İş Kanunu 12. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 12 - Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi, ayırımı haklı kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin süreli olmasından dolayı belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan emsal işçiye göre farklı işleme tâbi tutulamaz.
Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçiye, belirli bir zaman ölçüt alınarak ödenecek ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatler, işçinin çalıştığı süreye orantılı olarak verilir. Herhangi bir çalışma şartından yararlanmak için aynı işyeri veya işletmede geçirilen kıdem arandığında belirli süreli iş sözleşmesine göre çalışan işçi için farklı kıdem uygulanmasını haklı gösteren bir neden olmadıkça, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan emsal işçi hakkında esas alınan kıdem uygulanır.
Emsal işçi, işyerinde aynı veya benzeri işte belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçidir. İşyerinde böyle bir işçi bulunmadığı takdirde, o işkolunda şartlara uygun bir işyerinde aynı veya benzer işi üstlenen belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçi dikkate alınır.
Kısmî süreli ve tam süreli iş sözleşmesi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
23 karar eşleşti
10. Hukuk Dairesi, 2024/693 E., 2024/14150 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden ... hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir.
10. Hukuk Dairesi 2024/693 E. , 2024/14150 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2388 E., 2023/2795 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2013/164 E., 2023/356 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... Firması vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ve Deri Ürünleri Sanayi Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkete ait olan ... Center in dış boya ve temizliğini yapmak için faaliyet gösteren yüklenici müteahhit ... için temizlik ve boya işçisi olarak 7 Kasım 2011 tarihinde işe başladığını, davacının net yevmiyesinin 100,00 TL olduğunu, 18 Kasım 2011 tarihinde saat 17.00 civarında işyerinde çalışmakta iken elektrik akımına kapıldığını ve yaralandığını, bu iş kazası sonucunda davacının sol elinin kullanımını büyük ölçüde kaybettiğini, davacının iş kazası nedeni ile iş gücünü kaybetmiş olması nedeniyle fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminata, tazminat isteklerine iş kazasının vuku bulduğu tarih olan 18.11.2011 tarihinden itibaren uygulanan TCMB reeskont faizi üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıların her ikisinden müteselsilen ve müştereken alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... ve Deri Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın tamamı ile subjektif haksız, mesnetsiz, davalı firma bazında davacının hiçbir şekilde çalışmasının olmaması davaya konu olayın olduğu yer itibarı ile de hiçbir şekilde davalı müvekkili şirketle bağlantının olmamasına karşı davanın sebepsiz zenginleşme aracı olarak kullanıldığını, bu hususun şirket kayıtları, tanık dahil bir çok delil ile ispat edileceğini, davaya tüm bu sebeplerle itiraz etme zaruretlerinin doğduğunu, davacı tarafından haksız olarak sebepsiz zenginleşme amacıyla ve kötü niyetli açılan davanın ve tüm taleplerinin reddini savunduğu görülmüştür.
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ... isimli müteahhidin işçisi olduğunu, davalı müvekkilinin herhangibir sorumluluğunun olmadığı, davacı ile TREDAŞ arasında herhangibir işçi işveren ilişkisinin olmadığını ayrıca davalı ... ve müvekkili arasındada her hangi bir taşeron ilişkisi olmadığını, davacının ... isimli müteahhitin çalışanı olduğunu, müvekkili yönünden husumet nedeni ile davanın reddi gerektiğini, olayın meydana geldiği trafonun müvekkiline ait olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, meydana gelen olayda müvekkilinin herahngibir kusurunun olmadığını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, belirlenecek zararın SGK tarafından yapılacak ödemelerin mahsubu gerektiğini, faiz talebinin haksız olduğunu, davanın reddini savunduğu ve davanın ... isimli şahsa ihbarını talep ettiği, ihbar dilekçesinin ihbar olunan ...'a 04.07.2013 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.
İhbar olunan ... vekili beyan dilekçesinde özetle; müvekkilinin sorumlu olmadığını yapılan işten müvekkilinin haberdar olmadığını davacının boyama işini müvekkilinin bilgisi haricinde diğer davalı ...'in isteği doğrultusunda yaptığını davanın haksız olduğunu savunduğu görülmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacının davalı ... şirketine ait ... AVM'de davacının ihbar olunan ... çalışanı olarak boyacı olarak çalıştığı, 18.11.2011 tarihinde davacı işçi ilendi metal boya sırığı ile alüminyum merdiven üzerinde yüksek gerilim hattı yakınındaki trafo binasını boyadığı sırada akıma kapılması sonucu davacı işçinin yaralandığı, bu şekilde davaya konu kazanın meydana geldiği, SGK tarafından meydana gelen kazanın iş kazası olarak kabul edildiği, Mahkemece dosya kapsamındaki tüm kusur raporları arasındaki çelişkiyi gideren ve hükme esas alınan 11.04.2022 tarihli heyet raporunda; kazanın oluşumunda davalı ... Şirketinin %60, ihbar olunan ...'ın %30, davacı işçinin %10 kusurunun bulunduğu, davalı TREDAŞ'ın kusurunun bulunmadığı belirlenmiştir. SGK cevabi yazısı ile kazalı işçinin maluliyet oranının %33,2 olduğu bildirilmiştir. Yüksek Sağlık Kurulunun 23.11.2017 tarihli kararı ile de maluliyet oranı %45 olarak tespit edilmiştir. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 27.07.2016 tarihli kararı ile davacı hakkında maluliyet oranının %62 olduğuna dair görüş bildirildiği, ATK 2. İhtisas Üst Kurulunun 04.10.2018 tarihli kararı ile maluliyet oranının %62 olarak bildirildiği görülmüş, kesinleşen maluliyet oranı hesaplamalara esas alınmıştır. Tespit edilen maluliyet oranı ve tespit edilen kusur oranı yönünden maddi tazminat hesaplaması yapılması için dosya hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, 24.05.2023 tarihli hesap raporu ile davacının maddi zararının hesaplandığı görülmüştür. Karar tarihinde her ne kadar asgari ücret artmış, aktüerya raporunda güncellemeden önceki asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmış ve Mahkememizce re'sen güncel asgari ücrete göre ek rapor aldırılması gerekmekte ise de davacı vekilinin 21.07.2023 tarihli celsedeki talep ve beyanında güncel asgari ücrete göre ek rapor alınmadan mevcut rapor doğrultusunda karar verilmesi talep edildiğinden, dosya ek rapora gönderilmemiş; düzenlenen bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun görülmüş ve hükme esas alınmıştır. Ücret tespiti yönünden tanık beyanları ve emsal ücret araştırması doğrultusunda davacının asgari ücretin 1,58 katı ücretle çalıştığı kabulü ile yapılan 2. seçenekteki hesaplama hükme esas alınmıştır. Davalılardan ...'nin kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı anlaşıldığından bu davalı yönünden davanın tümden reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesinde 5.000,00-TL maddi tazminat talep ettiği, ıslah ile artırdığı miktarı diğer davalı ... idaresinden talep etmediği diğer davalıdan talep ettiği hem dilekçe başlığından hem de dilekçe içeriğinden anlaşıldığından bu husus ... lehine hükmedilecek vekalet ücretinin tayininde nazara alınmıştır... " gerekçesiyle;
"1-Davalı ... aleyhine açılan davanın reddine,
2-Davalı ... ve Deri Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti aleyhine açılan davanın kabulü ile 1.279.468,84-TL maddi tazminatın 18.11.2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı ... ve Deri Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile davacıya ödenmesine," şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... ve Deri Ürünleri Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirkete atfedilen kusur oranının gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, kaza tarihinden yaklaşık 11 yıl sonra hazırlanan kusur raporunun hükme dayanak yapılamayacağını, Mahkemece SGK'nın ilgili rapor ve yazılarında maluliyet oranı %33,2 olarak belirlenmiş olmasına rağmen maluliyet oranının %62 olarak kabul edilerek yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, ıslaha yönelik zamanaşımı itirazının Mahkemece nazara alınmadığını, davanın tümden kabulü gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davacı tarafça maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen talep edildiği, ıslah dilekçesinde ise hangi davalıdan tazminat talep ettiğini açıkça belirtmemiş olmasına rağmen tazminat tutarının tamamının diğer davalıdan talep edildiğine kanaat getirilerek verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki dava değeri 10.000,00 TL olarak kabul edilse bile davalı .... lehine hükmedilen vekalet ücretinin eksik olduğunu, yargılama giderlerinin taraflar arasında haklılık durumuna göre paylaştırılması gerektiğini, davalı .... yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı .... tarafından dosyaya yatırılan delil avanslarının davacıdan tahsiline karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, yatırılan delil avansının kabul/ret oranına göre tahsil edilmesi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden Kanun'a aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddi ile davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun miktar itibariyle kesinlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve Deri Ürünleri Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... ve Deri Ürünleri Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi.
3. Değerlendirme
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı ... Şirketine ait ... AVM'de ihbar olunan ... çalışanı olarak boyacı olarak çalıştığı, 18.11.2011 tarihinde davacı işçi ilendi metal boya sırığı ile alüminyum merdiven üzerinde yüksek gerilim hattı yakınındaki trafo binasını boyadığı sırada akıma kapılması sonucu yaralandığı, bu şekilde davaya konu kazanın meydana geldiği, SGK tarafından meydana gelen kazanın iş kazası olarak kabul edildiği, Mahkemece kusur oran ve aidiyetinin tespitine yönelik hükme esas alınan 11.04.2022 tarihli heyet raporunda; kazanın oluşumunda davalı ... Şirketinin %60, ihbar olunan ...'ın %30, davacı işçinin %10 kusurunun bulunduğu, davalı TREDAŞ'ın kusurunun bulunmadığı, anılan raporda davalı ... firmasının asıl işveren, dava dışı davacının kayıtlı işvereni ...'ın taşeron olarak nitelendirildiği ve kusura ilişkin değerlendirmelerin de bu şekilde yapıldığı, Mahkemece anılan rapor hükme dayanak kılınmakla birlikte hükmün gerekçesinde davalı ... firması ile dava dışı ... arasındaki ilişkinin niteliğine ilişkin bir açıklamaya yer verilmediği anlaşılmıştır.
4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara iş veren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer iş veren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl iş veren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden ... yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanun'un iş verene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur.
4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden ... hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu.
Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.
a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.
b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.
c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir iş yeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.
e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Kanun'un tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 25/1. maddesinde, hâkimin Kanunda öngörülen istisnalar dışında, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağı ve onları hatırlatabilecek davranışlarda bulunamayacağı, aynı maddenin 2. fıkrasında yine kural olarak hâkimin kendiliğinden delil toplayamayacağı kabul edilmiştir (Umar, Bilge: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Baskı, Ankara 2014, s.114 vd.).
Taraflarca getirilme ilkesi olarak kabul edilen bu düzenleme ile özel hukuk uyuşmazlıklarında kural olarak, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin vakıaların ve bu vakıaların delillerinin bizzat taraflarca getirilmesi ve yargılamada ileri sürülmesi düzenlenmiştir. Böylelikle dava malzemelerinin toplanmasında ve bunların ileri sürülmesinde hâkimin pasif olması kabul edilmiştir (Üstündağ, Saim: Medeni Yargılama Hukuku, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.238).
Bununla birlikte dava malzemesinin taraflarca getirilmesi, hâkimin bu hususlar hakkında hiçbir yetkisi olmadığı ve tamamen etkisiz olduğu anlamına gelmemektedir (Alangoya, H. ... /Yıldırım, ... ... /Deren Yıldırım, Nevhis: Medenî Usul Hukuku Esasları, 7. Baskı, İstanbul 2009, s. 184). Bu, özellikle hâkimin yargılama sonucunda verdiği hükmün maddi gerçekle örtüşür olabilmesinin bir sonucudur.
Tarafların getirdiği ve ileri sürdüğü dava malzemeleri bazı durumlarda maddi veya hukukî açıdan eksik, belirsiz yahut çelişkili olabilir. Bu durum, davanın yürütülmesini zorlaştırabildiği gibi Hâkimin doğru bir hükme varma ihtimalini de tehlikeye sokabilir. Bu nedenle HMK’nın 31. maddesinde, bu durumlarda, Hâkimin taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve tarafların delil göstermelerini isteyebileceği düzenlenmiştir.
Diğer yandan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) iradî taraf değişikliği hakkında açık bir hüküm içermemekle birlikte bu durumun özellikle usul ekonomisi açısından eleştirilere tabi tutulmasını dikkate alan yasa koyucu da HMK’nın 124. maddesi ile belirli hâllerde iradî taraf değişikliğine olanak veren bir düzenleme getirmiştir.
Anılan düzenlemeye göre bir davada taraf değişikliği ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür (HMK m. 124/1). Ancak yasa koyucu bu konuda yasalarda yer alan özel hükümleri saklı tutarak (HMK m. 124/2) hâkimin izni ile taraf değişikliği yapılabilecek hâllere de yer vermiştir. Maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği gibi, tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması durumunda da hâkimin izniyle taraf değişikliği yapılabilecektir (HMK m. 124/3,4).
İradî taraf değişikliğine ilişkin düzenleme karşısında gerek davacı gerekse davalı tarafta, iradî taraf değişikliği yapılması mümkündür (Korkmaz ... Taş: Medenî Usul Hukukunda İradi Taraf Değişikliği, Ankara 2014, s. 169). Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.07.2020 tarihli 2017/15-2929 E., 2020/544 K. sayılı kararında da aynı tespitlere yer verilmiştir.
Somut olayda; davacı asilin Mahkemece yapılan keşif sırasında alınan; "Olay tarihinde ben davalı ... Migros (...) binasının alışveriş merkezinin dış cephesini ve içini boyama işini binanın mülkiyet sahibi olan ......Ltd. Şti.'den almıştır ve ... bu boya işinde beni ve tanıklar ... ile ... ve askerde olan ... ... ile birlikte binanın dış cephesini iç boyasını yaptık en son olarakda şu anda yanında bulunduğumuz alışveriş merkezine ait trafo binasının boyama işini yapıyorduk" beyanı, yine dinlenilen tanık anlatımlarına göre dava konusu kazanın gerçekleştiği ... isimli alışveriş merkezinin dış boya işlerinin bina sahibi davalı ... Firması tarafından dava dışı ...'a verildiği, davacı kazalının ... tarafından işe alındığı, kazanın meydana geldiği alışveriş merkezinin işletilmekte olduğunun beyan edildiği anlaşılmakla birlikte Mahkemece davalı ... Firması ile dava dışı ... arasındaki ilişkinin niteliğine dair araştırma veya belirleme yapılmaksızın hüküm tesisi hatalı olmuştur.
O halde Mahkemece yapılacak iş; davalı ... ve Deri Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. ile dava dışı ... arasındaki hukuki ilişkinin niteliği yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde usulünce incelenip ve değerlendirilmesi ve işveren sıfatının kime ait olduğunun belirlenmesi, işveren sıfatının dava dışı ...'a ait olduğunun belirlenmesi halinde HMK'nın 124 madde gereğince davada taraf kılınması amacıyla davacı vekiline usulüne uygun süre verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı ... ve Deri Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin karar bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
10. Hukuk Dairesi, 2023/11687 E., 2024/13646 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4857 sayılı Kanun'un 2/7.maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden ... hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6.maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir.
10. Hukuk Dairesi 2023/11687 E. , 2024/13646 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1933 E., 2023/1262 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 34. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/24 E., 2022/175 K.
Taraflar arasındaki ölümlü iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekili ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların desteği ... 'ün davalı ... Liman İşletmeleri Şirketi'nin ... Konteyner Terminali İnşaat İşlerini üstlenen diğer davalı ... İnşaat Şirketi bünyesinde çalışırken görevi kapsamında olmamasına rağmen şantiye sahasında kuyularda biriken suyu tahliye etmek için kullanılan dalgıç pompanın kurulumu sırasında davacıların desteğini elektrik çarptığını ve aynı gece kaldırıldığı Esenyurt Devlet Hastanesinde vefat ettiğini, desteğin ölümü ile davacıların maddi ve manevi olarak destekten yoksun kaldıklarını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davacı anne ... için 1.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi, davacı baba ... için 1.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi, davacı kardeş ... için 150.000,00 TL manevi, davacı kardeş ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Liman İşletmeleri vekili 17.06.2016 muh. tarihli yanıt dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacıların desteğinin kara konteyner terminali inşaatının yapımının ihale edildiği diğer davalı şirketin sigortalı işçisi olduğunu, inşaat sahasında gerekli tedbirlerin alınması, iş güvenliğine ilişkin kontrollerin yapılması ve bu konuda işçilere gerekli eğitimlerin verilmesi konusunda sorumluluğun davalı ... İnşaat Şirketi'nde olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davacıların desteğinin de kusurlu olduğunu, bu nedenle olayda uygun illiyet bağının kesildiğini ve işverenin sorumluluğunun ortadan kalktığını, talep edilen Manevi tazminatın fahiş olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... İnşaat vekili 22.06.2016 muh. tarihli yanıt dilekçesinde özetle; Davacıların desteğin olay tarihinde aylık kazancının asgari ücret tutarında olduğunu, desteğin her zaman görev tanımı dahilinde çalıştığını, şantiye sahasında düz işçi fore kazık imalatında yardımcı eleman pozisyonunda görev yaptığını, kazanın da bu görev esnasında yaşandığını, desteğin işin eğitimini almış ve yüzlerce kez tekrarlamış olmasına rağmen eyleminde işin gereğine, işyeri talimatı ve iş güvenliği ilkelerine aykırı davrandığını, davacıların taleplerinin haksız ve yersiz olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, "...1-Davacı ... için net 168.867,00 TL maddi tazminatın, davacı ... için Net 263.000,00 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 18.11.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,
2-Davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 18.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
.." şeklinde karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..Dosya içeriği, mevcut delil durumu bir bütün olarak değerlendirildiğinde tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesinin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine, kararın dayandığı deliller, delillerin taktiri, karar gerekçesine göre istinaf nedenleri ve kamu düzeni kapsamında yapılan inceleme sonucunda davacılar ve davalıların istinaf itirazlarının ve istinaf başvurusunun esastan reddine...
" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde özetle; maddi tazminat hesabının ek rapordaki hesabının hatalı olduğunu, ... davacı ... 'ün aylık 2200 TL ücretle çalıştığını, hatalı tespit yapıldığı gerekçesi ile temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı ... Liman İşletmeleri ve San ve Tic A.Ş. temyiz dilekçesinde özetle; alt üst işveren ilişkisinin bulunmadığını, dava konusu olayın meydana gelmesinde hiçbir kusurlarının bulunmadığını, maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, faizlerin kaza tarihinden itibaren işletilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; kaza ile ölüm arasında bağlantının kurulamadığını, bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarına yapılan itirazlarının değerlendirilmediğini, dava konusu olayda kusurlarının bulunmadığını, raporda yapılan destek hesaplarının eksik ve hatalı olduğunu, maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile temyiz isteminde bulunmuştur..
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle vefat eden ... Örtün'ün annesi, babası ve kardeşleri tarafından davalılara karşı açmış olduğu maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
Somut olayda uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle asıl işveren-alt işveren ve ... akti kavramlarının açıklanması gerekmektedir.
4857 sayılı Kanun'un 2.maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
İş Kanunu'nun 2.maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden ... yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
5510 sayılı Kanun'un 12/6.maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu tutulmuştur.
4857 sayılı Kanun'un 2/7.maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden ... hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6.maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2.maddesinin 6.fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.
a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.
b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.
c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.
e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İşyerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
İş kazası ve dava tarihinde yürürlükte olan ve uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde ... sözleşmesi; “Yüklenicinin bir ... meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir.
... sözleşmesinde tarafların edimleri birbirinin karşılığını oluşturmakta olduğundan tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Bu sözleşmenin unsuru olan meydana getirilecek ..., aynı zamanda sözleşmenin konusunu oluşturur. Ayırt edici diğer bir temel unsuru ise bedeldir. Meydana getirilecek bir sonuç bulunmasına rağmen bedel ödenmeyeceği kararlaştırılmış ise ... sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Bedel, ... sözleşmesinin unsuru ise de tarafların anlaşırken bedeli kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceğini taraflar biliyor veya bilmesi gerekiyor ise ... sözleşmesinin bulunduğu yine kabul edilecektir.
... sözleşmesinin konusu, meydana getirilmesi istenen sonuçtur. İstenen sonuç, bir şeyin yapılmasına ilişkin olabileceği gibi, ortadan kaldırılmasına, iyileştirilmesine veya montajına ilişkin de olabilecektir. Diğer bir ifadeyle baştan yeni bir ... meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi mevcut bir eserde yapılacak değişiklik veya ilavelerle farklı bir ... getirilmesine de ilişkin olabilir.
... sözleşmesinde yüklenici, iş sahibinin istemi üzerine kural olarak bir şey meydana getirmeyi ve bedel karşılığında teslim etmeyi üstlenmektedir. Sözleşmede beceriye dayalı sonuç unsuru yerine emek verilmesi üstün ise ... sözleşmesi değil, hizmet sözleşmesi söz konusu olacaktır. (YHGK’nun 14.11.2019 ve 2016/21-627 E.- 2019/1192 K. sayılı ilamı da bu yöndedir)
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davalılar arasında akdedilen ... Tevsiat Projesi Kara Konteyner Terminali İnşaat İşlerine Ait Sözleşme'ye göre davalı ...'un faaliyet konusunun Liman işletmeciliği olduğu, gemi tahmil tahliye işleri ve gemilerde yapılan tüm işlerte ilgili çalışmalar yürüttüğü, diğer davalı ... İnşaat'ın faaliyet konusunun ikamet amaçlı binaların inşaatı (müstakil konutlar, birden çok aileni oturduğu binalar, inşaat, bina projelerine yönelik mühendislik ve danışmanlık faaliyetleri) olduğu, taraflar arasındaki imzalı sözleşmede işin tanımı, davalıların faaliyet alanları dikkate alındığında asıl işveren- alt işveren ilişkisi kurulmadığı davalı ... Liman İşletmeleri ve San. Ve Tic. A.Ş.'nin projeyi denetlemek için kontrol elemanlarının bulunması bu sonucu değiştirmeyeceği, ancak meydana gelen kazada üçüncü kişi olarak kusuru varsa sorumlu olabileceği dikkate alınmaksızın karar verilmesi hatalı olmuştur.
O halde, Mahkemece yapılacak iş davalı ... Liman İşletmeleri ve San. ve Tic. A.Ş. hakkında 3. kişi olarak sorumluluğu olup olmadığına ilişkin gerekirse yeniden bilirkişi raporu almak suretiyle varsa usuli kazanılmış hakları gözeterek karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı ... Liman İşletmeleri ve San. ve Tic. A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır .
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı ... Liman İşletmeleri ve San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2023/10835 E., 2023/12527 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir.
10. Hukuk Dairesi 2023/10835 E. , 2023/12527 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/3099 E., 2021/2396 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 9. İş Mahkemesi
SAYISI : 2014/2 E., 2019/272 K.
Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe giren sigortalının asıl ve birleşen dava ile maddi ve manevi tazminat istemli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın ... İş Tar. Mak. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı ... İş Tar. Mak. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesi ve birleşen dava dosyalarında, davacının Ekim 2001 yılından itibaren şehirlerarası tır şoförü olarak çalıştığını, en son aylık brüt 3.750,00 TL ücret ile ... Nakliyat Turizm Dış Tic. Ltd. Şti.'de çalıştığını, davacının ... Nakliyat adına kayıtlı ... plakalı çekici ile 17.11.2013 tarihinde davalı ... A.Ş adına tescilli 54 D 9183 plaka sayılı (Tanıtım Dorsesi) Yarı Römork'u çekici ile Uşak il merkezine getirdiğini, olay tarihi olan 18.11.2013 günü davalı şirketin pazarlama yetkilisinin tanıtım amaçlı olarak römork içinde bulunan makinelerin tanıtımını yapmak için römorkun kapaklarının açılması sırasında oluşan teknik arızadan dolayı römork kapağının davacının sırt kısmına düştüğünü belirterek 1.000,00 TL maddi tazminat ve 70.000,00 TL manevi tazminatın (... Nakl. San. İnş. Tur. Ltd. Şti.'den 20.0000 TL manevi tazminatın) kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
2. Davacı vekili 11.06.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat tutarını 137.881,00 TL olarak artırarak bu defa maddi ve manevi tazminat taleplerinin iş akdinin feshi tarihinden (19.01.2016) itibaren en yüksek mevduat faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılardan ... İş Tar. Mak. A.Ş.vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin davacının işvereni olmadığını, bir kereye mahsus olmak üzere mülkiyeti kendisine ait olan 54 D 9183 plakalı dorseyi, ... Nakliyat ile anlaşarak Uşak'a taşıttığını, davacının ... Nakliyat Turizm Dış Tic. Ltd. Şti'nin sigortalı elemanı olduğunu, kazanın davacının kapak klipslerini tam olarak açıp kapatmayı becerememesi yüzünden meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde kusurun davacıya ait olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı ... Nakl. San. İnş. Tur. Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "....Yapılan yargılama sırasında toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte dikkate alındığında: 18.11.2013 günü, saat 11.30 sularında, ... Nakliyat İnşaat Turizm Dış Ticaret Ltd. Şti. unvanlı işyerine hizmet akdiyle bağlı çalışan şoför işçi ...'in anılan işverene ait ... plakalı çekici ile davalı ... İş ve Tarım Makinaları San. Tic. A. Ş. unvanlı işyerine ait 54 D 9183 plakalı dorseyi Uşak il merkezine götürdüğü, daha sonra davalı ... İş ve Tarım Makinaları San. Tic. A. Ş. unvanlı işyeri çalışanlarından pazarlama sorumlusu işçi ...'ın dorsenin kapağını açmak için kumanda panelinden kontrol düğmesine basması üzerine kapağın yaklaşık -60- derece açılması ve de titreme olması sebebiyle tekrar kumanda panelinden kapağı kapatması, ardından ...'in dorse kapağının tam olarak açılması için pimlerinin yerlerini değiştirmesi, akabinde davalı ... İş ve Tarım Makinaları San. Tic. A. Ş. unvanlı işyeri çalışanlarından pazarlama sorumlusu işçi ...'ın yine kumanda panelinden kontrol düğmesine basarak dorse kapağını açmaya çalıştığı bir sırada, kapağın aniden harekete geçerek düşmesiyle ...'in bel kısmına çarpması sonucu yaralandığı ve bu kaza nedeniyle % 32 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği anlaşılmıştır. Mahkememizce aldırılan 03.06.2016 tarihli kusur bilirkişi raporuna göre olayda, davalı ... Nakliyat İnşaat Turizm Dış Ticaret Ltd. Şti.) % 10 oranında, davalı ... İş ve Tarım Makinalan San. Tic. A.Ş. unvanlı işyerinin % 60 oranında, davacı ...'in ise % 30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüş, belirlenen kusur oranları gözönünde bulundurularak hesap bilirkişi İbrahim Yılmaz tarafından tanzim edilen 09.03.2018 tanzim tarihli hesap raporunda meydana gelen iş kazası nedeniyle davacının uğramış olduğu maddi zararın belirlendiği, alınan kusur raporu ve hesap bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hukuka uygun olduğu, davalılar ve davacının belirlenen kusur oranları doğrultusunda bilirkişi raporunda davacıya ödenmesi gereken maddi tazminat miktarının bilirkişi raporunda 1 inci seçenek hesaplamaya göre tespit edilen 137.881,00 TL olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.... yapılan değerlendirme neticesinde davaya konu iş kazası nedeniyle davacı yararına 40.000,00 TL manevi tazminat takdir edilerek aşağıdaki hüküm oluşturulmuş, taleple bağlı kalınarak hükmedilen maddi ve manevi tazminata 19.01.2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi hüküm altına alınmıştır..." gerekçesiyle
1.Davanın ve birleşen davanın maddi tazminata ilişkin kısmının kabulü ile maddi tazminat olarak 137.881,00 TL'nin talep ile bağlı kalınarak 19.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
2.Davanın ve birleşen davanın manevi tazminata ilişkin kısmının kısmen kabulü ile manevi tazminat olarak 40.000,00 TL'nin talep ile bağlı kalınarak 19.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... İş Tar. Mak. A.Ş .vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... İş Tar. Mak. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde, işverenlik ilişkisi bulunmadığından müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunmadıklarını, aynı iş kazası ile SGK'ın davalı şirkete açtığı ve ... Anadolu 20. İş Mahkemesinin 2016/304 Esas sayılı dosyası ile devam eden rücu davasında hazırlanan 03.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda da aynen bu tespitte bulunulduğunu, davalı şirkete atfı kabil bir kusurunun bulunmadığını, Mahkemece Kamyoncular Esnaf Odasının bildirdiği ücretin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, TÜİK verilerinin resmi kurum olması nedeni ile objektif olduğunu, TÜİK verilerinin dikkate alınması gerektiğini, faiz başlangıcının hatalı olduğunu, ıslah edilen miktara ıslah tarihinden itibaren faizin başlatılması gerektiğini belirterek; Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... dosya içeriği ile alınan bilirkişi raporunda davalı ve davacı yönünden belirlenen kusur oranlarının işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına, dosya içeriğine uygun olduğu, SGK kaza tahkikat raporunda da aynı şekilde kusur durumunun belirlendiği ve SGK tarafından iş kazası nedeni ile açılan rucuen tazminat davasında alınan bilirkişi raporlarında da aynı şekilde kusur durumlarının tespit edildiği, davalı şirket vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.... Tüm dosya içeriği, tanık anlatımı, davacının kıdemi, yaptığı iş de göz önünde bulundurulduğunda davacının yaptığı işin niteliği itibari ile (tır şoförü) daha özel nitelikte meslek kuruluşu olan davacının en son ücretinin ... Kamyoncular Esnaf Odasından bildirilen emsal ücret bilgileri dikkatte alınarak hükme esas bilirkişi raporunda ücret tespiti yönünden 1 inci seçenekte yapılan hesaplamaların dosya içeriğine uygun olduğu, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı ... İş ve Tarım Şirketi vekili, davacının tüm maddi zararının SGK tarafından karşılandığını, davacının başkaca bir maddi zararının bulunmadığını ileri sürmüşse de, hükme esas bilirkişi raporunda bağlanan gelirlerin ilk peşin değerinden ve ödenen geçici iş görmezlik ödeneğinden kusur durumlarına göre SGK gelirinden rücu edilebilecek bölümünün mahsubu ile yapılan hesaplamanın dosya içeriğine uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekili, faiz başlangıcının hatalı olduğunu, ıslah edilen miktara ıslah tarihinden itibaren faizin başlatılması gerektiğini ileri sürmüşse de, haksız filden kaynaklanan iş kazasında olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği ve Mahkemece davacı tarafın talebi ile bağlı kalınarak kaza tarihinden de sonraki bir tarih olan 19.01.2016 tarihinden itibaren faiz yürütülmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... İş Tar. Mak. A.Ş. vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... İş Tar. Mak. A.Ş.vekili istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe giren sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu tutulmuştur.
4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu.
Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.
a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.
b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.
c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.
e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Kanunun tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının dosyaya celp edilerek, irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, ( gerçek kişi davalılar hakkındaki ceza kararının hükmün açıklanmasının geri bırakılması suretiyle sonuçlanması gözetilip olaya ilişkin şahıs kusurları bu çerçevede irdelenerek), kazanın meydana geldiği iş kolunda uzman farklı bir bilirkişi heyetinden; dosyada mevcut raporlar ile rücu ve ceza dosyasındaki kusur raporları arasında varsa çelişkileri giderecek bir rapor alarak, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığını irdelemek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını - tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, belirlenecek kusur oranını mahkemece hükme esas alınan hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak suretiyle alınacak raporu hükme esas almaktan ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek ( özellikle davacı tarafınca istinaf ve temyiz yoluna başvurulmadığının) karar vermekten ibarettir.
Öte yandan, gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.
Gerçek ücretin ise; öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Mahkemece yapılacak iş, davacı sigortalının olay tarihinde yaptığı iş dikkate alınarak, kaza tarihindeki yaşı ve kıdemi dikkate alınarak, TÜİK, Çevre Şehircilik Bakanlığı rayiç ücretleri ile sendikalı olmadığının anlaşılması halinde sendikalar haricindeki meslek odalarından davacının bilinen dönemde alabileceği ücreti belirlemek, bu yönle tespit edilecek emsal ücretleri gözeterek yapılacak hesabı hükme esas alarak kazanılmış hakları da gözeterek karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı ... İş Tar. Mak. A.Ş vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz eden davalı ... İş Tar. Mak. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
10. Hukuk Dairesi, 2023/8396 E., 2023/9101 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir.
10. Hukuk Dairesi 2023/8396 E. , 2023/9101 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/62 E., 2023/245 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Dairemizce verilen bozma ilamına uyularak Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı şirketler tarafından yürütülen iş kapsamında 30.07.2011 tarihinde iş kazası geçirmesi nedeniyle fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 10.000 TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalı ...şirketinin işin sahibi, Nordex Şirketinin yüklenici, ...Şirketinin taşeron olarak müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını beyanla iş bu davalılardan tahsilini talep etmiştir.
2. Yargılamada dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ...Danışmanlık Enerji Taah. İşleri Amb. San Tic. Ltd. Şti. Yönünden taraf teşkilinin sağlanaması üzerine davacı vekilinin 12.12.2012 tarihli celsede dava dilekçesinde gösterdikleri bu davalının unvanının hatalı olduğunu iş bu davalının ...Enerji Aş olduğunu beyan etmiş, aynı celse HMK 124 üncü maddesi kapsamında taraf değişikliği kabul edilerek iş bu davalı taraf kılınmak suretiyle yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır.
3. yargılamanın devamında ...Enerji A.Ş.'nin 07.01.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilanla önce ...Enerji AŞ'ne sonrasında 12.11.2021 tarihli ilanla ...Enerji A.Ş.'ne dönüştüğü anlaşılmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket çalışanı olmadığını, davacının ...Proje nezdinde çalıştığını, meydana gelen kazanın iş kazası niteliğinde olup olmadığınınn tespitinin bekletici mesele yapılması gerektiğine beyan ettiği.davacının geçirmiş olduğu kazada davacının %100 kusurlu olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir.
2.Davalı ...Proje vekili 16.08.2012 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinin çalışanı olmadığını, diğer davalılar ile iş ilişkisinin bulunmadığın, adı geçen firmaların taşeronu yada alt işvereni olmadığını, diğer davalıların dava konusu olay ile ilişkisinin bulunmadığını, davacının müvekkili şirkette çalışırken 30.07.2012 tarihinde trafik kazası geçirmiş olduğunu, geçirmiş olduğu kazada bir kolunu kaybetmiş olduğunu, bu kazaya davacının kendisinin sebep olduğunu, davacıya işe başlamadan önce oryantasyon eğitimi verilmiş olduğunu, davacının mühendis olduğunu, araç kullanmaya yetkisinin bulunmadığını, davacıya şoför görevlendirilmiş olduğunu, davacının şoför olmadan aracı kullanmış olduğunu, davacının aracı hızlı kullanmış olduğunu, hiç bir şekilde trafik akışı olmayan yolda aracı devirmiş olduğunu, müvekkili şirketin olay sonrasında davacı ile ilgilenmiş olduğunu,davacının tedavisi bittikten sonra müvekkili şirkette çalışmaya devam ettiğini, davacının kendi isteği ile müvekkili şirketten ayrılmış olduğunu, davacı kaza sonucu oluşan iş gücü kaybı nedeniyle uğradığı zararı SGK dan tahsil etmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir.
III. BOZMA ÖNCESİ VE BOZMA KARARLARI
A) Mahkemenin İlk Kararı
Mahkemenin 16.03.2016 tarih ve 2012/573-2016/148 E-K sayılı ilk kararında; Mahkemece; davacının kazada %100 oranında kusurlu olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
B) Yargıtayın İlk Bozma Kararı
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 18.06.2020 tarih ve 2020/1503 E- 2020/2431 K sayılı ilamında özetle; makine mühendisi olan davacının proje mühendisi sıfatı ile .... bünyesinde çalışırken, montaj işinde kullanılacak malzemeleri şirket tarafından kiralanan pikap türü araç ile ilgili işçilere şantiye içinde teslim ederek geri döndüğü sırada stabilize yolda aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza geçirdiği gözetilerek öncelikle davacının çalışma kapsamı ve görev tanımı tespit edilerek, iş yerinde ayrıca şoför görevlendirmesi yapılıp yapılmadığı da araştırılmak sureti ile işçilere montaj malzemelerinin teslimatı konusunda davacının görev ve sorumluluğu irdelenmek, işveren ve/veya işverenler tarafından işin denetim ve gözetim altında yapılması için iş organizasyonunun usulüne uygun teşkil edilip edilmediği konusunda, 77 nci madde kapsamında dosyanın trafik kazaları konusunda uzman iş güvenliği bilirkişilerinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetine incelettirilerek, davacı tarafın itirazlarını da karşılayacak şekilde, tarafların kusur ve sorumluluklarını belirleyerek sonuca göre karar verilmesine işaret edilmiştir.
C) Mahkemenin İkinci Kararı
Bozma kararına uyan Mahkemenin 24.06.2021 tarih ve 2020/196-2021/378 E- K sayılı kararında özetle ; davalı .... unvanlı işveren müessesenin, 34 EY 4135 plakalı aracın işleteni ve kazazedenin işvereni olarak, aracın kullanılmasına yönelik yeterli denetim ve gözetim yapması, şantiyede şoför görevlendirmesi yapılmasını sağlaması, görevlendirilen şoför dışında diğer çalışanların aracı kullanmalarını engelleyecek tedbirleri aldırması, görevlerin yerine getirilmesine yönelik iş organizasyonunu kurması, çalışmaların denetim ve gözetim altında yürütülmesini sağlaması, proje mühendisinin görev tanımında pikap türü araçla işçilere malzeme dağıtılmasının bulunmadığı göz önünde bulundurularak kazazedenin görev tanımına uygun işlerde çalıştırılmasını sağlaması, şantiye sahasına hız sınırını belirten uyarıcı levhaların konulmasını sağlaması, kazazedeye şantiyede olabilecek riskler ve korunma yolları konusunda yeterli eğitim verilmesini sağlaması, kazazedeye imzalatılan talimatların uygulanmasını sağlaması, çalışma biçimlerini işçilerin tercihlerine ve gelişigüzel davranışlarına bırakmaması, işyerinde iş güvenliği kurallarına uyulmasını davranış biçimi haiine getirmesi, iş disiplinini sağlaması gerektiği, ancak bu hususları yerine getirmediği tespit edilmekle bu olayın meydana gelmesinde %40 oranında kusurlu olduğu, davalı ...Enerji A.Ş. unvanlı firmanın, alt işveren ...'nin çalışmaları sırasında yeterli denetim ve gözetim yapması, şantiyede görevlerin yerine getirilmesine yönelik iş organizasyonunu kurması, çalışmaların denetim ve gözetim altında yürütülmesini sağlaması, şantiye sahasına hız sınırını belirten uyarıcı levhaların konulmasını sağlaması, kazazedeye şantiyede olabilecek riskler ve korunma yolları konusunda yeterli eğitim verilmesini sağlaması, kazazedeye imzalatılan talimatların uygulanmasını sağlaması, şantiyede iş güvenliği kurallarına uyulmasını davranış bîçîmi haline getirmesi, iş disiplinini sağlaması gerektiği ancak bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla bu olayın meydana gelmesinde %10 oranında kusurlu olduğu, davalı .... unvanlı firmanın, alt işveren ....'nin çalışmaları sırasında yeterli denetim ve gözetim yapması, şantiyede görevlerin yerine getirilmesine yönelik iş organizasyonunu kurması, çalışmaların denetim ve gözetim altında yürütülmesini sağlaması, şantiye sahasına hız sınırını belirten uyarıcı levhaların konulmasını sağlaması, kazazedeye şantiyede olabilecek riskler ve korunma yolları konusunda yeterli eğitim verilmesini sağlaması, kazazedeye imzalatılan talimatların uygulanmasını sağlaması, şantiyede iş güvenliği kurallarına uyulmasını davranış biçimi haline getirmesi, iş disiplinini sağlaması gerektiği ancak bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla bu olayın meydana gelmesinde %10 oranında kusurlu olduğu, kaza tarihinde 26 yaşında ve aklı selim sahibi bir kişi olduğu anlaşılan davacının kullandığı araç açısından da yeterli ehliyete sahip olduğu hususu gözetildiğinde, şantiye sahasında stabilize yolda kamyonetle seyri sırasında hızlı gitmemesi, idaresindeki araç ile seyir halindeyken stabifize yolun durumunu göz önünde bulundurarak hızını aracının teknik özellikleri ve mevcut yol şartlarına göre ayarlaması, araç ile seyir halinde iken özenli ve tedbirli araç kullanması, trafik ve iş güvenliği kurallarına riayet etmesi gerektiği ancak bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla %40 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, davacının %46,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş olduğu, SGK Başkanlığı ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Pendik Sosyal Güvenlik Merkezi’nin 14.03.2013 tarih 53796855 numaralı yazısında, davacı işçiye 30.07.2011-23.11.2011 tarihleri arasında 1.388,87 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığının belirtildiği, davacı işçi tarafından ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sosyal Güvenlik Merkezi’ne dilekçe verilerek sürekli iş göremezlik gelirinin bağlanmasını talep ettiği, SGK tarafından davacı işçiye %46,2 SİD üzerinden aylık gelir bağlama kararına onay verildiği, birikim başlama tarihinin 01.12.2011, birikim bitiş tarihinin 23.04.2013 olduğu, aylık toplamının 5.080,15 TL olduğu, geçici iş göremezlik ödemesinin 1.388,87 TL olduğu, ilk gelir peşin sermaye değerinin 60.036,24 TL olarak belirtildiği, tüm dosya kapsamından meydana gelen iş kazasında davacının alabileceği maddi tazminat miktarı 657.573,85 TL olarak tespit edildiği, davacının önceki hükmü istinaf etmediği anlaşılmakla davalılar lehine kazanılmış hak oluştuğundan tekrar hesaplama yapılmadığı, davacı manevi tazminat talebinde bulunmuş olup meydana gelen kaza neticesinde davacının maruz kaldığı acı ve üzüntünün şiddeti, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutularak 100.000,00 TL manevi tazminat hükmedilmesine karar verildiği belirtilmiştir.
D) Yargıtayın İkinci Bozma Kararı
Kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.11.2022 tarih ve 2022/11817 E- 2022/14654K sayılı ilamında HMK 124 üncü maddesi kapsamda iradi taraf değişikliği ile davalı haline gelen “...Enerji A.Ş.”nin usulüne uygun yapılan dava dilekçesi tebliği, giderek yargılamanın devamında raporların tebliği, duruşma gününden haberdar edilme ve kararların tebliği suretiyle kendi aleyhinde yürütülen yargılamadan usulüne uygun olarak haberdar edilmediğinin anlaşılmasına göre, bu davalı şirketin unvan değişikliği ile dönüştüğü anlaşılan “...Enerji A.Ş.”nin davalı olarak yargılamadan usulüne uygun haberdar edilip; dava dilekçesi ve taraf değişikliğine ilişkin ara kararlar ile raporlar tebliğ edilip, taraf teşkili sağlanmak, gösterdiği deliller toplanılıp itirazları karşılanmak suretiyle yargılama yapılıp, sonucuna göre taraf olmaktan çıkartılan davalı yerine anılan davalı şirket ile beraber diğer ilgililer hakkında yargılamanın esası hakkında bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
IV. SON BOZMA KARARI SONRASI YARGILAMA SÜRECİ VE KARAR
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle; bir önceki kararda yazılı sebeplere benzer sebeplerle; taraf değişikliği yönünde bozma gereği yerine getirilmekle beraber davanın kısmen kabulü ile; Maddi tazminat talebinin kabulü ile, net 657.573,85 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 30.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, Manevi Tazminat talebinin kısmen kabulü ile, net 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz istemlerinde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ...Ş. vekili; Dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini, 07.04.2013 tarihli itiraz dilekçesinin dikkate alınmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkil şirket ile hiçbir ilişkisinin olmadığını ve maaş vs. özlük haklarını zaten tek ve gerçek işvereni ...proje ile belirlediğini ve ödemeler hususunda ...Proje’nin sorumlu olduğunu, davalı ...Projenin ise 16.08.2012 tarihli cevap dilekçesinde davalı şirketlerin davacı işçi ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını kabul ettiğini, işin anahtar teslim olduğunu, davacının tam kusurlu olduğunu illiyet bağınını kesildiğini, kusur raporları arasında ve rücu davasında çelişki olduğunu, maddi ve manevi tazminat isteminin kusursuzluk nedeniyle reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı .... vekili; Davacının dava dilekçesindeki anlatımlarında da anlaşılacağı üzere işveren sıfatının ...Proje Şirketine ait olduğunu bu şirketle aralarındaki ilişkinin asıl işveren ilişkisi olmadığı, işin anahtar teslim olarak davacının işvereni olan ...Proje Şirketine verildiğini, davacının Trafik Kazasında %100 kusurlu olduğunun yaptığı hızdan belli olduğunu, davacının olay ile ilgili SGK müfettişine vermiş olduğu ifade de hızının şantiye alanına göre biraz yüksek olduğunu, 50-60 km/h civarında olduğunu açıkta beyan etmiş olduğunu bu kapsamda Davacının kural olarak konulan 20 km/h hız sınırının neredeyse 3 katı kadar (50-60 km/h) hızlı gittiğini ve bu durumu açıkça kabul ettiğini, SGK Müfettişi raporundaki tespitin de işçinin kusurlu olduğu yönünde olduğunu bu yönde olduğunu, müvekkilinin iş sağlığı ve güvenliği kapsamında gerekmemesine karşın tüm önlemleri aldığını 14 adet iş sağlığı ve güvenliği talimatını davacıya tebliğ ettiğini ve kazadan 7 gün öncesinde iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almış olduğunu, davacının tam kusurlu eylemiyle illiyet bağının kesilmiş olduğunu, müvekkilinin dünya çapında proje yöneten bir şirket olarak iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almadığından bahsedilemeyeceğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı ...Proje Taş. ve Yük. Müh. A.Ş. vekili; kusurun tamamen davacıda olduğunu, raporlar arasında çelişki giderilmediğini, rücu davasıyla çelişkilin kabuller olduğunu, dava konusu aynı olayla ilgili devam eden SGK tarafından iş göremezlik geliri ile ilgili rücu davasında çelişki olduğunu, ücret tespitinin hatalı olduğunu, pasif devre hesabı yapılmaması gerektiğini, iş göremezlik oranı tespitinin hatalı olduğunu, maddi ve manevi tazminat isteminin reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK Geçici 3. maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunun 332, 41, 42, 43, 45, 46 ve 47 nci maddeleri, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 nci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 inci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi, manevi tazminatın belirlenmesi yönünden 22.06.1996 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
3. Değerlendirme
1.4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
2. İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
3. 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur.
4. 4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu.
5. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
6.Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.
a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.
b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.
c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.
e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
7. Davanın kusurun tespiti yönünden yasal dayanağını zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi oluşturmaktadır.
4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile, işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez.
8. Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler.
9.Tazminat davalarının özelliği gereği İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşullar göz önünde tutularak ve özellikle zararlandırıcı olayın niteliğine göre, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, zararlandırıcı sigorta olayı yönünden alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle işveren ve işçi yönünden kusurun aidiyeti ve oranı, olayın meydana gelmesinde üçüncü kişinin eyleminin bulunup bulunmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.
10. Somut olayda davalı ...Ş. (eski unvanı: ...Enerji A.Ş.) ile davalılardan .... arasında sözleşmesel ilişkiyi ortaya koyan belgenin dosya kapsamında olmadığı anlaşılmaktadır. Öncelikle iş bu davalı şirketler arasındaki sözleşmesel ilişki dosya kapsamına dahil edilip ...Enerji AŞ'nin yapılan iş kapsamında elektrik santrali kurulumu işinde işçi istihdamının söz konusu olup olmadığı da belirlenerek, akabinde; bu ilişkinin asıl-alt işveren ilişkisi mi yoksa eser aktine dayalı uygulamada anahtar teslimi bir iş ilişkisi mi olduğunun belirlenip, akabinde ...Enerji A.Ş.'nin eser akti kapsamında iş sahibi taraf olduğunun kabulü halinde eser aktinden kaynaklı bir kusurunun bulunup bulunmadığı da ortaya konularak tarafların sorumluluklarının irdelenmesi gerekirken yazılı şekilde irdeleme yapılmaksızın hüküm tesisi hatalı olmuştur.
11. Öte yandan 30.07.2011 tarihinde iş kazasının gerçekleştiği rüzgar tribünlerinden müteşekkil elektrik santrali kurulumu işyerinde, davacının uyması gereken iş güvenliği talimatlarının belirlendiği ve bu talimatlar içerisinde şantiye içi ve ara yollarda 20 km/saat hız sınırının aşılmayacağı kendisine tebliğ edilmesine, davacının makine mühendisi olmakla beraber olay anında sürmekle görevlendirildiği araca uygun (B sınıf) sürücü ehliyetinin de bulunduğunun anlaşılması karşısında, sigortalının şantiye içerisi stabilize yolda acele ederek aracı hızlı bir şekilde sevk ve idare ederek olay yeri tespit tutanağına yansıyan bilgilere göre; yol üzerinde 60 metre fren izi bıraktıktan sonra gidiş istikametine göre yolun sağ tarafından yoldan çıkıp 20 metre şarampole yuvarlanıp takla atarak durabildiği olay sonucu sol ön kolunun araç altında kalması ile sürekli iş göremezlik sonucunu doğuran iş kazası olayına maruz kaldığı gözetildiğinde, davacı sigortalının olayda davalılara kıyasla baskın oranda kusurlu olduğunun kabulü gerekirken hatalı değerlendirme ile hükme esas alınan kusur raporunda davalıların toplamda %60 davacı sigortalının ise %40 oranında kusurlu olarak kabulü gerektiğine işaret edilen 16/10/2020 tarihli kusur raporuna itibarla hüküm tesisi de hatalı olmuştur.
12. Kabule göre de hükme esas alınan kusur oranında davalıların toplamda %60 oranında kusurlu olduğu kabul edilmesine karşın, bu kabul ile çelişir mahiyette maddi tazminat hesabında davalıların kusurunun %100 olarak kabul edilmesi ve bu oran üzerinden yapılan hesabın hükme esas alınması da hatalı olmuştur.
13. Mahkemece yapılacak iş olayın gerçekleştiği alanda uzman iş sağlığı ve güvenliği uzmanı bilirkişilerden teşkil edilecek heyetten yukarıda yapılan açıklamaları dikkate alır mahiyette kusur oran ve aidiyetlerinin tespitine dair rapor almak dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile birlikte davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek tazminat alacağından sorumlu tutulması gerektiği kanaatine erişilen davalılar yönünden özellikle kararın davacı tarafça temyiz edilmemiş olması nedeniyle bu kusur oranını 21.04.2021 tarihli hesap raporuna uygulayarak (işlemiş devre olarak iş bu raporda esas alınan tarihi gözetmek, bu tarihten sonra yürürlüğe giren ücret değişikliklerini rapora yansıtmayarak) davacının maddi tazminat alacağı ile manevi tazminat alacağı hakkında bir karar vermekten ibarettir.
14. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
15. O halde, temyiz edenin sıfatına temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, Mahkeme kararının BOZULMASINA,
2. Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
3.Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2022/13227 E., 2023/7496 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir.
10. Hukuk Dairesi 2022/13227 E. , 2023/7496 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1764 E., 2021/1957 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/87 Esas, 2021/286 Karar
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de her iki davalı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma taleplerinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 21.06.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... ... Sistemleri Müh. ve Taah. A.Ş. adına Av. ... ve Av....geldiler. Diğer duruşmalı temyiz eden davalı ... Tic. Ltd. Şti. adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı sigortalının davalılardan asıl işveren ... ... Sistemleri Müh. ve Tah. A.Ş.'nin ... ili ... ilçesinde ...köyü doğalgaz çevrim santrali işinde bu davalı şirketin alt işveren firması olan diğer davalı ... Tic. Ltd. Şti. bünyesinde ponplaj (demir kazık çakma) işçisi olarak çalışmakta iken personel eksikliğinden kaynaklı olarak davacı sigortalının kendi işi dışında hydro basınç testi yapma işinde diğer işçiler ve formenlerle birlikte görevlendirildiği, bu basınç test işi sırasında flanş adaptörünün patlaması sonucu kapağının fırlaması sonucu davacı asilin bu kapağın altında kalarak ağır şekilde yaralandığından bahisle 353.387,88 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... ... Sis. Müh. ve Taah. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı itirazında bulunduklarını, yetkili mahkemenin ... mahkemeleri olduğunu, davacı asilin müvekkili olan şirket çalışanı olmadığını, diğer davalının işçisi olduğunu, müvekkili şirket çalışanlarının asla aksaklık ya da tedbirsizliğe göz yummadıklarını, şantiyede güvenlik kontrollerinin düzenli olarak yapıldığını, davacı ... tüm çalışanların yapacakları işlerle ilgili olarak bilgilendirildiğini, koruyucu ekipman teslim ettiklerini, davacının maluliyet oranı için SGK'ya sevkini talep ettiklerini, davacının almış olduğu ücretin 1.500 TL olduğunu, bu tutarın üzerinde iddia edilen miktarın gerçeği yansıtmadığını, davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği faiz miktarlarının yasal faiz olması gerektiğini, iş bu sebeplerden dolayı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkisiz olduğunu, yargılamaya konu olan iş kazasında müvekkili şirketin bir kusurunun olmadığını, kusurun davacıya ait olduğunu, müvekkilinin iş yerinde iş sağlığı ve iş güvenliği konusunda eğitimler verildiğini, bu olayda bütün kusurun davacıya ait olduğunu, kazanın meydana geldiği anda yapılan testin daha önceleri de yapıldığını ancak bu sefer davacının darbeli matkap ile boruya vurması sonucunda kaza meydana geldiğini, davacı asilin yaptığı işin eğitimini aldığını, iş güvenliği ve iş sağlığı konusunda gerekli tedbirlerin alındığını, davacı asilin iş göremezlik oranının %40 olduğu dava dilekçesinde iddia edilse dahi bu oranın davacı asilin çalışmasına engel bir oran olmadığını, davacı asilin almış olduğu ücretin 1.500,00 TL olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2017 tarih, 2014/95 Esas, 2017/677 Karar sayılı kararı ile davacının iş kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik oranının %32,20 olduğu, kazanın meydana gelişinde davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin %100 oranında kusurlu olduğu, davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile diğer davalı ... ... Sis. Müh. ve Taah. A.Ş. arasındaki organik bağdan ötürü alınan rapor ve Sgk tahkikat raporunda davalı ...'ya kusur izafesi bulunmasa bile hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu olduğunun kabulü gerektiğinden bahisle davacı lehine 309.901,96 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Anılan karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin 10.01.2019 tarih, 2018/1393 Esas, 2019/93 Karar sayılı kararı ile davacı tarafın ve davalı ... şirketinin istinaf istemlerinin esastan reddine, diğer davalı ... şirketinin istinaf isteminin kabulüne, sürekli iş göremezlik oranı tespit davasının sonucunun beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesinden sonra sürekli iş göremezlik oranının tespiti davasının kesinleştiği, buna göre davacının sürekli iş göremezlik oranının %32,20 olarak tespit edildiğinin anlaşılması sonucunda İlk Derece Mahkemesi'nin 08.04.2021 tarih ve 2019/87 Esas, 2021/286 Karar sayılı kararı ile davacının iş kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik oranının %32,20 olduğu, kazanın meydana gelişinde davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin %100 oranında kusurlu olduğu, davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile diğer davalı ... ... Sis. Müh. ve Taah. A.Ş. arasındaki organik bağdan ötürü alınan rapor ve SGK tahkikat raporunda davalı ...'ya kusur izafesi bulunmasa bile hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu olduğunun kabulü gerektiğinden bahisle davacı lehine 309.901,96 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... ... Sis. Müh. ve Taah. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesi'nce bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkilinin dava konusu kazanın gerçekleştiği şantiyede gerekli güvenlik kontrollerini düzenli olarak yaptırdığını, somut olaydaki kazanın davacının dikkatsiz davranışları nedeniyle gerçekleştiğini, kazadan davacının sorumlu olduğunu, mahkemece kusur raporu aldırılması gerekirken hesap raporu aldırılarak usule aykırı davranıldığını, davalılar arasındaki ilişkiye ilişkin tespitlerin hatalı olduğunu savunmuş mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece davacıya ait sağlık raporları ve soruşturma neticelerinin davalılara tebliğ edilmediğini, dosyaya vekaletname ibraz ettiklerini, bundan sonra daha önceki avukatlara yapılan tebliğlerin kendilerine tebliğ edilmesini istediklerini, ancak mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini, mahkemece alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, meydana gelen olayla ilgili olarak eğitimin davacıya daha önce verildiğini, meydana gelen kazada kusurun davacıda olduğunu savunmuş mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.11.2021 tarih ve 2021/1764 Esas, 2021/1957 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... ... Sis. Müh. ve Taah. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, Bölge Adliye Mahkemesi'nin istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılması yönündeki taleplerini hukuka aykırı olarak reddettiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararda davalılar tarafından bilirkişi raporlarına soyut itirazlarda bulunulduğu belirtildiğini ancak duruşmalarda ve yargılamanın farklı aşamalarında birden fazla kez sundukları itiraz dilekçeleriyle bilirkişi raporlarındaki hataları dosyada mevcut delillere de atıf yaparak gerekçeleriyle açıkladıklarını, buna rağmen İlk Derece Mahkemesi’nin hiçbir gerekçe ve dayanak göstermeksizin bilirkişi raporlarına yönelik itirazlarının “soyut” olduğu için değerlendirmediğini ifade etmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu kazanın gerçekleştiği şantiyede gerekli güvenlik kontrollerini düzenli olarak yaptırdığını, davacıya ve diğer tüm çalışanlarına, yaptıkları işlerle ilgili gerekli eğitimleri verdiğini ve gerekli koruyucu ekipmanları temin ettiğini, davacının kolluk ifadesinde bu hususu kabul ettiğini, İlk Derece Mahkemesince öncelikle kusur raporu tanzim edilmesine karar verilmesi gerekirken hesap raporu tanzim edilmesine karar vererek usule aykırı davrandığını ve ancak davanın 18. celsesinde kusur raporu tanzim edilmesine karar verdiğini, kusur raporunu düzenleyen bilirkişilerin ehil olmadıklarını, hükme esas alınan bilirkişi raporları hatalı oldukları gibi, Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan “Bilirkişilerin Uyacağı Rehber İlkeler ve Bilirkişi Raporlarında Bulunması Gereken Standartlar”a da uygun olmadığını, davacının ücretinin gerçekte olduğundan daha yüksek kabul edilmesi nedeniyle davacı lehine yüksek ve haksız maddi-manevi tazminata hükmedildiğini, davacının diğer davalı ... şirketi bünyesinde çalıştığı sıra aldığı ücretin 1.050,00 TL olup; fazla mesai ve diğer yan haklarıyla birlikte 1.500,00 TL’yi geçmediğini, öte yandan, yine hükme esas alınan hesap raporunda, 2013 yılında 1.500,00 TL olarak kabul edilen ücretin birtakım hatalı hesaplama ve oranlamalar nedeniyle 4 yıl sonra 2017 yılında, neredeyse %100 artırılarak 2.952,00 TL gibi fahiş bir rakama ulaşıldığını, maddi ve manevi tazminat miktarlarının hatalı olarak belirlendiğini, İlk Derece Mahkemesi’nin davalılar arasındaki ilişkiye dair hatalı tespitlerine yönelik itirazlarının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından irdelenmediğini, davalı şirketler arasında organik bağ bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi karar harcının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının dava dilekçesinde yer alan iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının çalışma biçimi ve meydana gelen kaza konusunda gerçek dışı bilgiler içerdiğini, İlk Derece Mahkemesi'nce yargılamanın temel düzenlemelerine aykırı davranılarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, İlk Derece Mahkemesi'nce önce dava dışı ...şirketinin dahili davalı olarak eklenmesi için davacıya süre verildiğini, sonra bu kararından döndüğünü, davacının panplaj işçisi olmadığını, vasıfsız işçi olarak işe alındığını, hesaplamalara esas teşkil eden ücretin hatalı tespit edildiğini, meydana gelen kazada davacının kusurlu olduğu açık iken müvekkili şirketin %100 oranında kusurlu olduğunun kabulünün ve olay konusunda yetersiz bilirkişiler tarafından düzenlenen raporun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, işin adı ... Doğalgaz Çevrim Santrali işi olsa da müvekkilin üstlendiği işin gaz boruları ile bir ilgisi olmadığını, işin aslında söz konusu santralin su ihtiyacını karşılamak üzere deniz suyunun santrale taşınması için su borularının denizden santrale döşenmesi işi olduğunu, kullanılan malzemenin su boruları olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer alan "Söz konusu kaza olayı olan ... Doğalgaz Çevrim Santrali bünyesinde döşenmiş olan Gaz Borularının Hidro-Test-basınç testi yapma işlemi sırasında test yapılırken basınç altında ki boru flanş adaptörünün kapağın boruya montaj olduğu yerden basınca dayanamadığı için kapağın çıkması sonucu kaza meydana gelmiştir." şeklindeki açıklamaların raporun niteliğini gösterdiğini, davacı tanıklarından ve kaza anında olay yerinde olan ...’ın Jandarmada verdiği ifadesi ile duruşmada verdiği ifadesi arasında çelişki olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin yargılamanın son aşamasında dosyada kusur raporu alınmadığını fark edip dosyayı bilirkişi kuruluna sevk ettiğini, bilirkişilerin ehil olmadıklarını, raporun kendilerine değil davacının önceki avukatına tebliğ edildiğini, bu arada hükme esas alınan raporun kaza hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianame ve bilirkişi raporu ile çeliştiğini, ... Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde 2014/95 Esas sayı ile yapılan yargılama neticesinde cezalandırılan tüm sanıkların ... İnşaat A.Ş. personeli olduğunun dikkate alınmadığını, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmelerinin hukuk mahkemesini bağlamadığı kabul edilmiş ise de ceza mahkemesinin mahkumiyet kararlarının hukuk mahkemesi tarafından dikkate alınmak zorunda olduğunu, tespit edilen sürekli iş göremezlik oranını kabul etmediklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosya kapsamından, ihbar olunan ...Elektrik Üretim A.Ş. ... ilçesinde bir Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali yaptırmak için bu işin mühendisliğini, satın alımları ve inşaası dahil yapımını davalı ... şirketine verdiği, davalı ... şirketinin ise davalı ... şirketine bu doğalgaz santralinin deniz deşarjı ve santral soğutma suyu hattının ve bunun kara bağlantısının yapılması işini verdiği, davacı sigortalının davalı ... şirketi işçisi olup açıklanan iş kapsamında panplaj işçisi olarak çalıştığı, Kurum'un iş kazası nedeniyle yaptığı tahkikat sonucunda düzenlenen inceme raporunda işyeri dosyasının ihbar olunan ...şirketi (...v. Akenerji Elektrik Üretim A.Ş.) tarafından açıldığı, davalı ... şirketinin bu işyeri dosyasında 01 nolu aracı olarak, davalı ... şirketinin ise 16 nolu aracı olarak kayıtlı olduğu ve bu dosyalardan sigortalılık bildirimi yaptıklarının belirtildiği, anılan inceleme raporunda davalı ... şirketinin ihbar olunan ...şirketinin alt işvereni olarak nitelendirildiği, davalı ... şirketine inceleme raporunda işveren sıfatıyla verilen %100 oranındaki kusurdan üst işveren olarak ...şirketinin de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun belirtildiği, aynı inceleme raporunda davalı ... şirketinin ihbar olunan ...şirketinin ayrı bir alt işvereni olarak nitelendirilmesi nedeniyle üçüncü kişi olarak kusursuz olduğunun belirtildiği, İlk Derece Mahkemesi'nce hükme dayanak kılınan bilirkişi kusur raporunda ... şirketinin %100 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, mahkemece davalıların SGK tahkikat evrakında geçtiği üzere asıl işverene ait aynı dosyadan aynı sicil no'su ile sigorta bildiriminde bulunmaları, mevcut tanık beyanları ile davalı şirketler ... ve ... firmalarının davacının çalıştığı süreler boyunca ... tarafından davacıya ilk işe giriş testi, ... tarafından soğuk çalışma izninin ... ... tarafından verilmesi, ücretlerin ... şirketinin hazırladığı bordrolardan uyumsuz bir şekilde ... tarafından yatırıldığını gösterir cevap dilekçesi ekindeki banka ödeme bilgileri, dava dışı ...Elektrik Üretim firmasının inşaat işi niteliğinde olan Doğalgaz Çevrim Santrali İnşaatı kapsamında deniz deşarjı ve santral soğutma suyu hattının ve bunun kara bağlantılarının yapılması faaliyetini birlikte ve aynı anda yürüttükleri, bu kapsamda davalılar arasında organik bağ bulunduğu, davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile diğer davalı ... ... Sis. Müh. ve Taah. A.Ş. arasındaki bu organik bağdan ötürü alınan rapor ve SGK tahkikat raporunda davalı ... şirketine kusur izafe edilmemiş olsa bile hüküm altına alınan tazminatlardan diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunduğu kabulünden hareketle sonuca gidildiği, İlk Derece Mahkemesi'nce hükme esas alınan davalı ... şirketinin iş kazasının meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğuna dair bilirkişi kusur raporunun davalı ... şirketi vekili Av.Tuğrul Alataş’a 12.09.2017 tarihinde tebliğ edildiği, rapora süre geçtikten sonra 21.12.2017 tarihinde itiraz edildiği, yine hükme esas alınan 13.11.2017 tarihli bilirkişi ek hesap raporunun davalı ... şirketi vekili Av....'a 04.12.2017 tarihinde tebliğ edildiği, itirazın ise 21.12.2017 tarihli celsede vuku bulduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur.
4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu.
Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.
a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.
b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.
c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.
e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde bahsedilen hususların olağan iş ilişkisinden kaynaklanan hususlar olduğu dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesi'nce davalılar arasında organik bağ bulunduğu kabulünden hareketle sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir.
İlk Derece Mahkemesi'nce yapılacak iş Dairemiz'in 13.09.2022 tarih, 2021/5399 Esas, 2022/10428 Karar sayılı geri çevirme kararı ile dosya kapsamına kazandırılan sözleşmeleri dosyadaki diğer tüm delillerle birlikte değerlendirmek, davalı ... şirketi ve davalı ... şirketi arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığını irdelemek, bulunduğunun anlaşılması halinde iş kazasının meydana geldiği iş kolunda yetkin farklı bir bilirkişi kurulundan rapor almak suretiyle kusurun oran ve aidiyetini bu kapsamda yeniden belirlemek, ne var ki sorumluluk belirlenirken davalı ... şirketinin kendisine %100 kusur izafe edilen 25.08.2017 tarihli bilirkişi kusur raporuna ve 13.11.2017 tarihli bilirkişi ek hesap raporuna 6100 sayılı Kanun'un 281 inci maddesinde belirtilen süre geçtikten sonra itiraz etmesi, yine davacı tarafın da hükme esas 13.11.2017 tarihli bilirkişi ek hesap raporunda tespit edilen 309.901,96 TL'lik maddi tazminat tutarına yönelik olarak kanun yoluna başvurmaması nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hakları gözetmek, yukarıda açıklandığı şekilde davalı ... şirketinin asıl işveren olduğunun anlaşılması halinde alınacak kusur raporuyla belirlenecek kusur oran ve aidiyetleri ile davacı ile davalı ... şirketi yönünden oluşan usuli kazanılmış hak durumları da dikkate alınarak asıl işveren sıfatıyla davalı ... şirketinin sorumlu olacağı tutarın tespiti için yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde 13.11.2017 tarihli bilirkişi ek hesap raporunun bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmeden yeni hesap raporunda da kullanılması gerektiğini, bulunacak tutardan her iki davalının müştereken müteselsilen sorumlu olduğunu, 13.11.2017 tarihli bilirkişi ek hesap raporunda belirlenen 309.901,96 TL ile aradaki farktan ise yalnızca davalı ... şirketinin sorumlu olacağını göz önünde bulundurmak ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Davalı ... ... Sis. Müh. ve Taah. A.Ş. avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İş Hukuku
4857 sayılı İş Kanunu’na göre, işyerinde aynı veya benzeri işte belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçiye ne ad verilir?
A) Takım kılavuzu
B) İşveren vekili
C) Emsal işçi
D) Kısmi süreli işçi
E) Deneme süreli işçi
Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.