İş Kanunu 10. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 10 - Nitelikleri bakımından en çok otuz iş günü süren işlere süreksiz iş, bundan fazla devam edenlere sürekli iş denir.
Bu Kanunun 3, 8, 12, 13, 14, 15, 17, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 34, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 75, 80 ve geçici 6 ncı maddeleri süreksiz işlerde yapılan iş sözleşmelerinde uygulanmaz. Süreksiz işlerde, bu maddelerde düzenlenen konularda Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
3 karar eşleşti
9. Hukuk Dairesi, 2025/3348 E., 2025/3649 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
larak çalışmakta iken iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, bu işleme karşı davacı işçinin Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurduğunu, Komisyonun başvuruyu kabul etmesi üzerine davacının yeniden işe başlatıldığını, 4857 sayılı Kanun'a tâbi çalıştığından davacı hakkında 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesi hükmünün uygulanamayacağını, Yönetim Kurulu kararı uyarınca davacıya 485
9. Hukuk Dairesi 2025/3348 E. , 2025/3649 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/1 E., 2025/15 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme AŞ'de çalışmakta iken, Kanun Hükmünde Kararname ekinde ismine yer verilmesi nedeniyle Yönetim Kurulu kararı ile iş sözleşmesinin feshedildiğini, göreve iadesi için Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurduğunu, yapılan inceleme sonucunda Komisyon kararı ile; kamu görevinden çıkarılma işlemine karşı yapılan kamu görevine iade talebinin yerinde görüldüğünden başvurunun kabulüne, kararın Devlet Personel Başkanlığına bildirilmesine, dosyanın Kurumuna devrine, kararın Kurumunca başvurucuya tebliğine karar verildiğini, müvekkilinin bu karar üzerine tekrar çalışmaya başladığını, 7075 Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un (7075 sayılı Kanun) 10. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin feshedildiği ve yeniden işe başlatıldığı tarihler arasındaki döneme ilişkin mali ve sosyal hakların ödenmesi gerekirken davalı işverence gerekli ödemenin yapılmadığını ileri sürerek müvekkilinin iş sözleşmesinin feshedildiği ve yeniden işe başlatıldığı tarihler arasındaki ödenmemiş olan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) primlerinin SGK'ya geçmişe dönük olarak ödenmesi gerektiğinin tespiti ile söz konusu döneme ilişkin sürenin çalışılmış sayılarak hesaplanacak yıllık ücretli izin hakkının tespitine ve bu döneme ilişkin ödenmeyen ücret, ikramiye, ilave tediye, asgari geçim indirimi, kira ile öğrenim yardımı alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 4857 sayılı İş Kanunu'na (4857 sayılı Kanun) tâbi olarak çalışmakta iken iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, bu işleme karşı davacı işçinin Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurduğunu, Komisyonun başvuruyu kabul etmesi üzerine davacının yeniden işe başlatıldığını, 4857 sayılı Kanun'a tâbi çalıştığından davacı hakkında 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesi hükmünün uygulanamayacağını, Yönetim Kurulu kararı uyarınca davacıya 4857 sayılı Kanun'un 21. madde hükmüne uygun şekilde boşta geçen süre için 4 aylık ücret ödendiğini, davacının istemlerinin haksız olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2023 tarihli kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 04.04.2024 tarihli kararı ile; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.04.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının iş sözleşmesinin feshedildiği ve yeniden işe başlatıldığı tarihler arasındaki sürenin çalışılmış sayılarak hesaplanacak yıllık ücretli izin hakkının tespitine ilişkin talebi hakkında verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve davalı vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek kamu görevinden çıkarılan davacının, kamu görevine iade talebiyle Olağanüstü Hâl Komisyonuna başvurduğu, yapılan değerlendirme sonucunda Komisyon kararı ile kamu görevine iade talebi yerinde görülerek başvurusunun kabul edildiği, davacı dava dilekçesinde işten çıkarıldığı ve Komisyon kararıyla yeniden işe başlatıldığı tarihler arasında ödenmeyen ücret, ikramiye, ilave tediye, asgari geçim indirimi, kira ile öğrenim yardımı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ise de davacının Komisyon kararıyla kamu görevine iade edilmesi işleminin idari bir işlem olduğu, davacı idari işlemle işe başlatıldığına göre idari işlemin mali sonuçlarına ilişkin uyuşmazlığın da idari yargıda çözüme kavuşturulması gerektiği, sözü edilen alacaklar yönünden çözüm yeri idari yargı olduğundan Mahkemece bu hususa ilişkin davanın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-(b) ile 115. maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde esasa yönelik karar verilmesinin hatalı olduğu, davacının iş sözleşmesinin feshedildiği ve yeniden işe başlatıldığı tarihleri arasındaki ücret alacağına ilişkin ödenmemiş SGK primlerinin SGK'ya geçmişe dönük olarak ödenmesi gerektiğinin tespiti talebi ile iş sözleşmesinin feshedildiği ve yeniden işe başlatıldığı tarihler arasındaki sürenin çalışılmış sayılarak hesaplanacak yıllık ücretli izin hakkının tespitine ilişkin davaların taraflarının statüsü, hâkimin delil araştırma bakımından kendiliğinden hareket etmesi, taraf iradelerine atfedilen rol, dava konusu edilen haktan vazgeçilip vazgeçilememesi gibi yönlerden yasal konumlarının birbirinden tamamen farklı olduğu ve temyiz aşamasında inceleme mercilerinin de farklı olduğu, maddi ve hukuksal olguları gözetmeksizin, birbirinden tamamen farklı iki davanın bir arada görmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu, Mahkemece her iki dava ayrılarak, yargılamanın birbirinden bağımsız olarak sonuçlandırması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesini kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda SGK prim tespiti ve yıllık ücretli izin hakkının tespitine yönelik davalar işbu davadan tefrik edilerek davacının ücret, ikramiye, ilave tediye, asgari geçim indirimi, kira yardımı, öğrenim yardımı, ölüm yardımı ve engelli yardımı alacaklarına yönelik talepleri bakımından uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı olduğu gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Kanun'un 114/1-(b) ve 115. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 17.02.2025 tarihli tashih şerhi ile vekâlet ücreti bakımından karar düzeltilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı olduğunu, davacının davalı Kurumda iş mevzuatına tâbi olarak çalıştığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, yargı yolunun belirlenmesine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve özellikle davalı vekilinin 06.03.2025 tarihli dilekçesinin temyize cevap dilekçesi niteliğinde olduğu, katılma yoluyla temyiz talebinin bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde iş sözleşmesinin feshedildiği ve yeniden işe başlatıldığı tarihler arasındaki ücret, ikramiye, ilave tediye, asgari geçim indirimi, kira ile öğrenim yardımı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davada ölüm yardımı ve engelli yardımı talebi bulunmadığı gözetilmeden hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “ölüm yardımı ve engelli yardımı” ibaresinin çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Temyizi bulunmadığı anlaşılan davalı tarafça yatırılan temyiz harçlarının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (2)
9. Hukuk Dairesi, 2025/3349 E., 2025/3650 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
larak çalışmakta iken iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, bu işleme karşı davacı işçinin Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurduğunu, Komisyonun başvuruyu kabul etmesi üzerine davacının yeniden işe başlatıldığını, 4857 sayılı Kanun'a tâbi çalıştığından davacı hakkında 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesi hükmünün uygulanamayacağını, Yönetim Kurulu kararı uyarınca davacıya 485
9. Hukuk Dairesi 2025/3349 E. , 2025/3650 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/15 E., 2025/16 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme AŞ'de çalışmakta iken, Kanun Hükmünde Kararname ekinde ismine yer verilmesi nedeniyle Yönetim Kurulu kararı ile iş sözleşmesinin feshedildiğini, göreve iadesi için Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurduğunu, yapılan inceleme sonucunda Komisyon kararı ile; kamu görevinden çıkarılma işlemine karşı yapılan kamu görevine iade talebinin yerinde görüldüğünden başvurunun kabulüne, kararın Devlet Personel Başkanlığına bildirilmesine, dosyanın Kurumuna devrine, kararın Kurumunca başvurucuya tebliğine karar verildiğini, müvekkilinin bu karar üzerine tekrar çalışmaya başladığını, 7075 Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un (7075 sayılı Kanun) 10. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin feshedildiği ve yeniden işe başlatıldığı tarihler arasındaki döneme ilişkin mali ve sosyal hakların ödenmesi gerekirken davalı işverence gerekli ödemenin yapılmadığını ileri sürerek müvekkilinin iş sözleşmesinin feshedildiği ve yeniden işe başlatıldığı tarihler arasındaki ödenmemiş olan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) primlerinin SGK'ya geçmişe dönük olarak ödenmesi gerektiğinin tespiti ile söz konusu döneme ilişkin sürenin çalışılmış sayılarak hesaplanacak yıllık ücretli izin hakkının tespitine ve bu döneme ilişkin ödenmeyen ücret, ikramiye, ilave tediye, asgari geçim indirimi, kira, öğrenim, ölüm ve engelli yardımı alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 4857 sayılı İş Kanunu'na (4857 sayılı Kanun) tâbi olarak çalışmakta iken iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, bu işleme karşı davacı işçinin Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurduğunu, Komisyonun başvuruyu kabul etmesi üzerine davacının yeniden işe başlatıldığını, 4857 sayılı Kanun'a tâbi çalıştığından davacı hakkında 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesi hükmünün uygulanamayacağını, Yönetim Kurulu kararı uyarınca davacıya 4857 sayılı Kanun'un 21. madde hükmüne uygun şekilde boşta geçen süre için 4 aylık ücret ödendiğini, davacının istemlerinin haksız olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2023 tarihli kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 04.04.2024 tarihli kararı ile; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.04.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının iş sözleşmesinin feshedildiği ve yeniden işe başlatıldığı tarihler arasındaki sürenin çalışılmış sayılarak hesaplanacak yıllık ücretli izin hakkının tespitine ilişkin talebi hakkında verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve davalı vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek kamu görevinden çıkarılan davacının, kamu görevine iade talebiyle Olağanüstü Hâl Komisyonuna başvurduğu, yapılan değerlendirme sonucunda Komisyon kararı ile kamu görevine iade talebi yerinde görülerek başvurusunun kabul edildiği, davacı dava dilekçesinde işten çıkarıldığı ve Komisyon kararıyla yeniden işe başlatıldığı tarihler arasında ödenmeyen ücret, ikramiye, ilave tediye, asgari geçim indirimi, kira, öğrenim, ölüm ve engelli yardımı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ise de davacının Komisyon kararıyla kamu görevine iade edilmesi işleminin idari bir işlem olduğu, davacı idari işlemle işe başlatıldığına göre idari işlemin mali sonuçlarına ilişkin uyuşmazlığın da idari yargıda çözüme kavuşturulması gerektiği, sözü edilen alacaklar yönünden çözüm yeri idari yargı olduğundan Mahkemece bu hususa ilişkin davanın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-(b) ile 115. maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde esasa yönelik karar verilmesinin hatalı olduğu, davacının iş sözleşmesinin feshedildiği ve yeniden işe başlatıldığı tarihleri arasındaki ücret alacağına ilişkin ödenmemiş SGK primlerinin SGK'ya geçmişe dönük olarak ödenmesi gerektiğinin tespiti talebi ile iş sözleşmesinin feshedildiği ve yeniden işe başlatıldığı tarihler arasındaki sürenin çalışılmış sayılarak hesaplanacak yıllık ücretli izin hakkının tespitine ilişkin davaların taraflarının statüsü, hâkimin delil araştırma bakımından kendiliğinden hareket etmesi, taraf iradelerine atfedilen rol, dava konusu edilen haktan vazgeçilip vazgeçilememesi gibi yönlerden yasal konumlarının birbirinden tamamen farklı olduğu ve temyiz aşamasında inceleme mercilerinin de farklı olduğu, maddi ve hukuksal olguları gözetmeksizin, birbirinden tamamen farklı iki davanın bir arada görmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu, Mahkemece her iki dava ayrılarak, yargılamanın birbirinden bağımsız olarak sonuçlandırması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda SGK prim tespiti ve yıllık ücretli izin hakkının tespitine yönelik davalar işbu davadan tefrik edilerek yapılan yargılama sonucunda davacının ücret, ikramiye, ilave tediye, asgari geçim indirimi, kira yardımı, öğrenim yardımı alacaklarına yönelik talepleri bakımından uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı olduğu gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Kanun'un 114/1-(b) ve 115. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 17.02.2025 tarihli tashih şerhi ile vekâlet ücreti bakımından karar düzeltilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı olduğunu, davacının davalı Kurumda iş mevzuatına tâbi olarak çalıştığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, yargı yolunun belirlenmesine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve özellikle davalı vekilinin 06.03.2025 tarihli dilekçesinin temyize cevap dilekçesi niteliğinde olduğu, katılma yoluyla temyiz talebinin bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde iş sözleşmesinin feshedildiği ve yeniden işe başlatıldığı tarihler arasındaki ücret, ikramiye, ilave tediye, asgari geçim indirimi, kira, öğrenim, ölüm ve engelli yardımı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Bozma kararında sözü edilen talepler yönünden çözüm yerinin idari yargı olduğu, bu hususa ilişkin davanın 6100 sayılı Kanun'un 114/1-(b) ve 115. maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde esasa yönelik karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesince davacının ücret, ikramiye, ilave tediye, asgari geçim indirimi, kira yardımı, öğrenim yardımı talepleri hakkında bozmaya uygun şekilde hüküm kurulmasına rağmen, ölüm ve engelli yardımı talebi bakımından hüküm kurulmaması hatalıdır.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “öğrenim yardımı” ibaresinden sonra gelmek üzere "ölüm yardımı ve engelli yardımı" ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Temyizi bulunmadığı anlaşılan davalı tarafça yatırılan temyiz harçlarının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2024/10814 E., 2024/12797 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4857 sayılı İş Kanunu'nun 8, 9, 10 ve 11 inci maddeleri.
9. Hukuk Dairesi 2024/10814 E. , 2024/12797 K.
"İçtihat Metni"
Esas No : 2024/10814
Karar No : 2024/12797
¸MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı ... İnşaat Turizm Taahhüt Ticaret ve Anonim Şirketi (... İnşaat AŞ) vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... İnşaat AŞ vekilinin istinaf başvurusunun ise usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalılara ait 7 yıldızlı otelde 30.11.2007 tarihinde önce ön büro müdürü olarak çalışmaya başladığını, akabinde genel müdür olarak atandığını ve iş sözleşmesinin sona erdiği 01.04.2015 tarihine kadar çalışmasının devam ettiğini, iş sözleşmesinde açıkça aylık 15.000,00 USD ücret ödemesi kararlaştırılmasına rağmen Temmuz 2010 tarihinden itibaren her ay 10.000,00 USD ücret ödenmeye başladığını, iş sözleşmesi gereği kendisine kiralanan taşınmazın tüm kira bedelleri ile tüketim faturalarının davalılarca ödenmesi gerekirken ödenmediğini, şahsına tahsis edilen aracın yakıt giderlerinin ödenmediğini, sözleşmede mevcut ödenmesi gereken ikramiye (bonus) alacağının 2008 Şubat ayından itibaren ödenmediğini, sözleşmede yer almasına rağmen müvekkilinin şahsını ve ailesini kapsayan özel sağlık sigortası ve hayat sigortasının 2009 yılından itibaren yenilenmediğini, davalı Şirketin gerçek malikinin dahi özel harcamalarının müvekkilinin kredi kartından yapıldığını, Şubat 2015 ve Mart 2015 aylarına ait ücretlerinin de hâlâ ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı ile ücret alacağı, iş sözleşmesi gereği ödenmesi gereken zorunlu masraflar, fazla çalışma ücreti, otel için müvekkilinin kredi kartından yapılmış olan ödemeler, ödenmemiş olan özel sağlık sigortası ve hayat sigortası bedelleri ile prim alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 06.02.2008 tarihinde işe başladığını, davacının ücretine ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını, tüm ücretlerin eksiksiz ödendiğini, otel işletmesinin devri sırasında tüm işçilere olduğu gibi davacıya da yeni koşullar ve yeni ücret teklifi götürüldüğünü ve davacının bu teklifi kabul ederek ve itiraz etmeden 4 yıl boyunca ücretini aldığını, iş sözleşmesi olarak sunulan İngilizce metnin aslında bir teklif metni olduğunu ve birebir bağlayıcılığının bulunmadığını, genel müdür olduğundan kendi çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini, özel sağlık sigortası veya hayat sigortası ödemesi yapılacağına dair bir yükümlülükleri bulunmadığını, müvekkili Şirketlerde prim uygulaması bulunmadığını, davacının iş sözleşmesini feshinin haklı nedene dayanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça hesap bilirkişisinden rapor alınması talep edilmiş ise de bilirkişi ücretinin verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı anlaşıldığından davacı tarafın bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayıldığı kanaati ile hesap raporu alınmadığı, davacının ücretleri ödenmemesi nedeni ile iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı, kıdeme esas hizmet süresinin 06.02.2008-01.04.2015 tarihleri arasında 7 yıl 1 ay 24 gün olduğu, tüm dosya kapsamına göre davacının ücretinin net 10.000,00 TL olduğu, genel müdür olarak çalışan davacının fazla çalışma alacağına hak kazanamayacağı, banka kayıtlarına göre davacının ödenmeyen ücret alacağının bulunduğu, diğer taleplerle ilgili ise davacı tarafça ispat koşulunun yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... İnşaat AŞ vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili; bilirkişi incelemesi hususunda UYAP ile oluşturulan elektronik ortam üzerinden ödeme yapıldığını ancak sistemde sıkıntı yaşanması sebebiyle ödeme yapılamadığının sonradan fark edildiğini, bu durumun anlaşılması üzerine bilirkişi avansının yatırıldığını ancak buna rağmen İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporu alınmadığını, dolayısıyla ıslah da yapamadıklarını, kıdem tazminatının tavan ücretinin yanlış hesaplandığını, davacının 15.000,00 USD ücret ile çalıştığını, tespit edilen ücret seviyesinin kabul edilemeyeceğini, ücret alacağının da hatalı hesaplandığını, ailesinin ödenmeyen özel sağlık ve hayat sigortası primlerinin reddinin hatalı olduğunu, müvekkilinin ev kirası, aidat, faturalar gibi ödemelerinin anlaşmaları gereği davalılar tarafından ödenmesi gerektiğini; yine müvekkilinin kendi cebinden ve kredi kartından yaptığı davalı Şirketlerin malikine ait özel harcamalar ile araç yakıt giderlerinin de davacıya ödenmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı ... İnşaat AŞ vekili; davacının iş sözlemesini feshinin haklı nedene dayanmadığını, davacının tüm ücretlerinin ödendiğini, kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine hesaplanan vekâlet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince verilen kesin süre içerisinde bilirkişi avansı yatırılmadığından bilirkişi raporu almamasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) aykırı bir yön bulunmadığı, kıdem tazminatı tavanının doğru bir şekilde uygulandığı, ücret alacağı hesaplamasında herhangi bir hata bulunmadığı, davacının genel müdür pozisyonunda çalışması dikkate alındığında çalışmasını kendisinin düzenleyecek konumda olduğu, fazla çalışma alacağının reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ailesinin özel sağlık ve hayat sigortası primlerinin reddine ilişkin gerekçenin de yerinde olduğu, davalı ... İnşaat AŞ vekilince iki haftalık yasal süre geçtikten sonra istinaf dilekçesi verildiği, aynı davalının katılma yoluyla istinaf başvurusunu süresinde yaptığı anlaşılmış ise de başvurma harcı ve istinaf karar harcını (nispi) yatırmadığı gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... İnşaat AŞ vekilinin istinaf başvurusunun ve katılma yoluyla istinaf başvurusunun ise usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bilirkişi incelemesi yaptırılmamasının hatalı olup olmadığı, ücretin miktarı ve buna bağlı olarak ödenmeyen ücret alacağının miktarı, fazla çalışma alacağının ispatı, kıdem tazminatı hesabı, özel sağlık ve hayat sigortası ödemesi, ev kirası, aidat, faturalar gibi ödemeler ile özel harcamalara ilişkin alacak taleplerinin ispatı ile taraflar arasında yazılı bir iş sözleşmesi bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.
2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8, 9, 10 ve 11 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. İnceleme konusu uyuşmazlıkta; davacı, iş sözleşmesinin feshine dayalı kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti, ücret alacağı, ikramiye, özel sağlık ve hayat sigortası, bazı özel harcamalar ile ev kirası ve faturalara ilişkin taleplerde bulunmuştur.
2. Davacı davaya konu bir kısım alacak taleplerinin de dayanağı olduğunu iddia ettiği 30.11.2007 tarihli bir iş sözleşmesinin bulunduğunu belirtmiştir. Dosya içerisinde davacı imzasını da içeren 30.11.2007 tarihli İngilizce bir metnin olduğu ve davacı tarafça bu metnin taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi olduğu belirtilmiştir. Davalı taraf ise sunulan metnin İngilizce olduğunu ve Türkçe tercümesi gerektiğini ayrıca iş sözleşmesi olarak dayanılan İngilizce metnin bir teklif metni olduğunu savunmuştur.
3. Davacı tarafça talep edilen ve temyize de konu edilen alacak kalemlerinin bir kısmının bahsi geçen sözleşmeye dayandığı görülmektedir. Bu durumda öncelikle davacının imzasını da taşıyan İngilizce metnin tercümesi yapılarak Türkçe metnin dosyaya eklenmesi sureti ile bu metnin taraflar arasında imzalanan bir iş sözleşmesi olup olmadığı tespit edildikten sonra, sonucuna göre davaya konu talepler gerekirse yeniden değerlendirilerek bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İş Hukuku
Üç yıl sürecek bir konut projesi üstlenen bir inşaat şirketi, projeye dahil villalardan birinin elektrik tesisatı işleri için elektrik ustası (U) ile 25 iş gününde işin tamamlanacağına dair bir hizmet sözleşmesi akdetmiştir. (U), işi tamamladıktan sonra 4857 sayılı İş Kanunu'nda yer alan ancak Borçlar Kanunu'nda düzenlenmeyen bazı alacak kalemlerine dayanarak şirkete karşı dava açmıştır. Bu hukuki uyuşmazlıkta (U)'nun talebinin akıbeti hakkında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 10. maddesi çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Asıl işin niteliği belirleyici olduğundan, inşaat projesi sürekli bir iş teşkil ettiği için (U)’nun gördüğü iş de sürekli iş sayılır ve İş Kanunu hükümleri bütünüyle uygulanır.
B) İş Kanunu'nun uygulanabilmesi için asgari bir çalışma süresi öngörülmediğinden, bir gün dahi sürse yapılan iş sürekli iş kabul edilir ve (U) kanundan doğan tüm hakları talep edebilir.
C) İşçi (U) ile yapılan sözleşme belirli süreli olduğundan, süreye bakılmaksızın sürekli işlere ilişkin hükümlerin uygulanması ve (U)'nun taleplerinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir.
D) Elektrik tesisatı işi, inşaat projesinin asli unsurlarından olduğundan ve işverenin esas iştigal alanına girdiğinden, işin süresinden bağımsız olarak sürekli iş olarak kabul edilmelidir.
E) (U) tarafından yapılan işin süresi esas alınır; bu süre otuz iş gününden az olduğu için iş 'süreksiz iş' olarak nitelendirilir ve İş Kanunu’nun 10. maddesinde sayılan konularda Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.