4857 sayılı İş Kanunu Madde 38

İş Kanunu 38. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 38 - İşveren toplu sözleşme veya iş sözleşmelerinde gösterilmiş olan sebepler dışında işçiye ücret kesme cezası veremez. İşçi ücretlerinden ceza olarak yapılacak kesintilerin işçiye derhal sebepleriyle beraber bildirilmesi gerekir. İşçi ücretlerinden bu yolda yapılacak kesintiler bir ayda iki gündelikten veya parça başına yahut yapılan iş miktarına göre verilen ücretlerde işçinin iki günlük kazancından fazla olamaz. Bu paralar işçilerin eğitimi ve sosyal hizmetleri için kullanılıp harcanmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hesabına Bakanlıkça belirtilecek Türkiye'de kurulu bulunan ve mevduat kabul etme yetkisini haiz bankalardan birine, kesildiği tarihten itibaren bir ay içinde yatırılır. Her işveren işyerinde bu paraların ayrı bir hesabını tutmaya mecburdur. Birikmiş bulunan ceza paralarının nerelere ve ne kadar verileceği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının başkanlık edeceği ve işçi temsilcilerinin de katılacağı bir kurul tarafından karara bağlanır. Bu kurulun kimlerden teşekkül edeceği, nasıl ve hangi esaslara göre çalışacağı çıkarılacak bir yönetmelikte gösterilir. Asgari ücret

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
9. Hukuk Dairesi, 2025/454 E., 2025/1052 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
maddesi ile eklenen 4857 sayılı Kanun'un 21/3 hükmünün yürürlük tarihinin 7036 sayılı Kanun'un 38. maddesinde 01.01.2018 olarak belirtildiği, istinaf incelemesine konu işbu davada dava tarihinin 06.09.2016 tarihi olduğu, bu nedenle söz konusu düzenleme yürürlükte olmadığı için bu hükmün uygulanma imkanının bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince işe
9. Hukuk Dairesi         2025/454 E.  ,  2025/1052 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 32. İş Mahkemesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin mahiyetten reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde 1996 yılından bu yana başuzman olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin hizmetine ihtiyacın duyulmaması nedeniyle feshedildiğini, ancak fesih için gerekli şartların araştırılmadığını, fesih gerekçesinin açık ve net belirtilmediğini, fesih gerekçesinin sonradan değiştirilemeyeceğini, yazılı savunma alınmadığını ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine ve işe iadenin yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin FETÖ/PDY terör örgütü ile illiyet ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İHLAL KARARINDAN ÖNCEKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı İlk Derece Mahkemesinin 06.12.2016 tarihli kararı ile; davalı işverence 673 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (673 sayılı KHK ) ve devamında çıkarılan diğer bu nitelikteki hükümler uyarınca bir değerlendirme yapılmak suretiyle işçinin, adı geçen FETÖ/PDY terör örgütü ile illiyet, irtibat ve iltisakı olduğu kanaatine varılarak iş sözleşmesinin sonlandırıldığı, işçiden kaynaklı nedenlerle güven ilişkisinin sarsıldığı ve artık iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğun ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. B. İstinaf İlk Derece Mahkemesinin 06.12.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 16.05.2017 tarihli kararı ile; davacının çalıştığı işyerinin niteliği itibarıyla 673 sayılı KHK'nın 7. maddesine göre değerlendirme yapılarak davacının iş sözleşmesinin yasal düzenleme kapsamında sona erdirildiği, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28.03.2017 tarihli ve 2017/19203 Esas, 2017/5147 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek işçinin iş sözleşmesinin yasal düzenleme kapsamında sona erdirilmesi durumunda 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 18 ve devamı maddeleri uyarınca geçersizlik koşulları aranamayacağından davacının iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği, her ne kadar İlk Derece Mahkemesinin karar gerekçesinde fesih işleminin haklı ve geçerli nedenlerle gerçekleştiği şeklinde açıklama yapılarak çelişki oluşturulmuş ise de fesih işleminin geçerli nedenle yapıldığı anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. C. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 16.05.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 07.06.2018 tarihli kararı ile; davacı hakkında soruşturma bulunduğu, ceza soruşturmasının sonucu beklenmeden karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 31.10.2018 tarihli kararı ile; davalı Kurumun ülke ekonomisi açısından önemi ve davacının çalıştığı pozisyon dikkate alındığında, gerek çalışanların birbirleriyle olan ilişkilerinde gerekse işveren ile davacı arasındaki ilişkide güven kavramının hayati öneme sahip olduğu, Cumhuriyet Savcılığı soruşturma dosyasında "iltisak şüphesi" tespit olunduğu, taraflar arasındaki güven ilişkisinin artık iş sözleşmesinin devamının taraflardan beklenemeyecek derecede sarsıldığı gerekçeleriyle fesih sebebinin geçerli nedene dayalı olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. E. Onama Kararı İlk Derece Mahkemesinin 30.10.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 17.04.2019 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. IV. ANAYASA MAHKEMESİ KARARI VE İHLAL KARARINDAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bireysel Başvuru ve Anayasa Mahkemesi Kararı Kesinleşen karara karşı davacı tarafın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunması üzerine, Anayasa Mahkemesinin 01.03.2023 tarihli ve 2019/... Başvuru numaralı kararı ile; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mahkeme hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesi Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; fesih tarihi itibarıyla herhangi bir düşünce açıklaması bulunmayan, internet üzerinden herhangi bir paylaşım yapmayan davacının anılan sitelere erişiminin terör örgütüne iltisak kapsamında kalmadığı, terör örgütünün görüşünü yayan ya da meşrulaştıran bir davranış olmadığı, sitelere erişimin davacının ifade özgürlüğü kapsamında kaldığının Anayasa Mahkemesi kararı ile belirtildiği buna göre, davalı tarafın iş sözleşmesinin haklı ya da geçerli nedenle feshedildiği iddiasına ilişkin ispat yükünü yerine getirmediği gerekçeleriyle davanın kabulü ile davacının işe iadesine, davacının kıdemi ve fesih nedeni göz önünde bulundurularak, takdiren 7 aylık işe başlatmama tazminatı ile 4 aylık boşta geçen süre ücret alacağının davalıdan tahsili gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. C. İstinaf İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekillerince süresinde istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı hakkında yapılan ceza soruşturması sonucunda şüphelinin çalıştığı kurum tarafından FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğu değerlendirmesi ile Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulduğu, yapılan soruşturma neticesinde; ... hesap hareketleri ayrıntılı olarak incelendiğinde, örgüt elebaşının talimatı doğrultusunda 2014 yılı Eylül ayından itibaren mevduat miktarını artırmasının sözkonusu olmadığı, aksine Ağustos ayında mevduat miktarında ciddi düşüş yaşandığı, 2015 yılı Ocak ayında Bankanın hâlen örgüt kontrolünde olduğu dönemde hesaptaki tüm paranın çekildiği, bu verilerin şüpheli savunması ile örtüştüğü, bu tespitler karşısında şüphelinin örgüt elebaşının talimatına uygun hareket ettiğinin iddia edilmesinin mümkün olmadığı, şüphelinin aynı işyerinde çalıştığı kişilerle HTS kayıtlarının tespit edilmiş olmasının makul kabul edilmesi gerektiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararları dikkate alındığında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinde düzenlenen Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğunun kabulü için iltisak, sempati gibi kavramların yeterli olmadığı, dosya kapsamında şüphelinin örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olduğuna, hiyerarşik yapıya uygun olarak talimat aldığına veya verdiğine, diğer örgüt üyeleriyle iletişim kurabilmek için özel yöntem ve araçlar kullandığına, örgütle devamlılık arz edecek şekilde organik bir bağının bulunduğuna, özetle örgütle üyelik olarak nitelendirilebilecek seviyede bir ilişki içerisinde olduğuna dair kamu davasına dayanak teşkil edecek yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, konusu performansı düşük çalışanlar hakkında olan ve davacının da isminin bulunduğu Genel Müdür Yardımcısı tarafından Genel Müdürlüğe hitaben yazılan yazının; "Aşağıda isimleri ve görev yaptıkları birimler yer alan çalışanların, yöneticilerinin yaptıkları değerlendirmeler neticesinde kendilerine verilen görevleri yapmakta yetersiz kaldıkları ve verimsiz çalıştıkları düşünülmektedir." şeklinde, 11.08.2016 tarihli fesih bildiriminin ise "Borsamız Yönetiminin 11/08/2016 tarihli onayı ile hizmetlerinize ihtiyaç duyulmaması nedeniyle iş sözleşmenizin 11.08.2016 tarihi mesai bitimi itibariyle yasal haklarınız ödenmek suretiyle feshedilmesine karar verilmiştir." şeklinde olduğu, somut olayda 11.08.2016 tarihli yazı ve fesih bildiriminde fesih sebebi olarak davacının yetersiz olması, hizmetine ihtiyaç duyulmaması hususunun yer aldığı, bu gerekçenin dışında fesih bildiriminde başkaca bir fesih sebebine yer verilmediği, davalı işveren tarafından yasada zorunlu şekil şartı olarak öngörülen davacının savunmasının alınması yükümlülüğünün yerine getirilmediği, feshin şekli şartlarına uyulmadığı, yapılan feshin geçersiz olduğu, davalının bu yönlere ilişkin istinaf isteminin yerinde olmadığı ancak 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 12. maddesi ile eklenen 4857 sayılı Kanun'un 21/3 hükmünün yürürlük tarihinin 7036 sayılı Kanun'un 38. maddesinde 01.01.2018 olarak belirtildiği, istinaf incelemesine konu işbu davada dava tarihinin 06.09.2016 tarihi olduğu, bu nedenle söz konusu düzenleme yürürlükte olmadığı için bu hükmün uygulanma imkanının bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin parasal olarak belirlenmemesi gerekirken bu şekilde belirlenmesinin kamu düzenine aykırılık oluşturacağı yine davacı işçinin kıdemine ve fesih nedenine göre mahkemece işe başlatmama tazminatının davacının 7 aylık ücreti tutarında belirlenmesi isabetli olmayıp bu tazminatın davacının 6 aylık ücreti oranında belirlenmesinin dosya içeriğine uygun düşeceği gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, feshin haklı ya da geçerli nedene dayanıp dayanmadığı ile buna göre davacının işe iadesine karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Diğer kararlar (3)

9. Hukuk Dairesi, 2022/4397 E., 2022/5669 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... 51. Hukuk Dairesi
tam metni aç
"Meslek sadece eylemli turist rehberleri tarafından serbest meslek erbabı olarak veya 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olarak icra edilir." 5. Turist Rehberliği Meslek Yönetmeliği'nin "Sözleşme yapma zorunluluğu" kenar başlıklı 38 inci maddesi şu şekildedir:
9. Hukuk Dairesi         2022/4397 E.  ,  2022/5669 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : ... 51. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 25. İş Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı asılın 01.08.2009-14.03.2015 tarihleri arasında profesyonel tur rehberi olarak çalıştığını, 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu'nda (1618 sayılı Kanun) yapılan değişiklik gereği çalıştırılacak işçiler ile tur bazında sözleşme imzalanması kuralı getirildiğini, 03.10.2013-14.03.2015 tarihleri arasında davacının işçi statüsünde ancak her tur için ayrı ayrı tur sözleşmesi imzalanmak suretiyle çalıştırıldığını, davacının sadece bu Şirketlere bağımlı olarak çalıştığını, 01.08.2009 - 03.10.2013 tarihleri arasındaki çalışma döneminde aylık 1.500,00 USD + %5 prim üzerinden anlaşma yapıldığını, 03.10.2013-14.03.2015 tarihleri arasındaki dönemde ise her hafta çıkılan farklı turlar için farklı fiyat üzerinden ve toplamda 60.336,00 TL ödenmesinin kararlaştırıldığını ancak ücret ve tur bedellerinin ödenmediğini ve davacıya kasıtlı olarak iş de verilmediğini, iş sözleşmesinin bu sebeplerle davacı tarafından haklı sebeple sonlandırıldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, ücret, tur ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının 4857 sayılı İş Kanunu’na (4857 sayılı Kanun) tabi olarak çalışmadığını, tur rehberliğini serbest meslek şeklinde yaptığını, dışarıdan hizmet alımı yolu ile kendi nam ve hesabına çalıştığını, davacı ile aralarında işçi - işveren ilişkisinin bulunmadığını, rehberlik hizmetlerinden elde edilecek kazancın da serbest meslek kazancı olduğunu, davanın görev yönünden reddi gerektiğini, hak ettiği serbest meslek kazancının kendisine ödendiğini, altı yıl boyunca ücret almadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı Şirketler nezdinde 01.08.2009-14.03.2015 tarihleri arasında tur rehberi olarak aylık ortalama net 3.496,23 TL karşılığında çalışmaya başladığı, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiği, kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin alacağı, asgari geçim indirimi, ücret ve tur ücreti alacağına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı Tarafın İstinaf Sebepleri Davacı vekili; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı dikkate alınarak hüküm altına alınan alacak kalemlerinin tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden düzeltilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. 2. Davalı Tarafın İstinaf Sebepleri Davalılar vekili; hizmet süresinin hatalı belirlendiğini, davacının kendi nam ve hesabına çalışan serbest meslek erbabı olduğunu, bu sebeple talep ettiği alacaklara hak kazanamayacağını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, ücretinin hatalı olarak tespit edildiğini, sözleşmesini kendisi sonlandırılan davacının lehine kıdem ve ihbar tazminatının ödenemeyeceğini, davacının çalıştığı süre boyunca hiç ücret almadan çalıştığının kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı lehine tur ücreti ve ücret alacağı şeklinde iki ayrı ücret alacağına hükmedilmesinin doğru olmadığını, dosyadaki ödeme belgeleri ve hesap hareketlerinin dikkate alınmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştr. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı...Tur. ve Gayrimenkul Yat. Holding A.Ş. arasında toplam yirmi yedi adet acente-rehber hizmet sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmede genelde yabancı Japon turistler için gruplar hâlinde dört gün ile yedi gün arasında değişen yurt içi yerlerin gezileceğinin belirtildiği, davacının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin (a) bendi kapsamında herhangi bir işyerinde sigortalı çalışmasının bulunmadığı, 03.09.2010 tarihinden itibaren ise aynı maddenin (b) bendi kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız olarak çalıştığının anlaşıldığı, davacının davalı işyerinde turistlere rehberlik yapması sebebiyle 4857 sayılı Kanun'a tabi olduğu, kendisi işten ayrıldığından ihbar tazminatına hak kazanamayacağı, turist rehberi olarak çalıştığından ücret alacağına ek olarak çıkan her tur için tur ücretinin ödenmesi gerektiği, 01.08.2009 tarihinden itibaren değişik tarihlerde davalı ...Tur. Havayolu Taş. Bilg. Elektr. San. ve Dış Tic. A.Ş. tarafından yapılan ödemelerin tur rehber avans ödemeleri olduğu ve turist harcamaları için kullanıldığı, davacının 1 yıl, 11 ay, 6 günlük hizmet süresi dikkate alınarak aylık 1.500,00 USD net ücret aldığı kabul edilerek ücret alacağının 104.883,72 TL olarak belirlenmesinde ve acente rehber hizmet sözleşmesinde belirlenen toplam 59.436,00 TL'nin tur ücreti olarak kabul edilmesinde aykırılık tespit edilmediği, davalıların adreslerinin ve ortaklarının aynı olduğu, davalılar arasında fiili ve organik bağ olduğu, zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı, davalılar vekilinin ihbar tazminatı verilmemesi gerektiği dışındaki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davacının faize ilişkin istinaf sebebinin yerinde olduğu gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı Tarafın Temyiz Sebepleri Davacı vekili; ihbar tazminatına ilişkin talebin reddinin hatalı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu yönden ortadan kaldırılması ve ihbar tazminatının kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı Tarafın Temyiz Sebepleri Davalılar vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerleri ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının hizmet süresinin doğru belirlenip belirlenmediği, tüm çalışma döneminin 4857 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığı, ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, ödenmeyen alacağı bulunup bulunmadığı ve taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konularına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun ( 7036 sayılı Kanun) "Görev" kenar başlıklı 5 inci maddesi şöyledir: " (1) İş mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar. " 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ( 6100 sayılı Kanun) "Hâkimin davayı aydınlatma ödevi" kenar başlıklı 31 inci maddesi şu şekildedir: "(1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. " 3. 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu'nun (6326 sayılı Kanun) "Mesleğin icrası, odaya üyelik ve meslek sicilleri" kenar başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Meslek, bu maddede belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde serbest meslek şeklinde veya 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olarak icra edilebilir." 4. Turist Rehberliği Meslek Yönetmeliği'nin "Mesleğin icrasına ilişkin esaslar" kenar başlıklı 28 inci maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: "Meslek sadece eylemli turist rehberleri tarafından serbest meslek erbabı olarak veya 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olarak icra edilir." 5. Turist Rehberliği Meslek Yönetmeliği'nin "Sözleşme yapma zorunluluğu" kenar başlıklı 38 inci maddesi şu şekildedir: "(1) Turist rehberlerinin tur için belirlenen ücreti ihtiva eden yazılı turist rehberliği sözleşmesi yapmaları zorunludur. Sözleşme seyahat acentası ile turist rehberi arasında veya doğrudan turist rehberi ile turist/turistler arasında hizmet vermeye başlamadan önce yapılır. Haklı nedenlerin bulunduğu hâllerde ve geçerli mazeretleri sona erdiği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde yazılı olarak düzenlenmek kaydıyla e-posta, faks, telefon mesajı ve benzeri yollarla sözleşme yapılabilir. (2) Sözleşmede, turist rehberinin ruhsatname ve oda sicil numaraları ile acentanın isim, acenta belge ve vergi numarasının, tebligat adreslerinin, sözleşme konusu turun çalışma dilinin, tur güzergâhının, grup milliyeti ve gruptaki turist sayısının; tur programı ile taban ücret tarifesinde ilan edilen ücrete uygun olarak hesap edilen toplam ücretin, düzenleme tarihinin ve tarafların ıslak imzalarının bulunması, kamu yararına yapılacak turlarda sözleşmenin acenta kısmına ilgili kamu kurumunun bilgilerinin yazılı ve yetkili imzasının olması zorunludur. (3) 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında yapılan belirli veya belirsiz süreli sözleşmelerde ise, turist rehberinin ruhsatname ve oda sicil numaraları ile acentanın isim, acenta belge ve vergi numarasının, tebligat adreslerinin ve taban ücret tarifesine uygun olarak belirlenen aylık ücretin ve çalışma saatlerinin gösterilmesi zorunludur." 3. Değerlendirme 1. Taraflar arasında davacının tüm çalışma döneminin 4857 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Dosya kapsamında bulunan delillere göre davacı, işyerinde 01.08.2009-02.10.2013 ve 03.10.2013-14.03.2015 tarihleri arasında çalışmıştır. Davacının 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (a) bendi kapsamında herhangi bir işyerinde sigortalı çalışması bulunmadığı gibi davacı, 03.09.2010 tarihinden itibaren aynı Kanun maddesinin (b) bendi kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız olarak çalışmıştır. Davacı tanığı A.A., davacının 2013 yılında işyerinde sözleşmeli olarak çalıştığını ve sözleşme usulü ücret aldığını belirtmiştir. Tanığın beyanından, davacının tanık...farklı bir çalışma şekline tabi olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Davalı tanığı M.D. ise tur rehberlerinin, Turist Rehberleri Odasının verdiği bilgi ve şartlar doğrultusunda grup bazında rehberlik sözleşmesi ile çalıştıklarını ve işçi olmadıklarını beyan etmiştir. Davalı tanığı E.D. de davacının işyerinde sözleşmeli çalıştığını, makbuz karşılığı ücret ödemesi yapıldığını ve programa göre sözleşme dâhilinde ücret ve harcırah verildiğini, tur alıp almamanın davacının takdirinde olduğunu belirtmiştir. Bu açıklamalar ile 22.06.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6326 sayılı Kanun'un İlgili hukuk bölümünde yer verilen 4 üncü maddesi ve yine İlgili hukuk bölümünde belirtilen Turist Rehberliği Meslek Yönetmeliği'nin 28 ve 38 inci maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; davacının 03.10.2013-14.3.2015 tarihleri arasındaki dönemde işini serbest meslek olarak icra ettiği anlaşılmaktadır. Açıklanan sebeple davacının 03.10.2013-14.03.2015 tarihleri arasındaki çalışmasının 4857 sayılı Kanun kapsamında olduğunun kabul edilmesi hatalıdır. 2. Öte yandan davacı, 03.10.2013-14.03.2015 tarihleri arasındaki bu dönemde kendi nam ve hesabına çalışmış olup iş sözleşmesinin kurucu unsurlarından olan bağımlılık unsuru gerçekleşmediğinden davacı ve davalılar arasında işçi ve işveren ilişkisi bulunmamaktadır. Şu hâlde davacının 03.10.2013-14.03.2015 tarihleri arasındaki dönem yönünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na tabi bir işçi olduğunun da kabul edilmesi mümkün değildir. 3. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı paragrafları ile İlgili hukuk bölümünde yer verilen 7036 sayılı Kanun'un iş mahkemelerinin görevine ilişkin 5 inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde; davacının 03.10.2013-14.03.2015 tarihleri arasındaki döneme ilişkin tur ücreti alacağı talebinin iş mahkemelerinde görülerek sonuçlandırılması da mümkün değildir. O hâlde tur ücreti alacağı talebi yönünden genel mahkemeler görevli olduğundan bu talep yönünden davanın görev yönünden reddine karar verilmelidir. 4. Davacının 01.08.2009-02.10.2013 tarihleri arasındaki çalışması ise 4857 sayılı Kanun kapsamındadır. Buna göre dava konusu kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, ücret ve asgari geçim indirimi alacağı talepleri dosya içerisindeki delil durumuna göre bu süre ile sınırlı olarak değerlendirilmeli ve bu dönem ücret seviyesine göre hesaplanmalıdır. 5. Kabule göre ücret alacağı konusunda yapılan inceleme eksik olduğu gibi değerlendirme de hatalıdır. Dava zamanaşımı def'i gözetilerek 09.09.2010-02.10.2013 tarihleri arasında davacının hiç ücret almadığı kabul edilmiştir. Bu dönem için kabul edilen ücret miktarı dosya kapsamına uygun ise de davacının 1 yıl, 11 ay, 6 gün boyunca hiç ücret almadan çalışması hayatın olağan akışına aykırıdır. Diğer yandan, davacıya ait banka hesaplarının incelenmesinden davacıya 01.08.2009 tarihinden başlamak üzere çeşitli tarihlerde değişen tutarlarda ödemeler yapıldığı ve ödeme açıklamalarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili bu ödemelerin tur rehber avans ödemeleri olduğunu ve turist harcamaları için kullanıldığını beyan ettiğinden ödemelere değer verilmeden ücret alacağı hesaplanmıştır. Oysa Mahkemece, 6100 sayılı Kanun'un İlgili hukuk bölümünde yer verilen 31 inci maddesi kapsamında ücret alacağı talebinin açıklığa kavuşturulması için davacı asıl dinlenmeli ve ücret alacağının miktarı ve hesaplama yapılan 09.09.2010-02.10.2013 tarihleri arasındaki dönem için bankaya ya...miktarın ücret karşılığı olup olmadığı konusunda beyanı alınmalıdır. Sonucuna göre ve ayrıca bu dönem için bankaya ya...tutarların tur rehber avans ödemeleri olduğunu ispatla yükümlü olanın işçi olduğu ve bu ispat yükü yerine getirilmez ise açıklama yapılmadan banka hesabına yatırılan ödemelerin ücret karşılığı olduğunun kabul edilmesi gerektiği de gözetilerek bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı ve davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
22. Hukuk Dairesi, 2019/7029 E., 2019/17758 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (İş) Mahkemesi
tam metni aç
iş sözleşmesini feshettiğini, baskı iddiasının gerçek dışı olduğunu, iş sözleşmesinde işçinin işveren zarar vermesi durumunda bu zararı tazmin edeceği veya ücretinden kesileceğine ilişkin hüküm bulunduğunu, aynı zamanda yapılan kesintinin İş Kanunu m.38 hükmüne uygun olduğunu, davacının yapılan kesintilere itiraz etmediğini, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshedileceği
22. Hukuk Dairesi         2019/7029 E.  ,  2019/17758 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi asıl ve birleşen dava davalısı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, asıl dava ve birleşen davada davacının davalıya ait işyerinde mağaza yöneticisi olarak çalıştığını, davalı şirket tarafından davacıya baskı yapıldığını, gönderilen mallardan eksik çıkanların tutarların araştırma yapılmaksızın ve belge olmaksızın kesmelerinden dolayı işyerinin çekilmez hale geldiğini, bunun üzerine davacının ...Noterliği'nin 26.12.2014 tarih ve 14439 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile fesih bildiriminde bulunduğunu, davalı işverenin ise 15.01.2015 tarihinde iş sözleşmesini, davacının ihtarname çektiği gerekçesi ile feshettiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla çalışma ücretinin hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının çalıştığı şubede 1.250,00 TL açık tespit edildiğini, davacının savunmasında açığın mağaza çalışanından kaynaklandığını tespit ettiğini ve parayı getireceğini düşündüğünden bu durumu işveren bildirmediğini beyan ettiğini, bu davranışının davalı şirketin kayba uğramasına neden olduğunu, 26.12.2014 tarihli envanterde de 6.200,00 TL açık tespit edildiğini, 26.12.2014 tarihinde davacıdan savunma istendiğini, davacının savunma vermekten kaçındığını ve aynı gün baskı gerekçesi ile işverene ihtarname yollayarak iş sözleşmesini feshettiğini, baskı iddiasının gerçek dışı olduğunu, iş sözleşmesinde işçinin işveren zarar vermesi durumunda bu zararı tazmin edeceği veya ücretinden kesileceğine ilişkin hüküm bulunduğunu, aynı zamanda yapılan kesintinin İş Kanunu m.38 hükmüne uygun olduğunu, davacının yapılan kesintilere itiraz etmediğini, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshedileceğini bilmesi nedeni ile haklı nedenle fesih için gerekçe oluşturduğunu, iş sözleşmesinin davacı tarafından haksız feshedildiğini, dolayısıyla davacının kıdem tazminatı talep edemeyeceğini savunarak asıl davanın ve birleşen davanın davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda asıl dava ile birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz Başvurusu: Kararı, asıl ve bileşen dava davalısı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-İş sözleşmesinin kimin tarafından feshedildiği, feshin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı ve davacının kıdem tazminatı ile ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusudur. Somut uyuşmazlıkta davacı dava dilekçesinde 26.12.2014 tarihli ihtarname ile fesih bildiriminde bulunduğunu, işverenin ise bu fesih bildiriminin tebliği üzerine 15.01.2015 tarihinde iş sözleşmesini feshettiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise iş sözleşmesinin davacı tarafından haksız feshedildiğini savunmuştur. Mahkemece, dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında, iş sözleşmesinin davalının bölge müdürü tarafından feshedildiği, davalının haklı sebeple fesih gerçekleştirdiğine dair herhangi bir delil sunulamadığı, bu nedenle feshin haksız fesih olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Dosya kapsamına göre davacı 26.12.2014 tarihinde iş sözleşmesini bildirimli feshettiğini açıklamış, davalı da iş sözleşmesinin davacı tarafından feshedildiğini savunmuştur. Bu halde, mahkemece tarafların birbiri ile örtüşen iddia ve savunmalarının dışına çıkılarak iş sözleşmesinin işverence feshedildiği sonucuna varılması yerinde değildir. Davacı taraf, her ne kadar kendisinin fesih ihtarından sonra, iş sözleşmesinin “işverene ihtarname çekmesi sebebiyle” Bölge Sorumlusu tarafından 15.01.2015 tarihinde feshedildiğini ileri sürmüş ise de, dosya kapsamına göre işverence yapılan bir feshin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının işten ayrılış bildirgesinin tarihi 16.01.2015 olup, ayrılma sebebi istifa (03 kodu) olarak bildirilmiştir. Her ne kadar davacı tanığı ..., iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini ifade etmiş ise de, tanığın davacı ile aynı sebeplerle aynı tarihte işten ayrıldığı kendi beyanından anlaşılmaktadır. Davacı tarafından keşide edilen ilk ihtarnamenin davalıya tebliği ile davacının fesih iradesi karşı tarafa ulaşmakla hüküm ve sonuçlarını doğurmuştur. Bu itibarla, davacının 09.02.2015 tarihli ikinci ihtarnamesinde iş sözleşmesinin işverene ihtarname keşide etmesi sebebiyle işverence feshedildiğine yönelik iddiası kabul görmemiştir. İş sözleşmesinin davacı işçi tarafından feshedildiğinin kabulü gerekir. İşçinin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı ise çözümü gereken bir diğer uyuşmazlıktır. Davacı işçi 26.12.2014 tarihli ihtarnamede, “Şirketinizin son uygulamalarında, bölge sorumlusu mağazaya gelen malların sayımında bildirdiğimiz eksik miktara ilişkin olarak bütün ülkede uygulamaya girdiği bahisle maaşımdan kesileceği hususu şifahi olarak bildirilmiştir. Ben mağaza yöneticiliği dönemimde mağaza gelen malların sayımını yapıp tutanakla tam veya eksik olması hususları bağlı bulunduğum bölgeniz müdürlüğüne bildirimlerimiz düzenli olarak yapmış bulunmaktayım. Şirket yetkililerince bu tür baskılar altında kalmakla sağlıklı bir çalışmada bulunamayacağımdan ve bu stres altında verimli olamayacağımdan dolayı bu haklı fesih ihbarında bulunmak zorunda kaldım. İş Kanunu hükümleri gereği çekmiş olduğum bu fesih ihbarının süresi bitiminde, çalıştığım süre boyunca tüm hak ve alacaklarımla birlikte, fazla mesai. izin. Ulusal bayram ve genel tatil hafta sonu izinlerimin hesaplanarak tarafıma ödenmesini ve gereginin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim.” şeklindeki açıklaması ile haklı fesih iradesini ortaya koymuştur. Davacı işçi kısaca mal sayımında bildirilen eksik miktarın ücretinden kesileceğinin bildirildiğini, bu tür baskılar altında verimli çalışamayacak olmasını haklı fesih sebebi olarak bildirmiştir. Dosya kapsamından, 11/12/2014 tarihli savunma talep formunda davacıdan ana kasadaki açığın sebebinin sorulduğu, davacının savunmasında “...kasasında çıkan açık kendisine bildirildi, neden bu kadar açığın çıktı dediğimde bilmiyorum dedi. Maaşını aldığında getireceğini söyledi. Benim buradaki tek hatam ana kasadaki açığı Bölge Sorumlusuna bildirmemem. Bunun sebebi de getireceğini biliyordum. Ama mazeret bildirmeksizin işe gelmedi, ben de durumu Bölge Sorumluma anlattım” şeklinde beyanda bulunduğu, yine 26/12/2014 tarihli savunma talep formu ile 14/12/2014 tarihli sayımda envanterde 6.200 TL açık verildiği belirtilerek davacıdan bunun sebebinin sorulduğu, davacının (davacı tanığı ...’nın da imzası bulunan tutanağa göre) savunma vermekten imtina ettiği; ardından davacının iş sözleşmesini belirtilen sebeplerle feshettiğine dair ihtarname keşide ettiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki 25.01.2011 tarihli iş sözleşmesinin 13. maddesinde “işveren işgörenin ihmal, tedbirsizlik veya kasıtla işverenin veya 3. şahısların araç, malzeme, mal ve tesislerinde sebep olduğu zararları istediği takdirde kısmen veya tamamen işgörene tazmin ettirebilir veya uygun gördüğü taksitlerle işgörenin ücretinden rıza almaksızın kesebilir. Ancak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 35. maddesi gereği aylık ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemez veya başkasına devir ve veya temlik olunamaz” hükmünün bulunduğu görülmektedir. Davacı fesih ihtarnamesinde, sayımda çıkan eksik miktarların maaşından kesileceğinin kendisine şifahi olarak bildirildiğini ileri sürmüş ise de, iş sözleşmesinde böyle bir düzenlemenin zaten mevcut olduğu açıktır. Bu itibarla, somut olayda İş Kanununun 22. maddesi bağlamında değerlendirme yapılmasını gerektirecek esaslı bir değişiklik söz konusu değildir. Ayrıca fesih tarihi itibariyle, disiplin işlemlerinin devam ettiği ve henüz gerek envanter gerekse ana kasa açığının soruşturma aşamasında olduğu, davacının ücretinden yapılan bir kesintinin bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu halde, davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshini ispat ettiğinden söz edilemez. Mahkemece gerek iş sözleşmesini fesheden taraf, gerekse feshin haklı sebebe dayandığı noktasında yanılgıya düşülerek yazılı gerekçe ile hüküm kurulması hatalıdır. Sözleşmeyi fesheden tarafın ihbar tazminatı talep edemeyeceği, ayrıca davacının iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini ispatlayamadığı göz önüne alınarak kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken, anılan taleplerin kabulüne karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.10.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2012/34487 E., 2014/27315 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİZMİR 8. İŞ MAHKEMESİ
tam metni aç
Sendikası arasındaki protokol gereğince düştüğünü, yapılan bu indirimin İş Kanunu madde 38’e aykırı olduğunu, ücrette indirimin ücret baz alınarak hesaplanan fazla mesai, ikramiye, ilave tediye, iş (güçlüğü) riski tazminatı, bakım tazminatı, vardiya tazminatı gibi ödemelerin de eksik ödenmesi sonucunu beraberinde getirdiğini,
9. Hukuk Dairesi         2012/34487 E.  ,  2014/27315 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İZMİR 8. İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 24/09/2012 NUMARASI : 2012/29-2012/533 DAVA :Taraflar arasındaki, ücret farkı, ilave tediye, ikramiye farkı, işgüçlüğü tazminatı farkı, bakım tazminatı farkı ile fazla mesai ücreti farkı alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19.09.2014 Cuma günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat Geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, davalı işveren yanında 2003 de teknisyen olarak çalışmaya başladığını, 2004 yılında TİS tarafı olan T..-İ.. Sendikasına üye olarak TİS’ten yararlanmaya başladığını, sendika üyesi olmadan önce günlük aldığı yevmiyenin TİS’ten yararlanmaya başlamasını takiben, davalı ile T..-İ.. Sendikası arasındaki protokol gereğince düştüğünü, yapılan bu indirimin İş Kanunu madde 38’e aykırı olduğunu, ücrette indirimin ücret baz alınarak hesaplanan fazla mesai, ikramiye, ilave tediye, iş (güçlüğü) riski tazminatı, bakım tazminatı, vardiya tazminatı gibi ödemelerin de eksik ödenmesi sonucunu beraberinde getirdiğini, İş Kanunu madde 62, 2822 sayılı TİSGLK. madde 5, 6 uyarınca ücrette bu surette bir indirime gidilemeyeceğini, sendika üyeliği nedeniyle ücretin indirilmesinin 2821 sayılı K. madde 32 ve İş K. madde 5’e aykırı olduğunu, birbirini takip eden TİS’ler uyarınca öngörülen artışların yapılmakla birlikte, ilk hareket noktası ücretin eksik olması nedeniyle hukuka aykırılığın devam ettiğini, bu hukuka aykırı işlemi olmasaydı aldığı ücret ve eklerinin daha farklı olacağını, TİS yapım aşamasında baskı sonucu sendika üyesi olduğunu ileri sürerek, fark aylık ücret, fazla mesai ücreti, fark ikramiye, ilave tediye, iş (güçlüğü) riski tazminatı, bakım tazminatı alacaklarının alacaklarını istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının T..-İ.. Sendikasına üyelik başvurusunda bulunduğunu sendika yönetim kurulu kararı ile üye olduğunu, üyelik ile birlikte yürürlükteki TİS’ten yararlanmaya başladığını, işçilerle kayıp kaçak kontrol işlerinde çalıştırılmak üzere İTİS öncesi işe alınan tekniker ve teknisyenlere, Tedaş ile Tes-İş Sendikası arasındaki 31.05.2004 tarihli Protokol madde 2 uyarınca, 01.03.2003-28.02.2005 süreli 10. dönem TİS’in Ek 2 cetvelinde yer alan 4. derecenin karşılığı olan unvan ile İTİS’in uygulama esasları başlıklı 6.maddesinin c fıkrası uyarınca sendika üyeliklerinin işverene bildirildiği tarihten itibaren Ek 2 cetvelinde yer alan 4. derecenin karşılığı yevmiyenin verilmesine, yine işbu bildirim tarihinden itibaren sözleşmenin tüm hükümlerinden 25.06.2004 tarihinden geçerli olmak üzere yararlandırılmalarının kararlaştırıldığını, Protokolün bu hükmü ve TİS Ek 2 cetvel uyarınca söz konusu tekniker ve teknisyenlerin ücretlerinin günlük 24,44 TL olarak uygulandığını, davacının taleplerinin taraflar arasındaki iş sözleşmesi madde 6’daki, “İşçinin esaslı bir nedene dayalı fasılalı veya teselsül eden iş sözleşmesinden mütevellit bir hak iddia edemez” kuralına aykırı olduğunu, dava konusu olayın İş Kanunu madde 22,62 ve 2821 sayılı K. madde 31 ile bir ilgisinin olmadığını, sendikaya üye olmaya zorlandığı iddiasının ciddi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının sendika üyesi olduktan sonra T..-İ.. Sendikası ile davalı işveren arasında yapılan protokol uyarınca İTİS Ek-II cetvelinde 4. derecinin karşılığı olan ücretin ödendiğini, toplu iş sözleşmesi ile işçinin başka haklara da kavuştuğunu, yevmiyesinin indirilmesinde hukuka aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Davacı, davalı G.. Elektrik Dağıtım A.Ş.’ de 2003 yılında çalışmaya başladığını, 2004-Nisan ayında sendikaya üye olduğunu ve TİS'den yararlanmaya başlaması üzerine yevmiyesinin iş sözleşmesinde kararlaştırılan miktarın altına düşürüldüğünü belirterek ücret farkından kaynaklı işçilik alacakları taleplerinde bulunmaktadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı TİSGLK’un 6. Maddesinde, “Toplu iş sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe hizmet akitleri toplu iş sözleşmesine aykırı olamaz. Hizmet akitlerinin toplu iş sözleşmesine aykırı hükümlerinin yerini toplu iş sözleşmesindeki hükümler alır. Hizmet akdinde düzenlenmeyen hususlarda toplu iş sözleşmesindeki hükümler uygulanır. Toplu iş sözleşmesinde hizmet akitlerine aykırı hükümlerin bulunması halinde hizmet akdinin işçi lehindeki hükümleri geçerlidir…” düzenlemesi yer almaktadır. Yukarıdaki hüküm “işçi lehine şart ilkesi” olarak adlandırılan kuralın Türk İş Hukukundaki pozitif yansımasını oluşturmaktadır. Söz konusu hüküm gereğince normlar hiyerarşisinde iş sözleşmesine nazaran daha üstte bulunan toplu iş sözleşmeleri hükümleri yerine iş sözleşmeleri hükümleri ancak işçi lehine olmak koşuluyla uygulanma kabiliyetine sahiptir. Bir başka ifadeyle iş sözleşmesi ile toplu iş sözleşmesi karşı karşıya geldiğinde yani aynı konuda iş sözleşmesi ile toplu iş sözleşmesinde farklı düzenlemeler yer aldığında iş sözleşmesi hükmü daha işçi lehine olmak koşuluyla somut olaya tatbik edilebilir. Somut olaya dönüldüğünde davacının iş sözleşmesi ile kararlaştırılan temel ücretinin düşürüldüğü anlaşılmaktadır. Bu ücretin düşürülmesi işlemi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesine göre değil toplu iş sözleşmesi ile yapılmıştır. Nitekim İş Kanunu’nun 22. maddesindeki prosedüre uyulup işçinin yazılı rızasının alındığı da iddia ve ispat edilmiş değildir. Öte taraftan TİS’lerle belirlenen ücretlerin ödendiği savunulmuş ise de öncelikle dosyada yer alan TİS’lerde davacının ücretine ilişkin doğrudan bir düzenleme ve cetvele rastlanılmamıştır. Sadece TİS’in 72. Maddesinde sözleşme anlamında asgari ücret tanımlanmış ve sözleşmenin eki niteliğindeki cetvellere göre belirleneceği ifade edilmiştir. İşveren tarafından toplu iş sözleşmelerinin uygulanması neticesinde iş sözleşmesinde kararlaştırılan ücretin davacının sendikaya üyeliği ve TİS'den yaralanmaya başlanması üzerine düşürülmesi 2822 sayılı TİSGLK'nın 6. maddesi uyarınca işçi lehine şart ilkesinin ihlali niteliğinde olup, kanuna aykırıdır. Mahkemece davalının zamanaşımı savunması nazara alınarak hesap yapılan bilirkişi raporu yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak davacının ücret farkından kaynaklı taleplerine ilişkin yeniden bir karar verilmelidir. F) Sonuç:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 1.100.00 TL.duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 19.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İş Hukuku

4857 sayılı İş Kanunu’na göre, işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesi amacıyla belirlenen asgari ücrete ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Asgari ücret, Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde kurulan ve Kurum teknik elemanları ile sosyal tarafların temsilcilerinden oluşan Asgarî İşçilik Tespit Komisyonu tarafından yıllık olarak belirlenir.
B) Komisyonun asgari ücrete ilişkin kararları Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girer ve bu kararlar idari bir işlem niteliğinde olduğundan, menfaati ihlal edilenler tarafından Danıştay'da iptal davasına konu edilebilir.
C) İşveren ile işçi arasında akdedilen iş sözleşmesinde daha düşük bir ücret kararlaştırılmış olsa dahi, işverenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır.
D) İşçinin ücretinden disiplin cezası olarak yapılacak kesintiler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belirlenen asgari ücretin günlük tutarını aşamaz ve kesilen tutar doğrudan işçinin kıdem tazminatı fonuna aktarılır.
E) Asgari ücret, sadece 4857 sayılı İş Kanunu'nun kapsamına giren işçiler için emredici nitelikte olup, bu kanun kapsamı dışındaki çalışanlar için genel bir tavsiye niteliği taşır.

Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol