5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 156

Türk Ceza Kanunu 156. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 156- (1) Bedelsiz kalmış bir senedi kullanan kimseye, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir. Dolandırıcılık

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

25 karar eşleşti
11. Ceza Dairesi, 2024/6405 E., 2025/1971 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 156/1 ve 58. maddeleri uyarınca neticeten 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejiminde göre çektirilmesine, açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 209/1 ve 58.
11. Ceza Dairesi         2024/6405 E.  ,  2025/1971 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/484 E., 2020/319 K. KATILANLAR : Onur Nalbantoğlu, Hasan Demirel SUÇLAR : Bedelsiz senedi kullanma, açığa imzanın kötüye kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Antalya 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.09.2020 tarihli ve 2016/484 Esas, 2020/319 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 156/1 ve 58. maddeleri uyarınca neticeten 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejiminde göre çektirilmesine, açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 209/1 ve 58. maddeleri uyarınca neticeten 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejiminde göre çektirilmesine; sanık Ahmet Murat Canöz hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 156/1, 62 ve 51. maddeleri uyarınca neticeten erteli 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 209/1, 62 ve 51. maddeleri uyarınca neticeten erteli 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, istinaf edilmeksizin 21.01.2021 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/1. maddesi uyarınca, 31.10.2024 tarihli ve 2022/9839 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2024 tarihli ve KYB-2024/116300 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2024 tarihli ve KYB-2024/116300 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 29/12/2020 tarihli ve 2020/10983 esas, 2020/13030 karar sayılı ilamında yer alan "...Sanığın kendisine ait .... Oto Kiralama isimli işyerinden araç kiralayan katılandan tarih ve miktar kısmı boş olan teminat senedi aldığı, sonrasında gerekli ödeme ve iadenin yapılması nedeniyle taraflar arasında herhangi bir alacak veya borç kalmamasına rağmen sanığın, söz konusu senedi gelebilecek olan trafik cezaları için kendisinde tuttuğunu söyleyerek iade etmeyip, 30.000 TL bedelli olarak doldurmak suretiyle katılan aleyhine icra takibi başlattığı şeklinde iddia olunan eyleminin, suça konu senedin imzalı ve boş olarak verilmesi, verilme nedeninden farklı bir şekilde doldurulduğunun iddia edilmesi ve hukuka aykırı olarak ele geçirilmemiş olması karşısında, TCK'nun 209/1.madde sinde düzenlenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçu kapsamında kaldığı dikkate alınarak,...Bozmayı gerektirmiş... " şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, müşteki ile sanık Ahmet Murat arasında araç kira sözleşmesi düzenlendiği, bununla birlikte sözleşme ekinde müşteki tarafından teminat olarak hazırlanan açık senet imzalanarak sanığa teslim edildiği, ayrıca araç kira bedelinin de peşin olarak ödendiği ve araç sanığa teslim edilmesine karşın senedin müştekiye iade edilmeyerek alacaklısının sanık ... ve borç miktarının 20.000,00 Türk lirası olacak şeklinde düzenlenerek müşteki aleyhine icra takibi başlatıldığı anlaşılmakla, suça konu senedin imzalı ve boş olarak verilmesi, verilme nedeninden farklı bir şekilde doldurulduğunun iddia edilmesi ve hukuka aykırı olarak ele geçirilmemiş olması karşısında, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 01.05.2001 tarihli ve 2001/6-70 Esas, 2001/77 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, imza sahibinin tevdi ettiği kişinin kağıdın zilyetliğinden vazgeçerek bunu başka bir kişiye vermesi halinde, kağıdın yeni zilyedi olan sanık ... açısından “esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme” keyfiyetinin gerçekleşmiş olduğu, açığa imza atandan aldığı kağıdı diğer sanığa veren sanık Ahmet Murat Canöz'ün eyleminin ise “bertakrip ele geçiren failin” fiiline iştirak niteliği taşıdığı anlaşıldığından, sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun'un 209 uncu maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla aynı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “resmi belgede sahtecilik” ve senedin icra takibine konu edilmesi suretiyle tahsil edilmek istenmesi nedeniyle, aynı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarını oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 156. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bedelsiz senedi kullanma ve aynı Kanun'un 209. maddesinin birinci fıkrası uyarınca açığa imzanın kötüye kullanılması suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyetlerine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Ağır ceza mahkemesinin görevi" başlıklı 12. maddesinde; "Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan...nitelikli dolandırıcılık (m. 158)...kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır." hükümleri yer almaktadır. 2. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun 158/1-d. maddesinin; "Dolandırıcılık suçunun, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle halinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. 3. İncelenen dava dosyası içeriğine göre; katılanların, sanık Ahmet Murat Canöz tarafından işletilen Karadeniz Rent a Car isimli işyerinden araç kiraladıkları sırada araç kiralama sözleşmesi ekinde bulunan ve teminat olarak hazırlanan boş senedi imzalayarak sanığa verdiklerinin, araç süresinde iade edilmesine ve kiralama ilişkisinden kaynaklanan borçlar ödenmesine rağmen, sanığın suça konu senedi iade etmeyerek diğer sanık ...'e verdiğinin, senedin bu sanık tarafından doldurularak katılanlar aleyhine icra takibine konu edildiğinin iddia ve kabul olunması karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 01.05.2001 tarihli ve 2001/6-70 Esas, 2001/77 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, imza sahibinin tevdi ettiği kişinin kağıdın zilyetliğinden vazgeçerek bunu başka bir kişiye vermesi halinde, kağıdın yeni zilyedi olan sanık ... açısından “esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme” keyfiyetinin gerçekleşmiş olduğu, açığa imza atandan aldığı kağıdı diğer sanığa veren sanık Ahmet Murat Canöz'ün eyleminin ise “bertakrip ele geçiren failin” fiiline iştirak niteliği taşıdığı anlaşıldığından, sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun'un 209/2. maddesinin yollamasıyla aynı Kanun'un 204/1. maddesindeki "resmi belgede sahtecilik" ve senedin icra takibine konu edilmesi suretiyle tahsil edilmek istenmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 158/1-d. maddesinde düzenlenen "kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçlarını oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla sanıkların "bedelsiz senedi kullanma" ve "açığa imzanın kötüye kullanılması" suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyetlerine hükmedilmesi Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi belirtilen gerekçelerle yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Antalya 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.09.2020 tarihli ve 2016/484 Esas, 2020/319 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, aleyhe sonuç doğurmamak üzere, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2025 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Ceza Dairesi, 2021/38005 E., 2023/5588 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Bozma üzerine yapılan yargılamada, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanıklar hakkında bedelsiz senedi kulanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 156 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesi uyarınca 3.000,00 TL ve 60,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ka
11. Ceza Dairesi         2021/38005 E.  ,  2023/5588 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/767 E., 2020/531 K. SUÇ : Bedelsiz senedi kullanma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Bozma üzerine yapılan yargılamada, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanıklar hakkında bedelsiz senedi kulanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 156 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesi uyarınca 3.000,00 TL ve 60,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. II. GEREKÇE Sanıklara isnat edilen ve üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren bedelsiz senedi kullanma suçundan dolayı kurulan hükümden sonra 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. III. KARAR Başkaca yönleri incelenmeyen İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye ...'ın sanığın eyleminin açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturacağına ilişkin değişik gerekçesi ile oy birliğiyle BOZULMASINA, Sayın çoğunluk ile aramızdaki görüş ayrılığı; sanığın eyleminin TCK'nin 156. Maddesinde düzenlenen "bedelsiz senedi kullanma" suçunu mu yoksa TCK'nin 209/1 maddesinde düzenlenen "açığa atılan imzanın kötüye kullanılması" suçunu mu oluşturduğuna ilişkindir. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Kamu güvenine karşı suçlar" bölümündeki 209. maddede; “Belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi, şikayet üzerine, üç ... bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” biçiminde düzenlenmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, geri verilmek veya üzerinde kararlaştırılan bir hukuki işlemi yazmak üzere faile teslim edilen ve önceden imzalanan kısmen veya tamamen boş kağıdı anlaşmaya aykırı olarak ve fakat hukuki sonuç doğuracak şekilde doldurup kullanılmış olması gerekir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 156. Maddesinde ; "Bedelsiz kalmış bir senedi kullanan kimseye, şikâyet üzerine, altı ... iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir" şeklinde düzenlenen bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşması için borçlusunca ödenmiş ve bir şekilde elde kalmış senedin, kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi kullanılması gerekir. Dairemiz uygulamalarında da tamamen boş yada kısmen boş olarak imzalanıp verilen belgenin verilme nedeninden farklı bir şekilde doldurulup kullanılması eyleminin açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturacağı benimsenmiştir. "Katılanın borcu nedeniyle boş olarak imzalayarak sanığa verdiği senedin, borcun ödenmesine rağmen sanık tarafından doldurulup icra takibine konulduğunun iddia edilmesi karşısında, yüklenen eylemin sübutu halinde, takibi şikayete bağlı 5237 sayılı TCK'nun 209/1. Maddesinde yazılı“açığa imzanın kötüye kullanılması” suçunu oluşturacağı, "(11.CD- 04.11.2015- 2013/17359) "Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 24/03/1989 gün ve 1988/1-1989/2 sayılı ilamında açıklandığı üzere; senedin anlaşmaya aykırı kullanıldığının yazılı delille ispatı zorunlu olup Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (Hukuk Muhakemeleri Kanunu) cevaz verdiği haller dışında iddianın yazılı delille ispatı gerekeceği cihetle; aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğuna dair yazılı delil olup olmadığı araştırılıp eylemin sübut bulması halinde TCK’nın 209/1. maddesinde düzenlenen “açığa imzanın kötüye kullanılması” suçunu oluşturduğu gözetilmeden eksik araştırma ve suç vasfında yanılgıya düşülerek özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması," (11.CD- 06.12.2017-Katılanın tanzim ve vade tarihi olmayan 8000 TL bedelli senedi imzalayarak akaryakıt aldığı sanık ...'a borcu karşılığında verdiği, sanık ...'in ise boş kısımlarını doldurduğu ve bono haline dönüştürdüğü ciro ederek diğer sanık ...'ya verdiği iddia ve kabul edilen somut olayda; Hükmün tüm yönleri ile incelenerek ; sanıklara yüklenen eylemin Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun cevaz verdiği haller dışında iddianın yazılı delille ispatı gerekeceği kuralından hareketle senedin aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğuna dair yazılı delil olup olmadığı araştırılıp eylemin sübut bulması halinde TCK’nın 209/1. maddesinde düzenlenen “açığa imzanın kötüye kullanılması” suçunu oluşturduğu gözetilmeden eksik araştırma ve suç vasfında yanılgıya düşülerek bedelsiz senedi kullanma suçundan kurulan hükmün vasıf yönünden de incelenip bozulması gerektiği düşüncesindeyim. 04.07.2023
15. Ceza Dairesi, 2018/6936 E., 2020/4803 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
HÜKÜM : TCK’nın 156/1, 62, 50, 52 maddeleri gereğince mahkumiyet
15. Ceza Dairesi         2018/6936 E.  ,  2020/4803 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Bedelsiz senedi kullanma HÜKÜM : TCK’nın 156/1, 62, 50, 52 maddeleri gereğince mahkumiyet Bedelsiz senedi kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; Katılanın,... Tekstil Ltd. Şti. sorumlusu ve %99,75 oranında hisse sahibi olduğu, sanığın da bu şirketin hem muhasebecisi hem de %0,75 oranında pay sahibi olduğu, daha sonra katılan ile sanık arasında anlaşmazlık doğduğu ve katılanın, sanığa muhasebe işlerini takip etmesi için 3 adet boş kağıt imzalayıp verdiği, akabinde sanığın bu kağıtlardan birini 65.750.42 TL’lik senet halinde doldurup icra takibine koyduğunun iddia edildiği olayda; TCK’nın 156. maddesinde yer alan bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için, senette yazan miktarın ödenmesi veya ödemeye eşdeğer bir işleme tutulması ya da ödenmesine gerek kalmaması gerektiği, dolayısıyla suçun konusunu şeklen geçerli fakat hukuken geçersiz bir senedin oluşturduğu; aynı Kanun'un 209/1. maddesinde yer alan açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunun konusunu ise, failin hukuka uygun yollarla elinde bulundurduğu ancak sonradan boş kısımlarını gerçeğe aykırı olarak doldurup kullandığı senet oluşturduğundan hareketle; sanığın katılandan aldığı imzalı boş kağıtı doldurup icra takibine koymak suretiyle kullanmasından ibaret eyleminin, TCK’nın 209. maddesinde düzenlenen açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu gözetilmeden, unsurları oluşmadığı halde aynı kanunun 156. maddesinde düzenlenen bedelsiz senedi kullanma suçundan hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 04/06/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.Başkan
15. Ceza Dairesi, 2017/13193 E., 2019/3260 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Sanık hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan TCK'nın 156/1, 62, 50/1-a ve 52 maddeleri uyarınca mahkumiyet
15. Ceza Dairesi         2017/13193 E.  ,  2019/3260 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Bedelsiz senedi kullanma, açığa imzanın kötüye kullanılması HÜKÜM : Sanık hakkında açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan TCK'nın 209/1, 62/1, 50, 52 maddeleri uyarınca mahkumiyet Sanık hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan TCK'nın 156/1, 62, 50/1-a ve 52 maddeleri uyarınca mahkumiyet Sanığın bedelsiz senedi kullanma ve açığa imzanın kötüye kullanılması suçlarından mahkumiyetine dair hükümler sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanığın bedeli ve borçlu imzaları mevcut ancak diğer kısımları boş olan senedi 2005 yılında katılanlardan verdiği borca karşılık aldığı, ancak katılanların ödemelerini yapmalarına rağmen senedi iade etmeyen sanığın bu senedin diğer kısımlarını 2008 yılına uygun şekilde doldurarak piyasaya sürdüğü ve atılı suçları işlediği iddia edilen olayda ; Her ne kadar sanığın, katılanlar tarafından ödenmiş senedi ciro edip araba alışverişi karşılığında hakkında takipsizlik kararı verilen ...'a verdiği kabul edilmiş ise de; ciro zincirindeki imzanın sanık ...'a ait olmaması ve sanığın aşamalarda; senedin ...'a verilişi ve kendisinin senetteki imzasının aidiyeti hususunda çelişkili, oluşa uygun olmayan savunmalarda bulunması, ayrıca dosya içerisinde bulunan ve katılanların şikayetinden sonraki bir tarihte sanık ...'ın düzenlediği belirtilen ibraname içeriği nazara alındığında; sanığın, adına sahte olarak ciro edilen senedi ...'a verdiği ve eyleminin TCK'nın 157 ve 204/1 maddelerinde düzenlenen dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğu gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülmek suretiyle bedelsiz senedi kullanma ve açığa imzanın kötüye kullanılması suçlarından mahkumiyetine hükmedilmesi, Kabule göre de; sanığın bedeli ve imzası var olan, teminat amacıyla aldığı bonoyu, bedeli ödendiği halde katılanlara iade etmeyerek, boş kalan kısımlarını doldurup kullanması eyleminin yalnızca TCK'nın 156. maddesinde düzenlenen ve yeni düzenlemelere göre uzlaştırmaya tabi olan bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden aynı zamanda TCK'nın 209/1 maddesinde düzenlenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu da oluşturacağından bahisle her iki suçtan mahkumiyetine hükmedilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 02/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
23. Ceza Dairesi, 2015/9351 E., 2016/8635 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Ceza Mahkemesi
tam metni aç
TCK'nın 156/1, 62/1, 52 maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 500 TL adli para cezası, hapis cezasının TCK'nın 51 maddesi uyarınca ertelenmesi
23. Ceza Dairesi         2015/9351 E.  ,  2016/8635 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Bedelsiz kalan senedi kullanma HÜKÜM : 1-Sanık ... hakkında; TCK'nın 156/1, 62/1, 52 maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 500 TL adli para cezası, hapis cezasının TCK'nın 51 maddesi uyarınca ertelenmesi 2-Sanık ... hakkında; TCK'nın 156/1, 62/1, 52 maddeleri uyarınca 3.000 TL ve 500 TL adli para cezası Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Katılan ... tarafından, kardeşinin borcu nedeniyle sanık ...'e banka aracılığıyla ödenen sanık ... adına düzenlenmiş senedin, yeniden tahsil amaçlı icra takibine konulduğu, bu şekilde bedelsiz senedi kullanma suçunun oluştuğu iddia olunan olayda, 1-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, sanık hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan ceza tayin edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E.,2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 30 gün olarak tayin edilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla "30 GÜN", "25 GÜN" ve "500 TL" terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 GÜN", "4 GÜN" ve "80 TL" ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: Sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak ; a)Şirketin sanık ...'ün üzerine kayıtlı olması ve resmiyette bu sanık adına vekili sıfatıyla ... tarafından işlem yapılması dışında, sanık ...'ün sanık ... ile birlikte suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden dosya kapsamına uygun olmayan yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, b)Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E.,2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 30 gün olarak tayin edilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun'un 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/10/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Mağdur (M), aralarındaki ticari ilişki nedeniyle fail (F)’ye bedeli ödenmiş ve hukuki geçerliliğini yitirmiş bir senet bırakmıştır. (F), senedin bedelsiz kaldığını bildiği halde, senedi takibe koyarak (M)’den tekrar tahsil etmeye çalışmıştır. (F)’nin bu eylemi Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen hangi suçu oluşturur?

A) Dolandırıcılık
B) Güveni kötüye kullanma
C) Bedelsiz senedi kullanma
D) Yağma
E) Resmi belgede sahtecilik

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol