4857 sayılı İş Kanunu Madde 17

İş Kanunu 17. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 17 - Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir. Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Feshin geçerli sebebe dayandırılması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

203 karar eşleşti
9. Hukuk Dairesi, 2022/5787 E., 2022/6505 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... 30. Hukuk Dairesi
ığını, bu davranışların psikolojik taciz boyutuna ulaştığını, işlerin büyük bir bölümü tamamlandıktan sonra Şirketin taşınacağı günden bir gün önce iş sözleşmesinin feshedildiğini, iş sözleşmesinin kötüniyetli olarak feshedilmesi nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 17 nci maddesinin üçünü fıkrası maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kötüniyet tazmin
9. Hukuk Dairesi         2022/5787 E.  ,  2022/6505 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : ... 30. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 12. İş Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 26.12.2021 tarihli ve 2017/105 Esas, 2017/557 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.06.2020 tarihli ve 2018/622 Esas, 2020/1496 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) ncı alt bendi uyarınca İlk Derece Mahkenesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hukuk doktoru unvanı sahibi olup 2000 yılından bu yana avukatlık deneyimi olduğunu, birçok yerli ve yabancı kuruluşa farklı dönemlerde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetinde bulunduğunu, davalı Şirkette de başarılı ve verimli bir şekilde çalıştığını, yeni organizasyon çerçevesinde hazırlanan sözleşmeler ve müzakere ve sözleşme süreçlerinde ciddi sorumluluklar yüklendiğini, müzakereler tamamlanmaya, sözleşmeler imzalanmaya ve öngörülen işler oturmaya başlandığında Şirket yöneticileri ve özellikle genel müdür tarafından kendisine karşı davranış ve söylemlerde farklılaşma başladığını, bu davranışların psikolojik taciz boyutuna ulaştığını, işlerin büyük bir bölümü tamamlandıktan sonra Şirketin taşınacağı günden bir gün önce iş sözleşmesinin feshedildiğini, iş sözleşmesinin kötüniyetli olarak feshedilmesi nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 17 nci maddesinin üçünü fıkrası maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kötüniyet tazminatı ve manevi tazminatın hüküm altına alınmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davasının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, kötüniyet tazminatı talep hakkının bulunmadığını, davacının yaklaşık 3 ay süresince hukuk danışmanı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin 4857 Kanun'un 17 nci maddesi uyarınca sona erdirildiğini, sözleşmenin kötüniyetle sona erdirildiği iddiasının doğru olmadığını, çalışmasından memnun kalınmayan davacının hukuka uygun bir şekilde işten çıkarıldığını, yasaya uygun olarak ihbar tazminatı ile diğer haklarının ödendiğini, dava dilekçesinde somut bir delil ortaya konulmadan kötüniyet algısı yaratmaya çalıştığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Dosya kapsamında; davacıya kötü muamele yapıldığı, aşağılandığı, psikolojik baskı ve taciz yapıldığı, hakaret edildiği ve netice itibariyle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği hususu ispatlanamadığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı kötüniyet tazminatı talep etmiştir. Kötüniyet tazminatı, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 17. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre iş güvencesi hükümlerinin uygulama dışında kaları işçilerin iş sözleşmesinin, feşih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Kötü niyet tazminatı talebi halinde kötü niyet iddiasını işçi ispat ile yükümlüdür. İlaveten belirtmek gerekir ki; sözleşmenin işverence feshedilmesi her zaman kötü niyet tazminatını ödenmesini gerektirmez. Kötüniyet Tazminatı isteme koşulları; işyerinde 30'dan az işçi çalışması ya da 30'dan fazla işçi çalışmakla birlikte 6 aydan az kıdemin bulunmasıdır. Başlıca kötüniyet tazminatını gerektiren durumlar; işvereni şikayet etmek, işveren aleyhine dava açmak, işveren aleyhine tanıklık yapmak ve hamilelik halleridir. Dosya kapsamında; davacının kıdemi 6 aydan az olduğundan davacının iş güvencesi kapsamında olmadığı, davacının iş akdi, davalı işveren tarafından feshedilmiş ise de isticvab olunan davalı şirket yetkili ve ortakları tarafından davacının iş akdinin performansı, üst yöneticileri ile anlaşamaması nedeniyle feshedildiğinin beyan edildiği, davacı tarafça feshin kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir." gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkeme kararının işçi lehine yorum ve işçinin korunması ilkelerine uygun olması gerektiğinden ispat yöntemi olarak tam ispat kuralını uygulamasının yerinde olmadığını, gerek yüksek yargı içtihatlarında gerekse doktrinde mobbing sebebiyle açılan davalarda tam ispat kuralının uygulanamayacağının net olarak belirtildiğini, uygulanan psikolojik taciz neticesinde müvekkilinin strese bağlı mide kanaması geçirdiğini, müvekkilinin daha önceden bu şekilde bir sağlık sorunu yokken davalı işyerinde çalıştığı dönemde Mahkemece isticvap yoluyla dinlenen üstleri ...K. ve U.S. tarafından yapılan psikolojik baskı ve kötü muamele sonucunda strese bağlı mide kanaması geçirdiğini, buna ilişkin kayıtlar dosyaya sunulmuş olmasına rağmen Mahkeme kararında bu hususa hiç değinilmediğini belirtmiştir. 2. Müvekkilinin davalı Şirketin genel müdürü ve şirket patronu tarafından rahatsız edici şekilde baskı ve kötü muameleye maruz kaldığını, bilimsel görüşler ve yargı kararları gereği tanığın beyanlarına karşın, ifadeleri şüpheli olarak görülmesi gereken ve gerçekten de çelişkili beyanlarda bulunan isticvap edilenlerin beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, bilakis bu gerçek dışı ve çelişkili beyanların iddialarını emare seviyesinde de olsa ispatlar nitelikte olduğunu, mobbingin gizli ve sinsice yürütülen bir süreç olduğunu,Yargıtay kararlarına göre gizli ve sinsice yürütülen bir süreci bizzat yürüten isticvap edilen kişilerin beyanları ile aydınlığa kavuşturmak mümkün olmamakla birlikte, söz konusu kişilerin açık çelişkili beyanları dolaylı bir biçimde de olsa iddialarını ispatlar bir sonucun doğmasına yol açtığını, Mahkemece davacı tanığı olarak dinlenilen M.O.A.'nın görgüye dayalı bilgisi olmadığı belirtilmişse de müvekkili tanığının ifadelerinin hükme esas alınması gerektiğini, zira müvekkilinin işyerinde gördüğü baskının onun duygu durumunu ve iş hayatı dışındaki davranışlarını da etkilediğinden, müvekkilinin en yakınında olan eşinin de bunlara şahit olmamasının düşünülemeyeceğini ifade etmiştir. 3. İsticvap ile dinlenen ...K.'nin beyanlarının hayatın olağan akışına, ticari mantığa aykırı, gerçeği gizlemeye yönelik kurgusal nitelikte olduğunu, isticvap edilenlerin beyanlarının çelişki taşıdığını ve bu nedenle hükme esas alınamayacağını, davacı tanığı tarafından da doğrulanan vakıaların müvekkiline karşı mobbing niteliğinde eylemlerde bulunulduğunu gösterdiğini ileri sürmüştür. 4. Davalı Şirket tarafından gönderilecek bir ihtarnameye ilişkin olarak müvekkilin yöneticisi konumunda olan genel müdüre gönderilen elektronik posta iletisinde müvekkili tarafından doğal olarak kullanılan ve profesyonel hayatta kullanılması gerekliliği tartışmasız olan "onayınızı takiben gönderilecektir" ifadesi üstüne kendisine telefonda 15-20 dakika hakaret edildiğini, davacının bu hakaretler nedeni ile ağır bir sinir krizi geçirerek ağlama nöbetine girdiğini, davacının olumsuzlukları taşıyan bir yerde görev yapmaya zorlandığını, bunun diğer işçiler nezdinde ... kırıcı bir durum olarak değerlendirilip hakkaniyete uygun bir miktar manevi tazminatı gerektireceğini, davalı Şirketin yoğun, yorucu ve önemli bir dönemi, müvekkilin performansı ve üstün gayreti ile aştığını, işlerin yoluna girdiği ve yönetilebilir bir duruma geldiği bir dönemde adı geçen kişilerin iş sözleşmesinin feshi talimatını verdikten sonra adeta kaçarcasına işyerine gelmediği bir zamanda işten çıkarıldığını da ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... kıdem süresinin 6 aydan az olması sebebiyle iş güvencesi hükümlerinden faydalanamayacak durumda olan davacının mevcut delil durumu ile Türk Medeni Kanunun 2.maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı şekilde 4857 sayılı İş Kanunu 17 maddesine aykırılık oluşturacak şekilde fesih hakkının kötüye kullanılarak iş akdinin sonlandırıldığını ispatlayamadığı ve yine davacının davalı işverenlik nezdinde çalıştığı 3 ay 17 günlük kısa bir süre içinde davalı işverenlik genel müdürü ve diğer yetkilileri tarafından kişilik haklarına yönelik haksızlık yapıldığı,mobbing yapıldığına yönelik kuşku uyandıracak olguları dava dosyasına sunamadığı,davacı tanığı olarak dinlenen ve aynı zamanda davacının eşi olan ...'ın davalı işyerinde çalışması olmadığı,davalı işyerinde yaşandığı iddia olunan davranış ve söylemlere ilişkin doğrudan görgü ve bilgisinin bulunmadığı,beyanında da belirttiğiüzere duyumlarının davacıdan aktardığı ile sınırlı olduğunun anlaşılması karşısında bu tanığın beyanlarının iddiaları ispatlamaya elverişli ve yeterli olmadığı bu tanığın beyanlarına itibar edilmemesinde bir isabetsizliği bulunmadığı yine dava konusu dönemde davalı işverenlik çalışanı olan ve davacı tanığı olarak bildirilen ve dinlenen ...'nun da davacı iddialarını doğrulamadığı,ayrıca daha önceki davacı istinaf dilekçesi ekinde sunulan Acıbadem Hastanesince düzenlenen davacıya ilişkin tıbbi evrak içeriklerinin de ispata yeterli olmadığının anlaşılması karşısında davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davacının tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından kamu düzenine aykırılık teşkil edecek hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır." gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde yer alan sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu savunarak bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin işverence kötüniyetli olarak feshedilip feshedilmediği, davalı Şirket yetkililerince davacıya baskı ve yıldırma sayılabilecek davranışlarda bulunulup bulunulmadığı ve davacının mobbing ve psikolojik tacize maruz kalıp kalmadığı, bu bağlamda kötüniyet tazminatı ile manevi tazminata hak kazanıp kazanamayacağı noktalarında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "İşçinin kişiliğinin korunması " kenar başlıklı 417 nci maddesi şöyledir: “İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir. ” 2. 4857 sayılı Kanun'un "Süreli fesih" kenar başlıklı 17 nci maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "... İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir. Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur." 3. Değerlendirme 1. 4857 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde düzenlenen kötüniyet tazminatına hak kazanılabilmesi için iş güvencesi hükümlerinin uygulama dışında kalan işçilerin iş sözleşmelerinin fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirilmesi gerekmekte olup bu durumda yasal düzenleme gereği işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenmesi öngörülmüştür. Bu husustaki tazminat talebi hâlinde kötüniyet iddiasını ileri süren davacı işçi ispat ile yükümlü olup sözleşmenin işverence feshedilmiş olması her zaman kötüniyet tazminatını ödenmesini gerektirmez Başlıca kötüniyet tazminatını gerektiren durumlar; işvereni şikayet etmek, işveren aleyhine dava açmak, işveren aleyhine tanıklık yapmak ve hamilelik halleridir. 2. Dosya kapsamından; davacının kıdemi 6 aydan az olduğundan iş güvencesi kapsamında olmadığı anlaşılmaktadır. Ne var ki dinlenen davacı tanık beyanları, özellikle Bölge Adliye Mahkemesinin yeniden yargılama yapılması yönünde verdiği kaldırma kararı sonrası dinlenen ve aynı zamanda davalı işyerinde davacı ile birlikte çalıştığı anlaşılan S.D.'nin anlatımları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; feshin kötüniyetli olduğu hususunun davacı tarafça yöntemince ispatlanamadığı ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile kararın gerekçesinin dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun olduğu, delillerin takdirinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır. VI. KARAR Açıklanan sebeple ; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

9. Hukuk Dairesi, 2022/18113 E., 2023/1688 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Mahkemesi
tam metni aç
Kanunu'nun 14 üncü maddesi, 4857 sayılı Kanun'un 17,32, 53 ve 59 uncu maddeleri, 6356 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi.
9. Hukuk Dairesi         2022/18113 E.  ,  2023/1688 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :... Mahkemesi SAYISI : 2021/237 E., 2021/264 K. DAVA TARİHİ : 09.03.2020 KARAR : Davanın kısmen kabulü TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı işyerinde 23.04.2015-13.05.2019 tarihleri arasında genel müdür olarak çalıştığını, ücretinin düşük gösterilmesi nedeni ile işçilik alacaklarını eksik aldığını, 16.136,86 TL ücret ve 04.05.2019 tarihinde üyesi olduğu sendika ile işveren arasında imzalanan toplu ... sözleşmesi hükmü gereği %9 oranında alacağı zam miktarı da ilave edilerek belirlenen ücreti alması gerektiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık izin, ikramiye, işsizlik alacağı ve toplu ... sözleşmesinin 26 ncı maddesinden kaynaklanan alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının genel müdür iken genel müdür yardımcılığı görevine getirildiğini ve buna itiraz etmediğini, genel müdür yardımcısı olması nedeni ile toplu ... sözleşmesinden yararlanamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.11.2020 tarihli ve 2020/98 Esas, 2020/303 Karar sayılı kararıyla davacının 03.05.2019 tarihi itibarıyla idari personel olarak atandığını ve sendikaya 07.05.2019 tarihinde üye olduğunu, üyelik tarihi itibarı ile toplu ... sözleşmesi hükümlerinden yararlanabileceğinin kabulü ile bakiye kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle toplu ... sözleşmesinden yararlanabileceği süre için ikramiye alacağı ve bir kısım işçilik alacağının kabulüne; ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti ve toplu ... sözleşmesi gereği işsizlik tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. Gerekçe ve Sonuç ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 25.03.2021 tarihli ve 2021/679 Esas, 2021/877 Karar sayılı kararıyla davalı vekilinin istinaf dilekçesinin süresinde olmadığı, davacı yanın istinaf sebepleri doğrultusunda ise 2016 yılına kadar genel müdür olan davacının sonrasında genel müdür yardımcısı olarak görevlendirildiği ve ofis içi haberleşme belgelerine göre aylık ücretinin tespit edildiğinin anlaşıldığı, yine bu belgelerde (2019 yılı hariç) imzası bulunan davacının kadrosuna göre tespit edilen 2019 yılı ücreti itibarıyla de işyerinde uygulanan toplu ... sözleşmesinden yararlanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun ise süreden reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Dairemizin 21.....2021 tarihli ve 2021/6425 Esas, 2021/10521 Karar sayılı ilâmıyla davacının ....05.2019 tarihinde sendikaya üye olduğuna dair üye kayıt fişinin dosya kapsamında olduğu ancak toplu ... sözleşmesinin imza tarihinde sendika üyesi olup olmadığı bakımından gerekli araştırmanın yapılmadığı, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu ... Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 39 uncu maddesi gereğince davacının toplu ... sözleşmesinden yararlanma şartlarını taşıyıp taşımadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozularak dava dosyasının kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmı doğrultusunda yapılan araştırma neticesinde davacının sendika üyeliğinin toplu ... sözleşmesinin imza tarihinden sonra bildirildiği, önceki karara dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda bozma ilâmında belirtildiği gibi ikramiye hususunda kıstelyevm hesabı yapıldığı, toplu ... sözleşmesinin 26 ncı maddesi gereğince alacağa hükmedildiği, diğer alacaklar bakımından bozma öncesi gerekçeler ile aynı kararın verildiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyulmasına rağmen yeterli araştırma yapılmadan aynı kararın verildiği, müvekkilinin ücretinin eksik belirlenmesi nedeniyle alacaklarının eksik ödendiği ve talep edilen alacakların toplu ... sözleşmesine göre belirlenmediği, ihbar tazminatı, yıllık izin alacağı, ücret alacağı, işsizlik tazminatı alacaklarının reddinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece ihbar ve isticvap taleplerinin yerine getirilmemesi ve tanıkların dinlenmemesi suretiyle savunmalarının kısıtlandığını, toplu ... sözleşmesinin 26 ncı maddesi gereği 22 haftalık süre boyunca hak edeceği işçilik alacaklarının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ikramiye alacağı gibi sendika üyeliği süresi ile sınırlı hesap yapılması gerektiğini, davacı tarafa süre verilmesine rağmen ıslah yapılmadığını, bu nedenle fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu ibaresinin kaldırılmasının gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasında; davacının kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık izin ücreti, ücret, işsizlik tazminatı ve toplu ... sözleşmesinin 26 ncı maddesinden kaynaklanan alacakları talep etme hakkı olup olmadığı ve bu alacakların hesaplanması noktalarında uyuşmazlık bulunmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 4857 sayılı ... Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 120 nci maddesi atfıyla hâlen yürürlükte olan mülga 1475 sayılı ... Kanunu'nun 14 üncü maddesi, 4857 sayılı Kanun'un 17,32, 53 ve 59 uncu maddeleri, 6356 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Belirsiz süreli ... sözleşmelerinin taraflardan birince ... taraflı feshinde, fesheden tarafın sözleşmeyi feshedeceğini 4857 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde belirtilen sürelerden önce karşı tarafa bildirmesi, başka bir anlatımla en az bu maddelerde belirtilen süreler kadar karşı tarafa ihbar öneli tanıması gerekir. Bu ihbar önelinin tanınmaması hâlinde sözleşmeyi fesheden taraf aleyhine aynı maddede belirtilen ihbar tazminatına hükmedilir. 3. Somut olayda, ... sözleşmesi davalı işveren tarafından feshedilmiş ve 4857 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde belirlenen 8 haftalık ihbar tazminatı ödenmiştir. Ancak davacının yararlandığı toplu ... sözleşmesinin 26 ncı maddesinde ... sözleşmesi 3 yıldan fazla süren işçi bakımından ihbar öneli 22 hafta olarak belirlenmiş olup ihbar tazminatının toplu ... sözleşmesindeki hükme göre belirlenmesi gerekmektedir. 4. Mahkemece toplu ... sözleşmesinin 26 ncı maddesinin 3 üncü fıkrası gereğince bilirkişi raporu ile hesaplanan 22 haftalık sendikal alacağın kabulüne karar verilmiştir. Ancak toplu ... sözleşmesinin anılan maddesi, ihbar öneline ilişkin ücretin peşin ödenmesi hâlinde önel içerisinde doğacak haklardan yararlanılmasına ilişkin olup bu düzenleme, çalışmadığı süreye ilişkin ücretin ödenmesi şeklinde değerlendirilemez. Daha açık bir ifade ile önel içerisinde gerçekleşen ve giydirilmiş ücreti etkileyecek unsurlar peşin ödemede dikkate alınmışsa bu süre içerisinde ayrıca bir ödeme yapılması mümkün değildir. 5. Mahkemece; ihbar tazminatının toplu ... sözleşmesinde yer alan giydirilmiş ücret üzerinden belirlenen 22 haftalık bildirim süresine göre hesaplanması, ayrıca bu madde gereğince başkaca bir ücret alacağına hükmedilmemesi gerekir. Ne var ki Dairemizin bozma ilâmı öncesinde, davalı tarafça istinaf başvurusu süresi içerisinde yapılmadığından davalının istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiş, Dairemizce yapılan incelemede ise karar davacı lehine bozulmuştur. Bu durumda bozma dışı kalan toplu ... sözleşmesinin 26 ncı maddesi uyarınca hesaplanan alacak bakımından davacı lehine lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak sebebiyle hatalı şekilde yapılan bu hesaplama, bozma sebebi yapılamamıştır. 6. 4857 sayılı Kanun'un "Geçersiz feshin sonuçları" başlığını taşıyan 21 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında işçinin işe başlatılmaması hâlinde ödenmesi gereken tazminat belirtilmiş; üçüncü fıkrasında ise kararın kesinleşmesine kadar işçinin çalıştırılmadığı süre yönünden en çok dört aylık ücret ve diğer haklar düzenlenmiştir. 7. Toplu ... sözleşmesinin 24 üncü maddesinin (III) numaralı bendinde "İşsizlik tazminatı" adı altında düzenlenen tazminat mahiyeti itibarıyla ... güvencesi tazminatı niteliğindedir. Dairemiz uygulamasına göre ... güvencesi kapsamı dışında kalanlar için ... güvencesi tazminatı niteliğinde kararlaştırılan tazminat miktarı, 4857 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinde belirlenen sınırlamalara tâbidir. 8. Somut olayda Mahkemece, davacının çalışma süresi dikkate alındığında toplu ... sözleşmesinin 24 üncü maddesi gereğince davacıya 4 aylık ücreti tutarında tazminata hükmedilmesi gerekirken, 4857 sayılı Kanun'un 21 inci maddesindeki düzenlemeler gereğince sözleşmedeki hükmün geçersiz olacağı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2019/5091 E., 2019/14741 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL 32. İŞ MAHKEMESİ
tam metni aç
Davacı vekili, davacının davalı şirkette 01/01/2015 tarihinde pazarlama ve satış şefi olarak işe başladığı, 20/07/2016 tarihli kararıyla İş Kanunu'nun 17. maddesine dayanarak iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini, İş Kanunu ile düzenlenen işverenin haklı sebeple iş akdini feshine ilişkin hangi sebebe dayandığı bildirilmediği, fesih sebebinin değiştirilemeyeceğini, feshin yasanın aradığı şekil
9. Hukuk Dairesi         2019/5091 E.  ,  2019/14741 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL 32. İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunun kabulü ile davacının işe iadesine karar vermiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A)Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının davalı şirkette 01/01/2015 tarihinde pazarlama ve satış şefi olarak işe başladığı, 20/07/2016 tarihli kararıyla İş Kanunu'nun 17. maddesine dayanarak iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini, İş Kanunu ile düzenlenen işverenin haklı sebeple iş akdini feshine ilişkin hangi sebebe dayandığı bildirilmediği, fesih sebebinin değiştirilemeyeceğini, feshin yasanın aradığı şekil şartlarına uyulmadığını iddia ederek; feshin geçersiz olduğunun tespiti ile davacının işe iadesine; 4 aylık boşta geçen süre ücret ve diğer hakların davacıya ödenmesine; yasal sürede işe başlatılmaması halinde davacıya 8 aya kadar ücreti tutarında tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. B)Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının iş akdinin 26/07/2016 tarihinde, 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi ve 667 sayılı KHK uyarınca haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. C)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk Derece Mahkemesince, davalı işverence KHK ve devamında çıkarılan diğer bu nitelikteki hükümler uyarınca bir değerlendirme yapılmak suretiyle işçinin, adı geçen FETÖ/PDY terör örgütü ile illiyet, irtibat ve iltisakı olduğu kanaatine varılarak iş akdinin sonlandırıldığının anlaşıldığı, işveren açısından işçiden kaynaklı nedenlerle güven ilişkisinin sarsılmasına yol açıldığı ve artık iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğun ortadan kalktığı, bu durumun işveren yönünden katlanması beklenemeyecek nitelikte olduğu, iş için uygunluğun sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. D)İstinaf başvurusu : İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. E)İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf başvurusunda; davacının iş akdinin davalı işverenlikçe 20/07/2016 tarihinde feshedildiğini, 27/07/2016 tarihinde davanın açıldığını, 28/07/2016 tarihinde davalı tarafından İstanbul 10. Noterliği kanalıyla yeni bir ihtarname daha gönderildiğini, yenilik doğuran işlemlerin bir kere kullanılmakla tükendiğini, sonradan geri alınamayacağını, tüm hukuk kuralları hiçe sayılmak suretiyle ikinci bir fesih bildiriminin gönderilmesi ve yerel mahkemece buna itibar edilerek karar verilmesinin hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu, fesih bildiriminin yazılı, fesih sebebinin açık ve kesin şekilde belirtilmesi gerektiğini, fesih kararında açık ve kesin olarak belirtilmeyen bir sebebin sonradan ileri sürülemeyeceğini, her iki fesih bildiriminde belirtilmeyen gerekçenin cevap dilekçelerinde ileri sürülmesine muvafakatlarının bulunmadığını belirterek kararın kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge Adliye Mahkemesince, “Her davanın açıldığı tarihteki durum ve şartlara göre değerlendirmesinin gerektiği, davalı işverenliğin ilk fesih bildirimiyle bağlı olduğu, somut uyuşmazlığın 20/07/2016 tarihli fesih bildiriminde ileri sürülen sebepler ile sınırlı değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta, mevcut 20/07/2016 tarihli fesih bildiriminin işverenlikçe geçerli sebeplerle yapıldığı anlaşılmaktadır. 4857 Sayılı Yasa'nın 19. maddesine göre fesih bildiriminin yazılı olması, fesih sebebinin açık ve kesin olarak bildirilmesi gerekmektedir. Söz konusu fesih bildiriminde fesih sebebi olarak "iş sözleşmesinin 20/07/2016 tarihi itibariyle İş Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca sonlandırıldığı" gösterilmiş olup, fesih sebebi açık ve kesin olarak belirtilmemiştir. Bu durumda, iş sözleşmesinin davalı işverenlikçe feshinde, 4857 sayılı Yasa'nın 19. maddesindeki usul kurallarına uyulmadığı, fesih bildiriminde davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili olduğu gerekçesi ile sözleşmenin feshedildiğinin belirtilmemiş olması ve işverenin bildirdiği fesih sebebi ile bağlı olması hususu da dikkate alınarak, işverence gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığı sonucuna varılmıştır.” gerekçesiyle davacı vekili istinaf talebinin kabulü ile feshin geçersizliğine karar verilmiştir. G)Temyiz başvurusu : Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili tarafından süresinde temyiz başvurusunda bulunulmuştur. H)Gerekçe: Dosya içeriğine göre; davacının iş sözleşmesi 20.07.2016 tarihinde “....İş Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca feshedilmiştir.” gerekçesiyle feshedilmiştir. Ancak davalı tarafca yapılan sonraki 27.07.2016 tarihli bildirimde; OHAL kapsamında alınan komisyon kararları ve KHK'lar çerçevesinde feshedildiğini belirtmiş olup, yapılan feshin niteliği gereği fesihte şekil şartları aranmayacağından nitekim yapılan ikinci bildirim ve davalının dosya kapsamındaki savunmasına göre davacının FETÖ/PDY ile ilgi, iltisak ya da irtibatı bulunduğu konusunda davalı işveren açısından şüphe feshini gerektirir yeterli delil olduğu, terör örgütü ile irtibat veya iltisakı bulunduğuna dair şüphe bulunan bir işçiyi çalıştırmaya devam etmenin, yani iş sözleşmesinin devamını davalı işverenden beklemek mümkün olmadığı gibi iş sözleşmesinin devamının çekilmez hale geldiğini kabul etmek gerekeceği, davacı işçinin böyle bir şüphe altında iken davalı işverenden işçinin iş sözleşmesinin devamını beklemenin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gibi davalı işverene de bu nedenle iş akdini sonlandırma yetkisi vermesi gerektiği, feshin, şüphe feshinin şartlarını taşıdığı ve geçerli nedene dayandığı gerekçesi ile davanın reddi gerekmekte olup 4857 sayılı İş Yasası'nın 20/3. maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarda açıklanan gerekçe ile; 1-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi ile İlk Derece Mahkemesinin kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2- Fesih geçerli nedene dayandığından davanın REDDİNE, 3- Alınması gereken 44,40 TL karar-ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 15,20 TL karar-ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 4- Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 100 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.725,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi'’ne gönderilmesine, Kesin olarak 02.07.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2016/806 E., 2016/3105 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİŞ MAHKEMESİ
tam metni aç
Davacı vekili; davacının davalı şirketteki çalışmasına 5.09.2001 tarihinde başlayıp şirketin ...adresinde bulunan Çağrı Merkezinde çalışmakta iken 25.02.2009 tarihinde İş Kanunun 17. Maddesi gereğince iş akdinin feshedildiğini, davalılardan şirketin...
9. Hukuk Dairesi         2016/806 E.  ,  2016/3105 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İŞ MAHKEMESİ Davacı, manevi tazminat alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili; davacının davalı şirketteki çalışmasına 5.09.2001 tarihinde başlayıp şirketin ...adresinde bulunan Çağrı Merkezinde çalışmakta iken 25.02.2009 tarihinde İş Kanunun 17. Maddesi gereğince iş akdinin feshedildiğini, davalılardan şirketin... iş yerinde operasyon müdürü olan ...in talimatıyla takım yöneticisi.... ve İnsan Kaynakları Yöneticisi ... tarafından davacıya iş akdinin feshedildiği 25.02.2009 tarihinden 4-5 ay evvel iş yerinde yıldırma, duygusal linç, aciz bırakma, rahatını kaçırma ve sıkıntı verme gibi mobbing hareketlerine maruz kaldığını, davacıya iş akdinin feshedildiği 25.02.2009 tarihinde hazırlanan istifa dilekçesini imzalatabilmek için tuvalete giden davacının kapısında beklenip, çıkışta bir odaya götürerek 4 saat kadar serbest iradesiyle karar vermek için eziyet, baskı ve yıldırma uygulandığını beyan ederek 50.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalılar ..., ..., ... vekili; davacı ile müvekkilleri arasında işçi iş veren ilişkisinin bulunmayıp mahkemenin görevsiz olduğunu, davacının iş akdinin İş Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca ve usule uygun şekilde feshedildiğini, dava konusu olayda manevi tazminata hükmedilme şartları oluşmadığını, davacının ileri sürdüğü hususlara ilişkin bir delil ibraz etmediğini, ayrıca talep edilen miktarın da fahiş olduğunu, manevi tazminatın kanun koyucu tarafından hedeflenen amacına da aykırı olduğunu beyanla hukuki mesnetten yoksun ve fahiş miktardaki manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...vekili, davacının yeterliliğinden ve davranışlarından kaynaklanan nedenlerle yazılı savunması alındıktan sonra 4857 sayılı İş Kanununun aradığı prosedürlere uygun olarak iş sözleşmesinin 25/02/2009 tarihinde feshedildiğini, davacının şirket kafeteryasında takım liderlerinin bulunduğu bir ortamda, gıyabında bölüm yöneticisi ... küçük düşürecek şekilde konuşmasını ve davranışlarını taklit ettiğini, gerek bölüm yöneticilerinin ve gerekse sosyal çevresi tarafından istenmeyen davranışlara son vermesi ve performansını yükseltmesi için uyarılan davacının davranışlarında ve yeterliliğinde bir düzelme olmaması üzerine ...lokasyon müdürü ...’in davacı ile görüşerek eksiklerini tamamlamasını ,davranışlarını özenli hale getirmesini ve müvekkili şirketin etik- davranış kurallarına ve çalışma düzenine aykırı eylem ve işlemlerine son vermesi gerektiği konusunda uyardığını, buna rağmen davranışlarında ve performansında bir düzelme olmayan davacıdan savunma istendiğini, 25/02/2009 tarihli yazılı savunması yeterli bulunmayan davacının iş sözleşmesi gerekçe belirtilmek suretiyle 4857 sayılı İş Kanununun 17. maddesi uyarınca feshedildiğini, davacının davasında samimi olmadığını, davacının amacının haksız kazanç sağlamak olduğunu beyan ederek mobbing ve baskı iddialarına bağlı tazminat talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece toplanan kanıtlara dayanılarak davacının davalı işyeri çalışanları veya davalı olan şahıslar tarafından temadi eden yıldırma, duygusal linç, aciz bırakma, rahatını kaçırma ve sıkıntı verme gibi hareketlerine maruz kaldığı hususu ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davacının açtığı manevi tazminat talepli dava sonucunda davanın reddine karar verilmesi nedeniyle davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesinin 10. maddesinin 3. fıkrası gereğince maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup bozma sebebi ise de, söz konusu hatanın giderilmesi yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK’nun geçici 3/2. maddesi yollaması ile HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. F) Sonuç: Hüküm kısmından “- Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince davanın red edilen miktarı ve avukatlık ücret tarifesi nazara alınarak 5720 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine” paragrafının çıkarılarak yerine; “Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi uyarınca belirlenen 1.100 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine” paragrafının yazılmasına, hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2014/11104 E., 2014/26334 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGEBZE 3. İŞ MAHKEMESİ
tam metni aç
on verilmemişse de asi tavrını devam ettirdiğini, 17.07.2013 günü yine baret ve gözlük takmadığının tespit edildiğini, davacının savunmasında tekrar sıcaklığı bahane etmesi üzerine, işverenin, davacının iş sözleşmesini 29.07.2013 tarihinde İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddeleri gereğince sona erdirdiğini kıdem ve ihbar tazminatlarının da ödendiğini, feshin geçerli nedene dayandığını belirterek;
9. Hukuk Dairesi         2014/11104 E.  ,  2014/26334 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : GEBZE 3. İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 16/01/2014 NUMARASI : 2013/568-2014/11 DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili; davacının davalı işyerinde 12.07.2010 - 29.07.2013 tarihleri arasında dökümhane operatörü olarak çalıştığını, davacının 29.07.2013 tarihinde kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek işten çıkarıldığını ve kendisine bildirilen fesih gerekçesinin uydurma olduğunu, davacının asıl işten çıkış sebebinin sendikal faaliyetlere katılmış olması olduğunu, işverence çıkış sebebi olarak gösterilen iş sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili olarak teoride kalan kuralların işyerinde uygulamaya dökülemediğini, işverence gösterilen gerekçenin tümüyle asıl fesih nedenini gizlemeye yönelik olduğunu, ayrıca davalı işverence işten çıkarılan işçiler yönünden objektif davranılmadığını, davalı işyerinde çalışan işçilerin bir çoğunun ekonomik ve sosyal çalışma koşullarının iyileştirilmesi amacıyla uzun süren bir örgütlenme çabasıyla beraber toplu olarak Ç.. İş Sendikasına üye oldukları, devam eden süre boyunca işverence sendikal faaliyetlerin ve üye alımlarının engellenmeye çalışılmışsa da daha sonraki süreçte sendikayı kendi cephesine çekerek işçilere karşı birlikte tavır aldıklarını ve söz konusu sendikanın işçilerin sıkıntılarıyla ilgilenmeyerek duyarsız kaldığı gibi davalı işverenle beraber işçilere karşı cephe aldığını, bunun farkına varan davacı ve diğer işçiler söz konusu sendikadan 25.07.2013 tarihinde ayrılarak kanunun kendilerine vermiş olduğu haklar doğrultusunda bir ay içerisinde aynı iş kolunda faaliyet gösteren bir diğer sendika olan Bileşik Metal Sendikası’na 29.07.2013 noter huzurunda üye olduğunu, bu nedenle işten çıkarıldığını belirterek davacının işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili; davacının iş sağlığı ve güvenliği kuralları gereğince iş güvenliği malzemelerini (baret, gözlük ve maske) kullanmakla yükümlü olan ve bunu taahhüt etmiş olan davacının, söz konusu ekipmanları kullanmamayı tercih etmesi hatta kullanmamakta direnmesi nedeniyle Çevre Mühendisi ve İş Güvenliği Uzmanı Nazan Işık ve İnsan Kaynaklan Bölümü yetkilileri tarafından birçok defa uyarıldığını, kendisine ihtarlar verildiğini, buna rağmen davranışlarında olumlu bir değişiklik gerçekleşmediğini, daha önce yapılmış uyarılara/ihtarlara rağmen iş güvenliği malzemelerini kullanmayan davacıya, Çevre Mühendisi ve İş Güvenliği Uzmanı tarafından bareti kullanmama nedeni sorulduğunda, hep sudan sebepler ileri sürüldüğünü ve kendisinden konuyla ilgili savunması istendiğinde davacının genelde savunma vermemeyi tercih ettiğini, Çevre Mühendisi ve İş Güvenliği Uzmanının, saha denetimi yaptığı sırada davacının baretini ve gözlüğünü takmadığını gördüğünü ve kendisinin fotoğrafını çektiğini, bu sefer savunma yazısı alınabilen davacının, çalıştığı bölümün ve havanın sıcak olmasını mazeret gösterdiğini, kendisine verilen ihtarı gene tebellüğden kaçınınca, bu kez ihtarnameyi kendisine noter tarafından göndermek zorunda kalındığını, iş güvenliği malzemelerim takmasının kendi hayatını ve vücut bütünlüğünü koruduğu gerçeğini göz ardı eden, birçok defa uyanlmasına rağmen bu uyarıları dikkate almayan davacının, her ne kadar kazanılmaya çalışıldığı ve uzun bir süre işine son verilmemişse de asi tavrını devam ettirdiğini, 17.07.2013 günü yine baret ve gözlük takmadığının tespit edildiğini, davacının savunmasında tekrar sıcaklığı bahane etmesi üzerine, işverenin, davacının iş sözleşmesini 29.07.2013 tarihinde İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddeleri gereğince sona erdirdiğini kıdem ve ihbar tazminatlarının da ödendiğini, feshin geçerli nedene dayandığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece davacı işçinin iş sözleşmesinin feshinin geçersiz olduğu sendikal nedene dayandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Somut olayda davacının iş sözleşmesi daha önce uyarı verilmesine rağmen baret, gözlük ve maske gibi malzemeleri takmadığı bu şekilde kendi hayatını riske attığı gibi işverenliği de risk altına soktuğu ayrıca diğer arkadaşlarına kötü örnek oluşturduğu gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu m.17 ve 18. maddesi uyarınca feshedilmiştir. Her ne kadar karar gerekçesinde davacının savunması alınmadığı belirtilmişse de fesih öncesi davacının savunması alınmıştır. Davacının işyeri dosyası incelendiğinde davacıya aynı eylemle ilgili daha önce uyarılar verildiği, ancak davacının 17.07.2013 tarihinde aynı eylemi tekrarlaması üzerine savunmasının istendiği davacının savunmasında ortam sıcaklığı ve baret nedeniyle başı ağrıdığından bareti 3-5 dakikalığına çıkardığını belirtmiştir. Davacıya verilen uyarılara rağmen iş güvenliği açısından kendisine verilen koruyucu malzemeleri takmaması nedeniyle kendi sağlığını tehlikeye attığı gibi, işverenliği de risk altına soktuğu, uyarılara rağmen davacının aynı davranışı tekrarlaması üzerine 4857 sayılı İş Kanunu 17. ve 18. maddeleri uyarınca yapılan feshin geçerli olduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Davacı feshin sendikal nedene dayandığını iddia etmiş, mahkemece işyerinde örgütlü olan sendikadan istifadan sonra hakkında tutanaklar tutulduğu belirtilmişse de, davacının feshe neden olan davranışının örgütlü sendikadan istifada ve diğer bir sendikaya üye olmadan önce olduğu, feshe neden olan somut olay da değerlendirildiğinde feshin sendikal nedenle gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarda açıklanan gerekçe ile; 1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Davanın REDDİNE, 3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 252.35 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, Kesin olarak 11.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İş Hukuku

Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, işyerindeki kıdemi 2 yıl olan bir işçi için uygulanması gereken yasal fesih bildirim süresi kaç haftadır?

A) 2 hafta
B) 4 hafta
C) 6 hafta
D) 8 hafta
E) 10 hafta

Bu maddeyle ilgili 10 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol