Türk Ceza Kanunu 144. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 144- (1) Hırsızlık suçunun;
a) Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde,
b) Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla,
İşlenmesi halinde, şikayet üzerine, fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
Malın değerinin az olması
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
15 karar eşleşti
17. Ceza Dairesi, 2019/13693 E., 2019/16738 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
Hükümlü ...'un, hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 144/1-b, 62/1 ve 52/2-4. maddeleri gereğince 2.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Hatay 3.
17. Ceza Dairesi 2019/13693 E. , 2019/16738 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
Hükümlü ...'un, hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 144/1-b, 62/1 ve 52/2-4. maddeleri gereğince 2.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2019 tarihli, 2018/374 Esas, 2019/225 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 12/11/2019 tarihli ve 94660652-105-31-13635-2019-Kyb sayılı “Kanun Yararına Bozma” talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/12/2019 tarihli ve 2019/118151 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İstem yazısında;
“Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15/12/2017 tarihli ve 2017/19084 esas, 2017/28185 karar sayılı ilâmında; " ..Sanığa isnat edilen suçların, CMK'nın 253/3. maddesi kapsamında birlikte işlendiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Çözülmesi gereken sorun, hüküm kurulurken uzlaştırma kapsamında olmayan suçtan beraate hükmolunması halinde, sübutunda sorun olmayan ve müstakilen uzlaştırma kapsamında olan suçla ilgili nasıl bir yol izleneceğidir.Bu bağlamda, her iki suçtan yargılama devam ederken hakimin uzlaştırmaya tabi olacağını öngördüğü suçla ilgili olarak dosyayı soruşturma bürosuna göndermesi veya bu düşünceyle tefrik kararı vermesi durumunda, uzlaştırma kapsamında olmayan suç açısından beraat kararı verileceği izlenimi oluşabileceği cihetle, bu hususun ihsası rey olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin belirlenmesi gerekir.Bu sorunun CMKnın 226. maddesinde düzenlenen ek savunma konusuyla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Anılan madde "Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. (2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır. (3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir. (4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafiie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır." biçimdedir. Maddeden de anlaşılacağı üzere suçun hukuki niteliği değişir ya da cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirir durumun ortaya çıkması halinde hakim sanık ya da müdafiine ek savunma hakkı tanıyacaktır ancak, bu durum yasal düzenleme nazara alındığında hakim açısından ihsası rey olarak nitelendirilemeyecektir.Bu düzenlemeye kıyasen, uzlaştırmaya tabi olan bir suçla uzlaştırmaya tabi olmayan bir suçun yargılaması devam ederken, hakimin uzlaştırmaya tabi olacağını öngördüğü suçla ilgili olarak dosyayı soruşturma bürosuna göndermesi veya bu düşünceyle tefrik kararı vermesi durumunda uzlaştırma kapsamında olmayan suç açısından ihsası reyde bulunduğundan bahsedilemeyecektir.Yapılan yargılama neticesinde ise, sanığın kamu görevlisine hakaret suçundan beraatine hükmolunup, mercii kararından ve kanun yararına bozma talebinden önce kesinleşmesi nedeniyle bu suçun işlendiğinden bahsedilemeyeceği için, sair tehdit suçu yönünden de uzlaştırmaya engel olan CMK'nın 253/3. maddesinin uygulanma olanağı kalmayacak ve bu suç yönünden CMK'nın 254. maddesi gereğince uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerekecektir." şeklinde açıklamalara yer verildiği, bu bağlamda iddianamede cezalandırılma talep edilen ve uzlaştırma kapsamında olmayan suçun, hüküm kurulurken uzlaşma kapsamında olan bir başka suçu oluşturduğu kanaati halinde, dosyanın soruşturma bürosuna gönderilebileceği, bu durumun ise ihsası rey olarak nitelendirilmeyeceği;
Somut olayda, Hatay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/07/2018 tarihli ve 2018/8345 soruşturma, 2018/4137 esas, 2018/2811 sayılı iddianame ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-e maddesi uyarınca cezalandırılması talebi ile kamu davasının açıldığı, yapılan yargılama neticesinde sanığın üzerine atılı eylemin münhasıran anılan Kanun'un 144. maddesindeki suçu içerdiği değerlendirildiği ve sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan bu suç yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Uzlaşma" başlıklı 253/1-a maddesi gereğince uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için yargılama dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 29/05/2018 tarihli ve 2017/15-496 Esas, 2018/246 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; uzlaştırma kurumu, uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adli makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Uzlaştırma; bu kapsama giren suçlarda, fail ve mağdurun suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda anlaşmalarına bağlı olarak, devletin de ceza soruşturması veya kovuşturmasından vazgeçmesi ve suçun işlenmesiyle bozulan toplumsal düzenin barış yoluyla yeniden tesisini sağlayıcı nitelikte bir hukuksal kurumdur. 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nin 73. maddesinin sekizinci fıkrasında, "Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olup, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan suçlarda, failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya gidermesi koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında ve bu husus Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından saptandığında kamu davası açılmaz veya davanın düşürülmesine karar verilir" hükmü ile uzlaşma kurumuna, aynı tarihte yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nin 253, 254 ve 255. maddelerinde ise, uzlaşmanın şartları, yöntemi, sonuçları, kovuşturma aşamasında uzlaşma ile birden fazla failin bulunması hâlinde uzlaşmanın nasıl gerçekleşeceğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un ikinci maddesiyle, 5237 sayılı TCK'nın 73. maddesinin başlığında yer alan “uzlaşma” ibaresi metinden çıkarılmış, 45. maddesiyle de aynı maddenin sekizinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış, yine 24 ve 25. maddeleri ile CMK'nin 253 ve 254. maddeleri değiştirilmiştir. CMK'nin 5560 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değiştirilen 253. maddesinin üçüncü fıkrası; "(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez." biçimdeyken 09/07/2009 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5918 sayılı Kanun'un sekizinci maddesiyle anılan fıkraya "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz" cümlesi eklenmiştir. 02/12/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile yapılan değişiklikle madde başlığı "Uzlaştırma" olarak değiştirilmiş ve 6763 sayılı Kanun ile uzlaştırma kapsamındaki suçların sayıları artırılmış, TCK'nin 106. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen tehdit, aynı Kanun'un 141. maddesinde düzenlenen hırsızlık ve 157.
maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçları uzlaştırma kapsamına alınmış, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlara ilişkin sınırlama kaldırılmıştır. Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar yönünden ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar da uzlaştırma kapsamına dahil edilmiştir. Uzlaştırma kurumu, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanabilecek, bu uygulama sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacak, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesindeki düzenleme de nazara alınarak kesinleşen ve infaz edilmekte olan hükümlerde de uygulanabilecek ve bu husus infaz aşamasında gözetilebilecektir. Yerine getirilen hükümler yönünden ise, uzlaştırma sanığın hukuki yararının bulunması koşuluyla uygulanabilecektir.
Uzlaştırma, 6763 sayılı Kanun'la değişik CMK'nin 253. maddesinde ayrıntılarıyla düzenlenmiş, mahkeme tarafından uzlaştırmaya ilişkin anılan Kanunun 254. maddesinde "(1)Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253. maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir. (2)Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231. maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231. maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır." denilmiştir.
Uzlaştırmanın asıl olarak soruşturma evresinde yapılması gereken bir işlem olduğu, kovuşturma aşamasında uzlaştırma hükümlerinin uygulanmasının ise istisnai olarak Cumhuriyet savcısı tarafından uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde mümkün olduğu kabul edilmelidir.
Uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde uzlaştırmanın uygulanması gerekmekte olup uzlaşma başarıyla gerçekleşir ve edim bir defada yerine getirilirse kamu davasının düşmesine karar verilecektir.
5237 sayılı TCK’nin 144. maddesi;
“(1) Hırsızlık suçunun;
a) Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde,
b) Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla,
İşlenmesi halinde, şikayet üzerine, fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.” şeklinde düzenlenmiştir.
02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile CMK'nin 253. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin madde metninden çıkarılmış olması sebebiyle, CMK'nin 253/2. fıkrası gereğince TCK'nin 144/1-b maddesinin de uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik CMK'nin 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usullere göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
İnceleme konusu somut olayda:
Hatay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/07/2018 tarihli, 2018/2811 sayılı iddianamesi ile ...’un, müştekiye yönelik eylemi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-e, 53 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, yerel mahkemece hükümlüye TCK’nin 144/1-b maddesinin uygulanma ihtimaline binaen ek savunma hakkının verildiği ve Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2019 tarihli, 2018/374 Esas, 2019/225 Karar sayılı ilamı ile hükümlünün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 144/1-b, 62/1 ve 52/2-4. maddeleri gereğince 2.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği olayda;
Hükümden önce 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile CMK'nin 253. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin madde metninden çıkarılmış olması sebebiyle, CMK'nin 253/2. fıkrası gereğince TCK'nin 144/1-b maddesinin de uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik CMK'nin 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usullere göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre hükümlü ...’un hukuki durumunun takdir edilmesi gerekirken uzlaştırma işlemleri yerine getirilmeden mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ VE KARAR:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüş olduğundan istemin kabulü ile hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla hırsızlık suçundan hükümlü ... hakkında Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2019 tarihli, 2018/374 Esas, 2019/225 Karar sayılı hükmünün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 24/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
2. Ceza Dairesi, 2023/11336 E., 2023/2048 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
1.Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2014 tarih ve 2013/7677 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 144/1-b, 143, 116/1-2-4 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Ceza Dairesi 2023/11336 E. , 2023/2048 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/67 E., 2015/465 K.
SUÇLAR : İş yeri dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜM : Düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 09.06.2022 tarihli ve 2021/12391 Esas, 2022/8910 Karar sayılı temyiz isteminin reddi kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.06.2022 tarihli ve KD-2016/54995 sayılı itirazı üzerine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.12.2022 tarihli ve 2022/6 -472 Esas, 2022/822 Karar sayılı ilâmı ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin temyiz isteminin reddi kararının kaldırılmasına karar verilmesi üzerine yapılan inceleme neticesinde;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2014 tarih ve 2013/7677 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 144/1-b, 143, 116/1-2-4 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Sanık ... hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından açılan kamu davasının mağdurun şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle düşürülmesine dair Salihli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.09.2015 tarihli ve 2014/67 Esas, 2015/465 Karar sayılı kararının o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi sonrasında, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 09.06.2022 tarihli ve 2021/12391 Esas, 2022/8910 Karar sayılı kararı ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 310. maddesinde öngörülen 1 haftalık yasal sürenin geçmesi nedeniyle aynı Kanun'un 317. maddesi uyarınca reddine karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine de Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 06.10.2022 tarihli ve 2022/6306 Esas, 2022/13266 Karar sayılı gönderme kararı ile dosyanın incelenmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.12.2022 tarihli kararı ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 09.06.2022 tarihli ve 2021/12391 Esas, 2022/8910 Karar sayılı temyiz isteminin reddi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, bir hukukî ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla hırsızlık” yapılması halinin bağımsız bir suç olarak değil, hırsızlık suçunun “daha az cezayı gerektiren hali” olarak değerlendirilmesi gerektiği, 5237 sayılı Kanun'un 142/4. maddesi uyarınca, hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli veya mala zarar verme suçlarının işlenmesi halinde bu suçlar nedeniyle şikâyet şartının aranmayacağının hükme bağlandığı, sanığın işlemiş olduğu hırsızlık suçu şikâyete tabi ise de, hırsızlık suçunun işlenmesi sırasında gerçekleştirilen iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun şikâyete tabi olmadığı, kaldı ki suçun geceleyin işlenmesi nedeniyle geceleyin iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun zaten şikâyete bağlı olmadığı anlaşıldığından sanığın iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan cezalandırılması yerine, şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mağdurun ... Odun Köfte Salonu isimli iş yerinin sahibi olduğu, sanığın 5-6 ay kadar bu iş yerinde gece bekçisi olarak çalıştığı, olay tarihinden bir hafta kadar önce de işi bıraktığı, mağdurun 06.12.2013 günü sabah iş yerine geldiğinde iş yerinin mutfak kısmında asılı bulunan 15-18 kg civarında sucuk kangalların, buzdolabı içinde bulunan 30-35 kg kadar etin, 12 kg çayın ve 6-7 kg tereyağının yerinde olmadığını görmesi üzerine iş yeri kamera kayıtlarını incelediğinde, 1 hafta kadar önce işten ayrılan sanık ...'un hırsızlığı gerçekleştirdiğini gördüğü, ayrıca masa üzerine 3 adet A4 kağıdına, ... tarafından karmaşık şekilde yazılmış olan notların bırakılmış olduğunu, olay nedeniyle zararının 1.700,00 TL civarında olduğunu belirttiği, sanığın alınan savunmasında, söz konusu iş yerinde 8 ay gece bekçisi olarak çalıştığını, ancak kendisine sigorta yaptırmadıklarını ve kış ortasında işten çıkarttıklarını, 8 aylık alacağı olan 5.000,00- 6.000,00 TL. yerine 150,00 TL. verip işten çıkartıldığını, bunu gururuna yediremediğini ve çalındığı belirtilen malzemelerin hepsini alarak 1.200,00 TL'ye sattığını beyan ettiği, yapılan yargılama esnasında mağdurun şikâyetten vazgeçtiği anlaşılmıştır.
2. 09.12.2013 tarihli CD çözümleme tutanağı içeriğine göre olayın gece saat 01.00 sıralarında sanık tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.
3.Sanık suçunu ikrar etmiş, mağdur yargılama aşamasında şikâyetinden vazgeçmiştir.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun'un 144/1-b maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete bağlı olduğu, mağdurun şikâyetten vazgeçmesi ile hırsızlık suçundan açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerektiği, hırsızlık suçundan açılan kamu davasının düşürülmesi neticesinde iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun uzlaşmaya tabi hale geldiği, soruşturma aşamasında mağdura imzalattırılan 06.12.2013 tarihli uzlaşma formunda suç adının bulunmaması nedeniyle uzlaşma teklifinin usulüne uygun olarak yapılmadığı ayrıca sanığa da uzlaşma teklifinde bulunulmadığı anlaşılmakla sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hüküm bu nedenlerle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Salihli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.09.2015 tarihli ve 2014/67 Esas, 2015/465 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Ceza Dairesi, 2020/31020 E., 2021/3483 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
3-Perşembe Asliye Ceza Mahkemesince verilen kararın gerekçe kısmında 5237 sayılı Kanun'un 144. maddesinin tartışılmasına, hüküm kısmında da anılan madde gözetilerek ceza tayin edilmesine karşın, aynı kanunun 151.
2. Ceza Dairesi 2020/31020 E. , 2021/3483 K.
"İçtihat Metni"
Paydaş ile malik olunan mal üzerinde hırsızlık suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Perşembe Asliye Ceza Mahkemesinin 09/05/2019 tarihli ve 2018/52 esas, 2019/272 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 12/10/2020 gün ve 6719-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/10/2020 gün ve 2020/91464 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Paydaş ile malik olunan mal üzerinde hırsızlık suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Perşembe Asliye Ceza Mahkemesinin 09/05/2019 tarihli ve 2018/52 esas, 2019/272 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre;
1-Suç konusu balık ağlarına, sanık ile müştekinin babalarından miras kalması üzerine müştereken sahip oldukları, şüphelinin müştekinin rızası dışında başka bir şahsa söz konusu eşyayı sattığı, eylemin paydaş ile malik olunan eşya üzerinde hırsızlık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de, sanık ve müştekinin ortak kardeşleri olan ... 11/07/2018 tarihli duruşmada, yine kardeşleri olan ...'nın Gebze Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/300 talimat sayılı dosyasının 19/11/2018 tarihli oturumunda, ağların ...'a ait olduğunu beyan etmiş oldukları nazara alındığında, söz konusu balık ağlarının ...'a ait olduğu anlaşıldığından hırsızlık suçunun unsurları oluşmayacağı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesinde,
Kabule göre de;
2-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep" başlıklı 167/2. maddesinde yer alan "(2) Bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, dosya kapsamına göre, müşteki ... ile sanık ...'ın kardeş olmaları sebebiyle verilecek cezada yarı oranında indirim yapılması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde,
3-Perşembe Asliye Ceza Mahkemesince verilen kararın gerekçe kısmında 5237 sayılı Kanun'un 144. maddesinin tartışılmasına, hüküm kısmında da anılan madde gözetilerek ceza tayin edilmesine karşın, aynı kanunun 151. maddesi gösterilmek suretiyle ceza tayin olunmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, katılanın yokluğunda verilen Perşembe Asliye Ceza Mahkemesinin 09.05.2019 tarihli kararının 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine göre, öncelikle katılanın beyan ettiği, en son adrese tebliğ edilmesi, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip, bu adrese tebligatın yapılması gerekirken doğrudan MERNİS adresine tebligat yapılması nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu ve gerekçeli karar tebliği işlemi geçersiz olduğundan, hükmün usulüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle; kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, Perşembe Asliye Ceza Mahkemesinin 09.05.2019 tarihli kararının katılan ...’a tebliğ edilip, usulüne uygun olarak kesinleştirildikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup, (PERŞEMBE) Asliye Ceza Mahkemesinin verilip henüz kesinleşmeyen 09.05.2019 tarihli ve 2018/52 E., 2019/272 K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 23/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
6. Ceza Dairesi, 2020/5275 E., 2021/2711 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
01.01.2014 tarihinde bittiği, bu tarihten sonra kaldığı günlerin kirasının tarafınızdan ödenmesi gerektiği, televizyonunuzun emanete alındığı" şeklindeki yazının bulunması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin TCK'nın 144. maddesinde kalan suçu oluşturacağı anlaşıldığından sanık hakkında mahkumiyet hükmü yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
6. Ceza Dairesi 2020/5275 E. , 2021/2711 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Beraat
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Olay tarihinde müştekinin, sanığın kiracısı olduğu, kira süresinin 31.12.2013 tarihinde bittiği, 02.01.2014 tarihinde müştekinin eşyalarını almak için kaldığı aparttaki odasına gittiğinde odasında bulunan kendisine ait Finlux marka Led Televizyonunun olmadığını gördüğü, ayrıca giriş kapısının önünde mühürlü bir kağıt bulduğu, bu kağıdın yönetim tarafından bırakıldığını ifade ettiği olayda; dosya içerisinde bulunan 02.01.2014 tarihli yazı içeriği incelendiğinde; "Universal Hastanesiyle yapılan kira sözleşmesinin 01.01.2014 tarihinde bittiği, bu tarihten sonra kaldığı günlerin kirasının tarafınızdan ödenmesi gerektiği, televizyonunuzun emanete alındığı" şeklindeki yazının bulunması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin TCK'nın 144. maddesinde kalan suçu oluşturacağı anlaşıldığından sanık hakkında mahkumiyet hükmü yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 17.02.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
(Kapatılan)17. Ceza Dairesi, 2019/9636 E., 2019/16741 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
r borcu olup olup olmadığı sorulup, sanığın iş yerinden alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin deliller ve sanığa çalıştığı günler karşılığı herhangi bir ödeme yapılmış ise buna ilişkin belgeler dosya arasına getirtildikten sonra eylemin TCK’nun 144/1-b maddesi kapsamında kalıp kalmadığı tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şek
(Kapatılan)17. Ceza Dairesi 2019/9636 E. , 2019/16741 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1)Sanığın Cumhuriyet Savcılığında alınan savunmasında; katılanın çalındığını iddia ettiği telefon ve bilgisayarı maaş yerine katılanın kendisine verdiğini söylediği, yargılama aşamasında alınan beyanında da 1 ay çalışmasına rağmen maaşının ödenmediğini, sigortasının yapılmadığını bu sebepten tartışma yaşadıklarını ancak cihazları iş yerinde hiç görmediği ifade ettiği, müştekinin ise sanığın 3-4 aydır köfte dükkanında çalıştığını kabul ettiği ancak soruşturma ve kovuşturma aşamasında sanığın kendisinden alacağı olup olmadığına ilişkin bir açıklamasının bulunmadığı ve bu hususun kendisine sorulmadığı anlaşılmakla; müştekinin sanığa çalışması karşılığında yaptığı ödemeler, maaş olarak anlaşılan tutar ve sanığa maaş ödemesi dolayısıyla herhangi bir borcu olup olup olmadığı sorulup, sanığın iş yerinden alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin deliller ve sanığa çalıştığı günler karşılığı herhangi bir ödeme yapılmış ise buna ilişkin belgeler dosya arasına getirtildikten sonra eylemin TCK’nun 144/1-b maddesi kapsamında kalıp kalmadığı tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2)Anayasa Mahkemesinin hükümden sonra 24/11/2015 tarih 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarih 2014/140 Esas 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararı kapsam ve içerik itibarıyla yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... Taşçı’nın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 24/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Hukuku Özel Hükümler
Hırsızlık suçunun, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi durumunda hukuki sonuç nedir?
A) Suç oluşmaz, hukuki ihtilaf sayılır.
B) Hırsızlık suçunun temel şeklinden ceza verilir.
C) Suçun nitelikli hali sayılır ve ceza artırılır.
D) Daha az cezayı gerektiren bir haldir; şikayet üzerine indirimli ceza verilir.
E) Etkin pişmanlık hükümleri uygulanır.
Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.