5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 157

Türk Ceza Kanunu 157. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir. Nitelikli dolandırıcılık

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

627 karar eşleşti
11. Ceza Dairesi, 2021/24693 E., 2024/787 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddenin birinci fıkrası, 58 inci ve 53 üncü maddesi uyarınca iki kez cezalandırılması istemiyle .
11. Ceza Dairesi         2021/24693 E.  ,  2024/787 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/291 E., 2019/614 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddenin birinci fıkrası, 58 inci ve 53 üncü maddesi uyarınca iki kez cezalandırılması istemiyle . kamu davası açılmıştır. 2. İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.07.2014 tarihli ve 2012/214 Esas, 2012/214 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 120 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 21.11.2017 tarihli ve 207/25776 Esas, 2017/23882 Karar sayılı kararıyla sanığın eyleminin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendine temas etmesi nedeniyle üst dereceli mahkemede yargılama ve değerlendirme yapılması için bozulmasına karar verilmiştir. 4. İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 21.11.2019 tarihli ve 2019/291 Esas, 2019/614 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan uzlaşmanın da sağlanamaması üzerine 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 120 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyizi; atılı suçlamayı kabul etmediğine, kararın bozulması talebi ile dosyasının Yargıtaya gönderilmesine ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Suç tarihinin katılanların beyanına göre 2007 yılı olduğu ve sanık hakkında Pendik Cumhuriyet Başsavcılığı 2007/16131 soruşturma dosyasındaki şikayet tarihinin 26.10.2007 olduğu gözetilerek suç tarihinin 2007 yılının ekim ayından önceki bir tarih olduğunun kabulü ile sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, suç tarihinden hüküm tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden, yargılamaya devamla mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.11.2019 tarihli ve 2019/291 Esas, 2019/614 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.01.2024 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Ceza Dairesi, 2024/493 E., 2024/2649 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi -
tam metni aç
1.Temyizin kapsamına göre; Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının 19.12.2012 tarihli ve 2012/809 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle Tokat Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
11. Ceza Dairesi         2024/493 E.  ,  2024/2649 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi - SAYISI : 2020/187 E., 2023/1186 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Temyizin kapsamına göre; Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının 19.12.2012 tarihli ve 2012/809 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle Tokat Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. 2. Tokat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.09.2014 tarihli ve 2012/620 Esas, 2014/272 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. 3. Anılan kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 04.07.2017 tarihli ve 2017/16025 Esas, 2017/17193 Karar sayılı ilamıyla uzlaştırma kurumunun uygulanması için bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde Tokat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.07.2018 tarihli ve 2017/144 Esas, 2018/424 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 5. Anılan kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 18.02.2020 tarihli ve 2018/8731 Esas, 2020/2231 Karar sayılı ilamıyla önceki bozma sonrası sanık hakkında uzlaştırma kurumunun uygulanmadığına işaret edilerek, uzlaştırma işlemlerinin yapılması için bozulmasına karar verilmiştir. 6. Bozma üzerine uzlaşmanın sağlanamaması nedeniyle Tokat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.11.2023 tarihli ve 2020/187 Esas, 2023/1186 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyizi; hakkında kurulan hükümde lehe hükümlerin tatbik edilmediği gibi eksik soruşturma yapıldığına, olaya uygun şekilde kanun maddelerinin uygulanmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanığın, temyiz kapsamı dışındaki sanık Ziyaettin ile birlikte 17.04.2012 tarihinde yolda yürüyen katılana gerçekte değersiz altın sarısı rengine boyanmış 10,00 - 15,00 TL lik kol saatini 12.000,00 - 13.000,00 TL değerinde olduğunu söyleyerek buna inandırdıktan sonra 3.500,00 TL'ye sattığı, bilahare katılanın kuyumcuya götürdüğünde değersiz olduğunu öğrendiği, sanığın saati 300,00 TL'ye sattığını belirterek suçu inkâr ettiği, ancak katılanın sanığın net bir şekilde teşhis etmesi ve daha öncede tanışıklık ve husumetlerinin bulunmaması, kamera kaydındaki görüntüler ile katılanın bildirdiği eşgal bilgilerinin... dijital fotoğraflar ortamındaki sanığın fotoğraflarıyla da uyuşması nedeniyle sanığın beyanına itibar edilmediği, Mahkemesince uzlaşmanın da sağlanmaması dikkate alınarak sanık hakkında dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1. 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında hapis cezasının yanında adli para cezası da öngörülmüş olmasına rağmen, sanık hakkında yalnızca hapis cezasından mahkûmiyet hükmü kurulmuş olması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak; 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrası ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 38 inci maddesindeki “Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanunun yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü uyarınca, 29.09.2014 ve 12.07.2018 tarihli hükümlerin sanık tarafından temyiz edilmesi ve sanık lehine bozulması nedeniyle, lehe bozma sonrası uzlaştırma gideri dışındaki diğer yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, anılan hukuka aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin bölüm çıkarılarak yerine "Bozma öncesi yargılama giderleri ile bozma kararı sonrası yapılan uzlaştırmacı giderinin sanıktan tahsiline," ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2024 tarihinde karar verildi.
2. Ceza Dairesi, 2023/24659 E., 2024/6636 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
iyle katılanı yanıltacak ve kandıracak yoğunluktaki ustaca planlayıp sergilediği hileli davranışları sonucunda, katılanın rızasıyla kendisine 294 TL vermesini sağlayarak haksız menfaat sağlaması şeklindeki eyleminin, hırsızlık suçunu değil 5237 sayılı TCK'nın 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır..." şeklindeki açıklamalar nazara alınd
2. Ceza Dairesi         2023/24659 E.  ,  2024/6636 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.09.2023 tarihli ve KYB-2023/93784 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/06/2022 tarihli ve 2019/13-97 esas, 2022/437 karar sayılı ilamında yer alan, "... Sanık ...’in, 07.03.2012 tarihinde katılan ...’un kasiyer olarak çalıştığı markete geldiği, saat 09.17 sıralarında kasaya yöneldiği, 5,75 TL değerindeki zeytinyağını kasaya bırakarak nakit 200 TL’yi katılana uzattığı, katılanın 194 TL’yi küsuratı ile birlikte sanığa verdiği, bu esnada sanığın “Ben sana ayrı ayrı para vereceğim. Bu 200 TL’yi iki tane 100 TL yap.” dediği, bunun üzerine katılanın, sanığın ilk vermiş olduğu 200 TL’yi geri verdiği, sanığın ise 194 TL para üstünü elinde tutmaya devam ettiği, dikkati dağılan katılanın sanık tarafından kendisine ayrıca 200 TL verilmediği hâlde fazladan 100 TL’yi sanığa verdiği, devamında sanığın, katılandan aldığı 100 TL, alışveriş nedeniyle para üzeri olarak verilen 194 TL ve zeytinyağı ile birlikte iş yerinden ayrıldığı olayda; Sanığın, basit bir yalanı aşan, başından beri katılanın iradesini fesada uğratma amacıyla ısrarlı ve kararlı bir şekilde devam eden bir kaç kez para uzatıp geri almak suretiyle katılanı yanıltacak ve kandıracak yoğunluktaki ustaca planlayıp sergilediği hileli davranışları sonucunda, katılanın rızasıyla kendisine 294 TL vermesini sağlayarak haksız menfaat sağlaması şeklindeki eyleminin, hırsızlık suçunu değil 5237 sayılı TCK'nın 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, sanık ve sanıkla eylem ve işbirliği içerisinde hareket eden inceleme dışı diğer sanık ...'nin, katılanın kasiyer olarak çalıştığı akaryakıt istasyonunun marketine beraber girmelerini müteakip, sanık ...'nin satın almak istediği bir paket sigaranın karşılığında katılana 200,00 Türk lirası verdiği ve akabinde bozuk para vereceğini söyleyerek 200,00 Türk lirasını geri istemesini takiben, tekrar aldığı parayı saklamak suretiyle dikkati dağılan katılandan, kendisine ayrıca 200,00 Türk lirası verilmediği halde parayı bozdurma bahanesi ile fazladan 2 adet 100,00 Türk lirası banknot olarak 200,00 Türk lirası aldığı, bu esnada sanığın katılana marketteki ürünlerin fiyatını ısrarla sorarak kafasını karıştırmaya ve dikkatini dağıtmaya çalıştığı, böylece sanıkların katılandan 186,50 Türk lirası ve bir adet sigara alarak beraber akaryakıt istasyonundan ayrılmak suretiyle katılanı yanıltacak ve kandıracak yoğunluktaki ustaca planlayıp sergiledikleri hileli davranışları sonucunda, katılanın rızasıyla kendisine para vermesini sağlayarak haksız menfaat sağlaması şeklindeki eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanun'un 142/2-h maddesi uyarınca cezalandırılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde, Diğer yandan 02/12/2016 Tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve bu maddeye eklenen fıkraya göre 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 254/1. maddesindeki “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, uzlaştırma işlemi yapılmadan karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Suç tarihinde sanık ... ve inceleme dışı sanık...'ın katılanın kasiyer olarak çalıştığı petrol istasyonuna geldikleri, sanık ...'nin 1 paket sigara alacağını söyleyerek katılana 200,00 TL para verdiği, sanık ...'nin bozuk para vereceğini söyleyerek verdiği parayı geri istediği ve katılanın sanık ...'ye 200,00 TL parayı geri verdiği, sanık ...'nin parayı cep telefonunun altına sakladığı, sanık ...'ın ise katılana bazı ürünlerin fiyatını sorarak katılanı oyalayıp kafasını karıştırdığı, bu esnada sanık ...'nin katılandan 2 adet 100,00 TL istediği, daha önce 200,00 TL'yi verdiğini unutan katılanın sanık ...'ye 2 adet 100,00 TL verdiği, bu 100,00 TL'lerden birisini katılana sigara almak amacıyla veren sanık ...'nin sigara ile birlikte 90,00 TL para üstünü alıp her iki sanığın da olay yerinden uzaklaştıkları olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.05.2019 tarihli ve 2017/13-4 Esas, 2019/383 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın inceleme dışı diğer sanık ile birlikte basit bir yalanı aşan, başından beri katılanın iradesini fesada uğratma amacıyla ısrarlı ve kararlı bir şekilde devam eden bir kaç kez para uzatıp geri almak suretiyle katılanı yanıltacak ve kandıracak yoğunluktaki ustaca planlayıp sergilediği süregelen davranışların basit hile boyutunu aştığı, bu nedenle sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157/1. maddesinde düzenlenen ve uzlaşma kapsamında bulunan dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun'un 142/2-h maddesi ile uygulama yapılması hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin istinaf edilmeksizin kesinleşen 08.10.2021 tarihli ve 2019/372 Esas, 2021/618 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin Yerel Mahkemece yerine getirilmesine, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2021/38681 E., 2023/9713 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Ceza Dairesiinin 13.11.2019 tarihli ve 2017/29117 Esas, 2019/11564 Karar sayılı kararı ile "sanıkların iştirak halinde hileli hareketlerle aldattıkları katılandan haksız menfaat temin etmeleri şeklindeki eylemlerinin TCK'nun 157/1. maddesinde düzenlenen ve 6763 sayılı Kanun'un 31.
11. Ceza Dairesi         2021/38681 E.  ,  2023/9713 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/603 E., 2020/254 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.09.2012 tarihli ve 2011/530 Esas, 2012/391 Karar sayılı kararı ile suçun niteliği itibari ile Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. 2. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.10.2012 tarihli ve 2012/240 Esas, 2012/186 Karar sayılı kararı ile suçun niteliği itibari ile Asliye Ceza Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. 3. Yargıtay 5. Ceza Dairesiinin 14.01.2013 tarihli ve 2012/15938 Esas, 2013/287 Karar sayılı kararı ile ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararı kaldırılmıştır. 4. Bunun üzerine yapılan yargılama sonunda, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.04.2014 tarihli ve 2013/72 Esas, 2014/226 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında beraat kararı verilmiştir. 5. ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.04.2014 tarihli ve 2013/72 Esas, 2014/226 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesiinin 13.11.2019 tarihli ve 2017/29117 Esas, 2019/11564 Karar sayılı kararı ile "sanıkların iştirak halinde hileli hareketlerle aldattıkları katılandan haksız menfaat temin etmeleri şeklindeki eylemlerinin TCK'nun 157/1. maddesinde düzenlenen ve 6763 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254 maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında yer alan dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanıkların mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatına hükmedilmesi" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 6. Bunun üzerine yapılan yargılama sonunda, uzlaşmanın sağlanamadığı ve ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.09.2020 tarihli ve 2019/603 Esas, 2020/254 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü, 63 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 1000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi, infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 1000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık ... temyiz dilekçelerinde özetle; olayın diğer sanıkla katılan arasında gerçekleştiği ve kendisinin bu olaydan bilgisi bulunmadığı, olayın bir hukuki mesele olduğu, diğer sanığın katılanla çeltik alış verişinden de bahsettiği, katılanla diğer sanık arasındaki çeltik alımını sonradan öğrendiği, pazarlık ya da kamyona yükleme aşamasında bulunmadığı, diğer sanığın çeltikleri satarken kendisine sormadığı, kendisinin yıllarca çeltik kuruttuğu, kurutma makinası bulunduğunu, isteseydi bu çeltikleri kendisine de alabileceği, kendisinin hileli davranmadığı, kendisine ya da başkasına yarar sağlamadığı, dosyada aksine delil bulunmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı, olayın hiçbir safhasında yer almadığı gerekçeleri ile ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulmasını ve beraatini istemiştir. 2. Sanık ... temyizi dilekçelerinde özetle; önceden beraat verildiği, mağdur olduğu, kalan mahsubunun verilmediği, pirincin çürük olduğunu çalışanlarının da söylediği, katılan parasını kendisinden tahsil ettiği halde ceza aldığı, kendisinin şirketinin bulunduğu, tamamen ticaretle ilgili olduğu, hatta kendisinden devletten fazla alacağım diye müstahsil istemesi ve polisin araştırmasına rağmen mağdur olduğu gerekçeleri ile beraatini istemiştir. 3. Katılan vekili temyizinde özetle; katılan tacir olarak davrandığından ve sanıklara da mal alıcısı olarak davrandıklarından 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin (h) ve (i) bendlerinin uygulanması ve sanıkların bu maddelere göre cezalandırılmaları gerektiği, suçun niteliği ve kastın yoğunluğu, katılanın zararları dikkate alındığında verilen hapis ve adli para cezalarının miktarının az olduğu, sanıkların sabıkalı geçmişleri ve pişmanlık göstermemeleri dikkate alındığında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmaması gerektiği gerekçeleri ve re’sen gözetilecek nedenlerle karar verilmesi istenmiştir. III. GEREKÇE 1. Sanıkların yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanıkların 17.01.2012 tarihli Mahkeme sorgusu olduğu ve bu tarihten, hüküm tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.09.2020 tarihli ve 2019/603 Esas, 2020/254 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların ve katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.12.2023 tarihinde karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2022/8754 E., 2023/226 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Ceza Dairesinin 17.....2021 tarihli ve 2021/5208 Esas, 2021/7189 Karar sayılı kararı ile sanıkların eyleminin 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamındaki TCK'nın 157 inci maddesinde düzenlenen “basit dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu ve suç vasfında yanılgıya düşülmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2022/8754 E.  ,  2023/226 K. "İçtihat Metni" BOZMA ÜZERİNE İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... ... 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2015 tarihli ve 2013/233 Esas ve 2015/388 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37/1 inci maddesi delaletiyle 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2.... ... 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2015 tarihli ve 2013/233 Esas ve 2015/388 Karar sayılı kararının sanık ... müdafii ve sanık ... tarafından temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 17.....2021 tarihli ve 2021/5208 Esas, 2021/7189 Karar sayılı kararı ile sanıkların eyleminin 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamındaki TCK'nın 157 inci maddesinde düzenlenen “basit dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu ve suç vasfında yanılgıya düşülmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.... ... 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.....2022 tarihli, 2021/446 Esas, 2022/278 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının a bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 7.300 TL ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ...'in temyiz isteği, mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. 2.Sanık ... müdafinin temyiz isteği, senetler üzerindeki imza ve yazının sanığa ait olmadığı, sanığın sadece ... isimli firmada çalıştığı ve senet düzenlemeye yetkisinin olmadığı, yeterli delil olmadan hüküm kurulduğu, mahkemenin son celse zararın giderilmesi yönünde istenilen süre talebini reddettiği, sanığın beraatine karar verilerek hükmün bozulmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Sanık ...'ın ... Koltuk Dekorasyon Limited Şirketinde çalıştığı, sanık ...'in ise şirketin münferiden imzaya yetkili müdürü ve ortağı olduğu, bu şirket tarafından katılan ... Ltd. Şti.den alınan delik tezgahına karşılık, sanıkların 2.220,00 TL bedelli 02.07.2009 keşide tarihli, 30.08.2009 ve 30.09.2009 vade tarihli, keşideci olarak ... firmasına ait kaşenin bulunduğu iki adet sahte bonoyu verdikleri anlaşılmaktadır. 2.Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 13.09.2012 tarih ve 2012/9184 sayılı kriminal polis laboratuvarına ait ekspertiz raporu ile Kadıköy 3. İcra Mahkemesinin 2009/2037 sayılı dosyasında bulunan 22.11.2010 tarihli bilirkişi raporuna göre senetlerin ön yüzündeki borçlu imza ve yazılarının sanıklar ... ile ...' e ait olmadığı belirtilmiştir. 3.Katılan firmanın 02.07.2009 tarihli fatura ve yine aynı tarihli senet giriş bordrosunu ibraz ettiği görülmüştür. 4.Dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmiş, 25.10.2021 tarihli uzlaştırma raporuna göre katılanın uzlaştırmayı kabul etmemesi nedeniyle uzlaştırma işlemleri başarısız olmuştur. 5.Mahkemesince, sanık ...'ın da çalışanı bulunduğu ... Koltuk Dekorasyon şirketi tarafından katılanın sahibi olduğu şirketten alınan delik tezgahına karşılık, 2220 TL bedelli iki adet bonoyu katılanın pazarlama elemanı ...'a verdikleri halde, söz konusu senetlerin sahte imza ile oluşturulduğu ve katılan tarafından icraya konduğunda, sanıkların bu hususta itiraz etmek suretiyle, takibi sonuçsuz bıraktıkları anlaşılmış olup, her ne kadar sanıklar üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ve senet altındaki imzaların kendilerine ait olmadığını beyan etmişler ve söz konusu senet altındaki imzaların da sanıklara ait olmadığı tespit edilmiş ise de; katılan tarafından ibraz edilen faturadaki söz konusu delikli makineyi teslim eden tanık ...'ın ve yine sanıklara ait şirkette çalışan tanık Ratip Kaleli'nin beyanları dikkate alındığında, sanıkların katılanla yüz yüze görüştekileri bu suretle dolandırıcılık yüz yüze olması da gözönüne alındığında TCK'nın 157/1 inci maddesine uygun basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle mahkumiyetine hükmedilmiştir. IV. GEREKÇE Sanıkların katılandan aldıkları delik tezgahına karşılık sahte bonoları verdikleri somut olayda, şirket sahibi olan sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-h maddesinde düzenlenen "tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle TCK'nın 157 nci maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükümlerinin tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... ... 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.....2022 tarihli, 2021/446 Esas, 2022/278 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... ve sanık ... müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakların korunmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.01.2023 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

Dolandırıcılık suçu ile ilgili "hareket" unsuru aşağıdakilerden hangisini içermelidir? I. Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatmak II. Mağdurun veya başkasının zararına hareket etmek III. Kendisine veya başkasına yarar sağlamak

A) Yalnız I
B) I ve II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol