İş Kanunu 63. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 63 - Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırkbeş saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/7 md.; Değişik cümle: 4/4/2015-6645/36 md.) Yer altı maden işlerinde çalışan işçilerin çalışma süresi; günde en çok yedi buçuk, haftada en çok otuz yedi buçuk saattir.
Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir. (Ek cümle: 6/5/2016-6715/3 md.) Turizm sektöründe dört aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz; denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile altı aya kadar artırılabilir.
Çalışma sürelerinin yukarıdaki esaslar çerçevesinde uygulama şekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.
(Mülga dördüncü fıkra: 20/6/2012-6331/37 md.)
Telafi çalışması
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
386 karar eşleşti
10. Hukuk Dairesi, 2024/773 E., 2024/2383 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
a tanıklar özenle dinlenilmeli ve bu yöndeki beyanları buna göre irdelenmeli, gerekirse, bu hususlar dinlenen bu tanıklara ayrıntılı şekilde açıklattırılmalı, buna göre davacının kısmi zamanlı çalışma durumunun günlük çalışma saatine göre (4857 sayılı İş Kanunu'nun 63 üncü maddesi gereğince 7.5 saat çalışmanın 1 günlük çalışma hesabı ile) haftalık ve aylık çalışma süresinin kaç gün olduğu açıkça b
10. Hukuk Dairesi 2024/773 E. , 2024/2383 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/263 E., 2023/523 K.
KARAR : Davanın Reddi
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair karara karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine davalılar vekillerinin temyiz istemi hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; yeniden davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekillerinin temyiz istemi üzerine kararın bozulmasına karar verilmiş, bozma kararına uyularak bu defa davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2001 yılından bu yana ... Apartmanında kapıcı ve tamirat işleriyle görevli olarak çalıştığını, müvekkiline bu çalışmasının karşılığında Apartmanın 39 nolu 1 oda 1 salon kapıcı dairesinde kira, elektrik ve su gideri ödemeden kalacağının vaat edildiğini, ancak bunun gerçekleştirilmediğini, müvekkilinin hiçbir ücret almadan çalıştığı apartmanda dört yıldır su faturası ödediğini ve çalışmış olduğu 9 yıl boyunca da sigortasının yapılmadığını ve primlerinin ödenmediğini, en son yönetici değişikliği neticesinde yönetim tarafından hiçbir haklı sebep gösterilmeden ve önceden bildirimde bulunulmadan işine son verildiğini ve Mayıs ayına kadar 9 yıldır çalıştığı ve kaldığı Apartmanın kapıcı dairesinden çıkmasının istendiğini, bunun üzerine müvekkilinin 08.04.2011 tarihinde ÇSG Bakanlığı ve SGK’na şikayet dilekçesi verdiğini beyanla davacının 10.05.2001 - 01.03.2011 tarihleri arasındaki çalışmasının sigortalı çalışma olduğunun tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Apartman vekili cevap dilekçesinde; Apartman Kat Maliklerinin genel gelir seviyesinin kapıcı istihdam edecek düzeyde olmadığını ve apartman genel kurullarında kapıcı istihdam edilmemesi yönünde görüş olduğundan kapıcı istihdam edilmediğini ve kapıcı dairesinin uzun süre boş tutulduğunu, davacının ailesi ile apartmanın kapıcı dairesini yerleştirilmesinin sosyal sorumluluk anlayışı içerisinde ve iyilik yapmak amacıyla hareket edilmesinden kaynaklandığını, karşılığında kendilerinden hiçbir şekilde bir karşılık beklenmediğini, apartman merdiven boşluklarının davacının eşi tarafından temizlenmesinin kendisinden istenmediğini ancak kendisinin bu iyiliğin altında kalmamak için kendiliğinden bu temizleme işini üstlendiğini, davacı ve ailesinin apartmanda on yıllık geçmişleri olmadığını, davacının ailesini geçindirmek için sigortasız ve geçici şekilde çeşitli işlerde çalıştığını ancak kat maliklerine hizmet akdinin unsuru olabilecek hiçbir edimde bulunmadığını, davacının eşinin on beş günde bir merdiven işini kendiliğinden üstlenmesinin ve bunun süreklilik kazanmış olmasının bir hizmet akdi olarak değerlendirilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının işyeri tarafından verilmiş İşe Giriş Bildirgesi olmadığını, kayıtlarda davalı işyerinin tescil kaydına rastlanmadığını, davacı ...’ın HDC’nde davalı işyerinde 10.05.2001- 01.03.2011 tarihleri arasında çalışmasına rastlanılmadığını, bu tür davaların kamu düzenine ilişkin davalar olduğunu ve resmi ve yazılı kayıt ve belgeler ile ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli ve 2011/217 Esas, 2016/522 Karar sayılı kararı ile 18739769426 ss numaralı davacı ...’ın "8809/12 Sokak No:15/39 ... Apt. ... Sitesi Evka-5 İzmir" adresinde bulunan davalı kurumda tescilsiz ... Apt. Yönetim Kurulu’na ait kapıcılık işi işyerinde 25.06.2002-01.03.2011 tarihleri arasında part time olarak ayda 15 gün üzerinden hizmet akdine istinaden asgari ücretle 1473 gün çalıştığı, 1473 günlük çalışmasının davalı Kuruma bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.11.2017 tarihli ve 2017/479 Esas, 2017/1408 Karar sayılı kararıyla; Karşıyaka 1. İş Mahkemesinin 21.12.2016 tarih, 2011/217 Esas ve 2016/522 Karar sayılı kararına yönelik davalı SGK Başkanlığı vekili ile davalı ... Apartman Yönetimi vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Dairenin 06.11.2019 tarihli 2018/300 - 2019/8227 sayılı kararında; "...Somut olayda dosya kapsamından davacının davalı işyerinde çalışması sabit olmakla birlikte kısmi zamanlı çalışma süresi bakımından hizmet olgusu açıklığa kavuşturulmadan hüküm kurulmuştur.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular ışığında davanın somutlaştırılması yükümlülüğü çerçevesinde Mahkemece öncelikle davacıya tam olarak talebi açıklattırılmalı, davacının tam gün süreyle çalıştığı iddiası karşısında, çalışırken kimden emir ve talimat aldığı, çalışma şeklinin nasıl olduğu, gün içinde hangi işlerle uğraştığı, davacının her gün düzenli şekilde çöp toplama, apartman iç ve dış bölgelerinin temizliğini yapma ve şekli, apartman sakinleri için alışveriş yapma, market ihtiyaçlarının alımı gibi işlerini karşılama, apartmanda temizlik yapma gibi hizmetleri yerine getirip getirmediği hususlarında beyanı alınarak ve eksik hususlar davacıya açıklattırılarak dava konusu somutlaştırılmalı, davacı ve davalı tarafların gösterdiği tanık beyanları ile yetinilmeyip, apartmanda uzun süre ikamet edenler arasından davacının hizmetlerini bilebilecek durumdaki kat maliki olmayan sakinlerinden de kanaat edinmeye elverişli sayıda tanık dinlenilmeli, keza civar apartmanlarda uzun yıllar oturan komşu yada yakın yerlerde kayıtlara geçmiş çalışanlar ile davacının bu çalışmalarını bilebilecek durumda olan, mahalle muhtarı veya azaları tespit edilip tanık sıfatıyla beyanlarına başvurularak, uzun yılları kapsayan bu bilgilerinin doğruluğu konusunda tanıklar özenle dinlenilmeli ve bu yöndeki beyanları buna göre irdelenmeli, gerekirse, bu hususlar dinlenen bu tanıklara ayrıntılı şekilde açıklattırılmalı, buna göre davacının kısmi zamanlı çalışma durumunun günlük çalışma saatine göre (4857 sayılı İş Kanunu'nun 63 üncü maddesi gereğince 7.5 saat çalışmanın 1 günlük çalışma hesabı ile) haftalık ve aylık çalışma süresinin kaç gün olduğu açıkça belirlenmeli, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliğine göre eylemli çalışmanın var olup olmadığı, sürekli veya kesintili olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 18739769426 SS numaralı davacı ...’ın "8809/12 Sokak No:15/39 ... Apt. ... Sitesi Evka-5 İzmir" adresinde bulunan davalı Kurumda tescilsiz ... Apt. Yönetim Kuruluna ait kapıcılık işi işyerinde 25.06.2002 - 01.03.2011 tarihleri arasında part time olarak ayda 15 gün üzerinden hizmet akdine istinaden asgari ücretle 1473 gün çalıştığı, 1473 günlük çalışmasının davalı Kuruma bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 08.06.2022 tarihli 2022/7009 - 2022/87610 sayılı kararında; "...eldeki davada, her ne kadar önceki bozma ilamına uyulmuş ise de; bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmakla; davacının ifa etmiş olduğu kapıcılık hizmetinin haftada kaç gün, günlük kaç saatte yapıldığı belirlenmek suretiyle; günlük 7,5 saat esasına göre, çalışmanın hangi tarihler arası, haftada kaç güne tekabül ettiği (4857 sayılı İş Kanunu'nun 63 üncü maddesi gereğince 7.5 saat çalışmanın 1 günlük çalışma hesabı ile) belirlenmeksizin; Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesisi isabetsiz bulunmuştur." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile esasen kapıcılık işlerinin eşi Mürvet Çeliktaş tarafından yerine getirildiği, davacının yaptığı işin ise eşe yardım mahiyetinde olduğu anlaşıldığından, davacının dava konusu talebinin yerinde olmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyizi; önceki aşamalarda alınan bilirkişi raporlarında davada haklı olduklarının tespiti yapıldığını ve davanın kabulüne karar verildiğini, en son alınan tek bir bilirkişinin aleyhe olan tespitiyle daha önceki raporların tamamen çeliştiğini, söz konusu çelişki giderilmeden, kat maliklerinin ifadesine dayanılarak hazırlanan rapora dayanılarak davanın reddine karar verilmiş olmasının hukuka ve adalete aykırı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 10.05.2001 - 01.03.2011 tarihleri arasında davalı yanında geçen ve Kuruma bildirilmeyen hizmet sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2. Öte yandan mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir.
3. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur.
3. Değerlendirme
İnceleme konusu eldeki davada, Daire'nin 08.06.2022 tarihli son bozma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince ifadelerine başvurulan tanık beyanları ile dosyadan alınan 28.10.2023 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı apartmanda esasen kapıcılık işlerinin davacının eşi Mürvet Çeliktaş tarafından yerine getirildiği, davacının yaptığı işin ise eşe yardım mahiyetinde olduğu değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır.
Dairenin 06.11.2019 tarihli daha önceki bozma kararında; somut olayda dosya kapsamından davacının davalı işyerinde çalışması sabit olmakla birlikte kısmi zamanlı çalışma süresi bakımından hizmet olgusu açıklığa kavuşturulmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğu belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş olup, Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. 'Usuli kazanılmış hak' olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Diğer taraftan dinlenilen kamu tanıklardan, davacının çalışması hakkında beyanda bulunan tanıkların aynı zamanda davalı apartmanda kat malikleri olduklarının belirtilmesi karşısında beyanlarının hükme esas alınması da hatalı olup, bu doğrultuda İlk Derece Mahkemesince, daha önceki Daire'nin bozma ilamlarında belirtildiği üzere, davacının çalışması hakkında tespit olunacak tarafsız tanık beyanlarına göre 10 katlı 39 daireli apartmanda davacının yaptığı işler ve dönemleri, çöp atılması, apartman temizliği ve bahçe bakımı şeklinde geçen çalışmalarını ne şekilde yerine getirdiği, bu hizmetler için dönem dönem kaç saat mesai harcadığı tek tek belirlenmeli, davacının aile hayatı ile iş hayatının iç içe geçtiği gözetilerek günlük çalışma saatleri doğru olarak tespit edilmeli, çalışma süreleri günlük 7.5 saat üzerinden (4857 sayılı İş Kanunu'nun 63 üncü maddesi gereğince 7.5 saat çalışmanın 1 günlük çalışma hesabı ile) hesaplanarak haftalık ve aylık olarak hesaplanmalıdır. Bozma gerekleri yerine getirilmeksizin Mahkemece eksik araştırma ve incelemeyle verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
Hukuk Genel Kurulu, 2014/1699 E., 2017/254 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
İş Kanununun 63 üncü maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi onbir saati aşamayacağından, 68 inci maddenin belirlediği yedibuçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok onbir saate kadar olan çalışmalarla ilgili old
Hukuk Genel Kurulu 2014/1699 E. , 2017/254 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki “işçilik alacakları” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Bakırköy 5. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.08.2011 gün ve 2009/414 E., 2011/603 K. sayılı kararının temyizen incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 09.12.2013 gün ve 2011/47995 E., 2013/32355 K. sayılı kararı ile:
" (A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalıya ait iş yerinde eğitim personeli psikolog olarak çalışırken davalının ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan halleri nedeni ile iş akdinin İş Kanununun 24/II maddesine göre fesh ettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile fazla çalışma ve ücret alacağının tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının 06.03.2009 tarihinde saat 14.00 a kadar çalıştığını ve bu saate kadar hastalık izin talebi olmadığını, aynı gün saat 16.00 da davacının dayısının gelerek izin talebinde bulunduğunu, bu sırada toplantı halinde olması sebebi ile görüşme için uygun olmadığını ve randevu alarak gelinmesini istediğini, davacının dayısının bu duruma tepki göstererek bağırdığını, davacı ve dayısının birlikte işyerinden ayrıldıklarını, olaydan 3 gün sonra da istifa ettiğini bildiren ihtarnamenin geldiğini, istifa eden davacının kıdem ve ihbar tazminatı kazanamayacağını, fazla çalışması olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının ilk olarak istifa ettiğini bildirdikten sonra 09.03.2009 tarihli ihtarname ile iş aktini İş Kanunu 24/II maddesine göre feshettiğini bildirmesinin kabul edilmeyeceğini, iş aktinin davacının istifası 06.03.2009 tarihinde sona erdiği ve kıdem tazminatına hak kazanmayacağı, ödenmeyen 1 haftalık ücret alacağının kaldığı yine davacının davalı işyerinde 5 saat fazla sürelerle çalışma yaptığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İşçiye, işyerinde çalıştığı sırada ara dinlenmesi verilip verilmediği ve süresi konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçinin günlük iş süresi içinde kesintisiz olarak hiç ara vermeden çalışması beklenemez. Gün içinde işçinin yemek, çay, sigara gibi ihtiyaçlar sebebiyle ya da dinlenmek için belli bir zamana ihtiyacı vardır.
Ara dinlenme 4857 sayılı İş Kanununun 68 inci maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda ara dinlenmesi en az onbeş dakika, dört saatten fazla ve yedibuçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedibuçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir. Uygulamada yedibuçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanılmaktadır. İş Kanununun 63 üncü maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi onbir saati aşamayacağından, 68 inci maddenin belirlediği yedibuçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok onbir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla günde onbir saate kadar olan (onbir saat dahil) çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, onbir saatten fazla çalışmalarda ise en az birbuçuk saat olarak verilmelidir.
İşçi, ara dinlenme saatinde tamamen serbesttir. Bu süreyi işyeri içinde ya da dışında geçirebilir. İşyerinde geçirmesi ve bu süre içinde çalışmaya devam etmesi durumunda ara dinlenmesi verilmemiş sayılır. Ancak işçi işyerinde kalsa bile, ara dinlenmesi süresini serbestçe kullanabilir, bu süre içinde çalışmaya zorlanamaz.
Ara dinlenmesi için ücret ödenmesi gerekmez. Ancak, bu süre işçiye dinlenme zamanı olarak tanınmamışsa, işçinin normal ücretinin ödenmesi gerekir. Bu sürenin haftalık 45 saati aşan kısmını oluşturması halinde ise, zamlı ücret ödenmelidir.
Ara dinlenme süreleri kural olarak aralıksız olarak kullandırılır. Ara dinlenmesinin kullandırılması zorunlu ise de, bunun kullanılacağı zamanı belirlemek işverenin yönetim hakkıyla ilgilidir. İşçilerin tamamı aynı anda ara dinlenme zamanını kullanılabileceği gibi, belli bir plan dahilinde sırayla kullanmaları da mümkündür. Ancak ara dinlenme süresinin, işe, ara dinlenme süresi kadar geç başlama veya aynı süreyle erken bırakma şeklinde kullandırılması doğru olmaz. Ara dinlenme süresinin günlük çalışma içinde belli bir zamanda amaca uygun şekilde kullandırılması gerekir (Yargıtay 9.HD. 17.11.2008 gün 2007/35281 E, 2008/30985 K.).
İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, ara dinlenmelerinin iklim, mevsim, yöredeki gelenekler ve işin niteliğine göre yirmidört saat içinde kesintisiz oniki saat dinlenme süresi dikkate alınarak verileceği hükme bağlanmıştır. Değinilen maddenin birinci fıkrasında ise, ara dinlenme süresinin çalışma süresinden sayılmayacağı açıklanmıştır.
Somut olayda davacının fazla çalışma istemi kabul edilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının haftada 5 gün 09.00-18.00 saatleri arasında çalıştığı ve sözleşme hükümleri dikkate alınarak bu düzende haftada 5 saat fazla sürelerle çalışması olduğu belirtilmiş ise de, hesaplamada ara dinlenme süresinin dikkate alınmadığı görülmüştür.
Yukarıdaki ilke kararında da açıklandığı şekilde davacının günlük çalışma süresinden 1 saat ara dinlenme süresi düşüldükten sonra fazla çalışma hesabı yapılması gerekirken ara dinlenmenin dikkate alınmadığı rapora itibarla hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir…"
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili müvekkilinin davalıya ait işyerinde 02.04.2007-09.03.2009 tarihleri arasında eğitim personeli/psikolog olarak çalıştığını, davalının “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan halleri” nedeniyle müvekkilinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, haftalık mesaisinin 45 saat olduğunu, 13.09.2008 tarihine kadar haftanın 5 günü 09.00-19.00 saatleri arasında, 13.09.2008 tarihinden sonra ise hafta içi 09.00-18.00, cumartesi günleri 09.00-14.00 saatleri arasında çalıştığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve ilgili yönetmelik uyarınca müvekkilin yaptığı işin gereği olarak haftalık 40 saati aşmaması gereken ders süresinin davalının zorlaması ile 45 saate çıkarıldığını ayrıca müvekkilin yasal mesai saati dışında raporlama işlemi için de 5 saat fazla mesai yaptığını ancak karşılığı ücretlerin ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ve ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, iş sözleşmesinin feshine dair iddiaların gerçek dışı olduğunu, istifa etmek suretiyle işten ayrılan davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, davalı iş yerinde fazla çalışma yapılmadığını, davacının haftada 5 gün 09.00-17.00 arasında çalıştığını, yönetmelik uyarınca haftalık çalışma süresinin 40 saati aşmaması gerektiği iddia edilmişse de Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nde “çalışma saati değil ders saatinin 40 saati aşmaması gerektiğinin” açıkça belirtildiğini, yine bu ders saatleri dışında normal haftalık çalışma süresi içinde raporlama işlemlerinin de rahatlıkla yapılabildiğini, işin niteliğinin de fazla mesaiye uygun olmadığını, nitekim işyerindeki bütün uygulamaların İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nce denetlendiğini belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iş sözleşmesi davacının istifası ile 06.03.2009 tarihinde sona erdirildiğinden davacının kıdem tazminatına hak kazanmayacağı ancak ödenmeyen bir haftalık ücret alacağının bulunduğu, yine davalı işyerinde 5 saat fazla sürelerle çalışma yapan davacının bu çalışmalarının karşılığının davalı tarafından ödediğinin ispat edilmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraf vekillerinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece, 2007 yılı Temmuz ayına ait el yazısı ile yazılı çalışma çizelgesine göre davacının haftada 5 gün 8 saat çalışma yaptığı, saat 12.00-13.00 arasında boşluk olduğu ve bilgisayardan çıkan çizelgede ise haftada 5 gün 9 saat çalışma olduğu aynı şekilde saat 12.00- 13.00 arasında boşluk bulunduğu, yine 2008 yılı Haziran ayı çizelgesinde ise haftada 5 gün 10 saat çalışma olduğu ve bilgisayardan çıkan çizelgede ise haftada 5 gün 9 saat çalışma yapıldığı ,12.00-13.00 saatleri arasında boşluk bulunduğu ve diğer ayların da benzer nitelikte olduğu, bu nedenle davacının haftada 5 gün 09.00-18.00 saatleri arasında günde 9 saat çalışma ile haftada 45 saat çalıştığı, taraflar arasında kabul edilmiş olan 40 saatlik haftalık çalışma süresinin 5 saat aşıldığı dolayısıyla fazla sürelerle çalışma alacağına hak kazandığı belirtilerek ve önceki karardaki gerekçeler de tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararını davalı vekili temyiz etmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, talep konusu fazla çalışma alacağına ilişkin hesaplamada ara dinlenme sürelerinin dikkate alınıp alınmadığı noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında aylık ücretle çalışan yönetici ve öğretmenlerin haftalık çalışma yükümlülüklerinin tespitinde ders ve ek ders esası benimsenmişse de; somut olayımızda davacı işçi özel bir rehabilitasyon merkezinde psikolog olarak görev yapmakta olduğundan fazla çalışma iddiasının ders ve ek ders esasına göre değil, günlük çalışma süresine göre hesaplanması gerekmektedir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için fazla çalışma, fazla sürelerle çalışma ve ara dinlenme süreleri ile davacının iddiasını ispat koşulları üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.
Çalışma süresi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, çalışma süresi haftada en çok kırk beş saattir. Fazla çalışmalar ve fazla sürelerle çalışmalar, İş Kanunu’nun 41-43. maddeleri ile İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği’nde düzenlenmiş olup, fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık kırk beş saati aşan çalışmalardır. Ancak tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde on bir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabileceği ilkesi benimsenmiştir.
İşçinin normal çalışma süresinin sözleşmelerle haftalık kırk beş saatin altında belirlenmesi halinde, işçinin bu süreden fazla, ancak kırk beş saate kadar olan çalışmaları “fazla sürelerle çalışma” olarak adlandırılır (İş Kanunu, Md. 41/3). Bu şekilde fazla saatlerde çalışma halinde ücret, normal çalışma saat ücretinin yüzde yirmi beş fazlasıdır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun “Ara Dinlenmesi” başlığını taşıyan 68. maddesi;
“Günlük çalışma süresinin ortalama bir zamanında o yerin gelenekleri ve işin gereğine göre ayarlanmak suretiyle işçilere;
a) Dört saat veya daha kısa süreli işlerde on beş dakika,
b) Dört saatten fazla ve yedi buçuk saate kadar (yedi buçuk saat dahil) süreli işlerde yarım saat,
c) Yedi buçuk saatten fazla süreli işlerde bir saat,
Ara dinlenmesi verilir.
Bu dinlenme süreleri en az olup aralıksız verilir.
Ancak bu sürelerin, iklim, mevsim, o yerdeki gelenekler ve işin niteliği göz önünde tutularak sözleşmeler ile bölünerek kullandırılabilmesi mümkündür.
Dinlenmeler bir işyerinde işçilere aynı veya değişik saatlerde kullandırılabilir.
Ara dinlenmeleri çalışma süresinden sayılmaz.” hükmünü içermektedir.
Madde metninden de anlaşılacağı üzere, ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir.
Buna göre, dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda ara dinlenmesi en az on beş dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedi buçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise, en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir.
Uygulamada yedi buçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanılmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 63. maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi on bir saati aşamayacağından, 68. maddenin belirlediği yedi buçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenme süresinin, günlük en çok on bir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir.
Öte yandan, İş Kanununda fazla çalışmanın ispatı ile ilgili olarak özel bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle fazla çalışmanın ispatında, ispat yükü genel hükümlere tabidir. Dolayısıyla fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi kural olarak bu iddiasını, fazla çalışma yaptığı gün ve saatleri ispat etmek zorundadır. Fiili bir olgu söz konusu olduğundan, kural olarak işçi, fazla çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir, bu bağlamda tanık da dinletebilir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı işçinin davalıya ait özel rehabilitasyon merkezinde psikolog olarak çalıştığı, dosyada mevcut iş sözleşmesinde ücretin aylık olarak kararlaştırıldığı ve haftalık ders saatinin kırk saat olarak belirlendiği, dosya kapsamında davacının çalışma saatlerini gösterir bir kısım çalışma çizelgelerinin bulunduğu ve bu çizelgelerin aynı aya ilişkin olarak el yazılı ve bilgisayar çıktısı şeklinde düzenlendiği ancak çizelgeler arasında farklılıklar bulunduğu görülmektedir. Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye aykırı olarak müvekkilinin haftalık ders süresinin 45 saat olarak uygulandığını ayrıca raporlama işlemi için de haftalık beş saat fazla çalışma yaptığını yine ders saatlerinin düzenlendiği çalışma çizelgelerinden bilgisayar çıktısı şeklinde olanların Milli Eğitim Müdürlüğü’ne sunulduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, elle doldurulanların ise davacının gerçek çalışma planını ve ders saatlerini gösterdiğini belirtmiştir. Davacı tanığı Sevgül Zafer, davacı ile birlikte aynı işyerinde öğretmen olarak çalıştığını, ders saatlerinin haftalık 45 saat olarak uygulandığını, işyerinde iki farlı çizelge düzenlendiğini bunlardan birinin Milli Eğitim Müdürlüğü’nden teftiş amaçlı gelindiğinde ibraz edildiğini, diğer çizelgelerin ise haftalık 45 saatlik çalışmalarını gösterdiğini beyan etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise taraf beyanları, çalışma çizelgeleri ve tüm delillerin birlikte değerlendirildiği açıklanmak suretiyle davacı işçinin haftanın 5 günü 09.00-18.00 saatleri arasında haftada 45 saat çalışma yaptığı, iş sözleşmesinde haftalık mesainin 40 saat olarak belirlendiği bu durumda davacının haftalık 5 saat fazla sürelerle çalışma yaptığı kabul edilerek fazla çalışma alacağı hesaplanmış olup, incelenen çalışma çizelgelerinde davacının günlük çalışma süresi içerisinde saat 12.00-13.00 arasında boşluk olduğu belirtilerek davacının fiili ders saati süresinin 45 saat olduğu esasıyla, saat 09.00-18.00 arasında çalıştığının tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davacı işçinin haftalık ders saatinin ara dinlenmeler hariç 45 saat olarak uygulandığı bu hususun dosyaya sunulu el yazılı çizelgelerden anlaşıldığı gibi davacı tanığının beyanın da bu yönde olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da Özel Daire bozma kararının aksine ara dinlenme süreleri gözönüne alınarak ve davacının haftalık fiili çalışma saatinin 45 saat olduğunun tespiti ile sonuca gidildiği dikkate alındığında, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak iş sözleşmesinde haftalık ders saati 40 saat olarak belirlenen davacının fazla sürelerle çalışma yaptığının kabulü ile talep konusu alacağın hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, Özel Daire bozma kararının yerinde olduğu bu nedenle direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekmektedir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı (215,18 TL) harcın temyiz edenden alınmasına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.02.2017 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2025/2393 E., 2025/5880 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
ı, davacının tüm mesaisini davalı apartmana hasredip etmediği, nihayetinde davacının part-time çalıştığının kabulü halinde ise, davacının sürekli olarak bir günde kaç saat çalıştığı, giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenerek, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi gereğince 7.5 saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususunda uzman bir bilirkişinin gö
10. Hukuk Dairesi 2025/2393 E. , 2025/5880 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/373 E., 2024/488 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı apartmanda bina görevlisi olarak 15.05.2005 – 19.09.2009 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
1.Davalı Zorlu Apartman Yöneticiliği vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.11.2011 tarih ve 2009/212 - 2011/452 E. K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmaları üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 15.05.2013 tarih ve 2012/2126-2013/9827 E.K. sayılı kararı ile Mahkemece, istek tanık sözlerine, 2009 tarihli elektrik faturasına, 30.07.2010 tarihli muhtarlık yazısına, kredi kartındaki adres bilgilerine dayanılarak aynen hüküm altına alınmış ise de ifadeleri hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte çalışan ve kayıtlara geçmiş kişiler olmadığı gibi aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimselerden de olmadığı, resmi kayıtlara göre dinlenen komşu işyeri tanığı ... Yeşil'in 2008-2010 yıllarında, komşu işyeri tanığı ... 'nın ise 2009-2010 yıllarında pide fırınında çalıştığı bu bakımdan tanık sözlerinin çalışma olgusu yönünden 2005-2009 dönemine ait somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kaldığı, giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğunun söylenemeyeceği, yapılacak işin; davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu gözönünde tutularak, 2005-2009 yılları arasında davacı ile birlikte çalışan ve varsa SSK prim bordrolarında kayıtlı kişiler veya benzer işi yapan işverenlerin kayıtlarına geçmiş kimselerin tesbit edilerek anılan kişilerin bilgilerine başvurulmak tespit istenen dönemde apartman karar defterini celp etmek, Apartman Malikleri ile varsa kiracılar dinlenmek ve sonucuna göre karar vermekten ibaret olduğu belirtilerek, hüküm bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 13.01.2015 tarih ve 2013/320 - 2015/5 E.K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 30.04.2015 tarih ve 2015/7103 - 2015/9417 E. K. sayılı kararı ile dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı apartman adına Kurum kayıtlarında tescilli iş yeri kaydı bulunmadığı, davacının tespite konu dönemde sigortalı çalışmalarının bulunmadığı, bozma ilamı sonrası dinlenen tanıkların davacının çalışmasına ilişkin olarak net beyanda bulunmadıkları anlaşılmakla, yapılacak işin; işyerinin tescilsiz apartman işyeri olduğu anlaşıldığından, SGK ilgili il müdürlüğünden, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle iş yerinde uyuşmazlık konusu dönemde oturan kişilerin ve komşu olan diğer işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, tanık beyanları arasındaki çelişkiyi gidermek, davalı apartmanın uyuşmazlığa konu dönemdeki gelir-gider defterleri ile karar defterlerini celbetmek, gerektiğinde bu defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmak, davacının işe giriş ve çıkış sürelerini net belirlemek ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Kanun'un 2, 6, 9 ve 79/10 maddeleri gereğince ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibaret olduğu belirtilerek, hüküm bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin 17.05.2016 tarih ve 2015/351 - 2016/259 E.K. sayılı kararı ile davanın, HMK 150/6. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 06.04.2017 tarih ve 2016/19531 - 2017/2893 E. K. sayılı kararı ile dosya içindeki kayıt ve belgelerden, davacı vekilinin vekillikten çekilme dilekçesi sunduğu ve Mahkemece istifa dilekçesi ve duruşma gününü bildirir tebligatın davacıya gönderildiği ve tebligatta duruşmanın 08.03.2016 olarak yazılı olduğu ve tebliğin davacıya 09.03.2016 tarihinde yapılmış olmasına ve yazılı şekilde karar verilen duruşma tarihinin 17.05.2016 olduğu dikkate alındığında, davacının duruşma gün ve saatinden haberdar olmadığı, somut olayda, zamanında yapılan bir tebligat bulunmaması nedeni ile 17.05.2016 tarihli duruşmadan haberi olmayan davacının davasının açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, yapılacak işin, işin esasına girilip, bozma ilamında belirtilen eksik hususlar giderilmek sureti ve toplanan deliller sonucunda çıkacak sonuca göre karar vermekten ibaret olduğu belirtilerek, hüküm bozulmuştur.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Dördüncü Karar
Mahkemenin 09.04.2019 tarih ve 2017/255 - 2019/152 E.K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
G. Dördüncü Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 18.06.2020 tarih ve 2019/3635 - 2020/2478 E. K. sayılı kararı ile dosya içindeki kayıt ve belgelerden, davacı adına davalı işyerinden işe giriş bildirgesi verilmediği, davacı hizmet döküm cetvelinin incelenmesinden tespiti istenen sürede herhangi bir bildiriminin olmadığı, davacının ilk kez 23.09.2011 tarihinde ... sicil no.lu dava dışı Işıl Apartman Yöneticiliği unvanlı işyerinden bildiriminin yapıldığı, dinlenen tanıkların hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmadıkları ve tespiti istenen tüm süreyi kapsar şekilde beyanda bulunmadıkları, Mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, somut olayda, iddia olunan fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan, davacının davalı apartmanda belirtilen tarihler arasında kapıcı olarak çalışıp çalışmadığı, çalışıyorsa devamlı mı, yoksa, (part-time) kısmi-zamanlı olarak mı çalıştığı hususunda yeterli araştırma yapılmadan sonuca gidilmesinin hatalı olduğu, yapılacak işin, hizmet tespiti davasının kamu düzenine ilişkin olduğu göz önünde bulundurularak, ihtilaflı dönemde davalı apartmandaki kiracılar ve komşu apartmanlarda ikamet edenlerin, komşu apartman kapıcıları ile davalı apartmana yakın bakkal, market ve diğer işyerlerinin çalışan ve sahiplerinin tespit edilip tanık olarak beyanlarının alınmaması, davalı apartmanın kaç katlı olduğu, bahçesinin olup olmadığı, varsa büyüklüğü, davacının davalı apartmandaki çalışmasının hangi işleri kapsadığı, çöp toplama, servis yapma, temizlik, merdiven yıkama, kalorifer yakma gibi işleri yapıp yapmadığının, gerektiğinde mahallinde keşif yapılarak saptanması, davacının davalı apartmandaki çalışmasının tam süreli ya da part time (kısmi süreli) olup olmadığı, davacının tüm mesaisini davalı apartmana hasredip etmediği, nihayetinde davacının part-time çalıştığının kabulü halinde ise, davacının sürekli olarak bir günde kaç saat çalıştığı, giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenerek, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi gereğince 7.5 saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususunda uzman bir bilirkişinin görüşü alınmak suretiyle açıkça saptanarak karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olmasının da hatalı olduğu belirtilerek, hüküm bozulmuştur.
H. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Beşinci Karar
Mahkemenin 08.12.2022 tarih ve 2020/195 - 2022/419 E.K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile, davacının Zorlu Apartmanı Yönetimi iş yerinde 13.01.2006-19.09.2009 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak günün asgari ücreti ile kesintisiz olarak çalıştığının tespitine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
I. Beşinci Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekillerince temyiz isteminde bulunması üzerine Dairenin 23.05.2023 tarih ve 2023/5607 - 2023/5722 E.K. sayılı kararı ile somut olayda, kabule karar verilen dönemde, davacının davalı apartman işyerindeki çalışmasının devamlı mı yoksa (part-time) kısmi-zamanlı mı olduğu hususunda yeterli araştırma yapılmadan sonuca gidilmesinin hatalı olduğu, Mahkemece yapılacak iş; bozma ilamında belirtildiği üzere, davalı apartman işyerinde keşif yapılarak, davacının davalı apartmandaki çalışmasının tam süreli mi, part time (kısmi süreli) mı olup olmadığı, davacının tüm mesaisini davalı apartmana hasredip etmediği belirlenmeli, nihayetinde davacının part-time çalıştığının kabulü halinde ise davacının sürekli olarak bir günde kaç saat çalıştığı, giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenerek, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi gereğince 7.5 saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususunda uzman bir bilirkişinin görüşü alınmak suretiyle açıkça saptanarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek, hüküm bozulmuştur.
J. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Altıncı Karar
Mahkemenin 28.11.2024 tarih ve 2023/373 - 2024/488 E.K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının Zorlu Apartmanı Yönetimi iş yerinde 13.01.2006-31.12.2006 tarihleri arasında toplam 66 gün, 01.01.2007-31.12.2007 tarihleri arasında toplam 71 gün, 01.01.2008-31.12.2008 tarihleri arasında 71 gün, 01.01.2009-19.09.2009 tarihleri arasında 53 gün hizmet akdine dayalı olarak kısmi süreli iş sözleşmesi ile günün asgari ücreti üzerinden kesintisiz olarak çalıştığının tespitine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı verildiğini, dosya kapsamında toplanan delillerle davacının talep edilen dönemde davalı apartman nezdindeki çalışmasının tam zamanlı olduğunun sabit olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin nazara alınmadığını, çalışma olgusunun yöntemince ispatlanamadığını, kararın hatalı olduğunu belirterek, bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Sonuç
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ve davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2024/9711 E., 2024/14559 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4857 sayılı Kanun'un 22, 32, 41, 44, 46, 47, 63, 68 ve 69 uncu maddeleri.
9. Hukuk Dairesi 2024/9711 E. , 2024/14559 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
KARAR : Davacının istinaf başvurusunun esastan reddi, davalının istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle usulden reddi
TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 34. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezinde bakım personeli olarak çalıştığını, dava dışı alt işverenler arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacının alt işveren işçisi olarak davalı Bakanlığa ait işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışırken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, sürekli işçi kadrosuna geçirildikten sonra ücretinin düşürüldüğünü, bundan dolayı fark alacaklarının bulunduğunu, ayrıca davacının pandemi döneminde davalı Bakanlık tarafından yayımlanan Genelge çerçevesinde 7,10 ve 15'er günlük nöbetler ile gece gündüz yirmi dört saat kapalı sistem çalıştığını, bu çalışma şeklinde fazla çalışma yapıp ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatillerinde çalıştığını ve gece çalışması yaptığını, ancak bu çalışmalara ilişkin zamlı ücretlerin ödenmediğini ileri sürerek fark ücret, ikramiye ve ilave tediye alacakları ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve gece zammı ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ücret politikasının hukuka uygun olduğunu, sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilerin ücret ile diğer malî ve sosyal haklarına ilişkin şartlarının toplu iş sözleşmesi hükümleri esas alınmak suretiyle belirlediğini, davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının daimi işçi kadrosuna geçerken imzaladığı bireysel iş sözleşmesinde asgari ücretin fazlası şeklinde bir düzenleme bulunmayıp toplu iş sözleşmesi hükümlerine atıf yapıldığı, davacının üyesi olduğu .... Sendikası ile davalı Bakanlık arasında bağıtlanan bir toplu iş sözleşmesi bulunmadığı, Bakanlıkça yayınlanan toplu iş sözleşmesinde de asgari ücretin fazlası şeklinde bir düzenleme bulunmadığı, davaya konu uyuşmazlıkta davacı işçinin kadroya alınması ile birlikte işverenle imzalanan iş sözleşmesinde asgari ücretin belli bir oranı seviyesinde ücret ödeneceği açıkça öngörülmediğinden davalı Bakanlık uygulamasının yerinde olduğu, bu sebeple dava konusu ücret, ilave tediye, ikramiye farkı alacak taleplerinin reddine karar verildiği, dosyaya sunulan çalışma günlerini gösteren puantaj kayıtları ile hesaba esas dönemler açısından 2018 yılı Nisan ayı ile 2020 yılı Nisan ayları arasındaki ve 2021 yılı Mart ve Mayıs 2021 dönemlerine ait çalışma saatlerini içeren çalışma çizelgelerinin birlikte değerlendirilmesi ile davacının 15.00-23.00, 07.00-15.00, 23.00-07.00, 08.30-16.30 saatlerini içeren vardiyalarda çalıştığı ve bu doğrultuda fazla çalışması bulunmadığının tespit edildiği, çalışma saatlerini gösteren çalışma çizelgelerinin bulunmadığı dönemler açısından sadece çalışma günlerini gösteren puantaj kayıtları bulunduğu ve başkaca bir bilgi ve belge bulunmamasından dolayı sadece hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil açısından tespit yapılmış olup çalışma saatleri açısından bir tespit yapılamadığı, davacı ile aynı iş yerinde çalışan işçilerin açtığı emsal davalarda alınan bilirkişi raporlarda 2020 yılı Nisan ayı ile 2021 yılı Nisan ayları arasındaki dönemde ilgili dosya davacılarının puantaj kayıtlarına göre art arda 7,10, 15 gün çalıştığı dönemlerde 24 saat aralıksız sabit vardiyalarda çalıştığının görüldüğü, 24 saatlik çalışma içinde davacının gece uyuma ve istirahat imkanı olup olmadığı hakkında dosyada yeterli bilgi bulunmadığı, ancak işyerinin huzurevi olması nedeni ile davacının gece istirahat imkânı olduğu değerlendirilerek yerleşik Yüksek Mahkeme kararları doğrultusunda 24 saatin 10 saati uyku ve sair istirahat olarak tenzil edilerek davacının 24 saatlik vardiyada fiilen 14 saat çalıştığı kabul edilerek bunun 11 saati aşan 3 saatlik kısmı fazla mesai olarak kabul edildiği, imzalı devam çizelgelerinde davacının 7 gün üst üste çalıştığı dönemlerde dosyada yer alan bordrolarda herhangi bir hafta tatili ücret tahakkuku bulunmadığından hafta tatiline hak kazandığının kabul edildiği, dosyaya sunulan puantaj kayıtlarına göre bordrolarda ulusal bayram ve genel tatil ücret tahakkuku yapılan dönemler dışında davacının başkaca bir ulusal bayram ve genel tatil ücret günü çalışması bulunmadığı, dolayısıyla ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağının bulunmadığının tespit edildiği, toplu iş sözleşmesinde düzenlenmiş olmasına rağmen, 20.00-06.00 saatleri arasındaki çalışması yönünden 7 saat üzerinden gece zammı hesaplaması yapıldığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili; davacının çalıştığı Kurumun bakıma muhtaç kişilerden oluştuğunu ve pandemi döneminin de dâhil olduğu süreç içerisinde aynı saatlerde çalışıldığı kabulünün hayatın olağan akışına aykırı düşeceğini, zira bakıma muhtaç kişilerin ihtiyaçları gereği günün her saati çalışmanın zaruri olduğunu, gerek pandemi dönemi gerek pandemi dönemi öncesi dönemde davacının fazla çalışma yapmama ya da tatil günlerinde Kuruma gelmeme keyfiliğinin söz konusu olamayacağını, işverenin yazdığı fazla çalışma süreleri üzerinden değil, olması gereken ve fiilen çalışılan günlere göre öncelikle fazla çalışma sürelerinin yeniden tespiti ile bu tespitler neticesindeki çalışma saatlerine göre fazla çalışma ücretlerinin hesaplanması gerektiğini, haftalık kırk beş, günlük on bir saat sınırı aşılmamış olsa bile artan saatlerin de hesaplamaya dâhil edilip ayrı ayrı değerlendirme yapılarak hesaplama yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamalardaki mahsup uygulamasının hatalı olduğunu, zira ilgili aylara ilişkin fazla ödeme var ise bu ödemelerin sadece ilgili aydan mahsup edilmesi gerekirken yapılan ödemelerin genel toplamdan mahsup edilmesinin usule aykırı olduğunu, davalı işyerinde aralıksız olarak, önce bir hafta, sonra iki hafta ve sonra on gün esasına göre çalışan davacıya haftanın yedi günü çalışması nedeniyle iki yevmiye tutarında hafta tatili ücreti, bayram ve genel tatilleri için üç yevmiye ödenmesi gerektiğini, davacının ücretinin rızası alınmadan düşürüldüğünü, imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin hizmet alım sözleşmesindeki ücret maddesine atıf yaparak tamamen koruyucu bir niteliğe büründüğünü ve kadroya geçiş sonrasında da bu artış oranının uygulanması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
2. Davalı vekili; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, görev hususunda itirazları bulunduğunu, davacının fazla çalışma alacağının bulunmadığını, hesaplamanın hatalı olduğunu, indirim yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, hafta tatili ücretinin hatalı hesaplandığını, gece zammı alacağının tam olarak ödendiğini, arabuluculuk giderinin kabul ve ret oranına göre belirlenmesi gerektiğini, fazla çalışma ücreti alacağı yönünden yarım saat ara dinlenme düşülmesine rağmen gece çalışma ücreti alacağı ara dinlenme mahsup edilmeden hesaplama yapıldığının raporu çelişkili hâle getirdiğini, gece zammı ücreti alacağı bakımından en yüksek banka işletme kredisi faizinin işletilmesinin hatalı olduğunu, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının çalıştığı birimin ev tipi sosyal hizmet birimi olmadığı dosya kapsamındaki delil durumu ile sabit olduğu, eldeki uyuşmazlık 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) hükümlerine göre İş Mahkemesinde çözülmesi gereken uyuşmazlık olduğundan göreve ilişkin davalı istinafının isabetsiz olduğu, davacının sürekli işçi kadrosuna geçiş sürecinde imzalanan sözleşmesinde asgari ücretin belirli oran fazlasına yönelik bir düzenleme bulunmadığı, fark alacak taleplerinin reddinin yerinde olduğu, davacının fazla çalışma, hafta tatili ve gece zammı alacaklarının yazılı delillere göre hukuka uygun olarak tespit edildiği gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle usulden reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek ve tüm alacak kalemleri için arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkil Kurum açısından temerrüt olgusunun ancak dava ve ıslah tarihinde gerçekleştiğini ileri sürerek ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile talep edilen fark alacaklarının bulunup bulunmadığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve gece zammı ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması, hüküm altına alınan alacaklara uygulanan faiz türü ve başlangıç tarihi ile arabuluculuk ücretinin paylaşımı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.
2. 4857 sayılı Kanun'un 22, 32, 41, 44, 46, 47, 63, 68 ve 69 uncu maddeleri.
3. 696 sayılı KHK ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23 üncü madde.
4. 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun İkinci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun'un 1 vd. Maddeleri, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 3 üncü maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesi.
5. 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçen işçilerin geçiş aşamasındaki ücretlerinin tespiti ile bireysel iş sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün ileriye etkisine ilişkin ilke ve esaslar, Dairemizin 03.05.2023 tarihli ve 2023/3001 Esas, 2023/6593 Karar sayılı kararında şu şekilde açıklanmıştır:
"...
2. 696 sayılı KHK'nın 127 nci maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23 üncü madde çerçevesinde sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler ile işveren arasında imzalanan iş sözleşmesinin ücrete ilişkin hükümlerinin doğru değerlendirilmesi son derece önemlidir. Dairemiz uygulamasına göre kadroya geçiş sırasında düzenlenen iş sözleşmesinde ücretin sadece asgari ücretin belli bir oranda fazlası yahut geçiş öncesindeki hizmet alım sözleşmesinde öngörülen ücret veya bu ücretin katları olarak belirlenmesi hâlinde, bu ücretin işçinin kadroya geçiş aşamasındaki ilk (temel) ücreti olduğu, taraflar arasında sonraki dönemler yönünden işvereni ücret artışı yapmakla yükümlü kılan bir düzenleme olmadığı kabul edilmektedir. Diğer taraftan iş sözleşmesinde ücretin her ay için asgari ücretin belli bir oranda fazlası şeklinde ödeneceğine yönelik hükümler ileriye etkili hükümler olarak değerlendirilmeli, bu hükümlerin sonraki dönemlere ilişkin ücret artışları yönünden işvereni bağlayacağı kabul edilmelidir. ..."
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 4857 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca haftalık çalışma süresi 45 saattir. Aynı Kanun'un 41 inci maddesinde Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık 45 saati aşan çalışmaların fazla çalışma olduğu ifade edilmiştir. Ancak tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde 11 saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Denkleştirme esasının uygulandığı hâllerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam 45 saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.
3. Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre üçlü vardiya sisteminde çalışan ve fazla çalışma yapmayan davacının pandemi döneminde iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri kapsamında 10 ve 15'er günlük nöbet düzeninde ve 12'şer saatlik ikili vardiya sisteminde çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacı işçi ikili vardiya sisteminde günlük 1,5 saatlik ara dinlenme düşüldüğünde günde 10,5 saat çalıştığının kabulü gerekir. Günlük 11 saati aşmayan bu çalışmaların denkleştirme kapsamında kaldığı ve bu süreçte işçinin haftalık ortalama çalışma süresinin 45 saat olan normal haftalık çalışma süresini aşmadığı dikkate alındığında davacının fazla çalışma ücreti talebinin reddi yerine eksik inceleme ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4. Diğer taraftan, 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK' ya eklenen geçici 23 üncü madde kapsamında kamuda sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin ücretlerinin tespitinde uygulanacak kurallar belirlenmiş olup, burada söz konusu edilen Yüksek Hakem Kurulu kararıyla bağıtlanan en son toplu iş sözleşmesi, davacının 6356 sayılı Kanun hükümlerine göre yararlandığı bir toplu iş sözleşmesi değildir. Bu itibarla davacının bu toplu iş sözleşmesinin sona erdiği 31.10.2020 tarihine kadar hak kazandığı gece zammı farkı alacağı talebine en yüksek işletme kredisi faizi uygulanması yerinde değildir.
5. 7036 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi uyarınca, arabuluculuk gideri yargılama gideri olup anlaşmaya varılamaması hâlinde ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanmaktadır. 6100 sayılı Kanun’un "Yargılama giderlerinden sorumluluk" kenar başlıklı 326 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Yapılan açıklamalar doğrultusunda kısmen kabul kararı verilen eldeki davada, arabuluculuk giderinin tarafların haklılık durumuna göre paylaştırılması yerine, ret oranının düşük olduğu gerekçesiyle, tamamının davalıdan tahsiline karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2024/9712 E., 2024/14560 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4857 sayılı Kanun'un 22, 32, 41, 44, 46, 47, 63, 68 ve 69 uncu maddeleri.
9. Hukuk Dairesi 2024/9712 E. , 2024/14560 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
KARAR : Davacının istinaf başvurusunun esastan reddi, davalının istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle usulden reddi
TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 34. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezinde bakım personeli olarak çalıştığını, dava dışı alt işverenler arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacının alt işveren işçisi olarak davalı Bakanlığa ait işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışırken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, sürekli işçi kadrosuna geçirildikten sonra ücretinin düşürüldüğünü, bundan dolayı fark alacaklarının bulunduğunu, ayrıca davacının pandemi döneminde davalı Bakanlık tarafından yayımlanan Genelge çerçevesinde 7,10 ve 15'er günlük nöbetler ile gece gündüz yirmi dört saat kapalı sistem çalıştığını, bu çalışma şeklinde fazla çalışma yapıp ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatillerinde çalıştığını ve gece çalışması yaptığını, ancak bu çalışmalara ilişkin zamlı ücretlerin ödenmediğini ileri sürerek fark ücret, ikramiye ve ilave tediye alacakları ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve gece zammı ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ücret politikasının hukuka uygun olduğunu, sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilerin ücret ile diğer malî ve sosyal haklarına ilişkin şartlarının toplu iş sözleşmesi hükümleri esas alınmak suretiyle belirlediğini, davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının daimi işçi kadrosuna geçerken imzaladığı bireysel iş sözleşmesinde asgari ücretin fazlası şeklinde bir düzenleme bulunmayıp toplu iş sözleşmesi hükümlerine atıf yapıldığı, davacının üyesi olduğu .... Sendikası ile davalı Bakanlık arasında bağıtlanan bir toplu iş sözleşmesi bulunmadığı, Bakanlıkça yayınlanan toplu iş sözleşmesinde de asgari ücretin fazlası şeklinde bir düzenleme bulunmadığı, davaya konu uyuşmazlıkta davacı işçinin kadroya alınması ile birlikte işverenle imzalanan iş sözleşmesinde asgari ücretin belli bir oranı seviyesinde ücret ödeneceği açıkça öngörülmediğinden davalı Bakanlık uygulamasının yerinde olduğu, bu sebeple dava konusu ücret, ilave tediye, ikramiye farkı alacak taleplerinin reddine karar verildiği, dosyaya sunulan çalışma günlerini gösteren puantaj kayıtları ile hesaba esas dönemler açısından 2018 yılı Nisan ayı ile 2020 yılı Nisan ayları arasındaki ve 2021 yılı Mart ve Mayıs 2021 dönemlerine ait çalışma saatlerini içeren çalışma çizelgelerinin birlikte değerlendirilmesi ile davacının 15.00-23.00, 07.00-15.00, 23.00-07.00, 08.30-16.30 saatlerini içeren vardiyalarda çalıştığı ve bu doğrultuda fazla çalışması bulunmadığının tespit edildiği, çalışma saatlerini gösteren çalışma çizelgelerinin bulunmadığı dönemler açısından sadece çalışma günlerini gösteren puantaj kayıtları bulunduğu ve başkaca bir bilgi ve belge bulunmamasından dolayı sadece hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil açısından tespit yapılmış olup çalışma saatleri açısından bir tespit yapılamadığı, davacı ile aynı iş yerinde çalışan işçilerin açtığı emsal davalarda alınan bilirkişi raporlarda 2020 yılı Nisan ayı ile 2021 yılı Nisan ayları arasındaki dönemde ilgili dosya davacılarının puantaj kayıtlarına göre art arda 7,10, 15 gün çalıştığı dönemlerde 24 saat aralıksız sabit vardiyalarda çalıştığının görüldüğü, 24 saatlik çalışma içinde davacının gece uyuma ve istirahat imkanı olup olmadığı hakkında dosyada yeterli bilgi bulunmadığı, ancak işyerinin huzurevi olması nedeni ile davacının gece istirahat imkânı olduğu değerlendirilerek yerleşik Yüksek Mahkeme kararları doğrultusunda 24 saatin 10 saati uyku ve sair istirahat olarak tenzil edilerek davacının 24 saatlik vardiyada fiilen 14 saat çalıştığı kabul edilerek bunun 11 saati aşan 3 saatlik kısmı fazla mesai olarak kabul edildiği, imzalı devam çizelgelerinde davacının 7 gün üst üste çalıştığı dönemlerde dosyada yer alan bordrolarda herhangi bir hafta tatili ücret tahakkuku bulunmadığından hafta tatiline hak kazandığının kabul edildiği, dosyaya sunulan puantaj kayıtlarına göre bordrolarda ulusal bayram ve genel tatil ücret tahakkuku yapılan dönemler dışında davacının başkaca bir ulusal bayram ve genel tatil ücret günü çalışması bulunmadığı, dolayısıyla ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağının bulunmadığının tespit edildiği, toplu iş sözleşmesinde düzenlenmiş olmasına rağmen, 20.00-06.00 saatleri arasındaki çalışması yönünden 7 saat üzerinden gece zammı hesaplaması yapıldığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili; davacının çalıştığı Kurumun bakıma muhtaç kişilerden oluştuğunu ve pandemi döneminin de dâhil olduğu süreç içerisinde aynı saatlerde çalışıldığı kabulünün hayatın olağan akışına aykırı düşeceğini, zira bakıma muhtaç kişilerin ihtiyaçları gereği günün her saati çalışmanın zaruri olduğunu, gerek pandemi dönemi gerek pandemi dönemi öncesi dönemde davacının fazla çalışma yapmama ya da tatil günlerinde Kuruma gelmeme keyfiliğinin söz konusu olamayacağını, işverenin yazdığı fazla çalışma süreleri üzerinden değil, olması gereken ve fiilen çalışılan günlere göre öncelikle fazla çalışma sürelerinin yeniden tespiti ile bu tespitler neticesindeki çalışma saatlerine göre fazla çalışma ücretlerinin hesaplanması gerektiğini, haftalık kırk beş, günlük on bir saat sınırı aşılmamış olsa bile artan saatlerin de hesaplamaya dâhil edilip ayrı ayrı değerlendirme yapılarak hesaplama yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamalardaki mahsup uygulamasının hatalı olduğunu, zira ilgili aylara ilişkin fazla ödeme var ise bu ödemelerin sadece ilgili aydan mahsup edilmesi gerekirken yapılan ödemelerin genel toplamdan mahsup edilmesinin usule aykırı olduğunu, davalı işyerinde aralıksız olarak, önce bir hafta, sonra iki hafta ve sonra on gün esasına göre çalışan davacıya haftanın yedi günü çalışması nedeniyle iki yevmiye tutarında hafta tatili ücreti, bayram ve genel tatilleri için üç yevmiye ödenmesi gerektiğini, davacının ücretinin rızası alınmadan düşürüldüğünü, imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin hizmet alım sözleşmesindeki ücret maddesine atıf yaparak tamamen koruyucu bir niteliğe büründüğünü ve kadroya geçiş sonrasında da bu artış oranının uygulanması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
2. Davalı vekili; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, görev hususunda itirazları bulunduğunu, davacının fazla çalışma alacağının bulunmadığını, hesaplamanın hatalı olduğunu, indirim yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, hafta tatili ücretinin hatalı hesaplandığını, gece zammı alacağının tam olarak ödendiğini, arabuluculuk giderinin kabul ve ret oranına göre belirlenmesi gerektiğini, fazla çalışma ücreti alacağı yönünden yarım saat ara dinlenme düşülmesine rağmen gece çalışma ücreti alacağı ara dinlenme mahsup edilmeden hesaplama yapıldığının raporu çelişkili hâle getirdiğini, gece zammı ücreti alacağı bakımından en yüksek banka işletme kredisi faizinin işletilmesinin hatalı olduğunu, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının çalıştığı birimin ev tipi sosyal hizmet birimi olmadığı dosya kapsamındaki delil durumu ile sabit olduğu, eldeki uyuşmazlık 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) hükümlerine göre İş Mahkemesinde çözülmesi gereken uyuşmazlık olduğundan göreve ilişkin davalı istinafının isabetsiz olduğu, davacının sürekli işçi kadrosuna geçiş sürecinde imzalanan sözleşmesinde asgari ücretin belirli oran fazlasına yönelik bir düzenleme bulunmadığı, fark alacak taleplerinin reddinin yerinde olduğu, davacının fazla çalışma, hafta tatili ve gece zammı alacaklarının yazılı delillere göre hukuka uygun olarak tespit edildiği gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle usulden reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek ve tüm alacak kalemleri için arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkil Kurum açısından temerrüt olgusunun ancak dava ve ıslah tarihinde gerçekleştiğini ileri sürerek ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile talep edilen fark alacaklarının bulunup bulunmadığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve gece zammı ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması, hüküm altına alınan alacaklara uygulanan faiz türü ve başlangıç tarihi ile arabuluculuk ücretinin paylaşımı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.
2. 4857 sayılı Kanun'un 22, 32, 41, 44, 46, 47, 63, 68 ve 69 uncu maddeleri.
3. 696 sayılı KHK ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23 üncü madde.
4. 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun İkinci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun'un 1 vd. Maddeleri, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 3 üncü maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesi.
5. 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçen işçilerin geçiş aşamasındaki ücretlerinin tespiti ile bireysel iş sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün ileriye etkisine ilişkin ilke ve esaslar, Dairemizin 03.05.2023 tarihli ve 2023/3001 Esas, 2023/6593 Karar sayılı kararında şu şekilde açıklanmıştır:
2. 696 sayılı KHK'nın 127 nci maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23 üncü madde çerçevesinde sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler ile işveren arasında imzalanan iş sözleşmesinin ücrete ilişkin hükümlerinin doğru değerlendirilmesi son derece önemlidir. Dairemiz uygulamasına göre kadroya geçiş sırasında düzenlenen iş sözleşmesinde ücretin sadece asgari ücretin belli bir oranda fazlası yahut geçiş öncesindeki hizmet alım sözleşmesinde öngörülen ücret veya bu ücretin katları olarak belirlenmesi hâlinde, bu ücretin işçinin kadroya geçiş aşamasındaki ilk (temel) ücreti olduğu, taraflar arasında sonraki dönemler yönünden işvereni ücret artışı yapmakla yükümlü kılan bir düzenleme olmadığı kabul edilmektedir. Diğer taraftan iş sözleşmesinde ücretin her ay için asgari ücretin belli bir oranda fazlası şeklinde ödeneceğine yönelik hükümler ileriye etkili hükümler olarak değerlendirilmeli, bu hükümlerin sonraki dönemlere ilişkin ücret artışları yönünden işvereni bağlayacağı kabul edilmelidir.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 4857 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca haftalık çalışma süresi 45 saattir. Aynı Kanun'un 41 inci maddesinde Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık 45 saati aşan çalışmaların fazla çalışma olduğu ifade edilmiştir. Ancak tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde 11 saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Denkleştirme esasının uygulandığı hâllerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam 45 saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.
3. Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre üçlü vardiya sisteminde çalışan ve fazla çalışma yapmayan davacının pandemi döneminde iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri kapsamında 10 ve 15'er günlük nöbet düzeninde ve 12'şer saatlik ikili vardiya sisteminde çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacı işçi ikili vardiya sisteminde günlük 1,5 saatlik ara dinlenme düşüldüğünde günde 10,5 saat çalıştığının kabulü gerekir. Günlük 11 saati aşmayan bu çalışmaların denkleştirme kapsamında kaldığı ve bu süreçte işçinin haftalık ortalama çalışma süresinin 45 saat olan normal haftalık çalışma süresini aşmadığı dikkate alındığında davacının fazla çalışma ücreti talebinin reddi yerine eksik inceleme ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4. Diğer taraftan, 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK' ya eklenen geçici 23 üncü madde kapsamında kamuda sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin ücretlerinin tespitinde uygulanacak kurallar belirlenmiş olup, burada söz konusu edilen Yüksek Hakem Kurulu kararıyla bağıtlanan en son toplu iş sözleşmesi, davacının 6356 sayılı Kanun hükümlerine göre yararlandığı bir toplu iş sözleşmesi değildir. Bu itibarla davacının bu toplu iş sözleşmesinin sona erdiği 31.10.2020 tarihine kadar hak kazandığı gece zammı farkı alacağı talebine en yüksek işletme kredisi faizi uygulanması yerinde değildir.
5. 7036 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi uyarınca, arabuluculuk gideri yargılama gideri olup anlaşmaya varılamaması hâlinde ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanmaktadır. 6100 sayılı Kanun’un "Yargılama giderlerinden sorumluluk" kenar başlıklı 326 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Yapılan açıklamalar doğrultusunda kısmen kabul kararı verilen eldeki davada, arabuluculuk giderinin tarafların haklılık durumuna göre paylaştırılması yerine, ret oranının düşük olduğu gerekçesiyle, tamamının davalıdan tahsiline karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İş Hukuku
4857 sayılı İş Kanunu'na göre, yer altı maden işlerinde çalışan işçi (M)'nin günlük ve haftalık çalışma süresi aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?
A) Günde en çok 7,5 saat, haftada en çok 37,5 saat
B) Günde en çok 7,5 saat, haftada en çok 40 saat
C) Günde en çok 8 saat, haftada en çok 40 saat
D) Günde en çok 8 saat, haftada en çok 45 saat
E) Günde en çok 11 saat, haftada en çok 45 saat
Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.