5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 145

Türk Ceza Kanunu 145. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 145- (1) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/16 md.) Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir. Kullanma hırsızlığı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

214 karar eşleşti
6. Ceza Dairesi, 2022/4761 E., 2024/1879 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
Türk Ceza Kanunu’nun 145 inci maddesiyle daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl olarak “Değer azlığı”, hırsızlık suçu bakımından da suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” ibaresi ilâvesiyle- hüküm altına
6. Ceza Dairesi         2022/4761 E.  ,  2024/1879 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2306 E., 2020/1635 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Bursa. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23.05.2019 tarihli ve 2019/2306 Esas, 2020/1635 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 149/1-a-h maddesi uyarınca 11 yıl hapis cezası, hak yoksunlukları ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir. 2.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi’nin 08.09.2020 tarihli ve 2019/2306 Esas, 2020/1635 Karar sayılı karar ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri 1.Yağma suçunun unsurlarının oluşmadığına, 2.5237 sayılı Kanun'un 150/2 nci maddesinin uygulanması gerektiğine, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1.Mağdur ...'ın Mudanya'da bir köftecide paket servis elemanı olarak çalıştığı, olay tarihinde iş yeri tarafından ... Mahallesi .... Sokak No.... numaralı yere paket servis olduğunun bildirilmesi üzerine aracı ile yola çıktığı, söz konusu adrese geldiğinde burasının boş bir bina olduğunu gördüğü, aracı durdurduğu esnada yanına sanığın gelerek "bunlar mı bizim paketler kardeşim" dediği, mağdururun da evet diyerek ödeme tutarını sanığa söylediği, bunun üzerine sanığın yok sana ödeme siktir git diyerek cebinden çıkardığı bıçağı mağdura gösterdiği, bunun üzerine korkan mağdurun aracının kapılarını kilitleyerek olay yerinden uzaklaştığı şeklinde gerçekleştiğinin kabul edildiği görülmüştür. 2.Sanık ... iddianamedeki iddiaları kabul ettiğini ancak olayı tek başına gerçekleştirmediğini beyan etmiştir. 3.Mağdur ... İfadesinde: "Ben Mudanya ... Caddesinde faaliyet gösteren ... isimli işyerinde paket servisi elemanı olarak çalışmaktayım. Servis 16 ... .. plaka sayılı araç ile gitmekteyim. Bugün yani 05.05.2017 günü saat 21.15 sıralarında bana ... Mahallesi .... Sokak No:... sayılı yere paket servislerin olduğunu söylediler. Ben paketleri aldım servis fişini alarak araç ile yola çıktım. Götürdüğüm serviste 4 adet 200 gr ekmek arası köfte, 2 porsiyon patates, 1 adet kutu kola, 4 adet dondurmalı ekmek kadayıfı ve 3 adet ayran vardı. Servisleri götürdüğüm .... Sokağa araç ile girdim. No:... sayılı adrese geldiğimde adresin terk edilmiş boş bir bina olduğunu gördüm. Bu sırada yanıma daha önceden tanımadığım 1.70-1.75 boylarında, 55-60 kilolarda 16-17 yaşlarında üzerinde mavi gömlek bulunan siyah dağınık saçlı esmer tenli uzun yüzlü ve sivri çöeneli bir erkek şahıs geldi. Bu şahıs aracın sağ yan kapıyı açtı. Şahıs kapıyı açınca bunlar mı bizim paketler kardeşim dedi. Bende bu adrese getirdiğim paketler bunlar 93,00 TL ödemesi var dedim. Şahıs bu sırada poşetlere uzanmış idi. Bu şahıs yok sana ödeme falan ağzına sıçmadan siktir git buradan dedi ve bu sırada cebinden siyah saplı bir bı.ak çıkardı ve bıçağı bana gösterdi. Şahıs bir taraftan da servis paketlerini almıştı. Ben şahsın bana bıçakla zarar verebileceğini düşünerek hemen şahsın açtığı sağ ön kapıyı kapattım ve içerden aracın kapılarını kilitledim. Bana bıçak çekerek paketleri alan şahıs bu sırada aracın arka tarafında bekleyen yüzlerini ve eşkallerini görmediğim diğer üç şahsın yanına doğru gitti. Bende aracı çalıştırarak oradan uzaklaştım. Oradan uzaklaştıktan sonra önce işyerimi arayıp durumu bildirdim. Daha sonrada olayı bildirmek için Mudanya İlçe Emniyet Müdürlüğüne geldim. Benim çalıştığım işyerine 0534 ... .. .. nolu telefon hattında bu siparişler verilmiştir. Bu şahsı ben aradığımda şahıs bana tanımadığı şahısların kendisinden telefon görüşmesi yapmak için telefon istediklerini ve şahıslara telefonunu verdiğini şahıslarıun kim olduğunu bilmediğini söyledi. Bana bıçak göstererek benim götürdüğüm siparişlerin parasını vermeyip beni gasp eden görsem tanıyabileceğim şahıstan davacı ve şikayetçiyim." şeklinde beyanda bulunmuştur. 4. Sanığın olayı birlikte gerçekleştirdiğini iddia ettiği diğer tanıklar hakkında Ek Takipsizlik (KYOK) kararı verildiği anlaşılmıştır. 5.Dosya arasında bulunan 22.05.2017 tarihli Fotoğraf Teşhis tutanağına göre sanığın kesin ve net teşhis edildiği anlaşılmaktadır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1.Olay günü sanığın mağdurdan 93,00 TL değerindeki yemek siparişini aldığı olayda; sanığın mağdura yönelik eylemi hakkında nitelikli yağma kapsamında mahkûmiyet hükmü verilmiştir. Herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin değer azlığı indirimi de uygulanmamıştır. Türk Ceza Kanunu'nun “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150/2 nci maddesinde; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar inidirilebilir.” denilmektedir. Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 145 inci maddesiyle daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl olarak “Değer azlığı”, hırsızlık suçu bakımından da suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” ibaresi ilâvesiyle- hüküm altına alınmış bir husustur. Y.C.G.K.'nın 15.12.2009 günlü, .../242-291 esas ve karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 145. (veya 150/2) maddelerinde veya gerekçelerinde “Daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” koşulu yoktur. Elbette değerin az olmasına ilaveten, daha çoğunu alma olanağı varken daha azı alınmış ise; bu maddeler sanık lehine uygulanmalıdır. Ancak; her iki maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. Türk Ceza Kanunu'nun 145 veya 150/2 nci maddeleri uyarınca faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması kural olarak yeterli olup, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile aleyhe kıyas ve yorum yasağı gereği, kanunda bulunmayan başka bir koşul ihdas edilemez. Hâkim indirim oranını Türk Ceza Kanunu'nun 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır. Türk Ceza Kanunu'nun 145 ve 150/2 nci maddelerinin uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34, 223, 230 ve 289 uncu maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır. Öte yandan hâkim, Türk Ceza Kanunu'nun 145 veya 150/2 nci maddeleriyle kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır. Bu açıklamalardan değer az ise, verilecek cezadan mutlaka indirim yapılmalıdır gibi bir anlam da çıkartılmamalıdır. Diğer bir anlatımla indirim yapıp yapmama hususu her somut olayda özenle değerlendirilmelidir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce benimsenen içtihatları uyarınca; rögar kapağı, plaka, sürücü belgesi, kimlik belgesi ve bankamatik kartı gibi eşyaların hırsızlık suçuna konu olması halinde, ortaya çıkan tehlike veya bunların yeniden çıkartılması için sarf edilecek emek ve mesai vb.’de gözetilerek değer azlığı indirimi yapılmamalıdır. Bunun gibi kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, cinsel istismar gibi ağır suçların yağma ile birlikte işlenmesi hallerinde değer azlığı indiriminin yapılmaması hukuka, vicdana ve adalete de uygun olacaktır. Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, sanığın mağdurdan 93,00 TL değerinde yemek paketini yağmalaması karşısında, suç tarihi itibariyle paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, sanığa verilen cezada değer azlığı indiriminin yapılması gerekir. Açıklanan nedenlerle; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/2 nci maddesiyle sanığa verilen cezadan değer azlığı nedeniyle indirim yapılması hususunun gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. 2.İlk derece mahkeme kararının gerekçe kısmında "...sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanması hususunda mahkemede aksine kanaatin oluşmadığı da nazara alındığında sanığa hükmedilen cezadan 5237 sayılı Kanunun 62 nci maddesi uyarınca takdiri indirim uygulanarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.." yazılmasına rağmen kararın hüküm kısmında "sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına" şeklinde yazılarak çelişkiye ve karışıklığa neden olunması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi’nin 08.09.2020 tarihli ve 2019/2306 Esas, 2020/1635 Karar kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 14.02.2024 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

2. Ceza Dairesi, 2022/16165 E., 2023/551 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
bir adet bakır kepçe ve bir adet bakır kevgiri müşteki ...'in bahçesine attığı nazara alınarak sanık hakkında müşteki ...'ye karşı eyleminden dolayı TCK 'nın 142/1-b, 143, 35, 116/1, 4, 53/1 maddeleri, müşteki ...'e karşı eyleminden dolayı TCK 'nın 142/1-b, 143, 145, 151/1, 116/1, 4, 53/1 maddeleri, müşteki ...'e karşı eyleminden dolayı TCK 'nın 142/1-b, 143, 35, 116/1, 4, 53/1, 151/1, 53/1 maddel
2. Ceza Dairesi         2022/16165 E.  ,  2023/551 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR :Bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 18.03.2014 tarihli, 2014/6 soruşturma numaralı iddianamesiyle sanık ...'ün olay tarihinde gece saat 00.40 sularında kendisine ait ... plakalı aracı ile hırsızlık yapmak amacıyla ... köyüne gittiği, aracını burada bir yere park ettiği ve ilk önce müşteki ...'ye ait evin alt katında bulunan ve kapısı açık olan evin içerisine girdiği, içeriye karıştırdığı ancak çalacak herhangi bir şey bulamadan çıkıp gittiği ve eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, sanığın buradan çıktıktan sonra diğer müşteki ...'e ait kullanılmayan ikametinin dış kapısına zarar vermek suretiyle girdiği, buradan bir adet bakır kevgir, bir adet bakıp kepçe çaldığı, sanığın daha sonra buradan çıkarak diğer müşteki ...'e ait eve gittiği evin kapısını sert bir cisimle zorlayarak içeriye girdiği, içeride bulunan ağaç sandığı karıştırdığı ancak çalacak herhangi bir şey bulamadığı eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, akabinde sanığın diğer müşteki ...'e ait kullanılmayan eve gitiği, evin alt katında bulunan ikametin penceresinin tel kafesini söktüğü, pencere demirini eğerek kenara aldığı, buradan içeriye girdiği, içeriyi karıştırdığı ancak çalacak herhangi bir şey bulamadığı, sanığın burada hırsızlık yaparken köylüler tarafından fark edilmesi üzerine kaçmaya başladığı, kaçarken de müşteki ...'e ait evden çalmış olduğu bir adet bakır kepçe ve bir adet bakır kevgiri müşteki ...'in bahçesine attığı nazara alınarak sanık hakkında müşteki ...'ye karşı eyleminden dolayı TCK 'nın 142/1-b, 143, 35, 116/1, 4, 53/1 maddeleri, müşteki ...'e karşı eyleminden dolayı TCK 'nın 142/1-b, 143, 145, 151/1, 116/1, 4, 53/1 maddeleri, müşteki ...'e karşı eyleminden dolayı TCK 'nın 142/1-b, 143, 35, 116/1, 4, 53/1, 151/1, 53/1 maddeleri, müşteki ...'e karşı eyleminden dolayı TCK'nın 142/1-b, 143, 116/1,4, 35, 151/1, 53/1 maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır. B. ... Asliye Ceza Mahkemesinin 04.05.2016 tarihli 2014/102 Esas, 2016/565 Karar sayılı kararıyla; 1. Mağdur ...'ye karşı hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından 5237 sayılı TCK 'nın 142/1-b, 143, 35,116/1-4, 53 ve 58. maddeleri gereği 2 yıl 8 ay hapis ve 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve birinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, 2. Mağdur ...'e karşı hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından TCK 'nın 142/1-b, 143, 35,116/1-4, 151/1, 53 ve 58. maddeleri gereği 2 yıl 8 ay hapis, 2 yıl hapis ve 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve birinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, 3. Katılan ...'e karşı hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından TCK 'nın 142/1-b, 143, 35,116/1-4, 151/1, 53 ve 58. maddeleri gereği 2 yıl 8 ay hapis, 2 yıl hapis ve 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve birinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, 4. Mağdur ... hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından TCK 'nın 142/1-b, 143, 116/1-4, 151/1, 53 ve 58. maddeleri gereği 4 yıl hapis, 2 yıl hapis ve 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve birinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği görülmüş, 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan,04.03.2021 tarihli, kurulan mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi; mahkumiyetine yeterli kesin delil bulunmadığına ve diğer hukuka aykırılıklara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın olay tarihinde gece vakti ... Köyü'ne gelerek mağdurlar ..., ...,... ve katılan ... 'e ait evlere hırsızlık yapmak amacıyla girdiği, ...'e ait evden bir adet bakır kevgir, bir adet bakır kepçe çaldığı, diğer evlerden bir şey çalamadığı eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı, tanıklar ..., ... ve ...'in yeminli anlatımları, sanığın arabasının bozulması nedeniyle ilgili yerde bulunduğu savunmasına karşı Olay Yeri İnceleme Tutanağında, sanığın aracının kontak anahtarı ile yapılan ilk marşta çalıştığının bildirilmiş olması, tutanak içeriğine göre normal bir araçta bulunması gerekenden farklı aletlerin bulunmuş olması, sanığın kesintisiz takip sonucu yakalanmış olması, sanığın savunmasının hayatın olağan akışına uygun düşmemesi ve tüm dosya kapsamından üzerine atılı suçları işlediği vicdani kanaatine varılarak mahkumiyet hükümleri kurulmuştur. 2. Tanıklar ..., ... ve ...'in ifadeleri dosya içerisine alınmıştır. 3. Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında üzerine atılı suçları işlemediğini beyan etmiştir. 4. Kolluk görevlilerince 05.01.2014 tarihinde düzenlenen olay yeri inceleme raporu içeriğine göre; a.) ...'nin konutunun iki katlı, taş duvarlı ahşap tavanlı yığma taş duvardan bahçe duvarı olan bir köy evi olduğu, bahçe kapısı kontrol edildiğinde açık olduğu ev sahibinin 80-85 yaşlarında kulağı az işiten evinden hırsızlık olduğundan haberi olmayan konutun ikinci katında olduğunun görüldüğü, hırsızlık için evin alt katına girildiği, köy evinde bulunan malzemelerin karıştırıldığı, b.) ...'e ait olan ancak oğlu olan ... sorumluluğunda olan evin genel itibariyle kullanılmayan bir ev olduğunun görüldüğü, taş duvarlı bir avlu içerisinde üç odalı, her odanın kapısının kilitli olduğu ve bahçeye açıldığı, bahçenin kapısının eğri bir tel kancayla kilitlendiği ancak herhangi bir araca gereksinmeden elle açılabildiği, çalınan bir adet kevgir ve bakır kepçenin bu evin bahçesinde kapı önünden alındığı, c.) ...'in sorumluluğunda bulunan konutun bir kısmı taş bir kısmı briketle örülmüş bir avlu duvarı ile çevrili olduğu, iki adet kilitli bahçe kapısının olduğu, evin tek katlı bir ev olduğu, bahçe duvarının alt tarafında köydeki diğer evlerden gözükmeyecek bir noktaya ağaç bir merdiven dayanarak bahçeye girilebilir bir imkan sağlandığı, evin dış kapısı sert bir cisimle zorlanarak ağaç ve metal parçaların tahrip edildiği, açılan kapıdan içeriğe girilmiş kapı kilit mekanizması kilitli halde bulunduğu bu kapıdan girilen bir antre ve antreden eve girilen bir kapı olduğu kapının zorlandığı ancak açılamadığı , antrede bulunan malzemelerin sandığın karıştırılmış olduğu, d.) ...'e ait olan evin kullanılmadığı, evin alt ve üst katlarının kapıları kilitli, alt penceresinde çivili olan tel kafesin sökülmüş, pencere demiri eğilerek kenara alınmış ve buradan içeriğe girilmiş olduğu, içeride odun tahta parçaları ve çalı gibi maddelerin olduğu, içeride düzenlilik ya da dağınıklığa ait bir kanaate varılmadığı, e-) Sanığa ait araç içinde 1 adet çekiç, 1 adet hidrolik kriko, üç adet açık anahtar, 1 adet kurbağacık anahtar, 1 adet eğe, 1 adet maket bıçağı, 1 adet pense, sapı kırılmış tahra bulunduğu tespit olunmuştur. IV. GEREKÇE A. Sanık Hakkında ...'ye Karşı Hırsızlık ve Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Tanıklar ..., ... ve ...'in aşamalarda görgüye dayalı değişmeyen beyanları ve kolluk görevlilerince düzenlenen olay yeri inceleme tutanağı içeriğininde tanık beyanları doğrultusunda olduğu nazara alındığında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir B. Sanık Hakkında Mağdur ...’e Karşı Hırsızlık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Tanıklar ... ve ...'in aşamalarda görgüye dayalı değişmeyen beyanları göre sanığın ...'nin konutuna girdikten sonra ...'in konutuna girdiğini görerek muhtar tanık ...'a haber verdikleri, tanık ...'in ilgili yere gittiğinde sanığın kaçmaya başladığı mağdurun konutundan çaldığı bir adet kevgir ve bakır kepçeyi attığı ve mağdur ...'in konutuna girdiğini ve sanığı burada yakaladıklarını beyan ettikleri nazara alındığında sanığın kesintisiz takip sonucu yakalandığının anlaşılması karşısında, hırsızlık suçunun da teşebbüs aşamasında kaldığı ve sanık hakkında TCK'nın 35. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden tamamlanmış suçtan hüküm kurularak fazla ceza tayini, 2. İddianamede sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin uygulanması talep edildiği halde bu maddenin uygulanmaması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanınmadan 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, 3. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 29.09.2015 tarihli, 2015/13-103 Esas ve 2015/299 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK'nın 145/1. maddesinin uygulanmasındaki en önemli kriter kuşkusuz değer ölçüsüdür ve bu değerin “ceza vermeme” halini haklı kılacak düzeyde az olmasıdır. Hakim, çalınan veya çalınmaya kalkışılan bu değerin azlığını ya indirimli bir cezayla ya da suçun işlenmesindeki özellikler itibarıyla ceza vermemekle değerlendirebilecektir. TCK’nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının ” 5237 sayılı Kanun'a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun; daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği ve özgülenen kastı da değerlendirip yasal ve yeterli gerekçelerinin de gösterilerek uygulanabileceği gözetilerek somut olayda; suça konu çalınan bir adet kevgir ve bakır kepçe değerinin ne olduğuna ilişkin değer tespiti yaptırılarak; sonucuna göre 5237 sayılı TCK'nın 145. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. C. Sanık Hakkında Mağdur ...’e Karşı Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Olay ve Olgular bölümünde 4 numaralı paragrafın b bendi ve mağdurun aşamalarda konuta girilmek maksadıyla zarar verildiğine ilişkin beyanı bulunmadığı nazara alındığında mala zarar verme suçunun ne şekilde oluştuğu şüpheye yer bırakmayacak ve denetime olanak verecek şekilde açıklığa kavuşturulduktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. D. Sanık Hakkında Mağdur ...’e Karşı Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Olay ve Olgular bölümünde 4 numaralı paragrafın b bendi nazara alındığında sanığın hırsızlığa konu malları etrafı duvar ile çevrili bahçe içinden çaldığı nazara alındığında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. E. Sanık Hakkında Katılan ...'e Karşı Hırsızlık, Konut Dokunulmazlığının İhlali ve Mala Zarar Verme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Tanıklar ... ve ...'in aşamalarda görgüye dayalı değişmeyen beyanları göre sanığın ...'nin konutuna girdikten sonra ...'in konutuna girdiğini görerek muhtar tanık ...'a haber verdikleri, tanık ...'in ilgili yere gittiğinde sanığın kaçmaya başladığı mağdurun konutundan çaldığı bir adet kevgir ve bakır kepçeyi attığı ve mağdur ...'in konutuna girdiğini ve sanığı burada yakaladıklarını beyan ettikleri, sanığın katılan ...'in konutuna girdiğine dair bir görgülerinin olmadığı, kolluk görevlilerince düzenlenen rızaen teslim tutanağı içeriğinde sanığın üzerinde ele geçirilen saatin internet ortamında katılana resminin gönderildiği, katılanın telefon ile sözlü olarak kendisine ait girişte bulunan sandık içerisinde bulunan saat olduğunu belirttiğinin düzenlendiği ancak katılanın aşamalarda alınan savunmalarında babasına ait saatin kendisinde olduğunu , başka saatinin olup olmadığını beyan ettiği nazara alındığında sanığın, yüklenen suçları işlediğine ilişkin mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, hukuka uygun, kesin ve inandırıcı kanıtların bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın atılı suçtan beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. F. Sanık Hakkında Mağdur ...’e Karşı Hırsızlık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Tanıklar ... ve ...'in aşamalarda görgüye dayalı değişmeyen beyanları göre sanığın ...'nin konutuna girdikten sonra ...'in konutuna girdiğini görerek muhtar tanık ...'a haber verdikleri, tanık ...'in ilgili yere gittiğinde sanığın kaçmaya başladığı mağdurun konutundan çaldığı bir adet kevgir ve bakır kepçeyi hakimiyeti altına alamadan attığı ve mağdur ...'in konutuna girdiğini ve sanığı burada yakaladıklarını beyan ettikleri nazara alındığında sanığın hırsızlık kastıyla hareket ettiğine dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanığın savunmalarının aksine, mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı nazara alınarak ve sanığın atılı suçu işlediği yönündeki kuşkunun sanık lehine yorumlanarak beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. G. Sanık Hakkında Mağdur ...’e Karşı Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Olay ve Olgular bölümünde 4 numaralı paragrafın d bendi ve mağdurun aşamalarda alınan ifadelerinde evin boş olduğu, kimsenin oturmadığını beyan ettiği nazara alındığında suça konu yerin seyrekte olsa konut olarak kullanılmadığı anlaşılmakla; sanık hakkında, yasal unsurları oluşmadığından konut dokunulmazlığının ihlali suçundan beraat kararları verilmesi gerekirken yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet kararları verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. H. Sanık Hakkında Mağdur ...’e Karşı Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Olay ve Olgular bölümünde 4 numaralı paragrafın d bendinde açıklandığı üzere sanığın konuta girebilmek için konutun alt penceresinde çivili olan tel kafesini söktüğü ve pencere demiri eğdiği nazara alındığında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. I. Diğer Hukuka Aykırıklar Yönünden Sanık için tekerrüre esas alınan ...(...) ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/48 E., 2013/160 K. sayılı 12.06.2013 tarihinde kesinleşen mahkûmiyetine konu suçun 5237 sayılı TCK'nın 165/1. maddesinde yazılı suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçuna ait olduğu ve 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinde 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası uzlaşma kapsamına alındığının ve sanığın başka da tekerrüre esas alınabilecek sabıkası olmadığının anlaşılması karşısında, tekerrüre esas alınan bu ilam sebebi ile uyarlama yargılaması yapılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasının ve TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının sanıklar hakkında uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR A. Sanık Hakkında Mağdur ...'ye Karşı Hırsızlık, Konut dokunulmazlığının İhlali, Mağdur ...' Karşı Mala Zarar Verme, Mağdur ...'e Karşı Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.05.2016 tarihli ve 2014/102 Esas, 2016/565 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık Hakkında Mağdur ...' Karşı Hırsızlık ve Konut Dokunulmazlığının İhlali, Katılan ...'e Karşı Hırsızlık, Konut dokunulmazlığının İhlali Ve Mala Zarar Verme, Mağdur ...'e Karşı Hırsızlık Ve Mala Zarar Verme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.05.2016 tarihli ve 2014/102 Esas, 2016/565 Karar sayılı kararırına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2022/590 E., 2023/548 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza
tam metni aç
olduğuna ilişkin herhangi bir tespit veya beyanın bulunmadığının anlaşılması karşısında, belirtilen hususlar tespit edildikten sonra suça konu muslukların suç tarihi itibarıyla maddi değerlerinin araştırılarak sonucuna göre, sanık hakkında TCK'nın 145. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,"
Ceza Genel Kurulu         2022/590 E.  ,  2023/548 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 2. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 1277-1784 I. HUKUKİ SÜREÇ Nitelikli hırsızlık suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-a, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 31.12.2015 tarihli ve 162-1124 sayılı hükmün, sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 22.03.2021 tarih ve 7751-5973 sayı ile; "1- Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanığın suça konu caminin tuvaletinde yer alan muslukları söküp çalmak suretiyle TCK'nın 142. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde düzenlenen 'kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında' ve 2. fıkrasının (h) bendinde düzenlenen 'herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında' olmak üzere hırsızlık suçunun iki farklı nitelikli hâlini ihlal ettiği, böylelikle sanığın, suçun daha ağır cezayı içeren nitelikli hâli olan TCK'nın 142. maddesinin 2. fıkrasının (h) bendi uyarınca cezalandırılması gerektiği hâlde suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun'un 142/1-a maddesiyle hüküm kurulması, 2- Çalınan muslukların nitelikleri ile kaç adet olduğuna ilişkin herhangi bir tespit veya beyanın bulunmadığının anlaşılması karşısında, belirtilen hususlar tespit edildikten sonra suça konu muslukların suç tarihi itibarıyla maddi değerlerinin araştırılarak sonucuna göre, sanık hakkında TCK'nın 145. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması," İsabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Yerel Mahkeme ise 20.09.2021 tarih ve 1277-1784 sayı ile; "Suça konu yerin cami şadırvanı ve tuvaletine ait musluklar olup bina dahilinde kilitlenerek muhafaza altına alınmış herhangi bir eşyanın söz konusu olmadığı, muslukların bulunduğu yerde kilitlenerek kapatılmadıkları, çok sayıda musluk olması da dikkate alınarak sanık hakkında değer azlığı hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı," şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükmün de sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2022 tarihli ve 157407 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 36. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 10.11.2022 tarih ve 9599-18687 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; 1- Sanığın eyleminin TCK'nın 142/1-a maddesinde yazılı suçu mu yoksa aynı Kanun'un 142/2-h maddesinde düzenlenen suçu mu oluşturduğu, 2- Sanık hakkında kurulan hükümde TCK'nın 145. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilip verilmediği, Hususlarının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Katılan ...’nın, müezzini olduğu Yunus Emre Caminin tuvalet bölümünde bulunan muslukların çalındığı yönünde 24.01.2015 tarihinde müracaatta bulunması üzerine soruşturmaya başlanıldığı, Görgü tespit tutanağı ve ekli krokide; suça konu cami ve etrafının duvar ile çevrili olup iki farklı kapıdan girişinin bulunduğu, Tosun Sokak üzerinde bulunan kapının ana giriş kapısı olduğu, girişe göre sağ tarafta cami binasının yer aldığı, şadırvan ve tuvalet bölümünün ise aynı bahçe içinde ancak Ulu Cami Sokak üzerinde bulunan giriş kapısı tarafında olduğu, şadırvan yönündeki kapıdan içeriye girildiğinde sol taraftan on metre kadar sonra karşıda tuvalet binasının bulunduğu, üstü kapalı, kapı ve penceresi olan tuvalet bölümünden dört adet musluğun sökülmüş olduğu tespitlerine yer verildiği, Görüntü izleme tutanağında; 24.01.2015 tarihinde saat 09.46’da erkek bir şahsın Yunus Emre Caminin tuvalet binasına girdiğinin, abdesthane bölümüne geçerek suların akıp akmadığını kontrol ettiğinin, daha sonra saat 09.48’de elinde bulunan bir poşet ile dışarıya çıktığının, aynı erkek şahsın bir gün önce de saat 10.00 sıralarında abdesthanede bulunan yedi adet musluk başını sökerek geri taktığının, görüntülerde kaydı bulunan şahsın sanık ... olduğunun belirtildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan aşamalarda; Yunus Emre Caminin imamı olduğunu, sabah namazlarından sonra açık tuttuğu cami ve şadırvan ile tuvaletlerin bulunduğu yerleri sürekli kontrol ettiğini, 23.01.2015 tarihinde saat 10.50 civarında caminin şadırvan bölümündeki musluk başlıklarının gevşek olduğunu görünce kamera görüntülerini izlediğini, erkek bir şahsın ana vanadan suyu kapatarak muslukları söktüğünü ancak kamerayı fark edince tekrar yerine takarak olay yerinden ayrıldığını tespit ettiğini, 24.01.2015 tarihinde saat 11.00 sıralarında caminin tuvalet bölümündeki musluk başlıklarının yerinde olmadığını fark edip kamera kayıtlarını kontrol ettiğinde, bir gün önce şadırvanın musluklarını söken şahsın yine camiye gelerek bu kez tuvaletlerdeki muslukları götürdüğünü tespit ettiğini beyan etmiştir. Sanık soruşturmada kamera görüntülerindeki şahsın kendisi olduğunu, elinde bir poşet bulunduğunu ancak poşetin içinde ne olduğunu hatırlamadığını, hırsızlık olayı ile bir ilgisinin olmadığını, Kovuşturmada; önceki beyanlarından farklı olarak suyun boşa akmaması amacıyla musluklardan birisinin su sızdırdığını katılana söylediğini ancak katılanın muslukları çaldığını ileri sürerek kendisini suçladığını, Savunmuştur. IV. GEREKÇE Uyuşmazlık konularının sırasıyla ele alınmasında fayda bulunmaktadır. I- Sanığın eyleminin TCK'nın 142/1-a maddesinde yazılı suçu mu yoksa aynı Kanun'un 142/2-h maddesinde düzenlenen suçu mu oluşturduğuna ilişkin uyuşmazlık konusunun değerlendirilmesi; A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar TCK'nın 141/1. maddesinde yer alan "zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alma" şeklindeki düzenleme ile hırsızlık suçunun temel şekli tanımlanmış, aynı Kanun'un 142. maddesinde ise suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri sayılmıştır. TCK'nın "Nitelikli hırsızlık" başlıklı 142. maddesinin birinci fıkrasının uyuşmazlık konusu ile ilgili hükümleri; "(1) Hırsızlık suçunun; a) Kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında, b) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında, ... İşlenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur..." şeklinde düzenlenmiş iken, suç tarihinden önce 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesiyle TCK'nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yürürlükten kaldırılarak ikinci fıkraya “h) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında” bendi eklenmiş, birinci fıkradaki “iki yıldan beş yıla kadar hapis” şeklindeki yaptırım “üç yıldan yedi yıla kadar hapis” olarak, ikinci fıkradaki “üç yıldan yedi yıla kadar hapis” şeklindeki yaptırım ise “beş yıldan on yıla kadar hapis” olarak değiştirilmiştir. Görüldüğü gibi 6545 sayılı Kanun ile TCK'nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi muhafaza edilerek ceza süresi artırılmış; aynı Kanun ile bu fıkradaki (b) bendi yürürlükten kaldırılmış; ilga edilen bendin metni korunmak suretiyle aynı maddenin ikinci fıkrasına (h) bendi olarak eklenmiş ve bu bentte yazılı suç için beş yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. TCK'nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki nitelikli hâlin oluşması için hırsızlık suçunun; kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında işlenmesi gerekmektedir. Kamu kurum ve kuruluşları kavramından, devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu yasama, yürütme ve yargı niteliğindeki kamu hizmetlerinin görüldüğü yerler anlaşılmalıdır. Örneğin TBMM, bakanlıklar, valilikler, kaymakamlıklar, belediyeler, üniversiteler, okullar, postaneler, adliyeler, kamu hastaneleri, kamu bankaları birer kamu kurum veya kuruluşudur. Suçun işlendiği sırada bu yerlerin kamu hizmetinin yerine getirilmesi için tahsis edilmiş olması yeterli olup bina şeklinde bulunması gerekmez. Bu kapsamda, deprem nedeniyle adliye işlerinin görüldüğü bir çadırda gerçekleşen hırsızlık eyleminde bu nitelikli hâlin uygulanması gerekir (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara 2015, s; 544 vd). İbadete ayrılmış yer kavramı ise dış dünyadan ayrılmış ve sadece insanların ibadetlerini yapmalarına özgülenmiş her türlü yer şeklinde tanımlanabilir. Dolayısıyla, ibadete ayrılmış yerin bina niteliğinde olmasında bir zorunluluk bulunmamaktadır. Kanun koyucu bu bentte "kime ait olursa olsun" ibaresine yer vermekle, eşyanın kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde olmasını yeterli görmüştür. Eşya, kamu kurum ve kuruluşlarına veya ibadete ayrılmış yerlere ve burada çalışan kişilere ait olabileceği gibi bu kurum ve kuruluşlarda verilen hizmeti almak üzere gelen kişilere ya da ibadete ayrılmış yerlerde ibadet edenlere de ait olabilir. Eşyanın bu yerlerden alınması yeterli olup kime ait olduğunun bir önemi bulunmamaktadır. Ancak madde metni gözetildiğinde, eylemin anılan yerlere ait eklentilerde gerçekleştirilmesi durumunda bu nitelikli hâl uygulanmayacaktır. Bentte düzenlenen diğer bir nitelikli unsur da suçun kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında işlenmiş olmasıdır. Burada eşyanın nerede bulunduğu değil tahsis amacı önem taşımaktadır. Örneğin çeşme, parklardaki oyun araçları, elektrik direkleri, sokak lambaları, trafik ışık ve levhaları, telefon telleri, telefon kulübeleri, banklar bu kapsamdadır. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK'nın 142. maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinde ise iki ayrı nitelikli hâl düzenlenmiştir. Birincisi herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış olan eşyanın çalınmasıdır. Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için eşyanın, herkesin girebileceği bir yerde bulunmasının yanında, kilitlenmek suretiyle de muhafaza altına alınmış olması gerekir. Madde gerekçesinde bu husus, "Ancak bina tanımına girmeyen bir yerde, örneğin otomobilde bulunan eşya hakkında muhafaza altına alınma koşulu aranmış, böylece kapıları kilitli olmayan veya camları kapatılmamış bir otomobildeki eşyanın çalınması nitelikli hırsızlık kabul edilmemiştir." açıklamasıyla vurgulanmıştır. Herkesin girebileceği yer kavramından, cadde, sokak, pazar yeri veya meydan gibi hiçbir sınırlama, engel olmadan kişilerin girme imkânı bulunan kamuya açık yerler anlaşılmalıdır. Bentte yer alan ikinci nitelikli hâl ise bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşyanın çalınmasıdır. Bu nitelikli hâlde öngörülen "bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış" ibaresinden anlaşılması gereken, eşyanın mutlaka belli bir yere kilitlenmesi ya da gizlenmesi olmayıp bina veya eklentisi içinde bulundurulmuş olmasıdır. Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşması için farklı neviden fikri içtima ve görünüşte içtima kavramlarına da değinmekte fayda bulunmaktadır. Farklı neviden fikri içtima TCK’nın 44. maddesinde; “İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş olup bu hükmün uygulanabilmesi için işlenen bir fiille birden fazla farklı suçun oluşması gerekmektedir. Kanun koyucu, işlediği bir fiille birden fazla farklı suçu işleyen failin, fiilinin tek olması nedeniyle en ağır ceza ile cezalandırılmasını yeterli görmüş, bu şekilde non bis in idem kuralı gereğince bir fiilden dolayı birden fazla kez cezalandırılmasının da önüne geçilmesini amaçlamış, erime sistemi ni benimsemek suretiyle, bu suçlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı ceza verilmesi ile yetinilmesini tercih etmiştir. Görünüşte içtima ise çeşitli normların aynı fiille ilgili görünmelerine rağmen aslında bunlardan yalnız birinin uygulanabilmesidir (Kayıhan İçel, Suçların İçtimaı, İstanbul, 1972, s. 167). Görünüşte içtima kanunda düzenlenmemiştir, ancak ceza normlarının birbirleriyle olan ilişkisi ve bunların yorumundan aynı fiille ilgili görülen çeşitli normlardan sadece birinin uygulanabileceği sonucuna varmak mümkün olduğundan, kanun koyucunun görünüşte içtima şekillerine yer vermesi gerekmemektedir. (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2015, s.519). Görünüşte içtima hâlinde gerçekte sadece bir norm ihlal edilmekte olup diğer normların ihlali sadece görünüştedir. Çünkü suç tiplerine ilişkin normların hepsi fiilin haksızlık muhtevasını tümü ile kapsamakla beraber gerçekte uygulanacak olan norm, haksızlık muhtevası itibarı ile diğer normları da tüketmekte, tüm normlar haksızlık ilişkisi bakımından tamamen örtüşmektedir. Dolayısıyla, normlardan sadece biri gerçekte uygulanma kabiliyetine sahiptir (Neslihan Göktürk, Fikri İçtima, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, s. 73-74.). Görünüşte içtima hâllerinde hangi hükmün uygulanması gerektiği, tüketen-tüketilen norm ilişkisi, yardımcı (tali) normun sonralığı ve özel normun önceliği gibi ilkelere göre belirlenmektedir. Bir ceza normu bir veya daha fazla başka ceza normlarını bünyesine almış ise tüketen-tüketilen norm ilişkisinden söz edilir. Bu durumda normları bünyesine alan ceza normu, diğer normları tüketmektedir. Bu takdirde fiile sadece tüketen norm uygulanabilecektir. TCK'nın 42. maddesinde tanımlanmış olan bileşik suç tüketen-tüketilen norm ilişkisinin tipik görünümlerinden birisidir. Örneğin yağma suçu, hırsızlık ve cebir/tehdit suçlarını bünyesinde barındırmakta, başka bir anlatımla o suçları tüketmektedir. Yardımcı (tali) normlar da, asli normlarla benzer hukuki yararları koruyan normlardır. Bu tür normlar, asli normların tatbik edilemeyeceği durumlarda kanunda boşluk oluşmasını engellemek amacıyla getirilmiş düzenlemelerdir. Asli-yardımcı norm ilişkisinin olduğu durumda fiile yardımcı norm değil asli norm uygulanacaktır. Bir normun yardımcı norm mu asli norm mu olduğunun, asli normun uygulanamadığı yerlerde başvurulan bir norm olmasından anlaşılması bir yana, düzenleme içinde, "fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde", "kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında" veya "eylemin başka bir suç oluşturmaması hâlinde" gibi ifadelerin yer alıp almamasına göre de belirlenmekte, bu gibi ifadelerin yer aldığı normların yardımcı norm olduğu kabul edilmektedir. TCK'nın 257 ve 261. maddelerinde de benzer ifadeler bulunduğundan bu maddelerle getirilen hükümlerin yardımcı norm niteliğinde oldukları kabul edilebilir. Genel norm ile aynı hukuki yararı koruyan özel norm, genel normun tüm unsurlarını taşımakla birlikte genel normda yer almayan özel bazı unsurları da ihtiva etmektedir. Böyle bir durumda özel normun önceliği ilkesi uyarınca olaya genel norm değil özel norm uygulanacaktır. Suçun temel ve nitelikli hâlleri arasındaki ilişki, özgü suç ve genel suç arasındaki ilişki ile genel ve özel kanun arasındaki ilişki, özel-genel norm ilişkisi içinde değerlendirilmektedir (... Emin Artuk-Ahmet Gökçen- Ahmet Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2014, s. 636; Veli Özer Özbek, ... Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 2015, s. 612-613; Berrin Akbulut, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2016, s. 685-686). Örneğin TCK’da zimmet suçunu düzenleyen 247. madde hükmü genel norm niteliğinde iken 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160. maddesinde düzenlenmiş olan zimmet suçu özel norm niteliği taşıdığından, Bankacılık Kanunu kapsamındaki bir banka görevlisinin zimmet suçunu işlemesi durumunda özel normun önceliği ilkesi gereğince TCK'nın 247. maddesi değil Bankacılık Kanunu'nun ilgili hükmü uygulanacaktır. İşlenen bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşması hâlinde uygulanma imkânı bulunan TCK'nın 44. maddesinin, bir fiil ile aynı suçun daha ağır veya daha hafif cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hâlinin ihlal edilmesi durumunda uygulanması mümkün değildir. Dolayısıyla aynı suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerine ilişkin düzenlemeleri içeren TCK'nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve ikinci fıkrasının (h) bentleri arasında farklı neviden fikri içtima ilişkisinden söz edilemeyecektir. Görünüşte içtima kuralları yönünden ise hırsızlık suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerine ilişkin düzenlemeleri içeren TCK'nın 142. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve 2. fıkrasının (h) bentleri arasında tüketen-tüketilen veya asli-tali norm ilişkisinin bulunmadığı da kuşkusuzdur. Özel-genel norm ilişkisi bakımından ise anılan bentler, hırsızlık suçunun temel şeklinin düzenlendiği TCK'nın 141. maddesine nazaran özel norm niteliğinde bulunmakla birlikte, kendi aralarında bu türde bir görünüşte içtimaya konu olamayacaklardır. Gelinen aşamada ifade etmek gerekir ki, kanun koyucunun ceza hukukuna ilişkin düzenlemeler bakımından eylemin haksızlık içeriğine ve suçla korunan hukuki değere göre hangi çeşit ve ölçülerde ceza verileceğini belirleme yetkisi vardır. Bu şekilde cezanın caydırıcılık fonksiyonunun da işlerlik kazanması sağlanacaktır. Nitekim, kanun koyucu hırsızlık suçunun mağdurlar ve toplum üzerindeki etkisini göz önüne alarak 6545 sayılı Kanun ile TCK’nın 142. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarındaki nitelikli hâllere ilişkin cezaları artırmış, ilga ettiği TCK'nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan nitelikli hâlin haksızlık içeriğinin daha fazla olduğunu kabul edip daha ağır ceza öngören 142. maddenin ikinci fıkrasına (h) bendi olarak eklemiştir. Diğer taraftan kanun koyucu, hırsızlık suçunun ibadete ayrılmış yerlerde bulunan eşya hakkında işlenmesi hâline özel bir önem atfederek bu durumu cezayı artıran nitelikli hâl olarak kabul etmiştir. İbadete ayrılmış yerin bina niteliğinde olmasında bir zorunluluk bulunmadığı göz önüne alındığında, suçun bina vasfında olmayan ibadete ayrılmış yerlerde işlenmesi durumunda bu nitelikli hâlin uygulanacağında bir şüphe bulunmamaktadır. İbadete ayrılmış yerin bina vasfında olması durumunda ise bu yerin bina niteliği esas alınmaksızın daha az cezayı öngören 142. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin uygulanması, aynı maddenin ikinci fıkrasının (h) bendinin ancak bu yerlerin ibadete ayrılmış yer vasfını kaybetmesinden sonra tatbik edilmesi sonucunu doğuracaktır ki bu durumun kanun koyucunun iradesine aykırılık teşkil edeceği ortadadır. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Sanığın 24.01.2015 tarihinde saat 09.45 sıralarında katılanın müezzini olduğu Yunus Emre Camine hırsızlık amacıyla gelerek cami ile aynı bahçede bulunan ve ayrı bir yapı niteliğinde olan tuvalet bölümüne girip dört adet musluk başlığını çaldığı anlaşılan dosya kapsamında; İbadete ayrılmış bir yer olmadığında kuşku bulunmayan caminin tuvalet bölümünün, etrafı duvarla çevrili cami binası ile aynı bahçe içinde bulunması nedeniyle caminin eklentisi niteliğinde olması, kaldı ki, tuvaletlerin bulunduğu yerin kendisinin de bina vasfını taşıması nedeniyle içinde bulunan eşya bakımından muhafaza altına alınma koşulunun gerçekleşmiş olması, suça konu muslukların muhafaza edilmek amacıyla ayrıca kilitlenmesinin gerekmemesi karşısında, TCK'nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen "kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında" ve ikinci fıkrasının (h) bendinde düzenlenen "bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında" olmak üzere hırsızlık suçunun iki farklı nitelikli hâlini ihlal eden sanığın, suçun daha ağır cezayı içeren nitelikli hâli olan TCK'nın 142. maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi uyarınca cezalandırılması gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, isabetli bulunmayan Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın eyleminin TCK'nın 142/1-a maddesinde yazılı bulunan suçu oluşturduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II- Sanık hakkında kurulan hükümde TCK'nın 145. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilip verilmediğine ilişkin uyuşmazlık konusunun değerlendirilmesi; A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar TCK’nın 145. maddesinde; “(1) Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” hükmü yer almakta iken anılan hüküm, 08.07.2005 tarihli ve 25869 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5377 sayılı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. maddesi ile; “(1) Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” şeklinde değiştirilmiştir. Madde ile hırsızlık suçlarında, suça konu değerin azlığı nedeniyle hâkime, cezada indirim yapma veya ceza vermeme yönünde geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, değer azlığı ile ilgili olan ve bu konudaki içtihada, daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma şeklinde yansıtılan görüşünün, TCK'nın 145. maddesi uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün görülmemekte ve maddenin uygulanabileceği hâllerden biri olarak kabul edilmekte ise de maddenin sadece bu tanımlamayla sınırlandırılması mümkün değildir. TCK'nın 145. maddesinin gerek ilk şekli gerekse değiştirilmiş biçimi, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır. Değer azlığı ile kanun koyucu tarafından neyin kastedildiği, tereddütleri önleyecek biçimde açıklığa kavuşturulmamış, rakamsal bir sınırlandırma getirilmemiş fakat hâkime, yargılama konusu maddi olayla ilgili olarak takdir ve değerlendirme yetkisi tanınmıştır. Ne var ki kanun koyucu, hâkimin takdirini soyut ve farklı bir disiplinle sınırlandırmıştır. O da, az olarak kabul edilecek değerin, hâkimin takdirinde ceza vermekten vazgeçmesini gerektirecek ölçüde ehemmiyetsiz olması, başka bir ifade ile değere dayalı ihlalin ceza verilmemeyi nasafeten haklı saydıracak alt düzeyde bulunmasıdır. Hâkim, çalınan veya çalınmaya kalkışılan bu değerin azlığını ya indirimli bir cezayla ya da suçun işlenmesindeki özellikler itibarıyla ceza vermemekle değerlendirebilecektir. Maddenin ilk metninden sonraki değişiklikte "suçun işleniş şekli ve özellikleri göz önünde bulundurularak" ibaresinin, "cezada indirim" seçeneğinden sonra ve "ceza vermekten vazgeçilebilir" seçeneğinden önce yazılmasının, suça konu malın değerini farklılaştırmayacağı açıktır. Bu nedenle az ceza verme seçeneğinde daha yüksek değerin aranacağı, ceza vermekten vazgeçme hâlinde ise daha az bir değerin aranmasının gerekli olduğu sonucuna ulaşılmamalıdır. Bu itibarla, TCK'nın 145. maddesinin uygulanmasında, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 522. maddesinde öngörülen "hafif" ya da "pek hafif" kavramlarıyla irtibatlı bir yoruma girilmemeli, Yargıtay'dan, anılan maddenin uygulanması sürecindeki içtihatlarına paralel şekilde, yıllık değer ölçülerini belirlemesi beklenmemelidir. TCK'nın 145. maddesinin düzenleniş amacı gözetilmeli, belirtilen hükmün 765 sayılı Kanun'un 522. maddesinden farklı olduğu kabul edilmelidir. Hâkim, suça konu eşyanın değerinin az olup olmadığı yönündeki değerlendirmesinin yanı sıra her somut olayda, suçun işleniş şekli, mağdur veya sanığın konumu, olayın gerçekleştiği yer ve zamanı dikkate almalı, TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere "işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı" olacak şekilde belirlediği hapis cezası ile suça konu eşyanın değerini karşılaştırarak hakkaniyet ilkesini de gözetmek suretiyle ceza adaletini sağlamalıdır. Görüldüğü gibi madde ile getirilen sistem, sadece malın değerinin objektif ölçütlere göre belirlenerek cezadan indirim yapılması veya ceza verilmemesinden ibaret değildir. Kimi hâllerde belirlenen hapis cezasının, suça konu eşyanın değerinin azlığı karşısında ağır olacağı düşünülebilir ise de örneğin, bir kişinin sınav belgesinin çalınarak sınava girmesinin engellendiği bir durumda, suça konu sınav belgesinin değeri az olmakla birlikte olay sebebiyle suç mağdurunun telafisi imkânsız bir duruma düşmüş olması nazara alınarak hakkaniyet ilkesi gereğince maddenin uygulanmasına yer olmadığına karar verilebilecektir. Buna göre her somut olayda mağdurun konumu, failin kişiliği ve suçun işleniş şekli ayrı ayrı değerlendirilmeli, faili, meydana gelen haksızlığa iten etkenler ve bu haksızlığın mağdur üzerindeki etkileri de gözetilerek, maddenin uygulanıp uygulanmayacağı ve özellikle ceza verilmeme hâliyle ilgili seçeneğin, failin eylemine uygun düşüp düşmeyeceği belirlenmeli ve şekillenen takdirin gerekçesi kararda gösterilmelidir. Ancak burada TCK’nın 147. maddesinde düzenlenen "ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için hırsızlık suçunun işlenmesi" hâli ile 145. maddede öngörülen değer azlığı kavramı karıştırılmamalıdır. 145. maddede öngörülen değer azlığı ile zorunluluk hâlini düzenleyen 147. maddenin uygulanma şartları birbirinden farklı olup 147. maddenin ayırıcı ölçütü, hırsızlığın ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için yapılmasıdır. Burada hırsızlığın konusu olan malın değerinin az veya çok olmasının herhangi bir önemi yoktur. Örneğin, ölümcül bir hasta için eczaneden çok pahalı bir ilacın çalınması söz konusu olabilir. Buradaki ölçüt değer değil, ağır ve acil bir ihtiyaç için bu malın çalınmasıdır. Buna karşılık TCK'nın 145. maddesinin uygulanmasındaki en önemli kriter, kuşkusuz değer ölçüsüdür ve bu değerin ceza vermeme ya da belirlenecek bir oranda indirim uygulama hâlini haklı saydıracak düzeyde az olması gerekir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 20.06.2017 tarihli ve 733-341 sayılı; 27.11.2018 tarihli ve 1043-577 sayılı kararlarında da anılan hususlara işaret edilmiştir. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Sanığın, katılanın müezzini olduğu caminin eklentisi niteliğinde bulunan, kendisi de ayrı bir yapı şeklindeki tuvalet bölümüne girerek dört adet musluk başlığını çaldığı anlaşılan dosya kapsamında; suçun işleniş şekli ve özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, değere dayalı ihlalin ceza verilmemesini nesafeten haklı saydıracak düzeyde olmaması nedeniyle somut olayda ceza verilmekten vazgeçilemeyecek ise de suça konu muslukların değerlerinin araştırılması, elde edilecek sonuca göre suç tarihinde paranın satın alma gücü ve ekonomik şartlar da gözetilerek sanık hakkında kurulan hükümde TCK'nın 145. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, isabetli bulunmayan Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.09.2021 tarihli ve 1277-1784 sayılı direnme kararına konu hükmünün, a- Sanığın eyleminin TCK’nın 142/2-h maddesinde yazılı suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılmak suretiyle eksik cezaya hükmolunması, b- Sanık hakkında TCK’nın 145. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi, İsabetsizliklerinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.10.2023 tarihinde yapılan müzakerede birinci uyuşmazlık bakımından oy çokluğuyla, ikinci uyuşmazlık bakımından oy birliğiyle karar verildi.
6. Ceza Dairesi, 2022/3143 E., 2023/14476 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
5237 sayılı Kanun'un 145 inci maddesiyle daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl olarak “Değer azlığı”, hırsızlık suçu bakımından da suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” ibaresi ilâvesiyle- hüküm altına
6. Ceza Dairesi         2022/3143 E.  ,  2023/14476 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/3894 E., 2019/1958 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Sanık ... hakkında ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/147 Esas, 2018/414 Karar sayılı ilâmı ile mahkûmiyetine karar verildiği, mahkeme ilâmının sanık müdafinin yüzüne karşı verildiği, ayrıca kararın sanığın mernis adresi olan ... Mah. ... Nolu Sk. No:3 ... adresine tebliğatın yapıldığı, sanık veya sanık müdafinin 7 günlük istinaf süresinde dosyanın istinafa gönderilmesi için dilekçe vermesi gerekirken bu süre geçtikten sonra diğer sanık olan ... yönünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2018/3894 Esas, 2019/1958 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından 07.01.2020 tarihli dilekçe ile temyiz edildiği, dilekçenin ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmesi üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 276/1 maddesine göre değerlendirme yapılmak üzere ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin iade edildiği, mahkemesince 13.01.2020 tarihinde temyiz talebinin reddine karar verildiği anlaşılmakla temyizin kapsamının sanık ...'e olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.10.2018 tarihli ve 2018/3894 Esas, 2019/1958 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c-d maddesi uyarınca 11 yıl hapis cezası ile 149/1-a-c-d maddesi uyarınca 12 yıl hapis cezası ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir. 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 17.12.2019 tarihli ve 2018/3894 Esas, 2019/1958 Karar sayılı karar ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri 1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2.Eksik inceleme ile karar verildiğine, 3.Beraat etmesi gerektiğine, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1.Kardeş olan sanıklar ... ve ...'in anne babaları olan mağdurlar ... ve ... ile aynı ikamette 1. katta kaldıkları ve abileri olan tanık M.E.'nin aynı apartmanın 3. katında kaldığı, sanıkların uyuşturucu madde bağımlısı oldukları, uyuşturucu madde satın almak için sürekli para istedikleri, mağdurların kendilerine para vermedikleri zaman evde huzursuzluk çıkardıkları, tehdit ettikleri, 12.11.2016 tarihinde sanıkların aynı ikamette yaşadıkları annesinden para istedikleri, mağdur ... kabul etmediğinde "para vermezsen seni öldürürüz" şeklinde tehdit ettikleri, mağdurun sanıklardan korkarak 15,00 TL para vermek zorunda kaldığı, yine sanıkların 01.12.2016 tarihinde aynı ikamette yaşadıkları babasından para istedikleri vermeyince sanık ...'ın elindeki bıçağı çekerek "bana 4-5 milyar para vereceksin, para vermezsen seni öldürürüm, hepinizi yakarım" şeklinde tehdit ettiği, diğer sanık ...'in de aynı şekilde sanık ...'a destek vererek mağduru tehdit ettiği, mağdurun korkarak cebindeki 26,00 TL'yi sanık ...'a verdiği olayda, oluş açıklandığı şekli ile kabul edilmiştir. 2.Sanık ... Savunmasında: " Müştekiler annem ve babam olur. Uyuşturucu kullanıyorum. Kullandığım uyuşturucunun etkisi ile anneme ve babama karşı ne gibi bir eylemde bulunduğumu hatırlamıyorum. Suçlamayı kabul etmiyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur. 3.Mağdur Yunus Eren Beyanında; "Sanıklar oğullarım olurlar. Her ikisi de uyuşturucu kullanırlar. Ben düzenli olarak kendilerine hergün 20-25 TL gibi para veriyorum. Ancak paraları yetmediği zaman ve para istediklerinde vermediğimiz zaman "para vermezsen seni öldürürüm " şeklinde laflar söylüyor. Olayın olduğu tarihte de benzer şekilde söyleyip söylemediğini hatırlamıyorum. Çocuklar para istedikleri zaman gidip başka yerden çalmasınlar diye mecburen para veriyoruz. Anlattığım eylemleri her iki oğlumda yapıyordu ancak olay tarihinde hangisi ne şekilde yaptı hatırlamıyorum. Olaydan dolayı şikayetçi değilim. Katılma talebim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur. 4.Mağdur ... Beyanında: "Sanıklar oğullarım olurlar. Eşimin anlattığı şekilde oğullarım bizden para isteyince vermezsek kızıyorlar. Olay tarihinde uyuşturucu kullanmıştı. Kendisinde değildi. "Para vermezsen seni öldürürüz" diyerek para istedi. Bu sözü ... söylemişti. ...'ın herhangi bir şey söylediğini hatırlamıyorum. Bende 15 TL para vermiştim. Daha doğrusu o gün parayı babası vermişti. Aldıkları paraları geri vermediler. Şikayetçi değilim. Katılma talebim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur. 5.Tanık M.E. Beyanında: "Sanıklar benim kardeşim olurlar Müşteki ... Annem ... da babamdır . Biz aynı apartmanda yaşıyoruz ben kendi ailemle 3. Kattayım Annem Babam da sanıklarla birlikte 1. Katta yaşıyorlardı. Her iki kardeşimde uyuşturucu madde kullanıyorlardı. Bu nedenle evde sürekli huzursuzluk çıkarıp para istiyorlardı. Para verilmeyince küfür ediyorlar olay çıkarıyorlardı. İddianamede ki benzer olaylar çok olduğu için tam olarak hangisi olduğunu hatırlamıyorum ancak bu tarz olaylar olduğu zaman ben bazen 1. Kata inerim bazen de Anne ve Babam benim evime geliyorlardı. Şuan sanıklardan ... cezaevindedir ancak ... dışarda uyuşturucu madde bağımlısı olduğu için aynen devam ediyor." şeklinde beyanda bulunmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Olay günü sanık ...'ın mağdurlardan farklı tarihlerde 15,00 TL ve 26,00 TL yağmalamaları olayında; sanığın mağdurlara yönelik eylemi hakkında nitelikli yağma kapsamında mahkûmiyet hükümleri verilmiştir. Herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin değer azlığı indirimi de uygulanmamıştır. 5237 sayılı Kanun'un “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150/2. maddesinde; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.” denilmektedir. Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 145 inci maddesiyle daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl olarak “Değer azlığı”, hırsızlık suçu bakımından da suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” ibaresi ilâvesiyle- hüküm altına alınmış bir husustur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (Y.C.G.K) 15.12.2009 günlü, 6/242-291 esas ve karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 145 inci (veya 150/2) maddelerinde veya gerekçelerinde “Daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” koşulu yoktur. Elbette değerin az olmasına ilaveten, daha çoğunu alma olanağı varken daha azı alınmış ise; bu maddeler sanık lehine uygulanmalıdır. Ancak; her iki maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. 5237 sayılı Kanun'un 145 inci veya 150/2. maddeleri uyarınca faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması kural olarak yeterli olup, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile aleyhe kıyas ve yorum yasağı gereği, kanunda bulunmayan başka bir koşul ihdas edilemez. Hâkim indirim oranını aynı sayılı Yasa'nın 3 üncü maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır. 5237 sayılı Kanun'un 145 inci ve 150/2. maddelerinin uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Kanun'un 34, 223, 230 ve 289 uncu maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır. Öte yandan hâkim, 5237 sayılı Yasa'nın 145 inci veya 150/2. maddeleriyle kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır. Bu açıklamalardan değer az ise, verilecek cezadan mutlaka indirim yapılmalıdır gibi bir anlam da çıkartılmamalıdır. Diğer bir anlatımla indirim yapıp yapmama hususu her somut olayda özenle değerlendirilmelidir. Nitekim Y.C.G.K.'nın Dairemizce benimsenen içtihatları uyarınca; rögar kapağı, plaka, sürücü belgesi, kimlik belgesi ve bankamatik kartı gibi eşyaların hırsızlık suçuna konu olması halinde, ortaya çıkan tehlike veya bunların yeniden çıkartılması için sarf edilecek emek ve mesai vb.’de gözetilerek değer azlığı indirimi yapılmamalıdır. Bunun gibi kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, cinsel istismar gibi ağır suçların yağma ile birlikte işlenmesi hallerinde değer azlığı indiriminin yapılmaması hukuka, vicdana ve adalete de uygun olacaktır. Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, sanığın mağdurlardan farklı tarihlerde 15,00 TL ve 26,00 TL yağmalamaları karşısında, suç tarihleri itibariyle paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, sanığa verilen cezada değer azlığı indiriminin yapılması gerekir. Açıklanan nedenlerle; 5237 sayılı Yasa'nın 150/2. maddesiyle sanığa verilen cezadan değer azlığı nedeniyle indirim yapılması hususunun gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 17.12.2019 tarihli ve 2018/3894 Esas, 2019/1958 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma kararının, temyiz talebi reddedilen sanık ...'e sirayetine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 22.11.2023 tarihinde karar verildi.
2. Ceza Dairesi, 2022/3734 E., 2022/14767 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 143/1, 35, 145/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5.
2. Ceza Dairesi         2022/3734 E.  ,  2022/14767 K. "İçtihat Metni" Bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 143/1, 35, 145/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Hayrabolu Asliye Ceza Mahkemesinin 22/10/2020 tarihli ve 2019/344 esas, 2020/268 sayılı kararına karşı yapılan itirazın nitelikli hırsızlığa teşebbüs halinde suça konu eşyanın değer azlığı nedeniyle indirim yapılamayacağından bahisle kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/03/2021 tarihli ve 2021/528 değişik iş sayılı kararını müteakip, yeniden yapılan yargılama neticesinde sanığın bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143/1, 35, 145/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Hayrabolu Asliye Ceza Mahkemesinin 25/06/2021 tarihli ve 2021/286 esas, 2021/410 sayılı kararına karşı yapılan itirazın aynı gerekçe ile kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/09/2021 tarihli ve 2021/1490 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 15/02/2022 gün ve 24953-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/04/2022 gün ve 2022/26867 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; 1-Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/03/2021 tarihli ve 2021/528 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 11/11/2021 tarihli ve 2021/2557 esas, 2021/17738 karar sayılı ilâmında yer alan, "...1-Sanığın olay tarihinde Tanşas isimli markete alışveriş amacıyla gittiği, aldığı ürünlerin parasını ödemek için kasaya gittiği, kasada bazı ürünlerin parasını ödediği, ancak içki reyonundan aldığı bir şişe viskiyi diğer eşyaların arasında gizlediği, parasını ödemeden diğer parası ödenmiş ürünlerle birlikte poşete koyup çıkmak isterken güvenlik görevlisi tarafından yakalandığının anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Yasa'nın 141/1. maddesi gereğince hüküm kurulması, 2-Sanık hakkında, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin az olması nedeniyle tayin edilen cezadan TCK'nın 145. maddesi gereğince belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,.. BOZULMASINA ..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, hırsızlığa teşebbüs halinde suçun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 145/1. maddesi uyarınca indirim uygulanacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde itirazın kabulüne karar verilmesinde, 2-Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/09/2021 tarihli ve 2021/1490 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 13/01/2021 tarihli ve 2020/8217 esas, 2021/54 karar sayılı ilâmında "..Niğde Ağır Ceza Mahkemesinin 05/06/2015 tarih, 2014/19 Esas ve 2015/289 Karar sayılı kararının itiraz edilmesi üzerine Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/942 Değişik İş kararı ile Niğde Ağır Ceza Mahkemesinin 05/06/2015 tarih, 2014/19 Esas ve 2015/289 Karar kararın kaldırıldığı, kaldırılma gerekçesinin hukuka uygun olmadığı ve verilen kararın kesin olması nedeni ile 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi hükümleri uyarınca kanun yararına bozma yoluna gidilmesinin sağlanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirmesi gerektiği gözetilmeden.." şeklindeki belirtildiği üzere, Somut olayda, Hayrabolu Asliye Ceza Mahkemesinin 22/10/2020 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itiraz üzerine, nitelikli hırsızlığa teşebbüs halinde suça konu eşyanın değer azlığı nedeniyle indirim yapılamayacağından bahisle kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/03/2021 tarihli kararını müteakip, yeniden yapılan yargılama sonucunda, sanığın cezalandırılmasına ilişkin Hayrabolu Asliye Ceza Mahkemesinin 25/06/2021 tarihli kararına karşı yapılan itirazın aynı gerekçe ile kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına karar verilmiş ise de, daha önce belirtilen gerekçe ile Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/03/2021 tarihli kesin nitelikte kaldırma kararının bulunduğu, bu karar olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma ile bozulmadan tekrardan aynı şekilde karar verilemeyeceği gözetilmeksizin, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1-Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/03/2021 tarihli ve 2021/528 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Hırsızlığa teşebbüs halinde suçun konusunu oluşturan, çalınmak istenen malın değerinin azlığı nedeniyle sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 145/1. maddesi uyarınca indirim uygulanabileceği gözetilmeksizin, yazılı şekilde itirazın kabulüne karar verilmesi, 2-Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/09/2021 tarihli ve 2021/1490 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Somut olayda, Hayrabolu Asliye Ceza Mahkemesinin 22/10/2020 tarihli sanık ...’in hırsızlık suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itiraz üzerine, hırsızlığa teşebbüs halinde suça konu eşyanın değer azlığı nedeniyle indirim yapılamayacağından bahisle itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/03/2021 tarihli kararını müteakip, yeniden yapılan yargılama sonucunda, Hayrabolu Asliye Ceza Mahkemesinin 25/06/2021 tarihli sanığın hırsızlık suçu için kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itirazın aynı gerekçe ile kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına karar verilmiş ise de, daha önce belirtilen gerekçe ile Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/03/2021 tarihli kesin nitelikte kaldırma kararının bulunduğu, bu kararın olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma yolu ile bozulmadan tekrardan aynı şekilde karar verilemeyeceği gözetilmeksizin, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesi nedenleriyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (TEKİRDAĞ) 1. Ağır Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen 19/03/2021 tarihli ve 2021/528 Değişik İş sayılı ve (TEKİRDAĞ) 1. Ağır Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen 22/09/2021 tarihli ve 2021/1490 Değişik İş sayılı kararlarının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 14/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

Üniversite öğrencisi (A), içinde bulunduğu maddi sıkıntılar nedeniyle girdiği bir kitabevinde, değeri çok az olan tek bir adet kalemi kimseye fark ettirmeden alarak cebine koymuştur. (A), henüz mağazadan ayrılmadan, kapıya yakın bir noktada özel güvenlik görevlisi tarafından yakalanmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre, olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Malın değerinin azlığı, fiili hırsızlık suçunun temel şeklinden çıkararak, TCK m. 52 uyarınca doğrudan adli para cezası yaptırımını gerektiren bir hale dönüştürür.
B) Hâkim, suçun konusunu oluşturan malın değerinin azlığını ve suçun işleniş şekli ile özelliklerini göz önünde bulundurarak faile verilecek cezada indirim yapabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçebilir.
C) Failin fiili, TCK m. 142 kapsamında, herkesin girebileceği bir yerde işlendiği için nitelikli hırsızlık suçunu oluşturur ve malın değerinin azlığı bu durumda dikkate alınmaz.
D) Failin, suça konu olan malı henüz mağazanın zilyetlik alanından tamamen çıkarmamış olması nedeniyle suç teşebbüs aşamasında kalmıştır ve ceza verilmemesinin tek gerekçesi budur.
E) Failin hukuki bir alacağı tahsil amacı gütmemesi, TCK m. 144'ün uygulanmasını engellemekle birlikte, değer azlığı nedeniyle cezada herhangi bir değişiklik yapılmasına imkân tanımaz.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol