4857 sayılı İş Kanunu Madde 54

İş Kanunu 54. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 54 - Yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları süreler birleştirilerek göz önüne alınır. Şu kadar ki, bir işverenin bu Kanun kapsamına giren işyerinde çalışmakta olan işçilerin aynı işverenin işyerlerinde bu Kanun kapsamına girmeksizin geçirmiş bulundukları süreler de hesaba katılır. Bir yıllık süre içinde 55 inci maddede sayılan haller dışındaki sebeplerle işçinin devamının kesilmesi halinde bu boşlukları karşılayacak kadar hizmet süresi eklenir ve bu suretle işçinin izin hakkını elde etmesi için gereken bir yıllık hizmet süresinin bitiş tarihi gelecek hizmet yılına aktarılır. İşçinin gelecek izin hakları için geçmesi gereken bir yıllık hizmet süresi, bir önceki izin hakkının doğduğu günden başlayarak gelecek hizmet yılına doğru ve yukarıdaki fıkra ve 55 inci madde hükümleri gereğince hesaplanır. İşçi yukarıdaki fıkralar ve 55 inci madde hükümlerine göre hesaplanacak her hizmet yılına karşılık, yıllık iznini gelecek hizmet yılı içinde kullanır. Aynı bakanlığa bağlı işyerleri ile aynı bakanlığa bağlı tüzel kişilerin işyerlerinde geçen süreler ve kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar veya bunlara bağlı işyerlerinde geçen süreler, işçinin yıllık ücretli izin hakkının hesaplanmasında göz önünde bulundurulur.[17] Yıllık izin bakımından çalışılmış gibi sayılan haller

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

12 karar eşleşti
10. Hukuk Dairesi, 2023/9163 E., 2024/9644 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55 ve 417 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16,19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u hükümleri.
10. Hukuk Dairesi         2023/9163 E.  ,  2024/9644 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/171 E., 2023/160 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle, ... sigortalı ...'ın davalı Çamlı Enerji A.Ş. emrinde çalışmaktayken 19.10.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda yaşamını yitirdiğini, meydana gelen kazada müteveffanın herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazanın işveren davalıların iş güvenliği kurallarına aykırı tutum ve davranışları ve çalıştırdığı kişilerin kusuru sonucunda oluştuğunu ileri sürerek, maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, ... ile müvekkili şirket arasında herhangi bir işçi işveren ilişkisinin bulunmadığını, ayrıca müvekkili şirketin ihale makamı olduğunu, bu nedenle sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkil şirket ile Çamlı Enerji A.Ş. arasında imzalanan 12.02.2015 tarihli arıza, onarım ve bakım işleri ile ilgili sözleşme gereği iş güvenliği ile ilgili önlemlerin alınmasından sorumlu Çamlı Enerji A.Ş. tarafından gerekli iş güvenliği önlemleri alındığını, iş güvenliği malzemelerinin müteveffaya teslim edildiğini, olayın müteveffanın kendi kusurundan kaynaklandığını ifade ederek haksız davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı Çamlı Enerji Dağıtım A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, bu nedenle hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin meydana gelen kazada hiçbir kusurunun bulunmadığını, müvekkili şirketin İş Kanunu'nun kendisine yüklemiş olduğu işçilerin sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması için gerekli olan her türlü tedbirleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, müteveffanın şoför olarak çalıştığını, yaptığı işte eğitimli ve deneyimli olduğunu, iş güvenliği ile ilgili çeşitli eğitimlerden geçtiğini, iş güvenliği malzemelerinin teslim edildiğini, söz konusu kazanın müteveffanın kendisine ait olmayan ve sorumluluğunda olmayan ağaç kesimi işine yardım etmekte iken kendi kusuru ile gerçekleştiğini, bu nedenle meydana gelen kazada müvekkili şirkete atfedilecek bir kusur olmadığını, müteveffanın ağır kusurunun illiyet bağını kestiğini, müteveffanın görev tanımının dışında olan ağaç kesimi işi için ısrarcı olduğunu, ağaç kesimi yapılırken ekip elemanı gerekli uyarıyı yaptığı fakat müteveffanın yanlış istikamete kaçması sonucu istenmeyen kazanın gerçekleştiğini ifade ederek haksız davanın reddini savunmuştur. 3.Davalı ... Genel Sigorta A.Ş. vekili tarafından 12.10.2016 havale tarihli dilekçe ile cevap süresinin uzatılmasına dair dilekçesi ve ekinde vekaletname verdiği, 12.10.2016 tarihinde süre uzatım talebinin kabulüne dair ara karar yazıldığı, ancak davalı vekili davaya cevap vermeyerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2018 tarihli ve 2015/805 Esas, 2018/821 Karar sayılı kararı ile ... sigortalının 19.10.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda vefat ettiği, hükme esas alınan kusur raporunda kazanın meydana gelişinde, ... ...'ın % 40 oranında, Çamlı Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. 'nin % 48 oranında, Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin % 10 oranında, ... Şenen'in % 2 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, tarafların kusur oranı, Kurum tarafından yapılan ödemeler ve dosya kapsamı nazara alınarak davacı eş ve çocukların maddi zararının olduğunun tespit edildiği ve lehlerine manevi tazminat takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. ve Çamlı Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.02.2020 tarihli ve 2019/969 Esas, 2020/355 Karar sayılı kararıyla; davacılar vekili ile davalı ...Ş. ve Çamlı Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Kararın davacılar ve davalılar Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. ve Çamlı Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.03.2021 tarih ve 2020/7034 Esas, 2021/3758 Karar sayılı kararı ile "... Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; ... sigortalının, davalı Çamlı Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş.'de şoför olarak çalıştığı, şirket çalışanı olan bakım ekiplerinin elektrik hattında bakım yaptıkları sırada, motorlu testere ile elektrik tellerine temas eden kavak ağacının kesilmesi esnasında kesilen ağacın üzerine düşmesi sonucu vefat ettiği, hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda, olayın meydana gelmesinde ... ...'ın % 40 oranında, Çamlı Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş.'nin % 48 oranında, Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin % 10 oranında, ... Şenen'in % 2 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, SGK Başkanlığınca düzenlenen müfettiş raporunda ise ... ...'ın % 50 oranında, Çamlı Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş.'nin % 40 oranında, ... Şenen'in % 5 oranında, işletme şefi olarak görev yapan ... Parlak’ın ise % 5 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, kusur oranlarında oluşan bu çelişkinin mahkemece giderilmediği gibi bahse konu raporlarda kusurun aidiyeti ve oranı hususlarının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmadığı anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, rücu dava dosyasındaki kusur raporu da dosya kapsamına getirtilip, tarafların kusurunun aidiyeti ve oranının hiç kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya konulması açısından olay tarihindeki iş güvenliği mevzuatı gözetilerek dosya kapsamında yer alan ve kusurun ağırlığının aidiyetini birbirinden farklı şekilde yorumlayan, Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettişi raporu ile bilirkişi heyet raporu arasındaki çelişkiyi gidermek için, A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi heyetine dosyayı tevdi etmek, özellikle kazalının davalı şirkette şoför olarak çalıştığı hususunun gözönünde tutulması suretiyle tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek, maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında bir karar vermekten ibarettir." gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, 2. İş Mahkemesine müzekkere yazılarak 2018/121 Esas sayılı dosyası dosya arasına alınmış, dosya tüm kapsamı ile birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettişi raporu ile bilirkişi heyet raporu arasındaki çelişkiyi gidermek için, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetine dosya tevdi edilmiş, 17.01.2022 tarihli raporda; dosya içeriğindeki mevcut belge bilgilere göre Mapfre Genel Yaşam Sigorta A.Ş.'nin mezkur iş kazasının meydana gelmesinde bir etkisinin olmadığı, mevcut belge ve bilgilere göre başkaca kişi veya kişilerin kazanın meydana gelmesinde etkili olmadıkları, dosya içeriğindeki mevcut belge ve bilgilere göre Ankara 36. İş Mahkemesine sunulan 10.08.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ve 20.10.2021 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda iş sağlığı ve güvenliği anlamında tespit edilen eksikliklere iştirak edildiği, sonuç ve kanaatinin ifade edildiği, aldırılan bilirkişi raporunun hadiseye uygun olması, dosya kapsamında bulunan kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette olması ve iş güvenliği mevzuatı kapsamında yapılan değerlendirmelerin olaylarla örtüşmesi nedeniyle bilirkişi heyeti tarafından sunulan rapor içeriğine ve kusur oranlarına itibar edildiği, davacıların maddi zarar miktarının hesabı için hesap bilirkişisinden 18.04.2022 tarihli kök rapor, 26.09.2022 tarihli ek rapor ve 19.02.2023 tarihli 2.ek rapor alındığı, bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun olması, ayrıntılı ve gerekçeli olması, denetime elverişli olarak hazırlanması, usul ve kanuna uygun bulunması gerekçeleriyle itibar edildiği, her ne kadar davalı taraf usuli müktesep hak kurallarına aykırı davranıldığı iddiasında ise de; Yargıtay bozma ilamının içeriği, ve davacı tarafın kanun yollarına başvuru dilekçeleri dikkate alındığında yapılan hesaplamalarda davalılar lehine oluşmuş herhangi bir usuli müktesep hak durumunun olmadığının anlaşıldığı, maddi tazminat taleplerine hükmederken davalı ... şirketince Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan ödemeler gözetilmek suretiyle tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek üzere karar vermek gerektiği, Yargıtay bozma ilamı, tüm dosya kapsamı, kusur ve hesap raporları dikkate alındığında, davacının maruz kaldığı olayın, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada ve işveren tarafından yürütülmekte olan iş sırasında meydana geldiği, olayın iş kazası oluşu, tarafların kusur durumları, hesap bilirkişisi raporu, SGK evrakı ve dosya kapsamına uygun olarak; tarafların kusur durumlarına göre tespit edilen, davacı ... için 137.335,37 TL maddi tazminatın ve birleşen dosya yönüyle 544.256,46 TL maddi tazminatın, davacı ... için 14.289,08 TL maddi tazminatın, davacı ... için 8.903,23 TL maddi tazminatın, davacı ... için 12.352,42 TL maddi tazminatın, davacı ... için 1.775,86 TL maddi tazminatın, davalı Çamlı Enerji A.Ş ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, Mapfre Sigorta AŞ yönünden 20.09.2016 davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte (sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine, manevi tazminat bozma ilamı kapsamı dışında kaldığından, kaza tarihi, davacı işçinin kazadaki kusur oranı ve yaşı, tarafların mali-sosyal durumları gözetilerek, mevzuat ve Yüksek Mahkeme kararları ışığında, önceki kararda belirtildiği şekilde ve Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan ödemeler (yargılama giderleri ve vekalet ücretleri dahil olmak üzere) gözetilmek suretiyle tahsilde tekerrüre sebebiyet vermeyecek şekilde asıl dava ve birleşen Sivas 2. İş Mahkemesinin 2016/278 Esas sayılı dava ile talep edilen maddi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 137.335,37 TL maddi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, Mapfre Sigorta AŞ yönünden 20.09.2016 davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte (sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 14.289,08 TL maddi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, Mapfre Sigorta AŞ yönünden 20.09.2016 davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte (sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 8.903,23 TL maddi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş.. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, Mapfre Sigorta A.Ş. yönünden 20.09.2016 davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte (sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 12.352,42 TL maddi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, Mapfre Sigorta AŞ yönünden 20.09.2016 davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte (sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, 1.775,86 TL maddi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, Mapfre Sigorta AŞ yönünden 20.09.2016 davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte (sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ... 'a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen Sivas 2. İş Mahkemesinin 2022/204 Esas sayılı dava ile talep edilen maddi tazminat davasının kabulü ile 544.256,46 TL maddi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen Sivas 2. İş Mahkemesinin 2018/39 Esas sayılı dosyasında talep edilen manevi tazminat yönüyle davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ... 'a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl ve birleşen davalar yönünden maddi tazminatın tamamının kabul edilmediğini, kısmen kabulüne karar verildiğini, verilen kararın bu nedenlerle usul ve kanuna aykırı olduğunu, müteveffaya atfedilen kusur oranının hak ve nesafet kurallarıyla bağdaşmadığını, uğranılan zarar karşısında hükmedilen manevi tazminatın miktarının az olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur raporunu ve atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğunu, maddi tazminat hesabında hataya düşüldüğünü, davacının ücretinin yanlış değerlendirilerek yüksek miktar üzerinden hatalı bir şekilde hesaplandığını, hesap bilirkişi raporunda davacı eş ...'ın evlenme ihtimalinin hatalı değerlendirildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı Çamlı Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur raporunu ve atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğunu, maddi tazminat hesabında hataya düşüldüğünü, davacının ücretinin yanlış değerlendirilerek yüksek miktar üzerinden hatalı bir şekilde hesaplandığını, hesap bilirkişi raporunda davacı eş ...'ın evlenme ihtimalinin hatalı değerlendirildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 4.Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararda müvekkili sigorta şirket bakımından muğlak bir şekilde hüküm kurulduğunu, belirsiz alacak davasında maddi tazminat tutarları için ek dava açılamayacağını, poliçe kapsamında ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemeler ile müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, bilirkişi raporunda beklenen ömürlerin TRH mortalite tablosuna göre belirlendiğini ancak genel şartlarda tanımlanan belirli süreli hayat formülünün (ax:n) ve 1.8 teknik faizinin kullanmadığını, hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, davacı yanın taleplerinin sigorta teminatı içinde olup olmadığının araştırılması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kararın hüküm kısmında asıl alacak bakımından müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun ayrı ve açık bir şekilde ifade edilmediği gibi vekalet ücreti bakımından da müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun ayrı olarak belirtilmesi gerektiği halde tüm davalılar bakımından müşterek müteselsilen hüküm kurulmuş olmasının kabul edilemez olduğunu, ayrıca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti sorumluluğunun poliçe limitinin hükmedilen tutarlara oranlanması neticesinde bulunması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55 ve 417 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16,19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u hükümleri. 3. Değerlendirme 1.Manevi tazminatlara ve davacı çocuklar için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı HMK.'nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. 3.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarın Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.735,737 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Davacı eş için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacılar vekilinin, davalı Çamlı Enerji Dağıtım.. A.Ş. ve davalı ..... A.Ş. vekillerinin tüm, davalı ...Ş. vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Uyuşmazlığın Mapfre Sigorta Şirketinin yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinden ne şekilde sorumlu olacağı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere sigorta şirketlerin sorumluluğu sigorta poliçesi ve sigortanın tabi olduğu genel şartlara göre belirlenir. Mali Mesuliyet Sigortası Genel şartlarının 2/4 üncü maddesinde, sigortacının karşı taraf lehine hükmedilen dava masrafları ile mahkemece hükmedilen karşı taraf avukatlık ücretlerini ödemekle yükümlü olduğu, şu kadar ki hükmolunan tazminatın sigorta bedelini geçmesi halinde, sigortacının bu masrafları sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde ödeyeceği düzenlenmiştir. 3.Bu açıklamalar doğrultusunda, Mahkemece davalı ... Şirketinin teminat altına aldığı miktarın hükmedilen tazminata oranı dahilinde yargılama gideri ve vekalet ücretlerinden sorumlu tutulması gerekirken diğer davalılar ile birlikte bu miktarlardan müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi hatalı olmuştur. 4.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Manevi tazminatlara ve davacı çocuklar için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Davalı Çamlı Enerji Dağıtım.. A.Ş. ve davalı ..... A.Ş. vekillerinin davacı eş için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, 3.Davalı ...Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 4. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 4, 5, 6 ve 7 nci bendinde yer alan; "4-Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 60.721,60 TL harçtan, asıl davada peşin alınan 34,16 TL, birleşen 2016/278 Esas sayılı dosyada alınan 34,16 TL, birleşen 2018/39 Esas sayılı dosyada alınan 1.536,98 TL harcın, birleşen 2022/204 sayılı dosyada alınan 1.678,41 TL harcın ve ıslahta alınan 564,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 56.873,89 TL harçtan bozma öncesi 28.02.2019 tarih ve 2019/101 nolu harç tahsil müzekkeresi ile yazılan 21.252,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 35.621,06 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan avukatlık vekalet ücreti tarifesi uyarınca; Asıl dava ve Birleşen Sivas 2. İş Mahkemesinin 2016/278 Esas sayılı dava ile talep edilen maddi tazminat yönü ile kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan (Sivas İcra Müdürlüğünün 2019/30737 Esas sayılı dosyasında yapılan tahsilatlar gözetilmek suretiyle tahsilde tekerrüre sebebiyet vermeyecek şekilde); 21.600,31 TL vekalet ücretinin, davalılardan (Çamlı Enerji A.Ş., Çamlıbel A.Ş. ve Mapfre Sigorta A.Ş.) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı hak sahibi ...'a ödenmesine, 6-Davacılar tarafından harcaması yapılan muhtelif davetiye ve müzekkere gideri, bilirkişi ücreti 4.456,30 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddine göre 3.373,30 TL'sinin davalılar Çamlı Enerji A.Ş., Çamlıbel A.Ş. ve Mapfre Sigorta A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine, sair kısmının davacılar üzerinde bırakılmasına, 7-Yine davacılar tarafından harcaması yapılan 3.484,01 TL ilk masraf ve ıslahta alınan 564,00 TL harç olmak üzere toplam 4.048,00 TL'nin davalılar Çamlı Enerji A.Ş., Çamlıbel A.Ş. ve Mapfre Sigorta A.Ş.'den tahsil edilerek davacılara ödenmesine," ibarelerinin hükümden çıkarılmasına, yerine, "4-Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 60.721,60 TL harçtan, asıl davada peşin alınan 34,16 TL, birleşen 2016/278 Esas sayılı dosyada alınan 34,16 TL, birleşen 2018/39 Esas sayılı dosyada alınan 1.536,98 TL harcın, birleşen 2022/204 sayılı dosyada alınan 1.678,41 TL harcın ve ıslahta alınan 564,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 56.873,89 TL harçtan bozma öncesi 28.02.2019 tarih ve 2019/101 nolu harç tahsil müzekkeresi ile yazılan 21.252,83 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 35.621,06 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek hazineye gelir kaydına ( davalı ... şirketinin harçtan poliçedeki limitiyle sınırlı tutulmasına), 5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan avukatlık vekalet ücreti tarifesi uyarınca; Asıl dava ve Birleşen Sivas 2. İş Mahkemesinin 2016/278 Esas sayılı dava ile talep edilen maddi tazminat yönü ile kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan (Sivas İcra Müdürlüğünün 2019/30737 Esas sayılı dosyasında yapılan tahsilatlar gözetilmek suretiyle tahsilde tekerrüre sebebiyet vermeyecek şekilde); 21.600,31 TL vekalet ücretinin, davalılardan (Çamlı Enerji A.Ş, Çamlıbel A.Ş. ve Mapfre Sigorta A.Ş.) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı hak sahibi ...'a ödenmesine (davalı ... şirketinin vekalet ücretinden poliçedeki limitiyle sınırlı tutulmasına), 6-Davacılar tarafından harcaması yapılan muhtelif davetiye ve müzekkere gideri, bilirkişi ücreti 4.456,30 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddine göre 3.373,30 TL'sinin davalılar Çamlı Enerji A.Ş., Çamlıbel A.Ş. ve Mapfre Sigorta A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine, sair kısmının davacılar üzerinde bırakılmasına (davalı ... şirketinin yargılama giderinden poliçedeki limitiyle sınırlı tutulmasına), 7-Yine davacılar tarafından harcaması yapılan 3.484,01 TL ilk masraf ve ıslahta alınan 564,00 TL harç olmak üzere toplam 4.048,00 TL'nin davalılar Çamlı Enerji A.Ş., Çamlıbel A.Ş. ve Mapfre Sigorta A.Ş.'den tahsil edilerek davacılara ödenmesine ( davalı ... şirketinin harçtan poliçedeki limitiyle sınırlı tutulmasına)..." rakam ve sözcüklerinin eklenmesi suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Temyiz harcının istek halinde ... iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının davacı ve davalılardan ... ile ...'nden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'nun muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla, 08.10.2024 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Anayasa ile güvence altına alınan hukuki korunma ... (36 ncı madde) yalnızca şekli bir yargılama yapılmasını değil, bunun yanında adil ve doğru bir yargılamayı da gerektirmektedir. Adil yargılamanın teminatlarından biri de kanun yollarıdır. (... Akkaya –Modern Usul Hukukunda İstinaf) Mahkeme kararlarının hukuka uygunluğunun bir üst Mahkeme tarafından denetlenmesi Anayasal bir gerekliliktir. Anayasa Mahkemesine göre de mahkeme ... sadece ilk derece mahkemesine başvurmayı değil temyiz yoluna başvurmayı da kapsar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341 inci maddesinde ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, HMK’nın 361 inci maddesinde; bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilebilen kararları, 362 nci maddesinde ise bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilemeyen kararları düzenlenmiştir. HMK’nın 373/4 maddesi gereğince, Yargıtayın bozma kararı üzerine, ilk derece mahkemesince bozmaya uygun karar verildiği takdirde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu gibi hallerde, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yolu mevcut olmayıp, sadece temyiz yoluna başvuru mümkündür. İlk derece mahkemesince yanlış ve hatalı kararlar verilebilmektedir. Bu hataların giderilebilmesi ancak kanun yoluna başvuru ile mümkün ... gelir. Kararın aleyhine olduğunu düşünen taraf kararın denetlenmesini ve düzeltilmesini kanun yoluna başvurarak isteyebilir. Kanun yolları hakimin yapabileceği hatalar karşısında taraflara tanınmış yasal bir güvencedir. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesi ile iki aşamalı kanun yolu sistemi söz konusu olmakla birlikte, HMK’nın 373/4 maddesi kapsamına giren ilk derece mahkeme kararlarında sadece temyiz yoluna başvuru mümkün olup, kanun yoluna incelenmesinde yüksek parasal sınırın uygulanması halinde çok sayıda dosyada İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin kanun yolu incelemesi mümkün olmayacaktır. Bu ise hak arama özgürlüğünün ağır ihlali anlamına gelir. Hukuk davalarında asıl olanın her karar için denetim yoluna açık olmasıdır. Ancak HMK’da öngörülen parasal sınırların uygulanması gerektiği de açıktır. HMK’da, bölge adliye mahkemesi kararları için öngörülen parasal sınırın, ilk derece mahkemesi kararları için uygulanması, yasanın lafzına ve ruhuna aykırıdır. Mahkemeye erişim ..., kanun yoluna başvuru hakkını da içerir. Böylesi bir uygulama adil yargılanma hakkına, mahkemeye erişim hakkına ve hak arama özgürlüğüne aykırılık teşkil eder. Yargıtayın temyiz incelemesi yapıp ilk derece mahkemesi kararını bozmasından sonra bozma üzerine verilen kararda temyiz incelemesi yapılması, Mahkemeye erişim hakkının bir gereğidir. HMK’da, ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi halinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin dikkate alınması gerekir. Kanun yolu başvuru sınırlarının başvurulacak kanun yoluna göre değil, kararı veren Mahkemeye göre belirlenmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 24.06.2021 tarihli, 2021/4-307 Esas, 2021/833 Karar sayılı, 05.07.2023 tarihli, 2023/2-191 Esas, 2023/703 Karar sayılı kararlarında da bu husus vurgulanmıştır. Kanunda açık bir hüküm bulunmayan yoruma açık tartışmalı konularda hakkın engellenmesi değil, hakkın yoluna açan bir uygulamanın geliştirilmesi gerekir. Aksi halde bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle iki aşamalı kanun yolu sistemi uygulanan ülkemizde, istinaf inceleme sınırının çok üzerinde, ancak temyiz sınırının altında kalan çok sayıda ilk derece mahkemesi kararı esasa ilişkin hiçbir denetim yapılmadan kesinleşecek hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim ... engellenmiş olacaktır. Açıkladığım nedenlerden dolayı; ilk derece mahkemesi kararlarına ilişkin temyiz yolu başvurusunda, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin ve parasal sınırın uygulanması gerektiği, HMK.'nın 341/2 maddesine göre davacılar ..., ..., ... ve ... lehine hükmedilen maddi tazminat tutarları temyiz sınırının altında kalmakla birlikte, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat tutarlarının temyiz sınırının üzerinde olduğu, manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiği, bölge adliye mahkemesi kararlarına ilişkin HMK’nın 362 nci maddesindeki parasal sınırların uygulanması halinde, ilk derece mahkemelerinin çok sayıda kararının hukukiliğinin denetlenme imkanı ortadan kalkacağından, çoğunluğun manevi tazminatlara ilişkin temyiz talebinin miktardan reddine ilişkin kararına katılmıyorum.

Diğer kararlar (4)

9. Hukuk Dairesi, 2023/17621 E., 2024/3296 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4857 sayılı Kanun'un 53, 54, 55, 56 ve 57 nci maddeleri.
9. Hukuk Dairesi         2023/17621 E.  ,  2024/3296 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/267 E., 2023/419 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Soma İş Mahkemesi SAYISI : 2021/166 E., 2022/376 K. Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (4) ve (6) ncı alt bentleri uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Şirkette, müvekkili Sendikanın üyesi işçilerin çalıştığını, yeraltı maden işletmelerinde haftalık çalışma süresinin 37,5 saat ve hafta tatillerinin iki gün yani 48 saat olarak belirlendiğini ve yine 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 46 ncı maddesine göre, hafta içerisinde doktor raporu alan işçinin hafta tatillerinden kesinti yapılamayacağını, davalı işyerindeki uygulamalarda hafta içerisinde doktor raporu alan işçilerin hafta sonu ücretlerinin kesildiğini veya raporlu oldukları gün kadar işçilerin telafi çalışması yapmaya zorlandığını, davalı işyerinde bir işçinin yıllık ücretli izin hakkını kullanması sırasında, izinlerin hafta tatili günlerine denk gelmesi hâlinde hafta tatili günlerinin yıllık ücretli izinden sayılmaması gerektiğini, davalı işyerinde kömür yardımının işçilerin fiilî çalışma gün sayıları esas alınarak yapılması gerektiğini; ancak davalı işyerinde fiilî uygulamada bu kıstasların hiçbirinin göz önüne alınmadığını, hangi işçiye ne kadar kömür yardımı yapılacağının keyfi şekilde belirlendiğini, gerek 4857 sayılı Kanun gerekse de işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden kaynaklı hakların işçilere kullandırılmadığını ileri sürerek hafta tatili ve yıllık ücretli izinlerin kanuna ve toplu iş sözleşmesine uygun şekilde kullandırılmadığının, kömür yardımının da hakkaniyete ve toplu iş sözleşmesine uygun şekilde yapılmadığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sendikaların çalışma ilişkisinden doğan hakları sebebiyle üyelerinin adına dava ve taraf yetkisine sahip olduğunu, sendikaların tüzel kişi olarak yorum davası açabilmelerinin de toplu iş sözleşmesinin tarafı olmaları şartına bağlı olduğunu, işbu davanın ise hukuk sistematiği ve talep sonuç kısmı itibarıyla net olmayıp hukuki olmadığını, davacı Sendikanın müvekkili Şirket nezdinde yetkili Sendika olmadığını, üyesi adına açılmış veya tarafı olunan toplu iş sözleşmesine ilişkin bir dava da söz konusu olmadığını, eda davası açılabilecekken tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, bu itibarla hukuki yararı olmayan ve dava taraf sıfatına da sahip olmayan davacının işbu davasının usulden reddedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın 6100 sayılı Kanun'un 113 üncü maddesi ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre açılmış bir topluluk davası olduğu ve davacı Sendikanın dava takip yetkisini haiz olduğu, tespit davalarında hukuki yararın özel olarak düzenlendiği ve kanunda öngörülen istisnalar dışında davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koyması gerektiği, davaya konu olan usulüne uygun kömür yardımı yapılmadığı ve hafta tatillerinin usulüne uygun kullandırılmadığı hususlarının iş sözleşmesinin devamı sırasında öne sürülerek eda davasına konu yapılabilecek hususlardan olduğu, buna göre bu taleplerin eda davasına konu olabileceğinden tespit davasına konu olabilecek nitelikte olmadığı, yıllık ücretli izin alacağı ise feshe bağlı bir alacak olup iş sözleşmesinin devamı sırasında talep edilemediğinden bu hususta tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunduğu, işçilere yıllık ücretli izin kullandırılırken kanuni hafta tatili günlerinin dışlanması ancak akdi hafta tatili günlerinin bu süreler içinde sayılması uygulamasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçeleriyle davacı Sendikanın davalı işyerinde hafta tatillerinin kanuna ve toplu iş sözleşmesine aykırı şekilde kullandırıldığının ve kömür yardımlarının hakkaniyete ve toplu iş sözleşmesine aykırı şekilde dağıtıldığının tespiti taleplerinin hukuki yarar yokluğundan reddine ve davalı işyerinde yıllık ücretli izinlerin kanuna ve toplu iş sözleşmesine aykırı şekilde kullandırıldığının tespiti talebinin esastan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; taleplerinin kolektif nitelikte bir dava olduğunu ve işyerinde çalışan işçi topluluğunun hak ve menfaatini korumak yahut geliştirmek üzere açıldığını, müvekkili Sendikanın davalının haksız uygulamalarından doğrudan etkilenen üyelerinin bulunduğunu ve bu hakların ihlal edilen ve gelecekte de ihlal edileceği uygulamadan anlaşılan haklar olduğunu, müvekkili Sendikanın da üyelerinin menfaatlerini korumak için kendi adlarına dava açabileceğini, Sendikanın davayı açmakta güncel yararının olduğunu, Yargıtay tarafından onanan bir kararda da sendikaların dava açmaktaki hukuki yararının geniş yorumlanmasının yalnızca bir dava ehliyeti tartışması olamayacağı, aynı zamanda demokratik toplumda örgütlenme özgürlüğünü de doğrudan ilgilendirdiği hususunun belirtildiğini, davalı işyerinde yıllık ücretli izinlerin hatalı kullandırıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın tespit istemine ilişkin olduğu, hafta tatillerinin usulüne uygun kullandırılmadığı veya kömür yardımlarının gereği gibi yapılmadığı ile ilgili hususların eda davasına konu olabileceği, tespit davasına konu olabilecek nitelikte olmadığı, işçilere yıllık ücretli izin kullandırılırken kanuni hafta tatili günlerinin dışlanması; ancak akdi hafta tatili günlerinin bu süreler içinde sayılması uygulamasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı Sendikanın davalıya ait işyerinde hafta tatillerinin usulünce kullandırılmadığı ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan kömür yardımının usulünce yapılmadığının tespiti taleplerinde hukuki yararının bulunup bulunmadığı ve yıllık ücretli izinlerin 4857 sayılı Kanun'a uygun kullandırılıp kullandırılmadığı hususlarına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 2. 6100 sayılı Kanun'un “Topluluk Davası” başlıklı 113 üncü maddesi şöyledir: "Dernekler ve diğer tüzel kişiler, statüleri çerçevesinde, üyelerinin veya mensuplarının yahut temsil ettikleri kesimin menfaatlerini korumak için, kendi adlarına, ilgililerin haklarının tespiti veya hukuka aykırı durumun giderilmesi yahut ilgililerin gelecekteki haklarının ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için dava açabilir." 3. 6100 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrası ise şu şekildedir: "Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır." 4. 6356 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin (ğ) bendinde sendikanın tanımı şöyle yapılmıştır: "Sendika: İşçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için en az yedi işçi veya işverenin bir araya gelerek bir işkolunda faaliyette bulunmak üzere oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşları" 5. 6356 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki gibidir: “Kuruluşlar, çalışma hayatından, mevzuattan, örf ve adetten doğan uyuşmazlıklarda işçi ve işverenleri temsilen; sendikalar, yazılı başvuruları üzerine iş sözleşmesinden ve çalışma ilişkisinden doğan hakları ile sosyal güvenlik haklarında üyelerini ve mirasçılarını temsilen dava açmak ve bu nedenle açılmış davada davayı takip yetkisine sahiptir. Yargılama sürecinde üyeliğin sona ermesi üyenin yazılı onay vermesi kaydıyla bu yetkiyi etkilemez." 6. 4857 sayılı Kanun'un 53, 54, 55, 56 ve 57 nci maddeleri. 7. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.09.2021 tarihli ve 2018/(22)9-678 Esas, 2021/1110 Karar sayılı kararı. 8. Dairemizin 21.12.2021 tarihli ve 2021/12447 Esas, 2021/16718 Karar sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince; davacının, davalıya ait işyerinde hafta tatilinin kanuna ve toplu iş sözleşmesine, kömür yardımının hakkaniyet ve toplu iş sözleşmesine uygun kullandırılmasının tespitine yönelik taleplerinin eda davası açılabilecekken tespit davası açılmasında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bu hususta yapılan değerlendirme ve karar hatalıdır. 3. 6100 sayılı Kanun'un 113 üncü maddesinde düzenlenen topluluk davası ile temsil ettiği topluluğun menfaatlerini korumak amacıyla dava açan tüzel kişi, ilgililerin haklarının tespiti, hukuka aykırı durumun giderilmesi ya da ilgililerin gelecekteki haklarının ihlalinin önüne geçilmesine yönelik tespit ve men davası açma şeklinde hareket edebilir (... Şahlanan, "Sendikaların Dava Ehliyeti Bağlamında Topluluk Davası (Karar incelemesi)", Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Aylık Dergisi Hukuk 104, Nisan 2016, Sayı 420, s.2-5). Buna göre 6100 sayılı Kanun'un 113 üncü maddesine ve 6356 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayanılarak davacı Sendikanın tespit davası açma hakkının bulunduğunun kabul edilmesi isabetlidir. 4. 6100 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinde düzenlenen tespit davasının açılabilmesi için davayı açanın kişisel ve doğrudan hukuki yararının bulunması gerekir ve buradaki hukuki yarar dava şartıdır. 6100 sayılı Kanun'un topluluk davasına ilişkin 113 üncü maddesinin gerekçesinde ise “... Topluluk Davası yoluyla, toplumsal yararın korunması ve dar ve teknik anlamda hukuki yarar kavramında bir açılım yaratılması sağlanmaktadır...” ifadesine yer verilmiştir. Kanun'un madde gerekçesinden; tespit davalarındaki davacının doğrudan ve kişisel hukuki menfaatinin bulunması şeklindeki dava şartının topluluk davalarında istisna tutulduğu görülebilecektir (Şahlanan, s.2-5). 5. Topluluk davasındaki hukuki yarar kavramını; bireysel davalardan farklı olarak topluluğun ortak yararı oluşturmaktadır. Şöyle ki işyerinde kanuna ya da toplu iş sözleşmesine aykırı davranılması durumunda birden fazla çalışanın ekonomik ve sosyal hakları zarar görmekte ve zarar gören bu topluluk, menfaatlerinin korunması adına ortak paydada buluşmaktadır. Bu topluluğa karşı yapılan hukuka aykırılıkların durdurulmasında ise menfaati zarar gören her çalışanın ayrı ayrı dava açması hem usul ekonomisi bakımından sakıncalı olacak hem de aynı konuda açılan davalarda farklı kararlar çıkmasına neden olabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 28.09.2021 tarihli ve 2018/(22)9-678 Esas, 2021/1110 Karar sayılı karar). Burada da 6356 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin (ğ) bendinde de düzenlendiği gibi, üyesi bulunan işçilerin çalışma hayatlarındaki ekonomik, sosyal hak ve çıkarlarını korumak adına hareket eden Sendika devreye girerek topluluğun ortak menfaatini ilgilendiren hususlarda tespit davası açabilecek ve menfaati etkilenen kişiler bu davanın sonucundan yararlanabilecektir. 6. Somut uyuşmazlıkta davalıya ait işyerinde üyelerinin bulunduğunu belirten ve hafta tatilinin ve kömür yardımının kanuna ve işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesine aykırı uygulandığını ileri süren davacı Sendikanın; yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında, bu talepler yönünden dava açmakta hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle sözü edilen talepler yönünden davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2022/3457 E., 2023/2096 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (İş) Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun'un 77, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55 ve 417 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanunu'nun 13, 16,19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri.
10. Hukuk Dairesi         2022/3457 E.  ,  2023/2096 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2020/83 E., 2021/206 K. DAVACILAR : 1-... 2- ... 3- ... 4- ... vekilleri Avukat ... İHBAR OLUNAN : ... Sigorta A.Ş. DAVA TARİHİ : 30.06.2014 KARAR : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Kapatılan 21. Hukuk Dairesince ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar murisi kazazede sigortalının 10.06.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde vefat ettiğini beyanla, eş ve çocuklar için 1.000,00 er TL maddi, eş ... için 30.000,00 TL, her bir çocuk için 25.000,00 er TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde tüm davacıların T.C kimlik numarasının belirtilmesinin zorunlu olduğu halde belirtilmediğini, istenilen tazminat miktarlarının çelişkili olup talep sonucunun açık olmadığını, davacıların murisinin ölümü iş kazası olmadığını, bünyesel faktörlerden kaynaklanan kal p krizi iş kazası sayılmadığını, murisin vefatı SGK tarafından iş kazası sayılmadığı gibi davacıların kuruma bu yönde bir başvurusunun da olmadığını, olayın SGK tarafından iş kazası sayılması bu dava bakımından ön sorun niteliğinde olduğunu, SGK bakımından iş kazası sayılmayan bir olayın işveren bakımından iş kazası sayılmasının mümkün olmayacağını, iş kazasından işverenin sorumlu tutulabilmesi kusurunun ispatına bağlı olduğunu, dava konusu olayda işverenin kusuru söz konusu olmadığı gibi dava dilekçesinde işverenin kusurlu olduğuna ilişkin bir iddia dahi bulunmadığını, ölüm olayı ile işverenin herhangi bir kusurlu hareketi arasında illiyet bağı olmadığını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, usul ve esas yönünden hukuka aykırı olan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istediğini bildirmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.09.2018 tarihli ve 2014/519 Esas, 2018/485 Karar sayılı kararıyla; her ne kadar Sosyal Güvenlik Hukuk kaspasında meydana gelen kaza iş kazası kabul edilmiş ve müteveffanın mirasçılarına maaş bağlanmış ise de davacının talep ettiği maddi manevi tazminattan sorumluluk kusura dayalı olduğundan ve işverene veya 3. bir kişiye atfedilecek bir kusur da tespit edilemediğinden işveren yönünden davanın sübuta ermediği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 30.04.2019 tarihli ve 2019/453 E.- 2019/721 K. sayılı kararıyla; Mahkemece ilk iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için, talimat yolu ile İş Güvenliği Uzmanı, İnşaat ve Makine Mühendisi ile Kalp Damar Cerrahisi uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 20.04.2018 tarihli kusur bilirkişi heyet raporunda ise almakla yükümlü olduğu iş güvenliği önlemlerini yeterince almış olduğunun görülmüş olması sebebiyle davacılar murisinin ölüm nedeni olan kalp krizinin ön görülemez ve fark edilemez olduğu, periyodik muayenelerinde bu hususun belirlenemediği işçi sağlığı ve güvenliği önlemleri ile olayın önlenmesi arasında illiyet bağı bulunmadığı, ortamının çalışma şartlarının kalp krizi geçirilmesine neden olabilecek herhangi bir rolü bulunmadığından davalı işverene yüklenebilecek kusurun bulunmadığı, ölümüne neden olan kalp krizinin önceden fark edilemeyeceğinin tıbben sabit olduğu, ölümünde kendisinin de herhangi bir ihmalinin bulunmadığı anlaşıldığından davacılar murisine yüklenebilecek bir kusurun bulunmadığının rapor edildiği, talimat ve keşif yolu ile alınan 29.11.2017 ve 20.04.2018 tarihli kusur bilirkişi heyet raporlarında davacılar murisi ile davalı işverenin iş kazasının oluşumunda herhangi bir kusuru bulunmadığı tespit edildiğinden davanın reddine dair mahkeme kararında yasal isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Kapatılan 21. Hukuk Dairesinin 04.02.2020 tarih ve 2019/4411 E.-2020/508 K. sayılı ilamıyla; Mahkemece yapılacak işin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 9 uncu maddesinde açıklanan tebliğe ekli Ek 1 Listesine göre işyerinin tehlike sınıfının belirlenerek, işverenin yükümlülüklerini açıklayan 4,5 ve 10 uncu maddeler ile çalışanların yükümlülüklerini açıklayan 19 uncu madde hükümleri; doğrultusunda, sigortalının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait temin edilebilen tüm tıbbi belge ve raporları dosyaya celp edildikten sonra ölüm olayından önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı işyerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği, olay günü sigortalının ne kadar süre çalıştırıldığı ve ölüm olayının ne şekilde meydana geldiği gözetilerek, aralarında bir kardiyologun da bulunduğu, iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden, meydana gelen iş kazası olayında sigortalı veya davalının kusurunun bulunup bulunmadığını, kusuru bulunanlar varsa her bir taraf için ayrı ayrı açıklanmak suretiyle nedenlerini, iş kazasının meydana gelişinde işyeri koşullarının etkili olup olmadığını, sigortalının kendi bünyesinden kaynaklanan nedenlerin zararlı sonucun meydana gelişinde ne kadar etkili olduğunu da kapsar şekilde tespit eden kusur raporu aldıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olduğu belirtilerek ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yüksek mahkememe ilamı doğrultusunda müteveffa ... 'ın çalıştığı iş yerinin tehlike sınıfının 'çok tehlikeli' olduğunun tespit edildiği, yine sigortalının kaza öncesinde tedavi olduğu hastanelerin tespit edildiği, kullanmış olduğu ilaçların listesinin ve tedavi evraklarının dosyaya kazandırıldığı, dosyanın iş sağlığı ve güvenliği alanında uzman bilirkişiler ile kardiyologtan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek 20.09.2017 tarihli rapor ile 20.04.2018 tarihli rapor arasındaki çelişkinin giderilerek rapor tanzim edilmesinin istenildiği, bilirkişilerce hazırlanan 08.02.2021 tarihli raporun dosyaya sunulduğu, hem iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında hem kalp krizi olayının ayrıntılı ve gerekçeli olarak raporda değerlendirildiğinin anlaşıldığı, bilirkişilerce kap ve damar hastalıkları açısından değerlendirme yapılarak ''müteveffanın kardiyovasküler hastalıklar ile ilgili olarak sağlık gözetimi ya da düzenli kardiyoloji kontrolü altında tutulmasını gerekli kılan bir durum bulunmamaktadır'' tespitinin yapıldığı, yine iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirme yapılarak ''iş yerinde çalışacakların yapacak oldukları işe bedenen ve ruhen uygun olup olmadıklarının tespiti için gerekli görülen temel işe giriş muayenelerini ve iş yeri hekiminin belirlediği tetkiklerin yapıldığı, çalışma süreci boyunca periyodik muayenelerin düzenli olarak yaptırıldığı ve iş yerinde gerçekleşen sağlık gözetimi ve kalp krizi sürecinde davalının etkili olmadığı'' ve davalının kusurunun bulunmadığı yönünde belirleme yapıldığı, heyetçe hazırlanan raporun bilimsel verilere, mevzuat hükümlerine uygun çelişkileri giderir mahiyette olduğunun mahkememizce kabul edildiği, eldeki davanın iş kazası sebebiyle tazminat davası olup davalının kusuru oranında sorumlu tutulabileceği, kazanın meydana gelmesinde davalıya atfedilecek kusur bulunmadığının bilirkişi raporları ile sabit olduğu, yukarıdaki maddi ve hukuki olgular uyarınca, kusursuz olan davalı işverenin sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz sebepleri olarak özetle; müteveffa ...'ın 06.06.2013 tarihinde çok ağır efor gerektiren derz makinesinin temizlenmesi esnasında yüksek sıcaklık altında 45-50 dakika çalıştıktan hemen sonra molaya çıktığını, aniden terlemeye başlayıp yere yığıldığını ve akut miyokart enfaktüsünden henüz 34 yaşındayken vefat ettiğini, müteveffanın ölümünden altı gün sonra bir çocuğunun dünyaya geldiğini, davalı şirketin müteveffanın eşi ve çocuklarının mağduriyeti ile ilgili hiçbir girişimde bulunulmaması sonucu iş bu davanın açıldığını, olay günü ölçü aletleri bakım başmühendisliğinde teknisyen olarak çalışan sigortalının iş yerinde bildirilen bir arızanın giderilmesi sonrasında teknisyen dinlenme odasında fenalaşarak kaldırıldığı hastanede kalp krizine bağlı olarak öldüğünün anlaşıldığını, dava konusu olayda illiyet bağını kesen durum söz konusu değilken işverenin tehlike sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini, tanık ifadeleri incelendiğinde davalı iş yerinin ortalama sıcaklığının çok yüksek olduğu, üretim yeri dökümhanenin işin doğasına uygun olarak yüksek sıcaklıkta olması gerektiği anlaşılırken keşfin Kasımın sonunda yapılması iş yerinin uygun olarak hazırlanması ve gerçek şartları içermediğini, müteveffanın henüz otuzlu yaşların başında olması sağlık açısından daha önce hiçbir sıkıntısı olmaması, hiçbir ilaç kullanmadığını, yüksek efor ve sıcaklıktan kalp krizi geçirdiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun'un 77, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55 ve 417 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanunu'nun 13, 16,19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...
9. Hukuk Dairesi, 2022/18461 E., 2023/1533 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4857 sayılı Kanun'un 17, 41, 44, 46, 47, 53, 54, 56, 57 nci maddeleri.
9. Hukuk Dairesi         2022/18461 E.  ,  2023/1533 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2863 E., 2022/3409 K. DAVA TARİHİ : 31.07.2018 KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 43. ... Mahkemesi SAYISI : 2018/228 E., 2019/782 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette 04.09.2007-28.05.2018 tarihleri arasında bölge sorumlusu olarak çalıştığını, 2013-2015 yıllarında saat 08.00-18.30 arasında cumartesi günleri dâhil çalıştığını, cumartesi günleri 08.30 -15.30 saatleri arası çalıştığını, bu çalışmalarının ...'da geçtiğini, ancak pazartesi günü olan ihaleler için pazar günleri çalıştığı bölge dışına arabayla yolculuk yapmak için evinden ayrıldığını, 2015-2018 yılları arası 3 yıl 08.00-18.30 saatleri arasında cumartesi hariç günde 10,5 saat çalıştığını, 2015-2017 arası ...'da çalıştığını, pazar günü ihale için yola çıktığını, ... bölgede çalışırken gideceği yerin .../Karaman 3,5-4,5 saat yol olduğunu, 2017 yılında ...'e taşındığını, 2015 yılı Mayıs ayında ...'ya taşındığını ve bu şekilde çalıştığını, hafta sonu, ... bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığını, millî ve dinî bayramlarda çalışmadığını, işten istifa sebebi ile ayrıldığını, bunun ise davacının 28.05.2018 tarihinde kendisine psikolojik taciz (mobbing) uygulaması, merkezde çalışanlar için fazla çalışmaların ödenmesine rağmen kendisi gibi bölge sorumlusu konumunda olanlara eksik ödenmesi, ... şartlarının işten çıkması için zorlaştırılması, ağırlaştırılması, istifaya zorlanması sebebiyle "İşyerindeki bazı nedenler ve özel sebeplerle istifa ediyorum." şeklindeki dilekçe ile işten ayrılmak zorunda bırakıldığını, "ücret ve diğer alacaklar" açıklaması ile banka hesabına en son 3.907,34 TL yatırıldığını, "Hiçbir alacağı kalmamıştır." şeklinde yazı imzalatıldığını, ....07.2018 tarihinde yapılan arabuluculuk toplantısında tarafların anlaşamadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ... bayram ve genel tatil, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının istifa ettiğini, istifa etmeden önce başka bir ecza deposu ile anlaştığını, bu sebeple ...'ya taşındığını, 270 saate kadar fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu hususuda anlaşma olduğunu, ... bayram ve genel tatil günlerinde ve hafta tatili günlerinde hastane ve eczanelerin çalışmadığını, ihale yapılmadığını, davacının çalışmasını kendisinin belirlediğini, taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarının haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, 28.05.2018 tarihli dilekçesi ile istifa ederek işyerinden ayrıldığı, davacı tanıklarının davacının işten ayrılma tarihinde davalı işyerinde çalışmadıkları, davacının işten ayrılması ile ilgili bilgilerinin bulunmadığı, kendisine mobbing uygulandığını ispat edemediği, işten ayrıldıktan sonra el yazılı olarak 03.07.2018 tarihinde "İbraname" başlıklı belge imzalayarak tüm yasal ve sözleşmesel haklarını aldığını belirttiği ve davalı Şirketi ibra ettiği, davacı tarafından irade fesadı kanıtlanamadığından davacının el yazısı ile yazmış olduğu 28.05.2018 tarihli istifa dilekçesine değer verilerek davacının istifa suretiyle ... sözleşmesini sonlandırdığı, 03.07.2018 tarihli ibraname belgesinde davacının 31 günlük yıllık izin alacağı karşılığı olarak 2.170,00 TL alacağının hesaplandığı ve bu miktarın bankadan ödendiği, yıllık izin konusunda davacıya isticvap davetiyesi gönderildiği ve 03.12.2019 tarihli duruşmada davacının "Sadece işten ayrılmadan önceki son yıla ilişkin yıllık izin hakkım vardır. Yıllık izin ücreti talebimde bu son yıla ilişkindir." şeklinde beyanda bulunduğu, davacıya fesihten sonra ödenen 2.170,00 TL yıllık izin ücretinin davacının 32,5 günlük ücretine karşılık geldiği, bu tespitin davacının 03.07.2018 tarihli ibranamedeki 31 günlük yıllık izin alacağı bulunduğu yönündeki beyanı ile de uyumlu olduğu, sonuç olarak davacının hak ettiği yıllık izinlerini kullandığı ve kullanmadığı izinlerinin karşılığının ise davacıya ödendiği, fazla çalışma, hafta tatili ile ... bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yaptığını iddia eden işçinin bu iddiasını ispatla yükümlü olduğu, toplanan deliller ile tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacının asgari ücretin üzerinde ücret aldığı, sözleşmesinde 270 saate kadar fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu, bu şartlarda bu düzenlemenin geçerli olduğu, dinlenen tanıklarının örtüşen ve ağırlıklı ifadelerinde davacı ile birlikte çalışmalarının bulunmadığı, davacının ihale işlerinde bölge sorumlusu olarak görev yaptığı, bu nedenle sıklıkla kendisine işveren tarafından tahsis edilen araç ile ... başına şehir dışında görev yaptığı dolayısı ile tanıkların birbirlerinin çalışma koşulları hususunda bilgi sahibi olmalarının mümkün olmadığı, davacı tanıklarının çalıştıkları dönem de nazara alındığında 270 saati aşacak şekilde fazla çalışmanın bulunduğunun somut olarak kanıtlanamadığı, resmî ve dinî bayramlarda çalışma yapılmadığının tanık beyanları ile ortaya koyulduğu ve davacının haftada en az bir gün izin kullandığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; tanık ifadelerinden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin işverene verdiği dilekçede yazdığı şekilde davacı üzerindeki dayanılmaz baskı sebebiyle istifaya zorlandığı ve 11 yıllık işçinin işçilik haklarını ödememek için kılıfına uygun şekilde ... sözleşmesinin feshedilmeye çalışıldığının anlaşıldığını, özellikle davacı işçinin tahsilat sorumlusu olarak H.Y. isimli çalışana bağlanarak yetkilerinin kaldırıldığını, işverenin baskılarının amacının davacıyı istifaya zorlamak olduğunu, hâl böyle iken Mahkemece 28.05.2018 tarihli istifa dilekçesine itibar edildiğini ve davacının ... sözleşmesini istifa suretiyle sonlandırdığına kanaat getirildiğini, yaklaşık 11 yıl aynı işyerinde çalışan davacının 11 yıllık kıdem ve diğer alacaklarını göz ardı ederek istifa etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaldı ki davalının cevap dilekçesinde davacı işçinin başka bir işyerinde çalışmak üzere işten ayrıldığın beyan ettiğini, ancak bu iddiasını kanıtlayamadığını, işyerinde davacı ile aynı işi yapan tanık anlatımlarından sürekli ve sistematik olarak davacıya baskı yapıldığı anlaşılmasına rağmen, Mahkemece aksi yönde kanaat getirilerek karar verilmesinin dayanaksız olup hiçbir yasal gerekçesi de bulunmadığını, bilirkişi tarafından yıllık izin alacağı olduğuna dair hesap yapılmasına rağmen kararda bu kısma yönelik bir karar olmadığının anlaşıldığını beyan ederek Mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının istifa ederek işyerinden ayrıldığı, kendisine mobbing uygulandığını ve iradesinin fesada uğratıldığını ispat edemediği, bu nedenle kıdem tazminatı alacağına hak kazanamayacağı, davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ... bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispat edemediği, davacı asılının yıllık izin alacağına yönelik beyanı ve 03.07.2018 tarihli ibraname dikkate alındığında yıllık izin alacağının reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçeleri ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin başvurunun esastan reddine ilişkin kararının bozularak ortadan kaldırılması gerektiği gerekçesi ile temyiz talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... sözleşmesinin davacı tarafça haklı nedene feshedilip feshedilmediği ve buna göre davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ile dava konusu yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ... bayram ve genel tatil alacaklarının ispatı hususlarındadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 307, 311, 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 4857 sayılı ... Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 120 nci maddesi atfıyla hâlen yürürlükte olan mülga 1475 sayılı ... Kanunu'nun 14 üncü maddesi. 3. 4857 sayılı Kanun'un 17, 41, 44, 46, 47, 53, 54, 56, 57 nci maddeleri. 4. 6098 sayılı ... Borçlar Kanunu'nun 420 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ....02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2023/7056 E., 2023/7184 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Mahkemesi
tam metni aç
4857 sayılı Kanun'un 32, 37, 41, 53, 54, 56, 60, 63, 68 ve 92 nci maddeleri.
9. Hukuk Dairesi         2023/7056 E.  ,  2023/7184 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :... Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı Şirkete ait işyerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ... müfettişleri tarafından 08.....2016-07.10.2016 tarihlerinde yapılan ... ve Yerel Marketlerde Çalışma Koşullarının İyileştirilmesi Programlı Denetimi teftişi sonrasında, müfettişler tarafından müvekkili Şirkete "Noksanlıklar/Aykırılıklar" konulu yazı ile teftiş sonucunun tebliğ edildiğini, yapılan teftiş sonrasında müvekkili Şirkete 14.10.2016 tarihinde tebliğ edilen ve giderilmesi istenen noksanlıkların yanlış tespitlere ve hatalı hukuki gerekçelere dayanmakta olduğunu, ... sözleşmelerinin bir örneğinin işçilere verildiğine ilişkin bir kayıt-belge bulunmadığı, müvekkili Şirkette postalar hâlinde veya vardiyalı çalışma olduğu, çalışma ve ara dinlenmelerin işçilere duyurulmadığı, 31 ... olan aylarda 30 ... ücret ödendiğinin iddia edildiği, işyerinde haftada 3 saat fazla çalışma yapıldığı, 01.01.2015-30.09.2016 dönemi için 3 saat fazla çalışma ücretlerinin işçilere ödenmesi gerektiği, işçilere hafta tatili kullandırılması gerektiği, ... işçilerle ilgili çalışma şartlarının düzenlemesi gerektiği, 13 engelli işçinin istihdamı için gerekli müracaatların yapılması gerektiği, yıllık izne hak kazanan işçilerin izinlerinin kullandırılması gerektiği hususlarının bildirildiğini; ancak müvekkili Şirket bünyesinde sözleşmenin bir örneğinin işçiye verildiğini, haftanın 6 günü 08.30-18.00 saatleri arasında çalışıldığını, 1,5 saat yemek 15'... dakikadan iki kez çay molası olduğunu, pazar günleri hafta tatili kullanıldığını, işçilerin yaz saati uygulamasında ilk şifte gelenlerin 08.30-18.30, ikinci şifte gelenlerin 11.00-21.00 saatleri arasında, kış saati uygulamasında ise ilk şiftin 08.00-18.00, ikinci şiftin 10.30-20.30 saatleri arasında çalıştıklarını, ay kaç ... olursa olsun işçilerin sigorta primlerinin 30 ... üzerinden ödendiğini, işçilerin günde 7,5 haftada 45 saat çalıştıklarını, zaman zaman fazla çalışma yapıldığında ücret bordrolarına %50 zamlı olarak tahakkuk ettirilerek ödendiğini, fazla çalışmalarla ilgili olarak düzenlenmesi gereken belgelerin ibraz edilmediğini, yıllık izinlerin işverenin ... şartlarına göre belirlediği zamanda kullanması gerektiğini belirterek 14.10.2016 tarihinde tebliğ edilen yazılı bildirimi ile tesis edilen işlemlerin iptali ile tesis edilen işlemlerle ilgili müvekkili Şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı işyerinde yapılan tespitlerin, 14.10.2016 tarihli tutanak ile davacı işveren vekiline tebliğ edildiğini, davacıya ait ... mağazalarda 01.01.2015-30.09.2016 dönemini kapsayan 08.....2016-13.10.2016 tarihleri arasında müfettiş incelemesi yapıldığını, teftişin 1. aşamasına ilişkin tespitlerin hem ... müfettişleri ve hem de işveren vekili tarafından imzalanan 13.10.2016 tarihli tutanak ile yapıldığını, "Noksanlıklar/aykırılıklar"ın 14.10.2016 tarih ve 7249/05 sayılı yazı ile davacı işveren vekiline aynı tarihte tebliğ edildiğini, işbu davanın da işbu tebliğ üzerine açıldığını ancak aynı yazı ile davacı Şirkete eksikliklerin giderilmesi için 30 ... süre verildiğini, teftişe ara verilen süre sonunda tekrar inceleme yapılacağı ve teftişin bu incelemeden sonra tamamlanacağının tebliğ edildiğini, verilen süre bitiminde yapılacak olan teftiş sonucu nihai müfettiş raporunun düzenleneceğini, henüz süre sonundaki incelemeye ilişkin tutanak ve müfettiş raporu oluşturulmadığından tam bir savunma yapılamadığını; ayrıca nihai müfettiş raporunun düzenlenmesi sonucunda işçilerin fazla çalışma ve eksik ücretlerinin ödenmediğinin tespiti hâlinde bundan işyerinde yararlanacak tarafın işçiler olduğunu, aksinin tespiti hâlinde ise davacı işverenin yararlanacağını, buna göre esasen bu davanın menfi tespit davası olduğunu ve taraflarını da işçilerin ve işverenin oluşturduğunu, bu durumda Yüksek Mahkemenin içtihatlarında da kabul edildiği üzere davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini ayrıca ... müfettişlerince tutulan tutanakların aksi ... oluncaya kadar geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2018 tarihli ve 2017/532 Esas, 2018/623 Karar sayılı kararı ile; ... müfettişleri tarafından işçi alacaklarına ilişkin yapılan tespitlere karşı işçi ya da işveren tarafından açılacak davaların, yerine göre eda davası, yerine göre ise menfi tespit davası özelliği göstermekte olduğu ve her hâlükârda bu davaların taraflarının işçi ve işveren olduğu, somut davada Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ... Teftiş Kurulu Başkanlığının husumeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 19.04.2019 tarihli ve 2019/846 Esas, 2019/669 Karar sayılı kararı ile; müfettiş tarafından düzenlenen bir raporda işçilik alacağı miktar olarak belirlenmiş ise işçi, rapor veya tutanakta belirtilen miktardan daha fazla alacağı olduğu iddiasında ise davanın eda davası olduğu ve işverene karşı açılması gerektiği, işveren, rapor veya tutanakta belirtilen alacağa itiraz ederek bu alacağın kısmen veya tamamen mevcut olmadığı iddiasında ise açılan davanın menfi tespit davası olduğu ve davanın işçiye karşı açılması gerektiği; somut dosyada 11.11.2016 tarihli dava dilekçesi ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ... Teftiş Kurulu Başkanlığının 14.10.2016 tarih ve 2016/1547654-035/7154-7249/05 sayılı "Noksanlıklar/Aykırılıklar" konulu, Şirkete 14.10.2016 tarihinde tebliğ edilen noksanlıkların, eksikliklerin giderilmesine ilişkin yazılı bildirim ile tesis edilen işlemlerin iptali ve Şirketin borçlu olmadığına yönelik menfi tespit davası olduğu belirtilmekle davada işçilerin hasım gösterilmediği, Bakanlığın hasım gösterildiği, ayrıca işlemin bu hâli ile açılacak davalarda ancak raporun delil niteliğinde bulunduğu, ileride doğru hasım ile açılacak alacak davalarında değerlendirilebileceği, ayrıca idari para cezasını da içermediği gerekçeleri ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 20.....2019 tarihli ve 2019/5038 Esas, 2019/13676 Karar sayılı kararı ile Dairece daha önce genel denetim sırasında yapılan müfettiş tespitlerine karşı taraflarca dava açılamayacağı yönünde uygulama yapıldığı; ancak konunun yeniden değerlendirilmesi sonucunda, bu tür tespitlere karşı da dava açılmasında hukuki yararın bulunduğu sonucuna varıldığı, bu bağlamda genel denetim sonucu yapılan tespitlere karşı sadece Bakanlığa karşı; işçinin şikâyeti üzerine yapılan denetim sonucu bir tespit yapılmışsa Bakanlık ile birlikte şikâyette bulanan işçiye karşı dava açılması gerektiği, somut olayda; dava konusu yapılan inceleme raporundaki tespitlerin genel denetim sonucu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ... müfettişi tarafından yapılmış olduğu, davanın Bakanlık aleyhine açılabileceği ve somut dava bakımından davalı Bakanlığa husumet yöneltilebileceği dikkate alınarak işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde husumet yokluğu sebebi ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; teftiş raporunda mağaza yöneticilerince çalışan personelin işe gelip gelmediğine ilişkin puantaj tutulmakla birlikte, giriş çıkış saatlerinin kayıt altına alındığı ve personelin de imzaladığı bir belgenin düzenlenmediği, ... basımı, parmak izi veya göz tanıma gibi bir cihaz kullanılmadığı, işyerinin de bu nitelikte belge düzenlendiğine dair bir savunma yapmadığı, ödenmeyen fazla çalışma karşılıklarının bulunduğu ve sonuç olarak fazla çalışma ücretlerinin eksik ödendiği, 4857 sayılı ... Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 41 ... maddesine dayanılarak hazırlanan Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği'nin "Fazla çalışmanın belgelenmesi" başlıklı 10 uncu maddesinde yer ... "İşveren fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma yaptırdığı işçilerin bu çalışma saatlerini gösteren bir belge düzenlemek, imzalı bir nüshasını işçinin özlük dosyasında saklamak zorundadır." şeklinde düzenlenen açık hükme aykırı davranıldığı ve buna ilişkin belge sunulmadığı, işyerinde aylık ücret değil günlük ücret uygulandığı, davalı tarafça ay kaç ... olursa olsun 30 ... üzerinden ücret ödendiğinin beyan edildiği, ücretlerin ayda bir ödenmesinin ücret ödeme sisteminin aylık/maktu olduğu anlamına gelmediği, sadece ücretin ödeme zamanını gösterdiği ve günlük, saatlik ve haftalık ücret sistemi ile çalışan işçilere 30 ... olan ayların ücretinin 30 ... üzerinden, 31 ... olan ayların ücretinin 31 günlük ücret tutarında ödenmesinin Kanun gereği olduğu, ... müfettişleri tarafından düzenlenen raporda işçilerin hak kazandıkları hâlde süresi içinde kullanmadıkları, işe giriş tarihinden itibaren teftiş tarihine kadar sürede, geçen yıllardan kalan bakiye yıllık izin alacaklarının olduğunun görüldüğü, yıllık izinle ilgili verilen süreye rağmen işverence bir düzenlemeye gidilmediği sonuç itibari ile ... müfettişlerince yapılan tespitlerin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece fazla çalışma alacağı yönünden teftişte yapılan işlemlerin hatalı olduğu belirtilmesine rağmen çelişkiye düşülerek davanın reddedildiğini, teftişte fazla çalışmaya ilişkin yapılan tespitlerin gerçeği yansıtmadığını, bununla ilgili idare mahkemesi ve sulh mahkemesi kararları da bulunduğunu, dosya içerisinde yer ... bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere dosya içinde bulunan ücret bordrolarından ücretin aylık ödendiği ve maktu ücret olduğunu, işçiler adına ihtirazı kayıt konmadan imzalı olduğunu, bu durumda 31 ... olan aylarda da 30 günlük ücret ödenmesi nedeni ile eksik ücret veya eksik prim ödemesinin söz konusu olmadığını, 4857 sayılı Kanun'a göre işçinin hak kazanacağı yıllık ücretli izninin işverenin ... şartlarına göre belirleyeceği zamanda kullanacağını, işçinin istediği zaman izne ayrılamayacağını, işçilerin kabulü ve ihtiyaçları nedeni ile yıllık izinlerin bölünerek de kullandırıldığını, müvekkili Şirket çalışanlarının, ... müfettişlerinin soyut değerlendirmelerine göre tespit ettikleri ücret farkı, fazla çalışma ve yıllık izin hususlarında müvekkili Şirketten bir taleplerinin olmadığını ve çalışma barışını bozacak nitelikteki tespitleri geçerli görmediklerini, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından işyerinde yapılan teftiş sonunda tespit edilen ve yapılan işlemlerin iptali ile davacı Şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının dava konusu teftiş raporunda yer ... tespitlerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ve bu itibarla raporun iptali gerekip gerekmediği noktasındadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 ... maddesi. 2. 4857 sayılı Kanun'un 32, 37, 41, 53, 54, 56, 60, 63, 68 ve 92 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda iptali istenen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının teftiş raporu incelendiğinde; davalı işverenliğin ..., ..., ..., ... ve ... olmak üzere 5 ayrı ilde şubelerinin bulunduğu, 52 mağaza, 1 depo ve 1 büro işyerinin mevcut olduğu, 5 ayrı ilde faaliyet gösteren bu 52 mağaza işyerine ait Çalışma ve ... Kurumu İl Müdürlüklerine ait dosyaların incelendiği, 24 farklı mağazada yerinde denetim yapılarak 139 personelin yazılı ifadelerinin alındığı görülmüştür. 3. İncelenen belgeler ve özellikle ifadesine başvurulan işçi beyanları değerlendirilerek normal koşullarda haftanın 6 günü yarım saatten iki kez mola ve 1,5 saat yemek arası olmak üzere kış aylarında genel olarak 08.00-18.00 ve 11.00-21.00, yaz aylarında 08.30-18.30 ve 11.30-21.30 saatleri arasında iki vardiya hâlinde çalışma yapılarak günde 7,5 saat haftada 45 saatlik yasal çalışma süresinin aşılmaması yönünde işverenlik talimatı olduğu; ancak mağaza yöneticilerinin işveren talimatına uyma konusunda gereken özeni göstermediği, personel sayısının eksikliği, ... potansiyeli ve müşteri portföyünden kaynaklanan nedenlerle günlük 7,5 saatlik çalışma süresinin yarım saat aşılarak personelin haftada 48 saat çalışıp 3 saat fazla çalışma yaptığının tespit edildiği; ancak bu tespite işverence yapılan itirazlar ve ödenmiş olan fazla çalışmalar yeniden değerlendirildiğinde; günlük 20 dakikadan haftada 2 saat fazla çalışma yapıldığı ve bu fazla çalışmaların karşılığının ödenmediği, tespit edilen günlük 20 dakikalık fazla çalışmanın da olağanüstü çalışma olmadığı, günlük rutin çalışmadan kaynaklandığı açıklanmıştır. Ancak dosya içerisinde yer ... teftiş esnasında dinlenen işçi beyanlarına bakıldığında öncelikle işçilerin farklı il ve şubelerde görev yaparak kasap, reyon görevlisi, şarküteri görevlisi, kasiyer, şube müdürü, mağaza müdürü gibi farklı görevlerde bulundukları, kimi işçiler yarımşar saatten 2 kez mola ve 1,5 saat yemek arası ile toplam 2,5 saat ara dinlenme kullanarak günlük 08.30-18.30 veya 11.00-21.00 saatleri gibi 10'ar saatlik vardiyalarla haftada 6 ... çalışıldığını beyan ederken, kimi işçilerin vardiya saatlerini belirtirken günlük 10,5 saat veya 11 saat olacak şekilde farklı çalışma saat aralıklarını beyan ettikleri ve yine bazı çalışanların günlük 2 saat bazılarının ise 1,5 saat ara dinlenmesi kullandıklarını beyan ettikleri görülmüştür. Açıklanan nedenler ve tüm dosya kapsamına göre şube, görev ayrımı şeklinde hiçbir ayrıma gidilmeden dava konusu teftiş raporunda denetime tâbi tutulmuş olan tüm işçilerin 01.01.2015-30.09.2016 tarihleri arasındaki dönemde günde 20 dakikadan haftada 2 saat fazla çalışma yaptığının tespit edilmesi hatalı olup raporda yer ... bu tespitin iptali gerekmektedir. 4. Dava konusu raporda iptali istenen bir diğer husus ise işyerlerinde uygulanan ücret sistemine göre eksik ödenen ücretlerin bulunduğuna yönelik tespittir. Davacıya ait işyerlerinde ... müfettişlerince yapılan inceleme sonucu düzenlenen teftiş raporunda, ücretin bir ... karşılığı olmasına rağmen bir ... karşılığı olmayan hasta, raporlu, izinli veya mazeretli hâllerde dahi tam olarak ödenen ücret sisteminin maktu ücret sistemi olduğu, bahsedilen günlerde ücretleri işverence kesilen işçilerin ise sadece ücretlerinin ayda bir ödenmesinden yola çıkılarak ücret sisteminin maktu olduğu anlamı çıkmayacağı, buna göre davalı işyerinde işçilerin aylık maktu ücretle değil günlük ücret sistemine göre çalıştığı ve bu nedenle işçilere 31 ... olan aylarda 30’ar günlük ücret tahakkuk ettirilip birer ... eksik ücret tahakkuk ettirilmesi nedeniyle bu aylarda birer günlük ücret ödenmesi gerektiği tespitine yer verilmiştir. Dosyaya ibraz olunan bordrolardan davacı işyerinde ücretlerin aylık ödendiği ve aylık miktarların 30 ... üzerinden maktu olduğu açıktır. Bu bakımdan işçilerin raporlu oldukları günlerin ücretlerinden kesilmesi veya primlerinin eksik yatırılması işçilerin günlük ücretle çalıştığını göstermeyeceği gibi 31 ... olan aylar için bir ... eksik ücret ödendiği sonucuna da varılamaz. Bazı aylar 30, bazı aylar 31 ve bazı aylar da daha az günden oluşabilir. Buna göre dava konusu teftiş raporunun bu kısmının da iptali gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi ayrıca bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İş Hukuku

(İşçi A), 01.01.2020 tarihinde (X) A.Ş.'nin Ankara fabrikasında işe başlamıştır. 01.01.2022 tarihinde bu işyerinden ayrılarak aynı işverene ait (X) A.Ş.'nin İstanbul deposunda 01.02.2022 tarihinde tekrar işe başlamış ve 01.03.2024 tarihine kadar çalışmaya devam etmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'na göre, (A)'nın yıllık ücretli izne hak kazanmak için gereken hizmet süresi hesaplanırken bu süreler nasıl dikkate alınır?

A) Sadece İstanbul deposundaki süre (yaklaşık 2 yıl) dikkate alınır.
B) Sadece Ankara fabrikasındaki süre (2 yıl) dikkate alınır.
C) Her iki süre ayrı ayrı değerlendirilir, birleştirilmez.
D) İşçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları süreler birleştirilerek göz önüne alınır.
E) Arada bir aylık boşluk olduğu için süreler birleştirilemez.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol