İş Kanunu 36. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 36 - Genel ve katma bütçeli dairelerle mahalli idareler veya kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar; asıl işverenler müteahhide verdikleri her türlü bina, köprü, hat ve yol inşası gibi yapım ve onarım işlerinde çalışan işçilerden müteahhit veya taşeronlarca ücretleri ödenmeyenlerin bulunup bulunmadığının kontrolü, ya da ücreti ödenmeyen işçinin başvurusu üzerine, ücretleri ödenmeyen varsa müteahhitten veya taşeronlardan istenecek bordrolara göre bu ücretleri bunların hakedişlerinden öderler.[14]
Bunun için hakediş ödeneceği ilgili idare tarafından işyerinde şantiye şefliği işyeri ilân tahtası veya işçilerin toplu bulunduğu yerler gibi işçilerin görebileceği yerlere yazılı ilân asılmak suretiyle duyurulur. Ücret alacağı olan işçilerin her hakediş dönemi için olan ücret alacaklarının üç aylık tutarından fazlası hakkında adı geçen idarelere herhangi bir sorumluluk düşmez.
Anılan müteahhitlerin bu işverenlerdeki her çeşit teminat ve hakedişleri üzerinde yapılacak her türlü devir ve el değiştirme işlemleri veya haciz ve icra takibi bu işte çalışan işçilerin ücret alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.
Bir işverenin üçüncü kişiye karşı olan borçlarından dolayı işyerinde bulunan tesisat, malzeme, ham, yarı işlenmiş ve tam işlenmiş mallar ve başka kıymetler üzerinde yapılacak haciz ve icra takibi, bu işyerinde çalışan işçilerin icra kararının alındığı tarihten önceki üç aylık dönem içindeki ücret alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.
(Değişik beşinci fıkra: 10/9/2014-6552/3 md.) İşverenler, alt işverene iş vermeleri hâlinde, bunların işçilerinin ücretlerinin ödenip ödenmediğini işçinin başvurusu üzerine veya aylık olarak resen kontrol etmekle ve varsa ödenmeyen ücretleri hak edişlerinden keserek işçilerin banka hesabına yatırmakla yükümlüdür.
Ücret hesap pusulası
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
54 karar eşleşti
9. Hukuk Dairesi, 2022/4626 E., 2022/8090 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... 8. Hukuk Dairesi
A.Ş'nin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 36 ıncı maddesi kapsamında talep edilen alacaklardan sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
9. Hukuk Dairesi 2022/4626 E. , 2022/8090 K.
"İçtihat Metni"
BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : ... 8. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İTİRAZIN İPTALİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... 29. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ...Enerji Elektrik Ürt. San. ve Tic. A.Ş vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı ...Enerji Elektrik Ürt. San. ve Tic. A.Ş vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.05.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davalı ...Enerji Elektrik Ürt. San. ve Tic. A.Ş vekili ... geldi. Davalı Bayır Mühendislik Proje İnşaat Enerji Üretim ve Enerji Nakil Hat. Taah. Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. adına kimse gelmedi. Davacı vekili Avukat ... geldi.
Dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğunu, davacının davalı Bayır Mühendislik Proje İnşaat Enerji Üretim ve Enerji Nakil Hat. Taah. Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti'nin alt işveren diğer davalının ise işveren olduğu işyerinde 01.11.2013-01.08.2015 tarihleri arasında proje müdürü olarak çalıştığını, davacının son olarak ... şantiyesinde çalışmakta iken can güvenliği olmaması nedeni ile işi bırakmak zorunda kaldığını, davacının ücretinin 17.000.00 TL olduğunu ve 21 aylık ücret alacağının bulunduğunu, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi de yapılmadığını, davacının ödenmeyen işçilik alacaklarının tahsili amacı ile yaptığı icra takibine davalılar tarafından haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini ve davalılar aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...Enerji Elektrik Ürt. San. ve Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davalılar arasında yapım sözleşmesi imzalandığını, yüklenici şirket olan diğer davalının borcunu ifa ederken iyiniyet kuralarına aykırı hareket ettiğini, şirket tarafından yapılan ödemelerin sözleşme dışı kullanıldığının tespiti ile yapım sözleşmesinin müvekkili Şirket tarafından feshedildiğini, husumet itirazları olduğunu, yapım işinin bir kül halinde diğer davalıya devredildiğini, davaya konu işyerinde müvekkili Şirketin herhangi bir işçisi olmadığını, bu suretle davalılar arasında asıl alt işverenlik ilişkisi olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Bayır Mühendislik Proje İnşaat Enerji Ürt. Ve Enerji Nakil Hatları Taah. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"...
Görüldüğü gibi anahtar teslimi işte, işverenin asıl faaliyet alanı olan mal ve üretim alanı dışında bir yapım işi söz konusudur.
Davalı ...A.Ş.'nin kontrol ve denetim görevi dışında işçi çalıştırmadığından, yapım işini tümüyle diğer davalı şirkete devrettiğinden asıl işveren olarak nitelendirilemez.
Neticeten ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2018/2708 Esas, 2019/3025 karar 28/11/2019 tarihli benzer ilamda da kabul edildiği üzere; davalı ...Enerji.... A.Ş. hakkında açılan davanın taraf sıfatı /Husumet yokluğundan REDDİNE dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
...
Dosya kapsamında davacının ücret bordroları ve banka kayıtları sunulmamış olmakla, davacının kıdemi, tanık beyanlarınca da ifade edilen davacının yaptığı iş ve kapsamı gözetilerek TMMOB'nin emsal cevabının somut olaya uygun olduğu anlaşılmakla; davacının fesih tarihindeki brüt ücretinin 23.562,73TL olduğuna kanaat edilmiş, ayrıca davalı tanıkları davacıya 1.000.00-TL kira gideri, 3 öğün yemek hizmeti verildiği belirlenmekle, İçtihatlarda esas alınan ... Ticaret Odası verileri uyarınca, net asgari ücretin % 0,7'si esas alınmakla, davacının ücretine 546,00TL üç öğün yemek ve kira hizmet bedeli olan 1.000.00TL eklenmekle davacının giydirilmiş brüt ücretinin 25.108,73TL olduğu sonucuna varılmıştır.
Ücret alacağı yönünden; Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 21 aylık ücret alacağı olduğunu beyan etmiştir. Dosya kapsamında davacının çalışma süresi 21 aydır. İncelenen banka kayıtlarında davalılar tarafından davacıya ödeme görülmemektedir. Bayır şirketinin hesap akışın davalı Reisle arasındaki akışa ilişkindir. Bu itibarla davacı talep konusu maaş ödemesi yapıldığı ispat edilemediğinden hükme elverişli ve yeterli hesap raporuna göre davacının net 353.749,86 TL ücret alacağı hesap edilmiş ise de, ıslah hiç yapılmamış sayıldığından davacının (kıdem -ihbar talebinden kalan miktar olan) net 211.934,42TL ücret alacağının kabulüne karar vermek gerekmiş, fazlaya ilişkin talep hakkından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
İş aktinin feshi, kıdem ve İhbar Tazminatı yönünden ; Davacı vekili, davacının davalıların alt/asıl işveren olduğu işyerinde 01.11.2013-01.08.2015 tarihleri arasında proje müdürü olarak çalıştığını, olay tespit tutanağına da yansıdığı üzere can güvenliğinin olmaması nedeniyle işinin son bulduğunu iddia etmiş, cevap veren davalı şirket husumet itirazını ileri sürmüştür. Olay yeri tespit tutanağının davalı beyanını desteklediği anlaşılmıştır. İş aktinin haklı nedenle fesih edildiğinin ispat yükü kural olarak davalı işverenliktedir. Davalı işverenlik Bayır şirketi bu yükümlülüğü yerine getirmediği gibi , rapora karşı da itiraz hakkını kullanmadığı için davacı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur. Bu itibarla hükme elveriş ve yeterli kök hesap raporuna göre davacının net 6.453,27 TL kıdem tazminatı alacağının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafı itirazı bulunmadığından usuli kazanılmış hak nedeniyle net 29.612,31 TL ihbar tazminatı alacağının da kabulüne karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle davalı ...Enerji Elektrik Ürt. San. ve Tic. A.Ş yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı Şirket bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen ıslah dilekçesinin aynı zamanda yeni dava dilekçesi olduğunu, davalı Reis Şirketi yönünden davanın husumet yokluğundan reddinin hatalı olduğunu, davacının emir ve talimatları Reis Şirketinin koordinatöründen aldığını, ayrıca davalılar arasındaki ilişkinin asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğuna ilişkin emsal Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının bulunduğunu, işçilik alacaklarından davalı Reis Şirketinin de sorumlu tutulması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"...
Davalı işverenlere karşı daha önce açılan davalardan birisinin Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından 12.02.2019 tarih 2018/16117 E. 2019/2997 K. sayılı ilamında taraflar arasındaki ilişkinin anahtar teslim iş olduğunu kabul ederek ... BAM 7. Hukuk Dairesinin kararı bozulmuştur. Bozma ilamında davalı ...Enerji’nin ihale makamı olarak İK 36/2 maddesi uyarınca her hak ediş döneminde üç aylık ücret alacağından sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Davacı iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürmüştür. Davalı bayır Mühendislik şirketi iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde haklı nedenle feshedildiğini ispat edememiştir.
Davacı ücretinin net 17.000 TL olduğunu ileri sürmüştür. Davacı tarafça ücretin ispatı hususunda İnşaat Mühendisleri odasının verdiği cevap yazısında 2015 yılı ikinci yarısında 16.845 TL net ücret alabileceği belirtildiğinden va davacının proje müdürü olması dikkate alındığında bu miktar üzerinden tüm çalışma dönemi için ücret alacağının hesaplanması yerinde olmuştur.
Davacı 248.000 TL alacak miktarı üzerinden kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret alacağı için ilamsız icra takibi başlatmıştır. Taraflarca borca itiraz edilmesi üzerine mevcut dava açılmıştır.
Bilirkişi hesaplaması net 6.453,27 TL, kıdem tazminatı, 29.612,31 TL ihbar tazminatı ve 353.749,86 TL ücret alacağı bulunduğu yönündedir. Bunun üzerine davacı ıslah dilekçesi ile talebini toplam 389.815,44 TL yükselterek davasını alacak davasına dönüştürmüştür. Davacı davasını itirazın iptali davasından alacak davasına dönüştürebilmesi için tam ıslah işlemi yapmak ve yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Davacı tarafça yeni bir dava dilekçesi verilmediğinden ıslah işlemine değer verilmemesi yerindedir.
Davalılar arasında düzenlenen İhale Sözleşmesinin Hakediş Raporlarının düzenlenmesi ve ödenmesi başlıklı 10. maddesinin 2. Fıkrasında “Geçici hakkediş raporları yüklenicinin başvurusu üzerine ayda bir defa düzenlenir. Yüklenici başvurmadığı takdirde işveren, en çok üç ay içinde, tek taraflı olarak hakediş düzenleyebilir.” Hükmü yer almaktadır. Bu düzenleme dikkat alındığında ihale makamı olan davalı ...Enerji şirketi davacının ödenmemiş ve takibe konu ücret alacağının tamamından diğer davalı ile birlikte sorumludur.
..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Enerji Elektrik Ürt. San. ve Tic. A.Ş vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, davacının iddia ettiği dönemde başka şirketler nezdinde çalışmasının olduğunu, davacının 21 ay ücret almadan çalıştığı iddiasının doğru olmadığını, tanıkların davacının ücret miktarı bakımından beyanda bulunmadıklarını, davalı Şirketin talep edilen ücret alacağından sorumlu olmadığını, bu yönde emsal kararların bulunduğunu, müvekkili Şirket açısından husumet yokluğundan reddine karar verilen alacaklar için müvekkili Şirket lehine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalılardan ...Enerji Elektrik Ürt. San. ve Tic. A.Ş'nin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 36 ıncı maddesi kapsamında talep edilen alacaklardan sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 36 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki (4) bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 4857 Sayılı Kanun’da, kamu kurumları ve kuruluşları bakımından ücretin korunması kapsamında özel bir sorumluluk hâli öngörülmüştür. Bu çerçevede Kanun'un 36 ncı maddesinde, “Kamu makamlarının ve asıl işverenlerinin hak edişlerinden ücreti kesme yükümlülüğü” başlığı altında “Genel ve katma bütçeli dairelerle mahalli idareler veya kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar; asıl işverenler müteahhide verdikleri her türlü bina, köprü, hat ve yol inşası gibi yapım ve onarım işlerinde çalışan işçilerden müteahhit veya taşeronlarca ücretleri ödenmeyenlerin bulunup bulunmadığının kontrolü, ya da ücreti ödenmeyen işçinin başvurusu üzerine, ücretleri ödenmeyen varsa müteahhitten veya taşeronlardan istenecek bordrolara göre bu ücretleri bunların hakedişlerinden öderler” şeklinde kurala yer verilmiştir.
3. İhale makamı olan kamu kurumunun, her hak ediş dönemine ilişkin üç aylık ücretten sorumluluğu, kanundan doğan bir sorumluluktur. Yukarıda değinildiği gibi ihale makamı için öngörülen bu sorumluluk sadece ilgili hükümde belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarıyla sınırlıdır.
4.Somut uyuşmazlıkta; Bölge Adliye Mahkemesince Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin emsal bozma ilâmına atıfla ve ihale sözleşmesinin 10 uncu maddesi kapsamında davalı ...Enerji Elektrik Ürt. San. ve Tic. A.Ş' nin ihale makamı olarak ödenmemiş ve takibe konu ücret alacağının tamamından sorumlu olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar emsal olarak belirtilen bozma kararında davalı ...Enerji Elektrik Ürt. San. ve Tic. A.Ş' nin 4857 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi ikinci fırkası gereğince sadece her hak ediş dönemine ilişkin üç aylık ücret alacağından sorumlu olduğu belirtilmiş ise de; bozma kararının ilgili hükmün hatalı olarak değerlendirilmesinin sonucunda verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere 4857 sayılı İş Kanununun 36. maddesindeki düzenleme Kamu makamlarının ve asıl işverenlerinin hak edişlerinden ücreti kesme yükümlülüğüne ilişkin olup davalı ...Enerji Elektrik Ürt. San. ve Tic. A.Ş ise özel hukuk tüzel kişisidir. Bu açıklamalara ve ilgili Kanun hükmüne göre anılan Şirketin ücret alacağı yönünden de herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı açıktır. Hâl böyle olunca davalı ...Enerji Elektrik Ürt. San. ve Tic. A.Ş yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalı ...Enerji Elektrik Ürt. San. ve Tic. A.Ş, yararına takdir edilen 3.815,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
Hukuk Genel Kurulu, 2018/1081 E., 2021/703 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
duklarını, müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davacının ücretinin ödenmediğine dair müvekkiline başvuruda bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere asıl işveren konumunda olan kamu kuruluşunun 4857 sayılı İş Kanunu’nun 36. maddesi gereğince üç aylık ücret hariç diğer alacaklardan sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Hukuk Genel Kurulu 2018/1081 E. , 2021/703 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... 19. İş Mahkemesinin 18.11.2014 tarihli ve 2014/657 E., 2014/1209 K. sayılı kararı ile verilen davanın reddine ilişkin karar davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 02.02.2015 tarihli ve 2015/974 E., 2015/2109 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmuş, bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda ... 19. İş Mahkemesinin 16.03.2017 tarihli ve 2015/310 E., 2017/217 K. sayılı kararı ile verilen asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davacı ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 04.07.2017 tarihli ve 2017/35872 E., 2017/15912 K. sayılı kararı ile bozulmuştur. Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı verilen direnme kararı, davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca usul yönünden bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma kararının gereği yerine getirilerek direnme kararı verilmiştir.
2. Direnme kararı davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Müdürlüğüne ait yol, köprü ve asfalt yapımı işinde davalı ... İnşaat Anonim Şirketi nezdinde 02.06.2006-07.05.2014 tarihleri arasında iş makinesi operatörü olarak aralıksız çalıştığını, ücretinin net 1.885,00TL olduğunu, son üç aylık ücretinin ve son iki yıla ait ikramiyelerin ödenmediğini, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları tam olarak ödenmediğinden haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiğini, sürekli olarak emir ve talimatları veren ve denetimleri yapan kişilerin davalı ... yetkilileri olduğunu, davalı ... İnşaat Anonim Şirketinin alt işveren olduğunu, şantiyede kaldıklarını, davalı işyerinde 07.00-19.00 saatleri arasında çalışıldığını, 06.00-06.30 arası kahvaltı saati, 12.00-13.00 arası ise öğle yemeği saati olduğunu, akşam çıkış saati 19.00 olmasına rağmen çoğu zaman 20.00’a kadar çalıştıklarını, hafta tatillerinde çalıştığını ancak senede üç veya dört defa üç ya da dört günlüğüne izne gönderildiklerini, yıllık otuz gün civarında hafta sonu çalışmasına dair alacağının bulunduğunu, ulusal bayramlarda çalıştığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, ikramiye, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
5. Davacı vekili, ... 39. İş Mahkemesinin 12.01.2017 tarihli ve 2017/24 E., 2017/5 K. sayılı kararı ile eldeki davayla birleştirilmesine karar verilen davada ise; talep edilen alacaklara ilişkin bilirkişi raporunda hesap edilen alacakların, ıslah edilen miktardan fazla olması nedeniyle, fark alacakların tahsili için bu davanın açıldığını belirtilerek, fark kıdem tazminatı, bakiye ücret ve hafta tatili ücreti alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
6. Davalı ... İnşaat Taahhüt ve Ticaret Elektrik Üretim Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin diğer davalı ... Müdürlüğüne ait ... Ayrımı ...-... Yolu 120-170 km yol inşaatı işini ve ..., ..., Çevre Yolu, Köprülü Kavşak inşaatı işini üstlendiğini, davacının 16.06.2012-12.05.2014 tarihleri arasında çalıştığını, en son ücretinin 1.885,00TL olduğunu, davacının kendi isteği ile işyerinden ayrıldığını, işçilere ikramiye ödenmesine ilişkin işyeri uygulamasının bulunmadığını, işin durumuna göre nadiren yapılan fazla çalışmaların karşılığının ödendiğini, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma olmadığını, Bitümlü Kaplama İşleri İçin Yapılan Sözleşmenin 17.6. maddesine göre 1 Aralık-1 Nisan arasındaki dönemin, işyerlerinde havanın fen noktasında çalışmaya uygun olmayan dönem olarak belirlendiğini, bu tarihler arasında yani yılın dört ayında bekçi gibi zorunlu çalışan iki veya üç kişi dışında davacı da dâhil şantiyede çalışan işçilerin tamamına yıllık izinlerinin kullandırıldığını, bu tarihlerde çalışma olmadığından davacının talep ettiği alacaklara da hak kazanmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
7. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davacının ücretinin ödenmediğine dair müvekkiline başvuruda bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere asıl işveren konumunda olan kamu kuruluşunun 4857 sayılı İş Kanunu’nun 36. maddesi gereğince üç aylık ücret hariç diğer alacaklardan sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin Birinci Kararı:
8. ... 19. İş Mahkemesinin 18.11.2014 tarihli ve 2014/657 E., 2014/1209 K. sayılı kararı ile; dava konusu alacakların belirlenebilir olması nedeniyle belirsiz alacak davası açılmasında hukukî yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:
9. ... 19. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
10. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 02.02.2015 tarihli ve 2015/974 E., 2015/2109 K. sayılı kararı ile; “…Dosya içeriğine göre, davacı vekili dava dilekçesi ile, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 100,00'er TL kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ikramiye, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. 03.11.2014 harç tarihli ıslah dilekçesinde ise dava konusu alacakların belirli alacak olduğunu açıklayarak dava değerini artırmıştır. Bu durumda davanın kısmi olarak açıldığı açık olup, kısmi istekle dava açılmasına kanuni engel bulunmadığı da gözetilerek işin esasına girilip oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerekirken, davacı vekilinin duruşmadaki beyanından hareketle belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle ve bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığı da belirtilerek karar bozulmuştur.
Mahkemenin İkinci Kararı:
11. ... 19. İş Mahkemesinin 16.03.2017 tarihli ve 2015/310 E., 2017/217 K. sayılı kararı ile; Yargıtay bozma kararına uyulmak suretiyle yapılan araştırma sonucunda, davalı ... Müdürlüğünün ihale makamı, diğer davalı şirketin ise müteahhit konumunda olduğu, ücret alacağı bulunduğundan davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, davalı ... Müdürlüğünün ihale makamı olması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 36. maddesi gereğince sadece ödenmeyen ücret alacağından sorumlu olduğu, davacı tanıklarının davalılar aleyhine açılmış davaları bulunması sebebiyle beyanlarına itibar edilmediği, bu durumda davacının sadece kıdem tazminatı ve ücret alacağına hak kazandığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile kıdem tazminatının davalı şirketten, ücret alacağının ise davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile kıdem tazminatının davalı şirketten tahsiline, ücret alacağının ise davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, hafta tatili ücreti alacağı bakımından ise davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:
12. ... 19. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen bu kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
13. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 04.07.2017 tarihli ve 2017/35872 E., 2017/15912 K. sayılı kararı ile; davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra “…2…Somut olayda davacı, operatör olarak davalı ... İnşaat Taah. ve Tic. Elektrik Ür. A.Ş. işçisi olarak diğer davalı idare bünyesinde çalışmıştır.
Davalılar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesi incelendiğinde "...-...-...-... ... yolları kesiminin yapım işi" işi olduğu görülmüştür.
...'nün, 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanununun 4/ç bendi uyarınca "otoyollar ve bunların üzerinde bulunan bakım ve işletme tesisleri ile hizmet tesislerinin, diğer mal ve hizmet üretim birimleri ile varlıklarının yapımını ve/veya bakım ve onarımını ve/veya işletmesini yapmak veya yaptırmak ve denetlemek", 4/d bendi uyarınca " Karayollarının kullanılmasına, teknik emniyet ve korunmasına yönelik kurallar ile tüm karayollarındaki işaretleme standartlarını uluslararası uygulamaları da dikkate alarak tespit etmek, yayımlamak ve kontrol etmek", 4/e bendi uyarınca," görev alanına giren karayollarında, uygun göreceği yol işaretlerini belirlemek, uygun yerlere koymak ve bu kapsama giren işleri yapmak veya yaptırmak" gibi görevleri bulunmaktadır.
Dolayısıyla söz konusu hükümler incelendiğinde davalı idarenin, belli bir teknoloji ve uzmanlık gerektiren hizmet alım sözleşmesinde teknik detayları ayrıntılı olarak yazılı olan işini yükleniciye ihale ile verdiği anlaşılmıştır.
Kaldı ki ihale edilen işin, ihaleyi alan şirket tarafından belirli süre içerisinde yerine getirilmesi zorunlu ise de söz konusu iş niteliği gereği sürekli bir iştir. Sadece belli bir zaman dilimi ile sınırlı olamaz. Bu hali ile de anahtar teslimi bir iş olarak kabulünün de mümkün bulunmadığı açıktır.
O halde tüm bu düzenleme ve deliller ışığında davalı idare ile diğer davalı arasındaki ilişkinin asıl-alt işveren ilişkisi olduğu; yapılan sözleşme kapsamının, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerden olduğu açıktır. Dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile davalı idarenin ihale makamı olduğunun kabulü ve bir kısım işçilik alacakları için davalı idare yönünden husumetten ret kararı verilmesi hatalıdır. Mahkemece, davalılar arasındaki ilişkinin asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu, dolayısıyla da dava konusu tüm alacaklardan davalıların birlikte sorumlu olduklarının kabulü gerekirken davalı idarenin sadece ücret alacağı ile sorumlu tutulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-…Somut olayda Mahkemece, davacının fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacağının reddine karar verilmiştir. Dosyada mevcut olan ancak hesaplamalara esas alınmayan bilirkişi raporunda aralık ve nisan ayları dışındaki çalışmaları için haftada altı gün 7:00-19:00 arası çalışıldığını ve günlük 3 saat fazla mesai yapıldığını, ayda iki kez hafta tatilinde çalıştıklarını yine genel tatillerde çalışma yapıldığını hesaplamıştır. Nitekim gerek Dairemizin 02.6.2016 tarih, 2016/7345 esas, 2016/16301 karar sayılı kararı, gerekse seri nitelikteki diğer dosyalarda aynı davalılara karşı dava açan işyeri çalışanlarına ilişkin dosyalarda da, aynı doğrultuda yapılan hesaplamalara kabul edilmiştir. Bu durumda, davacının görevi, çalışma süresi, tanık beyanları ile emsal kararlar birlikte değerlendirildiğinde davacının, fazla mesai, genel tatil ile hafta tatili alacağının dosyadaki bilirkişi raporu esas alınarak kabulü dosya içeriğine uygun düşecektir.” gerekçeleriyle oy çokluğu ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
14. ... 19. İş Mahkemesinin 26.10.2017 tarihli ve 2017/442 E., 2017/548 K. sayılı kararı ile; davalı şirketin yol yapım işini üstlendiği, davalı ... Müdürlüğünün ihale ile kurulan bu yeni işyerinde işçi çalıştırmadığı, söz konusu yol yapım işinin tamamının davalı şirkete verildiği, buna göre davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğunun kabul edilemeyeceği, davalı ... Müdürlüğünün sadece üç aylık ücret alacağından sorumlu tutulabileceği, öte yandan bozma kararında geçen emsal kararda, dava konusu olan çalışma yerinin ve çalışma döneminin, davacının çalışma dönemi ve yerinden farklı olduğu, bu bağlamda bahsi geçen kararın emsal nitelikte olmadığı, ayrıca farklı nitelikteki işçilerin çalışma gün ve saatinin aynı olduğunun varsayılmasının da mümkün olmadığı, üstelik emsal kararda mahkemece davalı taraf aleyhine açılmış davası bulunan tek tanık dinlenilerek sonuca varıldığının anlaşıldığı, bu itibarla ispat yükü kendisinde olan davacının fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasının olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
15. ... 19. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen bu kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
16. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.05.2018 tarihli ve 2018/22-432 E., 2018/998 K. sayılı kararı ile; “…Somut olaya gelince; mahkemece aslolan kısa kararda yukarıda açıklanan mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmamış sadece "Bozma ilamına uyulmayarak mahkememizce tesis edilen önceki kararda direnilmesine," denilmekle yetinilmiş, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar kurulmamıştır.
Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü de bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır.
Şu durumda mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmasıdır.
Mahkemenin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kısa karar usule uygun karar değildir.
Direnme kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir...” gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
17. ... 19. İş Mahkemesinin 19.06.2018 tarihli ve 2018/153 E., 2018/346 K. sayılı kararı ile; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma kararı doğrultusunda usulî eksikliklerin giderildiği belirtilerek önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
18. Direnme kararı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
19. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda,
1-Davalı ... ile ... İnşaat Taahhüt ve Ticaret Elektrik Üretim Anonim Şirketi arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin mi yahut ihale makamı-müteahhit ilişkisinin mi bulunduğu, buradan varılacak sonuca göre dava konusu işçilik alacaklarından davalıların birlikte mi sorumlu olduğu yahut davalı ... Müdürlüğünün 4857 sayılı İş Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca sadece üç aylık ücret alacağından mı sorumlu olduğu,
2-Davacının görevi, çalışma süresi, tanık beyanları ile emsal kararlar birlikte değerlendirildiğinde dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı işçinin 1 Aralık ilâ 1 Nisan arasındaki dönem dışındaki çalışmaları için haftanın altı günü 07.00-19.00 saatleri arasında çalıştığının ve günlük üç saat fazla çalışma yaptığının, ayrıca ayda iki kez hafta tatilinde ve genel tatil günlerinde çalıştığının kabulüyle fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasının dosya kapsamına uygun olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
A. Davalı ... vekilinin temyizi bakımından;
20. Bilindiği üzere hukukî yarar, dava şartı olduğu kadar temyiz istemi için de aranan bir şarttır. Mahkemenin ilk hükmünü temyiz edip, bu istemi Özel Dairece reddedilen taraf yönünden karar kesinleşmiş olmakla, artık bu tarafın direnme kararını temyizde de hukukî yararı bulunmamaktadır.
21. O hâlde davalı ... vekilinin direnme hükmüne yönelik temyiz isteminin hukukî yarar yokluğundan reddine karar verilmelidir.
B. Davacı vekilinin temyizi bakımından;
i. (1) numaralı uyuşmazlık yönünden;
22. Asıl işveren-alt işveren ilişkisi 4857 sayılı İş Kanunu'nun (İş Kanunu) "Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde düzenlenmiştir.
23. Anılan madde uyarınca “...Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir”.
24. Bu hükme göre, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir. Kanuna uygun biçimde bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulmuş ise, asıl işveren, alt işveren işçilerinin Kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu bir toplu iş sözleşmesi bulunması hâlinde bundan doğan yükümlüklerden işçilere karşı alt işveren ile birlikte sorumlu olacaktır.
25. İş Kanunu uyarınca çıkarılan Alt İşverenlik Yönetmeliğinin (Yönetmelik) 4. maddesi uyarınca, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulabilmesi için; asıl işverenin işyerinde mal veya hizmet üretimi işlerinde çalışan kendi işçileri de bulunmalı, alt işverene verilen iş, işyerinde mal veya hizmet üretiminin yardımcı işlerinden olmalıdır. Asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi durumunda ise, verilen iş işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olmalıdır. Öte yandan alt işveren, üstlendiği iş için görevlendirdiği işçilerini sadece o işyerinde aldığı işte çalıştırmalıdır. Ayrıca alt işveren, daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kimse olmamalıdır. Ne var ki daha önce o işyerinde çalıştırılan işçinin bilahare tüzel kişi şirketin ya da adi ortaklığın hissedarı olması, alt işveren ilişkisi kurmasına engel teşkil etmez.
26. Diğer taraftan İş Kanunu'nun 36. maddesinin birinci fıkrası; “Genel ve katma bütçeli dairelerle mahalli idareler veya kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar; asıl işverenler müteahhide verdikleri her türlü bina, köprü, hat ve yol inşası gibi yapım ve onarım işlerinde çalışan işçilerden müteahhit veya taşeronlarca ücretleri ödenmeyenlerin bulunup bulunmadığının kontrolü, ya da ücreti ödenmeyen işçinin başvurusu üzerine, ücretleri ödenmeyen varsa müteahhitten veya taşeronlardan istenecek bordrolara göre bu ücretleri bunların hak edişlerinden öderler.
Bunun için hakediş ödeneceği ilgili idare tarafından işyerinde şantiye şefliği işyeri ilân tahtası veya işçilerin toplu bulunduğu yerler gibi işçilerin görebileceği yerlere yazılı ilân asılmak suretiyle duyurulur. Ücret alacağı olan işçilerin her hakediş dönemi için olan ücret alacaklarının üç aylık tutarından fazlası hakkında adı geçen idarelere herhangi bir sorumluluk düşmez.
Anılan müteahhitlerin bu işverenlerdeki her çeşit teminat ve hakedişleri üzerinde yapılacak her türlü devir ve el değiştirme işlemleri veya haciz ve icra takibi bu işte çalışan işçilerin ücret alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.
Bir işverenin üçüncü kişiye karşı olan borçlarından dolayı işyerinde bulunan tesisat, malzeme, ham, yarı işlenmiş ve tam işlenmiş mallar ve başka kıymetler üzerinde yapılacak haciz ve icra takibi, bu işyerinde çalışan işçilerin icra kararının alındığı tarihten önceki üç aylık dönem içindeki ücret alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.
(Değişik beşinci fıkra: 10/9/2014-6552/3 md.) İşverenler, alt işverene iş vermeleri hâlinde, bunların işçilerinin ücretlerinin ödenip ödenmediğini işçinin başvurusu üzerine veya aylık olarak resen kontrol etmekle ve varsa ödenmeyen ücretleri hak edişlerinden keserek işçilerin banka hesabına yatırmakla yükümlüdür.” şeklinde düzenlenmiştir.
27. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinin altıncı fıkrasına göre alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olmak üzere İş Kanunundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte müteselsilen sorumlu olan asıl işveren, İş Kanunu’nun 36. maddesinin beşinci fıkrası ile alt işveren işçilerinin ücretlerinin tam ve zamanında ödenmesini sağlamakla yükümlü kılınmıştır. Bu yükümlülük kamu veya özel tüm asıl işverenler için söz konusu olduğu gibi, ihale makamının sorumluluğu her hak ediş dönemi için üç aylık ücretle sınırlandırılmış iken, asıl-alt işveren ilişkisinin bulunduğu durumlarda böyle bir sınırlama bulunmamaktadır.
28. Somut olayda; davacı vekili, müvekkilinin davalı ... Müdürlüğüne ait yol, köprü ve asfalt yapım işinde davalı ... İnşaat Anonim Şirketi nezdinde 02.06.2006-07.05.2014 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını iddia etmiştir.
29. Mahkemece, davalı ... Müdürlüğünün ihale makamı, diğer davalı şirketin ise müteahhit konumunda olduğu, davacının 02.06.2006-07.05.2014 tarihleri arasında davalı şirket nezdinde kesintili olarak 7 yıl 11 ay 6 gün çalıştığı kabul edilerek hüküm altına alınan kıdem tazminatının davalı şirketten, ayrıca ödenmeyen son üç aylık ücretin ise davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
30. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 02.06.2006-07.05.2014 tarihleri arasında davalı şirket nezdinde kesintili çalıştığı belirtilmiş ise de; dosya kapsamı ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarından 02.06.2006-07.05.2014 tarihleri arasında davacının çalıştığı şirket veya şirketler, bu şirketlerin adresleri, davacı işçinin yaptığı iş ve bu işin her iki davalı ile ilgisi açıkça ve tereddüt uyandırmayacak şekilde tespit edilememektedir.
31. Diğer taraftan davacı vekili müvekkilinin 02.06.2006-07.05.2014 tarihleri arasında Karayolları Genel Müdürlüğüne ait yol, köprü ve asfalt yapımı işinde çalıştığını iddia etmesine rağmen davacının tüm çalışma dönemini kapsayan ihale sözleşmelerinin dosya içeriğinde bulunmadığı, mahkemece sadece 2011 ilâ 2014 yıllarını kapsayan “... Ayrımı- ...-... ve ...-...-... Yolları Km: 120+000-170+000 Kesiminin Yapımı İşine Ait Sözleşme Tasarısı” ile “...-...-... (1.Kısım) Yolunun Takriben Km: 108+500-113+8B0G/0+000-100+332 Kesimine Ait Bitümlü Kaplama İşleri İçin Sözleşme” incelenerek eksik araştırma ile sonuca gidildiği, davalı şirket tarafından sunulan “...- ...-... (1. Kısım) Yolunun Takriben Km:11+085-51+452 Kesimine Ait Bitümlü Kaplama İşleri İçin Sözleşme”nin incelenmediği, davacının bu sözleşme kapsamında çalışıp çalışmadığının irdelenmediği anlaşılmıştır.
32. Bununla birlikte davalı şirket tarafından düzenlenen 18.06.2014 tarihli belgede davacının işyeri adının “... Şantiyesi İşi” olarak belirtilmesi ve dosya içeriğinde bulunan bir kısım Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarından davacının 02.02.2006-28.12.2007 tarihleri arasında davalı şirket nezdinde çalıştığı işyeri adresinin “Pendik E-5 Kavşağı güney taraf alt geçit köprüsü ve bağlantı ...” olduğunun, 29.12.2007-24.06.2012 tarihleri arasında “... ... ...” olarak işyeri adresi bildirilen davalı şirket nezdinde; 16.06.2012-12.05.2014 tarihleri arasında ise davalı şirketin “... ... Çevre Yolu ...” adresli işyerinde çalıştığının anlaşılması karşısında; davacının tüm çalışma süresine ilişkin çalıştığı işverenlerin, yaptığı işin ne olduğunun, işin yapıldığı yerin veya yerlerin, çalışma aralığının açıklığa kavuşturulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
33. Bu itibarla mahkemece öncelikle davacının çalıştığı tüm işyerlerinin işyeri unvanı, adresi, tescil belgeleri ile varsa ortak veya adres değişimlerine ilişkin belgeler ve her iki davalı bakımından alt işvereni veya anahtar teslim sözleşmesi yapan yüklenicisi olup olmadığını gösteren tüm kayıtlar, varsa bu işyerlerinin unvanı, ortakları, devir, birleşme, unvan değişikliğine dair belgeler, davacı işçinin yaptığı iş ve yapılan işin davalılar ile ilgisi olup olmadığını gösteren kayıtlar, davacının çalıştığı görünen tüm işyeriyle ilgili işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri Sosyal Güvenlik Kurumundan temin edilmeli; ayrıca 02.06.2006-07.05.2014 çalışma dönemine ilişkin tüm hizmet alım sözleşmeleri, genel şartname, idari şartname ve teknik (özel ve genel) şartnameler, makine teçhizat ve ekipman listeleri ile sair sözleşme ekleri getirtilmeli, daha sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının 02.06.2006-07.05.2014 tarihleri arasındaki tüm çalışmasını davalı şirket nezdinde geçirip geçirmediği; tüm çalışma dönemi dikkate alınarak hangi hizmet alım sözleşmesi kapsamında ve hangi şantiyede, hangi işi yaparak çalıştığı hususları tek tek incelenmeli, dolayısıyla her bir ihale sözleşmesi döneminde davacı işçinin davalı şirket nezdinde ihale konusu iş kapsamında çalışıp çalışmadığı, ihale konusu kapsamında çalışılan işlerin birbirinin devamı niteliğinde olup olmadığı net bir şekilde belirlenmelidir.
34. Yukarıda aktarıldığı şekilde araştırma yapıldıktan sonra sonucuna göre davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ya da ihale makamı-müteahhit ilişkisi bulunup bulunmadığı irdelenmelidir.
35. Bu nedenle, mahkeme tarafından eksik araştırma ile sonuca gidilmesi isabetli bulunmamıştır.
36. Hâl böyle olunca direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir.
ii. (2) numaralı uyuşmazlık yönünden;
37. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 63. maddesine göre;
"Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırkbeş saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır (Ek cümle: 10/9/2014-6552/7 md.; Değişik cümle: 4/4/2015-6645/36 md.). Yer altı maden işlerinde çalışan işçilerin çalışma süresi; günde en çok yedi buçuk, haftada en çok otuz yedi buçuk saattir.
Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, iş yerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu hâlde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir (Ek cümle: 6/5/2016-6715/3 md.). Turizm sektöründe dört aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz; denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile altı aya kadar artırılabilir.
Çalışma sürelerinin yukarıdaki esaslar çerçevesinde uygulama şekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir".
38. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 63 ve devamı maddelerinde çalışma süresi düzenlenmiş olmakla birlikte "çalışma süresi"nin tanımı yapılmamıştır. Ancak 63. maddenin son fıkrası uyarınca 06.04.2004 tarihli ve 25425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği’nin 3. maddesinde yer alan, "Çalışma süresi, işçinin çalıştırıldığı işte geçirdiği süredir. İş Kanununun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasında yazılı süreler de çalışma süresinden sayılır. Aynı Kanunun 68 inci maddesi uyarınca verilen ara dinlenmeleri ise, çalışma süresinden sayılmaz." şeklindeki düzenleme ile çalışma süresinden ne anlaşılması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
39. O hâlde işçinin çalıştırıldığı işte geçirdiği "fiili çalışma süresi" ile Kanunun 66. maddesi uyarınca çalıştırıldığı işte fiilen geçmemiş olsa bile çalışılmış gibi sayılan hâller de "farazi çalışma süresi" olarak çalışma süresine dâhil edilmelidir.
40. Yine Kanunun 63. maddesi haftalık çalışma süresinin 45 saat olduğunu hükme bağlamıştır.
41. Fazla çalışma ise İş Kanunu’nun 41 ilâ 43. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 41. maddesinin birinci fıkrasına göre, "Ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalardır. 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hâllerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam kırkbeş saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz".
42. Bu durumda denkleştirmenin uygulandığı hâller hariç, haftalık kırkbeş saati aşan çalışmaların fazla çalışma sayılarak, normal saat ücretinin yüzde elli yükseltilmesi sureti ile belirlenecek saat ücreti esas alınıp hesaplanarak işçiye ödenmesi gerekir.
43. İş Kanununda öngörülen yüzde elli fazlasıyla ödeme kuralı nispi emredici niteliktedir. Tarafların sözleşmeyle bunun altında bir oran belirlemeleri mümkün değilse de, daha yüksek bir oran tespiti olanaklıdır.
44. İş Kanunu’nun hafta tatili ücretini düzenleyen 46. maddesinde, Kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63. maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmi dört saat dinlenme (hafta tatili) verileceği düzenlenmiş olup, aynı maddenin ikinci fıkrasında çalışılmayan hafta tatili günü için işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretinin tam olarak ödeneceği ifade edilmiştir.
45. Kanunun “Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma” başlıklı 44. maddesinde ise ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışılıp çalışılmayacağının toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile kararlaştırılacağı, sözleşmelerde hüküm bulunmaması hâlinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayının gerektiği; 47. maddede de, Kanun kapsamındaki işyerleri bakımından ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödeneceği hükme bağlanmıştır.
46. Bu aşamada, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığı iddiasının ispat koşulları üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.
47. Gerek mülga 1475 sayılı İş Kanunu, gerekse hâlen yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu’nda fazla çalışmanın ispatı ile ilgili olarak özel bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle anılan alacakların ispatı genel hükümlere tabidir.
48. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”.
49. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinde de;
“(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
şeklinde düzenleme mevcuttur.
50. Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir.
51. O hâlde fazla çalışma yaptığını, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi kural olarak, bu iddiasını ispat etmek zorundadır.
52. Fiili bir olgu söz konusu olduğundan kural olarak işçi, fazla çalışma yaptığını, hafta tatillerinde, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir. Bu konuda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
53. Somut olayda, mahkemece davacı tanıklarının davalılara karşı açmış olduğu alacak davaları bulunması nedeniyle bu tanıkların beyanlarına itibar edilmediği, davacının fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispat edemediği gerekçesiyle fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
54. Özel Daire tarafından emsal nitelikte olan dosyalarla aynı doğrultuda hesaplama yapan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi davacının Aralık ilâ Nisan ayları dışındaki döneme ait çalışmaları için haftanın altı günü 07:00-19:00 saatleri arasında bir buçuk saat ara dinlenmesi ile çalışarak günlük üç saat fazla çalışma yaptığı, ayda iki kez hafta tatili ve ulusal bayram günlerinde çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
55. Özel Dairece hükme esas alınması gerektiği vurgulanan bilirkişi raporunda zamanaşımı def'i dikkate alınarak fazla çalışma ve hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı hesap edilmiştir.
56. Yukarıda “i” bölümünde (22-36. paragraflar arasında (1) numaralı uyuşmazlığa ilişkin) aktarılan araştırma ve inceleme yapıldığı takdirde 2009 ilâ 2014 yılları arasında davacının hangi işveren nezdinde, nerede, hangi aralıklarla, hangi şantiyede, hangi işte çalıştığı belirlenebileceğinden bahsedilen hususlar tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulduktan sonra dosyadaki mevcut delil durumuna göre yeniden yapılacak bir değerlendirme ile davacı işçinin fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağına hak kazanıp kazanamayacağına karar verilmelidir.
57. Hâl böyle olunca direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir.
58. Öte yandan, ... 19. İş Mahkemesinin 26.10.2017 tarihli ve 2017/442 E., 2017/548 K. sayılı direnme kararı davacı ve davalı ... tarafından temyiz edilmesine rağmen Hukuk Genel Kurulunun 09.05.2018 tarihli ve 2018/22-432 E., 2018/998 K. sayılı karar içeriğinde yer alan direnme kararının taraf vekilleri tarafından temyiz edildiğine ilişkin ifadenin maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmıştır.
59. Diğer taraftan asıl dava tarihi “29.05.2014” olmasına rağmen direnme kararının başlık kısmında asıl dava tarihinin “19.03.2015” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir bir maddi hata olarak kabul edilmiş ve esasa etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
IV. SONUÇ:
1- Yukarıda A bölümünde (20. ve 21. paragraflarda) açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının hukukî yarar yokluğundan REDDİNE, 08.06.2021 tarihinde yapılan görüşmede oy birliği ile,
2- Yukarıda B bölümünün “i” bendinde [(1 numaralı uyuşmazlığa ilişkin) (22-36. paragraflar arasında)] açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.06.2021 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy birliği ile,
3- Yukarıda B bölümünün “ii” bendinde [(2 numaralı uyuşmazlığa ilişkin) (37-57. paragraflar arasında)] açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 08.06.2021 tarihinde yapılan görüşmede oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2020/5536 E., 2020/11089 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (İş) Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece; toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı Enerji Sa Üretim A.Ş’ nin ihale makamı olduğu, sorumluluğunun 4857 sayılı İş kanunun 36. maddesi gereği sadece 3 aylık ücret ile sınırlı olduğu ancak davada ücret alacağı talebi bulunmadığı gerekçesiyle davalı Enerji Sa yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
9. Hukuk Dairesi 2020/5536 E. , 2020/11089 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının ... ve Hes İnşaatında 28/05/2012-10/07/2013 tarihleri arasında çalıştığını, işlerin azalması gerekçe gösterilerek iş sözleşmesinin feshedildiğini ve ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatili ücreti ve yıllık ücretli izin alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Enerji Sa Enerji Üretim AŞ. vekili, ihale makamı konumunda bulunduklarını, faaliyet konuları arasında inşaat yapma işi olmadığını, eser sözleşmesi ile diğer davalı şirketlere bırakılan bir inşaat işi bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Ataç İnşaat ve Sanayi AŞ. vekili, davacının tüm alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece; toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı Enerji Sa Üretim A.Ş’ nin ihale makamı olduğu, sorumluluğunun 4857 sayılı İş kanunun 36. maddesi gereği sadece 3 aylık ücret ile sınırlı olduğu ancak davada ücret alacağı talebi bulunmadığı gerekçesiyle davalı Enerji Sa yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, süresi içerisinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1- Taraflar arasında adi ortaklığa yöneltilen davada, taraf teşkilinin nasıl sağlanacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. Hasımsız davalar hariç olmak üzere, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan davaya bakılamaz ve yargılama yapılamaz.
Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2003 tarih, 2003/12-574-564 sayılı kararında vurgulandığı üzere ortak girişim iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişinin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri bir ortaklık türü olup, bu ortaklığın tek başına tüzel kişiliği bulunmamaktadır.
Dosya içeriğine göre; dava, davalı Enerji Sa’nın yanı sıra ... İnşaat ve Sanayi A.Ş. - G. Hinteregger Söhne Baugesellschaft M.B.H ortak girişimine yöneltilmiş, tebligatlar adi ortaklık adına yapılmış ve adi ortaklık aleyhine hüküm kurulmuştur. Bu durumda davacı vekiline, adi ortaklığı oluşturan davalılara ayrı ayrı tebligat yapılması için süre verilmeli ve taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilmeli, hüküm adi ortaklığı oluşturan tüzel kişilikler hakkında kurulmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Öte yandan, adi ortaklığı oluşturan şirketler “Ataç İnşaat ve Sanayi A.Ş” ve “G. Hinteregger Söhne Baugesellschaft M.B.H” olmasına karşın mahkemece bu şirketlerin ünvanlarının gerekçenin karar başlığında ve hüküm yerinde “Ataç İnş.ve Sanayi A.Ş. ve ... ve Hes. Tesisleri İnş ve Ataç-Hinteregger İş Ortaklığı” şeklinde hatalı belirtilmesi de doğru bulunmamıştır.
2- Kabul şekline ve temyiz edenin sıfatına göre inceleme yapıldığında; taraflar arasında, fazla çalışma alacağının hesaplanması noktasında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, fazla çalışma tahakkuku bulunan imzasız ücret bordrolarının ait olduğu ayların bu aylara ilişkin ödeme yapıldığı gerekçesiyle hesaplamadan dışlanması gerektiği kabul edilmiştir. Bu husus hükmün gerekçesinde kabul ve tespit edilen fazla çalışma alacak miktarından açıkça anlaşılmaktadır. Ne var ki; işçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda işçinin ihtirazi kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür. Bu takdirde, ücret ödemelerinin bulunduğu ayların dışlanması yerine yapılan ödemelerin mahsubu gerekir. Belirtilen husus gözetilmeden karar verilmesi hatalıdır.
3-Davacı vekili temyiz aşamasında, davada harcını da yatırarak ıslah dilekçesi sunduğunu ancak dosyanın Esas numarasını 2014/49 yerine 2014/53 olarak yazdığını ve Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/566 muhabere numarası ile evrakı yolladığını savunmaktadır. Mahkemece bu itiraz üzerinde durularak davacının karardan önce yöntemince ıslah dilekçesi sunup sunmadığı araştırılıp değerlendirilmeli sonucuna göre karar verilmelidir.
4- Son olarak Mahkeme gerekçesinde; davalı Enerji Sa Üretim A.Ş’ nin ihale makamı olarak sorumluluğunun 4857 sayılı İş kanunun 36. maddesi gereği sadece her hakediş dönemi için 3 aylık ücret ile sınırlı olduğu açıklanmıştır. Kanunun 36. maddesindeki düzenleme “Kamu makamlarının ve asıl işverenlerinin hak edişlerinden ücreti kesme yükümlülüğü” ne ilişkin olup davalı Enerji Sa Enerji Üretim AŞ’nin ise özel hukuk tüzel kişisi olduğu dikkate alındığında mahkemenin bu yöndeki gerekçesi hatalı ise de; gerek temyiz edenin sıfatı gerekse davada ücret alacağının talep edilmemiş olduğu dikkate alınarak bu husus bozma sebebi yapılmayıp eleştirilmekle yetinilmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.10.2020 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı vekili müvekkilinin ... ve Hes inşaatında 28.5.2012 -10.07.2013 tarihleri arasında çalıştığını iş aktinin işlerin azalması gerekçe gösterilerek haksız olarak feshedildiğini ödenmeyen işçilik alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davalı Enerji Sa A.Ş ile diğer davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi olmadığı davalı Enerji Sa A.Ş nin ihale makamı olduğu belirtilerek bu davalı yönünden davanın reddine,diğer davalıların ise alacaklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemiz temyiz incelemesi sırasında çoğunluk görüşü ile mahkemenin davalı Enerji Sa A.Ş 'nin ihale makamı olduğu kabul edilmek suretiyle işi anahtar teslim sözleşmesi çerçevesinde diğer davalı şirkete verdiği davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunmadığı belirtilerek bu husus bozma sebebi yapılmamış isede tarafımca bu görüşe iştirak edilememiştir.
Şöyleki; Davalılar arasındaki 31.10.2011 tarihli ...HİDROELEKTRİK SANTRALI İNŞAAT VE HİDROMEKANİK İŞLERİ SÖZLEŞMESİ'nin 4.MADDESİ'nde iş sahibi temsilcisinin yetki ve görevlerinin düzenlendiği bu maddede iş sahibi ile yüklenici arasındaki iletişimin iş sahibi temsilcisi tarafından sağlandığı,aynı maddede iş sahibinin işi beğenmediği taktirde sökme değiştirme gibi yetkilere sahip olduğu ,
6.MADDE ile işin başka bir alt yüklenicinin yükleniciye devredilemeyeceğinin düzenlendiği,
9.MADDE'nin " ilave proje ve talimatlar "başlığını taşıdığı ve bu maddede işlerin devamı süresince zaman zaman iş sahibinin işlerin gereğince yapılması ve gerektiğinde bakımlarının sağlanması için gerekli ek projeleri ek işleri ve talimatları yükleniciye vermeye tamamen muktedir olduğu yüklenicinin bunları yapmakla yükümlü olduğu ve proje ve talimatların ilave iş olarak değerlendirilemeyeceği,
14.MADDE'sinde işlerin sözleşme ile iş sahibinin talimatlarına uygun yapılmasının düzenlendiği bu maddede ,işin yapılması ile ilgili talimatların iş temsilcisi tarafından yükleniciye verileceği yüklenicinin bu talimatlar doğrultusunda çalışacağı
15.MADDE'sinde iş proğramının verilmesi hususunun düzenlendiği ,buna göre işin proğramının ve ne şekilde yapılacağının tamamen iş sahibi tarafından düzenlenip yükleniciye verileceği yüklenicinin İş proğramını İş sahibinin iş yerinde başka yüklenicilerin /alt yüklenicilerin olabileceğini ve bu yüklenicilerin İş Proğramını etkileyebileceğini kabul edeceğini
16.MADDE yüklenicinin iş sahibine karşı sorumlu olacak bir şantiye şefi ve proje müdürü,görevlendireceği bu kişinin iş sahibi tarafından onaylanacağı ,değiştirilmesinin her zaman İş sahibi tarafından istenebileceği ,yüklenicinin derhal istenen değişiklikleri yerine getireceğini
17.MADDE'nin "yüklenicinin personeli" başlığını taşıdığı 17.4.maddesinde yüklenicinin iş bu sözleşme kapsamında çalışacak yüklenici ve alt yüklenici adayları çalışanları listelerini iş sahibinin onayından sonra iş sahibinin HES için açmış olduğu SGK İŞYERİ NOSUNA KAYIT ettirceği bu kayıt yaptırılmadan hiç bir şekilde işçi çalıştırılamayacağı YÜKLENİCİ YADA ALT YÜKLENİCİLERİN İŞ SAHİBİNİN ONAYI OLMADAN HİÇ BİR ŞEKİLDE İŞÇİ ÇALIŞTIRAMAYACAĞI ,iş sahibi tarafından istenmeyen personelin derhal işten çıkarılacağının hüküm altına alındığı görülmüştür.
Anılan maddeler ve tüm sözleşme bütün olarak değerlendirildiğinde davalı Enerji Sa tarafından davalı Ataç İnşaata ,işin organizazyonunun,yönetiminin,personel alımı ve denetiminin ve işin yürütümünün bir bütün olarak bırakılmadığı,davalı Enerji Sa tarafından yapılan müdahalenin işin sözleşme kapsamına uygun yapılması denetiminin çok ötesine geçtiği ,işin başından sonuna kadar davalı Enerji Sa tarafından çalışanlar da dahil organize edildiği hatta çalışanların SGK kapsamında açtıracağı işyerine tescil zorunluluğu getirdiği görülmüştür.
Davalı Enerji Sa Üretim Anonim Şirketi Esas Sözleşmesinin 4.maddesinde şirketin amaç ve faaliyet konusunun üretim tesis ve entegre tesisleri kurarak şirket ortakları olan otoprodüktör grubu şirketlerin ihtiyacı olan elektrik ve ısıyı üretmek olarak belirlendiği ve şirket esas sözleşmesinin incelenmesinden iştigal konusunun elektrik enerjisi üretimi,iletim,dağıtım kapsamındaki tüm işleri kapsadığı ,dolayısıyla dava konusu Hes inşaatı yapımının davalı Enerji Sa A.Ş 'nin faaliyet alanına girdiği bu nedenlerle davalılar arasında 4857 sayılı Yasanın 2.maddesi kapsamında asıl işveren-alt işveren ilişkinin bulunduğu dolayısıyla alt işveren olan davalı Ataç İnşaat yanında çalışan işçilerin açtığı işçilik alacakları davasında davalı Enerji Sa A.Ş.'ninde asıl işveren olarak sorumlu olması gerektiği düşüncesiyle, mahkeme kararının bu yönden de bozulması yerine bu hususun bozma sebebi yapılmaması yönündeki görüşüne iştirak edememekteyim.08/10/2020
23. Hukuk Dairesi, 2016/8873 E., 2017/2988 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
sayılı dosyasından düzenlenen sıra cetvelinin icra müdürü tarafından İş Kanunu'nun 36. maddesinin yanlış yorumlanması nedeniyle hatalı olarak düzenlendiğini, İcra Müdürlüğü’nün borçlunun Dış İşleri Bakanlığı bakanlık nezdindeki hak edişlerinin işçilerin ücret alacağı dışındaki alacakları nedeniyle ödeme yapılmasına karar verildiğinden
23. Hukuk Dairesi 2016/8873 E. , 2017/2988 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen dosyada şikayet olunanlar ... ve ... vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Asıl dosyada şikayetçi .... Dış Ticaret ve birleşen dosyada şikayetçi .... Mühendislik vekilleri ayrı ayrı .... 2. İcra Müdürlüğü’nün 2009/32120 E. sayılı dosyasından düzenlenen sıra cetvelinin icra müdürü tarafından İş Kanunu'nun 36. maddesinin yanlış yorumlanması nedeniyle hatalı olarak düzenlendiğini, İcra Müdürlüğü’nün borçlunun Dış İşleri Bakanlığı bakanlık nezdindeki hak edişlerinin işçilerin ücret alacağı dışındaki alacakları nedeniyle ödeme yapılmasına karar verildiğinden bahisle hatalı düzenlenen sıra cetvelinin iptalini istemiştir.
Şikayet olunanlar vekilleri, ayrı ayrı işçilik alacaklarının öncelikli olduğunu savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şikayet konusu sıra cetvelinde pay verilen 84 işçiden 22 tanesinin dağıtılan paranın icra veznesine girdiği tarihe kadar para üzerinde herhangi bir hacizlerinin bulunmadığı, diğer 62 işçinin ise İİK'nın 100. maddesindeki hacze iştirak koşullarının bulunmadığı nedenleriyle, sıra cetvelinin yasaya aykırı düzenlediği gerekçesiyle, şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen dosyada şikayet olunanlar ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
İş Kanunu'nun 36. maddesi işverene işçi alacaklarının öncelikle ödenmesi yükümlülüğünü yüklemiş ancak işveren işçiye ücretini ödemeden hak edişi icra dairesine göndermiştir. Bu durumda 36. maddenin uygulaması sorumluluğu icra memuruna düşer. İcra memuru da hak edişlerden öncelikle işçi alacaklarını ödemiştir. Kanunun emredici
hükümlerini yerine getiren icra memurunun işlemi usulüne uygundur. Şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayet olunanlar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 31.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2014/3349 E., 2015/16932 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİŞ MAHKEMESİ
tam metni aç
eri nedeniyle ihtiyaç duyduğu yapım işlerinin ihale yoluyla yüklenici şirketlere yaptırılması kapsamında düzenlenen sözleşmelerin anahtar teslim eser sözleşmesi olarak kabul edilmesinin gerektiği, davalı kurumun ihale makamı konumunda olup 4857 sayılı Yasa'nın 36.maddesi uyarınca sadece son 3 aylık ücret alacağından sorumlu olduğu, davacının bakiye 700,00 TL ücret alacağının ödendiğinin davalı tar
9. Hukuk Dairesi 2014/3349 E. , 2015/16932 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalıya ait işyerinde dava dışı alt işverenlerin işçisi olarak asfaltlama işinde çalışırken iş sözleşmesinin sona erdiğini ancak bir kısım hakedişlerinin ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile fazla çalışma, yıllık izin ve ücret alacaklarının tahsilini, istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, ... Pendik Şube Müdürlüğü mesuliyet sahasında bulunan atık su ve içme suyu hatlarında komple veya kısmi yenileme ,büyük onarım ve rehabilitasyon işinin dava dışı ...'ye verildiğini, davacının da bu iş kapsamında yüklenici şirket işçisi olarak çalıştığı, ... ile yüklenici şirket arasında akdedilen sözleşmenin anahtar teslim eser sözleşmesi ve ... ihale makamı olduğunu, asıl-alt işveren ilişkisinin bulunmadığı, dava konusu alacak kalemlerinden yüklenici şirketin sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının ... Pendik Şube Müdürlüğü mesuliyet sahasında asfalt işinde dava dışı ...'de çalıştığı, davalı ile ... arasındaki hukuki ilişkide asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi, davacının sadece asıl işverenden alınan işte çalıştırılması, asıl işveren olduğu iddia edilen .... ile ... işverenin muvazaalı iş ilişkisine girmemesi ve böyle bir iddianın bulunmaması, davalı İSKİ'nin yaptığı işin inşaat işi olmaması, Pendik Şube Müdürlüğü mesuliyet sahasında bulunan atık su ve içme suyu hatlarında komple veya kısmi yenileme, büyük onarım ve rehabilitasyon işinin ihale yoluyla dava dışı ....'ye vermesi göz önünde bulundurulduğunda davalı ... ile ... . arasında alt işveren-üst işveren ilişkisinin bulunmadığı, davacının davalı asfalt işinde çalıştığı, davalı kurumun kanun hükümleri doğrultusunda yürüttüğü görevleri nedeniyle ihtiyaç duyduğu yapım işlerinin ihale yoluyla yüklenici şirketlere yaptırılması kapsamında düzenlenen sözleşmelerin anahtar teslim eser sözleşmesi olarak kabul edilmesinin gerektiği, davalı kurumun ihale makamı konumunda olup 4857 sayılı Yasa'nın 36.maddesi uyarınca sadece son 3 aylık ücret alacağından sorumlu olduğu, davacının bakiye 700,00 TL ücret alacağının ödendiğinin davalı tarafından yazılı ve eşdeğer belge ile ispatlanamadığı ve bu miktardan davalının sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilerek ücret alacağına hükmedilmiş, diğer talepler red edilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Davalı temyizi yönünden yapılan incelemede;
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale edildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve harcının yatırılması gerekir. 6100 Sayılı HMK geçici 3. Madde 1. Fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2. Fıkrasına göre; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK.nun 427/2 maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir.
Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, “ 5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15. maddesindeki düzenleme gereği HUMK.nun 427 maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
Dosya içeriğine göre temyize konu edilen miktar 700,00 TL. olup, karar tarihi itibariyle 1.820 TL lik kesinlik sınırı kapsamında kaldığından davalının temyiz isteminin HUMK.nun 427/2, 432/4 maddeleri, uyarınca REDDİNE, nisbi temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
2- Davacı temyizi yönünden yapılan incelemede;
Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, değişen alt işverenler arasındaki hukukî ilişkinin tespiti ve bunun işçinin işçilik haklarına etkileri konusunda toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 2 nci maddesinde, işveren bir iş sözleşmesine dayanarak işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ya da tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar olarak açıklanmıştır. O halde asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilmesi için öncelikle mal veya hizmetin üretildiği işyeri bulunan bir işverenin ve aynı işyerinde iş alan ikinci bir işverenin varlığı gerekir ki asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilsin. Alt işverenin başlangıçta bir işyerinin olması şart değildir. Alt işveren, işveren sıfatını ilk defa asıl işverenden aldığı iş ve bu işin görüldüğü işyeri nedeniyle kazanmış olabilir.
Asıl işverene ait işyerinde yürütülmekte olan mal veya hizmet üretimine ait yardımcı bir işin alt işverene bırakılması nedeniyle, alt işveren açısından bağımsız bir işyerinden söz edilip edilemeyeceği sorunu öncelikle çözümlenmelidir. Zira asıl işveren veya alt işverenin değişmesinin işyeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti için işyeri kavramının bu noktada açıklığa kavuşturulması gerekir.
Soruna 2821 sayılı Sendikalar Kanunu açısından baktığımızda, asıl işin tabi bulunduğu iş kolunun yardımcı iş için de geçerli olduğunu söylemek gerekirse de 4857 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin açık hükmü karşısında, işin alt işverene bırakıldığı durumların bundan ayrık tutulması gerekir. Gerçekten, 4857 sayılı Yasanın 2/III maddesinde, “İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür” şeklinde Sendikalar Kanunu ile örtüşen ana kurala yer verildiği halde, sonraki bentlerde asıl işveren alt işveren ilişkisi düzenlenmiş, bir anlamda yardımcı işin alt işverene bırakılması ile ayrık bir durum öngörülmüştür. Daha sonra da, aynı yasanın 3 üncü maddesinde “Alt işveren, bu sıfatla mal veya hizmet üretimi için meydana getirdiği kendi işyeri için birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür” şeklinde kurala yer verilerek sorun açık biçimde çözümlemiş ve alt işveren işyerinin asıl işverene ait işyerinden bağımsız olduğu ortaya konulmuştur. Belirtilen çözüm şekli alt işverenlik kurumunun niteliğine de uygun düşmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 4857 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce de alt işverenin işyerinin, asıl işverene ait işyerinden bağımsız olduğu sonucuna varmıştır (Yargıtay HGK. 6.6.2001 gün 2001/ 9-711 E, 2001/ 820 K).
Somut olayda, davacı, İSKİ Pendik Şube Müdürlüğü mesuliyet sahasında bulunan atık su ve içme suyu hatlarında komple veya kısmi yenileme büyük onarım ve rehabilitasyon işinde dava dışı ...nin işçisi olarak çalışmış olup, davalının asıl işveren olduğunu ileri sürerek alacak telep etmiştir.
Davalı, ihale makamı olduklarını savunmuş ve Mahkemece savunmaya itibar edilerek davalının yalnızca 4857 sayılı Yasa'nın 36.maddesi kapsamında ücret alacağından sorumlu olduğu kabul edilmiş ise de bu kabul dosya kapsamına uygun değildir.
Davalı ile dava dışı şirket arasında yapılan sözleşme incelendiğinde sözleşme konusunun "atıksu şebeke hatlarında yenileme ve onarım" işi olduğu ve süreye bağlandığı görülmektedir. 2560 sayılı Kanunda davalının görevleri arasında " İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanmasıve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek, " hususu belirtilmiş olup somut olaydaki atıksu şebeke hatlarında yenileme ve onarım işinin alt işverene verilmesi mümkündür. Bu hali ile davalı asıl işveren konumunda olup davacının tüm hak ve alacaklarından sorumludur.
Mahkemece hatalı gerekçe ile davalının ihale makamı olarak kabul edilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11/05/2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılamıyorum. 11.05.2015
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İş Hukuku
Genel bütçeli bir idareye ait hastanenin ek bina inşaatı işini ihale ile üstlenen (M) İnşaat A.Ş., projede çalıştırdığı işçilerin son dört aylık ücretlerini ödemeden ticari faaliyetlerini sonlandırmıştır. İdare, (M) İnşaat A.Ş.'ye ait tüm hakedişleri zamanında ödediğini, bu nedenle işçilere karşı bir sorumluluğu kalmadığını iddia etmektedir. Ayrıca, (M) İnşaat A.Ş.'nin şantiyedeki makinelerine diğer alacaklılar tarafından haciz işlemi başlatılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde, bu hukuki uyuşmazlığa ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) İdarenin, işçilerin ödenmeyen ücret alacaklarına ilişkin sorumluluğu, her halükarda son üç aylık ücret tutarı ile sınırlıdır ve bu tutarı aşan kısımdan sadece alt işveren sorumludur.
B) Asıl işveren konumundaki idare, alt işveren (M) A.Ş.'nin işçilerine karşı, iş sözleşmesinden doğan ücret borcundan dolayı alt işveren ile birlikte sorumludur.
C) İdare, alt işverenin hakedişlerini ödemeden önce işçilerin ücretlerinin ödenip ödenmediğini resen kontrol etme yükümlülüğünü yerine getirdiği takdirde, işçilere karşı olan sorumluluğundan tamamen kurtulur.
D) İşçilerin ücret alacağı, (M) A.Ş.'nin şantiyedeki malları üzerindeki haciz takibinde, diğer alacaklılarla eşit sırada adi bir alacak olarak kabul edilir ve idarenin bu süreçte bir sorumluluğu bulunmaz.
E) Asıl işveren-alt işveren ilişkisinden doğan birlikte sorumluluk özel hukuk tüzel kişileri için geçerli olup, genel bütçeli idareler hakkında İş Kanunu'nun 36. maddesindeki özel düzenleme haricinde uygulama alanı bulmaz.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.