İş Kanunu 23. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 23 - Süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş olan işçi, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girerse sözleşmenin bu suretle feshinden ötürü, işçinin sorumluluğu yanında, ayrıca yeni işveren de aşağıdaki hallerde birlikte sorumludur:
a) İşçinin bu davranışına, yeni işe girdiği işveren sebep olmuşsa.
b) Yeni işveren, işçinin bu davranışını bilerek onu işe almışsa.
c) Yeni işveren işçinin bu davranışını öğrendikten sonra dahi onu çalıştırmaya devam ederse.
İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
14 karar eşleşti
9. Hukuk Dairesi, 2014/35995 E., 2015/33148 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL 1. İŞ MAHKEMESİ
Şti.nin de İş Kanunu'nun 23.maddesine göre sorumluluğu bulunduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketi, müşterilerine kötüleme, asılsız iddialarla karalama ve kendi müşterileri arasına katmak suretiyle haksız kazanç elde etme gayreti içinde olduğunu, bu durum işçinin sadakat bo
9. Hukuk Dairesi 2014/35995 E. , 2015/33148 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/05/2014
NUMARASI : 2011/624-2014/220
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işveren vekili; müvekkili şirketin bilgisayar yazılımı ve büro makineleri alanında faaliyet göstermekte olup, başlıca faaliyet konularının ürün ve sistem geliştirme, her türlü bilgisayar yazılım programları, sistem data materyali ve bilgisayar donanımları konusunda işletme, üretim ve danışmanlık yapmak olduğunu, davalı işçinin müvekkili şirkette çalışmakta iken istifa suretiyle işten ayrıldığını, bu nedenle hiçbir haklı gerekçesi olmaksızın ve ihbar önellerine uymaksızın iş sözleşmesini tek taraflı olarak sona erdiren davalı işçinin ihbar tazminatı ödemesi gerektiğini,
diğer davalı .. Teknoloji Dan. Bil.ve Dest. Hizm. Tic. Ltd. Şti.nin müvekkili şirketten ayrılan personeller tarafından müvekkil şirket müşterileri hedef alınarak kurulduğunu, müvekkili şirketin çalışanlarını ayartarak bu çalışanların işlerinden ayrılmalarına ve şirket zararına neden olduğunu, bu nedenle davalı Ced Tekn. Dan. Ltd. Şti.nin de İş Kanunu'nun 23.maddesine göre sorumluluğu bulunduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketi, müşterilerine kötüleme, asılsız iddialarla karalama ve kendi müşterileri arasına katmak suretiyle haksız kazanç elde etme gayreti içinde olduğunu, bu durum işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturduğu gibi, belirsiz süreli hizmet akdinin 12. maddesinde düzenlenen rekabet yasağına da aykırılık teşkil ettiğini, iş bu sözleşmede davalı işçinin şirket lehine yazılı olarak rekabet etmeme borcu altına girmiş olduğunu ve bu yükümlülüğe aykırı davranması halinde cezai şart ödemeyi kabul ettiğini iddia ederek ihbar tazminatı ve rekabet yasağına aykırılıktan doğan cezai şart alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekili; müvekkili işçinin davacı şirketten haklı ve geçerli bir sebeple iş ilişkisini sonlandırarak ayrıldıktan sonra .. Bilgi İşlem Destek Danışmanlık San.Tic.A.Ş unvanlı şirkette çalışmaya başladığını ve bu kapsamda İş Kanunu'nun 23 maddesine göre her iki davalıya yöneltmiş olduğu iddia ve taleplerin mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, davacı işveren ile müvekkili arasındaki çalışma koşullarının müvekkili için ekonomik sebeplerden dolayı katlanılmaz hale geldiğini, davacı şirket tarafından her ne kadar işten ayrılma sebebi istifa olarak gösterilmiş ise de müvekkilinin davacı şirket tarafından ayrılmaya zorlandığını, çalışma koşulları elverişsiz hale getirilerek iş barışının sağlanamaz duruma getirildiğini, kıdem tazminatına hak kazanmasına mani olmak için müvekkili üzerinde baskı ve yıpratma uygulandığını, davacının dayandığı ve iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı maddesinin geçerli olmadığını ve davacının BK.19-20 maddesi kapsamında geçersiz olan sözleşme maddesi uyarınca hiçbir iddia ve talepte bulunamayacağını ve talebinin fahiş olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının davalılardan .. Teknoloji Danışmanlık Bilişim ve Destek Hizm. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açmış olduğu davasının reddine, talep edilen cezai şart ve ihbar tazminatının davalı işçiden tahsiline hükmedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işveren, davalı işçi yönünden sözleşmenin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi sebebiyle ve davalı şirket yönünden de İş Kanunu'nun 23 maddesine göre işçi birlikte sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle cezai şart istemekte olup, rekabet yasağının iş sözleşmesinin bitiminden sonraki bir tarihte ihlal edilmesi iş mahkemelerini görevli olmaktan çıkarmaktadır.
Ayrıca rekabet yasağının belirlenmesinde ticari sırrın ne olduğu uzman mahkemelerce değerlendirilmesi gereken ve piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur. Kaldı ki, davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesiyle kanun koyucu çok açık bir şekilde 818 sayılı Kanun'un 348. maddesinden kaynaklanan davaların mutlak ticari davalardan olduğunu öngörmüştür. Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardandır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 29.02.2012 Tarih 2011/11-781 Esas- 2012/109 Karar sayılı ilamında da hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra gerçekleşen rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen 818 sayılı Kanun’un 348. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken uyuşmazlıklara ilişkin davaların 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-3. maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığı ve mutlak ticari davaların görülme yerinin ise, açık biçimde ticaret mahkemeleri olduğu belirtilmiştir.
Bu itibarla; görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup yargılamanın her safhasında re'sen nazara alınması gerektiğinden mahkemece bu husus üzerinde durulmadan rekabet yasağına yönelik cezai şart istemine ilişkin olarak işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3-Davalı şirket ünvanının gerekçeli karar başlığında hatalı yazılması da ayrı bir bozma nedenidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 23/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
9. Hukuk Dairesi, 2015/28570 E., 2018/22161 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİŞ MAHKEMESİ
tam metni aç
Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 23. maddesinde açıkça “Süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş olan işçinin, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girer ve bu nedenle
9. Hukuk Dairesi 2015/28570 E. , 2018/22161 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının davalı iş yerinde 20.07.1998-30.09.2013 tarihleri arasında en son operasyon yöneticisi olarak çalıştığını, yaş dışında emeklilik şartını gerçekleştiğinden 30.09.2013 tarihi itibariyle iş akdini feshettiğini ve kıdem tazminatı talep ettiğini ileri sürerek; davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının her ne kadar emekli olmak için işten ayrıldığını beyan etse de davacının başka bir iş yerinde çalışmak için işten ayrıldığını, davacının kıdem tazmintı alamayacak şekilde iş akdini feshettiğini savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasında iş akdinin feshinin yaş hariç emekliliğe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusudur.
1475 sayılı Yasa'ya, 4447 sayılı Yasa ile eklenen 5. bentte, "506 sayılı Kanun'un 60'inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanun'un geçici 81'inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle" işçilerin kıdem tazminatına hak kazanabileceği hükme bağlanmıştır. Düzenlemenin amacı, prim ödeme ve sigortalılık süresi yönünden emeklilik hakkını kazanmış olsa da, diğer bir ölçüt olan emeklilik yaşını beklemek zorunda olan işçilerin, bundan böyle çalışma olmaksızın işyerinden ayrılmaları halinde kıdem tazminatı alabilmelerini sağlamaktır. İşçi ayrıldığı tarihte sigortalılık süresini ve prim gün sayısını tamamlamış ise kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Hakkın kötüye kullanılmadığı sürece işçinin herhangi bir neden belirterek veya neden belirtmeden ayrılması, kıdem tazminatını hak kazanmasını etkilememelidir. Zira yasadan doğan bir hakkı bulunmaktadır. İşçinin daha sonra bunu belgelendirmesi ve işverene sunması, kıdem tazminatına hak kazanılmasını ortadan kaldırmaz. Ayrıca çalışma hakkı anayasal bir haktır. Davacının ayrıldıktan sonra yeni iş bulması, bu hak kapsamında değerlendirilmelidir. Yasal hakkını kullanan işçinin, ayrılmadan önce ve çalışırken iş bulduğu savunulmadığı sürece bu hakkını kullanması, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez.
Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca “herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” Objektif iyiniyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kuralını düzenleyen madde, bütün hakların kullanılmasında dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket edileceğini ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanılmasını yasanın korumayacağını belirtmiştir. Bu nedenle iş ilişkisinde de fesih hakkını kullanan tarafın bu kurala dikkat etmesi gerekir. Kaldı ki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun fesih hakkını düzenleyen 435. maddesinde bu kuraldan açıkça söz etmektedir.
Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 23. maddesinde açıkça “Süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş olan işçinin, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girer ve bu nedenle iş sözleşmesini feshederse doğrudan, yeni işverenin de bazı koşullarda işçi ile birlikte sorumlu olacağı” açıkça düzenlenmiştir.
Davacının yaş hariç emeklilik kriterlerine haiz olduğundan iş yerinden ayrıldığı gerekçesi ile kıdem tazminatı talebi mahkeme tarafından kabul edilmiştir.
Dosya içeriğine göre davacı işçi 19.09.2013 tarihinde başka bir iş yeri ile iş sözleşmesi imzalamış daha sonra 30.09.2013 tarihinde de davalı iş yerinden ayrılmıştır. Davacı işçi Medeni Kanun’un 2. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 23. maddesi düzenlemesi karşısında fesih hakkını dürüstlük kuralına uygun kullanmamıştır. Davacının iş akdini yeni bir iş bulup, iş sözleşmesi imzalaması üzerine sona erdirdiği açıktır. Hakkın kötüye kullanımını hukuk korumamalıdır. Ayrıca davacı işçi çalışması devam ederken başka bir işveren ile iş akdi imzalayarak sadakatsız davrandığından davacının kıdem tazminatı isteğinin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.12.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
22. Hukuk Dairesi, 2015/22157 E., 2018/3971 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 23. maddesinde açıkça "Süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş olan işçinin, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girer ve bu nedenle
22. Hukuk Dairesi 2015/22157 E. , 2018/3971 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20.02.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına vekili Avukat ... geldi, karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20/02/2018 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
M U HA L E F E T Ş E R H İ
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Banka'da çalışırken 15 yıl sigortalılık ve 3600 gün prim ödeme şartını yerine getirerek emeklilik nedeniyle işyerinden ayrıldığını ancak kıdem tazminatının ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Banka vekili, davacının işten ayrıldıktan hemen sonra başka bir işyerinde çalışmaya başladığını, yasanın emekli olacaklara sunduğu hakkı kötüye kullandığını, davacının iradesinin başka bir işte çalışmaya yönelik olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının yaş dışında kalan 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3600 gün prim ödeme gün sayısı şartlarını yerine getirdiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında iş akdinin feshinini yaş hariç emekliliğe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusudur.
Mülga 1475 sayılı Yasaya 4447 sayılı Yasa ile eklenen 5. bentte "506 sayılı Kanunun 60. maddesinin a fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81. maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle" işçilerin kıdem tazminatına hak kazanabileceği hükme bağlanmıştır. Düzenlemenin amacı, prim ödeme ve sigortalılık süresi yönünden emeklilik hakkın kazanmış olsa da, diğer bir ölçüt olan emeklilik yaşını beklemek zorunda olan işçilerin, bundan böyle çalışma olmaksızın işyerinden ayrılmaları halinde kıdem tazminatı alabilmelerini sağlamaktır. İşçi ayrıldığı tarihte sigortalılık süresini ve prim gün sayısını tamamlamış ise kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Hakkın kötüye kullanılmadığı sürece işçinin herhangi bir neden belirterek veya neden belirtmeden ayrılması, kıdem tazminatına hak kazanmasını etkilememelidir. Zira Yasadan doğan bir hakkı bulunmaktadır. İşçinini daha sonra bunu belgelendirmesi ve işverene sunması, kıdem tazminatına hak kazanılmasını ortadan kaldırmaz. Ayrıca çalışma hakkı anayasal bir haktır. Davacının ayrıldıktan sonra yeni iş bulması, bu hak kapsamında değerlendirilmelidir. Yasal hakkını kullanan işçinin, ayrılmadan önce ve çalışırken iş bulduğu savunulmadığı sürece bu hakkını kullanması, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez.
Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca "herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz". Objektif iyiniyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kuralını düzenleyen madde, bütün hakların kullanılmasında dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket edileceğini ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarının kötüye kullanılmasını yasanın koruyamayacağını belirtmiştir. Bu nedenle iş ilişkisinde de fesih hakkını kullanan tarafın bu kurala dikkat etmesi gerekir. Kaldı ki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun fesih hakkını düzenleyen 435. maddesinde bu kuraldan açıkça söz etmektedir.
Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 23. maddesinde açıkça "Süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş olan işçinin, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girer ve bu nedenle iş sözleşmesini feshederse doğrudan, yeni işverenin de bazı koşularda işçi ile birlikte sorumlu olacağı" açıkça düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkda; davacı işçinin yasal koşullara sahip olmasına rağmen, önce dava dışı İNG BANK' a iş başvurusunda bulunduğu ve 23.09.2014 tarihinde mülakata girdiği daha sonra SGK' ya başvurarak 16.10.2014 tarihinde kıdem tazminatına esas yazıyı aldığı ve davalı Banka ile olan iş sözleşmesini yaş hariç emeklilik koşullarını taşıdığı gereçesi ile 17.10.2014 tarihinde feshettiği ve 21.10.2014 tarihinde de dava dışı İNG BANK'ta işe girdiği anlaşılmıştır. Davacı işçi Medeni Kanun'un 2. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 23. maddesi düzenlemesi karşısında fesih hakkını dürüstlük kuralına uygun kullanmamıştır. Davacının iş akdini yeni bir iş bulup, iş sözleşmesi imzalaması üzerine sona erdirdiği açıktır. Davacı sahip olduğu hakkını davalı işveren aleyhine sonuç doğuracak şekilde kötüniyetle kullanamaz. Hakkın kötüye kullanımını hukuk korumamalıdır. Hal böyle olunca Mahkemenin karınının davacının kıdem tazminatı isteğinin reddi yönünden bozulması gerekirken kararın onanmasını isteyen sayın çoğulunğun görüşüne katılmamaktayız. 20.02.218
9. Hukuk Dairesi, 2015/17312 E., 2017/19000 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİŞ MAHKEMESİ
tam metni aç
Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 23. maddesinde açıkça “Süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş olan işçinin, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girer ve bu nedenle
9. Hukuk Dairesi 2015/17312 E. , 2017/19000 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı banka işyerinde 25.09.2000-01.09.2014 tarihleri arasında en son müşteri şikayet yönetimi birimi yönetici yardımcısı olarak çalıştığını, son ücretinin aylık brüt 6.940,00 TL olduğunu, 1475 sayılı İş Kanununun 14.maddesi hükmü çerçevesinde emekli aylığı bağlanması için gereken diğer şartları (sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı) tamamlayarak işten ayrılmasına karşın kıdem tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı alacağının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının işten ayrıldıktan hemen 15 gün sonra başka bir işyerinde çalışmaya başladığını, yasanın emekli olacaklara sunduğu hakkı kötüye kullandığını, davacının iradesinin başka bir işte çalışmaya yönelik olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının yaş dışında kalan 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3600 gün prim ödeme gün sayısı şartlarını yerine getirdiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasında iş akdinin feshinin yaş hariç emekliliğe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusudur.
1475 sayılı yasaya 4447 sayılı yasa ile eklenen 5. bentte, "506 Sayılı Kanunun 60 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle" işçilerin kıdem tazminatına hak kazanabileceği hükme bağlanmıştır. Düzenlemenin amacı, prim ödeme ve sigortalılık süresi yönünden emeklilik hakkını kazanmış olsa da, diğer bir ölçüt olan emeklilik yaşını beklemek zorunda olan işçilerin, bundan böyle çalışma olmaksızın işyerinden ayrılmaları halinde kıdem tazminatı alabilmelerini sağlamaktır. İşçi ayrıldığı tarihte sigortalılık süresini ve prim gün sayısını tamamlamış ise kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Hakkın kötüye kullanılmadığı sürece işçinin herhangi bir neden belirterek veya neden belirtmeden ayrılması, kıdem tazminatını hak kazanmasını etkilememelidir. Zira yasadan doğan bir hakkı bulunmaktadır. İşçinin daha sonra bunu belgelendirmesi ve işverene sunması, kıdem tazminatına hak kazanılmasını ortadan kaldırmaz. Ayrıca çalışma hakkı anayasal bir haktır. Davacının ayrıldıktan sonra yeni iş bulması, bu hak kapsamında değerlendirilmelidir. Yasal hakkını kullanan işçinin, ayrılmadan önce ve çalışırken iş bulduğu savunulmadığı sürece bu hakkını kullanması, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez.
Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca “herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” Objektif iyiniyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kuralını düzenleyen madde, bütün hakların kullanılmasında dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket edileceğini ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanılmasını yasanın korumayacağını belirtmiştir. Bu nedenle iş ilişkisinde de fesih hakkını kullanan tarafın bu kurala dikkat etmesi gerekir. Kaldı ki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun fesih hakkını düzenleyen 435. maddesinde bu kuraldan açıkça söz etmektedir.
Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 23. maddesinde açıkça “Süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş olan işçinin, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girer ve bu nedenle iş sözleşmesini feshederse doğrudan, yeni işverenin de bazı koşullarda işçi ile birlikte sorumlu olacağı” açıkça düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı işçinin yasal koşullara sahip olmasına rağmen, önce dava dışı Aktif Yatırım Bankasına 05.08.2014 tarihinde iş başvurusu yaptığı, banka tarafından davacıya 15.08.2014 tarihinde yapılan ücret teklifinin 18.08.2014 tarihinde revize edildiği ve davacının bu teklifi kabul ederek anılan banka ile iş akdi konusunda anlaşmaya vardığı, daha sonra ise 25.08.2014 tarihinde SGK’ya başvurarak 26.08.2014 tarihinde kıdem tazminatına esas yazıyı aldığı ve davalı banka ile olan iş sözleşmesini yaş hariç emeklilik koşullarını taşıdığı gerekçesi ile 01.09.2014 tarihinde feshettiği anlaşılmıştır. Davacı işçi Medeni Kanunu’nun 2. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 23. maddesi düzenlemesi karşısında fesih hakkını dürüstlük kuralına uygun kullanmamıştır. Davacının iş akdini yeni bir iş bulup, iş sözleşmesi imzalaması üzerine sona erdirdiği açıktır. Hakkın kötüye kullanımını hukuk korumamalıdır. Bu nedenle davacının kıdem tazminatı isteğinin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2014/31116 E., 2016/4089 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİŞ MAHKEMESİ
tam metni aç
Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 23. maddesinde açıkça “Süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş olan işçinin, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girer ve bu nedenle
9. Hukuk Dairesi 2014/31116 E. , 2016/4089 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile ücret alacağı ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı firmada 23.09.2002-06.04.2012 tarihleri arasında bahçıvan olarak 1.069 TL net ücret ile çalıştığını, sigortalılık süresinin 21 yıl, prim ödeme gün sayısının 4217 güne ulaştığını, yaş hariç emekliliğe hak kazandığını, iş akdini emekliliği hak etmesi nedeniyle haklı olarak feshettiğini, ileri sürerek, kıdem tazminatı, genel tatil ücreti ve ücret alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkilleri şirketinde 16.02.2007 tarihinde bahçıvan olarak işe başladığını, akdin sonlandığı tarihe kadar çalıştığını, raporlu olduğu dönemde 01.04.2012 tarihinde dava dışı .... şirketinde işe başladığını, 02.04.2012 tarihinde işe gelmek yerine noterden ihtarname gönderdiğini, ekinde sunulan SGK yazısının tarihinin 16.02.2012 olup, bu tarihte davacının raporlu olduğunu ve ihtarname öncesinde SGK yazısını şirkete sunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalı şirkette belirsiz süreli iş akdi ile çalıştığı, daha sonra sözleşmesini emekliliği hak etmesi nedeniyle feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında iş akdinin feshinin yaş hariç emekliliğe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusudur.
1475 sayılı yasaya 4447 sayılı yasa ile eklenen 5. bentte, "506 Sayılı Kanunun 60 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle" işçilerin kıdem tazminatına hak kazanabileceği hükme bağlanmıştır. Düzenlemenin amacı, prim ödeme ve sigortalılık süresi yönünden emeklilik hakkını kazanmış olsa da, diğer bir ölçüt olan emeklilik yaşını beklemek zorunda olan işçilerin, bundan böyle çalışma olmaksızın işyerinden ayrılmaları halinde kıdem tazminatı alabilmelerini sağlamaktır. İşçi ayrıldığı tarihte sigortalılık süresini ve prim gün sayısını tamamlamış ise kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Hakkın kötüye kullanılmadığı sürece işçinin herhangi bir neden belirterek veya neden belirtmeden ayrılması, kıdem tazminatını hak kazanmasını etkilememelidir. Zira yasadan doğan bir hakkı bulunmaktadır. İşçinin daha sonra bunu belgelendirmesi ve işverene sunması, kıdem tazminatına hak kazanılmasını ortadan kaldırmaz. Ayrıca çalışma hakkı anayasal bir haktır. Davacının ayrıldıktan sonra yeni iş bulması, bu hak kapsamında değerlendirilmelidir. Yasal hakkını kullanan işçinin, ayrılmadan önce ve çalışırken iş bulduğu savunulmadığı sürece bu hakkını kullanması, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez.
Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca “herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” Objektif iyiniyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kuralını düzenleyen madde, bütün hakların kullanılmasında dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket edileceğini ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanılmasını yasanın korumayacağını belirtmiştir. Bu nedenle iş ilişkisinde de fesih hakkını kullanan tarafın bu kurala dikkat etmesi gerekir. Kaldı ki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun fesih hakkını düzenleyen 435. maddesinde bu kuraldan açıkça söz etmektedir.
Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 23. maddesinde açıkça “Süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş olan işçinin, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girer ve bu nedenle iş sözleşmesini feshederse doğrudan, yeni işverenin de bazı koşullarda işçi ile birlikte sorumlu olacağı” açıkça düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi yasal koşullara sahip olmasına rağmen, önce iş bularak 01.04.2012 tarihinde “....” sicil numaralı işyerinde çalışmaya başlamış, daha sonra ise iş sözleşmesini yaş hariç emeklilik koşullarını taşıdığı gerekçesi ile ....tarihinde feshetmiştir. Davacı işçi Medeni Kanunu’nun 2. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 23. maddesi düzenlemesi karşısında fesih hakkını dürüstlük kuralına uygun kullanmamıştır. Davacının iş akdini yeni bir iş bulup, iş sözleşmesi imzalaması üzerine sona erdirdiği açıktır. Hakkın kötüye kullanımını hukuk korumamalıdır. Bu nedenle davacının kıdem tazminatı isteğinin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İş Hukuku
İşçi (A), işvereni (B) ile olan belirsiz süreli iş sözleşmesini, bildirim süresine uymaksızın feshedip, (B)'nin rakibi olan (C)'nin işyerinde işe başlar. (C), (A)'nın bu davranışını (sözleşmeyi ihlal ettiğini) bilerek onu işe almıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, eski işveren (B)'nin zararının tazmininde sorumluluk kime aittir?
A) Sorumluluk sadece işçi (A)'ya aittir.
B) Sorumluluk sadece yeni işveren (C)'ye aittir.
C) (A)'nın sorumluluğu yanında, yeni işveren (C) de (A)'nın bu davranışını bilerek onu işe aldığı için (A) ile birlikte sorumludur.
D) Sorumluluk (B)'nin zararı kanıtlayamaması halinde ortadan kalkar.
E) (C) sadece (A)'yı bu davranışa sebep olmuşsa sorumlu olur, bilmesi sorumlu kılmaz.
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.