4857 sayılı İş Kanunu Madde 47

İş Kanunu 47. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 47 - Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir. Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde işçilerin ulusal bayram ve genel tatil ücretleri işverence işçiye ödenir. Geçici iş göremezlik

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

105 karar eşleşti
9. Hukuk Dairesi, 2024/1218 E., 2024/4310 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
4857 sayılı İş Kanunu'nun 17, 32, 41, 44, 46 ve 47 nci maddeleri.
9. Hukuk Dairesi         2024/1218 E.  ,  2024/4310 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3488 E., 2023/3797 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 63. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/969 E., 2023/396 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenlikte yurt dışı iş sözleşmesiyle 29.05.2017-20.04.2018 tarihleri arasında kalıpçı ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini, son ücretinin net 1.800,00 USD olduğunu, aylık ücretin bir kısmının avans olarak elden ve kalan kısmının ise banka hesabına yatırıldığını, günlük 16 saate varan çalışmalar yaptığını, iki ayda bir defa hafta tatili kullandığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, karşılıklarının ödenmediğini, aylık ücretlerinin eksik yatırıldığını, bazı aylarda hiç ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fark ücret, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 28.05.2017-20.04.2018 tarihleri arasında müvekkili Şirketin yapımını üstlendiği Kamerun Japoma Spor Kompleksi inşaatı işyerinde kalıpçı ekipbaşı olarak çalıştığını, iş bitimi nedeniyle iş sözleşmesinin sonlandırıldığını, son ücretinin 1.150,00 USD olduğunu, ücretlerinin eksiksiz olarak ödendiğini, mesai saatleri haricinde yapılan fazla çalışma var ise ücret bordrolarına yansıtılarak davacıya ödendiğini, bordroların imzalı olması nedeniyle bordroda kayıtlı fazla çalışmadan daha fazla çalışma yapıldığının yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini, hizmet süresinin bir yıldan az olması nedeniyle kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izne hak kazanamadığını, iş sözleşmesinin ihbar öneli kullandırılarak feshedildiğini, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 29.05.2017-20.04.2018 tarihleri arasında davalı işverenlikte çalıştığı, hizmet süresinin 10 ay 22 gün olduğu, bir tam yıl hizmeti bulunmadığından kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği, ödenmeyen ihbar tazminatının bulunduğu, işverence davacının ücretinin bordrolarda 1.150,00 USD olarak tahakkuk ettirildiği; ancak fazla çalışma adı altında yapılan tahakkuklar ve bu tutarların dahi yeterli olmaması hâlinde “Ek Ödeme” adı altında yapılan ödemeler ile 1.800,00 USD'ye tamamlanmış olduğu, bu durumda söz konusu fazla çalışma ve ek ödeme adı altındaki ödemelerin her ay 1.800,00 USD'ye tamamlandığı ve davacının son brüt ücretinin 1.800,00 USD kabul edilmesi gerektiği, davalı tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışması bulunmamakta ise de bordrolardaki tahakkuk ettirilen saatler üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda karar verilmesi gerektiği ve davacının bakiye ücret alacağının bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili; somut uyuşmazlığa Kamerun hukukunun uygulanması gerektiğini ve talep edilen alacakların Kamerun hukukuna göre zamanaşımına uğradığını, Türkiye İş Kurumu nezdinde imzalanan yurt dışı iş sözleşmesi ile davacı tarafından ihtirazı kayıtsız imzalanan personel ücret zarflarından son aylık net ücretin 1.150,00 USD olduğunun açıkça anlaşıldığını, davacının hak ettiği ücret ve eklerinin her ay hazırlanan ücret bordrosuna yansıtıldığını ve banka kanalı ile ödendiğini, davacının iddialarını yazılı deliller ile ispatlayabileceğini, davacının fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili çalışması yapması hâlinde karşılığının o ayki bordrosuna tahakkuk ettirilerek eksiksiz şekilde ödendiğini, davacıya ihbar önelinin eksiksiz şekilde kullandırıldığını, ihbar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının ücret alacakları tahakkuk ettirilerek kendisine tam ve eksiksiz şekilde ödendiğinden bakiye ücret alacağı bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının cevap dilekçesinde Türk hukuku uygulanması konusunda çekişme bulunmadığının belirtildiği, ücret bordroları, banka kayıtları, tanık beyanları ve emsal mahkeme kararları dikkate alındığında davacının aylık ücretinin 1.800,00 USD olduğu kabulünün yerinde olduğu, davacının iş bitimi nedeniyle işten çıkarıldığı, bakiye ihbar tazminatına hak kazandığı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti yönünden bordrolardaki tahakkuk ettirilen saatler üzerinden yapılan hesaplamanın yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, uygulanması gereken hukuk, ücretin tespiti, davacının bakiye ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili alacaklarının ispatı ve bu hesaplanmasına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un ( 5718 sayılı Kanun) 24 ve 27 nci maddeleri. 3. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17, 32, 41, 44, 46 ve 47 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 5718 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.03.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Diğer kararlar (4)

9. Hukuk Dairesi, 2024/8196 E., 2024/13265 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4857 sayılı İş Kanunu'nun 17, 32, 41, 44, 46, 47 ve 63 üncü maddeleri.
9. Hukuk Dairesi         2024/8196 E.  ,  2024/13265 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi KARAR : Davalının istinaf başvurusunun esastan reddi, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulü TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddi, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 08.05.2015-15.12.2015 tarihleri arasında davalı işverenin Etiyopya'daki şantiyelerinde aşçı başı olarak aylık net 2.500,00 USD ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak sona erdirildiğini, alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek ihbar tazminatı, ücret ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette Etiyopya .... Demiryolu projesinde 08.05.2015-30.11.2015 tarihleri arası aşçıbaşı olarak çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacaklarının aylık ücrete dâhil olduğunu, davacının alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatının işverene ait olduğu, davalı tarafından davacının kadın işçilere ahlaka aykırı davranış ve tekliflerde bulunduğu iddiası ile iş sözleşmesinin sona erdirildiği, dosyaya davalı tarafça sunulan 21.11.2015 tarihli tutanakta iki kadın işçinin davacı tarafından tacize uğradığından bahsedildiği, tutanağın işyerinde çalışanlar tarafından tutulduğu, tutanak tanıklarının dinletilmediği, bu hâli ile tutanak içeriğinin teyit edilmediği, tutanak dışında davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığından davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, tanık beyanlarına göre davacının 08.05.2015-26.05.2015 tarihleri arasında 10,5 saat, 27.05.2015-26.11.2015 tarihleri arasında ise 21 saat fazla çalışma yaptığı, dinî bayramların bir günü dışındaki tüm dinî bayramlarda ve resmî tatillerde çalıştığı, ayda iki hafta tatilinde çalıştığı ve bu çalışmalarının karşılığının ödenmediği ve davacının ödenmeyen ücretinin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili; davacının aylık ücretinin hatalı tespit edildiğini, bordrolarda yansıtılan ücretin net ücret olduğunu, ücret alacağının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, net ücret ile hesaplanan ücret alacaklarından Sosyal Güvenlik Kurumu prim ve vergi kesintisi yapılmasının hatalı olduğunu, uygulanan faizin türünün hatalı olduğunu, ulusal bayram ve genel tatil ücreti bakımından hükümde maddi hata olduğunu, talebi aşar şekilde karar verildiğini, davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekili; zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, davacının aylık ücretine fazla çalışmalarının da dâhil olduğunu, bunun dikkate alınmadan fazla çalışma hesaplanmasının hatalı olduğunu, fazla çalışma ücretine esas aylık ücretinin de hatalı tespit edildiğini, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, ihbar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, brüt ücretin hatalı tespit edildiğini, işverene karşı davası bulunan ya da davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanları ile hüküm kurulmasının ve fazla çalışmaya hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yapılan indirim oranının da düşük olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ancak davacının tespit edilen net ücretine %5 sağlık sigortası eklenerek brüt ücretin belirlenmesi gerektiği, bu ücrete de 150,00 USD yemek ve barınma gideri eklenerek giydirilmiş brüt ücretin tespit edildiği, hüküm kısmındaki kamu bankası ibaresinin kaldırılması gerektiği, davacının iş sözleşmesinin davalı ile aralarında yapılan sözleşmesinin 12 nci maddesinde belirtilen hâllere aykırılık nedeniyle feshedildiği ispat edilemediğinden ücret talebin kabul edilmesi gerektiği, ulusal bayram ve genel tatil ücreti miktarının alacağının hükümde hatalı yazıldığı gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; istinafa başvuru sebeplerine ek olarak davacının ihbar tazminatı alacağının giydirilmiş brütten hesaplanıp daha sonra bu tutarın nete çevrildiğini, davacının yurt dışında çalışması nedeniyle ücretlerinin vergiden muaf olduğunu, yapılan netleştirme hesabının taleplerine ve hukuk kurallarına aykırı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; iş sözleşmesinin feshi ile davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığına, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanmasına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304, 305, 305/A ve 306 ncı maddeleri ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi. 2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24 ve 27 nci maddeleri. 3. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17, 32, 41, 44, 46, 47 ve 63 üncü maddeleri. 4. 09.08.2007 tarihli ve 26608 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması'nın "Bağımlı Faaliyetler" başlıklı 15 inci maddesi şöyledir: " 1. 16, 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerin hükümleri saklı kalmak üzere, bir Akit Devlet mukiminin bir hizmet dolayısıyla elde ettiği ücret, maaş ve diğer benzeri gelirler, bu hizmet diğer Akit Devlette ifa edilmedikçe, yalnızca bu Devlette vergilendirilecektir. Hizmet diğer Devlette ifa edilirse, buradan elde edilen gelir bu diğer Devlette vergilendirilebilir. 2. 1 inci fıkra hükümlerine bakılmaksızın, bir Akit Devlet mukiminin diğer Akit Devlette ifa ettiği bir hizmet dolayısıyla elde ettiği gelir, eğer: a) Gelir elde eden kişi, diğer Devlette ilgili takvim yılı içinde başlayan veya biten herhangi bir on iki aylık dönemde bir veya birkaç seferde toplam 183 günü aşmamak üzere kalırsa, ve b) Ödeme, diğer Devletin mukimi olmayan bir işveren tarafından veya böyle bir işveren adına yapılırsa, ve c) Ödeme, işverenin diğer Devlette sahip olduğu bir işyerinden veya sabit yerden kaynaklanmazsa yalnızca ilk bahsedilen Devlette vergilendirilecektir. 3. Bu maddenin bundan önceki hükümlerine bakılmaksızın, uluslararası trafikte işletilen bir gemi veya uçakta ifa edilen bir hizmet dolayısıyla elde edilen ücret, maaş ve diğer benzeri gelirler, teşebbüsün etkin yönetim yerinin bulunduğu Akit Devlette vergilendirilebilir." 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesince brüt olarak hesaplanan ihbar tazminatı alacağından %15 gelir vergisi kesintisi yapıldığı görülmektedir. İlâmın İlgili Hukuk bölümünün (4) numaralı paragrafında yer verilen çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasındaki düzenlemeye göre; Etiyopya'da ifa ettiği çalışma dolayısıyla gelir elde eden kişi, ilgili mali yıl içinde başlayan veya sona eren herhangi bir on iki aylık dönemde bir veya birkaç seferde toplam 183 günü aşmayacak şekilde Etiyopya'da kalırsa elde edilecek gelirin yalnızca ilk bahsedilen Devlet olan Türkiye'de vergilendirilmesi gerekecektir. Davacı işçinin ise sözü edilen dönemdeki çalışmalarında 183 günden fazla bir süre Etiyopya'da kaldığı anlaşıldığından gelirin Türkiye'de vergilendirilmesi mümkün değildir. O hâlde, davacının hesaplanan ihbar tazminatı alacağından %15 gelir vergisi kesilmesi suretiyle sonuca gidilmesi de hatalı olmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2024/1073 E., 2024/4517 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4857 sayılı İş Kanunu'nun 41, 44, 46, 47 ve 63 üncü maddeleri.
9. Hukuk Dairesi         2024/1073 E.  ,  2024/4517 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1234 E., 2023/1795 K. İHBAR OLUNAN : ... vekili Avukat ... KARAR : İstinaf başvurularının esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/157 E., 2019/512 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularını esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin yurt dışındaki şantiyelerinde 01.09.2012-30.06.2014 ve 01.12.2014-30.08.2015 tarihleri arasında makine şefi/makine işletme şefi olarak çalıştığını, fazla çalışma yapmasına, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasına rağmen karşılığı ücretlerin ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının Suudi Arabistan'daki çalışmasının 14.08.2012-01.03.2014 tarihleri arasında bu Ülke kanunlarına göre kurulmuş ve davalı Şirketten farklı bir tüzel kişiliği bulunan Yapı Merkezi Saudi Co. Şirketi nezdinde geçtiğini, davalı Şirket nezdindeki çalışmasının sadece 15.12.2014-29.08.2015 tarihleri arasında Etiyopya'daki projede olduğunu, ücretinin tüm fazla çalışmaları dikkate alınarak belirlendiğini, davacının çalışmalarının karşılığını aldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarına göre davacının haftalık 15 saat fazla çalışmasının bulunduğu, hafta tatili günü olan pazar gününe rastlamayan dinî bayramların ilk iki günü dışında diğer bütün ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, ayda iki hafta tatilinde çalıştığı, karşılığının ödenmediği, dava konusu alacaklardan işçinin izinli raporlu yada mazeretli olabileceği günler için %30 oranında indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı vekili; davacının Arabistan’da geçen çalışmalarından müvekkili Şirketin sorumlu olmadığını bu dönem yönünden pasif husumetten ret kararı verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda davacının Suudi Arabistan’da çalıştığı dönemde ücretlerinin davalı Şirket hesaplarından ödenmesi nedeniyle her iki Şirket arasında organik bağ bulunduğu, davacıyı birlikte istihdam ettikleri kanısına varılmış ise de ihbar olunan şirket ile müvekkili arasında organik bağ bulunmadığını, ikisinin de farklı tüzelkişiliği bulunduğunu, davacının en son aldığı 3.200,00 USD ücretin her nevi çalışmayı kapsadığını, kalıplaşmış ifadeler kullanılmasa da ücretin fazla çalışmaları kapsadığının açık olduğunu, davacının tüm ücretlerinin eksiksiz ödendiğini, yazılı delil olan bordroların aksinin tanık deliliyle ispatlanamayacağını, davacı tanık beyanları esas alınarak birtakım haksız hesaplamalar yapılması ve bu doğrultuda hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. 2. Davacı vekili; davanın kısmi dava olarak açılmadığını buna rağmen ıslaha karşı zamanaşımı def'inin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, davalı lehine belirlenen vekâlet ücretinin de hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada mevcut tüm bilgi belgelerden davacının 01.09.2012-01.03.2014 tarihleri arasında davalıya ait Suudi Arabistan'daki işyerinde, 15.12.2014-29.08.2015 tarihleri arasında ise Etiyopya'da bulunan işyerinde makine mühendisi/makine şefi olarak çalıştığı, davalı taraf Suudi Arabistan'da geçen çalışmadan kendilerinin sorumlu olmadığını savunsa da davacının sunduğu belgeler ile ödemelere ilişkin banka kayıtları dikkate alındığında davalının bu dönemde de işveren olduğunun görüldüğü, davacının davalı işyerinde fazla çalışma yaptığı gibi bir kısım hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatillerde de çalıştığı, davacının aylık ücreti içinde fazla çalışmaların olduğuna dair bir anlaşma ya da sözleşme hükmü bulunduğunun ispatlanamadığı, davanın kısmi dava olarak açılması karşısında ıslaha karşı öne sürülen zamanaşımı def'inin dikkate alınmasının yerinde olduğu, reddedilen dava değeri üzerinden davalı lehine belirlenen vekâlet ücretinde hata bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı, alacakların hesap yöntemi ve davalının hüküm altına alınan alacaklardan sorumlu olup olmadığı hususlarındadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24 ve 27 nci maddeleri. 3. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 41, 44, 46, 47 ve 63 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2024/8561 E., 2024/11970 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
4857 sayılı Kanun'un 17, 41, 44, 46, 47,59, 63 üncü maddeleri ile aynı Kanun'un 120 nci maddesi atfıyla hâlen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesi.
9. Hukuk Dairesi         2024/8561 E.  ,  2024/11970 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/43 E., 2024/106 K. KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının ortadan kaldırılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverene ait işyerinde üst düzey yönetici olarak 01.10.2009 tarihinden 08.01.2018 tarihine kadar çalıştığını, davalı Şirket tarafından iş sözleşmesinin 08.01.2018 tarihinde feshedildiğini, davacının hak ve alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, ikramiye, fazla çalışma ücreti, ulusal ... ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının otelde genel müdür sıfatıyla görev yaptığını, otel genel müdürü olması sebebiyle sözleşme yapma, fiyat belirleme, vade belirleme, alacak tahsili ve takibi muhasebe birimine emir verme gibi çok sayıda yetkisinin bulunduğunu, bu yetkilerin suistimali, Şirketin aleyhine, kendi çocuğunun şirketinin lehine güveni kötüye kullanma, doğrudan ve dolaylı menfaat temin etme gibi eylemlerde bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.12.2022 tarihli ve 2022/87 Esas ve 2022/235 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacının üst düzey yönetici olduğundan hareketle fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal ... genel tatil ücreti alacaklarının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. Gerekçe ve Sonuç Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 04.05.2023 tarihli ve 2023/899 Esas, 2023/1337 Karar sayılı kararıyla; davalı tarafın iş sözleşmesinin tazminata hak kazanmayacak şekilde feshedildiğine dair üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği ve davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı yönündeki kabulde isabetsizlik bulunmadığı; işyerinde yönetici pozisyonunda çalışanlara yılda bir kez 1 aylık ücret tutarında ikramiye ödemesi yapıldığı iddiasına karşı davalı tarafça davacının 2016 yılı sonunda hak ettiği ikramiyenin 2017 yılında elden ödendiğinin savunulduğu, bu konuda 2017 yılının Aralık ayına ait bordroda bir miktar tahakkuk yapıldığı, dolayısıyla davalının da kabulünde olan ikramiye ödemesi yönünden bakiye alacağa karar verilmesinde hata bulunmadığı; davacıya hak ettiği yıllık izinlerin tamamının kullandırıldığı veya ücretinin ödendiği ispat edilemediğinden, yapılan ödemenin mahsubu ile bakiye yıllık izin ücreti alacağına hükmedilmesinin doğru olduğu; davalı işyerinde genel müdür olarak çalıştığı sabit olan davacının tanıklarca da beyan edildiği üzere kendi çalışma saatlerini kendisinin ayarladığı ve kimseden emir ve talimat almadığı, bu hâliyle üst düzey yönetici konumunda olup fazla çalışma, hafta tatili çalışma ve genel tatil çalışma ücreti alacaklarına hak kazanmadığına dair kararda da hata olmadığı şeklindeki gerekçe ile tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 22.11.2023 tarihli ve 2023/13102 Esas, 2023/17770 Karar sayılı kararıyla; davacının çalıştığı süre boyunca genel müdür olarak görev yaptığı, kendisine emir ve talimat veren bir kişinin bulunmadığı, çalışma düzenini kendisinin belirlediği gözetilerek fazla çalışma ücreti alacağının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı ancak ulusal ... ve genel tatil ile hafta tatili günlerinin dinlenme hakkına ilişkin olduğu, işçinin ücretinin yüksek olmasının veya çalışma saatlerini kendisinin belirlemesinin dinlenme hakkının kullanımına engel teşkil etmeyeceği, ulusal ... ve genel tatil ile hafta tatili alacakları taleplerinin bu yönde değerlendirilmesi gerektiği yönündeki gerekçe ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; davacının tam anlamı ile genel müdür olmadığını, davalı Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı A.K'nın oteldeki tüm işleyişe müdahale ettiğini, işlerin nasıl yapılacağı, çalışma şartlarının ne olacağı, hangi saat dilimleri arasında çalışılacağı ile ilgili olarak davacıya emir ve talimat verdiğini davacının kendisine verilen talimat doğrultusunda sabahın çok erken saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar misafir karşılama, tur otobüslerini karşılama, mutfağı denetleme, açık büfeyi denetleme, düğün organizasyonunu bizzat kontrol etme gibi işleri yaptığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekili; iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini, zira, davacının genel müdürlük yaptığı dönemde, turizm sektöründe iştigal eden oğluna ait ... Tur. Ltd. Şti.ne diğer acentelerden farklı ve davalı otelin aleyhine olacak şekilde kampanyalar uyguladığını, davalı otelin alacaklarını tahsil edemeyeceğini öngörmesine rağmen oğluna ait şirketle olan ticari ilişkiyi sürdürdüğünü, işyerindeki pozisyonunun kendisine verdiği gücü kullanarak kendisini ve ailesini zenginleştirdiğini, davalı Şirketi borç altına soktuğunu, diğer anlaşmalı acenteler için genellikle 14, 21 veya 30 gün olarak belirlenen vadenin davacının oğlunun şirketine 90 gün olarak belirlendiğini, davacının kendisine ait tüm harcamaları otel bütçesinden yaptığını, kendisine iki oda birleştirterek adeta bir mesken kurduğunu ve davalıyı maddi açıdan zarara uğrattığını, kendisine olan güveni kötüye kullandığını, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiğini, davacıya çalıştığı süre boyunca ödenmesi gereken tüm ikramiyelerin banka aracılığıyla, düzenli ve eksiksiz şekilde ödendiğini, ikramiye alacağı bulunmadığını ulusal ... ve genel tatillerde ve hafta tatillerinde çalışma olmadığını, olduğu zaman ise karşılığının ödendiğini, yine davacının, çalıştığı sürece yıllık izinlerini kullanmış olması ve kullanmadığı yıllık izinlerin ücretinin eksiksiz şekilde ödenmiş olması nedeniyle yıllık izin ücreti alacağı talebinin de reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; talep edilen alacaklara hak kazanılıp kazanılamayacağına ve hüküm altına alınan alacakların hesabına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4857 sayılı Kanun'un 17, 41, 44, 46, 47,59, 63 üncü maddeleri ile aynı Kanun'un 120 nci maddesi atfıyla hâlen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2024/2735 E., 2024/6995 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 41, 44, 46, 47 ve 63 üncü maddeleri ile aynı Kanun'un 120 nci maddesi atfıyla hâlen yürürlükte olan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesi.
9. Hukuk Dairesi         2024/2735 E.  ,  2024/6995 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2889 E., 2023/3014 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/581 E., 2021/363 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 11.08.2015-07.07.2017 tarihleri arasında davalı işverenin yurt içi ve yurt dışı şantiyelerinde sinyal ve telekom formeni olarak aylık 2.900,00 USD ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak sona erdirildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının belirsiz alacak davası açamayacağını, davacının müvekkili Şirkette Etiyopya Awash-Weldiya-Haragebeya Demiryolu projesinde 29.12.2016-07.07.2017 tarihleri arası sinyal ve telekom formeni olarak çalıştığını, davacının aylık ücretinin 2.900,00 USD olduğunu, davacının 02.07.2017 tarihli el yazısı ile tanzim ettiği istifa dilekçesi ile şahsi gerekçelerle ayrıldığını bildirdiğini, davacının istifa koduna dayalı olarak işten çıkışının yapıldığını, davacının iş sözleşmesinin 07.07.2017 tarihinde izin ücreti ödenerek bu tarih itibarıyla sona erdirildiğini, davacının 06.07.2017 tarihli dilekçesi ile işvereni ibra ettiğini, davacının ücret bordrolarını ihtirazı kayıtsız imzaladığını, davacıya ücret bordrolarında ödenen tutarların yüksek olup her nevi çalışmalarını kapsadığını, davacının hafta tatili yapmaksızın çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının faiz isteminin de yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yurt dışında çalışan davacının haklı bir neden olmaksızın iş sözleşmesinin bildirimsiz feshedildiği buna göre davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, işyerinde fazla çalışma yapıldığı ve hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığı tanıklarca beyan edildiğinden davacının bu husustaki iddiasını ispat ettiği, davalı işverenin ise işbu çalışmaların ücretlerinin ödendiğini yazılı delille ispat edemediği, bu nedenle fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ve ücret alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle bilirkişi raporunda hesaplanan şekilde davacının alacaklarının kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili; müvekkili Şirketin yolcu binalarının yapımı işini anahtar teslimi usulü ile dava dışı ... Yapı Sistemleri San. ve Tic. Ltd. Şti.ne verdiğini, buna göre asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığından müvekkili bakımından davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacıya her nevi işçilik alacağının ödendiğinin özlük dosyası ile açık olduğunu, davacının iş sözleşmesini kendi isteği üzerine ve el yazılı istifa beyanı ile sona erdirdiğini, 1 yıllık hak düşürücü süre de geçtikten sonra ikame edilen davada davacının irade fesadına ilişkin iddialarının dinlenemeyeceğini, davacının kısa vadeli sigorta koluna tâbi olduğunu, yapılan indirimin az olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Yapı Merkezi Şirketinin diğer istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı; ancak davacının giydirilmiş ücretinin net ücretine %5 sağlık sigortası eklenerek brüt ücretin belirlenmesi gerektiği, ayrıca İlk Derece Mahkemesince yapılan %35 indirimin uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin 11.12.2023 tarihli tashih talebi üzerine, 12.01.2024 tarihli karar ile; tashih talebinin kısmen kabulü ile vekâlet ücreti yönünden hükmün düzeltilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili; istinafa başvuru sebepleri ile benzer sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davacı vekili; hükmün ücretin brütleştirilmesi yönünden hatalı olduğunu ayrıca vekâlet ücreti yönünden de henüz tashih talepli dilekçesi üzerine bir karar verilmediğinden hükmün hatalı olduğunu belirterek katılma yoluyla temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığına, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanmasına ve vekâlet ücretine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304, 305, 305/A ve 306 ncı maddeleri ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi. 2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24 ve 27 nci maddeleri. 3. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 41, 44, 46, 47 ve 63 üncü maddeleri ile aynı Kanun'un 120 nci maddesi atfıyla hâlen yürürlükte olan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesi. 4. 09.08.2007 tarihli ve 26608 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması'nın "Bağımlı Faaliyetler" başlıklı 15 inci maddesi şöyledir: " 1. 16, 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerin hükümleri saklı kalmak üzere, bir Akit Devlet mukiminin bir hizmet dolayısıyla elde ettiği ücret, maaş ve diğer benzeri gelirler, bu hizmet diğer Akit Devlette ifa edilmedikçe, yalnızca bu Devlette vergilendirilecektir. Hizmet diğer Devlette ifa edilirse, buradan elde edilen gelir bu diğer Devlette vergilendirilebilir. 2. 1 inci fıkra hükümlerine bakılmaksızın, bir Akit Devlet mukiminin diğer Akit Devlette ifa ettiği bir hizmet dolayısıyla elde ettiği gelir, eğer: a) Gelir elde eden kişi, diğer Devlette ilgili takvim yılı içinde başlayan veya biten herhangi bir on iki aylık dönemde bir veya birkaç seferde toplam 183 günü aşmamak üzere kalırsa, ve b) Ödeme, diğer Devletin mukimi olmayan bir işveren tarafından veya böyle bir işveren adına yapılırsa, ve c) Ödeme, işverenin diğer Devlette sahip olduğu bir işyerinden veya sabit yerden kaynaklanmazsa yalnızca ilk bahsedilen Devlette vergilendirilecektir. 3. Bu maddenin bundan önceki hükümlerine bakılmaksızın, uluslararası trafikte işletilen bir gemi veya uçakta ifa edilen bir hizmet dolayısıyla elde edilen ücret, maaş ve diğer benzeri gelirler, teşebbüsün etkin yönetim yerinin bulunduğu Akit Devlette vergilendirilebilir." 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı ve davalı vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı bir sebebe dayanmaksızın feshedildiğini iddia etmiş; davalı taraf ise davacının istifa ederek işten ayrıldığını savunmuştur. Dosyada davacının el yazısı ile yazdığı "İşyerinizden şahsi gerekçelerimle tamamıyla kendi istek ve rızamla herhangi bir baskı olmadan 07.07.2017 tarihinde işten ayrılmak istiyorum" şeklindeki beyanını içeren 02.07.2017 tarihli istifa dilekçesi mevcuttur. 3. İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi hâlinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi hâlinde, kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir. Şarta bağlı istifa ise kural olarak geçerli değildir. 4. İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverence tazminatların derhal ödenmesi ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması hâlinde gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu hâlde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. 5. İşçinin el yazısını ve imzasını içeren bir istifa dilekçesinin varlığı hâlinde, öncelikle işçinin irade fesadı hâllerinden birini ileri sürerek bu belgenin geçersizliği iddiasında bulunup bulunmadığı yahut belgedeki imzayı inkâr edip etmediği üzerinde durulmalı, böyle bir iddianın varlığı hâlinde bu iddianın gerçek olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Görüldüğü gibi bu durumda da işçinin, istifa beyanının ardındaki gerçek iradesinin tespit edilip ortaya çıkarılması söz konusudur. 6. Somut uyuşmazlıkta ise davacının istifa dilekçesine karşı beyanı alınmadığı gibi davalı tanığı M.D.; "Davacı işten istifa ederek kendisi çıktı. Davacı istifa etmeden 2 gün önce biraz tartıştık. Davacı beni şikayet etti. 1 gün sonra da bir kontrol işi çıktı. Davacı bu işi bilmediğini söyleyerek kabul etmedi. Proje müdürümüz ertesi gün davacıyı, beni ve proje müdür yardımcısını çağırırak neden gidilmediğini sordu. Davacı da işi bilmediğini söyledi. Bu işi siz bana göstermediniz dedi. Müdürümüz de davacıya biz size bu işi gösterdik dedi. Daha sonra beni dışarı çıkarttılar. Davacı içeride statüsünün düşürülmesini ve maaşının düşürülmemesi ile kaldığı odanın değiştirilmemesini istemiş. Müdür bunu kabul etmemiş. Davacı istifasını vermiş. Ben bunları davacıdan ve müdürümüzden duydum.", davacı tanığı M.T.; "davacı tazminatlarını alıp işten ayrılmak istedi ancak üst düzey yöneticiler davacıyı yıldırarak tazminatsız olarak iş sözleşmesini feshettiler diye biliyorum,", diğer davacı tanığı E.T. "işyerinde çalışma şartları ağırdı, üzerimizde mobbing vardı, işyerinde proje müdürü olan ... bey üzerimizde aşırı baskı kurarak isteyen burada bu şartlarda çalışır, isteyen çeker gider şeklinde beyanda bulunuyordu, ben baskıya dayanamadım 8 ay çalışıp ayrıldım, davacının da baskı nedeni ile işten ayrıldığını zannediyorum" şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Şu hâlde davacının istifa dilekçesine karşı beyanı alınarak ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek kıdem ve ihbar tazminatı talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeden talebin kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 7. Tanık beyanına göre hesaplanan fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları, İlk Derece Mahkemesince %30 indirim yapılarak hüküm altına alınmıştır. Davalı taraf, sözü edilen alacaklardan yapılan indirim oranının az olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuş olup Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesince yapılan %35 oranında indirimin isabetli olduğu gerekçesiyle davalının bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Oysa İlk Derece Mahkemesince belirtilen alacaklara uygulanan indirim oranı %30'dur. Bölge Adliye Mahkemesinin sözü edilen gerekçesi dosya kapsamına uygun olmadığından, bu hususun da yeniden değerlendirilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. 8. Diğer yandan 6100 sayılı Kanun'un 305 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez. Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2024 tarihli ek kararı ile yaptığı düzeltme, yüklenen borçların değiştirilmesi mahiyetinde olduğundan 6100 sayılı Kanun'un 305 inci maddesinin ikinci fıkrasına açıkça aykırıdır. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2024 tarihli ek kararıyla vekâlet ücreti yönünden taraflar aleyhine değişiklik yapılması doğru olmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş olduğundan bu aşamada vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazının incelenmesine gerek görülmemiştir. 9. Ayrıca somut uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesince brüt olarak hesaplanan ihbar tazminatı alacağından %15 gelir vergisi kesintisi yapıldığı görülmektedir. İlâmın İlgili Hukuk bölümünün (4) numaralı paragrafında yer verilen çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasındaki düzenlemeye göre; Etiyopya'da ifa ettiği çalışma dolayısıyla gelir elde eden kişi, ilgili mali yıl içinde başlayan veya sona eren herhangi bir on iki aylık dönemde bir veya birkaç seferde toplam 183 günü aşmayacak şekilde Etiyopya'da kalırsa elde edilecek gelirin yalnızca ilk bahsedilen Devlet olan Türkiye'de vergilendirilmesi gerekecektir. Davacı işçinin ise sözü edilen dönemdeki çalışmalarında 183 günden fazla bir süre Etiyoya'da kaldığı anlaşıldığından gelirin Türkiye'de vergilendirilmesi mümkün değildir. O hâlde, davacının hesaplanan ihbar tazminatı alacağından %15 gelir vergisi kesilmesi suretiyle sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İş Hukuku

Bir konfeksiyon atölyesinde akort ücret (parça başı) usulüyle çalışan (A), Ramazan Bayramı’nı tatil yaparak geçirmiştir. Ay sonunda ücret bordrosunu incelediğinde, bayram günleri için kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını görmüştür. İşveren vekili, (A)’nın ücretinin ürettiği parça sayısına göre belirlendiğini, dolayısıyla fiilen çalışmadığı günler için bir ücret hakkı doğmadığını ileri sürmüştür. 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre, (A)’nın Ramazan Bayramı’na ilişkin ücret alacağı ve bu ücretin hesaplanma usulü hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Genel tatil ücreti, tatil yapmayarak o gün çalışan işçiye normal ücretine ilaveten ödenen bir ücret olduğundan, (A) bayramda fiilen çalışmadığı için herhangi bir ücret talep edemez.
B) (A), Ramazan Bayramı'nda çalışmamış olsa dahi, bu günlere ilişkin ücretini tam olarak alma hakkına sahiptir ve her bir tatil günü için ödenecek ücret, ilgili ödeme döneminde kazandığı toplam ücretin, aynı dönemde fiilen çalıştığı günlere bölünmesiyle bulunur.
C) Akort ücretle çalışan (A)’nın tatil günü ücreti, iş sözleşmesinde belirlenen veya emsal bir saat ücreti üzerinden, saat ücretinin yedi buçuk katı olarak hesaplanarak ödenmelidir.
D) (A) genel tatil ücretine hak kazanır; ancak bu ücret, son bir yıllık süre içinde kazandığı toplam ücretin, bu sürede fiilen çalıştığı günlere bölünmesiyle bulunacak ortalama günlük kazanç üzerinden hesaplanır.
E) Aylığı tam olarak ödenen işçiler dışındaki ücret sistemlerinde genel tatil ücreti ödenmesi kanuni bir zorunluluk olmayıp, iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesinde açık hüküm bulunmasına bağlıdır.

Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol