İş Kanunu 55. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 55 - Aşağıdaki süreler yıllık ücretli izin hakkının hesabında çalışılmış gibi sayılır:
a) İşçinin uğradığı kaza veya tutulduğu hastalıktan ötürü işine gidemediği günler (Ancak, 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen süreden fazlası sayılmaz.).
b) Kadın işçilerin 74 üncü madde gereğince doğumdan önce ve sonra çalıştırılmadıkları günler.
c) İşçinin muvazzaf askerlik hizmeti dışında manevra veya herhangi bir kanundan dolayı ödevlendirilmesi sırasında işine gidemediği günler (Bu sürenin yılda 90 günden fazlası sayılmaz.).
d) Çalışmakta olduğu işyerinde zorlayıcı sebepler yüzünden işin aralıksız bir haftadan çok tatil edilmesi sonucu olarak işçinin çalışmadan geçirdiği zamanın onbeş günü (işçinin yeniden işe başlaması şartıyla).
e) 66 ncı maddede sözü geçen zamanlar.
f) Hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil günleri.
g) 3153 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmeliğe göre röntgen muayenehanelerinde çalışanlara pazardan başka verilmesi gereken yarım günlük izinler.[18]
h) İşçilerin arabuluculuk toplantılarına katılmaları, hakem kurullarında bulunmaları, bu kurullarda işçi temsilciliği görevlerini yapmaları, çalışma hayatı ile ilgili mevzuata göre kurulan meclis, kurul, komisyon ve toplantılara yahut işçilik konuları ile ilgili uluslararası kuruluşların konferans, kongre veya kurullarına işçi veya sendika temsilcisi olarak katılması sebebiyle işlerine devam edemedikleri günler.
ı) (Değişik: 4/4/2015-6645/35 md.) Ek 2 nci maddede sayılan izin süreleri,
j) İşveren tarafından verilen diğer izinler ile 65 inci maddedeki kısa çalışma süreleri.
k) Bu Kanunun uygulanması sonucu olarak işçiye verilmiş bulunan yıllık ücretli izin süresi.
Yıllık ücretli iznin uygulanması
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
11 karar eşleşti
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
- 4857 S. İŞ KANUNU [ Madde 55 ]
9. Hukuk Dairesi 2007/512 E., 2007/8589 K.
9. Hukuk Dairesi 2007/512 E., 2007/8589 K.
- İŞVERENİN HASTALIK SEBEBİYLE İŞ SÖZLEŞMESİNİ FESHİ- 4857 S. İŞ KANUNU [ Madde 17 ]
- 4857 S. İŞ KANUNU [ Madde 25 ]
- 4857 S. İŞ KANUNU [ Madde 55 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki, ihbar, kıdem tazminatı ile izin alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukaunca istenilmesi üzerine, dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşıldı ve dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin rahatsızlığı sebebiyle birbiri ardına bir yıldan fazla süreyle rapor aldığı dosya içeriği ile sabit olmuştur. Davacı, rapor bitiminde işverence haksız olarak iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürmüş, ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuştur. Davalı işveren ise, davacının işyerine gelmediğini ve devamsızlık nedeniyle haklı olarak sözleşmesinin feshedildiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı işverence istirahat raporu bitiminde işe alınmamak suretiyle iş sözleşmesinin sona erdirildiği gerekçesiyle anılan isteklerin kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin 1. bendinin (b) alt bendinde, \*(a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17. maddedeki bildirim sürelĞrini altı hafta aşmasından sonra doğar" şeklinde kurala yer verilmiştir. Buna göre, davacı işçinin iş sözleşmesinin, ihbar öneli ve altı haftayı aşan istirahat raporu sebebiyle işverence anılan hüküm doğrultusunda feshedildiği sonucuna varılmalıdır. Kıdem tazminatı isteğinin kabulü yerinde olmakla birlikte, fesih nedenine göre ihbar tazminatına hak kazanılmasına olanak bulunmamaktadır. Mahkemece, ihbar tazminatı isteğinin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
3-Davacı işçinin rahatsızlığı sebebiyle 07.04.2003 tarihinden itibaren birbiri ardına birer aylık istirahat raporları aldığı ve 24.05.2004 tarihine kadar bu şekilde çalışmadığı dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Kıdem tazminatı hesabında çalışılmayan bu sürenin tamamı dikkate alınmıştır.
Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulamasına göre, uzun süre istirahat raporu alınarak çalışılmayan sürelerin ihbar önelini altı hafta aşan kısmının kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması doğru değildir. Gerekirse bilirkişiden ek hesap raporu alınarak, anılan isteğin kabulüne karar verilmelidir.
4- 4857 sayılı İş Kanunu'nun 55. maddesinde yıllık izin hakkının hesabında çalışılmış gibi sayılabilecek süreler sayılmış ve (a) bendinde, işçinin uğradığı kaza veya tutulduğu hastalıktan ötürü işine gidemediği günlerin aynı Yasa'nın 25. maddesinin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen süreden fazlasının, yıllık izne hak kazanma bakımından dikkate alınamayacağı açıklanmıştır. Buna göre, işçinin tutulduğu hastalık sebebiyle işe devam edemediği günlerin ihbar önelini altı hafta aşan kısmı, yıllık izin hesabında çalışılmış gibi değerlendirilemez. Anılan kurala aykırı şekilde iş sözleşmesinin feshedildiği tarihe kadar geçen süre yönünden izin ücreti hesabı doğru değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.03.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.
Diğer kararlar (4)
10. Hukuk Dairesi, 2023/9163 E., 2024/9644 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55 ve 417 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16,19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u hükümleri.
10. Hukuk Dairesi 2023/9163 E. , 2024/9644 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/171 E., 2023/160 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle, ... sigortalı ...'ın davalı Çamlı Enerji A.Ş. emrinde çalışmaktayken 19.10.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda yaşamını yitirdiğini, meydana gelen kazada müteveffanın herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazanın işveren davalıların iş güvenliği kurallarına aykırı tutum ve davranışları ve çalıştırdığı kişilerin kusuru sonucunda oluştuğunu ileri sürerek, maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, ... ile müvekkili şirket arasında herhangi bir işçi işveren ilişkisinin bulunmadığını, ayrıca müvekkili şirketin ihale makamı olduğunu, bu nedenle sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkil şirket ile Çamlı Enerji A.Ş. arasında imzalanan 12.02.2015 tarihli arıza, onarım ve bakım işleri ile ilgili sözleşme gereği iş güvenliği ile ilgili önlemlerin alınmasından sorumlu Çamlı Enerji A.Ş. tarafından gerekli iş güvenliği önlemleri alındığını, iş güvenliği malzemelerinin müteveffaya teslim edildiğini, olayın müteveffanın kendi kusurundan kaynaklandığını ifade ederek haksız davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı Çamlı Enerji Dağıtım A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, bu nedenle hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin meydana gelen kazada hiçbir kusurunun bulunmadığını, müvekkili şirketin İş Kanunu'nun kendisine yüklemiş olduğu işçilerin sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması için gerekli olan her türlü tedbirleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, müteveffanın şoför olarak çalıştığını, yaptığı işte eğitimli ve deneyimli olduğunu, iş güvenliği ile ilgili çeşitli eğitimlerden geçtiğini, iş güvenliği malzemelerinin teslim edildiğini, söz konusu kazanın müteveffanın kendisine ait olmayan ve sorumluluğunda olmayan ağaç kesimi işine yardım etmekte iken kendi kusuru ile gerçekleştiğini, bu nedenle meydana gelen kazada müvekkili şirkete atfedilecek bir kusur olmadığını, müteveffanın ağır kusurunun illiyet bağını kestiğini, müteveffanın görev tanımının dışında olan ağaç kesimi işi için ısrarcı olduğunu, ağaç kesimi yapılırken ekip elemanı gerekli uyarıyı yaptığı fakat müteveffanın yanlış istikamete kaçması sonucu istenmeyen kazanın gerçekleştiğini ifade ederek haksız davanın reddini savunmuştur.
3.Davalı ... Genel Sigorta A.Ş. vekili tarafından 12.10.2016 havale tarihli dilekçe ile cevap süresinin uzatılmasına dair dilekçesi ve ekinde vekaletname verdiği, 12.10.2016 tarihinde süre uzatım talebinin kabulüne dair ara karar yazıldığı, ancak davalı vekili davaya cevap vermeyerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2018 tarihli ve 2015/805 Esas, 2018/821 Karar sayılı kararı ile ... sigortalının 19.10.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda vefat ettiği, hükme esas alınan kusur raporunda kazanın meydana gelişinde, ... ...'ın % 40 oranında, Çamlı Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. 'nin % 48 oranında, Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin % 10 oranında, ... Şenen'in % 2 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, tarafların kusur oranı, Kurum tarafından yapılan ödemeler ve dosya kapsamı nazara alınarak davacı eş ve çocukların maddi zararının olduğunun tespit edildiği ve lehlerine manevi tazminat takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. ve Çamlı Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 05.02.2020 tarihli ve 2019/969 Esas, 2020/355 Karar
sayılı kararıyla; davacılar vekili ile davalı ...Ş. ve Çamlı Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Kararın davacılar ve davalılar Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. ve Çamlı Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.03.2021 tarih ve 2020/7034 Esas, 2021/3758 Karar sayılı kararı ile "... Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; ... sigortalının, davalı Çamlı Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş.'de şoför olarak çalıştığı, şirket çalışanı olan bakım ekiplerinin elektrik hattında bakım yaptıkları sırada, motorlu testere ile elektrik tellerine temas eden kavak ağacının kesilmesi esnasında kesilen ağacın üzerine düşmesi sonucu vefat ettiği, hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda, olayın meydana gelmesinde ... ...'ın % 40 oranında, Çamlı Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş.'nin % 48 oranında, Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin % 10 oranında, ... Şenen'in % 2 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, SGK Başkanlığınca düzenlenen müfettiş raporunda ise ... ...'ın % 50 oranında, Çamlı Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş.'nin % 40 oranında, ... Şenen'in % 5 oranında, işletme şefi olarak görev yapan ... Parlak’ın ise % 5 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, kusur oranlarında oluşan bu çelişkinin mahkemece giderilmediği gibi bahse konu raporlarda kusurun aidiyeti ve oranı hususlarının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmadığı anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, rücu dava dosyasındaki kusur raporu da dosya kapsamına getirtilip, tarafların kusurunun aidiyeti ve oranının hiç kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya konulması açısından olay tarihindeki iş güvenliği mevzuatı gözetilerek dosya kapsamında yer alan ve kusurun ağırlığının aidiyetini birbirinden farklı şekilde yorumlayan, Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettişi raporu ile bilirkişi heyet raporu arasındaki çelişkiyi gidermek için, A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi heyetine dosyayı tevdi etmek, özellikle kazalının davalı şirkette şoför olarak çalıştığı hususunun gözönünde tutulması suretiyle tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek, maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında bir karar vermekten ibarettir." gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, 2. İş Mahkemesine müzekkere yazılarak 2018/121 Esas sayılı dosyası dosya arasına alınmış, dosya tüm kapsamı ile birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettişi raporu ile bilirkişi heyet raporu arasındaki çelişkiyi gidermek için, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetine dosya tevdi edilmiş, 17.01.2022 tarihli raporda; dosya içeriğindeki mevcut belge bilgilere göre Mapfre Genel Yaşam Sigorta A.Ş.'nin mezkur iş kazasının meydana gelmesinde bir etkisinin olmadığı, mevcut belge ve bilgilere göre başkaca kişi veya kişilerin kazanın meydana gelmesinde etkili olmadıkları, dosya içeriğindeki mevcut belge ve bilgilere göre Ankara 36. İş Mahkemesine sunulan 10.08.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ve 20.10.2021 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda iş sağlığı ve güvenliği anlamında tespit edilen eksikliklere iştirak edildiği, sonuç ve kanaatinin ifade edildiği, aldırılan bilirkişi raporunun hadiseye uygun olması, dosya kapsamında bulunan kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette olması ve iş güvenliği mevzuatı kapsamında yapılan değerlendirmelerin olaylarla örtüşmesi nedeniyle bilirkişi heyeti tarafından sunulan rapor içeriğine ve kusur oranlarına itibar edildiği, davacıların maddi zarar miktarının hesabı için hesap bilirkişisinden 18.04.2022 tarihli kök rapor, 26.09.2022 tarihli ek rapor ve 19.02.2023 tarihli 2.ek rapor alındığı, bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun olması, ayrıntılı ve gerekçeli olması, denetime elverişli olarak hazırlanması, usul ve kanuna uygun bulunması gerekçeleriyle itibar edildiği, her ne kadar davalı taraf usuli müktesep hak kurallarına aykırı davranıldığı iddiasında ise de; Yargıtay bozma ilamının içeriği, ve davacı tarafın kanun yollarına başvuru dilekçeleri dikkate alındığında yapılan hesaplamalarda davalılar lehine oluşmuş herhangi bir usuli müktesep hak durumunun olmadığının anlaşıldığı, maddi tazminat taleplerine hükmederken davalı ... şirketince Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan ödemeler gözetilmek suretiyle tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek üzere karar vermek gerektiği, Yargıtay bozma ilamı, tüm dosya kapsamı, kusur ve hesap raporları dikkate alındığında, davacının maruz kaldığı olayın, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada ve işveren tarafından yürütülmekte olan iş sırasında meydana geldiği, olayın iş kazası oluşu, tarafların kusur durumları, hesap bilirkişisi raporu, SGK evrakı ve dosya kapsamına uygun olarak; tarafların kusur durumlarına göre tespit edilen, davacı ... için 137.335,37 TL maddi tazminatın ve birleşen dosya yönüyle 544.256,46 TL maddi tazminatın, davacı ... için 14.289,08 TL maddi tazminatın, davacı ... için 8.903,23 TL maddi tazminatın, davacı ... için 12.352,42 TL maddi tazminatın, davacı ... için 1.775,86 TL maddi tazminatın, davalı Çamlı Enerji A.Ş ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, Mapfre Sigorta AŞ yönünden 20.09.2016 davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte (sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine, manevi tazminat bozma ilamı kapsamı dışında kaldığından, kaza tarihi, davacı işçinin kazadaki kusur oranı ve yaşı, tarafların mali-sosyal durumları gözetilerek, mevzuat ve Yüksek Mahkeme kararları ışığında, önceki kararda belirtildiği şekilde ve Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan ödemeler (yargılama giderleri ve vekalet ücretleri dahil olmak üzere) gözetilmek suretiyle tahsilde tekerrüre sebebiyet vermeyecek şekilde asıl dava ve birleşen Sivas 2. İş Mahkemesinin 2016/278 Esas sayılı dava ile talep edilen maddi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 137.335,37 TL maddi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, Mapfre Sigorta AŞ yönünden 20.09.2016 davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte (sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 14.289,08 TL maddi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, Mapfre Sigorta AŞ yönünden 20.09.2016 davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte (sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 8.903,23 TL maddi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş.. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, Mapfre Sigorta A.Ş. yönünden 20.09.2016 davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte (sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 12.352,42 TL maddi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, Mapfre Sigorta AŞ yönünden 20.09.2016 davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte (sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, 1.775,86 TL maddi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, Mapfre Sigorta AŞ yönünden 20.09.2016 davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte (sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ... 'a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen Sivas 2. İş Mahkemesinin 2022/204 Esas sayılı dava ile talep edilen maddi tazminat davasının kabulü ile 544.256,46 TL maddi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen Sivas 2. İş Mahkemesinin 2018/39 Esas sayılı dosyasında talep edilen manevi tazminat yönüyle davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Sivas İcra Dairesinin 2019/30737 Esas sayılı dosyasına yapılan tahsilat gözetilerek, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı Çamlı Enerji A.Ş. ve Çamlıbel A.Ş. yönünden 19.10.2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ... 'a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl ve birleşen davalar yönünden maddi tazminatın tamamının kabul edilmediğini, kısmen kabulüne karar verildiğini, verilen kararın bu nedenlerle usul ve kanuna aykırı olduğunu, müteveffaya atfedilen kusur oranının hak ve nesafet kurallarıyla bağdaşmadığını, uğranılan zarar karşısında hükmedilen manevi tazminatın miktarının az olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur raporunu ve atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğunu, maddi tazminat hesabında hataya düşüldüğünü, davacının ücretinin yanlış değerlendirilerek yüksek miktar üzerinden hatalı bir şekilde hesaplandığını, hesap bilirkişi raporunda davacı eş ...'ın evlenme ihtimalinin hatalı değerlendirildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalı Çamlı Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur raporunu ve atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğunu, maddi tazminat hesabında hataya düşüldüğünü, davacının ücretinin yanlış değerlendirilerek yüksek miktar üzerinden hatalı bir şekilde hesaplandığını, hesap bilirkişi raporunda davacı eş ...'ın evlenme ihtimalinin hatalı değerlendirildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
4.Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararda müvekkili sigorta şirket bakımından muğlak bir şekilde hüküm kurulduğunu, belirsiz alacak davasında maddi tazminat tutarları için ek dava açılamayacağını, poliçe kapsamında ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemeler ile müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, bilirkişi raporunda beklenen ömürlerin TRH mortalite tablosuna göre belirlendiğini ancak genel şartlarda tanımlanan belirli süreli hayat formülünün (ax:n) ve 1.8 teknik faizinin kullanmadığını, hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, davacı yanın taleplerinin sigorta teminatı içinde olup olmadığının araştırılması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kararın hüküm kısmında asıl alacak bakımından müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun ayrı ve açık bir şekilde ifade edilmediği gibi vekalet ücreti bakımından da müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun ayrı olarak belirtilmesi gerektiği halde tüm davalılar bakımından müşterek müteselsilen hüküm kurulmuş olmasının kabul edilemez olduğunu, ayrıca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti sorumluluğunun poliçe limitinin hükmedilen tutarlara oranlanması neticesinde bulunması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55 ve 417 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16,19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u hükümleri.
3. Değerlendirme
1.Manevi tazminatlara ve davacı çocuklar için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı HMK.'nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
3.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarın Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.735,737 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2.Davacı eş için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacılar vekilinin, davalı Çamlı Enerji Dağıtım.. A.Ş. ve davalı ..... A.Ş. vekillerinin tüm, davalı ...Ş. vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Uyuşmazlığın Mapfre Sigorta Şirketinin yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinden ne şekilde sorumlu olacağı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere sigorta şirketlerin sorumluluğu sigorta poliçesi ve sigortanın tabi olduğu genel şartlara göre belirlenir. Mali Mesuliyet Sigortası Genel şartlarının 2/4 üncü maddesinde, sigortacının karşı taraf lehine hükmedilen dava masrafları ile mahkemece hükmedilen karşı taraf avukatlık ücretlerini ödemekle yükümlü olduğu, şu kadar ki hükmolunan tazminatın sigorta bedelini geçmesi halinde, sigortacının bu masrafları sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde ödeyeceği düzenlenmiştir.
3.Bu açıklamalar doğrultusunda, Mahkemece davalı ... Şirketinin teminat altına aldığı miktarın hükmedilen tazminata oranı dahilinde yargılama gideri ve vekalet ücretlerinden sorumlu tutulması gerekirken diğer davalılar ile birlikte bu miktarlardan müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi hatalı olmuştur.
4.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Manevi tazminatlara ve davacı çocuklar için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2.Davalı Çamlı Enerji Dağıtım.. A.Ş. ve davalı ..... A.Ş. vekillerinin davacı eş için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine,
3.Davalı ...Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
4. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 4, 5, 6 ve 7 nci bendinde yer alan;
"4-Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 60.721,60 TL harçtan, asıl davada peşin alınan 34,16 TL, birleşen 2016/278 Esas sayılı dosyada alınan 34,16 TL, birleşen 2018/39 Esas sayılı dosyada alınan 1.536,98 TL harcın, birleşen 2022/204 sayılı dosyada alınan 1.678,41 TL harcın ve ıslahta alınan 564,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 56.873,89 TL harçtan bozma öncesi 28.02.2019 tarih ve 2019/101 nolu harç tahsil müzekkeresi ile yazılan 21.252,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 35.621,06 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan avukatlık vekalet ücreti tarifesi uyarınca;
Asıl dava ve Birleşen Sivas 2. İş Mahkemesinin 2016/278 Esas sayılı dava ile talep edilen maddi tazminat yönü ile kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan (Sivas İcra Müdürlüğünün 2019/30737 Esas sayılı dosyasında yapılan tahsilatlar gözetilmek suretiyle tahsilde tekerrüre sebebiyet vermeyecek şekilde); 21.600,31 TL vekalet ücretinin, davalılardan (Çamlı Enerji A.Ş., Çamlıbel A.Ş. ve Mapfre Sigorta A.Ş.) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı hak sahibi ...'a ödenmesine,
6-Davacılar tarafından harcaması yapılan muhtelif davetiye ve müzekkere gideri, bilirkişi ücreti 4.456,30 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddine göre 3.373,30 TL'sinin davalılar Çamlı Enerji A.Ş., Çamlıbel A.Ş. ve Mapfre Sigorta A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine, sair kısmının davacılar üzerinde bırakılmasına,
7-Yine davacılar tarafından harcaması yapılan 3.484,01 TL ilk masraf ve ıslahta alınan 564,00 TL harç olmak üzere toplam 4.048,00 TL'nin davalılar Çamlı Enerji A.Ş., Çamlıbel A.Ş. ve Mapfre Sigorta A.Ş.'den tahsil edilerek davacılara ödenmesine," ibarelerinin hükümden çıkarılmasına, yerine,
"4-Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 60.721,60 TL harçtan, asıl davada peşin alınan 34,16 TL, birleşen 2016/278 Esas sayılı dosyada alınan 34,16 TL, birleşen 2018/39 Esas sayılı dosyada alınan 1.536,98 TL harcın, birleşen 2022/204 sayılı dosyada alınan 1.678,41 TL harcın ve ıslahta alınan 564,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 56.873,89 TL harçtan bozma öncesi 28.02.2019 tarih ve 2019/101 nolu harç tahsil müzekkeresi ile yazılan 21.252,83 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 35.621,06 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek hazineye gelir kaydına ( davalı ... şirketinin harçtan poliçedeki limitiyle sınırlı tutulmasına),
5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan avukatlık vekalet ücreti tarifesi uyarınca;
Asıl dava ve Birleşen Sivas 2. İş Mahkemesinin 2016/278 Esas sayılı dava ile talep edilen maddi tazminat yönü ile kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan (Sivas İcra Müdürlüğünün 2019/30737 Esas sayılı dosyasında yapılan tahsilatlar gözetilmek suretiyle tahsilde tekerrüre sebebiyet vermeyecek şekilde); 21.600,31 TL vekalet ücretinin, davalılardan (Çamlı Enerji A.Ş, Çamlıbel A.Ş. ve Mapfre Sigorta A.Ş.) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı hak sahibi ...'a ödenmesine (davalı ... şirketinin vekalet ücretinden poliçedeki limitiyle sınırlı tutulmasına),
6-Davacılar tarafından harcaması yapılan muhtelif davetiye ve müzekkere gideri, bilirkişi ücreti 4.456,30 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddine göre 3.373,30 TL'sinin davalılar Çamlı Enerji A.Ş., Çamlıbel A.Ş. ve Mapfre Sigorta A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine, sair kısmının davacılar üzerinde bırakılmasına (davalı ... şirketinin yargılama giderinden poliçedeki limitiyle sınırlı tutulmasına),
7-Yine davacılar tarafından harcaması yapılan 3.484,01 TL ilk masraf ve ıslahta alınan 564,00 TL harç olmak üzere toplam 4.048,00 TL'nin davalılar Çamlı Enerji A.Ş., Çamlıbel A.Ş. ve Mapfre Sigorta A.Ş.'den tahsil edilerek davacılara ödenmesine ( davalı ... şirketinin harçtan poliçedeki limitiyle sınırlı tutulmasına)..." rakam ve sözcüklerinin eklenmesi suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ... iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz harçlarının davacı ve davalılardan ... ile ...'nden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'nun muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,
08.10.2024 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
Anayasa ile güvence altına alınan hukuki korunma ... (36 ncı madde) yalnızca şekli bir yargılama yapılmasını değil, bunun yanında adil ve doğru bir yargılamayı da gerektirmektedir. Adil yargılamanın teminatlarından biri de kanun yollarıdır. (... Akkaya –Modern Usul Hukukunda İstinaf)
Mahkeme kararlarının hukuka uygunluğunun bir üst Mahkeme tarafından denetlenmesi Anayasal bir gerekliliktir.
Anayasa Mahkemesine göre de mahkeme ... sadece ilk derece mahkemesine başvurmayı değil temyiz yoluna başvurmayı da kapsar.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341 inci maddesinde ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, HMK’nın 361 inci maddesinde; bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilebilen kararları, 362 nci maddesinde ise bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilemeyen kararları düzenlenmiştir.
HMK’nın 373/4 maddesi gereğince, Yargıtayın bozma kararı üzerine, ilk derece mahkemesince bozmaya uygun karar verildiği takdirde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.
Bu gibi hallerde, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yolu mevcut olmayıp, sadece temyiz yoluna başvuru mümkündür.
İlk derece mahkemesince yanlış ve hatalı kararlar verilebilmektedir. Bu hataların giderilebilmesi ancak kanun yoluna başvuru ile mümkün ... gelir. Kararın aleyhine olduğunu düşünen taraf kararın denetlenmesini ve düzeltilmesini kanun yoluna başvurarak isteyebilir. Kanun yolları hakimin yapabileceği hatalar karşısında taraflara tanınmış yasal bir güvencedir.
Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesi ile iki aşamalı kanun yolu sistemi söz konusu olmakla birlikte, HMK’nın 373/4 maddesi kapsamına giren ilk derece mahkeme kararlarında sadece temyiz yoluna başvuru mümkün olup, kanun yoluna incelenmesinde yüksek parasal sınırın uygulanması halinde çok sayıda dosyada İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin kanun yolu incelemesi mümkün olmayacaktır. Bu ise hak arama özgürlüğünün ağır ihlali anlamına gelir.
Hukuk davalarında asıl olanın her karar için denetim yoluna açık olmasıdır. Ancak HMK’da öngörülen parasal sınırların uygulanması gerektiği de açıktır.
HMK’da, bölge adliye mahkemesi kararları için öngörülen parasal sınırın, ilk derece mahkemesi kararları için uygulanması, yasanın lafzına ve ruhuna aykırıdır.
Mahkemeye erişim ..., kanun yoluna başvuru hakkını da içerir. Böylesi bir uygulama adil yargılanma hakkına, mahkemeye erişim hakkına ve hak arama özgürlüğüne aykırılık teşkil eder.
Yargıtayın temyiz incelemesi yapıp ilk derece mahkemesi kararını bozmasından sonra bozma üzerine verilen kararda temyiz incelemesi yapılması, Mahkemeye erişim hakkının bir gereğidir.
HMK’da, ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi halinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin dikkate alınması gerekir. Kanun yolu başvuru sınırlarının başvurulacak kanun yoluna göre değil, kararı veren Mahkemeye göre belirlenmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 24.06.2021 tarihli, 2021/4-307 Esas, 2021/833 Karar sayılı, 05.07.2023 tarihli, 2023/2-191 Esas, 2023/703 Karar sayılı kararlarında da bu husus vurgulanmıştır.
Kanunda açık bir hüküm bulunmayan yoruma açık tartışmalı konularda hakkın engellenmesi değil, hakkın yoluna açan bir uygulamanın geliştirilmesi gerekir.
Aksi halde bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle iki aşamalı kanun yolu sistemi uygulanan ülkemizde, istinaf inceleme sınırının çok üzerinde, ancak temyiz sınırının altında kalan çok sayıda ilk derece mahkemesi kararı esasa ilişkin hiçbir denetim yapılmadan kesinleşecek hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim ... engellenmiş olacaktır.
Açıkladığım nedenlerden dolayı; ilk derece mahkemesi kararlarına ilişkin temyiz yolu başvurusunda, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin ve parasal sınırın uygulanması gerektiği, HMK.'nın 341/2 maddesine göre davacılar ..., ..., ... ve ... lehine hükmedilen maddi tazminat tutarları temyiz sınırının altında kalmakla birlikte, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat tutarlarının temyiz sınırının üzerinde olduğu, manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiği, bölge adliye mahkemesi kararlarına ilişkin HMK’nın 362 nci maddesindeki parasal sınırların uygulanması halinde, ilk derece mahkemelerinin çok sayıda kararının hukukiliğinin denetlenme imkanı ortadan kalkacağından, çoğunluğun manevi tazminatlara ilişkin temyiz talebinin miktardan reddine ilişkin kararına katılmıyorum.
9. Hukuk Dairesi, 2023/17621 E., 2024/3296 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4857 sayılı Kanun'un 53, 54, 55, 56 ve 57 nci maddeleri.
9. Hukuk Dairesi 2023/17621 E. , 2024/3296 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/267 E., 2023/419 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Soma İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/166 E., 2022/376 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (4) ve (6) ncı alt bentleri uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Şirkette, müvekkili Sendikanın üyesi işçilerin çalıştığını, yeraltı maden işletmelerinde haftalık çalışma süresinin 37,5 saat ve hafta tatillerinin iki gün yani 48 saat olarak belirlendiğini ve yine 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 46 ncı maddesine göre, hafta içerisinde doktor raporu alan işçinin hafta tatillerinden kesinti yapılamayacağını, davalı işyerindeki uygulamalarda hafta içerisinde doktor raporu alan işçilerin hafta sonu ücretlerinin kesildiğini veya raporlu oldukları gün kadar işçilerin telafi çalışması yapmaya zorlandığını, davalı işyerinde bir işçinin yıllık ücretli izin hakkını kullanması sırasında, izinlerin hafta tatili günlerine denk gelmesi hâlinde hafta tatili günlerinin yıllık ücretli izinden sayılmaması gerektiğini, davalı işyerinde kömür yardımının işçilerin fiilî çalışma gün sayıları esas alınarak yapılması gerektiğini; ancak davalı işyerinde fiilî uygulamada bu kıstasların hiçbirinin göz önüne alınmadığını, hangi işçiye ne kadar kömür yardımı yapılacağının keyfi şekilde belirlendiğini, gerek 4857 sayılı Kanun gerekse de işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden kaynaklı hakların işçilere kullandırılmadığını ileri sürerek hafta tatili ve yıllık ücretli izinlerin kanuna ve toplu iş sözleşmesine uygun şekilde kullandırılmadığının, kömür yardımının da hakkaniyete ve toplu iş sözleşmesine uygun şekilde yapılmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sendikaların çalışma ilişkisinden doğan hakları sebebiyle üyelerinin adına dava ve taraf yetkisine sahip olduğunu, sendikaların tüzel kişi olarak yorum davası açabilmelerinin de toplu iş sözleşmesinin tarafı olmaları şartına bağlı olduğunu, işbu davanın ise hukuk sistematiği ve talep sonuç kısmı itibarıyla net olmayıp hukuki olmadığını, davacı Sendikanın müvekkili Şirket nezdinde yetkili Sendika olmadığını, üyesi adına açılmış veya tarafı olunan toplu iş sözleşmesine ilişkin bir dava da söz konusu olmadığını, eda davası açılabilecekken tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, bu itibarla hukuki yararı olmayan ve dava taraf sıfatına da sahip olmayan davacının işbu davasının usulden reddedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın 6100 sayılı Kanun'un 113 üncü maddesi ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre açılmış bir topluluk davası olduğu ve davacı Sendikanın dava takip yetkisini haiz olduğu, tespit davalarında hukuki yararın özel olarak düzenlendiği ve kanunda öngörülen istisnalar dışında davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koyması gerektiği, davaya konu olan usulüne uygun kömür yardımı yapılmadığı ve hafta tatillerinin usulüne uygun kullandırılmadığı hususlarının iş sözleşmesinin devamı sırasında öne sürülerek eda davasına konu yapılabilecek hususlardan olduğu, buna göre bu taleplerin eda davasına konu olabileceğinden tespit davasına konu olabilecek nitelikte olmadığı, yıllık ücretli izin alacağı ise feshe bağlı bir alacak olup iş sözleşmesinin devamı sırasında talep edilemediğinden bu hususta tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunduğu, işçilere yıllık ücretli izin kullandırılırken kanuni hafta tatili günlerinin dışlanması ancak akdi hafta tatili günlerinin bu süreler içinde sayılması uygulamasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçeleriyle davacı Sendikanın davalı işyerinde hafta tatillerinin kanuna ve toplu iş sözleşmesine aykırı şekilde kullandırıldığının ve kömür yardımlarının hakkaniyete ve toplu iş sözleşmesine aykırı şekilde dağıtıldığının tespiti taleplerinin hukuki yarar yokluğundan reddine ve davalı işyerinde yıllık ücretli izinlerin kanuna ve toplu iş sözleşmesine aykırı şekilde kullandırıldığının tespiti talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; taleplerinin kolektif nitelikte bir dava olduğunu ve işyerinde çalışan işçi topluluğunun hak ve menfaatini korumak yahut geliştirmek üzere açıldığını, müvekkili Sendikanın davalının haksız uygulamalarından doğrudan etkilenen üyelerinin bulunduğunu ve bu hakların ihlal edilen ve gelecekte de ihlal edileceği uygulamadan anlaşılan haklar olduğunu, müvekkili Sendikanın da üyelerinin menfaatlerini korumak için kendi adlarına dava açabileceğini, Sendikanın davayı açmakta güncel yararının olduğunu, Yargıtay tarafından onanan bir kararda da sendikaların dava açmaktaki hukuki yararının geniş yorumlanmasının yalnızca bir dava ehliyeti tartışması olamayacağı, aynı zamanda demokratik toplumda örgütlenme özgürlüğünü de doğrudan ilgilendirdiği hususunun belirtildiğini, davalı işyerinde yıllık ücretli izinlerin hatalı kullandırıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın tespit istemine ilişkin olduğu, hafta tatillerinin usulüne uygun kullandırılmadığı veya kömür yardımlarının gereği gibi yapılmadığı ile ilgili hususların eda davasına konu olabileceği, tespit davasına konu olabilecek nitelikte olmadığı, işçilere yıllık ücretli izin kullandırılırken kanuni hafta tatili günlerinin dışlanması; ancak akdi hafta tatili günlerinin bu süreler içinde sayılması uygulamasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı Sendikanın davalıya ait işyerinde hafta tatillerinin usulünce kullandırılmadığı ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan kömür yardımının usulünce yapılmadığının tespiti taleplerinde hukuki yararının bulunup bulunmadığı ve yıllık ücretli izinlerin 4857 sayılı Kanun'a uygun kullandırılıp kullandırılmadığı hususlarına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.
2. 6100 sayılı Kanun'un “Topluluk Davası” başlıklı 113 üncü maddesi şöyledir:
"Dernekler ve diğer tüzel kişiler, statüleri çerçevesinde, üyelerinin veya mensuplarının yahut temsil ettikleri kesimin menfaatlerini korumak için, kendi adlarına, ilgililerin haklarının tespiti veya hukuka aykırı durumun giderilmesi yahut ilgililerin gelecekteki haklarının ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için dava açabilir."
3. 6100 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrası ise şu şekildedir:
"Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır."
4. 6356 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin (ğ) bendinde sendikanın tanımı şöyle yapılmıştır:
"Sendika: İşçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için en az yedi işçi veya işverenin bir araya gelerek bir işkolunda faaliyette bulunmak üzere oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşları"
5. 6356 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki gibidir:
“Kuruluşlar, çalışma hayatından, mevzuattan, örf ve adetten doğan uyuşmazlıklarda işçi ve işverenleri temsilen; sendikalar, yazılı başvuruları üzerine iş sözleşmesinden ve çalışma ilişkisinden doğan hakları ile sosyal güvenlik haklarında üyelerini ve mirasçılarını temsilen dava açmak ve bu nedenle açılmış davada davayı takip yetkisine sahiptir. Yargılama sürecinde üyeliğin sona ermesi üyenin yazılı onay vermesi kaydıyla bu yetkiyi etkilemez."
6. 4857 sayılı Kanun'un 53, 54, 55, 56 ve 57 nci maddeleri.
7. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.09.2021 tarihli ve 2018/(22)9-678 Esas, 2021/1110 Karar sayılı kararı.
8. Dairemizin 21.12.2021 tarihli ve 2021/12447 Esas, 2021/16718 Karar sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince; davacının, davalıya ait işyerinde hafta tatilinin kanuna ve toplu iş sözleşmesine, kömür yardımının hakkaniyet ve toplu iş sözleşmesine uygun kullandırılmasının tespitine yönelik taleplerinin eda davası açılabilecekken tespit davası açılmasında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bu hususta yapılan değerlendirme ve karar hatalıdır.
3. 6100 sayılı Kanun'un 113 üncü maddesinde düzenlenen topluluk davası ile temsil ettiği topluluğun menfaatlerini korumak amacıyla dava açan tüzel kişi, ilgililerin haklarının tespiti, hukuka aykırı durumun giderilmesi ya da ilgililerin gelecekteki haklarının ihlalinin önüne geçilmesine yönelik tespit ve men davası açma şeklinde hareket edebilir (... Şahlanan, "Sendikaların Dava Ehliyeti Bağlamında Topluluk Davası (Karar incelemesi)", Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Aylık Dergisi Hukuk 104, Nisan 2016, Sayı 420, s.2-5). Buna göre 6100 sayılı Kanun'un 113 üncü maddesine ve 6356 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayanılarak davacı Sendikanın tespit davası açma hakkının bulunduğunun kabul edilmesi isabetlidir.
4. 6100 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinde düzenlenen tespit davasının açılabilmesi için davayı açanın kişisel ve doğrudan hukuki yararının bulunması gerekir ve buradaki hukuki yarar dava şartıdır. 6100 sayılı Kanun'un topluluk davasına ilişkin 113 üncü maddesinin gerekçesinde ise “... Topluluk Davası yoluyla, toplumsal yararın korunması ve dar ve teknik anlamda hukuki yarar kavramında bir açılım yaratılması sağlanmaktadır...” ifadesine yer verilmiştir. Kanun'un madde gerekçesinden; tespit davalarındaki davacının doğrudan ve kişisel hukuki menfaatinin bulunması şeklindeki dava şartının topluluk davalarında istisna tutulduğu görülebilecektir (Şahlanan, s.2-5).
5. Topluluk davasındaki hukuki yarar kavramını; bireysel davalardan farklı olarak topluluğun ortak yararı oluşturmaktadır. Şöyle ki işyerinde kanuna ya da toplu iş sözleşmesine aykırı davranılması durumunda birden fazla çalışanın ekonomik ve sosyal hakları zarar görmekte ve zarar gören bu topluluk, menfaatlerinin korunması adına ortak paydada buluşmaktadır. Bu topluluğa karşı yapılan hukuka aykırılıkların durdurulmasında ise menfaati zarar gören her çalışanın ayrı ayrı dava açması hem usul ekonomisi bakımından sakıncalı olacak hem de aynı konuda açılan davalarda farklı kararlar çıkmasına neden olabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 28.09.2021 tarihli ve 2018/(22)9-678 Esas, 2021/1110 Karar sayılı karar). Burada da 6356 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin (ğ) bendinde de düzenlendiği gibi, üyesi bulunan işçilerin çalışma hayatlarındaki ekonomik, sosyal hak ve çıkarlarını korumak adına hareket eden Sendika devreye girerek topluluğun ortak menfaatini ilgilendiren hususlarda tespit davası açabilecek ve menfaati etkilenen kişiler bu davanın sonucundan yararlanabilecektir.
6. Somut uyuşmazlıkta davalıya ait işyerinde üyelerinin bulunduğunu belirten ve hafta tatilinin ve kömür yardımının kanuna ve işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesine aykırı uygulandığını ileri süren davacı Sendikanın; yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında, bu talepler yönünden dava açmakta hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle sözü edilen talepler yönünden davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2022/3457 E., 2023/2096 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (İş) Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun'un 77, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55 ve 417 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanunu'nun 13, 16,19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri.
10. Hukuk Dairesi 2022/3457 E. , 2023/2096 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2020/83 E., 2021/206 K.
DAVACILAR : 1-... 2- ... 3- ... 4- ...
vekilleri Avukat ...
İHBAR OLUNAN : ... Sigorta A.Ş.
DAVA TARİHİ : 30.06.2014
KARAR : Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Kapatılan 21. Hukuk Dairesince ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar murisi kazazede sigortalının 10.06.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde vefat ettiğini beyanla, eş ve çocuklar için 1.000,00 er TL maddi, eş ... için 30.000,00 TL, her bir çocuk için 25.000,00 er TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde tüm davacıların T.C kimlik numarasının belirtilmesinin zorunlu olduğu halde belirtilmediğini, istenilen tazminat miktarlarının çelişkili olup talep sonucunun açık olmadığını, davacıların murisinin ölümü iş kazası olmadığını, bünyesel faktörlerden kaynaklanan kal p krizi iş kazası sayılmadığını, murisin vefatı SGK tarafından iş kazası sayılmadığı gibi davacıların kuruma bu yönde bir başvurusunun da olmadığını, olayın SGK tarafından iş kazası sayılması bu dava bakımından ön sorun niteliğinde olduğunu, SGK bakımından iş kazası sayılmayan bir olayın işveren bakımından iş kazası sayılmasının mümkün olmayacağını, iş kazasından işverenin sorumlu tutulabilmesi kusurunun ispatına bağlı olduğunu, dava konusu olayda işverenin kusuru söz konusu olmadığı gibi dava dilekçesinde işverenin kusurlu olduğuna ilişkin bir iddia dahi bulunmadığını, ölüm olayı ile işverenin herhangi bir kusurlu hareketi arasında illiyet bağı olmadığını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, usul ve esas yönünden hukuka aykırı olan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istediğini bildirmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.09.2018 tarihli ve 2014/519 Esas, 2018/485 Karar sayılı kararıyla; her ne kadar Sosyal Güvenlik Hukuk kaspasında meydana gelen kaza iş kazası kabul edilmiş ve müteveffanın mirasçılarına maaş bağlanmış ise de davacının talep ettiği maddi manevi tazminattan sorumluluk kusura dayalı olduğundan ve işverene veya 3. bir kişiye atfedilecek bir kusur da tespit edilemediğinden işveren yönünden davanın sübuta ermediği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.04.2019 tarihli ve 2019/453 E.- 2019/721 K.
sayılı kararıyla; Mahkemece ilk iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için, talimat yolu ile İş Güvenliği Uzmanı, İnşaat ve Makine Mühendisi ile Kalp Damar Cerrahisi uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 20.04.2018 tarihli kusur bilirkişi heyet raporunda ise almakla yükümlü olduğu iş güvenliği önlemlerini yeterince almış olduğunun görülmüş olması sebebiyle davacılar murisinin ölüm nedeni olan kalp krizinin ön görülemez ve fark edilemez olduğu, periyodik muayenelerinde bu hususun belirlenemediği işçi sağlığı ve güvenliği önlemleri ile olayın önlenmesi arasında illiyet bağı bulunmadığı, ortamının çalışma şartlarının kalp krizi geçirilmesine neden olabilecek herhangi bir rolü bulunmadığından davalı işverene yüklenebilecek kusurun bulunmadığı, ölümüne neden olan kalp krizinin önceden fark edilemeyeceğinin tıbben sabit olduğu, ölümünde kendisinin de herhangi bir ihmalinin bulunmadığı anlaşıldığından davacılar murisine yüklenebilecek bir kusurun bulunmadığının rapor edildiği, talimat ve keşif yolu ile alınan 29.11.2017 ve 20.04.2018 tarihli kusur bilirkişi heyet raporlarında davacılar murisi ile davalı işverenin iş kazasının oluşumunda herhangi bir kusuru bulunmadığı tespit edildiğinden davanın reddine dair mahkeme kararında yasal isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle;
Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Kapatılan 21. Hukuk Dairesinin 04.02.2020 tarih ve 2019/4411 E.-2020/508 K. sayılı ilamıyla; Mahkemece yapılacak işin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 9 uncu maddesinde açıklanan tebliğe ekli Ek 1 Listesine göre işyerinin tehlike sınıfının belirlenerek, işverenin yükümlülüklerini açıklayan 4,5 ve 10 uncu maddeler ile çalışanların yükümlülüklerini açıklayan 19 uncu madde hükümleri; doğrultusunda, sigortalının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait temin edilebilen tüm tıbbi belge ve raporları dosyaya celp edildikten sonra ölüm olayından önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı işyerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği, olay günü sigortalının ne kadar süre çalıştırıldığı ve ölüm olayının ne şekilde meydana geldiği gözetilerek, aralarında bir kardiyologun da bulunduğu, iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden, meydana gelen iş kazası olayında sigortalı veya davalının kusurunun bulunup bulunmadığını, kusuru bulunanlar varsa her bir taraf için ayrı ayrı açıklanmak suretiyle nedenlerini, iş kazasının meydana gelişinde işyeri koşullarının etkili olup olmadığını, sigortalının kendi bünyesinden kaynaklanan nedenlerin zararlı sonucun meydana gelişinde ne kadar etkili olduğunu da kapsar şekilde tespit eden kusur raporu aldıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olduğu belirtilerek
ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yüksek mahkememe ilamı doğrultusunda müteveffa ... 'ın çalıştığı iş yerinin tehlike sınıfının 'çok tehlikeli' olduğunun tespit edildiği, yine sigortalının kaza öncesinde tedavi olduğu hastanelerin tespit edildiği, kullanmış olduğu ilaçların listesinin ve tedavi evraklarının dosyaya kazandırıldığı, dosyanın iş sağlığı ve güvenliği alanında uzman bilirkişiler ile kardiyologtan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek 20.09.2017 tarihli rapor ile 20.04.2018 tarihli rapor arasındaki çelişkinin giderilerek rapor tanzim edilmesinin istenildiği, bilirkişilerce hazırlanan 08.02.2021 tarihli raporun dosyaya sunulduğu, hem iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında hem kalp krizi olayının ayrıntılı ve gerekçeli olarak raporda değerlendirildiğinin anlaşıldığı, bilirkişilerce kap ve damar hastalıkları açısından değerlendirme yapılarak ''müteveffanın kardiyovasküler hastalıklar ile ilgili olarak sağlık gözetimi ya da düzenli kardiyoloji kontrolü altında tutulmasını gerekli kılan bir durum bulunmamaktadır'' tespitinin yapıldığı, yine iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirme yapılarak ''iş yerinde çalışacakların yapacak oldukları işe bedenen ve ruhen uygun olup olmadıklarının tespiti için gerekli görülen temel işe giriş muayenelerini ve iş yeri hekiminin belirlediği tetkiklerin yapıldığı, çalışma süreci boyunca periyodik muayenelerin düzenli olarak yaptırıldığı ve iş yerinde gerçekleşen sağlık gözetimi ve kalp krizi sürecinde davalının etkili olmadığı'' ve davalının kusurunun bulunmadığı yönünde belirleme yapıldığı, heyetçe hazırlanan raporun bilimsel verilere, mevzuat hükümlerine uygun çelişkileri giderir mahiyette olduğunun mahkememizce kabul edildiği, eldeki davanın iş kazası sebebiyle tazminat davası olup davalının kusuru oranında sorumlu tutulabileceği, kazanın meydana gelmesinde davalıya atfedilecek kusur bulunmadığının bilirkişi raporları ile sabit olduğu, yukarıdaki maddi ve hukuki olgular uyarınca, kusursuz olan davalı işverenin sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz sebepleri olarak özetle; müteveffa ...'ın 06.06.2013 tarihinde çok ağır efor gerektiren derz makinesinin temizlenmesi esnasında yüksek sıcaklık altında 45-50 dakika çalıştıktan hemen sonra molaya çıktığını, aniden terlemeye başlayıp yere yığıldığını ve akut miyokart enfaktüsünden henüz 34 yaşındayken vefat ettiğini, müteveffanın ölümünden altı gün sonra bir çocuğunun dünyaya geldiğini, davalı şirketin müteveffanın eşi ve çocuklarının mağduriyeti ile ilgili hiçbir girişimde bulunulmaması sonucu iş bu davanın açıldığını, olay günü ölçü aletleri bakım başmühendisliğinde teknisyen olarak çalışan sigortalının iş yerinde bildirilen bir arızanın giderilmesi sonrasında teknisyen dinlenme odasında fenalaşarak kaldırıldığı hastanede kalp krizine bağlı olarak öldüğünün anlaşıldığını, dava konusu olayda illiyet bağını kesen durum söz konusu değilken işverenin tehlike sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini, tanık ifadeleri incelendiğinde davalı iş yerinin ortalama sıcaklığının çok yüksek olduğu, üretim yeri dökümhanenin işin doğasına uygun olarak yüksek sıcaklıkta olması gerektiği anlaşılırken keşfin Kasımın sonunda yapılması iş yerinin uygun olarak hazırlanması ve gerçek şartları içermediğini, müteveffanın henüz otuzlu yaşların başında olması sağlık açısından daha önce hiçbir sıkıntısı olmaması, hiçbir ilaç kullanmadığını, yüksek efor ve sıcaklıktan kalp krizi geçirdiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun'un 77, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55 ve 417 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanunu'nun 13, 16,19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
10. Hukuk Dairesi, 2023/1568 E., 2023/5081 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun'un 77, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 51, 52, 54, 55 ve 417 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un,13, 16,19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı kararı ile 09.0
10. Hukuk Dairesi 2023/1568 E. , 2023/5081 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR: Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ve davalılardan ... Hafriyat İnş Taahhüt Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekilleri tarafından tarafından temyiz edildiği, davalı vekilinin temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasını talep ettiği tayin olunan 09.05.2023 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine murafaalı temyiz eden davalı ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti. adına Av.... ile davacı adına Av. ... geldikleri Davalı Verim Müh. İnş. Turz. Tem. Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve davalı ... adına gelen olmadığı anlaşıldıktan ve gelenlerin yüzlerine karşı murafaaya başlanarak, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra murafaaya son verilerek, aynı gün yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 12.09.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğradığını beyanla, belirsiz alacak davası niteliğinde şimdilik kaydıyla 1.000 TL maddi tazminat ve manevi tazminat olarak 30.000 TL’nin kaza tarihinden itibaren faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
2. Davacı vekili talep artırım dilekçesiyle sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi tazminat istemini 360.813,48 TL’ye, bakıcı gideri olarak istemini 810.117,67 TL’ye artırmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin dava dilekçesinde sunduğu aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, dava konusu kaza sonucunda davacının şikayetçi olması üzerine, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/112994 numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, ancak hem müvekkilinin hem de davacının uzlaşma isteği doğrultusunda, aralarında uzlaşma sağlandığını, müvekkilinin hakkında açılan soruşturma dosyasında iyi niyetli davrandığını ve davacının mağduriyetini biran önce karşılamak gailesi ile uzlaşma yoluna gittiğini, yapılan uzlaşma protokolüne istinaden, 16.09.2013 tarihinde 2.000.00 TL, yine uzlaşma protokolüne istinaden 01.11.2013 tarihinde davacının askerlik borçlanması olarak 5.883,34 TL’yi SGK’ya, iş kazasından dolayı protez ve hastane masrafı olan 1.500,00 TL’yi ...’ın kardeşi ...’a elden ödediğini, ayrıca müvekkilinin tekerlekli sandalye alımı için, 15.01.2014 tarihinde 650,00 TL ödemiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... Hafriyat İnş Taahhüt Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili duruşmadaki beyanında, açılan davayı kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Diğer davalı Verim Müh. İnş. Tur. Temizlik Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti. adına usulüne uygun davetiye tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya gelmediği, herhangi bir beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli ve 2018/191 Esas, 2020/189 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile; 24.000,00 TL manevi, 360.813,48 TL maddi zarar ile davacının bakım gideri olarak bilirkişi raporu ile tespit edilen alacağının davacının bakiye ömür süresinde aile içi destekten yararlanacağı gözetilerek 1/3 hakkaniyet indirimi yapılmak sureti ile tutarın 540.078,45 TL olarak tespiti ile 540.078,45 TL bakım gideri alacağının olay tarihi olan 12.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine fazla talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. Ltd. Şti. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.06.2021 tarihli ve 2021/173 E-2021/1104 K
sayılı kararıyla; dosya kapsamı, dosyadaki yazı, bilgi ve belgeler, kanuni gerektirici sebepler, toplanan deliller ile davacının uzlaşma tarihinde maluliyet oranının belli olmayışı, uzlaşmada belirtilen 1800 işgünü ve SGK gün sayısını dolduruncaya kadar davacının işyerinde özürlü kadrosunda çalışma ve sonunda malulen emekli olma koşulunun gerçekleşmesinin mümkün bulunmaması karşısında uzlaşmanın nazara alınamayacağına yönelik İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik itirazların yerinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesince aldırılan raporlar içeriği ve dosya kapsamı ile gerek Kurumun meslekte kazanma gücüne ilişkin raporunda, gerek aldırılan Yüksek Sağlık Kurulu raporunda, gerekse aldırılan Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporunda meslekte kazanma gücü, maluliyeti %100 oranında tespit edilmekle, raporların birbirini teyit etmesi ile de davalı tarafın maluliyete yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, yine dosyada mevcut SGK teftiş raporu, Mahkemece aldırılan bilirkişi ve heyet raporları içeriği, İş Sağlığı ve Güvenliğe yönelik hükümler, dosya kapsamı, raporların birbirini teyit etmesi ile %80 işveren, %20 işçi kusuruna yönelik tespite ilişkin itirazların da yerinde olmadığı, delil durumu, denetime açık rapor ile hesaplamalara ilişkin itirazların yerinde görülmediği, dosya kapsamı ile yapılan hakkaniyet indirimine yönelik itirazların da yerinde olmadığı, yine maluliyet durumu, olay tarihi, paranın satın alma gücü, dava dilekçesinde talep edilen miktar, kusur durumu, delil durumu ile İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan manevi tazminata bu kapsamda AAÜT hükümleri ile hükmolunan vekalet ücretine yönelik itirazların da yerinde olmadığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesi kararına karşı tüm istinaf itirazlarının esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 01.03.2022 tarih ve 2021/8739 E- 2022/2727 K sayılı ilamıyla bakıcı giderinin tespiti açısından kararın davacı tarafça temyiz edilmemiş olması nedeniyle davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek, hükme esas alınan 17.09.2019 tarihli hesap raporunda bilinen dönem sonu olarak esas alınan 31.12.2019 tarihini gözeterek bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretleri rapora yansıtmamak, bilinen bu dönem boyunca bilinen asgari ücretlerin brüt tutarı üzerinden hesap yapmak, bilinen dönem sonundan itibaren ise progresif rant sistemiyle %5 artırım ve %5 iskontolama suretiyle bilinmeyen dönemde davacının hak edeceği bakıcı giderini tespit etmek, öte yandan tespit edilen bu tutardan davacının %20 oranındaki kusuru gözetilerek indirim yapmak, devamla davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde bakıcı giderinden 1/3 oranında hakkaniyet indirimi yapmak, sonuç olarak hesap edilecek bakıcı gideri miktarına göre iş bu temyize konu kararın davacı tarafça temyiz edilmemiş olması nedeniyle davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı gözeterek, hesap edilecek miktar iş bu kararda bakıcı gideri olarak hüküm altına alınan 540.078,45 TL’den az ise o miktara, yüksek ise şimdiki gibi hüküm altına alınan 540.078,45 TL’ye hükmederek sonucuna göre usuli kazanılmış hakları gözeterek bir karar verilmesi yönünden ilk derece mahkemesi bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulü ile 24.000,00 TL manevi, 360.813,48 TL maddi zarar ile davacının bakım gideri olarak bilirkişi raporu ile tespit edilen alacağının davacının bakiye ömür süresinde aile içi destekten yararlanacağı gözetilerek 1/3 hakkaniyet indirimi yapılmak sureti ile tutarın 526.596,75 TL olarak tespiti ile 526.596,75 TL bakım gideri alacağının olay tarihi olan 12.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine Fazla talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. Ltd. Şti. temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz sebepleri olarak özetle; önceki kararı sadece ... Hafriyat İnş.Taah. Nak. Tic. Ltd. Şti. temyiz etmiş olup, davalı taraflar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olması nedeniyle ... Hafriyat Şirketinin temyiz başvurusundan diğer davalıların da faydalanması mümkün olmadığından diğer davalılar yönünden bozma öncesi kararın yeniden kurulması gerektiğini, bakıcı giderinden yapılan hakkaniyet indiriminin kanuna uygun olmadığını, müvekkilinin enflasyon karşısında uğradığı zararın da hükmedilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz sebepleri olarak özetle; bakıcı giderinin dava dilekçesinde istenmeyip talep artırımla istenmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, davanın genişletilmesi yasağına tabi olduğunu, ıslah ile artırılan istemler için faize ıslah tarihinden hükmedilmesi gerektiğini, bakıcı gideri hesabında bozmaya aykırı olarak %5 artırım ve iskontolama yerine %10 artırım ve iskontolama uygulanmasının bozmaya aykırı olduğunu, bakıcı giderinden reddolan kısımdan nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken maktu vekalet ücret takdirinin hatalı olduğunu, manevi tazminat bozma kapsamı dışında kalıp kesinleştiğini ve Kemalpaşa İcra Müdürlüğüne depo edilen nakit teminattan 20.05.2022 tarihinde ödeme yapıldığından bu hususla ilgili karar verilip vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, Ceza Dosyasında uzlaştırma raporunun CMK 253/19 gereği dikkate alınarak davadan feragat edilmiş sayılarak davanın reddi gerektiğini, davacı ile yapılan ibranamenin değerlendirilmediğini, uzlaştırmanın malulen emekliliğe ait istihdam şartının fiili ve hukuki imkansızlık nedeniyle yerine gedilmediğini, TBK'nun 112 ve 136 ıncı maddesi gereğince sorumluluğun belirlenmesi borcun ifasının borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebepten dolayı imkânsızlaştığından müvekkiline kusur verilemeyeceğini, davacının askerlik borçlanması dahil 1.262 gün SGK’ya sigorta pirimi olduğunu 1.800 prim gününden 538 gün eksiği olduğundan TBK 112 inci maddesi kapsamında oranlama yapılarak kusur belirlenmesi, bu şekilde 538 prim gününe ilişkin sigorta pirimi ödenmek suretiyle sorumluluğunun sona erdirilmesini 31.10.2013 tarihli ibranamenin değerlendirilmediğini, tazminatın hatalı tespit edildiğini, sürekli iş göremezliğin Adli Tıp Genel Kurulundan tespiti gerektiğini, Cumhuriyet Savcılığı dosyasında alınan kusur raporunda davacının asli kusurlu kabul edildiğini, bu dosyada bilirkişilerin soyut kanaat bildridiğini, tanıkların kendilerine emniyet kemeri verildiğine dair kabulünün dikkate alınmadığını, davalılara müştereken % 80 kusur verilmesinin hatalı olduğunu, SGK'dan bağlanan gelirin ilk peşin değerinin 50 artırımlı olarak tenzil edilmemesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
C.A. Davacı vekilinin, davalı ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti yönünden kısmen reddolan bakıcı giderine yönelik temyiz itirazları ile Davalı ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 inci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ıncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3.Dosya içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli ilk kararında davacı lehine 360.813,48 TL sürekli iş göremezlik ve 540.078,45 TL bakıcı gideri tazminatı ile 24.000 TL manevi tazminata hükmedildiği bu karara karşı davacı ve davalılardan ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekillerinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.06.2021 tarihli kararıyla istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği, kararın davalılardan ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekillerinin temyizi üzerine Dairemizin 01.03.2022 tarihli kararıyla bozulduğu, iş bu temyize konu 15.09.2022 tarihli kararda ise Davacı lehine 360.813,48 TL sürekli iş göremezlik ve 526.596,75 TL bakıcı gideri tazminatı ile 24.000 TL manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır.
4. Bu açıklamalar doğrultusunda davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararı temyiz etmemiş olması nedeniyle davalı ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti. yönünden reddolan bakıcı giderine yönelik temyiz itirazı ile davalı ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti'nin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı ve davalı ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekillerinin bu hükümlere yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
C.B. Davacı ve Davalı ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi tazminat alacağına kazanıp kazanamadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun'un 77, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 51, 52, 54, 55 ve 417 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un,13, 16,19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı kararıdır.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle bozmaya uyulmakla taraflar yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı dikkate alınarak, temyiz edenlerin sıfatlarına temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davacı vekili ile davalılardan ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı).
3. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.)
4. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
5. Somut olayda davalılardan ... ve Verim Müh. İnş. Tur. Temizlik Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti.'nin önceki kararı temyiz etmemiş olmaları nedeniyle bozma kararından önce hükmedilen bakıcı gideri olan 540.078,45 TL yönünden davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın bozma kararından sonra kurulan hükümde gözetilmemesi, hatalı olmuştur.
6. Öte yandan bozma kararında işaret edildiği şekilde bilirkişiden alınan hesap raporunda brüt asgari ücretten hesap yapılması, (bilinen) işlemiş devre sonu olarak 31.12.2019 tarihinin esas alınması ve davacı kusuru oranında bakıcı giderinden indirim yapılması yerinde ise de, 31.12.2019 tarihinden sonrası için yapılan bilinmeyen (işleyecek) devre hesabının bozma kararında işaret edildiği gibi progresif rant sistemiyle %5 artırım ve %5 iskontolama suretiyle yapılması gerekirken buna aykırı olarak %10 artırım ve %10 iskontolama suretiyle yapılmış olması da hatalı olmuştur.
7. Bu açıklamalar doğrultusunda, Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklamalar gözetilerek bakıcı giderinin hesabında işlemiş devre sonunu ileri çekmemek, mevcut hesap raporunda bilinmeyen (işleyecek) devre hesabını progresif rant sistemiyle %5 artırım ve %5 iskontolama yapmak suretiyle düzenlenecek hesap bilirkişi raporunu hükme esas almak ve davacının ilk kararı temyiz etmeyen davalılar ... ve Verim Müh. İnş. Tur. Temizlik Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti. yönünden lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı gözeterek bir karar karar vermekten ibarettir.
8. O halde, davacı ve davalılardan ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin, davalı ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti. yönünden kısmen reddolan bakıcı giderine yönelik temyiz itirazları ile Davalı ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
2. Davacı ve davalı ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazları nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
4. Dairemizde icra edilen duruşmada davacı ve davalı ... Hafriyat İnş. Taah. Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti kendilerini vekille temsil ettirmiş olmaları nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife üzerinden 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile iş bu davalıya, 8.400,00 TL vekalet ücretinin ise davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İş Hukuku
4857 sayılı İş Kanunu'na göre, aşağıdakilerden hangisi yıllık izin bakımından çalışılmış gibi sayılan hallerden biri değildir?
A) İşçinin uğradığı kaza veya tutulduğu hastalıktan ötürü işine gidemediği günlerin tamamı.
B) Kadın işçilerin analık izni kapsamında doğumdan önce ve sonra çalıştırılmadıkları günler.
C) İşçinin muvazzaf askerlik hizmeti dışında manevra veya herhangi bir kanundan dolayı ödevlendirilmesi sırasında işine gidemediği günlerin yılda 90 günü.
D) Hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil günleri.
E) İşçilerin arabuluculuk toplantılarına katılmaları sebebiyle işlerine devam edemedikleri günler.
Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.