5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 158

Türk Ceza Kanunu 158. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun; a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle, b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle, c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle, d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle, e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak, f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle, j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, k) Sigorta bedelini almak maksadıyla, l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle, İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71] (2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Daha az cezayı gerektiren hal

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

1.171 karar eşleşti
11. Ceza Dairesi, 2024/1458 E., 2025/309 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
Sanığın kamu görevinden ihraç tarihinin 29.04.2017 olarak belirlenmesi neticesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 03.05.2018 tarihli ve 2018/23740 Esas sayılı iddianamesiyle, sevk maddesinde TCK 158. maddesinin 3 üncü maddesi gösterilmemiş ise de;
11. Ceza Dairesi         2024/1458 E.  ,  2025/309 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/717 E., 2023/894 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : Esastan ret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi Sanığın kamu görevinden ihraç tarihinin 29.04.2017 olarak belirlenmesi neticesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 03.05.2018 tarihli ve 2018/23740 Esas sayılı iddianamesiyle, sevk maddesinde TCK 158. maddesinin 3 üncü maddesi gösterilmemiş ise de; iddianame anlatımından sanığın örgüt faaliyeti çerçevesinde nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığının anlaşıldığı, atılı suç için sübutu halinde suç tarihi itibariyle 5237 sayılı Kanun'un üçüncü maddesi de uygulanma alanı bulacağından Kanun maddesinin öngördüğü cezanın yukarı haddi ve uygulanması gereken artırım maddeleri de üst sınırdan dikkate alındığında, suçun gerektirdiği cezanın her halde 10 yıl hapis cezasından fazla olacağı, bu nedenle sanık hakkında ilk derece mahkemecince verilen beraat kararıyla ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz incelemesine tabi olduğu anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca "oy çokluğuyla" temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.10.2022 tarihli ve 2018/714 Esas, 2022/168 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 2. Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.10.2022 tarihli ve 2018/714 Esas, 2022/168 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 04.12.2023 tarihli ve 2022/717 Esas, 2023/894 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan vekilinin temyiz isteği, yetersiz inceleme ile verilen beraat hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sübut olduğuna, 2. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğu ve cezalandırılması gerektiği gözetilmeden beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir. III. GEREKÇE Sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün hiyerarşisi içinde yer alıp, kendisine örgüt tarafından temin edilen sınav soruları ve cevapları ile 10.07.2010 tarihinde ÖSYM düzenlenen "Kamu Personeli Seçme Sınavını" kazanıp Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni olarak göreve başladığı ve ihraç olduğu 29.04.2017 tarihine kadar maaş alarak nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan olayda; sanığın 2009 yılında girmiş olduğu KPSS'de genel yetenek sınavındaki sorulara 32 doğru 18 yanlış genel kültür sınavındaki sorulara 5 doğru 1 yanlış şekilde cevap verdiği halde 2010 yılındaki KPSS'de genel yetenek sınavındaki sorulara 60 doğru 0 yanlış genel kültür sınavından 44 doğru 7 yanlış şeklinde cevap vermiş olduğu anlaşılmakla bir yıl içerisindeki performans farkı da gözetilerek gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; sanıkla aynı sınava giren ve ÖSYM analiz raporunda yer alan kriterlere göre sınav sorularını elde ettikleri yönünde kanaat bulunduğu tespitine yer verilen diğer kişiler ve bu kişiler arasından da sanığın telefon BAZ ve HTS kayıtlarına göre veya başkaca şekilde sınav öncesinde irtibatlı olduğu değerlendirilen kişiler hakkında herhangi bir soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığının belirlenmesi, hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunanlardan özellikle etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmaya yönelik ifade verenlerin beyanları incelenerek bu dosyaya delil teşkil edebilecek ifadelerin dosya içine onaylı sureti alınarak bu kişiler ile ilgili birimlerden ve UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankası üzerinden sanıkla ilgili dava konusu KPSS sınavına ilişkin beyan bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa onaylı suretleri dosyaya getirtilip, gerekirse tanık olarak dinlenilmeleri ve sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verilen ve kesinleşen İstanbul 27.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/32 Esas 2018/91 karar sayılı dosyası dosyamız arasına alınıp dava konusu suça ilişkin delil bulunup bulunmadığı da araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 04.12.2023 tarihli ve 2022/717 Esas, 2023/894 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Yargıtay üyeleri ... ve ...'un usul yönünden hükmün temyize tabi olmadığına ilişkin karşı oyları ve oy çokluğuyla hükmün esası yönünden ise, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.01.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY İlk derece mahkemesince sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmünün istinafı üzerine, bölge adliye mahkemesi ceza dairesince verilen esastan reddine dair kararın, temyiz yasa yoluna tabi olduğuna dair sayın çoğunluğun düşüncesine iştirak etmemiz mümkün olmamıştır. 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinde temyiz yasa yoluna tabi olmayan kararlar istisnai olarak tahdidi bir şekilde tek tek sayılmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasının (g) bendine göre ''10 yıl veya daha az hapis cezasını veya adli para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları'' bu istisnalardan biri olarak sarih bir şekilde düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın özü; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde belirtilen 10 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin cezanın belirlenmesinde yalnızca temel cezanın mı gözetilmesi gerektiği, yoksa hapis cezasında belirli bir oranda artırım yapılmasını öngören nitelikli hallerinde dikkate alınıp alınmayacağına ilişkindir. Suçun nitelikli hallerinin temyiz sınırının belirlenmesinde dikkate alınacağına dair açık bir yasal düzenlemeye asla yer verilmemiştir. Kanundaki düzenlemenin istisnai nitelikte olması sebebiyle kapsamını genişletici şekilde yorum da yapılamayacağı aşikardır. Bir karar veya hükme ilişkin kanun yolunun belirlenmesi sırasında öncelikle kanunun sistematiği ve normları dikkate alınacak, bu sistematik ve normlar belirlenirken elbette ki yasa metinleri ceza yargılamasındaki yorum tekniklerine uygun olarak yorumlanacak ve ceza muhakemesinde de yine hukuka uygun şekilde kıyas yapmak mümkün olsa da, temel hak ve özgürlükleri daraltan düzenlemeler ile istisnai normlara ayrıca bir ehemmiyet göstermek gerekecektir. Kanun koyucunun düzenlediğinin aksine sonuçlara ulaşmaya izin verecek şekilde istisnai normları genişleterek yorum ya da kıyas yapmak mümkün değildir. Nitekim yasa koyucu ayrıksı bir durumu düzenlemek istediğinde bunu açıkça yasada norm haline getirdiği görülmektedir. Bu kapsamda; 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında ''Dava zamanaşımı sürelerinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.'' şeklindeki düzenlemede, suçun nitelikli hallerinin zamanaşımı süresinin hesaplanmasında sanık aleyhine dikkate alınacağına yasada açıkça yer verilmiştir. Bu husustaki diğer bir düzenleme ise 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 14 üncü maddesinde ''Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur.'' şeklinde usule ilişkin bir hüküm içermektedir. Bu alanda üçüncü bir düzenlemeye de 5237 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinde ''Miktarının soruşturma koşulu oluşturduğu hallerde ceza, soruşturma evresinde ileri sürülen kanuni ağırlaştırıcı nedenlerin aşağı sınırı ve kanuni hafifletici nedenlerin yukarı sınırı göz önünde bulundurularak hesaplanır.'' şeklinde yer verilmiştir. Bu düzenlemeler dikkate alındığında yasa koyucu ayrıksı olarak düzenlemek istediği durumlarda iradesini norm haline dönüştürmektedir. Yasalar yorumlanırken yasa koyucunun muradını değiştirecek ve o kuralı geçersiz kılacak bir sonuca ulaşmak yargı organının yasa yapması olur. ''Expressio unius est exclusio alterius'' olarak adlandırılan yasa yapma tekniğine ilişkin ilkeye göre; kanun koyucu temyiz yasa yolunda suçun ağırlaştırıcı hallerinin dikkate alınmasını isteseydi bunu norm haline getirirdi, norm haline getirmemiş olması, onun bunu yapmak istemediği anlamına gelir. Kanunların yorumları metne sadık kalınarak objektif ve evrensel ilkeler çerçevesinde irdelenmelidir. Bu hususta 25.03.2016 tarihi itibarıyla iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 7 numaralı Protokolü'nün ''Cezai konularda temyiz hakkı'' başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası ''Mahkeme tarafından ceza gerektiren bir suç nedeniyle mahkûm edilen herkes, mahkûmiyetinin veya hükmolunan cezanın yüksek bir mahkeme tarafından yeniden incelenmesini sağlama hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanımı, kullanım dayanakları dahil kanunla düzenlenir.'' hükmünü ihtiva etmektedir. Diğer bir uluslararası metin ise ülkemizin de taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’dir. Bu Sözleşme'nin 14 üncü maddesinin beşinci fıkrasında ''Bir suçtan hüküm giyen herkes, mahkûmiyet ve cezanın yasalara uygun olarak daha yüksek bir yargı organınca yeniden incelenmesi hakkına sahip olacaktır.'' şeklinde olup, uluslararası temel bu iki metin de dikkate alındığında her iki metnin de hüküm veren mahkemenin hükmünün bir üst mahkeme tarafından incelenmesinin yeterli görüldüğüne, yani kararların bir üst mahkemenin incelemesinden geçmesinin mahkemeye erişim hakkı için yeterli olduğuna dairdir. Her iki metinde de beraatler değil, mahkûmiyet hükümleri esas alınmıştır. Ayrıca her iki metin de de üst mahkemeye erişim hakkı mahkûmiyet hükmü ile cezalandırılan kişiye tanınmıştır. Uluslararası metinler bu kadar açıkken ve tartışmaya konu 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi istisnai bir normken, bu norm adil yargılanma hakkıyla ve süslü metinlerle izah edilerek ve istisnai metin genişletilecek tarzda yasa koyucunun muradından öte, yargı organı tarafından yasayı değiştirecek nitelikte afaki şekilde yorumlanamaz. Şu husus hiç bir zaman gözden ırak tutulmaması gereken bir ilkedir; ceza kanunu esas itibariyle mağdurun haklarını korurken, ceza muhakemesi kanunu sanığın haklarını korur. İlk derece mahkemesince beraat kararı verilmiş olması, uluslararası metinlerde ifade edildiği ve mer'i mevzuatımızda da yeterli görüldüğü şekilde istinaf edilerek, istinaf mahkemesince de beraatin yerinde bulunması karşısında, böylesi bir kararın temyize tabi olduğunu düşünmek Ek 7 numaralı Protokol'ün "...Bu hakkın kullanılması, dayanakları dahil kanunla düzenlenir." hükmünü, tartışma konusu iç mevzuatımızdaki istisnai ve açık düzenlemeyi göz ardı etmek olur. Özünde sanık hakkını koruyan normu, sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde kanuni dayanağı olmaksızın yorumlayarak, ikili incelemede lehine beraat kararı verilen sanığın temyize tabi olmayan bu kararını, temyize tabi tutarak temyiz sonrası aleyhine mahkûmiyet hükmü kurulması halinde açık bir hak ihlaline neden olunacaktır. Ayrıca somut ihtilafın konusu nitelikli dolandırıcılık suçunda örgüt mensubu olan sanığın bu mensubiyeti sebebiyle isnat olunan fiilinin 5237 sayılı Kanun'un 158 nci maddesinin üçüncü fıkrasının tatbik edilmesi nedeniyle temyize tabi olduğu düşünüldüğünde meselenin çözülmediği, aksine tam bir çözümsüzlük ürettiği tartışmasız bir gerçektir. Nitelikli dolandırıcılık suçunun örgütlü olarak işlendiği iddiasıyla verilen beraat kararının temyiz edilebilirliğinin sanığın örgütten mahkûm olmasına hasredildiği, Dairemize gelen uyuşmazlıklarda örgütle ilgili mahkûmiyet kararı verilenlerin nitelikli dolandırıcılık suçlarının temyize tabi olduğu, örgüt suçundan beraat kararı verilen nitelikli dolandırıcılık suçlarının ise temyize tabi olmadığına dair Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.11.2022 tarihli ve 2022/11- 436 Esas, 2022/705 Karar sayılı ilamı kabul görmüş, ancak bu durum uygulamada tam bir belirsizliğe neden olmuştur. Hukuki öngörülebilirlik ortadan kalkmış ve bir yargılama dosyasının temyize tabi olup olmadığını kimi zaman atiye terketmiştir. Şöyle ki; bir kısım dosyalarda örgütten düşme kararı verildiği, bu ahvalde düşme kararının mahkûmiyet dışı bir karar olarak değerlendirilmesi ve mahkûmiyet olmadığı için hükmün temyiz edilemez olduğu sonucu çıkarılsa da, bu dosyamızda olduğu gibi örgüt suçundan hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verildiği durumlarda, nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmünün temyiz edilebilir kararlardan olup olmadığını belirleyebilmek için yasanın öngördüğü denetim süresinin geçmesini beklemek gerekecek ya da fail denetim süresi içerisinde bir suç işlerse, bu kez açıklanan hükmün yasa yollarından geçerek kesinleşmesi yıllarca beklenilecektir. Bir hükmün temyize tabi olup olmadığı atiye bırakılmış bir kararın akıbetine bağlı olamaz. Bu hukuk güvenliğini ve hukuki öngörülebilirliği bizzat zedelediği gibi temyiz incelemesi için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen yargılama dosyasının akıbetini beklemek de bizatihi adil yargılanma hakkını ihlal edecektir. Zira temyiz sürecinin uzaması, hükmün kesinleşmemesi ve bunun uzun bir zamana yayılması başlı başına hak ihlaline neden olacaktır. Diğer taraftan; nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilip temyiz safahatına gelmiş olmasına rağmen, yine Dairemize yansıyan dosyalardan henüz örgüt suçundan fail hakkında soruşturmanın yeni başlatıldığı ya da örgüt suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün Yargıtay incelemesinde olduğu, ayrıca Yargıtay tarafından bozulup ilk derece mahkemesine gönderilen yargılama dosyalarının da bulunduğu fiili bir vakıadır. İzah edilen bu hususlar dikkate alındığında; bir hükmün temyiz edilebilir olup olmadığını belirlemenin dahi karmaşık, zaman alıcı, hatta ve hatta sonucu beklendiğinde kimi zaman da temyizdeki dosyanın zamanaşımına uğramasına neden olacağı, istisnai bir maddenin yasa tekniğine uygun düşmeyecek şekilde geniş yorumlanmasının sonuçlarının bizatihi adaletin tecellisini geciktirip hak kaybına neden olacağı, zira beraat eden sanığın bir kamu görevlisi olduğunu varsayarsak ve işe iadesinin de bu hükmün kesinleşmesine bağlı olacağı nazara alındığında, her türlü telafisi imkânsız zararlara ve hak ihlallerine neden olacağı tartışmasız bir gerçektir. Kaldı ki; dolandırıcılık suçu yönünden 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki artırım maddesinin Yüksek Daire uygulamasında görev hususunda dikkate alınmadığı, zira aynı Kanun'un 157 nci maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunun da üç veya daha fazla kişi ya da örgütlü olarak işlenildiği, 158 inci maddedeki bu düzenlemenin bir artırım maddesinden ziyade temyiz sınırında dikkate alınması halinde anılan Kanun'un 157 inci maddesindeki suça sözü edilen artırım maddesinin tatbiki halinde görevli mahkemenin asliye ceza değil ağır ceza olması gerektiği gibi uzlaştırma müessesinin de uygulanmaması sonucunu doğuracağı, suç tipinde uzmanlaşmış ve istikrar kazanmış Daire uygulamasına göre 158 inci maddenin üçüncü fıkrasının varlığı halinde dahi suçtan yargılama yapmaya asliye ceza mahkemesinin görevli olduğu ve suçun da uzlaşma kapsamında kaldığı, sözü edilen bu uygulama ile 158 inci maddenin üçüncü fıkrası sebebiyle hükmün temyize tabi olduğu görüşünün de açık tenakuz arz ettiği mutlaktır. Açıklanan nedenlerle; üst sınırı 10 yıl olan suçtan sanık lehine ilk derece mahkemesince beraat kararı verilmesine, istinaf mahkemesince de beraat kararının onanmasına ve iç hukukumuza göre temyiz yasa yoluna tabi olmadığı istisnai normla açık şekilde kanunda düzenlenmesine rağmen, istisnai normun sanık aleyhine hatalı şekilde genişletici yorumlandığı, içtihatların, yasa metinlerinin daha iyi ve yerli yerinde anlaşılması, uygulamaya yol göstermesi ve çözüm üretmesi gerekirken, aksine temyizdeki sınırı belirsiz, karmaşık ve içinden çıkılmaz hale getiren uygulamayı benimseyen sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmemiz mümkün olmamıştır.

Diğer kararlar (4)

11. Ceza Dairesi, 2022/7454 E., 2024/1425 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis ve 1.983.320,00 TL adli pa
11. Ceza Dairesi         2022/7454 E.  ,  2024/1425 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/249 E., 2021/559 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık SUÇ TARİHLERİ : 10.08.2012, 18.09.2012 HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ...1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.04.2014 tarihli ve 2013/77 Esas, 2014/123 Karar sayılı kararıyla; a. Sanık ... hakkında kamu görevlisi tarafından işlenen zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b. Sanık ... hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis ve 1.983.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına, c. Sanık ... hakkında kamu görevlisi tarafından işlenen zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçuna azmettirme eyleminden, 5237 sayılı Kanun’un 38 inci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, d. Sanık ... hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis ve 1.150.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, e. Sanık ... hakkında kamu görevlisi tarafından işlenen zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçuna azmettirme eyleminden, 5237 sayılı Kanun’un 38 inci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, f. Sanık ... hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis ve 825.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. 2. ...1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.04.2014 tarihli ve 2013/77 Esas, 2014/123 Karar sayılı kararının katılan Kurum vekili ve sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesinin, 18.02.2021 tarihli ve 2018/9045 Esas, 2021/673 Karar sayılı kararıyla; "1. ...Büyükşehir Belediyesi Makina İkmal Bakım ve Onarım Daire Başkanlığı, İkmal Şube Müdürlüğü ambarında hizmet alımı ihalesi ile görevli sanık ...'nun, Giritli Makina Hidrolik- Pnomatik- Hırdavat adlı iş yeri sahibi sanık ... ve Lider İş Makinaları Yedek Parça Alım Satım ve Bakım Onarım Ticaret Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisi sanık ... ile ödeme emri ve ekinde sunulması gereken fatura ve benzeri diğer belgeleri sahte olarak düzenleyip belediyeye mal ve hizmet satılmış gibi işlem yaparak belediyeden haksız çıkar sağlama hususunda anlaştığı, bu kapsamda sanık ...'in belediyeden doğrudan temin yolu ile yapılan alımlara ilişkin gerekli olan talep fişi onay belgesi, personel görevlendirme yazısı, araştırma tutanağı, teslim tutanağı ve bedelin onaylanmasına dair belgeleri kendi bilgisayarından sahte olarak hazırladığı, ilgili belediye görevlilerinin yerlerine imza attığı, suça dair anlaşmaları gereği diğer sanıkların da kendi iş yerleri adına kestikleri ve gerçekte herhangi bir mal satımını içermeyen faturaları ve fiyat araştırma tutanağına konu iki firmanın kaşeleri bulunan fiyat araştırma mektuplarını hazırlayarak sanık ...'ya getirdikleri, bu haliyle görünürde mevzuata uygun olarak hazırlanan dosyaları, ödeme emri belgesi düzenlenmek üzere iş yeri sahibi sanıkların ...Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığına giderek belgeleri sundukları ve ödeme emirlerine konu paraları haksız bir şekilde temin ettikleri iddia ve kabul edilen somut olayda; sanıklardan ... ve ...'nun aşamalarda istikrarlı olarak suça konu ödeme emri belgeleri ekindeki fatura ve fiyat araştırma mektuplarının gerçek olduğunu, belediyeye doğrudan temin ile alınan suça konu malları teslim edip hizmetleri de ifa ettiklerini savunmaları nazara alınarak; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından, evvela adı geçen belediye başkanlığından iddianamelere konu fatura ekinde belirtilen malların teslim edilip edilmediğinin, yine hizmet alımına konu edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin sorulması, varsa buna dair belgelerin temin edilmesi, ayrıca yargılama konusu olaylarla bağlantısı olduğu anlaşılan ...3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/247 Esas sayılı dosyasının akıbetinin sorulması sonrasında hasıl olacak kanaate göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması, 2. ...Büyükşehir Belediyesi Makina İkmal Bakım ve Onarım Daire Başkanlığı İkmal Şube Müdürlüğü ambarında hizmet alım ihalesi ile görevlendirilen Anakent İmar İnşaat Limited Şirketi kadrosunda hizmet işçisi olarak görevli olan sanık ...'nun doğrudan temin yoluyla yapılan işlere ilişkin gerçekte mal ya da hizmet alımı yapılmadığı halde yapılmış gibi ilgili kamu görevlileri yerine sahte imza atmak suretiyle düzenlediği belgelerle diğer sanıklara ait firmalar lehine ödeme yapılmasını sağlama şeklindeki eylemlerinin TCK'nin 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede zincirleme sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği ile bu suça azmettirme suçlarından sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi suretiyle fazla ceza tayini," Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. ...1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.10.2021 tarihli ve 2021/249 Esas, 2021/559 Karar sayılı kararıyla; a. Sanık ... hakkında zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 7 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b. Sanık ... hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis ve 1.983.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına, c. Sanık ... hakkında zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçuna azmettirme eyleminden, 5237 sayılı Kanun’un 38 inci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, d. Sanık ... hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis ve 825.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına, e. Sanık ... hakkında zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçuna azmettirme eyleminden, 5237 sayılı Kanun’un 38 inci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, f. Sanık ... hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis ve 1.150.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Kurum Vekilinin Temyiz Talebi Sanıklar lehine ceza indirim maddelerinin uygulanması suretiyle eksik cezalar tayin edildiğine ilişkindir. B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Talebi Sanığın suçlara iştirak etmediğine, sanığın, mevzuata uygun şekilde mal ve hizmet alımı yaptığına, resmi belgede sahtecilik suçunun konusunu oluşturan belgelerin aldatma niteliklerinin bulunmadığına, bu itibarla atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, dolandırıcılık suçu yönünden sanığın hileli bir hareketinin bulunmadığına, dolandırıcılık suçundan hükmedilen adli para cezası miktarının çok yüksek olduğuna, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. C. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Talebi Sanığın, sadece kendisi tarafından imzalanması gereken belgeleri imzaladığına, sanık ...'i resmi belgede sahtecilik suçu için azmettirmediğine, dolandırıcılık suçu yönünden sanığın hileli bir hareketinin bulunmadığına, sanık hakkında beraat kararları verilmesi talebine ilişkindir. D. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Talebi Sanığın, eylemlerinden pişmanlık duyarak samimi ikrarda bulunduğuna ve maddi gerçeğin ortaya çıkması konusunda yardımcı olduğuna, buna karşı cezaların teşdiden belirlendiğine, resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi gereği belirlenen oranın, diğer sanıklara nazaran, daha yüksek olduğuna, hükümlerin sanık lehine bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanık ...'nun ...Büyükşehir Belediyesi Makine İkmal ve Bakım Onarım Daire Başkanlığı İkmal Şube Müdürlüğü ambarında hizmet alım ihalesi ile görevlendirilen ve Anakent İmar İnşaat Limited Şirketi kadrosunda kamusal faaliyet yürüten personel olarak İkmal Şube Müdürlüğü ambarında Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Taşınır İşlem Kayıt Sorumlusu Aziz Cevdet Kıroğlu'nun yardımcı elemanı olarak görev yaptığı, sanık ...'nin, Giritli Makine Hidrolik-Pnomatik-Hırdavat adlı iş yerinin sahibi olduğu, sanık ...'nun Lider İş Makineleri Yedek Parça Alım Satım Bakım Onarım Ticaret Taahhüt ve Sanayi Limited Şirketinin sahibi olduğu, ...Büyükşehir Belediyesi malzemeye ihtiyaç duyduğunda 4734 sayılı Kanun'a göre doğrudan temin yolu ile hizmet ya da mal almasının gerektiği, bu kapsamda öncelikle Fen İşleri Daire Başkanlığı ilgili biriminin, genelde görevli makine mühendislerinin, ihtiyaç duyulan malzeme ismini bildirdiği ve talep fişi düzenlediği, Fen İşleri Daire Başkanlığının malzemenin nerede kullanılacağını belirterek onay aldığı, onay belgesi ve talep fişinde belirtilen mal ve hizmetin satın alınmasına ilişkin olarak fiyat araştırması için genelde talepte bulunan mühendislerin görevlendirildiği, görevli mühendis tarafından 3 ayrı firmaya boş teklif mektubu verilerek geri alınıp fiyat araştırma mektupları toplanarak fiyat araştırma tutanağı düzenlendiği, sonra alınacak mal ya da hizmet için olur verildiği, böylece malzemelerin teslim alınarak satan firmadan fatura alındığı, daha sonra da ödeme belgesinin düzenlendiği, sanık ...'nun 2010 yılından itibaren Makine İkmal Başkanlığında doğrudan temin yolu ile satın alınan evraka ait ödeme belgelerini düzenlemekle görevli olduğu, ve bilgisayarında kurulu sisteme fatura bilgilerini girdiğinde sürece ilişkin hazırlanmış olan tüm belgelerin otomatik olarak çıktığı ve bu şekilde ödeme emri belgesini düzenlediği, belgenin Fen İşleri Daire Başkanlığına gidip oradan kayıt numarası alarak daha sonra da Mali Hizmetler Hesap İşleri Şubesine gittiği, ödemenin orada yapıldığı, normal işleyişin bu şekilde olduğu, ancak sanık ...'nun, diğer sanıklar ... ve ... ile ...Büyükşehir Belediyesine karşı sahte ödeme emri belgeleri ve ödeme emri ekinde gerekli olan diğer belgeleri sahte olarak düzenleyip sanki mal ve hizmet satılmış gibi belediyeden para almak hususunda ayrı ayrı anlaştığı, yapılan anlaşmalar çerçevesinde sanık ...'nun belediyenin doğrudan temin yolu ile yaptığı mal ve hizmet alımı için gerekli olan talep fişi, onay belgesi, personel görevlendirme yazısı, fiyat araştırma mektubu, araştırma tutanağı, bedelin onaylanmasına dair onay yazısı, malların teslim edildiğine dair teslim tutanağı belgelerini kendi bilgisayarından ve önceden düzenlenmiş gerçek belgelerden yararlanmak sureti ile sahte olarak hazırladığı, hazırlamış olduğu belgelerde adları geçen belediye görevlilerinin yerine imza attığı, anlaşmaları gereği diğer sanıklar ... ve ...'nin ise iş yerleri adına kestikleri gerçekte olmayan mal ya da hizmet satımı faturaları ve kendi firmaları ile temin ettikleri diğer iki firmanın kaşeleri bulunan fiyat araştırma mektuplarını hazırlayarak sanık ...'ya getirdikleri bu şekilde ödeme emri belgesi düzenlenmesine esas tüm belgelerin hazır olduğu, sanık ...'nun en son olarak her bir fatura için ayrı ayrı ödeme emri belgesi düzenlediği, düzenlemiş olduğu ödeme emri belgesini sanıklar ... ve ...'na elden verdiği, sanıklar ... ve ...'nin ise elden aldıkları bu belgeler ile ...Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Daire Başkanlığına giderek belgeleri sundukları, sunmuş oldukları belgeler üzerinde imzası eksik olan kontrol memuru ve daire başkanının da belgede mevcut aldatma kabiliyetini haiz imzalara güvenerek söz konusu ödeme emrini imzaladıktan sonra faturalara konu miktardaki paraların sanıklar ... ve ...'nun banka hesaplarına yatırıldığı, böylece kısa süre içerisinde paranın şirket sahibi sanıklara ulaştığı, ...'nun beyanına göre sanıklar ...'nin belediyeden haksız olarak aldığı paranın 180.000- 200.000 TL lik kısmını; ...'nun ise yaklaşık 70.000 TL civarındaki parayı anlaşmaları doğrultusunda sanık ...'ya dönem dönem elden verdikleri, sanık ... tarafından 21.01.2011 - 10.08.2012 tarihleri arasında ayrı ayrı bu şekilde hazırlanan 35 ayrı ödeme emri belgesi ile Lider İş Makineleri ... Şirketi sahibi sanık ...'na Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından toplam 404.305,79 TL para ödendiği, yine sanık ... tarafından 17.12.2010 - 18.09.2012 tarihleri arasında ayrı ayrı hazırlanan 44 ayrı ödeme emri belgesi ile Giritli Makineleri ... Şirketi sahibi sanık ...'ye Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından toplam 572.813,53 TL para ödendiği, anlaşılmıştır. 2. Sanıklar ... ve ..., üzerilerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini beyan etmişler, sanık ... ise gerek kendi yönünden gerek sanıklar Mustafa ve Hüseyin yönünden ikrara dayalı savunma yapmıştır. 3. ...Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 13.12.2012 tarih ve BLG-2012/1869 Uzmanlık Numaralı Ekspertiz Raporunun incelenmesinden; a) 1- Ödeme emirlerinde imzaları bulunan Emine Özgül Eryiğit, Abdullah Çalık ve Ahmet Arslan'ın adlarının altına atılmış bulunan imzaların bu kişilerin eli ürünü olmasının kuvvetle muhtemel görüldüğünün tespit edildiği, 2- Belgelerde adlarının altında bulunan imzaların Dursun Aksoy, Mehmet Ekmekçi, Feridun Key ve Mustafa Çelikören'in eli ürünü olmayıp yerlerine sahte olarak atıldıklarının tespit edildiği, bu kişilerin adı altına atılan imzaların Sanık ...'nun eli ürünü olduğunun tespit edildiği, 3- Ödeme emri belgelerindeki 1 ve 2. Maddedeki şahısların eli ürünü oldukları kanaatine varılan imzalar haricindeki diğer imzalar ile Dursun Aksoy, Emine Özgül Eryiğit, Mehmet Ekmekçi, Ahmet Arslan, Abdullah Çalık, Ferudun Key ve Mustafa Çelikören isimli şahısların eli ürünü olmadıkları, 4- Ödeme emri belgelerindeki 1 ve 2. Maddedeki şahısların eli ürünü oldukları kanaatine varılan imzalar haricindeki diğer imzaların ... elinden çıktığını gösterir nitelikte uygun grafolojik bulgulara rastlanmadığı, b) -35 adet ödeme emri belgeleri içerisindeki toplam 35 adet belgedeki Mehmet Ekmekçi adına bulunan fotokopi vaziyetteki imzalar, ayrıca "Lider İş Makineleri" antetli 001101'den 004450'ye kadar seri numaralı; 001101, 001103, 001104 ve 001105 seri numaralı sayfaları düzenlenmiş vaziyetteki sipariş defteri koçanındaki el yazıları ve imzalar ile adları geçen şahısların mukayese yazı ve imzaları arasında yapılan incelemede; 1- Sipariş defterinin 001103 ve 001105 seri numaralı koçanların sol alt kısımlarındaki teslim alan bölümlerinde karbon nüshalı yazılar ve atılı bulunan imzaların Dursun Aksoy eli ürünü olduğu, - İncelemeye konu sipariş defterinin 001101, 001103, 001104 ve 001105 seri numaralı dip koçanlardaki diğer el yazıları ve imzaları ile Dursun Aksoy, Emine Özgül Eryiğit, Mehmet Ekmekçi, Ahmet Arslan, Abdullah Çalık, Ferudun Key ve Mustafa Çelikören'in mukayese yazı ve imzaları ile ...'nun mukayese imzaları arasında aynı şahıs eli ürünü olduklarını beyanına imkan verir nitelikte ortak kaligrafik ve grafolojik bulgulara rastlanmadığı, 2- Ödeme belgelerinde Mehmet Ekmekçi adına bulunan fotokopi vaziyetteki imzaların adı geçen şahıs eli ürünü olmayıp, adına takliden tersim edilmiş sahte imzalar oldukları, - Belgeler üzerindeki Mehmet Ekmekçi adına sahte olarak atıldıkları kanaatine varılan imzalar ile ...'nun mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmalarda; bahse konu imzaların ... eli ürünü oldukları, - Ayrıca; belgeler içerisindeki üst bölümlerinde sayı ve tarih haneleri kalemle doldurulmuş, ancak Mehmet Ekmekçi adına bulunan imzaların fotokopi oldukları belirlenen toplam 35 adet belgeden; a-1/8, 2/8, 3/8 ve 4/8 rakamları ile işaretlenen belgelerdeki Mehmet Ekmekçi adına bulunan imzaların, b-5/8, 6/8, 7/8, 8/8, 9/8, 10/8, 11/8, 12/8, 13/8, 14/7, 15/8, 16/8, 17/8 ve 18/8 rakamları ile işaretlenen belgelerdeki Mehmet Ekmekçi adına bulunan imzaların, c-19/8, 20/8, 21/8, 22/8, 23/8, 24/8, 25/8, 26/8/, 27/8, 28/8, 29/8, 30/8, 31/8, 32/8, 33/8, 34/8 ve 35/8 rakamları ile işaretlenen belgelerdeki Mehmet Ekmekçi adına bulunan imzaların, Kendi aralarında birebir örtüştüğü, dolayısıyla a, b ve c'de belirtilen belgelerdeki anılan imzaların üç ayrı kaynaktan (belgeden) kopya edilmek suretiyle oluşturulan belgeler oldukları, Hususlarının belirtildiği anlaşılmıştır. 3. ...Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Daire Başkanlığına ait 10.10.2012 tarih ve 1832 sayılı yazılarının incelenmesinden; - 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında 22 d maddesinde belirtilen doğrudan temin yöntemi ve diğer ihale usulleri ile alınan mal ve hizmet karşılığında hak sahiplerine yapılacak ödemelerde genel kuralın defaten ödenmesi olduğu, ancak; kurumda yeterli paranın olmadığı durumlarda fatura bedelleri oran belirlenmeksizin kısmi olarak ilgililerin banka hesap numaralarına belediye hesabından havale yapılmak suretiyle ödendiği, - Giritli Makine unvanlı firma sahibi ...'ye 2011 ve 2012 yıllarında fatura bedellerine karşılık yapılan havaleler zaman zaman defaten paranın yeterli olmadığı zamanlarda da kısmi ödemeler şeklinde banka hesabına havale yapılmak suretiyle ödendiği, - ...'nun Makine İkmal Bakım Onarım Dairesi Başkanlığının hizmet alımı ihalesi kapsamında şirket elemanı olup İkmal Şube Müdürlüğü ambarında Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Taşınır İşlem Kayıt Sorumlusu Aziz Cevdet Kıroğlu'nu yardımcı elemanı olarak görev yaptığı, Bildirilmiştir. 4. Vakıfbank TAO ...Sanayi Şubesine ait 02.07.2013 tarihli ve 583 sayılı yazı ve ekindeki sanık ...'ya ait hesaba, Lider İş Makineleri Yedek Parça Şirketi de dahil olmak üzere farklı tarihlerde sanığın hesabına 500,00 -15.000,00 TL arasında değişen miktarlarda EFT yapıldığı anlaşılmıştır. 5. ... Ticaret ve Sanayi Odasına ait 08.10.2012 tarih ve 13882 sayılı yazının incelenmesinden, Giritli Makine Hidrolik Pnomatik Hırdavat-... adına oda kayıtlarında rastlanmadığı hususlarının belirtildiği anlaşılmıştır. 6. ...3. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2013/247 Esas sayılı dava dosyasının, katılan ... tarafından 10.04.2013 tarihli dilekçe ile ...4. İcra Müdürlüğüne ait 2012/9350 sayısı ile yapılan takibe Lider İş Makinaları Yedek Parça Alım Satım Bakım Onarım Ticaret Taahhüt ve Sanayi Limited Şirketinin yapmış olduğu vaki itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesi talepli olduğu, mahkemece ön inceleme hazırlık safhasının tamamlandığı ve ön inceleme aşamasına geçmeye karar verildiği anlaşılmıştır. 7. ... Hukuk Müşavirliği'nin 08.06.2021 tarihli yazı cevabından yargılamaya konu 41 madde halinde tespit olunan sanık ...'ye ödemeye dayanak olan mal ve malzemelerin belediye ambarına teslim edildiğine dair hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı mal ve malzemelerin teslim alınmadığı belediye birimlerine ait hiçbir yerde kullanıma verilmediği, yargılamaya konu 35 madde halinde tespit olunan sanık ...'na ödemeye dayanak olan mal ve malzemelerin belediye ambarına teslim edildiğine dair hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı mal ve malzemelerin teslim alınmadığı belediye birimlerine ait hiçbir yerde kullanıma verilmediğinin bildirildiği anlaşılmıştır. 8. Sanıkların güncel adlî sicil kayıtları, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan Kurum vekili ve sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ...1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.10.2021 tarihli ve 2021/249 Esas, 2021/559 Karar sayılı kararında katılan Kurum vekili ve sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2024 tarihinde karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2023/5874 E., 2024/9115 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile son cümleri, 43 üncü, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı 4 yıl 10 ay 10 gün hapis ve 1.939.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına;
11. Ceza Dairesi         2023/5874 E.  ,  2024/9115 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/34 E., 2015/201 K. SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, resmi belgede sahtecilik, görevi ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ret TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ : İade, ret, Onama Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında görevi ihmal suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, aynı Kanun'un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve itiraz merciince itirazların incelenerek karara bağlandığı; 30.09.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde tefhim edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafii tarafından 08.10.2015 tarihinde, sanık ... müdafii tarafından 04.04.2016 tarihinde vekalet ücretine yönelik temyiz isteğinde bulunulduğu, Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin hükümden sonra verdiği 25.12.2015 tarihli sanıklar ..., ..., ... ve ... lehine vekalet ücreti tayinine yönelik ek kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğu; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafii ile sanık ... müdafiinin temyiz istekleri haricinde diğer temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve sanık ...'ın duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra gereği düşünüldü; I. HUKUKÎ SÜREÇ Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.09.2015 Tarihli ve 2013/34 Esas, 2015/201 Karar Sayılı Kararı ile 1. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında değişen suç vasfına göre görevi ihmal suçundan 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 2. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., , ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) ve (e) bentleri uyarınca beraatlerine, 3. ..., ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile son cümleri, 43 üncü, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı 4 yıl 10 ay 10 gün hapis ve 1.939.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 4. Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile son cümleri, 43 üncü, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 87.220,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 5. Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile son cümleri, 43 üncü, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 6 ay hapis ve 245.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 6. Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile son cümleri, 43 üncü, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 33.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 7. Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile son cümleri, 43 üncü, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 20.820,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 8. Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile son cümleri, 43 üncü, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 65.620,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 9. Sanık ... (Açar) hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile son cümleri, 43 üncü, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 20.820,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 10. Sanık ... hakkında birleştirilen Zonguldak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2013 tarih ve 2013/367 Esas, 2013/470 Karar sayılı dava dosyasına konu görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca reddine, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği özetle; Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi gerekirken sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., , Kalafat ve ... hakkında beraat, sanıklar, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ve ... hakkında görevi ihmal suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. 2. Katılan vekilinin temyiz isteği özetle; haklarında mahkûmiyet hükmü kurulan sanıklar hakkında kurum zararı gözetilerek daha ağır cezaya hükmolunması gerektiğine, beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. 3. Sanıklar ve sanıklar müdafiilerinin temyiz istekleri özetle; yüklenen suçların unsurlarının oluşmadığına, somut delil bulunmadığına, ceza tayin ve takdirinde hataya düşüldüğüne ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanık ...'ın ... Eczanesinin sahibi, sanıklar ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ... ve ...'ın eczane çalışanları oldukları, eczanenin katılan kuruma fatura ettiği “B” grubu reçetelerinin, Zonguldak Sağlık Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğü eczacılarınca kontrolleri esnasında, eczanede çalışanlar adına yazılmış gümüş nitrat içerikli, parasal değeri yüksek majistral ilaçlarına rastlanılması üzerine yapılan soruşturmada, 01.07.2008-30.04.2010 tarihleri arasında kuruma fatura edilen, suça konu 489 adet gümüş nitrat içerikli majistral reçetelerinden 411’inin, eczane çalışanları olan sanıklar ..., ..., ..., , ..., ..., ... ve ...’ın kendi adlarına ya da aynı soy ismini taşıyan akrabaları, kalan suça konu 78 adet reçetenin ise gene aynı eczane çalışanlarının yakınları ya da arkadaşları adına olduğunun tespit edildiği, reçetelerin çoğunluğunun sigortalı ve hak sahiplerinden habersiz, söz konusu ilacın kullanımını gerektirir herhangi bir cilt hastalıkları olmadıkları halde çeşitli sağlık kuruluşlarında çalışan sanık doktorlara düzenlettirildiği ve ... Eczanesince katılan kuruma fatura edilerek bedellerinin tahsil edilmesi suretiyle kurumun toplam 698.298,59 TL zarara uğratıldığından bahisle sanıklar ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ... ve ...'ın resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık, doktor olan sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında görevi kötüye kullanma, ... hakkında görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ,diğerleri hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasında; sanık savunmaları, suça konu reçeteler adlarına düzenlenen sigortalı ve hak sahiplerinin tanık sıfatıyla tespit edilen yeminli anlatımları, bilirkişi raporları, cevabi müzekkereler ve tüm dosya kapsamı itibarıyla sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a yüklenen suçlar sübut bulduğundan mahkûmiyetlerine, doktor olan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... . , ..., ., ... ve ... tarafından yazılan reçete sayısı, yazdırılma şekli, çalışma ortamı ve çalışma yoğunluğu göz önüne alındığında suç kastıyla hareket ettiklerine dair delil bulunmadığından beraaatlerine dair temyize konu hükümlerin kurulduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Görevi İhmal Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararları Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, aynı Kanun'un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve itiraz merciince itirazların incelenerek karara bağlandığı anlaşılmakla, dava dosyasının bu hükümler yönünden incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerekmiştir. B. Sanıklar ..., ..., ... Ve ... Müdafii İle Sanık ... Müdafiinin Temyizi Yönünden Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin hükümden sonra verdiği 25.12.2015 tarihli sanıklar ..., ..., ... ve ... lehine vekalet ücreti tayinine yönelik ek kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 30.09.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde tefhim edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafii tarafından 08.10.2015 tarihinde, sanık ... müdafii tarafından 04.04.2016 tarihinde vekalet ücretine yönelik temyiz isteğinde bulunulduğu, hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteklerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. C. Sanık ... Hakkında verilen Ret Kararına Karşı Katılan Vekilinin, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., , ... ve ... Hakkında Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği Suçundan Verilen Beraat Kararlarına Karşı Katılan Vekili İle Cumhuriyet Savcısının, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Verilen Mahkûmiyet Kararlarına Karşı Katılan Vekili, Sanık ... Ve Müdafii, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Müdafiileri İle Sanıklar ... Ve ...'ın Temyizleri Yönünden Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ... ve ... hakkında hükmolunan adli para cezalarının ödenmemesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği şeklinde karar verilmiş ise de, 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin ve 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. 1. Sanık ... hakkında birleştirilen Zonguldak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2013 tarih ve 2013/367 Esas, 2013/470 Karar sayılı dava dosyasına konu aynı eylem nedeniyle mükerrer açılan kamu davasının reddine dair kararda hukuka aykırılık bulunmadığından katılan vekilinin; 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ...,, ... ve ...'ın suç kastıyla hareket ettiklerine ve üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanıklar lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraat kararları verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, katılan vekili ile Cumhuriyet savcısının; 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan raporların yeterli olduğu, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan makûmiyet hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, katılan vekili, sanık ... ve müdafii, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafiileri ile sanıklar ... ve ...'ın temyiz sebepleri reddedilmiştir. D. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Mahkûmiyet Kararlarına Karşı Katılan Vekili, Sanık ... Ve Müdafii, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Müdafiileri İle Sanıklar ... Ve ...'ın Temyizleri Yönünden Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır. E. Sanık ... Hakkında Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği Suçundan Verilen Beraat Kararlarına Karşı Katılan Vekili İle Cumhuriyet Savcısının Temyizleri Yönünden Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 08.06.2024 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. V. KARAR A. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Görevi İhmal Suretiyle Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararları Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Sanıklar ..., ..., ... Ve ... Müdafii İle Sanık ... Müdafiinin Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.09.2015 tarihli ve 2013/34 Esas, 2015/201 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafii ile sanık ... müdafiinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, C. Sanık ... Hakkında verilen Ret Kararına Karşı Katılan Vekilinin, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ... ve ... Hakkında Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği Suçundan Verilen Beraat Kararlarına Karşı Katılan Vekili İle Cumhuriyet Savcısının, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Verilen Mahkûmiyet Kararlarına Karşı Katılan Vekili, Sanık ... Ve Müdafii, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Müdafiileri İle Sanıklar ... Ve ...'ın Temyizleri Yönünden Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenlerle Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.09.2015 tarihli ve 2013/34 Esas, 2015/201 Karar sayılı kararında katılan vekili, Cumhuriyet savcısı, sanık ... ve müdafii, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafiileri ile sanıklar ... ve ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili, Cumhuriyet savcısı, sanık ... ve müdafii, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafiileri ile sanıklar ... ve ...'ın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, D. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Mahkûmiyet Kararlarına Karşı Katılan Vekili, Sanık ... Ve Müdafii, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Müdafiileri İle Sanıklar ... Ve ...'ın Temyizleri Yönünden Gerekçe bölümünün (D) bendinde açıklanan nedenlerle Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.09.2015 tarihli ve 2013/34 Esas, 2015/201 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili, sanık ... ve müdafii, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafiileri ile sanıklar ... ve ...'ın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, E. Sanık ... Hakkında Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği Suçundan Verilen Beraat Kararlarına Karşı Katılan Vekili İle Cumhuriyet Savcısının Temyizleri Yönünden Gerekçe bölümünün (E) bendinde açıklanan nedenlerle Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.09.2015 tarihli ve 2013/34 Esas, 2015/201 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ile Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2024 tarihinde karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2021/19179 E., 2024/11801 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
5237 sayılı TCK'nın 158/1. maddesinin (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olamayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayı
11. Ceza Dairesi         2021/19179 E.  ,  2024/11801 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının ve hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesine ilişkin 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 5237 sayılı TCK'nın 158/1. maddesinin (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olamayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden artırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52. maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği ve somut olayda, elde edilen haksız menfaat miktarının şikâyetçi ...'a karşı gerçekleşen eylem yönünden 150,00 TL ve katılan ...'a karşı gerçekleşen eylem yönünden 650,00 TL olduğu dikkate alınarak; adli para cezasına esas temel gün sayılarının 15 ve 65 gün yerine 5 gün belirlenerek uygulama yapılması ve sonrasında 5237 sayılı TCK'nın 158/1. maddesinin son cümlesi uyarınca sonuç adli para cezalarının doğrudan 300,00 ve 1.300,00 TL'ye çıkartılması suretiyle fazla ceza tayini,Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasından; sanık hakkında şikayetçi ...'a karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan takdir ve tayin olunan adli para cezasına ilişkin "5", "4", "80,00", "Sanık için tesbit olunacak adli para cezası haksız elde ettiği menfaatin iki katından az olamayacağından sanığın netice para cezasının TCK.nın 158/1-f-son maddesi gereğince 300,00 TL ADLİ PARA CEZASI OLARAK BELİRLENMESİNE" ve "Sanığın neticeten 2 YIL 6 AY HAPİS VE 300,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" ibarelerinin çıkartılıp yerlerine sırasıyla "15", "12", "240,00" ve "Sanığın neticeten 2 YIL 6 AY HAPİS VE 240,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" ibarelerinin yazılması, sanık hakkında katılan ...'a karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan takdir ve tayin olunan adli para cezasına ilişkin "5", "4", "80,00", "Sanık için tesbit olunacak adli para cezası haksız elde ettiği menfaatin iki katından az olamayacağından sanığın netice para cezasının TCK.nın 158/1-f-son maddesi gereğince 1.300,00 TL ADLİ PARA CEZASI OLARAK BELİRLENMESİNE" ve "Sanığın neticeten 2 YIL 6 AY HAPİS VE 1.300,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" ibarelerinin çıkartılıp yerlerine sırasıyla "65", "54", "1.080,00" ve "Sanığın neticeten 2 YIL 6 AY HAPİS VE 1.080,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" ibarelerinin yazılması ve aleyhe temyiz bulunmaması gözetilerek gün adli para cezası yönünden infazın 4 gün üzerinden yapılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin Tebliğname'ye kısmen uygun olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2024 tarihinde karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2024/3661 E., 2024/10508 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
"Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken Yerel Mahkemece TCK'nın 158. maddesinin birinci fıkrasının f bendi uyarınca temel cezanın 3 yıl hapis ve 150 gün adli para cezası olarak belirlendiği, TCK'nun 62 maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 125 gün adli para cezasına indirildiği, TCK'nun 52.
11. Ceza Dairesi         2024/3661 E.  ,  2024/10508 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/301 E., 2016/114 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 25.03.2024 tarihli ve 2021/31160 Esas, 2024/4000 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.06.2024 tarihli ve KD-2016/288405 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308/1 maddesi uyarınca yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.06.2024 tarihli ve KD-2016/288405 sayılı itiraz isteminin; "Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken Yerel Mahkemece TCK'nın 158. maddesinin birinci fıkrasının f bendi uyarınca temel cezanın 3 yıl hapis ve 150 gün adli para cezası olarak belirlendiği, TCK'nun 62 maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 125 gün adli para cezasına indirildiği, TCK'nun 52. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adli para cezasının bir gün karşılığı 20 TL olmak üzere hesaplanan 2.500 TL adli para cezasının anılan Kanun'un 158. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde yer alan "...Adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz" hükmü gereğince 50.000 TL'ye çıkarıldığı ve sanığın neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 50.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve yalnız sanık tarafından temyiz edilen hükümde 150 gün, 125 gün, 2.500 TL ve 50.000 TL olarak belirlenen temel adli para cezalarının Özel Dairece 2250 gün, 2125 gün ve 42.500 TL olarak belirlenmesi suretiyle hükümlerin düzeltilerek onanmasına karar verildiği olayda; Yerel Mahkemece TCK'nın 158. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca hapis cezasının yanında verilmesi gereken adli para cezasının suçtan elde edilen menfaatin iki katı olan 50.000 TL'den az olamayacağı dikkate alınıp, aynı Kanun'un 52. maddesi hükmü gözetilerek suçtan elde edilen menfaat miktarının iki katından az olmayacak bir miktara denk gelecek şekilde temel adli para cezalarının gün olarak belirlenip artırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılmasından sonra tespit edilen gün birim sayısının temel ceza belirlenirken düşünülen günlüğü 20 ilâ 100 TL arasındaki miktar ile çarpılması suretiyle sonuç adli para cezalarına hükmedilmesi ve bu şekilde temel adli para cezalarının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın hükümlerde ayrı ayrı gösterilmesi gerekirken, 150 gün olarak verilen gün adli para cezasının, TCK'nun 62 maddesi uyarınca 125 güne indirilip, bir gün karşılığı 20 TL belirlenerek 2.500,00 TL adli para cezalarına hükmedilmesinden sonra sözü edilen düzenlemelere aykırı olacak ve adli para cezalarının infazında tereddüt oluşturacak şekilde adli para cezaları miktarının 50.000,00 TL'ye çıkarılmasının isabetsiz olduğunun kabulü gerekmektedir. Yerel Mahkemece hükmedilen adli para cezalarının ödenmemesi hâlinde 5275 sayılı CGTİHK'nın 106. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından verilecek karar ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarınca adli para cezalarının hapis cezasına çevrilerek hükümlerin infazının yapılacağı göz önüne alındığında Kanun'un öngörmediği bir şekilde infaz sırasında sanık aleyhine sonuç doğmasına sebebiyet verebileceği, söz konusu bu hukuka aykırılığın Özel Dairece eleştiri konusu yapılamayacağı, suç ve hüküm tarihi itibarıyla uygulanması gereken CMUK'nın 322. maddesinde sınırlı olarak sayılan Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller arasında bulunmadığı ve bu hâller dışında düzeltilerek onama yoluna giderilmesinin de mümkün olmadığı anlaşıldığından, belirlenen hukuka aykırılığın bozma nedeni yapılması ve aleyhe yönelen temyiz bulunmadığından 1412 sayılı CMUK'nın 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulması gerektiği kabul edilmelidir. Nitekim Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.10.2022 gün ve 2022/519 Esas, 2022/628 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yazısında belirtilen nedenler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.10.2022 tarihli ve 2022/519 Esas, 2022/628 Karar sayılı kararında gösterilen gerekçeleri dikkate alınarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olduğu kabul edilerek dava dosyası yeniden ele alınıp incelenerek gereği görüşüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1 maddesinin (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52/2 maddesi uyarınca 20,00-100,00 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f maddesi uyarınca adli para cezası yönünden temel cezanın 150 gün olarak belirlenmesi, aynı Kanun'un 62/1 maddesinin uygulandığı paragrafta (1/6) oranında indirim uygulanmak suretiyle 125 gün olarak tespiti ve bu miktar üzerinden 5237 sayılı Kanun'un 52/2 maddesi gereği günlüğü 20,00 TL'den takdir kılınarak paraya çevrilmek suretiyle 2.500,00 TL olarak belirlendikten sonra infazda tereddüt oluşturacak şekilde, gün adli para cezası belirtilmeden 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f-son maddesi gereği suçtan elde edilen menfaat olan 25.000,00 TL üzerinden hesaplama yapılarak sonuç adli para cezasının 50.000,00 TL olarak belirlenmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/2 maddesi gereği Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 25.03.2024 tarihli ve 2021/31160 Esas, 2024/4000 Karar sayılı düzelterek onama ilâmının KALDIRILMASINA, 3. Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.04.2016 tarihli ve 2015/301 Esas, 2016/114 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasının (B) bölümünde yer alan (4) numaralı paragrafta bulunan "5237 Sayılı TCK'nın 158/son maddesine sanığa verilecek adli para cezasının haksız olarak elde edilen menfaatin 2 katından az olamayacağı anlaşılmakla, haksız elde edilen menfaat olan 25.000 TL'nin iki katı olan 50.000 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA," ibaresinin hükümden tamamen çıkarılması ve yerine ""1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi gereği sanığın gün adli para cezası yönünden 125 gün olan kazanılmış hakları saklı kalmak üzere 42.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle, hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.09.2024 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

Aşağıdakilerden hangisi "Nitelikli Dolandırıcılık" (TCK) suçunun hallerinden biri değildir?

A) Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi
B) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi
C) Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi
D) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi
E) Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol