5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 21

Türk Ceza Kanunu 21. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 21- (1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. (2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir. Taksir

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

359 karar eşleşti
1. Ceza Dairesi, 2024/4788 E., 2024/8414 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
hakkında maktul ...'e karşı olası kastla nitelikli öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82/1-h, 21/2, 53, 58. maddeleri uyarınca ayrı ayrı müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, karar verilmiştir.
1. Ceza Dairesi         2024/4788 E.  ,  2024/8414 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Nitelikli yağmaya teşebbüs, olası kastla nitelikli öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Katılan ... ve vekili, Bölge Adli Mahkemesi ... savcısı, sanıklar ..., ..., ... müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama - Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 /1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar ..., ..., ... müdafilerinin, duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bölge Adliye Mahkemesi bozması üzerine; Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.11.2022 tarihli ve 2022/409 Esas, 2022/528 Karar sayılı kararı ile; a. Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında maktul ...'e karşı nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c,d, 35, 53, 58. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 9 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, b. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında maktul ...'e karşı olası kastla nitelikli öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82/1-h, 21/2, 53, 58. maddeleri uyarınca ayrı ayrı müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, karar verilmiştir. 2. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2023/71 Esas, 2023/1031 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan ... ve vekili, ... savcısı (lehe), sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan ... ve vekilinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye, sanıkların ayrı ayrı tüm suçlardan cezalandırılmaları gerektiğine, beraat eden sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerektiğine, ilişkindir. B. ... savcısının temyiz sebepleri özetle; sanıklar ... ve ...’un sadece yağma suçu açısından iştirak iradelerinin olduğuna, maktulün öldürülmesine ilişkin olarak sanık ... ile fikir, irade ve eylem birliği içerisinde olduklarına dair dosyada delil olmadığına, ayrıca olası kastla işlenen suçlarda oluşan neticeye göre karar verilmesi gerektiğine, bu tür suçlarda iştirakin olamayacağından sanıkların olası kastla nitelikli öldürme suçundan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerektiğine, ilişkindir. C. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye, olası kastla nitelikli öldürme suçuna iştirakin mümkün olmadığına, bu nedenle sanığın bu suçtan beraatine kararı verilmesi gerektiğine, sanığın yağma suçuna teşebbüs ettiğine dair kesin ve somut delil olmadığına, ses kaydının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, ilişkindir. D. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; olası kastla nitelikli öldürme suçuna iştirakin mümkün olmadığına, olayın ani geliştiğinden sanıklar arasında iştirak iradesinin olmadığına, ses kaydının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna, sanığın yağma suçuna teşebbüs ettiğine dair kesin ve somut delil olmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, sanığın ikinci kez mükerrirlik koşullarının oluşmadığına, ilişkindir. E. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye, sanığın atılı suçları işlediğine dair kesin ve somut delil olmadığına, takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 09.05.2020 tarihinde cezaevinden çıkan sanık ...'ın cezaevi arkadaşı Hicret'in babası olan maktul ... ile tanıştığı, 2017 yılında eşi vefat eden maktulün sanık ... ile gayriresmi birlikte yaşadığı, maktulün ...'ın uyuşturucu madde kullanıcısı olması nedeniyle uyuşturucu madde satıcıları ile muhatap olmasını istemediği için ...'ın kullanması amacıyla yüklü miktarda uyuşturucu madde temin ettiği, sanık ...'ın, maktul ... ile gayriresmi olarak birlikte yaşamakla birlikte ayrıca sanıklardan ... ile de ilişkisinin olduğu, sanık ...'ın kollukta müdafii huzurunda Kurban Bayramının 2. günü maktulle tartıştığını ve maktulden ayrıldığını bu tarihten sonra maktulü görmediğini, annesinin de kendisini eve kabul etmediği için dışarıda kaldığı yönünde beyanda bulunduğu, 2020 yılı Kurban Bayramının 2. gününün 31.07.2020 tarihi olduğunun anlaşıldığı, sanık ...'ın maktul ...'in kendisi için yüklü miktarda uyuşturucu madde aldığını erkek arkadaşı ...'e söylediği, ...'in maktulün evinde yüksek miktarda uyuşturucu madde olduğunu arkadaşları olan diğer sanıklar ... ve ... ile de paylaştığı, sanıkların, maktulün ... için aldığı ve evinde bulundurduğunu düşündükleri uyuşturucu maddeyi yağmalamayı kararlaştırdıkları, sanıkların saat 19:33:26'da merdivenleri kullanarak maktulün ikamet ettiği ikinci kata çıktıkları, sanık ...'un kapı giriş zilini çaldığı, maktulün kapıyı açtığı, ...'dan bahsederek uyuşturucu maddeyi maktulden istedikleri, maktulün sanıklardan gitmelerini isteyerek kapıyı kapatmak istediği, kapı üzerinde ayakkabı izleri olduğuna dair olay yeri inceleme raporundan da anlaşılacağı üzere sanık ...'in, maktulün kapıyı kapatmasına kapıya ayağını koyarak engel olduğu, maktulün bağırdığı, maktulün bağırmaması için sanık ...'un eliyle maktulün ağzını kapatıp içeri doğru iteklediği, maktulün sanıkların kendisine zarar vereceği korkusuyla mutfağa doğru kaçtığı, sanık ...'un da maktulü kovaladığı, korku içerisinde olan maktulün kovalanması sonucu balkondan düşerek vefat ettiği, sanık ...'un maktulü kovaladığı sırada diğer sanıklar ... ile ...'un ise evin giriş kapısı önünde bekledikleri, maktulün yüksekten düşmesi üzerine panik olan sanıkların evin içerisinde uyuşturucu madde arayamadan olay yerinden kaçtıkları, otopsi raporundan da anlaşılacağı üzere maktulün yüksekten düşmekle oluşması mümkün künt genel beden travmasına bağlı kafatası, çok sayıda kaburga kemik kırıkları ile birlikte beyin doku harabiyeti, beyin kanaması sonucu öldüğü anlaşılan olayda; A. Sanıklar hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs ve sanık ... hakkında olası kastla nitelikli öldürme suçundan kurulan hükümler yönünden; 1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, dosyada mevcut delillerin isabetli şekilde değerlendirildiği, dosya kapsamında eksik incelemenin söz konusu olmadığı, sanıklar hakkında yağmaya teşebbüs ve sanık ... hakkında maktule karşı eylemlerin sübut bulduğu, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği, sanık ... hakkında ikinci kez mükerrirliğe Mahkemece karar verilmediği anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde sanık ... hakkında olası kastla öldürme suçundan kurulan hükümdeki bozma nedeni dışında hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Sanık ... hakkında olası kastla nitelikli öldürme suçu yönünden; Sanıkların olay günü maktulün sanık ... için aldığı ve evinde bulundurduğunu düşündükleri uyuşturucu maddeyi yağmalamayı kararlaştırdıkları ve maktulün evine geldikleri, sanık ...'un kapı giriş zilini çaldığı, maktulün kapıyı açtığı, ...'dan bahsederek uyuşturucu maddeyi maktulden istedikleri, maktulün sanıklardan gitmelerini isteyerek kapıyı kapatmak istediği, kapı üzerinde ayakkabı izleri olduğuna dair olay yeri inceleme raporundan da anlaşılacağı üzere sanıkların maktulün kapıyı kapatmasına kapıya ayaklarını koyarak engel oldukları, maktulün bağırdığı, maktulün bağırmaması için sanık ...'un eliyle maktulün ağzını kapatıp içeri doğru iteklediği, maktulün sanıkların kendisine zarar vereceği korkusuyla mutfağa doğru kaçtığı, sanık ...'un da maktulü kovaladığı, sanık ...'un balkon iç kapı camında izinin olması hususu da nazara alındığında korku içerisinde olan maktulün kovalanması sonucu balkondan düşmesi nedeniyle öldüğü anlaşıldığından, sanık ...'un bir suçu işleyememekten duyduğu infialle olası kastla öldürme suçunu işlediği anlaşıldığından, sanığın eylemi dolayısıyla nitelikli olası kastla öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 82/1-i, 21/2, 53, 58. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla öldürme" suçundan 5237 sayılı Kanun'un 82/1-h, 21/2, 53,58. mahkûmiyet kararı verilerek yanlış niteleme sonucu ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. B. Sanıklar ... ve ... hakkında olası kastla nitelikli öldürme suçundan kurulan hükümler yönünden; Dosya kapsamına göre sanıklar ... ve ... 'un, yalnızca "yağma" eylemi yönünden iştirak iradelerinin olduğu, maktul ...'in öldürülmesinde diğer sanık ... ile fikir ve eylem birliği içerisinde bulunduklarına dair delil elde edilemediği gibi sanık ...'un olası kastla nitelikli öldürme suçunu işlediği sırada sanıklar ... ve ...'un, yalnızca evin giriş kapısı önünde beklemek dışında sanık ...'un eylemine katıldıklarına dair savunmalarının aksine herhangi bir delil de bulunmadığı, bu durumda sanıklar ... ve ...'un, maktul ...'i nitelikli olası kastla öldürme suçundan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetlerine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Sanıklar ..., ..., ... ve ... Hakkında Maktul ...'e Karşı Yağmaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünün (A-1) paragrafında açıklanan nedenlerle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2023/71 Esas, 2023/1031 Karar sayılı kararında katılan ... ve vekili, ... savcısı, sanıklar ..., ... ve ... müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, B. Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Maktul ...'e Karşı Olası Kastla Nitelikli Öldürme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünün (A-2) ve (B) paragrafında açıklanan nedenlerle katılan ... ve vekili, ... Savcısı, sanıklar ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz istemleri sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli olası kastla öldürme suçundan beraatlerine karar verilmesi, sanık ...'un 5237 sayılı Kanun'un 82/1-i, 21/2 maddeleri gereği cezalandırılması gerektiği yönlerinden yerinde görüldüğünden Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2023/71 Esas, 2023/1031 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, sanık ... hakkındaki hüküm yönünden oy çokluğuyla, sanıklar ... ve ... hakkındaki hükümler yönünden oy birliğiyle, BOZULMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süreler dikkate alınarak sanıklar ... ve ... müdafilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay ... Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2024 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Dosya kapsamından maktul ...'nın kayden 21.06.1955 doğumlu olup, olay tarihi itibariyle 65 yaşında olduğu, eşi ...'nın 14.03.2017 tarihinde vefat ettiği, maktulün olayın meydana geldiği ... Mahallesi ... Sokak ... Apartmanı No.2 Daire 12 İldem Kayseri adresinde ikamet ettiği, Sanık ...'in UYAP bilgilerinden de anlaşılacağı üzere 17.10.2019 tarihinde Kayseri Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna girdiği, 09.05.2020 tarihinde cezaevinden çıktığı, yine maktulün kızı katılan ...'nın da 01.10.2019 tarihinde cezaevine girdiği, katılan ... ile sanık ...'ın aynı cezaevinde kalmaları nedeniyle arkadaş oldukları, 09.05.2020 tarihinde cezaevinden çıkan sanık ...'in cezaevi arkadaşı ...'nın babası olan maktul ... ile tanıştığı, 2017 yılında eşi vefat eden maktulün sanık ... ile gayriresmi birlikte yaşadığı, ...'ın uyuşturucu madde kullanıcısı olması nedeniyle uyuşturucu madde satıcıları ile muhatap olmasını istemediği için ...'ın kullanması amacıyla yüklü miktarda uyuşturucu madde temin ettiği, Sanık ...'ın, maktul ... ile gayriresmi olarak birlikte yaşamakla birlikte ayrıca sanıklardan ... ile de ilişkisinin olduğu, Sanık ...'ın kollukta Kurban Bayramının 2. günü maktulle tartıştığını ve maktulden ayrıldığını bu tarihten sonra maktulü görmediğini, annesininde kendisini eve kabul etmediği için dışarıda kaldığını ifade ettiği, 2020 yılı Kurban Bayramının 2. gününün 31.07.2020 tarihi olduğunun anlaşıldığı, Sanık ...'in maktul ...'in kendisi için yüklü miktarda uyuşturucu madde aldığını erkek arkadaşı ...'a söylediği, ...'ın maktulün evinde yüksek miktarda uyuşturucu madde olduğunu arkadaşları olan diğer sanıklar ... ve ...'le de paylaştığı, sanıkların maktulün ... için aldığını ve evinde bulundurduğunu düşündürdükleri uyuşturucu maddeyi yağmalamayı kararlaştırdıkları, Sanıklar ..., ... ve ...'un; ...'a ait araçla maktulün ikamet ettiği apartmana gittikleri, dosya içerisinde yer alan kamera çözüm tutanağından da anlaşılacağı üzere apartmanın otopark olarak kullanılan bahçesine saat 19:31:51'de girdikleri, 19:33:26 da merdivenleri kullanarak maktulün ikamet ettiği ikinci kata çıkmak üzere merdivenlere yöneldikleri, saat 19:36:21 de maktulün yere düştüğü sırada binanın giriş kapısı önünde beklemekte olan bayanların maktulün düştüğü yere ani hareketle baktıkları, saat 19:36:33 de sanıkların üst kat merdivenlerden koşarak asansörün bulunduğu zemin kata indikleri, saat 19:37:02'de apartmanın bahçesini terkettiklerinin anlaşıldığı, Sanıkların saat 19:33:26'da merdivenleri kullanarak maktulün ikamet ettiği ikinci kata çıktıkları, sanık ...'nun kapı giriş zilini çaldığı, maktulün kapıyı açtığı, ...'dan bahsederek uyuşturucu maddeyi maktulden istedikleri, maktulün sanıklardan gitmelerini isteyerek kapıyı kapatmak istediği, kapı üzerinde ayakkabı izleri olduğuna dair olay yeri inceleme raporundan da anlaşılacağı üzere sanık ...'in, maktulün kapıyı kapatmasına kapıya ayağını koyarak engel olduğu, maktulün bağırdığı, maktulün bağırmaması için sanık ...'un eliyle maktulün ağzını kapatıp içeri doğru iteklediği, maktulün sanıkların kendisine zarar vereceği korkusuyla mutfağa doğru kaçtığı, sanık ...'un da maktulü kovaladığı, korku içerisinde olan maktulün kovalanması sonucu balkondan düşerek vefat ettiği, sanık ...'un maktulü kovaladığı sırada diğer sanıklar ... ile ...'un ise evin giriş kapısı önünde bekledikleri, maktulün yüksekten düşmesi üzerine panik olan sanıkların evin içerisinde uyuşturucu madde arayamadan olay yerinden kaçtıkları, otopsi raporundan da anlaşılacağı üzere maktulün yüksekten düşmekle oluşması mümkün künt genel beden travmasına bağlı kafatası, çok sayıda kaburga kemik kırıkları ile birlikte beyin doku harabiyeti, beyin kanaması sonucu öldüğü mahkemece kabul edilerek sanıklar ..., ... ve ...'nun yağma amaçlı olarak maktulün evine gittikleri ve maktulün, korkması üzerine balkona doğru kaçtığı ve sanık ...'nun maktulü kovaladığı ve korku içerisinde olan maktulün kovalanması sonucu balkondan düşerek ölümüne neden olunduğu anlaşılan olayda sanık ...'un bir suçu işlememekten duyduğu infialle olası kastla öldürme suçundan TCK'nin 82/1-i ve 21/2. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği hususunda bozma kararı verilmiş ise de; Sanık ...'un olayın özüne ilişkin olarak verdiği diğer sanıkların beyanlarıyla uyumlu " 2. katta zile ben bastım, adam kapıyı açtı, kravat takmıştı, üstünde takım elbise vardı, siz kimsiniz dedi, ... biz senin köylüleriniz amca dedi, adam biraz şaşkın biraz da tuhaf gergin paranoya bir hallerle geri çekildi biz ayakkabılarımızı çıkarttık evin salonunun bulunduğu bölüme girdik, salon bölümünde oturduk koltuğun üzerine, adam kapının oradan siz kimsiniz benim evimde ne yapıyorsunuz çıkın gidin evimden dedi, biz de onun üzerine tekrar çıkmaya başladık yani çıktık evden de önce ...'le ... çıktı ardından ben çıktım kapının ağzındaydı adamda çelik kapının ağzında, ben orada ayakkabılarımı bağlıyorum defolun gidin siktirin gidin evimden evime ne geliyorsunuz gibisine, bizde ne dedik sanki falan dedik orada bir elektriklenme oldu bilmiyorum yani adama vurmak, evine girmek gibi gibi bir niyetim de yoktu ama bir an evin içinde bulundum ben beni itince ben de onun ağzından tuttum beni itince ben kafamı çarptım düştüm, çelik kapının önünde düştüm, elimle mandala bastım bunlar da kapının dışındaydı itiyorlardı galiba kapıyı o şeyle adam mutfağa doğru yöneldi mutfağa doğru yönelince ben de peşinden koştum baktım balkona doğru koşuyor, dur gitme falan tutmaya çalıştım elim filan da oralara vurdum galiba ama tutamadım düştü aşağıya" şeklindeki savunmasının aksine bir delilde bulunmadığından gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhe yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz yani şüphe sanık lehine yorumlanır ana kuralından hareketle sanıkların dosyadaki maddi delillerle uyumlu beyanlarına itibar edilerek olayın gerçekleşme şeklinin sanıkların anlattıkları gibi kabul etmek gerektiği, Sanıkların savunmalarının aksine bir delil bulunmadığı, 2. katta apartman dairesinde oturan maktule yönelik uyuşturucu yağması suçu için onu öldürmenin elde edilmek istenen uyuşturucu maddenin değerine göre amaç ve araç suç birbirleri ile orantılı olmadığından sanık ...'un bu riski almak istemesinin mantıklı olmadığı, Olayın nasıl gerçekleştiğinin tam olarak belirlenemediği, bu hususta meydana gelen şüpheden sanığın lehine yararlanılması gerektiği ana kuralından hareketle sanık savunmalarına göre maktulün bağırıp dışardakilerin duymasını engellemek veya mutfağın balkonuna giden maktulün balkondan aşağıya düşmesini engellemek amacıyla arkasından gitmiş olabileceği, ancak maktulün yaşı, suç tarihi olan 8 Ağustos günü Kayseri'de saat 19.36 itibarıyla akşam ezanının ise saat 19.48'de okunduğu dikkate alındığında akşama doğru karanlık olmayan bir zamanda kapı zilinin çalınması üzerine kapıyı açtığında kapı dışında gördüğü 3 kişiyle tartışması ve maktulün bağırmaya başlaması üzerine sanık ...'un onun bağırmasını engellemek veya maktulun onu iteklemesi üzerine ağzını kapatması ve mutfağa doğru gittiğinde peşinden gelmesi sonrasında balkona girdiğinde ardından sanık ...'un gelmesinden ve kendisini yakalamak istemesinden etkilenmiş olsa gerek ki (sanık ...'un bu sırada ilk kez karşılaştığı bir şahsı aşağıya atması için önemli bir sebep bulunmaması, olayın asıl sebep olan uyuşturucu yağması için içeriden olayın akabinde hiç bir şey alınmamış olmasının maktulün aşağıya zorla atılmasının hayatın olağan akışına ve mantık kurallarına aykırı olması) maktulün aşağıya zorla atıldığı veya sanık ...'un maktule dokunarak onun dengesini yitirip düştüğü de belirlenemediğinden maktulün aşırı korkuya kapılmasının etkisi ile balkondan aşağıya düştüğünün kabulünün gerekli olması, Bu itibarla sanık ...'un maktulü balkondan kasten aşağıya attığı veya aşağıya atlamaya zorlandığı hususunda aleyhe delil bulunmadığından (maktul aşağıya düştüğü sırada binanın giriş kapısı önünde beklemekte olan bayanların maktulün düştüğü yere ani hareketle baktıkları tespitine göre sanık ... ile maktul arasında balkonda bir mücadele olmuşsa sesleri hemen aşağıdaki bayanlarda duymuş olacaklarından bu yönde bir beyan delilide bulunmadığından) olayda kasten öldürme suçundan hüküm kurulamayacağı gibi, Sanık ...'un kararlaştırılan yağma suçunu işlemek için icra hareketlerine başlamış olmakla birlikte maktulle henüz konuşma, tartışma, itekleme, ağız kapatma aşamaları devam etmesi dışında henüz uyuşturucu maddenin alınmasına yönelik bir eylemede geçilmediğinden kızgınlık, öfke gibi nedenlerle yani Bir Suçu İşleyememekten Dolayı Duyduğu İnfialle Kasten Öldürme suçunu işlemesi hali söz konusu olmadığı için TCK'nin 82/1-i maddesinin de tatbiki mümkün bulunmadığı, Sanık ...'un maktulün peşinden gideyim korksun etkilenerek aşağıya düşerse düşsün mantığıyla hareket ettiği belirlenemediğinden maktulün ölümüne olası kasıtla neden olduğunun da kabul edilemeyeceği, Sanıkların saat 19.33.26'da apartmanın merdiveninde görüldükleri, maktulün de saat 19.36,21'de aşağıya düşmüş olduğunun belirlenmesine göre aradaki sürenin 175 saniye (3 dakikadan az) olduğu, sanıkların maktulün oturduğu 2. kata çıkmaları için 1 dakika zaman geçebileceği, maktulün oturduğu dairenin ziline basılması, maktulün kapıyı açması, sanıkların neden geldiklerini sorması, tartışmaları, kapıyı kapamak istemesi, kapıya ayak konularak kapanmasının engellenmesi, maktulun sanık ...'u itmesi, maktulün ağzının sanık ... tarafından kapatılması, maktulün ...'dan kurtulması, mutfağa ve balkona doğru kaçması, balkonda ne kadar süre kaldığının belirlenememesi dolayısıyla asıl olayın 1-2 dakika içinde cereyan ettiği dikkate alındığında maktulün düşmesinin oluşturduğu yaralanmaları dışında başkaca bir darp cebir izine rastlanmadığından sanık ...'un maktule yönelik tüm eylemlerinin sabit görülen maktulun sanık ...'u itmesi, maktulün ağzının sanık ... tarafından kapatılmasının( dışarıdan yardım gelmesi için bağırmasını engellemek amacıyla da yapılmış olabileceği) manevi unsuru olan yaralama kastıyla yapıldığı da net bir şekilde belirlenemediğinden TCK'nın 86/2. maddesi kapsamında bir yaralama suçunu oluşturmadığı, TCK'nın 86/2. maddesi kapsamında bir yaralama suçunun oluştuğu kabul edilse dahi TCK'nın 86/1. maddesi kapsamında bir yaralamaya yönelik eylemlerin hiç birisi söz konusu olmadığından olay maktulün ölümüyle neticelense de burada TCK'nın 87/4. maddesi kapsamındaki kasten yaralama sonucu öldürme suçunun da yasal unsurlarının oluşmadığı, Maktulün planlanan uyuşturucu yağması eyleminin kapsamının dışına çıkılarak ölümü ile sonuçlanan bu olayda kasten öldürme veya olası kastla öldürme suçlarının söz konusu olmaması dışında her ne kadar sanıklar hakkında uyuşturucunun yağmasına teşebbüs suçunun yasal unsurları oluşmuş olsa bile, sanık ... açısından kasten işlenebilen TCK'nın 82/1-i maddesindeki bir suçu gizleme delilleri ortadan kaldırma veya işlenmesini kolaylaştırmak yada yakalamamak amacıyla olası kasıtla hareket ettiğinin de kabul edilemeyeceği, zira sanık ...'un olay yerine maktulü öldürmek veya yağmaya direnirse yine öldürmek kastıyla hareket ettiğini gösterir şiddetli hareketler, kesici, delici veya ateşli silahla müdahalenin varlığı veya hareketlerinin söz konusu olmadığı, ayrıca maktulün aşağıya düştüğü saat 19.36,21'den 12 saniye sonra saat 19.36,33'de tüm sanıkların aparatman kapısından çıktıklarının görüldüğü, yine maktulün evinde herhangi bir dağınıklığın olmadığı, içerden hiçbirşey alınmadığı ve aradaki 12 saniye içerisinde hem içerde araştırma yapma ve kaçma imkanının fiilen imkansız olduğu, maktulü bu kasıtla öldürme halinde maktulde ölmüş olduğu için fiilen herhangi bir engel kalmadığından sanık ... ve diğer sanıkların içerde kalarak yağma suçunu tamamlamamış olmasının mantıklı bir izahının olmadığı, Sanık ... açısından ölümde gerçekleştiği için, işlemek istenen yağma suçunun ağırlığı ve maktulün aşırı korkuya kapıldığının fark edilecek duruma rağmen onun ardından gitmesi nedeniyle balkona doğru kaçtığında balkondan aşağıya düşebileceğini de hesaba katarak arkasından gitmemesi gerektiğinden bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan TCK'nın 85/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.

Diğer kararlar (4)

1. Ceza Dairesi, 2022/10993 E., 2024/6591 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
hakkında olası kastla öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 29/1, 21/2, 62/1 ve 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 8'er yıl 4'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
1. Ceza Dairesi         2022/10993 E.  ,  2024/6591 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1069 E., 2022/22 K. SUÇ : Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, kasten yaralama ve bu suçlara yardım, olası kastla yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı, mahkûmiyet İlk Derece Mahkemesince sanıklar ... (...), ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik olası kastla yaralama, sanık ... (...) hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama, sanıklar ... (...), ... hakkında katılan ...'a yönelik olası kastla yaralama, sanıklar ... (...), ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama, sanık ... (...) hakkında katılan ...'e yönelik olası kastla yaralama, sanık ... (...) hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama, sanıklar ... (...) ve ... hakkında katılan ...'ya (... oğlu) yönelik kasten yaralama, sanık ... (...) hakkında katılan ... (...)'ye yönelik kasten yaralama, sanıklar ... (...), ..., ... ve ... hakkında katılanlar ..., ... ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... (...)'e yönelik olası kastla yaralama, sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'ye yönelik olası kastla yaralama, sanıklar ..., ... (...) hakkında katılan ...'ye yönelik olası kastla yaralama, sanıklar ..., ... hakkında katılan ... (...)'ya yönelik olası kastla yaralama, sanıklar ..., ... (...) hakkında katılan ... (...)'ya yönelik olası kastla yaralama, sanıklar ..., ..., ... (...) ve ... hakkında katılan ...'e yönelik olası kastla yaralama, sanıklar ..., ... hakkında katılan ...'ye yönelik olası kastla yaralama, sanıklar ..., ... (...) hakkında katılan ...'ye yönelik olası kastla yaralama suçlarından hükmolunan cezaların tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret ve mahkûmiyet kararları dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286. maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen diğer hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar ..., ..., ... (...), ..., ..., ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299. maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.01.2020 tarihli ve 2018/567 Esas, 2020/9 Karar sayılı kararı ile, 1. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 2. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 3. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 4. Sanıklar ..., ...,..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 5. Sanıklar ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 6. Sanıklar ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 7. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ... (... oğlu)'ya kasten yaralama suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 8. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'ye yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 9. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 10. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 11. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 12. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 13. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 14. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 15. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 16. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 17. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 18. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 19. Sanık ... hakkında nitelikli tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106/2-a, 43/1, 29/1, 62/1 ve 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 20. Sanıklar ..., ... hakkında olası kastla öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 29/1, 21/2, 62/1 ve 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 8'er yıl 4'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 21. Sanıklar ..., ... (...) hakkında olası kastla öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 29/1, 21/2 ve 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 10'ar yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 22. Sanıklar ..., ... (... oğlu), ..., ... (...), ... (...), ..., ... (... oğlu) hakkında kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 23. Sanıklar ..., ... hakkında katılan ... (...)'a yönelik olası kastla yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 3-e, 29/1, 21/2, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 3'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 24. Sanıklar ..., ... (...) hakkında katılan ... (...)'a yönelik olası kastla yaralama suçundan 5237 Kanun'un 86/1, 3-e, 29/1, 21/2, 58/6-7, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 6'şar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ...'ın mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına, 25. Sanıklar ..., ... (... oğlu), ..., ... (...), ... (...), ..., ... (... oğlu) hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 26. Sanıklar ..., ... (... oğlu), ..., ... (...), ... (...), ..., ... (... oğlu) hakkında katılan ... (...)'ya yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 27. Sanıklar ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik olası kastla yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 3-e, 21/2, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 8'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 28. Sanıklar ..., ... (...) hakkında katılan ...'e yönelik olası kastla yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 3-e, 21/2, 58/6-7, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2'şer yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanık ...'ın mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına, 29. Sanıklar ..., ... (... oğlu), ..., ..., ..., ... (... oğlu), ... (...) hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 30. Sanıklar ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik olası kastla yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 3-e, 21/2, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 8'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 31. Sanıklar ..., ... (...) hakkında katılan ...'a yönelik olası kastla yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 3-e, 21/2, 58/6-7, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2'şer yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanık ...'ın mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına, 32. Sanıklar ..., ... (... oğlu), ..., ..., ..., ... (... oğlu), ... (...) hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 33. Sanıklar ..., ... (... oğlu), ..., ... (...), ... (...), ..., ... (... oğlu), hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 34. Sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 3-e, 87/3, 29/1, 58/6-7, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 3 yıl 2 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına, 35. Sanıklar ..., ... (...), ..., ... (... oğlu), ..., ... (... oğlu), ..., ..., ... (...), ... (...) hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 36. Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 3-e, 87/3, 29/1, 58/6-7, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına, 37. Sanıklar ... (...), ... ve ..., ... (... oğlu), ..., ... (... oğlu), ..., ..., ... (...), ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 38. Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 3-e, 87/1-a-d, 29/1, 58/6-7, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 6 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına, 39. Sanıklar ... (...), ..., ..., ... (... oğlu), ..., ..., ..., ..., ... (... oğlu), ... (...) hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.01.2022 tarihli ve 2020/1069 Esas, 2022/22 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısı (aleyhe), katılanlar vekilleri ve sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile, 1. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun’un 86/1, 86/3-e, 87/3, 39/2-c, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 6'şar ay 22'şer gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 2. Sanıklar ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 3'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 3. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 39/2-c, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 7'şer ay 15'er gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 4. Sanıklar ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2'şer yıl 6'şar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 5. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 39/2-c, 62/1,53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 3'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 6. Sanıklar ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 29/1, 62/1,53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 3'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 7. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 39/2-c, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 7'şer ay 15'er gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 8. Sanıklar ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2'şer yıl 6'şar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 9. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 39/2-c, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 3'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 10. Sanıklar ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 3'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 11. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 39/2-c, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 7'şer ay 15'er gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 12. Sanıklar ..., ..., ... hakkında katılan ... (... oğlu)'ya kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1' er yıl 3'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 13. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ... (... oğlu)'ya kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 39/2-c, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 7'şer ay 15'er gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 14. Sanıklar ..., ..., ... hakkında katılan ... (...)'ye yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 3'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 15. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'ye yönelik kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 39/2-c, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 7'şer ay 15'er gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 16. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 39/2-c, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 7'şer ay 15'er gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 17. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 39/2-c, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 3'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 18. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 39/2-c, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 3'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 19. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 39/2-c, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 3'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 20. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 39/2-c, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 3'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 21. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 39/2-c, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 3'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 22. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3-e, 39/2-c, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3'er ay 22'şer gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 23. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 39/2-c, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 7'şer ay 15'er gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 24. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 39/2-c, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 3'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 25. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralamaya yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 39/2-c, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 3'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 26. Sanık ... hakkında kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 29/1, 62/1 ve 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 27. Sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 62/1 ve 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 4'er yıl 2'şer ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 28. Sanık ... hakkında katılanlar ... (...), ... (...), ..., ..., ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 62/1 ve 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3'er yıl 11'er ay 15'er gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 29. Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 62/1 ve 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 30. Sanıklar ... ve ... hakkında kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 29/1, 62/1 ve 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 12'şer yıl 6'şar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 31. Sanıklar ..., ... (...) hakkında kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 29/1, 62/1, 58/6-7 ve 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 12'şer yıl 6'şar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ... yönünden tekerrüre, 32. Sanıklar ..., ... (... oğlu) hakkında kasten öldürmeye yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/2-c, 29/1, 62/1 ve 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5'er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 33. Sanıklar ..., ... (...), ... (...), ..., ... (... oğlu) hakkında kasten öldürmeye yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/2-c, 29/1, 62/1 ve 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5'er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 34. Sanıklar ..., ... hakkında katılan ... (...)'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 62/1, 58/6-7, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3'er yıl 11'er ay 15'er gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 35. Sanıklar ..., ... (...) hakkında katılan ... (...)'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 62/1, 58/6-7, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3'er yıl 11'er ay 15'er gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ... yönünden tekerrüre, 36. Sanıklar ..., ... (... oğlu), ..., ... (...), ... (...), ..., ... (... oğlu) hakkında katılan ... (...)'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 39/2-c, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 11'er ay 22'şer gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 37. Sanıklar ..., ... (... oğlu), ..., ... (...), ... (...), ..., ... (... oğlu) hakkında katılan ... (...)'ya yönelik kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 39/2-c, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 11'er ay 22'şer gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 38. Sanıklar ..., ..., ... ve ... (...) hakkında katılan ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 62/1, 58/6-7, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3'er yıl 11'er ay 15'er gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ... yönünden tekerrüre, 39. Sanıklar ..., ... (... oğlu), ..., ..., ..., ... (... oğlu), ... (...) hakkında katılan ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 39/2-c, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 11'er ay 22'şer gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 40. Sanıklar ..., ..., ... ve ... (...) hakkında katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 62/1, 58/6-7, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3'er yıl 11'er ay 15'er gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ... yönünden tekerrüre, 41. Sanıklar ..., ... ( ... oğlu), ..., ... , ..., ... (... oğlu), ... (...) hakkında katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 39/2-c, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 11'er ay 22'şer gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 42. Sanıklar ..., ... (... oğlu), ..., ..., ... (...), ..., ... (... oğlu), hakkında katılan ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 39/2-c, 29/1, 62/1, 58/6-7, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1'er yıl 11'er ay 22'şer gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ... yönünden tekerrüre, 43. Sanıklar ..., ... (...), ..., ... hakkında katılan ...' e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 62/1, 58/6-7, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 4'er yıl 2'şer ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına ,sanık ... yönünden tekerrüre, 44. Sanıklar ... (... oğlu), ..., ... (... oğlu), ..., ..., ... (...), ... (...) hakkında katılan ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 39/2-c, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2'şer yıl 1'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 45. Sanıklar ..., ... (...), ... ve ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 62/1, 58/6-7, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 4'er yıl 2'şer ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ... yönünden tekerrüre, 46. Sanıklar ... (... oğlu), ..., ... (... oğlu), ..., ..., ... (...), ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 39/2-c, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2'şer yıl 1'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 47. Sanıklar ..., ... (...), ... ve ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 62/1, 58/6-7, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5'er yıl 10'ar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ... yönünden tekerrüre, 48. Sanıklar ... (... oğlu), ..., ..., ..., ..., ... (... oğlu), ... (...) hakkında katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2,39/2-c, 29/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2'şer yıl 11'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanıklar ..., ..., ..., ..., katılan sanıklar ... (...), ..., ..., ..., ... müdafii ile katılan ... vekilinin temyiz istemlerinde özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, katılan sıfatlarına yönelik olarak ise cezaların yetersiz olduğuna, 2. Sanık ... (...) müdafiinin temyiz istemi özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, eksik araştırmaya, cezanın fazla tayin edildiğine, 3. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, 4. Sanık ... ve müdafiinin temyiz istemi özetle,mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, 5. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, 6. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle, eksik araştırmaya, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, 7. Sanık ... (...) müdafiinin temyiz istemi özetle, usule, eksik araştırmaya, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesine, iştirak derecesine, meşru savunma ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanığın eyleminin kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğundan bahisle suç vasfına, 8. Sanık ... (...) müdafiinin temyiz istemi özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, 9. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle, eksik araştırmaya, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesine, meşru savunma ve sınırın aşılması hükümlerinin uygulanmasına, haksız tahrik indirim oranına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, cezanın fazla tayin edildiğine, 10. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle, eksik araştırmaya, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesine, meşru savunma ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 11. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle, eksik araştırmaya, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesine, savunma hakkının kısıtlandığına, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, gerekçesizliğe, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, 12. Sanık ... ve müdafiinin temyiz istemi özetle, meşru savunma ve sınırın aşılması hükümlerinin uygulanmasına, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, 13. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle, eksik araştırmaya, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, cezanın fazla tayin edildiğine, 14. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, 15. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle, eksik araştırmaya, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesine, lehe hükümlerin uygulanmasına, meşru savunma ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, cezanın fazla tayin edildiğine, 16. Sanık ... (... oğlu) müdafiinin temyiz istemi özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, 17. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, 18. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesine, meşru savunma ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 19. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesine, meşru savunma ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 20. Sanık ...'ın temyiz istemi özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine 21. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, cezanın fazla tayin edildiğine, 22. Sanık ...'ın temyiz istemi özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, 23. Sanık ... (...) müdafiinin temyiz istemi özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, 24. Sanık ... (... oğlu) müdafiinin temyiz istemi özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesine, meşru savunma ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, cezanın fazla tayin edildiğine, 25. Sanık ... ve müdafiinin temyiz istemi özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesine, lehe hükümlerin uygulanmasına, meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 26. Sanık ... ve müdafiinin temyiz istemleri özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesine, eksik araştırmaya, haksız tahrik ve meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanığın eylemi taksirle gerçekleştirdiğine, ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Maktulün amcası olan temyiz dışı ...’ın Ankara tren garındaki taksi durağında işletmecilik yaptığı, aynı durakta taksicilik yapan katılan sanıklar ... ve ... ile durağın yönetimi konusunda anlaşmazlıklarının olduğu, buna bağlı olarak olay tarihine yakın bir tarihte aralarında sanıklar ..., ..., ... ve maktul ...'ın bulunduğu ...'ın yakınları ile mağdur sanık ..., katılan ... ile temyiz dışı ...'ın bulunduğu sanık ...'in yakınları arasında kavga yaşandığı, bunun sonrasında ...' ın olay yerine gelerek sanık ...'in oğlu ...'ı darp ettiği, olaydan bir gün önce ...' ın sanıklar ... ve ... tarafından basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve (5.) derecede kemik kırığı oluşacak şekilde darp edildiği, aynı gece sanık ...'in iş yerinin camlarının maktul ..., sanıklar ..., ..., ... ve ... (...)'ın da içinde bulunduğu grup tarafından kırılıp araçlarına zarar verildiği, ...’ın maruz kaldığı eylem sonrasında hastaneden çıkmasını müteakip kendisine yakın kişilerin ziyaret amacıyla evinde bulundukları, ...'in işyerinin ve araçlarının saldırıya uğraması nedeniyle de ona yakın kişilerin ...'in evinde toplandıkları, sanıklardan ...'ın olay tarihinde gardaki taksi durağına yanında birkaç kişi olduğu halde gitmesi nedeniyle ... (...) ile ... arasında gerçekleşen telefon görüşmesi sırasında ...'in, ...’ye "erkekseniz ...'in evinin önüne gelin" dediği, kısa bir süre sonra her iki gruba mensup kişilerin toplu ve kalabalık şekilde dışarıya çıkarak birbirleriyle kavga etmek üzere karşı karşıya geldikleri, ... yakınlarından sanıklar ... (...), ..., ... ve ...'ın, karşı gruptan ise sanıklar ..., ..., ... (...), ... ve ...'in çatışma ortamında tüfekle ateş etmek suretiyle dahil oldukları maktul ...'ın av tüfeği saçma taneleri yaralanmasıyla hayatını kaybettiği, her iki gruptan kişilerin ise çeşitli şekillerde yaralandıkları anlaşılan olayda, 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eksik araştırmanın bulunmadığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, meşru savunma ve sınırın aşılması şartlarının oluşmadığı, savunma hakkının kısıtlanmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği, suçların vasıflandırılmasında ve iştirak derecelerinde bozma nedenleri saklı kalmak kaydıyla isabetsizlik bulunmadığı, yaşanan kavga ve çatışma ortamında taraflardan bir kısmını oluşturan sanıklara makul oranda haksız tahrik indirimi uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçeleri gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, lehe hükümler yönünden yasal ve yeterli gerekçe gösterildiği, temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3.a. Karşı karşıya gelen husumetli iki grup arasında yaşanan olayda sanıklar ... (...), ..., ... ve ...'ın tüfekle ateş ederek mağdurlar ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ... ile mağdur sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (... oğlu), ... (...) ve ...'ın saçma taneleri isabetlerine bağlı olarak farklı ağırlıkta yaralanmalarına fail olarak sebebiyet verdikleri olaya sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ... ve ...'nın ellerinde elverişli nitelikte silahlar bulunduğunu bildikleri sanıklarla olay yerine birlikte gitmek ve karşı gruptakilere yaptıkları atışlar sırasında yanlarında bulunmak suretiyle suç işleme kararlarını kuvvetlendirdikleri ve bu şekilde eylemlerine 5237 sayılı Kanun'un 39/2-c maddesi kapsamında yardım eden sıfatıyla katıldıkları nazara alındığında, her iki tarafın da bir kısmı silahlı ve hazırlıklı olarak eyleme iştiraki, suçta kullanılan elverişli araçların varlığı, hedef alınan vücut bölgeleri ve isabet yerleri gözetilerek; Sanıklar ..., ... ve ...'nin katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs, sanıklar ... ve ...'ın katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs, sanıklar ... ve ...'nin katılan ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs, sanıklar ..., ... ve ...'nin katılanlar ..., ..., ... (... oğlu), ... (...)'ye yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2,29/1. ve 53/1-2-3. maddeleri uyarınca, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ... ve ...'nın mağdur ..., katılanlar ...,..., ..., ..., ..., ... (... oğlu), ... (...), ..., ... ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ... ve ... (...)'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçlarından 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 39/2-c, 29/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları yerine suçların vasıflandırılmasında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kasten yaralama ve bu suça yardım suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulması, b. Her iki tarafın ortaklaşa neden olduğu ve ateşli silahların da kullanıldığı çatışma ortamında aslında çatışmaya fiilen dahil olmadıkları halde yaralanan mağdurlar ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ... ve ... (...)'e yönelik eylemlerde sanıkların adı geçen mağdurların da karşı tarafta yer alan diğer gruptakilerle birlikte hareket ettiklerine dair hataya düştükleri gözetilerek haklarındaki cezalarda 5237 sayılı Kanun'un 29/1. maddesi uyarınca makul oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi yönlerinden hükümlerde hukuka aykırılık bulunmuştur. IV. KARAR A. Sanıklar ... (...), ..., ..., ... Hakkında Katılan ...'e Yönelik Olası Kastla Yaralama, Sanık ... (...) Hakkında Katılan ...'a Yönelik Kasten Yaralama, Sanıklar ... (...), ... Hakkında Katılan ...'a Yönelik Olası Kastla Yaralama, Sanıklar ... (...) , ... Hakkında Katılan ...'e Yönelik Kasten Yaralama, Sanık ... (...) Hakkında Katılan ...'e Yönelik Olası Kastla Yaralama, Sanık ... (...) Hakkında Katılan ...'e Yönelik Kasten Yaralama, Sanıklar ... (...) ve ... Hakkında Katılan ... (... oğlu)'ya Yönelik Kasten Yaralama, Sanık ... (...) Hakkında Katılan ...'ye Yönelik Kasten Yaralama, Sanıklar ... (...), ..., ... ve ... Hakkında Katılan ...'a Yönelik Kasten Yaralama, Sanıklar ... (...), ..., ... ve ... Hakkında Katılan ...'a Yönelik Olası Kastla Yaralama, Sanıklar ... (...), ..., ..., ... Hakkında Katılanlar ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... (...)'e, ...'e Yönelik Olası Kastla Yaralama, Sanıklar ... ve ... Hakkında Katılan ...'ye Yönelik Olası Kastla Yaralama, Sanıklar ..., ... Hakkında Katılan ...'ye Yönelik Olası Kastla Yaralama, Sanıklar ..., ... Hakkında Katılan ... (...)'ya Yönelik Olası Kastla Yaralama, Sanıklar ..., ... (...) Hakkında Katılan ... (...)'ya Yönelik Olası Kastla Yaralama, Sanıklar ..., ..., ... (...) ve ... Hakkında Katılan ...'e Yönelik Olası Kastla Yaralama, Sanıklar ..., ... Hakkında Katılan ...'ye Yönelik Olası Kastla Yaralama, Sanıklar ..., ... (...) Hakkında Katılan ...'ye Yönelik Olası Kastla Yaralama Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 298. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, sanıklar ve müdafilerinin temyiz edilemez nitelikteki hükümlere yönelik temyiz istemlerinin Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE, B. Sanık ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme, katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... (... oğlu), ..., ..., ..., ..., ... (... oğlu) hakkında kasten öldürme ve bu suça yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... (... oğlu), ..., ..., ..., ... ve ... (... oğlu) hakkında katılanlar ..., ..., ..., ...,... , ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüse ve bu suça yardım, sanıklar ..., ... (... oğlu), ..., ... (...), ... (...), ..., ... (... oğlu) hakkında katılan ... (...)'ya yönelik kasten öldürmeye teşebbüse yardım, sanıklar ..., ... (... oğlu), ..., ..., ..., ..., ... (... oğlu), hakkında katılan ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçlarından kurulan hükümler yönünden Gerekçe bölümünde (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.01.2022 tarihli ve 2020/1069 Esas, 2022/22 Karar sayılı kararında katılan ... vekili ile sanıklar ve müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289. maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, C. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralamaya yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama ve bu suça yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama ve bu suça yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama ve bu suça yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama ve bu suça yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama ve bu suça yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ... (... oğlu)'ya yönelik kasten yaralama ve bu suça yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ... (...)'ye yönelik kasten yaralama ve bu suça yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralamaya yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralamaya yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralamaya yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralamaya yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralamaya yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralamaya yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralamaya yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralamaya yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralamaya yardım, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... hakkında katılan ... (...)'e yönelik kasten yaralamaya yardım suçlarından kurulan hükümler yönünden Gerekçe bölümünde (3.a.b.) numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle sanıklar ve müdafilerinin temyiz sebepleri suç vasfı, iştirak derecesi ve haksız tahrik yönlerinden yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.01.2022 tarihli ve 2020/1069 Esas, 2022/22 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Aleyhe temyiz bulunmadığından 5271 sayılı Kanun'un 307. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanıkların ceza miktarı yönünden kazanılmış haklarının korunmasına, Hükmolunan netice ceza miktarları ile tutuklulukta geçirdikleri süreler dikkate alınarak sanıklar müdafilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.10.2024 tarihinde karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2022/507 E., 2024/121 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
Sanığın olası kastla öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 21/2, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesince verilen 13.02.2020 tarihli ve 531-33 sayılı resen istinafa tabi olan hükme yönelik olarak sanık müdafii ve katıla
Ceza Genel Kurulu         2022/507 E.  ,  2024/121 K. "İçtihat Metni" DİRENME - TUTUKLU KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 734-975 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın olası kastla öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 21/2, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesince verilen 13.02.2020 tarihli ve 531-33 sayılı resen istinafa tabi olan hükme yönelik olarak sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından da istinaf talebinde bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 12.02.2021 tarih ve 670-415 sayı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/2. maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 81/1, 21/2, 53, 63 ve 54/1. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye karar verilmiştir. Hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 14.03.2022 tarih ve 8184-1968 sayı ile; "(…) Sanık ...'ın olayın gerçekleştiği köyün muhtarı olup olay günü oğlunun sünnet düğününü yaptığı, maktulün olay yerinde misafir olup olay anında avlu içerisinde halay çekmekte olduğu, düğün boyunca sanığın silahıyla ateş ettiğinin dosyadaki tanıklarla sabit olduğu, sanığın silahından çıkan kovanların avlu içerisinde bulunduğu, halay esnasında da bir sessizlik olduktan sonra sanığın tek el sıkmış olduğu atış neticesinde merminin göğüs bölgesinden girip sırtından çıkması sonucu maktulün hayatını kaybettiği olayda; Sanık hakkında 20 yıldan 25 yıla kadar ceza miktarı öngören 5237 sayılı TCK'nin 21/2. maddesinin uygulanması sırasında alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek bir sebep bulunmadığı anlaşıldığından, 20 yıl hapis cezası yerine 25 yıl hapis cezası belirlenerek fazla ceza tayini" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. II. DİRENME GEREKÇESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ise 13.05.2022 tarih ve 734-975 sayı ile; "(…) Sanığın üzerine atılı maktul ...'yi olası kast ile öldürme suçu nedeniyle 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası öngören TCK'nın 21/2. maddesi ile yapılan uygulama sırasında TCK'nın 61. maddesindeki ölçütler ve TCK'nın 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gözetilerek 25 yıl hapis cezası belirlenmiş olması karşısında, muhtar olup görevinin sağladığı olanak itibarıyla edindiği silah ile kendisinin tertiplediği sünnet düğününde çok sayıda insanın eğlendiği bir anda ve etrafı yüksek duvarlarla çevrili bir yerde, silah kullanılmasını engelleme ya da silah kullanıldığında durumu kolluk güçlerine bildirme görevine rağmen atılı suçu işlemiş bulunması, sanık tarafından uzun süreli olarak ve birçok kez ateş edilmesi nedeniyle; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kastının ağırlığı nazara alınarak, hukuka uygun olduğu değerlendirilen Dairemizin (…) hükmünün bozulmasına ilişkin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin (…) bozma ilamına direnilmesine" şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın cezalandırılmasına karar vermiştir. Hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.07.2022 tarihli ve 86030 sayılı temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması istekli tebliğnamesi ile dosya, 6763 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 19.10.2022 tarih ve 7977-8100 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN Direnme kararının kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında olası kastla öldürme suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın cezasından olası kast nedeniyle TCK’nın 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca indirim yapılırken cezanın 25 yıl olarak tespit edilmesinin isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; müzakere sırasında bir kısım Ceza Genel Kurulu üyelerince sanığın suçunun sabit olup olmadığı ve suç niteliğinin de ayrıca tartışılması gerektiğinin ileri sürülmesi üzerine bu hususlar da değerlendirilmiştir. III. OLAY VE OLGULAR İLE ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER İncelenen dosya kapsamından; 16.08.2019 tarihli olay yeri inceleme raporunda; Kırşehir ili, Merkez ilçesi, Çadırlıhacıyusuf köyünde ateşli silahla ölüm olayı meydana geldiğinin bildirilmesi üzerine saat 22.20 sıralarında köye gelindiği, olayın, düğün sahibi sanık ...’e ait evin avlusunda meydana geldiği, evin tek katlı, etrafı duvar ile örülü müstakil bir ev olduğu, ihata duvarının avlu içerisindeki yüksekliğinin yaklaşık 1,45 metre dışarıdan yüksekliğinin ise yaklaşık 1,60 metre olduğu, evin müştemilatında yine sanığa ait iki katlı, alt katı garaj ve malzemelik, üst katı ise mesken olarak kullanılan bir binanın daha olduğu, avlu içinde beton zeminde yaklaşık bir metre çapındaki alan içerisinde kan lekelerinin olduğu, kan lekelerinin balkon merdivenlerine 3,30 metre, avlu ihata duvarına ise 3,10 metre mesafede olduğu, birinci bölge olarak adlandırılan avlu içersinde 24 adet kovan bulunduğu, ikinci bölge olarak adlandırılan avlu dışında kalan bölümde ise 127 adet kovan ile 6 adet boş av tüfeği kartuşu bulunduğu, sanıktan ve maktulden svap örnekleri alındığı, 2 adet tabancanın sanık tarafından görevlilere teslim edildiğinin belirtildiği, Jandarma Genel Komutanlığı Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvarınca düzenlenen 28.08.2019 tarihli uzmanlık raporunda; sanık ..., inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile ..., ...ve ...’den alınan tüm svap örneklerinde atış artığına rastlandığı, maktulün tişörtündeki delik etrafındaki atış artığı dağılımına göre, atışın uzak atış mesafesinden yapılmış olduğu tespitlerine yer verildiği, 12.09.2019 tarihli uzmanlık raporunda; sanık tarafından teslim edilen ve incelemeye gönderilen silahlardan 9x19 mm çapında fişek kullanan Belçika yapısı Browning marka yarı otomatik tabancanın emniyet sisteminin sağlam olduğu ve atışa engel bir arızasının bulunmadığı; 7,65x17 mm çapında fişek kullanan Kırıkkale marka yarı otomatik tabancanın ise emniyet mandalı kırık olduğundan emniyet konumuna alınamadığı ancak atışa engel mekanik arızasının bulunmadığı; incelemeye gönderilen kovanlardan 147 adetinin 9 mm çapında olduğu ve 29-28-23-14-10-9-9-7-5-3-3-3-2-1-1 şeklinde 15 ayrı silahtan atıldıkları, 4 kovanın 38 kalibre oldukları ve tek silahtan atıldıkları, 6 adet av tüfeği kartuşunun 5-1 şeklinde 2 ayrı tüfekten veya namludan ateşlendiği, 28 adet 9 mm çapındaki boş kovanın sanık tarafından teslim edilen Belçika yapısı Browning marka tabancadan ateşlendiği bilgisine yer verildiği, 30.09.2019 tarihli inceleme tutanağında; sanık ... ile inceleme dışı sanık ...’in evinde yapılan aramada ele geçirilen 5 adet cep telefonu ve 7 adet sim kartta olayı aydınlatacak nitelikte herhangi bir kayda rastlanılmadığının belirtildiği, 01.10.2019 tarihli adli otopsi raporunda; 20-25 yaşlarında, 171 cm boyunda, 80-85 kg ağırlığındaki kadın cesedinde, sol klavikula iç kısmının hemen altında 1 x 0,8 cm’lik, kenarları düzenli, etrafında en geniş yerinde 0,4 cm eninde kontüzyon halkası bulunan, çevresinde iki yerde belli belirsiz morumsu renkte ekimoz bulunan ateşli silah giriş yarası, sırtta sağ skapula üst yarısında 1,7x1,2 cm’lik, kenarları düzensiz, dış yarısı çevresinde yarımay şeklinde 1 cm eninde mor renkte ekimoz bulunan ateşli silah çıkış yarası olduğu, yarayı oluşturan ateşli silaha ait metalik parçanın sol göğüs kafesinde 1. kotu kırarak göğüs boşluğu içerisine girdiği, önden arkaya, soldan sağa ve yukarıdan aşağıya doğru devam ederek, aort kavsini, sağ ana bronşu ve sağ akciğeri deldiği, sağ göğüs kafesinde 4. kotu ve skapulayı kırarak dış muayenede iki numaralı lezyon olarak tanımlanan yaradan vücudu terk ettiği, kanda alkol bulunmadığı, maktulün vücuduna bir adet ateşli silaha ait metalik parça isabet ettiği, bunun yol açtığı yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu, cesetten ateşli silaha ait metalik parça elde edilmediği, kişinin ölümünün ateşli silah yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar delinmesinden gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu tespitlerine yer verildiği, Mahkemece yapılan keşif işlemi sonrası düzenlenen 04.02.2021 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında "...’nin halay esnasında sağa sola dönerek açısını değiştirebileceği, garaj yanında bulunan avlu duvarının taş duvar olmasından dolayı mermi çekirdeğinin delip geçemeyeceği ve duvar boyunun 180 cm olmasından dolayı dışarıdan ateş edilen mermi çekirdeğinin avlu içerisinde bulunan kişilere isabet edemeyeceği düşünüldüğünde ...’ye isabet eden mermi çekirdeğinin ...’in ikametinin zemin katında bulunan garajlar ile garaj yanında bulunan oda önündeki avlu içerisinden ateş edilen silah ile vurulmuş olabileceği, Ayrıca; Baran kod adlı gizli tanığın genel kroki üzerinde sanık ile maktulün bulundukları noktaları belirtmiş olduğu yerlere bakıldığında, sanık ...’in maktul ...’nin sol çapraz tarafında ve maktule yaklaşık 6 metre mesafede olduğu, Kanaat krokisinde belirtilen ateş edilen alan içerisinde olduğu kanaatine varılmıştır." ifadelerine yer verildiği, Sanık müdafii tarafından dosyaya sunulan 01.08.2022 tarihli raporun sonuç kısmında; "Netice itibarıyla; maktulün vurulmasına neden olan atışın ... tarafından yapılmış olması durumunda, maktulün halay esnasında sağa sola veya yukarı aşağıya hareketinin değil bariz bir şekilde öne doğru eğilmiş olduğunu varsaymak gerektiği, sağa sola hareketlerin, maktulün hedef alan içerisinde olduğu, ... dışında ateş edildiği ifadelerde mevcut olan orta garaj önü, garaj duvarı dibi, garaj duvarı üstü, giriş kapısı önü ve bilirkişi raporunun aksine, duvar yüksekliklerinin ateş eden kişinin kol boyu da göz önünde bulundurulduğunda stabilize yola paralel duvarın dışında giriş kapısı yönü, stabilize yola paralel duvarında dışında garaj girişi yönü ve garaj duvarı dışında yapılacak atışlar açısından maktulün hedef alan içerisinde olduğu kesin bir şekilde görülmüştür." ifadesine yer verildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan ... mahkemede; maktulün babası olduğunu, 1994 yılından beri yurt dışında yaşadığını, olay günü saat 12.00 sıralarında eşi Ülfet, maktul kızı ... ve tanık ... ile birlikte sanığın oğlunun sünnet düğününe geldiklerini, sanığın kendilerini ve düğüne gelen diğer konukları silahla havaya ateş ederek karşıladığını, sanığın silahının kabzasında Türk bayrağı işlemesi olduğunu, silahın rengini hatırlamadığını, düğün yerinde dört saat kadar kaldıktan sonra Kırşehir il merkezine geldiğini, ikinci kez saat 19.00 sıralarında sünnet düğününe eşi, maktul kızı ve kimi yakınlarıyla birlikte gittiğini, bu ikinci gidişinde sanığın kardeşi ...’in kendisini silahla havaya ateş ederek karşıladığını, ...’e sanığın nerede olduğunu sorduğunu Murat’ın da kendisine sanığın avlunun içinde olduğunu söylediğini, eşi ve çocuklarının avlunun içine, olayın meydana geldiği yere gittiklerini, kendisinin ise dışarıda kurulmuş olan çadırın yanına gittiğini, bacanağı da olan inceleme dışı sanık ... Zengin’in düğünde silah attığını gördüğünü, düğünde havaya silah sıkan başka kişilerin de olduğunu ancak isimlerini bilmediğini, halay çekildiği anda avlunun dışında, çadırın yanında olduğunu, avlunun dışında sanık ...'i görmediğini, kızı ...’nin vurulma anını görmediğini, bağırma ve çağrışma seslerini işitince olay yerine koştuğunu, ağzından kan gelen kızını yerde görünce hastaneye götürdüğünü, olay yerindeki kanların yıkandığını, kovanların temizlendiğini, kamera kayıtlarının, video ve resimlerin silindiğini sonradan duyduğunu, kızına kimin ateş ettiğini görmediğini, düğün yerinde silah sesinin hiç kesilmediğini, sürekli silahla ateş edildiğini, düğünde bulunduğu sırada sanık ...’in misafilerini silah atarak karşıladığını, şikâyetçi olduğunu, Katılan ... mahkemede; maktulün annesi olduğunu, saat 12.00 sıralarında düğün yerine gittiklerinde sanık ...'in havaya silahla ateş ettiğini gördüğünü, düğün yerine akşam vakti ikinci kez gittiklerinde kadınların olduğu bölümde kaldığı için kimlerin ateş ettiğini görmediğini, maktul kızı ...’nin halay çektiğini, arkası dönük olduğu sırada silah sesi işittiğini, bağrışanlar olduğunu, kızını o anda yere düştüğünü, maktulü hastaneye götürürlerken sanık ...’in akrabaları ... ve isimlerini bilmediği iki tane kadının maktulün düştüğü yere su döktüklerini, olay yerinde inceleme dışı sanıklar ..., ... ile sanık ...'i görmediğini, düğün esnasında silah sıkan çok kişinin olduğunu ancak ..., ... ve ...'in silah sıktığını görmediğini, şikâyetçi olduğunu, Tanık ... mahkemede; maktulün kız kardeşi olduğunu, olay günü ailesiyle birlikte önce anneannesigile gittiğini, daha sonra yürüyerek olay yerine geçtiklerini, düğün yerinde ateş edildiği için korktuklarını, bu yüzden çok kalmadıklarını, anneannesinin evine geri döndüğünü, düğün sahibi sanığın misafirlerini silahla ateş ederek karşıladığını, sanık dışında da çok sayıda kişinin ateş ettiğini, avlunun içinde kimin ateş ettiğini net göremediğini, akşamüstü olunca korktuğu için düğün yerine tekrar gitmediğini, ancak kız kardeşi maktul ...’nin düğüne gittiğini, maktulün vurulduğunu akrabalarından işittiğini, olayı görmediğini, Tanık ... mahkemede; sanıkla uzaktan akraba olduğunu, olay günü düğüne gelen konuklara hizmet edilmesine yardımcı olduğunu, konuklara mezeli, içkili yemek ikram edildiğini, mutfağa su ve buz almak için gittiğini, mutfaktan çıkarken bir ara sessizlik olduğunu, düğün boyunca silah atıldığını ancak o ara bir sessizlik olduğunu, bir silah sesi işittiğini, kadınlar arasında bağrışma olduğunu, dışarı çıktığında maktulü yerde yatarken gördüğünü, halay çekilen avluda sanık ...’in ateş ettiğini gördüğünü, sanıktan başka inceleme dışı sanık ...’in ve ismini bilmediği bazı gençlerin de halay çekilen yerde ateş ettiklerini, maktul vurulduktan sonra sanığı yere çökmüş elleri başının arasında üzgün şekilde gördüğünü, olaydan sonra yerin yıkandığını, düğün kasetinin kameramandan alındığını, kovanların toplandığını ve konukların olay yerinden uzaklaştırıldığını işittiğini, Tanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; olay günü düğünde maktul ... ile yan yana halay çektiklerini, ...'nin diğer yanında ise ...’in bulunduğunu, halay çekilirken birçok kişinin havaya ateş ettiğini, yakınlarında ise sanık ...’in ateş ettiğini, diğer şahısların ise daha uzakta ateş ettiğini, bir süre sonra ...’nin birden yere düştüğünü, saçlarını aralayınca yüzünün kan içinde olduğunu gördüğünü, herkesin birden bağrışmaya başladığını, sanık ...’in ise çeşmenin başında yere diz çöktüğünü, ellerini başına götürmüş bir şekilde durduğunu, etraftakilerin sanığı sakinleştirmeye çalıştıklarını, sanık dışında başka kişilerinde ateş ettiğini ancak ateş eden diğer şahısları tanımadığını, olay anında tam olarak kimin ateş ettiğini, kurşunun hangi silahtan geldiğini görmediğini, Tanık ... kollukta; Viyana’da ikamet ettiğini, olayın meydana geldiği köyüne yakınlarını ziyaret maksadıyla geldiğini, olay günü köyde sanığın oğlunun sünnet düğünün yapıldığını, kendisinin de düğüne gittiğini, kadınların avlu içerisinde, erkeklerin ise avlunun dışında kurulan çadırlarda eğlendiklerini, gelen konukların havaya ateş edilerek karşılandığını, çok sayıda farklı silah sesi işittiğini, bir ara avludan dışarı baktığında sanık ...’in havaya ateş ettiğini gördüğünü, avlunun içersinde maktul ... ve tanık ...’la birlikte halay çektikleri sırada halayın etrafında da çok sayıda kişinin havaya ateş ettiğini, sanığın havaya ateş ettiğini, mermisinin bittiğini ve şarjörünü tekrar doldurduğunu gördüğünü, halay sırasında maktulün yere düştüğünü, ağzından kan geldiğini, ...’nin hastaneye götürüldüğünü, Tanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; sanığın amcasının oğlu olduğunu, olay günü saat 10.00 sıralarında sünnet düğününe katılmak için olay yerine gittiğini ve olay saatine kadar sanığın ikametinde bulunduğunu, düğün sırasında birçok şahsın silahla havaya ateş ettiğini ancak bu şahısların kim olduklarını bilmediğini, sanık ...'in havaya ateş ettiğini görmediğini, olayın olduğu sırada sanık ...’in avlunun dışında bulunan çadırda yemek servisi yaptığını, daha sonra içeriden bağırtılar geldiğini, bunun üzerine içeriye girdiklerinde maktulün yerde yattığını gördüklerini, maktulün apar topar hastaneye götürüldüğünü, olayın nasıl olduğunu görmediğini ancak sanığın olay sırasında avlunun dışında olduğunu, Tanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; babası ile sanığın amca çocukları olduğunu, olay günü sünnet düğününe katıldığını, avlunun içerisinde oturduğunu, düğünde yüze yakın kadın bulunduğunu, gençlerin halay çektiklerini, silahla havaya ateş edenler olduğunu, ancak avlunun içinde mi, yoksa dışında mı ateş edildiğini bilmediğini, maktulün bir anda yere düştüğünü, herkesin bağrışmaya başladığını, maktulün apar topar arabaya bindirilerek hastaneye götürüldüğünü, yerdeki kanı gören herkesin şoka girdiğini, bunun üzerine yerdeki kanı temizlenmesi için herkesin birbirine; "Bu kanı yıkayın, çocuklar çok kötü oluyor." şeklinde sözler söylediğini, kanı kimin yıkadığını görmediğini, olay sırasında sanığı da hiç görmediğini, olaydan önce ya da sonra nerede olduğunu bilmediğini, sanığın genelde misafirlerle ilgilendiğini, sanığın havaya ateş ettiğini görmediğini, Tanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; saat 19.30 sıralarında sanığın oğlunun sünnet düğününe katılmak olay yerine gittiğini, gittiğinde düğün alanında silahla ateş edilmediğini, sanığın ikametinin avlusunun dışında bulunan masaya oturduğunu, alkol almaya başladığını, saat 20.30 sıralarında avlunun içinde halay çekildiğini, silah sesleri de geldiğini, silahla ateş eden kişileri görmediğini, bir anda sesin kesildiğini ve ardından "Kız vuruldu!" şeklinde bağrışmalar işittiğini, bunun üzerine koşarak avlunun içine girdiğini, sanığın kızının, sanığı kolundan tuttuğunu, sanığa ne olduğunu sorduğunu ancak sanığın kendinde olmadığını, şok hâlinde olduğunu, sanığın kızının kendisine; "Zafer amca babamı kolundan tut, babam düşecek." dediğini, kendisinin de sanığı kolundan tutarak kaldırım taşının üzerine oturttuğunu, sanığın elini yüzünü yıkayıp sakinleştirmeye çalıştığını, bu sırada sanığın elinde ya da belinde silah görmediğini, sanığa tekrar ne olduğunu sorduğunda; "Kız vuruldu." diye söylenmeye başladığını, ardından sanığın ağabeyi Murat’ın gelerek sanığı avlunun dışarısına çıkardığını, olay anında avlunun dışında bulunduğu için kimin havaya ateş ettiğini görmediğini, Tanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; Kırşehir’de fotoğrafçılık ve kameramanlık yaptığını, olaydan bir gün önce iş yeri sahibinin kendisini arayarak ... ile görüştüğünü, 15.08.2019 tarihinde Çadırlıhacıyusuf köyünde yapılacak olan sünnet düğününde fotoğraf ve kamera çekimi için anlaştıklarını söylediğini, olay günü saat 09.00 sıralarında köye gittiğini, düğün sahibi sanık ...’in kendisini karşıladığını ve misafirler gelmeye başladığında kamera çekimi yapmasını istediğini, olay anına kadar video ve fotoğraf çekimi yaptığını, misafirler geldiğinde zaman zaman sanık ...’in belinden çıkardığı silahla ateş ettiğini, saat 20.30 sıralarında sanığın evinin avlusunda halay çekildiği esnada kendisinin de kamera çekimi yaptığını, olaydan önce kamera çekimi yaparken avlunun içinde ve dışında bazı kişilerin silahla havaya ateş ettiklerini, sanığın da avlunun içinde bulunduğunu ve ara sıra silahı ile havaya ateş ettiğini, ateş eden diğer şahısları tanımadığını, olay sırasında kamera çekimi yaparken sağ tarafından silah sesi geldiğini, ancak o taraftan kimin silahla ateş ettiğini görmediğini, bir anda bağrışmalar olduğunu, bir kız çocuğunun kanlar içinde yerde yattığını, herkesin paniğe kapıldığını, kamerayı indirerek maktulün yanına gittiğini, biraz bakındıktan sonra ayrılacağı sırada sanığı gördüğünü, sanığın kapının eşiğine oturduğunu, etrafında bulunan kadınların eline yüzüne su döktüklerini, tokat attıklarını, sanığı sakinleştirmeye çalıştıklarını ancak sanığın konuştuklarını işitmediğini, daha sonra avlunun dışına çıktığını, inceleme dışı sanık ...’in yanına gelerek düğün sahibinin oğlu olduğunu söyleyip kamera kayıtlarını istediğini, kendisinin de hafıza kartını çıkararak teslim ettiğini, daha sonra tanımadığı 4-5 kişilik bir grubun gelerek olay yerinden ayrılmalarını söylediklerini, olay günü fotoğraf makinesi ile çektiği fotoğrafları jandarmaya teslim ettiğini, Gizli tanık... mahkemede; olay günü sanık ...’in düzenlediği sünnet düğününe katıldığını, kadınların genel olarak avlunun içinde, erkeklerin ise avlunun dışında bulunduklarını, düğünün gündüz vakti başladığını ve düğünde sürekli havaya ateş edildiğini, sanık ...’in gelen konuklarını havaya ateş ederek karşıladığını, olay sırasında avlunun içinde bulunduğunu, maktulün bir grupla birlikte halay çektiğini, bu sırada sadece sanık ...’in havaya ateş ettiğini, sadece ...’in ateş ettiğini gördüğünü, sanık ... önce iki üç el ateş ettiğini, daha sonra silah sesinin kesildiğini, dönüp çıkacağı sırada bir el silah sesi daha geldiğini, bu silah sesinin sanık ...'in olduğu taraftan geldiğini, muhtemelen yine sanık ...’in ateş ettiğini çünkü o tarafta başka ateş edenin olmadığını, bu silah sesinden sonra bir bağrışma işittiğini, maktul ...'nin yere düştüğünü, bu sırada sanık ...’in elini dizlerine vurup; "Kız öldü! Kız öldü!" diye söylenmeye başladığını, Birkaç kişinin sanık ...’i sakinleştirmeye çalıştığını, maktul hastaneye götürüldükten sonra sanık ...’in akrabalarından birkaç kişinin olay yerini yıkadıklarını, bu kişilerin kim olduklarını bilmediğini, olaydan sonra sanık ve yakınlarının olay hakkında konuşmamaya çalıştıklarını, herkesin olayı görmüş olmalarına rağmen olayı görmemiş gibi davrandığını, olay sonrası sanık ...’in akrabalarının kendilerine; "Dağılın evlerinize gidin." dediklerini, düğünü bir kameramanın kayda aldığını, görüntülere ne olduğunu bilmediğini, İnceleme dışı sanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; maktulün vurulması sırasında olay yerinde olmadığını, kimin havaya ateş ettiğini görmediğini, düğün sırasında birçok kişinin silahla ateş ettiğini ancak ateş eden şahısları tanımadığını, düğün sırasında havaya ateş etmediğini, düğün esnasında fotoğraf ve video kaydı yapan şahısları internet üzerinden kendisinin ayarladığını, kesinlikle olaydan sonra bu şahıslardan hafıza kartını isteyip almadığını, düğün sırasında sanık ...'in silahla ateş edip etmediğini de görmediğini ancak sanığın beylik tabancası olduğu için silahla ateş etmiş olabileceğini, İnceleme dışı sanık ... Zengin Cumhuriyet Başsavcılığında; Çadırlıhacıyusuf köyü muhtarı olan sanık ...’in kardeşi olduğunu, akşam kardeşinin oğlu ...’ın sünnet düğününe katıldığını, düğün sırasında sanığa ait tabanca ile bir kez havaya ateş ettiğini, daha sonra silahı sanığa verdiğini, silahı verdikten sonra avlunun dışına çıktığını, dışarıda bulunduğu sırada içeriden silah sesleri geldiğini, bir anda kadınların bağırmaya başladıklarını, içeriye girdiğinde maktul ...’yi yerde kan içinde gördüğünü, olay sırasında havaya kimin ateş ettiğini görmediğini ancak düğün devam ederken kardeşi sanık ... ve ismini bilmediği başka şahısların silahla havaya ateş ettiklerini, olay sırasında kimin havaya ateş ettiğini bilmediğini, İfade etmişlerdir. Sanık aşamalarda benzer şekilde; Çadırlıhacıyusuf köyü muhtarı olduğunu, olay günü dört kızından sonra doğan bir buçuk yaşındaki oğlu ... Alaaddin Zengin'in sünnet düğününü yaptıklarını, saat 12.00 sıralarında konukların gelmeye başladıklarını, kendisine ait ruhsatlı tabancası ile 6-7 el havaya ateş ettiğini, daha sonra tabanca ve şarjörü ağabeyi inceleme dışı sanık ... Zengin'e teslim ettiğini, saat 18.00 sıralarında ağabeyinin silahı kendisine geri verdiğini, düğün alanında misafirlere yemek dağıttığını, saat 20.30 sıralarında avlunun dışında bulunduğu sırada avlunun içinden silah sesleri geldiğini, silahla ateş edenlerin kim olduğunu görmediğini, ardından avlunun içinden gelen bağrışma seslerini işittiğini, içeriye girdiğinde yerde bir kız çocuğunun yattığını ve ağzından kan geldiğini gördüğünü, kadınların yaralının başına toplandığını, kızı o hâlde görünce bir anda kötü olduğunu, ağabeyi Murat’ın kendisini sakinleştirmek için yüzünü yıkadığını, maktulün vurulduğu sırada havaya ateş etmediğini, sadece öğle saatlerinde 6-7 kez havaya ateş ettiğini, bunun dışında yine hatırladığı kadarıyla saat 15.00 sıralarında da 3-4 el ateş ettiğini, tanık beyanlarında geçtiği şekilde defalarca havaya ateş etmediğini, misafirleri karşılamak amacıyla havaya ateş etmediğini, kamera kayıtlarının alınması amacıyla kimseye talimat vermediğini, biri Kırıkkale marka, 7,65 mm çapında, diğeri ise Browning marka 9 mm çapında ruhsatlı iki tabancasının bulunduğunu, her iki tabancanın kabzasının da siyah renkli olduğunu, kendisine gösterilen fotoğrafta belinde bulunan silahın teslim ettiği silahlardan olmadığını, düğün sırasında başka silah taşımadığını, silahla ateş edildiği sırada olay yerinde olmadığını, o sırada nohut yüklediğini, bu nedenle kimin ateş ettiğini görmediğini, halay çekilirken havaya ateş ettiği yönündeki iddiaları kabul etmediğini, olay yerindeki kan izlerinin yıkanıp yıkanmadığını bilmediğini, Savunmuştur. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konularına İlişkin Açıklamalar TCK'nın "Kast" başlıklı 21. maddesi; "(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. (2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir" şeklinde düzenlenerek, maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde doğrudan kast, ikinci fıkrasının birinci cümlesinde de olası kast tanımlanmıştır. Olası kastın tanımlandığı TCK’nın 21. maddesinin 2. fıkrasının gerekçesinde; "...Olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşebileceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir. Diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir. Mevzuatımıza giren yeni bir kavram olan olası kastla ilgili uygulamadan bazı örnekler vermek yararlı olacaktır. Yolda seyreden bir otobüs sürücüsü, trafik lambasının kendisine kırmızı yanmasına rağmen, kavşakta durmadan geçmek ister; ancak kendilerine yeşil ışık yanan kavşaktan geçmekte olan yayalara çarpar ve bunlardan bir veya birkaçının ölümüne veya yaralanmasına neden olur. Trafik lambası kendisine kırmızı yanan sürücü, yaya geçidinden her an birilerinin geçtiğini görmüş; fakat, buna rağmen kavşakta durmamış ve yoluna devam etmiştir. Bu durumda otobüs sürücüsü, meydana gelen ölüm veya yaralama neticelerinin gerçekleşebileceğini öngörerek, bunları kabullenmiştir. Düğün evinde törene katılanların tabancaları ile odanın tavanına doğru ardı ardına ateş ettikleri sırada, bir kişinin aldığı alkolün de etkisi ile elinin seyrini kaybetmesi sonucu, yere paralel olarak yaptığı atışlardan bir tanesinden çıkan kurşun, törene katılanlardan birinin alnına isabet ederek ölümüne neden olur. Bu örnek olayda kişi yaptığı atışlardan çıkan kurşunların orada bulunan herhangi birine isabet edebileceğini öngörmüş; fakat, buna rağmen silâhıyla atışa devam etmiştir. Burada da fail silâhıyla ateş ederken ortaya çıkacak yaralama veya ölüm neticelerini kabullenmiştir. Verilen bu örneklerde kişinin olası kastla hareket ettiğinin kabulü gerekir." şeklinde açıklamalara yer verilmiş ve olası kasta ilişkin örnek olaylar gösterilmiştir. Buna göre, doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kast söz konusu olacaktır. Olası kast ile doğrudan kast arasındaki farkı ortaya koyan en belirgin unsur, doğrudan kasttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Yine failin hareketiyle hedeflediği doğrudan neticelerle birlikte, hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçları da, açıkça istenmese dahi doğrudan kastın kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik hareketin, günlük hayat tecrübelerine göre diğer bir kısım neticeleri de doğurması muhakkak ise failin bu sonuçlar açısından da doğrudan kastla hareket ettiği kabul edilmelidir. Olası kastı doğrudan kasttan ayıran diğer ölçüt; suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin muhakkak olmayıp muhtemel olmasıdır. Fail, böyle bir durumda muhakkak değil ama büyük bir ihtimalle gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullenmekte ve olursa olsun düşüncesi ile göze almakta; neticenin gerçekleşmemesi için herhangi bir çaba göstermemektedir. Olası kastta fiilin kanunda tanımlanan bir sonucun gerçekleşmesine neden olacağı muhtemel görülmesine karşın, bu neticenin meydana gelmesi fail tarafından kabul edilmektedir. TCK'nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde kanunda tanımlanmış haksızlık olarak ifade edilen suç; kural olarak ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hâllerde ise taksirle de işlenebilir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir. TCK'nın 22/2. maddesinde taksir; "Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir" şeklinde tanımlanmıştır. Taksirli suçlarda, gerek icrai, gerekse ihmâli hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi hâlinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir. Sonucun gerçekleşmesinde mağdurun taksirli davranışının da etkisinin olması hâlinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum, failin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi taksirin niteliğini de değiştirmeyecektir. Türk Ceza Kanunu'nda kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından, bu hâl ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabilecektir. TCK'da taksir; basit ve bilinçli taksir olarak ikili bir ayrıma tabi tutulmuş, 22. maddesinin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir; "Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi" şeklinde tanımlanmış, bu hâlde taksirli suça ilişkin cezanın üçte birden yarıya kadar arttırılacağı öngörülmüştür. Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırt edici ölçüt; taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörmemesi, bilinçli taksir hâlinde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır. Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü hâlde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlikelilik hâli, bunu öngörememiş olan kimsenin tehlikelilik hâli ile bir tutulamayacaktır. Neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür. TCK'nın 21. maddesinin ikinci fıkrasında; "Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi" şeklinde tanımlanıp başkaca ayırıcı unsura yer verilmeyen olası kast ile aynı Kanun'un 22. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Kişinin, öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır" biçiminde tanımlanan bilinçli taksirin karıştırılacağı hususu öğretide dile getirilmiş, kanun koyucu da madde metninde yer vermediği kabullenme ölçüsünü aynı maddenin gerekçesinde; "Olası kast halinde suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir, diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir" şeklinde açıklamak suretiyle, olası kastı bilinçli taksirden ayıracak kıstası ortaya koymuştur. Olası kastla bilinçli taksiri ayırdetme konusunda doktrinde "Her ikisi arasındaki ayrımı belirlemek bakımından Frank formülü uygulanmalıdır. Buna göre eğer ‘öyle veya böyle fail her hâlde hareketi gerçekleştirirdi’ diyebiliyorsak olası kast; ‘neticenin gerçekleşeceğini bilseydi hareketi gerçekleştirmeyecekti’ diyebiliyorsak bilinçli taksirden söz edilir...Her ikisi arasında bir ayrım yapılabilmesi için her somut olay bakımından failin ayrıca neticeyi göze almış, kabullenmiş sayılıp sayılamayacağı yönünde bir değerlendirme yapılması zorunlu görünmektedir" şeklinde görüşler mevcuttur (Bahri Öztürk-Mustafa Ruhan Erdem, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Güvenlik Tedbirleri Hukuku, Seçkin Akademik ve Mesleki Yayınlar, 17. Baskı, Ankara 2017, s. 303-304). Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer bir deyişle, failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesi durumunda olası kast, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak gerektiğinde muhtemel neticenin gerçekleşmemesi için gerekli önlemleri de almak suretiyle hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer yandan; TCK’nın "Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi" başlıklı 3. maddesinin ilk fıkrası ise; "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." hükmünü içermektedir. Temel cezanın belirlenmesine ilişkin ilkeler TCK'nın 61. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; "(1) Hâkim, somut olayda; a) Suçun işleniş biçimini, b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c) Suçun işlendiği zaman ve yeri, d) Suçun konusunun önem ve değerini, e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, g) Failin güttüğü amaç ve saiki, Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. (2) Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle indirim veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza üzerinden yapılır." şeklinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime, olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir. Hâkimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçe, TCK’nın 61. maddesinin birinci fıkrasına uygun olarak, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki ile ilgili, dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olmalıdır. TCK’nın 61. maddesinin 2. fıkrasında ise; Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle yapılacak indirim veya artırımın, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza üzerinden yapılacağı belirtilmiştir. Olası kastın tanımının yapıldığı 5237 sayılı TCK’nın 21. maddesinin 2. fıkrasında ise, fiilin olası kastla işlenmesi halinde yapılacak indirim belirtilmiş olup buna göre; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına, diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirileceği hüküm altına alınmıştır. Suçun olası kastla işlenmesi durumunda; suçun doğrudan kastla işlenmesi hâlinde hangi ceza verilecekse o ceza verilecek, ancak, temel cezadan 21. maddenin 2. fıkrası gereğince indirim yapılacaktır. Kasten öldürme suçu TCK’nın kasten öldürme başlıklı 81. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup madde metnine göre eylemin cezası müebbet hapistir. Eylemin olası kastla gerçekleştirdiği hâlde 21. maddenin 2. fıkrası uyarınca yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunması gerekmektedir. TCK’nın 61. maddesi gereğince işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel ceza belirlenmeli, daha sonrada suçun olası kastla işlenmesi nedeniyle, belirlenen temel ceza üzerinden indirim yapılmalıdır. Kasten öldürme suçunun yaptırıma bağlandığı 81. maddede temel ceza, alt ve üst sınırlar olmaksızın kesin olarak müebbet hapis cezası olarak saptanmış olduğundan, 61. madde uyarınca temel cezanın belirlenmesi söz konusu olmayıp, eylemi olası kastla gerçekleştirmiş olması dolayısıyla sanık hakkında yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar hükmolunacak olan hapis cezası süresinin, 61. maddede "Suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik" şeklinde belirtilen hususlar ile aynı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasındaki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" biçimindeki düzenlenme doğrultusunda belirlenmesi gerekmektedir. B. Somut Olayda Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık konularının birlikte değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır. Sanık ...’in Kırşehir ili, Merkez ilçesi, Çadırlıhacıyusuf köyü muhtarı olduğu, dört kızından sonra doğan beşinci çocuğu 1,5 yaşındaki oğlu ... ...’in sünneti dolayısıyla olay günü düğün tertip ettiği, ağustos ayında yapılan ve Kurban Bayramı’nın hemen sonrasına isabet eden düğüne yoğun katılımın olduğu, Belçika’da yaşayan ve akrabalarını ziyaret etmek için memleketine gelen 22 yaşındaki maktul ...’nin de ailesi ile birlikte düğüne katıldığı, konukları karşıladığı sırada ve düğün boyunca silahıyla havaya ateş eden sanığın, akşam da süren sünnet düğünü için evinin avlusunun dışında erkek konuklar için çadırlar kurdurduğu, içkili yemek servisi yaptığı, kadınların ise avlu içersinde oturdukları, maktulün de aralarında bulunduğu gençlerin avlu içerisinde halay çektikleri, sanığın avlu içerisinde ateş ettiği sırada maktulün göğsünden isabet alarak yere düştüğü, sanığın teslim ettiği 9 mm çapındaki silahtan atıldığı tespit edilen 28 adet kovanın düğün yerinde bulunduğu, bu 28 kovandan 3’ünün olayın meydana geldiği avlu içersinde olduğunun ilgili uzmanlık raporunda belirtildiği, sanıktan alınan tüm svap örneklerinde atış artığına rastlanıldığı, tanık anlatımlarına göre halay esnasındaki kısa bir sessizlikten sonra sanığın tek el atışı neticesinde, silahtan çıkan merminin maktulün göğüs bölgesinden girip sırtından çıkması sonucu maktulün hayatını kaybettiği, olaydan sonra konukların düğün yerinden uzaklaştırıldıkları, düğünü kaydeden kameramandan düğün kasetinin alındığı, olay yerinin yıkandığı ve kimi kovanların toplandığının ifade edildiği anlaşılan olayda; Katılan ..., tanıklar ..., ..., ... ve ...'in, olay sırasında sanığın avlu içerisinde bulunduğu ve silahıyla ateş ettiği yönündeki anlatımları, olayın meydana geldiği avlu içerisinde sanığın teslim ettiği silahla ateşlenmiş üç adet kovanın bulunmuş olması, sanıktan alınan tüm svap örneklerinde atış artığına rastlandığına ilişkin adli rapor içeriği, maktulün avlu içerisinden ateşlenen silahla vurulduğuna ilişkin kanaat bildiren keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporu ile sanığın olay sırası ve sonrasındaki davranışları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın tanık olarak dinlenen kimi yakınlarının dosya kapsamı ile çelişen ve sanığı suçtan kurtarmaya yönelik beyanlarına itibar edilemeyeceği, sanığın oğlunun sünnet düğününde akşam vakti, evinin avlusunda ruhsatlı tabancasıyla yaptığı atışlar sırasında silahından ateşlenen bir mermi çekirdeği ile maktulün ölümüne neden olduğunun tüm dosya kapsamı itibarıyla sabit olduğu; çok kalabalık olan düğün yerinde rastgele ateş eden sanığın düğün yerinde bulunan kişi veya kişilerin isabet alacağını öngörmesine karşın sonucu kabullenerek eylemine devam etmesi karşısında, Kanun'un gerekçesinde de örneklendiği şekilde ve yerleşmiş yargı içtihatlarında belirtildiği üzere, eyleminin olası kastla öldürme suçunu oluşturduğu, sanığın gerçekleştirdiği fiilinin öngördüğü neticesine ilişkin kabullenmesi ve kayıtsızlığının derecesi ile TCK'nın 3. maddesinin 1. fıkrasındaki; "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" hükmü birlikte gözetildiğinde, sanığın cezasından olası kast nedeniyle aynı Kanun'un 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca indirim yapılırken cezanın 20 yıl olarak tespit edilmesinin sanığın işlediği fiilin ağırlığıyla orantılı bir ceza olacağı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen 13.05.2022 tarihli ve 734-975 sayılı hükmün sanık hakkında 20 yıldan 25 yıla kadar ceza miktarı öngören TCK'nın 21/2. maddesinin uygulanması sırasında alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek bir sebep bulunmadığı gözetilmeden en üst hadden ceza tayin edilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Sanığın suçunun sabit olup olmadığına ilişkin uyuşmazlık konusu yönünden çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "Sanığın oğluna sünnet düğünü yaptığı aşırı kalabalık olan bu düğünde gelenlerin ve gidenlerin ateşli silahlar ile havaya ateş edilmek suretiyle karşılandığı bütün gün oyun sırasında yine sanık ve diğer davetliler tarafından uzun süreli ve tüm gün boyunca havaya ateş edildiği akşam vaktinde halay çekmekte olan maktuleye isabet eden bir kurşun ile ölmesine neden olan olayımızda; Sanık baştan beri avluya girmediğini dışarıda ateş ettiğini savunmuş olsa da tarafsız tanık beyanları ile olay yerinde elde edilen bir çok fotoğraf ve görüntüde sanığın avlu içerisinde de havaya doğru ateş ettiği konusunda bir tereddüt yoktur. Maktülenin yakını olan tanığın talimatı ile ortamın yıkandığı bazı şahıslarca yerdeki kovanlardan bir kısmının toplandığı orada bulunan şahısların evlerine gitmeleri yönünde telkinde bulunulduğu ve düğün sahibi adına çekilen video görüntülerinin alındığı hususunda çoğunluk oluşturan üyelerle aramızda bu konuda herhangi bir görüş farklılığı bulunmamaktadır. Olayı bu halde kabul ettikten sonra üzerinde durulması gereken husus korku ve panik yaratacak şekilde düğünde havaya doğru rastgele ateş eden sanığın atmış olduğu merminin yeğeni olan maktüleyi öldürdüğü hususunda yani illiyet bağı bulunduğu hususunda görüş farklılığımız bulunmaktadır. Olayı bizzat gördüğü yönünde beyanda bulunan tanık beyanlarını otopsi raporunu ve keşif tutanaklarını incelediğimizde şüpheli bir durum ortaya çıktığı açıktır. Şöyle ki; tanıklardan ... kendisinin de halayda olduğunu bu sırada tanımadığı şahısların da ateş ettiğini, ...'in de kendisinden 6-7 metre ileriden ateş ettiğini, o kadar fazla ateş edildi ki kulaklarının çınladığını, vurulma anını görmediğini, başka şahıslarında ateş ettiğini beyan etmektedir. Tanık ... de aynı yönde beyanda bulunmaktadır ve ...'in ateş ederken gördükten 5-10 dk kadar sonra bu olayın gerçekleştiğini beyan etmektedir. Tarafsız tanık ... de çok kişinin silah sıktığını ... da aynı şekilde çok kişinin silah sıktığını beyan etmektedir. Ayrıca sanık beyanlarında silah sıkanlardan bir kısmının avlu duvarı üzerinde yani yerden yüksek yerde bulunduğunu beyan etmektedirler. Buna karşın gizli tanık... sadece sanığın avluda ateş ettiğini 2-3 el sıktıktan sonra silah sesinin kesildiğini kendisinin dönüp çıkacağı sırada bir el daha geldiğini muhtemelen yine ...'in ateş etmiş olduğunu beyan etmektedir. Ayrıca ifadelerinde sanığın sırtı dönük vaziyette halay çeken maktülenin arkasında olduğunu beyan etmiştir. Olay yeri tespit tutanakları ile yapılan balistik inceleme sonucunda avlu içerisinde 8 ayrı silahtan atıldığı tespit edilen 132 boş kovanın bulunduğu belirlenmiştir. Maktülde merminin girip çıkması nedeniyle hangi silahtan atıldığını gösteren fiziki tespit mümkün olmamıştır. Otopsi raporuna göre ise maktülenin boyun sağ ön kısmından üst tarafından giren merminin yine ön taraftan sol koltuk altına doğru bir alandan çıkış yaptığı ve dolayısıyla yukarıdan aşağıya doğru bir seyir izlediği tespit edilmiştir. Tanık beyanına göre sanık maktülenin arka tarafında ve 6-7 metrelik bir mesafededir. Kurşun ise yukarıdan aşağıya doğru bir açıyla girip çıkmıştır. Bu kadar uzun mesafeden bu kadar yüksek açı yapması teknik olarak mümkün değildir. Ayrıca tanık beyanlarına göre sanık maktülenin arka tarafındadır. Halbuki kurşun giriş ve çıkış yeri maktülenin ön bölgelerindedir. Bazı tanık beyanlarında avlu duvarı üzerinden de bir çok kişinin ateş ettiğini söyledikleri dikkate alındığında maktüleye göre daha yukarı bir yerde bulunan şahısların açmış olduğu ateş sonucu olma ihtimali çok daha yüksektir. Gizli tanık bile sanığın 2-3 el ateş ettikten sonra durduğunu sonra bir el daha silah sesi geldiğini bu atışı 'muhtemelen' sanık tarafından yapıldığını beyan ettiği de dikkate alındığından maktülenin ölümüne neden olan atışın sanık tarafından yapıldığı hususunda şüphenin ötesinde maddi bir delil bulunmadığı en azından çok ciddi şüphe bulunduğu açıktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada 'suçsuzluk' ya da 'masumiyet karinesi' olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede 'in dubio pro reo' olarak ifade edilen 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde belirtilen tanık beyanları otopsi raporları olay yeri tespit tutanakları ile tüm dosya kapsamında sanığın atılı suçu işlediği konusunda şüphenin ötesine geçecek bir delil bulunmadığından beraatine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz." düşüncesiyle, Suç niteliğinin belirlenmesine ilişkin uyuşmazlık konusu yönünden çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın eyleminin bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu oluşturduğu görüşüyle, Sanığın cezasından olası kast nedeniyle TCK’nın 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca indirim yapılırken cezanın 25 yıl olarak tespit edilmesinin isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkin uyuşmazlık konusu yönünden çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "Bölge adliye mahkemesinin sanık hakkında üst sınırdan ceza tayini yönündeki direnme kararı yerinde olup, sayın çoğunluğun bozmaya ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Dosya kapsamı ve toplanan delillere göre, 15/08/2019 günü Kırşehir ili Merkez ilçesi Çadırlıhacıyusuf Köyü muhtarı olan sanık ...’in, oğlunun sünnet düğününde saat 20.00 sıralarında havaya ateş etmesi sırasında ruhsatlı silahından çıkan merminin, sanığın ikametinin bahçesi içerisinde halay çekmekte olan maktül ...’ye isabet etmesi sonucu maktülün öldüğü anlaşılmaktadır. Sanığın ruhsatlı iki adet tabancasının olduğu sabittir. Ayrıca dosyada bulunan fotoğraftan da anlaşılacağı üzere, siyah kabzeli olan iki adet ruhsatlı tabancası dışında, oyun oynarken belinde kahverengi kabzeli üçüncü bir ruhsatsız tabancasının da olduğu ve kolluğu teslim edilmediği anlaşılmaktadır. Olay tutanağına göre çok sayıda boş kovan ele geçirilmiş, delillerin yok edilmesi için de kanların bulunduğu bölge yıkanmış ve etrafın temizlendiği belirlenmiştir. Tanıklar, sanığın misafirlerini sabahtan itibaren silah sıkarak karşıladığını anlatmışlardır. Öldürme olayı gerçekleşmese bile, Türk Ceza Kanunu’nun 170 inci maddesinde silahla havaya ateş etmek suç olarak düzenlenmiştir. Yine Türk Ceza Kanunu’nun 278 inci maddesinde işlenen bir suçu bildirmeme herkes için suç olarak düzenlenmiş, kamu görevlisi olan sanığın ise evveliyetle bu yükümlülüğünün bulunduğu izahtan varestedir. Ayrıca köy muhtarı olması nedeniyle de köyündeki insanlara örnek olması gerekir. Bu yükümlülüklerine rağmen misafirlerini silah sıkarak karşılayan sanığın, akşam 20.00 sıralarında maktülün ölümüyle sonuçlanan olayı gerçekleştirmesi nedeniyle, cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirmesini düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 61 inci maddesindeki 'suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suçun işlendiği zaman ve yer, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı ile failin kast ve taksire dayalı kusurunun ağırlığı' kriterleri dikkate alındığında, bölge adliye mahkemesinin teşdiden üst sınırdan ceza belirlemesi ve 25 yıl hapis cezasıyla cezalandırmasına ilişkin direnme kararının onanmasına karar verilmesi kanaatiyle sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.", Aynı uyuşmazlık konusu yönünden çoğunluk görüşüne katılmayan altı Ceza Genel Kurulu Üyesi de; sanığın cezasından olası kast nedeniyle indirim yapılırken cezanın 25 yıl olarak tespit edilmesinin isabetli olduğu, Düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen 13.05.2022 tarihli ve 734-975 sayılı hükmün, sanık hakkında 20 yıldan 25 yıla kadar ceza miktarı öngören TCK'nın 21/2. maddesinin uygulanması sırasında alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek bir sebep bulunmadığı gözetilmeden en üst hadden ceza tayin edilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın gereği için kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin de bilgi için İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2024 tarihli müzakerede tüm uyuşmazlık konuları yönünden oy çokluğuyla karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2022/563 E., 2023/239 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
TCK'nin 21 maddesinin 1.
Ceza Genel Kurulu         2022/563 E.  ,  2023/239 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/80622 YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1435-164 I. HUKUKÎ SÜREÇ Eşe karşı kasten öldürme suçundan sanık ...’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 82/1-d, 53, 63 ve 54. maddeleri gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye ilişkin İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.02.2020 tarihli ve 27-45 sayılı resen istinafa tabi olan hükme yönelik olarak sanık ... müdafii tarafından da istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 09.02.2021 tarih ve 1435-164 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine oy çokluğu ile hükmedilmiş, kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 17.02.2022 tarih, 11008-1224 sayı ve oy çokluğu ile temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Daire Üyeleri O. Erdim ve M.B. Seçkin ise; "Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 2021/11008 E. 2022/1224 K. sayılı kararının çoğunluk görüşüne, sanık ...’ın eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturduğu düşüncesinde olduğumuzdan ve kararın bu nedenle bozulması gerektiğinden bahisle katılmamaktayız. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 29.12.2018 tarihli iddianamesiyle sanık ...’ın bilinçli taksirle öldürme suçundan TCK’nin 85/1 ve 22/3. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış, 07.01.2019 tarihli görevsizlik kararıyla sanığın eyleminin TCK’nin 82/1-d maddesindeki suçu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin tartışmanın Asliye Ceza Mahkemesinin görev sınırını aşması ve delillerin takdir ve değerlendirilmesi için dosya ağır ceza mahkemesine gönderilmiştir. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi 27.02.2020 tarihli kararıyla sanığın kasten eşini öldürme suçundan TCK’nin 82/1-d maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş, hakkında kanuni ve takdiri indirim maddelerini de uygulamamıştır. Yapılan istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi 09.02.2021 tarihinde oy çokluğu ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. İlk derece mahkemesi tarafından; suç tarihinde 56 yaşında olan ve hasmının olmadığını söyleyen sanığın kendi beyanıyla sırf heves ederek silah almasının hayatın olağan akışına uymadığı, sanığın aralarında birçok kez çeşitli nedenlerle tartışma yaşadığı ve şiddet uyguladığı maktule karşı başlangıçta tehdit etmek ve gözdağı vermek amacıyla olaydan üç ay önce ruhsatsız bir tabanca aldığı, olay günü maktul mutfakta tezgahta sırtı dönük uğraşırken suça konu silahı alıp mutfağa geldiği, önceden silahı olan ve silahtan anlayan sanığın silah yapımı ve temizliğinde kullanılabilecek materyal bulundurmadığı, maktul dışarıdan eve geldikten kısa süre sonra çekmeceden içinde mermi olan silahı alarak temizleme işine girişmesinin başlı başına şüpheli bir durum olduğu, sanığın savunmalarında çelişkiler bulunduğu, sanık silahın şarjörünü çıkardığını söylemesine rağmen silahın şarjörü takılı olarak ele geçirildiğini, şarjörde patlamamış bir fişeğin bulunduğunu, şarjördeki patlamamış fişeğin otomatik olarak atım yatağına sürülmesi gerektiğini, maktulenin yürüdüğünü söylediği yerlerde kan izi olmadığını vurgulayarak sanığın kasten eşini öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Olay tarihi itibariyle 68 yaşında olan sanık ... kolluk huzurunda yaptığı ilk savunmasında; olay tarihinde tabancasını eline alarak temizlemeyi düşündüğünü, çekmeceden silahı alarak mutfağa geçtiğini, mutfakta bulunan koltuğa oturduğunu, bu esnada eşi Hamide’nin çay yapmak için ocağa yöneldiğini, aralarında 2-3 metre kadar mesafe olduğunu, kendisinin silahın şarjörünü çıkardığını ve silahın sürgüsünü çektiğini, sürgüyü çekerek silahın namlusunu çıkartmayı düşündüğünü ancak silahın ateş aldığını, eşi Hamide’nin yere yığıldığını, eşinin yanına gidip onu sandalyeye oturttuğunu, 112'yi ve evi yakın olduğu için damadını aradığını, silahın şarjörünü takıp silahı koltuğun üzerine bıraktığını, silahı temizlemeden kastının bir bez ile silmek olduğunu belirtmiştir. Sanık ...’ın savunması; olay yeri inceleme raporu, Kriminal Polis Uzmanlık Raporları, ölü muayene ve otopsi tutanakları, kolluk tutanakları ve 112 görüşmesi ile uyumludur. Sanığın şarjörü söktükten sonra sürgüyü çekerek namluyu çıkartmayı düşündüğü anda silahın patlaması ve şarjör takılı olmadan silahın ateş alması Baretta tabancalarda mümkündür. Söktüğü şarjörü vurulma olayından sonra tabancaya yeniden taktığı için şarjördeki mermi atım yatağına sürülmemiştir. Ateşli silahın bez ile temizlenmesi ise yaygın bir temizleme şeklidir. Dosya kapsamına göre, sanık ... ve maktul ... yaklaşık 40 yıldır evli olup müşterek 7 çocukları bulunmaktadır. Evlilik süreci içinde aralarında bazı sorunlarının olması hayatın olağan akışına göre olasıdır. Duruşmalarda dinlenen ve yakın akrabalık bağı içindeki kişilerden bir kısmı maktulün ölümünden sanığı sorumlu tutarken, bir kısmı ise olayın kazaen gerçekleştiğini belirtmişlerdir. Aile içinde yaşanan önceki bazı tartışma ve küslüklerin bu beyanların içeriğine etki ettiği düşünülmektedir. Kasten öldürme suçunun manevi unsuru kasttır. Kast, suç tipinin gerçekleştirilmesinin bilinmesi ve istenmesidir. TCK'nin 21 maddesinin 1. fıkrasına göre doğrudan kast 'suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.' Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2016 tarihli ve 200-250, 31.03.2015 tarihli ve 619-80, 23.09.2014 tarihli ve 314-389, 07.06.2011 tarihli ve 54-120, 06.07.2010 tarihli ve 51- 162 sayılı ilamlarında belirtildiği üzere, fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi halinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi halinde olası kast, söz konusu olacaktır. Kast, olası kast, taksir ve bilinçli taksir arasındaki ilişkiyi kısaca özetlemek gerekirse; gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin failce bilinmesi ve istenmesi halinde doğrudan kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmek suretiyle sonucun meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hallerde ise basit taksir söz konusu olacaktır. Tüm bu açıklamalar göz önüne alınarak öldürme eyleminin ilk derece mahkemesinin kabulü doğrultusunda olma ihtimali bulunmakta ise de sanık ...’ın maktul eşi ...’ı doğrudan kasla öldürdüğüne ilişkin kesin bir delil bulunmamaktadır. Yeni aldığı tabancasını hiçbir tedbir almaksızın mutfaktaki kanepenin üzerinde temizlemek isterken, tabancanın ateş alarak mutfakta bulunan eşi Hamide’nin ölebileceğini öngörmekte ancak sonucu istememektedir. Dosya kapsamına göre sanık ...’ın dikkatsiz ve özensiz şekilde hareket ederek öngördüğü ancak istemediği ölüm neticesini kabullenmediği kanaatine varıldığından TCK’nin 22/3. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 85/1. maddesine göre bilinçli taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılması, bu nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan çoğunluk görüşüne katılmamaktayız." düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 02.06.2022 tarih ve 80622 sayı ile; "...Dosya kapsamına göre, 25.09.2018 günü saat 17.40 sıralarında sanığın yaptığı ihbar üzerine görevli polis ekibinin, kırk bir yıldır evli olan tarafların birlikte yaşadığı eve geldiği, düzenlenen tutanağa göre yaralı durumda bulunan maktulün olay yerine gelen sağlık ekibi tarafından hastaneye götürüldüğü, evin içinde yapılan inceleme sonucunda ikametin girişinde sol tarafta bulunan kanepe üzerinde, şarjörü takılı, horoz tertibatı kurulu vaziyette ve mermi yatağı boş halde 7.65 milimetre çapında Beretta marka silah ile bir adet mermi çekirdeğinin bulunduğu, boş kovanın ele geçirilemediği, hastanede yapılan müdahaleler rağmen saat 19.15'de hayatını kaybeden maktulün otopsi raporuna göre, ölümünün sırtta her iki skapula arasından giren mermi çekirdeğinin omurgada kırık oluşturarak sol göğüs boşluğuna girmesi ve aşağıdan yukarıya, sağdan sola, arkadan öne seyirle akciğeri kat edip, sol ikinci interkostal aralıktan geçerek, sol köprücük kemiği alt orta bölgeden vücudu terk etmesi sonucu, ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı vertebra ve kot kırıklarıyla birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği, balistik uzmanlarının düzenlediği, balistik raporuna göre de silahın herhangi bir mekanik arızasının bulunmadığı, sanık ... maktulün müşterek çocukları ile yakınları da dahil olmak üzere alınan tanık beyanlarından, beşi erkek ikisi kız olmak üzere yedi çocukları olan taraflar arasında bir geçimsizlik yaşandığı, çocuklardan üçünün çeşitli suçlardan cezaevinde oldukları, olay günü de maktulün polis memuru olan diğer çocuğunun kardeşlerine aldığı ayakkabıların kendilerine verilmelerini istemesi ve bu çocuklarıyla araları iyi olmayan sanığın, maktulün isteğini geri çevirmesi üzerine yine tartışma yaşandığı, bunun yanı sıra sanığın geçimsizliklerinin başladığı yıllardan itibaren maktulü darp ettiğine dair iddialar ile ilgili kesin bir kanaat oluşmadığı, evlilik süreci içinde aralarında bazı sorunlarının olmasının olağan kabul edilmesi gerektiği, duruşmalarda dinlenen ve yakın akrabalık bağı içindeki kişilerden bir kısmı maktulün ölümünden sanığı sorumlu tutarken, bir kısmının ise olayın kazaen gerçekleştiğini belirttikleri, aile içinde yaşanan önceki bazı tartışma ve küslüklerin bu beyanların içeriğine de etki ettiği, sanık ise aşamalardan itibaren savunmalarında, suçta kullanılan tabancayı yaklaşık dört beş ay önce ismini bilmediği bir şahıstan, silahlara olan merakı nedeniyle satın aldığını, aldığından içinde üç adet merminin bulunduğunu, bir süre sonra deneme amacıyla bir kez ateş ettiğini, olay günü de silahı sökerek temizlemek için evde bulundurduğu yerden alarak mutfağa geçtiğini, eşinin de bu sırada çay demlemek için ocak başına geçtiğini, kendisinin de maktulün iki üç metre arkasında bulunan sandalyeye oturduğunu, akabinde silahın şarjörünü çıkardığını ve silahın sürgüsünü çektiğini, sürgüyü çekerek silahın namlusunu çıkartmayı düşündüğünü, ancak silahın ateş aldığını, eşi Hamide’nin yere yığıldığını, eşinin yanına gidip onu sandalyeye oturttuğunu, sağlık ekibini, polisi ve evi yakın olduğu için damadını aradığını, silahın şarjörünü takıp silahı koltuğun üzerine bıraktığını, silahı temizlemeden kastının bir bez ile silmek olduğunu belirttiği ve bu savunmalarının maddi delillerle de çelişmediği anlaşılmakla, fiilini suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek, TCK'nın 21/1 maddesi uyarınca kasten işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı kanıtlar bulunmayan ve maktulle olan konumu, silah üzerinde gerçekleştirdiği eylemler de dikkate alınarak, öngörülebilir muhtemel neticenin meydana gelmesini istememesine rağmen, objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmek suretiyle sonucun meydana gelmesini engelleyemediğinin kabulünde zorunluluk bulunan sanığın, TCK'nın 85/1, 22/3 maddeleri uyarınca 'bilinçli taksirle öldürme' suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi yerine, aynı Kanun'un 82/1-d maddesi uyarınca 'eşini kasten öldürme' suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi kanuna aykırıdır..." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 03.11.2022 tarih, 6544-8546 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın maktul ...’a yönelik eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu mu yoksa eşe karşı kasten öldürme suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Maktul ... ile sanık ...’ın suç tarihi itibarıyla otuz üç yıllık evli oldukları ve Kavakpınar ,,,,,, adresinde bulunan evlerinde birlikte ikamet ettikleri, suç tarihinde saat 17.00 sularında sanığın evde ruhsatsız olarak bulundurduğu adli emanette kayıtlı tabancasının ateş alması nedeniyle o sırada mutfakta bulunan ve sırtı sanığa dönük vaziyette olan maktulün sırt bölgesinden isabet alıp yaralanarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği hususunda Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. 26.09.2018 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre; olay yerinin...... sayılı yerde bulunan üç katlı bina olduğu, olayın ikinci katta meydana geldiği, ikamet girişine göre solda bulunan ve salon olarak kullanılan kısımdaki odanın, oda girişine göre sağ tarafındaki duvara dayalı olan kanepe üzerinde bulunan ve özellikleri bulgu takip formunda yazılı olan tabanca olduğu, salonun yanında bulunan mutfağın tezgâhının dibinde yerde bir adet deforme mermi çekirdeği görüldüğü, ikamette silah bakım ve temizliğinde kullanılan herhangi bir materyale rastlanmadığı, salon olarak kullanılan odanın oda girişine göre sağ tarafındaki kanepe üzerinde bulunan tabancanın şarjörünün takılı olduğu, şarjörde bir adet dolu fişek bulunduğu, tabancanın namlusunun ise boş olduğu, Adli Tıp Kurumunun 06.11.2018 tarihli ve 3941 sayılı otopsi raporuna göre; maktulün vücudunda bir adet ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası tespit edilmiş olup yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu, ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası cilt ve cilt altı bulgularına göre atışın bitişik atış mesafesi dışından yapıldığı, bununla birlikte elbiseli bölgenin isabet almış olması nedeniyle kesin atış mesafesi tayininin yapılamadığı, cesetten mermi çekirdeği elde edilemediği, maktulde tespit edilen sternum ve kot kırıklıklarının özellikleri ve lokalizasyonları dikkate alındığında yeniden canlandırma işlemi ile husullerinin mümkün olduğu, maktulün ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı vertebra ve kot kırıklarıyla birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği kanaati bildirilmiştir. Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 05.12.2018 tarih BRS-KİM-18-09064 uzmanlık sayılı raporuna göre; maktule ait Cansu Örme ibareli, kesik ve kanlı vaziyetteki lacivert renkli yelek üzerinde yapılan incelemelerde arka tarafta, yakadan 20 cm aşağıda bir adet delik tespit edildiği, atış artıklarının dağılım yoğunluğuna göre deliğin ateşli silah ile uzak atış mesafesinden yapılan atış sonucu oluştuğu kanaatine varıldığı, meydana gelen olayla ilgili olarak birlikte gönderilen 7.65 mm çaplı Browning tipi bir adet deforme mermi çekirdeğinin 78506 numaralı, 7.65 mm çaplı Browning tipi fişek atar, el yapısı, fişek yatağı dâhil 8,4 cm namlu uzunluğunda ve üzerinde Pietro Beretta Gardone Cal 7 65 ibareleri bulunan yarı otomatik tabancadan atılmış olduğunun belirlendiği, Anlaşılmıştır. Katılan ...; maktul ... sanığın kızları olduğunu, maktulün evine yakın bir yerde oturduğunu, maktule iki günde bir uğradığını, maktul ile sanık arasında nedeni olmayan bir huzursuzluk ve geçimsizlik olduğunu, kulağından olan rahatsızlığı sebebiyle maktulü doktora götürüp getirdiğini, sanığın ise maktulü doktora götürmediğini, olaydan on gün kadar önce maktul ile sanık arasında bir küslük olduğunu, sanığın maktule üç dört yıl önce şiddet uyguladığını bilmekle birlikte son zamanlarda böyle bir duruma tanık olmadığını, sanığın maktulü öldürmesi için bir sebep olmadığını, çocuklarının cezaevinde olmasının aralarında soruna yol açmış olabileceğini, maktulün sanıktan dolayı korku ve endişe duyduğunu bildiğini, Katılan ...; maktulün, ablası olduğunu, eniştesi olan sanıkla maktul arasında geçimsizlik bulunduğunu, sanığın maktule şiddet uyguladığını ve hakaret ettiğini, cezaevindeki çocuklarını ziyarete gittiği için sanığın maktule kızdığını, bir keresinde maktulün gece vakti kendisini arayarak “Beni hastaneye götür!” dediğini, geç olduğu için maktulü hastaneye götüremediğini, sabah gittiğinde maktulün akşam sanık kendisini dövdüğü için aradığını söylediğini, bu durumu polise bildirmediklerini, bir keresinde bayılması nedeniyle hastaneye götürdüğü maktulün, doktora şiddet gördüğünü söylediğini, Katılan ...; maktulün kardeşi olduğunu, bildiği kadarıyla maktulün sanık tarafından dövülerek kafasının kırıldığını, sanığa “Ablama niye eziyet ediyorsun?” diye sorduğunu, sanığın ise maktulün cezaevinde bulunan çocuklarını ziyarete gittiği için kendisini dövdüğünü ancak bir daha maktulü dövmeyeceğini söylediğini, Katılan ...; kardeşi olan maktulün olaydan iki gün önce mevlit için kendi evine geldiğini, mevlit dönüşü durumunu sorduğu maktulün; sanığın silah aldığını, cezaevinde bulunan çocuklarına ayakkabı götürmek istediği için kendisine kızdığını, “Götürürsen, seni öldürürüm!” dediğini, bu nedenle sanıktan korktuğunu söylediğini, maktulün komşuları olan tanıklar ... ve eşi olan ...’in, maktulün vurulduktan sonra balkona çıkıp sandalyeye oturduğunu ve etrafa “Kemal beni vurdu!” diye seslendiğini duyduklarını söylediklerini, bu arada sanığın içeride on on beş dakika beklediğini, maktulün balkonda çırpınıp bağırdığını, Katılan ...; maktulün ve sanığın oğlu olduğunu, sanığın maktule daha önce şiddet uyguladığını bildiğini, sanığın kendisi ve kardeşleriyle hiç ilgilenmediğini, kendilerine babalık yapmadığını, bu yüzden de üzerlerinde otoritesinin bulunmadığını, sanığın bu otorite zafiyetini maktulden çıkardığını ve zavallı maktule eziyet ettiğini, maktulü kasten vurduğunu düşündüğünü, cezaevinde kendisini ziyarete gelen maktulün, sanığın silah alıp elinde gezdirmesi nedeniyle çok korktuğunu söylediğini, Şikâyetçi ...; maktulün ve sanığın oğlu olduğunu, maktulle sanık arasında bazen tartışma olduğunu, her ikisiyle de konuşarak kendilerine nasihat ettiğini, gözüyle görmemekle birlikte sanığın maktulü dövdüğünün de olduğunu, buna rağmen sanığın maktulü vurması için bir sebep bulunmadığını, Şikâyetçi ...; maktulün ve sanığın oğlu olduğunu, maktulle sanık arasında geçimsizlik, husumet, tartışma veya kavga olmadığını, sanığın maktule şiddet uyguladığını hiç görmediğini, Şikâyetçi ...; maktulün ve sanığın oğlu olduğunu, kendisini bildi bileli sanığın maktule kötü davrandığını, buna karşın maktulü öldürmesi için bir sebep olmadığını, sanıkla maktul arasında husumet bulunduğunu, defalarca evde maktulü kanlar içinde görüp hastaneye götürdüğünü, bunu gerektirecek bir sebep olmadığı hâlde sanığın her şeyi bahane ederek maktulü dövdüğünü, ölmeden bir hafta kadar önce maktulün kendisini cezaevinde telefon ile aradığını, bu görüşmede maktulün sesinin iyi gelmediğini, ne olduğunu sorduğunda maktulün; “Baban benimle on beş gündür konuşmuyor, silah almış beni öldüreceğini söylüyor!” dediğini, bunun üzerine maktule “Öyle bir şey yapamaz, korkma!” dediğini, sanığın böyle bir şeye cesaret edeceğini tahmin etmediği için bu durumu resmî makamlara bildirmediğini, cezaevinde olduğu için buna imkânı da olmadığını, telefon konuşmalarının cezaevinde kayıt altına alındığını, maktulün bunu söylediğinin kayıtlardan bulunabileceğini, görüşme tarihinin 10.09.2018 ya da 17.09.2018 olabileceğini, maktulün “Baban beni öldürecek, silah almış!” dediğini, daha önceki bir tarihte de silahı olduğunu bildiği sanığın silahtan çok iyi anladığını, silahını temizlediğini defalarca gördüğünü, Tanık ...; maktul ... sanığın komşuları olduklarını, maktul ile birbirlerine gidip geldiklerini, maktulün, sanığın kendisine kötü davrandığını ve tehditte bulunduğunu söylediğini, sanığın kıskanç biri olması nedeniyle maktulü sağa sola göndermediğini, maktulün evinin karşısındaki tuhafiye mağazasının sahibi olan soyadını bilmediği Hıdır isimli şahsın, kendisine bu olaydan sonra maktulün balkondan “Hıdır, Hıdır!” diye seslendiğini duyduğunu ancak maktulü göremediğini söylediğini, Tanık ...; maktul ... sanığın komşuları olduklarını, maktulün olaydan bir hafta kadar önce evlerine gelip sanığın kendisini öldürmekle tehdit ettiğini söylediğini, nedenini sorduğunda maktulün; polis olan oğlu ...'un hapisteki kardeşlerine verilmek üzere üç çift ayakkabı aldığını, bunları cezaevine götürmek istediğinde sanığın buna karşı çıktığını ve kendisini öldürmekle tehdit ettiğini ve hatta silah aldığını söylediğini, bunun üzerine maktule nasihatte bulunduğunu, daha sonra ailece toplandıkları bir ortamda oğulları ...’un sanığa, maktule kötü davranmaya devam etmesi hâlinde kendisini götüreceğini söylediğini, sanığın bu konuda söz vermesi üzerine maktulün sanıkla kalmaya devam ettiğini, söz konusu ayakkabılardan bir tanesini hapisteki oğlu katılan ...’a götürmesi üzerine sanığın maktulü vurduğunun söylendiğini, hatta cenazede ....’u, kardeşi Yusuf’un ayağında bu ayakkabıyı görmesi üzerine “Anne, babam seni bunun için mi vurdu?” diye ağlarken gördüğünü, mahallede dolanan dedikoduya göre maktulün vurulmuş vaziyette balkona çıktığı ve üç kez “Hıdır!” diye bağırıp yardım istediğini ancak bu konuda bilgisi olmadığını, Tanık ......; sanığın kayın pederi, maktulün ise kayın validesi olduklarını, sanık ... maktul arasında her evde olabilecek ufak tefek tartışmalar yaşandığını, sanığın maktulü dövdüğünü hiç görmediğini, kendi evinin sanık ... maktulün evlerine bir bir buçuk kilometre mesafede olduğunu, olay günü sanığın kendisini telefonla arayarak “Silahımı temizlerken Hamide'yi vurdum, çabuk gel!” dediğini, bunun üzerine eşi katılan ...’yi de alarak bir veya iki dakikada olay yerine gittiğini, eve vardığında kapıda ambulans ve polisin durduğunu, yukarı çıktığında ise maktulü sedyeye yatırdıklarını ve aşağı indirdiklerini gördüğünü, Beyan etmişlerdir. Sanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; olayda kullanılan silahı yaklaşık dört ay önce Pendik-Kaynarca civarında açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği bir şahıstan heves ederek 2.500 TL karşılığında satın aldığını, o zaman içerisinde üç adet de mermi olduğunu, daha sonra bir tane mermi sıkarak silahı denediğini, maktulün eşi olduğunu, yedi çocuklarından üç oğlunun uyuşturucudan dolayı cezaevinde bulunduğunu, bir oğlunun ise polis memuru olarak görev yaptığını, olay akşamı maktulle evde yalnız bulundukları sırada silahını temizlemek istediğini, silahı yakın tarihte kullanmadığını, içerisinde iki adet mermi bulunduğunu, silahı eline aldığında namluda mermi olup olmadığını hatırlamadığını, silahı alarak mutfağa gittiğini, koltuğa oturduğunu, bu sırada maktulün de mutfakta olduğunu, aralarında iki üç metre mesafe bulunduğunu, maktulün çay koymaya çalıştığını, arkasının kendisine dönük olduğunu, silahı temizlemek amacıyla aldığını, şarjörünü çıkarmış olup olmadığını hatırlamadığını, yerinden sökebilmek için namluyu ileri geri hareket ettirdiğini, parmağının tetikte olup olmadığını hatırlamadığını, silah bir kerede ateş aldığını ve kaza sonucu eşini sırtından yaraladığını, silahı temizlerken yağ veya harbi kullanmadığını, normal bir bezle tozunu aldığını, kaza sonucu silahla yaraladığı maktulün yere yığıldığını, silahı kenara bıraktığını, maktulü kaldırarak oturtmaya çalıştığını, sonrasında 112'yi aradığını, kaza sonucu eşini vurduğunu belirterek ambulans istediğini, zaten kısa bir süre sonra polislerle beraber ambulansın da geldiğini, eşine müdahale edildiğini, olay sonrasında kovanı bir şekilde yerden aldığını ancak ne yaptığını nereye attığını hatırlamadığını, maktulle küçük çaplı münakaşalar haricinde herhangi bir kavgasının olmadığını, kendisine şiddet uygulamadığını, kesinlikle herhangi bir kavga sırasında “Seni vururum!” şeklinde bir cümle kurmadığını, olayın kaza sonucu gerçekleştiğini, kasten hareket etmediğini, sorulması üzerine; olayın heyecanı ile ne yaptığını tam hatırlayamadığını, silahı temizlemeden önce şarjörü çıkarmış olup olmadığını bilmediğini, çıkarmış ise de olay sonrasındaki heyecanından dolayı şarjörü tekrar silaha takmış olabileceğini, yine maktulü olay öncesinde kesinlikle darp veya tehdit etmediğini, maktulün kardeşleri ile kendisi arasında herhangi bir husumet bulunmadığını, Sulh Ceza Hâkimliğinde; olay günü saat 18.00 - 18.30 sıralarında silahını temizlemek amacıyla yatak odasından alıp mutfağa götürdüğünü, maktulün çay yapmak üzere hazırlandığını, hatırladığı kadarıyla arkasının kendisine dönük olduğunu, mutfakta silahı sökmeye çalıştığını, çünkü daha önce hiç sökmediğini, silahın mekanizması nedeniyle namlusunu geri çekmesi gerektiğini, bu sırada parmağının tetiğe takılmış olabileceğini, maktulü kasten öldürmediğini, eşiyle aralarının açık değil gayet iyi olduğunu, Yargılama evresinde ise; tabancayı satın aldığında içerisinde üç mermi olduğunu, bir tanesini aldığında silahın çalışıp çalışmadığını denemek için attığını, silahta bir arıza olmadığını, silahı evde vitrinin köşesinde muhafaza ettiğini, çok uzun zaman önce başka bir silahı olduğunu, o yüzden de silaha hevesli olduğunu, ateş ettikten sonra temizlemediği için olay günü silahı temizlemek amacıyla bulunduğu yerden alıp mutfağa geldiğini, silahın şarjörünü çıkardığını, temizlemek için namlusunu sökmeye çalışırken elinin tetiğe dokunup dokunmadığını bilmeden silahın ateş aldığını ve bu arada kendisine çay koymak için tezgâhta sırtı kendisine dönük bulunan maktulün yaralanarak yere yığıldığını, baktığında sırtından giren kurşunun göğsünden çıkmış olduğunu gördüğünü, hemen maktulü oturtup telefonla 112’yi aradığını ve kazayla eşini vurduğunu söylediğini, ambulans istediğini, sonra da damadı olan tanık Kazım'ı aradığını, ona da eşini kazayla vurduğunu söylediğini, ambulans ve polisin peş peşe geldiklerini, ardından da tanık Kazım’ın geldiğini, eşinin bu arada oturduğu yerden kalkıp balkona kadar çıktığını, konuşmakta olduğunu, doktor ve polisler gelince kendisini maktulden ayırdıklarını, bu sırada hâlâ sağ olan maktulün konuştuğunu, eşini kasten öldürmediğini, bu olayın en büyük mağdurunun kendisi olduğunu, kırk yıllık eşini kaybettiğini, çocuklarını mağdur ettiğini, hepsinden özür dilediğini, eşinin ailesine de bu acıyı verdiği için üzgün olduğunu, Savunmuştur. V. GEREKÇE 1. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler Uyuşmazlık konusunda isabetli bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi bakımından, Doğrudan kast, Olası kast, Taksir ve Bilinçli taksir kavramlarının kısaca açıklanarak birbirlerinden ayırt edici ölçütlerin ortaya konulması gerekmektedir. TCK'nın "Kast" başlıklı 21. maddesi; "(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. (2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir." şeklinde düzenlenerek, maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde doğrudan kast, ikinci fıkrasının birinci cümlesinde de olası kast tanımlanmıştır. Olası kastın tanımlandığı TCK’nın 21. maddesinin 2. fıkrasının gerekçesinde; “...Olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşebileceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir. Diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir. Mevzuatımıza giren yeni bir kavram olan olası kastla ilgili uygulamadan bazı örnekler vermek yararlı olacaktır. Yolda seyreden bir otobüs sürücüsü, trafik lambasının kendisine kırmızı yanmasına rağmen, kavşakta durmadan geçmek ister; ancak kendilerine yeşil ışık yanan kavşaktan geçmekte olan yayalara çarpar ve bunlardan bir veya birkaçının ölümüne veya yaralanmasına neden olur. Trafik lambası kendisine kırmızı yanan sürücü, yaya geçidinden her an birilerinin geçtiğini görmüş; fakat, buna rağmen kavşakta durmamış ve yoluna devam etmiştir. Bu durumda otobüs sürücüsü, meydana gelen ölüm veya yaralama neticelerinin gerçekleşebileceğini öngörerek, bunları kabullenmiştir. Düğün evinde törene katılanların tabancaları ile odanın tavanına doğru ardı ardına ateş ettikleri sırada, bir kişinin aldığı alkolün de etkisi ile elinin seyrini kaybetmesi sonucu, yere paralel olarak yaptığı atışlardan bir tanesinden çıkan kurşun, törene katılanlardan birinin alnına isabet ederek ölümüne neden olur. Bu örnek olayda kişi yaptığı atışlardan çıkan kurşunların orada bulunan herhangi birine isabet edebileceğini öngörmüş; fakat, buna rağmen silâhıyla atışa devam etmiştir. Burada da fail silâhıyla ateş ederken ortaya çıkacak yaralama veya ölüm neticelerini kabullenmiştir. Verilen bu örneklerde kişinin olası kastla hareket ettiğinin kabulü gerekir.” şeklinde açıklamalara yer verilmiş ve olası kasta ilişkin örnek olaylar gösterilmiştir. Buna göre, doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kast söz konusu olacaktır. Olası kast ile doğrudan kast arasındaki farkı ortaya koyan en belirgin unsur, doğrudan kasttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Yine failin hareketiyle hedeflediği doğrudan neticelerle birlikte, hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçları da, açıkça istenmese dahi doğrudan kastın kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik hareketin, günlük hayat tecrübelerine göre diğer bir kısım neticeleri de doğurması muhakkak ise failin bu sonuçlar açısından da doğrudan kastla hareket ettiği kabul edilmelidir. Olası kastı doğrudan kasttan ayıran diğer ölçüt; suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin muhakkak olmayıp muhtemel olmasıdır. Fail, böyle bir durumda muhakkak değil ama büyük bir ihtimalle gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullenmekte ve Olursa olsun düşüncesi ile göze almakta; neticenin gerçekleşmemesi için herhangi bir çaba göstermemektedir. Olası kastta fiilin kanunda tanımlanan bir sonucun gerçekleşmesine neden olacağı muhtemel görülmesine karşın, bu neticenin meydana gelmesi fail tarafından kabul edilmektedir. TCK'nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde Kanunda tanımlanmış haksızlık olarak ifade edilen suç; kural olarak ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hâllerde ise taksirle de işlenebilir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir. TCK’nın 22. maddesinin 2. fıkrasında taksir; "...dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir." şeklinde tanımlanmıştır. Taksirli suçlarda, gerek icrai, gerekse ihmali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi, öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi hâlinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir. Sonucun gerçekleşmesinde mağdurun taksirli davranışının da etkisinin olması hâlinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum, failin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, taksirin niteliğini de değiştirmeyecektir. TCK'da kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından, bu hâl ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabilecektir. TCK'da taksir; Basit ve Bilinçli taksir olarak ikili bir ayrıma tabi tutulmuş, 22. maddesinin 3. fıkrasında bilinçli taksir; "...kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi..." şeklinde tanımlanmış, bu hâlde taksirli suça ilişkin cezanın üçte birden yarıya kadar arttırılacağı öngörülmüştür. Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırt edici ölçüt; taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörmemesi, bilinçli taksir hâlinde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır. Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü hâlde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlikelilik hâli, bunu öngörememiş olan kimsenin tehlikelilik hâli ile bir tutulamayacaktır. Neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür. TCK’nın 21. maddesinin 2. fıkrasında; "...kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi..." şeklinde tanımlanıp başkaca ayırıcı unsura yer verilmeyen olası kast ile aynı Kanun'un 22. maddesinin 3. fıkrasında; "...kişinin, öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır..." biçiminde tanımlanan bilinçli taksirin karıştırılacağı hususu öğretide dile getirilmiş, kanun koyucu da madde metninde yer vermediği Kabullenme ölçüsünü aynı maddenin gerekçesinde; "...olası kast halinde suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir, diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir..." şeklinde açıklamak suretiyle, olası kastı bilinçli taksirden ayıracak kıstası ortaya koymuştur. Olası kastla bilinçli taksiri ayırdetme konusunda doktrinde; “Her ikisi arasındaki ayrımı belirlemek bakımından Frank formülü uygulanmalıdır. Buna göre eğer ‘öyle veya böyle fail her hâlde hareketi gerçekleştirirdi’ diyebiliyorsak olası kast; ‘neticenin gerçekleşeceğini bilseydi hareketi gerçekleştirmeyecekti’ diyebiliyorsak bilinçli taksirden söz edilir... Her ikisi arasında bir ayrım yapılabilmesi için her somut olay bakımından failin ayrıca neticeyi göze almış, kabullenmiş sayılıp sayılamayacağı yönünde bir değerlendirme yapılması zorunlu görünmektedir.” şeklinde görüşler mevcuttur (Bahri Öztürk-Mustafa Ruhan Erdem, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Güvenlik Tedbirleri Hukuku, Seçkin Akademik ve Mesleki Yayınlar, 17. Baskı, Ankara 2017, s. 303-304). Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer bir deyişle, failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesi durumunda olası kast, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak gerektiğinde muhtemel neticenin gerçekleşmemesi için gerekli önlemleri de almak suretiyle hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer yandan ceza hukukunda sanığın hukuki durumu tayin edilirken, olguların olaysal olarak ele alınması da gerekmektedir. Konuları, olayları, sanık sayısı, sanığın olay öncesi, olay sırasındaki ve olaydan sonraki davranışları, suçun icra biçimi bakımından her bir somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapılmalı; konusu, olayı ve icrası farklı, sanıkların bulunduğu bir olayı kısmen benzer de olsa başka bir olay ile kıyaslayıp sanığın cezai sorumluluğu hakkında da sağlıklı olmayan bu kıyasa dayanarak sonuç çıkarma gayretinin hatalı sonuçlara yol açabileceği gözden kaçırılmamalıdır. 2. Somut Olayda Hukukî Nitelendirme Maktul ... ile sanık ...’ın suç tarihi itibarıyla otuz üç yıllık evli oldukları ve ...adresinde bulunan evlerinde birlikte ikamet ettikleri, suç tarihinde saat 17.00 sularında sanığın evde ruhsatsız olarak bulundurduğu adli emanette kayıtlı tabancasının ateş alması nedeniyle o sırada mutfakta bulunan ve sırtı sanığa dönük vaziyette olan maktulün sırt bölgesinden isabet alıp yaralanarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği hususunda Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında uyuşmazlık bulunmayan olayda; Katılanlar ..., ..., ... ve ... ile şikâyetçiler ... ve ...'ın, olay tarihinden önceki dönemde sanığın maktule fiziki şiddet gösterdiğine ve tanıklar ... ile...'in, maktulün olaydan kısa bir süre önce sanık tarafından ölümle tehdit edildiğini kendilerine söylediğine ilişkin beyanları, kulağından rahatsızlığı bulunan maktulün tanık ... tarafından doktora götürülmesi nedeniyle evin boş olduğu zaman diliminde tabancasını temizleme imkânı bulunan sanığın bu hususta maktulün eve dönmesini beklemesi, daha önce de silah kullandığını ve silaha hevesli olduğunu savunan ve bu husustaki savunması katılan ...'in, babasının silahtan çok iyi anladığına ve silahını temizlediğini defalarca gördüğüne ilişkin beyanıyla doğrulanan sanığın silah temizliğini bu işe uygun olmayan evin mutfağında ve hiçbir önlem almadan gerçekleştirmesi, buna karşın 26.09.2018 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre sanık ... maktulün birlikte ikamet ettikleri evde silah bakımı ve temizliğinde kullanılan herhangi bir materyale rastlanmaması, sanığın ateş ettikten sonra tabancanın kovanını bulup atması ve katılan ...'ın anlatımlarına göre sağlık görevlilerini aramadan önce bir süre beklemesi biçimindeki suç sonrası davranışları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın maktul ...’a yönelik eyleminin eşe karşı kasten öldürme suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; "Sanığın, eşi olan maktul ...’a yönelik eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturduğu" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.03.2023 tarihinde yapılan müzakerede tarihli birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından 03.05.2023 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğu ile karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2022/7033 E., 2023/5212 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
hakkında iki kişiyi olası kastla öldürme, bir kişiyi de olası kastla yaralama suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 37 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesi uyarınca ayrı ayrı olmak üzere 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 86 ncı maddesinin birinci fıkra
12. Ceza Dairesi         2022/7033 E.  ,  2023/5212 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/507 E., 2021/1601 K. SUÇLAR : Olası kastla öldürme, olası kastla yaralama, taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama - Bozma Sanık ... hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık ... müdafiinin süresi geçtikten sonra yaptığı duruşmalı inceleme talebi ile katılanlar ..., ..., ... vekilinin süresinde yaptığı duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.04.2018 tarihli ve 2017/15 Esas, 2018/140 Karar sayılı kararı ile; sanıklar ... ve ... hakkında iki kişiyi olası kastla öldürme, bir kişiyi de olası kastla yaralama suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 37 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesi uyarınca ayrı ayrı olmak üzere 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı olmak üzere 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 07.02.2019 tarihli ve 2018/2634 Esas, 2019/510 Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafileri, katılan Kurum vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararlarının kaldırılması ile sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ile 63 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 3 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba; sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ile 63 üncü maddesi uyarınca 10 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. 3.Ankara Bölge Adliyesi Mahkemesi 1. Ceza Dairesi kararının sanık ... müdafii ile katılanlar vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/12492 Esas, 2021/284 Karar sayılı kararı ile; "...Tüm bu belirlemelere göre; olay yerinden yaklaşık 500-700 metre önce başlayan takip sırasında her iki ... sürücüsünün meskun mahal şartlarının yaklaşık iki katı bir hızla ve trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde kural ihlallerinde bulunarak uzun bir süre seyirlerine devam ettiği, arkadan seyreden sanık ...’in öndeki aracı durdurmak, önde seyreden sanık ...’nın ise yakalanmamak için oldukça süratli ve trafiği tehlikeye atacak şekilde seyrettikleri sırada, olay yerinden 190 metre gerideki virajdan itibaren kaza yeri kavşakta kırmızı ışık yandığı ve çocukların refüj üzerinde bulundukları görülebilir olmasına rağmen, her iki sanığın aynı şekilde seyirlerine devam edip, mahal şartlarının yaklaşık iki katı olan hızlarını azaltmak adına herhangi bir tedbir almayıp, ... ve yaya trafiğinin oldukça yoğun olduğu mahalde trafik kurallarını ihlal edecek şekilde kaza anına kadar kovalamacaya devam ettikleri, kaza yerine çok yaklaştıklarında ise arkadan seyreden ...’in, önünde seyreden ... idaresindeki aracı durdurmak için arkadan çarpması ile, hızından dolayı duramayan ... idaresindeki aracın önce refüj üzerindeki trafik işaret levhasına, sonra da savrulmaya devam ederek refüj üzerindeki çocuklara çarptığı ve aracının altında çocuklar bulunduğu uyarısına rağmen aracı ile hızlanarak seyrine devam ettiği, trafik düzeninin gerekli kıldığı yükümlülüklere uymayan sanıkların, olay yeri kavşakta kırmızı ışık yanmasına, refüjde çocuklar bulunmasına ve kavşaktaki ışık durumu olay yerinden 190 metre mesafe öncesinden itibaren fark edilebilir olmasına rağmen, öngördükleri neticenin gerçekleşmemesi adına süratlerini azaltmak gibi en ufak bir çaba göstermedikleri, sanıkların öngördükleri muhtemel neticeyi engelleme çabalarının ya da neticeyi göze almadıklarına dair bir davranışlarının bulunmadığı, bilakis kovalamacaya devam ederek mahal şartlarının yaklaşık iki katı bir hızla kavşağa yaklaşırken ve tüm bu kural ihlallerini gerçekleştirirken muhtemel neticeye kayıtsız kalarak kabullendiklerinin anlaşıldığı, bu suretle sanıkların eylemlerinin olası kastla öldürme ve olası kastla yaralama suçlarını oluşturduğu gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde sanıkların bilinçli taksirle öldürme suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi..." nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 11.06.2021 tarihli ve 2021/507 Esas, 2021/1601 Karar sayılı kararı ile; sanık ... hakkında iki kişiyi olası kastla öldürme, bir kişiyi de olası kastla yaralama suçlarından, 5237 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesi uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ve tutukluluk halinin devamına; sanık ... hakkında ise, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca önceki hükümde direnilmesi ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ile 63 üncü maddesi uyarınca 10 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına, mahsuba ve tahliyesi ile birlikte adli kontrol altına alınmasına karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.09.2022 tarihli ve 2021/101420 sayılı, "Onama- Bozma" görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... ve müdafiinin temyiz isteği; sanık Atilla müvekkilinin eşi ile müvekkili aldatmakta olduğuna ve kazanın gerçekleştiği tarihte müvekkilinin bu durumdan yeni haberi olduğuna, trafikte seyir halinde iken diğer sanık Atilla’nın aracını tesadüfen görmüş olan sanığın, sadece çocuklarının nerede olduğunu sormak istemiş ve aracıyla peşinden gitmiş olduğuna, müvekkilinin diğer sanık Atilla’yı kovalaması, yakalamaya çalışması söz konusu dahi olmadığına, ancak sanık Atilla müvekkili görür görmez trafik güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde müvekkilden kaçmış ve aracıyla kırmızı ışıkta geçerek orta refüjde bulunan üç çocuğu aracın altına alarak ölümlerine neden olduğuna, yargılama süresince toplanan tüm deliller, alınan bilirkişi raporları ve tanık ifadeleri olay neticesinin ağırlaşmasına sebebiyet veren, suçun asıl failinin diğer sanık Atilla olduğunu göstermekte olduğuna, ve bu durum şüphe götürmeyecek şekilde açıklığa kavuşmasına rağmen müvekkili hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna, suç vasfında hataya düşüldüğüne, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından somut olay hayatın olağan akışına aykırı yorumlandığı gibi dosyada mevcut somut deliller dahi yanlış nitelendirilmiş olduğuna, zira öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast söz konusu olur ve bunu gerçekleştiren ise sadece sanık Atilla olduğuna, kusur tespitine, illiyet bağı olmadığına, diğer sanık Atilla olay tarihi itibariyle neredeyse 40 yaşında olup, olay anı ve öncesinde aracını tehlikeli şekilde kullanmanın hızını artırmanın, zikzaklar çizmenin hangi sonuçları doğurabileceğini anlayabilecek olgunlukta olmasına rağmen, 3 çocuğa çarparak aracının altına alan, sonrasında olay yerinden kaçmak için çocukları sürükleyen, 2 çocuğun ölümüne 1 çocuğun da yaralanmasına neden olan sanık Atilla olup, müvekkilin kullandığı aracın çocuklara teması dahi olmadığına, müvekkilinin olası kastla adam öldürmeden ceza alması ve hatta alt sınırdan uzaklaşılması hafifletici nedenlerin uygulanmaması, asıl suçlu Atilla hakkında bilinçli taksir indirimlerinin uygulanması hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak müvekkilin tahliyesine, aksi kanaatteyse suçun alt haddinden ceza tayinini tüm hafifletici ve indirim nedenlerinin uygulanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. B. Katılanlar vekillerinin temyiz isteği; Sanık Atilla Mayda yönünden Yargıtayın bozma ilamına direnilmesi ve diğer sanık yönünden ise takdiri indirim uygulanarak ceza verilmesi hukuka aykırı olduğuna, her iki sanığında gerçekleştirdiği eylemleri olası kastla adam öldürme olduğuna, Bölge Adliye Mahkemesinin, Yargıtayın bozma ilamına direnmesi kararının hukuka aykırı olduğuna, sanıklara alt sınırdan ceza verilmesi ve cezasında takdiri indirim uygulanması yasaya aykırı olduğuna, sanıklar hakkında kasten adam öldürme ve kasten yaralama suçlarından dolayı verilecek cezalarda takdiri indirim uygulanmaksızın üst sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiğine, kusur tespitlerine, sanık ... gibi ...'nın da Yargıtay bozma ilamında belirtildiği şekilde olası kastla adam öldürme ve yaralamaya sebebiyet verme suçundan tecziyesine karar verilmesi gerekirken, bu sanığın bilinçli taksirle adam öldürme suçundan tecziyesine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararını hukuken mesnetsiz olduğuna, direnme kararının bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. C. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz isteği; "...Sanık ...'in olay gecesi saat 20:55 sıralarında, kamyoneti ile seyrettiği sırada, aralarında anlaşmazlık bulunan sanık ...'nın otomobilini görüp takibe başladığı; bu durumu farkeden Atila'nın da hızını artırıp kaçmaya başladığı ve bu kovalamacanın 400-500 metre devam ettiği; ışıklı kavşağa yaklaştıkları sırada, kırmızı ışık yandığını görmelerine rağmen sanıkların durmadıkları, sanık Cumali'nin yakından takip ettiği Atila'nın aracına arkadan çarpması sonucunda, hızı nedeniyle Atila'nın direksiyon hakimiyetini kaybederek, orta refüje çıkıp, orada bulunan üç kardeşe çarpması sonucunda ... ile ...'in öldüğü ve katılan ...'in ise yaralandığı olayda; sanıkların öldürme veya yaralama kastı ile hareket etmedikleri; ancak meskun mahalde, trafiği tehlikeye sokacak sokacak biçimde hızlı ... kullanıp, kırmızı ışığı görmelerine karşın yavaşlamadıkları dikkate alındığında; öngörülen neticenin meydan gelmesini istemedikleri halde, objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmeleri nedeniyle, neticenin meydana gelmesinin engellenemediği; dolayısıyla sanıkların eylemlerinin bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına neden olmak suçunu oluşturacağından; sanık Cumali'nin de TCK'nın 85/2,22/3 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi yerine , yazılı şekilde olası kast ile ölüme ve yaralamaya neden olmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi..." gerekçeleri ile bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; 1.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 11.06.2021 tarihli ve 2021/507 Esas, 2021/1601 Karar sayılı kararı ile; "...Yapılan yargılama, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; sanık ...'in fırın işlettiği, sanık Atilla Mayda'nın ise olaydan önce sanık Cumali'nin işlettiği fırında çalıştığı, sanık Atilla'nın eşinin sanık Cumali'yi telefon ile arayarak eşi Atilla'nın kendi eşiyle ilişkisi olduğunu söylemesi ve sanık Cumali'nin eşinin çocuklarını da alarak evi terk etmesi nedeniyle sanık Cumali'nin bu durumdan sanık Atilla'yı sorumlu tuttuğu, olay günü trafikte her iki sanığın araçları ile karşılaştıklarında, sanık Cumali'nin aracı ile sanık Atilla'nın peşine düştüğü, onu durdurmaya çalıştığı, trafikte kovalamaca yaşandığı ve araçların birbirine sürttüğü, bu kovalamacanın 400-500 m. sürdüğü, cadde üzerinde her iki aracında hız sınırlanırı aşarak yarışırcasına seyrettikleri sırada kırmızı ışığa yaklaşıldığında, sanık Cumali'nin kullandığı kamyonetle sanık Atilla'nın kullandığı otomobile arkadan çarpması üzerine sanık Atilla'nın aracının direksiyon hakimiyetini kaybettiği ve aracın savrularak bölünmüş yolda orta refüje çıktığı, refüjde beklemekte olan üç çocuğu altına aldığı, aracın refüjde ön tekerleri boşta kalacak şekilde askıda kaldığı, olay yerine yakın mesafede olan vatandaşların yardıma koştuğu, sanık Aitla'nın aracını kaldırıp çocukları kurtarmaya çalıştıkları, bu sırada sanık Cumali'nin sopayla sanık Atilla'ya saldırmaya ve aracına hasar vermeye çalıştığı, vatandaşların sanık Atilla'nın aracını kaldırıp çocukları aracın altından çıkarmasından sonra aracı askıdan kurtulan sanık ...'nın sanık Cumali'nin saldırısından kurtulmak için olay yerinden aracı ile kaçtığı, yaşanan kaza neticesinde; kardeş olan küçük çocuklardan ...'in olay yerinde, ...'in ise hastanede yaşamını yitirdiği ve katılan ...'in ise yüzünde sabit iz kalacak ve 6. derece de kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, anlaşılmıştır. Sanık ...'in eyleminin olası kast ile öldürme ve yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Şöyle ki; TCK'nın 21/2. maddesinde 'Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemesi halinde olası kast vardır.' şeklinde tanımlanan olası kast ile aynı Kanun'un 22/3. maddesinde 'Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine rağmen neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır.' şeklinde tanımlanan bilinçli taksir Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ve Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin bir çok kararında bildirildiği üzere öngörme unsuru itibariyle örtüşmesine rağmen, isteme unsuru bakımından ayrılmaktadır. Bilinçli taksirde netice somut olarak öngörüldüğü halde, istenmemiştir. Olası kastta ise mümkün ya da muhtemel olarak öngörülen neticenin kabullenilmesi, failin öngördüğü tipik neticenin meydana gelmeyeceğine yönelik bir güveni olmadan hareket etmesi söz konusudur. Gerçekten Kanun, olası kastta failin fiili işlemesinden bahsettiği halde bilinçli taksirde, failin fiili işlemesinden değil neticenin meydana gelmesinden bahsetmektedir. Dolayısıyla her ikisi de öngörülebilir neticeyi öngörerek hareket eden faillerden fiili işleyen, yani neticenin gerçekleşmemesi için yükümlülüklerini yerine getirmemesi yanı sıra neticenin gerçekleşmesi yolunda etken eylemde bulunan olası kast halinde ve sadece yükümlülüklerini yerine getirmeyen, buna karşılık neticenin gerçekleşmesi yolunda etken bir eylemi bulunmayan ise bilinçli taksir halindedir. Öyleyse, iddia, savunmalar, kaza tespit tutanağı, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi raporu, bilirkişi raporları, fotoğraflar, otopsi raporları, adli raporlar ve tutanaklar nazara alınıp, somut olay değerlendirildiğinde; aralarında husumet bulunan sanıklardan Cumaali'nin olay günü saat 21:00 sıralarında sevk ve idaresindeki kapalı kasa kamyonet ile seyrettiği bir sırada sanık ...'nın otomobili ile seyrettiğini görüp, onu takibe başladığı, sanık ...'nın durmasını sağlamak üzere sellektör yapıp, adı geçenin aracını sıkıştırdığı, sanık ...'yi fark eden sanık ...'nın ise hızını artırarak, kaçtığı, bu şekilde sanık ...'nin aracı ile sanık ...'nın aracını kovaladığı, 750 m kadar sürdüğü bildirilen kovalamacanın başlangıcında ve devamında sanık ...'nin sanık ...'nın aracına bir kez arkadan çarptığı ve bir kez yandan sürttüğü, sanıkların bu şekildeki seyirleri ile süratle olayın gerçekleştiği tek yönlü 4.40 m genişliğindeki meskun mahal caddeye doğru ilerledikleri, söz konusu caddeyi ikiye ayıran toplam 17 m uzunluğunda, 70 cm genişliğinde ve asfalttan 15 cm yüksekte bulunan orta refüje yaklaştıklarında; tahminen orta refüj başlangıcına 13-14 m kala sanık ...'nin kamyoneti ile ön ilerisinde süratle seyreden sanık ...'nin idaresindeki araca arkadan çaptığı, refleksle fren yapıp, yol üzerinde 12.5 m fren izi bırakarak, söz konusu arta refüj başlarında duruşa geçtiği, sanık ...'nın ise çarpmanın etkisi ile direksiyon hakimiyetini kaybederek, önce refüj başlangıcındaki trafik levhasına çarpıp, orta refüj üzerine çaktığı ve refüj üzerinde bulunan ... ve ...'i aracının altına alıp, ...'e çaptığı, olay sonucu Resul ve ...'in vefat ettikleri, ...'in ise yüzünde sabit iz oluşup, hayat fonksiyonlarını 6. derecede etkileyen kemik kırıkları oluşacak şekilde yaralandığı anlaşılmaktadır. Buna göre, gece vakti, tek yönlü, 4.40 m. genişliğindeki Cadde üzerinde meskun mahal hız sınırını %100'e yakın aşar şekilde öndeki aracı kovalar/arkadaki araçtan kaçar şekilde seyreden; ön ilerideki trafik ışıklarının varlığına ve kırmızı ışığın yanmasına rağmen bu şekildeki seyirlerini devam ettiren sanıkların öngörülebilir neticeyi öngörerek hareketlerine devam ettiklerinde ve trafik düzeninin gerektirdiği yükümlülüklerini yerine getirmediklerinde bir tereddüt yoktur. Dolayısıyla 'öngörme' unsuru her iki sanık için de mevcuttur. 'İsteme' unsuruna gelince; bu unsur her bir sanık yönünden ayrı ayrı ele alınmalıdır. Zira, sanık ... yukarıda bildirilenden öte bir harekette bulunmadığından, bilinçli taksir halindedir. Sanık ... ise söz konusu hareketlerine, ön ilerisinde süratle seyreden diğer sanığın idaresindeki araca orta refüj başlangıcına tahminen 13-14 m kala arkadan çarpmak sureti ile olaya etken bir katkı yapmış olduğundan ve bilakis bu katkısı muhtemel sonucu kabullendiğini gösterdiğinden, olası kast halindedir. Sanık bu son eylemi ile ön ilerisinde süratle seyreden diğer sanığın direksiyon hakimiyetini kaybedip kaza yapabileceğini, bu kaza sonucu ölebileceğini/yaralanabileceğini; ya da somut olaydaki gibi orta refüjdeki maktuller ve mağdura çarpıp onların ölümlerine/yaralanmalarına neden olabileceğini öngörmekte ve dahası neticeyi kabullendiğini ortaya koymaktadır. Açıklanan nedenlerle, sanık ...'nın orta refüjdeki çocukları gördüğüne veya görmekle beraber, adı geçenlerin ölümlerine katlandığına dair her türlü şüpheden uzak ve vicdani kanaat oluşturacak nitelikte delil bulunmadığı gibi sanık ...'nin arkadan çarpması neticesinde yoldan çıkarak orta refüje çıktığı anlaşılmıştır. Keza, sanık Atilla Mayda'nın, kazadan sonra yardıma koşan vatandaşların aracını refüjden kurtarmalarından sonra aracın altında çocuk olduğu şeklindeki uyarılarına rağmen aracını hareket ettirdiğine ilişkin yeterli delil elde edilememiştir. Kaldı ki, her ne kadar çocuklardan birinin bu sırada aracın altında olduğu belirtilmiş ise de, tanık beyanı ve yapılan keşif ile bilirkişi raporuna göre bu aşamada aracın maktul çocuğu ezmesinin söz konusu olmadığı, aracın lastiğinin orta refüj yanında bulunan maktulü sıyırarak olay yerinden ayrıldığı tespit edilmiş olmakla, sanık Atilla hakkında olası kastla öldürme ve yaralamaya ilişkin hükümler uygulanmamıştır. Dairemiz tarafından yukarda açıklandığı şekilde meydana geldiği kabul edilen olayda; tanık anlatımları, kaza tespit tutanağı, bilirkişi raporu ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 24/04/2017 tarihli raporuna göre sanıkların olayda kusurlarının olmadığı yönündeki savunmalarına itibar edilmemiş; sanıkların şehir içinde trafiğin ve yaya geçişinin yoğun olduğu cadde üzerinde hız sınırını aşıp birbirlerine çarptıkları, kırmızı ışık yandığı halde hızlarını düşürmeyerek trafik güvenliğini tehlikeye soktukları ve netice olarak refüjde bulunan Resul ve Yakup'a çarparak ölümüne, katılan ...'in yaralanmasına neden olmaları şeklindeki sübut bulan eylem bakımından; a) Sanık ...'nın eyleminin bilinçli taksirle birden fazla kişiyi öldürme ve yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilerek, eylemine uyan TCK'nın 85/2. maddesine göre cezalandırılmasına karar verilmiş, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 24/04/2017 tarihli raporu dikkate alınarak sanık ...'nın fiile bağlı kusurunun ağırlığı gözetilip temel cezanın TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca artırım yapılmıştır. b) Sanık ...'nin eyleminin ise olası kast ile öldürme ve yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilerek, eylemine uyan TCK'nın 82/1-e, 21/2 (iki kez) ve 86/1, 86/3-e, 871-c, 21/2. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, katılan ...'i olası kastla yaralama suçundan hüküm kurulurken, birden çok nitelikli halin varlığı, suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu, meydana gelen tehlike ve zararın ağırlığı gözetilerek temel ceza teşdiden belirlenmesine ve olası kast nedeniyle TCK'nın 21/2. maddesi uyarınca indirim yapılırken sanığın kastının ağırlığı gözetilerek cezada 1/3 oranında indirim uygulanmasına karar verilmiştir. Hükmolunan cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri ile fiil ceza oranı gözetilerek bu sanık lehine takdiri indirim hükümleri uygulanmıştır...." gerekçeleri ile sanık Atilla Mayda hakkında kurulan hüküm yönünden oy birliğiyle, sanık ... hakkında kurulan hükümler yönünden bozma ilamına bütün olarak direnilmesi yönündeki karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildiği anlaşılmaktadır. 2.Fırın işleten sanık ...'nin işyerinde çalışan sanık Atilla'nın eşinin, sanık Cumali'yi arayarak eşi ile Atilla arasında ilişki olduğunu ihbar etmesi ve sanık Cumali'nin eşinin çocuklarını da alarak evi terk etmesi nedeniyle, sanık Cumali'nin sanık Atilla'ya husumet beslediği, sanık Cumali'nin olay günü saat 21:00 sıralarında kapalı kasa kamyoneti ile seyrettiği bir sırada sanık ...'yı otomobili ile seyrettiğini görmesiyle takibe başladığı, sanık ...'nın durmasını sağlamak üzere sellektör yapıp öndeki aracı sıkıştırdığı, sanık ...'nın sanık ...'yi fark etmesiyle hızını artırarak kaçmaya başladığı, 750 metre kadar süren kovalamaca sırasında sanık ...'nin sanık ...'nın aracına bir kez arkadan çarpıp bir kez de yandan sürttüğü, sanıkların bu şekilde 100 kmh/s yaklaşan bir hızla olayın gerçekleştiği tek yönlü 4.40 m genişliğindeki meskun mahaldeki caddeye doğru ilerledikleri, caddeyi ikiye ayıran toplam 17 metre uzunluğunda, 70 cm genişliğinde ve asfalttan 15 cm yüksekte bulunan orta refüje yaklaştıklarında, orta refüj başlangıcına 13-14 m kala sanık ...'nin kamyoneti ile önünde süratle seyreden sanık ...'nin idaresindeki araca arkadan çaptığı, kendisi yol üzerinde 12.5 m fren izi bırakarak, orta refüj başlarında durduğu, sanık ...'nın ise çarpmanın etkisi ile direksiyon hakimiyetini kaybederek, önce refüj başlangıcındaki trafik levhasına çarptıktan sonra refüj üzerinde bulunan çocuklar Resul ve Yakup'u aracının altına alması diğer çocuk İsmail'e de çaptması sonucu Resul ve Yakup'un öldükleri, İsmail'in ise yüzünde sabit ize, hayat fonksiyonlarını 6. derecede etkileyen kemik kırıklarına neden olacak şekilde yaralandığı anlaşılmaktadır. 3.Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 21.10.2016 tarihli ... ile ilgili düzenlenen Olay Yeri İnceleme ve Ölü Muayene Tutanağında; "çocuğun ölümünün genel beden travmasına bağlı sağ ve sol humerus kırığı, çok sayıda kaburga kırığı, sağ femur açık kırığı, pelvis kemiklerinde kırık ile birlikte beyin doku harabiyeti, iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği"; 22.10.2016 tarihli ... ile ilgili düzenlenen Ölü Muayene Tutanağında, " çocuğun ölümünün genel vücut travmasına bağlı kafa kemiklerinde çok parçalı kırık ekstremite kırıkları, pelvis kemiğinde kırık ile birlikte kafa içi kanama beyin doku harabiyeti, iç organ yaralanmasından gelişen, iç kanama sonucu meydana geldiği" şeklinde görüş bildirildiği görülmektedir. 4.Katılan ... hakkında Konya Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nce ... hakkında düzenlenen 13.03.2017 tarihli 2017/797 sayılı rapor ile; "SONUÇ: Tıbbi evrak tetkikinden elde edilerek yukarıda kaydedilen bilgi ve bulgular birlikte değerlendirildiğinde ...'in trafik kazasına bağlı sağ femur parçalı cisim, sol tibia-fibula kemik kırıklarına neden olan travmasının; 1-Şahsın yaşamını tehlikeye sokmadığı, 2-Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığı, 3-Vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi Hafif (1), Orta (2-3) ve Ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında; birden fazla kemik kırığı bulunması sebebiyle skorlama yapıldığında, şahısta saptanan kırıkların müştereken hayat fonksiyonlarını Ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, 4-Diğer hususlar (yüzde sabit iz, duyu veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması / yitirilmesi) açısından rapor düzenlenebilmesi amacıyla olay tarihinden 6 ay sonra adı geçenin resmi bir sağlık kuruluşunda ortopedi ve fizik tedavi uzmanlarınca değerlendirilerek "20/10/2016 tarihli trafik kazasına bağlı gelişen herhangi bir patoloji (kemik kaynama kusuru, vb.) / fonksiyon kaybı (kısalık, eklem hareket kısıtlılığı, kas atrofisi, kas kuvvet kaybı, vb.) olup olmadığı, saptanması halinde fonksiyon kaybının derecesi" hususlarında düzenlenecek olan ayrıntılı tıbbi raporun muayenesi yapılmak üzere şahısla birlikte Şube Müdürlüğümüze gönderilmesi halinde ilgili hususta rapor düzenlenebileceği kanaatini bildirir rapordur." şeklinde rapor düzenlendiği, Konya Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nce tanzim edilen 30.05.2017 tarih 2017/1799 numaralı ... hakkında düzenlenen rapor ile ; " Tıbbi evrak tetkiki ile muayenesinden elde edilerek yukarıda kaydedilen bilgi ve bulgular birlikte değerlendirildiğinde ...'in trafik kazasına bağlı sağ femur parçalı cisim, sol tibia-fibula kemik kırıklarına, sağ tibia kemik kırığında kaynama gecikmesine, yüz sınırlarında özel bir dikkat ve gayret sarf etmeden fark edilebilen ciltten renk ve seviye olarak farklılık gösteren nedbelere neden olan travmasının; 1-Yüzde sabit iz niteliğinde olduğu, 2-Kemik kırığının iyileşme sürecinin halen devam ettiği anlaşıldığından, duyu veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması / yitirilmesi açısından rapor düzenlenebilmesi amacıyla olay tarihinden 12 ay sonra adı geçenin resmi bir sağlık kuruluşunda ortopedi uzmanınca tekrar değerlendirilmesi sağlanarak "20/10/2016 tarihli trafik kazasına bağlı gelişen herhangi bir kemik kaynama kusuru olup olmadığı" hususunda düzenlenecek olan ayrıntılı tıbbi raporun Şube Müdürlüğümüze gönderilmesi halinde ilgili hususta rapor düzenlenebileceği kanaatini bildirir rapordur." şeklinde rapor düzenlendiği, Konya Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nce tanzim edilen 14.11.2017 tarih 2017/3610 numaralı ... hakkında düzenlenen rapor ile; "Tıbbi evrak tetkiki ile muayenesinden elde edilerek yukarıda kaydedilen bilgi ve bulgular birlikte değerlendirildiğinde ...'in trafik kazasına bağlı komplikasyonsuz iyileştiği anlaşılan sağ femur parçalı cisim ve sol tibia-fibula kemik kırıklarına, yüz sınırlarında ciltten renk ve seviye farklılığı gösteren özel bir dikkat ve gayret sarf etmeden fark edilebilen yara nedbelerine neden olan travmasının; 1-Yüzde sabit iz niteliğinde olduğu, 2-Duyu veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması / yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik ya da fonksiyonel kayıp tarif ve tespit edilmediği kanaatini bildirir rapordur." şeklinde rapor düzenlendiği belirlenmiştir. 5.Trafik kazası tespit tutanağında, kazanın oluşumunda her iki sürücünün de 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-b maddesini "araçların hızlarını görüş, hava, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak" ihlal ettiklerini yaya çocukların ise kural ihlalinin bulunmadığının tespit edildiği, ayrıca olay yerinde yapılan incelemede; 42 AAK 47 plaka sayılı (Cumaali'nin aracı) beyaz renkli Mıtsubıshı marka minibüsün 113/A sayılı bina önünde sağ iki tekeri orta refüj üzerinde olacak şekilde Ahmet Özcan Caddesi istikametinde park halinde olduğunu, bu aracın arka tampon, sağ arka çamurluk, sağ orta sürgülü kapı ile ön kaputu ve tampondan hasarlı olduğu, refüj üzeri oto arkasından trafik levhasının devrilmiş, oto yanında ve ön taraf cadde asfalt yol üzerinde kana benzer şüpheli lekelerin bulunduğu, oto arka taraf asfalt yol üzerinde 1250 santim uzunluğunda fren izinin olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. 6. Yargılama aşamasında yapılan keşfe dayalı düzenlenen 20.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda; "...SONUÇ: ...Olay yukarıda izah ettiğim şekilde keşif mahalli ve dosya üzerinde yapılan inceleme ve dosya içerisinde kaza tespit tutanağından, beyanlardan anlaşılacağı üzere; 42 AAK 47 plakalı Kamyonet Sürücüsü ... ve 21 CFC 55 plakalı otomobil sürücüsü ... isimli şahıslar bu kazada 2918 sayılı KTK'nun asli kusurlardan Madde 47/1-d (Trafik güvenliğini ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer, kural, yasak, zorunluluk ve yükümlülüklere uymak zorundadırlar.) kuralını ve Madde 52/1-b (sürücüler hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliklerine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar.) maddelerini ihlalden TAMAMEN KUSURLU oldukları; Yayalar ..., ... ve ... ise bu kazada her hangi bir kural ihlali yapmadıklarından KUSURSUZ olduklarını bildirir " şeklinde görüş bildirildiği, Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesine ait 24.04.2017 tarihli raporda; "...A-Sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki kamyonetle yüksek hızda seyretmiş, önünde seyreden diğer sanık idaresindeki aracı yakın takip etmiş, bu ... trafik ışıkları nedeni ile yavaşladığında da duramayarak arkadan çarpıp orta refüje savrulmasına ve bu savrulma sonucu orta refüjdeki yayaların aracın altında kalmasına sebebiyet vermiş olup asli kusurludur. B-Sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobille, ifadelerden de anlaşıldığı gibi, gayri nizami şekilde zikzaklı ve yüksek hızda seyretmiş olup bu şekilde seyir durumu olayın meydana gelmesinde önemli derecede etkenlik arzettiğinden tali kusurludur. C-Müteveffa yayalar ... ve ... ile mağdur yaya ... orta refüj üzerinde bulundukları sırada kontrolsüz bir şekilde savrularak üzerlerine gelen sanık idaresindeki aracın sadmesine maruz kaldıkları olayda atfı kabil kusurları yoktur..." şeklinde görüş bildirildiği belirlenmiştir. 7. Yargılama aşamasında alınan 15.01.2018 tarihli teknik bilirkişi raporunda; "...SONUÇ Olay yerinde yaptığım incelemede ve bahse konu aracın özellikleri ile ilgili yaptığım incelemelerden anlaşılacağı üzere; Bahse konu mazda aracın bir tarafı orta refüj üzerindeyken bir tarafıda yol üzerinde bulunduğu sırada, kasten hareket ettiğinde, yukarıda açıkladığım olay yerinin özellikler, aracın özellikleri ve çocuğun yaşı ve fiziki durumu dikkate alındığında, aracın altında refüj ile teker arasındaki boşlukta yatan çocuğa temas ederek sürüklediği kanaatimde olduğumu bildirir trafik bilirkişi inceleme raporudur..." şeklinde rapor düzenlendiği anlaşılmıştır. 8.Olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanakları, trafik kazası tespit tutanağı, olay yeri inceleme raporu ve basit krokisi, olay yeri fotoğrafları, bilirkişi raporları ve krokiler, mesaj tespit tutanağı, uzmanlık raporu, sanıkların alkolsüz olduklarına ilişkin doktor raporları, genel adli muayene raporları, tanıklar A.E., S.Y.'nin anlatımları ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır. 9.Katılanların her aşamada sanıklardan şikayetçi olduklarını beyan ettikleri ve Mahkemece 13.02.2017 tarihinde haklarında katılma kararı verildiği anlaşılmaktadır. 10.Sanıkların atılı suçlamaları kabul etmedikleri ve yargılama aşamasında alınan savunmalarında; Sanık ...'in ilk derece mahkemesindeki savunmasında: "ben diğer sanık Atilla'yı bilinçli olarak ve çalıştığı fırından itibaren takip etmedim. Öyle yapacak olsam direkt önüne geçerdim veya direkt çalıştığı işyerine giderdim. Ben aracımla seyir halinde iken Atilla'nın aracını tesadüfen gördüm. Takip etmeye başladım. Sellektör yaptım ancak durmadı. Olay yerine 400-500 metre mesafe geride araçlarımız yan yana geldi ve birbirine sürttü. Geride Atilla'nın aracına arkadan çarpmadım. Yan yana durduğumuz yerde yandan hafif çarptım. Sürtüşme oldu. Dursun diye önüne kırmak istedim. Ancak durmadı hızlandı.ben onu takip etmeye devam ettim. Ancak ben çok hızlı değildim. Çünkü ben o yolları iyi bilirim. Ekmek dağıttığım için devamlı kullandığım güzergahlardır. Benim hızım 70 km geçmemiştir. Ancak Atilla hızlı idi. 100 km civarında hızı olduğunu tahmin ediyorum. Zaten o hızlarda olmasa aracı o refüje çıkmazdı. Çünkü yol orada daralmaktadır. Ben ışıkların oraya yaklaşırken Atilla'nın aracına çarpmadım. Atilla ışığın kırmızı olduğunu görerek yavaşlamadı ve duramadı. Zaten hızlı olduğu için refüje çıkmıştı. Bende aracımı durduramayarak Atilla'nın aracına arkadan çarptım. Ben aracımı durdurarak aracımdan indim. Bu esnada Atilla'nın aracının camını kırdığımı kabul ediyorum. Atilla durmayarak olay yerinden kaçtı. Benden kaçarken telefonla konuşuyormuş camını kırdığım esnada bunu gördüm. Ben ise olay yerinden kaçmadım. Aracımdan inerek Atila'nın aracının altından çocukların çıkarılması için vatandaşlara yardımcı oldum. Ve bir köşede beklemeye başladım. Ancak o sırada olay yeri kalabalıklaştı. Şahıslar bana ve aracıma saldırmaya başladılar. Linç edilmekten korktuğum için olay yerinden daha sonra kaçtım. Belirtilen mesajlara Atila'ya çektiğimi kabul ediyorum. 8 Ekim'den beri benim eşim ortalarda yok. Çocuklarımı da alıp gitmiş. Eşimi kadın sığınma evinden aradım. Ancak bulamadım. Daha önce eşimle Atila'nın mesajlaştığını bildiğim için onla gidebileceğini düşündüm. Ve bu nedenle olay günü tesadüfen birden aracıyla görünce bu konuyla konuşmak istedim. Dursaydı bu olay olmayacaktı. Bu olayda benim kusurum yoktur. Kusur Atilla'dadır. Ancak böyle olmasını kesinlikle istemezdim. Olayla hiç ilgisi olmayan çocuklar ölmüş ve yaralanmıştır. Üzgünüm ve vicdanen rahatsızım. Pişmanım, ben sadece sanık ...'nın aracına o orta refüje çıktıktan sonra duramayarak vurdum, bunun öncesinde sadece araçlarımız yan yana sürtüştü, kırmızı ışık yanıp yanmadığını hatırlamıyorum, sanık ...'nın aracı ile benim aracım arasında başka ... yoktu, sanık ...'nın aracının önünde de başka ... yoktu, olay gününden önceleri ben o trafik lambalarında çocukların durduğunu ve bir şeyler sattığını görmüştüm, ancak olay günü ve öncesinde kaza sırasında çocukların orada olup olmadıklarını görmedim, ben aracımdan indiğimde sanık ... aracı ile ileri geri yaparak aracını kurtarmaya çalışıyordu, bu sırada benim aracım zaten 2-2,5 metre gerideydi, ben sanık ...'nın aracının camına elimle vurdum, sopa veya benzeri başka bir şeyle vurmadım, sanık ...'nın aracının refüjden kurtulması 10 dakika kadar sürdü, sanık ... aracından inmedi, çevredeki insanlar "aracın altında çocuklar var" diye sesleniyordu, sanık ...'nın da bunu duymuş olması gerekir.", şeklinde beyanda bulunduğu, Sanık ...'in istinaf aşamasında alınan savunmasında: "ben bu konuda savunma yapmıştım, o savunmamı aynen tekrar ederim. Benim eşim çocuklarımla beraber evden ayrılmıştı. Eşim daha önce Atilla ile görüştüğünü biliyordum. Atila'nın eşi de bana devamlı mesaj atarak Atilla'nın, eşimle görüştüğünü söylüyordu. Olay günü Atila'nın aracını görünce bu durumu konuşmak için aracını durdurmak istedim ancak Atilla beni görünce aracıyla kaçmaya başladı. Ben de takip edip kendisini durdurmak istedim. Atilla kırmızı ışığı gördüğü halde yavaşlamadı. Benim aracım çok hız yapmaz, benim hızım 70'i geçmemiştir, Atilla'nın hızıysa 100km civarındaydı. Atilla kırmızı ışığı gördüğü halde yavaşlamadı, duramadı.Hızlı olduğu için refüje çıktı. Ben de refüje çıktım ancak Atila'nın aracına çarpmadım. Atila olay yerinden ayrılmak isterken geriye doğru aracını çıkarmak istedi o sırada Atila'nın aracı benim aracıma çarptı. Ben daha önce de bu şekilde ifade vermiştim, zapta yanlış geçmiş. Şu an verdiğim ifadeler doğrudur. Atila refüjden geri geri çıkmak isterken bana çarptı." şeklinde beyanda bulunduğu, Sanık ...'nın ilk derece mahkemesindeki savunmasında: "diğer sanık ... ile aramızda husumet vardır. Nedeni de Cumali'nin eşi ile benim ilişkimizin olduğunu düşünmesidir. Cumali bu konuyla ilgili bana 11/09/2016 tarihinde hakaret ve tehdit içerikli mesajlar atmıştır. Cumali bana 20/10/2016 tarihinde Hacıfettah Mezarlığının orada aracı ile arkadan çarptı. Burası olay yerine yaklaşık 500-750 metre mesafededir. Ancak benim tahminime göre Cumali benim çalıştığım fırından çıkışımdan beri takip etmiş. Ben nereye gidersem Cumali'nin aracıda o yöne yanaşıyordu. Bana Hacıfettah Mezarlığının orada vurduktan sonra Cumali tekrar vuracak şekilde arkamdan süratli halde geldiği için ben biraz hızlandım. Cumali beni takip etmeye devam etti. Paşalı Köprü ışıklarının oraya geldiğimizde ben kırmızı ışık yandığı için fren yaptım. Cumali bana arkadan vurunca orta refüje çıktım. Ben ışıklara geldiğimde frene basarak yavaşlamıştım. Orta refüjde çocuklar varmış. Ben çocukları görmedim. Ben çocuklara çarptıktan sonra aracın içindeyken Cumali benim aracımın yanına gelerek elinde bulunan sopa ile benim aracımın şoför tarafındaki yan camını kırdı. Orada bulunan vatandaşların gelip ... altında çocuklar kaldı demeleri üzerine çocuklara çarptığımı anladım. Vatandaşlar aracı kaldırarak çocukları çıkardılar. Cumali tekrar bana saldıracak düşüncesiyle ben aracımı çalıştırarak olay yerinden kaçtım. Ancak hemen sonra 155 polis imdatı arayarak yerimi söyledim. Gelin beni alın dedim. Orta refüjün üzerinden benim aracımı vatandaşlar yana yani trafiğin olduğu yola indirdiler. Ben inip vatandaşlara yardımcı olmadım. Vatandaşlar benim aracımı orta refüjden yola indirince refüjde kalan çocukları aldılar. İnip yardımcı olmamın nedeni olay yeri çok kalabalıktı. Darp edilirim diye korktuğum için inmedim. Ben kesinlikle Cumali'nin aracına yandan çarpmadım. O benim aracıma arkadan çarpmıştır. Zaten benim aracımdaki bütün hasar aracın arka tarafındadır. Ve refüje vurduğu için ön taraftadır. Aracım arkadan öne doğru eğilmiş vaziyettedir. Benim aracım refüjün üzerine çıkıp durdu, geriden gelirken ben refüjde çocuklar olduğunu farketmedim, olay yerinde trafik lambaları vardır ve kırmızı yanıyordu, ben kırmızı ışıklarda durmuştum, zaten arkamdan Cumali aracıma çarparak geliyordu, peşpeşe idik, ben ışık olduğu için durdum ve o anda da bana çarpmasıyla orta refüje çıktım, ben o yolu devamlı kullanmaktayım, daha önce çocukları o trafik lambalarında durduklarını ve bir şey sattıklarını görmemiştim, ben hep önde geldim, diğer sanık arkamdan geldi, ilk vurduğu yer ile benim durduğum trafik ışıklarının arası yakındı, ortalama 300-400 metre kadardır, bu arada bana kaç kez çarptığını hatırlamıyorum, ilk vurduğunu hatırlıyorum, bir de son lambaların orada vurmasını hatırlıyorum, ilk vurduktan sonra ben korna da çalmaya başladım, ben refüjün üstüne çıkınca düz durdum, devrilmedim, çocuklar altında kalmış, sonradan çevredeki insanların söylemesi ile öğrendim, ben çocukların aracın altında kaldığını daha sonra polisler durdurunca öğrendim, diğer sanık aracımın camını kırınca ben korktuğum için olay yerinden kaçtım, aracımı sürdüm, galiba etraftaki vatandaşlar aracı refüjden biraz itekledi, ben bunun üzerine aracımla oradan ayrıldım, ben trafik ışıklarında durduğum anda önümde bir veya iki araba daha vardı, çocukları durduğum anda da görmedim, ayrıca vatandaşların çocukları aracın altından kurtardıklarını da fark etmedim." şeklinde beyanda bulunduğu, Sanık ...'nın istinaf aşamasında alınan savunmasında: "ben bu konuda savunma yapmıştım, o savunmamı aynen tekrar ederim. Ben fırıncılık yaparım, olay günü yönetimimdeki otomobille çalıştığım fırından çıktım. Yaklaşık 5 dakika sonra sanık ... ben yolda seyrederken arkadan yönetimindeki minibüsle bana çarptı. Ben yola devam ettim, yaklaşık 100 150 metre sonra tekrar bana çarptı. Ben refüje çıktım, ben fren yaptım. Tekrar çarpınca aracım askıda kaldı. Benim hızım yaklaşık 70-80 km civarıydı. Cumaali'nin neden beni takip ettiğini bilmiyorum, benim aracımın camını kırana kadar da Cumaali'nin çarptığını bilmiyordum. Ben refüjde çocukları görmedim, araçlar çocukları görmemi engelliyordu." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. 11. Sanıklara ait güncel adli sicil kayıtları ve nüfus kayıtları Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. 12.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından Hukuki Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına sanık ... yönünden oy çokluğu ile uyulmasına, sanık ... yönünden ise oy birliği ile direnme kararı verildiği, ayrıca sanıkların savunmalarının alındığı belirlenmiştir. IV. GEREKÇE Yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin sanık ... yönünden verdiği kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür. A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden; 1.Sübuta ve Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden; Olay gecesi, aralarında öncesine dayalı husumet bulunan sanıkların trafikte araçları ile seyir halinde iken karşılaştıkları, sanık ...’in sevk ve idaresindeki kapalı kasa kamyonet ile sanık ... idaresindeki otomobili takibe aldığı, takip edildiğinin farkında olan sanık ...’nın hızını arttırmak suretiyle kaçarak seyrine devam ettiği, sanık ...’in ise takip ettiği aracı durdurmak için takip sürecinde önünde seyreden sanık ... idaresindeki araca arkadan çarptığı, aracın durmaması üzerine birkaç kez durdurma girişiminde bulunması sebebiyle her iki aracın zaman zaman birbirine sürttüğü, sanık ...’in idaresindeki aracı sanık ... idaresindeki aracın önüne kırmasına rağmen sanık ...’nın durmayarak hızını arttırmak suretiyle kaçmaya devam ettiği, dosya içerisindeki beyanlardan da anlaşıldığı üzere, her iki ... sürücüsünün trafiği tehlikeye atacak şekilde kural ihlallerinde bulunarak ve meskun mahal hız sınırlarını yaklaşık iki kat aşarak sanık ...'nın beyanına göre 500-750 metre boyunca bu şekilde seyirlerine devam ettikleri, saat 20.45 sıralarında her iki aracın hız sınırının 50 km olduğu meskun mahalde, aydınlatması bulunan, bölünmüş ve bir bölümü 4.4 metre olan cadde üzerinde seyirle yaklaştıkları ışıklı kavşak mahallinde, sanık ...’in idaresindeki aracı ile önünde seyreden sanık ... idaresindeki araca arkadan çarpması sonrasında, sanık ... idaresindeki aracın hızlanarak, dosyada mevcut beyanlardan anlaşıldığı üzere genişliği 70 cm olan orta refüj üzerindeki trafik işaret levhasına ve savrulmaya devam ederek aynı refüjde bulunup kırmızı ışıkta duran araçlara mendil satan 3 çocuğa çarpıp çocuklardan ikisini altına alarak sürüklediği, sanık ...’in de yaklaşık 2 metre geride aracı ile duruşa geçtiği, sanık ...’nın otomobilinin altında kalan çocuklardan birinin çıkartıldığı, aracın altında refüj ile kaldırım arasındaki boşlukta kalan diğer çocuk henüz çıkartılmadan ve çevrede bulunanların aracın altında çocuk bulunduğuna dair uyarılarına rağmen sanık ...’nın idaresindeki ... ile hareket ederek olay yerinden ayrıldığı olayda; olay yerinde kovuşturma aşamasında yapılan keşfe katılan tanığın gösterimi ile yapılan ölçümde, olay yeri yaklaşımında gözle görülen virajın olay yerine 190 metre mesafede olduğu, her iki aracın bu virajdan itibaren olay yerine kadar süratli ve birbirini kovalar şekilde seyrettiğinin tanıklar tarafından gözlemlendiği; sanık ...'nın beyanına göre olay yerinden yaklaşık 500-750 metre önce başlayan takip sırasında her iki ... sürücüsünün meskun mahal şartlarının yaklaşık iki katı bir hızla ve trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde kural ihlallerinde bulunarak uzun bir süre seyirlerine devam ettiği, arkadan seyreden sanık ...’in öndeki aracı durdurmak, önde seyreden sanık ...’nın ise yakalanmamak için oldukça süratli ve trafiği tehlikeye atacak şekilde seyrettikleri sırada, olay yerinden 190 metre gerideki virajdan itibaren kaza yeri kavşakta kırmızı ışık yandığı ve çocukların refüj üzerinde bulundukları görülebilir olmasına rağmen, her iki sanığın aynı şekilde seyirlerine devam edip, mahal şartlarının yaklaşık iki katı olan hızlarını azaltmak adına herhangi bir tedbir almayıp, ... ve yaya trafiğinin oldukça yoğun olduğu mahalde trafik kurallarını ihlal edecek şekilde kaza anına kadar kovalamacaya devam ettikleri, kaza yerine çok yaklaştıklarında ise arkadan seyreden ...’in, önünde seyreden ... idaresindeki aracı durdurmak için arkadan çarpması ile, hızından dolayı duramayan ... idaresindeki aracın önce refüj üzerindeki trafik işaret levhasına, sonra da savrulmaya devam ederek refüj üzerindeki çocuklara çarptığı ve aracının altında çocuklar bulunduğu uyarısına rağmen aracı ile hızlanarak seyrine devam ettiği, trafik düzeninin gerekli kıldığı yükümlülüklere uymayan sanık ...'nin olay yeri kavşakta kırmızı ışık yanmasına, refüjde çocuklar bulunmasına ve kavşaktaki ışık durumu olay yerinden 190 metre mesafe öncesinden itibaren fark edilebilir olmasına rağmen, öngördüğü neticenin gerçekleşmemesi adına süratini azaltmak gibi en ufak bir çaba göstermediği, sanığın öngördüğü muhtemel neticeyi engelleme çabasının ya da neticeyi göze almadığına dair bir davranışının bulunmadığı, bilakis kovalamacaya devam ederek mahal şartlarının yaklaşık iki katı bir hızla kavşağa yaklaşırken ve tüm bu kural ihlallerini gerçekleştirirken muhtemel neticeye kayıtsız kalarak kabullendiğinin anlaşıldığı, bu suretle sanığın eyleminin olası kastla öldürme ve olası kastla yaralama suçlarını oluşturduğu anlaşılmakla; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... ve müdafii, katılanlar vekilleri ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2.Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden; Olayın gerçekleşme şekli ile tarafların kusurlu davranışlarını dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklayan kusur durumuna ilişkin raporlar birbirleriyle uyumlu olup, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı da gözetildiğinde, sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, sanık ... tarafından gerçekleştirildiğinin doğru biçimde belirlendiği, ayrıca Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporlarının, oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşıldığından, sanık ... ve müdafinin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3.Tayin Edilen Ceza Miktarlarına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden; 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ve failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı unsurlarının dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemler bakımından, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanık ... hakkında belirlenen temel ceza miktarlarında bir isabetsizlik bulunmamış olup, sanık ... ve müdafii ile katılanlar vekillerinin buna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 4. Takdiri İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14-521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "...failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, hüküm tarihinden sonra, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hale getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır.5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1 inci maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ancak, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında 7406 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ile yapılan değişiklikten önce de, takdirî indirim nedenlerinin varlığına ya da yokluğuna ilişkin kararların gerekçeli olması gerektiği; zira, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılmasının zorunlu olduğu, takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına veya uygulanmamasına dair gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağı istikrar kazanan yargısal kararlarda vurgulanmıştır. Gerekçe; verilen hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak izah edilmesidir. Kanunî ve yeterli olmayan, dava dosyası içeriğine uymayan bir gerekçeyle karar verilmesi, kararın, kanunî bir gerekçeye dayanmaması nedeniyle hem kanun koyucunun amacına uygun düşmeyecek hem de tarafları tatmin etmeyerek keyfîliğe yol açacaktır. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından sanık ... hakkında, "Hükmolunan cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri sanık lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek" biçimindeki, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun yeterli gerekçelere dayalı olarak takdirî indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılanlar vekillerinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 5.Hafifletici Nedenlerin Uygulanmaması Yönünden; Suç genel teorisinde suça etki eden nedenler, suçun temel şeklini düzenleyen suç tipindeki kanuni unsurların dışında kalan ve ona eklenen özel fiili nedenler veya şahsi nedenlerdir. Bu bağlamda suça etki eden nedenler, doktrinde çeşitli ayrımlara tabi tutulmaktadır: Ağırlatıcı-hafıfletici nedenler, genel-özel nedenler, kanuni-takdiri nedenler, fıili-şahsi nedenler gibi. Suça etki eden nedenlerden cezanın artırılmasını gerektiren nedenler ağırlatıcı nedenler iken; indirilmesini gerektirenler hafifletici nedenlerdir. Dosya kapsamında sanık ... hakkında atılı suçlar yönünden herhangi bir hafifletici nedenin bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin buna ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin sanık ... yönünden verdiği direnme kararının incelenmesinde; Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır. Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılı olarak açıklanan somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; olay gecesi, aralarında öncesine dayalı husumet bulunan sanıkların trafikte araçları ile seyir halinde iken karşılaştıkları, sanık ...’in sevk ve idaresindeki kapalı kasa kamyonet ile sanık ... idaresindeki otomobili takibe aldığı, takip edildiğinin farkında olan sanık ...’nın hızını arttırmak suretiyle kaçarak seyrine devam ettiği, sanık ...’in ise takip ettiği aracı durdurmak için takip sürecinde önünde seyreden sanık ... idaresindeki araca arkadan çarptığı, aracın durmaması üzerine birkaç kez durdurma girişiminde bulunması sebebiyle her iki aracın zaman zaman birbirine sürttüğü, sanık ...’in idaresindeki aracı sanık ... idaresindeki aracın önüne kırmasına rağmen sanık ...’nın durmayarak hızını arttırmak suretiyle kaçmaya devam ettiği, dosya içerisindeki beyanlardan da anlaşıldığı üzere, her iki ... sürücüsünün trafiği tehlikeye atacak şekilde kural ihlallerinde bulunarak ve meskun mahal hız sınırlarını yaklaşık iki kat aşarak sanık ...'nın beyanına göre 500-750 metre boyunca bu şekilde seyirlerine devam ettikleri, saat 20.45 sıralarında her iki aracın hız sınırının 50 km olduğu meskun mahalde, aydınlatması bulunan, bölünmüş ve bir bölümü 4.4 metre olan cadde üzerinde seyirle yaklaştıkları ışıklı kavşak mahallinde, sanık ...’in idaresindeki aracı ile önünde seyreden sanık ... idaresindeki araca arkadan çarpması sonrasında, sanık ... idaresindeki aracın hızlanarak, dosyada mevcut beyanlardan anlaşıldığı üzere genişliği 70 cm olan orta refüj üzerindeki trafik işaret levhasına ve savrulmaya devam ederek aynı refüjde bulunup kırmızı ışıkta duran araçlara mendil satan 3 çocuğa çarpıp çocuklardan ikisini altına alarak sürüklediği, sanık ...’in de yaklaşık 2 metre geride aracı ile duruşa geçtiği, sanık ...’nın otomobilinin altında kalan çocuklardan birinin çıkartıldığı, aracın altında refüj ile kaldırım arasındaki boşlukta kalan diğer çocuk henüz çıkartılmadan ve çevrede bulunanların aracın altında çocuk bulunduğuna dair uyarılarına rağmen sanık ...’nın idaresindeki ... ile hareket ederek olay yerinden ayrıldığı; dosyada mevcut bilirkişi raporlarında yer alan tespitlere göre; çocukların bulunduğu refüjün yüksekliğinin 15 cm, sanık ... idaresindeki otomobilin ön tamponu ile yerden yüksekliğinin ise 19 cm olduğu, tekerlerinin çapı 14 inç olan aracın alt kısmındaki eksoz ve şase bağlantısı, motor karteli ile ön düzen göz önüne alındığında aracın yerden yüksekliğinin 15 cm olduğu, buna göre ve çocuğun yaşı ile fiziki durumu da dikkate alındığında, aracın sol kısmındaki teker kısmı orta refüj üzerinde ve sağ teker kısmı da yol üzerinde iken kasten hareket ettiğinde, altında refüj ile tekerin altındaki boşlukta yatan çocuğa temas etmemesinin mümkün olmadığı; yine olay yerinde kovuşturma aşamasında yapılan keşfe katılan tanığın gösterimi ile yapılan ölçümde, olay yeri yaklaşımında gözle görülen virajın olay yerine 190 metre mesafede olduğu, her iki aracın bu virajdan itibaren olay yerine kadar süratli ve birbirini kovalar şekilde seyrettiğinin tanıklar tarafından gözlemlendiği; sanık ...'nın beyanına göre 500-750 metre önce başlayan takip sırasında her iki ... sürücüsünün meskun mahal şartlarının yaklaşık iki katı bir hızla ve trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde kural ihlallerinde bulunarak uzun bir süre seyirlerine devam ettiği, arkadan seyreden sanık ...’in öndeki aracı durdurmak, önde seyreden sanık ...’nın ise yakalanmamak için oldukça süratli ve trafiği tehlikeye atacak şekilde seyrettikleri sırada, olay yerinden 190 metre gerideki virajdan itibaren kaza yeri kavşakta kırmızı ışık yandığı ve çocukların refüj üzerinde bulundukları görülebilir olmasına rağmen, her iki sanığın aynı şekilde seyirlerine devam edip, mahal şartlarının yaklaşık iki katı olan hızlarını azaltmak adına herhangi bir tedbir almayıp, ... ve yaya trafiğinin oldukça yoğun olduğu mahalde trafik kurallarını ihlal edecek şekilde kaza anına kadar kovalamacaya devam ettikleri, kaza yerine çok yaklaştıklarında ise arkadan seyreden ...’in, önünde seyreden ... idaresindeki aracı durdurmak için arkadan çarpması ile, hızından dolayı duramayan ... idaresindeki aracın önce refüj üzerindeki trafik işaret levhasına, sonra da savrulmaya devam ederek refüj üzerindeki çocuklara çarptığı ve aracının altında çocuklar bulunduğu uyarısına rağmen aracı ile hızlanarak seyrine devam ettiği, trafik düzeninin gerekli kıldığı yükümlülüklere uymayan sanığın, olay yeri kavşakta kırmızı ışık yanmasına, refüjde çocuklar bulunmasına ve kavşaktaki ışık durumu olay yerinden 190 metre mesafe öncesinden itibaren fark edilebilir olmasına rağmen, öngördüğü neticenin gerçekleşmemesi adına süratini azaltmak gibi en ufak bir çaba göstermediği, sanığın öngördüğü muhtemel neticeyi engelleme çabasının ya da neticeyi göze almadığına dair bir davranışının bulunmadığı, bilakis kovalamacaya devam ederek mahal şartlarının yaklaşık iki katı bir hızla kavşağa yaklaşırken ve tüm bu kural ihlallerini gerçekleştirirken muhtemel neticeye kayıtsız kalarak kabullendiğinin anlaşıldığı, bu suretle sanığın eyleminin olası kastla öldürme ve olası kastla yaralama suçlarını oluşturduğu gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde sanık ... hakkında bilinçli taksirle öldürme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 11.06.2021 tarihli ve 2021/507 Esas, 2021/1601 Karar sayılı direnme kararı hukuka aykırı bulunmuş olup, katılanlar vekillerinin temyiz sebepleri yerinde görülmüştür. V. KARAR A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 11.06.2021 tarihli ve 2021/507 Esas, 2021/1601 Karar sayılı kararında sanık ... müdafii, katılanlar vekilleri ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Dairemizin verdiği 14.01.2021 tarihli ve 2020/12492 Esas, 2021/284 Karar sayılı bozma kararında değişiklik yapılmasını gerektiren herhangi bir nedenin bulunmadığı, konunun Yargıtay Ceza Genel Kurulunca sonuca bağlanmasının uygun olacağı anlaşıldığından, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,29.11.2023 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Genel Hükümler

Aşağıda yer alan iki ayrı olaya ilişkin faillerin ceza sorumluluğunun manevi unsur bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir. (I) Tecrübeli bir vinç operatörü olan (V), inşaat sahasında şiddetli rüzgar uyarısına rağmen, “Bu işi yıllardır yapıyorum, rüzgarı hesaba katarak yükü güvenle taşıyabilirim, bir kaza olmayacaktır.” diyerek kendine ve yeteneğine aşırı güven duymuş ve ağır bir beton bloğu kaldırmaya başlamıştır. Ancak ani bir rüzgar sebebiyle bloğun kontrolünü kaybederek yoldan geçen bir yayanın üzerine düşürmüş ve ölümüne neden olmuştur. (II) Bir kimya fabrikasının sahibi olan (S), üretimde kullanılan ve eskiyen bir kazanın yüksek basınç altında patlama riskinin çok yüksek olduğuna dair mühendis raporlarına ve uyarılara sahiptir. Raporlar, patlama durumunda yakın çevredeki işçilerin ölümünün neredeyse kesin olduğunu belirtmektedir. Buna rağmen, büyük bir siparişi yetiştirip yüksek kâr elde etmek amacıyla, “Bir kaza olabilir ama bu riski göze alıyorum, olursa olsun, yeter ki üretim devam etsin.” düşüncesiyle kazanın tam kapasite çalıştırılması talimatını vermiştir. Kazan patlamış ve bir işçi hayatını kaybetmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre, (I) ve (II) numaralı olaylardaki faillerin kusur türleri sırasıyla aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

A) (I) için Bilinçli Taksir - (II) için Olası Kast
B) (I) için Basit Taksir - (II) için Bilinçli Taksir
C) Her ikisi için de Olası Kast
D) Her ikisi için de Bilinçli Taksir
E) (I) için Olası Kast - (II) için Doğrudan Kast

Bu maddeyle ilgili 9 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol