili tazminat dosyasında 29.05.2005 tarihli keşifte dinlenen tanıklar ... ve ...'ın da taksim olgusunu doğruladıklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mirasçılar arasında adi istihkak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683 üncü maddesi ile 994 ve 995 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683 üncü maddesine göre; malik, mülkiyet hakkının bir gereği olarak malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabilir. İstihkak davası, malın vasıtasız zilyetliğine sahip olmayan malikin, doğrudan doğruya mülkiyet hakkına dayanarak, şey üzerindeki zilyetliğin haklı bir nedene dayanmayan kimseye açtığı hakedişi belirleyen bir eda davasıdır. Davanın sonunda, menkul mallarda teslime, taşınmaz mallarda ise tahliyeye bağlanan edaya karar verilir. İstihkak davası, ayni bir hakka (mülkiyete) dayandığı için tipik bir ayni davadır. O nedenle, zamanaşımına uğramayacağında asla duraksanamaz. 3. Türk Medeni Kanunu'nun 683 üncü maddesinde, malikin, mülkiyet hakkının bir gereği olarak malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini dava edebileceğini düzenlemiştir. Türk Medeni Kanununun 994 üncü maddesi sebepsiz zenginleşmeyi önleyen özel bir düzenleme olup, her iki davada da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 994 ve 995 inci maddelerinin uygulanması mümkündür. 4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 994 ve 995 maddelerinde, iyiniyetli zilyedin geri vermeyi isteyen kimseden şey için yapmış olduğu zorunlu ve yararlı giderleri tazmin etmesini isteyebileceği ve bu tazminat ödeninceye kadar şeyi geri vermekten kaçınabileceği; iyiniyetli zilyedin, diğer giderler için tazminat isteyemeyeceği; ancak, şeyin geri verilmesinden önce kendisine bu giderler için bir tazminat önerilmezse, kendisi tarafından o şeyle birleştirilen ve zararsızca ayrılması mümkün bulunan eklemeleri o şeyi geri vermeden önce ayırıp alabileceği; iyi niyetli zilyedin elde ettiği ürünlerin, yaptığı giderler sebebiyle doğan alacaklarına mahsup edileceği; iyiniyetli olmayan zilyedin ise, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorunda olduğu; yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebileceği ve şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olacağı düzenlenmiştir. 5. Türk Medeni Kanunu'nun 676 ıncı maddesi gereğince, miras taksim sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu kuralın istisnası ise, Kadastro Kanunu'nun 15 inci maddesinde düzenlenmiştir. Kadastro Kanunu'nun 15 inci maddesi uyarınca, tapuda kayıtlı taşınmaz malların malikleri veya bunların mirasçıları arasında, tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların ise ondördüncü madde gereğince belirlenen zilyetleri arasında taksim edildikleri belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanları ile sabit olduğu takdirde bu mallar taksim gereğince zilyetleri adına tespit olunur. 6. Taksim sözleşmesinin mirasın taksimi ve paylaşımının bitirilmesi amacını taşıması da gerekir. Taksim sözleşmesi kesin, şüphe ve tereddüte yer vermeyecek şekilde taksim amaç ve iradesini içermelidir. (Ali İhsan Özuğur, Türk Medeni Kanununundan Önce ve Sonra Miras Hukuku, Seçkin Yayınevi, Cilt II, 4. Baskı, sayfa 2515) 7. Miras taksiminde ana ile çocuk arasında menfaat zıddiyeti olduğundan, çocuk reşit olup, bu işleme icazet vermedikçe taksim sözleşmesi hukuki sonuç doğurmaz. (Özuğur, s. 2524; Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.03.1998 gün E.2663- K.3884) 8. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2015/14078 Esas, 2016/6413 Karar ve 30.05.2016 tarihli kararı, "Davacı vekili, davalının murisin hesabından farklı tarihlerde haksız olarak tahsil edilen bedellerin miras payına mahsuben davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, TMK'nın 639 uncu maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. TMK'nın 639 uncu maddesi gereğince "Miras sebebiyle istihkak davası, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde mirasbırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İyiniyetli olmayanlara karşı zamanaşımı süresi yirmi yıldır." Bu hükümde davacı mirasçının soybağı uyuşmazlığı yahut mirasçılık sıfatına dair bir çekişmenin giderilmesi söz konusudur. Bu durumda uygulanacak zamanaşımı açıkça hüküm altına alınmıştır. Ancak dosyamızın incelenmesinde tarafların mirasçılık sıfatına dair herhangi bir çekişme mevcut olmayıp istem, murise ait hesaptan davalı tarafından çekilen bedelin tahsili istemine ilişkin olup adi istihkak niteliğindedir. Adi istihkak davasında ise zamanaşımı süresi söz konusu değildir. Bu itibarla mahkemece davanın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekirken zamanaşımı nedeniyle davanın reddi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir." 9. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/615 Esas, 2018/5557 Karar ve 12.09.2018 tarihli kararı, "Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir. Bu davada hakim mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer. (TMK m.637/1) Terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmuyorsa, açılan dava adi istihkak davasıdır. TMK 639 maddesinde yazılı zamanaşımı süresinin adi istihkak davasında uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Mal mevcut olduğu sürece zamanaşımı yoktur. Davacılar mirasbırakanın ilk eşinden olan altsoyu, davalılar ise murisin ikinci eşinden altsoyudur. Davalılar davada davacı tarafın mirasçılık sıfatına itiraz etmemiştir. Tarafların mirasçılık sıfatları üzerinden uyuşmazlık bulunmadığından miras sebebiyle istihkak davasından söz edilemez. Bu durumda davacıların 1186 parsel sayılı taşınmazdaki kamulaştırma bedelinden kaynaklanan talepleri bakımından; mirasçılar arasındaki adi istihkakta zamanaşımı söz konusu olmayacağından mahkemece davanın esası hakkında inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile zamanaşımdan dolayı davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." 10. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2020/ 4422 Esas, 2021/2624 Karar ve 08.04.2021 tarihli kararı, "Dava, istihkak nedeni ile aynen iade isteğine ilişkindir... İstihkak davası, malın vasıtasız zilyetliğine sahip olmayan malikin, doğrudan doğruya mülkiyet hakkına dayanarak, şey üzerindeki zilyetliğin haklı bir nedene dayanmayan kimseye açtığı hakedişi belirleyen bir eda davasıdır. Davanın sonunda, menkul mallarda teslime, taşınmaz mallarda ise tahliyeye bağlanan edaya karar verilir. İstihkak davası bir ayni hakka (mülkiyete) dayandığı için tipik bir ayni davadır. O nedenle, zamanaşımına uğramayacağında asla duraksanamaz. 743 sayılı Medeni Kanun'un 618 inci maddesinde ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683 üncü maddesinde, malikin, mülkiyet hakkının bir gereği olarak malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini dava edebileceğini düzenlemiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 994 üncü maddesi sebepsiz zenginleşmeyi önleyen özel bir düzenleme olup, her iki davada da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 994 ve 995 inci maddelerinin (743 sayılı Medeni Kanun'un 907 ve 908 inci maddelerinin) uygulanması mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 994 ve 995 maddelerinde (743 sayılı Medeni Kanunun 907 ve 908. maddelerinde de benzer şekilde), iyiniyetli zilyedin, geri vermeyi isteyen kimseden şey için yapmış olduğu zorunlu ve yararlı giderleri tazmin etmesini isteyebileceği ve bu tazminat ödeninceye kadar şeyi geri vermekten kaçınabileceği; iyiniyetli zilyedin, diğer giderler için tazminat isteyemeyeceği; ancak, şeyin geri verilmesinden önce kendisine bu giderler için bir tazminat önerilmezse, kendisi tarafından o şeyle birleştirilen ve zararsızca ayrılması mümkün bulunan eklemeleri o şeyi geri vermeden önce ayırıp alabileceği; iyi niyetli zilyedin elde ettiği ürünlerin, yaptığı giderler sebebiyle doğan alacaklarına mahsup edileceği; iyiniyetli olmayan zilyedin ise, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorunda olduğu; yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebileceği ve şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olacağı düzenlenmiştir." 11. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2021/1172 Esas, 2022/6225 Karar ve 25.10.2022 tarihli kararı, " Zilyetliğinin haksız olduğunu bilen veya gerekli özeni sarf etmiş olsa bunu öğrenebilecek olan zilyet iyi niyetli zilyet olmayıp, kötü niyetli zilyettir. " 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Somut olayda, davanın mirasçılar arasında adi istihkak davası olması karşısında davanın zamanaşımına uğraması söz konusu değildir. Kaldı ki ilk derece mahkemesince 07.11.2013 tarihli duruşmadaki ara karar ile davalının zamanaşımı definin yerinde olmadığına karar verilmiş olduğundan davalı vekilinin zamanaşımı süresinin geçtiğine ve zamanaşımı definin değerlendirilmediğine ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. 3. Öte yandan, davalı .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/12 Esas, 2013/69 Karar sayılı davasındaki dava dilekçesinde, taşınmazın imar ve ihya olgusunun mirasbırakan ...’ın sağlığında tamamlandığını, mirasbırakanın ölümü ile zilyetliğin kendisi tarafından malik sıfatı ile sürdürüldüğünü öne sürmüş ancak mirasçılar arasında taksim yapıldığından bahsetmemiştir. .... Asliye Hukuk Mahkemesince keşifte dinlenen tanıkların, taşınmazdaki imar ve ihya ile zilyetliğin 1955 ila mirasbırakanın öldüğü (04.04.1976) tarihe kadar mirasbırakan tarafından gerçekleştirildiğini ifade etmiş olmaları karşısında mirasbırakanın öldüğü tarih itibari ile imar ve ihya olgusunun tamamlandığı ve kazandırıcı zamanaşımı koşullarının da gerçekleştiği, dolayısıyla taşınmazın mirasbırakandan kaldığı anlaşılmıştır. 4. Her ne kadar davalı vekili, temyiz dilekçesinde mirasçılar arasında taksim yapıldığı savunmasında bulunmuş ise de, cevap dilekçesinde mirasçılar arasında taksim yapıldığı savunmasında bulunmamış, sadece mirasçıların taşınmazı kendisine verdiklerini belirtmiştir. Yukarıda ilgili hukuk bölümünün 6 ncı maddesinde de açıklandığı üzere, taksim sözleşmesinin mirasın taksimi ve paylaşımının bitirilmesi amacını taşıması gerekir ve taksim sözleşmesi kesin, şüphe ve tereddüte yer vermeyecek şekilde taksim amaç ve iradesini içermelidir. Oysa ki mirasbırakanın ölümü tarihinde davalının 15, davacının 19, dava dışı mirasçılardan ...'nin 40, ...'nin 13, ...'nin...'in 5 yaşında oldukları ve mirasçılardan ...'in tanık olarak verdikleri ifadelerinde miras taksim olgusundan ve iradesinden bahsetmedikleri dikkate alındığında davacı aleyhine mirasçılar arasında geçerli bir taksimin varlığı kabul edilemez. .... Asliye Hukuk Mahkemesince icra edilen 29.05.2005 tarihli keşifte dinlenen tanıklar ... ve ...'ın soyut ve genel beyanları da aksini kabule yeterli değildir. 5. Ayrıca davalının, ... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada taşınmazın imar ve ihyasının mirasbırakanın sağlığında tamamlandığını açıkça beyan ettiği, mirasçılar arasında taksim yapıldığı iddiasında bulunmadığı, mirasbırakanın imar ve ihyasına ve eklemeli zilyetliğine dayanarak taşınmazın bedelini elde ettiği, mirasbırakanın ölümü tarihinde bir kısım mirasçıların yaşları, temyiz incelemesine konu dosyadaki tanık beyanları, miras taksiminin davalı tarafça ispatlanamaması, davalının taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin mirasçılar adına sürdürülmüş olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalının iyiniyetli olmayan zilyet konumunda olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Türk Medeni Kanunu'nun 995 inci maddesi uyarınca, davalı, elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorunda olup; yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilecektir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince hükmolunan tazminata ilişkin hesaplama yerindedir. Davalı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazları da haklı görülmemiştir. 6. Sonuç olarak, temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 994 ]
1. Hukuk Dairesi 2011/4258 E., 2011/4980 K. 1. Hukuk Dairesi 2011/4258 E., 2011/4980 K. - ECRİMİSİL - ELATMANIN ÖNLENMESİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 706 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 994 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 81 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 213 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 22 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 428 ] - 2644 S. TAPU KANUNU [ Madde 26 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, kayden maliki oldukları 3 parseldeki VI.27 Blok 1 nolu villayı harici sözleşme ile davalıya sattıklarını, davalının satış bedelini ödemediğini, sözleşmenin feshedildiğini, ihtara rağmen taşınmazın kullanımına devam edildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur. Davalı, iddiaların yersiz olduğunu, tapu iptali ve tescil davası açtığını bildirip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, sözleşme uyarınca satıp teslim edilen taşınmaza elatmanın önlenmesi isteminde bulunulmasının iyiniyetle bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sadettin Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. KARAR Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu villa niteliğindeki, taşınmazda davacıların 1/2'şer pay sahibi oldukları, davalının taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı halde taşınmazı 28.09.2009 tarihli ibra edilen belgede görüldüğü üzere haricen satın almaya dayalı olarak kullandığı, ayrıca davalının Büyükçekmece 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/1371 esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine harici satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil davası açtığı ve davanın halen derdest olduğu, esasen mahkemece açılan iptal ve tescil davası nedeniyle eldeki davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Gerçekten de, 28.09.2009 tarihli belgede 1/2'şer pay sahibi olan davacıların çekişmeli taşınmazı haricen davalıya sattıkları ve bedelin ne şekilde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, buna göre, öngörülen bedelin bir bölümünün davacılara ödendiği, ancak tamamının ödenmediği dosya kapsamı ile sabittir. Hemen belirtilmelidir ki, Türk Medeni Kanununun 706., Borçlar Kanununun 22. ve 213.maddeleri ile 2644 Sayılı Tapu Kanununun 26.maddesi hükmü uyarınca tapuda kayıtlı olan taşınmazların resmi olarak yapılmayan satışlarına hukuki sonuç bağlanamaz, böylesi bir satışa değer verilemez. Ancak, haricen satın alan kişinin Türk Medeni Kanununun 994.maddesi hükmü gereğince haricen ödediği bedel kendisine iade edilinceye kadar taşınmazı alı koyma bir başka ifade ile taşınmazı kullanmaya hakkı bulunmaktadır. Bu hakka uygulamada hapis hakkı denilmektedir. Diğer yönü itibariyle Borçlar Kanununun 81.maddesi hükmü uyarınca edimini ifa etmeyen kişi karşı tarafı edimini ifaya zorlayamaz. Yani harici satıştan elde ettiği bedeli haricen satın alana ödemedikçe, satın alan kişinin taşınmazı kullanımına mani olamaz. Bu ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı tarafın davacılara bir kısım ödemeler yaptığı sabittir. O halde, ödenen miktarlar tespit edilerek davalıya ödenmesi koşuluyla yani davalıya hapis hakkı tanınmak suretiyle elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken yukarıda değinilen kurallar gözardı edilerek, açılan tapu iptali ve tescil davası gerekçe yapılarak davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Esasen davada ileride telafisi mümkün olmayacak nitelikte (yıkım gibi) bir istek bulunmadığına ve çap iptale kadar geçerli olduğuna göre, çapa değer verilmek suretiyle davalı yararına ödenen bedeller üzerinden hapis hakkı tanınarak dava kabul edilmelidir. Diğer taraftan, taşınmazı haklı ve geçerli bir nedeni bulunmaksızın yani haksız olarak kullanan kişinin taşınmaz malikine ödemekle yükümlü olduğu haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisil yönünden davalıyı sorumlu tutmakta olanaksızdır. Zira davalı taşınmazı haricen satın almaya dayalı olarak tasarruf ettiğine göre, kendisinin fuzuli şagil olarak değerlendirilmesi de olanaksızdır. Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçelerle davanın tümden reddi isabetsizdir. Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 994 ]
1. Hukuk Dairesi 2006/692 E., 2006/2240 K. 1. Hukuk Dairesi 2006/692 E., 2006/2240 K. - HAPİS HAKKI - RESMİ ŞEKİL- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 706 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 994 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 213 ] - 2644 S. TAPU KANUNU [ Madde 26 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden maliki olduğu 956 ada 141 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 2 nolu bağımsız bölümü davalının haksız olarak işgal ettiğini ileri sürerek, ei atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteminde bulunmuştur. Davalı, çekilmeli taşınmazı davacıdan haricen satın alarak bedelin bir kısmını ödediğini ancak davacının tapuda ferağ vermeye yanaşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının iyi niyetli zilyet olması nedeniyle ecrimisil istene-meyeceği, yapılan ödemelerle de hapis hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; tetkik hâkiminin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, çaplı taşınmazdaki bağımsız bölüme el atmanın önlenmesi ve ec-rimisil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 956 ada 141 parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu bağımsız bölümün kayden davacıya ait olduğu, anılan yerin davalı işgalinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı, anılan yeri harici satış sözleşmesinden kaynaklanan hakkına dayalı olarak tasarruf ettiğini bildirmiş, buna ilişkin olarak 10.10.1996 tarihli belge ibraz etmiştir. Belge, tarafların kabulündedir. Öte yandan mahkemece de belgeye değer verilmiştir. Tapulu taşınmazların mülkiyetinin naklinin Türk Medeni Kanunu'nun 706, Borçlar Kanunu'nun 213 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri hükümleri gereği resmi şekle bağlı olduğu tartışmasızdır. Anılan hükümler karşısında harici satışa değer verme olanağı yoktur. Ancak, böyle bir satışın taşınmazın tasarrufuna icazet (muvafakat) sebebi sayılabileceği kuşkusuzdur. Ne var ki, açılan dava ile birlikte bu muvafakatin geri alındığı kabul edilmelidir. Öyle ise ecrim isi I isteğinin reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Bu durumda harici satış sözleşmesinin lehtarına hapis hakkı sağlayacağı düşünülmek ve Türk Medeni Kanunu'nun 994. maddesi hükmü de gözetilerek, hapis hakkı tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 06.03.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 994 ]
1. Hukuk Dairesi 2010/2806 E., 2010/4006 K. 1. Hukuk Dairesi 2010/2806 E., 2010/4006 K. - EL ATMANIN ÖNLENMESİ - TAPU İPTALİ VE TESCİL- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 706 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 994 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 213 ] - 1512 S. NOTERLİK KANUNU [ Madde 60 ] - 2644 S. TAPU KANUNU [ Madde 26 ] "İçtihat Metni" Asıl dava, elatmanın önlenmesi, karşı dava harici satın almaya dayalı tapu iptal tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 2801 ada 247 parselde bulunan 2 nolu bağımsız bölümün kayden davacıya ait olduğu, davalının harici satışa dayalı olarak taşınmazı tasarruf ettiği, taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, Türk Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve 2644 sayılı Tapu Kanununun 26 ncı maddesi ve Noterlik kanunun 60. maddesi hükümleri uyarınca tapuda kayıtlı olan taşınmazların resmi şekilde yapılmayan satışlarına hukukça değer tanınamaz ve mülkiyetin naklinin sebebini teşkil etmez. Bu husus, kamu düzeniyle ilgilidir ve re’sen gözetilir. Ne varki, harici satış Türk Medeni Kanununun 994. maddesi hükmü uyarınca harici satış bedelinden kaynaklanan hapis hakkı niteliğinde kişisel hak bahşeder. Şu da ifade edilmelidir ki 1940 tarih 2 / 77 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca haricen taşınmazı temlik eden kişi aldığı satış bedelini karşı tarafa ödemedikçe haricen satın alan kişinin taşınmazı terk etmesini isteyemez. Bu belirlemelere göre, karşı davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Bu yöne değinen karşı davacının temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine . Ancak, taraflar arasında 18.01.2007 tarihinde düzenlenen “ “gayrimenkul satış sözleşmesi” ” başlığını taşıyan belge uyarınca davacının satış bedelinden kaynaklanan varsa bir borcu bunun saptanması suretiyle belirlenecek değer üzerinden davalı yararına hapis hakkı tanınmak suretiyle elatmanın önlenmesine ve karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Davalının ( karşı davacının ), bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2014/17956 E., 2016/7443 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 994/1. maddesi;
1. Hukuk Dairesi         2014/17956 E.  ,  2016/7443 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi,duruşma isteği masraf karşılanmadığından rededilerek , gereği görüşülüp düşünüldü; KARAR Dava, elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Davacı, maliki olduğu 329 ada 3 parsel sayılı taşınmaza komşu parsel maliki davalının taşkın inşaat yaparak elattığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesini istemiş, bir kısım kat malikleri davaya dahil edilmiştir. Davalı ..., 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların önceden davacıya ait olduğunu 4 numaralı taşınmaz üzerindeki binanın yapı malikinin davacı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, müdahalenin keşfen saptandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 3 parsel sayılı 376 m2 büyüklüğünde arsa nitelikli taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, komşu 4 parsel sayılı taşınmazın maliki de davacı iken 15.6.1995 tarihinde davacı ve davalı arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davaya konu yapının inşa edildiği, belediyeden ruhsat ve yapı kullanım izni alınarak içerisinde oturulmaya başlandığı tarafların taşınmazda bağımsız bölümleri olduğu, yapılan keşif ve düzenlenen bilirkişi raporlarına göre 4 sayılı parsel içerisinde yapılan binanın, çekişmeli 3 sayılı parsele 6.33 m2 tecavüzlü olduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki bina için belediyeden ruhsat alındığına göre davalı iyiniyetlidir. Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 994/1. maddesi; "İyiniyetli zilyet, geri vermeyi isteyen kimseden şey için yapmış olduğu zorunlu ve yararlı giderleri tazmin etmesini isteyebilir ve bu tazminat ödeninceye kadar şeyi geri vermekten kaçınabilir." düzenlemesini içermektedir. Hâl böyle olunca,inşaat bilirkişisi marifetiyle yeniden keşif yapılarak davalıların iyiniyetli oldukları gözetilerek yıkımı istenen binanın kolon kiriş sistemi kesildiğinde bina ayakta kalacak ise buna göre zorunlu ve yararlı masrafların hesap ettirilmesi,ayakta kalmayacaksa binanın tamamına göre hesap yaptırılarak bulunan bedel üzerinden davalılara hapis hakkı tanınmak suretiyle elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı oldğu şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davalı ... vekilinin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 20.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

İyiniyetli zilyedin iade sırasındaki sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) İyiniyetli zilyet, eşyayı karineyle mevcut hakkına uygun kullandığı sürece tazminat ödemekle yükümlü değildir.
B) İyiniyetli zilyet, eşyanın beklenmedik hal sonucu yok olmasından veya hasara uğramasından sorumlu olmaz.
C) İyiniyetli zilyet, malı haksız olarak elinde tuttuğu tüm süre boyunca malın elde edilen ürünlerini malike ödemek zorundadır.
D) İyiniyetli zilyet, malik tarafından istenen zorunlu ve yararlı giderlerin tazmin edilmesini talep edebilir.
E) Tazminat önerilmezse iyiniyetli zilyet, malın lüks masraflarını söküp alabilir.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol