4857 sayılı İş Kanunu Madde 37

İş Kanunu 37. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 37 - İşveren işyerinde veya bankaya yaptığı ödemelerde işçiye ücret hesabını gösterir imzalı veya işyerinin özel işaretini taşıyan bir pusula vermek zorundadır. Bu pusulada ödemenin günü ve ilişkin olduğu dönem ile fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri gibi asıl ücrete yapılan her çeşit eklemeler tutarının ve vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve icra gibi her çeşit kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Bu işlemler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır. Ücret kesme cezası

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

281 karar eşleşti
9. Hukuk Dairesi, 2024/4467 E., 2024/8249 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 32 ve 37 nci maddeleri.
9. Hukuk Dairesi         2024/4467 E.  ,  2024/8249 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/788 E., 2024/31 K. KARAR : İstinaf başvurularının esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 19. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/243 E., 2023/10 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenliğin yurt dışı şantiyelerinde demir ustası olarak çalıştığını, ücretlerin her ay eksik ödendiğini, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, davacının fazla çalışma yapmasına, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasına rağmen karşılığında ödeme yapılmadığını, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirketin yapımını üstlendiği Kamerun Japoma Spor Kompleksi inşaatı işlerinde demirci ustası olarak çalıştığını, davacının yapmış olduğu demir işleri bittiğinden iş sözleşmesinin feshedildiğini, son ücretinin 1.150,00 USD olduğunu, ücretlerin eksiksiz olarak ödendiğini, çalışma haricinde yapılan fazla çalışma var ise ücret bordrolarında yansıtılarak davacıya ödendiğini, bordroların imzalı olması nedeniyle bordroda kayıtlı fazla çalışmadan daha fazla çalışma yapıldığının yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini, yıllık ücretli izinlerini kullandığını, kullanmadığı izinler karşılığının ise ücret olarak ödendiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 29.05.2017-10.07.2020 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı, hizmet süresinin 3 yıl 1 ay 12 gün olduğu, davacının tazminata esas ücretinin yemek ve barınma yardımı dâhil 2.255,26 USD olduğu, işverence ihbar öneline uyularak iş sözleşmesinin feshedildiği, iş sözleşmesinin haklı nedenle sonlandırıldığının işverence ispat edilemediği, bordroların tamamının ihtirazı kayıtsız imzalı olduğu dolayısıyla bordrolarda yazılı tutarın ödendiği, davacının ihbar tazminatı ve ücret alacaklarının bulunmadığı, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazandığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili; davacının ücret alacağının reddinin hatalı olduğunu, Mahkemece bu konuda gerekçe yazılmadığını, ücret bordrolarında hile bulunduğunu ve davacının temel ücretinin düşürülerek tanzim edildiğini, bu nedenle bu bordrolara itibar edilmemesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekili; ücretin 1.300,00 USD olarak kabulü gerekmekte iken işçi ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanları ve davacı iddialarına göre ücret takdir edilmesinin hatalı olduğunu, davacının yaptığı bir fazla çalışma (fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili) var ise o aya ait bordrosuna tahakkuk ettirilerek kendisine ödendiğini, işçi ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davacı dava tarihi itibarıyla ücretsiz izinde olduğundan kıdem tazminatına hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını ve davacının ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talebinde bulunabileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya fesih bildirimi tebliğ edilmiş olup iş sözleşmesinin askıda bulunmadığı, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, ücret bordrolarının aylık normal çalışma, fazla çalışma ve tatil çalışmalarını da içerir şekilde düzenlendiği, davacı işçiye esasen aylık olarak temel ücret ödendiği ancak fazla çalışma ile tatil ücretleri de gösterilmek suretiyle tahakkuka gidildiği, başka bir anlatımla, bordrolarda yer alan toplam ödeme tutarlarının sadece temel ücreti ilgilendirdiği, bu bağlamda davacının temel ücretinin 2.000,00 USD olarak kabul edilmesinin yerinde olduğu, aynı gün istinaf incelemesine tâbi tutulan dava dosyalarında iş yerinde fazla çalışma yapıldığı ve tatil günlerinde çalışıldığının tespit edildiği, hükmedilen faiz tür ve başlangıç tarihlerinde isabetsizlik bulunmadığı, yıllık ücretli izin hakkının kullanıldığı hususunda ispat yükünün davalı işverende olduğu ve davalı tarafça, davacının bakiye 7 günlük yıllık ücretli izninin kullandırıldığının ya da fesihten sonra karşılığının ödendiğinin ispatlanamadığı, ücret alacağı isteğinin bordroların tamamının ihtirazı kayıtsız imzalı olması sebebiyle yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacının ücret alacağının ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 32 ve 37 nci maddeleri. 3. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24 ve 27 nci maddeleri. 4. Dairemizin 25.01.2022 tarihli ve 2021/12852 Esas, 2022/1015 Karar sayılı kararında bordro hilesinin varlığı durumunda Dairenin ilkesi şu şekilde ifade edilmiştir: "... Davalı işyerinde bordro hilesi bulunduğu anlaşılmakla, bordro hilesinin söz konusu olduğu hallerde bordrodaki (fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti gibi) tahakkuklar aslında gerçekte bu çalışmaların karşılığı olan ücretler olmayıp, işçinin temel ücretinin bir parçası olduğundan, bu tahakkuk miktarları hiç dikkate alınmadan sonuca gidilmesi gerekmektedir. ..." 5. Dairemizin 20.09.2023 tarihli ve 2023/8693 Esas, 2023/12415 Karar sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 4857 sayılı Kanun'un 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan ücret hesap pusulası verilmesi zorunludur. 3. Uygulamada çoğunlukla ücret bordrosu adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir. 4. Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir. 5. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili dava dilekçesinde, ücretin bir kısmının elden bir kısmının banka yolu ile ödendiğini; ancak 2019 yılı Ağustos ayı ile 2020 Temmuz ayı arasındaki dönem yönünden eksik ödeme yapıldığını ileri sürmüştür. Davalı ise cevap dilekçesi ile; personel ücret zarflarından anlaşılacağı üzere davacıya ödemelerin eksiksiz yapıldığını, ücret alacağı olmadığını, ödemelerin bir kısmının davacının şantiyedeki ihtiyaçlarını karşılaması için iş yapılan Ülkenin yerel para birimi (XAF) olarak, bir kısmının ise USD olarak ödendiğini ve makbuz tanzim edildiğini, kalan kısımlarının ise davacının ... Bankasındaki hesabına ödendiğini savunmuştur. Dinlenen davacı ve davalı tanıkları da ücretin çok düşük bir miktarının elden, kalan kısmının ise banka yolu ile ödendiğini beyan etmişlerdir. Dosyada mevcut davacıya ait personel ücret zarflarında banka kodu ve hesap numarası yer aldığı, söz konusu banka hesap numarasına ilişkin kayıtlar incelendiğinde ise talep konusu dönem yönünden sadece Ağustos 2019 dönemi ödemesinin Mayıs ve Temmuz 2020 aylarında, Eylül 2019 ödemesinin ise Temmuz 2020 ve Şubat 2021 aylarında ödendiği anlaşılmaktadır. 6. Dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler, davacı tarafın iddiası, davalı savunması ve tanık anlatımları ile personel ücret zarfları birlikte değerlendirildiğinde; davacı işçinin ücretlerinin bankadan ödeneceğine güvenerek personel ücret zarflarını imzaladığı; ancak bankadan ödemelerin eksik yapıldığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca banka kaydı ve avans belgelerinde yazılı bulunan ödeme miktarları mahsup edilerek davacının ödenmeyen ücret alacağının belirlenmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

9. Hukuk Dairesi, 2024/4468 E., 2024/8250 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 32, 37, 41 ve 63 üncü maddeleri.
9. Hukuk Dairesi         2024/4468 E.  ,  2024/8250 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/789 E., 2024/32 K. KARAR : Davacının istinaf başvurusunun esastan reddi, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 19. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/244 E., 2023/11 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi, davalı vekilinin istinaf başvurunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin yurt dışı şantiyelerinde demir ustası olarak çalıştığını, ücretlerin her ay eksik ödendiğini, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, davacının fazla çalışma yapmasına, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasına rağmen karşılığında ödeme yapılmadığını, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirketin yapımını üstlendiği Kamerun Japoma Spor Kompleksi inşaatı işlerinde demirci ustası olarak çalıştığını, davacının yapmış olduğu demir işleri bittiğinden iş sözleşmesinin feshedildiğini, son ücretinin 1.150,00 USD olduğunu, ücretlerin eksiksiz olarak ödendiğini, çalışma haricinde yapılan fazla çalışma var ise ücret bordrolarına yansıtılarak davacıya ödendiğini, bordroların imzalı olması nedeniyle bordroda kayıtlı fazla çalışmadan daha fazla çalışma yapıldığının yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini, yıllık ücretli izinlerini kullandığını, kullanmadığı izinler karşılığının ise ücret olarak ödendiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 29.05.2017-07.11.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı, hizmet süresinin 2 yıl 4 ay 1 gün olduğu, davacının tazminata esas ücretinin yemek ve barınma yardımı dâhil 2.044,74 USD olduğu, işverence ihbar öneline uyulmaksızın iş sözleşmesinin feshedildiği, iş sözleşmesinin haklı nedenle sonlandırıldığının işverence ispat edilemediği, bordroların tamamının ihtirazı kayıtsız imzalı olduğu dolayısıyla bordrolarda yazılı tutarın ödendiği, dosya kapsamında taraflarca yabancı ülke mevzuatının uygulanması yönünde herhangi bir talep olmadığı gibi 31.05.2022 tarihli duruşmada davalı vekilinin dosyada Türk mevzuatının uygulanmasını açıkça talep ettiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili; davacının ücret alacağının reddinin hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince bu konuda gerekçe yazılmadığını, ücret bordrolarında hile bulunduğunu ve davacının temel ücretinin düşürülerek tanzim edildiğini bu nedenle bu bordrolara itibar edilmemesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekili; uyuşmazlığa Kamerun hukuku uygulanması gerektiğini, ücretin 1.150,00 USD olarak kabulü gerekmekte iken işçi ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanları ve davacı iddialarına göre ücret takdir edilmesinin hatalı olduğunu, davacının yaptığı bir fazla çalışma (fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili) var ise tahakkuk ettirilerek kendisine ödendiğini, işçi ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davacının Ankara 48. İş Mahkemesinin 2021/1107 Esas sayılı dosyada verdiği yeminli ifadesi ile işbu davada kapsamındaki beyanlarının çelişkili olduğunu, davacının ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talebinde bulunabileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının temel ücretinin 1.800,00 USD olarak kabul edilmesinin yerinde olduğu, hükmedilen faiz tür ve başlangıç tarihlerinde isabetsizlik bulunmadığı, ücret alacağı isteğinin bordroların tamamı ihtirazı kayıtsız imzalı olduğundan reddinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı işveren uyuşmazlığa Kamerun hukukunun uygulanmasını talep etmiş ise de davalının yargılama sırasında bu yönde bir savunması bulunmadığından uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği, aynı gün istinaf incelemesine tâbi tutulan dava dosyalarında iş yerinde fazla çalışma yapıldığı ve tatil günlerinde çalışıldığının tespit edildiği, ancak davacının Ankara 48. İş Mahkemesinin 2021/1107 Esas dosyasında Ordu İş Mahkemesince 2021/607 talimat sayısı ile 25.11.2021 tarihinde tanık sıfatıyla verdiği ifadesinde "...mesai ücreti de bana ödenirdi..." dediği, buna göre davacının fazla çalışma ücretlerini aldığı ve bu talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler dışında davacının fazla çalışma alacağının reddinin hatalı olduğunu, davacının 19.00'dan sonraki yapmış olduğu fazla çalışmaların karşılığını aldığını beyan ettiğini, işyerindeki normal çalışma süresinin haftalık 45 saatten fazla olduğunu ileri sürerek ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacının ücret ve fazla çalışma alacağının ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 32, 37, 41 ve 63 üncü maddeleri. 3. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24 ve 27 nci maddeleri. 4. Dairemizin 25.01.2022 tarihli ve 2021/12852 Esas, 2022/1015 Karar sayılı ilâmında bordro hilesinin varlığı durumunda Dairenin ilkesi şu şekilde ifade edilmiştir: "... Davalı işyerinde bordro hilesi bulunduğu anlaşılmakla, bordro hilesinin söz konusu olduğu hallerde bordrodaki (fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti gibi) tahakkuklar aslında gerçekte bu çalışmaların karşılığı olan ücretler olmayıp, işçinin temel ücretinin bir parçası olduğundan, bu tahakkuk miktarları hiç dikkate alınmadan sonuca gidilmesi gerekmektedir. ..." 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 4857 sayılı Kanun'un 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan ücret hesap pusulası verilmesi zorunludur. 3. Uygulamada çoğunlukla ücret bordrosu adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir. 4. Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir. 5. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili dava dilekçesinde, ücretin bir kısmının elden bir kısmının banka yolu ile ödendiğini; ancak 2019 yılı Ağustos ayı ile 2020 Temmuz ayı arasındaki dönem yönünden eksik ödeme yapıldığını ileri sürmüştür. Davalı ise cevap dilekçesi ile; personel ücret zarflarından anlaşılacağı üzere davacıya ödemelerin eksiksiz yapıldığını, ücret alacağı olmadığını, ödemelerin bir kısmının davacının şantiyedeki ihtiyaçlarını karşılaması için iş yapılan Ülkenin yerel para birimi (XAF) olarak, bir kısmının ise USD olarak ödendiğini ve makbuz tanzim edildiğini, kalan kısmın ise davacının Türkiye İş Bankasındaki hesabına ödendiğini savunmuştur. Dinlenen davacı ve davalı tanıkları da ücretin çok düşük bir kısmının elden, kalan kısmının ise banka yolu ile ödendiğini beyan etmişlerdir. Dosyada mevcut davacıya ait personel ücret zarflarında banka kodu ve hesap numarası yer aldığı, söz konusu banka hesap numarasına ilişkin kayıtlar incelendiğinde ise talep konusu dönem yönünden sadece Nisan 2019 dönemi ücret ödemesinin Kasım 2019 ve Nisan, Mayıs, Temmuz, 2020 aylarında, Mayıs 2019 ödemesinin ise Temmuz 2020 aylarında yapıldığı anlaşılmaktadır. 6. Dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler, davacı tarafın iddiası, davalı savunması ve tanık anlatımları ile personel ücret zarfları birlikte değerlendirildiğinde; davacı işçinin ücretlerinin bankadan ödeneceğine güvenerek personel ücret zarflarını imzaladığı; ancak bankadan ödemelerin eksik yapıldığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca banka kaydı ve avans belgelerinde yazılı bulunan ödeme miktarları mahsup edilerek davacının ödenmeyen ücret alacağının belirlenmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2023/7056 E., 2023/7184 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Mahkemesi
tam metni aç
4857 sayılı Kanun'un 32, 37, 41, 53, 54, 56, 60, 63, 68 ve 92 nci maddeleri.
9. Hukuk Dairesi         2023/7056 E.  ,  2023/7184 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :... Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı Şirkete ait işyerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ... müfettişleri tarafından 08.....2016-07.10.2016 tarihlerinde yapılan ... ve Yerel Marketlerde Çalışma Koşullarının İyileştirilmesi Programlı Denetimi teftişi sonrasında, müfettişler tarafından müvekkili Şirkete "Noksanlıklar/Aykırılıklar" konulu yazı ile teftiş sonucunun tebliğ edildiğini, yapılan teftiş sonrasında müvekkili Şirkete 14.10.2016 tarihinde tebliğ edilen ve giderilmesi istenen noksanlıkların yanlış tespitlere ve hatalı hukuki gerekçelere dayanmakta olduğunu, ... sözleşmelerinin bir örneğinin işçilere verildiğine ilişkin bir kayıt-belge bulunmadığı, müvekkili Şirkette postalar hâlinde veya vardiyalı çalışma olduğu, çalışma ve ara dinlenmelerin işçilere duyurulmadığı, 31 ... olan aylarda 30 ... ücret ödendiğinin iddia edildiği, işyerinde haftada 3 saat fazla çalışma yapıldığı, 01.01.2015-30.09.2016 dönemi için 3 saat fazla çalışma ücretlerinin işçilere ödenmesi gerektiği, işçilere hafta tatili kullandırılması gerektiği, ... işçilerle ilgili çalışma şartlarının düzenlemesi gerektiği, 13 engelli işçinin istihdamı için gerekli müracaatların yapılması gerektiği, yıllık izne hak kazanan işçilerin izinlerinin kullandırılması gerektiği hususlarının bildirildiğini; ancak müvekkili Şirket bünyesinde sözleşmenin bir örneğinin işçiye verildiğini, haftanın 6 günü 08.30-18.00 saatleri arasında çalışıldığını, 1,5 saat yemek 15'... dakikadan iki kez çay molası olduğunu, pazar günleri hafta tatili kullanıldığını, işçilerin yaz saati uygulamasında ilk şifte gelenlerin 08.30-18.30, ikinci şifte gelenlerin 11.00-21.00 saatleri arasında, kış saati uygulamasında ise ilk şiftin 08.00-18.00, ikinci şiftin 10.30-20.30 saatleri arasında çalıştıklarını, ay kaç ... olursa olsun işçilerin sigorta primlerinin 30 ... üzerinden ödendiğini, işçilerin günde 7,5 haftada 45 saat çalıştıklarını, zaman zaman fazla çalışma yapıldığında ücret bordrolarına %50 zamlı olarak tahakkuk ettirilerek ödendiğini, fazla çalışmalarla ilgili olarak düzenlenmesi gereken belgelerin ibraz edilmediğini, yıllık izinlerin işverenin ... şartlarına göre belirlediği zamanda kullanması gerektiğini belirterek 14.10.2016 tarihinde tebliğ edilen yazılı bildirimi ile tesis edilen işlemlerin iptali ile tesis edilen işlemlerle ilgili müvekkili Şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı işyerinde yapılan tespitlerin, 14.10.2016 tarihli tutanak ile davacı işveren vekiline tebliğ edildiğini, davacıya ait ... mağazalarda 01.01.2015-30.09.2016 dönemini kapsayan 08.....2016-13.10.2016 tarihleri arasında müfettiş incelemesi yapıldığını, teftişin 1. aşamasına ilişkin tespitlerin hem ... müfettişleri ve hem de işveren vekili tarafından imzalanan 13.10.2016 tarihli tutanak ile yapıldığını, "Noksanlıklar/aykırılıklar"ın 14.10.2016 tarih ve 7249/05 sayılı yazı ile davacı işveren vekiline aynı tarihte tebliğ edildiğini, işbu davanın da işbu tebliğ üzerine açıldığını ancak aynı yazı ile davacı Şirkete eksikliklerin giderilmesi için 30 ... süre verildiğini, teftişe ara verilen süre sonunda tekrar inceleme yapılacağı ve teftişin bu incelemeden sonra tamamlanacağının tebliğ edildiğini, verilen süre bitiminde yapılacak olan teftiş sonucu nihai müfettiş raporunun düzenleneceğini, henüz süre sonundaki incelemeye ilişkin tutanak ve müfettiş raporu oluşturulmadığından tam bir savunma yapılamadığını; ayrıca nihai müfettiş raporunun düzenlenmesi sonucunda işçilerin fazla çalışma ve eksik ücretlerinin ödenmediğinin tespiti hâlinde bundan işyerinde yararlanacak tarafın işçiler olduğunu, aksinin tespiti hâlinde ise davacı işverenin yararlanacağını, buna göre esasen bu davanın menfi tespit davası olduğunu ve taraflarını da işçilerin ve işverenin oluşturduğunu, bu durumda Yüksek Mahkemenin içtihatlarında da kabul edildiği üzere davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini ayrıca ... müfettişlerince tutulan tutanakların aksi ... oluncaya kadar geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2018 tarihli ve 2017/532 Esas, 2018/623 Karar sayılı kararı ile; ... müfettişleri tarafından işçi alacaklarına ilişkin yapılan tespitlere karşı işçi ya da işveren tarafından açılacak davaların, yerine göre eda davası, yerine göre ise menfi tespit davası özelliği göstermekte olduğu ve her hâlükârda bu davaların taraflarının işçi ve işveren olduğu, somut davada Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ... Teftiş Kurulu Başkanlığının husumeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 19.04.2019 tarihli ve 2019/846 Esas, 2019/669 Karar sayılı kararı ile; müfettiş tarafından düzenlenen bir raporda işçilik alacağı miktar olarak belirlenmiş ise işçi, rapor veya tutanakta belirtilen miktardan daha fazla alacağı olduğu iddiasında ise davanın eda davası olduğu ve işverene karşı açılması gerektiği, işveren, rapor veya tutanakta belirtilen alacağa itiraz ederek bu alacağın kısmen veya tamamen mevcut olmadığı iddiasında ise açılan davanın menfi tespit davası olduğu ve davanın işçiye karşı açılması gerektiği; somut dosyada 11.11.2016 tarihli dava dilekçesi ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ... Teftiş Kurulu Başkanlığının 14.10.2016 tarih ve 2016/1547654-035/7154-7249/05 sayılı "Noksanlıklar/Aykırılıklar" konulu, Şirkete 14.10.2016 tarihinde tebliğ edilen noksanlıkların, eksikliklerin giderilmesine ilişkin yazılı bildirim ile tesis edilen işlemlerin iptali ve Şirketin borçlu olmadığına yönelik menfi tespit davası olduğu belirtilmekle davada işçilerin hasım gösterilmediği, Bakanlığın hasım gösterildiği, ayrıca işlemin bu hâli ile açılacak davalarda ancak raporun delil niteliğinde bulunduğu, ileride doğru hasım ile açılacak alacak davalarında değerlendirilebileceği, ayrıca idari para cezasını da içermediği gerekçeleri ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 20.....2019 tarihli ve 2019/5038 Esas, 2019/13676 Karar sayılı kararı ile Dairece daha önce genel denetim sırasında yapılan müfettiş tespitlerine karşı taraflarca dava açılamayacağı yönünde uygulama yapıldığı; ancak konunun yeniden değerlendirilmesi sonucunda, bu tür tespitlere karşı da dava açılmasında hukuki yararın bulunduğu sonucuna varıldığı, bu bağlamda genel denetim sonucu yapılan tespitlere karşı sadece Bakanlığa karşı; işçinin şikâyeti üzerine yapılan denetim sonucu bir tespit yapılmışsa Bakanlık ile birlikte şikâyette bulanan işçiye karşı dava açılması gerektiği, somut olayda; dava konusu yapılan inceleme raporundaki tespitlerin genel denetim sonucu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ... müfettişi tarafından yapılmış olduğu, davanın Bakanlık aleyhine açılabileceği ve somut dava bakımından davalı Bakanlığa husumet yöneltilebileceği dikkate alınarak işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde husumet yokluğu sebebi ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; teftiş raporunda mağaza yöneticilerince çalışan personelin işe gelip gelmediğine ilişkin puantaj tutulmakla birlikte, giriş çıkış saatlerinin kayıt altına alındığı ve personelin de imzaladığı bir belgenin düzenlenmediği, ... basımı, parmak izi veya göz tanıma gibi bir cihaz kullanılmadığı, işyerinin de bu nitelikte belge düzenlendiğine dair bir savunma yapmadığı, ödenmeyen fazla çalışma karşılıklarının bulunduğu ve sonuç olarak fazla çalışma ücretlerinin eksik ödendiği, 4857 sayılı ... Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 41 ... maddesine dayanılarak hazırlanan Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği'nin "Fazla çalışmanın belgelenmesi" başlıklı 10 uncu maddesinde yer ... "İşveren fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma yaptırdığı işçilerin bu çalışma saatlerini gösteren bir belge düzenlemek, imzalı bir nüshasını işçinin özlük dosyasında saklamak zorundadır." şeklinde düzenlenen açık hükme aykırı davranıldığı ve buna ilişkin belge sunulmadığı, işyerinde aylık ücret değil günlük ücret uygulandığı, davalı tarafça ay kaç ... olursa olsun 30 ... üzerinden ücret ödendiğinin beyan edildiği, ücretlerin ayda bir ödenmesinin ücret ödeme sisteminin aylık/maktu olduğu anlamına gelmediği, sadece ücretin ödeme zamanını gösterdiği ve günlük, saatlik ve haftalık ücret sistemi ile çalışan işçilere 30 ... olan ayların ücretinin 30 ... üzerinden, 31 ... olan ayların ücretinin 31 günlük ücret tutarında ödenmesinin Kanun gereği olduğu, ... müfettişleri tarafından düzenlenen raporda işçilerin hak kazandıkları hâlde süresi içinde kullanmadıkları, işe giriş tarihinden itibaren teftiş tarihine kadar sürede, geçen yıllardan kalan bakiye yıllık izin alacaklarının olduğunun görüldüğü, yıllık izinle ilgili verilen süreye rağmen işverence bir düzenlemeye gidilmediği sonuç itibari ile ... müfettişlerince yapılan tespitlerin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece fazla çalışma alacağı yönünden teftişte yapılan işlemlerin hatalı olduğu belirtilmesine rağmen çelişkiye düşülerek davanın reddedildiğini, teftişte fazla çalışmaya ilişkin yapılan tespitlerin gerçeği yansıtmadığını, bununla ilgili idare mahkemesi ve sulh mahkemesi kararları da bulunduğunu, dosya içerisinde yer ... bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere dosya içinde bulunan ücret bordrolarından ücretin aylık ödendiği ve maktu ücret olduğunu, işçiler adına ihtirazı kayıt konmadan imzalı olduğunu, bu durumda 31 ... olan aylarda da 30 günlük ücret ödenmesi nedeni ile eksik ücret veya eksik prim ödemesinin söz konusu olmadığını, 4857 sayılı Kanun'a göre işçinin hak kazanacağı yıllık ücretli izninin işverenin ... şartlarına göre belirleyeceği zamanda kullanacağını, işçinin istediği zaman izne ayrılamayacağını, işçilerin kabulü ve ihtiyaçları nedeni ile yıllık izinlerin bölünerek de kullandırıldığını, müvekkili Şirket çalışanlarının, ... müfettişlerinin soyut değerlendirmelerine göre tespit ettikleri ücret farkı, fazla çalışma ve yıllık izin hususlarında müvekkili Şirketten bir taleplerinin olmadığını ve çalışma barışını bozacak nitelikteki tespitleri geçerli görmediklerini, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından işyerinde yapılan teftiş sonunda tespit edilen ve yapılan işlemlerin iptali ile davacı Şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının dava konusu teftiş raporunda yer ... tespitlerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ve bu itibarla raporun iptali gerekip gerekmediği noktasındadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 ... maddesi. 2. 4857 sayılı Kanun'un 32, 37, 41, 53, 54, 56, 60, 63, 68 ve 92 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda iptali istenen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının teftiş raporu incelendiğinde; davalı işverenliğin ..., ..., ..., ... ve ... olmak üzere 5 ayrı ilde şubelerinin bulunduğu, 52 mağaza, 1 depo ve 1 büro işyerinin mevcut olduğu, 5 ayrı ilde faaliyet gösteren bu 52 mağaza işyerine ait Çalışma ve ... Kurumu İl Müdürlüklerine ait dosyaların incelendiği, 24 farklı mağazada yerinde denetim yapılarak 139 personelin yazılı ifadelerinin alındığı görülmüştür. 3. İncelenen belgeler ve özellikle ifadesine başvurulan işçi beyanları değerlendirilerek normal koşullarda haftanın 6 günü yarım saatten iki kez mola ve 1,5 saat yemek arası olmak üzere kış aylarında genel olarak 08.00-18.00 ve 11.00-21.00, yaz aylarında 08.30-18.30 ve 11.30-21.30 saatleri arasında iki vardiya hâlinde çalışma yapılarak günde 7,5 saat haftada 45 saatlik yasal çalışma süresinin aşılmaması yönünde işverenlik talimatı olduğu; ancak mağaza yöneticilerinin işveren talimatına uyma konusunda gereken özeni göstermediği, personel sayısının eksikliği, ... potansiyeli ve müşteri portföyünden kaynaklanan nedenlerle günlük 7,5 saatlik çalışma süresinin yarım saat aşılarak personelin haftada 48 saat çalışıp 3 saat fazla çalışma yaptığının tespit edildiği; ancak bu tespite işverence yapılan itirazlar ve ödenmiş olan fazla çalışmalar yeniden değerlendirildiğinde; günlük 20 dakikadan haftada 2 saat fazla çalışma yapıldığı ve bu fazla çalışmaların karşılığının ödenmediği, tespit edilen günlük 20 dakikalık fazla çalışmanın da olağanüstü çalışma olmadığı, günlük rutin çalışmadan kaynaklandığı açıklanmıştır. Ancak dosya içerisinde yer ... teftiş esnasında dinlenen işçi beyanlarına bakıldığında öncelikle işçilerin farklı il ve şubelerde görev yaparak kasap, reyon görevlisi, şarküteri görevlisi, kasiyer, şube müdürü, mağaza müdürü gibi farklı görevlerde bulundukları, kimi işçiler yarımşar saatten 2 kez mola ve 1,5 saat yemek arası ile toplam 2,5 saat ara dinlenme kullanarak günlük 08.30-18.30 veya 11.00-21.00 saatleri gibi 10'ar saatlik vardiyalarla haftada 6 ... çalışıldığını beyan ederken, kimi işçilerin vardiya saatlerini belirtirken günlük 10,5 saat veya 11 saat olacak şekilde farklı çalışma saat aralıklarını beyan ettikleri ve yine bazı çalışanların günlük 2 saat bazılarının ise 1,5 saat ara dinlenmesi kullandıklarını beyan ettikleri görülmüştür. Açıklanan nedenler ve tüm dosya kapsamına göre şube, görev ayrımı şeklinde hiçbir ayrıma gidilmeden dava konusu teftiş raporunda denetime tâbi tutulmuş olan tüm işçilerin 01.01.2015-30.09.2016 tarihleri arasındaki dönemde günde 20 dakikadan haftada 2 saat fazla çalışma yaptığının tespit edilmesi hatalı olup raporda yer ... bu tespitin iptali gerekmektedir. 4. Dava konusu raporda iptali istenen bir diğer husus ise işyerlerinde uygulanan ücret sistemine göre eksik ödenen ücretlerin bulunduğuna yönelik tespittir. Davacıya ait işyerlerinde ... müfettişlerince yapılan inceleme sonucu düzenlenen teftiş raporunda, ücretin bir ... karşılığı olmasına rağmen bir ... karşılığı olmayan hasta, raporlu, izinli veya mazeretli hâllerde dahi tam olarak ödenen ücret sisteminin maktu ücret sistemi olduğu, bahsedilen günlerde ücretleri işverence kesilen işçilerin ise sadece ücretlerinin ayda bir ödenmesinden yola çıkılarak ücret sisteminin maktu olduğu anlamı çıkmayacağı, buna göre davalı işyerinde işçilerin aylık maktu ücretle değil günlük ücret sistemine göre çalıştığı ve bu nedenle işçilere 31 ... olan aylarda 30’ar günlük ücret tahakkuk ettirilip birer ... eksik ücret tahakkuk ettirilmesi nedeniyle bu aylarda birer günlük ücret ödenmesi gerektiği tespitine yer verilmiştir. Dosyaya ibraz olunan bordrolardan davacı işyerinde ücretlerin aylık ödendiği ve aylık miktarların 30 ... üzerinden maktu olduğu açıktır. Bu bakımdan işçilerin raporlu oldukları günlerin ücretlerinden kesilmesi veya primlerinin eksik yatırılması işçilerin günlük ücretle çalıştığını göstermeyeceği gibi 31 ... olan aylar için bir ... eksik ücret ödendiği sonucuna da varılamaz. Bazı aylar 30, bazı aylar 31 ve bazı aylar da daha az günden oluşabilir. Buna göre dava konusu teftiş raporunun bu kısmının da iptali gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi ayrıca bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2022/1179 E., 2022/1841 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... 30. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir.
9. Hukuk Dairesi         2022/1179 E.  ,  2022/1841 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : ... 30. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 9. İş Mahkemesi Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 06/09/2014-31/05/2016 tarihleri arasında su ustası olarak çalıştığını, aylık net 3.950,00 TL ücret aldığını, davalı ...'nin asıl işveren olduğunu, iş sözleşmesinin davalı ... tarafından haklı neden olmadan feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı sonrasında alt işverenler hakkındaki davayı atiye bıraktıklarını beyan etmiş, davalılardan ... İnşaat A.Ş. vekili atiye terke muvafakat etmiş, davacı vekili ... Genel Müdürlüğü dışındaki diğer davalılar hakkındaki davasını takip etmeyeceğini beyan etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı ... vekili; davacının ... Genel Müdürlüğü işçisi olmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, ...'nin ihale makamı olduğunu, asıl işveren olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili; davacının iddialarının asılsız olduğunu, davacının vasıfsız işçi olarak çalıştığını, çalıştığı süre boyunca tüm ücretlerini aldığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, ayrıca taşeron olan davalının böyle bir ödeme yapma yükümlülüğü olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Yapı Hizmet ve İnşaat Taahhüt Ticaret Ltd Şti'ye ve davalı ... İnşaat San ve Tic A.Ş'ye usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller, tanık beyanı ve bilirkişi raporuna göre davacının davalı ...'den ihale alan diğer davalılar nezdinde 06/09/2014-28/03/2016 tarihleri arasında su ustası olarak çalıştığı, en son aylık net 3.250,00 TL (brüt 4.546,03 TL) ücret aldığı, davalı ...'nin asıl işveren olduğu ve 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 2/6 bendi gereğince alacaklardan sorumlu olduğu, iş sözleşmesinin tazminat hak etmeyecek şekilde sona erdiği davalı işveren tarafından ispat edilemediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, kullandırıldığı yada karşılığının ödendiği ispat edilemeyen 14 günlük yıllık izin alacağının olduğu, tanıklar ücretin bir kısmını elden bir kısmını bankadan aldıklarını beyan etmiş olup banka hesap ekstrelerinden ücretin asgari ücret düzeyindeki miktarının banka hesabına yatırıldığı anlaşılmakla talep konusu 2015 yılının Ocak-Haziran ve Temmuz-Aralık arası dönem ile 2016 yılı Ocak-Mart arası döneme ilişkin ücret alacağının ödendiği ispat edilemediğinden net 21.539,45 TL ücret alacağı olduğu, haftalık 45 saati aşan 18 saat fazla çalışma yaptığından fazla mesai ücret alacağının olduğu, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma yaptığından ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağının olduğu, hafta tatillerinin yarısında çalıştığından hafta tatil ücret alacağının olduğu, mazeretli ve raporlu olunan günler nedeni ile çalışılamayan günlerinde olabileceği dikkate alınarak takdiren %30 oranında indirim yapılmak suretiyle taleple bağlı kalınarak net 15.209,43 TL fazla mesai ücret alacağı, net 441,43 TL ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı ve net 3.205,47 TL hafta tatil ücret alacağı olduğu, Kasım 2014-Kasım 2015 arası dönem için 12 aylık yemek ücreti ile yol ücreti ödendiğine dair ödeme belgesi veya eşdeğer belge sunulmadığından net 3.500,00 TL yemek alacağı ile net 3.500,00 TL yol alacağı olduğu ayrıca ikinci kez ıslah dilekçesi verilemeyeceği gerekçesiyle dava ve ilk arttırım dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak kabulüne, davacının çalıştığı dönem itibariyle giyim yardım ücreti ödendiği ispat edilemediğinden giyim yardım alacağının olmadığı, banka hesap ekstrelerinden yatırılan tutara dönemsel asgari geçim indirim alacağının dahil olduğu anlaşıldığından asgari geçim indirim alacağının olmadığı kanaat ve sonucuna varılarak reddine, davalı ... San ve Dış Tic A.Ş hakkında açılan davanın atiye terk edilmesi ve bu davalının atiye terke onay vermesi neden ile bu davalı yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı ... Yapı Hizmet ve İnşaat Taahhüt Ticaret Ltd Şti, davalı ... İnşaat San ve Tic Ltd Şti ve davalı ... İnşaat San ve Tic A.Ş aleyhine açılan davanın 21/02/2019 tarihinde takipsiz bırakılması ve akabinde de 3 aylık süre içerisinde taraflarca yenilenmemesi nedeniyle bu davalılar hakkında açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı ... Genel Müdürlüğü ve ... İnşaat A.Ş. vekili ile davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... Genel Müdürlüğü ve ... İnşaat A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun ise; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı bu nedenle kıdem tazminatı alacağı dışındaki alacaklara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.02.2018 tarih 2015/9-3162 Esas- 2018/369 Karar sayılı ilamı doğrultusunda talep artırım dilekçesi verilerek artırılan miktarlar dâhil alacakların tümüne dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğine ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olduğu ancak, ücret alacağı, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ve yol ve yemek ücreti alacaklarına İlk Derece Mahkemesince mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmış ise de yol ve yemek ücreti bakımından davacının yasal faizden daha düşük olmamak kaydıyla mevduat faizi talep ettiği gözetildiğinde mahkemece yasal faizden düşük olmamak kaydıyla hüküm kurulması gerekirken yasal faizi aşmamak kaydıyla hüküm kurulması hatalı olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ve hizmet süresi itibariyle bilirkişi ek raporu doğrultusunda bedel artırım dilekçesi sunulmasında yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, ikinci bedel artırım dilekçesine yönelik talebi ile faiz başlangıcı yönünden ve yemek ve yol ücretine uygulanan faiz türü bakımından davacının istinaf başvurusunun yerinde olduğu gerekçesiyle ilk derece kararın bu nedenle kaldırılmasına karar verilerek yeniden hüküm kurulmuştur. Temyiz Başvurusu: Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: 1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, taraflar arasındaki sözleşmeye, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Taraflar arasında davacı işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. İş sözleşmesinin tarafları, ücretin miktarını, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesinde de, işverenin işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde ise asgari ücretten az olmamak kaydıyla emsal ücreti ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. 4857 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Kanunun 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasınında yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta primi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek (sendika üyesi olması halinde) sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı, ayrıca Türkiye İstatistik Kurumunun resmi internet sitesindeki "kazanç bilgisi sorgulama" kısmından da faydalanılabileceği göz önüne alınarak emsal ücret araştırması yapılmalı, bu araştırma sonucunda elde edilen verilerle, tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda davacının alt işveren işçisi olarak ihaleli işlerde su ustası (tanık beyanında damperli kamyon şoförü) olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacı gerçek ücretinin 3.950.00 TL olmasına rağmen bordroda asgari ücret olarak gösterildiğini iddia etmiş, tanık delili ve emsal ücret araştırmasına dayanmıştır. Davacı tanıklarından ... davacının kamyon şoförü olarak çalıştığını, ne kadar ücret aldığını bilmediğini, 3.000,00-4.000,00 TL arasında ücretler aldıklarını, miktarını tam olarak bilmediğini, hiç kimsenin diğerinin aldığı maaşı bilmediğini, tanık ... ise; kendisinin de şoför olduğunu ve 3.000.00 TL ücret aldığını, davacının damperli kamyon şoförü olarak çalıştığı için kendisinden daha fazla ücret aldığını yani kendisi 3.000,00 TL ücret alıyorsa davacının daha fazla ücret aldığını ancak ne kadar aldığını bilmediğini ifade etmiştir. DİSK sendikası cevabi yazısında şoför olarak çalışan davacı gibi işçinin 2016 yılı itibariyle 3.250.00 TL net ücret alabileceği bildirilmiştir. Enerji Sen sendikası ise sendikalı ve sendikasız işçi arasında 100.00 TL fark olmak üzere daha yüksek ücret bildirmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı iddiasının tam olarak tanıklarca ispat edilemediği, emsal ücret araştırmasına göre DİSK sendikası yazısında belirtilen net 3.250.00 TL ücretle çalıştığının kabulü ile hesaplamalar yapılmıştır. Dosya kapsamına göre yapılan ücret araştırması yetersizdir. Davacı sendikalı işçi değildir. TÜİK’ten ücret sorgusu yapılmamıştır. Davalı ... İnş. A.Ş. vekili istinaf aşamasında dosyaya bir kısım dava dilekçeleri sunarak; aynı şekilde atıksu ve içmesuyu hatları yapım bakım onarım işlerinde çalışan işçilerden ... 24. İş Mahkemesinde seri şekilde açılan (2018/225-238 arası) dava dosyalarında davacıdan yaklaşık 2 yıl sonra iş sözleşmesi feshedilen işçilerden 228, 234 ve 236 esas nolu dosyaların davacılarının vidanjör operatörü ve kuka (kanal kazma makinesi) operatörlerin 2.000,00 -2.250,00 TL + agi aylık ücret aldıklarını dava dilekçelerinde beyan ettikleri, davacı taraf iddiasında beyan edilen ücretin dahi asgari ücretin 1,82 veya 2 katına tekabül edeceği tespit edilmekle, 2 yıl öncesinde daha fazla ücret aldıklarının düşünülemeyeceğinden ve davacı sendika üyesi olmadığından tarafların bildirdiği şirket ve kurumlar ile TÜİK ten işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek yeniden sorgulamalar yapılarak karar verilmesi gerekirken asgari ücretin 2,761 katı ücret aldığının kabulü ile tüm alacak kalemlerinin bu oran gözetilerek hesaplanması isabetsiz olmuştur. Sonuç: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.02.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2022/5408 E., 2022/10505 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Mahkemesi
tam metni aç
Davacı tarafın 2012 ve 2013 yıllarının tüm aylarına ait eksik ödenen ücretlerine ilişkin ücret alacağı talebinde bulunduğu, 4857 sayılı ... Kanunu'nun 37. maddesine göre;
9. Hukuk Dairesi         2022/5408 E.  ,  2022/10505 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :... Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece ... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.09.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin yurt dışındaki işyerinde 23.01.2008 - 08.09.2013 tarihleri arasında çalıştığını, ... sözleşmesinin işveren tarafından haksız şekilde feshedildiğini, tazminatları ve bir kısım işçilik ücretlerinin ödenmediği belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve ücret alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödendiğini ve ödenmeyen bir işçilik alacağı bulunmadığını, davacının fazla çalışma yapmadığını, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatillerde de çalışmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.04.2018 tarihli ve 2015/394 Esas, 2018/283 Karar sayılı kararı ile; "... Taraflar arasındaki ... akdinin tazminata hak kazanılamayacak şekilde sona erdiğinin işveren tarafından ispatlanmasının gerektiği, banka kayıtlarının incelenmesinde, davacı adına 23/09/2013 tarihinde 1.581,00 USD kıdem tazminatı ve 840,00 USD ihbar tazminatı ödemesinin yapıldığı, ayrıca SGK çıkış kodunun -işin sona ermesi- olarak gösterildiği, bu nedenlerle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, ayrıca ilk dönem çalışmasının da tazminat ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdiği ispatlanamadığından hizmet sürelerinin birleştirilmesi gerektiği kanaatine varılarak, yeterli bulunarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenen tazminatların mahsubu ile hüküm altına alındığı, Davacı tarafın 2012 ve 2013 yıllarının tüm aylarına ait eksik ödenen ücretlerine ilişkin ücret alacağı talebinde bulunduğu, 4857 sayılı ... Kanunu'nun 37. maddesine göre; ücret ödemelerini yaptığını ispat yükü kendisinde bulunan işverenin, ücret bordrolarını eksiksiz şekilde düzenleyip saklaması ve bordrolardaki ücreti ödediğini, işçinin imzası veya banka kayıtlarıyla ispat etmesinin yasal zorunluluk olduğu, somut olayda ise, dosyada ödemeye ilişkin yalnızca banka kayıtlarının olduğu, bu kayıtlara göre ise davacıya fazla mesai açıklamalı ödemeler haricinde toplam 29.641,00 USD maaş ödemesi yapıldığının tespit edildiği, bilirkişi tarafından davacının talep etmiş olduğu yıllara ilişkin 1 yıl 7 aylık ücreti hesaplanarak yapılan toplam maaş ödemesinin mahsubu sonrasında davacının bakiye ücret alacağının bilirkişi raporunda belirlendiği gibi hüküm altına alındığı, Davacının fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti taleplerinin bulunduğu, kural olarak işbu çalışmaların yapıldığını işçinin, ücretinin ödendiğini ise işverenin ispatlaması gerektiği, yazılı belge bulunmayan hallerde çalışma yapıldığının tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceği, dosyamızda davacının çalışma saatlerini ve günlerini gösterir herhangi bir kayıt ve belgenin bulunmadığı, dinlenen tanık anlatımlarından ise haftada 15 saat fazla mesai yaptığı, yine dinlenen tanık anlatımlarına göre davacının iki haftada 1 Cuma günü hafta tatili izni kullandığı, diğer Cuma günü ise hafta tatili gününde çalıştığı, ayrıca resmi bayramların tamamında, dini bayramlarda ise 1. gün haricinde çalışmış olduğu, davalı işverenin ispat edilen işbu fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin ödendiğini yazılı delille ispat edemediği anlaşıldığından tanık beyanları dikkate alınarak bilirkişi raporuna göre belirlenen fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacak taleplerinden davacı işçinin raporlu, mazeretli, izinli olduğu günler ile çalışılmayan günleri göz önünde bulundurularak ... Borçlar Kanunu’nun 51. ve 52. maddeleri gereğince takdiren % 40 oranında indirim yapıldıktan sonra aşağıdaki şekilde kabulüne dair hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç ... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 25.04.2019 tarihli ve 2018 /2263 Esas, 2019/1125 Karar sayılı kararı ile; "... Ücrete ilişkin beyanlar alınmış ve emsal ücret araştırması yapılmış olup tanık beyanları, işverenlikçe düzenlenen aylık ödeme listesi ve emsal ücret araştırma sonucu da dikkate alınarak hükme esas bilirkişi raporunda tespit edilen en son net 1.750 USD olarak ücretin tespitinde isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı şirket vekili beyanlarına itibar edilen tanıkların davalı işverenlerle husumetli olduklarına dair istinaf sebebi ileri sürülmüşse de bu kapsamda davalı tarafça dosyaya sunulmuş somut delil bulunmadığı gözetildiğinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2010/2-751 esas 2012/2-387 karar sayılı içtihadına göre esas olan tanığın gerçeği söylemesidir. 6100 Sayılı HMK'nın 255. Maddesi uyarınca da aksine ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Bu kapsamda davalılar vekillerince tanıkların gerçeği söylemediklerine dair ciddi ve inandırıcı delil dosyaya sunulmadığından mahkemece davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmayıp davalı vekillerinin bu yöndeki istinaflarının haklı olmadığı anlaşılmıştır. Davacı ücret alacağı, fazla mesai ücreti alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı, hafta tatili alacağı talebinde bulunmuştur. Fazla mesai yaptığını, hafta tatilinde ve ulusal bayram-genel tatil günlerinde çalıştığını ispat yükü işçiye, bu günlerde çalışma yapılmış ise ücretinin ödendiğini ispat yükü davalı işverene aittir. İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanık beyanları doğrultusunda; davacının çalıştığı dönemde; bilirkişi raporunda belirtildiği üzere haftalık 15 saat fazla mesai yaptığı, ancak karşılığının ödendiğinin davalı işverence ispatlanamadığı gerekçesiyle bu alacağa hak kazandığına ilişkin kabulde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Yine ulusal bayram- genel tatil ve hafta tatili ücreti alacağı yönünden işyerinde bugünlerde çalışma yapıldığının tanık beyanlarıyla ispatlanmış olması karşısında bu talebin kabulü de dosyaya uygun bulunmuştur. Çalışma olgusunu ispat yükümlülüğünün davacı çalışanda bu çalışma karşılığının ödendiğini ispat yükümlülüğünün ise davalı işverenlikte olmasına göre davacının haftalık yasal çalışma süresini aşan ve karşılığı ödenmeyen fazla çalışma, bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacağının bulunduğu, ayrıca ödenmeyen günlere ait ücret alacağının bulunduğu, bu alacakların ödendiğine ilişkin herhangi bir makbuz, dekont, banka kaydı vs.. yazılı delil ibraz edilmediği gözetildiğinde denetime elverişli, yerleşik yargısal kararlara uygun, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda yer alan alacak miktarları esas alınarak kurulan hükümde isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür. ..."gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 01.10.2019 tarihli ve 2019/5075 Esas 2019/17017 Karar sayılı ilâmı ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile davacı işçinin, davalı aleyhine açılan başka bir davada tanık olarak vermiş olduğu ifadesinin kendisini bağlayacağı dikkate alınmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle karar bozularak dosya kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uygun şekilde davacı asılın beyanı alınarak fazla çalışma alacağının reddine karar verilmiş, bozma dışı kalan alacaklar yönünden de bozmadan önceki gibi hüküm kurulmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince kabul edilen alacak tutarı ile karar tarihinde dikkate alınması gereken döviz kuruna göre davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu beyanla kararın bu yönden düzeltilerek onanması istemi ile temyiz başvurusunda bulunmuştur. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının ücretinin yanlış tespit edildiğini, davacının ... bitimi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini ve müvekkili Şirketten hiçbir alacağının kalmadığını, davacının ücret ve fazla çalışma alacağının da bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, uyulmasına karar verilen bozma ilâmı ile hüküm altına alınan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile ücret alacağının hesaplanması ve davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ilgili bölümü şöyledir : "(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. ..." 3. Dairemiz uygulamasında, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarından yapılan indirim ile ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde bir kurala yer verilmediğinden ve ayrıca işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada Mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı bilinemediğinden, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarından yapılan indirimlerden dolayı reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 20.04.2022 tarihli ve 2022/4477 Esas, 2022/4842 Karar sayılı; 08.03.2022 tarihli ve 2022/2273 Esas, 2022/2899 Karar sayılı kararları). 3. Değerlendirme 1.Uyulan bozma kararı gereğince tesis edilmiş İlk Derece Mahkemesi kararında hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik olmamasına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda, davacı işçinin kabul edilen dava konusu işçilik alacakları toplamının 14.984,95 USD olduğu, karar tarihine göre Merkez Bankası tarafından ilan edilen gösterge niteliğindeki döviz kuru (8,6586 TL) uyarınca kabul edilen alacağın 129.748,68 TL'ye karşılık geldiği anlaşılmaktadır. Söz konusu tutar ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre davacı lehine 16.276,12 TL vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının dokuzuncu bendinde yer alan “Davacı taraf yararına AAÜT uyarınca 5.520,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, ” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davacı taraf yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 16.276,12 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücreti ile aşağıda yazılı temyiz giderinin davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İş Hukuku

4857 sayılı İş Kanunu'na göre, işverenin işçiye vermek zorunda olduğu ücret hesap pusulası ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) İşveren, işyerinde veya bankaya yaptığı ödemelerde işçiye ücret hesabını gösterir imzalı bir pusula vermek zorundadır.
B) Pusulanın, işyerinin özel işaretini taşıması yeterlidir, imza şart değildir.
C) Pusulada, ödemenin günü ve ilişkin olduğu dönem gösterilmelidir.
D) Fazla çalışma ve hafta tatili ücretleri gibi asıl ücrete yapılan eklemeler tutarının ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.
E) Vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve icra gibi kesintilerin gösterilmesi zorunlu değildir, işçinin talep etmesi gerekir.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol